![]() |
Yalnızım Aşk... Yalnızım aşk... İsyan kokan her gecede Nefretimi döktüğüm Her cümle her hecede Hislerimi yitirdiğim Puslu bahçelerde Gölgemi bile kaybetmişim Kahrolası gecelerde Biçareyim ben Yalnızım aşk Hüzünlü bir şarkı İsyan kokan bir çiçeğim Biçareyim ben Yalnızım aşk... Kabir karanlığı sanki Gözlerinim gördüğü her yer Karanlık işlemiş iliklerime Bilmem ki Bu nasıl hayat nasıl kader Gül geç dediler hayata Her şey boş her şey loş Gülemem ki Bende her şey hüzün Bende her şey keder Ben her yerde Biçareyim Yalnızım aşk Ben hüzünlü bir şarkı Ben kapanmaz yarayım aşk Ben biçareyim Ben yalnızım aşk... Enes Aktaş |
Senin Adin Yalnizlik Sevgin tereddütlü senin, Ömrümü gölgeler istemem, Adın yalnızlıkmış senin, Yeni öğrendim, Herkesin kaderi adına benzermiş, Kaderinde adına benzemiş, İstesen de çok geç veremem, Aşkım küflenir sende, Ruhunda yalnızlık şarkısı çalınır. Bir ses gelmez gönül telinden, Bizim için çalmasın, Üryan notalarında isimsiz bir senfoni... bestelerim sayende hep nemli, Hiç kurumaz artık, kuruyamaz... Zamansız geldiğin şarkımda Sesin yakışmaz artık Sakın adımı söyleme... Sözlerini tutmaz aynaların, Küf kokulu bir yalnızlık seninkisi; Ve için acımaz sadece acıtır, Kimseyi istemez benliğin, Çaresizce susar kalbin, Suskunluğu bilirim asaletindendir. Kendini gösterir yine benliğin Kör olmuştur, aydınlığı yoktur Ve rezilliğini ayyuka çıkarırken yalnızlık Bir ayrılık daha yazılır sessiz notalarda... Dağınık zamanların; Toparlanamamış ruhusun sen. Dünün olmadı, bugününde olmayacak, yarının da... Zamanlarımızı birbirine yetiştirmeye çalışsam da, Nafile; vakit farkıyız biz. Ben gündüzle doğarken ömür şarkıma, Sen gece ile gelmeyi şeçmişsin bile... Beklemiyordum; zamansız geldiğin gibi Zamansız gidişini aslında... Gidişinde hazırlık telaşı başlamış, Kaç gün olmuş, kaç gün batmış... Zamansızız henüz dedim ya... Her gece aramızda sessiz bir düet olacak... Aşkta bir olsak da düşlerimiz ayrılacak, Adın artık ağır gelir bana, Gölgende küflenir aşk, Küflü aşklara ayrılık yazılmıştır zaten, Çöpler yine çığlık çığlığa... Ömür melodin çalmadı hiç, Nakarat sadece sende yalnızlık... Hiçbir ayrılık yakışmaz bana ama, Hiçbir şey hak etmez ayrılığı senin kadar. Aşk içtim sayende, dilim yandı, Ayrılığı şimdi üfleyerek içmeli, Yalnızlık sende bir ayrıcalıksa, Küflenen aşkımın şerefine son kez Gözyaşı şarabımdan içelim mi? A.Gülşah Türkyılmaz |
olmayan aşkım, olmayan aldatan kadınım yoksun yine bende yoksun işte, yapayalnızım yine üşüyorum belki de alıştım ama üşümeye.... |
Yalnızlık Karanlıkta sessizliği dinliyorum pür-dikkat Hiç bir ritim bozmuyor sükutun musikisini Ruhumu esir eden eziyet artıyor kat kat Kesiyor neşeye dair seslerin nefesini Sanki bir ben varım bu gurbet diyarı dünyada Renksiz fikirlerin tesiriyle hüzne gark oldum İrkildim bir an bu kabusa dönüşen rüyada Yalnızlık vahşetinden dolayı sararıp soldum Mustafa Yıldırım |
Seni Seviyorum Yanlızlık Seni Seviyorum Yanlızlık bundan böyle benim yarim seni aldattığım yalnızlığım yalnızlık değil senin gibi ardına kadar bana vefalı hiç aldatmıyor beni hiç kandırmıyor hiç yalnız bırakmıyor onsuz olamıyorum kopamıyorum da bağrındaki abone mekanımdan dikiliyorum çuvaldız iğnesiyle bir elbise yalnızlıktan giyiyorum kat kat üstüme terliyorum yalnızlığın içinde öyle bir ter ki sanki saunadan çıkmış gibi üşüyorum dardır mekanım, sınırlı çevrem mayın tarlası bir türlü aşıp ta çıkamıyorum yalnızlık kor alev içimde yalnızlık kat kat elbise üstümde yalnızlık alnımda ter, süzülür akar yanaklarımdan yalnızlık ufka yola çıkan bir gemi limanımdan yalnızlık bir kaygı damarlarımdaki akan kanda yalnızlık baharlara hasret bir ağaç çiçekleri açmak için bekleyip de -kör sabahlarda açamayan yalnızlık gözlerimde nem yalnızlık kör topal gelen bir kurşun yalnızlık vururda üşütür yalnızlık soğuk bir serpinti verir döşüme yalnızlık acı yalnızlık özlem yalnızlık yavan ekmek gibi bir şey yalnızlık çok ***** bir kelime yalnızlık kanser yalnızlık dilim dilim ustura gibi adamın kalbini keser yalnızlık tatsız, tuzsuz yalnızlık işte böyle bir şey yalnızlık sen yalnızlık aşkımız yalnızlık ben oy yalnızlık vicdansız sen vicdansız yanlızlığımsın |
YaLnIzLıK olurya |
YaLnIzLıK olurya yanlız kalırsın, olurda bir gün kimsen olmazsa umudunu yitirdiğini anlarsın ya.. hani herşeyin bittiği an vardır... ümit eder beklersin... bir gelsinde bana yanlızlığımı... gidersin diye.. o zamanda kimse olmaz ya.... yanında kimse kalmamıştır. can bu dersin... elbet ki ben yanlız kamıyacağım dersin.. neden diye soracak olursan ki.... yanlızlık ALLAH'a mahsuzdur. onun içinde bir ışık yanar... sevinirsin umut edersin... olur yaa o anda... biri geliverir yanına... sen üzülme der... neden mi.. sen yanlız değilsin ki... FAZLI ÖZCAN |
BEN VE YALNIZLIĞIM Yalnızlıgımla basbasayım yine Hayaller ve anılarla Yasamımı hatırlayıp Agladıgım yalnızlıgımlayım Sadece duygularımı paylasan Kader var yanımda Yalnizliga düşmüş bir kuş gibi Çaresiz kanadı kırık Yinede yılmadan ama gözyaşlarına yenilerek... Terkedilip bırakılan bir güvercin gibi Anılarımla ve kaderımle paylaşıyorum herşeyi... Çaresizligimiumarsızlıgımı Yalnız bırakılan fakat yılmayan Kimseye muhtaç olmayan Ama aglayan... Bir dag yamacına oturmuş Geceyi ve gündüzü düşünüyorum sadece... Sadece içimi yakan ateş gibi Kıvılcımlanıp yasadıgım acı günleri yakmak istiyorum... Yakmak istiyorum ki Kül olup ortadan kalksınlar diye Beni sadece yalnızlıgımla bıraksınlar diye Düşünüyorum..... Seni düşünüyorum yinede Yılmadan bıkmadan Damladamla dökülen yagmurlar gibi İşte yine yanaklarım ıslandı Yine aynı şey oluyor Ne zaman seni düşünsem Hep aynı şey oluyor bana Ama sen beni hiç sevmedin ki Beni yalnızlıgımla başbaşa bıraktın Şimdi kuş olup uçmak isterdim Bulutlarin üzerinde Asagıya bakmak isterdim Seni görürüm diye Sevgimin bitmedigini Sana göstermek için Sensizligin acı yüzünü Sevmenin şevkatsizligini Göz yaşlarımın bile ezildigini Sana göstermek için ... |
Yalnızlığın hangi tarafındayım bilinmez... En çok da yabancıyım kendime.Saklandıkça yaşadığım yalanlardan... Gözümü her açtığımda hissettiğim korku; avuçlarıma damlayan bir hayal kırıklığı, bir acı oldu... Nasıl yürüdüm, ne zaman geldim ben bu yalnızlığa?... Daha kapıyı bile çalmamıştım, ne çabuk açtın... Müsadenle yüreğimi aramaya geldim, kendi kimliğimde yitirdiğim yalnızlığımda... Doğuştan mı yalnızım, yoksa yalnızlığım da mı doğdum? Ne zaman geldim unuttuğum bu zaman kavramından, bu bomboş kalabalıklardan sıyrılıp... Beni buraya getiren hayallerim, umutlarım, göz yaşlarım, hayal kırıklıklarım ve yıkımlarım....biliyorsun... Eğer gelmeseydim kalacaktım enkazın altında. Kusura bakma rahatsız ettim seni yalnızlığım. Eğer yalnız değilsen ben gideyim...Ama ben ne zaman gelsem sen yalnızsın...Yok hayır biliyorum, uzun zamandır buradayım. Her gitmek istediğimde senden, aslında hiç gidemediğimi anladım sana dönüşlerimde... Sanki bir kördüğüm oldun boğazıma düğümlenen... Madem geldim anlatayım izninle... Bir hayal kapısında doğdum.Yalan insanların adına sevgi dedikleri ve iki dudak arasında tükettikleri yaşamda buldum kendimi... Neye uğradığımı anlamamıştım daha. Taptım, inandım, güvendim sadece iki dudak arasında dökülen cümlelere, harcanan yüreğimin eridiğini göre göre. Göz göre göre... Aslında gözüm kör olmuştu, kulağım duyardı sadece. Bense yüreğimde yanan ateşin kor olmasını seyrettim ve kendi küllerimden yeniden doğmaya çalıştıkça, bir tokat daha yedim yalan hayattan. Öleceğimi bile bile, göre göre, göz göre göre, kör olduğumu bile bile... Şimdi anlıyorum, çok iyi anlıyorum, ama neye yarar; kör olmuş gözlerim, yüreğimi arar olmuşum yalnızlığımda... Ve yine ve şimdi yüreğimde yanan ateşin adına hayal koydum. Çünkü sevgi sadece dudaklardaki cümlelerde yaşanan yalan olmuş... Ne umut, ne sevgi cümlelerde anlam bulamazdı yüreğimdeki kadar... Ama su gibi akan zaman, bir nehir oldu şimdi gözlerimde, gittikçe uçuruma akan. Her geçen gün yaşadığım yaşanmamışlıkları, yalanları tokat gibi vursan da yinede yanındayım yalnızlığım, Yüreğimdeki Mavi için... Umutlarımı aramaya geldim, hayallerimi, yüreğimi aramaya geldim... Nasıl yürüdüm ne zaman geldim ben bu yalnızlığa...? |
Evde bir sessizlik hâkim. Odalar karanlık. Herkes derin uykularda. Annem, babam ve diğerleri... Saatin tik tak sesini duyurum Gecenin hangi mahrem saatindeyim Bilmiyorum… Penceredeyim. Bir sigara yakıyorum. Bir nefes çekiyorum. Yüreğimde ki hazanı dağıtmak istercesine Savuruyorum Gökyüzüne Ciğerlerime gidip gelen dumanı... Tüm ihtişamı ile ay Ben buradayım diyor… Yıldızlarda ona eşlik ediyor. Canımı yakıyorlar. Hatırlatıyorlar bana… Sensizliğimi… Yalnızlığımı… Bir ses duymak istiyor kulaklarım İçimdeki yarayı dağlayacak… Ama hani nerde Sokak köpekleri, Mart kedileri, Her zaman esen rüzgâr. O bile esmez olmuş bu gece. Baş başa bırakmışlar beni… Sensizliğimle… Yalnızlığımla… Gözlerim Köşedeki sokak lambasına takılıyor… Var ile yok arasında Aydınlatmaya çalışıyor geceyi… Ve seni bekliyor oda ben gibi Işık tutuyor bekleyişlerime Yaren oluyor sensizliğime… Yoldaş oluyor yalnızlığıma… Karanlığın içinden bir ses duyuluyor Bir yüz beliriyor hayalet misali… Git yat… Gelmem. Bekleme boşuna gelmem diyor… Yüreğime dolan acı Gözüme yaş olmadan Kapatıyorum pencereyi Sessizlik rahatsız olmasın diye usul usul… Yatarken ışığı bile yakmıyorum Karanlık bana gücenmesin diye… Yatağım ve yorganım. Her gece olduğu gibi beni bekliyorlar. Yanlarına varınca Önce hoş geldin diyorlar Sonra sitem ediyorlar Niye geç geldin diye… Sarıyorlar sımsıkı sensiz bedenimi. Avutmak istiyorlar Senden doğan yalnızlığımı… Unutturmak istiyorlar Seni, Sensizliğimi Yalnızlığımı... Salih Korkmaz |
| Saat: 10:03 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık