![]() |
Yağmalanmış bir şehir gibi sessizliğe bürünecek anıların...Karakışın koynunda kuruyacak baharın...İsminle başlayan tüm şiirlerim yanacak bir bir...Koynunda ihanetinin akrepleri kol gezecek...Ve sen uykularda kaçıncı rüyanı görürken ben toprakta çürürken yine sana ağlar olacağım.... Kanatları parçalanmış bir serce düşecek avuçlarına...Bensiz geçen günlerinde gözyaşların karışacak nehirlere....Gözyaşların bile fayda etmeyecek Cehennemin ateşine...Gece olup ıssızlığına büründüğünde beni arayacaksın....Tavan arasında sana gülümseyen yıldızları anlatan bu adamı arayacaksın...Duvarlara bakıp bakıp gözlerimi bulamayacaksın...Denizlerin dalga dalga acıyı taşıyacak sahillerine.... Ben senin uğruna canımı vermişken sen benim ismimi unutacaksın belki de....Sensiz yaşayamam derken bile bana inanmamıştın.Hangi yitik mevsimlerde acar artık baharların.....Hangi güneşte kurur ihanetinle dökülen gözyaşların.....Tüm şiirlerim yanacak ihanetinde...Beni düşünürken bir gece aklına düşecek sana yazdığım şiirlerin satırları.....Ağır gelecek yokluklumum.....Yıllanmış şaraplar kesmeyecek sarhoşluğunu.....Bir Maltepe paketi daha bitecek durgunluğunda....Arayacaksın beni sokak basında....Bulamayacaksın artık..... Sorgusuz sualsiz beni sırtımdan bıçaklığın anlar gözlerine düşecek perde perde....Güneşli sabahlarda ihanetin gölgelerinde üşüyeceksin...Üşüyen ellerini ısıtacak bir el arayacaksın....Kaldırımlarda gezerken düştüğünde seni kaldıracak bir adam bulamayacaksın....Kursuna dizdiğin düşlerimi arayacaksın perdesiz anılarında....Baharın koynunda karakışı yaşayacaksın.....Günden güne bir tomurcuk gibi kuruyacaksın...Ve ağlarken gözyaşlarını silecek bu adamı arayacaksın...Ama bulamayacaksın artık.... Firari sevdalarda adın unutulacak.Martılara anlattığım gözlerin bir bir kaybolacak...Gökyüzünde gülüşlerini çizdiğim yıldızlar sönecek....İntihar kokan çiçeklerin eriyecek avuçlarında....Öldürdüğün bu adamın vicdanı çıkacak sokak başında.....Ve günden güne solarken yeniden yeşermek için bir dal arayacaksın...Ama bulamayacaksın artık... Ben gözlerine ölmüşüm..Mezarıma adımı bile yazmadılar..Gelirde onu da silersin diye. ömer faruk sancaklı |
Ne kadar yaşasam sen, ne kadar ölsem sen! Ne kadar yaşasam sen, ne kadar ölsem sen! Ne kadar yaşasam sen, ne kadar ölsem sen! Bir gün seni düşünerek son nefesimi verdiğimde, bunu bir üstünde dolaşan bulutlar bir de ayağını bastığın toprak bilecek. Bir tek onlar anlayacak halimden, bir tek onlar bilecek kadri kıymetimi, bir tek onlar dostluk edecek bana uzun uykularımda... Hiç iyileşemeyecek kalp yaralarımla sarıldığım bembeyaz kefenim, benim acılarım için sargı bezi olurken, ağrılarıma merhem olacak toprağın ve nefessiz kalan bedenime can verecek gökyüzün hep birden şahitlik yapacaklar seni ne kadar çok sevdiğime. Gökyüzü kuşları dolaştıracak, toprak çiçekler bitirecek üzerimizde. Kuşların ve çiçeklerin şarkılarıyla hasretim dile gelecek nice ömürler boyunca. Eğer bir gün gzinirken güzel yüzünle sokaklarda, gelir de tatlı bir rüzgar, dünyanı en tatlı güzel gözlerine, dünyanın en tatlı yanaklarına bir öpücük kondurursa bil ki bendendir. Sana hasret gitmiş dudaklarımın hüzünlü özlem şarkılarına dayanamamış bulutların ve toprağın ricasına gelmiş bir rüzgardan en riyasız, en içten, en yanlız ve en ölümlü öpücüğüdür o. Dünyanın tüm aşıklarından neşet etmiş ne kadar öpücük varsa, işte o zaman derin bir ah ederler halime. Tüm aşıklar mezarlarından bir titreme sarsılır, tüm kavuşmuş sevenler mutluluklarına pişman olup, en içten dualarla yakarırlar rablerine. Tüm mutluluklarını bağışlamak isterler; senin o güzel dudaklarının bir öpüşüne. Ne çare ki, bedbaht ömrümün son sayfası da karalanmış, acıların alfabesiyle doldurulmuş ömür defterim mahşere kadar açılmamak üzere kapanmıştır. Lakin kapanmadan giden, sana bakmaya doyamadan giden gözlerim, mezarda da olsa hep seni gözler... İmkansızlığını bile bile bir meleğin elinden tutup gelip, son bir sözünü söylemeni beklemem ne kadar beyhude olsa da, bilsen ne büyük bir hasrettir ki, ölümlü bedenimi son uykusuna bir türlü bırakmaz. Nice geceler gördüm, nice sabahlar; lakin toprağın karanlık bağrında gecemi gündüzümü ayırt edemeden seni beklerken bir bakarsın, sen ellerinde boynu bükük iki çiçekle gelirsin. Adım sanım unutulsun diye ismimi bile yazdırmadığım mezar taşımı öpüp toprağımı okşar, bulutumu gözlersin. İki damla gözyaşı döküp beni ne kadar çok sevdiğini söylersin. Uzun uzun anlatırsın bana; mahçup ve kaçamak bakan gözlerimizle bakarak güç bela can verebildiğimiz üç beş kelimeyi konuşurken ne kadar mutlu olduğunu. Söylediğin her sözün sonunda bağıra bağıra seni seviyorum demek istediğini söylersin. Gelip nefessiz kalana kadar öpmek istediğini. Ve ben de seslenirim sana aşağıdan: Tıpkı benim gibi... Ah sevgilim. Gelip geçen ömre kurban edilmiş nice büyük bir sevgiydi bizimkisi. Zorlu dağların zirvelerinde binlerce kilometrelik beyazlığın ortasında açıveren kardelen gibiydi. Ya da milyonlarca kilometrekarelik bir çölün ortasındaki minik bir vaha. Ne karları eritebilirdik, ne de çölü yeşile çevirebilirdik. Olsun. Her şey için meteşekkirim sana, yaratıcının içime gizlediği şifreyi bulduran sevgine, hiç öpemediğim yüzünü, hiç tutamadığım ellerine. Seninle iki yabancı gibi geçen günlerin güzelliğine. Bil ki, şimdi üzerimde uçan bulutlar, altımda uzanmış toprak ve alfabemden sana sunduğum harfler yokluğunu aratmıyor bana. Çünkü neyim varsa, sensin. Neye baksam sensin, neye dokunsam sen. Ne kadar yaşasam sen, ne kadar ölsem sen. Sen kalbim. Sen yaşamım. Sen ölümüm. Sen dünya. Sen ben. Adem Özbay |
http://img2.blogcu.com/images/h/a/z/hazannuma/askini_helal_et.jpg ey sevdiğim aşkını helal et... boğazımda kalmasın şiirlerim hakkını helal et... Rüzgara borcum kalmasın... cümlelerimin arasında kaldığın için seni sözle anlatabildiğim için hakkını helal et... hiç dokunmadığım ellerini öpme hayalinde bulunduğum için bana hakkını hellal et... rüzgarı kıskandığım için,sadece saçlarını o okşadığından kıskançlığımdan rüzgar gibi olmayı düşlediğim için hakkını helal et... yanındakine kin beslediğim için beni affet... gözlerinin yeşilini en yeşil diye sevdiğim için oysaki hiç görmediğim o güzel gözlerine yeşili yakıştırdığım için bana hakkını helal et... dillerindeki şarkının öznesini kendımce ben yaptığım için yüreğine zorla ben düşürdüğüm için hakkını hellal et sana siyahları giydirdiğimden saçına da siyah gülü iliştirdiğim için hakkını hellal et... hüznü sana mesken tuttuğum için beni affet... seni görmeden sana aşık olduğum için aşkını bana helal et... |
http://img2.blogcu.com/images/p/a/p/papatyavekardelen/1219047811ll.jpg Yoklugunda ne atesleri hasretimle yaktim da, Bir seni yakamadim beni yaktigin gibi. cölde su, mah****a gün, oructa ekmek gibi bekledim seni. Sense araya korkular koydun, Yasaklar koydun, Bitmez tükenmez engeller koydun. simdi nerdesin diye sakin sorma. Sen cagirdin da ben gelmedim mi? Sen varken darilmazdim ciceksiz baharlara, Yagmurlu havalara, bu kasvetli aksamlara. Sen varken; Bakip iclenmezdim tren istasyonlarina, Otobüs duraklarina... Sen varken ayrilanlara aglamazdim... Yikilmazdim biten sevdalarin ardindan, Gidenlere küsmezdim, Kalanlara acimazdim... Sen varken böyle üsümezdim,titremezdim. Masumdum, cocuklar gibi. Böyle delirmezdim,küfretmezdim... Hele ölmeyi hic düsünmezdim. simdi soruyorum sana: Adi sevdaysa bu cehennemin, Sen yaktin da ben yanmadim mi? Biliyorsun; Bütün acilarina yesil isik yaktim olmadi. Bütün korkularina arka ciktim olmadi. Daglara merdiven dayadim olmadi. Haziranda kar oldum yagdim avuclarina olmadi. Sevdim olmadi,yandim olmadi,taptim olmadi. Artik benden pes! Bu askin biletini istedigin gibi kes! Nasilsa gidiyorsun. Biliyorum, git... Ama ardinda; Aglayan bir cift göz, Paramparca bir yürek, Ve yikilmis bir dag görmek istemiyosan; cek silahini,daya sirtima, Titrersem namerdim... Sen vurdun da ben ölmedim mi? |
Ya da bu kadar yandıkça Sevmemeliydim .. ''Şimdi sen yoksunları,sensiz naparımları,seni özlüyorumları cümlelerimden çıkardım.Bunları zaten birçok kez söylediğim için ezberledin ezberlettim artık .. bilmek yetmiyor Anlaman gerek beni ..! Söylenenler basit geliyor,dinlemek anlamsızlaşıyor,hatta sıkıcı buluyorsun sevgimi AMA seni sıkan sevgiM beni yakıyor!!! Dışarısı ayazmış,karmış hissetmiyorum. Sana uzaktan bakmak öyle acı ki Soğuk nedir unuttum durmadan ,sönmeden YaNıYoRuM.. Seni böyle sevmek ,çok ağır bir yük .Karşılığını alamayacağımı bildiğim halde neyime güvenip seni böyle çok sevdiğimi bilmiyorum. Bildiğim bir şey yok yavaş yavaş kayboluyorum... Artık senLe anLamlı olan gülüşlerim yok Ve yine senle kurduğum düşlerim de... Şimdi içine hapsolduğum gözyaşlarımLa gidiyorum,bitiyorum,öLüYoRuM...... |
Ben gözlerine ölmüşüm. Yağmalanmış bir şehir gibi sessizliğe bürünecek anıların...Karakışın koynunda kuruyacak baharın...İsminle başlayan tüm şiirlerim yanacak bir bir...Koynunda ihanetinin akrepleri kol gezecek...Ve sen uykularda kaçıncı rüyanı görürken ben toprakta çürürken yine sana ağlar olacağım.... Kanatları parçalanmış bir serce düşecek avuçlarına...Bensiz geçen günlerinde gözyaşların karışacak nehirlere....Gözyaşların bile fayda etmeyecek Cehennemin ateşine...Gece olup ıssızlığına büründüğünde beni arayacaksın....Tavan arasında sana gülümseyen yıldızları anlatan bu adamı arayacaksın...Duvarlara bakıp bakıp gözlerimi bulamayacaksın...Denizlerin dalga dalga acıyı taşıyacak sahillerine.... Ben senin uğruna canımı vermişken sen benim ismimi unutacaksın belki de....Sensiz yaşayamam derken bile bana inanmamıştın.Hangi yitik mevsimlerde acar artık baharların.....Hangi güneşte kurur ihanetinle dökülen gözyaşların.....Tüm şiirlerim yanacak ihanetinde...Beni düşünürken bir gece aklına düşecek sana yazdığım şiirlerin satırları.....Ağır gelecek yokluklumum.....Yıllanmış şaraplar kesmeyecek sarhoşluğunu.....Bir Maltepe paketi daha bitecek durgunluğunda....Arayacaksın beni sokak basında....Bulamayacaksın artık..... Sorgusuz sualsiz beni sırtımdan bıçaklığın anlar gözlerine düşecek perde perde....Güneşli sabahlarda ihanetin gölgelerinde üşüyeceksin...Üşüyen ellerini ısıtacak bir el arayacaksın....Kaldırımlarda gezerken düştüğünde seni kaldıracak bir adam bulamayacaksın....Kursuna dizdiğin düşlerimi arayacaksın perdesiz anılarında....Baharın koynunda karakışı yaşayacaksın.....Günden güne bir tomurcuk gibi kuruyacaksın...Ve ağlarken gözyaşlarını silecek bu adamı arayacaksın...Ama bulamayacaksın artık.... Firari sevdalarda adın unutulacak.Martılara anlattığım gözlerin bir bir kaybolacak...Gökyüzünde gülüşlerini çizdiğim yıldızlar sönecek....İntihar kokan çiçeklerin eriyecek avuçlarında....Öldürdüğün bu adamın vicdanı çıkacak sokak başında.....Ve günden güne solarken yeniden yeşermek için bir dal arayacaksın...Ama bulamayacaksın artık... Ben gözlerine ölmüşüm..Mezarıma adımı bile yazmadılar..Gelirde onu da silersin diye. ömer faruk sancaklı |
Yaşayan Ölü Bir ölü gelecek evine yarın Gözlerinde yarım kalmış arzular Dalıp hayaline hatıraların Duracak kapında sabaha kadar Duyunca kapının çalındığını Korkulu gözlerle dışarı bakma Bütün odaların yak ışığını Bir benim kaldığım odayı yakma. Siyahlar giyin de pencereye çık Aç kapıyı korkma yabancı değil Bir ölü ki yaşıyor, gözleri açık Ölüm seni sevmekten acı değil Aradı bu ölü hayatı sende Öldü artık, sevsen de sevmesen de Ümit Yaşar Oğuzcan |
SERSERİ YÜREĞİM dolaşıyorum şimdi elimde küflenmiş anılarımla serseri ve yorgun bedenimle kaldırımlarda yok olmuş benliğimle boştu tüm sokaklar ne geçen bir yolcu nede bir sokak kedisi vardı nede sesin vardı gölgen vardı bu yok olmuş şehirde yerini sessiz çığlıklar haykırışlar aldı istemiyorum artık savurup attım aşkı sevgiyi yok içimde ne duygu nede aşk ne sevgi pas tutu kalbim bıktı artık bu serseri tüm yaşamdan hayattan içimde kaldı yazdıklarım senle beraber mezarda kaldı üstünde şimdi topraklar var hayat bir oyundur oynamasını bilene alıntıdır |
Ölüm Ölüm uzatır sevdanın kollarını Gündüz demez, gece demez, Dur durak bilmez. Çevirir dört bir yanımı Okyanuslar içinde, minnacık bir ada gibiyim. İstemez yüzümün güldüğünü, İstemez yüreğimin sevdiğini, Bırakmaz yakamı, Ölüm,ölüm,ölüm...... Yaşamak kadar sana da yakınım Ölüm. Hoşlanırsın saçlarımı beyazlatmaktan. Hoşlanırsın gencecik yüzümü, Çizgilere boğmaktan, Hoşlanırsın zıpkın gibi yüreğime saplanmaktan. Avuçlarının içindeyim biliyorsun, Ölüm, ölüm, ölüm...... Yaşamak kadar sana da yakınım ölüm. Derelerde akar, çaylarda akar. Deniz dalgasını, hoyratça yutar. Üç beş günlük dünyam başıma çöker. Aklımdasın, yanımdasın, gölgem gibisin. Ölüm, ölüm, ölüm...... Yaşamak kadar sanada yakınım ÖLÜM! |
Ölmek dünyada unutulup gitmekmiş, Ölmek bir kefen giymekmiş, Ölmek o soğuk o korkunç ve o kara toprağa girmekmiş, Ölmek, taş olmakmış, toprak olmakmış.. Peki ölümle burun buruna yaşamak neymiş kim biliyor? Sevgisini aşkını yaşayamamaktır ölümle yaşamak, "Şu tarihte şunu yapalım" a sessiz kalmaktır ölümle yaşamak, Yarına plan yapamamaktır ölümle yaşamak.. ...ve bu masal sürer gider.. BT |
| Saat: 03:20 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık