![]() |
Acı Kuru soğanı kırdı Acı Gözleri yaşardı Kırdı dizini oturdu Kuru kuru ağladı Celal Vardar |
Yalnızım Yalnız... Bir yaz daha geçti âh yârsız Bir bahar daha geçti aşksız Ben kimseye derdimi anlatamadım Ben var ya ben herkesten daha çok yalnız... Oy gülüm, sevdiğim dikensiz gülüm... Hasreti yazdım, sildim, yazdım yine de olmadı... Çözemedim, çözülmedi içimde ki kördüğüm... Beni ancak 'aşk öldürebilir' beni ancak 'aşk vurabilir' Suskunum... yorgunum... vurgunum... Ben sensiz yaşayan bir ölüyüm... Sen benim yerime gül sevdiğim Ben senden sonra hep ağlıyorum Gökyüzünden sana gülümsüyorum Tülay Sustam |
DÜN GECE Dün gece çok üşüdüm,yine kimsesiz ve yine sensiz yalnızlığa isyan ettim,bir başıma ve çaresiz nereye kadar sürer bu yalnızlık nereye varır bu karanlık gecelerin sonu kadersizliğin böylesi çaresizliğin bu denlisi oysa ne güzeldi çocukluğumda herşey herşey ne kadar masum ve temizdi bilseydim bu kadar acımasız olacağını asla büyümezdim... .............................. Murat Teselli |
Yalnız Yanlızlık paylaşılmaz Paylaşılırsa yanlızlık olmaz Yanar sobasında Yalnız'ın üşüyen bakışları Lambasında karanlığa dönük Bir ışık titrek sönük sönük Penceresi dışına kapanmıştır Kapısı içine örtük Bir sözde saklanmış bir yalanı Bir gözde okuduğundan Bakmaz kendi gözlerine bile Özdemir Asaf |
Hangi gecede unuttun kendini Sana kaç kez son verdim bilir misin, Geceleri yatarken. Ve kim bilir kaç kez yeniden başladım Gün doğumuyla erkenden... İlk sigarada zihnimdeydin Ciğerdeydin duman duman Kadeh kadeh ellerimde Düşlerimdeydin her akşam Hangi şarkının nakaratında dilleniyorsun? Kim yordu seni,hangi dizde dinleniyorsun? Yine yüzünde bir yağmur Bu kaçıncı sağanak? Hayalimde daha güzeldin Ne vardı karşıma çıkacak... Hangi badireden çıktın böyle? Bitmiş-tükenmişsin Bu ne hal? şu karşımdaki yitik, Dağılmış suret sen misin? Nasıl bir yanlışla bunca zaman kalbini avuttun? Söyle sevdiğim, kendini hangi gecede unuttun? alıntı http://img101.imageshack.us/img101/9341/blumen407zh1.gif |
sensizlikle flört etmeyi sen değil sensizlik bilir sesi ses/sensizliği sensizlik bilir korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tuk! çok ağrımış kendinin, siyah ve ayaz kendinin hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver... * bak, palandöken dağlarında karlar erimiş teknelerde kol kola bahar sulara inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver bir gül ver söküldüğüm günler için -ve önce kendinin ellerinden tut!- * kendimin ellerinden tutunca içimden nehirler gibi akmak geliyor yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor geberesiye içip salaş meyhanelerde buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor tutunca kendimin ellerinden pusulasız gemilerde yatmak yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden ömrümün içinden akmak geliyor... * sessizlik sensizliği ezbere bilir sensizlik her şeyi bilir... korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tut! sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin ellerinden; bak, yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver avuttuğum düşler için bana bir gül ver bir gül pusulazıs gemiler, sökülmüş günler için... * ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım sen kendinin ellerinden tut ve kendine benim ------------------------------------------------------------- *Dıngılava: Diyarbakır'da bir havuz adı. Yılmaz Odabaşı |
Yalnız Attığın adımlar kısalır, Düşünceler kısırlaşır, Hayaller ufalıp, Zaman darlaşır, Uykuların bölünür bir çığlıkla, Dayanmak zor olur başkalarına, Sadece o vardır, Yalnızlığında. Hasan Akkar |
ßugün yine yalnızım..yalnızlıkların bilemeyeceği kadar bir yalnızlık.. nefes alsam sesimi duyuyorum..nefes alamamaklar oluyor sesim... nefeslerken bile, gözlerimde SEN varsın.. gözlerimin sokaklarındaki SEN... çıkamıyorsun benden..gözlerimle soluduğum sesimden... bilmeliydim küçük harflerle "ben" yazılmasını, ve "sen" yazılmasını... UNUTMA...gözlerimdeki çıkmaz sokaklardasın.. sokaklar sesim..SEN ise, NEFESİM Alıntıdır |
Yalnız Bir taş üstüne oturup dağlara baktım. Üzerine güneş vurmuş dağların. Nedense birden, bakıp bakıp dağlara, türkü söylemek geldi içimden. Ama ne bir dost var yanımda dinleyecek, ne bir yolcu, ne bir düşman. Hem pek acıklı olur benim türküm, böyle bir ağlayıp bir güldüğüm zaman. İbrahim Abdülkadir Meriçboyu |
YOKLUKTA BİR SEN BİR DE BEN bak... geldim... yine! sensiz, rahat, mutlu... ben buyum! kayaların üzerine çıktım, koştum sana... bulutlar önüme serilmiş, bulutlar yol, çağırıyorlar, adım atsam ölürüm, atmasam dayanamıyorum! yürüdüm... coştum sana! sen! kim olduğunu bilmediğim, bilmeden dilediğim, ne çoktun yokluğunda, çoktun bana! karanlıkta uzanıp tutamadığım yıldızlar, parmak uçlarımı yakarken, yüreğime adını yazdılar, gecenin cazibesiyle bir olup, sen belki de ateştin bana... yakma... sen sisli bir günde, özlenen güneş kadar uzaktın dağlara... ben, ben adını koyamamışlığımın içinde, ötelerde bir yerde, ne istedim bilmiyorum ama... düş senken, sen benken, ben düşken... ben buyum! sen; yoksun galiba... ama sana bir sır vereyim mi? ben bunu seviyorum... kayaların üzerine çıktım, koştum sana... bulutlar önüme serilmiş, bulutlar yol, çağırıyorlar, adım atsam ölürüm, atmasam dayanamıyorum! ama düş işte! dağların zirvesinde bulutlarla bir oluyor adımlarım... ve ben seni aradığımı sanıyorum o sonsuzlukta... oysa, aradığım sadece huzur... sana bir sır daha vereyim mi? aldanma mısralara, ben yazmayı seviyorum...düşlerim kanatlı melek, ben uçmayı seviyorum... özgürlüğümün içinde, kimseyi istemiyorum... .................................. Alıntıdır |
Sevdiğimiz eşyayı, dostları yada sevgiliyi. Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün... Çünkü yitirilene alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir. Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken... Hep korkmaz miyiz? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı? Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?; endişesi.. Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi? Hep yerine başka başka hüzünlere, mutluluklara bırakmadı mi? Gene ayni korkular, ayni endişeler... Peki sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için ? Biliyor musunuz? Dökülen göz yaşları sadece kendimiz için.. O değere sahipken de, yitirdiğimizde de.. Çünkü bizi asil korkutan YALNIZLIK.. İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak.. Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sım-sıkıca sarılmak, o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek.. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki? Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için. Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz.. Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz. Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli, doğrularımız her zaman tek doğrudur. Ya yanımızda ki insan ? Onun egosu ? Arzuları, özlemleri veya usandıkları... Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız? Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki? Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz ? Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz. Sonuç YALNIZLIK . Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri, paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar. O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz. Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi? Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku?? Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır. Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen... Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki... Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır. Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur. Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın. Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin. Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar. Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü AYRILANLAR HALA SEVGILI.. |
SENSİZLİK Biliyorum konusacak birseyimiz kalmadi, paylasacak hic bir seyimiz yok. Yine de yüregimden gücümün yettigi yere kadar sana sesleniyorum, seninle konusuyorum... Bugün sana olan kirginligimi rafa kaldirdim, sevgimi aldim avuclarimin arasina, ona siginiyorum... Cümlelerimi kisalttim, kelimelerim buruk, gülüslerim istenmeyen dudaklarimda... Bir ihtimal gelisine sigindigimi farkettiysem de, engel olamadim gurursuz ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hos tutmak istiyorum, imkansiz olan her rüyaya inanasim geliyor... Bir cocuk gibi isteklerimi bastiramiyorum... calmayan telefonuma elim gidiyor, sana halen bende oldugunu israrla yazmaya calisiyorum... Bende olan seni, hic kirmadim, degistirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasil oldugunu, gülüp gülmedigini anlamsiz bir sikintiyla merak ediyorum... icimdeki güzelligine inanip inanmamani artik umursamiyorum! Üsüyorum, bu üsüme yalnizligimdan geliyor ve sariyor her tarafimi... Tutunabilecegim hicbir güzellik yok, hatirlamaktan usanmayacagim anilarim disinda... isinabilmek icin onlara sariliyorum... Anlamsiz ve cevapsiz sorular hihzirca siritiyor, ben görmemeye calisiyorum... Düsler uzak gibi görünüyordu ama yakindi... Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini ac desem kapatacaksin ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldim ama bakmadim falima... Gözlerimi gelislere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemis itiraf etti sonunda... Düsüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam degil... Gelseydin, kendimi unutup sana kosacaktim, susturacaktim icimdeki isyani, kavgalarin ortasinda bir günes gibi dogup isitacaktim yüregini, sevincten aglayacaktim bu defa, mutluyken hemen sarhos olmusum gibi, dokunacaktim, sarilacaktim. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de hic niyetin yoktu aslinda... Kendimi kandirdigimi anladigimda agliyordum... Eskiden kimi sarkilarin ne kadar anlamli oldugunu düsünürken, simdi ayriligin ardindan calinan her sarki umutsuzlugumu ve sevgimi anlatiyormus gibi geliyor... Sevdigim ne cok sarki varmis, bunu senin gidisin gösterdi bana... Her sarkida sen varsin, her yerde, her gördügüm insanda, denizde, gecede, uykumda... Nasil beceriyorsun her yerde olabilmeyi... Bu bir marifetse eger, neden benim yanimda degilsin ki? Gözyaslarim asilligini yitiriyor ve yenik düsüyorum sevdana... Gittin! Belki de hic gelmemistin ben, geldigini sandim... Ayak uyduramadim yorgunluguna... Dudaklarina düslerindeki öpüsü konduramadim... Kimi zaman bir cocuk oldum gülüslerinde simaran, kimi zaman bir kadin; dokunuslarinda kendini bulan... Ama! En cok da imkânsizin oldum... Her gelisimde bir kez daha gönderdigin oldum... inanamadigin, Yenemedigin, üzerinden atlayamadigin korkularin oldum... Agladigin, bagirdigin ya da sustugun isyanin oldum, sessizce bosalan gözyaslarin, birikmisligin oldum... Yüregindeki kadin ben olmak isterken yüregine siginan ve tozlanacak olan bir ani oldum... Haketmediklerin, artik yeter dediklerin ve herseyin olmak isterken belki de hicbir seyin oldum... Söylesene ben gercekten senin neyin oldum? Sesin hep uzaklari cagiriyordu, ben üstüme alindim, sana geldim... Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenisi sahiplenir miydim? simdi bir mevsimlik ask kaldi avuclarimda sadece bir mevsim yasanan ama bir ömür gibi gelen ask... Kalbime henüz söyleyemedim gittigini, ögrenirse onun da aci cekmesinden korkuyorum... Seni halen benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum... Gittin! Sevdamin yokluguna alisabilirim belki ama sesinin uzak yollarin sonunda olmasi acitiyor icimi... Suskunlugun en büyük silahindi, suskunlugunla vurdun beni asil aci olan, canimi acitan unutulmak... Söylesene unutulmak kime yakisiyor? Unutan sen olsan da sana bile yakismiyor ... Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor... Görüyorsun iste, ask'a ve sana ihanet etmiyorum benim kirginligim ask'a... Sen üstüne alindin... .....................Alıntıdır |
Sana Ulaşmak Bir gün bir yangın yerinde buldum ben bu aşkı Belki Umudum vardı yalanlamak için aşk yok diyenleri Umudum vardı Diyebilmek ne güzel; bir umutsuz için ne manalı. Belki birgün bir yangın yeri daha bulabileceğim yine bir yangın yerinde bulduğum bu sevdadan kurtulmak için Ömer Seydi Ekinci |
SOL YANIMA APANSIZ GİREN SANCILARhttp://img235.imageshack.us/img235/9159/atilaresim210caeo1.jpg Önce sen gittin sonra kararan bulutlar içinde kuşlar Akşamdı ve gün perdelerini çekmemişti daha Taze çiçekler seriliydi tezgahlarda söz verilmiş sevdalar taşıyordu vapurlar Bulutları, ağaçları ve denizi bırakıp ardında vedasız gittin Sararan yapraklarıyla adını öğrendiğim bu hazan mevsiminin akşamıydı gidişinin tek tanığı Oysa güneşli günler içinde mutlu sonları olan yarım sevdaların yaşanmadığı çocukluğumdan kalma kırk geceden bin bir geceye uzayan masallar vardı aklımda Sevdaya özlemli bin yıllık yalnızlığımdan sonra büyülü bir akşam zamanı suyun yaprağa dokunuşu kadar dayanılmaz mutsuz biten bir destan olur gidişinle yaşanan Hüzünlü ve yalnızlık dolu bakışlarım gözpınarlarını açmaya hazırlanırken Avuçlarımda sıcaklığın azaldı önce kulaklarımdan sesin, yanağımda busen Bir cenazeyi kaldırır gibi, sonra yüreğimden sen gittin Şimdi hayallerim ve düşlerimdir sana dair yarım kalan ve güneşin karanlığa mahkum olduğu saatlerde sol yanıma apansız giren sancılar Rüzgar, unutulmuş bir matem havasını bırakırken kaldırımlara çocukluğum ve delikanlılık günlerimdir dipsiz kuyularda kaybolan Hüzünlü ve yalnızlık dolu bakışlarım yağmurlanırken bir ince sızı olursun yüreğimden akan Atila IŞIK |
yalnızlık ölümden beterdir ama ben yine de yalnız bir ölümü tercih ederim |
Aşksız, Meşksiz.. Aşksız, meşksiz ve sevgisiz Yaşıyorum Yüklenmişim bedenimi Taşıyorum Lakin hayret! Bütün olan, bitene Aşksız, meşksiz ve sevgisiz Nasıl olur? Ve ben nasıl yaşıyorum? Aşksız, meşksiz ve sevgisiz... Şaşıyorum! . Hünkar Dağlı |
http://img112.imageshack.us/img112/2915/mavisevdalarmeraketmedl5.jpg Adına dilimin dönmediği bir kokuyu bırakıp gittin Yüreğimin duvarlarına Astığım görünmez bir resimdin oysa Ancak bir efkar masasında gösterdiğim Gel diyeceğim Cesaretim yok yeniden seni yaşamaya Hasretin yaşamak gibi canlı Ve heyecanlı maceraların ümidiyle Gözlerin gibi değişiyor düşüncelerim Karşılığı az olan bir sevmeydi benimki Yalnızca varlığının verdiği bir aydınlık duyguydu Yağmur yağdığında kirpiklerinin ıslanması Güneşte gözlerinin kısılmasıydı Veya yanağına kondurabildiğim küçük bir öpücük Bir ömürlük anıların başlamasıydı Nereye baksam senden kalan bir şeyler var Öylesine candan sarılmadan ayrılsan da Verdiğin sözlerin hepsini tutmadığını biliyordum Yetiyor mu bana kalanlar Yaşamın her haline güzel bir şeyler eklemek gerek Ayrılıklarda anıların Vuslatlarda an neyse onun tadını çıkarmak Gözleri Dudakları Saçları Resmetmek Bestelemek Şarkılar söylemek Kim aklımda en uzun kaldıysa Odur sevdaya en yakın dönemeç Hızımı kesen Sen Adına dilimin dönmediği bir kokuyu bırakıp gittin Oğuzkan Bölükbaşı |
Acılar Denizi Ben acılar denizinde boğulmuum İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse Yılların içimde bıraktıklarını... Ümit Yaşar Oğuzcan |
gül uykusu -aşk için... güneşi kuruttum balkonda sabah damladı yastık ucuna uyandık yaşıyoruz düş boyu kiraz buğusu cebimde sardunya bir de ayrılık uyanış sesini içtim göz ucuyla göz ucum yanık eşiğimde yağmur damlası gelişin mum bakışlı masal bir şarkısın gölgesi hicran ya da bir iç çekiş ne gerçek ne hayal payıma güz düştü son göçünde kırlangıç ama sen kal dil artığı kül söz orucunda şişe yalnızlığı şarap sızıyor ömrüm kırık uzanış dal eğdim toprağına gül ucuyla gül ucum yanık Ferhat Gülsün |
Yalnız içimdeki kara yel savurdu beni, yalnızlığın kol gezdiği sisli limanlara savruldum ve her seferinde ağladım yalnızlığımla başbaşa pusulasını yitirmiş yüreğimi kime açayım yelkenleri kırık ruhumu kiminle onarayım kara yel vardı hep, içimde bir yerlerde savrulmaktı, "yaşamak" dediğim... yalnızlığın kol gezdiği sisli limanlara savruldum ve ağladım yalnızlığımla başbaşa biliyordum, sen ulaşılmaz bir uzaklıktaydın; bense, çok uzak bir yalnızlıkta Ozan Aydın |
YALNIZLIKLAR MEZARLIĞI bugün duygularım karmaşık ve saplanık haldeyim hayatın endam mızrabında bitkin ve yorgun bedenim hasretler iniyor içime yalın çıkmaz bir sokağa toplanıyor bütün kederim bir bir kırılıyor aynalar hıçkırıkla ağlayan sesimle acılar kangren eylemiş beni yüreğime yet-miş yetmiş mevsiminde ardı ardına patlayan azı çıbanların acısı an gibi hala dilimde erimemiş yalnızlık doğduğumda yazılmış alnıma içine hüzünlerin en alası kazınmış bir an olsun kurtaramıyorum kendimi ne yana kaçsam hep önüme düşüyor tebessümle bakamıyorum akamıyorum yarınıma dayanamıyorum gayrı her şafağın alaca koynunda ve ağır gün kolunda gideceğim habersiz ve sessizce kimseler farkıma bile varmadan kalabalık istanbul nüfusunda kaybolacağım kefen sarmayı mecburi giyeceğim çaresiz kimsesiz kifayetsiz biçimde YALNIZLIKLAR MEZARLIĞINDA adı ibrahim diye BİTECEĞİM...... İbrahim Çelebi |
yanımdayken yalnızlığım…… ben, seninle içiyorum…… bilmiyor kimse…. ara bir sokağında kentin silinmiş duvar yazılarına bakıyor masam dökülmüş kireç aralıklarında devrim…… aralıklarımda sen……….. seninle, direndim ben….. bilmiyor kimse…. döndüğünde bile yüzünü….seninle geç kalmış evrimlere döktüm kavgamı sessiz kaldım sensiz kaldım dilim marşlardayken silinmedi izin…sustum…. sustum da direndim… kimse bilmiyor….. ben seni sevdim…. 03/03/2007 ege altun |
Soğuktur Koynu Yalnızlığın….. eğilmiş gövdesinden ağaç; fırtınalar yasta… selam durmuş ormanlar.. soluksuz, dönende gün….geceye… anlamak…hani var ya… anlamak…. sessizce yaşamakmış…. yormadan….. ve insanmış yorulmak… dokunmak istersin, hayata… pencerelerde, tütün şavkları vardır.. solursun derinden…dumanı.. aslında… sana dokunmaktadır hayat ve soğuktur koynu yalnızlığın yetmez düşlerin dostluğu kıvrılırsın, çaresizce geceye… yorgun bedenin..kırgındır.. tek bir ağaç kalmıştır.. gövdesinden meyveli… ve başlamıştır..tüketme günleri… 17/07/2006 ege altun |
<<< Hoşgeldin YaLNızlığım >>> Merhaba dost yaLNızlığım; Hoşgeldin, sefalar getirdin gönül evime. Buyur geç her zamanki yerine, sana yüreğimin sıcaklığını almış bir fincan kahve ikram edeyim. İçine şeker yerine dostluğumu, süt yerine sohbetimi koyayım . Neler gördük seninle, neler yaşadık yalnızlığım! İhanet hırkasını sırtına geçirmiş ne "dost" yüzleri tanıdık. Bilmedik, bilemedik yalnızlığım, bunu bize öğretmediler. Duygu simsarlarının elinde, saf duygularımızın, üç-beş kuruşa satıldığına şahit olmadık mı? Yüreğimizden her vuruluşumuzda, her kanayışımızda, insana duyduğumuz sevgiye sarılmadık mı? Dönüp dönüpte yaramızı kendimiz sarmadık mı? İnsanların ikinci yüzlerini sonradan öğrenedik mi, acıyla, hüzünle.. Ahh yalnızlığım! Bilmedik bilemedik bize bunu öğretmediler. Yüzümüze vuran yalancı bir güneşe açmadık mı gönlümüzün tüm çiçeklerini. Oysa bilemedik yalnızlığım, her yalancı baharın ardından, zemheri bir ayazın geleceğini. Kaç kere vurulduk, kaç kere ayaza vurduk, üşüdük, titredik, ne boralara ne fırtınalara verdik yüreğimizi. Kanadık, incindik bin acı sözle,. Bilmedik, bilemedik.. Bunları bize öğretmediler yalnızlığım Bunca şeye rağmen gönlümüzdeki filizleri hep canlı tuttuk, saldık köklerini filizlerimizin toprak anaya,. belki şu an zayıf ve cılız ama direniyor. Biliyorum bir gün o da güçlenecek.. Tıpkı yüreğimizdeki küçük, masum kız gibi, gözleri ufukta, hep ileriye ve umuda yürüyecek. |
http://img20.imageshack.us/img20/9302/59916142sambeachgreyscauq6.jpg ilkbahar bastırdı ondan mıdır bilmiyorum, uyanıyorum gecenin en anlamsız vakitlerinde. yaşamak ve yaşamamak noktasında, geç kalmış bir mukayeseye takılıyor aklım. tıkanıp kalıyor kalbim aniden. ayakkabılarımı kendim bağlayabildiğimden beri, yenilgilerin hüznünü heceledim hep. önce sevmeyi unuttum, sonra sevilmeyi. ama hiç unutmadım, yüreğimin tavsiye ettiği yalnızlığımı. Alıntıdır |
http://img150.imageshack.us/img150/8791/anladim2ut2.jpg Çok aşığın var diyorlar, Yalan de yeter bana. Bir sevda sözü fısılda, Hazırım inanmaya. Gönül hırsızı diyorlar, İnkar et yeter bana. Gözlerindeki cevaba, Korkuyorum bakmaya. Geceler uzun ve yalnız, Yoksun sabaha kadar. Düşümde bile günahkarsın, Bunu kim hayra yorar. Ardımdan deli diyorlar, Belki de yalan değil. Yanımda bile uzaksın, Nasıl dayansın Gönül. Çok ahlar aldı diyorlar, İnkar et yeter bana. Gözlerindeki cevaba, Korkuyorum bakmaya. Çok aşığın var diyorlar... Çok aşığın var diyorlar , hem de çok, bir ben eksikmişim. Sayısını bile bilemediğinden, sadece çok kelimesi yetiyormuş. Aşkının ölçüsü olmadığı gibi aşıklarının da sayısı belli değil. Yine de bilirim ki o kadar çokluğun içinde bana ayıracak bir gülümsemen bile yoktur. Payıma o bile düşmezmiş. Yalan de, aslında sevmedim onları de, ben bir tek seni sevdim de, oyalandım onlarla de, inan ki bu yeter bana, inanmayacak olsam da, inanmayacak olsan da, bu bana yeter. Sanki hiç mi yalan söylemedin yüzüme bakarak, yaşadıklarımız birbirimizi kandırmacadan başka nedir? Bir yalanın günahını çekmek sana koymaz, sırtımızda taşıdığımız o ahlaksız günahların yanında. Bir sevda sözü fısılda , usulca yaklaş yüzüme, ellerinle kapatarak kulağımı, sadece senin ve benim duyabileceğim kadar, yazın denizden esen meltemin çağrısı kadar gönlümü okşayan yumuşaklıkta, kalkmaya hazırlanan bir geminin siren sesi kadar heyecan uyandıran, okumayı sökmeye çalışan öğrencinin yaptığı gibi tane tane ve anlaşılır, ılgıt ılgıt esen yellerin alıp götüremeyeceği kadar ketum bir sevda sözü fısılda kulaklarıma. Haydi durma, neden bu nazın, korkma hazırım inanmaya söyleyeceğin her şeye. Nelere inanmadım ki... Bir sahte sevgiyi bile esirgeme, mecburum inanmaya, bak bana itiraz edecek halim mi var hiç? Gönül hırsızı diyorlar , suçluyorlar, iftira ediyorlar. Sen hiç bir zaman, hiç bir şey çalmadın ki. Ne gönlümü çaldın, ne de sana adanan boşa geçecek zamanımı, ne de benden bir parça. Hırsız olamazsın, sen doyumsuz değilsin, hele gönülden yana asla. Şimdi, yoksa başkalarından mı medet umuyorsun? Böylesine isterik tavırlarının ardında yatan, elde etme ve yok etme hırsı mı? Sen böyle değildin inkar et , yalan de, ben gönlünün hırsızıyım sadece de, gönlümde senin sevdandan başka sevdalara yer yok de, bu yeter bana , söyle... Yoksa ben mi yanılıyorum, gerçekten mi sevdin onları beni bile bu kadar sevmemişken, bana bile bu kadar katlanmamışken... Gözlerindeki cevaba , dudaklarındaki kıpırdamaya, ellerindeki titremeye, nefes alışverişindeki hızlanmaya hazırım. Hazırım kırılıp dökülmeye, yanıp yok olmaya. Ama korkuyorum bakmaya, anlık bile olsa da. Başımı kaldırıp seninle göz göze gelmeye, tüm ****netimi kaybedip ağlamaya ve sana sarılmaya korkuyorum. Bilirim gözlerine bakınca, inanırım, sanki bir ışık çakar ve nutkum tutulur o an, ne dersen de farketmez, düşünemem, inanırım, kanarım. Yok, bu kez bakmayacağım, rahat ol sarılmayacağım da ama ne olur cevabını söyle ve git.. Senin kadar dayanıklı olamayacağım için git.. Geceler uzun ve yalnız , sensiz, çaresiz. Zaten kaç gece yanınmda kaldın ki. Kaç gece ruhumu okşayıp güzel sözler söyledin ki. Kaç gece kadehime ortak olup içime soğukluk estiren bir buz parçası oldun ki. Bir kaç yorgun ve uykusuz günlerinde eşlik ettin ama hemen güneşle birlikte uykuya daldın ve sabah erkenden çekip gittin. Ben ise yanında yalnızdım, yanı başımda olmana rağmen çoğu gece.. Aslında yoksun sabaha kadar, tek başıma ama yanıbaşındayım. Paylaşmadan geçen geceler... Düşümde bile günahkarsın, günahına ortağım. Ben sana rüyalarımda bile alet oluyorum. Çıldırtan düşlerimden bile atamıyorum. Sen hep beni ateşe yapmaya yemin mi ettin. Kaç kere tövbemi bozdun düşlerimde, kaç kere yemin ettim bu gecemi ve düşümü paylaşmayacağım diye, kaç kere uyandım tam ortasında günahın, kaç sevap işledim ödeşmek için... Ama bunu kim hayra yorar, hangi tabirin affına sığdırabilirim. Cehennem ortakları bile olacağız böyle giderse. Sevdadan yandığım yetmiyormuş gibi, bir de orada yanacağım, sırf senin yüzünden, her zaman ki gibi.. Ardımdan deli diyorlar, beni bilenler, duyanlar ve görenler. Bilmem ne haldeyim ki bana yakıştırıyorlar. Bak şimdi sen, bunu da bana yakıştırmazsın. Bunu bile bana lütuf sayarsın. Övülmekten geçtim, yermeye bile katlanamazsın beni. Doğru ya senin için deli olmam bile bir hırs sebebi. Kim bilir belki de, kırmamdan korkarsın sarıp çevrelediğin zincirlerimi. Öyle ya deli kuvveti gelir de kollarıma ve dilime, sana zarar veririm. Belki de yalan değil ha, ne dersin. Belki de hakikaten deliyimdir, zır deliyimdir. Aşkından Ferhat olamadım, Mecnun olamadım ama kaderde deli olmak varmış. Delirmek de varmış... Yanımda bile uzaksın, bari git de alışıyayım sahici kimsesizliklere, alışağım güneşsiz günlerin karanlığına, akşamına, ıssızlığına. Ve dinleneyim, yorgunum karşında emrine hazır beklemekten. Ama zor, bilirim bana çok zor bu. Nasıl dayansın gönül buna? Bu acınası halime. Laf kâr etmez etmez, kesmez gönlümü, sen de bilirsin bir sana dayanamaz. Çok ahlar aldı diyorlar, inkar et, yeter bana Gözlerindeki cevaba, korkuyorum bakmaya Evet, korkuyorum sana son kez bile olsa bakmaya... |
Sana koşuyorum bir vapurun içinden Ölmemek, delirmemek için... Yaşamak; bütün adetlerden uzak Yaşamak... Hayır değil, değil sıcak: Dudaklarının hatırası; Değil saçlarının kokusu Hiçbiri değil. Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde Ben onsuz edemem. Eli elimin içinde olmalı, Gözlerine bakmalıyım, Sesini işitmeliyim. Beraber yemek yemeliyiz. Ara sıra gülmeliyiz. Yapamam, onsuz edemem. Bana su, bana ekmek, bana zehir; Bana tad, bana uyku Gibi gelen çirkin kızım, Sensiz edemem! Sait Faik |
Anlayamadım Aczim ile geldim kapina bir tebessüm bulurum ümidiyle. Suçlu halimle geldim yanina, belki ellerimden tutarsin diye Siyah gözlerin hâlâ bir mûamma, sirrini çözerim korkusunda Sana olmasaydim böyle âmâ, elbet atardim pabucunu dama. Anlayamadim yalnizligi, seninle yasamada oldugu gibi. Kavrayamadim bahtsizligi, ve bende ki sanssizligi Ahmet Arslan |
Yalnız Adam Bir işgal ülkesine Girdim bu şiir ile Öfke ile yuğrulan Kurşun gibi bir dille Tak tak tak yürüyorum Sessizliği bozarak Yüreğimde dinamit Elimde kalemim ile Başım dimdik alnım ak Fermanım ki boynumda Adım müslüman olmak Ruhumla bedenimle Ayak iken baş oldu Baş olunca ayaklar Kardeşler düşman oldu Kendi kardeşleriyle... Arif Altunbaş |
Acilar vardir, bir de caresizliklerNe zaman basladiysa benim oykumYuruduk, kimbilir kac yil beraberBir yanimda ask, bir yanimda olumDurup durup kirlendim yasadikcaAskti beni yikayan, Aritan suDunyami saran bir uctan bir ucaHep o bir gun sevememek korkusuBen kalbimi o taslarda biledimButun pisliklerini yeryuzununKazidim hancerimle yeniledimSon dakikasinda bile omrumunBen Tanridan baska bir sey istememHer sevgiye acik olsun pencerem Ümit Yaşar Oğuzcan |
Yalnızlıklarıma Kaçışım Sen yoktun ya artık, gidecektim yalnızlıklarıma, Kavgaları, savrulmaları kadehlerime eş ederek, Gidecektim işte senden, dönmeyecektim bir daha, Yüreğime; Sigaramdan bir duman alışı uzak olsanda... Ağır küskün gökyüzü bana ağlıyordu, Bana ceza, bana azap veriyordu bebeğim, Ama ben gidecektim işte, acılara, azaplara, Çekip gidecektim inatla yalnızlıklarıma... Hüznü seviyordum, onsuz hiç olmadımki, Barışmadım ben; hiçbir zaman içimdeki benle, Kavgalıydım, savaş alanlarındaki kadar acımasız, Kaçmalıydım, içimdeki benden yalnızlıklarıma... Şafaklara kadar süren kavgalar senle değildiki, İçimdeki o; kavga ettiğim benle, yüreğimleydi, Hüznümü severken, dövüştüğüm kendimleydi, Kaçtım; kendimden, senden kaçtım; YALNIZLIKLARIMA... Bayram Karaali |
YalnızlıklarYeşertiyorum Gecenin karanlığı tünerken saçlarıma Boyası yitik bir ressamın fırçası gibi Ayaklarım yorgunluğumu çiziyor kaldırımlara. Hıçkırarak bulutlar ağlıyor Islanıyor saçlarımdaki karanlık Sığınıyorum bir durak saçağı dibine Titreyen parmaklarım yüzümde geziniyor Sanki kanunun hüzünlü tellerinde... Küf kokulu gecelere Şiirler yazıyor yüreğim Bir çay tadında hayallerimi içiyorum Koyu karanlıkta damla damla mısralarım düşüyor Gem vuruyorum duygularıma ağlamamak için Sevgimi mumyalayıp gömüyorum El deymemiş yalnızlıklar yeşertiyorum Yüreğimin en saf yerinde... alıntıdır... |
Kirpiklerim DEĞİYOR Yalnızlığıma Geceleri ruhum sancıyor Kirpiklerim değiyor Yalnızlığıma... Geceler sessiz Geceler sensiz Geceler uzunca Ne sıcak Bir sevgili kolu Boynumda Ne de saçlarımda Bir okşayış... Geceler sessiz Geceler sensiz Geceler uzunca Geceleri ruhum sancıyor Kirpiklerim değiyor Yalnızlığıma... Geceleri dolunaya Sensiz karanlıklara Tutunuyorum Deniz kokuyor Sen kokuyor yıldızlar... Geceler sessiz Geceler sensiz Geceler uzunca Geceleri ruhum sancıyor Kirpiklerim değiyor Yalnızlığıma... Yüksel Yenicecaglar |
gün geceye bakıyor gecenin gözleri karanlık karanlık yükseliyor rüzgarlara içinden rüzgarlar geçiyor güneşin güneşin kardeşi soluk bir bahar nedir hayat?... bir elmayı koklarken duyulan sevinç ya da bir salkım kirazın takılması uçurtmalara aç pencereni ve bak istersen her yanda aşk ve kanaryalar. Metin Güven |
Çölde bir yolcu gibi yalnızlıgım içimde Kavrulup gidiyorum. Pervasız serçe gibi her ganimet pesinde Savrulup gidiyorum. Bir kıs günesi gibi bulutlar esiri, Görünüp gidiyorum Ne belli bir yerim var, ne de sevdigim biri, Sürünüp gidiyorum. Cahit Sıtkı Tarancı |
Yüreğimi aç , kapıları arala , Uçurumlarda yürütme beni. Çalınmış özlemlerin yası, Atılan kurşunlardan değil , Acılardan, tâ içlerdeki acılardan. Acıları kurşuna dizseydim , Ölürler miydi? Yoksa yüreğimi sakat mı bırakılardı ? Doğar mıydı özlemlerle yeniden ? Vursaydım yüreğinden sevdanın , Ölür müydü ölümüne ? Yavuz Bayram Çalışkan |
Ayakları kumda bırakmadan iz Yanıma gelirdi hep gecelerdi; Sanki bir lahitten kalkar ve sessiz, Uzak bir maziye dönüp giderdi. Bir avuç ışıktı incecik yüzü; Gözleri geceler gibi derindi; İçine başımın her an düştüğü Avuçları sudan da serindi. Geçerken dün yoldan ruhumu saran Bir gölge halinde ve ağır ağır: Tanıdım, o yadı hoş zamanlardan Seven ve yaşayan bir hatıradır.. Ahmet Muhip Dranas |
beni en çok ellerimden tut ve n'olur ayırma gözlerinden bahar alaşımlı yapışkan bir yalnızlık bendeki zifiri bir çay gibi akşamdan kalan köpüğün sudaki dansı saçların ki dokundukça el yakan uçsuz ormanlar.. uçsuz ormanlar bucaksız tüneller.. bucaksız tüneller ayağımda alımlı bir çelme iliklerime kaçıyor hep bir yanım nasıl anlatsam kaçtıkça düşüyorum tebessüm akaraktan ağzım arsız bir tebessüm. gece üç: yalnızlık saat üç. üç gece. gece yalnızlık. saat gece. gece üç. üç yalnızlık. yalnızlık. ÜÇ SAAT. saat ve yalnızlık. bir aşkı doğaçlıyorum karşında tıka basa yalnızlık doluyor paçacılar alışılmadık kasımlar yaşıyorum. Gör ki bu halimle belki pejmürdeyim ama sanma ki unuttum gözlerini gözlerim mi? hala gözlerinin heveslisi. illet gibi gözlerin içimin uçarı çocuğu unutmadım seni. beni en çok ellerimden tut ve n'olur ayırma gözlerinden deniz alaşımlı aklımın sahili gözlerin. Cahit Efgan |
Canım... Biricik aşkım... Sensiz yaşadığım bir gün bile bana azabın en şiddetlisini yaşatırken, bir ömür sensiz nasıl yaşarım ki!... Hangi doktor, hangi reçete yüreğimdeki acıyı dindirebilir ki?... Hangi derya, hangi okyanus söndürebilir ki yüreğimdeki yangını?... Sensiz geçen o bir güne dahi lanet ederken ya şimdi ne yapayım? ... Sensiz ne günüm gün ne gecem gece!... Hiç bir şeyin tadı yok eskisi gibi!... Sensizliğe alışamadım, alışamıyorum da... Hep aklımdasın; hep gönlümdesin... Ben yaşadıkça da bende varolmaya devam edeceksin... Ama söyle be gülüm!... Yalnızlığa niçin mahküm ettin beni?! YALNIZLIĞA NİÇİN MAHKÜM ETTİN BENİ |
ARTIK SENSİZİM GİDİYORSUN YA... KARA BULUTLARI KATMIŞ ARDINA ACILARI YÜKLENMİŞ SIRTINA DÖRT NALA GELİYOR YANLIZLIĞIM. GİDİYORSUN YA.. NEKADARDA MUTLU ÇARESİZLİKLER YÜREĞİMİN GERGEFİNDEN CIMBIZLARLA ÇEKİYOR NAKIŞ NAKIŞ UMUTLARI GİDİYORSUN YA... RENKLERİNİ SİLİYOR TUVALİM KARASI BANA GECELERİN CEFASI BANA ELDE KALAN TEK RESİM GÖZLERİNİ SEYREDECEĞİM GİDİYORSUN YA... GİYOTİNE GİDİYOR PAYLAŞMALARIM BUGÜNÜMDE, YARINLARIMDA GİDİYOR GİDİYOR DÜŞMÜŞ PEŞİNE UMUTLARIM GİDİYORSUN... DALGALARINDA BOĞULDUĞUM DENİZİM GİDİYORSUN... BUNDAN BÖYLE ZAMANLARA SENSİZİM. Nevin Kurular |
http://img133.imageshack.us/img133/155/yineyoksunzu9.jpg Yorgunum Vede Çok Doluyum Birşeyleri İçime Atmaktan Bıktım Pekte Başka Şansım Yok Farkındayım Aklımdasın.. Hayallerimdesin.. Konuşmadım Gözlerimle Kalbine Yalvardım , Anlamadın Haklısın Benden Beklenmez Ama Yaptım Sen Benim Evleneceğim Kadınsın Tatlım Susma Ne Olur Birşeyler Olsun Yıllardır Ben Susuyorum Artık Yeter Ama Yanlış Zaman Yine Susucam Ve Akışına Bırakıcam.. Yeni Bir Gün Doğuyor Yine Yoksun Yanımda Zavallı Gönlüm Anladı Mahkumum Yalnızlığa... |
Korka korka değil usul usul değil Elim yüreğimde çarpa çarpa geldim Aç kapıyı bak ne diyeceğim Bir senin ellerinden bir senin gözlerinden Dişlerinden dudaklarından Nergisler ocak ayında açtı Kendimden bahsetmeyeceğim Yediveren güllerden duvarlardan sarkan güllerden Çocuklardan sabah erken okula giderlerken Atlardan bahsedeceğim Kan ter içinde atlardan Aç kapıyı bak ne diyeceğim Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım oynuyorlar Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum penceremin dibinde açacak Ekinleri dolu vurmadı çekirge gelmedi kurak olmadı Yorgunum demiyeceğim bir evimiz olsa demiyeceğim Yüreğim daralıyor demiyeceğim Bir baksan gözlerime başını çevirmeyeceksin Yürüyüp gitmeyeceksin elini çekmeyeceksin Bir baksan gözlerime Dağda yakılmış ateşler göreceksin Aç kapıyı kim geldi bak Bak nasıl havalandı güvercin Açmam diyemezsin artık Aç. Berin Taşan |
YalnızlıklarYeşertiyorum Gecenin karanlığı tünerken saçlarıma Boyası yitik bir ressamın fırçası gibi Ayaklarım yorgunluğumu çiziyor kaldırımlara. Hıçkırarak bulutlar ağlıyor Islanıyor saçlarımdaki karanlık Sığınıyorum bir durak saçağı dibine Titreyen parmaklarım yüzümde geziniyor Sanki kanunun hüzünlü tellerinde... Küf kokulu gecelere Şiirler yazıyor yüreğim Bir çay tadında hayallerimi içiyorum Koyu karanlıkta damla damla mısralarım düşüyor Gem vuruyorum duygularıma ağlamamak için Sevgimi mumyalayıp gömüyorum El deymemiş yalnızlıklar yeşertiyorum Yüreğimin en saf yerinde... Celal Topo |
Yalnızım Yalnız... Bir yaz daha geçti âh yârsız Bir bahar daha geçti aşksız Ben kimseye derdimi anlatamadım Ben var ya ben herkesten daha çok yalnız... Oy gülüm, sevdiğim dikensiz gülüm... Hasreti yazdım, sildim, yazdım yine de olmadı... Çözemedim, çözülmedi içimde ki kördüğüm... Beni ancak 'aşk öldürebilir' beni ancak 'aşk vurabilir' Suskunum... yorgunum... vurgunum... Ben sensiz yaşayan bir ölüyüm... Sen benim yerime gül sevdiğim Ben senden sonra hep ağlıyorum Gökyüzünden sana gülümsüyorum Tülay Sustam |
Şimdilik yetiyor Telefon açtığımda "alo." deyişini, sesinde ki sevinci ve değişimi, seni uzaktan sevebilme ihtimalini, bilmek. bana şimdilik yetiyor. Geceleri düşündüğünü, hüzünlenip, ismimi tekrarladığını, heceleyip, kalbini sardığımı, kelepçeleyip, bilmek. bana şimdilik yetiyor. Ağlayan gözlerinden damla damla, titrek sesinden hasret hasret, özleyen mektuplarında çağlayan, olmak. bana şimdilik yetiyor. Gönlünde filizlenen bir kırmızı gül, üzerinde taşıdığın siyah beyaz resim, hayalî filminde en kral oyuncu, olmak. bana şimdilik yetiyor. bana şimdilik yetiyor. ama sadece, şimdilik. Ahmet Arslan |
yıkılsa da geleceğe kurduğumuz köprüler biliyorum ki herşeye karşın ayışığının sevi çağrıları umutların her demde çiçeklenmmesi sürünerek yaşamanın son bulduğu insanın insan olduğu bir ülke özlemi yitmeyecek ve yitirilmeyecek güneş dünya defterini kapayıncaya dek düşlerin gerçekleştiği yerler vardır orada insanlar güvercin sesleriyle yıkanır yaşım acı ve gözyaşı olarak sunulsa da gözyaşlarının arasında milyonlarca gülücük ayaklanır. Celal Kabadayı |
Öyle Yalnızsınki ne kadar çok sevsen veya sevilsen, bazen yalnızlık duygusu sarar insanı. kalp ümitsizliğin kurbanı, ya da çaresizlikler, sarmış seni. bunalımlar üstünde öyle yalnızsın ki. çevrende bulamazsın hiçkimseyi. olsa da gönlünde ki boşluğu dolduramaz ki. dayanamaz yüreğin, gözünde ki yaşlar, öyle akar, nehirler taşar sanki.. kalp atışların hızlanır seni boğacak gibi. bağırmak gelir içinden rahatlıyacağını sanırsın. ama nerde.. sarmıştır bedenini, stress denen virüs. bunalımdan kurtulmak ise, yalnız senin elinde. Menekşe Gülay |
Seni Andım Dün gece kitap gibi okudum seni, Biliyormusun hatıralarımızı topladım. Bir kitap yaptım,yine seni düşündüm, Açtım sayfalarını okudum daldım, Tekrar inceledim,sevgimizle gururlandım. Uzun zamandır ilk defa sana , Bu kadar yaklaşmıştım. Şimdi daha iyi anlıyorum,unutmak istemiş, Fakat ne mümkün,unutamamıştım. Bir kere daha sensizlik içime oturdu, Kahretsin neden bu kadar içim burkuldu? Sanki hislerim boğazımda düğümlendi,dondu. Ağlamak istedim de çıkmadı sesim, O an yaşamak için kalmadı hevesim.. Giderken yüreğimi de alıp götürmüştün, En büyük cezayı verdi bana, Bir defa değil bin defa öldürmüştün. Sensizlik yine sensizlik lanet olası, Can acısı,kalp ağrısı,gönül yarası. Sonra yeniden,bir ateş düştü içime, Kahrettim yine çaresiz kaderime. Umutsuz ve bitmeyen uzun geceler, Ruhum huzura ereceği günü bekler... Alıntı.. |
Yalnızca Biraz, Biraz Üşüyorum Caddelerde sisli, puslu bir kış ikindisi. Ağaçlarda salkım salkım eski zamanlardan kalma anılar... Yapraklarda yere düşmeye hazırlanan yağmur damlaları... Bir yaprak kıpırdıyor işte, gümüşi bir damla usulca yere düşüyor. Sen sanki, yaprakların arasından bana müzipçe gülüyorsun. Beni her zaman şaşırtırsın zaten. Beni her zaman güldürmeyi bilirsin. Farkına bile varmadan bir şarkı dökülüyor dudaklarımdan "Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var." Rüzgâr keskin ıslığı ile şarkıma eşlik ediyor. İstasyon Caddesi'nin tenhalığı nedense ilk defa içime dokunuyor. Arabaya binsem ve birlikte gezdiğimiz yerlere gitsem, evimde şiirler okuyarak telefonunu beklesem, telefonunun gelmediği zaman seni başka yerlerde arasam. Sonra sen gelsen yanıma, yine "seviyorum" desen, ben yine senin gözlerinde sonsuzluğa mahkum edilen aşkımı görsem. Ayrıca şarkılar gerçek oldu bu kez. Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var. Yalnızım, üşüyorum, özlediğimse çok uzaklarda. Bahçeme melekler yağıyor, hepsi de tanıdık. Senden doğan, gözlerinde hayat bulan, bizi koruyan, kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler... Son kez yine seninle gezmiştik oraları. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse herşeyim aynı. Geceleri bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş, bugünlerde bir tek bunu ögrendim. Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor. Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde? Benim sana anlatacağım yeni birşeyler yok. Dedim ya, her şey aynı. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime, bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı. Sen olsaydın hemen anlardın. Sen benim herşeyimdin. Arkadaşım, dostum, öğretmenim, talebem, sevdiğim. Koşulsuz bir sevgiyle sevdim seni, bağlandım. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, Uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse içimde kocaman bir boşluk var. Hayır, Üzülmüyorum, içimdeki boşlukta birtek özlemin yankılanıyor. Hayır, sana anlatmak için yeni şeyler biriktirmiyorum içimde, çok istesen hikayeler uydururum. Ama hikayelerimden önce itiraflarım olacak. Kendimden bile gizlediğim duygularımın itirafları. Sana aşık olmaktan delice korktuğumu, sana bakarken içimin titrediğini. Daha pek çok, sırrımı anlatacağım sana. Gerçi anlatmama gerek yok, sen zaten hepsinin çoktan farkındasın... Sen kimbilir, belki de uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi. Bense odamda senden uzak. Hayır beni merak etme, üzülmüyorum. Biliyorum, ikimizde yoktuk bu aşk başladığında ve çok iyi biliyorum, sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız. Dedim ya, beni merak etme. Üzülmüyorum. Yalnızca biraz, biraz üşüyorum... Alp Kaan |
Sen beni asla unutamazsın.. Bilirim geceleri uykun kaçar, Dayanamazsın ararsın! Kalbin ağlar ama, sen ağlayamazsın! Bensizliğe bir türlü alışamazsın! sen beni asla unutamazsın! Gururun hayır dese de, kalbin kan kusar. Ateşin söndü!desen de, küllerim bağrını yakar! Maziye dalıp her gece resmime bakar, bir türlü ağlayamazsın! Sen beni asla unutamazsın! Unutabilsen,gece yarısı telefonlarımı çaldırmazdın! Unutabilsen,böyle isyankar olmazdın! Sen beni unuttum desen de unutamazsın! Kalbini başka gönüllerde asla avutamazsın!. Zeynep Orcanel |
| Saat: 16:44 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık