![]() |
CANIM EFENDİM Yıllarca ufkuna bakan gözlerim, Cemalini ister , canım efendim. Seni anlatmaktan aciz sözlerim, Her an erimekte , canım efendim. Hayat eksenimin sonsuz odaĝı, Ŏksüz ve yetimlerin sıĝınaĝı, Sen sabah yıldızlarının ışıĝı, Sen şefkat elçisi , canım efendim. Lahuti bir sefer olsa da gitsem... Kumlara batsam , ayaĝına düşsem, Gül Ravzan'a varıp kendimden geçsem, Sen sevda iksiri , canım efendim. Ay yüzlü , güzel sözlü hem sultanım, Fedadır can , canan ve bütün varım, Seninle olmaktır en güzel kararım, Sen güllerin şahı , canım efendim. Buzlar erir içimde bitmez savaş, Gönlümde bir hüzün , gözümde yaş, Sensizlik içimde kordan bir telaş, Kalbimin barışı , canım efendim. Alemlere rahmet rüzgarısın sen, Kur'an kiliminde en güzel desen, Benim de rüyama bir defa gelsen, Can dayanmaz oldu , canım efendim. |
Nur Ordusu "Sokaklar çamur ve zift", ne dersen de Sonsuz Nur da böyle başladı işe. Karanlıklar aydınlık, aydınlıklar karanlık Nur süvarilerinin kılıncıyla yırtılır karanlıklar artık, Sağda bebek ağlaması, solda anne çığlıkları Sineme düşen kezzap masum yavruların gözyaşları Ah oynaşan bebek, ah garib yavru Bekliyor kapıda zalimlerin en mağruru Korkma yavru korkma yalnız değilsin sen Geldi Kutsiler Ordusu şafaktır bu söken Ne zalim kalır gayri ne de ateşîn su Yayılır ovalara yamaçlara gül kokusu Ordumun en önünde kanatları yerde kartal Tanrı Dağları bile haşyetle ayağa kalkar. Hoşgeldin kutlu Nebi, alemlere rahmetsin, Kutsilere rehber-i güzîn, insanlığa şefaatsin. Gülmekte bebeler ve şükretmede analar Nur Ordusu’nu bekler daha nice diyarlar. Yolun açık olsun ey Nur Ordusu, Şanlı kumandan İnsanlığın İftihar Tablosu!... Muammer Bilgiç |
SEN DOĞDUN YA RESULULLAH “Ve ma erselnake illa rahmeten lil alemin” Seni anlayabilmek, Seni anlatabilmek, Seni yaşayabilmek, Seni canından çok sevebilmek, Anam babam Sana feda olsun diyebilmek, Canımı yoluna serebilmek, Getirdiklerini benimsemek, Ayaklarının altına aldıklarını terk edebilmek, Seni yazabilmek, Yürekler güç yetirdiğince, Kalemler yazabildiğince, Denizler mürekkep olup yettiğince, Senden kat reler yazabilmek, Yoksa Seni yazabilmek MÜMKÜN MÜ? Mümkün değil YA RESULULLAH !.. |
CAMİLER Camilerdir alıp götüren bizi Beyaz ülkelere, sonsuza kadar. Camilerdir göstererek ak izi… Bizi içimizden beyaza boyar. Duvarında ayet ayet nakış var Bir mana doldurmuş büyük kubbeyi. Kandil kandil içimizde ışıklar, Bir yanar,bir söner anarken seni. Kimbilir kaç asırüstünden geçmiş Sülüsler, celîler, talikler durur. Hangi el, hangi ruh ve nasıl seçmiş? Ki kokusu yıllar yılı duyulur. Mihrabı, minberi, minaresiyle Öteye açılan kapı bu mudur? Şadırvanda şırıl şırıl sesiyle, Durmadan yıkanan yapı bu mudur? Bir ruhu abide yapan usta el Taşa en ilahi manayı vermiş. Aranan doğruluk, iyilim, güzel Abide halinde toplanıvermiş. Bir el ki, arkadaş olsun göklere Diyerek kubbeyi göğe uzatmış. Çil çil, kubbe kubbe geçtiği yere, Altın yaldızıyla mührünü atmış. Müezzin çıkarken fethe gökleri Müminin elleri Hakka açılır. Ne duydukları, ne gördükleri, Bir nur ortalığa durmaz saçılır. Beş vakit okunan ezan sesinde Bambaşka dünyadan bir çağrı vardır. Şahadet getiren minaresinde Taşlar omuz omza yaslanmışlardır. Ey kubbe, şadırvan, minaresiyle Bizi içimizden kuşatan mânâ. Ve günde beş vakit ezan sesiyle, Bizi kavuşturan sonsuz zamana. Camilerdir, alıp götüren bizi… Beyaz ülkelere, sonsuza kadar. Camilerdir, göstererek ak izi, Bizi içimizden beyaza boyar. Rıfkı Kaymaz (Muştu,sh.11) |
KIL NAMAZINI Ey kul! kıl namazını,yap taatini Ne zamandır bilinmez ölüm saati Kıldıysan namazı kazandın cenneti Elde ettin iki cihan saadeti Namaz dinin direğidir,temelidir Rabbimizin kullarına bir emridir Kim olur ki bu emri yerine getirir O kişinin dini sağlam ve diridir Kıl namazını ihlasla,samimiyetle Hergün devam et sabırla,dirayetle Hep yanyana ol camide cemaatle Her yanın dolsun rahmetle,bereketle Namazlar mümin kulların miracıdır Yüzünün nuru,imanının tacıdır Her insanın mutlaka ihtiyacıdır Dertlerin,sıkıntıların ilacıdır Ahrette ilk sorgu sual namazdandır Namaz kılmak müminlerin şanındandır Onların tahtı zümrütten,altındandır Cennette giysisi ipek kumaştandır |
Gönlümün http://www.muhammedmustafa.net/siirler/roseb.gifü Sen’i seven her ruh uludur ya Resûlallâh! Gönlü-gözü onun doludur ya Resûlallâh! Cemâlin pertevinden zerre şevk alan billâh, Kapının ayrılmaz kuludur ya Resûlallâh! Beklemez bir başka iltifât Sana erenler, Semtin iltifat buğuludur ya Resûlallâh! Gönül gözleriyle bir kere seni görenler, Onlar ruhların bir koludur ya Resûlallâh! Uçuşur ikliminde altın kanatlı kuşlar, İklimin kuşların yoludur ya Resûlallâh! Cennet yamaçları gibidir orda ufuklar, Cemâlin bu ufkun tülüdür ya Resûlallâh! Sana ermek imanlı gönüllerin rüyâsı, Seni bilmeyenler ölüdür ya Resûlallâh! Vuslatın, bu garip kıtmîrin her dem hülyâsı, Bu benim gönlümün gülüdür ya Resûlallâh! |
BİR YOLCUYUZ BU GURBETTE Biz yolcuyuz yaratılıştan haşire doğru, Her insan mutlaka yürüyecek bu yolu, Her anı insan oğlu için imtihanla dolu, Sabır ile şükretmek kazanmanın yolu. Acılar musibetler dikenleridir bu yolun, Küçük günahlarına kefareti olur kulun, Anlasa gafil insan hiç isyankar mı olur, O kapının eşiğinden hiç uzakta mı olur. Seni görememek asla hiç mümkün değil, Kör,sağır olsak da bu hiç mümkün değil, Çiçeğe bakıp seni görmeyen insan değil, Soluk alıp da şükür etmeyen insan değil. Bu yolculuk insanı alır, iki sona götürür, Cennet veya cehenneme insanı götürür, Mevla cennete şeytan ise ateşe götürür, İnsanlık sırrına ereni,Rab’ bine götürür. |
HİCRET. . . RRAVZA GÖNDERDİ Elimin içine soğuğunu akıtan kurşundan bir kalem var...Ağlıyor...ve defterin içine akıtıyor gözlerindeki nemi. Keşke diyor, böyle nem akıttığım gibi, Peygambere atılan taşlara siper etseydim kendimi. Elimde ağlayan bir kalem, keşke diyor bir müşrikten dökülen kötü sözlere, dökseydim içimi... Elimde ağlayan bir kalem keşke diyor, Hz.Muhammed’in(s.a.v) Mekke’ye vedasından önce, Hz.Ali’ye bıraktığı emanetler içerisinde, bir garip gözyaşı akıtsaydım... Yazsaydım...Ya Muhammed (s.a.v), bırakma Mekke’yi...Ya Muhammed (s.a.v) gülüşünden mahrum bırakma merhamet iklimini HİCRET. . . RRAVZA GÖNDERDİ Elimin içine soğuğunu akıtan kurşundan bir kalem var...Ağlıyor...ve defterin içine akıtıyor gözlerindeki nemi. Keşke diyor, böyle nem akıttığım gibi, Peygambere atılan taşlara siper etseydim kendimi. Elimde ağlayan bir kalem, keşke diyor bir müşrikten dökülen kötü sözlere, dökseydim içimi... Elimde ağlayan bir kalem keşke diyor, Hz.Muhammed’in(s.a.v) Mekke’ye vedasından önce, Hz.Ali’ye bıraktığı emanetler içerisinde, bir garip gözyaşı akıtsaydım... Yazsaydım...Ya Muhammed (s.a.v), bırakma Mekke’yi...Ya Muhammed (s.a.v) gülüşünden mahrum bırakma merhamet iklimini... Mekke’de hurma ağaçlarının gözlerinden aktı şefkatinin şerbetine bulanmış gözyaşları...Bir yağmur yağacaktı belki, çocuklar kumdan arabalarının arkasında, senin ayak izlerini taşıyacaklardı. Mekkenin yetimleri asıl sen gidince yetim kaldı. Bir çocuğa sorsan belki ağlamaktan konuşamayacaktı, sen onların başını okşadığında rüzgar duana tutunup güneşe sarınacaktı. Mekke sokakaları sordular sanki, Ya Muhammed (s.a.v) Cennetin sokağına varacak olan ayaklarını, bir daha bağrımıza basamayacakmıyız. Ya Muhammed(s.a.v), Ebubekir’le beraber gelirken sen, üzerimizde duran şükür secdesine kapanmış taşların gözyaşlarına karışamayacakmıyız bi daha. Yetimliğine ağlayan şu gözyaşlarıda, şimdi gözyaşı döküyor…soruyorlar; Mehammed nereye gidiyor... O gece Hz.Ali ve Hz.Ebubekir biliyor gerçeği. Müşrikler kumların üzerinde Muhammed’in kanını akıtmayı düşünürken, Hz.Ali vardı Muhammed’in yanında. Cebrail dedi: Ya Muhammed(s.a.v) bu gece yatağında uyuma. Hz.Ali girdi Muhammed’in cennet döşeli yatağına, Mekke’nin gecesi ağlıyor ve ağlayarak daha çok karanlığa gizleniyor, bütün müşriklerin gözlerine iniyor gece, iniyor ki göremesin müşrikler Allah’ın Rasülünü. Hz.Muhammed(s.av) ve Hz.Ebubekir sığındılar Sevr mağarasının kalbine. Sevr heyecanlı...bir Peygamber var içinde. Servin kalbi çarpmakta ve Peygamberi saklayacak kuşların kanat sesleri içinde yankılanmakta . Güvercinler kanatlarını Peygamberin merhameti gibi içine aldılar. Ve yuva kurdular bir dua gamzesi gibi kondular Sevr mağarasının yanağına, örümcekler ağlarını nurdan bir iplikle ördüler Sevr mağarasının yüzüne. Sevr mağarası sevinçten ağlar gibi sanki, çünki içinde bir Peygamberi saklamakta, ve Ebubekir’in saçlarına akmakta, Sevr mağarasının sevinç gözyaşları. Müşrikler Sevr mağarasının önüne geldiklerinde, müşriklerin acımasızlığına nurdan bir ağ ördü örümcekler. Ve bilselerdi Muhammed’i bir daha göremeyecekler, yollarını değiştirip acımasızlığın kılıcını Sevr mağarasına çekmekten vazgeçecekler... Müşrikler gitti servin önünden, kuşlar alınlarını yeni kaldırdı şükür secdesinden. Hz.Muhammed Ebubekir’le çıktı servin kalbinden. Örümcekler dediler..Ağımızı bir daha mübarek ellerin delsin. Kuşlar dediler,ya Muhammed, senin kalbin gibi çırpalım kanatlarımızı ve Medine’ye gitki dinsin seni bekleyenlerin kalbindeki sızı. Kumlar Peygamberin ayakları altında ezilmek için, birbirlerini ezdiler.Hz. Muhammed geliyordu, bunu tane tane sezdiler, Medineliler Hz.Muhammed’i(s.a.v) beklediler hurma ağaçlarının gölgesinde ve duydular ki Hz.Muhammed Kuba’da ve öğrendiler ki Hz.Muhammed (s.a.v) Kuba’da bir mescid yaptırmış, alnındaki nur damlarlı dökülmüş Kubanın topraklarına ve ilk Cuma namazı , ilk tekbirler, ilk şükürler, duaların arasından yeşeren ilk şükür tohumları Kuba’nın bağrında. Kuba ağlıyor ve çağırıyor, gelin eyy inananlar Hz.Muhammed (s.a.v) burada, Ebubekir burada... tekbirler müşriklerin mühürlenmiş kulaklarında patlıyor. Allahuekber diyor Peygamberin eline dokunan Kubanın duvarları, Allahuekber... Medinenin ağaçları gözyaşları içinde, Medine’nin kumları ayakta, Hz.muhammed(s.a.v) Hz Ebubekir’in yanında.Hz.Muhammed geliyor meleklerin kucağında, Medine günlerdir bekliyor geliyor kalk Medine Hz.muhammed(s.a.v) sana geliyor...Çocuklar indiler develerin üzerinden, koştular damlara, develer süpürdüler eğilerek Peygamberin ayak bastığı Medine topraklarını, kadınların dilinden dökülen şiir sanki Peygambere dökülen nurdan bir nehir, ...Ay doğdu üzerimize veda tepelerinden.... Müslümanlar şükür secdesine kalktılar, hepsinin yüreğinden döküldü kasvet taşları ve hepsinin gözlerinden aktı şükrün yaşları, Ya Muhammed hoş geldin, Ya Muhammed nurun senden önce geldi Medine’ye. Ya Muhammed hoş geldin Ya Muhammed hoş geldin... Hüzün kaydı bir yıldızın kaydığı gibi hicret gecesinden. Bu hicret unutulmayacak...Bu hicret inananların kalbinden Allah’a doğru akan rahmet ırmaklarını hatırlatacak. Bu hicret tane tane konuşulacak. Bu hicret bize gelişin, bizim sana gidişimiz Bu hicret alınların secdeye sığınması, Bu hicret bir müşrikin kalbinde çatırdayan mührün açılışı ve kanayışı, Bu hicret bir müminin Allah’a yakarışı... Hicretin 1427.yılında seni düşünüyoruz. Kalplerimizi salavatlar içine sararak, senin şefaatine nail olacağımız günü bekliyoruz. Ya rasulallah sen Medine’nin beklediği, Mekke’nin özlediğiydin…Seni kalplerine mescid yapan Müslümanların kalbinde bekliyor ve özlüyoruz… ...Allahümme salli ala seyyidina Muhammed’in ve ala ali Muhammed... |
ALLAH’IM Ellerim Sana açık, kalbim Senden duacı Affet benim günahım, dursun artık bu acı. Yabancı her şey bana, ah bu dünya yabancı, Şu günahkâr hâlimden kurtar beni ey Şahım. Ayırma daim beni Senden rahim Allah’ım. Geldim nurlu yoluna, ilâhî kelâmınla Nasıl çıkarım Yarab, bu hâlle huzuruna. Mağfiret kıl ilâhi, şu günahkâr kuluna, Mağfiret kıl, bağışla dursun artık hep acım, Göster bana doğru yol, ey benim kurtarıcım. İstemem artık Yarab,ne eğlence, ne de mal Bir tek istediğim var, bulsun imanım kemâl Sensiz bana bu dünya, hem cehennem, hem zindan, Ayırma beni Senden yol bulamam penahım, Yardım et hem bağışla, kurtar beni Allah’ım. YUNUS TENER Erzincan 1968 |
Gülme Gülme Ağla Gönül Bir garibsin şu dünyada Gülme gülme ağla gönül Derdin dahi çoktur senin Gülme gülme ağla gönül Ebubekir sıddık veli O'dur peygamberin yari Hani Ömer, Osman, Ali Gülme gülme ağla gönül Birgün ola ecel gele Kullar kulluğunda kala Cümle mahluk toprak ola Gülme gülme ağla gönül İşi gücü cevru cefa Dünya kime kıldivefa Hani Muhammed Mustafa Gülme gülme ağla gönül Onlar cihane geldiler Hep gittiler kalmadılar Gülmediler ağladılar Gülme gülme ağla gönül Aşık Yunus söyler sözü Kanlı yaşlar döker gözü Eğer yazın eğer gözün Gülme gülme ağla gönül |
| Saat: 09:13 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık