![]() |
Nereler ölmüşüm ben..? Nerelerde gömülmüşüm..? |
Ölüm, senden sevenlere bir mola vermeni istiyorum.. Mola süresini onların sevgilerinin büyüklüğü belirlesin.. Böylece, ölümle yaşayan hasta insanlar da korkmadan, cesaretle severler.. |
Yavaş yavaş ölüyorum Hep yarım kaldım yarım yaşadım, Artık bu vebalden soyunmak istiyorum Hayatım hayatından vazgeçmiş, kırıldım.yavaş yavaş ölüyorum. Her gece düşman günler hain Gözyaşlarımın üstünde yürüyorum, Sende yoksun artık yanımda, Yoruldum yavaş yavaş ölüyorum. İçime sinmiyor nefes almak Bir çırpıda boğulmak istiyorum. Tıkandı hayat damarlarım Dagıldım yavaş yavaş ölüyorum. İki büklüm olmuş gençligim. Ne kadar yaşadım bilemiyorum, İçimdeki çocuk aç ve perişan, Utandım yavaş yavaş ölüyorum. Sanada hiç yüzüm olmadı Rabbim, Hatam büyük suçum çok biliyorum, Bu serseri mülteci ömrün elinden. Çürüdüm! ! ! ! yavaş yavaş ölüyorum. Mustafa Doğan |
İşte birgün daha başlıyor sensiz.. Bedenim çok yorgun ve çağresiz.. Konuşamıyorum artık.. Çok suskunum sensiz.. Ölecek miyim bugün.. Ardımda bırakıp herşey.. Yoksa kalacak mıyım ? Sonbahar yapraklarının arasında oturuyorum.. Onlar bile mutlu etmiyor beni sensiz.. Konuşamıyorum.. Gidecek miyim bugün.. Ölecek miyim? Ardımda bırakıp herşeyi.. Yoksa umutsuzluğumla baş başa kalacak mıyım ? Kalacak mıyım yine sensiz.. ? |
Ah Ölüm Yalancı dünyaya konup göçenler Ne söylerler ne bir haber verirler Üzerinde türlü otlar bitenler Ne söylerler ne bir haber verirler Kiminin başında biter ağaçlar Kiminin başında sararır otlar Kimi masum kimi güzel yiğitler Ne söylerler ne bir haber verirler Toprağa gark olmuş nazik tenleri Söylemeden kalmış tatlı dilleri Gelin duadan unutman bunları Ne söylerler ne bir haber verirler Yunus derki gör taktirin işleri Dökülmüştür kirpikleri kaşları Başları ucunda hece taşları Ne söylerler ne bir haber verirler Yunus Emre |
Ölüm Çaremidir Ayrılığa Ayrılık vakti geldiğinde Yollar ayrılık olduğunda bize Söyle zalim sevgili sevgime Ölüm çaremidir ayrılığa Güller kuruyup solduğunda Sen beni öldürüp unuttuğunda Sazım yetim kalıp bam teli koptuğunda Söyle ölüm çaremidir ayrılığa Ölüm ayrılık olsaydı sevdadan Mecnun dağlara düşermiydi aşkından Bana bu şiir nedir yazdıran Söyle çaremidir ölüm ayrılığa bu feryattan Yolumuz ayrılıksa ölüm çaremiz olurmu Mutluluğun ayrılık olacaksa bucan dururmu Ölüm çare olsun ayrılığa can fedadır mutluluğuna Son vakitte ayrılırken can bedenden ölüm çaremidir ayrılığa Yılmaz Öztürk |
AŞİKAR.. Bir nefes almak kadar yakın, ölüm Sessiz bir tükeniş zaman oluklarında, har Nice kavramlar ile, hayat kördüğüm Sebeplerin gizlediği izler, aşikâr Uzak tepelere yansıyan, gecenin koyu rengi Ufka yazılmış sanatlarla, beyni törpüleyen sorular Kim bozar akıp giden, bu ahengi Gözlerin görmediği eller, aşikâr Bir damla su, umut penceresi gibi, berrak Yaşlı gözlerin ardında saklanan, hatıralar Bir bebeğin gülümsemesi gibi, sırlaşık Bir çiğnem et parçasında hayat, aşikâr Bir beste gibi, yaşam, garip bir bekleyiş Ölümün uzandığı eller gibi çaresiz Gidersin ansızın bilinmedik, bir vakit Taşlara yazılan isimler, aşikâr özcan şimşek |
seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm yüzüne baktığında tutuşup yandı ölüm çoğaldıkça çoğalan bir sevda ülkesinde ellerine dokundun; sana inandı ölüm o efsunlu, yağmurlu, hercai gözlerinden uçan kelebekleri mutluluk sandı ölüm akkor dudaklarından ağı düştü içime yollarında yürürken sanki insandı ölüm viran eylediğin gün yorgun hayallerini ayrılıkla, hüzünle, aşkla sınandı ölüm bir ömür vuslatını bekledi boynu bükük bilmem ki aşk uğrunda neden kınandı ölüm süründü yıllar yılı karanlık köşelerde benim gibi kıvrandı, kahra dayandı ölüm her akşam tufanında harap oldu güneşim gece baygın bir rüya, gündüz hülyandı ölüm sensizliğin en ağır fermanıydı içimde dudaklarımdan sızan bir damla kandı ölüm ölüm seni sevmektir bir celladın elinde bilmem hangi yürekte böyle sultandı ölüm (alıntı) |
Ölümün Yükselişi Ve Çöküşü Ne zaman bir yakını ölse birinin, Onu ilk-olum sanır kalır o. Ne zaman bir sevdiği ölse birinin, Onu en-ölüm alır kalır o. Ne zaman bir saydığı ölse birinin, Onu hep-ölüm bulur kalır o. Ne zaman bir-bildiği ölse birinin, Onu son ölüm sayar kalır o. Ne zaman bir umduğu ölse birinin, Onu yok-ölüm duyar kalır o. Ne zaman bir her şeyi ölse birinin, Kendini ölümlere yaşar kalır o. Ne zaman bir kendisi ölse birinin, Ölümlerde kendini yaşar kalır o. Özdemir Asaf |
bir şehir/ güzelliği fotoğraflarda kalmış/siyah beyaz ... Gün aşıran kadınlar sokağında hüzünbaz evler Cumbalarından mendil düşürüyor avare aşıkların ayak ucuna _____lale kokusunu yenilerde tanıdı kent biraz sarhoş taklidi biraz yalan dolan bir gün daha nasılsa geçer başın ölüme dönük ______ne çok istemiştim büyümeyi büyümek ölmekmiş anlatmadı hilebaz hayat... sallantısı ağaçların zevk-i sefadan devir aşk devri.. Aşka rastgelsin diye karşılaşmalar zaman kollanıyor şimdilerde.. Bahisler akreple yelkovanın bitmeyen yarışına.. ______kentin en yüksek yerine dikilmiş saat kulesi ki evine saat alacak kadar zamanı yok kimsenin... Adımlarım ağır aksak aşktan döndü yalnızlık çarpıldı yüz kere yüzüme ah yüzüm ne kadar sahte yüzüm neden yüzsüz _____ay ışığından aydınlık çalan sokak lambaları yirmi bir mumluk bir hayatı üflediler nefesime büyüyorum... köşe başlarını tutan meçhul dokunuşların eşliğinde eksiliyorum toplanmak isterken kaça bölünür bir insan bu kadar yokken.. ah ellerim neden titrek ellerim neden (el)sizsiniz tutun beni düşüyorum aşk gibi gelen aşka çarpmadan dönenlere... |
| Saat: 16:44 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık