![]() |
|
HOCAM TEMELE BİR ŞANS DAHA VER 35 yasini deviren Temel hala ilkokul diplomasini alamamistir. Ayni ogretmen de ona hala sans vermekte ama faydasi olmamaktadir. Trabzon ahalisi artik hocaya kizmaktadir. Bunun uzerine hoca Avni Aker,de kamuya acik son bir sinav daha yapmaya karar verir. Gun gelir ve sinav baslar. Hoca sorar:-2 kere 2 ne eder. Temel dusunur dusunur ve ....5 der. Stadtan bir ugultu yukselir. - Oglum heyecenlanma iyi dusun.Temel: ... 3 der. Stadtan daha yuksek bir ugultu yukselir. - Oglum sana son bir sans daha veriyorum. Heyecanlanma iyi dusun.Temel: -'4!' Stadtan: 'HOCA TEMELE BİR ŞANS DAHA VER, HOCA TEMELE BİR ŞANS DAHA VER!....! |
Temel, sol kolunun üstüne güzel mi güzel pek hos bir kedicik oturtmus. Nereye gitse kedi kolunda. Arkadaslari: - Nedeysun pütün gün kedi kolinda, kediyi rahat piraksana. Temel: - Pirakmasina pirakacagum ama, kedi disi basina bir halt kelir tiye endiseleneyrum. Içlerinden bir tanesi Temel'e ilginç bir fikir önerir. Kedinin belirli yerlerine pamukla benzin sürmesini, böylece erkek kedilerin hiç bir sekilde Temel'in kedisine zarar vermeyecegini söyler. Temel de söyleneni aynen uygular. Sonuç harika, erkek kediler degil yaklasmak, nerdeyse alti aylik yola kaçarlar. Günlerden bir gün Temel'in kedisi kaybolur. Temel perisan: - La, penum kediyi körtünüz mi? Diye diye iki, üç gün dolasir. Derken bir tanidigi: - Senin kediyi körtüm. Temel: - Nerdeydi? Ne ediyirdi? Dost arkadas: - Asagi mahalledeydi, penzinu bitmis arkadan itiylerdi. |
|
|
Temel almanyada işçiyken karısından bir mektup gelir mektupta hmile olduğu yazılıdır temel düşünür sonra karısını arar ha pu çocuk nasıl olayi ben 2 yıldır memlekete gelmiyom ki der. karısıda hani sen pağa bi fotagrafini gönderdiydinya ondan oldi der temel sinirlenir - "ule orospi kari o resim vesikalıktı..." |
Temel anlatıyor: Adi herifler, üc kisi üstüme üstüme geldiler, ya parani, ya namusunu dediler, bes kurus verdiysem serefsizim. |
Ormanda Koşu Bir tavşan ormanda koşarken, esrar saran bir zürafa görür; Ona; Dostum Zürafa, içme bunu, sağlığına zararlı, koşalım form tutalım'der. Ve başlar bunlar koşmaya. Biraz sonra kokain çekmeye hazırlanan, bir fil görürler ve fil arkadaşım, kokaini bırak, gel bizimle koş beraber form tutalım, diyerek ikna eder. Biraz koştuktan sonra, kendine eroin enjekte etmeye hazırlanan aslanı görürler. Sevgili, aslan kardeş, batırma kendine bunu, gel bizimle koş, sana da iyi gelir, der. Aslan yaklaşır tavşana ve yumruğunu indirir tavşanın suratına. Diğerleri şaşkın: - Niye yaptın bunu, iyiliğimizi istiyordu. - Bu salak her extacy aldığında ormanda deli gibi kosturuyor bizi!... |
Temel'e sormuşlar? -Kaç çeşit insan vardır? Temel: -Üç çeşit vardır demiş. bunlardan ilki sayı saymayı bilenler, ikincisi sayı saymayı bilmeyenler. |
TEMEL DENEY YAPINCA Cenevre Tarim Konferansi'nda katilimcilarin her biri yaptiklari calismalari ve sonucta gerceklestirdiklerini verim artisini anlatiyormus. Sira Temel'e gelince, -Kuru fasülyeye gül asiladuk, demis. -Peki, punu niye yaptiniz? -Yellenince gül kokayi. |
Barbie Boşandı Adam kizina Barbie almak ister ve bir oyuncakciya girer.- Vitrindeki Barbie bebek kac para ? diye sorar. Satici - Hangisi beyim ? ve devam eder : - Barbie spora gidiyor 19.95 usd - Barbie alisverisde 19.95 usd - Barbie discoda 19.95 usd - Barbie plajda 19.95 usd - Barbie bosandi 265 usd Adam sasirir. -Neden hepsi 19.95 de bosanmis olan 265 usd ? Satici cevaplar : - Cok basit Bosanmis Barbie ile birlikte ; Ken'in evini, arabasini, mobilyalarini da aliyorsunuz. |
Küçük Ali Küçük Ali okula başladığından beri her gün ögretmeni Aysel hanıma gidip, - "Öğretmenim beni yanlış sınıfa koydunuz, benim yerim birinci sınıf değil, ablam üçüncü sinifta ama ben en az onun kadar akıllıyım, hiç olmazsa beni üçüncü sınıfa alın." diye şikayet edermiş. Bundan sıkılan Aysel ögretmen bir gün Ali'yi kaptığı gibi okul müdürüne çıkmış ve olayı anlatmış. Okul müdürü: - "Peki" demiş, "Bu çocugu bir imtihan edelim, yeri üçüncü sınıfsa o sınıfa koyalım" ve baslamış sorgulamaya, - Iki kere iki? - Ali hemen "Dört" demiş, - "Sekiz kere dokuz?" Ali hemen -"Yetmis iki" demis, -"Kaç mevsim var?" Ali hemen -"Dört" demis. Bu sirada Aysel hocada - "Müsaade ederseniz bir kaç soruda ben sorayim" demis ve sormus: - "Söyle bakalim Ali, ineklerde dört tane ama bende iki tane var, bu nedir?" Ali hemen -"Ayak" demis, Aysel hoca sormuş -"Peki senin pantolonunda olupta benim pantolonumda olmayan şey nedir?" Ali hemen yanitlamis -"Cep". Bunun üzerine Aysel hoca dönmüs müdüre, -"Üçe koyalım hocam" diyecekken Müdür, Aysel hocanin sözünü kesmiş, -"Hocam, bu çocugu üçe degil beşinci sınıfa koyalım, zira son iki suale ben doğru cevap veremedim" |
Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanları bir bakmış Cemalin elinde bir mektup, okuyor. - N'apıyorsunuz, demiş. Temel: - Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo pağa. - Peki Cemal'in kulaklarındaki pamuk ne? Temel: - Mektubu tuymasin diye.... |
Hitler ve Stalin bir barda oturmaktadirlar. Bir adam içeri girer ve barmene bunlar Hitler ve Stalin degil mi diye sorar. Barmen "Evet, onlar" der. Sonra adam onlara dogru yürür ve sorar: "Selam, ne yapiyorsunuz?" Hitler cevaplar: "3. Dünya savasini planliyoruz." Adam sorar. "Gerçekten mi? Neler olacak?" Hitler: "Bu sefer 14 milyon yahudiyi ve bir bisiklet tamircisini öldürecegiz" der. Adam sorar: "Bir bisiklet tamircisi mi???!" Hitler Stalin'e döner ve der ki: "Gördün mü, sana kimsenin 14 milyon yahudiyi takmayacagini söylemistim!" |
Karadeniz sahilinde bir kahvede inatçilik sampiyonasi düzenlenmis. Üç müsabik ortaya çikmis, baslarindan çikan birer olayi anlatip, kahve sakinlerinden sampiyonu seçmesini istemisler. Birinci müsabik: "Bir aksam isten eve döndüm, kapiyi çaldim, hanim kim o dedi, kim olacak bu saatte, kapiyi baska kim çalar ki! Kizdim. Kapiyi ben çaldim, hanim israrla kim o dedi. Bu sabaha kadar böyle devam etti. Sabah oldu ise gittim." Ikinci müsabik: "Agriyan disimi çektirmek için disçiye gittim. Disçi hangi disin agriyor diye bana sordu. Madem koskocaman disçi, agriyan disimi o bulsun diye inat ettim. Disçi bütün dislerimi çekti. Sira agriyan disime gelince, yine agriyor demedim ve agzimdaki bu tek dis inadimdan kaldi." Üçüncü müsabik: "Evlendigim ilk gece hanim bana dokunma dedi. Ben de inadim tuttu. Aradan 17 yil geçti, hala dokunmadim." Bu arada jüri baskani "Ama senin üç tane kocaman çocugun var, nasil olur?" diye sorunca: "Inadimdan onlarin bile nasil oldugunu sormadim." |
Türkçeye Girmeye Aday Sözcükler muhteşem Çayyaş Sabahtan akşama kadar çay içen bağımlı kimse. Türkler kahveden çok çayı severler. Dekılte Görgüsüz, kıro erkeğin ipek gömleğinin önünü derin açarak sergilediği kıllı ve altın kolyeli göğsü. Nedense bazı kadınlar erkekte kıllı göğsü seksi bulurlar. Hiç çamaşırı Varlığı ile yokluğu belli olmayan kadın iç çamaşırı. DuşünürDuş alırken gelen ilhamla ülke sorunları, hayatın anlamı veya benzer derin konulara kafa yoran ve özgün fikirler üreten entelektüel ve temiz kimse. Cinekolog "Kızım, senin içine cin girmiş" diyerek kadınların oralarını buralarını elleyen, cinsel tacizde bulunan hoca, üfürükçü, Kankamatik Yolsuz kaldığınızda borç para aldığınız yakın arkadaş. Efemdi Davranışları ve sözleri kadınsı olacak kadar nazik, yumuşak ve ince erkek. İçerdöver Her akşam bir yerde içip, eve zil zurna sarhoş gelip karısını, çocuğunu döven hayırsız koca, kötü baba, zayıf karakter. Sinirbaz Nasıl olduğunu anlayamadığınız ve çözemediğiniz bir şekilde, sizi her defasında sinirlendirebilen özel kimse. Hafızapping Bir şeyi hatırlamaya çalışırken hafızanızda attığınız hızlı tur. Lafıza kaybı Söyleyeceğiniz sözü unutmanız. Keldiven Saçı olmayan erkeklerin, kafalarını soğuk hava, yağmur gibi dış etkilerden korumak için kullandıkları şapka, peruk gibi gereçler. Markalemun Saç şeklini ve rengini üzerindeki marka giysiye göre değiştiren, dış görünüşüne aşırı önem veren boş ve sığ insan. Jeloğlan Saçlarına bir kutu jöle sürmeden asla insan içine çıkmayan, görünüşüne fazlasıyla düşkün genç erkek. Derler ki uzun süreli jel kullananlar sonunda "jeltoş" olurlarmış. Tö be or not tö be… Uzun yıllar yasadışı faaliyetlerle uğraşan kulağı kesik şahsın hapisten çıktıktan sonra, aynı pis işlere bulaşmakla sakin ve namuslu bir hayat yaşamak arasında yapması gereken zor seçim. Keşportacı Sokağa tezgâh açmış uyuşturucu satıcısı. Shopşal Büyük alışveriş merkezlerine gidip saatlerce aylak aylak dolaşan, mağazaların önünde dakikalarca dikilip boş boş vitrine, içerideki bayan görevlilere bakan işsiz, güçsüz ve alık kimse. Şenformasyon İyi, müjdeli haber. Tükürükçe Konuşurken ağızlarından çok fazla tükürük saçan kişilerin ana lisanı. Zırvana Aptallığın en aşmış noktası. Zırvanın zirvesi ve nirvanası. Salaklığın ulaşılabilecek en üst seviyesi. Tembesil Çok zeki olmamasının dezavantajını çok çalışarak kapatacağına, bütün gün yan gelip yatan tembel ve akılsız öğrenci, kimse. Tıntınager 13-19 yaşlarında boş ve cahil genç. Notlakçı Üniversitede derslere girmeyen, sınavlara başkalarının notlarından fotokopi çekerek hazırlanan beleşçi ve hayta öğrenci. Kampusırık İş hayatından korktuğu için bütün eğitimi boyunca kampüsün içinde saklanan, bu nedenle de şirketleri ve iş ortamını tanıma fırsatını kaçıran üniversite öğrencisi. |
GOLF İngiliz, Fransız ve Laz gene beraberler.. İngiliz - Golf için bir sopa, bir top ve bir delik gerekir, bende bir sopa var. Fransız: - Bende de bir top var. Temel: - Ben oynamıyorum. |
Başkası çarpar Kadın doktora gittikten sonra eve geldi ve kocasına müjdeyi verdi: - Hamileyim! Adam şaşkınlık içerisinde: - İmkansız!.. Ben hep dikkat ederim... Emin olmak için doktoru ziyaret etti: - Anlayamıyorum doktor, dikkat etmiştim. - Bakın bayım... Bu araba kullanırken dikkat etmeye benzer. Siz dikkat edersiniz ama başkası gelip çarpar!.. |
3 KİŞİ Temel Amerika'da trafik polisidir. Bisikletle yol trafiğini ihlal eden bir papazı durdurur: - "Dur, ceza yazacağım." - "Ceza mı? Yazamazsın." - "Haçan nedenmiş o?" Papaz gülerek cevap vermiş: - "Benim sağ kolumda İsa, sol kolumda Meryem var." Temel hemen atılarak: - "Uy da, yazacuğum. Bisiklete üç kişi bineysun!.." |
GECEYİ BURADA GEÇİRECEĞİZ İki Karadenizli uçağa binmiş. Uçak havalandıktan sonra uçağın motorlarından biri bozulmuş. Pilot anons etmiş: - "Uçağımızın bir motoru bozulmuştur. Telaşa gerek yoktur". Aradan çok geçmeden ikinci motor da bozulmuş. Pilot anons etmiş: - "Uçağın ikinci motoru da bozuldu....". Temel Dursun'a dönmüş: - "Tursun desene geceyi burda geçireceğiz." |
Bir gün 4 Tane deli kaçmaya karar vermişler.Bir ağacı kesip onla bütün kapıları kırmışlar. En sonda deliler demişki hadi yakalanmadan geri dönelim bu bir provaydı.. |
Bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktora getirir hastayı Köylüler. Koca devletin koca doktoruna. Doktor hastaya fitil verir ve Köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler Köylülere. Köylüler tabi 'tamam dohtor bey' diyip köye giderler. Köydeki Herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir Bilemez. Bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya. Hastanın Durumu da gitgide kötüleşmektedir. Bunun üzerine köylü, doktora, koca Devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir ama kimse buna Yanaşmaz. Ne cüret di mi doktoru arayacak bir köylü. neyse durumun vahameti üzerine muhtar aramayı kabul eder. Bütün Köylü toplanır santrale, muhtar arar, "biz ne yapacağımızı Bilemedik dohtor bey" Falan der ıste. Karsıdan doktor bir şeyler söyler. Muhtar döner Arkasına: "makattan verin dedi dohtor" der. Yine tüm köye sorarlar, komsu köylere birilerini Yollayıp sordururlar falan, ama makat ne bilen yoktur yine. Hasta ise gitti gidecek, ateşler içinde kıvranıyor baya. İhtiyar meclisi toplanır. Son çare, doktorun bir kez daha Aranmasına karar verilir. Yine kimse aramak istemez doktoru. Nihayetinde Yine biri kandırılır, telefonun basına geçer, ama bı yandan Söylenmektedir: "çok kızacak dohtor çok!!!" diye. Sonunda telefonu açar, durumu anlatır, doktor bir şeyler söyler Yine. Telefondaki köylü, yüzü allak bullak, arkasını döner: "çok kızacak demiştim; *****e sokun dedi" |
İLK TECRÜBE Temel ilk cinsel tecrübesini 50 yaşında yaşamış. Tabii heyecana dayanamayıp Hakkın rahmetine kavuşmuş. Yüzündeki gülümseme 3 günde geçebilmiş. Tabutu kapatmaları da 3 hafta sürmüş. |
Temel ile İdris bir gün pilotluk eğitimi için amerikaya gitmişler. üç aylık temel eğitimden sonra yanlız başlarına uçma sırası gelmiş. havalanmışlar ve 1 saatlik uçuştan sonra sıra inişe gelmiş. alçalmaya başlamışlar. bu sırada temel idrise \"ben sana frene bas dediğimde kuvvetli bi şekilde basarsın\" diyerek alçalmışlar. tekerler yere değdiği anda temel idrise la bas frene diye bağırmış. zar zor pistin sonunda durabilmişler. temel derin bir nefes aldıktan sonra idrise dönüp \"ha bu gavurlar ne biçim pist yapamışlar boyu 50 metre eni 5 kilometre... |
Kadıköy Camiinde vaaz vermekte olan Osman Demirci Hoca'ya: - Hocam, diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi? - Demirci Hoca: - Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. O nallardan her atta dört tane var ama, bütün gün kamçı yiyip duruyorlar. |
Laza karayollarını boyama işi vermişler. Laz başlamış çalışmaya. İlk gün tam 200 metre boyamış. İkinci gün 100 metre, üçüncü gün 50 metre. Artık dördüncü gün 10 metre boyayınca amiri Lazı çağırmış: - Hayırdır evladım iyi çalışıyordun ? - Ben yine iyi çalışıyorum - İyi ama dün 50 metre bugün de 10 metre boyamışsın. - E... haliyle. İlk günlerde boya kovasına gidip gelmek kolaydı, sonraları çok vakit almaya başladı. |
yemek tarfleri:erkeklerden Domatesli Biberli Yumurta: Büyükce bir tavaya yag domates ve biber koyup bir sigara yakiyoruz. Sigaranin külü yere düsmek üzereyse yumurtalari eklemenin zamani gelmis demektir. Yumurtalari kirip sigaramizi bitiriyoruz. Pismistir herhalde. Ocagin altini kapatiyoruz. Biberli Domatesli Yumurta: Her gün domatesli biberli yumurta yemekten sıkıldıgımızda yapabilecegimiz bu enfes yemek. tipki biberli yumurtali domates gibi pisiriliyor. Makarna: Bir tencere dolusu sicak suya makarna posetini bosaltip mac izlemeye basliyoruz. Ilk yarinin ortalarina dogru kalkip altini kapatiyoruz. Tencerenin icinden sectigimiz makarnayi fayansa firlatiyoruz.Yapisirsa pismis demektir. Devre arasinda hala icinde su kaldiysa tencerenin kapagini kapatip lavabodaki en kirli tabagin üzerine dogru döküyoruz (o zaman hem tabak temizleniyor hem de makarnalar catalla yenebiliyor)... Üzerine ketcap sIkIp yiyiyoruz. Not: Fayansa firlattiginiz makarnayi bi ara oradan alin. Sayica fazlalastiklarinda bazen hangisini firlattiginiz karisiyo. Tuzlu Makarna: Yapilisi ayni makarnaya benziyor. Tek farki bu kez makarnalari suya atmadan once tuz koymayi akil ediyoruz .. Öyle daha güzel oluyor. Pilav: Pilav aslinda basit bir yemek degil. Aranan kriterler var. Tuzlu yumusak ve tane tane olmasi gerekiyor. Sonuncusu kolay. Pirincleri tektek pisirdiginizde tane tane oluyorlar ama uzun sÜrÜyor. Maharet hepsini bir arada pisirebilmekte; ama cok da sorun etmeyin. Nasil olsa icine yogurt koyup bulamac haline getirdigimizde hepsi birbirine yapisiyor. Kisaca yag koyup Üzerine pirinc ekliyorsunuz. Sonra da su ve tuz koyup pisiriyorsunuz.. Hem bunu sÜzmeye de gerek yok. Patates Kizartmasi: En kolay islerden biri. Patatesleri soyup parmak gibi kesiyorsunuz ve kizgin yaga atiyorsunuz. Tek yapmaniz gereken altini zamaninda kapatmaniz. Yoksa tencere alev alabiliyor. Bu yüzden sadece tv'de pembe dizi izlerken yapin. Bir de diger yemeklerin aksine bunu tencereden yiyemiyoruz. Mutlaka tabaga koymak gerekiyor. Onun disinda cok kolay. Orta zorluktaki yemekler Hazir Pizza: Pizzamizi firinimiza atip pismesini bekliyoruz daha sonra firindan cikarip yanik yerlerini bicakla kaziyoruz. Dikkat edilmesi gereken tek sey kazirken üzerindeki malzemeleri mutfak tezgahina yapistirmamak. Hazir Köfte: Bu da nispeten zor bir yemek. Bir miktar sivi yagi teflon tavaya koyup köfteleri icine diziyoruz. Köfteler tavayla ayni renk olmadan altini kapatmak gerekiyor. O yüzden basinda beklemek lazim. Zor yemekler Konserve Türlü: Bir miktar yag ve salcayi tencereye koyup konservenin icindekileri döküp üzerine su koyuyoruz. Pismesi cok uzun sürüyor. O sebeple basinda beklemiyoruz. Gidip tv izliyoruz. Her seferinde yandiklari icin henüz tadina bakamadim ama konservenin üzerindeki resme bakilirsa guzel bi seye benziyor. Tavuk: Yapilisi makarna gibi. Sicak suyun icine atiyoruz arada pisip pismedigine bakmak icin hayvanin kaba etine catal sapliyoruz. Bu yemek pistikten bir iki gün sonra üzeri jelibon gibi oluyor. Bu yüzden pisirirken istege bagli olarak bolca toz seker eklenebilir. Ultra zor yemekler Kiymali Bamya: Konserve türlüye benziyor ama icine daha önceden kavrulmus kiyma konulmali. Kiyma kavurmak cok zor ve zahmetli bir is. Bu yüzden makarna pisirmeyi öneriyorum. Püf noktalar -Yemekleri daima tencerenin icinden yiyin. Böylelikle tabak kirletmemis olursunuz. -Asla sade pilav yapmayin. Domatesli pilav yaptiginizda bir seye benzemese bile renginden anlasilmaz. -Mutlaka soganli bir yemek yapacaksaniz asla sogana dokunmayin. Özellikle rendelediginizde elleriniz cok kötu kokuyor. Bunun yerine sogana ekmek tahtasiyla bes alti kez vurmayi deneyin, ayni isi görür. -Patates kizartacaksaniz soydugunuz patatesleri asla yikamayin. Kizgin yaga attiginizda cok kötü patliyorlar. -Yemekler asla kendi baslarina hareket etmezler. Sayet gecen ay yaptiginiz tavuk kendi kendine kimildamaya basladiysa kurtlanmis demektir. Sakin yemeyin. -Sebzeleri pisirdikce vitamin degerleri düser. Mümkün oldugunca cig tüketin. -Karpuz tabaga koyulmasi fuzuli bir meyvedir. Ikiye ayirip ortasindan kasikla yiyebilirsiniz. -Tencere kapagi en mükemmel tabaktir. -Buzdolabinin sebzelik olarak adlandirilan kismi yemeyi düsünmediginiz seylerin saklanmasi icin idealdir. Bu bölüme konan seyler nasil olsa bir süre sonra unutulur. -Sebzeligin kapagini sıkı kapatirsaniz cürüyen seylerin kokusu dolaba daha az yayilir. -Spagetti paketini acmak icin paketi ortasindan sikica kavrayin ve altini tüm gücünüzle fayansa vurun. Paketin üst tarafi yirtilacaktir. Belki bu islem sirasinda makarna unufak olabilir ama risk almaya deger. Özellikle misafirlerin yaninda yaparsaniz tavsiye ediyorum. Öyle daha güzel, bu size cok maco bir hava verir. -Sagda solda kulagima caliniyordu. Mutfak robotu denen bisey varmis. Birden icimi bir heyecan kapladi. Ulan madem bu isin robotu var ben niye kosturuyorum yillardir diye sinirlendim. Hemen gidip aldim bi tane. Eve gelip kutusundan cikardigimda itiraf etmeliyim ki hayal kirikligina ugradim biraz. Ben acikcasi ufo gibi bisey bekliyodum, bu bildigimiz tencerenin plastigi. Icindede vantilator gibi bisey var. Bununla birlikte bi ton plastik zimbirti daha cikti icinden ama bi ise yarayacaklarini sanmiyorum. Neyse fisini taktim denemek icin bi tane sogan attim icine. Bakalim ne yapacak diye bekledim. Kabuklarini bile soyamadi essogluesek. Paramparca etti birakti. Sinirlendim attim bi kenara yazdan beri duruyo orda. Bir ara yikayip o vantilator gibi olan seyi bilgisayarima takmayi düsünüyorum. Belki fan olarak is görür. Onun disinda tamamen para tuzagi. Olay budur ! alıntı |
din dersi Din dersinde öğretmen yeni başladığı sınıfında öğrenciyi kaldırmış... - Adın ne senin evladım - Kevser öğretmenim - Ne güzel isim,Oku bakalım kevser suresini - Öğrenci sureyi ezbere okumuş - Aferin evladım, ağzına sağlık - Senin adın ne evladım - Fatih öğretmenim Çok güzel isim, Oku bakalım fatiha suresini demiş, - Öğrenci ezbere okumuş - Aferin evladım, ağzına sağlık.. -Öğretman birde bakmış, bir çocuk masanın altına saklanmaya çalışıyor.. - Evladım kalk bakayım, adın ne senin demiş - Yasin öğretmenim ama arkadaşlar bana kısaca sübhaneke derler... |
Neden kaçmış Sürücü dikiz aynasında kendisini izleyen polisi görünce kaçabileceğini düşünüp basmış gaza. Ancak polisi atlatamayacağını anlayınca, pes edip çekmiş kenara. Polis arabasından inmiş. Bezgin, kızgın ve de küskün bir sesle: - “Bana bak, çok yorgunum, üstelik keyfim de kaçık. Mantıklı bir özür söyle yoksa yaktım çıranı!” Kısa bir ara ve Sürücü: - “Karım geçen ay bir polisle kaçtı. Aynada sizin aracınızı görünce, kaçtığı polis, onu bana geri getiriyor sandım…” |
Akşam serinliğinde gideceğiz Bir toplantıda: Amerikalı: - Biz Mars'a gideceğiz demiş. Alman: - Biz yakıtsız çalışan araba üreteceğiz demiş. Fransız: - Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var demiş. Bizim Temel durur mu? - Biz de güneşe gideceğiz demiş. Herkes şaşkın şaşkın: - Ama orası yakar deyince bizim Temel: - O kadarda enayi değiliz herhalde. Akşam serinliğinde gideceğiz !.. |
Temel, kahveden cikinca kapinin onunde bir saatlik bir gecikme icin park cezasi yazan trafik polisiyle burun buruna gelmis... "Yazma su cezayi memur bey" demis... Polis onu hic umursamadan cezayi yazmaya devam edince onun bir "İsguzar" oldugunu soylemis... Polis Temel'e soyle bir bakip, "Asinmis lastikler" icin ikinci bir ceza makbuzunu yazmaya baslamis... Temel, ne kadar ceza yazarsa yazsin, ona viz gelecegini soyleyince polis ilk iki ceza makbuzunu arabanin silecegi altina sikistirip ucuncu makbuza baslamis... Bu surtusme 20 dakika kadar surmus, polis ceza uzerine ceza yazmis... Temel hic orali olmamis... Yurumus, karsi kaldirimda park ettigi arabasina binip, surmus gitmis... |
TANRI VE 3 ERKEK Günün birinde üç erkek ormanda yürürlerken karşılarına büyük ve vahşi bir nehir çıktı. Ama erkeklerin, nehrin karşı kıyısına mutlaka geçmeleri gerekiyordu. Peki bunu nasıl başaracaklardı? Birinci erkek dizlerinin üstüne çöktü ve Tanrıya dua etti "Tanrım, lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ver" Pppppfffffuuuuuffffff.... Tanrı ona uzun kollar ve güçlü bacaklar verdi, böylece nehrin karşı kıyısına geçebildi; ancak bunun için 2 saat boyunca dalgalarla boğuştu ve neredeyse 3-4 kez boğulma tehlikesi geçirdi. Ama, başarmıştı !!!! Bunu gören ikinci erkek de Tanrıya dua etti: "Tanrım lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ve gerekli aracı ver" Ppppppfffffuuuuffff..... Tanrı ona bir tekne verdi ve O da nehrin karşı kıyısına geçmeyi başardı, ancak birkaç kez teknenin alabora olma tehlikesiyle karşılaştı... Tüm bu olan bitenleri izleyen üçüncü erkek de dizlerinin üstüne çöktü ve Tanrıya yalvardı "Tanrım lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç, araç ve zekayı ver" Ppppppfffffuuuuffff..... Tanrı erkeği bir kadına dönüştürdü Kadın haritaya baktı.... Nehrin biraz yukarısına doğru yürüdü ve köprüden karşıya geçti ...... |
TEMEL FOTOGRAFÇIDA Temel bir gün fotoğrafını çektirmek istemiş. Fotografcıya; - Ben fotograf çektirmek istiyorum. Lakin vesikaluk olmayacak. Fotografçı; - Olur efendim. 24 çarpi 32'ye ne dersiniz? Temel; - 768 eder de, hacan punin konimuzla ne alakasi vardur? |
Çatı ve Temel Temel yemek odasının üzerindeki çatının aktığını fark edince hemen bir çatı ustası çağırmış.. Usta gelip şöyle bir bakmış, "Çatınızın aktığını ne zaman fark ettiniz?.." diye sormuş.. "Dün gece.." demiş Temel, "Çorbamı içmem iki saat sürünce şüphelendim!.." |
Yeni ameliyat olan biri arkadaşına: "Sorma, apandist ameliyatı oldum, inanır mısın tam yirmi kilo verdim." deyince, arkadaşı şaşırarak; "Hadi ya! kırk yıl düşünsem bir apandistin bu kadar ağır olduğu aklıma gelmezdi." |
KÜÇÜK Bİ KUSUR Minik kız elinde karnesiyle evden içeri girmiş. Karnesini babasına göstermiş. Babası bir bakmış baştan aşağı pekiyi, bir iki tane de iyi var, ama öğretmen karnenin altına şöyle bi not düşmüş: - "Çok akıllı ve yetenekli bir çocuk fakat bir kusuru var, derste çok konuşuyor. Buna nasıl son verebileceğimiz hakkında fikirlerim var, en kısa zamanda siz velisiyle de paylaşmak istiyorum" Baba bunun üzerine karneyi imzalamış ve öğretmenin görüşlerinin altına kendi de bi not düşmüş: "Lütfen paylaşalım, çünkü işe yararsa ben de annesinde uyguluyacağım.." |
Temel Istanbul a gelmis, yürüyormus.Bu arada 5 dakikada bir top atislari duyulmaktaymis. Merak edip sormus. "Hemserim bu top atislari neyin nesi?" diye. Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi yapildigi anlatilmis. Aradan yarim saatgeçmis ve top atislari halen sürmekteymis. Temel yine sormus bir baskasina "Bu top atislari neden?" diye. yine aynı cevabi alinca söylenmis: "Ulan, yarim saattir bir kariyi vuramadilar, be!" |
Düğünden önce ( Yukardan aşaşıya okuyunuz . ) ERKEK: ELBETTE,BEN ARTIK DURAMIYORUM! KADIN: GİDEYİM Mİ? ERKEK: HAYIR,AKLINDAN BİLE GEÇİRME! KADIN: BENİ SEVİYOR MUSUN? ERKEK: ELBETTE KADIN: BENİ HİÇ ALDATTIN MI? ERKEK: HAYIR,BÖYLE BİR ŞEY NASIL AKLINA GELEBİLİR? KADIN: BENİ ÖPECEK MİSİN? ERKEK: EVET. KADIN: BENİ DÖVECEK MİSİN ? ERKEK: HİÇBİR ZAMAN! KADIN: SANA İNANA BİLİR MİYİM? Düğünden sonra ( Aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz . ) |
Evlenme hazırlığı içindeki çift trafik kazasında ölüp Cennet'e giderler. Damat adayı durumlarını görevli meleğe anlatarak Cennet'te evlenip evlenemeyeceklerini sorar. - Bir bakayım' der görevli melek. Aradan üç ay geçtikten sonra Melek gelir ve mağdur çifte sevinçli haberi verir: - Herşey ayarlandı, sizi evlendirebiliriz! Damat adayı, peki der, 'Biz düşündük de; acaba evliliğimiz yolunda gitmezse boşanabilir miyiz?' Görevli melek gök gürültüsünü andıran sesiyle kızgın bir cevap verir: - Siz manyak mısınız? Cennet'te nikahınızı kıydırabilmek için tam 3 ay dolaştıktan sonra bir imam bulabildim. Cenette bir avukat bulmak ne kadar sürer hiç tahmin edebiliyor musunuz?:D:D:D |
Yanlış anladı Çok karizmatik ve yakışıklı bir adam yanında bir devekuşuyla bara girmiş, herkes şaşkın falan öööle adama bakıyolar, adam bara yanaşmış... - "Barmen bana bi viski, ona da büyük bi bardak su." Barmen talepleri yerine getirmiş, bi tek, iki tek, saatler ilerlemiş, adam: - "Hesap lütfen!" demiş. Barmen hesap pusulasını uzatmış, adam elini cebine atmış, parayı çıkartmış, tam hesapla aynı. Ertesi gece adamımız geri gelmiş, yanında tabii devekuşu da var. - "Barmen bana bi viski, ona da büyük bi bardak su." Barmen istediklerini vermiş, bi tek iki tek, saat geç olmus, adam hesabı istemiş, barmen hesabı göstermiş. Adamımız elini cebine atmış, çıkartmış, tam hesap miktarı. Barmen şaşkın ama nafile. Bikaç gece sonra adamımız devekuşuyla beraber geri gelmiş. Barmenin içi içini yiyo. Adam: - "Bana bi viski, ona da su ver." Barmen emre amade, yerine getirmiş, gece ilerlemiş, adamımız hesabı istemiş, barmen bol küsüratlı saçmasapan bi miktarı hesap olarak adama vermiş. Adam elini cebine atmış, çıkartmış, yine tam hesap. Barmen oynatmak üzere. Dayanamamış: - "Beyfendi bi süredir barımıza gelip gidiyorsunuz, kusura bakmayın ama bişey sormak istiyorum, yoksa kafayı yiycem. Her gece cebinizden çıkan para hesapla kuruşu kuruşuna aynı oluyo. Bunu nasıl başarıyorsunuz?" Adamımız gülümsemiş: - "Bi gün karşıma bi cin çıktı, üç dileğimi sordu. İlk olarak; karizmatik ve yakışıklı bi tipim olmasını istedim. İkinci dileğimde, ne almak istersem isteyim, elimi cebime attığımda parası aynen cebimden çıksın istedim." Barmen: - "Peki kızmayın ama bu kuş ne iş?" Adamımız: - "Onu hiç sorma, son dilegim; beni hiç bırakmıycak uzun bacaklı bi piliçti. Yanlış anladı şerreffsizz." |
Insanlıgın ilk var oldugu dönemde adamın biri şeytanı yakalamaya karar vermiş. Fakat, bunun için 40 yıl boyunca Tanrıya ibadet etmesi gerekiyormuş. Karısıyla, dostlarıyla ve bütün dünya ile ilişkisini kesmiş ve 40 yıl boyunca Tanrıya ibadet etmiş. 40 yıl sonunda Tanrı ibadetinin karşılıgı olarak ona şeytanı agzı kapalı bir şişenin içinde sunmuş. Adam da karısına o şişeye sahip çıkmasını dünyada neler olup bittigini artık ögrenmek istedigini söyleyerek dışarı çıkmış Kadıncagız şeytanı merak ediyormuş. Merakına bir türlü engel olamayıp şişenin agzını açıvermiş.Açmasıyla şeytan dışarı çıkmış ve gülmeye başlamış: -Merakına engel olamadın ve kocanın 40 yıllık emegini boşa çıkardın. Kadın da şeytana ;Sen o şişenin içinde hiç degildin ki, Şeytan ;Nasıl olur? şişeden çıktım sen de gördün, Kadın; -O şişenin içinde hiç degildin. Nasıl o şişenin içine girebilirsin ki? Şeytan; Gireyim de gör (der ve şişenin içine giriverir) ADAMIN ŞEYTANI HAPSETMESI 40 YILINI, KADININ ISE 5 DAKIKASINI ALMIS. ŞEYTAN TANRIYA İSYAN ETMIŞ '' ALLAHIM! MADEMKİ KADINLARI YARATICAKTIN O ZAMAN BENİ NEDEN YARATTIIN!" |
derin saygı... Yaşı yetmişi bulan bir kadın, girdiği eczanedeki tezgahtarın kulağına eğilip sordu: -Evladım, ağarmış saçlar için bir şeyiniz var mı acaba? Tezgahtar, ceketini iliklerken, aynı fısıltıyla cevap verdi: -Derin bir saygıdan başka birşeyimiz yok efendim! |
itfaiye adam evde otururken bir miyavlama duya ve cama çıkar bir kedi ağaçta mahsur kalmıştır itfaiyeyi arar ve durumu anlatır - bir kedi var ağaçta ilgilenirmisiniz -biz artık bu tür konularla ilgilenmiyoruz -ama bu kedi burada ölsünmü -acıkınca iner mutlaka -inebilecek olsa zaten iner korkmuş -beyefendi siz hiç ağaç dallarında asılı kalmış kedi kemikleri gördünüzmü ... |
Şakadan hoşlanmam Nasrettin hoca pazarda dalgın yürüyormuş.etrafındaki esnafları seyrediyor Nasrettin hoca pazarda dalgın yürüyormuş.etrafındaki esnafları seyrediyor.bu sırada ensesine bir tokat geliyor. Hoca tökezlemiş bir kaç adım sendelemiş neyse toparlanıp sinirli bir şekilde arkasını dönmüş. Bir bakmış ki hocanın 2 katı hayvan gibi bir adam. Hoca durmuş bir yutkunmuş önce,sonra: - bana senmi vurdun? demiş adama. Adam: - ben vurdum lan ne olacak demiş. Hoca: - sakadan mı vurdun ciddiden mi? demiş Adam: - ciddi vurdum napacan?! Hoca: - Aman aman, öyle olsun... Cunku şakadan hiç hoşlanmam da ... |
155 boyu olup da topuklu ayakkabı giyen bacaklarına kadar düşük belli kot giyip de üstündekini çekiştire çekiştire belini kapamaya çalışan.... Habire ödemeli arayan canı istemediğinde telefonu açmayan “ben arıcam seni” deyip aramayan Hesap geldi mi eli cebine gitmeyen 6 kilo makyaj yapıp kendini güzel sanan Sömürücü aç tutuk zekalı Çıkarcı işi düşmedikçe aramayan Numaradan ağlayan saf ve mum rolü yapan Aynı anda 2-3 erkekten hoşlanıp hepsine taviz veren Amelelerle takılıp kendini bi s2m sanan Terk edilince köpek olup yalvaran Oysaki sevilseydi köpek edip yalvartacak olan Kafası çalışmayıp da az konuşunca zeki olunduğunu zanneden Araba yada motor görünce bi tarafı kalkan Jumbo size olup da kendini balerin zanneden Çakma Prada giyip “Ferrari’ deki patatesi gördün mü ?” diyen Milyarlık telefonla dolaşıp ayda 10 milyonluk kontör bile almadığı halde 700 milyon telefon faturı ödemiş edıyla dolaşan 150 gramın hesabını yapan Çiko olduğu halde kendini super model sanıp burnundan kıl aldırmayan Tampon kullandım ondan bekaretim bozuldu dumuruna inanacağımızı sanacak kadar ağır salak olan Dip boya gelip boyatmayan Sarışın olup solaryumda uyuya kalan ßen sen o biz siz onlar olan kişi zamirlerini ban san o bis sis diyen Nanmıyoruaaaam! yoqumm naper döferim ciddaan mııı? şaka yapıooooosaaaan! cümlelerini kuran £vden arayıp anneme yalakalık yapan Cam’ı olup açmayan Akşama kadar evde annesiyle oturup akşam shakira kemeriyle gezmeye çıkan Meze olupta ortamda akmaya calısan. TÜM KIZLARIN ALLAH CEZASINI VERSİN Mİ_??? |
Kayseri’de çocuklar bir mahalle meydanında ellerindeki antika paralarla bilye oynarlar .Oradan geçen Yahudi, çocukların oynadıkları paranın antika olduğunu anlayınca bunları çocuklardan satın almak ister, çocuklara teklifini yapar. -Oynadığınız paraları bana verin, size bir avuç para vereyim. Çocuklar kayıtsızca Yahudi’ye bakarlar, içlerinden birisi: -Amca bunların parayla satılmasına ne gerek var. Eğer çok beğendinse, beni sırtına al, eşek gibi anırarak şu karşıdaki ağaca kadar götür, ben bunları sana bedava vereyim. Yahudi çocuğu sırtına alır, anırmaya başlar ve ağacın dibine kadar götürür. Çocuğu yere indiren Yahudi, parayı beklerken çocuk kaçar, arayı biraz açtıktan sonra karşısına durup gülmeye başlar. Yahudi neye uğradığını şaşırmıştır. Parayı alamayacağını anladığı için de yapacağı bir şey yoktur. Yalnız, niçin bırakıp kaçtığını merak eder ve sorar. -Sırtında taşıttın kendini, parayı da vermedin. Üstelik anır dedin, onu da yaptım. Peki niçin kaçıyorsun, paramı niçin vermiyorsun? Çocuğun kurnazca cevabını verir: -Bire ahmak adam, sen eşek olarak bu paranın değerini biliyorsun da ben Kayserili olarak bilmez miyim! |
çişşşş Yüzme Hocası kızgın bir şekilde genç adama yaklaştı : -Derhal çıkıp gidin buradan.Suya çiş yaptığınızı gördüm! -Ama bu işi ilk ya da tek yapan ben değilim herhalde? -Haklı olabilirsin, ama ötekiler hiç değilse suyun içinde yapıyorlar. Sizin gibi tramplen tahtasının üzerinde değil! |
Plaka Tur otobüsü şöförünün omzuna dokunulunca adam hafifçe başını çevirmiş, bir bakmış ki elinde bir avuç badem, yaşlı bir kadın durmakta.. Teşekkür ederek almış bademleri ve yemiş.. 15 dakika sonra yaşlı kadın tekrar şöförün omuzuna dokunup bir avuç daha badem vermiş ve bu ikramı 5 kere daha yapınca "Zahmet ediyorsunuz efendim.." demiş saygılı şöför, " Hep bana yedirdiniz.. Biraz da kendiniz Yesenize.." Çiğniyemiyorum evladım.." demiş yaşlı kadın, "Dişlerim yok..""Niye satın alıyorsunuz o zaman?.." "Evladım ben sadece üzerindeki çikolata kaplamasını emmesini seviyorum!.." |
a$kııım... -efendim hayatım söyle canım?? -seni akşam aileme anlattım -neee?! -eee artık sende bize bu akşam yemeğe gelirsin dimi? -neee!!! -valla annem senin için en güzel yemekleri yapçak -neeee!!! -saat 7 de bekliyoruz tamammı aşkım? -pat... - seni annemlere anlattım Hayatım. - ee ne dedin ? - hiiç erkek arkadasim dedim, babam silahını alip çikti. saniyorum sizin eve geliyor - neee !?!! - seni annemlere anlattım - eeeaa? - haftasonu müsaitmiş bizimkiler bekliyolar - nası yani? - aman ne biliyim işte çikolata çiçek ebeveyn falan - vııınnn (kaçar) -bil bakalım ben bugün ne yaptım? -ne yaptın hayatım? -seni annemlere anlattım -hass...hay sen çok yaşa e mi ehe ehe...annemler derken kimleri kastediyorsun gülüm tam anlamadım -teyzem ve karşı komşu mualla abla da oradaydı -üçü birden..ü üçü...ee ne dediler? -ha bu arada tanıştırayım bu abim cevat... -memnun oldum abiciğim ehe ehe... -hörrrr... -ben sizi yalnız bırakayım en iyisi,abi kardeş oynarsınız artık... -seni annemlere annattım, ama bi sor niye anlattım... -niye anlattın? -anlatamazsın dediler... -koçum benim... -Seni annemlere anlatamadım -Neden lan emrah -Anam yok benim -seni annemlere anlattım fatma -eeeeee ne dedin -fatma sana çok benzio anne dedim -ayyy eee eee sonra -hiiiçççç -yani ,tanışmıyor muyuz -hayır babam bitir oğlum dedi bırak bu kızı dedi haha - seni annemlere anlattım aşkım + pardon hanım efendi bi yerden tanışıyormuyuz .. - honk - seni annemlere anlattım - ee ne dediler - seni anlamakta güçlük çektiler - neden - benim gibi bi salakla olduğun için aptal olduğunu düşünüyor babam - seni annemgilere anlattım canem - anneni anladıkta giller kim nan kankigiller gibi? - amcam, amcamın teyzesinin torunu, dayım, dayımın küçük çocuğunun sınıf arkadaşı, teyzem, teyzemin karşı komşusunun bi alt kalt komşusu, kuzenim, kuzeninim ex aşkı bıdı bıdı bıdı... - -seni anneme anlattım hayatım -nasıl -güzel bir türkçeyle -ne -anlatım bozukluğu yapmadan -seni annemlere anlattım canım -eee -anlamazlıktan geldiler - .... |
Tanrı'ya Mektup ... Amerika'da yaşayan bir çocuğun 100 dolara ihtiyacı olur. Bu 100 dolara sahip olabilmek için günlerce, gecelerce dua eder. Sonunda ulaşamayınca Tanrı'ya mektup yazmaya karar verir. Amerikan Posta İdaresi, üstünde yazılı adres olarak sadece "Tanrı, ABD" olan mektubu Bay Başkan'a vermeye karar verir. Başkan mektubu alınca çok hoşlanır, çok duygulanır fakat 100 dolar yerine 5 dolar koyar. 5 doların küçük bir çocuk için yeterli olacağını düşünür. Çocuk gerçekten de 5 dolara sahip olmakla tatmin olur ve Tanrı'ya teşekkür mektubu yazmaya koyulur: - Sevgili Tanrım, parayı yolladığın için teşekkürler. Ama mektubu Beyaz Saray üzerinden yollamışsın ve tabii her zamanki gibi oradaki ....de 95 dolarını kesip silah almış olmalı. Bana 5 dolar ulaştı. Yine de teşekkürler. |
| Saat: 06:39 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık