MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

Mystic@L 19 Nisan 2007 18:08

Farkindamisin...
Kirdim sana siir yazan elimi.
Kestim ismini sayiklayan dilimi.
Kör ettim resmine bakan gözlerimi.
Ve kesecektim senin olan kalbimi;
yapamadim.. farkinda misin,
sana kiyamadim..

Ahmet Arslan


Mystic@L 20 Nisan 2007 17:23

Allahım düşmanımı düşürmesin bu za'fa
Sanki her noksanımı mecburum itirafa
Hangi şarkıya girsem notalar do re mi fa
Sol! diyorum sana sol! sesim sende kalmış

Sende kalmış umudum saadet çağım sende
Sende kalmış huzurum tüten ocağım sende
Sende hayat kaynağım duygu membağım sende
Can diyorum sana,can-kafesim sende kalmış

Gel Tanrıya borcunu teslim etsin bu yürek
Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek
Kelime-i şahadet getirmem için gerek
Son diyorum sana son nefesim sende kalmış...

Cemal Safi


Misafir 21 Nisan 2007 00:26

Tanık İstemem Yalnızlığıma

Sen bir ateş böceğiydin belki
Ben gecenin gamlı kuşu…
Tanık istemem yalnızlığıma.

Sen taze hamurdun yaşam teknesinde
Ben pişmiş ekmegim dost heybesinde…
Sen ateşe parmağını uzatan çocuktun korkusuzca
Ben ateşin külüyüm yanı başında…

Sen sevinçler isterdin benden
Çocukça büyük sevinçler..
Ölümüne sevmeler isterdin;
Sevişmeler isterdin geceleri kanırtan…

Bir „gel“ desem
Koşacaktın bilirim..
Korkumdan değil
"Gel“ diyememek sana
Ben bu vakitten sonra
Tanık istemem yalnızlığıma.


Nilay Aksu


DEsssT16 21 Nisan 2007 19:12

.: çirkin postacı :.

Dünyanın bana zindan olduğu günlerdi. Sanırım
birkaç defasında da
evden ağlayarak dışarı çıkmıştım... Hayatım
kararmıştı da bir ışık
bekliyordum sanki ama yoktu. İşte böyle
düşündüğüm günlerde
daire kapıma sıkıştırılmış bir Mektup buldum.
Hayretle baktım
üzerinde göndericisi yazmayan zarfa. Sonra odama
girip açtım...


"Acıları paylaşmak insanların vazifesidir"
diyordu. "Senin geçtiğin
sokakta ben de vardım. Ama bir sokakta ya ben
olmamalıydım
veya paylaşılmamış acılarını içinde gezdiren bir
insan!..."


Mektubun sonunda da isim yazmıyordu. Peki kimdi
bu?
Kimdi, neden yazmıştı bu notu ve neden bana
yazmıştı?
Aslında hoş sözlerdi...Ve aslında bir mektuba da
deliler gibi
ihtiyacım vardı. Acaba dediğini yapacak mıydı,
yazacak mıydı
her gün?.. Bunu zaman gösterecekti. İlk gün
kafam karıştı.
Hem kendi problemlerimi hem dün gelen mektubu,
hem de
yeni mektupların gelip gelmeyeceğini
düşünüyordum. Sonraki gün
posta kutumda beyaz bir zarf buldum. Kalbimin
çarptığını hissettim...
Yazı aynıydı, odama girip okumaya başladım
mektubu.

Bu inanılmazdı.. Bir bardak su içercesine
bitiverdi mektup.
Doymadım! Bir bardak su daha almış gibi kendime
ve
susuzluğumu kandırır gibi yeniden okudum altı
sayfayı...
Sanki tanıyordu beni, sanki yıllardır
dertleşiyordum onunla...
Altıncı sayfanın sonunda diyordu ki; "Yarın yine
yazacağım..."
Yarın yine yazdı, öbür gün yine..Ve sonraki
günler yine yazdı...

Her mektubunun sonunda, yarın yine yazacağına
ait not vardı
ve her gün de dediğini yapıyordu. Her gün
işyerinden dönerken
kalbim çarpıyordu heyecanla... Her gün
görüyordum posta kutumun
bugün de boş olmadığını ve gariptir; artık
yapayalnız olmadığımı,
kalbimin boş olmadığını hissediyordum. Bu
mektuplar yüreğime
giriyor sıkıntılarımı eritiyor ve beni yarınlara
doğru itiyordu.
Zannediyordum ki; bunlar olmadan yaşayamayacağım.
Öylesine alışmıştım ki onlara, olmasalar sanki
nefes alamayacağım!...
Vakit buldukça oturup eski mektupları bile
yeniden okuyordum.
Zaman geçti ve zamanla beraber sıkıntılarımda
geçti.
O günlerden geriye sadece eski mektuplar kaldı.
Bir gün içimde
karşı koyamadığım bir merak peydahlandı; kimdi
bu?
Nasıl biriydi? Onunla ilgili her şeyi merak
etmeye başladım.
O her gün yazıyordu ve nasılsa her gün yazmaya
devam edecekti.
Bundan emin olduğum için de, yazılarında
anlattıklarından çok
nasıl bir kalemle yazdığına, neden bu kağıdı
seçtiğine, yazı stiline
aklımı takmaya başladım... Yazıları öylesine
deva olmuştu ki bana,
onunla ilgili her şey de mükemmel olmalıydı. Ama
her şey...

O gün evde kalmıştım. Kahvaltı yapmış ve bu
harika mektupların
en azından nasıl birisi tarafından getirildiğini
görmeyi koymuştum
kafama... Öğle vaktine doğru sokağa giren
postacıyı gördüm.
Koşarak aşağı indim. Mektubumu kutuya
bırakmıştı, eli henüz
havadaydı...Göz göze geldik. Aman Allahım...
Aman Allahım,
bu ne kadar çirkin bir adamdı böyle! Dondum
kaldım... O da başını
eğdi döndü ve gitti. Orda öylesine bekliyordum
şimdi...
Kutuyu açıp mektubu bile alamıyordum. Bunca
zaman, bunca
güzel bir mektubu, bu kadar çirkin biri mi
taşımıştı? O öptüğüm,
kokladığım, göğsüme bastırdığım, yastığımın
üzerine koyduğum
mektuplarıma benden önce bu adamın mı eli
değmişti?
Saçmaladığımı biliyordum ama böylesine güzel
duygularıma
bu çirkin yaratık karıştı diye az önce getirdiği
zarfı alamıyordum.
Kapıyı açtım, dışarı çıkıp bir adım attım.
Çoktan gitmişti. Neye olduğunu bilmiyordum ama
çok kızgındım. Zarfa dokunmadan çıktım yukarıya.
Odama girdim, eski mektuplarıma baktım.
Biliyordum, onlar benim
en zor günlerimle bugünüm arasında köprü
olmuşlardı, ama onlara da dokunamadım. Bu
güzelliğe bu çirkinliği yakıştıramıyordum!

Ertesi gün iş dönüşü baktım ki, kutuda hâlâ o
aynı kirli mektup var!
Almadım. Sonraki gün baktım; aynı mektup yine
yapayalnız beklemekte.
Bir kaç gün sonra ise kutuya bile dönüp
bakmamaya başladım...
Altı yedi hafta sonra dünya yine karanlık
gelmeye başladı bana.
Bir dosta, bir morale ölürcesine ihtiyaç duymaya
başladım...
Her şey çok ağırlaşmıştı yeniden. Uyku bile
uyuyamıyordum.
Mektup aklıma geldiğinde gece yarısını
geçiyordu. Tereddüt
bile etmeden aşağı indim, kutumu açtım ve
mektubu aldım.

Bir saat içinde üç defa okumuş, özlemiş olarak
göğsüme bastırmış
ve uzun zamandır ilk defa böylesine huzur içinde
uyuyabilmiştim.
Bunlar benim ilacımdı biliyordum. En çok o gün
merak etmiştim,
bir daha ne zaman yeni bir mektup geleceğini...
Ve o akşam gözlerime inanamadım; kutumda mektup
vardı. Yazı aynıydı, zarfta yine isim
yoktu. Üstelik bunda postanenin damgası da
yoktu...


Açtım zarfı;içindeki kısacık mektupta şunlar
yazıyordu;
"Sana gelmiş bir mektubu kırk sekiz gün
okumamakla ne kazandığını
bilmiyorum... Ama artık benim sana yazmaya
vaktim olmayacak.
Çünkü tayinim çıktı ve bugün başka bir şehre
gidiyorum. Hoşçakal!

Çirkin Postacı..."


Donmuş kalmıştım şimdi... Derin bir pişmanlık
düğümlendi boğazıma,
hıçkırarak eve girdim. Çantamı açtım;
tarakların,rujların ve diğer
karışıklığın arasında bulduğum mavi göz
kalemiyle, bir kağıda;
"Lütfen bana tekrar yaz" yazıp posta kutuma
koydum.

Bir daha hiç kilitlemediğim kutuda,
aynı notum iki yıldır yapayalnız bekliyor...


Nephthys 22 Nisan 2007 01:06

YalnızlıklarYeşertiyorum




Gecenin karanlığı tünerken saçlarıma
Boyası yitik bir ressamın fırçası gibi
Ayaklarım yorgunluğumu çiziyor kaldırımlara.
Hıçkırarak bulutlar ağlıyor
Islanıyor saçlarımdaki karanlık
Sığınıyorum bir durak saçağı dibine
Titreyen parmaklarım yüzümde geziniyor
Sanki kanunun hüzünlü tellerinde...
Küf kokulu gecelere
Şiirler yazıyor yüreğim
Bir çay tadında hayallerimi içiyorum
Koyu karanlıkta damla damla mısralarım düşüyor
Gem vuruyorum duygularıma ağlamamak için
Sevgimi mumyalayıp gömüyorum
El deymemiş yalnızlıklar yeşertiyorum
Yüreğimin en saf yerinde...




Celal Topo


Mystic@L 22 Nisan 2007 01:06

Ben sigaramı yaktığım zaman
Çünkü her sigara bir kelimedir
Ben sigaramı yaktığım zaman
Güz günleriydi bir şarkı olarak

Bir güvercin ben öldüğüm zaman
Nice hüzünlerden yaprak yaprak
Bir güvercin ben öldüğüm zaman

Cemal Süreya


VerSchL@GeN 22 Nisan 2007 02:42

Yanlızlık...

İçimde ürperten bir yalnızlık..
Ellerinde sana sunduğum güller.
Peki ama sırtımdaki bu hançer acısı ne?
Sevginden başka ne istemiştim senden?
Peki bana söylediğin bu yalanlara gerek ne?

Yeşil gözlerinde kaybolduğumda
Neden bana cehennemleri hep adres gösterdin.
Bir serabın peşinde koşarken ben
Dilediğim her şey senin için iyi olması ,
Her şeyin senin için mükemmel olması değil miydi?
Peki ama bu sırtımdaki hançer acısı ne?

Şimdi kandırılmışlığın acısı
Kalbimde kimsesiz kalmış bir çocuk yakarışı
Ve beynimde fotoğrafın varken..
Söyler misin be çiçeğim:
Böylesi senle dolu ve böylesi kimsesizken..
Söyler misin nasıl mutluluk oyunu oynayabilirim?
Her şeyi anladım da..
Ellerinde güller varken,
Peki ama bu sırtımdaki hançer acısı ne?


Adnan Eltez


Sedef 21 22 Nisan 2007 02:49

Yalnız

Yanlızlık paylaşılmaz
Paylaşılırsa yanlızlık olmaz
Yanar sobasında
Yalnız'ın üşüyen bakışları
Lambasında karanlığa dönük
Bir ışık titrek sönük sönük
Penceresi dışına kapanmıştır
Kapısı içine örtük
Bir sözde saklanmış bir yalanı
Bir gözde okuduğundan
Bakmaz kendi gözlerine bile

Özdemir Asaf |


Mystic@L 22 Nisan 2007 18:36

Yokluguna degil aglamam, aldanma.
Sevmedigimi de zannetme, aldirma.
Matem degil, sitem de degil, kizma.
Izdirabi yasiyorum, böyle bil ve anla.

Kizginligim sana degil, yüregime ve gözlerime.
Ikiside birbirinden hâkir, duramadilar sözlerinde.
Hüznü ve kabusu koyup giderken bedenimde.
Sende kalan yanlarima salladim elimide gönlümüde.

Sevgin bir fidandi ve aklimi sarmisti.
Gidisinle gönlümü yakti, içime kin bosaltti.
Yalnizligima dost oldu, paylasti benle aciyi.
Beklememi sagladi, izdirabi ve de sanciyi.

Ahmet Arslan


Mystic@L 22 Nisan 2007 23:00

Masaldaki Yalnızlık

Ben yalnızlığı
Gökte uçar gördüm.
Ben yalnızlığı
Garip naçar gördüm.
Ben yalnızlığı
Gelip geçer gördüm.

Cahit Külebi


Misafir 23 Nisan 2007 01:27

/düştü / nun II

intiharda duygularım
kalan son bakışını saklamak için
öncesinde ayrılığın
satırlara hançer düştü
….nun

ser-mest dolaşır
serseri adımların
kimsesi kalmamış virane gönlümde
sokaklara çamur düştü
…nun

suya yazıldı
bam telinde bestelenen
güftelerim
sihrine kelamın ta’n düştü
..nun


suret-i aşk
adem-i külli imiş
varlığına tanık yalnızlıkların
kavlime bir garip talak düştü
…nun


Nephthys 23 Nisan 2007 02:28

HİÇ KİMSEYİ SENİN KADAR SEVMEDİM - Mehdi İPEKLİ







http://www.diyadinnet.com/modules/Siir_Bahcesi/images/siirler.gif


Seni gördüm,
toy bir çocuktu yüreğim
henüz yağmur yağmamış buluttum
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim
Tutsaktım,
Yok pahasına bir gemiye satıldım
sonra gözlerimi sattım,
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim





Yalnızlığıma
nice zaman
silah çektim, süngü tuttum
Dağların zirvesinde destan,
çöllerin ortasında ağıttım
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim





Yakacak diye gözlerin, kalbimi
ellerinin narına
kendim attım.
Senden duydum en güzelini sözlerin
en tatlı yudumları
senden yuttum
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim





Sevdan için
her gül mevsiminde
arzu arzu,
umut umuttum.
Gördüğüm her renkte rengini gördüm
Duyduğum her seste adına
türküler tuttum
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim.





Akrep düştü gecelerime
Gelirsin tutkusuyla
yıldızlarını göğün
birer birer uyuttum
Adından başka
isimleri
kelimeleri
harfleri
Adından başka
Bütün bildiklerimi unuttum
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim





Ben,
hiç kimseyi
senin kadar sevmedim

http://www.diyadinnet.com/modules/Siir_Bahcesi/images/siirler.gif


Mystic@L 23 Nisan 2007 03:23

Adı Yalnızlık

Gölgen gibidir yalnızlık
Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk.
Sarılırsın ararsın tutamazsın
yoktur çaresi.
Adı Yalnızlık
Yazılmıştır birkere
Yiğit olsan da büker bileği,
Cesur olsan da sızlatır yüreği.
İçindedir sevgi, insanın tek dileği
Ateşten gömlek misali
SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ…

Murat İnce


DEsssT16 23 Nisan 2007 09:02

Konuşmak gerekir bazen,susmak artık çare değilse…
Anlatmaya başlamalı bi yerden,en başta kendinden,

Başlıyorum öyleyse dur ve dinle;

Ardından değişti hayatım,bütün değişime mahkum hayatlar gibi,geceler değişti kara kuru oldu biraz daha çok acı verir oldu…mevsimim yıllardır sonbahar rengi soluk,yüreğim yorgun ayazda kalmış bi-çare donuk.

Aynı şarkılar farklı anlamlar kazandı,oysa şarkılar bu kadar içimi acıtmazdı,güneşi seven ben,ay ışığında aydınlatmaya çalıştım dünyamı ve yıldızlar başka türlü parladı gökyüzünde…yalnızlığımı anlatmak istercesine..

Ağır ağır çektim perdeleri
Çekmeceye gizledim çocuksu sevinçleri
Büyüdüm sanki harcadım yılları
Umduğumdan olgun yaşadım ayrılığı
Beyaz örtüler örttüm eşyaların üstüne
Kapadım kapıları topladım anıları
Döktüm denizlere

Ve sen hala varsın,gidip gelirsin içim de bir yerde ama hep aynı yerde…
Payını almış olmalısın değişimden,

İlgili sen olmak üzere bir sözleşme hazırladım içimde,
Sen aklıma gelecektin sadece,yüreğime uğramayacaktın,
Düşünecektim ama dokunamayacaktım,
Üzülecektim belki ama ağlamayacaktım…
Öyle yaptım ve altına imzamı attım…

Ve sen tüm kuralları ihlal ettin,infaz ettin yüreğimi,sana gel dedim gelmedin…rahat bırak gecelerimi uykularımı böyle kabus olma,hala içimdesin gitmiyorsun,bit…bit lütfen…

Yar! Terk-i Diyar
yollarında şimdi kalbim
Tuzla buz oldum,incindim örselendim
Elimde tek kalan darmadağın ümitlerim
Başardın en sonunda Oldu bak istediğin
Yaralı Hayallerim

Hep aynı olmak zorunda mı ayrılıklar,yalnızlığımın sesini kimse dinlemedi…
Ben yalnızlığımı haykırdım ama kimse duymak istemedi…



NiliM 23 Nisan 2007 09:28

Beni bıraktığından beri...

Beni bıraktığından beri yalnızlığıma,
Ellerim boş başım sarhoş dolaşıyorum.

Beni bıraktığından beri yalnızlığıma
Gözlerim yaş, kalbim yavaş yaşlanıyorum.

Beni bıraktığından beri yalnızlığına
Seni melek beni şeytan zannediyorum.

Beni bıraktığından beri yalnızlığıma
Seni öncekinden daha çok SEVİYORUM...



Uğur KÖROĞLU


DEsssT16 23 Nisan 2007 13:22

Kopkoyu bir yalnızlık demledim kendime. Yanında ne kızarmış ekmek kokusu, ne de annemin yağlı, reçelli ekmekleri... Kopkoyu, bir yalnızlık demledim kendime...

Önce bir eşik yaptım, en soğuk mermerden. Yetmedi... Ardından bir sıra duvar ördüm, en kalın taş bloğu ile, sadece bir sıra... Yine yetmedi... Ardından bir sıra, bir sıra daha. Ben bir koydukça, beş koydu yaşam. Örüldükçe örüldü, yükseldikçe yükseldi...

Duvarlarından ışık sızmıyor surlarımın. Kopkoyu bir karanlık ördüm kendime...

Şimdi güneşin ne doğuşu, ne batışı görünür oldu buralardan. Grubun turuncu, sarı rengi yok artık. Yok artık mavinin yeşile çalan tonları. Yok artık pembe, beyaz pastel bir bahar...

Çok zamandır kumdan kale yapıp, bir dalganın alıp, götürüşünü beklemedim. Çıplak ayakla kumsalda koşmadım. Deniz kabuğu toplamadım. Çok zaman oldu, nilüferlerin yaprağından, tırtılın umuduna kanat açmayalı...

Çok zamandır yağmura yakalanmadım. Saçlarımdan süzülmedi damlalar. Çok zaman oldu, gökkuşağı görüp, çığlık atmayalı. Çok, çok zaman oldu pencerenin buğusunda bir resmin kayboluşunu beklemeyeli...

Çok zaman oldu fotoğraf makinemle yaşamın bir karesini dondurmayalı... Bir bahar dalından düşen çiğ damlasını yakalamayalı. Bir şelalenin sesini resmetmeyeli.

Çok zaman oldu tüm çocukları toplayıp, yaz okulu açmayalı... Akşam iş dönüşü onlara şeker almayalı. Bahçede saatlerce zıplamayalı. Yaz bitiminde onlara sözde karnelerini dağıtmayalı. Çok, çok zaman oldu...

Çok zaman oldu, minik ellerle beraber dev bir kardan adam yapmayalı. Kar topundan kaçmayalı. Kara yatıp, iz çıkarmayalı... Çok, çok zaman oldu...

Çok zaman oldu bir şarkı tutmayalı, yüksek sesle bir şarkıya eşlik etmeyeli. Kahkahaların sığmadığı bir odada bulunmayalı, sessiz film oynamayalı... Çok, çok zaman oldu şen şakrak bir şarkının notalarına tutunup dans etmeyeli...

Yüreğim bir serçenin kanadı üzerinde atmıyor uzun zamandır...

Kopkoyu bir yalnızlık demledim kendime. Yanında mı? Sadece kalemim ve göz yaşlarımla ıslanmış satırlarım...


Mystic@L 23 Nisan 2007 23:18

Gecenin bir yarisi gözlerimdesin,
yildizlara degiyor kipriklerim,
hasretini tasiyorum ellerinin yüregime,
sana olan özlemim aziyor,
ve bir yagmur oluyorum,
Istanbul sokaklarinda,
yüregim islak,
yüregim yalniz sensiz,
Sevdayi yudumluyorum tek basima,
Yudumladikça sen oluyorum,
senle doluyor yüregim,
ama yinede degmiyor ellerim ellerine,
yalnizligi oksuyorum,
ve seni görebilmek için,
gecenin bir yarisi gözlerimi kapiyorum,
belki yanimda degilsin,
bekliyecegim belki aylari,
ama sen her gece rüyalarimdasin,
ve ben rüyalarima siginiyorum yalnizken.



efsun


Sedef 21 23 Nisan 2007 23:32

Yalnız Adam
Yağmurlu bir gece,
boş sokakta bir fener.
Geceyi süsleyen yalnız bir fener,
ve önünde yalnız bir adam.
Ayaklar`ının artık tutmadığı bir anda,
bırakıvermiş kendini oraya.
Kimse bilmiyordu,
ama bu genç yaşına rağmen,
ne çok yol almıştı bu adam.
Gözlerine uykusuzluğun,
bedenine bitaplığın izleri yansıyordu.
Neydi onu bu hâle koyan,
hiç kimseye söylemiyordu.
Ne gece`ye açıklıyordu sırrını,
ne de onun gibi yalnız olan fener`e.
Zamanı geldiğinde,
bu sırrını bir tek toprakla paylaşacaktı.
Bir adam vardı,
o gece çaresizliğin en karanlık noktasına ulaşan bir adam.

Yağmurlu bir geceydi,
her zamankinden daha karanlık.
Bir kadın
kırık camlı pencere`nin önünde otururken,
gözyaşları yağmura eşlik ediyordu.
Yağmur`un ve sessizliğin sesinden başka
hiçbir şey duyulmuyordu.
Kadın`ın içinde atılan çığlıklar bile.
Yıkık ve soğuk bir kulübe`nin içinde yalnız bir kadın.
Ağlıyordu.
Gözleri geceye dalarken,
düşündüğü tek bir şey vardı:
Şimdi nerdeydi, ne yapıyordu acaba.


Alev Güneş



Mystic@L 23 Nisan 2007 23:59


seni seviyorum desem yalan nefret ediyorum desem de yalan
dün nefesimdin ve simdi nefretimsin.
keske seni tanimamis olsaydim belki bu duruma gelmezdim
kendi kendime soruyorum ki neden neden seni sevdim
hani diyerler ya askin gözu kör olur galba bende sana
karsi gör oldum.
senin askinla yasmamadim yasiyorum sandim ama daima senin
yalanlarinla yasiyormusum lanet olsun sana.
yalan degil diyorsun seni seviyorum diyorsun hani bana karsi askin
benimle oynayip seni seviyorum demek askin mi oluyor.
yaziklar olsun sana.
sen bana ersey söylemedin ama ben herseyi kendim
basima ögrentim kendinden utan yaziklar olsun
sensiz yasiyamam diyorsun ölurüm diyorsun hic düsünmedin mi sonrasini


mesut sahin |


VerSchL@GeN 24 Nisan 2007 00:20

YaLnIzLıK KeLiMeSi

Yalnızlıklardan Kaçmak mı?


Kim kaçabilmiş ki yalnızlığından
Kalbindeki hüzünlerden
Kopkoyu boğucu gecelerden
Sonumuzda kimlerle beraber olabileceğiz
Doğarken bile yalnız gelirken dünyaya
Herkes bize gülümseyerek bakarken
Bizler ise ağlaya ağlaya…

Gerçekten Yalnız mıyız?

Belki bir bebeğin masumiyetine sığınmak,
Bir kedinin bacağına sürtünmesine izin vermek,
Yağmurlarla yarışırcasına doyasıya ağlamak,
Bir çiçeği koklamak
Köşedeki çiçekçiye merhaba demek
Sahilde martılara simit atmak
Çamlıca’daki aşıkları izlemek
Fışkıran fıskiyeye yaklaşıp ıslanmak

Ya sevgiler, sevgililer?

Hep biz daha çok severiz karşımızdakini
İmkansızı imkanlılaştırırız
Gülüşümüz, bakışımız daha içtendir
Hep dokunmak isteriz ellerine sevdiğimizin
Ve hep yanımızda olsun isteriz
Hep biz terk ediliriz nedense
Sevgiyi iki kişi yaşar biliriz
Tek kişilik aşklarda…
Ama yaşadığımız aslında içimizdekidir
Gidenlerin arkasından günlerce ağlarız
Bazen senelerce sürer duygularımız
Final:gene yalnızız…

Ne zamana kadar sürecek yalnızlıklar?

Gözükmez tuttuğumuz eller
İki elim var tokalaşmadı daha birbirleriyle
Yanımdakiler mi?
……………………………………
Yıldızlar yalnız ölürler bilir misiniz?
Bizler dilek tutarız onların ölümüne…
İşte perde kapandı, oyun bitti.
Bu kalabalıklar kim,
Kim bu insanlar yalnızlıklar senfonisinde?
Tek kişilik oyunlar
Hep başrolde kendimiz…


Yalnız doğdum, yaşadım, ağladım
Bir omuza kapanmadan
Bir tek şey istiyorum
Lütfen mezarım tek kişilik olmasın
Gelen var mı benle?

Şaka…şaka…
Ben mutluyum yalnızlıklarla koyun koyuna…
Toprağı basar bağrıma
Doyarım yalnızlığıma…


Ayten Karakaş


Mystic@L 24 Nisan 2007 14:07

Sen Yoksan

Musikisi bitti rüzgarın,

Uğultusu başladı.

Şimdi saadet, kapanan bir kapı,

Açılan bir pencere.

Masal kuşları gibi zaman,

Hep saçlarımızda pençeleri.

Yıldızları söndürmüş fırtına...

Sen yoksan, söylesene

Sevgin kalır mı yarına...

Ahmet Beltekin


tikkymelike 24 Nisan 2007 14:37

KALDIRIMLAR

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..
....Necip Fazıl Kısakürek...


Mystic@L 24 Nisan 2007 14:57

Sen yanımdayken herşey güzeldi,
Deniz çarşaf gibi,
Hava güneşli,
İçimden zıplamak gelirdi
Havalara, yaramaz çocuklar gibi...

Sen varken, içim içime sıgmazdı
Zaman yanında su gibi akardı.
Güneş ufukta bir bilinmez,
Çılgın rüzgar başımızda,
Aşkımız kalbimizde
Yangınımız tenimizdeydi.
Ateşli barut misali
Yanardık birbirimize
Herkes durup bakardı...
Kime ne.....

15.11.1999 18:00

Mehmet Kızılkaya


NiliM 24 Nisan 2007 15:28

Çıldırtan Yalnızlık

Sen sensizliğin acısını bilemezsin ki
Vefasızlık ruhunun ta.. derinlerine işlemiş
Sensiz kaç yıl geçti biliyor musun?
Anımsadın mı hiç, o geçmişteki beraberliğimizi
Mutluluktan uçtuğumuz o güzel günlerimizi.
Dün müydü yoksa sıcacık elini sım sıkı tuttuğum?
Neden böyle avuçlarım yanıyor?
Sensizlik mi yoksa yalnızlığım mı
Beni böylesine mutsuzluğa mahkum eden.
Uzakta mavi ışıklı gazinoya takıldı gözlerim.
Mavi ışıkların arasında yine sen vardın.
Geçmişe sürükledin beni, o mutlu günlerimize.
Nasıl unuturum seni ben?
Yüreğimdeki sevgin öylesine derin.
Marmaris’teki o küçük sahil gazinosundaki
Beraberliğimizi anımsadım dün gibi.
Sonrada dönüşümüzde uğradığımız beze fırınını.
Yine elimizde beze torbaları.
Motor sıkletimizle dönerken o virajlı yollarda
Ağzıma soktuğun bezelerin tadı,
İnan sevgilim halen damağımda.


Özcan NEVRES


Sedef 21 24 Nisan 2007 17:16

YALNIZ İNSAN

Yalnız insan merdivendir
Hiçbir yere ulaşmayan
Sürülür yabancı diye
Dayandığı kapılardan

Yalnız insan deli rüzgar
Ne zevk alır ne haz verir
Dokunduğu küldür uçar
Sunduğu tozdur silinir

Yalnız insan yok ki yüzü
Yağmur çarpan bir camekan
Ve gözünden sızan yaşlar
Bir parçadır manzaradan

Yalnız insan kayıp mektup
Adresimi yanlış nedir
Sevgiler der fırlatılır
Kimbilir kim tarafından

Aragon . |


Nephthys 24 Nisan 2007 18:08

. . Farta


. sesim vardi bütün ovalarda,
deltalarda parmak izlerim
sigara yaniklariydi ve sesim
yine sesim, sallanirdi havada.

çocuklar derdin, balkon düserdi yere
ah derdin, gökyüzü bir selale
kadar dökülürdü omzuma.
beni sen güzellestirirdin.

gelseydin, beni sen güzellestirirdin
çok seçmeli dinler bulurduk, kimseye söylemezdik
bir sir olurdu ayaklarimizda hayat
kendimizin peygamberi olurduk
kutsal kitap;
gözlerinden okunurdu, gelseydin.

simdi sesim var simdi bütün bardaklarda
barmenin kirilan nefesinde
bir tay yelesinde,
hizla akan hizla akan
geçmis zamanlar yasiyorum simdide.

simdi de,
sözlerin gibi pürüzlü
gözlerin gibi güzel
yine de güzel
bir kisin terkisinde oturuyorum
solgunlasiyorum gitgide.

sesim var bütün ovalarda
düz edilmis her yerde her yüzde
herkesin ters yüz edilmis sesinde
bir çogaliyorum ki bir bilsen
bir bilsen nasil yalnizim
yollarin kapandigi yerde.


. Kaan Koç


kambis 24 Nisan 2007 23:16

RÜYA ve YALNIZLIK



Aralanmış pencereye doluyor gibi

yorgun rüzgarlarıyla sonbahar esiyor içimde

yaprak yaprak dökülüyor sararan umutlarım

Gece, karanlık ve yalnızlıkla döşenmiş

kulağına fısıldanmamış şiirlerim varken yüreğimde haberin olmayan

bir yalnızlık yağmuru değer tenime apansız

içimde dolanır yokluğun kurtları hücre hücre

Kavuşmalara uzak parmaklarıma nikotin işlenirken tütün tütün

saatler vedalara kurulur, sevdasını arayan garip bir seyyah olur

çöl yalnızlığına düşerim



Bir uyansam sen olmayan rüyalar sonrası derin uykulardan



Uzak yerlerde kırık bir ezginin son tınıları darağacında asılırken

gölgeler uzar kaldırımlarda

Gecelerdeyse aynı özlem ve yürek odalarında aynı yangınlar

bir kıvılcım, bir kibrit dokunuşu bekleyen

Cebimde sararır postaneye uzak harf harf sevda işlenmiş

bir yerleri eksik ve yarım mektuplarım

Her şey böyle bitiyor zaten

güneşsiz odalarda solmaya mahkum papatyalar ve yitirilen düşler gibi

Sonra

sonrası yazmak ve beklemek derin kuyularda

baharlardan uzak, aynı karanlık ve aynı yalnızlık içinde



Bir uyansam sen olmayan rüyalar sonrası derin uykulardan



Şiirlerimdeki hüzünler kanarken damar damar

gecenin karanlığı örümcek ağlarından kurtulup sonsuzluğuna kanatlanır

Gün ışığına özlemli papatyalarsa

alacakaranlık gecenin kıyısında olduklarını unutur

ayçiçeklerine özenip bükük boyunlarını çevirir titreyen mum ışıklarına

İşte bu gecelerde yokluğun dolanır bedenime kement kement

Şiirlerimdeki hüzünler gözlerime uzanırken

mavi bulutlar önce griye sonra siyaha döner

Güneşse şimdi süt liman bir düş denizinde kanatlarını değdiriyor sulara

Böyle hüzünler sarınca şiiri dört bir yandan

yalnızlığın silahları ateşlenir çıkmaz sokaklarda mermi mermi

korkar umutlarım şafağın ardına gizlenir



Bir uyansam sen olmayan rüyalar sonrası uykulardan



Sonra

sonra güneş bir doğsa, seni göreceğim

elimde tomurcukları yeni patlamış bir demet papatya



Atila IŞIK




Mystic@L 25 Nisan 2007 22:05

Aşkın özgürlüğüne, doğru gitmek isterdim.
Gönülden fedakarlık,sade sana gösterdim...
Gözlerinde kendimi.görsem dilediğimce.
Sana ulaşmak ise ,bil ki sırattan ince.
Nice özlemlerim var, bunca zamandan beri.
O kadar istedim ki, benim ile gülmeni...
Yaşanmamış sayarım, sensiz geçen her günü.
Yıllar seni okşamış,okşar gibi bir gülü...
Bakışlarında kaldım,yaramda neşter misin.
Derinde olanları ,görmekte ister misin...
Şafaktan daha parlak,gül goncasından nazlı.
Sihirli güzelliğin ,ardında neler gizli...
Öfkeli dalga kadar,hırçın yıkıcı mısın.
Çölün güneşi kadar,kızgın yakıcı mısın...
Aydınlık kadar zarif, kar kadar yumuşak ol.
Secde de olan alnım,ruhumdan da ak pak ol...
Dua ol, içime ak, bir güne başlar gibi.
Alnıma yazılısın, gülde nakışlar gibi....
Sazlardan iradeli, baş eğmeye müsait.
Kadınım ol isterim,sadece bana ait...

Elmadağ
8/ 03/1997

Metin Uz


BARIŞ 25 Nisan 2007 22:52

Bitmene,Gitmene,Ölmeme Rağmen

İşte yine sensiz bir cuma daha...
Önümde karalanmaktan yorulmuş bir parça kağıt
Elimde bitmeye yüz tutmuş bir kara kalem...
Ve şiirimin her kelimesinde bir damla göz yaşı..

Kulaklarımda ağır bir parça beni anlatan,
Odamda bir sessizlik, sensizim diye bağıran.

Bu kaçıncı gün sensiz bilmiyorum
Sadece ölmemeye çalışıyorum; gün saymıyorum..
Umutsuzca bekliyorum,ama sen gibi gitmiyorum.

Bitmiyorum işte istediğin gibi..!
Hergün yeniden başlıyorum.
Hergün kendime yeni seviyorumlar ekliyorum.
Tam sönecekken kıvılcım oluyorum.
Tekrar Yanıyorum...

Hergün cennetten bir orman yakıyorum yüreğimde.
Yakıyorum kendimi bir günahkar misali...
Cehennem oluyorum Yanan ateşimle
Onca ateşin varlığına rağmen, yokluğunla üşüyorum.

Hergün defalarca acaba döner mi ? diyorum.
Sen gittin ya arkanı dönüp;
Ben hala dönmeyeceğini bile bile bekliyorum.
Sen bitti dedin ya her şeyi silip,
Ben hergün defalarca bitiyorum...
Sen başkasının oldun ya bırakıp gidip..!
Ben bıraktığın yerde, gittiğin günden beri,hergün ölüyorum...

Ve işte bitmeye yüztutmuş kalemimle,
Karalanmaktan yorulmuş kağıdıma,
Her biri bir gözyaşı ile ıslanan,
Son sözlerimi yazıyorum...

Herşeyi silip bitmene,
Arkanı dönüp gitmene,
Ve hergün defalarca ölmeme rağmen,
Seni hala seviyorum...


Nephthys 26 Nisan 2007 01:15

Ay Şahidim ve Yalnızım


Alışkın olduğum karanlıkta,
Sesimden inliyor kaldırımlar,
Yıldızlar üstümde asker,
An olsun paylaşmak zor onu,
Gece yarısı yaz ormanlarındayım,
Uçuruma düşmemek için sıradağlara gidiyorum.
Gece kuşları, dalların hışırtıları,
Yaprak sesleri, denizlerin derin sessizliği,
Milyonlarca yıldız benden kaçıyor,
Hepsi firari, hepsi teskeresiz.
Uykusunda yazgım, tüm şehir gibi.
Ben affetmelere hazırım.
Elimde katmerli güller ve anılar,
İçimin acısına aldıran mı var?
Kuşkularım ayaklanıyor, sessizliklerle yürüyor,
Sevgiye yatıp nefretlere uyanıyorum.
Sevdiğim bir düşman, bir kara sevda,
Bileklerinden zincirli ve teslimiyete hazırım,
Susuyor şüpheci yalnızlığım.
Bir gül yaprağı, bir kayan bakış,
Huysuzlaşan hayallerim ve kıskançlık krizleri,
Sevdiğim insan ve geçen zaman,
Seni öldürmek istesem de içimde,
Her geceme doğacaksın,
Ay şahidim ve yalnızım,
Bense seni görmüyor olacağım.
Yavuz Bayram Çalışkan


NiliM 26 Nisan 2007 01:24

ARTIK SENSIZIM

Gidiyorsun ya...
Kara bulutları katmış ardına,
Acıları yüklenmiş sırtına
Dörtnala geliyor yalnızlığım.

Gidiyorsun ya...
Ne kadarda mutlu çaresizlikler
Yüreğimin gergefinden cımbızlarla çekiyor
Nakış nakış umutları.

Gidiyorsun ya...
Renklerini siliyor tuvalim
Karası bana gecelerin, cefası bana
Elde kalan tek resim
Hatıranla yetineceğim.

Gidiyorsun ya...
Giyotine gidiyor paylaşmalarım
Bugünümde yarınlarımda gidiyor.
Gidiyor düşmüş peşine umutlarım,


Gidiyorsun!
Dalgalarında boğulduğum denizim.
Gidiyorsun biliyorum,
Bundan böyle zamanlara..
Sensizim


Yasin.Y


Nephthys 26 Nisan 2007 02:12

Yalnızım Kalabalıklarda Sensiz



yalnızım kalabalıklarda sensiz
sensiz ve çaresiz
uzanıp tutuversen elimi
çaresizliğime çare
sensizliğime sen olsan

yalnızım kalabalıklarda sensiz
sensiz ve kimsesiz
duysan, duyabilsen sesimi
koşup gelsen uzaklardan
kimsesizliğime kimse
sensizliğime sen olsan

yalnızım kalabalıklarda sensiz
sensiz ve ümitsiz
baksan gözlerimin içine aşkla
yeniden hayata bağlasan
ümitsizliğime ümit
sensizliğime sen olsan

yalnızım kalabalıklarda sensiz
sensiz, evet sensiz
seslensen ötelerden
'gel' desen, koşup gelsem sana
ansızın dikilsem karşına
bakışsak saatlerce konuşmadan
sarılsak sımsıkı, kopmamacasına
bedeninde kaybolsam
dokunsan dudaklarıma dudaklarınla
yalnızlığımı unutsam
sensizliğimi unutsam.


Ömer Aslan


NiliM 26 Nisan 2007 03:19

YALNIZLIK

Yine yağmurlu bir gece
Ve yine yalnızlık...
Herkes sevdiğiyle beraberken
Ben yine yalnızım
"Kalbimdeki" keşke yanımda olsaydı
Desem de olmayacak biliyorum...

Gözyaşlarım yağmur damlalarına
Eşlik ediyor yine
Bir hayal var yanımda
Sarılmak isteyip de sarılamadığım
Beklemek, beklemek ve beklemek
Tek yapabildiğim bu...

İstemek özlemek ama ulaşamamak
Kaderim desem de kabullenemiyorum
Başkasına ait olsa da...
Arayıp sormasa da...
Çok uzaklarda olsa da...
"O" nu çok seviyorum...

Arif Gizli


Nephthys 26 Nisan 2007 12:03

Ben yalnızmıyım?


Ben yalnız birimiyim diye,
Sorarım kendime.
Düşünürüm yalnızlığımı.
Yalnızlık yanımda kimse olmaması mı?
Kalbimde kimse olmaması mıdır?
Diye sorarım.
Ve hemen yanıtını veririm.
Yalnızlık yanımda kimse olmaması değil,
Kalbimde kimse olmamasıdır diye.
Ve ben yalnız değilim diye bağırırım.
Çünkü o var kalbimde.


Ahmet Gümüştekin


Mystic@L 26 Nisan 2007 13:48

Dağ kokusu sinmiş üzerine
Ağ kokusu sinmiş üzerine
Bahtsız gözleri ceylan güzel
Sevdiğine de yar olamamış
Parmağı yüzüklü
Adı nikahsız güzel.
Saçları kıvır kıvır
Rengi çiçeklerden daha güzel
Ömrüne bedel oldu bu yasak sevdası
Kaderi acımasız
Parmağı yüzüklü
Adı nikahsız güzel.
Yar ettiler bu yaban ellere
Geleceğine bakmadan
Körpe güzelliğine doyamadan
Yar ettiler küçük yaşta
Gözü yaşlı
Parmağı yüzüklü
Adı nikahsız güzel.
Yağmur değil deniz değil
Yanağını ıslatan hep gözyaşı olacak
Elinde kalan son mirası
Toprağa götürdüğü sevdası olacak
Gözü yaşlı
Parmağı yüzüklü
Adı nikahsız güzel.

Zeynep Orcanel


Misafir 26 Nisan 2007 18:46

Akşam delisi
 
butun oyunlar bıttı bır sen kaldın yalnızlıgımda
bır baska dunyadayım artık benı cocuklar bıle anlıyor
yıktım bogaları bır bır bana gul atma yıkıldım
ne yapsam nasıl etsem nasıl bogsam oz cocugumu
gıt ona gıt cek gozlerını ben yorgunum yokluguna
bılsen ne guzel yokluguna
parmaklarımda o hıc kurtulamadıgım acı ugultu
yokladım kapıları tek tek donup ulkene dustum
bılsen ne guzel dustum
tatlı bır kıpırtının otesındesın
cocuksu korkuları gıyınıyorsun
yaralı bır temmuz ıkındısısın
hırcınlıgın sularıma egılmıs

ben aksam delısıyım cok yonlu duraklarda hızlıca sular
butun muzıkler susar renkler olur bır sen kalırsın
yalnızlıgımda
cevreler gocer yuzler eskır bır sen kalırsın yalnızlıgımda
mahpusların ılk gun saskınlıgı bu benım senden
yıkılmıslıgım
bılsen ne guzel yıkılmıslıgım
gıt ona gıt cek gozlerını ben yorgunum yokluguna
bu benım en guzel yenılmıslıgım
bılsen ne guzel yenılmıslıgım
sana sesler getırsem tanımadıgın
urpertıler getırsem yasanılmamıs
sana senı getırsem yıtıklerınden
ıkımız elele bır yola dussek
herhalde buyuk ısler yapabılırdık

ay serlır bır eskı tablo deger gozlerıme olurum
kotu noktada dustum ben senın yasak ulkene dustum
bılsen ne guzel dustum
sen belkı o sen degılsın sen cok saraylardasın sımdı
o guzel cızgılerınde hoyrat parmakları aptallıkların
hep yumruk oluyorum kahroluyorum o somurge gozlerın
bır kavgadan bır kavgaya o somurge gozlerın
gıt ona gıt cek gozlerını ben yorgunum yokluguna
bılsen ne guzel yokluguna

benı boyle darmadagın dusunuyorsan
gozlerıne dolasıp dolasıp dusuyorsam
yenıksem yıkılmıssam cıldırıyorsam
cok yalnızım senı alıp goturuyorlar
senı benden parca parca goturuyorlar
suyumu arıyorum mayın tarlalarında
http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifHasan Hüseyin KORKMAZGİL


Nephthys 26 Nisan 2007 23:40

Yüreğini bana ver

Birkan ASKAN



Beklemekten yorulduğum anılarıma kar yağıyor
Gecemin rengi kırmızı ve biliyormusun
Sabahlar olmuyor,
Gülümser gibi belli belirsiz gölgelerin açılmayan gözlerime
Ve hükmünü yitiren tüm zamanlar gibi acımasızca
Terkedişi kalıyor yalnızlığıma birbaşına
Hayallerim bir uykuda,bir uykulardan ayrı bilinmez diyarlarda
Yüreğini bana vereceğin zamanları arıyor

Ve biliyormusun ki,sevdalım
Rahat yatağında uyurken sen
Bana gecelerce,
Neden sabahlar olmuyor...


Misafir 27 Nisan 2007 07:57

GELMEDEN EVVEL, GELDİN, BİRLİKTE



Kalbim

Benim bir ormandı,

İsimsiz, asude,

Bir büyük orman;

Ve gölgelerinde revan

Olan hafi suların aks-i şevk-i müttaridi

Dağıtırken sükutu bihude,

Düşünürdüm ki, hangi gün, ne zaman,

Ne zaman

Girecektin o kalb-i mes'ude?



Etmeden zehr-bad-ı fasl-ı elem

Reng-i eşcar ü abı fersude,

Dolacak mıydı seslerin, bilmem

O tehi saye zar-ı mesdude?



Sanki hicrana bir teselliydi

Şeceristan-ı kalb içinde revan

Olan hafi suların musiki-i nevmidi.



GELDİN



Bir gün

Akşamın ölgün

Duran o namütenahi ziya denizlerine

Gark olan eşcar,

Gark olan ovalar

Oluyorken sükut ü hüzne makar

Geldin alam-ı kalbi teskine



Ey şebabın hayal-ı cavidi,

O melul akşamın havası kadar

Gelişin bir sükun-ı saridi...



BİRLİKTE



Bütün bizimçündür

Nukuş-ı encüm-i vahdetle işlenen bir tül

Gibi üstünde titreyen bu sema;

Gecenin dallarında şimdi açan

Bu kamer,

Bu altın gül...



Bütün bizimçündür

Ne varsa aşk ile bidar-ı ra'şe, ya naim,

Ne varsa aid olan leyl-i hande-me'nusa,

Sana aid lebimdeki buse,

Lebinin surh-ı bizevali benim.
AHMET HAŞİM


NiliM 27 Nisan 2007 08:57

Soğuk Gece

Bu gün son noktaya geldin. Herkesle kavga ettin. Onlardan bir kez daha nefret ettin, ve son kez.. Gece uyuyamıyorsun. Onlardan nefret ediyorsun. Gözlerini karanlık tavana dikiyorsun, ve titreyen ellerin ve dudaklarından başka hiçbir yerini kıpırdatmıyorsun. Gözlerin dolmuş. Hırs ve nefret son haddine geliyor. Birkaç saniyede bir, birkaç saniyeliğine, kendini delirmiş ve avazı çıktığı kadar bağırır bir şekilde odandaki eşyaları parçalarken görüyorsun. Sonra birkaç saniyede bir, birkaç saniyeliğine, her şey duruluyor... Yaşadığın bütün kötü olayları, teker teker en baştan en sona, bir film gibi kafanda kuruyorsun. Uyumadan kabus görüyorsun... Sonra, son noktaya geliyorsun. Her şey kopuyor. Yerinden fırlıyorsun ve üzerine bir şeyler kapıp sokağa kendini sokağa atıyor, o çok sevdiğin şehrin karanlık kollarına bırakıyorsun. Fakat hiçbir şey hayal ettiğin gibi değil. Ne şehir senin istediğin sıcaklığı veriyor, ne sen rahatlıyorsun. Hava buz gibi, kabus devam ediyor. Artık ağlıyorsun, ama yüzünden akan, seni rahatlatması gereken gözyaşları, yüzünde donuyor. Dondukça ağlıyor, ağladıkça donuyorsun. Eve dönmeyi düşünüyorsun, ama orada seni neyin beklediğini biliyorsun. Ve şehir.. O senden bile yalnız. Omuzlarında ağladığını hissediyorsun. Sen de onun omuzlarına yaslanıyorsun, ve ağlıyorsun. Bir umut var mı? Her şey geçecek mi? diye soruyorsun dostuna. Ama sesi çıkmıyor.. Sadece yanından esen soğuk esintiyle yüzünü okşuyor. İliklerin donmakta. Öksürüyorsun. Burnun, gözlerin sel olmuş. Berbat hissediyorsun. Bir insan nasıl daha kötü hissedebilir tanrım diyorsun. Yine ses yok.. Orada, o karanlıkta, yalnızlığını kendinle paylaşıyorsun.. Ve her şeyi kabullenip yürüyorsun. Aklına bir şarkı geliyor. Bu bir ayrılık şarkısı. Çok hüzünlü ve çok güzel.. Ama sen kimseden ayrılmadın. Bu yüzden şarkı seni mutlu edemiyor. Allah kahretsin.. İçinden küfrediyorsun. Hiçbir şey seni mutlu etmiyor.Ve donuyorsun.. Ve şimdi, bu en yalnız anında, hazır şehir seni terk etmişken, ölmek istiyorsun.. Her şeye başladığın o yere geri dönmek istiyorsun. Aklını daha o odadan çıkmış olduğun andan beri kaybetmiş olduğundan, yaşamak umurunda bile değil. Karar veriyorsun. Tereddüt ederek sokağın sonunda başlayan yüksek köprüye çıkıyorsun. Her şey şaka gibi geliyor, ama oraya vardığında, Tekrar tereddüt ediyorsun. Saçmaladığını düşünüyorsun. Kendini iyi hissetmek için bunu yaptığını düşünüyorsun bir an. Çok yüksek zaten, oradan nasıl atlayacaksın ki? Bir an, bir saniyeliğine aklın başına geliyor.. Sonra; Geri gidiyor.. Yüzünü ekşitiyorsun, gözlerin irileşiyor, dudakların büzülüyor, ellerin titriyor, daha çok üşüyorsun, ve daha kötü ağlıyorsun. Acemice köprünün kenarına çıkıyorsun. Evet çok korkuyorsun. Biraz bekliyorsun. Belki biri gelir, dur yapma der, son anda seni atlamaktan kurtarır, sen de ona avazın çıktığı kadar bağırırsın, "aptal kim yardım istedi senden" diye. Ama etrafına bakıyorsun; kimsecikler yok. Sonra, bir şey oluyor; Ben aklına geliyorum.. Neden bilmiyorsun. O kadar kişi varken hayatında, yüzünü bile görmediğin biri; Ben.Sadece seninle konuşmuşum, ve aşk sözcükleri fısıldamışım kulağına, ve yalnızca o daracık ekranda, ve rüyalarında.. Neden ben? Çocuğumuz aklına geliyor; adı Selen.. Uzun kıvırcık saçları, mavi gözleri var. Ve inanılmaz biçimli dudakları.. Ama ben yanında değilim. Sana anlattığım hikayeler saçma geliyor şimdi sana. Dediğim şeylerin hiçbirini yapmıyorum o anda. Ne sorunlarına yardım ediyorum, ne de seni o köprünün kenarından kurtarıyorum. Ben sadece bir ışığım şu an aklında. Gözlerini alıyorum. Kamaşmış gözlerinle bir an gökyüzüne bakıyorsun. Yıldızları görüyorsun.. Ve aklın o anda orada benim resmimi çiziyor yıldızlara, ve adımı yazıyor altına. Adımı okuyorsun, sesini duyuyorsun, kendine geliyorsun.. Birden ısınıyorsun. Vücudun uyuşmuş olmalı soğuktan. Soğuğu hissetmiyorsun artık muhtemelen. Bu yüzden ısındığını sanıyor olmalısın. O harika dudakların mosmor olmuş, Ama o ani sıcaklıkla beraber kızarıyorlar yeniden. Ve yüzün.. Yüzün kızarıyor. Isınıyorsun. Ve birden neden böyle ısındığının farkına varıyorsun; Adımı andığın anda, bir süre önce sana sorduğum o masum olmayan soru aklına gelmiş, ve utanmışsın. Çocukça geliyor sana, ve gülümsüyorsun tekrar utanarak. Evet, sana saçma gelen bu soruya gülümsüyorsun.. Belki de saatlerden beri ilk defa gülümsüyorsun. İnanamıyorsun. Sonra etrafına bakıyorsun. Caddedeki binaları görüyorsun; sokak lambalarını, park etmiş arabaları. Hayır; Şehir seni hiç terketmedi. O hep oradaydı. Ve onu göremediğin için pişmanlık duyuyorsun. Yavaşça geri çekiliyorsun.

Bir an dengeni kaybediyorsun, bir yerden tutunmaya çalışıyorsun... fakat elin havayı tutuyor..

Düşeceksin...
Her şey o anda, orada son bulacak...
Bu senin kaderin olmalı...

Fakat bulmuyor..

Bir şey seni tutuyor gibi hissediyorsun. Hayal mi görüyorsun? Tekrar dengeni sağlayıp bir yere tutunuyorsun. Çok korktun, titriyorsun. Etrafına bakınıyorsun. Kim var orada? Kimse.. Şaşkın ve pişman bir şekilde koşar adımlarla evin yolunu tutuyorsun. Rüzgar esiyor, şehir saçını okşuyor, ve yanağından öpüyor…

Çok uzaklardaki güneş yavaş yavaş yıldızları siliyor. Sen de sıcak yatağına dönüp her şeyi unutuyorsun. Ertesi gün sana güzel şeyler getirmeyecek belki; Her şey bir anda düzelmeyecek. Ama hiç yoktan var olacağına hiç inanmadığın umut, hiç yoktan içine doğuyor. Ve kalkarken yalnız kalktığın yatağında, şimdi birisinin daha varlığını hissediyorsun; Çok uzaklardaki bir gölge, hemen yanı başında yatıyor, ve sana sıkı sıkı sarılıyor. Artık biliyorsun; Bu gece o yatakta hiç üşümeyeceksin. Ve o yataktan aşağı hiç düşmeyeceksin.. Bir an aklına garip bir şey geliyor; Ben gerçekten her an yanındayım.. Sen köprüdeyken; az önce; ve şu anda... Gülümsüyorsun. Saçmaladığını düşünüyorsun, ve uyuyorsun..

O anda, seni yavaşça kendime çekiyorum, ve narince,
Öpüyorum...

Ayşe. Nezih


Mystic@L 27 Nisan 2007 11:34

Ağaçların yeşile, denizlerin laciverde
Tekrar erdiği vakti, hatırlarsın, şafaktı;
İlkbahar bahçelerde nemli, yaprak yapraktı,
Seninle buluşmuştuk yine her günkü yerde.

Varlığın eellerime bıraktığın ellerde
Yine sesin sıcaktı, hülyalı yüzün aktı,
Bilmiyordun, gelişim artık son olacaktı.
Nerde eski sabahlar, o kalp, o ateş nerde?

O gün veda, teselli, esefle dolu sözler
Söylemek. “oyun bitti!” demek isteğindeyim.
Lakin seni görünce sustum, başımı eğdim,

Kaçtım, Bilmem ardımdan nasıl baktı o gözler.
Şimdiysee geliyorum. Barış, affediver de...
Fakat eski sabahlar, o kalp, o ateş nerde.

H.Macit Selekler


Nephthys 27 Nisan 2007 15:31

Lavieenrose


Şebnem Bölükbaşı



Elimi uzatsam
Dokunurum yalnızlığıma
Çığlıklar yırtıyor içimi
Duyuyor musun?
Çağırsam, gelirsin yanıma
Biliyorum.

Korkuyorum, seni de katıyorum
Gecemin karanlığına
Ellerini tutuyorum, ağlıyorum...

Bilmediğim, tanımadığım
Ama hissettiğim
Yanımdasın gecede
Ve güneş hiç doğmadı
Biliyorsun!


Mystic@L 28 Nisan 2007 00:51

Öyle Çok Baktım Ki

Öyle çok baktım ki güzelliğe
onunla dopdolu hayalim.

Gövdenin hatları. Kırmızı dudaklar. Hazla dolu kollar bacaklar
Sanki Yunan yontularından alınmış saçlar,
her zaman güzel, taranmış olsalar da,
hafifçe düşüvermiş solgun alınlara.
Aşkın yüzleri, tam şiirimin
istediği gibi... gençliğimin gecelerinde,
gizlice buluştuğum gecelerinde.

(Türkçesi: Erdal Alova)

Konstantinos Kavafis


Mystic@L 28 Nisan 2007 10:53

Kim anlar beni benden başka
Bir adım atabilsem
toprak da titreyeceğim
Bir ışık görsem
gözlerim kapanmadan
Güneşin vurduğu bir taş
Taşlara serileceğim.

Akan bir suya değse ayaklarım
Parmak uçlarımla papatya tutsam
Ekin tarlasında sarı başakları
Koklasam dokunsam yaşadığımı hissedeceğim

Buralarsa
Eylülün Nisanın Temmuzun
Bir olduğu mevsim.
Zamanlarsa
Gecenin gündüzün
Farksız olduğu saatler
Ayazdan ayaz
Yaşımı yaşadığımı bilmediğim
bu yer
Tabutum taştan mahzenim
Üstümdeki urbam kefenim
Yaşamak nefes almaksa eğer
Bende yaşadım derim
Mezarım,
bir ağaç altı olsun dileğim
Öldüğüm gün
doğum günümdür benim.

Nevin Kurular


Mystic@L 28 Nisan 2007 17:07

Bir kere sevdaya tutulmaya gor;
Ateslere yandiginin resmidir.
Asik dedigin, Mecnun misali kor;
Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

Dunya bir yana, o hayal bir yana;
Bir mesaledir pervaneyim ona.
Altinda bir omur done dolana
Agladigim yer penceresi midir?

Bir koseye mahzun cekilen icin,
Yemekten icmekten kesilen icin,
Sensiz uykuyu haram bilen icin,
Ayrilik olumun diger ismidir.

Cahit Sıtkı Tarancı


Mystic@L 29 Nisan 2007 00:03

Yalnızlığım benim kimsesizliğim umarsızlığım
ıssız kentlerde kederli sürgünlüğüm
sabahsızlığım benim konkunç depresyonum
kalabalıklar ortasında üryan kalmışlığım
horlanmışlığım dışlanmışlığım örselenmişliğim
dağ başlarında umarsızca ağlamışlığım
yalnızlığm benim tükenmişliğim
konkunç celladım her gün yıkılmışlığım
yavan gündüzlerim cinnet gecelerim
aniden yaşlanmışlığım
her gün yeniden yavaş yavaş ölmüşlüğüm
tüketen ve kan ağlatan yalnızlığım ürkek celladım
dalgınlığım daralmışlığım çıkmaz sokaklarım melankolim
devşelen azgınlaşan korkunç yanlızlığım benim
kanserim habis urum hüzünlü yalnızlığım
korkunç celladım ölümüm benim
yalnızlığım... yalnızlığım benim.

Mahmut Ayaz


Mystic@L 29 Nisan 2007 21:50

ARTIK SENSİZİM

GİDİYORSUN YA...
KARA BULUTLARI KATMIŞ ARDINA
ACILARI YÜKLENMİŞ SIRTINA
DÖRT NALA GELİYOR YANLIZLIĞIM.

GİDİYORSUN YA..
NEKADARDA MUTLU ÇARESİZLİKLER
YÜREĞİMİN GERGEFİNDEN
CIMBIZLARLA ÇEKİYOR
NAKIŞ NAKIŞ UMUTLARI

GİDİYORSUN YA...
RENKLERİNİ SİLİYOR TUVALİM
KARASI BANA GECELERİN
CEFASI BANA
ELDE KALAN TEK RESİM
GÖZLERİNİ SEYREDECEĞİM

GİDİYORSUN YA...
GİYOTİNE GİDİYOR PAYLAŞMALARIM
BUGÜNÜMDE, YARINLARIMDA GİDİYOR
GİDİYOR DÜŞMÜŞ PEŞİNE UMUTLARIM

GİDİYORSUN...
DALGALARINDA BOĞULDUĞUM DENİZİM
GİDİYORSUN...
BUNDAN BÖYLE ZAMANLARA SENSİZİM.

Nevin Kurular


Mystic@L 30 Nisan 2007 14:37

UMUTLARIM

umutlar yeşerir ken sevdim seni
kaçgün dolaştım seni bulmak için
buldum derken kaybetmenin kederiyle yanarken
sevmenin alfabesi olmaz ki
yetmez ki cümleler
anlatmaya
şimdi tekim artık
rahat ol
unutulan da unuturmuş
sonunda
yaşamak gerek hayatın her anında
işte bende unuttum sonunda

A.ERDAL KAYA


Sedef 21 30 Nisan 2007 14:39

YALNIZ BİRİ

Yanından geçiyoruz tahta perdenin
her günkü yolumuzda

Yalnız biri, bir genç
sıçrıyor görmek için öte yanını

Bunca bezgin insan arasında
yalnız biri


Kemal Ozer |


Mystic@L 30 Nisan 2007 14:45

Adak yaptığım hüznüm

kaybolacak hüznüm bir gün bu dağlarda
sözüm şu ki arkamdan ağıt yakacak kadınlara
ben neden cenge tutuşmuştum
çürümüş zamanla
öğretin kuşlara aşk derdiyle avunanlara

söylediğim antika türküleri saydıkca,
sayıları tükettim
tükenmedim rüzgar törpüledikce
taze ümitlerimi
şiirim dedim can versin ağıtlarınıza.

Şen kızlardan dinlediğim
truvaya aşık adamın köhne hikayesine
şimdi de dağlarda sadalarca rastlamak ne kötü
bakışlarıyla türküleri altın yaldızlı yapan adamın
sömürüşü yamalı urbalı sevgilileri
ne kötü
yavrusunu yüreğine saran ananın yanında
kutsanmış ezgilere feda edilen anaları görmek

ölüm gecesinde mutluydu dedem,
ölüpte gidince
yaş bilmeyen gözlerim sel oldu dedi ninem

uysal kasırgalara yaktığım
türkülerden beni azad edin
kapanmış yaraları depreştirmemi hoş görün
tabiblerin yaşamaz dediklerini
kara bulutlarda saklayışımı da
şanlı suları zafer fermanlarını yakışımıda

olacaksa af'sız kalacak tek şeyim
bir gün bu dağlarda kaybolacak hüznüm.

Adem Özbay


Mystic@L 30 Nisan 2007 21:29

Çiçekçi bana bir gül ver
sevgilime değil bir ölü için
Çiçekçi bana bir gül ver
İçine gözyaşlarımı sığdırabileyim.

Yakasına böyle bir gül takmıştı
O gün bir görseydin sen onu
Çiçekçi bana bir gül ver
Sanki o güldendi bütün mutluluğu

Sen de: - Bir arkadaşın öldü
Ben diyeyim: - Kardeşim!
Çiçekçi bana bir gül ver
Götürüp tabutuna iliştireyim.

Kaldırımlarda kömür tozları
Bacalarda koyu bir duman var
Kara bir gökyüzü tek özelliği bu kentin
Çiçekçi bana bir gül ver

Kapalı perdeleri açabilse gülüm
Kapalı kapıları kırabilse
Kapalı yüreklere girebilse...
Çiçekçi bana bir gül ver

- Beyim, gül olmaz ki bu mevsimde!

Ahmet Erhan



Saat: 18:58

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık