![]() |
Osmanlı Döneminde Astroloji Yaklaşık 300 yıl öncesine kadar hemen her hükümdarın bir saray müneccimi vardı. Osmanlı sarayında, padişaha neyin ne zaman yapılmasının daha uygun olduğunu söyleyen bir münecccimbaşı bulunurdu. Bu müneccimbaşılar, Tanzimat dönemine kadar padişah ve devlet adamları üzerinde etkili oldular. Eski çağlardaki ünlü astronomi bilginlerinden bazıları astrolojiyle de uğraşıyordu. İÖ 2. yüzyılda Eski Yunanlı astronomi bilgini Ptolemaios (Batlamyus), 16. ve 17. yüzyıllarda ise Danimarkalı astronomi bilgini Tycho Brahe ile Johannes Kepler astrolojiyle de ilgillenmişlerdir. Astrolojide Günler Astrolojide Yedi Gezegen aynı zamanda günler le özdeştirilmiştir. Mesela Pazar Günü http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/6/6f/Sun_symbol.svg/20px-Sun_symbol.svg.png Güneş Günüdür Hıristiyanların Kutsal Günü kabul edilir. Cumartesi http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/7/74/Saturn_symbol.svg/20px-Saturn_symbol.svg.pngSatürn Günü (Satan ya da Şeytan la ilişkili görülür birisi yeni latince ismidir, diğeri ise eski latin) günüdür, bu da Yahudilerin Kutsal Günü kabul edilir. Müslümanların Kutsal Günü ise http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/6/66/Venus_symbol.svg/20px-Venus_symbol.svg.pngCuma günüdür ki oda Venüs (Sevgi, Toplanma, bir araya gelme (Cem- cami)), kaynaşma bir olma günüdür. Geriye Kalan diğer günler ise; Pazartesi http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2a/Moon_symbol_crescent.svg/20px-Moon_symbol_crescent.svg.pngAy Günü (Duyguları,Bilinçaltını, Anne, Hafıza), Salı http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/b/b7/Mars_symbol.svg/20px-Mars_symbol.svg.pngMars Günü (Savaş, Ele geçirme isteği, Libido, Arzu, Şehvet), Çarşamba http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2e/Mercury_symbol.svg/20px-Mercury_symbol.svg.pngMerkür Günü Zeka, İletişim, Haberleşme), Perşembe http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/26/Jupiter_symbol.svg/20px-Jupiter_symbol.svg.pngJüpiter Günü'dür (İnancı, merhameti, genişleme isteğini gösterir). |
http://img.mynet.com/fal/yukselen.jpg Doğum anında doğu ufkunda yükselmekte olan burç "Yükselen Burç" adını alır. Buna "Ascendant" denir ve kişisel haritanızda "AS" veya "YB" rumuzu ile gösterilir. Yaşamdaki rollerimiz ve davranışlarımız hakkında Yükselen burç bilgi verir. Doğum yeri ve zamanı Yükselen'in hangi burç olacağını belirler. Ekliptiğin Dünya çevresin deki turu 24 saat olduğundan ortalama 2 saatte bir doğu ufkumuzda başka bir Zodyak burcu yükselir. Bunun anlamı, her 2 saatte bir Yükselen burç matematik sel olarak değişir. Ancak ekliptik düzelminin eğimi nedeniyle burçlar dünyadan bakıldığında farklı hızlarda yükselirler. Yükselen burç çevremizdeki dünyaya nasıl göründüğümüzü, nasıl yaklaştığımızı ve yeni bir girişim için taşıdığımız ruh halini ve takındığımız tutumu gösterrir. Aynı zamanda doğum sırasında yaşadığımız deneyimi açıklamaya yardımcı olur. Bu deneyim savaşçı bir yapıda (Koç-Mars) veya içine kapanık ve çekingen bir yapıda (Oğlak-Satürn) olabilir.Yükselen burcun simgelediği bu yaşama dair ilk zlenim,ömür boyu izlenen bir yol, her yeni başlangıçta tekrar yaşanan bir deneyim olacaktır. Bu izlenimler İmaj, Hayata Yaklaşım ve Özdeyiş olarak açıklanabilir. Yaşamla ilgili temel tutumumuzun ve özbenlik duygumuzun temeli ve göstergesi olan Yükselen Burç, aynı zamanda karşıt uçta Alçalan Burç ile ifade edilen bireysel temaları;Evlilik ve Ortaklığa yaklaşımımızı da gösterir. Yükselen burç bizim kişilik imajımızı, dünyaya ilk bakışta onu nasıl gördüğümüzü tanımlar. Yükselen burç, tüm horoskop faktörleri arasında, bireyin dış görünümü ile en anlamlı ve önemli bilgileri veren yerleşimdir. Yine de kişiliğin başkalarına görünüşü tek bir etkene bağlı değildir. Aynı zamanda Yükselen Burç ayrıca Aşk ve Seks karakterinizi ve meyillerinizi gösterir. |
ASTROLOJİ, yıldızların ve gezegenlerin insan yaşamı üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Astrologlar, gökcisimlerinin hareketlerini gözlemleyip gökyüzü haritaları çıkararak gelecekteki olayları önceden haber verebileceklerini öne sürerler. Ama bu savlarını destekleyecek hiçbir bilimsel kanıt olmadığı için, astroloji çoğu kez "sahte bir bilim" olarak nitelenir. Yüzyıllar önce astroloji ile astronomi birbirine sıkı sıkıya bağlıydı ve eski toplumlar için aynı anlamı taşırdı. Oysa bugün ikisinin alanları tümüyle farklıdır ve aralarında hiçbir bağlantı kalmamıştır (bak. astronomi). Astrologlar, yıldızların konumuna ve hareketine bakarak bir insanın yaşamındaki olayları önceden haber verebilmek için "horoskop" denen bir gök haritası çizerler. O kişinin doğduğu anda gökcisimlerinin nerede bulunduğu bu haritanın üzerinde işaretlenir. Sonra harita, yılın 12 ayını simgeleyen ve "ev" denen 12 eşit bölüme ayrılır. Yıldızlar da 12 takımyıldız halinde gruplanır ve her eve bir takımyıldız yerleştirilir. Bu takımyıldızların adı burçlar kuşağındaki 12 burcun adıyla aynıdır (bak. Burçlar Kuşaği). Astrolog, Gü-neş'in, Ay'ın ve gezegenlerin bu gökyüzü evlerine ve burçlara (takımyıldızlara) göre konumunu inceleyerek geleceğe ilişkin yorumlar yapar. Bugünün astrologları, Güneş'in, Ay'ın ve gezegenlerin bir insanın yaşamı üzerindeki etkilerini inceleyerek o kişinin karakterini ve geleceğini söyleyebileceklerini öne sürerler. Bir insan doğduğu anda bir gezegen kendi "evinde" ise etkisinin güçlü ve olumlu olacağına, eğer kendi "evinden" uzakta ise etkisinin zayıf, belki de olumsuz olacağına inanılır. Bazı dergi ve gazetelerde yayımlanan yıldız falları da, aynı burçta doğan herkese uygun düşecek çok genel ve belirsiz "kehanetlerde" bulunur. İlk insanlar gökyüzünü, gündüz Güneş'in, gece Ay ve yıldızların aydınlattığı büyük bir kubbe gibi görürlerdi. Bu ışık kaynakları konusunda bilgileri yoktu ama, ekinlerinin büyümesini sağlayan güneş ışığı ile yağmurun gökyüzünden geldiğini biliyorlardı. Bu yüzden gökcisimlerine birer tanrı gibi tapmaya başladılar. Bu tanrıları nasıl memnun edeceklerini önceden kestirebilmek için de bütün dikkatleriyle gökyüzünü incelemeye koyuldular. Eskiçağlarda din adamlarının görevlerinden biri de Güneş'i, Ay'ı, yıldızları ve gezegenleri izlemekti. Bu gözlemlerin astronomiye gerçekten büyük katkısı oldu. İÖ 6. yüzyılda Babilliler gezegenlerin gökyüzündeki hareketini gösteren haritalar yaptılar. Böylece Güneş ve Ay tutulmasının ne zaman olacağını önceden kestirebiliyorlardı. Bu tahminlerinde yanılmadıklarını gören din adamları yalnız gökyüzü olaylarını değil salgın hastalıkları, savaşları ya da ordularının kazanacağı zaferleri de önceden görebileceklerine inandılar. Bu tahminlerin gerçek bir dayanağı yoktu, ama gene de gelecekten haber verdiğini öne süren astronomlar ya da din adamları artık "müneccim" ya da "astrolog" olarak önemsenmeye başlamıştı. Astroloji Babil'den Eski Yunanistan'a, Mısır'a ve Hindistan'a geçerek bütün Asya ve Avrupa'ya yayıldı. İS 1066'da gökyüzünde parlak bir kuyrukluyıldız görünmüş ve bu alışılmadık olay insanları çok korkutmuştu. Müneccimler çok önemli olayların yaşanacağını, bu arada bir kralın öleceğini haber verdiler. Gerçekten birkaç ay sonra İngiltere Kralı Harold, Hastings Savaşı'nda öldürüldü. Birçok kişi bu olayı kuyrukluyıldızın görünmesine bağladı. Ama sonradan, bugün Halley adıyla bildiğimiz bu kuyrukluyıldızın her 76 yılda bir Dünya çevresindeki yörüngesinden kimseye zarar vermeksizin geçtiği anlaşıldı. Astrologlar önceleri yalnız kendi ülkeleri ya da hükümdarları için önemli olan olayları haber veriyorlardı. Yaklaşık 300 yıl öncesine kadar hemen her hükümdarın bir "saray müneccimi" vardı. Eskiçağlardaki ünlü astronomi bilginlerinden bazıları da astrolojiyle uğraşıyordu. Örneğin İÖ 2. yüzyılda Mısır'da yaşamış olan Eski Yunanlı astronomi bilgini Batlamyus (Ptolemaios) aynı zamanda bir astrologdu. 16. ve 17. yüzyıllarda, Danimarkalı astronomi bilgini Tycho Brahe astroloji dersleri verdi, Johannes Kepler ise Avusturya imparatorunun sarayında müneccimlik yaptı (bak. batlamyus; brahe, tycho; kepler, jo-hannes). "Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica" |
ASTROLOJİYE GİRİŞ Tarihin bilinen en eski çağlarından buyana bilinen hiç bir kehanet metodu insanları astroloji ölçüsünde ilgi-lendirmemiştir. Çeşitli ülkelerde ve zamanlarda birçok kehanet metodu tü-reyip yayılmıştır. Mesela Çin'de'yi Kingn cı Ching, Ortadoğu'da Remil ve Batı'da da Tarot yaygın kehanet me-todlan olmuşlardır. Bu gibi sistemlerden başka hemen hemen her yerde suya temasta bulunarak kehanette bulunmak gibi metodlar da mevcuttur fakat bunlar geniş sistemler değil de kısmi falcılık metodlarıdır. Yukarda sayılan kehahet metodlarından Yi Kıng basit bir falcılık metodundan ziyade insanlara bazı tavsiyelerde bulunan ve tutulacak en uygun yolu işaret eden bir sistemdir. YiKing mutlak kaderi söylemez. Zamanın, neşekilde ha-raket etmeye daha uygun olduğunu bildirir. Diğer sistemler ise ne derece esoterik ve ve tradisyonel olurlarsa olsunlar gene de kolay müracaat edilen • birer fal türü olmaktan ileriye gide, memişlerdir. Astroloji'ye gelince o, diğer sistemlerin topundan daha fazla kabul görmüş ve yayılmıştır. Dünyanın her yerinde, o bölgeye has bir falcılık varken onun yanı sıra Astreloji de mevcut olmuştur. Astroloji 'nin diğer kehanet metodlarından büyük farklılıkları vardır. Mesela Müslümanlık bütün falcılık faaliyetlerini yasaklarken astrolojiye kabul göstermiştir. Eski Araplar'da ve Osmanlı İmparatorluğu 'nda astroloji ilmi nücum ismiyle uygulanmıştır ilmi nucum, astronomi ile karıştırılmasın. Astronomi ayrı bir bilim dalı olarak mevcuttu ve ilmi heyet denilirdi. Arap ve Osmanlı saraylarında daima bir müreccimler gurubu banndınlmış-tır. Müneccim ismi de şimdiki astrolog isminin eski karşılığıdır. Müneccimler hiç bir zaman basit falcılar statüsünde olmamışlar ve daima saygı görmüşlerdir. Basit iskambil falı, kahve falı vs. gibi şeyler hariç tutulursa Remil, Yi King ve Tarot gibi büyük sistemlerin daima bazı esâterik ve tradisyonel yanları olmuştur. Bu gibi sistemlerin nasıl ve niye çalıştığına dair bir çok teori ileriye sürülmüştür. Mesela modern psikoloji ilminin kurucularından biri olan Kari Gustav Jung bu metodları incelemiş ve onların işleyişlerini kendi geliştirdiği senkronizasyon teorisi ile izah etmeye çalışmıştır. Bu teoriye öre Evren 'deki heryeşle diğer heryeş arasında bir uyumluluk, eşzamanlılık vardır. Bir yer ve zamanda, bir olay olacaksa, bununla senkronize olarak başka bir zaman veya yerde de başka bir olay olmaktadır. Bir Tarot destesinden çekilen kartların sıralanışı, Yı King için havaya atılan bozuk paraların düşüşü ve Remil için atılan noktaların sıralanışı hep bu senkronizasyonla ilgilidir. Aslında bu görüş astroloji'ye de tam olarak uygundur. Astroloji'nin anlatmaya çalıştığı bir çok olay ve durum da yıldız ve gezegenlerin sıralanışıyla senkronizedir. Kehanet metodlarının işlemeleri hakkında başka izahlar da vardır. Çeşitli metodların bazı uygulayıcıları, kehanet sisteminin çalışabilmesi için muhakkak olarak o sistemle ilgili bazı bedensiz varlıklarla (Ruh veya cin. mesela Remil için toprak cinleri.) irtibat içinde olmak gerektiğini ileriye sürerler. Bundan başka sistemi kullanan kişilerin de bir dereceye kadar medyum olmaları gerektiği söylenir. Astroloji'de durum çok farklıdır. Astroloji, gök cisimlerinin incelenmesine dayanan bir gözlem ve istatistik ilmidir. Herhangi bir insanın astroloji ile uğraşması için ne bazı esrarengiz inişlyasyoalâr, ne esoterik bilgiler, ne bazı bedensiz varlıklarla ilişki ve ne de medyumluk kabiliyeti gereklidir. Gereken tek şey bilgi ve zekâdır. Kişinin biraz kabiliyeti varsa, gerekli kitap ve dokümanları sağlıyabilirse, uzun sayılabilecek bir çalışma süresi için gereken sabrı varsa ve astroloji konusunda yazılmış binlerce kitap ve yüzbinlerce yazının içinden gerçekten kıymetli olanlarla, sadece ticari amaçlarla yazılmış olan uydumda şeyleri ayırabilecek kadar uyanıksa rahatlıkla astrolog olabilir. ASTROLOJİ'Nİ GELİŞİMİ İnsanların gököyüzüyle ve uzay cisimleriyle ilgilenip, bunlardaki bazı işaretlerden manalar çıkartmaya çalışmaları çok çok eskiye dayanır, ilk insanlar takvim veya saat gibi şeylere sahip değildiler. Günlerini gölgelerin uzayıp kısalmasına, mevsimleri havanın ısısına göre bölerlerdi. Zamanla bazı şeylerin periyodik olarak tekrarlandığım ve bazı şeylerin de, bazı özel fonksiyonlar gösterdiğini kavradılar. Farkettilerki, güneş her gün aynı noktadan doğmuyordu. Güneş'in gökteki yüksekliği ve ufuk üzerine kalma süresi de mevsimlere göre değişiyordu. Gökte bir çok yıldız vardı fakat bazı mevsimlerde, bazı yıldızlar hiç görünmüyordu. Böylece uzun süre görünmeyen bazı yıldızların görün-mesiyle mevsimlerin değiştiğini keşfettiler. Güneş'in gökte çizdiği ve her gün daha farklı olan yolun her yıl periyodik olarak tekrarlandığını ve bazı takvim yıldızların içinden geçtiğini gördüler. Güneş'le birlikte o zamanlar bilinen diğer gezegenlerin de aynı daire içinde bulunduğunu ve aynı takım yıldızlarda veya burçlarda gezindiğini gördüler. Güneş ve gezegenlerin içinden geçtiği burçların oni-ki tane olduğunu buldular. Bu dolaşım dairesine sonraları 'ekliptik' ismi verilmiştir. Güneş gündüzü, ay geceyi idare eder olarak kabul ediliyordu ve bunların bazı tesirleri olduğu kesin olarak anlaşılmıştı. Mesela güneş ışınlarının insan cildini yakması, ısı vermesi, Ay'ın denizlerdeki kabarma ve çekilmelere sebep olması gibi fiziki tesirlerin yanı sıra, Dolunay gecelerinin uyandırdığı romantik hisler gibi, hissi tesirlere de dikkat ettiler. Güneş ve Ay'ın tesirleri kabul edildikten sonra, zamanla ekliptik içinde gezinen diğer kürelerin de, Güneş ve Ay kadar açıkça görülmese bile bazı tesirleri olduğu fikri gelişti. Bundan sonra yapılan gözlemlerde her gezegenin, bulunduğu burca, gökteki yükseklik derecesine ve ufuk üzerinde görünüp, görünmemesine göre farklı tesirlere sahip olduğunu anladılar. Tabiatla içice yaşayan ve zamanının çoğunu açık havada geçiren kimseler zamanla tabiatın en küçük belirtilerini yorumlamakta ustalaşırlar. Eski insanın, gökyüzünde gördüğü hareketleri yorumlamak için "altıncı hissini" geliştirdiği kabul edilir. Onun Tanrı olarak taptığı Güneş'in bir tutulma sırasında Ay tarafından yutulmasını ilk gördüğü an duyduğu korkuyu ve Güneş'in tekrar ortaya çıkmasıyla benliğini kaplayan inanılmaz huzuru gözlerimizin önünde canlandırabiliriz. Eski insan, yiyecek elde etmek için tarlasıyla uğraşırken Güneş'in, mevsimler ve Ay'ın da gelgit üstündeki etkisini farrk etmiş olabilir. Bazen, geceleri parlak, "dolaşan" yıldızları görmüş ve bunların da özellikleri olduğunu anlamıştır. Böylece de astroloji ilim ve sanatı doğmuş oldu. BÜYÜK RAĞBET Dünya'nın değişik yerlerinden gezegenler farklı isimlerle, farklı ilahlara ithaf edilerek tanındıkları halde ana vasıflar hiç değişmiyordu. Mesela Mars (Merih) her yerde savaş tanrısına ithaf edilirken Venüs her yerde dişilik, aşk ve sexle ilgili tanrıçalarda ithaf edilmiştir. Bundan başka, gezegenlerin astrolojik tesirleri, yani insanlar üzerinde yaptıkları tesirlerde, dünyanın birbirinden çok uzak noktalarında bile şaşırtıcı benzerlikler gösterdiği tesbit edilmiştir. Aynı şekilde burçlara atfedilen vasıflar da Çin'den, Güney Amerika'ya kadar birbirlerine benzerler. Batı'da Aztekler'de, Ortadoğu'da Mısır ve Babil uygarlıklarında ve Uzakdoğu'da, Çin, Hindistan ve Tibet'te astroloji çok gelişti ve saygınlık kazandı. Astrologlar da devletin bütün işlerinde söz ve kudret sahibi oldular. En ilkel gözlem cihazlarıyla ve çoğu zaman dahiç bir alet kullanmadan gök haritaları çizdiler. Gezegenlerin devir periyodunu buldular. Bazan sahtekârlıkla suçlandılar, bazan saraylarda baş tacı edildiler. Daha Herki devirlerde astroloji ilmi Araplar arasında yayıldı ve Avrupa'ya sıçrayıp, Avrupa'daki mevcut astroloji bilgilerini zenginleştirdi. Bu sıralarda yani Müslümanlığın yayılma dönemlerinde astroloji'den doğan astronomi ilmi de gelişmeye başladı. Modern astronominin gelişmesiyle birlikte Astroloji konusunda bazı şüpheler doğdu. Mesela astronomi Güneş'in yerinde durduğunu, dünya ve diğergezegenlerin Güneş etrafında döndüğünü ispatlamıştı. Ayrıca dünyanın evrenin merkezi olmayıp, diğerleri gibi bir gezegen olduğu da ortaya çıkmıştı. Halbuki o günlere kadar astroloji merkez olarak Dünya'yı kabul edip, Güneş ve gezegenlerin Dünya üzerinde yol aldıkları fikrini benimsemişti. Bu gün dahi çizilen astrolojik haritalarda merkez olarak Dünya ve haritanın çizildiği bölge alınır. Bu yüzden bazı kişiler Astroloji'nin yıldızının söndüğünü düşündüler. Fakat bu çok sürmedi. Çünkü astrolojik tesirler açısından farkeden birşey yoktu. Güneş, dünyanın çevresinde dönsün veya Dünya Güneş'in çevresinde dönsün. Güneş'in bulunduğu burca göre yaptığı tesir hep aynı idi. Dolayısıyla Astronomi'nin ortaya koyduğu gerçekler astroloji ile asla çatışmıyordu. Zaman daha da ilerledikten ve Uranüs, Neptün, Pluto gibi modern planetler ismiyle bilinen planetlerde keşfedildikten sonra astrologlar gözlem ve istatistiklerine bu gezegenleri de dahil ettiler, insanlar arasındaki iletişim vasıtaları geliştikçe Astroloji daha güçlü bir şekilde yayıldı ve daha kıymetli istatistik imkanları kazandı. Yukardaki, Astroloji'nin doğuş ve gelişmesini anlatan kısım aslında Astroloji'nin kökenleri hakkında ileriye sürülen tezlerden sadece biridir. Bazıları dünya dışı bir uzay uygarlığının Astroloji'nin temelini attığını ileriye sürerken bazı kimseler de Astroloji'nin çok çok eski çağlardaki Atlantis ve Mu uygarlıklarından kalma bir ilim ve sanat olduğunu fakat günümüzde oldukça deforme olup, değiştiğini ileriye sürerler. Bu gibi tezlerin hepsi için de mümkündür demekten başka çaremiz yoktur. Çünkü hiçbirisinin geçerliliğini veya geçersizliğini ispatlayabilecek durumda değiliz. Aşağı yukarı bütün büyük uygarlıklar Astrolojiyle ilgilendiklerini açıklayan belirtiler bırakmışlardır. Babil, Eski Mısır, Hint, Eski Çin, Maya, Eski Yunan, Roma ve Arap uygarlıkları bunlar arasındadır. Böylece gökyüzünü inceleyen ilk astronomlar, ilk astrologlar yani gökyüzünü ilk yorumlayanlar olmuşlardır. Biz, ilk Astrolog'ların kimler olduğunu bilmiyoruz. Fakat bulduklarını ilk kaydedenler Kaidelilerdir. YENİ BİR BİLİM Mesela bazı planeter konumlarda ekilen bitkilerden diğer zamanlarda ekilenlerden daha iyi sonuç vermesi gibi konuları araştırır. Astrobiyoloji alanında yeterli kadar araştırma yapılabildiğini sanmıyoruz. Çünkü adı çok seyrek olarak duyulmaktadır, olumlu veya olumsuz olarak herhangibir sonuca ulaştrğına dair bir bilgi yoktur. ASTROLOJİ'NİN ETKİSİ Tarih boyunca Roma imparatorlarından, Büyük İskender'e, İngiltere'deki Tudor hanedanından Bohemyalı Fred-rick'e kadar kral ve kraliçelerin saray astrologları bulunmaktaydı. Hatta bazı papalar ve kardinaller bile astrologlara danışmışlardır. Astroloji, üniversitelerde ders olarak okutulmuş ve astorolg saygı değer bilim adamı sayılmıştır. Yazarlar, eserlerinde Latince ve Grekçe kadar astrolojik bilgiye de yer vermişlerdir. İslam dünyasında Doğu'da ise ilm-i nücum olarak gelişen Astroloji, başlangıçta olmasa bile, yıldızları ve Astroloji konusunda derin bilgi ve tecrübeye sahip Keldelilerin eski yurdu Mezopotamya havalisinin Müslümanların eline geçmesiyle yaygınlık kazandı. Ileriki yıllarda yüzlerce eser yazıldı. Kısa sürede Astronomi Ülmil-Heyet'den ayrılan Astroloji sistematik bir hüviyet kazanarak saraylarda kendine yer buldu. Özellikle Abbasilerden itibaren bütün islam saraylarında "Müneccim" (Astrolog)ler bulundu. ASTROLOJİYE DAİR İLK ŞÜPHELER Bu kıvılcımın sönmemesini sağlayan düşünürler, çoğunlukla yaşamın bir bütün ve yery üzünde-kilerin sadece gökyüzündekilerin bir yansıması olduğu varsayımını kabul eden kimselerdi. Yani "evrende ne varsa dünyada da o vardır" varsayımıyda bu. Bu Astrolojinin niçin geçerli olduğunu belirten eskiden kalma açıklamaydı tabii ve bazı düşünürler, sadece eski astronomik inançların yanlış olduğunun kanıtlanması yüzünden, bu varsayımdan vazgeçmek için bir neden görmediler. Kaynak: MsXLabs.org & Astroloji Ansiklopedisi |
Günümüzde Astroloji BUGÜN ASTROLOJİ Astroloji günümüzde de büyük ilgi görüyor. Astroloji'ye karşı en çok ilgi sürülen tezlerden biri, burç diye bilinen takım yıldızların artık yerlerinde olmadıkları ve dolayısıyla bir etkiden bahsetmenin mümkün olamayacağıdır. Bundan hareketle Astroloji fikrinin ta temelden beri sahte ve kandırmaca olduğunu savunmuyorlar. Astroloji fikri gerçekten temelde sahte ve yanlışsa, olsaydı Peru takalarının, Ibranilerin, Pers'lerin, Çinlilerin, Hintlilerin, Mısırlıların, Romalıların, Avrupalıların ve Polinezya halkının bunu birbirinden habersiz olarak nasıl keşfettiklerini anlamak çok güçleşirdi. Ya bütün dünya aynı tür bir çılgınlığa uğramıştır, ya da Astroloji'nin gerçekle ilgili bir yanı olmalıdır. Ünlü Amerikalı yazar Mark Twain Astrolojiye tutkundu. Twain, Halley kuyruklu yıldızı altında doğmuştu ve aynı yıldız geri döndüğünde öleceğini de doğru olarak tahmin etmişti. Asıl önemlisi ise Yeni Kozmoloji'yi yaratmaktan sorumlu olan beş büyük adamın da Astrolog olmasıdır: Corpenicus, Kepler, Galileo, Tyc-ho Brahe ve Sir Isaac Newton. Bugün bu bilim resmi bir saygınlığa sahip değilken bile, ciddi astrolojik çalışmaların bazı pek ilginç yerlerde devam ediyor olması da şaşırtıcıdır, bunlara örnek olarak, China Gölü California'daki ABD Deniz Kuvvetleri İkmal Deposu bile gösterilebilir. Boulder-Colorado'daki Atmosferik Araştırma ve Yüksek İrtifa Gözlem Ulusal Merkezi'ndeki meteorologlar da bu konuyu incelemektedirler. Bu merkezin eski müdürü bir keresinde horoskop düzenlenmesini ve yorumlamasını bildiğini de itiraf etmişti. BURÇLARIN KISACA TANITIMI Yukarda da kısaca anlatıldığı gibi bir yıl içinde Güneş, ekliptik içinde çizdiği daire ile oniki burçtan geçer. Aslında Güneş herhangi bir burcun içinden geçmez. Gerçi Güneş sistemimiz uzay içinde büyük bir hızla arslan burcu yönünde ilerlemektedir fakat bu ilerleyişin, Güneş dünyamız ve bütün diğer gezegenlerle birlikte olduğu düşünülürse Güneş'in bize göre haraketsiz sayılacağı kolayca anlaşılır. Güneş'in gözle görülür bir haraket içinde imiş gibi olmasının sebebi dünyamızın Güneş çervesindeki dönüşüdür. Dünya devamlı olarak hareket ettiği için Güneş'in arkasında olan yıldızlar da sürekli olarak değişir ve bir yıl içinde daire tamamlanır. Güneş ortalama olarak günde bir derece ilerliyormuş gibi görülür. Güneş'in geçtiği burçlar sırası ile, Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Arslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık burçlarıdır. Güneş, Balık burcunun otuzuncu derecesini geçtiği anda tekrar Koç Burcu sıfır dereceye girmiş olur. Koç Burcu hem 'zodyak' ismiyle bilinen burçlar kuşağının başlangıcıdır, hem ilkbahar noktasıdır. Güneş, Koç Burcu'nun sıfır derecesine geldiği anda ilkbahar da gelmiş olur. Herkesin bir burcu vardır. Çoğumuz,'ben Koç Burcu'yum, ben Başak Burcu'yum' deriz. Fakat bunun neden böyle olduğunu bilmeyiz. Belli bir burca mensub olmanın sadece doğum tarihimizle ilgili bir şey olduğunu zannederiz. Şayet siz, mesela Boğa Burcu İnsanı iseniz bu, doğduğunuz anda Güneş'in Boğa Burcu'nda olduğu mânâsına gelir. Büyük bir çoğunluk burcunu, günlük gazetelerin yıldız falı sütünlanndaki, burçların karşısında yazılı olan tarihlere bakarak belirler. Bu tarihler çoğu zaman doğrudur. Hangi burçtan olduğunuzu kabaca öğrenebilirsiniz fakat burçların başlangıç ve bitiş tarihleri her zaman doğru olarak yazılmaz, çünkü bir burcun başlaması, yani Güneş'in o burca girmesi her yıl bir gün önce veya bir gün sonra olabilir. Bu da bazı yanlışlıklara sebep olabilir. Mesela siz 23 Mart tarihinde doğduysanız kendinizi Koç Burcu insanı zannedersiniz. Halbuki doğum saatinizde Güneş daha Koç Burcu'na girmemiş olabilir. Veya doğduğunuz yıl Güneş'in, Koç Burcu'na girişi 23 Mart'ta değilde, 24 Martta olmuş olabilir. Bu durumda siz aslında Balık Burcu insanı olursunuz. Tabii bunun tersi de olabilir. 22 Mart'ta doğduğunuz için kendinizi Balık Burcu İnsanı olarak kabul edersiniz fakat aslında Koç Burcu olabilirsiniz. Tabii doğum günü, gazetelerde verilen burç başlangıcı tarihlerinden uzak olarlar için böyle bir durum söz konusu değildir. Mesela, 26 Mart'ta doğmuşsanız kesin olarak Koç Burcu'sunuz demektir. Standart yıldız falı sütunlarında burçların doğru başlangıç tarihlerimverebilmeye imkân yoktur çünkü bu heryıl değişebilir. Doğum anınızda Güneş'in ve diğer gezegenlerin kesin konumlarını anlamanın tek yolu horoskopunuzun çıkarılmasıdır (Horoskop konusu aşağıda anlatılacaktır). Astroloji'nin İlgilendiği oniki burç vardır ve Güneş bu oniki burçtan herhangi birinde bulunmakla, o burcun karakterine göre farklı bir tesir verir. Bunlar o burcun karakter, zihin yapısı vs. gibi faktörleridir. Anladığınız gibi Astroloji kitaplarında burçlarla İlgili olarak yazılan her şey, Güneş'in burçlarda bulunuşu ile ilgilidir. ELEMENTLER Ateş gurubu burçları Koç - Arslan - Yay. Toprak Grubu burçları Boğa - Başak - Oğlak. Hava Gurubu burçları İkizler - Terazi - Kova. Su Gurubu burçları Yengeç - Akrep - Balık. Kaynak: MsXLabs.org & Astroloji Ansiklopedisi |
POZİTİF VE NEFATİF BURÇLAR Pozitif ( + ) burçlar: Negatif (—) burçlar: Boğa - Yengeç - Başak - Akrep - Oğlak - Balık. Burçlar ateş, toprak, hava, su olarak dörde, artı ve eksi olarak ikiye ayrıldıkları gibi kardinal, fix ve mobile olarak da üçe ayrılırlar, bu isimler Türkçe'ye öncü, sabit, değişken olarak tercüme edilmişlerdir fakat tercümeler isimlerin karşılığını tam olarak vermezler bu sebeple orijinal isimleri kullanmayı tercih ettik. Kardinal burçlar Koç - Yengeç - Terazi - Oğlak. Fix burçlar Boğa - Arslan - Akrep - Kova. Mobile burçlar İkizler - Başak - Yay - Balık. Şimdi 12 zodyak burcunun verdiği olumlu ve olumsuz özellikleri kısaca inceleyelim. Tabii ki, burada burçların bütün özellik ve yapılarının anlatılmasına imkân yoktur. Her burç için, her yıl yüzden fazla kitap yazıldığı, basit bir Astroloji kitabında bile bir burcun 15, 20 sayfa yazı ile tarif edildiği düşünülürse burada neden bu derece kısaca temas etmek zorunda kaldığımız kolayca anlaşılır. KOÇ BURCU Anahtar kelimeler - Israr, acele. Yönecisi - Mars. ( + ) özellikleri Öncülük ve macera ruhu. Girişkenlik, Yüksek enerji. Sınırlamalardan nefret etmek. (—) özellikleri Egoizm. Daima kendini öne sürmek, ileriye çıkartmak. Anılık. Alaycılık. Çabuk isyan etmek. Her-şeyi hemen anında istemek. BOĞA BURCU Anahtar kelimeler - Sahiplik, süreklilik. Yönetici - Venüs ( + ) özellikleri (—) özellikleri Tembellik, Kendine düşkünlük. Sıkıcılık. Statik fikirler. Esneklik eksikliği. Orijinalite eksikliği. Oburluk. İnatçılık. Alınganlık. Marazı ve Mussallat olucu huy ve alışkanlıklar. İKİZLER BURCU Anahtar kelimeler - Konuşkanlık, uyumluluk, çok iş bilirlik. Yönetici - Merkür. ( + ) özellikleri (-) Özellikleri Değişkenlik. Yerinde duramaz-lık. Açıkgözlük. Meraklılık. Kararsızlık ve iki yüzlülük. Asabı enerjiyi kontrol edememek. Sathilik ve dedikoduculuk. BAŞAK BURCU Negatif - Toprak gurubu - Mobile. Anahtar kelimeler - Tenkidci-lik. Analizcilik. Yönetici - Merkür. ( + ) özellikleri (—) özellikleri Lüzumsuz faaliyet. Acelecilik. Aşırı tenkidcilik. Aşırı titizlik. Kolay beğenmemek. Geleneklere anormal bağlılık. Aşırı meraklılık. TERAZİ BURCU Pozitif - Hava gurubu - Kardinal. Anahtar kelimeler-Uyumluluk. Beraberlik. Yönetici - Venüs. ( + ) özellikleri (-) özellikleri Kararsızlık. Alınganlık. Hafif-mesrep'ik. Değişebilirlik. Flört Ruhu. Kolay elde edilir gibi görünmek. Aldatabilirlik. iki uç arasında sallanmak. AKREP BURCU Negatif - Su gurubu - Fix. Yönetici - Pluto (ananevi olark Mars). ( + ) Özellikleri Kuvvetli sezgi ve hisler. Niyet-lilik. Yüksek imajınasyon. Anlayışlılık. Kurnazlık. Israrlılık. Kararlılık. (-) Özellikleri Kıskançlık. Alınganlık. İnatçılık. Müzmin dikkafalılık. Serkeşlik. Suskunluk ve Şüphe uyandırıcılık. YENGEÇ BURCU Negatif - Su gurubu - Kardinal. Anahtar kelimeler-Muhafaza. Hassasiyet. Yönetici - Ay. ( + ) Özellikleri (-) özellikleri ARSLAN BURCU Pozitif - Ateş gurubu - Fix. Yönetici - Güneş. ( + ) özellikleri (—) özellikleri Akidelere aşırı bağlılık. Zorbalık. Tantana. Züppelik. Toleranssızlık. Sabit fikirler. Kuvvet deliliği. Kendini beğenmişlik. YAY BURCU Pozitif-Ateş Grubu-Mobile, anahtar kelimeler - Genişlik. Serbestlik. Araştırıcılık. Yöneticisi-Jüpiter. ( + ) Özellikleri Keyiflilik. Neşelilik. Çok iş bilirlik. Açık zihinlilik. Adapte olabilmek. İyi yargılayabilmek. İyi felsefe. Hürriyet aşkı. Dışa dönüklük. (—) özellikleri Körce iyimserlik. Gürültücülük. Sorumsuzluk. Kapris. OĞLAK BURCU Güvenilirlik. Kararlılık, isteklilik. Sabır. Sebaat. Ihtiyatlılık. Mizah ve disiplin hisleri. (—) özellikleri Eğilmez dışa bakış, ihtiras. Kötümserlik. Basmakalıptık. Cimrilik. KOVA BURCU ( + ) Özellikleri Hümanizm. Bağımsızlık. Dostluk. İlerletici durumlara hazır olmak. Orijinalite. Mucit ve reformcu ruh. Vefalılık. Sadakat. İdealist. EntellektOelite meyli. (-) ÖZELLİKLERİ Umulmadık gariplikler, isyan. Muhalefet. Sabit fikirler. Gelenekleri zorlamak. BALIK BURCU ( + ) ÖZELLİKLERİ Alçak gönüllülük. Şefkat. Sempatiklik. Hassasiyet. Adapte olabilmek. Tesirlilik. Anlayışlılık. Nezaket. Sezgi. (—) ÖZELLİKLERİ Belirsizlik, ihmalcilik. Gizlilik. Kolay dağılmak. Zayıf arzular. Kararsızlık. Hayatın sert yanları ile kolay mücadele edememek. Burçların yukarıda sayılan pozitif ve negatif özellikleri bir insanda aynı anda ortaya çıkabilir veya bazıları görülür. Bazıları hiç belli olmayabilir. Bazı kimselerde burçlarının sadece pozitif özellikleri ön planda görünürken, bazılarında da sadece negatif özellikler gözükür. Kısaca siz hangi burca mensup olursanız olun yukarıda sayılan olumlu ve olumsuz özelliklerin hepsi sizde görülmeyebilir. Kişide hangi özelliklerin ne derecede bulunduğu ancak doğum anına göre çizilen gök haritası yardımıyla belli olabilir. Bu özellikler doğum anında Güneş'in, diğer gezegenlerden aldığı sert veya yumuşak tesirlere göre ortaya çıkarlar. Kaynak: MsXLabs.org & Astroloji Ansiklopedisi |
Astrolojinin Tarihçesi MsXLabs.org Astroloji bilimi insanlık tarihi kadar eskidir. Tarihçilerin araştırmalarına göre farklı uygarlıklar birbirlerinden bağımsız olarak astroloji ile ilgilenmişlerdir. Aşağı yukarı bütün uygarlıklar astroloji ile ilgilendiklerini açıklayan kanıtlar bırakmışlardır. Babil,Mısır,Hint,Çin,Maya,Yunan,Arap uygarlıkları bunlar arasındadır. İlk astrologların kimler olduklarını bilmiyoruz fakat bulduklarını ilk kaydeden KANDİLLİLER dir. M.Ö. 3000 yılında kandilliler (Şimdiki IRAK) astrolojinin bilinen en özgün şekillerinden birini ortaya çıkarmışlardır. Bazı uzmanlar astrolojiye ait ilk kayıtların M.Ö. 5800 yılına kadar gittiğini belirtiyorlar. Maya uygarlığı, Hindistan ve Çin M.Ö. 2000 yılında astroloji bilimini kullanıyorlardı. Pitagoras Ve Plato'nun yazılarında M.Ö. 500 yıllarında eski Yunanlılarda astrolojinin varlığından bahsedilmektedir. Kuzey Afrika'daki ve Doğu Akdeniz'deki Araplar da M.S. 8 yy. da astrolojiyi kullanıyorlardı. M.S. 805-850 yılları arasında yaşamış olan Albumasur yada diğer adı ile Abu Maaschar'ın yazmış olduğu "Introductorium in Astronomiam" adlı eserle astroloji ortaçağda yeniden önem kazanmıştır. Zodyak yani burçlar kuşağı ilk astrolojik kayıtlarda şimdikinden biraz daha farklı idi. M.S. 180 yılında büyük yunan matematikçi ve astronom Ptolemy tarafından bugünkü şekline getirilmiştir. Bu yüzyılda ise Carl Jung astroloji hakkında yazılar yazmış insan kişiliği ve motivasyonu hakkındaki çalışmalarında astrolojiden faydalanmıştır. Astrolojinin Doğuşu İlk Peygamber olan Hz. Adem'den, son peygamber Hz. Muhammed (S.A.V.)'e kadar 124.000 ( bu rakam kesin olarak bilinmemektedir.). peygamber gelmiştir. Allah, insanlara doğru yolu göstermeleri onların kendi tekliğini bilmeleri için gönderdiği Peygamberlerin her birine değişik konularda ilim hazineleri vermiştir. Çok okuyan kalemi bulan ve kalem ile yazı yazabilen ilk peygamber Hz. İdris Peygambere burçlar ilmi verilmiş kendiside bunu genişletmiştir. Hz. İdris almış olduğu vahye dayalı bir şekilde burçları ve yıldızların gerek insanlar gerek yeryüzünde mevcut tüm birimler üzerindeki tesir ve önemini anlatmaya çalışmıştır. Kısacası yıldız ilmi veya burçlar ilmi Hz. İdris Peygamberin mucizesi olup daha sonra aynı çayda ilk defa Babiller tarafından mevcut veriler ışığında düzenlenmiş ve genişletilmiştir. Pek çok İslam düşünürleri de yıldızlar konusu inceleyerek varlığın varoluşunda burçların ve yıldızların rolünü çeşitli kitaplarında anlatmışlardır. İslam alimi, İmam Aziz bin Muhammed Nesefi ZUBTEDİL HAKAİK isimli eserinde "cisimler alemin mertebeleri bölümünde açıklıyor" Malum olsun ki Cenab-ı Hak Hazretleri Cisimler alemini halk etmek diledi. Önce dört zulmaniye nazar etti hemen bunlar eriyip cuşa geldi. Öz ve Hülasasından Arş-ı Alayı yarattı, kalandan kürsiyi yarattı. Kalandan yedinci göğü yarattı, kalandan altıncı göğü, kalandan üçüncü göğü, kalandan kinci göğü, kalandan hava unsurlarını (ay,yıldız,gezegenler v.s.) daha sonra su unsurlarını ve toprak unsurlarını yaratmıştır. Sonra maden, nebat, hayvan ve son olarak da insan meydana gelmiştir." Ayrıca Kuran-ı Kerim'de yıldızlarla ilgili 60 küsür ayet vardır.Bunlardan bazıları şöyledir. • Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.(Hicr 16) • Gökte burçları var eden, onların içinde bir kandil (güneş) ve nurlu bir ay barındıran Allah, yüceler yücesidir.(Furkân 61) • Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.(Yâsin 40) • Allah O gökleri ve yeri (o yüksekleri ve aşağıyı) Hak ile yaratmıştır. Elbette bunda müminler için ibret vardır. (Ankebut 44) • Hem göklerde ve yerde kim varsa onundur. Hepsi ona divan durmaktadır.(Rum 26) • O, göklerde ve yerde bulunan herşeyi kendinden bir lütuf olarak sizin hizmetinize vermiştir. Şüphesiz bunda düşünen topluluklar için ibret ve deliller vardır.(Casiye 13) • Hem o göğü, yeri ve aralarındakileri biz boşuna yaratmadık. O, küfredenlerin zannı. Onun için ateşe gidecek o inkar edenlerin vay halini. (Sad 27) • Görmediniz mi ki, Allah göklerde ve yerde ne varsa hepsini sizin hizmetinize vermiş, gizli ve açık olarak nimetlerini üzerinize yaymıştır. Bununla beraber insanlar içinde kimi de var ki, ne bir ilme, ne bir mürşide ve ne aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında mücadele ediyor.(Lokman 20) • Hem sizin için geceyi ve gündüzü güneşi ve ayı emrinize verdi. Bütün yıldızlarda onun emrine boyun eğmişlerdi, elbette bunda aklı olan bir kavim için ibretler vardır.(Nahl 12) |
| Saat: 11:41 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık