MsXLabs
Sayfa 2 / 3

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Sanat (https://www.msxlabs.org/forum/sanat/)
-   -   Sanat Etkinlikleri (https://www.msxlabs.org/forum/sanat/1231-sanat-etkinlikleri.html)

_PaPiLLoN_ 26 Haziran 2008 18:22

Saatlerinizi 'caz'a ayarlayın

Uluslararası İstanbul Caz Festivali 15'nci yaşını kutluyor. Bu yıl 2 ile 16 Temmuz arasında gerçekleşecek olan festivalin "ağır topları" Herbie Hancock, Lenny Kravitz, Omara Portuondo... İşte festivalin heyecan verici programından seçmeler.


İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen İstanbul Caz Festivali bu yıl 15. yaşını kutluyor. 2 – 16 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek 15. Uluslararası İstanbul Caz Festivali, 40’a yakın konserle yine İstanbul’u bir caz kentine dönüştürmeye hazırlanıyor.
İstanbul Caz Festivali’ne daha önceki yıllarda da konuk olan dünyaca ünlü bas virtüozü Marcus Miller, 7 Grammy ödüllü Al Jarreau, eklektik müzik zevkini, kendine özgü dinamik yorumuyla bütünleştiren caz vokalisti Nnenna Freelon, Ivan Lins, Buena Vista Social Club’ın hayatta kalan tek üyesi ve yüzbinlerin sevgilisi Omara Portuondo, Judeo-Espanyol (Ladino) şarkılarının önde gelen temsilcilerinden Yasmin Levy, 1960’larda bossa-nova’dan sonra gelen en önemli müzik hareketi Tropicalia’yı başlatan isimlerden Caetano Veloso, neo-folk akımının en önemli temsilcilerinden şarkı yazarı-şarkıcı Rufus Wainwright. Son dönemin alternatif yıldızı Wainwright, 2005 yılında dünyaca ünlü prodüktör Arif Mardin’in elinden çıkan “State of Mind” albümü ile ismini geniş kitlelere duyuran, doğuştan görme engelli Midón festivalin ağır toplarından.
Ölümünün beşinci yılında Nina Simone'yi anma gecesi, European Jazz Club Geceleri de festivalin dikkate değer etkinliklerinden.
15. Uluslararası İstanbul Caz Festivali konserleri bu yıl yine şehrin çeşitli mekânlarına yayılacak. Festival konserlerine bu yıl, Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nin yanı sıra Sepetçiler Kasrı, Esma Sultan Yalısı, Aya İrini Müzesi, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Arkeoloji Müzesi Bahçesi, Nardis Jazz Club ve İstinyePark ev sahipliği yapacak.
Festival’in gelenekselleşen etkinliği Caz Vapuru bu yıl 6 Temmuz Pazar günü Barış Manço Gemisi’nin Boğaz turuyla sürerken, “Sokak Konserleri” caz coşkusunu İstanbul sokaklarına taşımaya devam edecek.

YAŞAMBOYU BAŞARI ÖDÜLÜ USTA BESTECİ, PİYANİST VE SAKSOFONCU TUNA ÖTENEL’E

Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nin Yaşamboyu Başarı Ödülü bu yıl Tuna Ötenel’e verilecek. Piyano, bas, davul ve saksofon gibi birçok müzik aletini ustaca çalan Tuna Ötenel, ‘60’lı yıllardan bu yana Türkiye’de caz müziğinin tanınması ve benimsenmesinde büyük katkılarda bulundu.

FESTİVALİN ONUR KONUĞU: CAZIN YAŞAYAN EFSANESİ HERBIE HANCOCK

İstanbul Caz Festivali bu yıl tuşlu çalgıların sihirbazı, caz ikonu Herbie Hancock’u Dockers San Fransisco sponsorluğunda iki özel konserle ağırlıyor.
Festivalin onur konuğu Herbie Hancock, geçtiğimiz yıl kendisine “En İyi Albüm” dalında Grammy ödülü kazandıran, Joni Mitchell şarkılarını yorumladığı “River–The Joni Letters” projesi ile 2 Temmuz Çarşamba gecesi saat 21.00’de Açık Hava Sahnesi’nde izleyiciyle buluşuyor.
“The River of Possibilities” başlıklı konserde Hancock’a iki sıra dışı vokalist Sonya Kitchell ve Amy Keys’in yanı sıra, dünyaca ünlü bas virtüözü Dave Holland, ünlü perküsyoncu ve davul üstadı Vinnie Colaiuta ile caz dünyasının yeni yıldızlarından Chris Potter (saksofon) ve Lional Loueke (gitar) eşlik edecek.
Daha önce 1996 ve 2002 yıllarında iki kez İstanbul Caz Festivali’nde konser veren Herbie Hancock, 3 Temmuz Perşembe günü saat 19.00’da Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda trio formatında bir konser daha verecek.


LENNY KRAVITZ DE FESTİVALDE

Müzikseverlerin yıllardır dört gözle beklediği, rock müziğinin efsane isimlerinden 30 Temmuz Çarşamba akşamı Kuruçeşme Arena’da sahne alacak. Kravitz, son albümü "It Is Time For A Love Revolution" için çıktığı dünya turnesinin bir parçası olarak İstanbullu hayranlarıyla ilk defa buluşacak.


“GARANTİ CAZ YEŞİLİ” FESTİVALE TAŞINIYOR

Garanti Bankası, İstanbul Caz Festivali’nin 15. yılında 11 yıldır yürüttüğü festival sponsorluğuna ek olarak birçok gösteri sponsorluğu ile Festivali destekledi. Bu yıl ilk kez caz çizgisinde etkin bir seri ile “Garanti Caz Yeşili” başlığını farklı konserlere taşıyacak ve bu konserlerin Gösteri Sponsorluğu üstlenerek itici gücü olacak.

Caetano Veloso, Carla Bley “The Lost Chords Find Paolo Fresu” ile Richard Galliano, Jan Lundgren ve Paolo Fresu'nun "Mare Nostrum” projesi ve Caz Kenti Konserleri, “Garanti Caz Yeşili Serisi” başlığıyla gerçekleşecek.

CAETANO VELOSO İSTANBUL’DA

Festival, Brezilya’nın ruhunu, 2006 yılında izlediğimiz Gilberto Gil’in ardından, 1960’larda bossa-nova’dan sonra gelen en önemli müzik hareketi Tropicalia’yı başlatan isimlerden Caetano Veloso ile İstanbul’a taşımaya devam ediyor. Şarkıcı, besteci, gitarist, yazar, insan hakları savunucusu, 5 Grammy ödüllü Caetano Veloso’nun solo konseri “Garanti Caz Yeşili Serisi” kapsamında 10 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de Açık Hava Sahnesi’nde gerçekleşecek.
Brezilya müziğinin en büyük temsilcilerinden biri olan Caetano Veloso, diktatörlüğün hüküm sürdüğü 1960’larda kendisi gibi Bahai doğumlu arkadaşı Gilberto Gil ile Tropicalia’yı başlatan isimler arasında yer alıyor. 1969 yılında Gilberto Gil ile birlikte Londra’ya sürgüne gönderilen birbirinden etkili şarkılarıyla tanınmış politik şarkı yazarı Caetano Veloso Brezilya kültürünün bir ikonu haline geldi.
İlk albümünü yayınladığı 1967 yılından itibaren neredeyse her yıl bir albüm çıkaran Veloso aralarında yakın dostu Pedro Almódovar’ın “Konuş Onunla”sı bulunan birçok filmin müziğine imza attı. Beck, David Byrne ve Devendra Banhart gibi pek çok rock müzisyenini de etkileyen Caetano Veloso’nun İstanbul’daki ilk konseri festivalin kaçırılmayacakları arasında…

CARLA BLEY AND THE LOST CHORDS” TOPLULUĞU İLE “MARE NOSTRUM”

Festivalde “Garanti Caz Yeşili Serisi” kapsamında 5 Temmuz Cumartesi akşamı Arkeoloji Müzesi’nin bahçesinde iki müthiş caz konseri bir arada! Saat 21.30’da başlayacak gecede önce yeni İtalyan cazının parlak isimlerinden trompetçi Paolo Fresu, akordeoncu Richard Galliano ve piyanist Jan Lundgren’le birlikte geliştirdiği “Mare Nostrum” projesiyle seyirciyle buluşacak. Birbirinden usta üç müzisyenden oluşan bu ekip, son albümlerinde bir parçayı da Nazım Hikmet’in bir şiirinden esinlenerek bestelemiş.
Gece modern cazın en önemli bestecilerinden Carla Bley’in “The Lost Chords Find Paolo Fresu” adlı özel projesi ile devam edecek. Carla Bley’e başçı Steve Swallow, saksofoncu Andy Sheppard, big band davulcusu Billy Drummond ile projeye ismini veren trompetçi Paolo Fresu eşlik edecek.

CAZ KENTİ İSTANBUL

Uluslararası İstanbul Caz Festivali, bu yıl “Garanti Caz Yeşili Serisi” kapsamında cazın coşkusunu İstanbul sokaklarından Boğaz’ın sularına, değişik semtlere taşıyarak İstanbul’u bir “caz kenti”ne dönüştürüyor. Festivalin, caz müziğini İstanbul’un zengin kültürel dokusuna yayıp en gencinden en yaşlısına her yaştan dinleyici ile buluşturmayı hedeflediği ve ücretsiz olarak gerçekleşecek olan “Genç Caz” ve “Sokak Konserleri” gibi etkinlikler İstanbullular’a benzersiz bir müzik ziyafeti yaşatacak.

COOLBONE GRUBU İLE SOKAK KONSERLERİ PROGRAMI

Festivalin bu yılki Sokak Konserleri programında, New Orleans’ın köklü caz bandolarından Coolbone, Beyoğlu’ndan, Kadıköy’e, Nişantaşı’ndan Bağdat Caddesi’ne İstanbul’un değişik semtlerinde konserler verecek.
2 Temmuz Çarşamba, saat: 18.00 / Beyoğlu, Galatasaray Lisesi Önü
4 Temmuz Cuma, saat: 18.00 / Nişantaşı, Harbiye Askeri Müzesi yanı
6 Temmuz Pazar, saat: 18.00 / Bağdat Caddesi, Caddebostan
7 Temmuz Pazartesi, saat: 18.00 / Kadıköy, Eminönü Vapur İskelesi önü
8 Temmuz Salı, saat: 16.30 / Suadiye, Kadıköy

CAZ VAPURU

Caz Vapuru halatlarını topluyor, İstanbul Boğazı’nı bir kez daha cazın renklerine boyamaya hazırlanıyor! Caz Festivali’nin vazgeçilmezlerinden Caz Vapuru bu yıl seyrüseferine New Orleans menşeli şenlikli bando Coolbone ve repertuarlarında caz standartlarından ünlü müzikallere çeşitli parçalar bulunan İstanbul Saxophone Quartet eşliğinde çıkıyor. Caz Vapuru 6 Temmuz Pazar günü saat 11.00’de Kabataş’tan yola çıkacak ve Anadolu Kavağı’na uzanacak, iki saatlik moladan sonra tekrar Kabataş’a geri dönecek.


_PaPiLLoN_ 27 Haziran 2008 21:39

http://www.ntvmsnbc.com/news/285959.jpg

İstanbul ‘Shoe-Art’ sergisine hazırlanıyor


Sanatçıların “Shoe-Art İstanbul 2008” kapsamında tasarlayacağı dev ayakkabı heykelleri, 1 Eylül’den itibaren İstanbul sokaklarını süsleyecek.

Sanat ayaklanıyor... Aralarında Ertuğrul Ateş, Bahar Korçan, İsmail Acar, Arzu Kaprol ve İdil Terzi’nin de bulunduğu sanatçılar ve tasarımcılar, kendi renk ve bakış açılarıyla dev ayakkabı heykellerine hayat verecek

Serginin tanıtımı amacıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Sinema Pazarlama Reklamcılık Sanayi ve Ticaret A.Ş (SİNPA) ortaklarından Ayşe Zorlu, Türkiye’nin önemli sanatçı ve tasarımcıları tarafından tasarlanan dev ayakkabı heykellerinin, 1 Eylül-31 Ekim tarihleri arasında Hotiç’in ana sponsorluğunda İstanbul sokaklarında sergileneceğini söyledi.

Zorlu, İstanbul’da ilk kez gerçekleştirilecek serginin, dünyanın önemli açık hava sergilerinden biri olmaya aday olduğunu ifade ederek, dev ayakkabı heykellerinin İstanbul sokaklarında sanatı ve yaratıcılığı, eğlenceli ve dinamik bir şekilde bir araya getireceğini kaydetti.

“Sanat ayaklanıyor” sloganıyla dev ayakkabıların şehrin en canlı ve seçkin noktalarında sergileneceğini belirten Zorlu, sponsor firmalara, dev ayakkabı heykelleriyle halkla buluşma olanağı veren sergi kapsamında 150’ye yakın ayakkabı heykelinin sergilenmesinin hedeflendiğini anlattı.

Stiletto ve spor ayakkabı olmak üzere iki farklı model ayakkabılar dışında 10 motosiklet ayakkabının da sergi süresince İstanbul sokaklarında dolaşmasıyla sponsor markaların tanıtımlarının pekiştirileceğini dile getiren Zorlu, açık hava sergisinde aralarında Ertuğrul Ateş, Bahar Korçan, İsmail Acar, Arzu Kaprol ve İdil Terzi’nin de bulunduğu sanatçılar ve tasarımcıların dev ayakkabı heykellerine kendi renk ve bakış açılarıyla hayat vereceğini söyledi.

Shoe-Art’ın, Türk markalarının tanınmasını ve itibar kazanmasını desteklerken, aynı zamanda sosyal sorumluluk duygusunu da aşılayan bir etkinlik olduğunu dile getiren Zorlu, sergi sonunda dev ayakkabıların müzayedede satılacağını, elde edilecek gelirin de TEMA ve Türk Kalp Vakfı’na bağışlanacağını bildirdi.

Tanıtım toplantısına, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Hotiç Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hotiç, TEMA Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Gürses, Türk Kalp Vakfı Başkanı Çetin Yıldırımakın ve sanatçı Ertuğrul Ateş de katıldı.


_PaPiLLoN_ 30 Haziran 2008 21:14

"Reincarnation Of Art - Art Reincarnated Through Music"




Ressam Pınar Çakmak Lucca Art'da eski klasiklere yeniden nefes veriyor. 18 Haziranda başlayan "Reincarnation Of Art - Art Reincarnated Through Music" başlıklı sergi, 1 Ağustos 2008 tarihine kadar devam edecek.

Ressam Pınar Çakmak, ilk kişisel sergisini 18 Haziran'da Lucca'da açıyor. Godward, Rosetti gibi ünlü ressamların şaheserlerini müzik ile yeniden yorumlayan Pınar Çakmak "Reincarnation Of Art - Art Reincarnated Through Music" başlıklı sergisiyle ilk kez sanatseverlerle buluşuyor. En büyük esin kaynağının müzik olduğunu söyleyen sanatçı, tuval üzerine "giclee printing" metodu ile gerçekleştirdiği resimleriyle eski klasiklerin içindeki şarkıyı keşfe çıkıyor

Lucca, 18 Haziran'dan itibaren Ressam Pınar Çakmak'ın dijital resimlerinden oluşan sergiye ev sahipliği yapacak. 12-13 yaşlarından beri yağlı boya resim yapan sanatçı "giclee printing" adı verilen farklı bir teknikle dijital ortamda çalışarak eski klasikleri yeniden yorumluyor.


Bouguereau, Godward veya Rosetti gibi ünlü ressamların şaheserlerindeki ihtişamı veya duyguyu artık yakalamanın mümkün olmadığını ve zamanımızın temposunun değiştiğini söyleyen sanatçı, çalışmalarıyla eski klasiklerin yeniden nefes almaya başladığını söylüyor. Sanatçı, yeniden yorumladığı eserlerle Bouguereau'nun "Cupid and Psyche' adlı eserindeki hüzün ve vahşeti, Godward'ın güzel kadınlarının içindeki heyecanı, hayalperestliği ve canlılığı ortaya çıkarıyor. Ressam Pınar Çakmak'ın dokunuşlarıyla klasikler artık birer kalıntı olmaktan çıkarak, yeniden doğuyor, nefes alıyor ve günümüze taşınıyorlarSergi 18 Haziran 01 Ağustos 2008 tarihleri arasında Lucca'da

Lucca: Cevdetpaşa Cad. No:51/A Bebek - 0212 - 257 12 55


_PaPiLLoN_ 1 Temmuz 2008 20:42




Avusturyalı Sanatçı Stephanie Mold, “Harmony’yi Arzulamak” adını verdiği sergisiyle, 28 Haziran - 20 Temmuz tarihlerinde Harmony Sanat Galerisi’nde...

Harmony Sanat Galerisi, Avusturyalı Sanatçı Stephanie Mold’un “Harmony’yi Arzulamak” isimli sergisine ev sahipliği yapacak. Mold, Kuzguncuk’ta yaklaşık 7 ayda ürettiği çalışmalardan oluşan sergisiyle, Kuzguncuk ve bu semtin Stephanie Mold’u da kendine çeken, iç içe geçmiş hayat-sanat çevresine konuk oluyor.


Mold, 28 Haziran 20 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek sergisi hakkında şunları söylüyor:

“Modern ve kavramsal bir sanat alanından gelen Avusturyalı genç bir sanatçı olarak, Kuzguncuk’u ve Kuzguncuk’ta yaşayan sanatçıların hayatını, özlem duyulacak bir alan olarak gördüm. Avusturya’da çoğunlukla verilmiş başlıklar için konsept yazıyor ve yine böyle başlıklar altındaki yarışmalara katılıyorum. Kendimi bir sanatçıdan çok, bir sanat hizmetçisi olarak hissediyorum. Bu nedenle, artık hiç resim yapamıyorum. `Harmony’yi Arzulamak´ adlı projem için bir öz sınama yaptım. Kendimi Kuzguncuk ile kaynaştırdım, klasik sanatçı çevresinin parçası oldum ve Galeri Harmony’ye girdim. Bu dönemde yaptığım resimler, Kuzguncuk ile ilgili kırılgan güzellikler ve hikayeler. Kağıt üzerine iğne işi ve işleme yaparak, Türkiye’de sanat ve zanaatın Avusturya’da olduğu kadar birbirinden kesin çizgilerle ayrılmadığı fikrine gönderme yapmak istedim. Bu sergi için, belirli bir zamana ait olmayan, özel ve Avusturya’da üretmeye imkan bulamayacağım şeyler yarattım.”

Stephanie Mold kimdir?

1980 Viyana doğumlu olan Stephanie Mold, Linz Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğrenimine devam ediyor. Mold, 2006-2007 döneminde, Erasmus Exchange ile, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nde eğitim aldı. 2003’ten bu yana Avusturya’da çeşitli karma sergilere katılmakta olan Mold, sahne dekoru konusunda da deneyimli. Mold, 2006’da Linz Güzel Sanatlar Fakültesi Başarı Ödülü’ne, 2007’de ise Linz-Avusturya Başarılı Genç Sanatçı Ödülü’ne layık görüldü.

Harmony Sanat Galerisi

Harmony Sanat Galerisi, sanatçılar arasındaki bağın kuvvetlenmesi ve sanatın sürdürülmesi için faaliyetlerin artırılması hedefiyle Nedret Erençin ve Ayşe Ülkü Berber tarafından kuruldu. Galeri, gerek yöneticileriyle, gerekse sanatçılarıyla sanatın güncel spekülatif dalgalanmaları karşısında mesafesini koruyan, sanatın “şimdi”nin içinde değil, “zamanla eklemli bir süreklilik” olduğunun bilincindeki bir anlayışı geliştirmeye çalıştı. 2000 yılında kurulan galeri bugüne kadar 39 kişisel, 10 karma sergi açtı.


_PaPiLLoN_ 2 Temmuz 2008 20:53

Pera Müzesi’nde Duvar Resminin Çağdaş Yorumu



Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, 3 Mayıs - 13 Temmuz 2008 tarihleri arasında, iki uluslararası ünlü ustanın; Burhan Doğançay ve Jacques Villeglé’nin “Kolaj - Dekolaj” sergisine ev sahipliği yapıyor.

İnsanlık tarihinin en erken dönemlerine uzanan duvar resmi geleneğinin çağdaş bir yorumu niteliğindeki yapıtlardan oluşan ve Philippe Piguet küratörlüğünde hazırlanan sergi, bu iki sanatçının olduğu kadar Kolaj ve Dekolaj’ın da karşılıklı buluşmasına sahne oluyor.

1920’li yılların ikinci yarısında doğan ve 1960'lardan itibaren uluslararası sanat ortamında etkinlik gösteren iki ustanın; Burhan Doğançay'ın kolajları ile Jacques Villeglé'nin dekolajları ilk kez karşılaştırmalı bağlamda bir araya geliyor. Kuşaklarının en önemli sanatçılarından ikisini aynı sergide buluşturma düşüncesi, iki sanatçının benzerliklerini ve aynı zamanda farklılıklarını da açığa çıkarmayı hedefliyor.


Çok farklı kökenlere ve kültürlere sahip olmalarına karşın, erken dönemlerinden başlayarak kente özel bir ilgi besleyen bu iki sanatçının birbirinin karşıtı gibi görünen yöntemleri aslında benzer olan iki tutumu da yansıtıyor.

Sanatçıların koleksiyonlarından, Avusturya Museum Moderner Kunst ve özel koleksiyonlardan bir araya getirilen 41 yapıtlık “Kolaj – Dekolaj” sergisi 3 Mayıs 2008 tarihinden 13 Temmuz 2008’e kadar Pera Müzesi’nin üçüncü katında İstanbulluların ziyaretine açık olacak.


_PaPiLLoN_ 3 Temmuz 2008 22:57

Ünlü ressam Miro’nun eserleri İstanbul’da



Dünyaca ünlü İspanyol kübist ressam Joan Miro’nun baskı, resim ve heykellerinden oluşan sergi, 3 Mayıs 2008 tarihinde Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde açılacak.

Dünya sanatının büyük ismi, İspanyol sanatçı Joan Miro’nun 120 eserinin yer aldığı sergi, 3 Mayıs-31 Ağustos 2008 tarihleri arasında İstanbullu sanatseverlerle buluşacak.

Fransa’nın çağdaş sanat alanındaki ilk özel vakfı olan Maeght Vakfı’nın iş birliğiyle düzenlenecek ve seçme yapıtlardan oluşacak sergide, Miro’nun “İstanbul’da Defile” adlı tablosu da yer alacak.

Yurt dışından basın temsilcilerinin de izleyeceği sergi için 2 Mayıs 2008’de düzenlenecek basın toplantısına, Maeght Ailesi’nin temsilcisi Yoyo Maeght da katılacak.

Pera Müzesi Oditoryumunda, 3 Mayıs 2008 tarihinde gerçekleştirilecek konferansta Yoyo Maeght, sanatseverlere Maeght Ailesi’ni, koleksiyonlarını ve Miro’yu anlatacak.

Joan Miro

Barcelona’da 1893 yılında doğan Joan Miro, dünya resim sanatının önemli isimleri arasında sayılıyor.

Sergiye ilişkin basın bültenine göre, genellikle canlı renkler, çizgiler, daireler kullanan, çocuksu ve mizahi bir anlatımı olan Miro’nun yapıtları, evrenin ana elementleriyle sıkı sıkıya ilişkili, “baş köşenin ise ana ve besleyici olan kadına ayrıldığı” bir özellik gösteriyor.

Aynı zamanda usta bir seramikçi, heykeltraş ve gravür sanatçısı olarak da belleklerde yer eden Joan Miro, döneminde edebiyat ve edebiyatçılarla da yakından ilişkili oldu. Rene Char, Jacques Prevert, Paul Eluard, Michel Leiris gibi yazın ustalarına esin veren ve birçok yazarın yapıtlarını resimleyen Miro, “şiirleri resimleştiren, resimleri şiirleştiren sanatçı” olarak da anılıyor.


mavirecete 7 Temmuz 2008 14:18

Sufi Dünyasına Yolculuk - 40 gün 40 gece Sema Ritüeli
 
Bu yıl üçüncüsünün gerçekleştirilmesi planlanan 40 gün 40 gece sema programı 14 Temmuz – 23 Ağustos, 2008 tarihlerinde yapılacaktır. Neva Sanat bu mistik döngü`de yerini açılışta alacak ve Ankara`dan açılış için gelen misafirlerine bu muazzam birliktelik için rehberlik yapacak. Spiritüel kulvarda bir ilk olan ve gönül birliği verilerek hallenilen bu organizasyon bir çoğunuz için yeni bir başlangıç olacak.

Bilgi için

312 285 84 24
212 511 15 38


Mehmet Rasim Mutlu Kültür Merkezi
Gökçedere Kaplıcları
Yalova - Türkiye Hazreti Mevlana ve sema

700 yıl kadar önce bugün Türkiye olarak adlandırılan Anadolu´da, Konya´da mutasavvıf, filozof ve mukaddes bir şahsiyet olan Mevlana Celaleddin-i Rumi yaşadı.
Hz.Mevlana şair, mutasavvıf, manevi bir öğretmen ve erdem sahibi bir kişiydi. Kuran ve dini ilimler hususunda bir otorite ve dünya hayatı ile ilgili problemlerin çözümünde bir üstad idi. Onun erdem zenginliği ve örnek yaşam tarzı kendini sema şeklinde ifade etmiştir.
Sema yapan kişi kalbinin bulunduğu istikamete doğru döner; çünkü kalb Tanrı´nın evidir. Yavaşça eller ve kollar bulunmaları gereken yerlere ulaşırlar. Sağ el Tanrı´dan gelecek ihsanları kabul etmek üzere yukarı doğru açılır, sol el ise vermek ve paylaşmak gayesiyle aşağıya çevrilir.
Sema evrensel aşka giden yolda bir adım ve bir dua, ayin öğeleri taşıyan bir ibadet dansıdır. Kişi birlik hissini kaybetmeden diğer insanlarla birlikte sema eder. Sema aynı zamanda Tanrı´ya karşı duyulan ilahi aşkı simgeler; bu aşk yoluyla insan diğer insanları da sevmeyi öğrenir.
Tarihi Gerçekler:

Sema dönerek yapılan bir ibadettir. Asırlar öncesinden beri değişik insan topluluklarında görülür. Dönme ve ritmik hareketler bilinci değiştiren ve ruhsal kaynaklarla daha derin temas sağlayan bir uygulamalardır.
Danslar ve dönme ibadeti Anadolu´ya Orta Asya´dan gelmiştir. Bu danslarda, her hareketin manevi bir kararlılık ve bilinç taşıdığı fikri mevcuttur.
Girdap şeklinde dönme hareketleri şamanik zamanlardan beri bilinmektedir. Şamanlar bu hareketler ile ekstaza ulaşmakta ve bilinç durumlarını değiştirmekteydiler. Bu hale ulaşan Şaman başka alemlere ve boyutlara geçmekte ve sorularına yanıt ve problemlerine çare bulmaktaydı.
Sahabeden biri şiir okuduğunda Peygamberimiz Hz. Muhammed´in (S.A.V.) dans ederek dua ettiği rivayet edilir.
Seminerimiz:

Hz Mevlana´nın sağlığında Sipehsalar adlı bir şahıs onun hayatı, seceresi ve ailesi hakkında bir kitap yazmaya başladı. Daha sonra Ahmet Eflaki bu kitabı tamamladı; kitabın ismi: Menkıb el-Arifin (Ariflerin Menkıbeleri) idi. Bu kitapta Hz. Mevlana´nın kaç defa ve ne kadar süreyle sema yaptığı hakkında bilgilere ulaşıyoruz. Bazen üç gün üç gece, bazen yedi gün yedi gece, bazen on altı gün ve on altı gece ve üç defa da kırk gün kırk gece sema yaptığını öğreniyoruz.
Birkaç yıl önce, 700 sene evvel Hz. Mevlana´nın yaptığı gibi esas şekliyle sema yapmak gayesiyle bir denemeye girişitik. Maneviyatımızı derinleştirmek amacındaydık.
Son beş yılda İsviçre, Almanya, İspanya, Avusturya ve Türkiye´de, bir sefere mahsus bir gün ve gece, on altı kere üç gün ve gece, iki kere beş gün beş gece ve bir kere de yedi gün ve yedi gece sema çalışması yaptık.
Geçtiğimiz iki yıl aynı günlerde, aynı yerde, iki defa 40 gün 40 gece sema çalışması gerçekleştirdik.
Bu çalışmalar sırasında müzik hiç durmadı ve her an en az iki semazen döner vaziyette çalışmalar devam etti.
Bu yıl da yine kırk gün ve kırk gece müzik, sema, zikir ve dua ile ibadet etmek niyetindeyiz.
Umuyoruz ki herkes kendi benliğinde semanın özünü ve anlamını bulur ve bizler semanın eğitsel yönünü deneyimleriz.
Organizasyon

Yalova´da bir kültür merkezi var. Bu merkez Mehmet Rasim Mutlu´ya ait. Geçen yılki kırk gün semaın gerçekleştirildiği bu yer bu çalışma için ideal.
Kırk gün boyunca, bireysel olarak, kültür merkezinde yeyek yiyip, uyuyabiliyorsunuz. Böylece 24 saat boyunca zikir ve müziği kesintisiz olarak dinleyebilirsiniz.
Sorularınız için Oruç Güvenç ve Rasim Mutlu orada olacaklar.
Yemekler hazır olacak.
Oradaki ruhsal çalışma için Mevlânâ´nın eserlerinden yanınızda bulundurmak yararlı olabilir.
Ulaşım:
  • Yenikapı´dan Yalova deniz otobüsüne binebilirsiniz
  • Yalova´dan taksi veya dolmuşla Gökçedere Termale ulaşabilirsiniz
  • Termal´e varınca Mehmet Rasim Mutlu kültür merkezini sorabilirsiniz.
Önemli!

Semadan sonra, özellikle kırk gün kalanlar için, hemen arabaya binip gitmek yerin e 1-2 gün daha orada geçirmek iyi olabilir.
Bu çeşit bir ruhsal çalışma çok yoğun olabilir. Tıbbi olarak bir tedavi değil, ancak duanın ve meditasyonun iyileştirici etkileri olduğu biliniyor.
Bu çalışmaya katılmak herkesin kendi sorumluluğudur ve ne kadar kalacağına da herkes kendi karar verir.
Bazı pratik noktalar:

Lütfen kendi uyku tulumu, çarşaf, pike, yastık vs gibi malzemelerinizi getirin. Temmuz ve Ağustos´ta hava muhtemelen çok sıcak olacak.
Merkezde bir tane kadınlar ve bir tane de erkekler için olmak üzere iki tane büyük oda var. Buralarda ya da semahanede ya da bahçede kalabilirsiniz. İsteyenler için Gökçedere´de merkeze yakın oteller ve pansyonlar da var. Bu durumda kendi odanızın ücretini siz ödersiniz.
Merkezde bir çamaşır makinesi var.
Merkezin yakınlarında bir termal tesis var. Mayo ve havlularınızı getirmeyi unutmayın.
Merkez doğanın içinde ve mevsim de yaz. Sivrisinekler olabilir.
Merkezin civarında orman yürüyüşü için hoş patikalar var.


http://www.tumata.com/photos/07_07_14_40_Gun_Sema/DSC03395.jpghttp://www.tumata.com/photos/07_07_14_40_Gun_Sema/DSC03133.jpg
http://www.tumata.com/photos/07_07_14_40_Gun_Sema/DSC03151.jpghttp://www.tumata.com/photos/07_07_14_40_Gun_Sema/DSC03240.jpg
http://www.tumata.com/photos/07_07_14_40_Gun_Sema/DSC02571.jpghttp://www.tumata.com/photos/07_07_14_40_Gun_Sema/DSC02575.jpg
http://www.tumata.com/photos/07_07_14_40_Gun_Sema/DSC03198.jpg


_PaPiLLoN_ 7 Temmuz 2008 20:49

Siemens Sanat'ın Türkiye'de çağdaş sanatın genç yeteneklerini keşfetmek amacıyla bu yıl ikincisini düzenlediği "Sınırlar Yörüngeler" yarışmasında başarılı görülen genç sanatçılara ait yapıtların ikinci bölümü "Sınırlar Yörüngeler 04" sergisinde sanat severlerle buluşuyor.

Sergide, Seçil Alkış, Güler Aşık, Sena Başöz, Kerem Ozan Bayraktar, Çınar Eslek, Cemile Kaptan, Sema Kayaönü, Selin Kocagöncü, Elif Öner, Ayşe Topçuoğulları isimli genç yeteneklerin çalışmalarına yer veriliyor.

Alan gözetmeksizin tüm lisans ve lisansüstü öğrencilerine açık olan yarışmanın sonucunda düzenlenen Sınırlar Yörüngeler 04 sergisinde yer alan çalışmalar çoğunlukla resim, yerleştirme ve videolardan oluşturuyor.

Siemens Sanat'ın küratörlerinden Mürteza Fidan, özellikle 90'ların ikinci yarısından sonra her küresel ekonominin kendi varlığını karşılayacak kültür politikaları geliştirmesinin sergi konseptinin çıkış noktası olduğunu belirtiyor. Bunun yeni bir paradigma olduğunu söyleyen Mürteza Fidan, "Her paradigma bir merkezin dağılmasına ve yeni merkezlerin oluşmasına yol açar. Her yeni merkez birçok çelişkiyi ve çatışmayı kendi bünyesinde barındırır. Yeniden yapılanmak için yıkıma da hazır olunmalıdır" diyor.


Türkiye'nin, küreselliğin hem ekonomik hem de kültürel lojistiğinin en önemli ağırlık merkezlerinden biri olduğunu belirten Mürteza Fidan, modernliğin toplumsal gerçekliğinin karşılığının olmadığı ülkemizde, bu kavramın kültürel kaidelerinin çökmesiyle oluşan çoğul temsillerin yarattığı homojenlikteki yırtılmalarla karşı karşıya bulunulduğunu söylüyor.

Mürteza Fidan, "Diğer yandan teknolojideki baş döndürücü gelişmelerin yaşam tanımı olarak yansıdığı gündelik hayat, insan ilişkilerinin doğrudan yaşanmadığı ama yerlerini heyecan verici temsillere bırakarak uzaklaştığı bir başka toplumsal yırtılma olarak karşımıza çıktmakta" diyor.

Sınırlar Yörüngeler 04, 25 Haziran-31 Temmuz tarihleri arasında haftanın her günü 10:00-19:00 saatleri arasında Siemens Sanat'ta ziyaret edilebilir.

Siemens Sanat:
Meclisi Mebusan Cad. No: 125
34427 Fındıklı İstanbul


_PaPiLLoN_ 8 Temmuz 2008 20:43

33 Genç Fotoğrafçıdan “İğne Deliği Fotoğrafları

İstanbul Modern Sanat Müzesi, 2500 yıllık Camera Obscura ilkesine dayalı ‘iğne deliği’ tekniğini kullanan 33 genç fotoğrafçının çalışmalarını “İğne Deliği Fotoğrafları” sergisinde bir araya getiriyor. Sponsorluğunu Mustafa Nevzat İlaç Sanayii AŞ’nin üstlendiği, küratörlüğünü Engin Özendes’in yaptığı, fotoğraf sanatının tarihsel bir dönemini yeniden yaşatan 67 fotoğraftan oluşan sergi, 17 Haziran – 24 Ağustos 2008 tarihleri arasında İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nde yer alacak. Serginin destekçileri arasında Visa Renkli Ufuklar, Mas Matbaa ve Marshall bulunuyor.

Adana Adasokağı Lisesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Nuri Gürdil’in önderliğinde 2006’da kurulan ve Tepebağ Lisesi’nde süren fotoğraf atölyesi, Adana’daki okullara örnek oldu. Bu fotoğraf çalışmaları, Seyhan, Pozantı, Yüreğir ilçelerindeki 10 ayrı okula da dalga dalga yayıldı.

Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Nuri Gürdil’in kurduğu fotoğraf atölyesine katılan öğrenciler, gerekli donanımı sağlayamadıkları için sorunu, fotoğraf makinesinin en ilkel hali sayılan ve Camera Obscura ilkesine dayalı çalışan Pinhole/İğne Deliği tekniği ile çözdüler. Öğrenciler, üzerlerine delik açılmış konserve kutularını ve benzer nesneleri kullanarak İğne Deliği düzenekleri yarattılar.

Sergide yer alan 33 genç fotoğrafçı da konserve kutusuna açılan bir delikten sızan ışıkla, birbirinden ilginç görüntüler yarattılar. Çektikleri fotoğraflarla, gerek ifade biçimleri, gerekse iğne deliği için gerçekten yakalanması zor olan kompozisyonlar oluşturup, ışığı çok etkileyici bir biçimde kullandılar. Kendilerini ifade ederken, çalışmalarıyla fotoğrafı çekenin makineler değil, yaratıcılık olduğunu bir kez daha vurguladılar. Adanalı bir grup genç, öğretmenlerinin öncülüğünde, fotoğraf için pahalı makinelerden çok, akıl ve özveriye gereksinim olduğunu kanıtladılar. Diğer okullardaki gençler de aynı yöntemi kullanarak fotoğraf atölyeleri oluşturdular.

MÖ 5. yüzyılda keşfedilen basit bir ilke

Günümüzde bazı önemli fotoğrafçılar tarafından da kullanılan ve 29 Nisan’ın "Dünya İğne Deliği Günü" ilan edilmesine neden olan bu anlatım biçimi, aslında çok basit bir ilkeye dayanır. İlk kez, M.Ö. 5. yüzyılda Çinli düşünür Mo Tzu, nesnelerin ışığı her yönde yansıttığının farkına vararak, yazılarında çok küçük bir delikten geçen ışığın yarattığı ters görüntüyü belirtir. "İğne Deliği" fotoğraflarında, bilinen fotoğraf makinelerindeki objektiflerin yerini 0.25-1 mm çapındaki bir iğne deliği alıyor. Işık bu delikten geçerek, karanlık ortam sağlayan kutunun içinde bulunan ışığa duyarlı yüzey (film ya da kart) üzerinde bir görüntü oluşturuyor. Işık geçirmeyen her kapalı ortam, bir iğne deliğinden sızan ışıkla ‘camera obscura'ya dönüşebiliyor. Kutuya açılan iğne deliğinin karşısına bir fotoğraf filmi ya da kâğıdı yerleştirilip, kutu fotoğraf çekimine hazırlanıyor.

Birçok nesneden kamera olarak yararlanmak mümkün. Sergide, genç fotoğrafçıların fotoğraf çekimini gerçekleştirdikleri iğne deliği düzenekleri de sergileniyor: Duyarlı bir yüzeye sahip fotoğraf kâğıdı doğrudan bant kutusuna yerleştirilmiş ve dış görüntü gün ışığında negatif olarak kâğıt üzerine kaydedilen bir iğne deliği düzeneği; hem 6 x 6 hem de 6 x 9 filme çekim yapabilen parfüm seti kutusundan yapılmış iğne deliği düzeneği ya da otomobillerin ön tekerlek bağlantı bölümünde bulunan rot başıyla yapılmış, oynar başlı, üçayak ve yuvarlak helva kutusundan yapılmış iğne deliği düzeneği...

Eylül 2006’da Adana Adasokağı Lisesi’nde kurulan fotoğraf atölyesi

Adana Fotoğraf Amatörleri Derneği (AFAD) üyesi ve Adana Adasokağı Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olan Nuri Gürdil, fotoğraf alanındaki bilgilerini öğrencileriyle paylaşmak ve estetik beğenilerini geliştirmek amacıyla Eylül 2006’da okulda bir fotoğraf atölyesi kurar.

Kentin varoşlarındaki lisenin öğrencileri, başlangıçta fotoğraf makinesi sahibi olmaları olanaksız olduğundan, kolayca elde edebilecekleri İğne Deliği düzeneğiyle çalışmaya başlarlar. Fotoğraf yoluyla ifade etmek istediklerini, konserve kutularından yaptıkları bu düzenek yardımıyla çözmeye çalışırlar. Bu çalışmayla fotoğrafı çekenin makineler değil, yaratıcılık olduğunu göstermeye çalışırlar.

Öğrenciler, bu çalışma süresince Adana ve çevresinin anıtsal yapılarının, kültürel mirasının fotoğraflarını çekerler. İstedikleri zaman da Adana Fotoğraf Amatörleri Derneği’nin (AFAD) karanlık odasından ve etkinliklerinden yararlanırlar. Çektikleri fotoğrafların filmlerini kendileri yıkarlar.

2006 Kasım ayında başlayan “İğne Deliğinden Sızan Işık” başlıklı çalışmalar, 8. 13 Kare Uluslarararası Sanat Festivali’ndeki etkinliklerle sürer. 2007 yılında Adana Rotary Kulübü Uluslararası Fotoğraf Yarışması’nda ekipten iki öğrencinin fotoğrafı sergileme ödülü alır. Ekip, Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi 5. Uluslararası Fotoğraf Günleri etkinliklerine 6 öğrenciyle katılarak sergi açar, söyleşi ve gösteri yapar.



Yüksek bir estetik değere sahip ve önemli bir tarihsel dönemi işaret ediyor

Gençlerin çalışmalarıyla 2007 yılında Kıbrıs’ta Yakın Doğu Üniversitesi’nin düzenlediği 5. Uluslararası Fotoğraf Günleri sırasında karşılaşan İstanbul Modern Fotoğraf Sergileri Küratörü Engin Özendes, “Fotoğraflar gerek ifade biçimleri, gerekse iğne deliği için gerçekten yakalanması zor olan kompozisyonlardı ve ışığın kullanılması açısından çok etkileyiciydi. Çalışmaları izlerken sahiplerinin bu kadar genç olacağını düşünmemiştim. Kendileri ile tanıştığımda da bu genç insanlar beni bir kez daha şaşırttılar. Fotoğraflar ne denli kusursuzsa, bu öğrenciler de o denli bilinçliydi” görüşünü dile getiriyor.
Nuri Gürdil’in fotoğraf aracılığıyla öğrencilerin kentlileşme süreçlerine katkıda bulunmayı, kültür mirasına sahip çıkarak bilinçlenmelerini amaçladığını belirten Engin Özendes, “Gürdil, bu çalışmanın, kültür-sanat bilinci belirli oranda gelişmiş, fotoğrafa ve her türlü estetik ürüne saygı duyan, kendisiyle ve kentiyle barışık, üretken, yaratıcı, misyon ve vizyon sahibi, entelektüel bireylerin yetişmesine hizmet edeceğine inanıyor” diyor.

Engin Özendes, "İğne Deliği Fotoğrafları" sergisinin, toplumsal bir projeye destek vermek ya da Anadolu insanının fotoğrafla ilişkisini vurgulamak gibi sanat dışında kalan amaçlarla değil, bu genç fotoğrafçıların ellerinden çıkan fotoğrafların yüksek bir estetik değere sahip olması ve fotoğraf sanatının son derece önemli, tarihsel bir dönemine işaret etmesi nedeniyle İstanbul Modern'de yer aldığını vurguluyor


nünü 10 Temmuz 2008 08:44

İstanbul-u-yorum
http://www.7inci.com/img/713/wg11tem4.jpg
Güzel sanatların her dalından mezun 25 yıllık akademililer kendi İstanbullarını yorumladılar. Resim, heykel, mimarlık, seramik, tekstil, grafik, fotoğraf, geleneksel el sanatları bölümleri mezunu sanatçılar İstanbul konulu eserleri ile 'İstanbul-u-yorum' adlı sergide buluştular. İstanbul'un tüm zamanların kültür başkenti olduğunun bir kez daha altını çizmek istediler. Sizin İstanbul'unuzun tadını çıkarmak istiyorsanız kaçırılmayacak bir sergi.
Nerede: Atilla İlhan Kültür Merkezi
Adres: Meşrutiyet Cad. No:3/3 (Galatasaray Lisesi Karşı Caddesi)
Beyoğlu, İstanbul
Tel: (212) 293 4242


Bia 14 Temmuz 2008 01:36

Tatil dinlemeyen sergiler

Bir hastane, bir ticaret merkezi ve bir mimarlık galerisinde açılan üç ayrı sergi, sona eren sanat sezonuna üç farklı alternatif sunuyor. Video, tasarım ve çağdaş sanat üzerine odaklanan sergiler, İstanbul'un üç ayrı noktasında, Beyoğlu, Unkapanı ve Nişantaşı'nda yer alıyor. Havanın giderek ısınması ve sezonun bitişiyle sayıca azalan görsel sanatlar etkinlikleri, farklı disiplin ve mekânlardaki ilginç ve alternatif sergilerle de olsa, Beyoğlu, Nişantaşı ve Unkapanı'nda sürüyor. Bağımsız sanatçı inisiyatifleri, özel hastanelerin kültür ve sanat merkezleri ile tasarım-mimarlık galerilerinin etkinlikleri, yaz mevsimini kentte geçirmekten yana olanlara farklı seçenekler sunuyor. Bu sergilerden ilki, geçen İstanbul Bienali'nde Dünya Fabrikası adı altında resmi mekânlardan biri olarak kullanılan İstanbul Manifaturacılar Çarşısı'nda yer alan bağımsız sanat mekânı, arşiv ve tartışma zemini 5533'te izleniyor. 'Miguel Rothschild plays Miguel Rothschild' sergisinde, sergiye adını veren bir karakterin sanat tarihi ve insanlığın belli değerleriyle hesaplaşması işlenmiş. Etkinlikte 'İki Trajik Film' başlığı altında, ağustos ayı başına dek görülen yapımların ilki, Killer Tears adını alıyor. 1999 yapımı film, sanatçının hazırladığı 73 'flipbook'tan (sayfaları hızlı çevirdiğinde resim oluşan kitap) oluşuyor.


Filmin baş kahramanı Miguel, neofantastik bir anti-kahraman. Doğuştan ağlayamayan bu kahraman, hayatı boyunca acı çekiyor ve tek bir damla gözyaşı dökemiyor, ta ki bir gün beklenmedik bir şekilde gözlerinden yaşlar dökülmeye başlayana kadar... İki farklı fantastik güce sahip bu gözyaşlarından biri ölümcül, diğer gözyaşı ise onun eskiden yaşadığı başarısızlığa karşın muhteşem sanat eserleri yaratmasına yardımcı oluyor. Unkapanı'ndaki 5533'te izlenen öteki film olan The Messiah Fights Back (2007) videosu ise melodramatik bir öyküyle başlıyor ve kahramanı yine Miguel. Etkinlikte bunun dışında The Scream, After E. Munch adlı, sanatçının çizgi film karakterleriyle oluşturduğu bir kolaj daha bulunuyor. Sergide kartpostal biçiminde görülen çalışmada, çok bilindik çizgi kahramanlar çığlık atıyor.

Kamuflaj ve türbülans


Öte yandan, Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi'nde açılan 'Operasyon Odası' ise, Ekrem Yalçındağ'ın devasa sanat yapıtı Kamuflaj'a 20 Eylül'e kadar ev sahipliği yapıyor. Operasyon Odası, VKV Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi'nin çağdaş sanat etkinliklerinde kullanılacak olan adı. Yalçındağ bu ilk sergiyle, kendi çalışması ile mekân arasında doğrudan bir ilişki kuruyor. Ressamın sergisinde mekânın duvarları baştan sona toprak renkleriyle boyanarak, parçalara ayrılıyor. Diğer taraftan, İstanbul Beyoğlu'ndaki Garanti Galeri'de izlenen 'Türbülanslı Topolojiler' sergisi de, 26 Temmuz'a kadar ziyaretçilerini bekliyor. Mimar, sanatçı, besteci ve kuramcının çalışmalarının yer aldığı sergi, biçimsel bir ilke ve küresel metropolün koşulu olarak 'türbülans' kavramını ele almış. Sergi, türbülansın eleştirel bağlamda 21. yüzyıl yaşamının bir ilkesi olarak kabulüne yanıt olarak, bir dizi biçimsel öneri getiriyor. Salı ve cumartesi günleri, 11.00 ve 20.00 saatleri arasında izlenebilen sergiyi düzenleyen Profesör Marcus Novak, halen, Kaliforniya Üniversitesi'nin Santa Barbara'daki Nanosistemler Enstitüsü'ne bağlı Medya, Sanat ve Teknoloji Programı'nda araştırmalarını sürdürüyor. Novak, sergi nedeniyle geçen hafta İstanbul'a da gelmişti.'Miguel Rothschild plays Miguel Rothschild' sergisi


Alinti


_PaPiLLoN_ 15 Temmuz 2008 20:47

Davit Çıracıyan ile Garabet Yazmaciyan’ın İstanbul’u Sanal Müze’de


Eczacıbaşı Sanal Müzesi, 19. yüzyıl Osmanlı ressamları Davit Çıracıyan (1839 – 1929) ile Garabet Yazmaciyan (1868 – 1917 veya sonrası)’ın fırçalarıyla canlandırdıkları, yüzyıl öncesi İstanbul’unu sunuyor sanatseverlere. Küratörlüğü Haşim Nur Gürel tarafından üstlenilen sergi 30 imgeden oluşuyor.


Çıracıyan’ın farkını, serginin küratörü Gürel, şu sözlerle anlatıyor: “(...) Çıracıyan’ın resimlerinde asıl üzerinde durulması gereken konu, onun resimlerine ilk bakışta ayırdedilebilirlik sağlayan, ona özgü bir aydınlık duygusu ve atmosfer yaratan sarıların ve onları dengeleyen açık mavilerin egemenliğindeki renk paletidir. Çıracıyan’ın fotoğrafı sırf kompozisyonlarını kurgulamak için kullanmadığını, doğrudan resimlerinin altyapısı olarak da kullandığını koleksiyonlardaki Küçüksu Kasrı ve Rumeli Hisarı İskelesi resimlerinden bilmekteyiz. Pera fotoğrafçılarının istendiğinde her daim uyguladıkları çekilen ham fotoğrafları “rötuşlamak ve renklendirmek” için ressamlar istihdam ettikleri bir gerçektir, ancak Çıracıyan sözünü ettiğimiz bu iki resminde alttaki fotoğrafları sırf kompozisyonun deseni olarak kabul edip, ona özgü dokulu sarı tonlarındaki boya uygulaması ile fotoğrafları örterek, ve alttaki fotoğrafik imgede yeralmayan öğeler ekleyerek -örneğin Küçüksu Kasrı resmine bir insan figürü ve bir köpek- fotoğrafik imgeyi dönüştürerek ona has pentürel dile ulaşır.”


Gürel, Yazmaciyan’ın resimlerinden yola çıkarak resmin Osmanlı toplumundaki yerine de değiniyor: “Garabet Yazmaciyan’dan günümüze kalan en ilginç yapıtlardan birisi kendi dükkanı için boyadığı çift taraflı tenekeden dükkan tabelasıdır. Bunun bir yüzünde ressam kendisini bir manzara resmini boyarken resmetmiştir. Tabelanın arka tarafında da bir natürmort resmedilmiştir, ve tabeladaki bu imgeler yoldan gelip geçen müşterilere ressamın her iki dalda da siparişlere açık olduğunu duyururlar. Bu tabela ayrıca, 19. yüzyıl sonu veya 20. yüzyılın hemen başları İstanbul’unda ressamlığın da bir esnaflığının olduğunu da bir anlamda kanıtlar. Bu olgu gösterir ki, resim talep edilen, sipariş edilen bir mal olarak bu dönem Osmanlı toplumunda, ekonomisinde -özellikle gayrimüslimler arasında- kendisine bir alan yaratmıştır.”



_PaPiLLoN_ 17 Temmuz 2008 15:39

http://img134.imageshack.us/img134/7623/capesarosa2.jpg


“Kalp Coşkusunun Yüce Figürleri”


Venedik’in Ca’ Pesaro Uluslararası Modern Sanat Müzesi salonlarında şu anda Abdurrahman Öztoprak’ın Elgiz Koleksiyonu’ndan derlenen eserler sergileniyor. Adı, sanatçının derin hayranlık duyduğu, Venedik yakınlarında Duino’da sanat yaşamının en verimli dönemini geçiren Rainer Maria Rilke’nin Duino Ağıtları isimli kitabında yer alan 5.Ağıt’ın bir mısrasından esinlenilerek oluşturulan sergi, müzenin ana holü ile geçici sergi salonu, dokümantasyon salonu ve adına 10. oda adı verilen son salonu ile birlikte toplam dört mekânı kapsayarak müzenin tamamında etkin bir biçimde yayılmış durumda.

Müzenin giriş holüne diyagonal olarak yerleştirilmiş olan 16 metre uzunluk ve 3 metre yükseklikteki duvar, bu sergi için inşa edildi. Müzenin müdavimleri, girer girmez alışık oldukları etkileyici Canale Grande manzarası yerine bu cüsseli duvarın etkisi ile karşılaştıklarında önce duraksıyorlar. Bu duvarın bir yüzü, Öztoprak’ın organik soyutlamalarına yer verirken, diğer yüzünde geometrik soyutlamaları yer alıyor. Geçici sergi salonu ise sanatçının triptik çalışmaları ile erken dönem eserlerine yer verirken, sanatçının 6’şar metre uzunluğundaki duvarlara yerleştirilen biyografileri hayatından kesitleri gösteren fotoğraflarla birlikte yine bu odada yer alıyor. Dokümantasyon odasında sanatçı ile küratör Necmi Sönmez’in yaptığı röportaj videosu ile Elgiz Koleksiyonu’ndan eserlerin yer gösterildiği videolar sergilenmekte. Müzenin uzunca bir süredir kullanılmamakta olan son salonu 10. oda, bu sergi ile yıllar sonra izleyiciye açıldı. Bu oda sanatçının başyapıtı olarak nitelendirdiği ve Nüvit Özdoğru’ya adadığı Missa Solemnis, L.v. Beethoven’a Saygı adlı eserini konuk ediyor.

Sergi açılışı, 30 Mayıs 2008 tarihinde Venedik Şehir Müzeleri direktörlerinin yanı sıra Kültür Müsteşarı On.Luana Zanella ve Belediye Başkanı Massimo Cacciari tarafından yapıldı. Proje, İtalyan basını tarafından Venedik-İstanbul arasında kurulmakta olan ilişkiler açısından da çok olumlanarak değerlendirildi.

Serginin oluşum sürecinde Venedik Şehir Müzeleri yetkilileri ile Ca’ Pesaro Müzesi direktörü etkin bir biçimde yer aldı. Serginin küratörlüğünü Necmi Sönmez, Vittorio Urbani ve Michela Rizzo paylaştı. Necmi Sönmez, Proje4L/Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde gerçekleşen Mekânın Şiirselliği (12 Aralık 2007 - 15 Mart 2008) sergisinin hazırlanma aşamasında Öztoprak’la çok uzun zamanı bir arada geçirip, ayrıntılar üzerinde konuşarak, sanatçıyı derinlemesine tanıdı. Böylece Necmi Sönmez, bu serginin sanatsal tasarımını hazırlayıp içeriğini ve konseptini belirledi. Öztoprak’ın daha çok son dönem çalışmalarına ağırlık vererek, bir retrospektif biçiminin içine sıkışmak yerine, onu vardığı nokta üzerinden anlamayı ve sunmayı tercih etti. Vittorio Urbani ve Michela Rizzo ise Venedik’li saygın birer galerici ve küratör olarak kurumlar arasındaki köprüyü kurmayı üstlendi. Sergi, 24 Ağustos 2008 tarihine kadar açık kalacak.


_PaPiLLoN_ 25 Temmuz 2008 20:08

http://img398.imageshack.us/img398/3322/parrxq3.jpg


Ünlü sanatçıdan insanlık halleri


Ünlü fotoğraf sanatçısı Martin Parr, ‘an’ı yakalama konusundaki başarısıyla, fazlasıyla ‘tanıdık’ olanı, alışılmadık bir tarzda ve bolca ironiyle aktarmasıyla tanınıyor. Parr, fotoğrafında mizah yaparken ciddiyeti de elden bırakmıyor.

1994’te dünya fotoğrafının kilometre taşı olan Magnum Photos’a asil üye olarak kabul edilen Parr’ın, 156 eserinden oluşan “Assorted Cocktail” adlı retrospektif sergisi, 30 Ekim’e kadar santralistanbul’da izlenebilecek.

Günlük hayatın olağan sahnelerini kendine has üslubuyla, farklılaştırarak fotoğraflarına taşıyan ve renkli fotoğrafın önemli ustalarından biri olarak tanımlanan Martin Parr, Santralistanbul’da...

1994’te dünya fotoğrafının kilometre taşı olan Magnum Photos’a asil üye olarak kabul edilen Parr’ın, 156 eserinden oluşan “Assorted Cocktail” adlı retrospektif sergisi, 30 Ekim’e kadar Santralistanbul’da izlenebilecek.

Dünyaca ünlü İngiliz fotoğraf sanatçısı, sergisinde başlıklar altında kendi fotoğrafının tarihini anlatıyor. Fotoğrafta renk ve mizah denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan Parr, sergide “Son Tatil”, “Bıkkın Çiftler”, “Küçük Dünya”, “İngiltere’yi Düşünmek”, “Almanya’yı Düşünmek”, “Telefon Projesi”, “Knokke le Zoute”, “Glasgow”, “Meksika”, “Lüksemburg” ve “Sağduyu” başlıkları altında topladığı fotoğraflarında, toplumsal eleştiri ve hiciv yapıyor.

İronik yaklaşım

‘O’ anı yakalama konusundaki başarısını tüm fotoğraflarında sürdürürken, sosyal sınıf çatışmalarını, popüler kültürün izlerini, hem avamı hem de lüksü, fazlasıyla ‘tanıdık’ olanı, alışılmadık bir tarzla ve bolca ironiyle aktarıyor.

Parr, sergisinde son yıllardaki merakını da gösteriyor: Sinema. Parr’ın, Türkiye’deki ilk kapsamlı sergisinde fotoğraflarının yanı sıra iki videosunu da izleme şansı buluyoruz.

Son yıllarda fotoğraflarını moda ve reklam sektöründe de kullanan 1952 doğumlu Martin Parr, 1980’li yılların başında orta sınıf İngiliz yaşam biçimini yansıtmayı hedefledi.

Kendisi de orta sınıf bir aileden gelen Parr, içinde bulunduğu toplumu son derece çarpıcı bir gözlem gücüyle aktardı. 1994’te Türkiye’de de bir çalışma yapan Parr, 1995 yılında yayımlanan “Küçük Dünya” adlı kitabında Efes, Pamukkale ve Kalkan gibi tarihi yerleri yansıttı.

Belgesel dışında

Her ne kadar Magnum fotoğrafçısı da olsa onu Magnum’un gelenekselleşen belgesel fotoğraf tarzının dışında tutabiliriz. Magnum için bir dönüm noktası olan Parr, fotoğraf anlayışıyla Magnum’dan uzak, ancak, ortaya koyduğu eserlerle bir o kadar yakın bu dünyanın en önemli fotoğraf ajansına.

Parr’ın Magnum fotoğrafçılarından farkı, fotoğraf makinesini olağana ve bilinene yöneltmesi. Oysa köklü bir belgesel fotoğraf geleneğine yaslanan Magnum Photos’un fotoğrafçıları, pek çok ülkede, egzotik topraklarda ulaşılması, görülmesi zor yerleri önümüze getirdi. Hatta birçok risk aldılar, kimileri ise hayatlarını yitirdi.

Oysa, Parr’ın fotoğraflarına baktığımızda fazlasıyla tanıdık imgelerle, görüntülerle karşılaşıyoruz. O bize uzaktakileri, ‘gizli’yi değil aleni olanı gösteriyor. Bildiklerimizi görüyoruz Parr’ın fotoğraflarında. Ama, öte yandan fotoğraflarının güçlü kurgusu, üzerimizde yarattığı etki ve oluşturduğu farkındalık, mizahının altında yatan ciddiliğiyle de tipik bir Magnum fotoğrafçısı Martin Parr.

Açık havada bile flaş

2004’te Galler Üniversitesi Newport Kampusu’na fotoğraf profesörü olarak davet edilen ve yine aynı yıl Rencontres d’Arles’ın konuk sanat yönetmenliğini üstlenen Martin Parr’ın fotoğraflarının en belirgin özelliklerinden biri de flaş kullanışı.
Açık hava fotoğraflarında bile flaş kullanarak ve öznesine yakın durarak adeta bir ‘anı fotoğrafı’ duygusu yaratıyor Parr. Santralistanbul’un ilk kapsamlı solo sergisi olan “Assorted Cocktail”, fotoğraf dünyasının bu aykırı ve ilginç kişisini tanımamızı sağlıyor. ‘İnsanlık hallerimiz’e dair olağanüstü mizahla dolu anları görmek için kaçırılmayacak bir fırsat
.


_PaPiLLoN_ 26 Temmuz 2008 22:13

http://img528.imageshack.us/img528/6103/mai1lr7.jpg


Gülseren Kayalı’nın "Mai Masallar" 36. Kişisel Sergisi


İstanbul’da 1948 yılında doğan Gülseren Kayalı, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde (Mimar Sinan Üniversitesi) Devrim Erbil Resim Atölyesi’nden ve Sabri Berkel Gravür Atölyesi’nden mezun oldu. Hali hazırda yaşamını Ayvalık / Cunda Adası’nda sürdüren sanatçımız, resim çalışmalarına ve eğitimciliğine atölyesinde devam ediyor.

Gülseren Kayalı’nın, "Mai Masallar" 36. Kişisel Resim Sergisi, 27 Temmuz Pazar Günü, saat 19.00’da Bodrum Türkbükü’nde yer alan Divan Palmira Otel'de açılıyor.

Sanatçının bu son sergisinde, 2008 yılbaşından bu yana yaptığı ve hiç sergilenmemiş yaklaşık 30 adet tuval üzerine yağlıboya çalışmaları yer alacak.

Gülseren Kayalı’nın son sergisi için kaleme aldıkları: “En sevdiğim renk olan vermilion kırmızısından sonra, en tutkulandığım üç mai rengin; blue turquoise (turkuaz), deep ultramarine blue (ultramarin), blue phatolocyanine primaire (phatalo mavisi) ile boyaya başladığımda; mai sarmalların içinden; resim günlüğüme çizdiğim hayaller, raslantılar, anlatılan hikayeler, yaşanan olaylar, neşe dolu anlar, gelen simgeler, semboller, sayılar, harfler, anılar, rüyalar, çağrışımlar, bulutlara bakarken ve denizin dalga kıpırtısının içinde gördüklerim, duyduklarım, hissettiklerim, okuduklarım, yaşadıklarım, teknedeyken kayaların denize vuran akisleri, taşların üzerinde bulduğum insan ve hayvan figürleri, her şeye baktığımda başka bir şeylere benzettiklerim, fantastik masalların gizli köşelerinden çıkar gibi resme düştü…”

Gülseren Kayalı’nın, “Mai Masallar” 36. Kişisel Resim Sergisi, 27 Temmuz - 10 Ağustos 2008 tarihleri arasında, Divan Palmira Otel, Türkbükü, Bodrum’da her gün ziyarete açık olacak.


_PaPiLLoN_ 28 Temmuz 2008 14:19

67 baykuşun gözüyle fotoğraf

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi'nde açılan 'Baykuşun Kareleri' sergisi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümü'nün 30 yıllık geçmişinden harmanlanmış 67 imzaya ait yapıtları buluşturuyor.


Haziran 2005'ten beri genç sanata ve sanat eğitimi kurumlarına kucak açan Pera Müzesi, dördüncü etkinlik dönemine girdiği yaz aylarında 30. kuruluş yılını kutlayan Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü mezunlarının seçilmiş çalışmalarından oluşan 'Baykuşun Kareleri' adlı sergiye ev sahipliği yapıyor. 13 Temmuz 1978 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Dekoratif Sanatlar Bölümü Fotoğraf Enstitüsü başlığı altında kurulan, fotoğraf sanatı alanında gelenekle çağdaş düşünceyi yüksek teknikle buluşturan, fotoğrafın gündemini oluşturmayı ve uluslararası platforma taşımayı hedefleyen ve bugüne kadar 300'den fazla mezun veren bölüm, fotoğraf eğitimi alanında kurumsallaşmanın da temsilcisi olmuş.


Ancak, bu enstitünün kuruluşu da, sergi üzerine yazılan bir metne bakılırsa, hayli ilginç: "Günün birinde Sami Güner, bir Japon fotoğrafçı arkadaşı ile birlikte o zamanki Yüksek Dekoratif Sanatlar Bölüm Başkanı Erdoğan Aksel'i ziyaret eder. Aksel, Akademi bünyesinde bir fotoğraf bölümü kurmak istediğini söyleyen Banri Namikawa isimli Japon fotoğrafçıyı alır ve zamanın Akademi rektörü Sadun Ersin'e götürür. Fotoğraf bölümü kurup, finansman ve bilgi anlamında çeşitli yardımlarda bulunmak istediklerini belirten büyük vaatlerde bulunur. Bu teklif, zamanın Türk fotoğraf çevrelerinde müthiş bir heyecan yaratır. Ancak Namikawa'nın vaatleri maalesef boş çıkar. Daha sonraları anlaşılır ki, bu Japon fotoğrafçı Topkapı Sarayı'nın bütün önemli eserlerinin ve tüm sarayın fotoğraflarını çekerek, zamana göre çok gösterişli birkaç ciltlik kitap çıkartır ve bunu bir çok dilde yayınlayarak ciddi bir maddi kazanç elde eder. Bu kitabın çekim izinleri aşamasında böyle bir vaat içinde bulunarak kurumun gücünü kazanmak ve bürokratik engelleri aşmak ister. Zaten daha sonra da, ortadan kaybolarak ülkesine döner. Namikawa'nın tek faydası ise, akıllarda fotoğraf bölümü kurma fikrini uyandırması olmuştur." Fotoğraf sanatı ve disiplininin çeşitli alanlarında hizmet vererek söz sahibi olan, fotoğrafın farklı alanlarında çalışan fotoğrafçıları bir araya getiren 'Baykuşun Kareleri', Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü mezunlarını ve seçilmiş fotoğraflarını bir araya getirerek deneyimlerini paylaşmak ve 30. yıl kutlamalarının bütünleştirici etkinliklerinden biri olmak amacını taşıyor. Sergi, 31 Ağustos'a kadar açık kalacak.

Bilgi: www.peramuzesi.org.tr Tel: (0212) 211 41 00


_PaPiLLoN_ 29 Temmuz 2008 15:06


İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Türkiye'nin en büyük cezaevlerinden biri olarak yaklaşık 40 yıldır hizmet veren Bayrampaşa Cezaevi’nde panoramik İstanbul Fotoğrafları Sergisi açıyor.

Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmesinin hemen ardından Bayrampaşa Cezaevi bu kez bir sergi için kapılarını açıyor. Cezaevi içindeki spor salonunda 23 Temmuz 2008 Çarşamba günü saat: 16:00’da “360° Panoramik İstanbul Fotoğrafları Sergisi”nin açılışı yapılacak. 6 Ağustos 2008 tarihine kadar Bayrampaşa Cezaevi’nde devam edecek olan sergi, reklam fotoğrafçısı Tacettin Ulaş’ın 360° panoramik fotoğraf çekim tekniğiyle görüntülediği İstanbul’un önemli tarihi ve turistik değere sahip eser ve manzaralarının etkileyici fotoğraflarından oluşuyor.

1956’da temeli atıldıktan sonra 1968’de hizmet vermeye başlayan ve Türk cezaevi tarihinin sembollerinden biri olan Bayrampaşa Ceza İnfaz Kurumu, 18 Temmuz 2008 Cuma günü düzenlenen bir törenle kapısına kilit vurularak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devredildi. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin tarafından cezaevi anahtarları Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a teslim edildi.

Tacettin Ulaş

Almanya’da Fashhochschule/Foto Design (College of Photo-Design) bölümünde beş yıl süreyle fotoğraf tasarımı üzerine eğitim aldıktan sonra farklı alanlardaki fotoğraf ustalarının yanında asistan olarak çalıştı. 2000 yılından beri İstanbul’da yaşıyor ve reklam fotoğrafçısı olarak çalışmalarına devam ediyor.


_PaPiLLoN_ 30 Temmuz 2008 14:01

"Memleketimden İnsan Manzaraları"

http://img516.imageshack.us/img516/1382/manzaracw2.jpg


Türkiye'nin dünyaca ünlü fotoğraf sanatçısı İzzet Keribar, 23 Temmuz-16 Ağustos tarihleri arasında "Memleketimden İnsan Manzaraları" isimli ilk siyah beyaz fotoğraf sergisiyle İstanbul'da sevenleriyle buluşuyor.

Sergi İstanbul'un ünlü art nouveau binası Mısır Apartmanı 3. katta bulunan Casa Dell'Arte Sanat Galeri'sinde gerçekleşecek.

Sergilenecek siyah-beyaz kareler, sanatçı tarafından Türkiye'nin dört bir tarafında çekilmiş. 2001 Fuji Avrupa Basın Ödülleri'nde Milenyum konulu temasıyla 1.lik Ödülü ve Uluslararası Fotoğraf Federasyonu'ndan "Ekselans" ünvanı da olan İzzet Keribar'ın bu ilk siyah-beyaz fotoğraf sergisi, Casa Dell'Arte için de bir ilk. "Memleketimden İnsan Manzaraları" ile Casa Dell'Arte Galeri, kapılarını ilk kez bir fotoğraf sergisi için açıyor. Serginin Açılış Kokteyli ve ön izleme günü, 22 Temmuz 2008 Salı günü, sadece Casa Dell'Arte'nin özel konuklarına açık olarak yapılıyor.

10 Mayıs 2008'de yapılan görkemli açılışıyla adından çokça söz ettiren Casa Dell'Arte Galeri, Türkiye'nin ilk sanat markası olan Casa Dell'Arte'nin Sanat Yönetimi kolunun altında hizmet vermekte. Galeri'nin aynı zamanda, 2007 yılında The Guardian tarafından "Avrupa'nın en iyi yeni açılan butik oteli" ve 2008 yılında da Travel and Leisure America tarafından "dünyanın gidilebilecek en iyi 30 destinasyonundan biri" seçilen, Bodrum Torba'da bulunan Casa Dell'Arte Sanat Oteli'nde de bir mekânı bulunmakta. Türkiye'ye Casa Dell'Arte Sanat Yönetimi'nin getirdiği, Fernando Botero'nun dünyaca ünlü "Yatak Odası" isimli tablosunun da yaz boyunca sergilendiği Sanat Oteli'nde bulunan Galeri'de şu anda Casa Dell'Arte Sanatçıları'na ait karma sergi yer alıyor. 27 Temmuz'dan itibaren ise, Bodrum'daki mekânda, kâğıtla yaptığı sıra dışı çalışmalarla dikkatleri üzerine çeken Dilek Kutzli'nin resim sergisine ev sahipliği yapacak.


karayel 31 Temmuz 2008 20:26

http://www.istanbul.com/Img_Content/ContentCategorySperator.gif




Yer : İstanbul Modern Sanat Müzesi
Tarih : 10 Eylül 2008- 11 Ocak 2009

İstanbul Modern Sanat Müzesi, Verbund Koleksiyonu’ndaki yapıtlardan oluşan “Suyun Bir Arada Tuttuğu” başlıklı yeni sergisini 10 Eylül’de açıyor.
11 Ocak 2009 tarihine dek Süreli Sergiler Salonu’nda yer alacak serginin küratörleri Verbund Koleksiyonu yöneticisi Gabriele Schor ve İstanbul Modern Sanat Müzesi Şef Küratörü Levent Çalıkoğlu.
Sergide Cindy Sherman, Gordon Matta-Clark, Jeff Wall, Ernesto Neto, Gilbert&George, Francis Alÿs, Nan Goldin, Sarah Lucas, Fred Sandback, Eleanor Antin, Cecil Beaton, Bernd-Hilla Becher, Johanna Billing, Valie Export, Kate Gilmore, Birgit Jügenssen, Louise Lawler, Ursula Mayer, Urs Lüthi, Gabriel Orozco, Loan Nguyen, Ed Ruscha, Markus Schinwald, Simon Starling, Gillian Wearing, Lawrence Weiner, Francesca Woodmann ve Nil Yalter gibi çalışmaları ile çağdaş sanat dünyasına yön veren 37 sanatçının 122 yapıtı yer alıyor.
Verbund Koleksiyonu, 2007 yılında Viyana’da Museum für angewandte Kunst’ta (MAK) sergilendikten sonra ilk kez Avusturya dışında İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde sanatseverlerle buluşacak.
"Suyun Bir Arada Tuttuğu” başlıklı sergi, “Performans” ve “Mekânlar ve Yerler” adlı iki temasıyla çağdaş sanatta 1970’lerden bugüne uzanan özgül kesişim hatlarını gözler önüne seriyor. Sergi, birçok kadın ve erkek sanatçının resimden uzaklaşıp, tamamıyla yeni ifade biçimlerine yönelmesini ve fotoğraf, video ve mekân enstalasyonlarındaki dönüşümü anlatıyor.
Performans” başlığı altında, 1970’lerde başlayan süreçte sanatçıların kendi bedenlerini keşfetmeleri, kimlik meselesi üzerine düşünmeleri ve feminist başkaldırı gibi eğilimlere olan yönelimleri ele alınıyor. Cindy Sherman’ın bu sergi kapsamında İstanbul’da ilk kez bütünlüklü olarak sergilenecek olan anonim kadın bedenleri, Valie Export’un feminist harekete ilham veren sert otoportreleri ve Türk sanatçı Nil Yalter’in kadın bedenini fetişleştiren göbek dansı videosu bu bölümün en bilindik çalışmaları olarak belirginleşiyor.
Mekânlar ve Yerler” teması ise sanatın mekân ile kurduğu ilişkiye odaklanarak, mekânın sanatçılar tarafından yıkılıp, sonra yeniden nasıl tümlenebileceğini görünür kılıyor. Gordon Matta-Clark’ın iki evin arasına devasa bir koni boşluk açarak mekâna yepyeni bir kimlik kazandırdığı videosu ile Fred Sandback’in mekânların fiziksel gerçekliğine vurgu yapan ip enstalasyonları bu temanın merkezini oluşturuyor.
Heykelden fotoğrafa, filmden videoya, diapozitiften ses enstalasyonlarına uzanan bir çeşitlilik içeren Verbund Koleksiyonu, Gillian Wearing, Sarah Lucas, Loan Nguyen gibi genç sanatçıların örnekleriyle bugüne ulaşıyor ve çağdaş sanatın en önemli çalışmaları üzerine sanat tarihsel bir okuma öneriyor.


_PaPiLLoN_ 2 Ağustos 2008 21:45



İmparatorluktan Cumhuriyete Kâğıt Paranın Öyküsü


Vedat Nedim Tör Müzesi, dünyanın ilk Frig sergisinden sonra bu kez de kâğıt paralar üzerine kapsamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. "İmparatorluktan Cumhuriyete Kâğıt Paranın Öyküsü" adlı sergi, 29 Mayıs – 31 Ağustos 2008 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.
Dünyada tek örneği bulunan el yazması ve faizli kaimeler, ordu kaimeleri, belediye paraları, çok dilli paralar, kilise paraları, Atatürk ve İnönü resimli paralar, sergide anlatılan öykülerin kahramanları olacak. Sergide, kâğıt paralar ve karşılığı değerler, zamanın uluslar arası ekonomik olayları Prof. Dr. Ali Akyıldız'ın ve Güçlü Kayral’ın metinleri eşliğinde sunuluyor. Kağıt paranın nesnel varlığının yanında, günlük ve ekonomik yaşamdan fotoğraflar, kartpostallar, hisse senetleri, antetli şirket faturaları ve tanıtım kartları gibi arşiv belgeleri de sergiye renk katıyor. Sergilenen paraların fotoğraf ve öyküleri Osmanlı para politikaları tarihine ışık tutacak nitelikte.

Gelibolu İşgal Paraları


Sergideki tarihe tanıklık etmiş her bir paranın ayrı bir hikâyesi var. İngiliz Gelibolu işgal paraları bunlardan biri. I. Dünya Savaşı sırasında İngiliz Hazine Dairesi, Akdeniz’deki kuvvetlerinin kullanımı için paralar bastırdı. İngilizler, Gelibolu çıkarmasından o kadar emindiler ki işgalde kullanacakları paraları da yanlarında getirdiler. Savaşa katılan İngiliz askerlerinin anılarına göre bu paralar dağıtılır ancak çıkarma harekâtı felakete sürüklenince bir hafta içinde geri toplanır. Bu paralar, normalde pullar için hazırlanan çok ince kağıtlara basılmıştı.


Para Pul Oldu

Paranın pul olması da sergide anlatılan en ilginç hikâyelerinden… Osmanlı Hükümeti, ülkede yaşanan bozuk para sıkıntısını pek çok girişime karşın bir türlü çözemeyince 1878 yılında damga ve posta pullarının arkalarına karton yapıştırarak bozuk para haline getirir. Pulların tedavüle çıkarılması hâlen kullandığımız "para pul oldu" deyiminin kaynağıdır.

Kalpazanlığı Devlet Yaparsa…
Kalpazanlığın, kimi zaman devlet eliyle düşman ülke ekonomilerini çökertmek amacıyla yapıldığını yine bu sergiden öğreniyoruz. I. Dünya Savaşı sırasında İngilizler, zaten zayıf olan Osmanlı ekonomisine darbe vurmak için Vahdettin döneminin sahte 10 liralık banknotlarından bastırırlar. 28 Mart 1334 tarihli bu paranın İngiliz Savaş Konseyince basıldığı çeşitli yayınlarca ortaya çıkarıldı. Gerçeğinden ayırt etmek oldukça zor olan bu sahte paranın kâğıdı daha kalındır. Ayrıca arka yüzde bulunan küçük kupür yazıları ters basılmıştır.

Yer:Vedat Nedim Tör Müzesi

Tarih : 29 Mayıs – 31 Ağustos 2008
Yer : Yapı Kredi Kültür Merkezi
Adres : İstiklal Cad. No: 161-161 A
34433 Beyoğlu İstanbul
Tel : 0 212 252 47 00


_PaPiLLoN_ 5 Ağustos 2008 15:18

Sanal Müze’de, Ölümünün 150. Yılında Hiroshige



Eczacıbaşı Sanal Müzesi, tekrar Uzakdoğu’ya uzanıyor ve tanınmış Japon sanatçı Hiroshige’yi (1797 – 1858) ölümünün 150. yılında bir sergi ile anıyor. Sanatıyla sayısız batılı sanatçıya ilham kaynağı olan Japonya, özellikle baskı alanında uzmanlaşmış sanatçıların ülkesi. Küratörlüğünü İdil Ergün’ün üstlendiği “Hiroshige’nin Adası” adlı 90 baskıdan oluşan sergiyi www.sanalmuze.org adresinde gezebilirsiniz.

Sanal Müze için hazırlanan bu sergi, o dönemde Edo olarak adlandırılan günümüzün Tokyo’sunun ve çevresinin ve Japonya’nın kendine özgü doğasının resmedildiği baskılardan oluşuyor. Hiroshige’nin 5000’nin üzerinde özgün baskısı olduğu sanılıyor.


Ergün, sanatçının gelişim sürecini şu sözlerle anlatıyor: “Hiroshige ilk başta genel olarak kadın figürlerini ve oyuncuları resmeden ukiyo-e konularına yoğunlaştı. Erken dönem figürsel işleri yeterince ayrıcalıklı değildi. 1818 yılında yayınlanan resimli bir kitabı Ichiryusai Hiroşige ismiyle imzalayarak ilk kez eserlerini yayınlamış oldu. 1830’dan sonra manzara resimleri yapmaya geçmesiyle özgün eserler vermeye başladı. Ustası Toyohiro’nun ölümünden sonra, renkleri ve kompozisyonuyla öne çıkan “Doğu Başkentinin Ünlü Manzaraları” adlı tanınmış eserine imza attı. (...) En
etkileyici ve tanınmış eserlerinden olan 'Edo’nun Yüz Ünlü Manzarası' adlı serinin bedeli teslim edilmeden önce ödenmiştir. Daha önce kimsenin aynı seride bu denli fazla sayıda manzara resmetmeye kalkmamıştır. Bu onun en tutkulu işi olarak görülmektedir. Eser, Edo’nun maddi, manevi en iyi ve en değerli tasviri olarak kabul edilmiştir. Resmedilen manzaralar zengin ve güçlü olana ait yerler değil, Budist tapınakların bulunduğu alanları, Shinto mabetleri, bahçeler, lokantalar, dükkanlar, tiyatrolar başka bir deyişle sıradan halkı temsil eden yerlerdir. Perspektif ve renk kullanımı çok dikkat çekicidir. Doğu sanatında alışılmış olan iki boyutlu kompozisyonlar yerine derinlik hissini daha iyi yansıtan Batılı anlayıştan faydalanmıştır.”
http://www.arkitera.com/UserFiles/Image/news/art/news/2008/temmuz/hiroshige1.jpg


karayel 7 Ağustos 2008 10:55


Uğur Mumcu'dan bize kalan "Sakıncalı Piyade", yakın tarihimizde yaşanmış ve bu günümüzü etkilemiş bir dönemi mizahi bir yaklaşımla anlatıyor. Hemen her sözcüğü mahkeme tutanaklarına geçmiş oyun, düne dair yaptığı göndermeler anlamında da tartıştırıcı bir içeriğe sahiptir. Türkiye yazın ve gazetecilik yaşamının en güçlü kalemlerinden bir olan Uğur Mumcu'nun usta işi oyunu bu haftasonu kaçmayacaklar arasında.

Ne Zaman: 08 Ağustos Cuma 21:00
Ne Kadar: Biletix 'ten, kişi başı; 23 ytl
Nerede: Nazım Hikmet Kültür Merkezi
Adres:Ali Suavi Sokak No:7 Bahariye
Kadıköy, İstanbul
Tel: (216) 414 2239


_PaPiLLoN_ 15 Ağustos 2008 16:20



Tanınmış ustaların yanı sıra yetenekli genç sanatçılara da bünyesinde yer veren Kare Sanat Galerisi Gökhan Deniz,Tuncay Topçu,Barış Sarıbaş,Tuncay Takmaz,Yıdız Ersağdıç ve Çiğdem Yapanar'ın eserlerini etkileyici bir sergi için bir araya getiriyor!!!

Barış Sarıbaş'ın füzen desenleri siyah beyazın ötesinde bir derinliğe doğru yol alırken,Gökhan Deniz'in yağlıboya tablolarında figürler ve renkler dehşet,korku,baskı gibi güçlü duyguların şiddeti ile iç içe devinmekteler.Çiğdem Yapanar'ın atletik bronz figürleri ise kendilerini çevreleyen prinç plakalara dinamik bir biçimde yön verirken kuvvet ve estetiğin başarılı bir birleşimini vücuda getiriyorlar.

Genç yeteneklerin duygu-düşünce dünyası ve güncel hayattan edindikleri izlenimlerin,esinlenmelerin renkli,dinamik ve coşku dolu dışavurumları 20 Mayıs -14 Haziran tarihleri arasında Kare Sanat Galerisinde izlenebilir.

Kare Sanat Galerisi
Abdi İpekçi cad. 26/9 Nişantaşı
Tel:0212 2404448
www.karesanat.com


_PaPiLLoN_ 22 Ağustos 2008 15:26

“Sessiz İzlenimler”



Tüm dünyada kendine özgü manzara fotoğraflarıyla bilinen, Paris’te gerçekleşmiş olan son sergisinde tüm fotoğrafları tükenen, İngiliz fotoğraf sanatçısı Michael Kenna, Türkiye’de ilk kez 25 Eylül – 22 Aralık 2008 tarihleri arasında Galeri Elpsis tarafından ağırlanıyor.

“Sessiz İzlenimler” sergisinde Michael Kenna’nın klasikleri arasına girmiş, Japonya, New York, Fransa ve Çin’de çekmiş olduğu, sanatçının imzası haline gelen eşsiz fotoğraflarının yanı sıra, son dönem çalışmalarından ortaya çıkan eserlerinin dünya prömiyeri Galeri Elipsis’te gerçekleştiriliyor.

Sayısız ülkede sergi açmış olan Michael Kenna, birçoğumuz henüz uykudayken, peşine düşüp yakaladığı karelerdeki gerçeküstü etkiler sayesinde, izleyene huzur ve dinginlik veren eserlerini, düzyazıdan çok Japon şiiri olan “haiku” ya benzetiyor. Tercihini ayrıntılı mekan betimlemelerinden çok sade kadrajlardan yana kullanarak, hikayeyi izleyenin tamamlamasına olanak veriyor.

1953 yılında İngiltere’de doğan sanatçı, 1973 – 1975 yılları arasında Avrupa’nın seçkin sanat okullarından biri olan London College of Printing’de eğitim aldı, 1977 yılında San Francisco’ya yerleşmiş ve 1980’lerin sonuna dek efsanevi fotoğrafçı Ruth Bernard’ın asistanlığını yaptı.


Bugüne dek uluslararası birçok ödüle layık görülmüş olan Michael Kenna’nın eserleri, Avusturalya, Belçika, İngiltere, Fransa, Japonya, Kore, İsviçre ve ABD’de bulunan galeriler tarafından temsil ediliyor ve Paris Bibliotheque Nationale, Prag Dekoratif Sanatlar Müzesi, San Francisco MOMA, Londra Victoria & Albert Müzesi koleksiyonlarında yer alıyor.


_PaPiLLoN_ 25 Ağustos 2008 17:23



Leke ve Kaligrafi



Mac Art Gallery, 17 Eylül – 31 Ekim 2008 tarihleri arasında çağdaş sanatın önemli isimlerinden Mehmet Gün ile sezona merhaba diyor.

Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Mehmet Gün notaları ezberlemeye çalışırken, bir yandan da kağıt üzerine desenler çiziyordu. Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde Prof. Anton Lehmden ile tanıştı ve ona desenlerini gösterdi. Lehmden’in isteği üzerine de okula başladı, bu şekilde önünde yeni bir devir açılmıştı.

Yapıtlarında kavramsal anlayışı temel alan Gün, beyaz zemin üzerinde leke ve kaligrafi kullanarak eserlerini yorumluyor. Beyaz boşluklar ortasında, iç dünyasını renkli kırık, birbiri ile kesişen çizgilere indirgiyor ve duygu titreşimlerinin grafiğini çiziyor. Bir dönem; Sigmound Freud, bio-kimya, astronomi ve astrofizik üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda, eserlerinde gerçeküstücülükten soyut-dışavurumculuğa uzanan bir yol izledi. Evrensel nitelikteki soyut resimlerinin yanı sıra video ile tini enstelasyonu alanında çalışmalar yaptı.

Sanatçının son çalışmalarında çizgisel anlamda geçmişten izler görülse de, resmin oluşumunda, değerlerinde, bakışında ve biçiminde farklılıklar belirdi. Gün bu farklılıkları “Daha serbest, resmi oluşturacak olan hiçbir kavramsal artıya sahip olmadan, tüm geçmişi sanki kökünden unutarak, yeniden başlamak; bambaşka duruma ve serbestliğe ulaşmak.” diye değerlendiriyor.

Mehmet Gün’ün eserleri 17 Eylül – 31 Ekim 2008 tarihleri arasında Mac Art Gallery’de görülebilir.


karayel 5 Eylül 2008 17:39

Caz efsaneleri Ankara'da

Caz müziğin efsane isimleri Chick Corea ve John McLaughlin, 30 yıl aradan sonra yeniden aynı sahneyi paylaşacakları Avrupa konserler dizisi kapsamında 31 Ekim'de Ankara'da konser verecek. Miles Davis ile çalıştıkları 1970'li yıllarda aynı sahnede yer alan Corea ve McLaughlin, Avrupa'da 17 konserde bir araya gelecek.

İki dev sanatçı bu kapsamda, Ankara'da 31 Ekim Cuma günü Anadolu Gösteri Merkezi'nde de Ankara seyircisini selamlayacak.
Chick Corea ile John McLaughlin'e bu konserde basta Christian McBride, saksofonda Kenny Garrett ve davulda Vinny Colaiuta eşlik edecek.
Konserin biletlerinin, biletix aracılığıyla satışa sunulacağı ve öğrenciler için indirimli bilet satışı yapılacağı belirtildi.


karayel 11 Eylül 2008 22:45

50'nci yılını Türkiye'de kutlayacak

Dünyanın tanınmış dans topluluklarından “Alvin Ailey American Dance Theater”, 50. yıl turnesi kapsamında 17, 18 ve 19 Eylül’de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda 3 özel gösteri sunacak.

50 yılda 6 kıtada 71 ülkede 21 milyon izleyicinin karşısına çıkan Alvin Ailey American Dance Theater, İstanbul gösterilerinde 50 yılı aşkın süredir dünyanın dört bir yanında kapalı gişe sahneledikleri klasik baleden modern, caz ve etnik dansa kadar farklı tarzları bir araya getiren koreografileri “Night Creature”, “Solo”, “Love Stories” ve “Revelations”ı gospel, caz ve popüler müzikler eşliğinde sahneye taşıyacak.
Haberin devamı
Turneye Eylül ayının ilk haftasında Tel Aviv’den başlayacak olan dans grubu, İstanbul’dan sonra Romanya, Yunanistan, İspanya ve İtalya’nın farklı şehirlerinde sahne alacak.
Gösteri biletleri 23 Ağustos'tan itibaren “0216 556 98 00” numaralı Biletix Çağrı Merkezi, “www.biletix.com” internet adresi, Biletix satış noktaları ve İKSV merkezinden temin edilebilir.



nünü 18 Eylül 2008 10:35

İstanbul'da Bir Sürrealist
http://www.7inci.com/img/763/wee19-1.jpg
Kendisi pek de alışıldık bir tipe sahip değildi. Fakat gerek resimleri, gerek ise kişiliği ile uzun yıllar insanların aklına kazıdığı şöhreti bize sürrealizm'in etkilerini bol bol hissettirdi. Evet baylar bayanlar burada ünlü ispanyol ressam Salvador Dali'den söz ediyoruz. Çoğu zaman ilk bakışta dikkat çeken fakat anlam veremediğimiz eserlerini, bir kaç dakika daha ayırıp irdelediğimizde, derinleşip bizleri içine alıp bambaşka bir dünyaya götürdüklerine şahit olduk. İşte karşılarınızda Salvador Dali sergisi ve "Salvador Dali Göndermeleri İçimi Isıtıyor" oyunu... (:
Ne Zaman: 20 Eylül Cumartesi
Ne Kadar: Biletix 'ten, Tam: 14,00 YTL Öğrenci: 8,00 YTL
Nerede: Akbank Sanat
Adres: İstiklal Caddesi Zambak No:1 34435
Taksim, İstanbul


nünü 25 Eylül 2008 10:26

Ayakkabı Sergisi
http://www.7inci.com/img/769/haft4.jpg
Shoe-Art İstanbul kapsamında, Arzu Kaprol, Alinur Velidedeoğlu, Yazbükey ve Bahar Korçan gibi Türkiye'nin önde gelen tasarımcıları ve ünlü kişileri 'dev ayakkabı' heykellerine, kendi renk ve bakış açılarıyla hayat veriyor! 30 Ekime kadar devam eden bu sergi, İstanbul'un seçkin ve canlı noktalarında olacak ve etkinlik sonunda tasarımlar açık arttırmayla satılacak.


karayel 3 Ekim 2008 19:49

2008 bitmeden Görülmesi gereken 10 kültürel etkinlik

http://www.hurriyet.com.tr/_np/5149/6565149.jpg

İş, güç, harala gürele derken, en çok kültürel etkinliklerden feragat ediyoruz. Oysa öyle önemli şeyler olup bitiyor ki, görmemenin, izlememenin mazereti yok.

Dali’nin sergisine, Memoli’nin balesine, Woody Allen’ın filmine gitmeyeni dövüyorlar. Tecrübeyle sabit, Mamma Mia biletini sallayıp, Dali’nin provokatörlüğünden iki kelime parçalayamıyorsanız fena halde cahil konumuna düşüyorsunuz. Kendime acil 3 aylık kültürel kalkınma planı hazırladım. Heves edene buyrun paylaşalım. Yalnız uyarırım, bu iş küçük bir servet gerekecek.

1. MAMMA MIA

400 kez izleyen var

BKM’cilerin bile en büyük işimiz dediği dev prodüksiyon. 170’ten fazla şehirde 10 yılda 30 milyon bilet satan müzikal ABBA şarkılarıyla İstanbul’da. Aman dikkat, seyreden fanatiği oluyor, yüzlerce kez izleyenlerin kurdukları internet siteleri bile var. N’olacak o kada güzelse ben de giderim demeyin, biletleri de o ölçüde pahalı. 7-18 Ekim’de eski Mydonose’daki gösterilere biletler Biletix’te 66-208 lira.

2. RON CARTER

Gitmeyeni dövüyorlar

Caz müzik sevmeseniz de kaçarı yok, o kadarcık dayanacaksınız. Az buz değil, tüm zamanların en iyi caz müzisyenlerinden biri kabul edilen Ron Carter geliyor. Detroit News ve Downbeat dergisi tarafından yüzyılın en iyi basçısı, National Academy of Recording Arts and Science tarafından en iyi müzisyen seçildi. Üstüne iki de Grammy. Caz festivali şerefine aramızdalar. 18 Ekim’de Cemal Reşit Rey’deki konsere gitmeyeni dövüyorlar. Biletler 25-45 lira.

3. SALVADOR DALI

Emirgan’daki provokatör

Eğer Dali’nin yenilikçiliğinden, eşsizliğinden, evrenselleğinden, yok efendime söyleyeyim provokatifliğinden parçalayacak iki kelimeniz yoksa, zamane meclislerde blöfçüyü bile oynayamazsınız. Dali Dali’ye küsmüş haberi olmamış, demeyin. Madem koskoca Dali ayağımıza kadar gelmiş, gidip bir görmemek çok ayıp. Emirgan sahilde Sabancı Müzesi’ndeki sergi 20 Ocak’a kadar açık. Biletler de gayet makul: 3-10 lira.

4. VICKY, CHRISTINA, BARCELONA

Woody, Scarlett ve Penelope

Woody Allen işbaşında: Çılgın, seksi ve ateşli bir iş yaptı. Üstelik bilet satış garantili Sclarlett Johansson ve Penelope Cruz’la. Yine Filmekimi, yine Emek Sineması. Ama bu kez arka arkaya iki gösterim: 10 Ekim Cuma, 12-15 lira.

5. KÖRLÜK

Devlerin gövde gösterisi

Bir sinefilin ağzını sulandıracak her şey bu filmde. Senaryosu Nobelli yazar Jose Saramago’nun romanından. Yönetmen koltuğunda Tanrıkent’le Oscar alarak rüştünü ispatlamış Fernando Meirelles oturuyor. Başroldeyse herkesin favorisi Julianne Moore! Daha ne olsun. Üstelik Filmekimi sayesinde ucuz: Biletler 15 lira. Elinizi çabuk tutun, 12 Ekim Pazar günü tek gösterimi var.

6. R.E.M

Yüzgörümlüğü 90 lira

Efsane politik-rock grubu R.E.M’in biletleri satışta. Kültür için, insan için, çevre için konserlerine Kuruçeşme Arena’da verecekleri bu ilk konserlerine S.O.S İstanbul adını vermişler. Bütün çevreciler orada olacak. Acaba yeşiller bu kadar paralı mı ki, biletler 90 lira?

7. HÜSNÜ AŞKA DAİR

Memoli’nin balesi

Beyhan Murphy’nin modern bale olarak yorumladığı Şeyh Galip’in ünlü mesnevisi halihazırda Frankfurt Kitap Fuarı dolayısıyla Almanya’da da sergileniyor. Üstelik şiirler Memoli’den. Gösteri sahnelenirken Kubilay Tuncer ile Mehmet Ali Alabora, dönüşümlü misafir sanatçı oluyor. Bale yarın ve öbür gün de Kadıköy, Süreyya Operası’nda. Kaçırırsanız tekrarı ocakta.

8. ÇALIKUŞU

Yeni Feride’ye bayıldık

İşte kışın en çok konuşulan tiyatro prodüksiyonu: Reşat Nuri Güntekin’den, Çalıkuşu. Kenan Kalav yok, Aydan Şener’i de Ebru Cündübeyoğlu oynuyor. Ama Cündübeyoğlu da güzellikte Şener’le yarışır. Zaten 93 Türkiye güzeli. Herkes oyunculuğundan çok güzelliğini konuşuyor. Şimdi dizisi de başlıyor, demek 2009’da bu kızı konuşacağız. 11 ve 15 Ekim’de Caddebostan Kültür Merkezi’ndeki gösterime biletler 35-45 lira.

9. ARMAND VAN HELDEN

Hey mister DJ

ABD, İngiltere, Rusya, G. Afrika, Çin’de yapılan parti serisi Urban Wave ünlülerin remiksçisi Armand Van Helden’la İstanbul’a geliyor. Nelly Furtado, Britney Spears, Gwen Stefani, Rolling Stones, Faithless, Tori Amos gibi isimlere yaptığı remikslerle tanınıyor. Hip hop ve house karışımı müziğine hip-house denilen kabin amiri Van Helden, 18 Ekim’de Otto Santral’i uçuracak. Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu hayranları 45 lira bilet paralarını şimdiden ayırdı bile.

10. CHUCK BERRY

Erkin Baba’nın da babası

Rock and Roll’a farklı bir isim verilmeye çalışılsaydı, adı Chuck Berry olurdu. Ben demiyorum, John Lennon demiş. Annesi, sen ve Elvis iyisiniz ama Chuck Berry kadar değil, dermiş. Bana değil, Jerry Lee Lewis’e. Rock and Roll’un yalnızca bir tek kralı vardır. Adı da Chuck Berry’dir, diye buyuran da yine bendeniz değil, Stevie Wonder. Aradan tamamen çekiliyorum: Rock’ın yaşayan efsanesi Chuck Berry 9 Kasım’da İstanbul, Parkorman’da. Biletler 46-125 lira.


nünü 23 Ekim 2008 10:04

"İnsan Halleri" nin Öyküleri
http://www.7inci.com/img/791/mu3.jpg
İstanbul Modern Sanat müzesi, Sıtkı Kösemen ile Ergün Turan ve Süreyya Yılmaz Dernek'in fotoğraflarından oluşan "insan halleri" başlıklı yeni fotoraf sergisine hepimiz davetliyiz. Engin Özendes'in üstlendiği sergide, galerinin bir duvarında Ergün Turan ve Süreyya Yılmaz Dernek'in en doğal halleriyle yoldan gelip geçenleri çektiği, Öteki duvarda ise Sıtkı Kösemen'in ölü taklidi yapan kişileri saptadığı fotoğraflar yer alıyor. 52 muhteşem fotoğrafın bulunduğu serginin en ilginç yanı ise sergi alanında bulunan deftere numarandırılmış fotoğraflar üzerine hikaye yazabiliyorsunuz!
Nerede: İstanbul Modern Sanat Müzesi
Adres: Meclis-i Mebusan Cad. Liman İşletmeleri Sahası Antrepo No:4
Karaköy, İstanbul


nünü 27 Ekim 2008 10:08

II. Abdülhamid'in dünyanın onlarca ülkesinden çektirdiği 35.535 fotoğraflık görkemli arşivinden seçilen kareler uzun yıllar sonra gün ışığına çıkartıldı.

Topkapı Sarayı'nda dün tarihi bir sergi açıldı. Sultan II. Abdülhamit'in Arşivinden Dünya adlı sergide yerli ve yabancı fotoğrafçıların çektiği 80 resim yer alıyor. Bu resimler Sultan II. Abdülhamid'in, birçok ülkede ünlü fotoğrafçılara çektirdiği ya da kendisine hediye olarak gönderilen fotoğraflardan yapılmış bir seçki. Bu sergide yer alan fotoğraf aslında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş'nin yayınladığı ayrı adlı kitapta yer alan 285 fotoğrafın içinden seçilmiş ve ebatları büyütülerek sergilenmiş. Sergi vesilesiyle 35.535'lik bu dev albümden seçilmiş olan kitabın tanıtımı da yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi daha önce de II.Abdulhamid'in arşivinden İstanbul Fotoğraflarını yayınlamıştı.

Sergiyi gezenler Osmanlı padişahlarının dünyadaki gelişmeleri fotoğraflarla nasıl izlediğine şahitlik ettiler. Dünyanın değişik ülkelerinden artık yaşamayan insanlardan kalan ilginç enstantaneler yanı sıra, varlığını sürdüren binaların vecaddelerin en az 100 -150 yıl önceki halleri ziyaretçilere yer yer şaşkınlıkyaşattı.

KENDİ EVİNİNBULUNDUĞU SOKAĞIN ASIRLAR ÖNCESİNİ GÖRDÜ, ŞAŞIRDI!
Ama en büyükşaşkınlığı müzeyi gezmek için geldikleri mekanda sergi ile karşılaşan vesergide kendi ülkelerinin eski fotoğrafları ile karşılaşan turistler yaşadı.Turistlerden bir tanesi kendi evinin bulunduğu sokağın asırlar önceki halini gördüğü için büyük sevinç yaşadı ve bu sevinci sergiyi açanlarla paylaştı.
Öte yandan sergiyigezen bir Alman gazeteci, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ı tebrikederek, sergideki fotoğrafların yer aldığı albümü kendisi için imzalamasını rica etti. Topbaş, Alman gazeteciyi kırmayarak albümü imzaladı.
Topkapı Sarayı Müzesi avlusunda halka açılan sergi 16 Kasım 2008'e kadar ziyaretçileriyle buluşacak.
Serginin açılışına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Vali yardımcısı Feyzullah Özcan, Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er, Kültür A.Ş Genel MüdürüNevzat Bayhan, Topkapı Sarayı Genel Müdürü İlber Ortaylı ve çok sayıda davetlikatıldı.
Kültür A.Ş. GenelMüdürü Nevzat Bayhan, kurum olarak bu esere imza atmış olmalarından duydukları sevinci davetlilerle paylaştığı açılışı konuşmasında, İstanbul'un tarihinin bilinenden çok eski çağlarda kurulduğuna dair önemli bulgular yapıldığını hatırlattı ve bu kentte ortaya konan kültür güzelliklerini kurum olarak ortaya çıkartmak için çabalarını sürdüreceklerini söyledi.

TOPBAŞ:ABDULHAMİD TEKNOLOJİYİ DE YAKINDAN TAKİP ETTİ
Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, burada yaptığı konuşmada, Sultan II. Abdülhamid arşivinden ilk olarak İstanbul fotoğraflarını yayımladıklarını kaydetti.
"İnsanlık ve İstanbul adına çok önemli bir eserin daha ortaya çıkışına hep beraber şahit oluyoruz." diyen Kadir Topbaş, "Bu sergiyle beraber dünyayı o tarihlerde yönetmiş olan bir imparatorluğun teknolojiyi ne kadar da yakında takip ettiğini görmüş oluyoruz."dedi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun geleneği olan dünyadaki her gelişmeden ve olaydan haberdar olma isteğinin bu fotoğraf sergisiyle daha da iyi anlaşabileceğinin altını çizen Kadir Topbaş sözlerini şöyle sürdürdü: "Fotoğrafçılıkla bile olsa Osmanlı'nın bir teknolojiyle dünyayı nasıl takip ettiğini görüyoruz. Ozamanın şartlarında dünyanın her köşesinden fotoğraflar çektirmenin ne kadarbüyük ve önemli bir iş olduğunun eminim farkındasınızdır. Devlet geleneğinin debir şekilde sürdürülerek dünyaya nasıl bakıldığına şahit oluyoruz."

Açılışı yapılan serginin sadece bir fotoğraf sergisi olmadığını vurgulayan Topbaş,fotoğrafların kültürler ve insanların yaşam şekillerini de yansıtması bakımından çok önemli olduğunu söyledi. 21.yüzyılda olmamıza rağmen dünyanın başka kentlerindeki yaşam tarzlarını bu kadar büyük teknolojilere sahip olmamıza rağmen çok da iyi bilmediğimizin altını çizen Kadir Topbaş sözlerini şöyle sürdürdü: "O zaman bilişim çağı yoktu ve bilgiye şimdiki kadar kolayda ulaşamıyorduk. Bu fotoğraflarda sadece kendi fotoğrafçılarını değil,dünyadaki diğer fotoğrafçılarında fotoğraflarını alıp o kültürhakkında bilgi ediniliyordu. Olayı bir de o şekilde düşünmek gerekiyor."

Burada sergilenen fotoğrafların değerini ve önemini daha iyi anlayabilmek için o zamanın şartlarını göz önünde bulundurulması gerektiğini söyleyen Topbaş; "Abdülhamit 35.535 fotoğrafı bizzat kendi incelemiş ve bugünümüze taşınmasını sağlamış. Bugünün şartlarını düşündüğünüzde 35 bin fotoğraf ta nediyebilirsiniz. Ama o zamanki şartları, doğa koşullarını ve fotoğraf tekniğinin daha yeni olması göz önüne alındığında bu eserlerin önemini daha iyi anlarsınız." dedi.

Kurumsal taassup gözetmeksizin İstanbul'un hazinelerini gün yüzüne çıkarmak için tüm gayretleriyle çalıştıklarını söyleyen Topbaş, bu çalışmaların tüm İstanbulluların da görevi olduğunu vurguladı.
Başkan Kadir Topbaş, gelecek dönemde halkın daha iyi kaynaşması ve sanatla buluşması için yeni yapacakları meydanlarda ve özellikle metro istasyonlarında sergi salonları açacaklarının müjdesini de verdi. Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı İlber Ortaylı ise sarayda devam eden sergilere bugün bir yenisini eklediklerini belirtti.
Sergi alanında 80 fotoğrafın sergileneceğini söyleyen Topbaş, 285 başka fotoğrafında katalog şeklinde halka satışa sunulacağını ve yakında CD olarak çoğaltılıp isteyenlerin bilgisayarlarına indirmesi için İnternet'de de yer alacağını vurguladı.

ORTAYLI:ABDULHAMİD İSTANBUL'UN DIŞINA ÇIKMADI

Ortaylı, 31 yaşında tahta geçen ve imparatorluğun en güçlü sultanlarından biri olan II.Abdülhamid'in dünyaya açık bir hükümdar olduğunu dile getirerek, tahta çıkmadan önce bütün Avrupa'yı gezen II.Abdülhamid'in, padişah olmasının ardından İstanbul dışına bile çıkmadığını söyledi.
II. Abdülhamid'in bundan dolayı fotoğraf sanatına ilgi duyduğunu anlatan Ortaylı, padişahın imparatorluğun dört bir köşesinden fotoğraflar çektirdiğini ifade etti.
İlber Ortaylı, II.Abdülhamid'in, imparatorluğun dışındaki çeşitli ülkelere de fotoğrafçılar gönderip tarihe tanıklık ettiğini belirterek, ''Görülüyor ki, II. Abdülhamid dünya hakkındaki merakını fotoğraflarla gidermeye çalışmış'' dedi.
Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er'in de katıldığı tanıtım toplantısının ardından kitaptaki fotoğraflardan oluşan sergi de Topkapı Sarayı Müzesi'nde açıldı.
Başkan Kadir Topbaş'ın konuşmasının ardından sahnede serginin açılış kurdelesi kesildi. Törenin ardından Başkan Topbaş ve konuklar hep birlikte sergiyi gezdi.

Sergi, 16 Kasım 2008 tarihine kadar gezilebilecek.


karayel 29 Ekim 2008 22:45

Artist, 1 Kasım'da başlıyor

http://www.hurriyet.com.tr/_np/9154/6679154.jpg

18. İstanbul Sanat Fuarı/ARTİST 2008, 1 ile 9 Kasım tarihleri arasında 4 büyük salonda 100'ü aşkın katılımcıyla sanatsever ve koleksiyonerleri ağırlayacak.

Alınan bilgiye göre, Fuar, Tüm Fuarcılık Yapım Anonim Şirketi tarafından, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenecek.

Fuarın onur ödülleri, 3 Kasımda TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'ndeki Interexpo Salonu'nda gerçekleştirilecek törenle sahiplerine sunulacak. Bu yıl “Onur Sanatçısı Ödülü” Türk heykel sanatının önemli ismi Mehmet Aksoy'a, “Onur Eleştirmeni Ödülü” Güven Turan'a, “Sanatsever Kurum Ödülü” Beşiktaş Belediyesi'ne ve “Koleksiyoner Onur Ödülü” Nahit Kabakçı'ya verilecek.
Fuar kapsamında Mehmet Aksoy'un heykellerinden oluşan sergi ile koleksiyoner Nahit Kabakçı'nın Türk resim sanatının önemli örneklerinden oluşan resim koleksiyonu sanatseverler tarafından ziyaret edilebilecek.
Çağdaş Türk resminin önemli temsilcisi ressam Prof. Dr. Asım İşler'in anısına düzenlenen resim sergisi de sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Yapıtları yurt içi ve dışında pek çok önemli müze, özel kurum ve kişilerde yer alan sanatçı adına düzenlenen sergide, 1990 ile 2005 yılları arasındaki tuval ve gravür eserleri yer alacak.
İstanbul Sanat Fuarı, ilk kez 1991 yılında 39 katılımcıyla 1250 metrekare bir salonda sanatseverlerle buluştu. Bu yıl 4 büyük salonda 100'ü aşkın katılımcıyla toplam 15 bin metre karelik bir alanda sanatseverleri ve koleksiyonerleri ağırlamaya hazırlanan fuar, 27. İstanbul Kitap Fuarı ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek


karayel 29 Ekim 2008 22:46

Ve serüven başladı!

http://www.hurriyet.com.tr/_np/3372/6653372.jpg

Bu yıl altıncı kez düzenlenecek olan Uluslararası İstanbul Çocuk Filmleri Festivali, 28 Ekim'de başladı. Dünyanın 30 ülkesinden yüzlerce filmin gösterileceği festival, 13 Kasım tarihine kadar sürecek. Tüm film gösterimleri Cinecity Sinemaları'nda.

Festival programında bu yıl İngiltere’den, Çin’e, Etiyopya’dan, Arjantin’e kadar bir çok ülkeden filmler yer alıyor. Festivalde, “Küçük Sinemacılardan Büyük Filmler” yarışmasında dereceye giren filmlerin sahiplerine ödülleri verilecek. 31 Ekim – 13 Kasım 2008 tarihleri arasında filmler sadece İstanbul ve İzmir Cinecity Sinemaları ve Beykent Üniversitesi Sanat Merkezi Sinema Salonu Beylikdüzü’nde gösterimde olacak.
Uluslararası festivallerden ödül almış çok sayıda filmin yer aldığı bu yılki festival programında, yedi ayrı ülkeden yedi ayrı çocuğun yaşamlarını ve ülkelerini anlatan yarı belgesel filmleri izleyebilir; Altın Arayan Çocuk’un macerasına ortak olabilir; fantastik bir öyküyle tanışıp Mozart’la arkadaşlık yapabilir; Çocukların en çok sorduğu 100 sorunun bilimsel yanıtlarını bulabilirsiniz. Karanlık bir salonun, kocaman perdesine yansıyan ve muhteşem renkler arasından çıkıp gelen animasyonlar, dramalar, fantastik öyküler, yaşanmış hikâyeler, komedi filmleri, uzay maceraları ve belgesel filmlerle tanışarak arkadaşlık yapabilirsiniz.
Festival film gösterimleri çocukların, kendi yaşlarına uygun filmleri kendi yaş grupları ile birlikte izlemeleri ve daha fazla keyif almaları için, 9 farklı yaş kategorisinde yapılacak. 3 yaş ve üzeri, 4 yaş ve üzeri, 5 yaş ve üzeri, 6 yaş ve üzeri, 7 yaş ve üzeri, 8 yaş ve üzeri, 9 yaş ve üzeri, 10 yaş ve üzeri, 12 yaş ve üzeri çocuklar kendi yaş gruplarına özel olarak çekilen filmleri izleyebilecek. Aileler de festival filmlerini çocuklarıyla beraber izleyebilecek ve çocukların hayal dünyalarını beyazperdede görme fırsatı yakalayacaklar.


HerHangiBiri 15 Kasım 2008 14:33

Ankara'nın tiyatro festivali başladı


http://www.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=165857&Width=292&Height=0&BlackWhite=False
Onur ödülüne layık görülen Talat Halman
ödülünü, Bakan Ertuğrul Günay'dan aldı


Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Tiyatroları, belediyeler, yabancı elçilik, kültür müdürlükleri ve bir çok sivil toplum örgütünün destek verdiği festivalin açılış töreni, Büyük Tiyatro'da yapıldı.

Törene, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve eşi Gülten Günay, eski Kültür Bakanı Talat Halman, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin, TAKSAV Başkanı Abdullah Kahraman, tiyatro ve sinema sanatçısı Haluk Bilginer, sanatçılar ve çok sayıda davetli katıldı.

Tayfun Talipoğlu'nun sunuculuğunu yaptığı etkinlikte, Festival Direktörü Yener Aksu, açılıştaki konuşmasında, "Hayat Sanatla Güzel" teması ile başlayan festivalde, bu yıl 71 tiyatro topluluğunun, 104 etkinlik ve 888 sanatçı ile 27 farklı mekanda sanatseverlerle buluşacağını söyledi.

Bu yıl festival kapsamında bir de sosyal sorumluluk projesi olduğunu dile getiren Aksu, Ankara'da hiç tiyatroya gitmemiş 2 bin kişiyi tiyatro ile tanıştıracaklarını kaydetti.

Aksu, bu projenin 5 yıl süreceğini ve 10 bin kişiyi kapsadığını anlattı.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin de konuşmasında, tiyatronun festivallerde gücünü daha çok hissettirdiğini ifade ederek, festivalin 13'üncüsünü gerçekleştirenlere teşekkür etti.

Bilgin, festivalin ortağı olmaktan mutluluk duyduklarını vurguladı.

Bakan Günay da konuşmasında, aydınlatıcı bir özellik taşıyan tiyatronun yaşamı yeniden yorumlama fırsatı veren bir iş olduğunu dile getirerek, yıllardır festivale emeği geçenleri alkışladığını kaydetti.

Günay, önümüzdeki yıllarda da cumhuriyetin kurulduğu Ankara'da çok daha görkemli salonlarda güzel etkinliklerle buluşacaklarını söyledi.

Bakan Günay, konuşmasının ardından festivalin "Emek Ödülü"nü Talat Halman'a verdi.

Halman da konuşmasında, ödülün kendisine büyük mutluluk verdiğini belirterek, tiyatroya aşık biri olduğunu söyledi. Halman, ödülün de bu tiyatro aşkına verildiğini dile getirdi.

Günay ve Halman, daha sonra, festivalin "Onur Ödülü"nü Haluk Bilginer'e birlikte verdi.

Bilginer, tiyatronun bir heves olduğunu, zaman zaman bu hevesi destekleyenler ve kıranlar bulunduğunu anlatarak, yaşam tiyatroyla daha güzel olduğu için yılmadıklarını kaydetti.

Haluk Bilginer, ödülü kendisiyle çalışan, emek veren arkadaşları adına aldığını söyledi.

Konuşmaların ardından, İspanyol Bambalina isimli tiyatro grubunun, kuklaları kullanarak oynadıkları "Don Kişot" sahnelendi.

Festival, 30 Kasım'a kadar devam edecek.


CNNTÜRK


karayel 21 Kasım 2008 19:57

Ankara’da 6 yıldır kapalı gişe oynayan Çalıkuşu balesi İstanbul’da

http://www.hurriyet.com.tr/_np/2873/6842873.jpg

Altı yıldır Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde kapalı gişe oynayan Çalıkuşu balesi 25 Kasım’da Türk Kalp Vakfı yararına İstanbul’da sahnelenecek. Reşat Nuri Güntekin’in 1922’de kaleme aldığı eserden uyarlanan balede 80 dansçı Veli Dede, Saadettin Kaynaks ve Rahmi Bey gibi Türk Sanat Müziği ustalarının eserleriyle dans edecek.

Şimdiye kadar sinema, televizyon dizisi ve tiyatroya uyarlanan Reşat Nuri Güntekin’in ünlü eseri Çalıkuşu, altı yıl önce ilk kez Ankara’da bale olarak da sahnelenmişti. Koreograf Merih Çimenciler’in sahneye koyduğu eser Ankara’da hálá kapalı gişe oynamaya devam ediyor. Eser bu hafta iki otobüs dolusu kostüm ve bir TIR dolusu dekorla tek gösteri için İstanbul’a taşınıyor.

ALTI YILDIR AYNI KOSTÜMLER KULLANILIYOR

Reşat Nuri Güntekin’in edebiyat dünyasında tanınmasını sağladı Çalıkuşu. Romanda Notre Dame de Sion’da eğitim görmüş Feride’nin aşk kırgınlığıyla Anadolu’ya öğretmenliğe gitmesi ve orada yaşadıkları anlatılıyordu. Ancak bu duygusal ilişki üzerinden Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Anadolu’nun içinde bulunduğu toplumsal gerçeklikler, aydın kadınların yaşadığı sıkıntılar da ele alınıyor. Merih Çimenciler de bunu eserde hiçbir değişiklik yapmadan kalabalık bir ekiple, 80 dansçıyla balede anlatıyor. Dekor ve kostümleriyse Paris’te yaşayan Alexandre Vassiliev, romanın geçtiği 1920’li ve 1930’lu yılları inceleyerek hazırlamış, örneğin Notre Dame de Sion Lisesi’nin orijinal kıyafetlerini bulmuş. 120 parça kadın, 130 parça da erkek kostümü hazırlanmış. 70 şapka ve diğer aksesuvarlar da sayılırsa yaklaşık 400 kostüm kullanılıyor. Altı yıldır Feride’yi Arzu Dirin, Kamran’ı da Armağan Davran canlandırıyor. Aynı şekilde dekor ve kostümler de değişmedi

GEL GÖR BENİ AŞK NEYLEDİ

İki saat süren gösteride altı yıldır seyircinin en çok sevdiği şeylerden biri de müzik. Çünkü çoğunlukla klasik müzikle sahnelenen bale, Çalıkuşu’nda Türk Sanat Müziği’yle yapılıyor. "Türkiye’deki izleyici kimi zaman baleye yabancı kalabiliyor, çünkü çalınan eserler hep yabancı. Ama Çalıkuşu, bizim romanımız. Bu yüzden müzikleri de öyle olmalıydı" diyor koreograf Merih Çimenciler. Eserde sanatçılar Hicaz Saz Semai, Acem Aşeran, Şol Cennetin Irmakları, Gel Gör Beni Aşk Neyledi, Güzel Bir Göz Beni Attı, Mahur Saz Semai, Sevdim Yine Bir Civan gibi Türk Sanat Müziği’nden eserlerle dans ediyor. Bu sırada seyirciler de yakından tanıdıkları şarkılara sözlerini mırıldanarak eşlik ediyor.

Feride rolündeki Arzu Kıran

HER GÖSTERİDE 15 KOSTÜM DEĞİŞTİRİYORUM

18 yıldır bale yapıyorum ama bu kadar uzun süre aynı eserde hiç sahne almamıştım. İlk oyunlarda kostümlerle ilgili problem yaşıyordum. Yaklaşık 15 kostüm değiştiriyorum ve bunların bazıları 30 saniye içinde oluyor. Bir diğer zorluk da orkestra şefimizin olmaması. Bu yüzden ilk gösterilerden birinde ben dans ederken girilmemesi gereken bir parçaya başladılar. Ama 18 yılın verdiği deneyimle hemen toparlayıp devam ettim. Türk Sanat Müziği eşliğinde dans etmek de bu gösterinin getirdiği farklılıklardan biri. Seyirci de gösteriye dahil oluyor, içlerinden şarkıları mırıldanıyorlar. Bir de beni yolda yakaladıklarında "Feride Hanım" diye hitap etmeleri çok hoşuma gidiyor.

OYUNU SAHNELENMEYE DEVAM EDİYOR

á Çalıkuşu 1966’da Osman F. Seden tarafından sinemaya uyarlandı. Dönemin yaklaşık 50 önemli oyuncusu rol aldı. Feride’yi Türkan Şoray, Kamran’ı Kartal Tibet canlandırırken ekipte Suna Pekuysal, Kadir Savun, Zeynep Değirmencioğlu gibi isimler de vardı.

á Eser 1986’da yine Osman Seden tarafından televizyon dizisi olarak da çekildi. Dizide Aydan Şener, Kenan Kalav, Mine Çayıroğlu, Sadri Alışık, Zafer Ergin ve Tilbe Saran gibi isimler rol aldı.

á Çalıkuşu geçen ekimden beri Tiyatro Kedi tarafından İstanbul TİM Maslak Show Center’da sahneleniyor.

Reji ve Koreografi Merih Çimenciler Dekor - Kostüm Alexandre Vassiliev Işık Tahsin Çetin Dansçılar Arzu Kıran (Feride), Armağan Davran (Kamran), Almula Ersoy (Münevver), Cankat Özer (İhsan Yüzbaşı), Oya Gürcan (Müjgan), Ayşegül Aydemir (Neriman), Zeren Topçu (Munise) Orkestra Saadet Paşaoğlu, Tanju Kabacı, İhsan Gündiyer, Yıldan Dirik, Haluk Derinöz, Cüneyt Kirşan, Ali Burç, Yalçın Baygın Biletler Bale 25 Kasım’da 21.00’de Mustafa Kemal Merkezi’nde. Biletler Biletix’te.


HerHangiBiri 29 Kasım 2008 20:32



Tanınmış yönetmen Fatih Akın'ın 2004 yılında Berlin Film Festivali'nde ''Altın Ayı'' ödülünü kazanan ''Duvara Karşı'' adlı filminden operaya uyarlanan aynı isimli oyunun dünya prömiyeri Bremen kentinde yapıldı.

Alman müzisyen Ludger Vollmer'in bestelediği operanın dünya prömiyeri, Bremen Tiyatrosu'nda çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleşti.

Yönetmenliğini Michael Sturm'un yaptığı ve başrollerini Şirin Kılıç ile Levent Bakırcı'nın paylaştığı oyunda, Bremen Operası sanatçılarından Can Tufan da iki rolde yer aldı.

''Duvara Karşı'' operasının en önemli özelliklerinden biri, sanatçıların hem Türkçe hem Almanca konuşmaları oldu.

Diyalogların ve aryaların sözlerinin her iki dilde de slaytla gösterildiği oyunla ilgili olarak tenor Tufan, ''Bu bizim için çok önemli bir olay. Türkçe ilk defa Avrupa'da opera dili oluyor'' dedi.

Orkestrada bağlama, zurna, kaval ve mey gibi Türk çalgılarının yer alması da bir operada ilk kez oluyor.

Besteci Vollmer, 1986 yılından bu yana, ikisi opera olmak üzere çok sayıda besteye imza atmış bir sanatçı.

''Duvara Karşı'' filminden çok etkilendiğini ve 2005 yılında İstanbul'a gittiğini ifade eden Vollmer, ''Filmi görür görmez bunu nasıl sahnelerim diye düşündüm. Bu film ve tabii ki opera da bize, hangi milletten olursa olsun, insanın kendisini, kendi kimliğini aramasının macerasını anlatıyor'' şeklinde konuştu.

Bremen Tiyatrosu'nda 20 Ocak 2009 tarihine kadar sahnelenecek eseri, Almanya'nın en prestijli operalarından biri olan Stuttgart Operası da gelecek sezon için programına aldı.


AA

GAZETEPORT


HerHangiBiri 5 Aralık 2008 18:26

Müteferrika'nın bastığı ilk kitaplar bulundu


http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif


Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilk matbaayı kuran İbrahim Müteferrika'nın bastığı ilk 17 kitabın 16'sı Rusya Devlet Kütüphanesi'nde ortaya çıktı.

Rusya'daki Türk Kültür Yılı çerçevesinde Moskova'daki Doğu Edebiyatı Merkezi'nde önceki gün yapılan ''Tarihi Perspektif açısından Türk-Rus İlişkileri'' konferansı çerçevesinde aynı binada bir günlüğüne açılan kitap sergisinde Müteferrika'nın bastığı 16 kitap da sergilendi.

Kütüphane Müdürü Mariya Milayeva, Rusya Devlet Kütüphanesi'nde 210 dilde 900 binden fazla kitap bulunduğunu belirterek, ''Kütüphanenin Türkiye bölümünde 30 binden fazla kitap bulunmakta. Bunların arasında en önemlisi hepimizin gurur duyduğu İbrahim Müteferrika'ya ait olan kitap hazinesidir'' dedi.




KİTAPLARIN HEPSİ ORİJİNAL HALİNDE

Milayeva, Osmanlı İmparatorluğu'nda Müteferrika tarafından basılan ilk 17 kitaptan 16'sının kütüphanelerinde olduğunu ifade ederek, ''19. yüzyılın başında Rusya'nın Ankara Büyükelçiliğine hediye edilen bu kitaplar daha sonra Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından kütüphanemize hediye edildi. Kitapların hepsi orijinal halinde ve müzelerden farklı olarak okumayı arzu eden herkes bu kitapları kütüphanemizde görebilirler'' diye konuştu.

Sergideki değerli kitaplar arasında İstanbul'da İbrahim Müteferrika'nın matbaasında 1729 yılında basılmış ve Osmanlı'da ilk kitap sayılan ''Tercümat üs-silah il Cevheri, Vankulu Lugati'' ve El-Sudi'nin el yazısından 1730 yılında basılan ''Tarih-i Hindi Garbi el-müsemma be-Hadisi'' (Doğu Hindistan Tarihi) adlı orijinal eserlerin bulunduğu dikkat çekti.

Moskova'daki sergide Müteferrika'nın eserlerinin yanı sıra eski Uygur dilinde yazılan ve Yusuf Has Hadcibi tarafından basılan ''Kutadgu Bilig'', Mahmut Kaşgar'ın ''Divan Lugan At-Turk'' adlı kitapları ile Türkiye Devlet Arşivi Osmanlı Bölümü'nün yayımladığı el yazıları, 1853-1856 yıllarındaki Kırım Savaşında çıkan belgeler, Birinci Dünya Savaşı sırasındaki ''Boğaziçi operasyonu'' ile ilgili belgeler, Türk sultanlarının fermanları ve uluslararası anlaşmalarının örneklerinin de orijinallerinin yer aldığı görüldü.




HerHangiBiri 6 Aralık 2008 13:50

Anadolu Ateşi Köln'deydi


http://www.gazeteport.com.tr/stellent/groups/public/documents/site_studio_images/gp_339964.jpg
http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif


Avrupa turnesinde bulunan ''Anadolu Ateşi'' dans grubu, Almanya'nın Köln kentinde gösteri yaptı.

Palladium adlı salonda yapılan gösteri, Türk ve Almanların yoğun ilgisini gördü. Gösteriyi izleyen binin üzerindeki kişi, ekibi dakikalarca ayakta alkışladı.

Kaynağını Anadolu'nun binlerce yıllık mitolojik ve kültürel tarihinden alan ''Anadolu Ateşi'', hemen hemen Türkiye'nin her yöresinden derlenmiş yüzlerce halk dansı figürü ve müziğini barındırıyor.

Anadolu topraklarında yaşanan efsanelerden kaynağını alan gösterinin ilk perdesi, ölümsüzlük dağı Nemrut'ta yakılan ateşle başlıyor. İlk perde boyunca, Orta Asya Şaman Türkleri, Zerdüşt, Yezidi, Alevi, semah, Güneydoğu, Doğu Anadolu, Akdeniz ve Ege motifleriyle süsleniyor.

Gösterinin ikinci perdesi, göç yollarında katarlarla Anadolu'ya akan insanlarla başlıyor ve Doğu Anadolu, İç Anadolu'nun batısı, Ege, İstanbul, Karadeniz, Trakya ve Balkan danslarını sahneye taşıyor.

Köln'de iki gösteri daha yapacak "Anadolu Ateşi" dans grubu, daha sonra 9 gün boyunca Münih'te sahne alacak.




HerHangiBiri 6 Aralık 2008 21:51

http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif


İstanbul'da 175 bin, Antalya da 100 bin sanatsever tarafından ayakta alkışlanan TROYA, ilk yurtdışı gösterisini Romanya da gerçekleştirdi.
http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif
http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif
4 Aralık 2008 Perşembe günü Bükreş'te Sala Palatului de gerçekleşen ve 5 bin kişi tarafından izlenilen gösteri yoğun ilgi gördü ve ayakta alkışlandı.

Gösteriyi, Romanya Cumhurbaşkanı'nın Eşi Sn.Maria Basescu, Romanya Cumhurbaşkanı Danışmanı Sn.Anca İlinoiu, ve Sn.Constantin Degeratu, Bükreş Belediye Başkanı Sorin Oprescu, Romanya ve Bükreş Sanayi ve Ticaret Odalarının Başkanları, Bükreş Büyükelçimiz Sn Ayşe Sinirlioğlu, Pakistan, Hindistan, Azerbaycan, İsviçre, Katar, Lübnan, Cezayir, Nijerya, Ürdün, Arnavutluk, Peru, İrlanda ülkelerinin Büyükelçileri, Dünyaca ünlü Romanyalı Pan Flüt Virtüözü TROYA'nın müziklerinde de imzası bulunan Gheorghe Zamfir ve 5 bin sanatsever izledi.




Ekibiyle birlikte izleyicileri selamlayan Mustafa Erdoğan, "Romanya'ya beşinci gelişimiz. Daha önce diğer gösterilerimizi sahneye koymuştuk. Romen halkının beğenisini kazanmak bizim için çok önemli" ifadelerini kullandı.

Genel Sanat Yönetmenliğini Mustafa Erdoğan'ın yaptığı TROYA, 120 kişiden oluşan dev dansçı kadrosuyla Romanya Bükreş Sala Pala Tului de 05 aralık ta da gösteri sergileyerek Romanya da iki TROYA gösterisi gerçekleştirmiş ve yaklaşık 10 bin kişi tarafından ayakta alkışlanmıştır.

TROYA, tüm sanatseverleri düş ile gerçeğin, bilim ile ütopyanın iç içe geçtiği insanlık tarihinin en eski ve en bilindik öykülerinden biriyle buluşturuyor.







HerHangiBiri 12 Aralık 2008 12:40




Çağdaş Türk sanatında, romantik resim anlayışını kendine özgü bir üslupla yorumlayan Ertuğrul Ateş’in Galeri Sevart’ta açılan ve son çalışmalarından örneklerin yer aldığı yeni sergisi 31 Aralık tarihine kadar uzatıldı.

New York, Chicago, Miami, Boston, Los Angeles gibi dünyaca ünlü birçok sanat kentinde sergiler düzenleyen, önde gelen koleksiyonerlerin koleksiyonunda resimleri bulunan Ertuğrul Ateş, zaman ve mekân duygusunun olmadığı resimlerinde kendine has bir atmosfer yaratıyor. (0212) 232 24 10




karayel 15 Aralık 2008 17:02

Asi kızın filmleri İstanbul Modern'de

http://www.hurriyet.com.tr/_np/2918/6922918.jpg

Beyazperdede oynadığı sayısız 'kötü kadın' rolüyle belleklerde yer eden Asia Argento, beş filmiyle İstanbul Modern Sinema'ya konuk oluyor.

Argento'nun Ölüler Ülkesi, Suspiria, Gözyaşlarının Annesi, Transylvania ve Aldatan Yürek adlı filmleri 11 ile 28 Aralık tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak. Aldatan Yürek'in yönetmen koltuğunda korku sinemasının ustalarından Dario Argento'nun kızı olarak yola çıkan Asia'nın bizzat kendisinin oturduğunu hatırlatalım.Türkçe altyazılı olarak sunulacak olan film gösterimleri müze ziyaretçileri ücretsiz olarak izleyebilecek.

İşte gösterim programında yer alan filmler:

Ölüler Ülkesi
Yönetmen: George A. Romero
Konu: Romero’dan yine dudak uçurtan bir zombi filmi... Yönetmeni kendi icadı olan Yaşayan Ölüler sahasında yeniden görüyoruz. Zombiler, yaşayanlara karşı savaşı kazanıp şehri ele geçirmişlerdir. Hayatta kalanlar ise çitlerle çevrili bir bölgede yaşar. İnsan toplumu iki sınıfa bölünmüştür: Biri Kaufman (Dennis Hopper) liderliğindeki zenginler, diğeriyse sokakta hayat mücadelesi verenler... Romero’nun apokaliptik dünyası yine bolca sosyal hiciv yüklü.

Transylvania
Yönetmen: Tony Gatlif
Konu: Avrupa’nın etnik sapa yollarında geçen bir aşk hikâyesi. Coşkun Çingene müzikleri, çarpıcı manzaralar, mutlu sonuyla keyifli bir yol filmi. Rumen kültürünü Avrupa’ya tanıtmasıyla ünlenen yönetmen, bu kez kamerasını Argento’nun oynadığı Zingarina’ya yöneltmiş. Sevgilisini aramak üzere yollara düşen Zingarina’nın Transylvania macerası. Gökyüzü altında geçen romantik bir yolculuk...

Gözyaşlarının Annesi
Yönetmen: Dario Argento
Konu: Korku filmlerinin kült yönetmeni Dario Argento’nun 1977 yılında Suspiria ile başlayan “Üç Anne” üçlemesi otuz yılın sonunda noktalanıyor. Öncekilerin vahşetini, kan potansiyelini aratmayan bu üçüncü filmde, Asia Argento ve annesi Daria Nicoldi bir anne-kızı canlandırıyorlar. Sarah Mandy, eski bir mezarda bulduğu antika kavanozun üstündeki mührü kırar, dünyaya hükmeden cadı Mater Lacrimarum’u, yani Gözyaşlarının Annesi’ni serbest bırakır. Bu da korkunç intiharların ve suç dalgasının Roma’yı kaplaması anlamına gelecektir.

Aldatan Yürek
Yönetmen: Asia Argento
Konu: Asia, bu kez yönetmen koltuğunda! Hayatın ortasından kesilen bu dehşetengiz kesit, uyuşturucu bağımlısı bir annenin oğluyla ilişkisini gösteriyor. Sevgi gördüğü ebeveyninden alınan yedi yaşındaki evlatlık bir çocuğun düştüğü cehennemvari hayat gözler önüne seriliyor. Fiziksel ve psikolojik acımasızlıklara maruz kalan bu çocuğu izlerken ürpereceksiniz. Asia Argento duygusal sömürüye başvuran, ruh hastası anne rolüyle dikkat çekiyor. Çocuğun büyük ebeveynleri ise Peter Fonda ve Ornella Muti tarafından canlandırılmış.


HerHangiBiri 15 Aralık 2008 19:16

''Beyoğlu’ndan Edebi Esintiler'' sergide




Karükatürist Tan Oral’ın “Beyoğlu’ndan Edebî Esintiler” adlı çizimleri Schneidertempel Sanat Merkezi’nde sergilenecek.

Tan Oral’ın “Beyoğlu’ndan Esintiler” adlı kitap için hazırladığı çizimler ile Beyoğlu binalarının cephe süslemelerinden derlediği ayrıntılar sergide birlikte yer alacak. 17 Aralık’ta açılacak sergi, 4 Ocak 2009’a kadar gezilebilecek.

100 EDEBİYATÇIDAN 100 ESER

Edebiyatımızda Beyoğlu’nu konu edinen ve Doğan Hızlan’ın seçtiği 100 edebiyatçıdan 100 eserin yer aldığı “Beyoğlu’ndan Esintiler” adlı kitap, Beyoğlu Belediyesi’nin 150. yıl kutlamaları nedeni ile İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından yayınlanmıştı.

Tan Oral’ın “Beyoğlu’ndan Edebî Esintiler” adlı sergisinin açılış kokteyli 17 Aralık 2008 Çarşamba günü saat 17.00- 20.00 saatleri arasında, Schneidertempel Sanat Merkezi Galerisi’nde yapılacak.

Ziyaret Saatleri: Hafta içi her gün Saat 10.30-17.00, Cumartesi kapalı, Pazar günü 12.00-16.00
Adres: Bankalar Caddesi Felek Sokak No:1 Karaköy- İstanbul




HerHangiBiri 17 Aralık 2008 22:56

'Minyatür Odalar' sergisi açıldı


http://www.ntvmsnbc.com/news/297197.jpg


Sanatçı Henry Kupjack’ın dünya tarihinde iz bırakmış dönemlerin yaşam tarzını ve mimari özelliklerini yansıtan 21 minyatür odası sanatseverlerle buluştu. Rahmi Koç Müzesi’ndeki sergi 15 Mart’a kadar görülebilecek

Sanatının günümüzdeki tek aktif temsilcisi ABD’li sanatçı Henry Kupjack’in, benzerine zor rastlanan gerçeklikteki kusursuz ve büyüleyici minyatür odalarından oluşan “Hayallere Sığmayan Minyatür Odalar” sergisi, ZEN Diamond ana sponsorluğunda ve Türk Hava Yolları’nın desteği ile İstanbul’a getirildi.

Her bir detayı titizlikle ve aslına uygun bir şekilde ele alınan, dünya tarihinde iz bırakmış dönemlerin yaşam tarzını, mimari özelliklerini ve en önemlisi ruhunu yansıtan 21 minyatür oda, 15 Mart’a kadar görülebilecek.

Sergide, “İskender’in Kuşatma Çadırı (M.Ö 333)”, “Kırmızı mobilyalı Amerikan Lokantası (1942)”, “Ptolemi Sarayının Yatak Odası (M.Ö. 200)”, “Raleigh Tavernası Dauphine Yemek Odası (Williamsburg 1770’ler)”, “Fransız Taşra Yatak Odası (1850)”, “Japon Çiftlik Evi Mutfağı (1700’ler)”, “XVII. Yüzyıl Korsan Kaptanın Kamarası (1680)”, “Blackwell Misafir Odası (1760)”, “Montmorenci Merdivenli Salon (1830)”, “New Orleans Oturma Odası (1850)”, “1950’ler New York’unda Sanatçı Stüdyosu”, “San Francisco Dans Salonu ve Barı (1885’ler)”, “Lüks Pulman Vagonu (1893)”, “H.C. Kupjack Çatı Katı (1995)”, “Beidermeier Kütüphanesi (1815’ler)”, “18. Yüzyıl İngiliz Barı (1795’ler)”, “XVI. Louis’in Yemek Odası”, “Wintergarden Tiyatrosu Kulisi (1940)”, “Thomas Jefferson’ın Çalışma ve Yatak Odası (1770)”, “Ulyses Grant’ın Galena’daki Yemek Odası (1879)” yer alıyor.

Sergide ayrıca Kupjack’ın, Rahmi Koç’un isteği üzerine yaptığı ve müzeye armağan ettiği “18. Yüzyıl Osmanlı Kahvehanesi”de sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Sergide yer alan eserler bugüne kadar Florida Naples Sanat Müzesi, Winterthur Müzesi, Chicago Sanat Enstitüsü, Boston Kütüphanesi ve Illinois Devlet Müzesi gibi dünyanın belli başlı müze ve galerilerde sanatseverlerin beğenisine sunuldu.





HerHangiBiri 26 Aralık 2008 22:12



Gala-Salvador Dalí Vakfı’nın işbirliğiyle düzenlenen ve 20 Eylül’de başlayan sergiyi bugüne kadar 160 binden fazla sanatsever gezdi. Başlangıçta 20 Ocak 2009 olarak belirlenen kapanış tarihi de bu sebeple 10 gün daha uzatılarak 1 Şubat 2009 Pazar oldu.

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nin (SSM) ev sahipliği yaptığı “İstanbul’da Bir Sürrealist: Salvador Dalí”sergisi gördüğü yoğun ilgi sebebiyle 1 Şubat 2009 Pazar gününe kadar uzatıldı.

“İstanbul’da Bir Sürrealist: Salvador Dalí” sergisi kapsamında ünlü sanatçının toplam 385 parça eseri sunuluyor. Sergide 33 resim, 113 çizim, 111 gravür ve 12 litografisinden oluşan ana koleksiyon dışında ayrıca sanatçının mektupları, notları ve fotoğrafları da yer alıyor. Pazartesi günleri hariç, salı, perşembe, cuma ve pazar günleri 10.00-18.00, çarşamba ve cumartesi günleri 10.00 - 22.00 saatleri arasında gezilebilen sergi açıldığı günden beri yerli ve yabancı 160 binden fazla sanatsever tarafından gezildi. Başlangıçta 20 Ocak 2009 olarak belirlenen kapanış tarihi de bu sebeple 10 gün daha uzatılarak 1 Şubat 2009 Pazar oldu.

SSM Müdürü Dr. Nazan Ölçer, “Picasso ve Rodin’den sonra batının bir diğer büyük ustasını sanatseverlerle buluşturan serginin, ulusal ve uluslararası alanda, en az önceki sergiler kadar büyük bir ilgiyle karşılanacağına baştan beri inanıyorduk. Sanatseverlerin, büyük bir heyecanla devam eden ilgisinden çok mutluyuz. Serginin açıldığı ilk günden itibaren oluşan kuyruklarımız devam ediyor. Serginin sömestre tatilini içine alacak şekilde uzatılması yönünde telefon ve e-posta ile gelen talepleri ve günlük ziyaretçi sayısımızı göz önüne alarak, serginin süresini sömestre tatilinin bir haftasını da içine alacak şekilde 10 gün uzatmaya karar verdik. Ek sürenin, sergiyi henüz gezemeyenler için fırsat yaratacağına inanıyoruz” dedi.



volture 7 Ocak 2010 20:30

Eurovision'a maNga gidiyor


TRT, Türkiye’yi bu yıl Norveç’te düzenlenecek Eurovision’da temsil edecek grubu belirledi. Geçen yıl MTV’nin Avrupa’nın ‘en iyi sanatçısı’ seçilen maNga Oslo biletini aldı.

Bu yıl Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenecek olan 55. Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil edecek olan grup belli oldu. Mayıs ayında düzenlenecek olan yarışmada Türkiye’yi rock grubu maNga temsil edecek. Geçen yıl MTV Avrupa Müzik Ödülleri’nde Avrupa’nın En İyi Sanatçısı seçilen 5 kişilik grup Ferman Akgül’ün solistliğinde Özgür Can Öney, Yağmur Sarıgül, Efe Yılmaz ve Cem Bahtiyar’dan oluşuyor. Geçen yıl Hadise’nin “Düm Tek Tek” şarkısıyla Türkiye’yi temsil ettiği yarışmada, yaşanan kıyafet tartışması ve yaşanan aksaklıklar nedeniyle TRT, özellikle bu yıl Eurovision’a bir erkek solist göndermeye karar verdi.

Açıklamaları etkili oldu
Bu kararı verirken Avrupa’daki trendleri de göz önüne alan TRT, maNga’nın yurtdışından aldığı ödülü ve ardından Türkiye’ye dönüşlerinde havalimanında yaptığı “Eurovision teklifi gelirse ülkemizi seve seve temsil ederiz” açıklamasının kararlarında etkili olduğunu açıkladı. Bu yıl geçen yıllara göre şarkı ve şarkıcı seçimi geciken Eurovision’la ilgili ince eleyip sık dokuyan TRT, internet üzerinden yaptığı anketten de fikir sahibi oldu ve kararını halkın fikri doğrultusunda verdi. TRT ile maNga ön görüşmede de karşılıklı anlaştı. Önümüzdeki günlerde yarışma ile ilgili taraflar anlaşma yapacak.

Hayko Cepkin: Yarışmayı ciddiye almıyorum
Öte yandan önceki gün maNga grubu, Efes Dark tarafından düzenlenen Türkiye’nin en kapsamlı rock müzik yarışması “Rock’n Dark” yarışmasının Sirkeci Garı’ndaki basın toplantısına katıldı. Yarışmanın tanıtım toplantısında maNga, birlikte jüri üyeliği yapacağı Emre Aydın, Hayko Cepkin ve Gripin’le bir araya geldi. Toplantıda Eurovision Şarkı Yarışması gündeme geldi. Hayko Cepkin, “Eurovision gibi bir hayalim yok. Ben Eurovision’u pek ciddiye almıyorum. Ama gün gelip şahsıma teklif gelirse bir duruşum ve tavrım var ve yapmak istediklerime engel olunulmamasını isterim. Benim ilk beşe girmek gibi derdim de olmaz. Sonuncu olup sansasyon yaratma derdindeyim. Ajda Pekkan gibi olur mu bilmem ama mayo giyersem olur herhalde” dedi.

Emre Aydın: Teklif gelse reddederim
Eurovision için adı ilk geçen isimlerden biri olan Emre Aydın da tıpkı Şebnem Ferah gibi teklif gelse de kabul etmeyeceğini açıklamıştı. Aydın, "Benim kısa vadede ve orta vadedeki planlarım içerisinde Eurovision yok. Ben gitmiyorum zaten. Zaten gelen resmi bir teklif yok. Gelse de reddederim. Bana kimsenin resmi bir daveti olmadı. Bu onu değersiz hale getirmiyor. Umarım gitmek isteyen gider. Bir iki ay içerisinde Türkçe albümüm çıkacak sonra İngilizce albüm çıkartacağım" demişti.




volture 14 Ocak 2010 17:50

Balkanlarda Işık Ve Gölgeler

Beyoğlu Belediyesi Kültürlerarası Sanat Dialogları kapsamında Yunan Kültür Vakfı (Hellenic Culture Foundation) işbirliği gerçekleşen, “Balkanlarda Işık ve Gölgeler” adlı sergi, Sekiz Balkan ülkesinden, sekiz fotoğraf sanatçısının eserlerinden oluşmaktadır.

Güneydoğu Avrupa halkları arasındaki kültürlerarası diyalogun, barış içinde bir arada yaşamanın ve işbirliğinin sağlanması amacıyla gerçekleşen proje 9 Ocak / 9 Şubat 2010 tarihleri arasında Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisinde sanatseverler ile buluşacaktır.

Aynı hedef etrafında birleşen fotoğraf sanatçıları Stelios Efstathopoulos (Yunanistan), Nina Nikolova (Bulgaristan), Bevis Fusha (Arnavutluk), Stanko Abadzic (Hırvatistan), Imre Szabό (Sırbistan), Virgil Mlesnita (Romanya), Timurtaş Onan (Türkiye) ve Milomir Kovacevic (Bosna), halkları kültür ve sanat aracılığıyla yakınlaştırmak adına işbirliği, fikir alışverişi ve kültürümüzün ortak noktalarını öne çıkarma arzusunu dile getirmektedirler.

Tarih: 09.01.2010
09.02.2010 tarihleri arasında sergilenmektedir. Mekan: Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi
Adres: Beyoğlu Belediyesi
İl/ilçe: İstanbul / Beyoğlu
Telefon: 0 212 252 77 55



Bessonnitsa 25 Haziran 2011 22:50

BÜYÜK ANKARA FESTİVALİ 2011
 

-BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ TARAFINDAN BU YIL DÖRDÜNCÜSÜ DÜZENLENECEK BÜYÜK ANKARA FESTİVALİ 2-10 TEMMUZ TARİHLERİ ARASINDA YAPILACAK
-ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ ALANINDA GERÇEKLEŞTİRİLECEK OLAN BÜYÜK ANKARA FESTİVALİ’NDE ÜNLÜ YILDIZ SES SANATÇILARINDAN, 16 FARKLI ÜLKENİN FOLKLOR GRUPLARINA, MOTOKROSTAN, SİRK VE PANAYIR GÖSTERİLERİNE DEV OYUNCAKLARDAN YARIŞMALARA KADAR BİR ÇOK FARKLI AKTİVİTE YER ALACAK

http://www.ankara.bel.tr/Haberler/Resimler_2011/ankara_festivali_200_1.jpg

Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl Dördüncüsü düzenlenecek olan uluslararası “Büyük Ankara Festivali” yüz binlerce konuğuna kapılarını açmak için gün sayıyor.
Atatürk Kültür Merkezi (Eski Hipodrom ) alanında 2-10 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek “Büyük Ankara Festivali’nde çocuklar, gençler, yaşlılardan oluşan her yaştan ziyaretçi birbirinden ünlü sanatçıların verdiği konserlerle, birbirinden farklı etkinliklerin yer aldığı aktivitelerle coşku, heyecan ve eğlenceyi bir kez daha yaşayacak.
Büyükşehir Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen yaz günlerini Başkentte geçirenlerin tutkuyla beklediği Büyük Ankara Festivali eğlenceden konserlere, alışverişten yarışmalara, oyun alanlarından adrenalini yüksek spor gösterilerine kadar pek çok farklı etkinlikle bu yıl da tatilini Ankara’da geçirmek isteyenlerin değişmez adresi olmayı sürdürecek.

http://www.ankara.bel.tr/Haberler/Resimler_2011/festival_1_200.jpg

Büyük Ankara Festivali’ne az bir süre kala Atatürk Kültür Merkezi’nin her noktasında hazırlıklar aralıksız sürerken, festival alanına kurulacak dev oyuncaklar, eğlenceli yarışmalar, sirk ve panayırlar da çocukların hoşça vakit geçirecekleri yerler olacak.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da yüz binlerce Başkentlinin ve yaz günlerini yemyeşil ve rengarenk Ankara’da geçirmek isteyen ziyaretçilerin buluştuğu adres olacak dev şenlikte, vatandaşlar, Büyükşehir Belediyesi birimlerinin stantlarında da çalışmalara ilişkin bilgiler alıp, kullanılan araç gereçleri de yakından görme fırsatı elde edebilecek.
-FESTİVALE YILDIZ YAĞACAK…
Büyükşehir Belediyesi tarafından dördüncüsü düzenlenen Büyük Ankara Festivali’nde geçen yıllarda olduğu gibi bu yılda yine yıldızlardan oluşan geniş bir sanatçı kadrosu bulunuyor.
Başkentliler 8 gün süresince sıcak yaz akşamlarını her gece birbirinden ünlü ve sevilen ses sanatçılarından Ebru Gündeş, Murat Boz, Ziynet Sali, Emre Aydın, Zara, Alişan, Sıla, Mustafa Ceceli, Murat Dalkılıç, Gülşen, Gülben Ergen,Eda Karaytuğ, Ferhat Göçer, Niran Ünsal, Sibel Can, Özcan Deniz’in verdiği konserlerle renklendirecekler. Sunuculuğunu Vatan Şaşmaz’ın yapacağı konserin sonunda muhteşem havai fişek gösterilerini de izleme imkanı bulacaklar.
-16 ÜLKEDEN FOLKLOR GRUBUNUN GÖSTERİLERİ …
Festivale, 16 ayrı ülkeden gelen halk dansları topluluklarıda ülkelerini danslarıyla tanıtacak. Bu ülkelerden, Bulgaristan, Romanya, Bosna Hersek, Gürcistan, İran Türkleri, Macaristan, İtalya, Çeçenistan Özerk Cumhurşyeti, Rusya Federasyonu, Azerbaycan, Moldova, KKTC, Ukrayna, Polonya, Makedonya, Başkurdistan ve Türkiye’den “Büyük Ankara Festivali” ne katılan halk dansları topluluklarının gösterileri binlerce Ankaralının beğenisine sunulurken, ülkeler arasında kültürel kaynaşmanın bir parçası da olacak.
-HESAPLI ALIVERİŞ İMKANI…
2 Temmuz Cumartesi Başkentliler başta olmak üzere, Ankara’ya gelen tüm konuklarına ev sahipliği yapacak Büyük Ankara Festivali’nde tüm vatandaşlar, eğlencenin yanında hesaplı alışveriş için özel olarak oluşturulan satış sokakları ve onlarca stanttan birbirinden zengin çeşitteki ürünleri kaliteli ve ucuza alma imkânı da bulacaklar.
Gündüzleri kurulan yüzlerce stantta ucuz ve kaliteli alışverişin yanı sıra ünlü tatların yiyecek stantlarında yemek keyfini de yaşayacak olan yüz binlerce ziyaretçi, Başkent’in muhteşem akşam saatlerinde de birbirinden ünlü sanatçıların konserleriyle unutulmaz bir Başkent hatırasına imza atacaklar.

-MOTOKROS GÖSTERİLERİ NEFES KESECEK…
Gündüzü ayrı gecesi ayrı etkinliklere ev sahipliği yapacak Festivalin en iddialı gösterilerinden biri de herkesin soluksuz izlediği dünyaca ünlü korkusuz motokrosçuların yaptığı akrobasi gösterileri olacak.
İlk saatlerden itibaren coşkunun ve eğlencenin hız kesmeden süreceği festivalde, birçok eğlence ve aktivitenin yanı sıra üniversiteler, sivil toplum örgütleri, belde, ilçe ve Büyükşehir belediyesini de vatandaşların ayağına getirecek.


ayşen_ville 20 Eylül 2011 10:45

Leonardo da Vinci İcatlar Sergisi
 
Yılın en büyük sergisine giden var mı? Leonardo da Vinci İcatlar Sergisi 16-26 Eylül arasında M1 Meydan Ümraniye AVM'de. Sergide ne var derseniz, Leonarda da Vinci'nin tasarladığı icatlar var. İcatları merak edenler varsa facebook grubundan çizimlere bakabilir. Etkilenmemek mümkün değil rönesans adamı bunlar 1480lerde tasarlamış. facebook.com/leonardoicatlarisergisi

Sergi İstanbul'dan sonra Gaziantep, Adana ve Konya'yı gezecekmiş. Hepsi de M1 Merkez AVMlerde gerçekleşiyor. Bu haberi sizinle paylaşmak istedim çünkü bence son yılların en önemli sana etkinliklerinden. Üstelik ücretsiz bir sergisi bence zamanı olan herkes gitmeli. Ben haftasonu gidiyorum deneyimlerimi sizinle paylaşacağım.


Efulim 13 Şubat 2012 10:32

Bedensel Engellilerin Tiyatro Etkinliğini Kaçırmayın
 
Bedensel Engellilerin Tiyatro Etkinliğini Kaçırmayın

http://www.hepimizaileyiz.com/Img/6808_300_300/Bedensel-Engellilerin-Tiyatro-Etkinligini-Kacirmayin

Bedensel engelli arkadaşlarımızın emeğiyle hazırlanan tiyatro etkinliğine bir destek de sizden gelsin.

Elde Edilecek Gelirle Engelli Arkadaşların Eksikleri Giderilmeye Çalışılacak
Oyun, bedensel engelli arkadaşlarımızın eksikleri olan tekerlikli sandelye, koltuk değneği, protez gibi ihtiyaçlarını gidermek ve topluma, bizimde içinde yaşamış olduğumuz dünyaya kazandırmak amaçlı düzenlenen tiyatro gösterisidir.

Bir Destek de Sizden Gelsin
Gösterideki oyuncuların tamamı bedensel engellidir. Oyunumuz ZEYTİNBURNU KAZLI ÇEŞME KÜLTÜR MERKEZİ'NDE 27 ŞUBAT 2012 saat:19:00'da ''BİZİM EVİN HALLERİ'' ismiyle sergilenecektir.

Oyunun biletleri kişiye özel 50 TL'dir. Biletleri özel kuryeler tarafından ücretsiz olarak verdiğiniz adrese kapıda ödeme ile gerçekleştirilmektedir.

İLETİŞİM İÇİN:
Bedia TOMRİS 0212 259 79 68
0212 259 79 99




Saat: 15:09
Sayfa 2 / 3

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık