![]() |
Hayatın En Karmaşık,En Basit Denklemi SEN + BEN = BİZ... |
hayat kadar bu dünyada eşi değer hiç bi varlık yaratılmamıştır hayat nedir: herkes yaşam der ama ööle deil hayat sevinç üzüntü paylaşım depresyon hastalıktır hayat bize kolayı zoru ayırt etmenin bi yoludur hayat bize yaşamın nası olduğunu gösterir hayat kolay deildir kolay olsaydı zoru bilmezdikki hayatı bi ülke ye benzetebiliriz devlet:kurulur.büyür.gelişir.yıkılır hayat:doğar.büyür gelişir ölür hayatın zorlukları nasıl atlatılabilir bilionzmu birlik olarak birlik olursak hayatın zorluklarını aşarız hayat bize felaket olcağı zmn hbr verir örn:17 ağustos 1999 depremide o gece hava kocaeli de kırmızıymış hayatta herkesin bir yaratılışı bir bölümü vardır ve insan.hayvan.bitki türündeki canlıların hepsinin yetenekleri aynı insan:konuşur.yürür.düşünür hayatta hiç bir zmn sinirli olmayın çnkü işleriniz hiç yolunda gitmez hayatı zorluklarıyla seviceksiniz kolaylıkla deil hayat her devirden bi alır bi verir örn.eskiden icat yoktu insanlar nası yaşardı:sabırla sevgiyle.dayanışmayla şmdi icat var ama sabır sevgi yok hayatı zorluklarıyla sevin size kolay gelsn hayat yan gelip yatmak deil daima çalışmak elbette yatçaksın ama çalışçaksında arkadaşlar siz siz olun bnm yazdıklarıma uyun çnkü:hayat felsefesi olarak yazdıklarım hepsi doğru |
YaŞamak İçin YaŞama ... YaŞadıkLarınLa YaŞa ... (Devamm et Kaderr ben mutluyumm :cici:) |
hayatta en gzl olanlar 5 tane sevgi mutluluk barış sağlık iyilik |
:) hayat bir resim gibidir... Kabiliyetliysen eger resmin güsel olur.... baziları tuale bir nokta bile koyamadan göcer giderbu dünyadan... :) |
hayat sız dünya olmaz |
Silgi kullanmadan resim çizme sanatına HAYAT denilmektedir... Umarım hiçbirimizin silgiye ihtiyacı olmaz:tender: |
*Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada birlikte ölmüşlerdi.. * * Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya başladılar.. Adam çok susamıştı.. Biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular.. Rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir bahçe kapısı, ve onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın.. Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu: "Affedersiniz.Burası neresi? Kadın ona gülümsedi: "Burası Cennet, efendim" Adam bunun üzerine sevinçle "Harika...!!!" dedi "Peki bana biraz su verebilir misiniz? Gerçekten çok susadım".... Kadın cevap verdi: "Tabi efendim, içeri girin..İçeride dilediğiniz kadar su bulabilirsiniz....." Böylece adam köpeğine döndü, "Hadi oğlum içeri giriyoruz" diyerek kapıya yürüdü...ama kadın onu birden durdurdu: "Üzgünüm efendim, köpeğiniz sizinle gelemez,hayvanları içeri almıyoruz..." Bunun üzerine adam bir an durdu.. düşündü.. ve geri dönüp köpeğiyle birlikte geldikleri yolun tam ters yönünde yürümeye koyuldular.... Bir süre geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu bir yolda buldular ve yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini andıran bir kapıyla yırtık pırtık elbiseli bir dede çıktı... Adam sordu:"Affedersiniz.... bana biraz su verebilir misiniz??" Dede "İçeri gel" dedi."kapıdan girdikten sonra sağ tarafta bir çeşme var..." Adam sordu: "Peki arkadaşım da benimle gelip oradan içebilir mi?" Dede " Tabii..."dedi.."çeşmenin yanında köpeğinin de su içebileceği bir kase bulacaksın..." Bunun üzerine adam kapıdan girdi... biraz yürüdükten sonra sağ tarafta çeşmeyi buldu.. Adam çeşmeden köpek de oracıktaki kaseden doya doya içerek susuzluklarını giderdiler.... Derken adam geri giderek girişte bekleyen dedeye sordu: "Su için çok teşekkür ederim... Peki burası neresi..?" Dede "Burası cennet" dedi. Bunu duyan adam şaşırdı: "Ama nasıl olur..? az önce burası gibi kırık dökük olmayan muhteşem bir yere gittik ve orasının da Cennet olduğunu söylediler..." Dede "şu rengarenk çiçeklerle süslü altın kapılı yer mi?" dedi, ama orası Cehennem.." Adam iyice şaşırmıştı: "Peki ama orası sizin adınızı kullanarak insanları kandırıyor diye hiç kızmıyor musunuz..??" Dede gülümsedi: "Kızmıyoruz.....çünkü onlar kendi çıkarı için en iyi arkadaşını yarı yolda bırakanları Cennet'ten uzak tutuyorlar...." Dostlarınızı Yarı Yolda Bırakmayın. Bir dostun derdine herkes üzülebilir, bu çok kolaydır. Bir dostun başarısına sevinebilmek ise sağlam bir karakter gerektiri**r* |
"Greater Idaho Falls" bilim fuarında bir lise öğrencisi,yöre insanlarını hazırladığı projeyi imzalamaya davet etti. Delikanlı; "Dihydrogen monokside" adlı maddenin kullanımının tümüyle yasaklanmasını, mümkün olmadığı takdirde çok sıkı kontrolünü istiyordu.Maddenin zararlarını duvarlara astığı afişle açıklıyordu: 1- Yoğun terlemelere ve kusmalara sebep olabilir. 2- Doğaya büyük zararlar veren asit yağmurlarının ana unsurudur. 3- Gaz haline geçmiş hali, çok ciddi yanıklara sebep olabilir. 4- Kazara solunması, ciğerlere dolması ölüme yol açar. 5- Erozyona yol açar. 6- Otomobil frenlerinin etkinliğini azaltır. 7- Ölümcül kanser tümörlerinin hepsinin içinde bulunmuştur. Bir saat içinde tam 50 bilim fuarı meraklısı insan, delikanlının kampanya açtığı standı ziyaret etti. 43 kişi yasaklama isteğini şiddetle desteklediler. 6 kişi kararsız kaldı. Sadece bir kişi yasaklanması istenen "Dihydrogen monokside"nin H2O yani hayatın can damarı "su" olduğunu söyledi. Delikanlının bu projesi "Ne kadar kolay aldatılabiliyoruz" yarışmasının birincisi ilan edildi...! Delikanlı: "Amacım, kolayca saptırılmış, saçma bilimsel cümleciklerle insanların nasıl yanlış koşullandırılabileceklerini göstermekti" dedi.. |
Dunyaya geldigimizde, yanimizda bir kullanma kilavuzu yoktu; ama asagidaki kurallar yasamimizin daha iyi olmasini saglayabilir… 1. Bir bedende yasayacaksiniz. Bedeninizi sevebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ama emin olun, bedeniniz yasaminizin sonuna kadar sahip olacaginiz tek seydir. 2. Dersler alacaksiniz. "Dunya Gezegeninde Yasam" adinda tam zamanli bir okula devam edeceksiniz.Buradaki herkes ve her olay "Evrensel Ogretmen" dir. 3. Hatalar yoktur, sadece dersler vardir. Buyumek,deneysel bir surectir. "Basarisizlik" lar da, "Basari" lar kadar bu surecin bir parcasidir. 4. Her ders, ogrenilinceye kadar yinelenir. Onu ogreninceye kadar karsiniza degisIk bicimlerde cikar - sonra baska bir derse gecersiniz. 5. Eger kolay dersleri ogrenmezseniz, zorlasirlar. Disaridaki sorunlar,icsel durumunuzun eksIksiz bir yansimasidir. Icinizdeki engelleri ortadan kaldirdiginiz zaman, dis dunyaniz degisir. Aci, evrenin sizin dikkatinizi cekme yontemidir. 6. Bir dersi ogrendiginizi, davranislariniz degistigi zaman anlarsiniz. Bilgelik uygulamadadir. Bir seyin birazi, cok sayida hicbir seyden iyidir. 7. "Orasi", "burasi"ndan daha iyi degildir. "Orasi","burasi" oldugunda, "burasi"ndan daha iyi gorunen, baska bir "orasi" ortaya cikar. 8. Digerleri sizin yansimanizdir. Icinizde bulunan sevdiginiz ya da nefret ettiginiz bir seyi yansitmadigi surece, herhangi bir seyi sevemez ya da ondan nefret edemezsiniz. 9. Yasaminiz sizin elinizdedir. Yasam size tuvali saglar, resmi siz yaparsiniz. Yasaminizin kontrolunu elinize alin, yoksa bunu baskasi yapar. 10. Daima istediklerinize sahip olursunuz. Bilincaltiniz hangi enerjileri, hangi deneyimleri ve hangi insanlari yasaminiza cekeceginizi en uygun bicimde belirler; bu nedenle, ne istediginizi bilmenin en kesin yolu, sahip olduklariniza bakmaktir. Yasamda kurbanlar yoktur, sadece ogrenciler vardir. 11. Dogru ya da yanlis yoktur, sonuclar vardir. Ahkam kesmek bir ise yaramaz. Yargilamak kaliplari yerinde tutar. Sadece yapabileceginizin en iyisini yapin. 12. Yanitlariniz kendi icinizde yatar. Cocuklarin baskalarinin rehberligine ihtiyaci vardir; olgunlastikca, "Ruhun Yasalari"nin yazili oldugu yureginize guvenirsiniz. Duyduklarinizdan, okuduklarinizdan ve anlatilanlardan daha fazlasini bilirsiniz. Yapmaniz gereken tek sey bakmak, dinlemek ve guvenmektir. 13. Butun bunlari unutacaksiniz. 14. Dilediginiz zaman animsayabilirsiniz. SIZDE BIR AGAC YURURSE, BENDE ORMANLAR KOSARDI.. |
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... Can Yücel |
Yalanı yakalamanın 10 yolu Tutarsızlık Yaptıkları ile anlattığı arasında tutarsızlık varmı yok mu bakabilirsin En ummadığı soruyu sor yalan söyleyen bir insanın mutlaka iyi ve sağlam bir hikayesi vardır.Ve sizin ne sorabileceğinizi bilerek yanıt verirler İnternetteki web yalanlarını yakalamak için yalan söylediğiniz kişiyi iyice izleyin. En umulmadık bir anda hazır olmadıkları bir konuda bir soru yöneltin Davranışlarını değerlendir Yalanın en önemli göstergelerinden biri davranışlardaki değişiliktir Genel olarak heyecanlı olan biri sakinse veya sakin biri heyecanlıysa dikkat edin farklı birşeyler oluyor demektir Duygulardaki samimiyetsizlik Çoğu insan sahte gülümseyemez Zamanlama hatası vardır ve normal gülümsemeden çok daha uzun sürer veya diğer davranışlarla karışır Bazen kızgın yüzle, gülümseme iç içedir Dudaklar doğal gülümsemeden daha küçük ve daha cansızdır İçten gelen tepkilere dikkat İnsanlar genellikle yalanlarını geçiştirirken şöyle der; 'İçten gelen bir tepki veya kadına, erkeğe özgü bir sezgi' ama bu doğru duyguların sapmasından başka bir şey değildir İçgüdüler yalanların açıklamasında inandırıcı değildir Çok küçük hareketleri izle Çok küçük hareketler mimikler ifadelerin ön açıklamasıdır Genellikle ikinci dakikanın 25. sn civarında bir gizli duyguyu anlatır Yani bir kişi çok çok mutlu görünüyorsa gerçekte bazı şeyler için üzülüyor olabilir Gerçek duygusunun anlaşılmasından duyduğu korku bir an için yüzünde belirir. Gizlenen korku, mutsuzluk, kızgınlık, kıskançlık her neyse bir göz kırpması anı kadar kısa sürede yüze yansır Bunu yakalamak büyük bir hünerdir Yapılan araştırmalarda hemen hemen katılanların %99'u bu mikro mimikleri işaretleri göremedi fakat bu bir saatten daha kısa zamanda öğrenilebilir Mikro hareketler sebebi söylemez Sadece gizlenen bir duygu olduğunu gösterir İnkar etme Yalan söyleyen kişinin hareketleri, söyledikleri, ses tonu, mimikleri birbirini tutmaz İnkarı gösteren bazı davranışlar vardır. Endişe veya tedirginlik Karşınızdaki konuşurken gözlerinize bakamıyorsa ve bu onun her zaman ki hali değilse yalan söylediğinden şüphelenebilirsiniz Uzağa bakıyor terliyor ve tedirgin endişeli bakıyorlarsa hiçbirşey normal değildir Çok çok fazla detaycılık Eğer birisine 'Nerede kaldın?' diye sorduğunuzda karşınızdaki 'Markete gittim ve yumurta süt şeker almam gerekiyordu ve bir köpeğe çarptığım için çok yavaş gitmek zorunda kaldım' gibi detaylı olarak birşeyler anlatıyorsa yalan söylediğinden şüphelenebilirsiniz Çok fazla detay onları içinde bulundukları durumdan kurtulmak için düşünülen bütünlük içeren bir yalan olabilir Gerçeği görmemezlikten gelme Birisine gerçeği anlatmak yalan söylemekten daha fazla kabul edilir Herkesin bildiği bir şeyin arkasına sığınarak yalan söylenebilir Böylece insanların kafası karışır ve söylenilenin doğru olabileceği düşünülür |
Yasam hakkı elinden alınan her çocuk anısına.... Kasımın çaresizliginde,acı bir çıglık yayıldı odama. Tanıdık bir hıçkırıs,bozgun saatler ve acı bir topraga verme merasimi. Ayaz yüzümün kivrimlarini biçakliyordu, konusamiyordum, susmuyordu yüregim Dogumunla baslar sana dikte ettirilen acılar. Ilk gözyasların ne içindir hala bilinmez. Sonuçta ne kadar igrenç bir dünyaya geldigini anlayamazsın ama aglarsın. Biyolojik bir tepki demek ne kadar ikna edicidir bilmiyorum. Iste gelirsin ya dünyaya, birde kimlik verilir sana adini,soyadini,dogum yerini yazarlar. Bunu sen seçemezsin bahtina ne düserse artık. Bu kimlikle büyümeye baslarsin ilk kelimelerin,ilk adimlarin,ilk anlamli bakısın Sonra savasın baslar hayatla. Sana güzel ve temiz görünen herkes kirli,her sey acıdır. Bunu ögrenecek vakit bile taninmayacaktir sana. Tutundugunu sandigin her dal kırık yada çürüktür. Belki bir düsüste gidersin belki birkaç... Küçügüm ! Sana dev gibi görünür degil mi? gördügün her sey senin küçüklügüne zarar verilmez,sana kıyılmaz sanırsın degil mi? Bir bilsen ne kadar kalles oldugunu o devlerin. Seni yüreginden vuracak kadar devdirler. Senin ırzına geçecek kadar devdirler. Seni duvara çarpacak kadar devdirler. Senin bedenini parçalayacak kadar devdirler. Bedeninin üzerine bomba yagdiracak kadar devdirler. Küçügüm ! Hep küçük kaldın. Büyümeden öldürüldün. Hesap soramayacak, lanet edemeyecek kadar küçüktün öldürüldügünde Sen dogdugunda bir hayat verilmisti sana. Düsüp dizini kanatacagin oyuncak bir bebek için aglayacagin ilk askını okul sıralarında yasayacagın acı çekecegin gülecegin sevinecegin sevecegin sevilecegin ve düsünecegin bir hayat. Duygularini ve fikirlerini yarıstıramadan yasama hakkını aldılar elinden Sonbaharın sararmıs bir kösesinde yagmurlarla bir yol çizememe hakkını, tütün tadında demli bir çayi yudumlayıp hüzünlenmek hakkını aldılar elinden. Sözlerimin tükendigi vakit tükürme ve lanet etme hakkımı kullanıyorum onların yapamadıgını. Yüzünüze tükürüyorum, varlıgınıza tükürüyorum. alıntı |
Eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire o'nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın o olduğunu adınız gibi biliyorsanız... Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi o'na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke o anlatsa" diye iç geçiriyorsanız... .. |
"Ben kimim, kime anlatıyorum, neyi anlatıyorum ayrıca Neyim ben, bu olanlar ne, ya kimdir tüketen isteklerimi tüketen kim. Hani bir yarışın sonuna varmış gibi Hani görmeden daha sezmeden her şeyin bittiğini ama ne zaman saçları kurularken çok eski bir alışkanlıkla çökerken üstümüzde bir sözün, bir gümüş kupanın o sebepsiz inceliği ansızın bir ürperişle: bitti mi, her şey bitti mi yoo, hayır! Öyleyse kimdir tüketen isteklerimi? Bir rüzgar, duyulup binlercesi birden bir rüzgar Bırakıp beni bir kenara, bir uzağı, ya da bir boşluğu bırakır gibi Ve ben hazırımdır bir süre unutulmaya Ama hep sorulur gibidir benden: Ben şimdi ne yapsam acaba Ben şimdi ne yapsam, Ben işte ne yapsam kaç kere yalnız kaç kere yalnız, ama kaç kere yalnız, gene kaç kere insan olmalarımla." Edip Cansever... |
Hayatın Riskleri ve Risklerin Hayatı Gülmek “SAFTIR” denme riskini göze almaktır. Ağlamak ise “DUYGUSAL” görünme riskini… Birine yakınlaşmak “KENDİNİ KAPTIRMA” riskini göze almaktır. Sevdiğini söylemek “SEVİLENİ YİTİRME” riskini… Düşüncelerini söylemek ise “DOKUZ KÖYDEN KOVULMA” riskini… Umutlanmak “HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA” riskini göze almaktır. Sevmek ise “KARŞILIK GÖRMEME” riskini… Ama riskler alınmalıdır, çünkü hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır. Çünkü yaşamak “ÖLMEK” riskini göze almaktır. |
Elimden, dilimden, gözümden sakındığım sen.. |
Sabahın erken saatlerinin yorgun uyanışlarına, bütün gün süren koşuşturmalara, sırt ağrılarına, kendi seçimim olmayan muhataplara, isteksiz baş çevirmelere ve verilen cevaplara, yorgun argın eve dönüşlere rağmen yatağa uzandığımda aklımda olan; ...SEN... |
Avuçlayabilir misin karanlığı? Sonlandırabilir misin bıçaksırtı bekleyişleri? Durdurabilir misin kendini? HAYIR! Kaybedişlerin efendisisin sen... ... Çarmıha çivilenmiş iraden Düşlerinin etrafını çevreleyen dikenli tellerin var. Geçmişte yaşadıkların ile geleceğe ait ipoteklerin. Her an patlamaya hazır..... Korkma! Aynalar yalan söylemez sana... Gözyaşların imrendirir Timsahları. Kabil'in Habil'i öldürmesi kadar Acımasız! nurdan yoksun vicdanın Durmaksızın yokluğunun acısını içersin beyaz yürekli ülkenin. Ve bilirsin; Ayrılığın sertliğini, Kendi ölümünün yumuşaklığı bertaraf eder yalnızca |
Sen ‘Sen’ Ol Herkes biliyor ki: Herkes için her şey olamazsın Herşeyi bir anda yapamazsın. Herşeyi mükemmel yapamazsın. Herşeyi herkesten iyi yapamazsın. Sen`de herkes gibi bir insansın. O zaman: Kim olduğunu bil ve öyle ol. Senin için öncelikli olanı bil ve onu yap. Güçlü yanlarını keşfet ve onları kullan. Başkalarıyla rekabet etmemeyi öğren. Çünkü hiç kimse “senin gibi” olmaya çalışmayacaktır. |
Kırgınlık nelere kadirdir?Ya kendisini silecektir kendisinden ya da artık başkası olacaktır.Sevmediği kendisini kıran kişi olacaktır insan. İçinde bir kenarda kendi kırgın benliği, mücadelede mağlup olmuş yaralı tutsak bir komutan gibi kendi içinde yaşayacaktır kırgınlığını.Ona da yaşamak denirse.. |
"Damarlarıma işleyen. nedir sana beni bu kadar sevdiren? nedir bu kadar sevmene sebep olacak şey? çok iyi anlaşıyoruz seninle. bir türlü bırakıp gitmiyorsun beni. ama seni bırakmakla hata ettiğimi anladım. senin kadar kimse sevemez beni, senin kadar kimse bağlı kalamaz. herkes bırakmaya, unutmaya hazır ama sen öyle bir aşıksın ki bana bırakmazsın bilirim. en kalabalık ortamlarda bile tutarsın elimi sıkıca, en sevdiğim zamanlarda bile koluma girip, seni unutmanın nasıl da hata olduğunu anlatırsın bana. evet çok düşündüm bugün. haklısın sen, bana aşık olduğun, bana bağlı olduğun kadar ben de bağlanmalıyım sana. biz birbirimiz için yaratılmışız bir kez daha anladım bunu." Yalnızlığım... |
Artık kimseden en ufak bir beklentim yok.. Kendi gemimi kendi limanıma demirledim. İskelemde kendime ait kocaman bir deniz manzarası izliyorum her gece..Tek başıma,bir çok kişiyle...Böyle de pek fena olmuyormuş hani.Kendini dinliyor insan.Başkasından duymaya korktuğu can yakan iç kanatan o gerçekleri kendinden duyuyor..Yaralanıyor..Kimi zaman hırslanıyor...Kendimden başka dostum yok artık.Pusulası şaşmış ne istediğini bilmeyen insanlardan sıtkımı sıyırıp attım... Ama bir yol da çizemedim hala kendime...Rüzgarın götürdüğü yere gidiyorum vaktim her geçen saniye biraz daha azalırken ben, benliğimi saran bu bilinmezlikten bile kurtulamıyorum... Uzun lafın kısası >>>:uf::uf: :tender: SüPeRsiN :tender: |
yenildim ben, bu skoru önemsiz kılmak için umutlanıyor, bundan sonraki maçları düşünüyorum. yalnızlık denizi boyumu aştı, balıklara didiklettiriyorum kendimi, gülümseyebiliyorum ama hala, o da gönlümü almaya yetiyor her zamanki gibi. - döndüğünde bulamayacak olmak beni, korkutmuyorsa seni... bu son satır fazladan yazılmış demektir... |
1 sene... Neler getirdi ve neleri götürdü umarsızca... İçimde büyük bir kırgınlık var... O mutlu olsun yeter... |
Hayatın içinden Satır Araları Ya hayatından 4-5 yılını götürseydi, Ya o 4-5 yılı o yok saymışken yalnızlığını 1 dakikada anlasaydın, Ya 4-5 yılına yıllarını eklemeye razıyken 1 saatini esirgeseydi.. Ya sen bunların hiçbirini farketmeden ömrünü tüketseydin.. Ne satır arası ama değil mi 4-5 yıl sürdü.. Sürmeli mi, sürmemeli mi, Sürecek mi, sürmeyecek mi derken, Bir 4-5 yılımı daha vermeyeceğim sana. |
Senn sevgili hayatımı alt üst eden günümü yarınımı zehir eden yarr unuttum bak seni yoksun artık.. |
Bey ve Hanım seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyim istiyorum. benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım. yaşayalım ki, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi. güzel günlerimizi, evimizde bir şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. yada bazen dostlarla ucuz biralar içerek... böylece yaşamalıyız işte. sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene senin ve benim olan bir canlı. geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. sen arada mızıkçılık yapmalısın ve ben söylenerek almalıyım sıranı. yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız. zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden mutluda olsa, kötüde olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. saçlara düşünce aklar, yada gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehirden. kavgasız, her sabah cinayetle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. eve gelip benden kahve istemelisin. çocuklar gelmeli ziyaretimize, geçmişteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız. ben, "bey" demeliyim sana, sende "hanım". öyle sevmelisin ki beni bu yazdıklarım korkutmamalı seni. tebessümler açtırmalı yüzünde. birgün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde. birbirimizi sevmenin gururu olmalı herşeyde.... Can Yücel |
ölüm..ölmek.. ölebilmek, öylesine…bırakıp gidebilmek yaşamı.. böyle söyleyince büyük bir yetenek işi gibi geliyor kulağa.. oysa büyük ihtimalle çok basit…çok beklenmedik, ne kadar hazırlasan da kendini, çok..doğal.. son yemeğini yiyip son kez birkaç kelam ederek dostlara..terketmek hayatı.. o aslında seni terk etmemiş tek sevgilin olan hayatı terketmek.. hep orada, yanıbaşında durmuş, ama görmek istemediğin başka bir sevgiliyle kaçmak.. o kadar da cazip.. bilinmeyenle yelken açmak bilinmeyene.. yazınca her şeyin daha kolay geldiğinin ispatı.. |
yoldan geçiyordu, durdu...bir bahçe vardı... donuk adımlarla ,adım-adım bahçenin duvarına yöneldi... donuk gözlerle çiçeklere baktı, baktı... çiçekler sıcaktı... donmuş bir sesle bahçıvana sustu: -bu çiçekler kesilecekmi? bu çiçekler gidecekmi ? bahçıvan dizlerine bahçeyi çöktü... yüzüne çiçekleri döndü... bir ışık yanmıyordu, yandı, söndü... elleri gözlerine baktı, gözleri ellerine aktı..gözleri ellerini gördü.. elleri kördü.. sönen ışık yandı.. yanan ışık söndü.. dün yağmur yağacaktı, gün döndü, yarın yağdı, Bugün dindi..ağlayacaktı ..kim anlayacaktı? Özdemir Asaf (üstad cümlelerinle düğüm atıp ,kelimelerinle düğüm açmışsın...) :) |
- Ben - 1 kamyon dolusu yalnızlık, (her bünye kaldırmaz, içine bi miktar su ilave ediyorum) 5 bardak hüzün, 2 çorba kaşığı şiir, 1 tutam pişmanlık 250 gr terbiye 1 çay kaşığı akıl 45 kg sen... İşte hepsi bu kadar... |
karanlıkta duruyorum aşk vurmasın yüzüme dokunmasın bana kimse kimse ulaşamasın artık tenimin incinen yerlerine uyanmasın bir daha etimdeki yaralı hayvan zamanın siyah deltasında çürümek istiyorum biliyorum artık kimse yok kimsesizliğime biliyorum aşka kimse yok aşkın karanlık metali soğuyor yüreğimin derinliklerinde aşklarım, arkadaşlarım, dostlarım dağılıp gitti herkes içimi sızlatacak kimse kalmadı içimde Murathan Mungan |
Sevgilim yalan söylersem sana Kopsun ve mahrum kalsın dilim Seni seviyorum demek bahtiyarlığından Sevgilim yalan yazarsam sana Kurusun ve mahrum kalsın elim Okşayabilmek saadetinden seni Sevgilim yalan söylerse sana gözlerim İki nadim gözyaşı gibi avuçlarıma aksınlar Ve göremesinler seni bir daha Nazım Hikmet... |
Taa çocukluğumuzda çok görmüşler yasaklamışlar ağlamayı Ne yangınlar söndürür oysa iki damla gözyaşı. Bazen özür sayılır bazen elveda. Sen ağla sevdiceğim içinden geliyorsa ağlamak insan işi gökyüzü bile nasıl ağlar elinden alınınca güneşi? Yürek taşıyan her insan gibi; erkekler de ağlar sevdiceğim ağlamak insan işi! alıntı |
Bir küfür gibi kara kayış dilini ver binlerce kez açıklasam da dilini çözemediğim ihanet gel bir daha bende dene kendini ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte ne ben yenebiliyorum seni yazıldığın mevsime çok su ver kendi izinden giden yolları suçlarından arındır arkanda kaldı seni ilerde bekleyenler unutkan şiirler, kopmuş alıntılar hiçbir zaman kullanamadığın hatıralarla kendine yazdığın yaşam öyküsü! ah, bu kadar aşk herkesi yanıltır gelme üstüme boşalmış yeminlerin bileği ben sandığın sözcüklere vuran aksimdir ödünç hançer öldürmez beni ya başka bir silah seç kendine ya bırak başkasının ellerine ölüm aşkın işidir kork benden sevgilim ahretin olurum senin bu kadar çok seven öldürmesini de bilir ben seni çok yanılmış kalplerin sağlamlığıyla sevdim gücümdü güçsüzlüğüm ey, izini sürdüğüm ruhumdaki kara gölge, büyüttüğüm oğullarımı bir bir elimden alan hayat yanıltma beni, beni bana yakıştır son darbeden önce ilk sözü söyleyemeyen! kolay değil ödenmiş hayatın katili olmak kör eder hançerini içimin gücü ölümü göze alan yaşamasını da bilir Murathan Mungan |
... Nasıl anlatılıyordu o duygu Sözler tozpembeydi Susmalar uçuk mavi Nerde benim belleğim Unutmuşum o en çok bildiğim sözü Bu gece ellerim bile dilsiz Konuştukça zehir yeşili Sustukça zifirden karanlık AZİZ NESİN |
hep bir yanı çocuk kalmalı insanın hayatı sorgularken çocukça soruları sıralamaktan çekinmemeli ve hiç kirlenmemeli yüreği gölgelerin serinliğine sığınmadan hep baharlar kurmalı düşlerinde haylazca.. |
''- Seni yitirmek istemem. Senin benim olmanı bu yüzden istemiyorum. Aptaldır bu. - Beni yitirmeni istemem. Senin olmak istemiyorum bu yüzden. Bu aptal bile değil.'' Özdemir Asaf... |
Sen haLa ” béndéki sénin “ öLdüğünün ispatını fırlatsan da yüzümé Sen haLa yüréğimin én çocuksu yanında yaşıyorsun Adımın üzérini karaLasan da HaLa düşLérimin én témiz yanında néfés aLıyorsun ..! |
Üzülmüyorum sadece kalbime bir şey kaçtı... İnsanın 4 kisiliği varmış ya: Sahip olduğu.Dışarıya göstermek istediği.Gösterdiğini sandığı ve Aslında gösterdiği. İşte dördümüz de binmişiz bir dalganın sırtına, Bizi delirtmek isteyenlerin iki ucundan tutup salladıkları ufka doğru yol almaktayız. Artık sallanan gemi değil çünkü... |
Kayıp bir şehrin kirli kaldırımları ve betonarme yapıları arasında, Düzensiz adımlarıyla, Ve son kullanma tarihini geçirmiş umutlarıyla, Minik bir orkestra dudaklarında, Senfonik ıslıklarla seslendiriyor Sözlerini anımsayamadığı şarkıları, Ansızın, Gök adi bir bukalemun gibi değiştiriyor ten rengini Simli bir karaya bürünüyor, Aydınlık göz bebeklerinden usulca kaçıyor, Fare deliklerine saklanıyor anlaşılmaz bir telaş içerisinde, Fırsatçı bakışlar fırlatıyor karanlığa ve yerin derinliklerine çekiliyor… Zaman avuçlardan kayıp gidiyor, Gün soluyor, Göz bebekleri kocaman açıyor yuvarlak pencerelerini, Daha fazla ışık istiyor, hayallerine güneş vursun istiyor, Artık Islıklar senfonik değil, dudaklar susuyor, Ve tüm şehir, dolambaç rüyaların derinliklerine dalıveriyor. 3 2 1 *** The End*** Üzgünüm, film bitiyor… |
Sana yazmak istedim aslında nereden başlayacağımı bilmeden.Ama başlayınca anlatmaya bendeki seni sana nasıl olsa devamı gelir diye düşündüm... Sana anlatacaklarım hiç bitmesin istiyorum sevgili...Aynı hayatımdaki varlığının bitmemesini istediğim gibi.Artık naftalin kokan kalp sandığımın kilidinin anahtarını elinde tuttuğunu farkettiğim andan beri içinde sakladıklarım ve bana acı verenlerin üzerine sevgini örtüp sana yeni yerler açma isteği içimdeki...Hayat yapbozumun ve hiç tam olamamış ruhumun eksik parçasısın sen.Unuttuğum tüm hislerin üzerindeki sis perdesi kalkıyor yavaş yavaş ve ben biz olmanın keyfini çıkartıyorum şimdilerde.Yaşanmışlıkları temize çekerken kötü anılarımı silen her zaman elimi uzatsam dokunabilecek kadar yakın ama olması gereken sınırlarımı aşmayacak kadar uzak... Sona doğru bitmeyecek gibi gelen koşuda zamanı ellerinle durduracak masal kahramanımsın sen...Beni ben yapanlardan çok sen yapacakları öğret bana.Kendi kendime inşa etmeye çalıştığım her yenilişte yerle bir olan aşk kalemin temellerini atmama yardım et yeniden.Yenile beni tekrar doğmuşcasına ve gözlerimi aydınlığa açmamı sağla...Senden istediklerim hiç bitmesin yaşam isteğim gibi... Ve son olarak... Hayatımızda sonlar olmaması dileğiyle... Varlığım varlığına armağan olsun... (A) |
Ey hayat repliklerin kimi anlatıyor! Ve kaç figüran oynuyor senin sahnende.. |
ßir hayat çizdim kndime, hapsettim kendimi içine..Sesszdi hayata haykırışLrm oysa, bu gürültü nie ? |
Hem o, hem şu olamazsın, biraz huzur bulamazsın ama seversin konuşmayı, çünkü konuşmak bedava meydanlar boş olunca, isteseydin yapardın ama yapmadın. şu farklı ama aynı yollarda, göz göze gelip susanlar. oysa ne kadar benziyorduk birbirimize: aldandığımız şeylerle. aslında birer fincan sohbet şehrin soğuğunda hepsi bu. en iyi dostlarımız ölülerdi nedense, insanlar ki çoğu anlamaz sözden. üzme kendini, biz bize yaşar gideriz, yeter ki vazgeçme. artık ne oyuz, artık ne şuyuz, şimdi biz buyuz, bu. ( Light of Moon...) |
Sizin alınız al inandım Morunuz mor inandım Tanrınız büyük amenna Şiiriniz adamakıllı şiir Dumanı da caba Ama sizin adınız ne ? Benim dengemi bozmayınız. Bütün ağaçlarla uyuşmuşum Kalabalık ha olmuş ha olmamış Sokakta yitirmiş cebimde bulmuşum Ama sokaklar şöyleymiş Ağaçlar böyleymiş... Benim dengemi bozmayınız. Aşkım da değişebilir gerçeklerim de Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yan gelmişim diz boyu sulara Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum Hiçbirinizle döğüşemem Siz ne derseniz deyiniz Benim bir gizli bildigim var Sizin alınız al inandım Morunuz mor inandım Ben tam kendime göre Ben tam dünyaya göre Ama sizin adınız ne ? Benim dengemi bozmayınız. turgut uyar |
Gec oLdu ama anLadım.. Kimse giderken götürmüyor sevgiLeri yanında YanıLqıLarımı yüzüme vurmayın İcimdeki cocuqun masaL saatine denk geLdi aşk AnLadım dedim ya Daha fazLa yormayın.. |
Hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, don kişotlar'a, ateş hırsızlarına, ernesto "che" guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya. " Kazım Koyuncu |
bazen dusunuyorum ınsanlar kafalarından ne gecırıyor? herkez hayatın adıl olmadıgını soylerken hep bır beklentı ve sevgı bulma pesınde kosuyor pekı bu beklentılerı ısterken arzularken bız ne kadar dogruyuz bunu sorgulamak gerek cunku herkez ıcıın hayat ne gulluk gulustanlık nede cok mukkemel. belkı gelgıtler olur bazen bogulur yada ısyan edecegımız donemler olur ama hep ayakta kalan yıne ınsan olur..benım dusuncemde ınsan kendı ruhunun efendısıdır cunku guclu erdemlıdır tasıyamacagı hıc bır agırlık kendını kurtaramıyacagı hıc bır acı yoktur..genelde bızım toplum dune gore yasayıp beynı ve kalbı orda sıkısıp kendılerını huzunlere bogarken dun dunde kaldı gıbı bır erdemı akıllarından gecırmıyor.gıden sevgılımı cokta umrumda benı bırakmıssa zaten sevgılı degıl tasıdıgım yukmu agır geldı umrumda degıl cunku gulusum bende saklı bır hazıne ınsanlar hayata her sekıl pozıtıf bakmasını ogrenmelı cunku dunyada yasıyoruz ve bır gece bır de gunduz oluyor yanı hem aydınlıgı goruyoruz hemde karanlıgı demek oluyorkı zaman bızı bır nakıs ıplıgı gıbı ıslıyor pısırıyor ve olgunlastırıyor ayagını saglam bastıgın surece hayat senden korksun eger hayattan cok sıkıldıysan delı olda dunya senın kahrını ceksın ben oyle yapıyorum her gun... |
Düşünsene, sen de bugünlerde zorla yaşamıyor musun aslında? geçip gitsin de bitsin diye bekliyorsun sanki.. öyle değil mi? Vitesi boşa alıp kendine yuvarlanmak, etin o hastalıklı, yumuşak kıvamı alıncaya dek durmak, sesli mi içinden mi konuştuğunu unutana kadar yalnız kalmak, derken ipin ucunu kaçırmak… Bir gün zararsız bir “mola” gibi başlayan o durma halinin, balçık gibi insanın üzerine yapıştığını söylemişlerdi de, kimse oradan nasıl çıkılacağını dememişti ki… *** Hangi bölümündesin bu çamur gibi seyahatin? varacağın dibi gördün mü, yoksa zaten vardın mı oraya? oradaysan zaten bu yazıyı da okumuyorsun. okumazsın, okunmaz yani, öyledir… Ama henüz dibe biraz uzaktan baktığın bir yerdeysen, tam oraya gelince, fizik kanunları uyarınca daha dibe gidemeyeceğine göre, hareketin ancak yukarı doğru olacağını, dibin seni gerisin geri hayata fırlatacağını sanıyorsun ihtimal. Ya da birilerinin mutlaka bir şey yapacağını, canım mutlaka bir şey olacağını ve yapış yapış melodramın nihayete ereceğini… Böyle şeyler olacak sanıyorsun, değil mi? Olmayacak. olmaz yani, öyledir… |
| Saat: 12:44 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık