MsXLabs
Sayfa 2 / 3

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Kahve Molası (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/)
-   -   Hayatın içinden Satır Araları (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/18112-hayatin-icinden-satir-aralari.html)

MMDMR 5 Haziran 2008 18:00

Hayatın En Karmaşık,En Basit Denklemi

SEN + BEN = BİZ...



Edd-iTöR 6 Haziran 2008 09:30

hayat kadar bu dünyada eşi değer hiç bi varlık yaratılmamıştır

hayat nedir: herkes yaşam der ama ööle deil

hayat sevinç üzüntü paylaşım depresyon hastalıktır

hayat bize kolayı zoru ayırt etmenin bi yoludur


hayat bize yaşamın nası olduğunu gösterir

hayat kolay deildir kolay olsaydı zoru bilmezdikki

hayatı bi ülke ye benzetebiliriz devlet:kurulur.büyür.gelişir.yıkılır
hayat:doğar.büyür gelişir ölür

hayatın zorlukları nasıl atlatılabilir bilionzmu birlik olarak birlik olursak hayatın zorluklarını aşarız


hayat bize felaket olcağı zmn hbr verir örn:17 ağustos 1999 depremide o gece hava kocaeli de kırmızıymış

hayatta herkesin bir yaratılışı bir bölümü vardır ve insan.hayvan.bitki türündeki canlıların hepsinin yetenekleri aynı insan:konuşur.yürür.düşünür

hayatta hiç bir zmn sinirli olmayın çnkü işleriniz hiç yolunda gitmez

hayatı zorluklarıyla seviceksiniz kolaylıkla deil

hayat her devirden bi alır bi verir

örn.eskiden icat yoktu insanlar nası yaşardı:sabırla sevgiyle.dayanışmayla

şmdi icat var ama sabır sevgi yok

hayatı zorluklarıyla sevin size kolay gelsn

hayat yan gelip yatmak deil daima çalışmak elbette yatçaksın ama çalışçaksında

arkadaşlar siz siz olun bnm yazdıklarıma uyun çnkü:hayat felsefesi olarak yazdıklarım hepsi doğru


MYDMR 7 Haziran 2008 16:04

YaŞamak İçin YaŞama ... YaŞadıkLarınLa YaŞa ... (Devamm et Kaderr ben mutluyumm :cici:)


Edd-iTöR 8 Haziran 2008 11:34

hayatta en gzl olanlar 5 tane

sevgi

mutluluk

barış

sağlık

iyilik


AlCoLiC 13 Haziran 2008 10:25

:) hayat bir resim gibidir... Kabiliyetliysen eger resmin güsel olur.... baziları tuale bir nokta bile koyamadan göcer giderbu dünyadan... :)


Edd-iTöR 29 Haziran 2008 12:36

hayat sız dünya olmaz


Misafir 29 Haziran 2008 13:03

Silgi kullanmadan resim çizme sanatına HAYAT denilmektedir...
Umarım hiçbirimizin silgiye ihtiyacı olmaz:tender:


fadedliver 29 Haziran 2008 23:20

*Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada birlikte ölmüşlerdi..
*
*


Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya
başladılar..
Adam çok susamıştı..


Biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini
muhteşem bir manzaranın karşısında buldular..


Rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir bahçe kapısı, ve
onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın..


Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu:
"Affedersiniz.Burası neresi?
Kadın ona gülümsedi:
"Burası Cennet, efendim"
Adam bunun üzerine sevinçle "Harika...!!!" dedi


"Peki bana biraz su verebilir misiniz? Gerçekten çok susadım"....
Kadın cevap verdi: "Tabi efendim, içeri girin..İçeride dilediğiniz kadar su
bulabilirsiniz....."


Böylece adam köpeğine döndü, "Hadi oğlum içeri giriyoruz" diyerek kapıya
yürüdü...ama kadın onu birden durdurdu:


"Üzgünüm efendim, köpeğiniz sizinle gelemez,hayvanları içeri almıyoruz..."
Bunun üzerine adam bir an durdu..

düşündü.. ve geri dönüp köpeğiyle birlikte geldikleri yolun tam ters
yönünde yürümeye koyuldular....
Bir süre geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu bir yolda buldular
ve yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini andıran bir kapıyla yırtık
pırtık elbiseli bir dede çıktı...
Adam sordu:"Affedersiniz.... bana biraz su verebilir misiniz??" Dede "İçeri
gel" dedi."kapıdan girdikten sonra sağ tarafta bir çeşme var..."
Adam sordu:
"Peki arkadaşım da benimle gelip oradan içebilir mi?"
Dede " Tabii..."dedi.."çeşmenin yanında köpeğinin de su içebileceği bir kase
bulacaksın..."
Bunun üzerine adam kapıdan girdi... biraz yürüdükten sonra sağ tarafta
çeşmeyi buldu.. Adam çeşmeden köpek de oracıktaki kaseden doya doya içerek
susuzluklarını giderdiler....
Derken adam geri giderek girişte bekleyen dedeye sordu:
"Su için çok teşekkür ederim... Peki burası neresi..?"
Dede "Burası cennet" dedi.
Bunu duyan adam şaşırdı:
"Ama nasıl olur..? az önce burası gibi kırık dökük olmayan muhteşem bir yere
gittik ve orasının da Cennet olduğunu söylediler..."
Dede "şu rengarenk çiçeklerle süslü altın kapılı yer mi?" dedi, ama orası
Cehennem.."
Adam iyice şaşırmıştı:
"Peki ama orası sizin adınızı kullanarak insanları kandırıyor diye hiç
kızmıyor musunuz..??"
Dede gülümsedi:
"Kızmıyoruz.....çünkü onlar kendi çıkarı için en iyi arkadaşını yarı yolda
bırakanları Cennet'ten uzak tutuyorlar...."

Dostlarınızı Yarı Yolda Bırakmayın.
Bir dostun derdine herkes üzülebilir, bu çok kolaydır.
Bir dostun başarısına sevinebilmek ise sağlam bir karakter gerektiri**r*


fadedliver 30 Haziran 2008 23:40

"Greater Idaho Falls" bilim fuarında bir lise öğrencisi,yöre insanlarını
hazırladığı projeyi imzalamaya davet etti.



Delikanlı;
"Dihydrogen monokside" adlı maddenin kullanımının tümüyle yasaklanmasını,
mümkün olmadığı takdirde çok sıkı kontrolünü istiyordu.Maddenin zararlarını
duvarlara astığı afişle açıklıyordu:

1- Yoğun terlemelere ve kusmalara sebep olabilir.
2- Doğaya büyük zararlar veren asit yağmurlarının ana unsurudur.
3- Gaz haline geçmiş hali, çok ciddi yanıklara sebep olabilir.
4- Kazara solunması, ciğerlere dolması ölüme yol açar.
5- Erozyona yol açar.
6- Otomobil frenlerinin etkinliğini azaltır.
7- Ölümcül kanser tümörlerinin hepsinin içinde bulunmuştur.

Bir saat içinde tam 50 bilim fuarı meraklısı insan, delikanlının kampanya
açtığı standı ziyaret etti.


43 kişi yasaklama isteğini şiddetle desteklediler. 6 kişi kararsız kaldı.
Sadece bir kişi yasaklanması istenen "Dihydrogen monokside"nin H2O yani
hayatın can damarı "su" olduğunu söyledi. Delikanlının bu projesi "Ne kadar
kolay aldatılabiliyoruz" yarışmasının birincisi ilan edildi...!
Delikanlı:

"Amacım, kolayca saptırılmış, saçma bilimsel cümleciklerle insanların nasıl
yanlış koşullandırılabileceklerini göstermekti" dedi..


fadedliver 2 Temmuz 2008 22:17

Dunyaya geldigimizde, yanimizda bir kullanma kilavuzu yoktu; ama asagidaki kurallar yasamimizin daha iyi olmasini saglayabilir…

1. Bir bedende yasayacaksiniz.
Bedeninizi sevebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ama emin olun, bedeniniz yasaminizin sonuna kadar sahip
olacaginiz tek seydir.

2. Dersler alacaksiniz. "Dunya Gezegeninde Yasam" adinda tam zamanli bir okula devam edeceksiniz.Buradaki herkes ve her olay "Evrensel Ogretmen" dir.

3. Hatalar yoktur, sadece dersler vardir. Buyumek,deneysel bir surectir.
"Basarisizlik" lar da, "Basari" lar kadar bu surecin bir parcasidir.

4. Her ders, ogrenilinceye kadar yinelenir. Onu ogreninceye kadar karsiniza
degisIk bicimlerde cikar - sonra baska bir derse gecersiniz.

5. Eger kolay dersleri ogrenmezseniz, zorlasirlar. Disaridaki sorunlar,icsel durumunuzun eksIksiz bir yansimasidir. Icinizdeki engelleri ortadan kaldirdiginiz zaman, dis dunyaniz degisir. Aci, evrenin sizin dikkatinizi
cekme yontemidir.

6. Bir dersi ogrendiginizi, davranislariniz degistigi zaman anlarsiniz.
Bilgelik uygulamadadir. Bir seyin birazi, cok sayida hicbir seyden iyidir.

7. "Orasi", "burasi"ndan daha iyi degildir. "Orasi","burasi" oldugunda,
"burasi"ndan daha iyi gorunen, baska bir "orasi" ortaya cikar.

8. Digerleri sizin yansimanizdir. Icinizde bulunan sevdiginiz ya da nefret ettiginiz bir seyi yansitmadigi surece, herhangi bir seyi sevemez ya da ondan nefret edemezsiniz.

9. Yasaminiz sizin elinizdedir. Yasam size tuvali saglar, resmi siz yaparsiniz.
Yasaminizin kontrolunu elinize alin, yoksa bunu baskasi yapar.

10. Daima istediklerinize sahip olursunuz. Bilincaltiniz hangi enerjileri, hangi deneyimleri ve hangi insanlari yasaminiza cekeceginizi en uygun bicimde belirler; bu nedenle, ne istediginizi bilmenin en kesin yolu, sahip
olduklariniza bakmaktir. Yasamda kurbanlar yoktur, sadece ogrenciler vardir.

11. Dogru ya da yanlis yoktur, sonuclar vardir. Ahkam kesmek bir ise yaramaz. Yargilamak kaliplari yerinde tutar. Sadece yapabileceginizin en iyisini yapin.

12. Yanitlariniz kendi icinizde yatar. Cocuklarin baskalarinin rehberligine ihtiyaci vardir; olgunlastikca, "Ruhun Yasalari"nin yazili oldugu yureginize
guvenirsiniz. Duyduklarinizdan, okuduklarinizdan ve anlatilanlardan daha fazlasini bilirsiniz. Yapmaniz gereken tek sey bakmak, dinlemek ve guvenmektir.

13. Butun bunlari unutacaksiniz.

14. Dilediginiz zaman animsayabilirsiniz.



SIZDE BIR AGAC YURURSE, BENDE ORMANLAR KOSARDI..


Misafir 12 Ağustos 2008 09:24

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

Can Yücel


HerHangiBiri 18 Kasım 2008 15:08

Yalanı yakalamanın 10 yolu


Tutarsızlık

Yaptıkları ile anlattığı arasında tutarsızlık varmı yok mu bakabilirsin

En ummadığı soruyu sor

yalan söyleyen bir insanın mutlaka iyi ve sağlam bir hikayesi vardır.Ve sizin ne sorabileceğinizi bilerek yanıt verirler İnternetteki web yalanlarını yakalamak için yalan söylediğiniz kişiyi iyice izleyin. En umulmadık bir anda hazır olmadıkları bir konuda bir soru yöneltin

Davranışlarını değerlendir

Yalanın en önemli göstergelerinden biri davranışlardaki değişiliktir Genel olarak heyecanlı olan biri sakinse veya sakin biri heyecanlıysa dikkat edin farklı birşeyler oluyor demektir

Duygulardaki samimiyetsizlik

Çoğu insan sahte gülümseyemez Zamanlama hatası vardır ve normal gülümsemeden çok daha uzun sürer veya diğer davranışlarla karışır Bazen kızgın yüzle, gülümseme iç içedir Dudaklar doğal gülümsemeden daha küçük ve daha cansızdır

İçten gelen tepkilere dikkat

İnsanlar genellikle yalanlarını geçiştirirken şöyle der; 'İçten gelen bir tepki veya kadına, erkeğe özgü bir sezgi' ama bu doğru duyguların sapmasından başka bir şey değildir İçgüdüler yalanların açıklamasında inandırıcı değildir

Çok küçük hareketleri izle

Çok küçük hareketler mimikler ifadelerin ön açıklamasıdır Genellikle ikinci dakikanın 25. sn civarında bir gizli duyguyu anlatır Yani bir kişi çok çok mutlu görünüyorsa gerçekte bazı şeyler için üzülüyor olabilir Gerçek duygusunun anlaşılmasından duyduğu korku bir an için yüzünde belirir. Gizlenen korku, mutsuzluk, kızgınlık, kıskançlık her neyse bir göz kırpması anı kadar kısa sürede yüze yansır Bunu yakalamak büyük bir hünerdir Yapılan araştırmalarda hemen hemen katılanların %99'u bu mikro mimikleri işaretleri göremedi fakat bu bir saatten daha kısa zamanda öğrenilebilir Mikro hareketler sebebi söylemez Sadece gizlenen bir duygu olduğunu gösterir

İnkar etme

Yalan söyleyen kişinin hareketleri, söyledikleri, ses tonu, mimikleri birbirini tutmaz İnkarı gösteren bazı davranışlar vardır.

Endişe veya tedirginlik

Karşınızdaki konuşurken gözlerinize bakamıyorsa ve bu onun her zaman ki hali değilse yalan söylediğinden şüphelenebilirsiniz Uzağa bakıyor terliyor ve tedirgin endişeli bakıyorlarsa hiçbirşey normal değildir

Çok çok fazla detaycılık

Eğer birisine 'Nerede kaldın?' diye sorduğunuzda karşınızdaki 'Markete gittim ve yumurta süt şeker almam gerekiyordu ve bir köpeğe çarptığım için çok yavaş gitmek zorunda kaldım' gibi detaylı olarak birşeyler anlatıyorsa yalan söylediğinden şüphelenebilirsiniz Çok fazla detay onları içinde bulundukları durumdan kurtulmak için düşünülen bütünlük içeren bir yalan olabilir

Gerçeği görmemezlikten gelme

Birisine gerçeği anlatmak yalan söylemekten daha fazla kabul edilir Herkesin bildiği bir şeyin arkasına sığınarak yalan söylenebilir Böylece insanların kafası karışır ve söylenilenin doğru olabileceği düşünülür


Misafir 7 Aralık 2008 22:55

Yasam hakkı elinden alınan her çocuk anısına....

Kasımın çaresizliginde,acı bir çıglık yayıldı odama.
Tanıdık bir hıçkırıs,bozgun saatler ve acı bir topraga verme merasimi.
Ayaz yüzümün kivrimlarini biçakliyordu,
konusamiyordum,
susmuyordu yüregim
Dogumunla baslar sana dikte ettirilen acılar.
Ilk gözyasların ne içindir hala bilinmez.
Sonuçta ne kadar igrenç bir dünyaya geldigini anlayamazsın ama aglarsın.
Biyolojik bir tepki demek ne kadar ikna edicidir bilmiyorum.
Iste gelirsin ya dünyaya,
birde kimlik verilir sana adini,soyadini,dogum yerini yazarlar.
Bunu sen seçemezsin bahtina ne düserse artık.
Bu kimlikle büyümeye baslarsin ilk kelimelerin,ilk adimlarin,ilk anlamli bakısın
Sonra savasın baslar hayatla.
Sana güzel ve temiz görünen herkes kirli,her sey acıdır.
Bunu ögrenecek vakit bile taninmayacaktir sana.
Tutundugunu sandigin her dal kırık yada çürüktür.
Belki bir düsüste gidersin belki birkaç...

Küçügüm !
Sana dev gibi görünür degil mi?
gördügün her sey senin küçüklügüne zarar verilmez,sana kıyılmaz sanırsın degil mi?
Bir bilsen ne kadar kalles oldugunu o devlerin.
Seni yüreginden vuracak kadar devdirler.
Senin ırzına geçecek kadar devdirler.
Seni duvara çarpacak kadar devdirler.
Senin bedenini parçalayacak kadar devdirler.
Bedeninin üzerine bomba yagdiracak kadar devdirler.

Küçügüm !
Hep küçük kaldın.
Büyümeden öldürüldün.
Hesap soramayacak, lanet edemeyecek kadar küçüktün öldürüldügünde
Sen dogdugunda bir hayat verilmisti sana.
Düsüp dizini kanatacagin oyuncak bir bebek için aglayacagin
ilk askını okul sıralarında yasayacagın acı çekecegin gülecegin sevinecegin sevecegin sevilecegin ve düsünecegin bir hayat.
Duygularini ve fikirlerini yarıstıramadan yasama hakkını aldılar elinden
Sonbaharın sararmıs bir kösesinde yagmurlarla bir yol çizememe hakkını,
tütün tadında demli bir çayi yudumlayıp hüzünlenmek hakkını aldılar elinden.
Sözlerimin tükendigi vakit tükürme ve lanet etme hakkımı kullanıyorum onların yapamadıgını.
Yüzünüze tükürüyorum, varlıgınıza tükürüyorum.


alıntı


Misafir 4 Mart 2009 22:24


Eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire o'nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın o olduğunu adınız gibi biliyorsanız... Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi o'na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke o anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...


..


Misafir 18 Haziran 2009 07:52

"Ben kimim, kime anlatıyorum, neyi anlatıyorum ayrıca
Neyim ben, bu olanlar ne, ya kimdir tüketen isteklerimi
tüketen kim.

Hani bir yarışın sonuna varmış gibi
Hani görmeden daha sezmeden her şeyin bittiğini
ama ne zaman saçları kurularken çok eski bir alışkanlıkla
çökerken üstümüzde bir sözün, bir gümüş kupanın o sebepsiz inceliği
ansızın bir ürperişle: bitti mi, her şey bitti mi
yoo, hayır!

Öyleyse kimdir tüketen isteklerimi?
Bir rüzgar, duyulup binlercesi birden bir rüzgar
Bırakıp beni bir kenara, bir uzağı, ya da bir boşluğu bırakır gibi
Ve ben hazırımdır bir süre unutulmaya
Ama hep sorulur gibidir benden: Ben şimdi ne yapsam acaba
Ben şimdi ne yapsam, Ben işte ne yapsam kaç kere yalnız
kaç kere yalnız, ama kaç kere yalnız, gene kaç kere insan olmalarımla."

Edip Cansever...


Elçin 19 Haziran 2009 13:00

Hayatın Riskleri ve Risklerin Hayatı

Gülmek “SAFTIR” denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise “DUYGUSAL” görünme riskini…
Birine yakınlaşmak “KENDİNİ KAPTIRMA” riskini göze almaktır.
Sevdiğini söylemek “SEVİLENİ YİTİRME” riskini…
Düşüncelerini söylemek ise “DOKUZ KÖYDEN KOVULMA” riskini…
Umutlanmak “HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA” riskini göze almaktır.
Sevmek ise “KARŞILIK GÖRMEME” riskini…
Ama riskler alınmalıdır, çünkü hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır.
Çünkü yaşamak “ÖLMEK” riskini göze almaktır.


Misafir 3 Temmuz 2009 14:07

Elimden, dilimden, gözümden sakındığım sen..


Misafir 6 Temmuz 2009 14:26

Sabahın erken saatlerinin yorgun uyanışlarına, bütün gün süren koşuşturmalara, sırt ağrılarına, kendi seçimim olmayan muhataplara, isteksiz baş çevirmelere ve verilen cevaplara, yorgun argın eve dönüşlere rağmen yatağa uzandığımda aklımda olan;


...SEN...



Misafir 13 Temmuz 2009 12:41

Avuçlayabilir misin karanlığı?
Sonlandırabilir misin bıçaksırtı bekleyişleri?
Durdurabilir misin kendini?
HAYIR!
Kaybedişlerin efendisisin sen...
...

Çarmıha çivilenmiş iraden
Düşlerinin etrafını çevreleyen dikenli tellerin var.
Geçmişte yaşadıkların ile geleceğe ait ipoteklerin.
Her an patlamaya hazır.....

Korkma! Aynalar yalan söylemez sana...
Gözyaşların imrendirir Timsahları.
Kabil'in Habil'i öldürmesi kadar Acımasız! nurdan yoksun vicdanın
Durmaksızın yokluğunun acısını içersin beyaz yürekli ülkenin.
Ve bilirsin;
Ayrılığın sertliğini,
Kendi ölümünün yumuşaklığı bertaraf eder yalnızca



Misafir 13 Temmuz 2009 13:01

Sen ‘Sen’ Ol

Herkes biliyor ki:

Herkes için her şey olamazsın
Herşeyi bir anda yapamazsın.
Herşeyi mükemmel yapamazsın.
Herşeyi herkesten iyi yapamazsın.
Sen`de herkes gibi bir insansın.

O zaman:
Kim olduğunu bil ve öyle ol.
Senin için öncelikli olanı bil ve onu yap.
Güçlü yanlarını keşfet ve onları kullan.
Başkalarıyla rekabet etmemeyi öğren.
Çünkü hiç kimse “senin gibi” olmaya çalışmayacaktır.



Misafir 16 Temmuz 2009 22:45

Kırgınlık nelere kadirdir?Ya kendisini silecektir kendisinden ya da artık başkası olacaktır.Sevmediği kendisini kıran kişi olacaktır insan. İçinde bir kenarda kendi kırgın benliği, mücadelede mağlup olmuş yaralı tutsak bir komutan gibi kendi içinde yaşayacaktır kırgınlığını.Ona da yaşamak denirse..


Misafir 21 Temmuz 2009 21:13

"Damarlarıma işleyen. nedir sana beni bu kadar sevdiren? nedir bu kadar sevmene sebep olacak şey? çok iyi anlaşıyoruz seninle. bir türlü bırakıp gitmiyorsun beni. ama seni bırakmakla hata ettiğimi anladım. senin kadar kimse sevemez beni, senin kadar kimse bağlı kalamaz. herkes bırakmaya, unutmaya hazır ama sen öyle bir aşıksın ki bana bırakmazsın bilirim. en kalabalık ortamlarda bile tutarsın elimi sıkıca, en sevdiğim zamanlarda bile koluma girip, seni unutmanın nasıl da hata olduğunu anlatırsın bana. evet çok düşündüm bugün. haklısın sen, bana aşık olduğun, bana bağlı olduğun kadar ben de bağlanmalıyım sana. biz birbirimiz için yaratılmışız bir kez daha anladım bunu."

Yalnızlığım...


sweety girl 22 Temmuz 2009 17:36

Artık kimseden en ufak bir beklentim yok.. Kendi gemimi kendi limanıma demirledim. İskelemde kendime ait kocaman bir deniz manzarası izliyorum her gece..Tek başıma,bir çok kişiyle...Böyle de pek fena olmuyormuş hani.Kendini dinliyor insan.Başkasından duymaya korktuğu can yakan iç kanatan o gerçekleri kendinden duyuyor..Yaralanıyor..Kimi zaman hırslanıyor...Kendimden başka dostum yok artık.Pusulası şaşmış ne istediğini bilmeyen insanlardan sıtkımı sıyırıp attım... Ama bir yol da çizemedim hala kendime...Rüzgarın götürdüğü yere gidiyorum vaktim her geçen saniye biraz daha azalırken ben, benliğimi saran bu bilinmezlikten bile kurtulamıyorum... Uzun lafın kısası >>>:uf::uf:


:tender: SüPeRsiN :tender:


Misafir 22 Temmuz 2009 19:54

yenildim ben, bu skoru önemsiz kılmak için umutlanıyor, bundan sonraki maçları düşünüyorum.
yalnızlık denizi boyumu aştı, balıklara didiklettiriyorum kendimi, gülümseyebiliyorum ama hala, o da gönlümü almaya yetiyor her zamanki gibi.
-
döndüğünde bulamayacak olmak beni,
korkutmuyorsa seni...
bu son satır fazladan yazılmış demektir...



Misafir 23 Temmuz 2009 00:23

1 sene...


Neler getirdi ve neleri götürdü umarsızca... İçimde büyük bir kırgınlık var... O mutlu olsun yeter...


Daisy-BT 23 Temmuz 2009 01:17

Hayatın içinden Satır Araları

Ya hayatından 4-5 yılını götürseydi,
Ya o 4-5 yılı o yok saymışken yalnızlığını 1 dakikada anlasaydın,
Ya 4-5 yılına yıllarını eklemeye razıyken 1 saatini esirgeseydi..

Ya sen bunların hiçbirini farketmeden ömrünü tüketseydin..

Ne satır arası ama değil mi 4-5 yıl sürdü..
Sürmeli mi, sürmemeli mi,
Sürecek mi, sürmeyecek mi derken,

Bir 4-5 yılımı daha vermeyeceğim sana.




reyan 25 Ağustos 2009 11:18

Senn sevgili hayatımı alt üst eden günümü yarınımı zehir eden yarr unuttum bak seni yoksun artık..


SüPeRsiN 5 Eylül 2009 18:31

Bey ve Hanım

seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyim istiyorum.
benim olduğu kadar dostlarının,
dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum.
nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
yaşayalım ki, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı.
birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.
paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız.
öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
güzel günlerimizi, evimizde bir şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız.
yada bazen dostlarla ucuz biralar içerek...
böylece yaşamalıyız işte.
sonra çocuğumuz olmalı,
düşünsene senin ve benim olan bir canlı.
geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız.
sen arada mızıkçılık yapmalısın ve ben söylenerek almalıyım sıranı.
yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın.
hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı.
herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden mutluda olsa, kötüde olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı.
saçlara düşünce aklar, yada gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehirden.
kavgasız, her sabah cinayetle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz.
geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız.
eve gelip benden kahve istemelisin.
çocuklar gelmeli ziyaretimize, geçmişteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız.
ben, "bey" demeliyim sana, sende "hanım".
öyle sevmelisin ki beni bu yazdıklarım korkutmamalı seni.
tebessümler açtırmalı yüzünde.
birgün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde.
birbirimizi sevmenin gururu olmalı herşeyde....



Can Yücel


SüPeRsiN 5 Ekim 2009 17:33

ölüm..ölmek.. ölebilmek, öylesine…bırakıp gidebilmek yaşamı.. böyle söyleyince büyük bir yetenek işi gibi geliyor kulağa.. oysa büyük ihtimalle çok basit…çok beklenmedik, ne kadar hazırlasan da kendini, çok..doğal.. son yemeğini yiyip son kez birkaç kelam ederek dostlara..terketmek hayatı.. o aslında seni terk etmemiş tek sevgilin olan hayatı terketmek.. hep orada, yanıbaşında durmuş, ama görmek istemediğin başka bir sevgiliyle kaçmak.. o kadar da cazip.. bilinmeyenle yelken açmak bilinmeyene.. yazınca her şeyin daha kolay geldiğinin ispatı..


SüPeRsiN 5 Ekim 2009 18:06

yoldan geçiyordu, durdu...bir bahçe vardı...
donuk adımlarla ,adım-adım bahçenin duvarına yöneldi...
donuk gözlerle çiçeklere baktı, baktı... çiçekler sıcaktı...
donmuş bir sesle bahçıvana sustu:
-bu çiçekler kesilecekmi? bu çiçekler gidecekmi ?
bahçıvan dizlerine bahçeyi çöktü... yüzüne çiçekleri döndü...
bir ışık yanmıyordu, yandı, söndü...
elleri gözlerine baktı, gözleri ellerine aktı..gözleri ellerini gördü.. elleri kördü..
sönen ışık yandı.. yanan ışık söndü.. dün yağmur yağacaktı, gün döndü,
yarın yağdı,
Bugün dindi..ağlayacaktı ..kim anlayacaktı?

Özdemir Asaf (üstad
cümlelerinle düğüm atıp ,kelimelerinle düğüm açmışsın...) :)


reyan 5 Ekim 2009 19:23

- Ben -

1 kamyon dolusu yalnızlık,
(her bünye kaldırmaz,
içine bi miktar su ilave ediyorum)
5 bardak hüzün,
2 çorba kaşığı şiir,
1 tutam pişmanlık
250 gr terbiye
1 çay kaşığı akıl
45 kg sen...
İşte hepsi bu kadar...





SüPeRsiN 5 Ekim 2009 20:25

karanlıkta duruyorum aşk vurmasın yüzüme
dokunmasın bana kimse
kimse ulaşamasın artık
tenimin incinen yerlerine
uyanmasın bir daha etimdeki yaralı hayvan
zamanın siyah deltasında çürümek istiyorum
biliyorum artık kimse yok kimsesizliğime

biliyorum aşka kimse yok
aşkın karanlık metali
soğuyor yüreğimin derinliklerinde
aşklarım, arkadaşlarım, dostlarım
dağılıp gitti herkes
içimi sızlatacak kimse kalmadı içimde

Murathan Mungan


SüPeRsiN 10 Ekim 2009 13:24

Sevgilim yalan söylersem sana
Kopsun ve mahrum kalsın dilim
Seni seviyorum demek bahtiyarlığından

Sevgilim yalan yazarsam sana
Kurusun ve mahrum kalsın elim
Okşayabilmek saadetinden seni

Sevgilim yalan söylerse sana gözlerim
İki nadim gözyaşı gibi avuçlarıma aksınlar
Ve göremesinler seni bir daha

Nazım Hikmet...






reyan 11 Ekim 2009 07:00

Taa çocukluğumuzda çok görmüşler yasaklamışlar ağlamayı

Ne yangınlar söndürür oysa iki damla gözyaşı.

Bazen özür sayılır bazen elveda.

Sen ağla sevdiceğim içinden geliyorsa



ağlamak insan işi


gökyüzü bile nasıl ağlar elinden alınınca güneşi?

Yürek taşıyan her insan gibi; erkekler de ağlar sevdiceğim ağlamak insan işi!






alıntı


SüPeRsiN 11 Ekim 2009 09:35

Bir küfür gibi kara
kayış dilini ver
binlerce kez açıklasam da
dilini çözemediğim ihanet
gel bir daha bende dene kendini
ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte
ne ben yenebiliyorum seni
yazıldığın mevsime çok su ver kendi izinden
giden yolları suçlarından arındır
arkanda kaldı seni ilerde bekleyenler
unutkan şiirler, kopmuş alıntılar
hiçbir zaman kullanamadığın hatıralarla
kendine yazdığın yaşam öyküsü!
ah, bu kadar aşk herkesi yanıltır
gelme üstüme
boşalmış yeminlerin bileği
ben sandığın sözcüklere vuran aksimdir
ödünç hançer öldürmez beni
ya başka bir silah seç kendine
ya bırak başkasının ellerine
ölüm aşkın işidir
kork benden sevgilim
ahretin olurum senin
bu kadar çok seven öldürmesini de bilir
ben seni
çok yanılmış kalplerin sağlamlığıyla sevdim
gücümdü güçsüzlüğüm
ey, izini sürdüğüm ruhumdaki kara gölge,
büyüttüğüm oğullarımı bir bir elimden alan hayat
yanıltma beni, beni bana yakıştır
son darbeden önce ilk sözü söyleyemeyen!
kolay değil ödenmiş hayatın katili olmak
kör eder hançerini içimin gücü
ölümü göze alan yaşamasını da bilir


Murathan Mungan



SüPeRsiN 24 Ekim 2009 19:06

...

Nasıl anlatılıyordu o duygu
Sözler tozpembeydi
Susmalar uçuk mavi

Nerde benim belleğim
Unutmuşum o en çok bildiğim sözü
Bu gece ellerim bile dilsiz
Konuştukça zehir yeşili
Sustukça zifirden karanlık


AZİZ NESİN


reyan 25 Ekim 2009 01:11

hep bir yanı çocuk kalmalı insanın
hayatı sorgularken
çocukça soruları sıralamaktan çekinmemeli
ve hiç kirlenmemeli yüreği
gölgelerin serinliğine sığınmadan
hep baharlar kurmalı düşlerinde haylazca..


SüPeRsiN 27 Ekim 2009 16:18

''- Seni yitirmek istemem. Senin benim olmanı bu yüzden istemiyorum.

Aptaldır bu.

- Beni yitirmeni istemem. Senin olmak istemiyorum bu yüzden.

Bu aptal bile değil.''


Özdemir Asaf...


reyan 27 Ekim 2009 22:02

Sen haLa ” béndéki sénin “ öLdüğünün ispatını fırlatsan da yüzümé
Sen haLa yüréğimin én çocuksu yanında yaşıyorsun
Adımın üzérini karaLasan da HaLa düşLérimin én témiz yanında néfés aLıyorsun ..!


SüPeRsiN 4 Kasım 2009 11:51

Üzülmüyorum sadece kalbime bir şey kaçtı...
İnsanın 4 kisiliği varmış ya:
Sahip olduğu.Dışarıya göstermek istediği.Gösterdiğini sandığı ve Aslında gösterdiği.
İşte dördümüz de binmişiz bir dalganın sırtına,
Bizi delirtmek isteyenlerin iki ucundan tutup salladıkları ufka doğru yol almaktayız. Artık sallanan gemi değil çünkü...


reyan 11 Kasım 2009 11:25

Kayıp bir şehrin kirli kaldırımları ve betonarme yapıları arasında,
Düzensiz adımlarıyla,
Ve son kullanma tarihini geçirmiş umutlarıyla,
Minik bir orkestra dudaklarında,
Senfonik ıslıklarla seslendiriyor
Sözlerini anımsayamadığı şarkıları,

Ansızın,
Gök adi bir bukalemun gibi değiştiriyor ten rengini
Simli bir karaya bürünüyor,
Aydınlık göz bebeklerinden usulca kaçıyor,
Fare deliklerine saklanıyor anlaşılmaz bir telaş içerisinde,
Fırsatçı bakışlar fırlatıyor karanlığa ve yerin derinliklerine çekiliyor…

Zaman avuçlardan kayıp gidiyor,
Gün soluyor,
Göz bebekleri kocaman açıyor yuvarlak pencerelerini,
Daha fazla ışık istiyor, hayallerine güneş vursun istiyor,
Artık Islıklar senfonik değil, dudaklar susuyor,
Ve tüm şehir, dolambaç rüyaların derinliklerine dalıveriyor.
3
2
1
*** The End***
Üzgünüm, film bitiyor…


SüPeRsiN 11 Kasım 2009 14:59

Sana yazmak istedim aslında nereden başlayacağımı bilmeden.Ama
başlayınca anlatmaya bendeki seni sana nasıl olsa devamı gelir diye düşündüm...
Sana anlatacaklarım hiç bitmesin istiyorum sevgili...Aynı hayatımdaki
varlığının bitmemesini istediğim gibi.Artık naftalin kokan kalp
sandığımın kilidinin anahtarını elinde tuttuğunu farkettiğim andan beri içinde
sakladıklarım ve bana acı verenlerin üzerine sevgini örtüp sana yeni
yerler açma isteği içimdeki...Hayat yapbozumun ve hiç tam olamamış ruhumun
eksik parçasısın sen.Unuttuğum tüm hislerin üzerindeki sis perdesi kalkıyor
yavaş yavaş ve ben biz olmanın keyfini çıkartıyorum
şimdilerde.Yaşanmışlıkları temize çekerken kötü anılarımı silen her zaman elimi uzatsam dokunabilecek kadar yakın ama olması gereken sınırlarımı aşmayacak kadar uzak...

Sona doğru bitmeyecek gibi gelen koşuda zamanı ellerinle durduracak masal kahramanımsın sen...Beni ben yapanlardan çok sen yapacakları öğret
bana.Kendi kendime inşa etmeye çalıştığım her yenilişte yerle bir olan
aşk kalemin temellerini atmama yardım et yeniden.Yenile beni tekrar doğmuşcasına ve gözlerimi aydınlığa açmamı sağla...Senden istediklerim hiç bitmesin yaşam isteğim gibi...

Ve son olarak...
Hayatımızda sonlar olmaması dileğiyle...

Varlığım varlığına armağan olsun...


(A)


reyan 16 Kasım 2009 16:38

Ey hayat repliklerin kimi anlatıyor!
Ve kaç figüran oynuyor senin sahnende..





reyan 18 Kasım 2009 23:14

ßir hayat çizdim kndime, hapsettim kendimi içine..Sesszdi hayata haykırışLrm oysa, bu gürültü nie ?




SüPeRsiN 21 Kasım 2009 16:35

Hem o, hem şu olamazsın, biraz huzur bulamazsın
ama seversin konuşmayı, çünkü konuşmak bedava
meydanlar boş olunca, isteseydin yapardın ama yapmadın.
şu farklı ama aynı yollarda, göz göze gelip susanlar.
oysa ne kadar benziyorduk birbirimize: aldandığımız şeylerle.
aslında birer fincan sohbet şehrin soğuğunda hepsi bu.
en iyi dostlarımız ölülerdi nedense,
insanlar ki çoğu anlamaz sözden.
üzme kendini, biz bize yaşar gideriz, yeter ki vazgeçme.
artık ne oyuz, artık ne şuyuz,
şimdi biz buyuz, bu.

( Light of Moon...)


SüPeRsiN 6 Aralık 2009 22:15

Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Ama sizin adınız ne ?
Benim dengemi bozmayınız.
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokakta yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş...
Benim dengemi bozmayınız.
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle döğüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildigim var
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne ?
Benim dengemi bozmayınız.


turgut uyar


reyan 7 Aralık 2009 02:56

Gec oLdu ama anLadım..


Kimse giderken götürmüyor sevgiLeri yanında


YanıLqıLarımı yüzüme vurmayın
İcimdeki cocuqun masaL saatine denk geLdi aşk
AnLadım dedim ya
Daha fazLa yormayın..


SüPeRsiN 8 Aralık 2009 01:52


Hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, don kişotlar'a, ateş hırsızlarına, ernesto "che" guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz.

Kötü şeyler gördük. savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük.

Biz de öldük.
Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik.

Teşekkürler dünya.

"

Kazım Koyuncu


king nothing 8 Aralık 2009 02:05

bazen dusunuyorum ınsanlar kafalarından ne gecırıyor? herkez hayatın adıl olmadıgını soylerken hep bır beklentı ve sevgı bulma pesınde kosuyor pekı bu beklentılerı ısterken arzularken bız ne kadar dogruyuz bunu sorgulamak gerek cunku herkez ıcıın hayat ne gulluk gulustanlık nede cok mukkemel. belkı gelgıtler olur bazen bogulur yada ısyan edecegımız donemler olur ama hep ayakta kalan yıne ınsan olur..benım dusuncemde ınsan kendı ruhunun efendısıdır cunku guclu erdemlıdır tasıyamacagı hıc bır agırlık kendını kurtaramıyacagı hıc bır acı yoktur..genelde bızım toplum dune gore yasayıp beynı ve kalbı orda sıkısıp kendılerını huzunlere bogarken dun dunde kaldı gıbı bır erdemı akıllarından gecırmıyor.gıden sevgılımı cokta umrumda benı bırakmıssa zaten sevgılı degıl
tasıdıgım yukmu agır geldı umrumda degıl cunku gulusum bende saklı bır hazıne ınsanlar hayata her sekıl pozıtıf bakmasını ogrenmelı cunku dunyada yasıyoruz ve bır gece bır de gunduz oluyor yanı hem aydınlıgı goruyoruz hemde karanlıgı demek oluyorkı zaman bızı bır nakıs ıplıgı gıbı ıslıyor pısırıyor ve olgunlastırıyor ayagını saglam bastıgın surece hayat senden korksun eger hayattan cok sıkıldıysan delı olda dunya senın kahrını ceksın ben oyle yapıyorum her gun...


SüPeRsiN 8 Aralık 2009 02:10

Düşünsene, sen de bugünlerde zorla yaşamıyor musun aslında? geçip gitsin de bitsin diye bekliyorsun sanki.. öyle değil mi?

Vitesi boşa alıp kendine yuvarlanmak, etin o hastalıklı, yumuşak kıvamı alıncaya dek durmak, sesli mi içinden mi konuştuğunu unutana kadar yalnız kalmak, derken ipin ucunu kaçırmak…

Bir gün zararsız bir “mola” gibi başlayan o durma halinin, balçık gibi insanın üzerine yapıştığını söylemişlerdi de, kimse oradan nasıl çıkılacağını dememişti ki…

***

Hangi bölümündesin bu çamur gibi seyahatin? varacağın dibi gördün mü, yoksa zaten vardın mı oraya? oradaysan zaten bu yazıyı da okumuyorsun. okumazsın, okunmaz yani, öyledir…

Ama henüz dibe biraz uzaktan baktığın bir yerdeysen, tam oraya gelince, fizik kanunları uyarınca daha dibe gidemeyeceğine göre, hareketin ancak yukarı doğru olacağını, dibin seni gerisin geri hayata fırlatacağını sanıyorsun ihtimal. Ya da birilerinin mutlaka bir şey yapacağını, canım mutlaka bir şey olacağını ve yapış yapış melodramın nihayete ereceğini… Böyle şeyler olacak sanıyorsun, değil mi? Olmayacak. olmaz yani, öyledir…



Saat: 12:44
Sayfa 2 / 3

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık