![]() |
bana hemen şimdi karagöz hacivatın hiç bilinmedik bir oyunu lazım |
arkadaşlar lütfen acil içinde 5 kişinin olduğu bir hacivat ve karagöz oyunu lazım bulursanız sevinirim:):P:D |
Karagöz ve Hacivat’ın “Kütahya Çeşmesi” oyunundan kısa bir bir bölüm: Hacivat semai okuyarak gelir. “Şu âlemde bir vefalı dostum olsa, geliverse karşıma, o söylese ben dinlesem, ben söylesem o dinlese!” Karagöz (penceresinden): “Şu Hacivat da benim oğlanın burnunu yese.” Karagöz: “Ve bizi seyreden dostlar eğlenseler. Diyelim, işimiz ne imiş? İşimizi Mevla’m rast getire.. Yâr bana bir eğlence medet… Aman bana bir eğlence medet-” Karagöz (penceresinden): “Karagöz, defol şuradan, aşağıya gelirsem görürsün’….” Hacivat: “Ah bana Karagöz pencereden Hacivat’ın üzerine atlar ve boğuşmaya başlarlar. Hacivat- “Karagöz etme, çenem kırıldı.” Karagöz: “Kırılsın kerata!” Hacivat: “Yapma birader boğacaksın beni!” Karagöz: Geber keratal (Hacivat kaçar, Karagöz sırtüstü yatar, kalır.) Aman…Öldüm, bayıldım, of aman! Keratayı kaçırdım, ama ben de yerlere yayıldım. (Ayağa kalkar.) Seni gidi sivri sakallı, keçi suratlı herif seni…Gelmiş kapımın önünde Medine dilencisi gibi bağırır durur. Hele bir daha gel de bak seni kuyruğundan tutup da, KafDağı’mn arkasına kadar atmazsam, bana da Karagöz demesinler. Amma da attık ha…” Hacivat: “Vay Karagöz’üm, benim iki gözüm merhaba .’” Karagöz: “Hoş geldin suda pişmiş balkabağı!” (Tokadı patlatır.) Hacivat: “Aman Karagöz’üm beni gelir gelmez darp etmenizin sebebi?” Karagöz: “Bizim bekçinin ne poturu var, ne de cübbesi.”(Bir tokat daha atar.) Hacivat: “Yazıklar olsun sana Karagöz! Adam olmamışsın, hâşâ huzurdan şu dünyaya eşek gelmişsin, gidiyorsun.” Karagöz: “Ona yarabbi şükür.” Karagöz, tekrar tokat atar, Hacivat kaçar. “Yürü!. Seni gidi idare fitili, mum bacaklı kerata! Az kaldı beni de eşek yapacaktı. Sen gidersen beni de buraya mıhlamazlar ya, ben de çekilir giderim…” der ve gider. -------------------------------------------------------------------------------- |
KARAGÖZ İLE HACİVAT: HACİVAT’IN ATI Hacivat’ın son zamanlarda işleri iyi gider. Çok para kazanır. Bu birikimi değerlendirmek için, bir yarış atı satın alır. Girdiği her yarışı kazanan meşhur bir at: Küheylan. Olayı duyan Karagöz, Hacivat’ın evine gidip kapıyı çalar. Hacivat pencereye çıkar ve sorar: “ Buyur Karagöz’üm, bir şey mi istemiştin? “ Karagöz: “ Evet Hacivat, bir şey istemiştim. Duyduğuma göre, Küheylan’ı satın almışsın. Onu bana satar mısın? “ Hacivat: ” Neden olmasın Karagöz’üm. İyi bir fiyat verirsen satarım. De bakalım, ne veriyorsun? “ Karagöz: “ Hı?..” Hacivat: “ Yani kaç para verirsin? Küheylan’ı kaça alırsın? “ Karagöz: “ On altın veririm. Sattın mı? “ Hacivat: “ Dur bakalım, Karagöz’üm. Hemen sattın mı olur mu? Bir pazarlık yapalım, değil mi? “ Karagöz: “ Nazarlık taktırırım, Küheylan’a. Anlaştık o zaman. “ Hacivat: “ Yapma Karagöz’üm. Alışverişi oldubittiye getirme. On altına Küheylan mı satılırmış? Çık biraz, çık çık. “ Hacivat’ın ne dediğini tam olarak anlayamayan Karagöz evin merdivenlerini çıkmaya başlar. Sonunda, burnu kapıya dayanır. Hacivat: “ Çık Karagöz’üm, çık çık. “ Karagöz: “ Kapıya kadar çıktım. Daha fazla çıkamıyorum. “ Hacivat: “ Ben sana merdivenleri çık demedim. Fiyatta çık, yani on altın dedin ya onu arttır, yirmi de, otuz de. “ Karagöz: “ Yirmi, otuz. “ Hacivat: “ Çık, çık. “ Karagöz: “ Elli, altmış. “ Hacivat: “ Çık, çık. “ Hacivat’ın çok para istemesine kızan Karagöz bağırır: “ Çık çıkı, çık çık. Sanki zil takıp oynuyorsun. Bre Hacivat, sen ne istiyorsun bu ata, onu söyle bakalım. “ Hacivat: “ Bak Karagöz’üm, ben atı yüz altına aldım. Üstüne kar da koy.Yüzü geç, yüzü geç.” Karagöz: “ Yüzgeç balıklarda olur, alık. “ Hacivat: “ Hemen sinirlenme Karagöz’üm. Şunun şurasında ne güzel pazarlık yapıyoruz. Bak Karagöz’üm, Küheylan’ı sana veririm ama yüz yirmi altınını alırım. Bir kuruş aşağı olmaz. “ Hacivat’ın konuşmasına içerleyen ve Küheylan’ı alamadığına üzülen Karagöz, Hacivat’a küser. Bir hafta ne Hacivat’ın evinin önünden geçer, ne de onunla konuşur. Daha sonra iki eski dost tekrar barışırlar. |
karagöz ve hacivattan kısa bir oyun bulabilirseniz çok memnun olurum.Yanlız bunlardan farklı olsun şimdiden çok teşekkür ederim :) |
karagöz ve hacivat Karagöz ve Hacivat Vikipedi, özgür ansiklopediAtla: kullan, ara Karagöz(sağ) ile Hacivat(sol). Bir hayalbaz figürleri oynatıyor.Karagöz ve Hacivat taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunudur. Karagöz oynatıcısına hayali, hayalbaz denir. Yardımcıları çırak, yardak, dayrezen, sandıkka’dır. Oyunda konuşmaların değişmesi baş hareketleriyle yapılır. Bu iki karekterin gerçekten yaşayıp yaşamadığı, yaşadıysa nerede nasıl yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir. Anlatılanlar rivayete dayanır, zira gerçekten yaşamış olsalar bile büyük ihtimalle bahsedilen dönemde tarih kitaplarına girecek kadar önemli bulunmamışlardır. Rivayete göre Hacivat ve Karagöz, Orhan Gazi devrinde yaşamış cami yapımında çalışan iki işçidir. Kendileri çalışmadıkları gibi diğer işçilerin de çalışmasını engellemektedirler. Orhan Gazi’nin, “cami vaktinde bitmezse kelleni alırım” dediği cami mimarı, caminin vaktinde bitmemesine Karagöz ve Hacivat’ı şikayet eder. Bunun üzerine bu ikili başları kesilerek idam edilir. Karagöz ve Hacivat’ı çok seven ve ölümlerine çok üzülen Şeyh Küşteri, ölümlerinin ardından kuklalarını yaparak perde arkasından oynatmaya başlar. Bu sayede Hacivat ve Karagöz tanınır. Hacivat’ın asıl adının Hacı İvaz ve ya Haci Cevat olduğu söylenir. Hacivat karakteri düzeni temsil eder. Nabza göre şerbet verir. Kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutar. Eğitimli olmasından dolayı Osmanlica konuşmayı sever. Hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder. Alın teriyle çalışıp kazanmaktan çok Karagöz’ü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye bakar. Rol icabı değişik kıyafetler içinde Keçi Hacivat, Çıplak Hacivat, Kadın Hacivat, Kahya Hacivat gibi farklı tasvirleri vardır. Karagöz ise oyunun hiç şüphesiz başrol oyuncusudur. Okumamış bir halk adamıdır ve düz Türkçe konuşur. Hacivat’ın kullandığı Osmanlıca kelimeleri anlamaz ve onlara yanlış anlamlar yükler. Mesela Salıncak adlı oyununda durmadan kendisine vuran Karagöz'e, Hacivat neden bütün sorduğu sorulara kendi sorularına benzeyen cevaplar verdiğini sorar. Devamında ise, Hacivat'ın Vurmanızdan aksâ-yı murâd? sorusuna, Aksaray'da murtad babandır. diye cevap verir [1]. Her işe burnunu sokar,her işe karışır, sokakta olmadığı zaman da evinin penceresinden uzanarak, ya da içerden seslenerek işe karışır. Dobra, zaman zaman patavatsız yapısından dolayı ikide bir zor durumlarda kalırsa da bir yolunu bulup işin içinden sıyrılır. Çoğu zaman işsiz, geçim derdindedir. Hacivat’ın bulduğu işlere girip çalışır. Başında ışkırlak adı verilen oynak bir şapka vardır. Hacivat ve Karagöz oyunundaki karakterler kısaca şunlardır: 1.Hacivat 2.Karagöz 3.Zenne 4.Hikmet Ağa 5.Tuzsuz Deli Bekir 6.Arap 7.Frenk 8.Zeybek 9.Tiryaki 10.Çelebi 11.Arnavut Tekniği: Oyun 100×180′lik bir bez perde üzerine (oyuna göre boyut değişebilir) aksettirilen tasvirlerin gölgelerinin konuşturulmasıdır. Kenarları çiçekli bez perde patiskadandır. Asıl perdeye ayna denir. Perde arkasındaki peş tahtası üzerindeki şem’a ile bu gölgelendirme sağlanır. Tasvirler manda, dana, deve derisinden yapılır. Deri saydamdır, nevrekan’la kesilip kök boyasıyla boyanır. Hareketli yerleri kirişle tutturulur, değnek delikleri açılır. 30-40 cm olan tasvirleri oynatmak için 60 cm lik değnekler kullanılır |
#6 (mesaj-linki) Misafir Karagöz ve Hacivat’ın “Kütahya Çeşmesi” oyunundan kısa bir bir bölüm: Hacivat semai okuyarak gelir. “Şu âlemde bir vefalı dostum olsa, geliverse karşıma, o söylese ben dinlesem, ben söylesem o dinlese!” Karagöz (penceresinden): “Şu Hacivat da benim oğlanın burnunu yese.” Karagöz: “Ve bizi seyreden dostlar eğlenseler. Diyelim, işimiz ne imiş? İşimizi Mevla’m rast getire.. Yâr bana bir eğlence medet… Aman bana bir eğlence medet-” Karagöz (penceresinden): “Karagöz, defol şuradan, aşağıya gelirsem görürsün’….” Hacivat: “Ah bana Karagöz pencereden Hacivat’ın üzerine atlar ve boğuşmaya başlarlar. Hacivat- “Karagöz etme, çenem kırıldı.” Karagöz: “Kırılsın kerata!” Hacivat: “Yapma birader boğacaksın beni!” Karagöz: Geber keratal (Hacivat kaçar, Karagöz sırtüstü yatar, kalır.) Aman…Öldüm, bayıldım, of aman! Keratayı kaçırdım, ama ben de yerlere yayıldım. (Ayağa kalkar.) Seni gidi sivri sakallı, keçi suratlı herif seni…Gelmiş kapımın önünde Medine dilencisi gibi bağırır durur. Hele bir daha gel de bak seni kuyruğundan tutup da, KafDağı’mn arkasına kadar atmazsam, bana da Karagöz demesinler. Amma da attık ha…” Hacivat: “Vay Karagöz’üm, benim iki gözüm merhaba .’” Karagöz: “Hoş geldin suda pişmiş balkabağı!” (Tokadı patlatır.) Hacivat: “Aman Karagöz’üm beni gelir gelmez darp etmenizin sebebi?” Karagöz: “Bizim bekçinin ne poturu var, ne de cübbesi.”(Bir tokat daha atar.) Hacivat: “Yazıklar olsun sana Karagöz! Adam olmamışsın, hâşâ huzurdan şu dünyaya eşek gelmişsin, gidiyorsun.” Karagöz: “Ona yarabbi şükür.” Karagöz, tekrar tokat atar, Hacivat kaçar. “Yürü!. Seni gidi idare fitili, mum bacaklı kerata! Az kaldı beni de eşek yapacaktı. Sen gidersen beni de buraya mıhlamazlar ya, ben de çekilir giderim…” der ve gider.Karagöz ve Hacivat’ın “Kütahya Çeşmesi” oyunundan kısa bir bir bölüm: Hacivat semai okuyarak gelir. “Şu âlemde bir vefalı dostum olsa, geliverse karşıma, o söylese ben dinlesem, ben söylesem o dinlese!” Karagöz (penceresinden): “Şu Hacivat da benim oğlanın burnunu yese.” Karagöz: “Ve bizi seyreden dostlar eğlenseler. Diyelim, işimiz ne imiş? İşimizi Mevla’m rast getire.. Yâr bana bir eğlence medet… Aman bana bir eğlence medet-” Karagöz (penceresinden): “Karagöz, defol şuradan, aşağıya gelirsem görürsün’….” Hacivat: “Ah bana Karagöz pencereden Hacivat’ın üzerine atlar ve boğuşmaya başlarlar. Hacivat- “Karagöz etme, çenem kırıldı.” Karagöz: “Kırılsın kerata!” Hacivat: “Yapma birader boğacaksın beni!” Karagöz: Geber keratal (Hacivat kaçar, Karagöz sırtüstü yatar, kalır.) Aman…Öldüm, bayıldım, of aman! Keratayı kaçırdım, ama ben de yerlere yayıldım. (Ayağa kalkar.) Seni gidi sivri sakallı, keçi suratlı herif seni…Gelmiş kapımın önünde Medine dilencisi gibi bağırır durur. Hele bir daha gel de bak seni kuyruğundan tutup da, KafDağı’mn arkasına kadar atmazsam, bana da Karagöz demesinler. Amma da attık ha…” Hacivat: “Vay Karagöz’üm, benim iki gözüm merhaba .’” Karagöz: “Hoş geldin suda pişmiş balkabağı!” (Tokadı patlatır.) Hacivat: “Aman Karagöz’üm beni gelir gelmez darp etmenizin sebebi?” Karagöz: “Bizim bekçinin ne poturu var, ne de cübbesi.”(Bir tokat daha atar.) Hacivat: “Yazıklar olsun sana Karagöz! Adam olmamışsın, hâşâ huzurdan şu dünyaya eşek gelmişsin, gidiyorsun.” Karagöz: “Ona yarabbi şükür.” Karagöz, tekrar tokat atar, Hacivat kaçar. “Yürü!. Seni gidi idare fitili, mum bacaklı kerata! Az kaldı beni de eşek yapacaktı. Sen gidersen beni de buraya mıhlamazlar ya, ben de çekilir giderim…” der ve gider. Kaynak: Hacivat'la Karagöz oyununa kısa örnekler bulabilir misiniz? |
vikipedi var orada güzel var yazı .ben 5b ye selm söylerim .cengiz sani izmir buca |
Karagöz ve Hacivat oyunu bulabilir misiniz? Bana 2 tane komik ama çok da uzun olmayan 2 tane Hacivat Karagöz oyunu bulabilir misiniz? |
Karagöz,Meddah,Orta Oyunu hakkında bilgi ve bu türlerde bir esrin şekil ve öz bakımından incelenmesi proje konum çok lazım acil yardımcı olursanız sevinirimmm.. Lütfen çok acil |
ya arkadaşlar kısa ve komik örneler lazım lütfen yardım edin çünkü ezberleyip gölge oyunu yapmam lazın |
Hacivat’ın son zamanlarda işleri iyi gider. Çok para kazanır. Bu birikimi değerlendirmek için, bir yarış atı satın alır. Girdiği her yarışı kazanan meşhur bir at: Küheylan. Olayı duyan Karagöz, Hacivat’ın evine gidip kapıyı çalar. Hacivat pencereye çıkar ve sorar: “ Buyur Karagöz’üm, bir şey mi istemiştin? “ Karagöz: “ Evet Hacivat, bir şey istemiştim. Duyduğuma göre, Küheylan’ı satın almışsın. Onu bana satar mısın? “ Hacivat: ” Neden olmasın Karagöz’üm. İyi bir fiyat verirsen satarım. De bakalım, ne veriyorsun? “ Karagöz: “ Hı?..” Hacivat: “ Yani kaç para verirsin? Küheylan’ı kaça alırsın? “ Karagöz: “ On altın veririm. Sattın mı? “ Hacivat: “ Dur bakalım, Karagöz’üm. Hemen sattın mı olur mu? Bir pazarlık yapalım, değil mi? “ Karagöz: “ Nazarlık taktırırım, Küheylan’a. Anlaştık o zaman. “ Hacivat: “ Yapma Karagöz’üm. Alışverişi oldubittiye getirme. On altına Küheylan mı satılırmış? Çık biraz, çık çık. “ Hacivat’ın ne dediğini tam olarak anlayamayan Karagöz evin merdivenlerini çıkmaya başlar. Sonunda, burnu kapıya dayanır. Hacivat: “ Çık Karagöz’üm, çık çık. “ Karagöz: “ Kapıya kadar çıktım. Daha fazla çıkamıyorum. “ Hacivat: “ Ben sana merdivenleri çık demedim. Fiyatta çık, yani on altın dedin ya onu arttır, yirmi de, otuz de. “ Karagöz: “ Yirmi, otuz. “ Hacivat: “ Çık, çık. “ Karagöz: “ Elli, altmış. “ Hacivat: “ Çık, çık. “ Hacivat’ın çok para istemesine kızan Karagöz bağırır: “ Çık çıkı, çık çık. Sanki zil takıp oynuyorsun. Bre Hacivat, sen ne istiyorsun bu ata, onu söyle bakalım. “ Hacivat: “ Bak Karagöz’üm, ben atı yüz altına aldım. Üstüne kar da koy.Yüzü geç, yüzü geç.” Karagöz: “ Yüzgeç balıklarda olur, alık. “ Hacivat: “ Hemen sinirlenme Karagöz’üm. Şunun şurasında ne güzel pazarlık yapıyoruz. Bak Karagöz’üm, Küheylan’ı sana veririm ama yüz yirmi altınını alırım. Bir kuruş aşağı olmaz. “ Hacivat’ın konuşmasına içerleyen ve Küheylan’ı alamadığına üzülen Karagöz, Hacivat’a küser. Bir hafta ne Hacivat’ın evinin önünden geçer, ne de onunla konuşur. Daha sonra iki eski dost tekrar barışırlar. |
yaa arkadaşlar başka bir senaryo varsa yollarmısınız |
Deriden yapılan tasvirlere arkadan vuran ışığın tasvirlerin gölgesini beyaz bir perde üzerine yansıtması temeline dayanan gölge oyunu doğu kültürlerine özgü bir sanattır ve ortaya çıkışı hakkında değişik rivayetler vardır Bir rivayete göre Çin hükümdarı Wu (MÖ 140-87) karısının ölümü üzerine derin bir üzüntüye kapılır Şav Wong adlı bir çinli, hükümdarın üzüntüsünü hafifletmek için sarayın bir odasına gerdiği beyaz bir perdenin arkasından geçirdiği bir kadının perde üzerine düşen gölgesini ölen kadının hayali diye sunar (Bizdeki Karagöz ve Hacıvat efsanesine benzerlik dikkat çekicidir) Bir başka rivayete göre ise Hint’ten çıkmış 4 ve 5 yüzyıllarda Java’ya geçmiş ve buradan da batı dünyasına yayılmıştır |
daha kısa ve öz yokmu |
Misafir Karagöz ve Hacivat’ın “Kütahya Çeşmesi” oyunundan kısa bir bir bölüm: Hacivat semai okuyarak gelir. “Şu âlemde bir vefalı dostum olsa, geliverse karşıma, o söylese ben dinlesem, ben söylesem o dinlese!” Karagöz (penceresinden): “Şu Hacivat da benim oğlanın burnunu yese.” Karagöz: “Ve bizi seyreden dostlar eğlenseler. Diyelim, işimiz ne imiş? İşimizi Mevla’m rast getire.. Yâr bana bir eğlence medet… Aman bana bir eğlence medet-” Karagöz (penceresinden): “Karagöz, defol şuradan, aşağıya gelirsem görürsün’….” Hacivat: “Ah bana Karagöz pencereden Hacivat’ın üzerine atlar ve boğuşmaya başlarlar. Hacivat- “Karagöz etme, çenem kırıldı.” Karagöz: “Kırılsın kerata!” Hacivat: “Yapma birader boğacaksın beni!” Karagöz: Geber keratal (Hacivat kaçar, Karagöz sırtüstü yatar, kalır.) Aman…Öldüm, bayıldım, of aman! Keratayı kaçırdım, ama ben de yerlere yayıldım. (Ayağa kalkar.) Seni gidi sivri sakallı, keçi suratlı herif seni…Gelmiş kapımın önünde Medine dilencisi gibi bağırır durur. Hele bir daha gel de bak seni kuyruğundan tutup da, KafDağı’mn arkasına kadar atmazsam, bana da Karagöz demesinler. Amma da attık ha…” Hacivat: “Vay Karagöz’üm, benim iki gözüm merhaba .’” Karagöz: “Hoş geldin suda pişmiş balkabağı!” (Tokadı patlatır.) Hacivat: “Aman Karagöz’üm beni gelir gelmez darp etmenizin sebebi?” Karagöz: “Bizim bekçinin ne poturu var, ne de cübbesi.”(Bir tokat daha atar.) Hacivat: “Yazıklar olsun sana Karagöz! Adam olmamışsın, hâşâ huzurdan şu dünyaya eşek gelmişsin, gidiyorsun.” Karagöz: “Ona yarabbi şükür.” Karagöz, tekrar tokat atar, Hacivat kaçar. “Yürü!. Seni gidi idare fitili, mum bacaklı kerata! Az kaldı beni de eşek yapacaktı. Sen gidersen beni de buraya mıhlamazlar ya, ben de çekilir giderim…” der ve gider.Karagöz ve Hacivat’ın “Kütahya Çeşmesi” oyunundan kısa bir bir bölüm: Hacivat semai okuyarak gelir. “Şu âlemde bir vefalı dostum olsa, geliverse karşıma, o söylese ben dinlesem, ben söylesem o dinlese!” Karagöz (penceresinden): “Şu Hacivat da benim oğlanın burnunu yese.” Karagöz: “Ve bizi seyreden dostlar eğlenseler. Diyelim, işimiz ne imiş? İşimizi Mevla’m rast getire.. Yâr bana bir eğlence medet… Aman bana bir eğlence medet-” Karagöz (penceresinden): “Karagöz, defol şuradan, aşağıya gelirsem görürsün’….” Hacivat: “Ah bana Karagöz pencereden Hacivat’ın üzerine atlar ve boğuşmaya başlarlar. Hacivat- “Karagöz etme, çenem kırıldı.” Karagöz: “Kırılsın kerata!” Hacivat: “Yapma birader boğacaksın beni!” Karagöz: Geber keratal (Hacivat kaçar, Karagöz sırtüstü yatar, kalır.) Aman…Öldüm, bayıldım, of aman! Keratayı kaçırdım, ama ben de yerlere yayıldım. (Ayağa kalkar.) Seni gidi sivri sakallı, keçi suratlı herif seni…Gelmiş kapımın önünde Medine dilencisi gibi bağırır durur. Hele bir daha gel de bak seni kuyruğundan tutup da, KafDağı’mn arkasına kadar atmazsam, bana da Karagöz demesinler. Amma da attık ha…” Hacivat: “Vay Karagöz’üm, benim iki gözüm merhaba .’” Karagöz: “Hoş geldin suda pişmiş balkabağı!” (Tokadı patlatır.) Hacivat: “Aman Karagöz’üm beni gelir gelmez darp etmenizin sebebi?” Karagöz: “Bizim bekçinin ne poturu var, ne de cübbesi.”(Bir tokat daha atar.) Hacivat: “Yazıklar olsun sana Karagöz! Adam olmamışsın, hâşâ huzurdan şu dünyaya eşek gelmişsin, gidiyorsun.” Karagöz: “Ona yarabbi şükür.” Karagöz, tekrar tokat atar, Hacivat kaçar. “Yürü!. Seni gidi idare fitili, mum bacaklı kerata! Az kaldı beni de eşek yapacaktı. Sen gidersen beni de buraya mıhlamazlar ya, ben de çekilir giderim…” der ve gider. |
Karagöz ve Hacıvat Türk gölge oyununun tek temsilcisi olarak kabul edilen Karagöz oyununun kökeni konusunda değişik görüşler vardır. Kimi kaynaklara göre Orta Asya'dan, İran'dan ya da Hindistan'dan batıya göç eden Çingeneler aracılığıyla Anadolu'ya gelmiştir. Bir görüşe göre Bizans, İtalya ya da Yunan kökenlidir. Türkiye'ye Portekiz ya da İspanya'dan göç eden Yahudiler aracılığıyla geldiğini savunanlar da vardır. Ancak bu görüşleri kanıtlayacak yeterli belge yoktur. Oysa Yavuz Sultan Selim döneminin güvenilir kaynaklarından İbni İlyas, gölge oyununun Türkiye'ye XVI.yy.'da Mısır'dan geldiğini ortaya koymuştur. İlk zamanlar Mısır gölge oyununun etkisi altında olan Karagözün, kesin biçimini XVII.yy.'da aldığı ve tiplemelerin de bu dönemde ortaya çıktığı öne sürülmektedir. Karagöz Oyunun hiç şüphesiz başrol oyuncusu Karagöz’dür. Okumamış bir halk adamıdır. Hacıvat’ın kullandığı yabancı kelimeleri anlamaz ya da anlamaz görünüp, onlara yanlış anlamlar yükleyerek ortaya çeşitli nükteler çıkarırken bir taraftan da Türkçe dil kuralları ile yabancı kelimeler kullanan Hacıvat ile alay eder. Her işe burnunu sokar,her işe karışır, sokakta olmadığı zaman da evinin penceresinden uzanarak, ya da içerden seslenerek işe karışır. Dobra, zaman zaman patavatsız yapısından dolayı ikide bir zor durumlarda kalırsa da bir yolunu bulup işin içinden sıyrılır. Çoğu zaman işsiz, geçim derdindedir .Hacıvat’ın bulduğu işlere girip çalışır. Başında ışkırlak adı verilen oynak bir şapka vardır. Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde farklı Karagöz tasvirleri vardır. Kadın Karagöz , Gelin Karagöz , Eşek karagöz , Çıplak Karagöz , Bekçi Karagöz , Çingene Karagöz , Tulumlu Karagöz , Davulcu Karagöz , Ağa Karagöz v.s. (Velhasıl zavallının başına gelmeyen kalmaz..) Hacıvat Tam bir düzen adamıdır.Nabza göre şerbet verir, eyyamcıdır.Kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutar.Az buçuk okumuşluğundan dolayı yabancı sözcüklerle konuşmayı sever.Perdeye gelen hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder.Alın teriyle çalışıp kazanmaktan çok Karagöz’ü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye bakar (Günümüzde de ne kadar çok Hacıvat var değil mi.. Entel görünmek için cümle aralarına yabancı kelimeler sıkıştıranlar, başkalarının sırtından geçinenler, çıkarcılar...). Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde farklı Hacıvat tasvirleri vardır. Keçi Hacıvat , Çıplak Hacıvat, Kadın Hacıvat, Kahya Hacıvat vb. |
bazıları ii di ama bazılarıda kötüydü uzunluk kısa lık bnm için önemli ama genede ii lerdi :) B-) |
İki kısa Karagöz Hacivat diyaloğu: 1. Sİ Hacivat: Bu ne hal karagöz? yüzün sirke satıyor! Karagöz: Sebze halinde hiç yüzük ve küpe satılır mı hacı cavcav? Hacivat: Karagözüm canın sıkılmış galiba... Karagöz: Kimin camı kırılmış? Camı kim kırmış? Neden kırmış? Hacivat: Kimsenin camı kırılmamış. Sen pek neşesiz görünüyorsun. Karagöz: Bende şekersiz çayı sevmiyorum. Hacivat: Canım efendim bir derdin mi var? Söyle bana! Karagöz: Kaç defa söyledim sana! bir dedem vardı; vefat etti. Allah rahmet eylelsin. Hacivat: Karagözüm derdini söylemeyen derman bulamaz. Karagöz: Tabii ki derdini söyleyebilen manda bulunmaz Hacivat, ne diyorsun ya hu! Yine Karagöz: Zaten canım çok sıkkın. Yardım edeceğine geçmiş karşıma neler söylüyorsun! BIY BIY BIY! 2. Sİ Karagöz: Haapşuuu! Hacivat: Karagözüm geçmiş olsun, geçmiş olsun Karagöz: Evler geniş olsun güzel olsun bir de sıcak olsun Hacivat: Hastanmışsın şifa olsun şifa olsun Karagöz: Pasta mı almışsın? afiyet olsun afiyet olsun Hacivat: Efendim şifalar diliyorum. Karagöz: Sıpaları ben de biliyorum. Eşek yavrusuna sıpa denir ya hu! Hacivat: Çabuk iyileşmeni diliyorum. Karagöz: Kabuklu yemişten ben de istiyorum. Haaapşuu! Karagöz: (Hacivata vurur) Şaaaak Hacivat: Niye vurdun Karagöz'üm Karagöz: Vururum tabii. Hasta olduğumu görmüyor musun? Neden "Geçmiş olsun." demiyorsun? |
karagöz bir gün yolda yürürken hacivat karagöze seslenmişşş _ oooo karagözüm buralarda ne işin varrr _ niye hoşnut olmadınmı karagözüm _ yokk yok öyle söylemedim sen de herşeyi yanlış anla hacı cavcavvvv _ tamam tamam neyse ben gidiyorum ister gel ister gelme _ nereye akşam vaktinde _ yav sen geliyosan gel gelmiyosan .git işineeee _ yok ben gelmiyom iyi san aby ben gidemde davul çalam neee davulmuı evt bak şimdi hey hey mahhalllelei kalk ramazana oruçunu tut davulvcuyada sözünü tut |
KARAGÖZ VE HACİVAT Karagöz ve Hacivat taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunudur. Karagöz oynatıcısına kurgusal, hayalbaz denir. Yardımcıları çırak, yardak, dayrezen, sandıkkar'dır. Oyunda konuşmaların değişmesi baş hareketleriyle yapılır. Bu iki karakterin gerçekten yaşayıp yaşamadığı, yaşadıysa nerede nasıl yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir. Anlatılanlar rivayete dayanır, zira gerçekten yaşamış olsalar bile büyük ihtimalle bahsedilen dönemde tarih kitaplarına girecek kadar önemli bulunmamışlardır. Halkbilimciler Karagöz'ün bazı oyunlarda Çingene olduğunu kendi ağzıyla itiraf etmesi, Bulgar gaydası çalması ve Evliya Çelebi'nin tanıklığına dayanarak Bizans imparatoru Konstantin'in Çingene seyisi Sofyozlu Bali Çelebi olduğunu ileri sürmektedir[1]. Bir diğer rivayet ise Hacı İvaz Ağa ya da halka mal olan adıyla Hacivat ve Trakya'da bulunan Samakol köyünden demirci ustasıKaragöz, Orhan Gazi devrinde Bursa'da yaşamış cami yapımında çalışan iki işçidir. Kendileri çalışmadıkları gibi diğer işçilerin de çalışmasını engellemektedirler. Orhan Gazi'nin, "cami vaktinde bitmezse kelleni alırım" dediği cami mimarı, caminin vaktinde bitmemesine Karagöz ve Hacivat'ı şikayet eder. Bunun üzerine bu ikili başları kesilerek idam edilir. Karagöz ve Hacivat'ı çok seven ve ölümlerine çok üzülen Şeyh Küşteri, ölümlerinin ardından kuklalarını yaparak perde arkasından oynatmaya başlar. Bu sayede Hacivat ve Karagöz tanınır. |
Karagöz ve Hacivat taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunudur. Karagöz oynatıcısına kurgusal, hayalbaz denir. Yardımcıları çırak, yardak, dayrezen, sandıkkar'dır. Oyunda konuşmaların değişmesi baş hareketleriyle yapılır. Bu iki karakterin gerçekten yaşayıp yaşamadığı, yaşadıysa nerede nasıl yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir. Anlatılanlar rivayete dayanır, zira gerçekten yaşamış olsalar bile büyük ihtimalle bahsedilen dönemde tarih kitaplarına girecek kadar önemli bulunmamışlardır. Halkbilimciler Karagöz'ün bazı oyunlarda Çingene olduğunu kendi ağzıyla itiraf etmesi, Bulgar gaydası çalması ve Evliya Çelebi'nin tanıklığına dayanarak Bizans imparatoru Konstantin'in Çingene seyisi Sofyozlu Bali Çelebi olduğunu ileri sürmektedir[1]. Bir diğer rivayet ise Hacı İvaz Ağa ya da halka mal olan adıyla Hacivat ve Trakya'da bulunan Samakol köyünden demirci ustasıKaragöz, Orhan Gazi devrinde Bursa'da yaşamış cami yapımında çalışan iki işçidir. Kendileri çalışmadıkları gibi diğer işçilerin de çalışmasını engellemektedirler. Orhan Gazi'nin, "cami vaktinde bitmezse kelleni alırım" dediği cami mimarı, caminin vaktinde bitmemesine Karagöz ve Hacivat'ı şikayet eder. Bunun üzerine bu ikili başları kesilerek idam edilir. Karagöz ve Hacivat'ı çok seven ve ölümlerine çok üzülen Şeyh Küşteri, ölümlerinin ardından kuklalarını yaparak perde arkasından oynatmaya başlar. Bu sayede Hacivat ve Karagöz tanınır. |
bana çok acil bulun çok kısa olsun.. |
gzl olmuş ellerinize sağlık daha çok bilgi olsaydı keşke :)) |
KARAGÖZ İLE HACİVAT: HACİVAT’IN ATI Hacivat’ın son zamanlarda işleri iyi gider. Çok para kazanır. Bu birikimi değerlendirmek için, bir yarış atı satın alır. Girdiği her yarışı kazanan meşhur bir at: Küheylan. Olayı duyan Karagöz, Hacivat’ın evine gidip kapıyı çalar. Hacivat pencereye çıkar ve sorar: “ Buyur Karagöz’üm, bir şey mi istemiştin? “ Karagöz: “ Evet Hacivat, bir şey istemiştim. Duyduğuma göre, Küheylan’ı satın almışsın. Onu bana satar mısın? “ Hacivat: ” Neden olmasın Karagöz’üm. İyi bir fiyat verirsen satarım. De bakalım, ne veriyorsun? “ Karagöz: “ Hı?..” Hacivat: “ Yani kaç para verirsin? Küheylan’ı kaça alırsın? “ Karagöz: “ On altın veririm. Sattın mı? “ Hacivat: “ Dur bakalım, Karagöz’üm. Hemen sattın mı olur mu? Bir pazarlık yapalım, değil mi? “ Karagöz: “ Nazarlık taktırırım, Küheylan’a. Anlaştık o zaman. “ Hacivat: “ Yapma Karagöz’üm. Alışverişi oldubittiye getirme. On altına Küheylan mı satılırmış? Çık biraz, çık çık. “ Hacivat’ın ne dediğini tam olarak anlayamayan Karagöz evin merdivenlerini çıkmaya başlar. Sonunda, burnu kapıya dayanır. Hacivat: “ Çık Karagöz’üm, çık çık. “ Karagöz: “ Kapıya kadar çıktım. Daha fazla çıkamıyorum. “ Hacivat: “ Ben sana merdivenleri çık demedim. Fiyatta çık, yani on altın dedin ya onu arttır, yirmi de, otuz de. “ Karagöz: “ Yirmi, otuz. “ Hacivat: “ Çık, çık. “ Karagöz: “ Elli, altmış. “ Hacivat: “ Çık, çık. “ Hacivat’ın çok para istemesine kızan Karagöz bağırır: “ Çık çıkı, çık çık. Sanki zil takıp oynuyorsun. Bre Hacivat, sen ne istiyorsun bu ata, onu söyle bakalım. “ Hacivat: “ Bak Karagöz’üm, ben atı yüz altına aldım. Üstüne kar da koy.Yüzü geç, yüzü geç.” Karagöz: “ Yüzgeç balıklarda olur, alık. “ Hacivat: “ Hemen sinirlenme Karagöz’üm. Şunun şurasında ne güzel pazarlık yapıyoruz. Bak Karagöz’üm, Küheylan’ı sana veririm ama yüz yirmi altınını alırım. Bir kuruş aşağı olmaz. “ Hacivat’ın konuşmasına içerleyen ve Küheylan’ı alamadığına üzülen Karagöz, Hacivat’a küser. Bir hafta ne Hacivat’ın evinin önünden geçer, ne de onunla konuşur. Daha sonra iki eski dost tekrar barışırlar. Yazan: Serdar Yıldırım BİR BAŞKA OYUN KARAGÖZ İLE HACİVAT Karagöz’e Mısır’daki amcasından bir sandık altın miras kalır. Bunun üzerine Karagöz yakın arkadaşı Hacivat ile beraber bir ticaret gemisine binip Mısır’a giderler. Miras işlemlerini hallettikten sonra yine bir ticaret gemisine binip geri dönerler. Ama Marmara Denizi’nde kürekçilerin isyanı sırasında su alan gemiden yolcular kayıklara binerek kurtulurlar. Karagöz ile Hacivat altın dolu sandıkla Mudanya kıyılarına, bindikleri kayıkla ulaşırlar ama sahilde konuşmaya daldıklarından iskeleye iyi bağlamadıkları kayık dalgalara kapılır ve gözden kaybolur. Daha sonra bir at arabasına binerler ve Bursa’daki evlerine dönerler. Bırak bir sandık altını ceplerindeki para da bitmiştir. İş bulup çalışarak para kazanmaları gereklidir ama nasıl bir iş? Onlar aralarında bu konuyu konuşurken tatlı bir sohbete dalarlar. Giderek sohbet koyulaşır, şakalaşmalar artar. Karagöz: “ Sence nasıl bir iş tutayım Hacivat. Ama tutacağım iş de az emek harcayıp çok para kazanayım. “ Hacivat: “ Öyle iş olmaz Karagözüm. Ne demek az emek çok yemek. Az emek az yemek. “ Karagöz: “ Sen de amma yaptın be Hacıcavcav. Bana az yemek vere vere açlığa mı alıştıracaksın. Biraz insaflı olsan da tabağımı dolmayla doldursan. Pek severim dolmanın yanına köfteyi, ondan sonra pilavı ve şamtatlıyı. “ Hacivat: “ Bu kadar yeter mi Karagözüm? İstersen nohuttan, musakkadan, makarnadan ve cacıktan da alsan.” Karagöz: “ Onları sen ye Hacıcavcav. Benim istediklerimden ikişer porsiyon olsaydı, o yemeklerden birazı sabaha kalsaydı, ne güzel olurdu. “ Hacivat: “ Tamam Karagözüm, bu istediklerin olur olmasına da, çok çalışırsan, çok kazanırsan, bu yemeklerden yersin. “ Karagöz: “ Ahh. Ah. Keşke kayığı iyi bağlasaydık ve altınlar kaybolmasaydı. Altınları bozdurur bozdurur harcar, yer içerdik. Keyifli bir hayat sürerdik. “ |
okulda sergileyecez lütfenn |
bana diğer karakterlede ilgi oyun lazım sadece hacivat karagöz konuşması değil |
sayfanızdakı oyunlar çok uzun kısaltımış halleri yok mu bir de ltfeb acil karagoz ile hacivatın reimleri acilll |
banada lazım lütfen !!! |
bu mu kısa Alıntı:
|
Alıntı:
|
karagöz hacivat Hacivat’ın son zamanlarda işleri iyi gider. Çok para kazanır. Bu birikimi değerlendirmek için, bir yarış atı satın alır. Girdiği her yarışı kazanan meşhur bir at: Küheylan. Olayı duyan Karagöz, Hacivat’ın evine gidip kapıyı çalar. Hacivat pencereye çıkar ve sorar: “ Buyur Karagöz’üm, bir şey mi istemiştin? “ Karagöz: “ Evet Hacivat, bir şey istemiştim. Duyduğuma göre, Küheylan’ı satın almışsın. Onu bana satar mısın? “ Hacivat: ” Neden olmasın Karagöz’üm. İyi bir fiyat verirsen satarım. De bakalım, ne veriyorsun? “ Karagöz: “ Hı?..” Hacivat: “ Yani kaç para verirsin? Küheylan’ı kaça alırsın? “ Karagöz: “ On altın veririm. Sattın mı? “ Hacivat: “ Dur bakalım, Karagöz’üm. Hemen sattın mı olur mu? Bir pazarlık yapalım, değil mi? “ Karagöz: “ Nazarlık taktırırım, Küheylan’a. Anlaştık o zaman. “ Hacivat: “ Yapma Karagöz’üm. Alışverişi oldubittiye getirme. On altına Küheylan mı satılırmış? Çık biraz, çık çık. “ Hacivat’ın ne dediğini tam olarak anlayamayan Karagöz evin merdivenlerini çıkmaya başlar. Sonunda, burnu kapıya dayanır. Hacivat: “ Çık Karagöz’üm, çık çık. “ Karagöz: “ Kapıya kadar çıktım. Daha fazla çıkamıyorum. “ Hacivat: “ Ben sana merdivenleri çık demedim. Fiyatta çık, yani on altın dedin ya onu arttır, yirmi de, otuz de. “ Karagöz: “ Yirmi, otuz. “ Hacivat: “ Çık, çık. “ Karagöz: “ Elli, altmış. “ Hacivat: “ Çık, çık. “ Hacivat’ın çok para istemesine kızan Karagöz bağırır: “ Çık çıkı, çık çık. Sanki zil takıp oynuyorsun. Bre Hacivat, sen ne istiyorsun bu ata, onu söyle bakalım. “ Hacivat: “ Bak Karagöz’üm, ben atı yüz altına aldım. Üstüne kar da koy.Yüzü geç, yüzü geç.” Karagöz: “ Yüzgeç balıklarda olur, alık. “ Hacivat: “ Hemen sinirlenme Karagöz’üm. Şunun şurasında ne güzel pazarlık yapıyoruz. Bak Karagöz’üm, Küheylan’ı sana veririm ama yüz yirmi altınını alırım. Bir kuruş aşağı olmaz. “ Hacivat’ın konuşmasına içerleyen ve Küheylan’ı alamadığına üzülen Karagöz, Hacivat’a küser. Bir hafta ne Hacivat’ın evinin önünden geçer, ne de onunla konuşur. Daha sonra iki eski dost tekrar barışırlar. |
Hacivat: Merhaba Karagöz’üm. Karagöz: Hoş geldin suda pişmiş bal kabağı. Hacivat: Aman Karagöz’üm benimle güzel konuş. Gel seninle Bursa’yı gezip dolaşalım. Karagöz: Kime dalaşalım. Hacivat: Dalaşalım değil Karagöz’üm dolaşalım. Karagöz: Nereyi dolaşalım? Hacivat: Bursa’yı dolaşalım dedim ya Karagöz’üm sen beni dinlemiyorsun. Karagöz: Hı peki anladım Hacivat’ım. Hacivat: Gel şuradan dolmuşa binelim. Karagöz: Ne dolmuş Hacivat’ım. Tepemin tasını attırma. Açtırma benim bayramlık ağzımı tepelerim ha! Hacivat: Seninle arabaya binip Bursa’yı dolaşalım diyorum, anlamıyorsun. Karagöz: Hı tamam anladım. Hadi arabaya binelim. -Beraber arabaya binerek Bursa’yı gezerler. Son olarak Kapalıçarşı’ya giderler. Karagöz: Hacivat’ım bu insanlar delirmiş, kendi kendilerine konuşuyorlar. Hacivat: Sen de bir şey bilmiyorsun Karagöz’üm telefonla konuşuyorlar. Karagöz: Telefon da nedir? Hacivat: İletişimi sağlıyor Karagöz’üm. Karagöz: İyi, çok güzel Hacivat’ım. Teknoloji çok gelişmiş. Karagöz: Neyse benim gitmem lazım. Hacivat: Tamam sonra görüşürüz hoşçakal. Karagöz: Oh çok şükür senden kurtuluyorum. Hacivat: Haydi git gideceğin yere uğurlar olsun. |
sahne yapımı ve kuklaların yapımı Alıntı:
|
ödev [aynı şeyi ben de istedim ama hiç kısa yok ki |
Hacivat Karagöz Oyunu Metni; Hacivat Karagöz Konuşmaları, Diyologları, Sözleri BİLMECE Hacivat (Gelir.): Karagöz’üm, ben sana bir şey söyleyeceğim. Karagöz: Söyle bakalım. Hacivat: Bilmece bilir misin? Karagöz: Maşallah! Hacivat: Efendim? Karagöz: Maşallah! Hacivat: Demek bilirsin! Karagöz: Hem de nasıl… Hacivat: Yaa! Karagöz: Yaa! Ne sandın? Bilmece demek ben demek, ben demek bilmece demek. Söyle bilmeceni, al cevabını! Hacivat: Peki Karagöz’üm, bir tane sorayım. Karagöz: Sor bakalım. Hacivat: “Sokakta aldım bir tane, evde oldu bin tane.” Nedir bu, bil bakalım? Karagöz: Bunu bilmeyecek ne var? Hacivat: Ne peki? Karagöz: Tahtakurusu. Hacivat: Hay körolmayasıca Karagöz’üm.Tahtakurusu olur mu? Karagöz: Pekâlâ olur. Sokaktan bir tane kap da evde nasıl çoğalırlar gör. Hacivat: Benim söylediğim bilmece nar. Karagöz: Haaa, nar. (Güler.) He he heee! Hacivat: Bir tane daha sorayım mı? Karagöz: Sor bakalım? Hacivat: Efendim,”Çınçınlı hamam, kubbesi tamam, bir gelin aldım, babası imam.” Karagöz: (Atılır.) Onu bilirim. Hacivat: Kim? Karagöz: Bizim mahallenin imamının kızı. Hacivat: Değil Karagöz’üm. Bu benim söylediğim başka bir şey. Canlı değil fakat canlı gibi. Efendime söyleyeyim çalışır. Karagöz: (Düşünür.) Canlı değil de canlı gibi Canlı gibi, canlı gibi… Bildim Hacivat! Hamam kurnası Hacivat: Bilemedin, yahu saat derler buna saat… Hani sen bilmece biliyordun Karagöz: Biliyordum ama unutmuşum… Hacivat: Bir tane daha sorayım mı? Karagöz: Sor bakalım. Hacivat:”Yer altında kırmızı minare.” Karagöz: Kim bilmez onu yahu? Hacivat: Neymiş bakalım? Karagöz: Kırmızı minare işte. Hacivat: Değil! Bu yenir. Karagöz: Yenir mi? (Düşünür.) Bilemedim. Hacivat: Efendim, havuç. Karagöz: (Hacivat’ı dövmeye başlar.) Sen de tokatları ye avuç avuç! Hacivat: Dur Karagöz’üm, bir tane daha soracağım. Bilemezsen karışmam. Karagöz: Hadi sor, bakalım. Hacivat: “Bir ufacık fıçıcık, içi dolu turşucuk.” Karagöz: Turşu fıçısı. Hacivat: Değil efendim. Karagöz: Fıçı turşusu. Hacivat: Değil canım. Karagöz: Lahana turşusu. Hacivat: Değil gözüm. Karagöz: Pırasa turşusu. Hacivat: Değil ciğerim. Karagöz: Turşuların turşusu. Hacivat: Değil Karagöz’üm, değil. “Bir ufacık fıçıcık, içi dolu turşucuk” Karagöz: Adam turşusu. Hacivat: Bak Karagöz’üm. Benim sorduğum bilmece hastalara şifa, dertlilere deva… Karagöz: Verin şu fakire beş on para sadaka… Hacivat: Ne oluyor Karagöz’üm? Karagöz: Ne olacak. Dilenci duası yapıyorsun. Hacivat: Bir ipucu daha vereyim. Sana sorduğum bilmece sarıca, suluca. Karagöz: Haaa, bildim! Aksaray hamamı. Hacivat: Öyle değil efendim… Şimdi Karagöz’üm, seninle burdan kalksak… Karagöz: Evet. Hacivat: Bir misafirliğe gitsek. Karagöz: Gitsek. Hacivat: Efendim, kapıyı çalarız. Karagöz: Neye çalıyoruz kapıyı? Hacivat: Efendim, yani kapıyı açsınlar diye. Karagöz: Haa… Ben de kapıyı şöyle gizlice aşıracaksın sandım. Hacivat: Efendim, bize kapıyı açarlar mı? Karagöz: Açarlar. Hacivat: “Buyurun” derler değil mi? Karagöz: Ya demezlerse? Hacivat: Canım, derler. Efendim, gider misafir odasında otururuz. Bize birer kahve, birer de çay getirirler. Karagöz: Ya getirmezlerse? Hacivat: Canım, getirirler. Karagöz: Getirirler, getirirler. Hacivat: Efendim, hatta yemek vakti gelince tabi bize bir yemek yedirecekler. Karagöz: Kim yedirecek yahu? Hacivat: Kim yedirecek, ev sahibi. Karagöz: Haa, ev sahibi. Hacivat: Efendim, yemek vakti gelip de yemek yedirecekleri zaman, ilkönce yemek odasının ortasına bir şey sererler. Ne sererler Karagöz’üm? Karagöz: Yemek odasının ortasına mı? Hacivat: Evet. Karagöz: Çamaşır sererler. Hacivat: Canım, ne münasebeti var? Karagöz: Sokakta yağmur, yağış olur, kurusun diye. Hacivat: Hayır efendim, sofra kurarlar. Karagöz: Haa, sofra kurarlar. Hacivat: Sofranın üstüne dört ayaklı ne korlar? Karagöz: Dört ayaklı… (Düşünür.) Kedi korlar. Hacivat: Değil Karagöz’üm masayı korlar. Karagöz: Peki, canım koysunlar. Hacivat: Sonra birer tas çorba getirirler. Karagöz: Benimki işkembe olsun! Hacivat: Peki, canım! Sonra bu çorbalara bir şey sıkarlar. Nedir bu? Karagöz: Sıkarlar, sıkarlar… Kaşık sıkarlar. Hacivat: Hayır canım, kaşık dizilir. Karagöz: Sıkarlar, sıkarlar… Tuz sıkarlar. Hacivat: Birader, tuz ekilir. Karagöz: Sıkarlar, sıkarlar… Ekmek sıkarlar. Hacivat: Canım, ekmek doğranır. Karagöz: Sıkarlar, sıkarlar… Biber sıkarlar. Hacivat: Hayır, biber serpilir. Karagöz: Sıkarlar, sıkarlar, sıkarlar… Eee, artık misafirler dişlerini sıkarlar. Hacivat: Canım, neden? Karagöz: Birisi başlasın da sonra biz başlayalım, diyerekten. Hacivat: Efendim, değil. Çorbanın içine ne sıkarlar? Onu soruyorum. Karagöz: Hoppalaa! Sıkarlar, sıkarlar… Hacivat: Ne sıkarlar? Karagöz: Tabanca sıkarlar. Hacivat: Tabancanın ne işi var? Karagöz: Şehriyelerle pirinçler kavga ediyorlarsa ayrılsınlar diye. Hacivat: Karagöz’üm, limon sıkarlar. Benim de sana söylemiş olduğum “Bir ufacık fıçıcık, içi dolu turşucuk”, “limon” değil mi? Karagöz: Bunu kim bilmez be! Şurada oturan mini mini yavrular bile bilir. Sen şimdi bilmeceyi benden dinle. Hacivat: Benim bilmecelere karnım tok. Karagöz: Dinle bakalım. Hacivat: Söyle Karagöz’üm! Karagöz: Çabuk bilme haa! Hacivat: Canım, söyle bakalım nedir? Karagöz: E üstünde kaydırmaca.” Hacivat: Gayet basit: Sabun. Karagöz: Peki,”Dil üstünde kaydırmaca.” Hacivat: Efendim, dondurma. Karagöz: (Hacivat’ı dövmeye başlar.) Ben sana çabuk bilme demedim mi? Hacivat: (Gider.) |
hacivatın bilmecesi Alıntı:
|
oyun1 Karagöz Ve Hacivat Hacivat: Merhaba Karagöz’üm. Karagöz: Hoş geldin suda pişmiş bal kabağı. Hacivat: Aman Karagöz’üm benimle güzel konuş. Gel seninle Bursa’yı gezip dolaşalım. Karagöz: Kime dalaşalım. Hacivat: Dalaşalım değil Karagöz’üm dolaşalım. Karagöz: Nereyi dolaşalım? Hacivat: Bursa’yı dolaşalım dedim ya Karagöz’üm sen beni dinlemiyorsun. Karagöz: Hı peki anladım Hacivat’ım. Hacivat: Gel şuradan dolmuşa binelim. Karagöz: Ne dolmuş Hacivat’ım. Tepemin tasını attırma. Açtırma benim bayramlık ağzımı tepelerim ha! Hacivat: Seninle arabaya binip Bursa’yı dolaşalım diyorum, anlamıyorsun. Karagöz: Hı tamam anladım. Hadi arabaya binelim. -Beraber arabaya binerek Bursa’yı gezerler. Son olarak Kapalıçarşı’ya giderler. Karagöz: Hacivat’ım bu insanlar delirmiş, kendi kendilerine konuşuyorlar. Hacivat: Sen de bir şey bilmiyorsun Karagöz’üm telefonla konuşuyorlar. Karagöz: Telefon da nedir? Hacivat: İletişimi sağlıyor Karagöz’üm. Karagöz: İyi, çok güzel Hacivat’ım. Teknoloji çok gelişmiş. Karagöz: Neyse benim gitmem lazım. Hacivat: Tamam sonra görüşürüz hoşçakal. Karagöz: Oh çok şükür senden kurtuluyorum. Hacivat: Haydi git gideceğin yere uğurlar olsun. Kaynak: Hacivat'la Karagöz oyununa kısa örnekler bulabilir misiniz? |
Karagöz ve Hacivat'ın hayatı Efsaneye göre Karagöz ve Hacivat bir inşaatta çalışıyordur.Kendileri iş yapmadıkları gibi diğer işçilerin de iş yapmasını engel olurmuş.Bir gün mimar onu padişaha şikayet etmiştir ama padişah onlara bir şans daha vermiştir.Gösterilerini izlemiş ama beğenmemiş ve idam edilmişler.Kesin yaşayıp yaşamadıkları belli değildir ama hala mezarları aranıyor. |
çok kişilik kısa örnekler istiyorum |
al cevabıni Alıntı:
karagöz : Hoş geldin solucan suratlı! hacivat : Efendim o söylese ben dinlesem, ben söylesem o dinlese... karagöz : şu hacivat’ı da kartal alıp kaçırıverse... hacivat : Vay karagözüm, ikindi - i şerifleriniz hayırlı olsun. karagöz : Seni de kapalıçarşıda yankesici soysun. hacivat : Aman karagözüm, hırsız deme. Zâten bir tanıdığın evine hırsız girmiş, evde bir çıt sesi duysam hırsız diye ödüm kopuyor. karagöz : Aman efendim, evine hırkasız girmekte korkacak ne var. Eğer ev soğuksa biraz üşütürsün o kadar. hacivat : Ne hırkasızı karagözüm hırsız girmiş, hırsız. karagöz : Kim o arsız, vay arsız vay! hacivat : öyle değil karagözüm, yâni korkuyorum, gece uyurken eve birisi girip, bütün eşyâları alacak diye. karagöz : Birisi eşkıyaları salacak diye korkmayın efendim, bu ülkede polis var, devlet var. hacivat : Polis var da karagözüm, hırsızı ancak çaldıktan sonra yakalarlar, çalmadan önce nasıl bilecekler. Alnında hırsız yazmıyor ya... karagöz : Altında hayırsız yazar mı hiç efendim? öyle olsa kim alır o malı? hacivat : Aman karagözüm boşver. Sen söylesene bana, hiç küçükken bir şey çaldın mı? karagöz : çaldım tabii... hacivat : Ne çaldın? karagöz : Kapının zilini çaldım, düdük çaldım sonra halamın düğününde zurna çaldım hacivat : öyle değil karagözüm, yâni bir kimsenin bir şeyini izinsiz aldın mı diyorum. karagöz : Zilsiz kalır mıyım hiç efendim. Ben zurna çalarken, yeğenim de zil çalıyordu. hacivat : A karagözüm, sana nasıl anlatayım? şimdi bakkala girersin, kutuda güzelim şekerler duruyordur ve senin de hiç paran yoktur, ne yaparsın o zaman? karagöz : Ne mi yaparım? Yazdırır deftere alırım beş on tâne. Sonra da şapırdata şapırdata yerim. hacivat : Peki bakkal veresiye vermiyorsa ne olacak? karagöz : O zaman da kredi kartıyla alırım. hacivat : Diyelim ki kredi kartını evde unuttun... karagöz : Sen ne güne duruyorsun, gelir senden borç isterim. hacivat : Diyelim ki, benim de param bitmiş, ay sonu... karagöz : Aman hacivat, sen bakkaldan yana mısın, benden yana mı yâhu? hacivat : Sen cevap versene karagözüm, ne yaparsın? karagöz : Istediğini söylemeyeceğim işte efendim, söylemeyeceğim! hacivat : Ne söylemeyeceksin? karagöz : çalarım demeyeceğim, var mı? çalmam, çünkü hayâtımda hiçbir zaman kimsenin bir şeyini çalmadım. çünkü daha küçücük çocukken bana öğretildi ki başkasının bir şeyini izinsiz almak hem ayıp, hem günâhtır. hacivat : Işte şimdi güzel söyledin efendim. Ben de sana bunu söyletmeye çalışıyorum. Bu işin başı eğitimdir. Insanları eğitirsek, polisin işi de azalır. karagöz : Onlar da, işsizlikten seni tutup hapse atarlar... hacivat : Hoş olsun külhânî, yıktın perdeyi eyledin vîrân, varıp sâhibine haber vereyim hemân. karagöz : Her ne kadar kusur ihsan ettikse af ola Kaynak: Hacivat'la Karagöz oyununa kısa örnekler bulabilir misiniz? |
2 3 cümlelik bir konuşma yazarmısınız lütfen rica etsem |
10 Karagöz ve Hacivat’ın “Kütahya Çeşmesi” oyunundan kısa bir bir bölüm: Hacivat semai okuyarak gelir. “Şu âlemde bir vefalı dostum olsa, geliverse karşıma, o söylese ben dinlesem, ben söylesem o dinlese!” Karagöz (penceresinden): “Şu Hacivat da benim oğlanın burnunu yese.” Karagöz: “Ve bizi seyreden dostlar eğlenseler. Diyelim, işimiz ne imiş? İşimizi Mevla’m rast getire.. Yâr bana bir eğlence medet… Aman bana bir eğlence medet-” Karagöz (penceresinden): “Karagöz, defol şuradan, aşağıya gelirsem görürsün’….” Hacivat: “Ah bana Karagöz pencereden Hacivat’ın üzerine atlar ve boğuşmaya başlarlar. Hacivat- “Karagöz etme, çenem kırıldı.” Karagöz: “Kırılsın kerata!” Hacivat: “Yapma birader boğacaksın beni!” Karagöz: Geber keratal (Hacivat kaçar, Karagöz sırtüstü yatar, kalır.) Aman…Öldüm, bayıldım, of aman! Keratayı kaçırdım, ama ben de yerlere yayıldım. (Ayağa kalkar.) Seni gidi sivri sakallı, keçi suratlı herif seni…Gelmiş kapımın önünde Medine dilencisi gibi bağırır durur. Hele bir daha gel de bak seni kuyruğundan tutup da, KafDağı’mn arkasına kadar atmazsam, bana da Karagöz demesinler. Amma da attık ha…” Hacivat: “Vay Karagöz’üm, benim iki gözüm merhaba .’” Karagöz: “Hoş geldin suda pişmiş balkabağı!” (Tokadı patlatır.) Hacivat: “Aman Karagöz’üm beni gelir gelmez darp etmenizin sebebi?” Karagöz: “Bizim bekçinin ne poturu var, ne de cübbesi.”(Bir tokat daha atar.) Hacivat: “Yazıklar olsun sana Karagöz! Adam olmamışsın, hâşâ huzurdan şu dünyaya eşek gelmişsin, gidiyorsun.” Karagöz: “Ona yarabbi şükür.” Karagöz, tekrar tokat atar, Hacivat kaçar. “Yürü!. Seni gidi idare fitili, mum bacaklı kerata! Az kaldı beni de eşek yapacaktı. Sen gidersen beni de buraya mıhlamazlar ya, ben de çekilir giderim…” der ve gider. Kaynak: Hacivat'la Karagöz oyununa kısa örnekler bulabilir misiniz? |
Alıntı:
Hacivat: " Karagözüm, sucuk aldım. Gel mangal sefası yapalım. " Karagöz: " Birer kangal alalım ama benim bahçe küçük, kangala dar gelir. " Hacivat: " Kangal demedim Karagözüm, mangal dedim. Mangalda sucuk pişirelim. " Karagöz: " Kangalla çocuk bir arada olmaz. Yaşar'ı kangal ısırır. " Hacivat: " Canım, ne Yaşar'ı, ne kangalı, sucuk dedim, mangal dedim. " Karagöz: " He öyle söylesene, sucuğu mandalla tavana asarsın. " Hacivat: " O neden? Neden sucuğu tavana asıyorsun? " Karagöz: " Kurusun diye. Kuru sucuğun tadı farklı olur. " Hacivat: " Tamam Karagözüm, sucuğu kuruttum, mangalı bahçeye oturttum. " Karagöz: " Ben senin bahçeye gelmem, Hacivat. " Hacivat: " Gelmezsen gelme. Ben de kendime ziyafet çekerim. " Uzaklaşıp giden Hacivat'ın arkasından Karagöz söylenir: Seni gidi beni bilmez. Kangalı kesmiş, sucuk yapmış, mangalda pişirecekmiş. Bende o sucuğu yiyecek göz var mı? " |
Mektup Örneği - Çocuklar İçin Karagöz Hacivat Mektup Örneği Kısa Oyunu Sözleri (İki arkadaş yürüyorlar.) HACİVAT - Hoş geldin sevgili Karagöz'üm! KARAGÖZ - Hoş bulduk kel kafalı kara üzüm! HACİVAT - Nereden gelip nereye gidiyorsun bakalım? KARAGÖZ - Bir yere gittiğim yok da oğlumla kaç saattir okuma-yama çalıştık... Biraz gezeyim dedim. HACİVAT - Tabii iyi yaptın efendim kafan balon olmuştur. KARAGÖZ - Hay hay kafam balon oldu da uçmasın diye boynuma yapıştırdım. HACİVAT - Hemen yanlış anlama yani uzun zaman ders çalışmaktan kafan şişmiştir. KARAGÖZ - Kafam pişti de soğutmaya çıktım. HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Neyse çalışmalar iyi gidiyor mu? KARAGÖZ - Hem de nasıl iyi gidiyor bilemezsin Hacı Cavcav! Sen söyle de müdür benim ilkokul diplomamı hazırlasın... HACİVAT - Efendim sen hele hepsini iyi öğren de diploma işi kolay... KARAGÖZ - Şey okuma yazma öğrenirsem diploma başka başka ne işime yarayacak? HACİVAT - Bak meselâ artık mühüre lüzum kalmayacak... KARAGÖZ - Yerine kimse bakmayacak mı? HACİVAT - Kimin yerine Karagöz'üm?... KARAGÖZ - "Artık müdüre lüzum kalmayacak..." dedin ya! HACİVAT - Efendim müdür değil müdür! Hani imza yerine bastığın damga yok mu? KARAGÖZ - Öyle söylesene köftehor! HACİVAT - Pekâlâ mektup yazmasını biliyor musun? KARAGÖZ - Biliyorum Hacı Cavcav çok kolay!... HACİVAT - Aferin demek bilgini o kadar ilerlettin? O halde söyle bakalım mektup nasıl yazılır? KARAGÖZ - Oğlum "Hazır Mektuplar" diye bir kitap getirmiş... Onun içinden seçip seçip yazılır. HACİVAT - Allah iyiliğini versin" desene oğlun da senin kafada yetişiyor. Hiç kitaptan kopya edilerek mektup yazılır mı? KARAGÖZ - Niye yazılmasın? Bir yere yazdım oldu. HACİVAT - Pekâlâ cevap geldi mi? KARAGÖZ - Cevap gelmedi mektubun kendisi geri geldi. HACİVAT - Neyse... O zaman seninle biraz mektup üzerine konuşalım. Örnek ister misin? KARAGÖZ - Parasız olursa isterim Hacı Cavcav! Pişirip akşama yeriz. HACİVAT - Yine ne anladın mektup pişirilip yenir mi? KARAGÖZ - Köftehor "Ördek ister misin?" dedin ya!... HACİVAT - Aklın yine başka yerlere gitti. Sen şimdi beni iyi dinle! Bir defa tarifsiz mektup olmaz. KARAGÖZ - Anladım talihsiz mektup olmaz. HACİVAT - Talih değil tarih!... Yani mektup kâğıdının üst-sağ köşesine o günün tarihi yazılır. KARAGÖZ - Hay hay yazılır! HACİVAT - Mektubu kime göndereceksin Karagöz'üm? KARAGÖZ - Yabancıya gitmesin kendime gönderirim. Hem de çabuk gelir. HACİVAT - Saçmalama insan kendine mektup göndermez. Diyelim ki babana yazacaksın! KARAGÖZ - Pataklarım ha! Babam mezarda postacı mektubu ona nasıl verecek? HACİVAT - Allah Allah... Pekâlâ mektubu bana yazıyorsun nasıl başlarsan? KARAGÖZ - "Keçi suratlı Hacı Cavcav çabuk yanıma gel canım seni pataklamak istiyor!" diye yazarım. HACİVAT - Efendim olur mu? "Çok sevgili arkadaşım Hacivat Çelebi Beyefendi" diye yazılır. KARAGÖZ - Ben sana öyle yazamam çok istiyorsan otur kendin yaz! HACİVAT - Pekâlâ bana yazma! Oğluna yazıyorsun "Çok sevgili oğlum!" diye başlarsın. KARAGÖZ - Gerisini biliyorum. Mektup bitince zarfa koyar üstüne de adres yazarım. HACİVAT - Aferin Karagöz'üm sonra?... KARAGÖZ - Sonra da oğluma telefon edip mektubu okurum. HACİVAT - Yine sinirlerim oynamaya başladı. (Giderler.) ...Hacivata Mektup Yazma...hacivata mektup yazalim |
hacivat ve karagöz uzun zaman önce yaşayan gölge oyuncalarıdır |
karagözün yanlış anlamalarına örnek verirmisiniz yarın projem var lütfen yardımcı olu karagözün yanlış anlamalarına örnek lütfen |
Karagöz ve Hacivat ile ilgili, üü Hacivat - Hoş geldin Kara Gözüm İki gözüm Karagöz- Hoş bulduk Kel Kafalı Kara üzüm Hacivat- Arkadan gelen ışığı görüyor musun Karagöz- Hangi kaşığı Hacivat Hacivat- Kaşık değil ışık Karagöz - Öyle desene Hacivat Hacivat- Nikola Tesla kim bilirmisin Karagöz- Çikolata Tepsisini tabi bilirim Hacivat- Çikolata Tepsisi değil Nikola Tesla diyiyorum Karagöz- Nikola Tesla da kim Hacivat- Bilmiyormusun Karagöz - Bilmiyorum Hacivat anlatta dinliyim Hacivat- Nikola Tesla ışığı bulan bilim insanıdır Karagöz- He tamam şimdi anladım Hacivat- Gölgenin nasıl büyüdünü ve küçüldünü biliyormusun Karagöz- Bölge büyümez ve küçülmez ki Hacivat- Bölge değil Gölge Karagöz- Şimdi anladım , Anlat bakayım nasıl büyüyor ve küçülüyormuş Hacivat- Gölge Uzağa gitikçe büyür yakınlaştıkça küçülür Karagöz - Tamam şimdi anladım |
| Saat: 00:53 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık