![]() |
Alıntı:
|
Bir melek gibi,sevgi vermek için gönderilmiş dünyaya.Karşılık beklemeden sevmenin,fedakarlık yapmanın,şefkatin ne demek olduğunu öğretmek için.Bıkmadan anlatmak üzere,sabretmek üzere,her türlü kabalığa,aşağılanmaya,alay edilmeye,yalanlara,ikiyüzlülüğe dayanmak üzere gönderilmiş.Dayanıklılığı, ne kadar anlayışlı olduğu ve kararlılığı test edilsin diye dünyada kadın. Bu melek,aşkın kılığına bürünüp gelmişse kapınıza,dünyada sizden daha şanslı bir erkek olamaz.Ama görmeniz gerekiyor,anlamanız gerekiyor.Kapıya gelen herhangi biri gibi davrandığınız an meleği küstüreceğinizi ve onun bir başka kapıya doğru yola çıkacağını bilmeniz gerekiyor.O melek,aşkı sunmaya bu kadar hazırken siz burun kıvırırsanız,bir başka meleğin de kapınıza uğrama olasılığını yok denecek kadar azaltırsınız. Kapınıza gelen o kadını,hayatınızın sonuna kadar bir melek olarak yaşatmayı başarırsanız ne mutlu size.Ama bu hiç de kolay değil.Kırılgan,alıngan,ilgisizliğe tahammül edemeyen,dünyanın merkezi olmak isteyen,sevgiye her daim aç,zaman zaman yırtıcı bir kaplan gibi saldırgan olduğunu unutmamalısınız.O,size her şeyini vermeye hazır ya,sizden de aynı şeyi bekleyecektir.Bir erkeğin bunu yapabileceğini de bilir.Yapamayacağınız şeyi istemez zaten.Ama yapabilecekken yapmamanız halinde er ya da geç size bunu ödetecektir. Hayır,klasik bir intikamdan söz etmiyorum.Bir kadının hesap sorma yöntemi ya da öç alma yöntemi erkeklerinki gibi dümdüz bir şey değildir.Onların her şeyi ince ince hesaplayan,planlayan beyinleri öyle kusursuz bir kurgu yapar ki, siz bir şeylerin değiştiğini anladığınızda ne yazık ki çok geç olur.Kadının,isteyip de elde edemeyeceği hiçbir şey yoktur dünyada.Hayatınızı isterse,onu da ele geçirir.Direnemezsiniz bile. Bir melek,kötülük yapamaz bilirsiniz.Kadının yaptığı da kötülük değildir aslında.Ama nasıl ki kendisi,dünyada çok şey için sınava giriyor,sizden de beklediği onun için bazı sınavlar vermeniz ve o sınavlardan da başarıyla çıkmanızdır.Bir kadının koşulsuz desteğini alan erkeğin sırtının yere gelmesi mümkün değil.Emin olun,hayatınız hep iyi yönde değişecektir.Onun zengin ruhu,yaratıcılığı,hayal gücü,size,tahmin edemeyeceğiniz dünyaların kapısını açacaktır.Bir melek varsa hayatınızda onu melek olarak yaşatmak için çaba gösterin. |
Rusya'nın ünlü gazetesi Pravda, erkeklerle ilgili doğru bilinen on yanlışı açıkladı. Haberde "Erkeklerin yalancı oldukları ve sadece seks düşündükleri doğru değil" mesajı verildi. Rus psikologların araştırmalarına göre erkekler hakkındaki mitler şöyle sıralandı: 1- Bir erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer. Yemek onlar için önemlidir. Modern erkekler kadında iyi yemek yapmaktan daha fazla şeyler arıyor. Sahanda yumurtayla bile mutlu olabiliyorlar! 2- İlk adım hep erkekten beklenir. Erkekler harekete geçmekten hoşlanır. Söz konusu karşı cinsle ilişki olduğunda erkekler sanılanın aksine çok utangaç davranmaya başlar. Bir erkeğin ilk adımı atması, onun için aslında hiç de kolay bir durum değildir. 3- Erkekler aşık olamaz, onlar için seks her zaman aşktan önce gelir... Uzmanlar erkeklerin yüzde 90'ının aşkın sonsuzluğuna inandığını belirtiyor. Sadece aşkla birlikte tutku da arıyorlar. 4- Erkekler için önemli olan kadınların dış güzelliğidir. Çirkinliğe prim vermezler. Erkeklerin çoğu kadınların dış güzelliğinden etkilenir ama seksapel ve çekicilik çok daha ön planda gelir. Her kadın dikkatli davranırsa istediği erkeğin ilgisini çekebilir. 5- Erkekler çok açık sözlü ve samimidir. Bu tam anlamıyla doğru değildir çünkü erkekler ilişkilerinde her zaman biraz gizemli kalmayı ve kadınların da gizemli taraflarının olmasını tercih ederler. 6- Bir erkeğe ne kadar kötü davranırsanız size karşı o kadar bağlanır! Uzmanlar bunun sadece acı çekmekten hoşlanan erkekleri mutlu ettiğini belirtiyor. Bir erkeğe haddinden fazla kötü davranışlarda bulunursanız onu elinizden kaçırırsınız. 7- Erkekler yatakta sadece kendi zevklerini ve orgazmlarını düşünür. Bu genellikle kadını tatmin edemeyen erkekler için söz konusudur. Partnerlerin aynı anda tatmin olması pek sık yaşanmaz. 8- Güçlü erkekler yaşadıkları olumsuzluklardan şikayet etmez ve ağlamaz... Uzmanlar bu düşüncenin tamamen yanlış olduğunu belirtiyor. Psikologlar her erkeğin yeri gelince ağlayabileceğini ve sorunlarla karşılaşabileceğini savunuyorlar. 9- Gerçek bir erkek ne istediğini bilir! Erkek robot değildir; onun da hisleri ve kaygıları olabilir. Sadece erkek olduğu için hata yapmamasını beklemek yanlış olur. Her insan gibi o da hata yapabilir. 10- Bütün erkekler kalpsizdir... Erkekler aslında sanılanın aksine kadınlara oranla çok daha duygusaldır. Sadece toplum içinde duygularını dışa vurmaktan hoşlanmazlar. Duygusal olurlarsa yanlış anlaşılacaklarını düşünürler. http://www.sabah.com.tr/gnysabah/i/1_pix_trans.gif |
Alıntı:
|
K A D I N KADIN; bahçe 'dir... kardelen 'dir...manolya 'dır! KADIN; çiçek' tir... petek'tir... bal' dır! KADIN; hamur'dur... ekmek 'tir... yemek 'tir! KADIN; gül'dür... bülbül'dür... ödül' dür! KADIN; leyla 'dır... şirin 'dir... meryem 'dir! KADIN; biçare'dir... meşale'dir... şelale 'dir! KADIN; sahil'dir... mehtap' tır... yakamoz' dur! KADIN; tekne'dir... kürek 'tir... liman 'dır! KADIN; çilek 'tir... muz'dur... dondurma 'dır! KADIN; dilek'tir... buz'dur... volkan'dır! KADIN; mısra'dır... şiir'dir... serenat'tır! KADIN; hat'tır... kanat'tır... sanat'tır! KADIN; gelin'dir! ... duvak'tır! ... namus'tur! KADIN; tahrik'tir! ... cilve'dir! ... melce'dir! KADIN; gerdan'dır! ... inci'dir! ... elmas'tır! KADIN; yol'dur! ... durak'tır! ... kıble'dir! KADIN; kovalamaç' tır... saklanbaç 'tır... amaç 'tır! KADIN; nar'dır... zar'dır... kumar'dır! KADIN; hızır'dır... nasır' dır... sır' dır! KADIN; muhabbet'tir... kadeh 'tir... şarap 'tır! KADIN; aman 'dır... yaman 'dır... zaman 'dır! KADIN; baştacı'dır... han'dır... sultan'dır! KADIN; çukur'dur... tepe'dir... zirve'dir! KADIN; Cennet'i, ayakları altında saklayan bir MELEK'tir!.... |
Kadın kendi başına ne gül goncasıdır ne de diken Koklamasını bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken Refik Halit Karay |
bir bayan olarak bunu ekledigime inanamiyorum Bilgisayar Ve Kadın Arasındaki Özellikler BILGISAYAR VE KADINLARIN ORTAK OZELLIKLERI *.-ikisi de devamlı sorun çıkartır ve sorunu halletmeniz saatlerinizi hatta bazen günlerinizi alır. *.ikisi de elektrik almak ister. *.ikisi de hiçbir sey yapmiyormus gibi gözükse de arkaplanda kullanicidan habersiz bir çok is yürütürler. *.ne kadar çok paranız varsa o kadar iyi "donanım"lısına sahip olursunuz. *.ikisinin de durup dururken niye bozulduğunu anlamazsınız *.ikiside aliskanlık yaratır.. *.verim almak için ikisine de nazik davranmak gerekir *.ne kadar iyisini alirsaniz alin, 2-3 sene sonra daha iyisi çikacagindan degistirmeniz gerekir. *.ikisi de erkekler için olmazsa olmazdir. *.ikisini de ne kadar iyi kullanirsaniz kullanin sac bas yoldurtan cins!lerdir. *.parmaklarinizi dogru kullandiginizda her ikisinden de guzel tepkiler alirsiniz *.ikisi de zaman zaman error verebilir *.ikiside hassastir,sagi solu pek belli degildir. *.ikisi de bozuldugunda dediginiz hiçbirseyi yapmazlar. *.ikisinin de bellekleri inanilmaz gucludur. dolayisiyla dikket etmek gerekir. *.ikisinin de baskalari tarafindan kurcalanmasi sevilmez __________________ |
İşte bayanlar bunlar ideal erkeklerrrrrr http://img87.imageshack.us/img87/1031/idealerkek0010hc.jpghttp://img87.imageshack.us/img87/379/idealerkek0022ya.jpg http://img87.imageshack.us/img87/2065/idealerkek35hf.jpghttp://img224.imageshack.us/img224/7298/idealerkek49bu.jpg http://img224.imageshack.us/img224/6554/idealerkek50qw.jpg Veee bunlarr daa o ideal erkekleri bekleyen bayanlar:)))))))) |
kadın dediğin İstanbul gibi olmalı fethi zor fatihi tek... |
Bayanların ve erkeklerin verdiği ilanlar ve... gerçekler Önce arkadaş arayan bayanlara bakalım.... Onlar verdikleri ilanlarda kendilerini anlatırken ne diyorlar ve bu aslında ne anlama geliyor..... 40 yaşlarındayım.......................... 48'im Maceraperestim....................Bugüne kadar senin 5 katın kadar sayıda ilişki yaşadım Atletiğim...................... Tahta göğüslüyum Güzel sayılırım............... Çirkinim Güzelim....................... Patolojik yalancıyım İyi eğitim aldım........................ Üniversite 2'den terkim Hassas ve duyguluyum..............Ruhsal tedavi gördüm Feministim........................ Şişko ve erkek kılıklıyım Eğlenceli olduğumu söylerler...........................Sıkıcıyım İyi bir dinleyiciyim................... Otistiğim Şair ruhluyum.......................... Depresif şizofreni belirtileri var Mantıklı ve akılcıyım....................Tam bir cadıyım Orijinal kızılım......................... Saç boyamın markası Clairol Romantiğim........................ Sadece mum ışığında güzel görünürüm Dulum........................... İlk kocamı doğradım Ruhum genç.................. Dişlerim dökülüyor Şimdi de erkeklerin verdikleri ilanlar...ve gerçekler 40 yaşlarındayım.......................... 52 yaşındayım ve 25 yaş civarı birini arıyorum Atletiğim........................ Bütün gün koltuktan kalkmadan Eurosport'u seyrederim Görünuşüm fena değil................Kulağımda ve sırtımda kıl yoktur İyi eğitimliyim........................ Sana aptal muamelesi yapıcam Özgür ruhluyum.....................Kızkardeşinle de ilişkiye girebilirim Arkadaşlığa önem veririm................ Yeter ki çıplak bir arkadaş olsun Eğlenceliyim............................. Yanımda tv kumandası ve 6 kutu birayla keyfime değmeyin gitsin Yakışıklıyım....................Kabayım Dürüstüm......................... Patolojik yalancıyım Kucaklaşmayı severim................. Güvensizim, insanlara bağımlı yaşarım Olgunum.......................... Tanıyana kadar :)) Açık fikirliyim................. Kızkardeşinle yatmak istedim ama o istemedi Şair ruhluyum............................ WC duvarlarına dörtlükler yazarım Düşünceli ve saygılıyım......................Bira getirmeni emrederken söze "lütfen" diye başlarım |
Kadın ve Erkek Aşk ve Seks Kadın ve erkek... Aşk ve seks... İnsanlık tarihinin en bilinen eşleşmeleri değil mi? Peki bir kadının ve bir erkeğin aşka ve sekse bakış açıları ne ölçüde farklıdır hiç düşündün mü? Alooo! Sana diyorum sevgili okur! Kadın mısın, erkek misin bilmiyorum ama bu yazı sana... Kadın aşk ve seks bir arada olsun ister... Tıpkı romantik komedilerdeki gibi... Yani kadın her daim hem aşık olacağı hem de sevişebileceği bir Hugh Grant ister hayatında... Erkekse hem eteğine, saçına karışabileceği bir sevgilisi, hem de bir haremi olsun ister... Ne sevgiliden vazgeçmek ister, ne hareminden... Aşık olmak sadece erkeğe yakışır... Kadına mı? Kadına asla... Kadına yakışan salt aşktır... Aşık kadın "nasıl olsa bitecek" sezgisiyle hareket eder... Aşık erkekse "sonsuza dek sürecek" yanılgısıyla... Kadın için seks erkeği kendine bağlamada kullandığı bir para birimi gibidir... Kadın hiçbir zaman bu para değer kaybetsin istemez... Kadın piyasalar kadar kırılgan, bileşik endeks kadar değişkendir... Hayatını hiçbir zaman sabit bir kura bağlamaz... Erkek içinse seks kendisini bir kadına bağlamasındaki en değerli yatırım fonudur. Erkek bu fonu hiçbir zaman bozdurmak istemez... Çünkü erkekte seks her daim dalgalı kur sistemine göre işler... Bir iner, bir çıkar...Bir çıkar, bir iner... Bir erkek doyduğu için kadınından bıkar... Bir kadınsa doyamadığı için erkeğinden sıkılır... Bu ikisi arasında çok büyük farklar vardır... Kadın erkeğin ona kul köle olmasını ister... Olunca da ondan nefret eder... Erkek ise kadının kendisine köle olmasını istemez... Olunca da onu sever... Erkekler deli gibi aşık olurlar ve zamanla akıllanırlar... Kadınlar ise akıllı gibi aşık olurlar ve zamanla delilirler... Kısacası aşk ve seks, kadını ve erkeği farklı etkiler... Herkesin aradığı aşkı ve seksi bulması dileğiyle... Güle güle kadın... Güle güle erkek... |
Yürektense ağlaması kadının.. Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe! Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte. Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden;önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok! Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz,ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren! Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki! Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları. Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı... Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça >inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan... İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E o zaman niye sarılsınlar ki! > Niye sarılalım ki! Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur. Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü! |
!ERKEK YALANLARI TANIMA KLAVUZU ! (bılıyrm erkekler kızacak ama) özur dılerım: tam anlamıyla sihirli biz cümle.üstelik cok kullanışlı.erkeler,sinielendiğimizde bizi bu cümleyle rahatlatıp gülümsemeye çalışır.. kardeşinle vakit gecırmeyi cok sevıyorum: bazen gönlümüzü kazanmanın en büyük anahtarı;ailemızdır. dişi sineğe bile bakmam: esvgilisini kırmak istemeyen erkeklrin kullanmaktan,kadınların ise duymaktan hoşlandığı ve bıkmadığı bir YALAN.. Bana JenniferLopez'i hatırlatıyorsun: biz başka büyük yalan. fakat bu sözleri duymak kendimize olan güvenimizi artırır.. Hiç şişman görünmüyorsun: en sık sorduğumuz soru; 'Bu kıyafet beni şişman mı gösterdi?'. bu yalan da bu soruda verilecek en guzel yanıt sanırım.. |
erkeklerin en sinir olduğumuz halleri: beyaz çorap ter kokusu dağınıklıkbira göbeği anne kuzusu olmaları sakal ve bıyık yanlış pantolon kirli tırnak araları kirli ayakkabılar burun kılları göbek deliğindeki kirler süslü altın yüzük gürültülü yemek bi ton jöle sürmesi tartışmayı sevme huyu |
Irmaktan gecen bir kadinin erkekten farki ne olabilir? Gunun birinde uc adam ormanda yururlerken karsilarina buyuk ve vahsi bir nehir cikti. Ama nehrin karsi kiyisina mutlaka gecmeleri gerekiyordu. Peki bunu nasil basaracaklardi? Birinci adam, dizlerinin ustune coktu ve Tanriya dua etti: "Tanrim, lutfen nehrin karsi kiyisina gecebilmem icin bana guc ver!" Pppppfffffuuuuuffffff.... Tanri ona uzun kollar ve guclu bacaklar verdi. Boylece nehrin karsi kiyisina gecebildi. Ancak bunun icin 2 saat boyunca dalgalarla bogustu ve neredeyse 3-4 kez bogulma tehlikesi gecirdi. Ama, basarmisti! Bunu goren ikinci adam da Tanriya dua etti: "Tanrim lutfen nehrin karsi kiyisina gecebilmem icin bana guc ve gerekli araci ver!" Pppppfffffuuuufffff....... Tanri ona bir tekne verdi ve o da nehrin karsi kiyisina gecmeyi basardi, ancak birkac kez teknenin alabora olma tehlikesiyle karsilasti... Tum bu olan bitenleri izleyen ucuncu adam, dizlerinin ustune coktu ve Tanriya yalvardi: "Tanrim, lutfen nehrin karsi kiyisina gecebilmem icin bana guc, arac ve zekayi ver!" Ppppppfffffuuuuffff..... Tanri adami bir kadina donusturdu... Kadin haritaya bakti.... Nehrin biraz yukarisina dogru yurudu ve kopruden karsiya gecti.... |
Erkek dedigin yakisikli olacak. . Oyle karsidan yuruyup gelirken endamina hayran kalacaksin, ruhun ruzgarina kayacak. . Omuzlarina, bacaklarina, duz karnina, o sert hatli cene kemiginin, hokka gibi burnun seyrine doyamayacaksin. . Bakimli olacak erkek dedigin. . Saclari temiz, coraplari temiz, kiyafetleri duzgun olacak. . Bu kalibin icinde tam bir beyefendi barindiracak. . Kasi, gozu guzel olacak, disleri temiz ve beyaz; . Ama bunlardan once ozu sozu dogru, sozunun eri bir delikanli olacak. . Eline kagit kalem alsa delikanliligin kitabini yazacak. . Komple olacak yakisikliligi. . Korkmayacaksin gecenin bir vakti uyanip da yaninda gordugunde onu. . Yakisikli olacak ama aklini sende tutacak kadar da akilli. . Seni elinin tersiyle degil, avucunun iciyle kavrayacak. . Bileceksin ki emin ellerdeyim, baskasi tutamaz elimi boyle. . Rahat olacaksin yaninda, cok konusmayacak, beynini didiklemeyecek. . Ince olacak; . Seni senin kadar dusunecek. . Sen onu merak ettiginde kendisine hesap soruluyor havalarina girmeyecek. . Senin inceligine karsi umursamaz sozler sarf etmeyecek. . Adamin sinirini bozmayacak, . Cinlerini tepesine cikarmayacak, . Sanki sen onun icin varmissin, her ne zaman istese emrine amadeymissin, o ne yaparsa yapsin her istediginde yaninda, elinin altinda olacakmissin triplerine girmeyecek, . Sen ona sevgini gosterdiginde, sen ona kayitsiz sartsiz asikmissin gibi havalara girmeyecek. . Erkek dedigin ilgi gordugunde ilgiyle, sevgi gordugunde sevgiyle karsilik verecek. . Erkek dedigin, sen onun icin kendine baktiginda, . Sirf ona daha guzel gorunmek icin giyinip kusandiginda hicbir sey olmamis gibi davranmayacak. . Ruhunu oksamasini bilecek. . Romantik olacak, kimi gun habersizce kucaginda ciceklerle cikip gelecek. . Ozel gunleri unutmayi marifet sanmayacak. . "Kazma" olmayacak senin butun zerafetine karsi. . Gercekten seven bir kadin sevgi ve ilgi bekler, erkegine verdigi askin karsiliginda, . Kucuk bir tatli soz, kisa bir mesaj, bir cagri bile onu mutlu edebilir. . Erkek dedigin butun bunlari cebinden para harciyormus gibi cimrilikle yapmayacak. . Ben aranmayi, cok aramayi sevmem demeyecek. . Her sey kendi istedigi gibi olsun istemeyecek. . Sadece kendi caninin istemesine baglamayacak her seyi. . Erkek dediginin, hissettigiyle yaptigi sey arasinda ucurum olmayacak. . Cesur olacak cesur. . Seni seviyorum derken korkmayacak, . Baska seylerin arkasina gizlenmeyecek. . Seviyorum deyip bir sonraki perdede kacmayacak, ozluyorum diyorsa gelecek, . Kaybetmek istemiyorum diyorsa kaybetmeyecek. . Erkek dedigin askina sahip cikacak. . Korkak olmaz erkek dedigin. . Asksiz yatmayacak yataga ve sen bunu bileceksin. . Bir baba sefkatiyle seni alnindan optugunde bileceksin ki sevgisi gecici ve zayif degildir. . Ve sevgiyle optugunde dudaklarindan, bileceksin ki öpüsün tek sebebi sehvet degildir. . Erkek dedigin aldatmayacak. Aldatmak basitliktir. . Seviyorum diyorsa aldatmaz erkek dedigin. Aldatiyorsa sevmiyor demektir. . Erkek dedigin yakisikli olacak, cekici olacak, ama bundan cok daha ote bir sey. . Zeki olacak. . Kadinin kucuk yalanlara, bahanelere inanmayacagini, kendisini kendi gibi tanidigini bilecek. . Kadinin zekasini kucumsemeyecek kadar zeki olacak. . Zeki olacak, seni bir hamur gibi karmasini bilecek, o hamura kendisi katmasini da. . Degerlerini bir anlik hevesler ugruna satmayacak. . Namussuzlugunu, ahlaksizligini ancak ve ancak seninle yataktayken kullanacak. . Yan gozle hatun kesmeyecek, . Ustune sevgili edinmeyecek. . Erkek dedigin once kendini sevecek. . Kendini sevmeyen erkekten kimseye hayir gelmez. . Bir bakarsin ki yillar sonra . Bu adamla ne yataga sigiyorsun, ne topraga. . Koluna girip gezmesini bileceksin gururla, koynuna alip sevismesini de. . Babaligini da bilecek, ana-babaya hurmet etmeyi, . Kadir kiymet bilmeyi, vefakarligi, fedakarligi. . Erkek dedigin seni koruyacak, kusatacak. . O nerede olursa olsun seni koruyacagini bileceksin. . Pisirik olmayacak erkek dedigin. . Erkek dedigin erkek olacak guzelim. . Seni sadece sen oldugun icin sevecek. . Parayla, pulla, kariyerle, gucle, kimin ne dedigiyle hareket etmeyecek. . Hem sevgilin, hem arkadasin, hem dostun, hem baban, hem cocugun olacak, huzurla bagrina basacaksin. . Bileceksin ki evde o erkegi beklemenin zevkini, . Huzurunu baska hicbir sey yasatamaz sana. |
*Harbi erkek gözleriyle konusmayi bilir *Harbi erkek gülüsüyle sarmayi bilir *Harbi erkek bir dokunusla sevgisini gösterir *Harbi erkek tirnak uzatmaz *Harbi erkek kelse keldir, saçinin sagini uzatip soluna taramaz *Harbi erkek bir kadinla konusurken dinler, seyretmez *Harbi erkek dürüsttür, iki iliskiyi birarada yasamaz *Harbi erkek "clark" çekmez,biyik burmaz *Harbi erkek masada kadin oynatmaz *Harbi erkek sevmekten korkmaz *Harbi erkek müzigin ritmine uygun dansetmeyi bilir,partnerini dansettirir *Harbi erkek durmadan kimleri becerdigini anlatmaz *Harbi erkek pazularini göstermeye çalismaz *Harbi erkek kusacak kadar içmez *Harbi erkek sevgilisini dansa kaldirdiginda ayagina basmaz *Harbi erkek maç seyrederken ve araba sürerken 'geçirme' hazzi duymaz *Harbi erkek kaba gücünü, güçsüz insanlar üzerinde kullanmaz *Harbi erkek el-kol sakalari yapmaz *Harbi erkek su içerken serçe parmagini kaldirmaz *Harbi erkek esinin, sevgilisinin kiz arkadaslari eve geldiginde atletle, pijama ile yanlarina çikmaz *Harbi erkek biraz da utanmayi bilmelidir, fazla arsiz olmak ehven degildir *Harbi erkek sirnasmaz, sinek gibi yapismaz, vazgeçecegi zamani bilir *Harbi erkek anasiyla karisini asla mukayese etmez *Harbi erkek karisinin cenazesinde saçini taramaz *Harbi erkek çocugu gece aglarken, battaniyesini alip yan odaya geçmez, *Harbi erkek kasilmaz *Harbi erke?in gögüs killari arasindan altin zincir sarkmaz *Harbi erkek aglamayi da bilir *Harbi erkek bir kadinla tanistiginda ilk önce 'yatakta nasil acaba ?" diye düsünmez *Harbi erkek kiz arkadasini bir partiye ilk kez götürüyorsa, ona 'tavanin sapi cezvenin kulpu' gibi davranilmasina izin vermez *Harbi erkek partide baskalariyla sohbete dalip, kiz arkadasini bir kösede unutmaz *Harbi erkek bir kadinin kariyeri hakkinda en önemli etmenin onun guzelligi, patronla özel iliskisi oldugunu düsünmez *Harbi erkek bir kadina çiçek vermeyi bilir *Harbi erkek "seni seviyorum" demekten gocunmaz *Harbi erkek ayakkabilarini boyar, *Harbi erkek kullanim kilavuzlarini okumayi, evde tamir yapmayi bilir *Harbi erkek küfür etmez *Harbi erkek televizyonla kavga etmez *Harbi erkek susacagi zamani da, konusacagi zamani da iyi bilir *Harbi erkek yatakta sohbet ederken horlamaya baslamaz *Harbi erkek kadinina ' kendi mal?' gibi davranmaz *Harbi erkek bir kadinla iki lafin belini kirinca, 'lan bu kari benle oynasiyo mu ne?' diye düsünmez, *Harbi erkek "Babalar da çocuk bakabilir' kitabini okur *Harbi erkek kumar oynar ama para kaybetmez *Harbi erkek sevdigi kadinla sevistikten sonra ona kicini dönüp uyumaz |
Bir erkegin düsünsel yetenegi, estetik birikimleri ne olursa olsun, hayatta durdugu kat, içine dogdugu kattir, tanidigi ilk kadinin, annesinin onu biraktigi kat.... Giyim zevkinin bulunmadigi bir bahçede dogduysaniz, giyim zevkinin gelismis oldugu bir bahçeye sizi ancak bir kadin götürür, sofralarinin inceliklerle donatilmadigi bir katta dogduysaniz, incelikli sofralarin bulundugu kata sizi götürecek olan da bir kadindir. Birlikte oldugunuz kadin degistiginde, degisen yalnizca bir kadin degildir, hayatin neredeyse bütünü degisir, bir baska kata, bir baska bahçeye geçersiniz, orada hersey farklidir... Dinlediginiz müzik, otudugunuz kitap, yediginiz yemek, gittiginiz yerler, bulustugunuz arkadaslar, hatta taktiginiz kravat bile degisir. Bir erkegi hayatin içinde kadinlar gezdirir, hayatin katlari arasinda kadinlar dolastirir... Zevkli bir kadina rastlarsaniz zevkiniz, Bilgili bir kadina rastlarsaniz bilginiz, Esprili bir kadina rastlarsaniz espriniz, Zeki bir kadina rastlarsaniz zekâniz gelisir; Yeni huysuzluklar, kaprisler, kavga nedenleri, acilar da ögrenirsiniz.. Hayat, kutsal kitaplarda anlatildigi gibi kat kattir; Babil'in Asma bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir... Bir terastan bir terasa sizi kadinlar götürür... Ve, bugün durdugunuz teras, seyrettiginiz manzara, gördügünüz hayat, yaninizdaki kadinin terasi, manzarasi, hayatidir; hayatin hangi katinda durdugunuzu, yaninizdaki kadinin durdugu kat belirler... Hayatiniz, seçtiginiz kadindir... '' Bir kadin degil bir HAYAT seçersiniz çünkü...." |
Farkında mısınız, kadınlar-erkekler konusunda genellemeler yapılırken illa bir istisnai gruptan bahsedilir. Düşünsenize kadınlar hakkında eleştiriler sıralamaya başlamadan önce % 5-10 istisna vardır dersiniz, böylelikle kadınların epeyce bir kısmı o %5-10’luk gruba girmenin iç rahatlığıyla “başka” kadınların ne kadar kötü olabileceği hakkındaki “tespit”lerinizi okur. Sorun aslında bir azınlığın bu kriterlere uymamasıyla açıklanamaz. Genellemelerin açmazı budur: mutlaka şu veya bu kısmı birilerine uymaz. Haklısınız, kadınların çoğu ( bu da genelleme oluyor galiba) erkekler ve ilişkiler konusunda -en hafif tabiriyle- yapmacık. Böyle sosyalleşiyoruz biz, erkeğin “gücü”nden güç almak zorundayız sanki, onun parasını, çevresini kullanmak çok doğal karşılanıyor. Yok eğer kendi ayaklarınız üzerinde durabiliyorsanız kadın olarak pek de mutlu olabileceğiniz söylemek zor. “İnsan” olarak mutlu olabilirsiniz belki ama ya kadın olarak? Söyler misiniz, kaç tane erkek “kulaktan dolma siyasi görüşlere sahip olmak” yerine bilen, okuyan, düşünen kadınlarla birlikte olabiliyor? Böyle kadınlar olmadığından değil, sadece hayatı boyunca erkeğin kadından “daha fazla” olması gerektiğine inandırılan erkekler, o saydığınız yapmacık özelliklerin ötesinde bir kadın gördükleri anda arkalarına bile bakmadan kaçıyorlar. O zaman pek okumayı sevmeyen kadınların karşısında yarım-yamalak bilgileriyle övünme ihtimalleri kalmıyor. Eğer sadece kafanız çalışıyorsa neyse, o zaman yine biraz kabullenilebilir tabii(!) Ama bir de güzelseniz, ne bileyim yemek yapıyorsanız, sevişmeye bayılıyorsanız, nerde, nasıl davranacağınızı biliyorsanız geçmiş olsun. Erkekler hem isteyip hem kaçmaya çalışıyorlar. Şu kadarını söyleyebilirim ki erkekler hayal ettikleri kadının çok altında birisiyle birlikte olmayı tercih ediyorlar. Çok güzel değilse iyi, başka erkekler bakmaz, aldatma ihtimali de daha azdır, erkek nasılsa başka güzel kadınlara bakabilir, ne de olsa onun böyle bir hakkı var(!) Akıllı değilse daha da iyi, erkek istediği konuda ahkam keser ve kadın da onun ne kadar akıllı ve bilgili olduğunu düşünüp ona hayran olur. Başka kadınlarla arkadaş olmaması da iyi bir özellik, sadece adama bağlı kalır. Adam, kadının ne kadar da kendisine bağımlı ve sıkıcı olduğunu gönül rahatlığıyla savunarak arkadaşlarına dert yanabilir. E, en güzeli, böyle bir kadını kim ister? Öyleyse gelsin adamımız için ölüp bittiği varsayılan diğer kadınlar... Ha tabi bir de şu güzel kadınların dost olamayacağı varsayımı var ya. Tüm eleştirilerin içinde bana en inanılmaz gelen buydu. Bunun hiçbir dayanağı yok, güzel kadınlar da yakışıklı erkekler gibi birbirleriyle arkadaş olabilirler. Olamayanlar %5-10’luk bir gruptur herhalde(!) Güzellik-çirkinlik insanın kendi çabasıyla yarattığı, dolayısıyla da övünebileceği bir şey değildir. (Estetik operasyonları hariç tutuyorum) Yani bir kadın için güzel olmak iyidir ama arkadaşının güzel olmasında da hiç sakınca yoktur. Neden kadınlar arasında böyle öldürücü bir rekabet olduğuna inanmalı? Şu yanındaki güzel dişiye bakılmasını sindirme meselesine gelince, söyler misiniz yanındaki yakışıklı erkeğe bakılmasını keyifle karşılayacak kaç tane erkek vardır? Sanırım erkekler de bu konuda kadınlardan farklı değildir. Son söz: kadınların gerçekten kötü yanları var, haklısınız. Ama bu sadece kadınlardan kaynaklanmıyor bence. Üstelik yazıyı bir de “kadın” yerine “erkek” koyarak okursanız, aynı eleştirilerin erkekler için de dile getirilebildiğini göreceksiniz sanırım. KADINLAR..KadınLarın duygu bedenleri,fizik bedenlerinden daha fazla incinmeye müsait.. KadınLar, sorunLar üzerinde daha çok yoğunlaşıp,çözüm yolları aramaya,erkeklere oranla daha becerikli.. KadınLar,doğada daha güçlü.Kendi bedenleri içinde yeni bir bedeni besleyip,büyütüp,dünyaya getirebiliyorlar.. Dünyaya kadın yüreğiyle bakmak,beraberinde belki de terazinin ''acı ve hüzün'' dolu tarafının daha ağır basması anlamına geliyor.. Kadın olmak,erkeklere oranla hayatı daha fazla''düşünen'' kısmından yaşamayı gerektiriyor.. |
Ağır bir hasta hastanede. Tüm ailesi bekleme odasinda doktorlardan haber bekliyor. Yorgun ve umutsuz bakisli bir doktor çikiyor "Tek yasam sansi var oda beyin nakli. Böyle bir ameliyati ilk olarak deneyacegiz, tabi masraflar hastanin ailesine ait." Aile, saskin, yorgun, çaresiz... Aralarindan biri "Peki ama fiyat nedir diyor ?" "Degisir" diyor cerrah. 5000 Euro erkek beyni kullanirsak, 200 euro kadin beyni kullanirsak. Uzun bir sessizlik çöker. Beyler gülmemeye çalisirlar. Hanimlarla gözgöze gelmekten kaçarlar. Ama aralarindan biri merakini yenemez, peki doktor bu fiyat farkinin nedeni nedir? diye sorar. Cerrah gülümser. "Eh tabi, ayni arabalar gibi, kadin beyinleri ucuz oluyor akillarini çok kullandiklari için. Kullanilmis akil, kullanilmis beyin. Erkek beyni hiç kullanilmamis sifir km araba gibi pahalı oluyor." ZEKI BIR KADINA ILETMEYI UNUTMAYIN! :smiley32: Hikâyenin ortasinda gülümseyen beylere selâm. Hikâyenin sonunda gülümseyen kadınlar...hepinize sevgiler.. |
Kadın Erkek Rekabeti Kadın: Kişiliğimiz kullandığımız arabanın beygir gücü ile doğru orantılı olarak değişmiyor >>Erkek: Sizin kişiliğiniz beraber olduğunuz erkeğin cüzdan gücü ile değişiyor >>Kadın: Kırmızı ışıkta yanımızdaki arabanın bizden önce çıkması yada bir aracın bizi sollaması hiçbir şey ifade etmez >>Erkek: Bizim için de çevremizde diğer hemcinsimizin sahip olduğu mücevherat veya üzerindeki pahalı giysi hiçbirşey ifade etmez >>Kadın: Kas olacak diye bir zorunluluğumuz yok >>Erkek: Selüloitler olmayacak gibi bir zorunluluğunuz var ama... >>Kadın: Aşık oluyoruz korkmadan. >>Erkek: Biz de oluyoruz.... azıcık ödümüz patlıyor ama sebep olanlar UTANSIN >>Kadın: Evde, banyoda, kıl-tüy dökmeyiz. >>Erkek: Küvetteki, lavabodaki, yataktaki ve yemekteki saçların çoğu size ait. >>Kadın: Her sabah tıraş olmak zorunda değiliz. >>Erkek: Valla ben tıraş olmayı ağda yaptırmaya tercih ederim şahsen. >>Kadın: Biri birimizin ağzını yüzünü kırdığımız sporlar yapmıyoruz. >>Erkek: Vahşi bakışlarla birbirinizin gözünü oyduğunuz kıskançlık, haset, çekememe sporlarıyla yeterince uğraşıyorsunuz. >>Kadın: Hiç iki kadının silahla oynarken birbirini vurduğunu duydunuz mu? >>Erkek: Hiç iki erkeğin "aman tanrım benim elbisemin aynısını giymiş" diye mahvolduğunu duydunuz mu? >>Kadın: Horlamıyoruz >>Erkek: Halt etmişsiniz, hatta hıçkırmıyor, geğirmiyor ve hapşırmıyorsunuz da. Yoksa siz insan değil misiniz?? Size Afrodit diyebilir miyim? >>Kadın: Az bildiğimiz bir şey üzerinde çok fazla konuşabiliriz. >>Erkek: Yani çok konuşup hiç bir şey söylemezsiniz >>Kadın: Birbirimize eşek şakaları yapma adetimiz yoktur. >>Erkek: Çevrenizde ki diğer hatunlar hakkında senaryo dedikodular üretme alışkanlığınız var ama >>Kadın: TÜKÜRMEYİZ >>Erkek: KIRITMAYIZ!! >>Kadın: Sanat eserlerinin %90'ı kadınlardan esinlenilmişdir. >>Erkek: Sanat eserlerinin % 90'ı erkekler tarafından yapılmışdır. >>Kadın: Uzağa işeme, uzağa tükürme, yüksek sesle geğirme gibi aptalca karizma krikolarımız yok >>Erkek: Ortamın en güzeli olma, en zayıf olma, en pahalı giyineni olma, en zengin kocayı bulma gibi krikolarınız var ama >>Kadın: Askere gitmiyoruz >>Erkek: Hamile kalmıyoruz >>Kadın: Kol saatimiz de aynı zaman da hesap makinesi, takometre, barometre, termometre ve radyo olması gerekmiyor. >>Erkek: Çantamızda ruj, allık, pudra, yedek çorap,ıslak mendil, vs taşımamız gerekmiyor. >>Kadın doğum günü, evlilik yıldönümü gibi özel günleri parmağımıza kırmızı iplik bağlamadan da hatırlayabiliyoruz >>Erkek: Ütüyü fişde, yemeği ocakta, arabanın anahtarını kontakta unutmuyoruz. Bunlar daha faydalı..... >>Kadın: Ortalıkta alakasız her türlü nesne ve sözcükten cinsel çağrışımlar çıkarıp günün yarısını seks düşünerek geçirmeyiz... >>Erkek: Valla geyik olsun diye yapıyoruz. Hem siz günün yarısını güzelleşmeğe çalışarak geçiriyorsunuz. HANGİ AMAÇLA : )) >>Kadın: Kel olmuyoruz (pu ha ha ha) >>Erkek: AMA GÖĞÜSLERİNİZ SARKIYOR!!! |
KADINLAR NE İSTER TATLI CADI!! Kral Arthur, bir soruya doğru cevap verebilirse hayatı kurtulacak, aksi takdirde ölecektir. Soruya cevap verebilmesi için 1 sene süresi vardır. Soru aynen söyledir: KADINLAR NE İSTERLER? Bu soru tabi ki, dünyanın en zor sorusu. Ancak, kralın fazla bir tercih şansı yoktur. Ülkesine geri döner. Türlü alimlere, bilir kişilere danışır ama soruya tam bir doğru yanıt bulamaz. Bu sorunun cevabını sadece yaşlı bir cadı bilmektedir. Artık en son gün gelmiştir ve Arthur mecburen cadıya gider. Cadı soruya cevap verecektir ancak bir şartı vardır. Cadı cevap karşılığında Arthur'un yakın arkadaşı, en iyi ve yakışıklı şövalyesi ile evlenmek istemektedir. Arthur yıkılır ve bunu kabul edemeyeceğini söyler ve cadının yanından ayrılır. Şövalye olanları duyar, krala koşup hiçbir şeyin Arthur'un hayatından daha önemli olamayacağını söyler. Ve cadıdan cevabı alırlar. KADINLAR HER ZAMAN KENDI ÖZGÜR İRADELERİYLE KARAR ALMAK ISTERLER. Evet kesinlikle doğru olan bu cevap sayesine kralın hayatı kurtulur ancak, şövalyenin hayatı sönmüştür. Nihayet şövalye için en kötü an yani, gerdek gecesi gelir. Ancaaaakk...Odaya girdiğinde karşısında cadı yerine dünyanın en güzel kadınını görür. Şövalye şaşırır ve sorar. "Sen kimsin?". Kadın cevap verir:. "Ben evlendiğin cadıyım. Ancak gündüzleri son derece çirkin ve geceleri son derece güzel olurum. Ya da, gündüzleri son derece güzel ve geceleri son derece çirkin olurum. Nasıl gözükeceğime sen karar vereceksin". Şövalye çok kısa bir süre düşünür. Geceleri mükemmel bir sevgili mi yoksa gündüzleri eşiyle beraber kazanacağı saygınlık mı? Ve şöyle cevap verir: "Nasıl olmak istediğine sen karar ver lütfen, ben senin her haline karşı saygılıyım." Cadı bu karar karşısında çok sevinir. "Sen bana seçme özgürlügünü verdin ve beni kısıtlamadın şövalyem. Bu yüzden ömür boyu yanında güzel ve saygılıbiri olarak gözükeceğim". sonuç ? KADINLAR, İSTER, SON DERECE GÜZEL... İSTER, SON DERECE ÇİRKİN OLSUN... HERZAMAN CADIDIRLAR ... :)))) AMA TATLI... BEN TATLI CADI DEĞİLİM BİLGİNİZE :D http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/hikaye10001-yuz.gif |
Kadın ve erkek, kedi ile köpeğe benzer Genellikle kadınlar kedileri, erkekler köpekleri sever... Neden dersiniz? Karakterleri birbirine benzer de ondan! Nasıl mı? Örneğin; kedilerin ne yapacağı önceden kestirilemez, oynamak isterlerse, yanınıza gelirler. Canları istemezse yanınıza bile uğramazlar. Köpekler sizinle tanışır tanışmaz ilgi beklerler. Köpekler aynı anda hem aptal hem de sevimli görünebilirler... http://i.maksimum.com/maksiclub/images/haber/kedikopek001.jpg KEDİ NEDİR? 1. Kedi canı ne isterse yapar. 2. Kedi sizin sözünüzü pek dinlemez. 3. Kedinin ne yapacağı önceden kestirilemez. 4. Sizin yanlız olmak istediğiniz anlarda kedi oynamak ister. 5. Sizin oynamak istediğiniz anlarda kedi yanlız olmak ister. 6. Kedi her miyavladığında ilgilenmenizi ister. 7. Kedinin ruh hali çok değişkendir. SONUÇ: Kediler yumuşacık tüylerin altına saklanmış kadınlardır. KÖPEK NEDİR? 1. Köpek evde gözüne bir yer kestirir ordan onu kaldırmanın imkanı yoktur. 2. Köpek içerki odada bir cips pakedi açsanız sesi duyar, ama aynı odada siz ona bişey söylediğinizde duymaz. 3. Köpek aynı anda hem aptal hem sevimli görünebilir. 4. Köpek siz mutsuzsanız ulumaya başlar. 5. Siz oynamak istediğinizde köpek de oynamak ister. 6. Siz yanlız kalmak istediğinizde köpek yine de oynamak ister. 7. Köpek eşyalarını her tarafa bırakır. 8. Köpek ağzıyla iğrenç şeyler yaptıktan sonra sizi öpmeye çalışır. 9. Köpek sizinle tanışır tanışmaz hemen ilgi bekler. SONUÇ: Köpekler yumuşacık tüylerin altına saklanmış erkeklerdir. |
Sizin kavgacı tipiniz hangisi? SİZİN KAVGACI TİPİNİZ HANGİSİ? http://www.hekimce.com/resimler/kavga.jpg Ne yazık ki tartışma ve kavga günlük yaşamın kaçınılmaz bir parçası artık. Hangi tipte kavgacı olduğunuzu bildiğinizde böyle durumlara karşı önlem almak ise kolaylaşıyor. Bazen bir damla ağzına kadar dolmuş bardağın taşmasına sebebiyet verebiliyor. Hele eşiniz bilmem kaçıncı defadır çıkarken çöp torbasını kapının önüne koymayı unutuyor ya, dayanılmaz bir durum değil mi bu? Ya da banyodan bir türlü çıkmayı bilmemesi yeterli bir sebep değil mi? Bu ve bunun gibi bir sürü son damla ile önemli tartışmalara sürüklenebiliyoruz yer yer. Çoğunlukla günlük hayatın parçası olarak ortaya çıkan bu tarz küçük anlaşmazlıkları basit bir gülümseme, şakayla karışık bir takılma ya da bir kucaklaşma ile çözmek mümkün. Ama bu önemli hamleyi yapamaz da araya biraz zaman girmesine sebep olursak işte o zaman bir damlanın sebebiyet verdiği küçük anlaşmazlığın büyümesi kaçınılmaz oluyor. Barışmak için her şeyden önce barışmaya hazır olmak lazım elbette. Flensburg Üniversitesi Psikoloji bölümünde 250 kişi üzerinde yapılan bir inceleme sonucunda insanlar bu yönden 4 farklı kişilik tipine ayrılmıştır: Uzlaşıcı tip (%29): Uysal ve uyumlu bir karakter sergilerler. 45–54 yaş arası yüksekokul mezunları arasında daha yaygın olarak tespit edilmiştir. Barışçı ve karşı tarafa saygılı bir çizgileri vardır. Yapıcı ve uzlaşmacı tavır takınırlar. Tartışma anında hedefinden sapma göstermez ve kurallarına bağlı kalır. Her iki tarafı da memnun edebilecek orta noktaları bulmaya çalışır. Şayet tartışmadan haklı çıkan taraf kendisi olursa, karşı cephenin gönlünü almayı ihmal etmez. Haksız çıktığında da küsüp geri çekilmeyi değil yine birlikte hareket etmeyi seçer. Şayet sizin tipiniz de bu ise, başkalarının tartışmalarında arabuluculuk yapacak ideal kişisiniz aynı zamanda. Bu kişilik yapısını taşıyan birisi ile anlaşmazlığa düştüğünüzde ise kendi görüşlerinizi mantıklı nedenleri ile birlikte ortaya koyabildiğiniz ölçüde ikna edici olabilirsiniz; böyle bir durumda en önemli mesajınız ise ortak bir çözüm arayışında olduğunuzu ısrarla vurgulamak olmalıdır. Kışkırtıcı tip (%22): Hiç kimseyi gözetmeksizin sadece bir tek haklı tanır, o da kendisi. 25–34 yaş arası erkekler arasında daha yaygındır. Genellikle tartışmayı başlatan taraf olurlar ve hiç barışçı değildirler. Savundukları şeyden emin olmasalar bile çok iyi rol yapar ve sonuna kadar savunurlar. Yer yer fiziksel güç kullanmaktan da çekinmezler. Tartışmadan haklı çıktıkları anda zafer kazanmış gibi kutlarlar, haksız çıkan tarafın duygularını düşünmezler. Hani olmaz ya, nadiren haksız taraf olarak ilan edilirlerse intikam yemini ederler. Bu tipte bir insansanız şayet sizi ancak yeni bir anlayış çizgisine gelmeye davet edebiliriz: “Lütfen başkalarına size nasıl davranılmasını istiyorsanız öyle davranınız.” Bu tarz bir kişilik ile tartışmaya girenlere tavsiyemiz ise hemen egemenliklerini tanımamalarıdır. Açık ve net bir şekilde kendi görüşünüzü ortaya koyun ancak gereksiz kelime oyunları ve uzatmalardan kaçının. En iyisi onu mümkün olduğu kadar duymamanız ve kendi yolunuza gitmeniz olacaktır. Kararsız tip (%22): Kendini ifade etmekte problemleri vardır. Onun için kavga sırasında bir öne çıkar, bir geri çekilir. Bu grupta daha çok 25–34 yaş arası bayanları görüyoruz. Endişeli ve kendine güvenmeyen bir çizgisi vardır. Kendi görüşünü savunurken ciddi bir direnç ile karşılaştığında yarı yoldan döner. Çoğunlukla kendilerini karşı tarafın yerine koymayı da iyi becerdiklerinden haklı çıktıkları tartışmalar sonunda muhataplarına karşı çok ileri gitmiş olabilecekleri düşüncesiyle üzülebilirler. Haksız çıktıklarında ise sıklıkla küserek ayrılırlar. Böyle kararsız kişilik yapısındakilere ilk önerimiz hedefinizi net bir şekilde gözünüzün önünde tutmanız. Durmadan gelgitler içerisinde bir çözüme ulaşmanız oldukça zor olacaktır çünkü. Karşınızdaki muhatabınız bu tipe uyan bir kişilik yapısı sergilediğinde ise sakın kendinizi onun gelgitlerine kaptırmayın. Karşı tarafın net bir görüş ortaya koyamaması sizi kendi hedefinizden saptırmamalı. Çekinik tip (%27): Asla kavgayı başlatmaz. Bunun için kendini barışmak için ilk adımı atmamakta da haklı görür ama. Bu grupta karşımıza daha geniş bir demografik dağılım çıkıyor; 25–44 yaş arası ve 54 yaş üzeri hem kadın hem erkekler, çoğu kez de lise ve daha düşük düzey okul mezunları ön planda yer alıyor. Hırssız ve mütevazı bir tavır içindedirler. Dolayısıyla tartışma potansiyeli olan birçok olaydan daha baştan kaçınırlar. Tartışmayı anlamsız ve rahatsız edici bulduklarından mümkün olduğunca uzak dururlar. Başlayan tartışmalarda barışma ve uzlaşma konusunda çok başarılı olmasalar da tartışma ortamına nadiren girdiklerinden bunun için özel teknikler geliştirmeye de ihtiyaç hissetmezler. Bu tipteki insanlara aslında kendilerinin de bir görüş ortaya koymaları gerektiğini önereceğiz. Devamlı kaçak güreşerek bir yere varılamayacağını yapıcı bir tartışma ortamından da kazanç elde edilebileceğini kabul etmeleri gerekmektedir. Muhatabınız bu kişilik tipine uygun bir yapı sergilediğinde ise onun beklentilerine uygun şekilde koruyucu bir üslup takınmaktan kaçınmak daha doğru olacaktır. Yoksa problemleri sümenaltı etmiş olmaktan başka bir şey yapmış olmazsınız ve bunlar orada durduğu müddetçe de sizi rahatsız etmeye devam edecektir. Bunun için, tıpkı kararsız tipte de yapmanız gerektiği gibi, karşı tarafın sorumluluğunu almadan kendi sınırlarınızı açık ve net bir şekilde – ama mutlaka dostane tavırla – belirleyin. |
kadınlar olmazsa erkekler bu dünyada hiçbişey değil bundan herkes emin olsun ...... |
ERKEK OLMAK ERKEK OLMAK; Hayatına bir sürü kadın girmesi değildir, önemli olan,kaç kadını gerçekten sevdiği ve onlara ne kadar dürüst olabildiğidir... ERKEK OLMAK; Geniş omuzlara sahip olmak değil önemli oaln, kaç kadına o omuzlara yaslanacak kadar güven verdiğidir... ERKEK OLMAK, Kalın bir sese sahip olmak değil önemli olan,nazik ve duygulu cümleler kurabilmektir. ERKEK OLMAK Romantik bir ortamda güzel sözler fısıldamak değil önemli olan, her sözünün kalbinden gelmesidir. ERKEK OLMAK Vurdu mu oturtmak değil, önemli olan dokunuşundaki yumuşaklıktır. ERKEK OLMAK; Büyük ve ağır eşyaları kolay kaldırmak değil öenmli olan, hayatın yükünü cesurca taşıyabilmektir... ERKEK OLMAK; Kıllı bir vücuda sahip olmak değil, önemli olan o vücutta nasıl bir kalp taşıdığıdır... |
Kadın Çok ilginç bir yazı... Kadınların neden çok konuştuğunu artık daha iyi anlıyoruz... Beynimiz gelişmiş... Kadını konuşturan dili değil, beyni! ABD'li bilim adamlarının araştırmalarına göre kadınların daha fazla konuşmalarının nedeni, beyinlerinin iletişimle ilgili kısmının erkeklerinkine oranla altı yıl erken gelişmesi. İletişim zekâsı POPÜLER Bilim ve Kültür Dergisi Focus, şubat sayısında 'kadın zekâsı'nı masaya yatırdı. New Jersey Devlet Üniversitesi'nden Prof. Jeanette Haviland ve Prof. Carol Maletesta'nın dergide yayımlanan araştırmasına göre, beynin yazılı ve sözlü anlatımla yüzleri ayırt etmeyi sağlayan bölümü, kızlarda, altı yıl daha erken olgunlaşıyor. Ayrıca kız çocuklarının görsel iletişim yeteneği erkeklerinkinden daha hızlı gelişiyor. Yeniliklere açıklar YENİ doğan bebekler üzerine yapılan araştırmalarda, kız çocuklarının beşikten itibaren erkeklere nazaran çevreyle çok daha fazla görsel iletişim kurduğu ortaya çıktı. 2 ay-16 yaş grubundan 508 çocukla yapılan araştırmaların bir diğer sonucu ise kızların 'keşfetme zevki'nin daha gelişmiş olması ile yeniliklere daha açık olmaları. Erkeklerin ise 'uzaysal düşünme yeteneği' kızlarınkinden daha gelişkin. |
Bir kadın Nerede, hangi koşulda olursa olsun, sıcacık sevgi ve şefkatleriyle onu hiç yalnız bırakmayan yaşlı ana-babasına sarıldı. ‘Meraklanmayın, her şey daha iyi olacak’ dedi. ‘Daha iyi olacak’ diye tekrarladı içinden. ‘Artık uzaklarda değil, size yakın bir kentte olacağım, sık sık görüşeceğiz.’ Annesi, sanki kızını bir daha götürecekler kaygısıyla artık iyice sesli ağlıyor, yaşlar yanaklarından süzülüyordu. İki eliyle annesinin yüzünü kavradı. Öptü. ‘Haydi! Yapma artık. Bitti’. ‘Sizi üzecek bir şey yapmayacağım’. ‘Hayata ekleneceğim, kaldığım yerden’ dedi. Otobüse bindi. Kenarda, sanki daha da yaşlanmış iki ihtiyar, kızlarını yeni bir tutsaklığa uğurluyorlarmış gibi üzgün, daha çok tedirgin hareket saatini bekliyorlardı. Gülerek el salladı onlara. İnip tekrar sarılmak istedi. Korkuyordu. İnerse vazgeçecekti. Güven istiyordu ruhu. Güven, karşılıksız ve katıksız bir sevgi. Onların yanında çok yoğun hissettiği bu duygulara teslim olmak istiyordu. Gitmeliydi oysa, gitmeli ve ‘hayata eklenmeliydi’. Cesaretini toplayıp, yeniden baktı ve gözden yitene kadar el salladı onlara. Yanında oturan kadın, merakla süzüyordu onu. Bir dolu soru sormak ister gibi gülerek bakıyordu. İçi daraldı birden. Kimseyle konuşacak hali yoktu. Düşüncesinden utandı, yanındaki kadına acıdı birden. Ama herhangi bir sese katlanacak durumda değildi. Başını geriye yasladı, uyur gibi kapadı gözlerini. Geride bir dolu anıyı bırakıp, bu küçük sahil kentine yerleşmeye karar vermişti. Yaşadıklarını, çerçeveleyip koymuştu yüreğine. Genç yaşa sığdırılan bir dolu anı; sevinç, dostluk ve acı. ‘Yeniden başlamak’ diye düşündü, hayata eklenmek’. Taa derinden bir sıcaklık yayıldı bedenine. Yüreği kıpır kıpır etti. Elinde üç-beş eşya ve kitaplarından oluşan bavuluyla indi otobüsten. Bir süre eski bir tanıdığın yanında kalacaktı. Tutsaklık hala bacaklarına hükmeder gibi, ağır ağır yürüdü. Sanki yarıda kesilmiş bir filme start verilmiş gibi hissetti . İnsanlar; bir süre önce ara verdiği yaşamın akışında, sokakta, özgür, bıraktıkları yerden yürümeye başlamışlardı. Hayat devam ediyordu işte. Hiçbir şey durmamıştı ki. Gülümsedi. Dolmuşa bindi. Arka koltukta, yaşlı bir kadının yanına oturdu. Yabancı gibi. Önünde iki genç kız, birbirlerine bir şeyler anlatıp, gülüşüyorlardı. Bir adam, inmek için izin istedi. Yanındaki kayıtsız, bacaklarını çekti. Adam sinirlendi, yüzü gerildi. Başını iki yana sallayıp, çantasını güçlükle yukarı kaldırıp kapıya yanaştı. İndi. İşte yaşam, insanlar, öfkeler, sevinçler. Ne değişmişti ki? ‘Uygun bir yerde inebilir miyim lütfen’ dedi. Sesi uzak bir tanıdık gibi yayıldı araçta. Bir-iki göz gezindi üzerinde. Ürkek adımlarla indi, uzaklaşan dolmuşa baktı. Tenha bir ara sokakta yürümeye başladı. Hava soğuktu. Kazağının yakasını çenesine kadar çekti. En çok burnu üşürdü. Elini nefesiyle ısıttı. Zile bastı, bir süre sessizlik. Tedirgin oldu, ‘çok mu erken?’ geldim düşüncesiyle sıkıldı. Ayak sesleri. Kapı açıldı. Güler yüzüyle karşıladı Fatma onu. Buyur etti. Sarıldılar. - ‘Nasılsın?’ - ‘İyiyim’. - ‘Hadi gel içeri’ Salonun kapısı açıldığında sobanın sıcağı vurdu yüzüne. Çantasını bir köşeye bırakıp, sobaya yöneldi. Ellerini uzattı. Koltuğa oturduğunda rahatlamıştı biraz. Fatma değişmemişti, her zamanki güler yüzüyle konuşuyor, anne-babasını soruyordu. Kahvaltıda hoşbeş ettiler. Yaşadıklarını merak ediyordu Fatma. Kısaca söz etti. Komik şeyler anlattı ona. Aklında kalanların acılar değil, yaşadıklarının komik olanları olması şaşırttı onu. ‘Traji-komik’ diye düşündü. Fatma’yla birlikte yüksek sesle gülerken buldu kendini. Sanki yabancı birine bakar gibi kendine şaşırdı. Ağız dolusu gülüyordu işte. Hayata eklenmek bu muydu? Fatma işe gitti. Döndüğünde, yüzünde hınzır bir gülümsemeyle, ‘bıraktığım yerde öylece oturmuş gibisin’ diye seslenerek paltosunu çıkardı. Sanki yıllardır burada, birlikte yaşıyormuş gibi günü tüketmişlerdi. Geç olmuştu. Yatağını hazırlayan Fatma, ‘Rahat ol, kendi evindeymiş gibi. Kısa zamanda yoluna girer her şey. Alışırsın’ diyordu bir yandan. Küçük bir büro açmayı düşünüyordu. Eski işini yapacaktı. Çalan telefona yöneldi. Fatma’ydı. ‘Saat 13.00’de meydandaki saatin önünde buluşalım’ diyen sesi coşkuluydu. Hazırlandı. Birlikte sokakta yürürken. ‘Çok büyük değil ama, isteğin gibi bir yer. Kirası da ucuz. Adama ne iş yapacağını bir türlü anlatamadım. Artık sen uygun tümceleri bulursun’ dedi. Adam büronun anahtarını verdiğinde, şaşkın bakakalmıştı. Birlikte bir kat aşağıya indiler. Elindeki anahtarla ne yapacağını bilemiyor olmanın utancına kapılmıştı birden. Hemen toparlandı acemice anahtarı çevirdi, içeri girdiler. Aydınlık bir yerdi. Pencerelere asacağı perdeyi, masayı nereye koyacağını düşündü hızla. Bir masa, bilgisayar, telefon vb. gerekli şeyleri tamamlamış ve yerleşmişti. Kendisine ait bir mekanı vardı. ‘Artık burada da yaşayabilirim’ dedi gülerek. Fatma şakacıktan suratını asıp, ‘Dur hele, o günlerde gelecek. Yakında bir de ev buluruz. Acelen ne!’ diye çıkıştı. Bekleyiş, Fatma’nın çevresiyle kurduğu ilişkiyle, işlerin yavaş yavaş açılmasını izleyen günlerle son buldu. İş hanındaki ‘burada ne iş yapılıyor acaba?’ meraklarını yenemeyen komşular, kapıyı tıklatıp kafalarını uzatıyor, ‘kolay gelsin’ diye söze başlıyorlardı. ‘Dergi, kitap vb. yazılı dokümanları yayına hazırlıyorum’ diye başlıyor kısaca yaptığı işi anlatıyordu. Bir süre sonra gece geç saatlere kadar çalışan bu kadını kabullendiler. İki ay sonra şirin, küçük bir ev de buldular Fatoş’la. ‘Evdeki bir miktar haşereyi saymazsak, yalnızlık koyacak mı sana’ dedi Fatma. Bir süre daha kalması konusunda çok ısrar etmişti ama Zehra ‘hayır’ demişti. Artık inadının ne kadar güçlü olduğunu öğrendiği kadına ısrar etmenin manasızlığını bilen Fatma, içi rahat etmese de ev bulması konusunda da ona yardımcı olmuştu. ‘Kahve yapayım ve yorgunluk atalım’ dedi Zehra. ‘Sana çok şey borçluyum’. Fatma sarıldı ve ‘değmez’ manasında kafasını çevirdi. Gözyaşını görmesini istemedi. Zehra fark etti, görmezlikten geldi. Yoksa birlikte oturup saatlerce ağlayacaklardı. Yaz gelmişti. İşler fena değildi. Kentteki üniversiten gelen tez-makale vb. yazıyor ve bir sanat dergisini yayına hazırlıyordu. Suzan’la ve sevgilisi Mert’le böyle bir nedenle tanışmışlardı.. Suzan Tıp Fakültesi son sınıf öğrencisi. Mert bir anarşist. Ah! Suzan. Aynı dili konuştuğu bu kızı ne çok seviyordu. Bazen sessizce gelir, yanağına bir öpücük kondurup, masanın üstüne bir zarf bırakıp, geldiği gibi sessizce ayrılırdı. İlişkilerinin en çok da bu yanını sever, sanki çok büyülü bir şeymiş gibi bakardı zarfa. Açmaya kıyamazdı. Önce üzerindeki ‘Su’dan Sevgili Zeliş’e’ yazısını okurdu. Sonra özenle çıkarırdı içindeki kağıdı. Bu da sürprizdi. Kağıtlar; bazen mavi, bazen pembe, bazen sarı renkti. Ama her zaman ince pelur kağıttı. Her defasında işine ara verir, yeni sürprize kendini hazırlardı. Bir çeşit oyundu onun için bu. Koltuğuna iyice yerleşir, bir sigara yakar ve okuduklarıyla kaybolmaya hazırlanırdı. “Sevgili dostum. Dün konuştuklarımızı düşündüm dün gece. Oysa ders çalışacaktım. Ama nafile. Hani şu sohbetlerimizi süsleyen, aşık olduğun kente göçmek isteyişin konusunda hayli kafa yordum. Aslında senin gibi bende biliyorum ki asla gidemeyeceksin/gitmeyeceksin oraya. Bu da senin ‘türkün’ ... Tüm sıkıntılara karşın, yaşama bakışındaki bu sadeliği, beklentisiz sevgiyi nasıl biriktirdin? Nasıl becerdin bütün bunları? Hoş geldin Zeliş. Hoş geldin. Ve bu sana; "Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim," dedin, "bundan daha iyi başka şehir bulunur elbet. Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya; -bir ceset gibi- gömülü kalbim. Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede? Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam, kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün, boşuna bunca yıl tükettiğim ülkede." Yeni bir ülke bulamazsın. Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın; aynı evlerde kır düşecek saçlarına. Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma- Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok. Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte, Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de. “Bu şehirde, dilimi anlayıp beni şenlendirdiğin için sağol” Su... Zarfı, özenle diğerlerinin yanına koyardı. *** ‘Bir kadın ve öyküsü’ derdi sık sık. ‘Hadi anlatsana, anlat’ Sanki onun biriktirdiği her şeyi, yaşamın bir öğretisi sayarak dinlerdi onu. ‘Duygu dünyanın zenginliği beni sarhoş ediyor Zeliş‘ diye hayran bakardı yüzüne. Mert’i görmeye, o küçük sahil kasabasına gittiklerinde, yanlarına gelen uzun boylu o adama ‘işte’ diyen yüreğinin atışı nedendi? Her zaman çok sakin olan Zehra’ya yüreğindeki bu telaş çok yabancı gelmişti. Bu kez saklanamamıştı. Bakışmışlar, Su, göz kırpmıştı. Mert’le uzaklaşıp, onu ‘bu tanıdık adamla’ yalnız bırakmasına kızamamıştı. Telefonda annesine; ‘Meraklanma anne, her şey yolunda, hayata eklendim’ dedi. Büronun kapısını kapatıp, terminale gitmek üzere bir dolmuşa atladı. ‘Ah! Su..., aşkla bile seninle tanıştım. Asıl sen hoş geldin dünyama’ dedi. Yüzünde belirgin bir gülümsemeyle otobüse bindi. O küçük sahil kasabasına, sevgilisine giderken, kalabalık ürkütmüyordu onu artık. Onlardan biriydi.... |
Erkek Severse Erkek severse katiksiz sever Erkek severse delikanli gibi sever Erkek severse sinir tanimaz Erkek severse çapkinlik yapmaz Erkek severse kirmaz Erkek severse aglar Erkek severse aglatmaz Erkek severse seffaf sever Erkek severse yalan olmaz Erkek severse incitmez Erkek severse para harcar Erkek severse yaratir Erkek severse arastirir Erkek severse seksi düsünmez Erkek severse cömert olur Erkek severse nazik olur Erkek severse adam olur Erkek severse ölümüne sever Erkek severse bir kere sever Erkek severse ayrilmaz Erkek severse aldatmaz Erkek severse yalan söylemez Erkek severse Erkek severse telefon parasindan batar Erkek severse aç kalir bogazindan bisey geçmez Erkek severse romantiklesir Erkek severse en aptal ask sarkilarini bile çok manali bulur Erkek severse bir sirini açiklar Erkek severse biranin yerine sevgilisini tercih eder Erkek severse Türkiye 1.Ligi onu alakadar etmez Erkek severse Türkiye 1.Ligi onu alakadar etse bile sevgilisinle maça gider :) Erkek severse iç güdüleri gelisir Erkek severse hassaslasir Erkek severse simarir Erkek severse her zorluga katlanir Erkek severse evlenmekten korkmaz Erkek severse ileriyi düsünür Erkek severse kararli olur Erkek severse hayvani duygularindan arinir Erkek severse kizgin kumlardan serin sulara gider Erkek severse herseyi yapar Erkek severse aptallasir Erkek severse afallar Erkek severse kavga etmez Erkek severse arada bir düsüp bayilir :) Erkek severse süpriz yapmak ister Erkek severse hefeslendirir Erkek severse kiskirtir Erkek severse kanatlandirir Erkek severse isirir Erkek severse dogal olur Erkek severse yasamayi sever Erkek severse sorumluluk hisseder Erkek severse hiç yapmadigi seyleri yapabilir Erkek severse hayati dondurur Erkek severse sikilmaz Erkek severse sevdigini söler Erkek severse yerinde duramaz(Hiperaktiflesir) Erkek severse siir yazar Erkek severse saklamaz Erkek severse vazgeçmez Erkek severse rüyada gidir Erkek severse ask yarasi çeker Erkek severse pul koleksiyonunu atar Erkek severse daglardan çiçek toplar Erkek severse mektup yazar Erkek severse umudunu hiç bir zaman kaybetmez Erkek severse olgunlasir Erkek severse kalpten sever Erkek severse sinekleri öldürmez Erkek severse aksamlari uyurken kuzu saymaz Erkek severse günde 1 saat ona yeter Erkek severse çekip gitmez Erkek severse erkek sinekten bile sevgilisini kiskanir Erkek severse güzel sözler etmeye bayilir Erkek severse gönülden yanar Erkek severse asktan yorgan dösek yatar Erkek severse zamanin nasil geçtigini anlamaz Erkek severse özel günleri asla unutmaz Erkek severse sarhos olur Erkek severse arkadaslarinin basinin etini yer Erkek severse son kullanma tarihi geçmis seyleri yemez Erkek severse gözünü dört açar Erkek severse minibüslere kalemle sevgilisinin adini yazar Erkek severse hakli olsa bile haksiz oldugunu bazen kabul eder Erkek severse bagislar Erkek severse dilencilere para verir Erkek severse çiçek yaptirir Erkek severse hediye alir Erkek severse çok kolay kandirilir Erkek severse unutmaz Erkek severse sevgilisinin telefon numarasini kendi numarasindan daha iyi bilir Erkek severse kendine güvenir Erkek severse ileriye yönelik yatirimlar yapar Erkek severse dogru yoldadir Erkek severse kazanir Erkek severse söz dinler Erkek severse eline geçen firsatlari iyi degerlendirir Erkek severse günesin dogusunu izlemek için erken kalkar Erkek severse hep dua alir Erkek severse kul,köle olur Erkek severse asiklara saygi duyar Erkek severse dans dersleri alir Erkek severse eglenmesini bilir Erkek severse inanmak istemedigi seylere inanmaz Erkek severse kalp'inden agri çeker Erkek severse gözleriyle konusabilir Erkek severse bir çok seyi göze alir Erkek severse sogan ve sarimsaktan uzak durur Erkek severse gençlesir Erkek severse içi hep kipir kipirdir Erkek severse kuslar gibidir Erkek severse hosgörülü olur Erkek severse inkar etmez Erkek severse asla laf söyletmez Erkek severse yaninda nazar boncugu tasir Erkek severse içindeki zamparayi öldürür Erkek severse sevgilisinin kokusunu 100 km uzaktan alir Erkek severse alaskadayken bile içi yanar Erkek severse sevgilisini ailesiyle tanistirir |
|
Duygularına, yüreğine.. düşüncelerine.. sağlık...:) |
ÖZEL KADINLAR Özel kadınlar; her girdikleri ortamda erkeklerin hemen dikkatini çeken, gizemli, her zaman bakımlı, zor elde edilen, her an avucunuzun içinden uçup gidecek intibası veren, fazla konuşmadıkları için iç dünyalarını bilemediğiniz kadınlar.. Sıradan kadınlar ki etrafımızda sayıca çoğunlukta bulunan, kendilerine ayıracakları vakti genelde başkaları için harcamayı adet edinmiş, kuaföre sadece özel günlerde giden, hiç kimsenin kolay kolay ilgisini çekmeyen, ismi üstünde sıradan kadınlar.Kolayca aşık olabilen, terk edildikleri zaman günlerce yataktan çıkmayan sıradan kadınları, erkeklerini kolay kolay hayal kırıklığına uğratmayan, ama kolay mutlu edilebilen kadınlar olarak da özetleyebiliriz. Sıradan kadınlar özel kadınlara göre çok daha güçlüdür. Sevebilen, sevgilerini göstermeyi esirgemeyen, kendilerini olduğundan farklı göstermeyi beceremeyen bu kadınlar, kayıtsız şartsız bağlılıklarıyla erkeklerinin her dönem yanındadır. Bu bağlamda her erkeğin sıradan bir kadına ihtiyaç duyduğu söylenebilir. Halbuki özel kadınlar özel günler içindir. Hiçbir erkek ekonomik darboğaza girmiş şirketiyle boğuşurken, evde onu özel bir kadının beklediği düşüncesiyle yanıp tutuşmaz. Sıradan kadınların çoğunluğu özel kadınlara özenir, onlar kadar dikkat çekici olmayı hayal eder, tıpkı özel kadınların içten içe sıradan bir hayat arzulayıp gerçekleştiremedikleri gibi. Sıradan kadınlar çok özeldir, sıradan yaşamayı kabullendikleri ve aslında hiç keşfedilemedikleri için. Bu nedenlerle erkekler sıradan kadınlara sahip olup, hayatları boyunca onun aslında çok özel olduğunu farkedemeden hala o özel kadını arar dururlar. Nietzsche der ki; Sıradan olabilmek en büyük erdemdir... |
PLATONİK AŞK OKUL`da Bu en klasik platonik ask mekanlarindan biridir..Zamanimizin çogunu burda geçirdigimiz için tabiki.Ders disinda bi çok konuda da zihnimizi çalistiririz. Aşık olunan kisi kiz yada erkek olsun genelde üst siniflardandir.Ama yasisizden fazla büyük olmaz,bi kaç yas yeterlidir bunun için.Platonik askin karizmatik hareketleri vardir,suratina bakmaya doyulmaz.Eger bu sahis okul takimlarindan birinde oynuyorsa mutlaka hermaçina gidilir,hayran hayran seyredilir.Belli edilmesede 'bi gün mutlaka benim olcaksin' diyeiçten bagrilip durulur ve hirs yapmak da ihmal edilmez.Hatta bazen bu düsünce abartilip kendisiyle konusacakkadar saçmalamaya baslanabilir.En büyük yikim bi gün gelip de platonik askin kendisinesevgili bulmasidir,insan tarif edilemez duygular içerisine girer,'beni nasil aldatirsinsen'diye bagirilan anlarin hayalleri kuruluruyuz olunur.size tavsiyem platonik askinizi eger iliski imkansizgözüküyorsa uzaktan seviniz,taskinlik yapmayiniz efendi olunuz. |
Ben seni sevdim, yada seni sevdiğimi sandım! Peki, artık yalan söylemeyeceğimi söylemiştim değilmi. Öyleyse işte doğru olan, ben seni hiç sevmedim hemde hiç... http://www.hatunca.net/templates/hatunca/images/spacer.gifBunun sebebide yoktu. Sevmedim ve sana açıkça yalan söyledim.Ben bariz bir yalancıyım. Senin duygularını sebepsizce hırpaladım. Sebebi olmalımıydı yalanlarımın? Dalgalar hiçbir alıp verecekleri olmayan kumsalları, kayaları niçin yüzyıllardır hırpalar... varmıdır bir sebebi? Ama sen değilmiydin bana deniz kenarında birbirimize sarılıp aşkımızı anlatırken dalgaları romantik bulduğunu söyleyen. Beni dalgalara benzeten ve onlar kadarda romantik ulduğumu söyleyen. İşte senin iki romantiğin, iki sebepsizce hırpalayanın. Ben ve çok sevdiğin dalgaların... Ne dalgalar aynı kıyıya ikinci defa çarpar, nede sen ikinci defa bana haber vermeden gökyüzüne yükselebilirsin. Ne kıyı o dalgalara bunun için müsade eder, nede ben ikinci defa ölüp gitmene, sana bir elveda dememe bile izin vermeden, beni benimle yapayalnız bırakmana müsade ederim. Nede bu yazıdaki kadar çok yalanı sana bir daha söyleyebilirim...Belki artık sadece kızabilirim, bağırıp çağırabilirim. Aynı beni benzettiğin dalgalara, kıyının kızması gibi. Bunu bile artık duyamayacağını bile bile... Sen bana söylemeden sonsuza dek gittin. Bana ilk yalanın oldu bu. Benim sana son yalanımda sonsuzluğa çekip gitmene müsade etmem oldu. |
Çalışan kadın olmak .... Eskiden kadın olmak daha kolaydı. Kadınlar sadece evde olur,yemek yapar ,çocuk bakardı. Sadece eşinin geliri düşükse kadın çalışırdı, çalışan kadına acınırdı. Kadın çalışıyorsa, evine bakamayacağı düşünülürdü, zaten kadın bekarken çalışsa bile evlenince evinin kadını olurdu. 90 lı yıllara gelindiğinde kadın sadece evde olmak istemedi, artık çalışmak ekonomik olarak özgürleşmek istiyordu. Bütün kadınlar once ünüversite okumaya, sonra çalışmaya başladı.Bu kadının hoşuna gitmişti çalışıyor,istediği gibi harcıyor,geziyordu.Artık çalışan kadın evli olmak değil bekar olup gününü gün etmek istiyordu.Yaşasın özgürlük...Çalışan kadın artık işkolik olmuştu, çalışıyor ve yükseliyordu, zirveye ulaşmıştı.Birçok şirkette once orta kademe, sonra üst kademe yönetciler kadın oldu.Fakat doksanların sonuna gelindiğinde şirketler yalnız ve işkolik 30 lu yaşlarında kadınlarla doluydu..Bu çalışan kadına yetmedi,çıtayı biraz daha yükseltti.Artık evli ve başarılı çalışan kadın olmalıydı. Çalışan kadın etrafına bakındı, başarılı,paralı adaylar gözden geçirildi ,adaylardan kel, şişman ve kısa olanlar hemen elendi, ince ruhlu,şaraptan anlayan,14 şubatda müthiş süprizler yapan, kimsenin bilmediği yerlerde başabaşa tatillere götüren, yaşamayı seven ve bol bol espiri yapanlar hemen kapışıldı. Yurt dışından tasarımcı gelinlikleri getirtildi, otellerde muhteşem düğünler yapılıp, maldivlere yada baliye balayına gidildi. Balayından sonra çalışan kadın hızla iş başı yaptı artık, gündüz toplantıdan toplantıya koştururken, artık akşam yemeğini de düşünmeye başlamıştı. Akşam ne yenmeli, nereye gidilmeli,eşinin gömlekleri, pantolanları ütülümü, kıyafetleri kuru temizlemeciye gitti mi geldi mi,marketten alınacakların listesini çıkar,iş çıkışı git al,eve gel hızlıca akşam yemeğini hazırla.... Çalışan kadın artık mutluydu, gece yatağı sıcacıktı, üzülünce derdini paylaşan, hastalanınca ona bakan, ağlayınca destek olacak bir omuza, göz yaşlarını silecek şevkatli ellere sahipti.15 saat koşturmak ona vız geliyordu. Etraf bu şekilde koşuşturan ev ve iş arası çift vardiya çalışan kadınla doluydu. Zaman geçiyordu.Çalışan kadın 35 ine yaklaşıyordu, biyolojik saati "be -bek, be- bek" diye uyarı vermeye başladı..Evet çalışan kadın hemen çığlık atmaya başladı "kariyer de yaparım bebek de" Çalışan kadınlar hemen sosyetik kadın doğumcuların randevularını doldurdular. Çalışan kadınl ar ajandalarına ve işlerinin temposuna uygun zamanı seçip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya başladı. Kimi tek,kimi ikiz ,kimi üçüz istedi. 1-2 ay sonra güzel haberler sırayla gelmeye başladı, çalışan kadınlar hamileydi. Ama çalışan kadın hem hamile, hem güzel olmak istedi ,hemen diyetisyenlere koşulup, özel hamile diyetleri alındı ,bol bol kivi yenmeye başlandı.Eskisi gibi tatlı, börek aşerilmiyordu,karpuz ,kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarısı eşlerden.Çalışan kadın çocuğunu eski usul büyütmeyecekti,hemen onlarca hamilelik, bebek büyütme kitapları alındı,bir çok internet sitesine üye olundu. Yoga ve anne-baba kurslarına yazıldı .Çalışan kadın artık gün gün takip ediyordu bebeğini.Bugün 43.gün bebeğim üzüm tanesi gibi,59.gün parmakları oluştu, 89.gün bu gün ilk defa hıçkırdı. 210.günden sonra artık bebeğin matematik zekasının artması için Mo zart dinletilecek. Sonunda mutlu gün geldi çalışan kadın artık anneydi, 3-4 aylık izinden sonra çalışan kadın öldürücü diyetlerle zayıflayarak incecik bir şekilde iş başı yapmıştı. Artık başarılı bir yönetici, iyi bir eş ve anne olarak 24 saat çalışıyordu. Bebek büyüdükçe, sosyalleşmesi için çalışan kadın cumartesilerini çocuğuna ayırdı ,artık tüm anneler topluca etkinliklere katılmaya başladılar, yaş günü partileri, tiyatrolar, piyano dersleri, basketbol, tenis ve yüzme kurslarının biri bitiyor biri başlıyordu. Çalışan kadına buda yetmedi artık herkes çalışıyor, iyi bir eş ve annelik yapıyordu, çalışan kadın çıtayı birkez daha yükseltti. O artık evinde katkısız, sağlıklı ekmekler, kahvaltı için ev yapımı reçel yapmalı, organic gıdalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazırlamalı, çocuğuna ve eşine özel günlerde ev yapımı pastalar yapabilme li, bu pastaları çok güzel süsleyebilmeliydi. Evet bütün çalışan kadınlar yemek yapma kurslarına koşmaya başladılar, evlerine ekmek yapma makinaları aldılar. Şimdi çalışan kadınlar toplantı aralarında bir birlerine ekmek tarifleri vermeye başladılar, dün nefis bir çavdarlı ekmek yaptım, istersen tarifini vereyim. Bende hafta sonu harika bir pasta yaptım. evdekiler bayıldı.Bir akşam gelinde sizede yapayım. Bakalım Çalışan kadın bundan sonra çıtasını nereye yükseltecek ???? Bu arada, bu süreç içerisinde çalışan erkek ise çıtasını hiç yükseltmedi. 80 lerde, 90 larda ve 2000 lerde hep aynı kaldı..... |
İFADE EDEMEDİĞİMİZ DUYGULAR 10. sınıfDA İngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için 'benim en iyi arkadaşım' diyordum... ama ben onun ipek gibi saçlarına bakıp onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı için o günün notlarını istedi ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum... |
Doğu Anadolu'da Kadın ve Aile Osmanlı İmparatorluğu’nda varolan paralel hukuk sistemlerine son veren, aile yasasını laikleştiren, tek eşlilik ilkesini getiren ve birçok alanda kadınlara erkeklerle eşit haklar sunan Medeni Kanun, ‘modern’ aileyi hedefliyordu. Cumhuriyet aydınlarının ana varsayımlarından biri, Medeni Kanun da dahil olmak üzere gerçekleştirilen reformlarla hedeflenen değişimlerin sanayileşme, modernleşme ve eğitimin yaygınlaştırılmasıyla yurdun her yerine yayılacağı idi. Dolayısıyla, Cumhuriyet’in kuruluşu sırasında varolan ve bölgesel koşullara, dinsel yorumlara, etnik yapılara göre değişiklik gösteren aileye ilişkin yasalar ve uygulamaların modernleşmeyle kendiliğinden ortadan kalkacağı varsayıldı. 1990’lara varıldığında, aile kurumunun Türkiye’nin geçirdiği tüm değişikliklere rağmen, toplumun en geleneksel kurumu özelliğini taşımakta olduğu ve modernleşmenin etkilerinin yıllarca varsayıldığı gibi tek boyutlu olmadığı, sınıf, etnik kimlik, mezhep, üretim biçimleri, yerel koşullar ve bölgelerin özelliklerine göre değişen bir yapı oluşturduğu görülüyor. Bu bağlamda Doğu Anadolu, Yakın Ertürk’ün de belirttiği gibi, merkez kurumları karşısındaki tarihsel özerkliği, ekonomik, etnik ve sınıf yapısı gereği, modernleşmenin etkileri ve modernleşmeyle cinsiyet ilişkileri arasındaki ilişkinin en çarpıcı ve çelişkili örneklerinden birini oluşturuyor. |
|
Bir kadını tanımak... Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hayal kırıklıkları,aşkları, terkedilişleri, başarıları, başarısızlıkları, kurnazıkları, saflıkları, küçük yalanlari, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya çalışan kadınları tanımak... Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları bir de. Sahra'da çöl fırtınası koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Kadın hem yaman bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur. Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Yüregini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi.. Şimdi bir düşünün, kaç kadını değil bir kadını tanıyabildiniz mi bugüne degin... https://www.msxlabs.org/forum/ambience/buttons/collapse_tcat.gif |
|
ERKEĞİ KORKUTAN CÜMLELER Bir erkeğin sevgilisinden asla duymak istemediği şeyler vardır. Örneğin ‘Alışverişe gidelim mi?’ sorusu ya da ’Tıpkı babam gibi davranıyorsun’ cümlesi beraber olduğunuz erkeği çileden çıkartabilir. İşte size sevgilinizin duymaktan korktuğu diğer cümlelerden örnekler… "Düşündüm de…" Kız arkadaşınız bu kelimelerle başlayan bir cümle kuruyorsa bilin ki mevzu ciddidir. Bu cümle çeşitli şekillerde tamamlanabilir. Örneğin: ‘Düşündüm de neden beni seviyorsun?’ ya da ‘Hiç geleceğimizle ilgili birşeyler düşündün mü?’ "Adam gibi davran" Erkekliğinizin sorgulanması kadar acı verici birşey yotur herhalde. Onu utandırmak için istediği şeyi yapabilir ya da ona dırdır yapmamasını söyleyebilirsiniz. "Ailem seninle tanışmak istiyor" Bu cümlenin iki anlamı olabilir: 1-İlişkiniz ciddi bir boyuta gelmiştir 2-Kızın ailesi sizi incelemek istemektedir Tek yapmanız gereken sevgilinizin babasının kesici aletlleri olmaması için dua etmek. "Başım ağrıyor" Bu cümle bu gece hiçbir aksiyon yaşayamayacağınızın işareti. Eğer onu çok arzuluyorsanız sevgilinize bir ağrı kesici vererek iyileşmesini bekleyebilirsiniz. "Eski sevgilim böyle yapmazdı" Onun yanında hiçbir zaman eski sevgilinizden bahsetmediniz ama o bahsediyor ve sizi terkettiği adamla karşılaştırıyor. Hemen kendinizi koruyun diyoruz! "Ne düşünüyorsun?" Kadınlar meraklıdır. Erkeklerin herşeyini bilmek ister. Fakat erkekler kendileriyle ilgili herşeyi açığa vurmayı sevmez, sessiz kalmayı tercih eder. "O kızı beğendin mi?" Sizi yanınızdan geçen nefis sarışına bakarken yakaladı. ‚’Beğenmedim’ derseniz yalan söylediğinizi anlayacak. ’Evet ama poposu büyüktü’ gibi bir cümle sizi bu zor durumdan kurtarabilir. "Bende bir değişiklik farkettin mi?" Eğer farketmediyseniz başınız belada. Cevabınız geciktikçe sinir kat sayısı daha da yükselecektir. ’‚Saçın harika olmuş’ dediğinizde eğer tespitiniz yanlışsa yeni aldığı küpeleri hırsla yere fırlatması olası bir davranış. "Arkadaşım evleniyor/hamile" Masum bir cümle gibi duruyor. Fakat bunu söylerken sesindeki hüznü fark ettiniz mi? Bu noktada aslında size ’Biz ne zaman evleneceğiz?’ diye sormak istiyor. Fakat size ’hamileyim’ diye gelirse size şans dilemekten başka yapacağımız birşey yok. "Konuşmamız lazım" Bu cümlenin arkasından asla güzel bir cümle gelmez. Bu dört lanetli kelime birleştiğinde ilişkinizle ilgili bir sorun var demektir. Ya size ayrılmak istediğini söyleyecek. Ya da ilişkinizin onu tatmin etmeyen yanlarından bahsedecek. Aman dikkat! |
Kadın ve Erkek arasındaki farklar Başarı: Başarılı bir erkek karısının harcayabileceğinden fazla para kazanan erkektir. Başarılı bir kadın böyle bir erkeği bulabilen kadındır. Stil: Erkekler sabah uyandıklarından akşam yatağa girdikleri ana kadar iyi görünümlüdür. Kadınlar her nasılsa gece boyunca çirkinleşirler. Parayı idare etme: Erkek istediği 100 bin liralık bir şey için 200 bin lira öder. Kadın istemediği 200 bin liralık şey için 100 bin lira öder. Mutluluk: Bir erkekle mutlu olmak için onu çok anlamak, az sevmek gerekir. Bir kadınla mutlu olmak için onu çok sevmek ve hiç anlamaya çalışmamakgerekir. Evlilikten beklentiler: Bir kadın bir erkekle onun değişeceğini umarak evlenir, ama o değişmez. Bir erkek bir kadınla onun değişmeyeceğini umarak evlenir, ama o değişir. Evlilik kararları: Erkek yorulduğu için evlenir. Kadın meraklı olduğu için evlenir. İkisi de hayal kırıklığına uğrar. Evlilik ve gelecek: Kadın bir koca buluncaya kadar gelecekten endişe eder. Erkek evlenecek bir kadın buluncaya kadar gelecekten endişe etmez. Hatıralar: Kadın daima onunla evlenmek istemiş olan erkeğin anısını yaşatır. Erkek daima evlenmediği kadının anısını yaşatır. Kadınları anlamak: Erkeğin kadını anlamadığı iki dönem vardır: Evlilikten önce ve evlilikten sonra. Kadın ne ister?: İnsanın karısını mutlu kılmak için iki şeye ihtiyacı vardır: Kadının kendi bildigi gibi davrandığını sanmasını sağlamak. Kadının kendi istediği gibi davranmasına izin vermek. Uzunluk: Evli erkekler bekarlardan daha uzun yaşarlar, ancak evli erkekler ölümüdaha çok arzularlar. Hatalar: Evli bir erkek hatalarını unutmalıdır: İki kişinin birden aynı şeyi hatırlamasına gerek yoktur. Savaş: Herhangi bir tartışmada kadın daima son sözü söyler. Bundan sonra erkeğinsöylediği her söz yeni bir tartısmanın başlangıcıdır. |
E R K E K L E R Ey erkekler utanma bilmeyen köpekler, Zenne kadar aklınız yok siz deliler Bir gün çılgın gibi severler Yarın vazgeçerler Onlardır En adi eşekler... *** Kız gördüler mi coşarlar Hepsi peşi sıra koşarlar Sözde hayal kurarlar... **** Hevesini alınca sırt üstü yatarlar Ah ..o uyuz..yılanlar Kumrallar ateştir yakarlar Sarıları desteksizdir, atarlar Esmerler tüccardır satarlar Erkekler kovalarsan gitmez Boğazını sıksan işi bitmez Haftada on kız yetmez... *** Kimi sanır kendini kelebek Eşi bulunmayan taş bebek Zor bulur bir ekmek Neyine senin sevmek Eşek oğlu EŞŞEK *** Kimi kibardır incelikten duyulmaz sesi Randevuya gelmedi mi ölmüştür ya annesi ya dedesi İşte bunlar o mahluk yaratıkların müsveddesi.. |
KADINLAR KAÇA AYRILIR ? HARD-DISK tipi kadın: Her şeyi hafızasında saklar. DEVAMLI. RAM tipi kadın : İşiniz bittiği anda sizi de unutur. WINDOWS tipi kadın: Herkes hiçbir şeyi doğru dürüst yapamadığını bilse de kimse onsuz yaşayamaz. EXCEL tipi kadın: Söylendiğine göre bir çok kabiliyeti olmasına rağmen bir çok kimse basit ihtiyaçlar için kullanır. SCREENSAVER tipi kadın: Eğlendirmekten başka hiçbir işe yaramaz. INTERNET tipi kadın: Erişilmesi zorlu olan tiptir. SERVER tipi kadın: İhtiyacınız olduğundan her zaman meşguldür MULTIMEDIA tipi kadın: Korkunç şeylerin güzel gözükmesini sağlar. CD-ROM tipi kadın: Hızlanır, Daha hızlanır Gittikçe de hızlanmaya devam eder. E-MAIL tipi kadın: Her 10 sözünden 8'i anlamsızdır. VIRUS tipi kadın: Bir başka ismi de "EŞ" dir. Hiç beklemediğiniz bir anda gelir kendisini yerleştirir ve kaynaklarınızı kullanmaya başlar. Kurtulmaya çalıştığınızda kesin bir şeyler kaybedersiniz eğer kurtulmazsanız her şeyinizi kaybedersiniz SİZ YA DA HAYATINIZDAKİ KADIN HANGİ KATEGORİYE DAHİL? :P |
http://img139.imageshack.us/img139/3856/ay175mo5hh.gif KADIN + GÖZYAŞIhttp://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/dagarcik10064-gozyasi.gif Küçük bir erkek çocuk, annesine sordu: "Niçin ağlıyorsun?" "Çünkü ben kadınım." Diye cevapladı annesi. "Anlamadım!" dedi çocuk. Annesi, çocuğu kucaklayıp "Hiç bir zaman anlayamayacaksın!" dedi. Babasına "Baba, annem niçin ağlıyor?" diye sordu. Babanın cevabı: "Bütün kadınlar sebepsiz ağlayabilen yapıdadır" oldu. http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/dagarcik10064-gozyasi.gif Küçük çocuk büyüdü, yetişkin adam oldu, halâ kadınların niçin ağladıklarını keşfedemedi. Nihayet öldükten sonra cennete gittiğinde Allah'a sordu. "Allahım!" dedi: "Kadınlar niçin bu kadar kolay ağlayabiliyorlar?" Allah:"Ben kadınları özel yarattım! Tüm yaşamın ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzlar, doğumun acısına olduğu kadar doğurdukları evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvvetini verdim. http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/dagarcik10064-gozyasi.gif Başkalarının kuvvetinin kalmadığında; devam edecek azmi, ailesinin hastalığında; yorgunluğa pabuç bıraktırmayacak kudreti verdim. Her türlü şart altında, hatta kendilerini çok kötü incitseler de, çocuklarını sevmek duygusallığını verdim. Bu duygusallık her yaştaki çocuklarının yaralarını sarmalarına, sorunlarını dinleyip paylaşmalarına yardım ediyor. http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/dagarcik10064-gozyasi.gif Kocalarını tüm kusurlarıyla sevmek kuvvetini verdim. Onlara iyi bir kocanın eşini asla incitmeyeceğini fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranışlarda bulunacağını anlayacak duyarlı bir zeka verdim. http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/dagarcik10064-gozyasi.gif Tek zayıflık olarak kadınlara bir gözyaşı verdim... http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/dagarcik10064-gozyasi.gif Tamamen kendilerinin sahip oldukları, ihtiyaçları olduğunda kullanmak üzere. İnsanlık için bir gözyaşı..." diye cevapladı... http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/dagarcik10064-gozyasi.gif Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kendini ne şekilde taşıdığıdır. Kadını esas güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakarlığı, sorumluluğu, anlayışı, sadece bilgiye değil aynı zamanda kalbe de yönelik aklıdır. http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/dagarcik10064-gozyasi.gif |
Kadın-erkek eşitliği, ILO’nun “Bütün Erkek ve Kadınlar için İnsana Yakışır İş” gündeminin ana öğesidir. Cinsiyet eşitliği, kalkınmayla birlikte, İnsana Yakışır İş gündeminin birbirini kesen iki stratejik amacını oluşturmaktadır. ILO’nun kadın-erkek eşitliği konusuna yaklaşımı, bu konuyla ilgili duyarlılığı politika ve programlara yansıtma yönündedir. Kadınlar, dünyamızdaki işgücü piyasalarında değişimi sağlamıştır. Kimi örneklerde daha geniş fırsatlar yakalayıp ekonomik özerkliklerini kazanmada başarılı olmuşlardır. Ancak kadın-erkek eşitsizlikleri bugün de istihdam sorununun bütün yönlerini etkilemektedir. Kadınlar hala düşük ücret alan, atipik ya da hakları yeterince sağlanamayan çalışanlar arasında çoğunluğu oluşturmaktadır. ILO kadınlar ve çalışma yaşamı söz konusu olduğunda entegre bir politika benimsemiştir. Bu politika aşağıdaki başlıklarda somutlaşmaktadır:
|
Erkekler evlilikte nasil tercih yapar? Genç bir erkegin dört tane kiz arkadasi vardi ve bir turlu hangisiyle evlenecegine karar veremiyordu. En sonunda dogru karari verebilmek için bir test yapmayi planladi. Kizlarin her birine 1000$ verdi ve "bu parayi istediginiz gibi harcayin" dedi... Birinci kiz arkadasi kendisine yeni elbiseler veayakkabilar aldi,kuaföre ve güzellik salonlarina gitti. Geri geldiginde genç erkege söyle dedi: "Senin icin en guzeli ben olmak istiyorum, cunku seni seviyorum!" Ikinci kiz arkadasi ise genc erkegin tuttugu takimin iki kombine biletini,en sevdigi turden bir suru video cd ve bir ay yetecek kadar bira ile geri geldi ve soyle dedi: - "Bunlar senin icin aldigim hediyeler, eminim seni mutlu edecektir, senin mutlu olmanla ben de mutlu olacagim." Ucuncu kiz arkadasi ise bu parayla iyi bir yatirim yapti ve kisa bir sure icersinde para kendini ikiye katladi ve bu parayi da çesitli yatirim alanlarinda kullandi. Genc adama geri gelerek soyle dedi: - "Bana verdigin parayi birlikte yasiyacagimiz mutlu bir gelecek icin çogalttim, cunku seni seviyorum!" Dorduncu kiz arkadasi ise bu paranin bir kismiyla bir suru kitap aldi,kalan kismiyla ise fakirlere yemek dagitti. Genc adama geri gelerek söyle dedi: - "Verdigin paranin bir kismiyla sana layik olabilmek icin bir suru kitap aldim diger kismiyla ise senin adina fakirlere yemek dagittim." Genc erkek dort kiz arkadasinin yaptiklarindan cok etkilenmisti. Karar vermek icin arkadaslarinin verdigi cevaplar hakkinda bir sure dusundu. Dusundu....... Dusundu......... Cok iyi dusundu... Bu belki de hayatinin en önemli karari olacakti..... Kolay bir karar degildi.... Arkadaslarinin verdigi cevaplari bir daha dusundu..... Veeeeee.... En iri gögüslü olanla evlenmeye karar verdi... :- )))) |
Sanal çapkın Kadın Sanal, kadın çapkının, belli başlı hususiyetleri Sanal Çapkın Kadın , aynı anda 150 kişiyle chat yapabilir. Sanal Çapkın Kadın , gerçek dünyadaki Cosmo Kadını'nın sanal dünyadaki yansımasıdır. Yer yer Duygu Asenasal özellikler arzeder. Sanal Çapkın Kadın , 333 değişik rumuzla ve 333 değişik tiple sanal dünyada antreman yapar. Sanal Çapkın Kadın , bütün rumuzlarında 90-60-90 ölçülerinde ve çok şuhtur. Sanal Çapkın Kadın , chat odasına partnerlerini 50'şer 50'şer alır ve o geceki sayı 1000'e tamamlandığında doyar ve uyumaya odasına gider. O mışıl mışıl uyurken chat yaptığı sanal erkek çapkınlar hala bilgisayarlarının başında, kedinin ciğer beklediği gibi beklemektedirler. Sanal Çapkın Kadın , Pamela Anderson, Ebru Şallı, Demet Şener karışımı muhteşem bir yaratıktır(en azından erkekler onu öyle sanmaktadır). Sanal Çapkın Kadın , yılda 365 kere evlenir 365 kere boşanır. Geçimini nafakalardan sağlar. Sanal Çapkın Kadın , evlenmeye ikna ettiği erkeğe, hiç farkında değilmiş gibi, mail adresini, ev-iş ve cep telefonlarının numaralarını, oturduğu ilin mahalle-cadde ve sokak ismini ve son olarak da daire numarasını verir. Sanal Çapkın Kadının chat yaptığı gecelerde ülke genelinde, salya üretiminde belirgin bir artış olur. Sanal Çapkın Kadın , chat esnasında, kış ortasında bile olsun ******ktur(en azından erkekler onu öyle sanmaktadır) Sanal Çapkın Kadın 150 saat chat bile yapsa kullandığı kelimeler üçü geçmez: Slm- ooohhh- bye! Aynı süre içinde partneri, bir romana yetecek cümleler sarfetmiştir. Sanal Çapkın Kadının telefon defteri arşivi, yaklaşık olarak Beyazıt Devlet Kütüphanesi hacmindedir. Sanal Kadın Çapkın, gerçek hayatta görücü usulüyle evlenir |
Erkekler Nasildir ? Erkekler bilgisayar gibidir... Sik sik kilitlenir ve hafizasi asla yetmez. Erkekler çikolata gibidir... Tatlidir, keyif verir ama sonuçta gelir popona yapisir. Erkekler kahve gibidir... iyisi seni bütün gece uyutmaz. Erkekler yildiz fali gibidir... Sana ne yapman gerektigini söyler, lakin her seferinde yanilir. Erkekler park yeri gibidir... Iyilerin hepsi kapilmistir. Erkekler kar firtinasi gibidir... Ne zaman gelecegini, ne kadar sürecegini ve kar kalinligini önceden tahmin etmene imkan yoktur. Erkekler tatil gibidir... Hep kisa gelir. Gelecegini planlayan erkegi nasil anlarsin? Iki sise raki alir. Erkekler neden evlenmeyecekleri kadinlarin pesinden kosar? Köpekler de kullanmayacaklari otomobillerin pesinden kostugu için. Yeni bir koca ile evdeki köpek arasinda ne fark vardir? Köpek bir yil sonra da sen eve geldiginde kuyrugunu sallar. Tuvalet kagidini degistirmek için kaç erkek gerekir. Dünya tarihinde böyle bir sey yasanmadigi için bilinmiyor. Yarim beyinli bir adama ne denir? Kabiliyet. Erkek kredi kartinin çalindigini neden polise haber vermez? Hirsiz karisindan daha az harcar. Erkek neden karisinin elini tutar? Biraktigi anda alisverise gidecegini bildigi için. Evli çiftler su yatagina ne der? |
| Saat: 03:18 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık