MsXLabs
Sayfa 2 / 22

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Gitmek mi Kolay? Yoksa Kalmak mı? (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/3960-gitmek-mi-kolay-yoksa-kalmak-mi.html)

Misafir 22 Mayıs 2006 21:36

"Git tabi git...
Kirpiklerime bir kara diken de sen ekle...
Henüz sokaklarına bile alışamadığım,
Bu kente ver beni...
Ve bakışının talan ettiği yerlerimi al,
Öyle git...
Gidersen git tabi... Yıkılmaz bu şehir...
Yalnızca dokunduğum bütün kelebekler ölür...
Ellerim üşür,
Korkarım yağmur yağarsa,
Ellerimi de götür..."


Misafir 27 Mayıs 2006 07:51

Bazen sessiz sebepsiz gidişlerin kahramanı oluverirsiniz..
Bazende Hiç bitmeyecekmiş..Sonu gelmeyecekmiş gibi gelen bekleyişlerin..
Kalanlardan oluverirsiniz istemeden....

El sallamak Size düşer..

Acı var sonunda ne olursa olsun..Ama hangisi ne kadar
Nereye kadar acı?
Gitmek mi daha zor yoksa kalmakmı..


Mystic@L 31 Mayıs 2006 21:26

Allahsız dediğim sevdiğim beni benden aldı şu küçük dünyamda bende pembe düşlerin vardı şimdi etrafımı kara kara bulutlar sardı defterimde gözü yaşlı küçük bir resmin kaldı bu ank.sokaklarında hani bir sarhoş vardı .titresin ellerin tutmasın hiç dizlerin gülmesin birgün yüzün ağlasın o gözlerin beni bırakıp gittiğin Allahsz beni sattığın için...neden çıktın karşıma kararttın hayatımı bilemezsin sen canım akıttığım gözyaşımı kimlerle yutturacaksın o yalan bakışlarını vicdansız alacaksın bu gönlümün sen ahını Allahsız yolacaksın okşadığın o saçlarını şimdi beni iyi dinle Allahsız sevgilim ben seni çok sevmiştim sana yüreğimi vermiştim sana çiçeklerden saray yapmıştım sana sana bu ömrümü vermiştim sen bana gülerken ağlamayı öğrettiğin zaman sen bana yaşarken ölmeyi tattırdığın zaman sen bana şu koca dünyayı dar ettiğin zaman işte benden sana bu şarkı doldu be sevgilim,,,



PLAYBOY 7 Haziran 2006 06:42

kalmaktansa gitmek daha kolay, kapiyi aralik birakmissan, geri donebileceksen,,,
ben giderken kapiyi duvarla ordumki,,, belli olmaz birgun donmek isteyebilirim diye...
Artik istesemde Donemem!


GusinapsE 25 Haziran 2006 16:48

Gidecek misin?
 
Gidecek misin?

Korkuyorum seni benden alacaklar
Böyle Boynu bükük koyacaklar
Genç yaşta ihtiyar oldun diyecekler
Gitme desem yine gidecek misin?

Mutluluk huzur seninde hakkın
Bu yalan dünyada hiç gülmedi yüzün.
Kötülük yapacaklar budur korkum,
Gitme desem yine gidecek misin?

Yine seni kırıp üzecekler
Dünyanı zindan edecekler,
Herkes seni bana soracaklar
Gitme desem yine gidecek misin?

Sen gidince sanki ne olacak
Başın göklerimi değecek
Şu garip kartal seni ömür boyu sevecek
Gitme desem yine gidecek misin?


Misafir 5 Temmuz 2006 13:28

"sana dediğim gibi.... bitti... her şeyin bir sonu vardı ve bitti, anlasana!"
Genç kadın gözlerini karşısındaki adama dikmiş haykırıyordu. Adam kadını biraz sakinleştirebilmek için mümkün olan en yumuşak ses tonunu seçti ve konuşmaya başladı:
"Son dediğin nedir ki? Sen nasıl karar verebiliyorsun son veya başlangıç olduğuna?"
"Senin gidebildiğin son noktadır. Ötesi yoktur... Ötesi yeni başlangıçlardır..."
Adam buruk bir gülümseme ve aynı yumuşak sestonu ile devam etti "Beni bu sona sen getirdiğine göre, sen de benimle birlikte geliyorsun demektir. Aynı sonu paylaşıyoruz yani."
Adamın sesindeki yumuşaklık kadını daha çok çileden çıkartıyordu. O da daha sakin olmaya, ses tonunu ayarlamaya çalıştı:
"Yanılıyorsun. Ben bu dünyaya yalnız geldim, yalnız da gideceğim. Senin sonun benim sonum olmadığı gibi, benim sonum da seninle aynı yerde buluşmayacak?"
"giderken, emin misin hiç bir şey götürmeyeceğine yanında? Ceplerini boşaltabilecek misin? Anılarına kıyabilecek misin?"
Adamın bu sözleri birazdüşündürdü genç kadını. Tedirgin ve titrek sesle çıktı yanıt ağzından"biraz duygu parçacıkları... Ama bana ait olanlar... Senin yarattıkların biraz da, belki... Ama seni değil!. Seninle yollarımız bu kavşakta ayrılıyor, anla artık!.."
"Beni değil ama benden parçaları ha?" alaycı bir ton vardı adamın sesinde.
"yaşattıklarının bir bölümünü diyelim istersen"
"Yani" dedi adam pencerenin kıyısına yürürken "yani beni tamamen bitirmek elinden gelmiyor ne yapsan... Yani ne yapsanbitemiyorum."
"bitemeyen, sadece duygular. Kırıklıklar, anlar, geçmişte kalan sevginin izleri... Sen bittin."
"Peki ama seni bu karara sürükleyen ne? Geçmişte o sevgi izlerini bırakan benle şimdiki ben arasında ne fark var ki? Değişen ne?"
Aslında vereceği cevap çoktan hazırdı ama yine de bir müddet suskun kalmayı tercih etti genç kadın. Sonra, alçak sesle konusmaya başladı:
"Artık, yüreğim kuş misali pır pır etmiyor yanında.Artık senin ofisine gelirken asansör beklemek yerine merdien tırmanmak ve bir koşuda kollarına atılmak gelmiyor içimden..."
"O halde değişim bende değil sende... ben değil, aslında sensin tükenen."
"peki" dedi kadın "o zaman şöyle söyleyelim: Benim içindeki sen tükendin. Oldu mu? Duymak istediğini duydun mu?"
"Ama neden? Durduk yere, hiç sebepsiz mi başladı bu tükeniş? Sebepsiz bir tükeniş olur mu?"
"Hayır tabii ki.. Bunu sen başlattın. Benim içindeki seni sen öldürdün aslında, bilmeden"
"Ama... Ama ben istemediğin hiç bir şeyi yapmadım ki... Aslına bakarsan, istediğin her şey dışında hiç bir şey yapmadım ki sana..." Adamın sözleri yakarış tonuyla çıkıyordu.
"Sen... Sen aslında kendin oldun hep. Ama ben seni değil, gözümde yarattığım seni sevmişim..."
"suçum bu mu? Suçum kendim olmak mı? Yapma!.." Adam artık isyan ediyordu. "Oysa ben de seni sadece sen olduğun için sevdim hep."
"Suç değil tabii" diyebildi güçlükle kadın, "suçlu aramıyoruz ki..."
"Ben suçlu arıyorum" diye gürledi adam. "Çünkü benim suçum yok."
"suçlu belki de sadece benim... Ama... bitti işte..." neredeyse ağlayacak olduğunu farkedip hemen kendini toparladı, güçlü olmayı kendi kendine telkin ederek tekrar gözlerini adamın gözlerine çevirdi:
"Peki... suçlu benim, oldu mu? Ayrıl benden o zaman..."
"Hala neden sorusu açıkta... bu nedenler cevaplanmazsa boğar insanı. Gerçek cevabı kendine itiraf edemezsen sen de kurtulamazsın..."
"Neden sorusunun cevabı ortada bülent... çünkü ben seni değil, içimde yarattığım hayali sevdim."
"İçinde yarattığın hayali yaratmana ben yardımcı olmadım mı zaten?"
"belki de sadece birini sevmeyi istedim ve sevdim o zaman. Sonra... Sonra anladım ki bu aşk değil."
"Aşk..." acı bir gülümsemeyle birlikte çıkmıstı adamın ağzından bu tek kelimelik büyü: "Ne ve nasıl olmalı sana göre aşk?"
"Aşk nasıl olmalı biliyor musun..."
"Ben biliyorum... Ama sen, senin bildiğinden farklı şeyleri söyleyeceksin şimdi, onu da biliyorum."
"Sözümü kesmeden dinleyeceksen... anlatacağım..." "Peki Özen... istiyorsan..."
"Bülent... Bunu sana söylemeyecektim... çünkü seni kırmak istemiyorum. Ama ben aşığım ve aşık olduğum kişi maalesef sen değilsin..." sanki bekliyormuş gibi tepkisizce karşıladı adam bu sözleri.
"Peki nasıl eminsin bu kez? Yine kendi yarattığın bir hayal olmadığına nasıl inandırabiliyorsun kendini?"
"Çünkü hiç hissetmediğim şeyleri hissediyorum bu kez" "bana da aşıktın başta?"
"Sana, aşık olmak istediğim için aşıktım. Ona ise aşığım. İstemediğim halde oldu bu... birden, aniden... bir gece uyandım ve anlayıverdim ona aşık olduğumu."
"Beni değil de daha çok kendini inandırmak istiyorsun gibi geliyor bana" dedi adam, "Sadece aşık olduğunu söylüyorsun ama nedenler, niçinler, nasıllar ve daha bir sürü soru işareti havada dolaşıyor"
"Aşık olma süreci falan yok Bülent. Gördüm, aşık oldum ve çok mutluyum... Hiç olmadığım kadar..."
"Yalan! Mutlu bir insan kendi mutluluğunu anlatmakta bu kadar tedirginlik yaşamaz"
"Seni kırıyorum değil mi? Biliyorum... Bunları söylemek için gelmemiştim aslında buraya."
"hayır" dedi genç adam?beni senin mutluluğun kırmaz, biliyorsun. Ama buna inanmıyorum, ne yapayım..."
"O zaman beni daha fazla üzme"
"O zaman beni daha fazla inandır Özen..."
"Neye?"
"sen mutlu olacaksan... Ben uzağında kalmaya dayanırım.Ama bensiz daha mutlu olacağına, şimdi mutlu olduğuna inandır beni."
"Mutluyum diyorum sana..."
"Gözlerin neden yağmur öncesi gibi o zaman? Bir çarpışma bekliyor sadece yağmak için, görüyorum"
"Bülent... Ben bulutların üzerindeyim... Onu göreceğim bir saniyenin bile değeri ölçülemez benim için. Ben... Ben onu seviyorum... Üzgünüm..."
"mutluluk gözyaşları mı peki o bekleyenler? Üzgünsün... İşte tek gerçek bu. Çünkü... çünkü doğruyu söylemiyorsun."
"Gözyaşlarım... Sadece, belki de birini istemeden üzdüğüm için akmaya hazırlanıyorlar. Ama aşk mantık dinlemiyor Bülent. Aşkta sevgiyi iktisatlı kullanmak diye bir şey yokmuş. Aşk yaşanırmış, son damlasına kadar... Bazen de ölümüne..."
"Yapma Özen... Beni üzecek şey senin mutluluğun olamaz... bunu hep söyledim sana."
"O zaman seni üzmüyorum... O zaman benim de üzülmem için bir sebebim yok..."
"Ama... aşk bir gecede sihirli bir değnekle bulunmaz." "ben buldum."
"düne kadar olmayan bir aşkı mı? Bir gecede mi?"
"Belki de, yaşadıığmı sandığım diğer aşklarım tetikledi bu aşkı... kim bilebilir? Evet, bir gecede buldum ve bir ömür kaybetmemek için elimden geleni yapacağım."
"Peki... Ben tanıyor muyum demeyeceğim... Sen tanıyor musun?"
"İkibuçuk yıldır... Ama bir gecede aşık oldum. Sadece bir tek bakış yetti."
"İkibuçuk yıldır görüyorsun... Peki ikibuçuk yıldır tanıyor musun? Tanıdığına emin misin?"
"Evet"
"Anlat bana o zaman.. Anlat kime aşık olduğunu."
"Bülent... Bu konuda daha fazla konuşup bitmiş bir ilişkiyi daha fazla yıpratmayalım. Ben sadece seninle dost kalmak istiyorum... mümkünse?"
"İlişki... Bitmekten daha öte ne kadar yıpranır ki Özen?"
"Yani... Benimle dost kalmayacak mısın? Ama doğru... kalamazsın değil mi? Çünkü ne varsa, her şey tek taraflı yaşandı ve bitti... Senin için ne kadar zor olabileceğini anladım şimdi"
"Dost ha... Aşk bittiğine göre, dostluğun da bitecektir kısa süre sonra Özen. Bizi ayakta tutan aşkımızdan önce dostluğumuzdu. Ya da ben öyle sanıyordum."
"O zaman sadece şunu istiyorum senden... Ben affet ve unut. Eğer yaşadıklarımızdan tecrübe çıkarabiliyorsan... diğer aşklarına taşı."
"Seni affetmem... Affedemem. Çünkü sen benim için hep günahsız ve hatasız olarak kalacaksın"
"Peki... sadece... bittiğini kabul et. Yine sev ve mutlu ol."
"sevmek bu kadar kolay mı? Yine sev demek kadar kolay mı? Daldan dala uçar gibi... bu ağaçta meyve bitti, başka ağaç mı aramalı?"
"Bu kadar kolay olsaydı simdi seninle bu konuşmayı yapıyor olmazdım. Bu, benim onu ne kadar sevdiğimi ve bir insan olarak sana ne kadar değer verdiğimi göstermez mi?"
"Hayır... Onu sevdiğini hala anlatamadın, hala inandıramadın beni. Tek bir kelime dahi yeter aslında ama o tek kelimeyi bulamıyorsun"
"O tek kelime ne bilmiyorum ama, seni sevmediğimi biliyorum. Ve sen, seni seven bir kadını hak ediyorsun."
"Yalan... bu da yalan. Beni sevmediğin yalan. Yüreğine aldın bir kez beni. Şimdi, benden daha çok sevebileceğin bir kalp bulmuş olsan da... Ben hala ve hep orada olacağım. Yaşadıklarımız hep yerinde kalacak"
"Hayır Bülent. Yüreğime almadım seni. Asıl bunu söylersem yalan olur."
Gözpınarlarındaki inci taneleri ha düştü ha düşecekti Özen'in. Son bir gayretle tekrar kendini topladı: "Hoşçakal. Umarım seviğin ve sevildiğin bir aşk bulursun. Benim gibi..."
"Hayır" diye kükredi adam. "ben hiç bir yere gitmiyorum. Beklemeyi seçiyorum. Önünde sonunda doğruyu göreceksin."
"Üzgünüm bülent... İzin ver, çıkayım şu kapıdan"
"Bir anlık şehvet belki de senin aşk dediğin... Ve o şehvetin her şeyin yerini tutmadığını anladığında... Ben yine burada olacağım. Sadece bedensel sıvıları paylaşmanın adı aşk değil Özen."
"Üzgünüm... Ama sana hiç dönmeyeceğim."

Genç adam, her kelimenin üzerinde teker teker durarak: "Ben.. Hiç bir şey... söylemeyeceğim... sadece... bekleyeceğim. Şimdiye kadar hiç boşuna beklemedim ve şimdi de boşa beklemiş olacağımı sanmam."
"Beklemek umut etmektir. Umudun aşındığı yerde her şey bitermiş... İyi geceler..."
"Evet... buradan çıkıp karanlığa gidiyorsun. İyi geceler onun için. Ben seni kendi aydınlığımda bekleyeceğim. İhtiyacın olduğunda, sana hep açık olduğunu göreceksin bu kapının."
"Beni bir dost olarak içeri almayacağını bildiğim sürece senin kapını çalamam Bülent..."
"Senin için her kimlikle yer var içimde. Ama... sadece... Gerçeklerinle gelmeni istiyorum. Beni severken bunu inkar edersen, alamam içime."
"Gerçek kimliğimle karşında durmasaydım, şu an bu kadar açık yürekli olabilir miydim sence?"
"Sorun da bu ya... Açık yürekli değilsin. Ben görüyorum ama sen öylemeye cesaret edemiyorsun"
"sen kabul etmek istemiyorsun. Zaman her şeyi gösterecek" "Evet... Ama maalesef, bazı şeyleri zamana bıraktığımızda, ya çok geç kalmış oluyoruz ya da hep erken davranıyoruz."
"Bizim ilişkimiz onun yüzünden değil benim yüzümden bitti Bülent. Ben seni sevmiyorum... aşık değilim sana...Onu sevmeye başlamadan çok dana önce anladım bunu"
"Bunu söyleyemezsin. Beni sevmeyen insan... beni kırmamak için bu kadar uğraşmazdı. Beni sevmeyen insan sadece bir kuru not bırakıp giderdi. Burada, benimle yüzleşmeyi seçmen kendi içindeki kuşkuları gösteriyor."
"Beni yanlış anlamanı istememiştim... kendimi sana ifade edebileceğimi, enin beni anlayabileceğini sanmıştım... Gördüğüm kadarıyla... Yanılmışım"
"Sana yanılmadığını göstermemi istiyorsun aslında... Ama bunu ben yapamam. Bunu sadece sen başarabilirsin." "Belki bir gün, bir yerde... senin de içindeki ateş söndüğünde... maziye dönüp yine konuşuruz, yine irdeleriz her şeyi.. Ama bu gün, şu an... Bitti!.."
"Yanıldığını görmek için... yaşaman gerekiyor, anlıyorum" "Hoşçakal... kendine ve yüreğine iyi bak Bülent." "Umarım yaşadıklarından pişman olmazsın"
"Yanılıyorsam da... bunu aşık olduğum adam için yapıyorum... ne güzel.."
"Geri döndüğünde, burada hala gözyaşlarını dökebileceğin bir omuz bulacaksın"
"AS-LA GEL-ME-YE-CE-ĞİM"
"yatağımdaki sıcaklığını sen dönene kadar saklayacağım. Günahlarınla geldiğinde, ısınmak için senin de ihtiyacın olacak o sıcaklığa"

Kadın adamın gözlerine bakar. ?Evet, bir gün o omuza ihtiyaç duyabilirim ama, yine de asla gelmeyeceğin? der içinden. Tek kelime söylemeden, adamın evinin anahtarlarını sehpaya bırakır, sessizce kapıyo yönelir. Adam bir müddet arkaından bakar... Gözleri dolar, elleri titrer, yüzü sararır....
...Ve iki damla loş koridorun parkelerinde dağılır.



Misafir 5 Temmuz 2006 13:32

Her satırı
Mendireğe dizili karabataklara benzeyen
Bir mektup bırakarak
balıkçı koyundan
sisler icinde uzaklaşan kayık gibi
bir sabah usulca ayrıldın
koynumdan

Bütün yolcularını
Boğaz köprüsünün çaldıgı
Araba vapurunun
boş seferleri
gibi yanlızca rüzgâr
gezinir sensiz
yüreğimde

Durgun bir sudur aslında deniz
ki çocukların acemi oltalarını denedikleri
kuytu bir iskelenin
tahtaları altına yazdıgım
ayrılık siirini okudukca
dalgalanır...


Misafir 6 Temmuz 2006 14:49

g
i
t
m
e
k
zor ya için ezile ezilede olsa
g
i
t
m
e
k
ama
k
a
l
ı
p
t
a
acı çekmektense çek git ve hem senin hem onun için acısın


Misafir 15 Temmuz 2006 13:47

aslında giden değil kalandır terkeden gidende bu yüzden gitmiştir zaten...


ChinaDoll 15 Temmuz 2006 13:54

BIRAKTIĞIN GİBİYİM...

Yüregim..


Isminin kaziLi oLdugu yüregim
Beni baksa diyarLar üzerinde gezdirip
HayaL ile gercek arasina sigmayan „GÖZLERIN“
Kizmadi ki yüregim sana
DariLmadi gücünmedi sana..!
Inan..

Düsünme fazLa beni
Ben biraktigin gibiyim
Tek fark var aydinLik bakmiyor gözLlerim...
Tek fark var heyecanLa atmiyor kaLbim..
Tek fark var istahsizLasti yüregim..
Tek fark var günes gibi degiL..
Hep karabuLut caLiniyor üzerime
Tek fark ask doLu siirLerim yerine
AyriLik kokan esir düsmüs sevdami yaziyor bu eLLerim..

FarkLar öyLe cokLar ki..
Yine de kizmadi yüregim sana
ELLerin tutunabiLdigi bir anda saracak yüregimi
BiLiyorum…
SöyLemistin bunu bana..
Sen beLki bu konuda yaLan söyLersin ama
BiLiyorum ki bana bakan..

„GÖZLERIN“

ASLA…


Misafir 22 Temmuz 2006 10:31

ßeLki senin için öLemiyorum ama...


bir çocuk heycanıyla döneceğin günü bekLedim.. biliyordum sen beni bu kadar üzmezdin en masum gülümsemenle gelirdin. istanbul sessiz , istanbul soğuk , istanbul sensiz..
güneş bir kez daha battı ve birgün daha bitti gelmeyişinin ardından . . .
her sabah yeni birgüne yeni bir hayata başlarken hep seni diliyorum ve her battığında güneş seni getirmediği için kızıyorum ...
sonra unutuyorum herşeyi ya yarın gelirse diyorum kendime yeni umutlar bağlıyorum yeni geLen güne...
hiç anlamadın beni oysa kimse kadar küçük sevmedim seni. ya da küçük kalbe sığdırmaya çalışmadım sevgini bütün bedenimle ruhumla sevdim seni..
oysa sen seni en ufak en minik sevenleri gerçek sandın
Gittin...
yokluğun alışırım sanmıştım olmadı başaramadım ...
hiçbirşey yapmasamda en azından bekliyorum ..
ve biliyormusun bebeğim...
ßeLki senin için öLemiyorum ama senin için yaşıyorum...


SweeT-DeWiL 26 Temmuz 2006 13:56

BİR GECE VAKTİ BIRAKIP GİTTİN BENİ

Hazandı mevsimlerden,
Bir yaprağın sararıp, solduğu gibi sende sararmıştın artık...
Ama yine de bırakıp gitmez diyordum,
Yakıştıramıyordum sana bu kara-sarı rengi...
Ve o yaprağın düştüğü gibi,
Sende benden kopup gidecektin...
Belliydi halinden.
Ama bu kadar erken beklemiyordum,
Dedim ya, konduramıyordum.

Güzdü,
Bir gece vaktiydi üstelik.
Ben musıki aşkına bürünmüş,
Şarkılar söylerken bir yerlerde,
Sen beni sessizce bırakıp gitmeye hazırlanıyordun,

Beni sensiz bırakacaktın, kararlıydın..
Hemde bir gece ansızın yapacaktın bunu.
Sinsice belki de...

Savrulup gittin işte...
Tıpkı düşen yaprağın rüzgarda savrulduğu gibi,
Sende savrulup,
Ama yüreğimi kavurup gittin...

Biliyorum, sen tamamladın hayata dair herşeyi...
Şimdi tek derdin derin uykularda olmak sanırım.
Huzur içinde uyumanı diliyorum,
Unutma seni hala seviyorum...



Mystic@L 27 Temmuz 2006 22:37

Gitmeler Çok Kolay

Bu gitmeler bu kadar kolaylaştı
Yüreğinden gelen tek bir kelimeye muhtaç kalıyorum bazen
Kendimi bulmak istiyorum gözlerinde kaybolmak değil
Acımazlıklar sarıyor yüzünü ve yanıyor yüreğim
Eriyor bedenim çalan parçaların kemanında
Yaslar süzülüyor gözlerimden akıyor yavaş yavaş ve damlıyor boşluklara
Görülmemeye mahkum kalan gözyaşlarım bitmek bilmiyorum
Nefes almak zorlaşıyor haykıramıyorum o yüreğine duysun beni diye
Olmuyor hayat ve aşk cok zor bu dünyada
Mutluluğu yakalamak başka bir yürekte gözde
....


Misafir 3 Ağustos 2006 14:22

Geride kalmakmış zor olan.
Giden otobüsün soğuk camına başını yaslayıp,gözyaşlarını akıtmak değil... Gidenin ardından ağlayarak el sallamakmış zor olan....
Zor olan geleceğin getireceği kaygılarla sıkışan bir yüreği taşımak değilmiş,göğüs kafesinin altında...
Hasretin ateşiyle yanan bir yüreği gözyaşlarının vuslat masalıyla avutmaya çalışmakmış zor olan...
Gittiğin yerin en tenha postanesinden üç beş satırlık iyi haber namesi atmak değilmiş zor olan...
Zor olan her sabah pencerenin önünde postacının gelişine kurmakmış saatleri... Başını alıp,kendini alıp,anıları valize koyup mavilere gitmek değilmiş zor olan... Zor olan herşeye rağmen,kendine rağmen,yaşama rağmen inadına kalmakmış...Gitmemekmiş... Beklendiğini bilmek,beklenmek değilmiş zor olan... Asıl zor olan beklemekmiş...


Mystic@L 3 Ağustos 2006 22:07

KAL desen kalacaktım...
Demedin oysa...
Kuru bir "bitmesin"den başka hiçbir şey demedin.
Öyle kuru, öyle soğuk, öyle uzaktı ki ondaki anlam!
Bu kadar kolay mıydı her şey, bu kadar yakın mıydık uçuruma?
Savunmayacak mıydın sevgimizi?
"Kal" diye haykırmayacakmıydın ardımdan?
Düşündüğüm bu değildi...
Hayal ettiklerim, beklediklerim başkaydı senden..
Mücadele beklemiştim oysa, yelkensiz olan gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım..
Kıyıya ulaştırırsın sanmıştım...
Oysa O'nu denizin ortasında savunmasız bırakmama göz yumdun...
Bu kadar yıpratıcı olamazsın...
Oysa bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda!
Paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı.
Yüreğimdeki martıların bir anlamı olmalıydı.
Beynimizdeki melodilerin, aramızdaki çekimin,
geçen akşamki sohbetin bir anlamı olmalıydı.
Duygularımızın bir anlamı olmalıydı.
Yüreğimdeki tüm MARTILAR'ı uçurdun şimdi...
hangi yöne gittiler bilmiyorum, geri dönerler mi bilmiyorum.
Dünya boşaldı mı ne!
Neden bu kadar sessizleşti birden yaşam,
neden artık parlamıyor yakamozlar gözlerimde,
neden artık rüzgar esmiyor...
Her şey seninle mi kaldı yoksa...
Mantığım, mantığımı bana bırak lütfen, ona ihtiyacım var.
Bazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var!
Evet!
Ben istedim ayrılığı,
Çıkmaz yollara yönelen bendim,
Kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim...
Kahretsin!
Bunu neden yaptığımı bilmiyorum Ve
Senin buna nasıl göz yumduğunu...
Tıpkı Balkondaki akasyaları sularken,
fazla sudan dolayı sararacaklarını bilmediğim gibi...
su onun için hayat olmalıydı oysa..
ve...sen de benim tutunacak dalım!
Bazı şeyler vardı aramızda biliyorsun,
olmaması gereken ama daima varolan.
Farklı uçlardaydık seninle,
farklı mevsimleri seviyorduk farklı zamanlarda....
sen büyük fırtınalara vardın, bense lodostan bile ürküyordum..
Oysa başardığımız şeyler vardı her şeye rağmen,
daha doğrusu öyle sanıyordum...
Binlerce yıldız arasında,
ayın güzelliğini gösterebilmekti tek amacım...
yıldızları söndürmekti...
sorunları yok etmekti...
"bitti" deyişim öylesine bir şeydi, öylesine
sıradan, şakacıktan...
"hayır" demeliydin!
Hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde,
Hendekler açmalıydın yoluma gidemeyeyim diye.
Sahip çıkmalıydın gözlerimdeki ay'a sevgimiz diye...
Beni yolumdan alıkoymalıydın...
"kal" demeliydin...
defalarca "kal" demeliydin...
oysa demedin...
belki de senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben akasyaları kışın
yaşatmaya çalışmakla hata etmiştim...
belki böylesi daha iyi oldu...
"kal" deseydin kalırdım...
hem de seve seve kalırdım.
Martılarla kalırdım
Yakamozlarla kalırdım
Demedin oysa!
Bilir misin
Kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken...
Bilir misin
Nasıl bir cana hasretti yüreğim, yolumdan döndürecek...
Bilir misin
Nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek...
"KAL" desen kalacaktım...
DEMEDİN OYSA!


Misafir 5 Ağustos 2006 20:14

Alıntıdır:

Gitmek güzeldir. Kalıp bir sirk maymununa dönüşmektense hayatınızda, kalıp suratımızı boyamaktansa, kalıp "geride kalan her şeye" tahammül etmektense; gidilmelidir.
Gitmek güzeldir.
Güzeldir bütün renklerini yeryüzünün, bütün tadlarını, bütün seslerini, bütün iklimlerini, bütün sözlerini, onları bir put belleyenlerin masasına atarak, belirsiz, tarifsiz ve kifayetsiz bir 'gidiş'e gitmek.
Bütün bu renkler, bu tadlar, bu sesler, bu iklimler biraraya gelse dolduramaz, giderken kumda bıraktığımız ayak izlerini. Biz ayak izlerinin vatandaşıyız ve aklımızı atıp dünyanın uçlarına ve o akıl duvarlar içinde sekip dururken, bir çift ayak haline geliriz.
Biz bir çift ayağız bebeğim ve olmamamız gereken yerde olmayız. Sana hatırlamak düşer artık, yüzüme çok çok ender yayılan o müthiş gülümseyişimi. Sana hatırlamak düşer, birdenbire, ansızın, mesela bir kazağa dokunurken, mesela bir şey yazarken, mesela koltuğun kenarlarıyla oynarken, hatırlamak düşer bana ait bir an'ı.
Fakat ben, "bana ait anlar"dan da gitmiş olacağım. Sen "oyalan", dünyanın tadlarıyla, sesleriyle, renkleriyle. Sen başka adamlarda (başka kadınlarda) oyalan. Ve karşına çıkan bütün yolları yürü. Senin yolların gitmek için değil, yürünmek içindir. Biz bir tek, sırtımızı tanıyan yolları biliriz.
Gitmek güzeldir.
Gitmek güzeldir. Size "hayat" diye sunulan ve sizin "hayat" diye bellediğiniz her şey, ama her şey, bizim zihnimizde yeşerttiğimiz, en pis anlarda bile, kırılmasınlar diye üzerine eğilip bedenimizi siper ettiğimiz "hayallerimiz" yanında bir oyuncak dahi olamazlar.
Oyuncaklarınızı seviniz baylar/nayanlar. Oyuncaklarınızla mutlu olunuz. Bu "teneke trampetler" sizin için üretildi ve siz "trampetler"in dünyasında, iki taşın birbirine çarparken
çıkarttığı can yakıcı seslere hasret, bir erkeğin (kadının) kalbini çıkartıp göğe doğru atarken attığı naraya yabancı olarak, yaşayınız yaşayabiliyorsanız. Bu boyalı hayatlar, bu kuklalar, bu maskeler bize gelmez. Biz, maskeleri tutup kopartmak ve onların arkasındaki suratları ilan etmekle yükümlüyüz. Biz yükümlüyüz. Biz hükümlüyüz. Ve kesildi hüküm. Kesilen hüküm gitmemizi gerektirir.
Ve gitmek güzeldir.
Gitmek güzeldir. Kalıp bir sirk maymununa dönüşmektense hayatınızda, kalıp suratımızı boyamaktansa, kalıp "geride kalan her şeye" tahammül etmektense; gidilmelidir.
Ayaklarımızdan öğrendik gitmeyi. Sen koşmayı, hoplayıp zıplamayı öğrenirken, biz nesilden nesile, babadan oğula, anadan kıza, sessizce, nefessizce, usul usul öğrendik, "yolları çatallanan bahçe"leri. Ve her daim, bizi bahçenin dışına atan çatalı tercih ettik. Başını, gitmekten korkan bir omza yaslayarak, dolaş mermer fıskiyelerin gölgesinde dolaşabilirsen.
Biz büyüttük, korkaklar küçültsün seni. Küçültsün seni taklitlerimiz. Söz bizdedir, sözümüzün altına kopya kağıdı koyanların dünyasında uyu sen. Uyu sen sakin uykularda. Uyu sen masalların peşisıra. Burada kal ve uyu. Biz gidiyoruz.
Gitmek güzeldir.
Gitmek güzeldir. Ayırdım ipek hışırtılarıyla yolumu. Kuş tüyü yataklar atılmıştır zihnimden. Zihnimizde, binlerce güvercinin uçlarından tutarak havalandırdığı camiler hışırdar bizim. Zihnimizde, bir kan, kan olmanın bütün halleriyle akar. Zihnimiz kurşunların kardeşidir ve ölüm yakışır ölmeyi bilene. Kalp yakışır sevmeyi bilene. Bilmeyen için organlardan bir organdır yürek. Al yüreğini bir korkunun içine ser. Garantili hayat reklamlarında dolaş biraz. Serinle biraz. Biz ateşe gidiyoruz. Biz cehenneme gidiyoruz.
Gitmek güzeldir.


Mystic@L 5 Ağustos 2006 20:48

Yüreğim dayanmıyor
Ne zaman bitecek bu işkence
Kalbim gitgide yavaşlıyor
Üzüntüden bittim ama söylüyemiyorum kimseye
Söylesem de ne fayda edecek ölene çare bulunmuş mu ki gidene bulunsun
Etrafı gözetliyorum her an hayalini karşımda görecekmişim gibi hissediyorum
Ve yine bir slow şarkı derdime derman olacak gibi oluyor ama olmuyor sadece duygularımı bastırıyor
Herşey bitti biliyorum ama halen gidişini kabullenemedim galiba içimden bir ses gelecek diye avutuyor
Gözlerimi kapatıyorum bazen o baldan tatlı hallerin aklıma geliyor ve tebessüm ederek ve üzülülerek
Kendime keşke keşke keşke ayrılmasaydık diye defalarca haykırıyorum.....
Belki acıların en büyüğünü sende hissettim hiç zannetmezdim bu kadar derinden vuracağını gittin ve
Geri dönmemek üzere...
Sensiz hiç yüzüm gülmedi hayattan eskisi kadar zevk alamadım sensiz ne iki paralık ağzımın tadı var
Ne de bu şehrin
Artık dar geliyor her yer bana
Sığamıyorum şu koskoca şehre sokaklara caddelere sıkıldım sensizlikten
İçimi yakan bakışlarını arıyorum her yerde bulamıyorum
Bulamayacağım da biliyorum
Slow şarkılar dinliyordum ya hani
Kalbim daha fazla dinlemeye dayanamayacak mahvolacağımı anladığım için kapattım..
Gerçekten yıkıldım ben..
Yüreğim bedenimin içinde kıvranıp duruyor durmadan ve halende devam ediyor, edecekte,
Bu kıvranışa son verecek sensin aşkım.....

Dön gel be aşkım ben sensiz buralarda nefes alamıyorum.... http://www.tatliaskim.com/images/smiles/agla.gif http://www.tatliaskim.com/images/smiles/agla.gif http://www.tatliaskim.com/images/smiles/agla.gif http://www.tatliaskim.com/images/smiles/agla.gif http://www.tatliaskim.com/images/smiles/e08.gif



crazylady 5 Ağustos 2006 23:34

offfffff offfffff ne gitmesi kolay ne kalması ayrı ayrı acıtıyo insanın canını gidenmi şikayetçi kalanmı yoksa arada kalanmı?


Mystic@L 6 Ağustos 2006 00:11

seni özlüyorum yine o kadar bendesin ki
kaldırımda oturuşumuz geliyor ilk önce aklıma
çocukça şakalar yapardık ya yoldan geçenlere
bize bakıp bakıp gülerlerdi

şimdi yine ordayım ama
sensiz
bu kez geçenler neden bana acır gibi bakıyor
yoksa seni görmüyorlar mı içimdeki seni göremiyorlar mı
yoksa yaşadıklarım bir hayal mi yine
saatler kaçı gösteriyor ki
ay ışığıda olmasa tepemde
sanırım geç oldu
artık şehrin boş sokakları benim
artık geceler benim
artık göz yaşlarım ve bekleyişlerim ise senin


Misafir 11 Ağustos 2006 14:04

dönmek ! mümkün mü artık dönmek ? onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek... dönmek ! mümkün mü artık dönmek ? onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek... neresi sıla bize ?... neresi gurbet ? ...al bizi koynuna ipek yolları üstümüzden geçiyor gök kuşağı, sevdalı bulutlar uçan halılar uzak degil dünyanın kapıları... neresi sıla bize neresi gurbet yollar bize memleket... gitmek mümkün mü artık gitmek... onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek, ... gitmek mümkün mü artık gitmek onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek ? neresi sıla bize neresi gurbet... takılı akşamlar gün batımları... çocuk gibi aglar yaz sarhoşları... olmamış yaşamlar, eksik yarınlar... hatırlatır herşey eski aşkları...neresi sıla bize neresi gurbet yollar bize memleket..." ....
... özgür olsan bir martı kadar, dönmekte kolay gitmekte, köklerimiz olmadan bu kadar baglanabilmek nasıl mümkünse kanatlanmadan uçmakta o kadar mümkün... tekrar tekrar düşünmek... gidip kalamamak... giderken götürmek istediklerini yanında götürememek... yalan olsa herşey tüm yaşanmışlar ne çıkar... ne baglar o zaman.. uçmaya ne engel... ne çıkar zülum olsa her yanının gidebildikten sonra istedigin yere... ama hangisi daha zor gitmek mi kalmak mı ? bir gün gelir herşeyin bedeli ödenir, hatta yaşanmamış olanların bile... yalan olsa ne çıkar, yemin olsa ne çıkar... " sanmaki yaralı uçmaz bir daha " ... gitmek mi zor kalmak mı zor ?



Yapmak isteyene her ikiside kolay


Mystic@L 11 Ağustos 2006 18:20

ELBETTE UNUTACAKSIN

Önce ayrilacagiz;
Ama bu seni yikmayacak,
Gönlümüzün bir oldugunu düsünüp avunacaksin ,
Bu senin icin ayrilik sayilmayacak
Yillar gececek aradan bir haber alacaksin,
O haberde ÖLDÜGÜM yazacak
Düsüneceksin uzun uzun özleyeceksin belki
Sonra yillar gectiginde unutacaksin.
Dünyada deilmis olarak beni anmayacaksin,
Benim adim gectiginde rahatca konusup
GÜLE BILECEKSIN
Artik gelecek sana bensizlik ,
Baskisini bulup kabini ona vereceksin
onada sevdigini söyleyip yemin edeceksin
Unutacaksin önceki sevdigini .......
......... ona vedigin yeminleri......


rosalin 14 Ağustos 2006 11:41

tabiki onemli olan zoru basarmaktir,kalipta mucadele etmek ama oyle durumlar vardirki gitmekten baska bir yolu yoktur,giden icinde kalan icinde en hayirlisidir:turkiye: :turkiye: :turkiye: :turkiye: :turkiye:


Mystic@L 14 Ağustos 2006 12:20

SANA DEĞER VEREN BİRİ
http://www.sevgipinari.com/sevgi_resimleri/cicekcikiz.jpg
Sana değer veren biri,
Verdiği değeri,
İlk senden beklemeden….
bir zaaf olarak görmeden….
Şartsız tüm kalbiyle ifade eden…

Ve,
"Benim için değerlisin"
diyebilen biri…
* Fikirlerine
* Duygularına
* Kararlarına
* İsteklerine

önem veren biri!!
Her zaman ilk ve tek tercihi "SİZ" olduğunuzu bildiğiniz biri,
Sizden karşılık görmese bile sizi SEVEBİLEN biri,

Her zaman sizi düşünen, merak eden, ilgilenen
İhtiyaç duyduğunuz da yanınızda olacağını bildiğiniz biri,

Ve ;
BUNLARI HERHANGİ BİR KARŞILIK BEKLEMEDEN
SADECE "SEN" OLDUĞUN İÇİN YAPAN biri

Özel günlerinizde sizi hep anımsayan,
Aradığında heyecanlandığınız,
Sizi hep aramasını istediğiniz biri…

Sizin sorunlarınızı kendi sorunuymuş gibi gören,
Ve çözmek için çaba sarf eden biri !!!

Saatlerce sıkılmadan muhabbet edebileceğiniz,
Sizi dinleyen,
Onu dinlemekten hoşlandığınız,
Fikirlerine önem verdiğiniz,
Espirilerinize gülen,
Sizi güldürebilen, eğlendirebilen biri !!!!

İçten, doğal, samimi olduğuna inandığınız biri..
Bazen hiç konuşmadan anlatmak istediğini anladığınız
"kelimelere ihtiyaç duymadan" anlaşabileceğiniz biri…

Gözlerinizin her yerde aradığı
Ama,
Göz göze gelmekten kaçındığınız biri….

Bu yazıyı okurken aklınıza ilk gelen kişi….
Belki de tek kişi…….
Bu yazıyı o okuduğunda "sizi düşünmesini" istediğiniz,
Düşüneceğine emin olduğunuz,
kişi….

KİM O ?
Cevap : ………….
Eğer ;
bir cevabınız yoksa…. Üzülmeyin….

Öyle birini bulmak her zaman kolay değildir….
Ama;
Siz çevrenize bir daha bakın….
Belki daha önce den farkına varamadığınız !!!
Ciddiye almadığınız !!!
Hislerinizi açıklamaktan korktuğunuz !!!
Sevgisine sırtınızı çevirdiğiniz !!!

Bir çift göz size bakıyordur….
Eğer öyle birisi varsa ve………..
Şu an onunla birlikteysen;
onu kaybetmemek için elinden geleni yap!!

Şu an onunla birlikte değilsen;
onu kazanmak için elinden geleni yap!!

Unutma;
"Aslında yaşam düşündüğünden çok kısa"

"Bu kısa yaşamı kiminle yaşamak istediğine karar vermek"
yaşamında verebileceğin en önemli karardır !!!!

UMARIM doğru kararı verirsin !!!
Şimdi yapman gereken bu yazının sana anımsattığı "kişiyi" aramak ve senin için önemli olduğunu ona hissettirmektir.
Bir telefon, mail, mesaj için vaktin yok mu? yoksaaa

Unutma yarın çok geç olabilir !!!!!


alojuwon 23 Eylül 2006 15:55

bu sorunun cevabı şudur...
yukardaki resimde ,kişi ilk nereye bakıyorsa ona göre karar versin derim ben...

kaldıgında ,gittgin zmaan göre kaybettiklerinle,gittiginde geride bıraktıkların arasında karar vermeli kişi,hangisi agır basıyorsa,düşünmeden yapmalı,aksi taktirde,hayatı boyunca bu ikilemle çelişki ile kahrolur gider.

aslolan bence KARARLI olmaktır...bumudur diyorsa budur abi,sktir et gerisini....


mydarling24 23 Eylül 2006 15:59

GİTMEK ZOR..

Git Başımdan Deli Gönlüm

İnceden kar yağıyor yüreğime,
Kalbimin saçaklarından sarkıyor buzlar,
Esiyor delicesine rüzgar,
Hazan olmuş ,dökmüş yaprağın ömrüm
Kış da yakın,
Baharı ,yazı,özlemekle geçiyor gönlüm
Uzağı yakını,akşamı sabahı,
Terki diyar etti benim gibiler
Işıklar da sönmüş,vurmuyor geceye bembeyaz
Zaman geçmiş,tükenene katılmış
Oyyy gönlüm
Deli gönlüm
Divane gönlüm
Nereye gidem nereye atam seni


Misafir 24 Eylül 2006 01:59

Gitme dediğimde korkuyordum
Şehrimi terkinden, şehrin sensizliğinden
Korkuyordum
Sana dair yazamamaktan...
Lakin şimdi beyanım sandır
Nazım gibi bahtiyar ve buruğum
Yanımda olmayışın ve yanıma geldiğinde kalamayışın
Ah çeker derdi olan, kim bilir yürekten çekilen bu ahlar
Kimleri kimlerden kurtarıyor
Sen yanıma geliyorsun ben yanıyorum
Sen elini elime atıyorsun kalbim bir başka atıyor
Kim bilir sevdiğim, kalbim belki de bana kafa tutuyor
Belki de al beni ateşlere at sonra arkana bile bakmadan...
Kim bilir kalbim çoktan körelmiştir
Yok olmuştur yokluğunu beyan ediyordur
Ah be gülüm ben daha ne diyeyim
Yanıyorum, kanıyorum, var mıyım yok muyum
Yoksa vardan yok mu oluyorum...


mischa 24 Eylül 2006 11:40

GÖNDERİLEN TARAFINDAN GİTMEKKK EN KÖTÜSÜ OLSA GEREK . . .


mydarling24 24 Eylül 2006 12:22


Gittim…

Sana yazılan mektupların, hayal kırıklığı vardı suratlarında.Utandım onları bu halde görünce.Başımı eğdim, usulca arkamı dönüp gittim..

Hayal meyal hatırlıyorum arkamdan seslendiklerini.Beni kaybetmek istemediklerini.Biliyorum, senden çok daha onurluydu sahiplenmediğin mektubların.Ama…Ama ben layık değildim ne senin kaybına, ne mektupların sahiplenmesine.Ben…Ben sadece yazdım işte.Sonra çekip gittim sana tapan putperest duyguların diyarından.

Şimdiyse yeni bir diyardayım, tanrısız kelimelerin sensiz yataklarında.



Misafir 28 Eylül 2006 04:43

Öldüğümü Farzettim

Evde yalnız olduğum bir gündü. Nedense birden ölüm geldi aklıma. Her zaman, sevdiklerimin yokluğunu; onların yokluğunda ne yapacağımı düşünürüm, ama bu kez kendi yokluğumu düşündüm. Bir an için öldüğümü farzettim......... “Ölsem, annem, babam, kardeşlerim, kızım, eşim, arkadaşlarım ne yaparlar acaba? ” dedim.

Yokluğumda uzaktan, yakınlarımın neler yaptığını izledim. Ölümümün; dünyada hiçbir şeyi değiştirmediğini, yakınlarımı pek etkilemediğini gördüm. Ne kadar sıradan biriymişim meğer. Dünyada herşey sağlığımdaki gibiydi. Yaşam devam ediyordu. Bir tek ben yoktum, o kadar.

Ablam, kardeşlerim eskisi gibi yoğun iş temposunda idiler. Acıktıklarında yemek yiyorlar, susadıklarında su içiyorlardı. Normal yaşantılarını sürdürüyorlardı. Sanki ne ben ölmüştüm, ne de onlar beni kaybetmişlerdi. Ağır yaşam koşulları, yokluğumu unutturmuş olmalıydı onlara. Yoksa böylesine bir kalemde silip atamazlar beni.

Evimde bazı eşyalar değişmişti. Koltuklar, kanepeler farklıydı. Son öğrencilerimle çektirdiğim ve bilgisayar masamda duran fotoğraf yoktu. Vestiyerde ne hırkam vardı ne yağmurluğum.Ayakkabılarım kalkmış, onların yerine başka bayan ayakkabıları konmuştu. Banyoda; saç fırçalarımı, fön makinemi, deodorantımı de göremedim.

Eşimin yanında bir kadın vardı. Benden genç ama çirkin bir kadın. Güzel görünmek için çok çaba vermiş fakat bu konuda hiç de başarılı olamamış bir görüntüsü vardı. Kanepeye yanyana oturmuşlardı eşimle. Sağlığımda, hiçbir kadını eşime bu kadar yakın görmemiştim...Eşim çok mutlu görünüyordu yanında Beni çoktan unutmuş bir hali vardı. Birlikte televizyon izliyorlardı. Bunu pek yapmıyorduk sağlığımda. Çünkü tv izlemeyi pek sevmezdim.

Ama eşimin mutlu görüntüsüne hiç inanmadım, inanmak istemedim. Otuz yıl yanında olan, yatağını ve bedenini ısıtan, birçok şeyi paylaştığı bir kadını, bir kalemde silip atmak öyle kolay olmamalı. Ben onun eskimiş ayakkabısı gibiydim. Biraz deforme olmuş, ama ayağının şeklini almış ve o nedenle en rahat edebildiği ayakkabısı gibi. Hiçbir yeni ayakkabı içinde rahat edemez o. Eski ayakkabısını arar, biliyorum.

Sonra babamı gördüm. Sakalları iyice uzamış, yüzündeki çizgiler daha da derinleşmişti. Bakışlarını belli bir noktaya dikmiş, dalıp gitmişti. Hep kendisini kaybetmekten korkardım sağlığımda.Yüreğinin, evlât acısıyla böyle kavrulacağını hiç aklıma getirmemiştim. Avcuna sıkıştırdığı mendil ilişti gözüme. Canım babacığımın benim için göz yaşı döktüğünde kullandığı, gözyaşlarını gizlediği mendil..

Kızım, genç yaşına rağmen olgun bir kadın görünümündeydi. Yorgun, bitkin, üzgündü. Gözleri kan çanağına dönmüştü ağlamaktan. Kendisiyle birlikte ağlayacak, acısına ortak olacak bir kardeşi olmadığı için, bunu kendisinden esirgediğim için, bana kızıyor olmalıydı. Odanın duvarlarında fotoğraflarım vardı. Bu fotoğrafların birinde; kızımla başbaşa vermiştik. Hatırlıyorum, piknikte çekilmişti bu fotoğraf. Rüzgâr saçlarımızı uçuşturmuş, bir kısmını yüzümüze indirmişti. Hatta bu fotoğraftaki perişan halimizi gören ve o zaman henüz beş- altı yaşında olan yeğenim; “ Hala! Bu fotoğrafı çektirdiğinizde siz çok mu fakirdiniz? ” diye sormuştu. Öylesine perişan bir görüntümüz vardı fotoğrafta.

Öğrencilerim hayal kırıklığına uğrattılar beni. Çoğu, ölümümden habersiz görünüyordu. Benden aldıkları ilk feyzi, coşkuyu, azmi çoktan unutmuş gibilerdi. Sanki ömürlerinin beş yılını benimle birlikte geçirmemişlerdi. Onların gözünde; yaşını başını almış, yıllarca öğretmenlik yaptıktan sonra emekli olmuş, hatta belki de yaşlı bir öğretmendim ben. Onlara göre, yaşım öyle büyüktü ki.

Giysilerimin hiç biri yoktu gardıropta.Öğrencilerimin karşısına özenli bir şekilde çıkmak için ne çok giysi alırdım sağlığımda. Hiç biri yok şimdi. Öğrencilerime veda ederken üzerimde olan, her giydiğimde bana okuldaki son günümü hatırlatan kırçıllı lâcivert takımım yok. Kahverengi döpiyesim, bej döpiyesim, kemik rengi döpiyesim de yok. Ya o çeşit çeşit çantalarım? Onlar nerdeler acaba? Bir çantam vardı, büro tipi, kahverengi. O çantamı çok severdim. Çok büyüktü. İçine, aklıma ne gelirse koyardım. Öğrencilerime lâzım olur diye yara bantları, kâğıt mendiller, kurşun kalemler, saçı dağılan öğrencilerin saçlarını toplamak için tokalar, daha neler neler. Bu çantayı taşımaktan sol elimin avcu nasır tutmuştu. Emekli olduktan bir süre sonra, bu nasır kaybolmuştu. Çok üzülmüştüm. Mesleğime, öğrencilerime ait bir işareti kaybettim diye.

Evimin pencere kenarlarındaki, bahçedeki çiçekler bakımsızdı. Belli ki onlara, vitamin hapı veren yoktu. Kendi vitamin haplarımdan verirdim onlara. Onlar da çoştukça coşarlar, renk renk açarlardı. Şimdi ise sararan yaprakları, solan çiçekleriyle kötü bir görüntü veriyorlar.Yokluğum, hemen belli oluyor çiçeklerin görüntüsünden.

Peki ya arkadaşlarım? En çok onlar şaşırttı beni, en çok onlar hayal kırıklığına uğrattı. Sohbetlerinde adım hiç geçmiyordu. Beni çok sevdiğini sandıklarım hatta emin olduklarım bile, yokluğuma çoktan alışmışlardı. Birlikteyken anlattığım fıkralara gülenler, sohbetimi tatlı bulanlar sanki onlar değillerdi. Hiç birini üzgün görmedim.Yokluğum, televizyonda severek izlenen bir dizinin sonu gibiydi sanki onlar için.Yapımcılar, ya devamını çekerler ya da onun yerine yeni bir dizi yaparlardı. Bana olan sevgileri; bu kadar mı yüzeyseldi, bu kadar mı pamuk ipliğine bağlıydı?

Peki ya annem? Annemi zor tanıdım. Nasıl değişmiş! Birden yaşlanmış. Baktığı yeri görmüyor gibi. Seccadenin başında namaz kılıyordu. Gözleri, çukurlarına iyice çekilmişti. Omuzlarına yüklenmiş bir ağırlığın altında eziliyor gibiydi.....Sonra kalktı seccadeden. Adeta iki büklüm oturdu kanepeye. Gözlerinin pırıltısı yok olmuş. Yokluğuma en çok üzülen o. Yokluğumun en çok etkilediği kişi o. Annemim kalbini, beynini okuyorum adeta. Kendisinden önce çekip gittiğim, onun sırasını aldığım için kahroluyor.


Ölümümün; arkamda bıraktığım, çok sevdiğim birçok kişi için, hiç de dayanılmaz olmadığını anladım.Sağlığımda; birçok kişi için çok değerli, vazgeçilmez, yokluğuma dayanılmaz olduğumu sanırdım. Nasıl yanılmışım!

İşte bu düşündüklerim, - güya- bu gördüklerimden sonra, ölümden daha da korkar oldum. Ayrıca, varlığımın, birçok kişi için pek de değerli olmadığını anladım. Yalancı sevgi ve dostluklara inanmakla ne kadar hata yaptığımı da........Demek ki, birçok kişi için ben bir hiç’im! Yazık!


Pollyanna 30 Eylül 2006 02:13

http://img.blogcu.com/uploads/huzunadasi_gidenicin.jpgGiden için nasılda zalimdir kentler.

Ne sevdiklerini beklediğin onca yer, ne gezip dolaştığın yollar, nede oturduğun sokak herhangi bir iz barındırır senden.

Ne kokun kalır duvarlarda ne bir bahar günü eteklerini savurarak koştuğun akasyaların altında rüzgarın. Ayak izlerin hemen silinir, inanma. Kedilerini çağıran sevecen sesin boşlukta yok olur gider.

Hiç yaşamamışa dönersin.


Misafir 30 Eylül 2006 03:05

Bilirim elbet gitmesini
Düşüp yollara sitemli, hazin bir yolculuğa çıkmasını.
Gözlerin kadar uzağım şimdi yaşama
Ve gözlerim kadar çaresiz
Kaç zaman geçmiş bilmiyorum üstümden
Kaç hikaye anlatmış beni
Bilirim elbet gitmesini…
Kaldırımlarda şarap eskisi yüzüm
Ve her taşında senden arta kalan hüzün…

Bilirim ki yağmurdur hüznün gözyaşları
Sabah rüzgarı getirir en mağrur bakışları
Yine bir akşam vaktidir
Gitmenin yakıştığı vakit.
Azraille sevişme vaktidir
Ölümün sinsice geldiği vakit…
Bilirim elbet kimvurduya da gitmesini
Faili belli maktul olup
Meçhul bir fail olmasını…
Hangi geceyi toprak kadar içsem, içime çeksem
Çekip gitsem… bitsem… bitirsem
Ve bilsem,iyi bilsem gitmesini....
Bilir(d)im elbet gitmesini
Gittiğim yerde olmasa yüzün…


djturuncu 9 Ekim 2006 17:39

gitmek mi zor kalmak mı.....
kalamk her zaman daha zor BENCE
BİLİRİMM


Misafir 11 Ekim 2006 05:28

Kalamam...!
Herşey dağınık kalsın...
Küfretsinler,haine çıkarsınlar adımı,yalanlasınlar...Kalamam...!
Sesim nasıldı?
Dilim bir ağıta ne kadar tanıdıktı unuttum...
Kalamam,ben beni öldürürüm;adı intihardan daha soylu olmaz...
Kalamam...!
Serseri bir şarkı bir akşam üstü parçalar beni...
Tutmasın elleriniz,ellerinizdeki şefkat,ellerinizdeki hançer...
Aklım uçar gider;nazlanırım,sızar kalırım kimseler kaldıramaz...
Beni hırpalayın...
Herbiri paslı çivilerinizi sokun dilimin yumuşaklığına...
Kangren olurum,kesin kollarımı ama yine de kalamam...
Dilimde nasır tutacak,dokunduğu her dudağı çizip kanatacak...
Kalamam; kanatırım,kanarım!...Ama Kalamam...!
Bir bekleyenim vardı,bir zamanlar...
Aynı soğuk iklimin,aynı sıcak sesi mi hala?
Aynı suyun aynı yatağı serilmese de ayağıma,gitmeliyim...
Toz gibi dağılmalıyım omzunda...Gitmeliyim...!
Kalamam...!
Beklemekten bahsetmeyin!
Zehir akar içimden kanım değil,bakamazsınız,zehir tutar bayılırsınız...
Altımda çul yok,üşürüm...
Bana deli deli yanmalar düşer,sofranızda ateşiniz yok!
Sığ sular kırmızıya bulandıkça ...
Doğru sözler art arda kullanılınca...
Ben buralarda nefes alamam...
Merhabalar vardı...
Merhabaların heyecanı,telaşı...
Merhabalar vardı;eksik,bazen yalan bazen sahici...
Merhabalarım kırıldı;kalamam!
Gitmeliyim..Vakti geldi...Bağlasanız duramam...
Kalamam...!
Eksilmişim,azalmışım...
Eksilten ,azaltan merhabalara inat...
Selamı çoğaltan,coşturan illerde...
Dillerde...
Ve ellerde...
Son bulsun nefesin diye...
Kalamam artık...
Kalamam...!
Asidir yüreğim, laf anlatamam...
İç kanama gibiyken adın canımda...
İmkanı yok...KaLaMaM...!


kycm 11 Ekim 2006 08:31

Süper Şiirler Bunları Dosyalarıma aldım Çok teşşekürler


ELA1985 12 Ekim 2006 16:25

Gittin...
Ben arkandan sadece baktım.
Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
’’gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
Gidersen, sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen, karanlığa mahkum edeceksin günlerimi.
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim...’’ diyecektim sana.
Konuşamadım...

Gittin...
gidişini görmemek için gözlerimi kapattım.
Öğlesine acıdı ki içim, tutup koparsalardı kolumu,
bacağımı bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözümden.
Ağlayamadım...

Gittin...
gidişini önlemek için tutmalıydım ellerinden.
Ellerim değilmiydi her dokunuşunda seni ürperten?!
ürperirdin yine biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kes tutsam ellerini,
gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
Tutamadım...

Gittin...
bir yıkım gibiydi gidişin.
Sen adım, adım uzaklaşırken benden çöküp kaldı bedenim olduğu yerde.
Nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kes yenilmişti.
Bu kadar zayıf değildim ben, kalkmalıydım.
Kalkamadım...

Gittin...
oysa ben geldiğin gün gideceğini biliyordum.
Hazırdım gidişine.
Kaçak zamanları yaşıyorduk.
Zaman bitecek ve sen gidecektin.
Bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden devam edecektim.
Edemedim...
Başlayamadım...

Gittin...
bir şey söyledin mi giderken?
‘KAL’ dememi istedin mi?
Son bir kez ‘ SENİ SEVİYORUM ’ dedin mi?
‘BEKLE BENİ DÖNECEĞİM’ dedin mi?
Beynim öylesine uğulduyordu ki...
Duyamadım...

Gittin...
Nereye gittiğin önemli değildi.
Binlerce kilometre uzaklarda dahi olsan,
iki metre ötemde de fark etmiyordu.
Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden,
bu yokluğun duygusundan kurtulmalıydım.
Kurtulamadım...

Gittin...
unutulanların arasına katılmalıydın.
Anıları bir sandığa koyup hayatı
bir yerinden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı,
bu sevdadan vazgeçmeliydim.
Yapamadım...

Gittin...
bir okyanusun ortasında,
tek küreği kaybolmuş
sandalda dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim artık.
Bil ki; Sevmekten vazgeçmedim seni,
bil ki seninle birlikte sevdanıda taşıyacağım yüreğimde.
Bil ki seni...
unutamadım...


Yazan: Oğulcan Yılmaz


Pollyanna 12 Ekim 2006 22:59

Sustum;
Gittin.
Anlayamadım;
Yalnızlığım mıydı mayalanan?
Tik tak, tik tak
a
k
t
ı
Zaman,
Tutamadım
Şimdi ardından avuçlarım ağlıyor, ben hala şaşkın; yalnız yollar gördüm; sadece geçilip gidilen. Kesik çizgiler arasında sıkıştım kaldım. Geçen zamana dair hiçbir şey yok aklımda, tutamadım aklımda bana bıraktıklarını ya da hala çok heyecanlıyım.
Yuttum farkında olmadan seninle geçen tüm zamanı.


Pollyanna 24 Ekim 2006 22:16

Bu kadar kolay mıydı gelmek ve gitmek? Oysa beklemek hiç de kolay değildi seni, bir durak kısır döngüsünün kahrında...

Yarınımın kıyısında gözüm korkuyor aşağıya bakmaktan. Düşeceğimin garantisi her an asırlarımı çalan zalim saniyeler. Ve ben cehennem soğukluğunla üşütürken yüreğimi, sen cennet serinliğinde yaşıyorsun beni. Öyle ki varlığımla yokluğum bir senin için. Yani cennet ve cehennem...

Bu kadar kolay mıydı gelmek ve gitmek? Oysa hiç de kolay değildi beklemek asırların bir adım gerisinde...

Hayatı bir ana indirgemenin sınırsız ve sorumsuz vurdumduymazlığını bilir misin sen? Hiç hayat oldu mu bir anın? Oysa kelepçelemiştim kendimi o bir anın sonsuz özgürlüğüne.. Sen beni özgür bıraktın hayatın tutuklanmışlığına. Geldin ve gittin... Ve görmedin senden gayrıyı görmeyen gözlerimi. Hani gidiyorsun ya; sanmıştım ki küçük bir tören icra edecektik gözgözeliğimizin anlık sonsuzluğunda... Olmadı. Bunu bile çok gördün bana. Ama bilseydin sonsuza açılan yanımı böyle olmazdı. Yani o zaman anlamı olurdu çok görmüşlüğünün..!

Bu kadar kolay mıydı gelmek ve gitmek? Oysa kolay olmadı seni beklemek...

Biliyor musun, ben alışamadım alışmaya çalışmaya! O yüzden hiç çalışmadım alışmaya. Gidişine yakılan ağıttır sınıfta kalışımın delili! Ama geçseydim bu sınıfı, kalamazdım sende. Azar yesem de mantığımın koşulsuz başarı ilkesinden, ben geçmeyeceğim bu sınıfı; alışmayacağım gidişinin yetim bırakmışlığına. Ve seni yaşayacağım kendimden çok; sen beni kendinden az yaşasan da..!

Kolay mıydı gelmek ve gitmek; beklemenin zorluğuna nisbet? Bilemezsin tabii, çünkü sen hiç beklemedin. Ve ben hiç gitmedim gelir gelmez! Geldin ve gittin... Bir kez daha beni kendine idam ettin. Ve ben yeniden doğdum sana; bilmedin yar..

Bir gün bileceksin.. Bileceksin yar...



The Unique 25 Ekim 2006 16:47

Bir ilişkinin neden ucundan sürükler insan..?
Ne zaman aynı arkadaşlarımın aynı eşlerindensevgililerinden bir kez daha ayrılmayı düşündüklerini duysam? Bu soru hep kafamda döner durur. Hastalıklı,kısır döngü ilişki dedikleri buydu galiba.
Bu kadar dönmesinin nedeni sorunun tek bir cevabının olmaması. Tıpkı aşk ,sevgi,başarı,güven kavramları gibi.Kişiye göre göreceli, değişiyor hepsi. Hayatına almak istediğin kadarını alırsın..
kendince evirip çevirip uygun bir rafa koyarsın.Onu bildiğin gibi yaşar ve karşı tarafa anladığın şekilde yansıtırsın? Hani sevdiğini gösteremeyen erkekler, yıllarca şairane bir söz bekleyen hanımlar gibi?

Evlilik , ilişki, aşk ;öyle bir türü var ki öldürmüyor ama süründürüyor demek pek de yersiz olmaz…
Hepimizin hayatında,çıkmaz sokaklar, asla olamaz böyle dediğiniz kişiler, ayrılıp barışmalar, adı bir türlü konamayan ama adsız da yaşayan ilişkiler olmuş ya da hala devam etmektedir.?
Öyle değil mi?
İlk başlarda ideal çift havasındaki o aynı anda aynı şeyleri düşünmeleri hatırlayın. Uyumun en iyi seviyede gitmesi geleceğe dair umutlandırıverir.
Ufak tefek değişik huylara ise şu cevabı veririz içimizden
“Ben onu değiştiririm.” “Zamanla azalır” ya da “her şeyi o kadar kusursuz ki başka ne isterim? Varsın o yönü de eksik olsun”
İşte bu büyük misyon sevgimizle güçlenir..

Hayatımızda birileri olmasına duyduğumuz içgüdüsel ihtiyacın sesiyle de bırakırız her şeyi zamana…
Ah o zaman denen hain.. Yıllar geçtikce yakınlaşacağımız yerde daha da uzaklaşırız sanki.
Aramızdaki farklılıklar daha da belirginleşmiş, tablo daha da netleşmiştir görmeye başlayınca..
Önemli olan birlikte aynı yöne ilerlemek iken biz kendi rotamızı bile bulamaz hale gelmişizdir.

“Bu kadar değişik beklentileri nasıl olabilir benden? Eskiden böyle miydi de ben mi göremedim? Hala ısrarla aynı şeyi yapıyor? Of bazen nasıl bu kadar sürdürebilmişim şaşıyorum.. İyi ki iş var. Biraz uzaklaşmak iyi geliyor akşama kadar. Yoksa olmayacak bir şeyi mi sürdürüyorum ben? Yani farklıyız biliyorum ama iyi yönleri de var.. hata yaptım demek istemiyorum ama yaptık galiba.. Biraz benim istediğim gibi olsa hiçbir sorun kalmaz”
belki arada belki her gün bu tip cümleler geçer kafamızdan..
Hata mı,ayrılmalı mı? Peki beni tutan ne? Değişir mi ? Ben elimden geleni yaptım mı..
Ne kadar zor sorular bunlar düşününce. Bir insana ya da sadece bir ilişkiye karar verilmiyor ki..Kavgalar fırtınalar hızlı ayrılıp barışmalar başlamıştır artık.

Gitmek mi zor bu aşkta kalmak mı?


Bir ilişkinin neden ucundan sürükler insan..?
Ne zaman aynı arkadaşlarımın aynı eşlerindensevgililerinden bir kez daha ayrılmayı düşündüklerini duysam? Bu soru hep kafamda döner durur. Hastalıklı,kısır döngü ilişki dedikleri buydu galiba.
Bu kadar dönmesinin nedeni sorunun tek bir cevabının olmaması. Tıpkı aşk ,sevgi,başarı,güven kavramları gibi.Kişiye göre göreceli, değişiyor hepsi. Hayatına almak istediğin kadarını alırsın..
kendince evirip çevirip uygun bir rafa koyarsın.Onu bildiğin gibi yaşar ve karşı tarafa anladığın şekilde yansıtırsın? Hani sevdiğini gösteremeyen erkekler, yıllarca şairane bir söz bekleyen hanımlar gibi?

Evlilik , ilişki, aşk ;öyle bir türü var ki öldürmüyor ama süründürüyor demek pek de yersiz olmaz…
Hepimizin hayatında,çıkmaz sokaklar, asla olamaz böyle dediğiniz kişiler, ayrılıp barışmalar, adı bir türlü konamayan ama adsız da yaşayan ilişkiler olmuş ya da hala devam etmektedir.?
Öyle değil mi?
İlk başlarda ideal çift havasındaki o aynı anda aynı şeyleri düşünmeleri hatırlayın. Uyumun en iyi seviyede gitmesi geleceğe dair umutlandırıverir.
Ufak tefek değişik huylara ise şu cevabı veririz içimizden
“Ben onu değiştiririm.” “Zamanla azalır” ya da “her şeyi o kadar kusursuz ki başka ne isterim? Varsın o yönü de eksik olsun”
İşte bu büyük misyon sevgimizle güçlenir..

Hayatımızda birileri olmasına duyduğumuz içgüdüsel ihtiyacın sesiyle de bırakırız her şeyi zamana…
Ah o zaman denen hain.. Yıllar geçtikce yakınlaşacağımız yerde daha da uzaklaşırız sanki.
Aramızdaki farklılıklar daha da belirginleşmiş, tablo daha da netleşmiştir görmeye başlayınca..
Önemli olan birlikte aynı yöne ilerlemek iken biz kendi rotamızı bile bulamaz hale gelmişizdir.

“Bu kadar değişik beklentileri nasıl olabilir benden? Eskiden böyle miydi de ben mi göremedim? Hala ısrarla aynı şeyi yapıyor? Of bazen nasıl bu kadar sürdürebilmişim şaşıyorum.. İyi ki iş var. Biraz uzaklaşmak iyi geliyor akşama kadar. Yoksa olmayacak bir şeyi mi sürdürüyorum ben? Yani farklıyız biliyorum ama iyi yönleri de var.. hata yaptım demek istemiyorum ama yaptık galiba.. Biraz benim istediğim gibi olsa hiçbir sorun kalmaz”
belki arada belki her gün bu tip cümleler geçer kafamızdan..
Hata mı,ayrılmalı mı? Peki beni tutan ne? Değişir mi ? Ben elimden geleni yaptım mı..
Ne kadar zor sorular bunlar düşününce. Bir insana ya da sadece bir ilişkiye karar verilmiyor ki..Kavgalar fırtınalar hızlı ayrılıp barışmalar başlamıştır artık.

Gitmek mi zor bu aşkta kalmak mı?


the_pretty 25 Ekim 2006 17:45

Gideceksen Durma Git

Gideceksen durma git, git geriye bakmadan
Yüreğim kabarmadan, git yaşlarım akmadan

Gözlerinin önünde, sararıp solduğumu
Git ne olur bakıpta, görme kahrolduğumu

Neyleyim gidiyorsan, bir bildiğin var demek
Demek ki ben bu aşka, sarfetmemişim emek

Duysunda sevinsinler, aşk bilmezler yasıma
Şahit olmakta varmış, sevdamın iflasına

Bugünüm dünü özler, sen gidince yanımdan
Yarınım hüzne dalar, senden ayrıldığımdan

Söyleyin ötmesinler, bundan böyle bülbüller
Nasılsa solacaklar, benimle bir bir güller

Beni iyi tanırsın, yanarımda yıkılmam
Perişan olsam bile, namerte muhtaç olmam

Aramam hiç kimseyi, gitsende gönlüm sende
Seni sensiz yaşarım, sarılıp öpmesemde

Birgün komşu oluruz, bakarsın ki bir yerde
Neden olmasın sanki, belkide aynı evde

Gurbet değil mi hayat, eldemi ayrılmamak
Kim demiş ki olmuyor, ayrılıp kavuşmamak

Gideceksen git artık, henüz zaman var iken
Git yollar kapanmadan, git mevsim bahar iken

Yolcu yolunda gerek, bak Güneş yol alıyor
Dağların üzerinden, vakitte daralıyor

Bilmem nasıl geçecek, bilmem sensiz ilk gecem
Eminim kırk, elliye, vuracaktır derecem

Anlımda pul pul terler, sıkıntım depreşecek
Karanlığım zifiri, yaram derinleşecek


Pollyanna 25 Ekim 2006 22:13

Neden gittinki sanki, neden?
Neden gözlerini bende bırakıp gittinki
Her nereye baksam seni görmem için mi,
Yoksa her nereye baksam

Bir kez daha ölmem için mi?


iraLoS 25 Ekim 2006 23:03


İnce ince yağar kar
Rüzgar savurur
Çarpar yüzüme
Duydukça içimde;
Kemiklerime kadar üşürüm
Ve ben;
Önünü görmeyen yolcu
Hem gider,
Hem düşünürüm!

Bin belaya karşı koyup dururken
Yine de hayatın manası vardı
Ama bir tek bela, bir cevr-i canan
Hüzünle sarılı bir uyuşukluk
Manayı, ümidi sildi gönlümden
Aşk girdaplarına
Batıp çıktıkça
İliklerime kadar üşürüm
Ve ben;
Sevgi sıcağından ümidsiz yolcu
Hem gider,
Hem düşünürüm


Misafir 6 Kasım 2006 13:26

Gittin...Ben arkandan sadece baktim.Oysa soyleyecek o kadar cok seyim vardi ki...``Gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitirecegim hepsini.Gidersen, sönecek içimdeki ates ve bir daha hiç kimse yakamayacak.Gidersen karanliga mahkum edeceksin günlerimi.O karanlikta yolumu kaybedecegim``diyecektim sana.Konusamadim...


Gittin...Gidisini görmemek için gözlerimi kapattim.Öylesine acidi ki içim, tutup koparsalardi kolumu, bacagimi bu kadar aci duymazdim.Acim yas olup akmaliydi gözlerimden.Aglayamadim...


Gittin...Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa.Tutkum seninle olmakti, tutkum teninde erimek, tutkum hayati seninle, sadece seninle paylasmakti.Anlatamadim...


Gittin...Gidisini önlemek için tutmak vardi ellerinden.Ellerim degil miydi her dokunusumda seni ürperten? Ürperirdin yine biliyorum.Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdigin bütün cesaretin kaybolurdu.Tutamadim...


Gittin...Bir yikim gibiydi gidisin.Sen adim adim uzaklasirken benden, çöküp kaldi bedenim oldugu yere.Nice terkedilislere dayanan bu yürek bu kez yenilmisti.Bu kadar zayif degildim ben, kalkmaliydim.Kalkamadim...


Gittin...Oysa geldigin gün gidecegini biliyordum.Hazirdim gidisine.Kaçak zamanlari yasiyorduk.Zaman bitecek ve sen gidecektin.Bense gidisinin ertesi günü hayatima kaldigim yerden yeniden baslayacaktim.Baslayamadim...


Gittin...Bir sey söyledin mi giderken? `Kal`dememi istedin mi? Son bir kez`seni seviyorum`dedin mi? `Bekle beni döneceğim`diye umut verdin mi? Beynim öylesine ugulduyordu ki...Duyamadim...


Gittin...Nereye gittigin önemli degildi.Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de farketmiyordu.Artik yoktun ve asil bu düsünce beni felç ediyordu.Kurtulmaliydim.Kurtulamadim...


Gittin...Unutulanlarin arasina katilmaliydin.Anilari bir sandiga koyup hayati bir yerinden yakalamaliydim.Bu ask noktalanmaliydi, bu sevdadan vazgeçmeliydim.Yapamadim...


Gittin...Bir okyanusun ortasinda tek küregi kaybolmus sandalda dev dalgalarla bogusan bir denizciyim simdi.Bil ki sevmekten vazgeçmedim seni, bil ki seninle birlikte sevdani da tasiyacagim yüregimde.Bil ki seni...Unutamadim...

_--Sen Gittin Ben Bittim--_


MARLON 6 Kasım 2006 15:00

GİTTİN
Gittin sen,tüm gidenler gibi…beni tamamladığını düşünürken,yine yarım kaldım.
Tebessümün takılı kaldı yüreğimde…
sonu yok,ışığı yok,ıssız bir yolda sessiz kaldı sevdam.
Korkup kaçtın beklide bu sevda dan !
Sığdıramadın kalbine,taşıyamadın doğru dürüst…
Bu kadar çabuk pes edişinde bundandı belki ?
Başka cümlelerin ardına sığınman,yalan sevdalara kapılman bundandı işte.

Gözlerine baktığım zaman hayat bulurdum.
Öyle güzeldiler ki…sanki hayat saklıydı içlerinde !
Birden kapattın o gözleri…aldın benden hayatımın en beyaz siyahını.
İşte ondan sonra başladı her şey;kalp ağrılarım,baş ağrılarım,haykırışlarım,hıçkırıklarım….
Benden aldığın en beyaz siyahtı bunlara sebep.
Yaşadıklarımın kötü bir kabus olduğunu düşleyip,geçecek diyordum,
Olmadı,geçmedi her şey artarak daha da çoğaldı.
Pişmanlıklar sardı çevremi,keşkeler birikti içimde,acabalar dolaşıp durdu beynimde…ama yinede hep sen vardın düşlerimde,hep sen çoğaldın,hep sen büyüdün içimde…

http://www.siirperisi.net/images/sair.gif TANER DOĞAN


Pollyanna 6 Kasım 2006 20:09

Dallarımda yandı çiçeklerim
Yalancı baharlara aldandılar
İçime düşen korlar
Sabah ayazlarıyla harlandılar

Bedenim çırıl çıplak
Karlar yağıyor üzerime
Bir yolun başındayım
Gitmek istiyorum , gidemiyorum işte

Kararsız sevdalarım
İsyankar gururlarım
Bir bilmeze bağlanır mı umutlarım
Durmak istiyorum, duramıyorum işte

Dünüm kanadı kırık bir kuş
Bügünüm hasta yatağında
Yarınım doğmamış bir bebek
Ağlamak istemiyorum,gülemiyorum işte

Yoruldu yüreğim nasıl güç toplar.
Ben sussam o durmaz çığlıklar atar
Siz söyleyin bana hangisi kolay
Kalmak istiyorum, kalamıyorum
Kaçmak istiyorum, kaçamıyorum


Misafir 6 Kasım 2006 21:01

GİDERİM

Herşeyi bir kenara atıp,
Burada bırakıp tüm güzellikleri,
Duygularımı da yanıma alıp,
Giderim.
Son bir tebessüm beklerim senden,
Kalan kalbime karşılık.
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif


recruit87 8 Kasım 2006 21:09

git ..git.. gittt mee durr ne olursun
gitme kal yalan söyledim
dogru değil ayriliğimiz
daha hic hazir değilim
aramizda yasanacak
yarim kalan bişiler var
gitme dur daha şimdiden
deliler gibi özledim..
sezen aksu/git


the_pretty 8 Kasım 2006 22:04


* Sitem *



Sitem bu sitem


Seni benden çalana,


Seni benden ayırana sitem.


Başka kollarda olduğun,


Beni ayyaş yaptığın,


Dipsiz kuyuya attığın için sitem.


Bu yüreğin altına elini koyamadığın,


Bu yüreği bitirdiğin için sitem.


Hissedemediğin aşk,


Soldurduğun busem için sitem.


Denizlere sel olup akıttığım göz yaşlarımı


Dalgalar vurur sahiline diye günlerce beklediğim için


Aptallığıma sitem.


Riyasız, çıkarsız, sınırsız davranıp,


İhanete uğradığım için saflığıma sitem.


Başımı dik tutamayıp onurumu, gururumu


Ayaklar altına aldığım için


Kendime sitem...


MARLON 8 Kasım 2006 22:42

Ağıt

Çiçekçi bana bir gül ver
sevgilime değil bir ölü için
Çiçekçi bana bir gül ver
İçine gözyaşlarımı sığdırabileyim.

Yakasına böyle bir gül takmıştı
O gün bir görseydin sen onu
Çiçekçi bana bir gül ver
Sanki o güldendi bütün mutluluğu

Sen de: - Bir arkadaşın öldü
Ben diyeyim: - Kardeşim!
Çiçekçi bana bir gül ver
Götürüp tabutuna iliştireyim.

Kaldırımlarda kömür tozları
Bacalarda koyu bir duman var
Kara bir gökyüzü tek özelliği bu kentin
Çiçekçi bana bir gül ver

Kapalı perdeleri açabilse gülüm
Kapalı kapıları kırabilse
Kapalı yüreklere girebilse...
Çiçekçi bana bir gül ver

- Beyim, gül olmaz ki bu mevsimde!

Ahmet Erhan |


Pollyanna 8 Kasım 2006 23:16

Seni ben hiç anlamadım,
Senin beni sevdiğin kadar kimse sevmedi beni
Alışkanlık mısın, sevgi mi bilemedim…
Kurtulmak istediğim zamanlarda içim burkuldu
Gitmek uzaklasmak istedim senden, yapamadım.
İşte böyleyim ben ,
Sana bıraktım
Senin ellerinde karar vermek
Yolun açık………
Gidersen üzüleceğim tabi
Kalırsan mı?...
Kapım sana her zaman açık…


AriThmetiCs 11 Kasım 2006 00:42

Şimdi git..
Say ki, seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik..
Say ki, gece mektuplarini, en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik..
Say ki, sevda trenini kaçirdigim durakta bir süre beraber beklemedik..
Sen git..
Ben gelemem bu yürekle..
Ya da kal..
Eylül yağmurlarini bekle..

Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Saçlarıma ak düşmemiş halimle..
Sen yaşlardayken..
Onsekizimde, yirmimde..
Seni yağmurdan sonra sevecegim..
Kaldirimlarin ıslak ve temiz haliyle..
Yasli yüzüm delikanli yüregimle..
Seni yagmurdan sonra sevecegim..
Aşksiz geçen onca yili yakacagim..
Sevda alevinde kendi ellerimle...

Şimdi git..
Say ki, seninle sahildeki çardakta hiç dondurma yemedik..
Say ki, oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdi..
Ve sevdadan hiç söz etmedik..
Say ki, hiç gülmedik..
Ayni seyleri sevmedik..
Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik..
Seni yağmurdan sonra sevecegim..
Kimse bilmeyecek, herkesten gizleyecegim..
Yagmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada..
Seninle gökkuşağinin altından geçeceğim..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Ve seni sevdğimi kimseye söylemeyeceğim..
Belki bu dünya gözüyle gördügüm son yağmur olacak..
Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyecegim..
Ben seni yagmurdan sonra sevecegim..
Ve bir gün ölürsem yeşil gözlerinde öleceğim....


http://img231.imageshack.us/img231/568/forestzm1.gif



Saat: 06:41
Sayfa 2 / 22

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık