![]() |
Işık yılı Işık yılı, ışığın bir yılda boşlukta aldığı mesafedir. 1 ışık yılı = Işık hızı (km./sn.) x bir yıl (saniye cinsinden) 1 ışık yılı, 63.241 AU'ya (astronomik birim), ya da (9,460.530 x 10¹² km.) eşittir. (1 AU (Astronomik birim) = 149.597.870,691 ± 0.030 km.; Dünya ile Güneş Güneş'in merkezleri arasındaki uzaklık.) Güneş sistemi'ne en yakın yıldız sistemi, ortalama 4,395 ışık yılı uzaklıkta olan Alfa Centauri'dir. |
Bazı Çin işkenceleri 1- suçlunun kafası kazınırmış ve suçlu bir direğe hiç hareket edemiyeceği şekilde bağlanırmış...ve üstten damlalar halinde soğuk su damlatılırmış...damlalar bir süre sonra balyoz etkisi yaptığından adamın delirmesi sağlanırmış... 2- suçlunun göz kapaklarına iğne batırılırmış...ve adam bir süre sonra daynamayıp gözlerinin kapatır ve kör olumuş...(adamın biri 2 günün dayanmış en sonunda gözlerinden kan gelmiş ve kapatmak zorunda kalmış) 3- suçlu 10 metre karelik bir odaya kapatılırmış...ve burdan hiç çıkartılmazmış...yemeği düzenli olarak verilen adam tuvalet olmaması nedeniyle tuvaletini odanın bir kenarına yapmak zorunda kalırmış...bir süre sonra yaptığı dışkı ve idrarların zehir salgılamalarından dolayı adam zehirlenerek ölürmüş... 4- suçlunun göz kapakları açık kalacak şekilde tutulurmuş...ve belli bir mesafeden ellerinin adamın gözüne doğru ileri geri sallarlarmış...saatlerce süren bu olayın sonunda adam kafayı yermiş.. |
Hantal görünüşlü fil, sırtına konan bir küçük sineğin kendisini ısırmaya çalıştığını fark edebilir. Yürüyen bir kuş olan devekuşu, kuşların en irisidir. Uçan kuşların en irisi Albatros 'tur. Uçarken, kanat uçları arasındaki uzaklık 3 metreyi bulur. Gövdesi en ağır olan kuş da Akbaba dır. En küçük kuş ise, Güney Amerika’da yaşayan Arıkuşu (kolibri) adlı kuştur, bir kaşığın içine sığabilir. Bu minik kuş balözü ile beslenir. Nil Irmağı dünyanın en uzun akarsuyudur . Afrika'nın kuzeydoğusunda yer alır. Toplam uzunluğu 6.600 kilometreden fazladır . Nil iki ana koldan oluşur. Bunlardan Beyaz Nil dünyanın üçüncü büyük gölü olan Victoria Gölü'nden çıkar. Mavi Nil ise Etiyopya'daki Tana Gölü'nden doğar. İki ırmak Sudan'ın başkenti Hartum ' da birleştikten sonra kuzeye ilerleyerek Sahra'yı ve Mısır'ı aşar. Kıyıya yakın bir delta oluşturan Nil Irmağı, sularını Akdeniz'e boşaltır. Mısır'da Nil'in iki yanında çorak çöller uzanır .Tarım alanları yalnız ırmak kıyılarında bulunur .Nil Irmağı her yıl taşar ve yatağına çekilirken geride verimli topraklar bırakır . Mısır halkının çoğunluğu ırmak çevresindeki dar şeritte yaşar . Eski Mısırlılar tarım yapmalarına ve yaşamalarına olanak veren Nil'e taparlardı. Ülkeye can veren Nil'i ''Büyük Irmak'' adıyla anarlardı. |
Ayakkabı Tarihi Günümüzdeki anlamı ve şekli itibariyle ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor. Avrupa’da 11’inci yüzyıldan 15’inci yüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar kullanılırken, Ortadoğu bölgesinde "ayağı kızgın kumlardan yüksekte tutabilmek amacı"yla ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa’da 16 ve 17. yüzyıllarda ise bütün ayakkabıların topukları, kırmızı renge boyanıyordu. Öte yandan 18. yüzyıla kadar Avrupa’da kadın ve erkekler aynı tür ayakkabıları giyiyordu. 19. yüzyıla kadar ise tüm dünyada sağ ve sol farkı olmadan "her iki ayak için eş ayakkabilar" kullanılıyordu. Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine, ilk olarak ABD’nin Philadelphia kentinde başlandi. Kadinlar için ilk bot ise 1840 yilinda Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Ay’a ilk ayak basan astronot Neil Armstrong’un ayakkabıları, dönüş yolculuğunda herhangi bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olarak dünyaya getirilmedi ve uzaya bırakıldı. Armstrong’un ayakkabıları, o gün bu gündür uzayda dolaşıp duruyor |
En mutlu insanlar ülkesi Dünyanın en mutlu ülkesi, Pasifik’te küçük bir ada devleti olan Vanuatu çıktı. New Economics Foundation (NEF) tarafından yayımlanan ve 178 ülkenin sıralandığı "Happy Planet Index"te (Mutlu Gezegen İndeksi) Türkiye 98. sırada yer alırken, 209 bin nüfuslu Vanuatu’da insanlar dünyanın kaynaklarını çok tüketmediği ve çok paraları olmadığı halde kendilerini çok mutlu hissediyor ve uzun yaşıyor. Basından - 14/07/2006 |
VAN GÖLÜNDEKİ İLK GEMİMİZ Van gölünde yüzen ilk Türk gemisi 16.yy.da Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Ancak koca mimar, bu gemiyi yaptığında yeniçeri ocağında dülgerliği ile meşhur bir neferdi. TOP USTASI MACAR URBAN Birçok tarih kitabında İstanbul un fethinde Macar Urban ın döktüğü topların kullanıldığı yazmaktadır. Ftih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı da top döken en ileri seviyede 532 büyük top döküm ustası vardır. Macar Urban işsiz kalmış, Osmanlı ya başvurmuş, Osmanlı da 532 top ustasının yanında bu kişiye iş vermiştir. Yani o, sıradan bir top ustasıdır. İşin garip tarafı Macar Urban dökmüş olduğu kendi topunun ilk patlamasında, top paramparça olmuş ve döktüğü topun başında ölmüştür. TARİHİMİZDEKİ İLK DEVALÜASYON Osmanlı Padişahlarından 3. Ahmet’in kızı Fatma Sultan ile evlenerek tarihe ‘damat’ olarak geçen Nevşehirli Damat Ibrahim Paşa, Sadrazam da olunca, bir dizi reform ve iyileştirme faaliyetine girişti. 1718’den 1730’a kadar tüm yetkileri elinde tutan Damat İbrahim Paşa, Sadareti’nin ilk 5 yılında ülkeyi savaştan uzak tutarak öncelikle ganimetle beslenen yeniçerileri kendisine düşman etti. İbrahim Paşa, bugünün subayları anlamındaki yeniçeri ağaları da dahil olmak üzere devletin üst düzey bürokratlarının maaşlarında dolaylı bir uygulama ile indirim yaptı. Paşa, bir süre sonra kötüye giden ülke ekonomisi düzeltmek amacıyla, paranın üzerinde oynama yaparak, Osmanlı’da ilk devalüasyonu da gerçekleştirdi. Paşa’nın akılcı bir operasyonuyla gümüşün dirhemi iki akçe birden düşürüldü. Ancak, gümüşün değeri düşünce esnafın satışları durdu. Bir süre sonra da piyasalarda gümüş krizi yaşandı. Gümüş krizi nedeniyle zolta, para ve çil akçe darphanede kesilemedi. Piyasadaki dengesizlik yüzünden zolta değerinden bir-iki akçe daha pahalı alınıp satılmaya başlandı. Buna rağmen devlet, sıkı para politikasında direndi ve resmi değerinin üzerinde zolta almadı. Bu nedenle zolta piyasadan tamamen çekilince İstanbul’a zahire ve diğer mallar gelmemeye başladı. Bundan da esnaf olumsuz yönde etkilendi ve isyan etti. Sadrazamın siyasi düşmanlarının biraraya gelmesi ve bunlara öfkeli esnafin da destek vermesiyle Patrona Halil adında serseri bir hamam tellalinin başını çektiği bozguncular ayaklandi. Ayaklanmanin başlarinda esnaf da kepenklerini indirerek onlara katıldı. Damat Ibrahim Paşa, 28 Eylül 1730 günü, ayaklanmanin başarıya ulaşması sonucu öldürüldü. Sadrazaminin kellesini vererek kurtulacağını ümit eden Padişah 3. Ahmet de, ayaklanmacilarin öfkesinin dinmedigini görünce yerine 1. Mahmut’u geçirerek tahttan çekildi. |
Arıların dünyası http://web.netbul.com/cocuk/images/haber/honeyb.jpg Bal nedir? Bitkilerin çiçeklerinde bulunan balözünün (nektar) veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı böceklerin salgıladığı tatlı maddelerin Bal Arısı tarafından toplanıp, değişikliğe uğratıldıktan sonra, peteklere doldurulmasıyla oluşan besin maddesine bal denir. Bal aslında glikoz, su ve früktoz (meyve şekeri) birleşiminden oluşur. Bunların yanısıra içinde diğer şekerleri, enzimleri, mineralleri, vitaminleri ve amino asitleri de barındırır. Balın rengi ve lezzeti arıların topladıkları bal özüne yani nektara göre değişir. Arılar nasıl yaşar? Bilinen o ki arılar en azından 150 milyon yıldır bal üretiyorlar. Sosyal böcekler olan ve topluluk yaşamı sürdüren arılar koloni halinde yaşarlar. Koloniler bir kraliçe arı ile sayıları değişen işçi ve erkek arılardan oluşur. Kraliçe arı http://web.netbul.com/cocuk/images/haber/kralice.jpg Kraliçe ya da diğer bir adıyla ana arı, kolonideki en önemli ve en büyük aile ferdidir. Her kolonide bir adet bulunan ana arı, yumurtlayarak ailesinin çoğalıp güçlenmesini sağlar. Bu nedenle ana arının yumurtlama gücü koloni için çok önemlidir. Kraliçe arının vücut yapısı işçi ve erkek arıya oranla daha uzundur. Kanatları kısa; karnı özellikle yumurtlama dönemlerinde oldukça uzundur. Bu özelliği uçma yeteneğini azaltır. Yaşam süresi kolonideki diğer bireylere göre daha uzun olan kraliçe arı 5-7 yıl yaşayabilir. Ana arı yumurtlamanın yanısıra koloninin yönetim işlerinden de sorumludur. Salgıladığı feromon hormonu sayesinde kovandaki diğer arılara varlığını hissettirir ve işlerin düzenle yürütülmesini sağlar. Kendi kendine beslenemeyen kraliçe arı, işçi arılarca salgılanan arı sütünün kendisine yine onlar tarafından yedirilmesiyle beslenir. Erkek Arı http://web.netbul.com/cocuk/images/haber/erkek.jpg Kuvvetli ve şişman olan erkek arıların iğneleri yoktur. Erkek arılar çiçeklerden polen toplamazlar. Kolonideki en önemli görevleri kraliçe arı ile çiftleşmektir. Koloni içerisinde erkek arılar da en az kraliçe arı kadar önemli bir yere sahiptir. Koloninin gücü, çalışkanlığı, hastalıklara karşı dayanıklı oluşu, huyları, bal verimi gibi özellikleri ana arı kadar onunla çiftleştirilen erkek arılara da bağlıdır. İşçi Arılar İşçi arılar kolonideki en küçük arılardır. Bir koloni 50 bin ya da 60 bin işçi arıya sahip olabilir. İşçi arıların ömrü kısadır çok fazla çalışıyor olmalarından dolayı kısadır. İşçi arıların ömürleri yılın hangi zamanında doğduklarına göre de değişiklik gösterir. İlkbahar ve yaz aylarında gelişen işçi arıların ömürleri ortalama 28-35 gündür. Sık olmasa da eylül-ekim gibi doğanlar daha uzun ömürlü olurlar. http://web.netbul.com/cocuk/images/haber/isci.jpg Genç işçi arıların kovan içerisinde hizmet verenlerine kovan arıları denir. Bunlar, Larva gıdasını hazırlar ve dağıtır, ana arının beslenmesini ve temizliğini sağlarlar. Kovan sıcaklığının belli bir düzeyde tutulmasını ve kovanın havalandırılmasını da yine işçi arılar sağlar. Kovandaki çatlak ve delikleri kapatarak zararlıların içeri girmesini önleyen işçi arılar aynı zamanda gerekli mumu salgılayarak gömeç örme işlemini de yaparlar. Kovan içinde getirilen bal özü ve çiçek tozunun depolanması da onların görevleri arasında yer alır. Yaşlı işçi arılar ise larvalar için yem hazırlama, mum salgılama gibi görevleri yerine getirirler. Daha çok kovan dışında çalışan yaşlı işçi arılar bal özü ve çiçek tozu toplar ve taşırlar. Koloninin gerekli su ihtiyacını temin eder |
24 Ayar Altın Ne Demektir Bizde altının saflığını gösterme ölçüsü olarak genellikle 'ayar' kelimesi kullanılır, ama uluslararası piyasada kullanılan kelime 'kırat'tır. 'Kırat' hem altının, hem de elmas ve diğer kıymetli taşların ölçümünde kullanılan bir birimdir. Elmas ve değerli taşları ölçmede kullanılan 'kırat'ın bir birimi 200 miligrama (0,200 gram) eşittir. Yani 20 gramlık bir elmasınız varsa, bu 100 kıratlık bir elmastır. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üzerindedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 3.106 kıratlık 'Cullian'dır. Bundan 530 ve 517 kıratlık iki büyük ve 100 küçük elmas işlenmiştir. Altında kullanılan 'kırat' veya 'ayar' ise altının saflığını gösterir. 24 kırat (ayar) altın, içinde karışık başka bir metal olmayan yüzde yüz saf altındır. Tamamen saf altın çok yumuşak olduğundan genellikle bakır veya gümüş ile karıştırılır. Her bir kırat (ayar) altının tümünün 24'de biridir. Örneğin bir bileziğin 24'de 18'i altın, 24'de 6'sı da gümüşten yapılmışsa, o bilezik 18 kırat (ayar) altındır. Altını Ölçmede kullanılan bu komik sistem, yaklaşık bin yıl evvelki Almanların Mark isimli bir altın parasından kaynaklanmaktadır. Tamamen saf altından yapılan bu para 4,8 gramdı ve elmas ölçü biriminde ağırlığına göre 24 kırat ediyordu. Sonradan içine başka maddeler karıştırıldıkça içindeki altın miktarına bağlı olarak kırat ölçüsü düşürüldü. Altın beyaz, kırmızı, sarı gibi çeşitli renklerde beğenimize sunulur. Altın, bakır ile karıştırılmışsa 'kırmızı altın', gümüş ile karıştırılmışa 'sarı altın', nikel veya platin gibi metaller içeriyorsa 'beyaz altın' adı verilir. |
En büyük deniz balığı Bir balinanın uzunluğu yaklaşık olarak 15 m.'dir. Büyük beyaz köpekbalığının uzunluğu ise 12 m.'dir. http://web.netbul.com/cocuk/images/images/bunlari_bil/baliklar3.jpg En büyük nehir balığı Güney Amerika nehir sularında görülen Arapaima balığı, 2 m. uzunluğunda ve 111 kg. ağırlığındadır. En küçük balık Filipinler'de yaşayan bir kaya balığı 1 cm. boyundadır. En uzun yaşayan balık Karadeniz'de yaşayan Mersinmorina'ların 120 yıl kadar yaşadığı görülmüştür. Bu balıkların ağırlıkları bir tondan fazladır. http://web.netbul.com/cocuk/images/images/bunlari_bil/balik2.jpg En az yaşayan balık Afrika ve Güney Amerika nehirlerinde en fazla bir yıl yaşayan 26 cins balık vardır. Yağmurlu mevsim sonunda nehirler kuruduğu zaman ölürler. Ölmeden önce, kuraklığa dayanıklı yumurtalarını yumurtlarlar. Yağmurlu mevsim başladığı zaman yumurtalardan yavrular çıkar. Bu balıklar bir yıldan daha az yaşarlar. En hızlı balık Yelken balığının saatte 68 mil (109 km.) hızla yüzdüğü bilinmektedir. En zehirli balık Hint Okyanusu'nda ve Büyük Okyanus'ta yaşayan taşbalıkları en zehirli balıklardır. Son derece acı veren zehirleri altı saat içinde ölüme sebep olur. Fakat bütün sokmalar öldürücü değildir. http://web.netbul.com/cocuk/images/images/bunlari_bil/baliklar.jpg Elektrikli yılanbalığında kaç volt elektrik vardır? Elektrikli yılanbalığında 550 voltluk elektrik vardır. En yükseğe sıçrayan balık Bir tarponun 5 m. yükseğe sıçradığı ve 9 m.'lik yay yaptığı bilinmektedir. En süslü balık En süslü balık hindi balığıdır. http://web.netbul.com/cocuk/images/images/bunlari_bil/balon_baligi_sismis.jpg En çirkin balık En çirkin balığın taşbalığı olduğu söylenir. En büyük balık sürüsü Ringa balığı sürüsünde 300 milyon balık bulunur. En uzun isimli balığın adı nedir? Çütre balığı Hawai'de humuhumunukunuku-apuaa olarak tanınır. Balık yağmuru nedir? Kasırga ve hortumlarla denizden taşınan balıklar, gökyüzünden yağmur gibi yağarlar. Bu duruma, balık yağmuru denir. 1806'da Almanya'nın Essen kentinde büyük bir dolu tanesi bulundu. Dolunun içinde 4 cm. uzunluğunda bir sazan vardı. 2.7 kg. ağırlığında bir başka balık gökten, Hindistan'daki Jelapur'a düştü. Kılıçbalığını tanıyor musunuz? Bir kılıçbalığı kılıcının; bakır zırhı 10 cm.'lik levhayı, 30 cm.'lik beyaz meşe kerestesini, 65 cm.'lik sert meşeyi delip geçtiği bilinmektedir. http://web.netbul.com/cocuk/images/images/bunlari_bil/baliklar%20copy.jpg Oltayla tutulan en büyük balık 1959'da Güney Avustralya açıklarında 1.208 kg. ağırlığında bir büyük beyaz köpekbalığı yakalandı. Köpekbalıklarında kaç tane solungaç bulunur? Her ne kadar köpekbalıklarında beş tane solungaç yarığı varsa da bazılarında altı solungaç yarığı bulunur. Yedi solungaç yarıklı köpekbalıkları da vardır. http://web.netbul.com/cocuk/images/images/bunlari_bil/baliklar2-copy-2.jpg Solungaç nedir? Balıkların solunum organıdır. Solungaçlardaki ince deri tabakasının altında kan damarları bulunur. Kan çevresindeki sudan oksijen alır, artık olan karbondioksidi dışarı verir. Yüzgeç nedir? Yüzgeç, çubuklar veya ışınlarla desteklenmiş, katlanmış deridir. Balıklarda yüzmek için kullanılır. Balıklar nasıl oluştu? Hayat, insanın oluşumundan milyonlarca yıl önce denizde başladı. İlk canlılar, mikroskobik bitkilerdi. Bu bitkilerden bazıları, diğerlerini yemeğe başladı. Bunlar, ilk hayvanlardı. Zamanla, bitki ve hayvanların bazıları gelişti ve büyüdü. Bazı deniz hayvanları; denizşakayıkları, denizanaları, solucanlar, deniz yıldızları, salyangozlar ya da yengeçleri oluşturdu. Birkaç deniz hayvanı, omurga oluşturdu ve ilk balıklar meydana geldi. Yüzgeçleri gelişti ve solungaçlarla soludular. http://web.netbul.com/cocuk/images/images/bunlari_bil/baliklar3%20copy.jpg Balıklar suda nasıl haraket eder? Sandıkbalığı ve denizaltıların dışında bütün balıklar vücutlarını ve kuyruklarını sallayarak yüzerler. Balığın bu haraketi, yılanın karadaki haraketine benzer. Onun için buna yılankavi haraket denir. Yılan, yerde haraket ederken vücudunun farklı kısımlarını yer üzerindeki ufak çıkıntılara bastırarak vücudunu öne iter. Balıklar da vücudunu kıvırırken suyu bastırır ve böylece kendini öne götürür. Yaprak balığını tanıyor musunuz? Güney Amerika'da yaşar ve rengi kahverengidir. Tehlike yaklaştığında kendini bırakır, ölü bir yaprak gibi yüzer. Burnunda yaprak sapına benzeyen kısa bir uzantı vardır. Halı köpekbalığı kendini nasıl gizler? Avusturalya'da yaşayan halı köpekbalığının yassı bir görüntüsü vardır. Diğer köpekbalıklarından daha fazla dipte yatar. Derisi halı desenine benzer. Bu durum, onun deniz dibinde gizlenmesine yardım eder. Balıkların hızlarını biliyor musunuz? Mandagöz mercan balığı2 km/sDikence balığı10.9 km/sTatlı su kayabalığı11.2 km/sYılanbalığı12 km/sSazan12.2 km/sBarbunya12.8 km/sSazancık 13.1 km/sSarıbalık14.9 km/sKızılkanat16 km/sTatlı su levreği16.4 km/sBıyıklı bayık17.7 km/sLevrek19.3 km/sTurna balığı32.9 km/sAlabalık37 km/sSom balığı40.2 km/sPamuk balığı42.6 km/sTarpon56.3 km/sUçan balık56.3 km/sTon (Orkinoz)70.8 km/sKılıç balığı96.5 km/sYelken balığı 96.5 km/s Balıkların hızlarını vücut biçimleri etkiler. Sazan ve sarıbalık gibi yavaş haraket eden balıklarda yüzgeçler sırtın ortasındadır. Turna balığı ve yelken balığı gibi daha hızlı haraket eden balıklarda yüzgeçler vücutlarının iyice gerisindedir. |
Domates Niçin Meyvedir Genellikle meyveler çiğ olarak (tabii yıkandıktan sonra), sebzeler ise pişirildikten sonra yenilir. Bu da bazı yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklarına dair karışıklıklara yol açar. Örneğin domates salatada çiğ olarak yenilebilir, bunun yanında tencere yemeği olarak dolması da yapılır. Bu durumda domates meyve midir, yoksa sebze mi? Genel kanının ikincisi olmasına rağmen aslında domates bir meyvedir. Çarşı, pazar anlayışına göre, tabiatta bulunduğu şekilde yenilen ve tadı tatlı olan yiyecekler meyvedir. Çarşıda, pazarda, marketlerde elma, çilek, üzüm ve muz meyve olarak kabul edilirlerken, taze fasulye, domates, kabak ve patates, sebze reyonlarında bulunur. Ancak bilim insanları, yani botanistler, sebze-meyve ayırımını böyle yapmıyorlar. Onlara göre meyve, içinde etli veya kuru, çoğunluğunu çekirdek diye adlandırdığımız, kendi tohumu veya tohumları bulunan yiyecektir. Bu tanıma göre kayısı, şeftali, üzüm, taze fasulye, domates, salatalık (hıyar) ve benzeri gıda maddeleri teknik olarak meyvedir. Yani kısaca çekirdeği olan tüm yiyecekler meyvedir. Geriye kalanlar, yani patates, havuç, şalgam, soğan, sarımsak gibi bitki kökleri, lahana, marul gibi bitki yaprakları, hatta aslında bir çiçek olan karnabahar bile birer sebzedir. Bu arada belirtmekte fayda var; biz bitkilerin değişik kısımlarını yeriz. Örneğin, maydanoz yetiştiği bitkinin yaprak kısmı iken, karabiber ağacın meyvesi, tarçın kabuğu, susam ise bitkisinin tohumudur. |
Arabaların Arka Camları Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camlan dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camlan tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür. Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzoz gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle bir alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar. Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur. Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu. Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu. Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. 'Yeni araba kokusu' denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz. Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar. |
Çay bitkisi Dünyada yaklaşık 1500 çeşit çay var. Bunların hepsi "Camellia Sinensis" denen tek bir bitkiden elde ediliyor. Çay türleri Türleri belirleyen tek kıstas fermantasyondur. Siyah çay (fermante edilmiş), yeşil çay (fermante edilmemiş) ve Oolong (yarı fermante). Dünyada en çok tüketilen çay türü siyah çay. En pahalı çay Dünyanın en pahalı çayı beyaz çay. Fermante edilmemiş olduğu için yeşil çay kategorisindedir. Adını açık renk deminden alır. İlk İngiliz çayı İngilizler Hindistan' ın Assam bölgesinde 1838 yılında çay yetiştirmeyi başardı. Seylan çayı 1868 yılında Seylan (Sri Lanka) adasında baş gösteren bir parazit yüzünden bütün kahve tarlaları mahvolunca çay tarımına başlandı. İlk Seylan çayı 1884 yılında düzenlenen fuarda Avrupalılar'a tanıtıldı. Türkiye'nin ilk çay üstadı Hacı Mehmet Arif 1877 yılında yazdığı Çay Risalesi adlı kitapta çayın nimetlerini övdü. Türkiye'de ilk çay İktisat Vekaleti temsicisi Zihni Derin 1923 yılında Rize'nin Müftü Mahallesi'ndeki bir bahçede ilk çayı yetiştirdi. 1937 yılında basit bir imalathanede çay üretti. Daha sonra kendi adı verilen ilk çay fabrikası 1947'de üretime geçti. · Ünlü besteci Beethoven'in son bestesini, sağır olarak yaptığını... · Paris'teki Versailles Sarayı'nın 1300 odası olduğunu ve hiç tuvaletinin olmadığını... · Bir çift sineğin sadece nisan-mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksa idi, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplayacağını... · Eyfel kulesinin yapımında toplam 6400 ton ağırlığında 18.100 adet demir parçası kullanıldığını... · Süleymaniye camiinin 4 minaresi olmasının sebebinin, Kanuni'nin İstanbul'un fethinden sonraki dördüncü padişah; bu dört minaredeki on şerefenin de Osmanlının onuncu padişahı olduğunun bir işareti anlamına geldiğini... · Bir insandaki toplam damar uzunluğunun 150 bin km. ve dünya ile güneş arasındaki mesafenin de 150 milyon km. olduğunu... · Osmanlı sultanlarının ve bazı alimlerin başlarındaki kavukların, kefenlerinden oluştuğunu, sık sık ölümü hatırlayıp ona göre karar verdiklerini, ayrıca öldükleri zaman hemen başlarındaki kefenle defnedildiklerini… · Bir futbolcunun topa her kafa vuruşunda, beyninden 1000(bin) hücrenin öldüğünü... · Ortalama bir insanda 30.000-100.000 adet saç olduğunu, hergün yaklaşık 100 tanesinin döküldüğünü... · İnsan vücudunun her 7 yılda -ölen hücrelerin yerine yenisi gelerek- tamamen yenilendiğini... · Amerikan halkının %60'ının ülkelerini, dünya haritasında bulamadıklarını... · 0(sıfır)'ı müslümanların bulduğunu... · Dünyaya her yıl düşen yağış miktarının eşit olduğunu · Beşiktaş kulübünün kuruluşundaki Kırmızı-Beyaz renklerinin, Başkan savaşındaki malubiyetten sonra Siyah-Beyaz olarak değiştirildiğini... · Galatasaray kulübünden, yıllar önce bir grubun ayrılıp 'Güneşspor' u kurduğunu... · Fenerbahçe Kulübünün ilk adının 'Siyah Çoraplılar' olduğunu... · İbni Sina'nın göz ameliyatı yaptığını... |
Aç mısınız?: Yaşamınız boyunca 30.000 kilo kadar yemek yersiniz.Buda 6 filin ağırlığına eşittir. Bunu yut: Yutulan yiyecek vücudunuzda 3,5metre yol alır yani bir otomobilin uzunluğu kadar. Saç: Bilinen en uzun saç Hint'li bir rahibindi.1949'da saçının boyu 8metre olarak ölçüldü.Yani kolunuzdan 13 kat daha uzun. Isı: Vücudun normal ısısı 37 derecedir.Eğer ısı 25 dereceye düşerse ölebilirsiniz. |
Bunları biliyor musunuz? 1) Gözlügünüzün vidasi çok çabuk çikiyorsa vidayi takmadan önce, vidanin girecegi delige renksiz oje damlatin. Vidayi öyle takin. 2) Satin aldiginiz ayakkabilar ayaginizi sikiyor ise onlari bir kaç dakika buhara tutun. 3) Makasinizi bilemek istiyorsaniz, zimpara kagidi kesin. 4) Halidaki sigara yaniklarindan, yanik yerler üzerinde zimpara kagidi ile dairesel hareketler yaparak kurtulabilirsiniz. 5) Mobilyalarin yerlerini degistirdiginizde halilarin üzerinde iz birakir. Bu izleri yok etmek için izlerin üzerine bir parça buz koyun ve erimesini bekleyin. Daha sonra üzerinde elektrik süpürgesini gezdirin. Izden eser kalmadigini göreceksiniz. 6) Fermuarli giyeceklerinizi çamasir makinesine koymadan önce kapali olup olmadigini kontrol edin. Açiksa zedelenebilirler. 7) Üst üste koydugunuz bardaklar yapisip çikmiyorsa bir legenin içerisine koyun Üstteki bardagin içerisine buz koyup legenin içerisine yavas yavas sicak su koyun. Bardaklarin kolayca çiktigini göreceksiniz. 8) Satin aldiginiz plastik ve cam esyalarin üzerine yapistirilan etiketlerden kurtulmak için etiketin üzerine yemeklik margarin sürün ve 15 dakika bekletin. Bir bez ile ovalayip yikayin. Üzerinde hiç bir leke ve çizilme olusmayacaktir. 9) Ütü yapmayi kolaylastirmak ve süreyi azaltmak için ütü masasinin kilifinin altina alüminyum folyo koyun. Sicagi geri yansitacagindan ütü yapmak daha kolay olacaktir. 10) Bez pabuçlarin temizlenmesi sorun oluyor ise pabuçlari bir yastik kilifinin içerisine koyun. Kilifin agzini kapayin ve çamasir makinasinda yikayin. Yeni gibi olacaklardir. 11) Buz kaliplarinizi su ile doldurmadan önce bölmelere portakal, limon ve dilediginiz meyve parçaciklari yerlestirirseniz dekoratif buzlar elde etmis olursunuz. 12) Eger ayaklariniz çok isinip sisiyorsa onlari saatlerce sicak suda bekletmeyin, aksine kolonya ile ovalayin. Bilekleriniz ve ayaklariniz sismeyecektir 13) Eger ayaklariniz çok hassas ise, sicak havalarda sikayetleriniz artiyorsa, her sabah bir kaç damla zeytinyagi ile ovalayin. 14) Pamuklu giysilerinizin çekmemesi için ilk yikamada bir gece soguk suyun içerisinde bekletin, sonra yikayin, çekmeyeceklerdir. 15) Dirsek ve topuklarinizin sertlesmesini istemiyorsaniz, bir dilim limon ile ovun. Böylece yumusacik olacaklardir. 16) Yeni bir tava satin aldiginizda ilk önce içinde bir miktar sirke kaynatin. Bu islem ilerde kizartmalarinizin tavaya yapismasini önleyecektir. 17) Cevizle dost olun. Içindeki yag beyin hücreleri için çok yararlidir. Kan sekerini düsürdügü için seker hastalarina da uzmanlar tarafindan tavsiye edilir 18) Duvariniza çivi çakacaginiz zaman isaretlediginiz yerin üzerine çapraz bant yapistirin. Çiviyi öyle çakin. Böylece duvarin alçisini çatlatmamis olacaksiniz. 19) Kizartma yagini bir kaç kez kullanabilirsiniz. Kullanilir durumda olup olmadigini anlamak için kizgin yagin içerisine bir dilim ekmek atin. Ekmekte kara lekeler olusmuyorsa kullanabilirsiniz. 20) Cevizlerin kabuklarini kolayca açabilmek için onlari bir gece tuzlu suyun içerisinde bekletin. Böylece içleri de dagilmayacaktir. 21) Unlarinizin böceklenmemesi için, un kavanozunun içerisine bir adet defne yapragi koyun. 22) Firinda patates yapmadan önce , 10-15 dakika haslayin ve çatal ile delin. Daha kolay pisecektir. 23) Büyük miktarda patatesiniz var ise torbanin içerisine bir adet elma koyun. 8 hafta boyunca filizlenmesini ve büzüsmesini önler. 24) Kullanilmis limon kabuklarini rendeleyip seker ile karistirin. Kavanozun içerisinde buzdolabinda uzun bir süre saklayabilirsiniz. Böylece pasta yaparken elinizin altinda hazir bulunur. 25) Kabarik bir omlet yapmak istiyorsaniz, bir çorba kasigi suyun içerisine bir çay kasigi misir unu karistirin. Hazirladiginiz karisimi yumurtaya ilave edin. Böylece kabarik bir omlet yapmis olacaksiniz. 26) Sarimsaklarinizi her zaman elinizin altinda hazir bulundurmak istiyorsaniz kabuklarini soyduktan sonra bir kavanoza doldurup üzerine zeytinyagi koyarak muhafaza edebilirsiniz. Ayrica bu yag yemeklerinize, salatalariniza ayri bir lezzet katacaktir. 27) Peyniri kolay rendelemek için, 15 dakika buzlukta bekletin 28) Bisküvileriniz yumusamissa onlari birkaç dakika firinlayin. 29) Çekmeceleri içini bosaltmadan temizlemek istiyorsaniz, elektrik süpürgesinin ucuna ince bir çorap geçirin. 30) Firinda tavuk kizartacaginiz zaman üzerine koydugunuz baharatlardan içine de koyun. Böylece daha lezzetli olur. 31) Domates salçaniz çok eksi ise içerisine bir havuç rendeleyin. Havuç, salçanizi (sosunuzu) tatlandiracaktir. 32) Mantarlarin daha lezzetli olmasi için pisirmeden önce üzerlerine biraz tuz ve limon suyu koyun, 5 dakika bekletin. Daha sonra pisirin. 33) Firinda tavuk kizartacaginiz zaman bir limonu ikiye bölün, yarisini tavugun üzerine bastirarak iyice sürün. Diger yarisini ise tavugun içerisine yerlestirin. Tavugunuz nar gibi kizaracaktir. 34) 2 Çorba kasigi yogurdu, sulandirilmis 1 çorba kasigi salçayi ve birazda zeytinyagini derin bir kabin içerisinde karistirin. Firina koymadan önce tavugun her tarafina sürün. Çok daha lezzetli olacaktir. 35) Hazirladiginiz kekin ortasina malzeme koyacaginiz zaman biçak ile kesmenize gerek yok. Dikis ipligini kekin etrafina gerip dikkatlice çektiginiz zaman düzgün bir sekilde kesildigini göreceksiniz. 36) Hazirladiginiz kekin, firinda pisirirken çökmemesi için hamuru kalibi ile birlikte firina koymadan önce 20 dakika kadar dinlendirin. 37) Pisirdiginiz sebzelerin renklerini kaybetmemesi için bir kesme seker yada limon suyu koyun. 38) Hazirladiginiz omletin tavaya yapismamasi için, önce tavayi ocaga koyup iyice isitin sonra yagi döküp kizdirin. Daha sonra karisimi tavaya alin ve ocagin altini kisin. 39) Kesilmis ve açik havada kalmis sogan zararlidir. Kullanmadiginiz sogan parçalarini saklamayin. 40) Kuru soganlari kese kagidina sardiktan sonra buzdolabinin sebze bölümünde muhafaza ederseniz çürüyüp bozulmasini önlemis olursunuz. 41) Parfümü bitmis küçük parfüm siselerini atmaya kiyamiyorsaniz onlari çamasir dolabiniza koyun. Böylece çamasirlarinizin hos kokmasini saglarsiniz. 42) Kizarttiginiz tavugun tekrar isittiginizda lezzetini kaybetmesini istemiyorsaniz tavuk parçalarini bir süzgece koyun. Tencerenin içerisinde su kaynatin ve süzgeci üzerine oturtun. Buharda isitilan tavuk lezzetinde hiçbir sey kaybetmeyecektir. 43) Satin aldiginiz kiviler çok sert ve ham ise bir gece boyunca plastik bir torba içerisinde elma ve armut ile saklayin. 44) Evde pasta yaparken kullandiginiz meyve sekerlemelerinin dibe çökmesini istemiyorsaniz hazirladiginiz hamura bir miktar misir unu ilave edin. Meyveler piserken sulari yogunlasir ve dibe çökmezler. 45) Kek kalibinizin içine hamurunuzu dökmeden önce ortasina bir serit alüminyum folyo koyun. Böylece kekinizi pisirdikten sonra kolayca çikartabilirsiniz. 46) Sogan, sarimsak kesmeden önce parmaklariniza limon suyu sürerseniz , istemediginiz kokulardan kurtulmus olursunuz. 47) Kizartma kokularinin bütün eve yayilmamasi için yagin içerisine bir iki dal maydanoz atin. 48) Lambalarinizin üzerine kullanmadiginiz kokularinizdan veya biraz vanilya sürerseniz, lambalarinizi yaktiginizda mis gibi koku yayilacaktir.( Fazla sürmeyin. ) |
Bunları Biliyor muydunuz? Zıt Kutuplar Çeker Vücut kokusunun insanlardaki çekicilikle ve aşkla ne ilgisi var? Belki de çok. Bilimsel bir çalışma sonunda araştırmacılar Manfred Milinski ve Claus Wedekind, bağışıklık sistemindeki bir genin, kadınları erkek vücudu kokularına çekmede etkili olduğunu saptadı. Yazar Lauren Slater'ın makalesinde açıkladığı gibi, çalışma kapsamındaki kadınların, genleri kendilerininkinden çok farklı erkeklere karşı çekim duyduğu gözlendi. Milinski ve Wedekind, deneyin kapsamını genişletti ve aynı genotipi paylaşan insanların benzer parfüm tercihleri olduğunu gördü. Ayrıca, bu tercihlerin, eşlerinde bulunmasını istedikleri kokularla değil, aslında kendileri için seçtikleri kokularla ilgili olduğu saptandı. Milinski ve Wedekind insanın kendi kusursuz kokusunu, yani romantik bakımdan dayanılmaz hale gelmesini sağlayabilecek kokuyu bir büyük mağaza tezgâhında veya bir derginin reklam ekinde bulma çabasının büyük olasılıkla yararsız olacağını belirtiyor. Onlara göre, çözüm bir uzman parfümcünün "ideal parfümü kişiye göre hazırlaması"nda yatıyor. Parfümler her ne kadar insanları biraraya getiremezse de, bu uzmanların "insan uygarlığının pis kokulu şamatası" dediği şeyle başa çıkmak için doğal vücut kokularını güçlendirmede kullanılabilir. |
Bunları Biliyor muydunuz? Çin'in karşı karşıya kaldığı ve büyük ölçüde kömür kullanılmasından kaynaklanan hava kirliliğine ilişkin sorunlar tüm Dünya'da hissedilebiliyor. İlkbaharla birlikte Gobi Çölü'nden kalkan toz fırtınaları bu devasa ülkede dolaşırken, havadaki parçacıkları ve diğer kirletici maddeleri topluyor. Komşu Kore'ye sızmanın yanı sıra okyanus üzerindeki hava akımıyla Japonya'ya ve Kuzey Amerika'nın iç bölümlerine kadar ulaşıyor. Ağır parçacıklar Büyük Okyanus'u aşmadan önce bulutlardan düşerken, ölçülebilir miktarda arsenik, bakır, kurşun, çinko, sülfürik asit ve cıva içeren daha küçük parçacıklar hava akımında bir haftayı aşkın bir süre yol alabiliyor. |
Bir dahaki sefer ellerinizi yıkarken suyun sıcaklığı tam istediğiniz gibi değilse eskiden İngiltere'de bu işlerin nasıl yapıldığını düşünün. 1500´lerde İngilterede işler şöyle yapılıyordu: İnsanların çoğu Haziranda evleniyordu Çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, Haziranda hala çok kötü kokmuyorlardı. Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu. Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti. Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak da bebekler aynı suda yıkanıyordu. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü. Ingilizcedeki banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın? (Don´t throw the baby out with the bath water) deyimi buradan gelmektedir. Evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların altında tahta bulunmuyordu. Burası hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu. Yağmur yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu. İngilizcedeki kedi-köpek yağıyor (It´s raining cats and dogs) deyimi buradan gelmektedir. Yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu. Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu. Etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü yataklar buradan gelmektedir. Zemin topraktı. Sadece zenginlerin zemini topraktan başka bir şeyden yapılmıştı. Toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri buradan çıkmıştır. Zenginlerin ahşaptan yapılmış zeminleri vardı. Bunlar kışın ıslandığı zaman kayganlaşıyordu. Bunu önlemek için yere saman (thresh) seriyorlardı. Kış boyunca saman sermeye devam ediliyordu. Bir zaman geliyordu ki kapı açılınca saman dışarıya taşıyordu. Buna mani olmak üzere kapının altına bir tahta parçası konuyordu ki bunun adı "thresh hold" (saman tutan; Türkçesi "eşik") idi. Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük bir kazanın içinde yapılıyordu. Her gün ateş yakılıyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu. Çoğu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. Akşam yahni yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu. Bezelye lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası dokuz günlük (peas porridge hot, peas porridge cold, peas porridge in the pot nine days old) tekerlemesinin menşei budur. Bazen domuz eti buluyorlar o zaman çok seviniyorlardı. Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı. Birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. Buna yağ çiğnemek (chew the fat) adı veriliyordu. Parası olanlar kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar alabiliyordu. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açıyordu. Domatesler buna sık sık sebep olduğu için bunda sonraki yaklaşık 400 yıl boyunca domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü. Çoğu insanın kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu. Onun yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı. Çoğu zaman bu tabaklar bayat ekmekten yapılıyordu. Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman kullanılabiliyordu. Bunlar hiçbir zaman yıkanmadığı için içinde kurtlar ve küfler oluşuyordu. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek yiyen insanların ağızlarında "tabak ağzı" (trench mouth) denen hastalık ortaya çıkıyordu. Ekmek itibara göre bölüşülüyordu. İşçiler yanık olan alt kabuğu, aile orta kısmı, misafirler de üst kabuğu alırdı. Bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu. Bu bileşim insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu. Yoldan geçen insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık yapıyordu. Bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne yatırılıyor¸ aile etrafına toplanıp yiyip-içerek uyanıp uyanmayacağına bakıyordu. Buna "uyanma" nöbeti deniyordu. Ingiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlamıştı. Bunun için mezarları kazıp tabutları çıkarıyor, kemikleri bir "kemik evi"ne götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı. Tabutlar açıldığında her 25 tabutun birinde iç tarafta kazıntı izleri olduğu görüldü. Böylece insanların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı. Buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar. Bir kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi. Buna mezarlık nöbeti "graveyard shift" denirdi. Bazıları zil sayesinde kurtulur ("saved by the bell") bazıları da "ölü zilci" (dead ringer) olurdu. |
bunları biliyormuydunuz???? Japonya'da geliştirilen bir aygıt sayesinde,çiçekler müzik aracılığıyla bize yanıt verebiliyorlar.Japonca ''çiçek sesi'' anlamına gelen ''ka-on'' adlı aygıt halka biçiminde bir mıknatıs ve bir bobin içeriyor.aygıt,çiçeğin içinde durduğı vazonun dibine yerleştiriliyor.daha sonra bir CD çalar,televizyon yada başka bir ses vericiye bağlanan aygıt sayesinde sesler,çiçeğin gövdesinden taçyapraklarına doğru ulaşarak dışarı yayımlanabiliyor.hoparlör yardımıyla sesler tüm odayı müzikle dolduruyor.Henüz çok erken olmasına karşın ka-on,Japonya'da düğün ya da resepsiyon masalarındaki çiçeklerde ve konserlerde bile kullanılmaya başladı:smiley32: (F) |
Kimseye soramadıklarımız... BİLMEMEK AYIP DEĞİL, ÖĞRENMEMEK AYIPTIR :)) " , 1 Nisan şakasının kökeni nedir? 1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX Charles'in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı. İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar? Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 1) İnsanların beş duyusunu tatmin amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin eder anlamını taşır. 2)Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi. Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler? Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı. Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildişinden ve kemikten yapılırdı. Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir? Bu şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı Amerika'lı iki kız kardeşe aittir. Orijinal adı " Good Morning to All" yani " hepinize günaydın"dır. Daha sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor? Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapışma olayında benzer veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekmektedir. Mezara niçin çiçek konulur? İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme, kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle mazarlıklarda kullanılır. Ağacın yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde siyah giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır. Satrançta şah niçin o kadar pasiftir? Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır. İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur? Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir. Akıl ile zeka arasında fark nedir? Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir. Dolunay insan davranışlarınıetkiler mi? İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır. Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların gel-git denilen suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı , okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün olması gerekirdi. Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır. Niçin gözyaşı dökeriz? Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal nedenlearle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır. Üç yaşından daha önce olanları için hatırlamıyoruz? Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anıveya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller.Öykü ve anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından küçükler düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün olarak şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye başlıyor. Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir? Eğerköşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez. İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır. Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir. Develerin hörgüçlerinde ne var? Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su etkilenmez. Çinlilerin gözleri niçin çekiktir? Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur. Ateş böceği nasıl ışık saçıyor? Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğinışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker? Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez. İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar? Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler. Bir hafta niçin 7 gündür? Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı. Niçin otellerin kapıları döner kapıdır? Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini engeller. İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir? Çok kişi "Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul" ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals" diğer sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı sanır. Oysa hiçbiri değildir. Tamamen telgraf zamanından kalma mors alfabesiyle ilgilidir. İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi. Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur? Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğine iletirler. Omirilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir, bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir. Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir? Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye aracılığıyla aktarılır. Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı kaliteli kılmasıdır. Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter? Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır. Horozlar niçin sabahları erkenden öterler? Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor? Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler başlar. Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor? Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş iki kap vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam şişedir.İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır. Kuşlar nasıl konuşabiliyor? Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses organları memeli hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinn dibinde, karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit yeteneği vardır. Doğayla içiçe yaşarken diğer kuşların seslerini taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar. |
Biliyor musunuz? * Kendi dirseğini yalamanın imkansız olduğunu? yorulmayın sondan 5. satırı okuyun ltfn : )) * Ördeğin vakvaklamasının yankı yapmadığını ve bunu kimsenin açıklayamadığını? * İdrarın zifiri karanlıkta parladığını? * Eğer çok şiddetli hapşırırsan, kaburgalarından birini kırabileceğini? * Hapşırmayı engellemeye çalışırsan,başındaki veya boynundaki damarlardan birinin yırtılabileceğini ve ölebileceğini? * Hapşırdığın sırada gözlerini açık tutmaya çalışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini? * Domuzların vücut yapılarından dolayı hiçbir zaman başlarını yukarı kaldırıp gökyüzüne bakamadıklarını? * Dünya nüfusunun %50 sinin hiç telefonla konuşmadığını? * Farelerin ve atların kusamadıklarını? * 1 saat sureyle kulaklıkla birşey dinlemenin kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırdığını? * Çakmağın kibritten önce bulunduğunu? * Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu? * Bu yazıyı okuyan insanların %75 inden fazlasının, dirseklerini yalamaya çalışacaklarını (gerçekten olmuyor di mi ) * Bir köpekbalığı 100 milyon damla deniz suyu içindeki bir damla kanı hissedebilir. * Zürafa kulağını 53 santim uzunluğundaki dili ile temizler. * Einstein 9 yaşına kadar düzgün konuşamamıştır. Ailesi onun özürlü olduğunu düşünmüştür. * Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil pamuktan yapılır |
http://img127.imageshack.us/img127/2836/parnakye9zw2.jpg Baş parmak anne ve babamızı işaret parmağı kardeşlerimizi Orta parmak kendimizi Dördüncü parmak yani yüzük parmağı eşimizi Küçük parmak da çocuklarımızı temsil ediyor.. Peki eşimizi,başka bir değişle hayatımızın aşkını temsil etmesi için neden dördüncü parmak seçilmiş. Bunu anlamak için ellerimizi kullanarak bir test yapmalıyız. Bu test için ellerimizi resimdeki pozisyondaki gibi birleştirelim. Testin Kuralı: Ellerimiz bu pozisyondayken uçları birbirine değen parmaklarımızı sırasıyla birbirinden ayıracağız. iki parmağı birinden ayırırken diğer parmaklar birbirinden asla ayrılmayacak. . Ayrılan parmakları tekrar birleştirip sonra sıradaki parmakları birbirinden ayıracağız. Orta parmak kendimizi simgelediği için onları ayırmıyoruz. Bu şekilde yaptığınız zaman dördüncü parmaklar olan yüzük parmaklarının birbirinden ayrılmadığını göreceksiniz. Annemiz,babamız, kardeşlerimiz ve çocuklarımızla hayatın belli bir bölümünden sonra ayrılırız Ama hayatımızın gerçek aşkıyla ömrümüzün sonuna kadar beraber kalırız. Dördüncü parmakların ayrılmaması bunu temsil ediyor ve bu sebeple yüzük parmağı oluyor. |
Bunları biliyormuydunuz? İnsan beyninin ortalama ağırlığı 1.3 kg. Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır. Yetişkin bir insan günde ortalama olarak 23 bin kez nefes alır. Kaşları yukarı kaldırmak için 30 kası harekete geçirmek gerekiyor. Erkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk körü oluyorlar. Döllenmeden doğuma kadar bir bebeğin ağırlığı beş, milyon kat artıyor. Gözleri açık tutarak hapşırmak imkânsızdır. Gözlerimiz hiçbir zaman büyümez. Ama burnumuz ve kulaklarımızın büyümesi asla sona ermez. İnsan beyninin % 80’i sudur. İnsan beyninin ortalama ağırlığı 1.3kg’dır. İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak başparmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir. İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir. İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir. İnsanlar beyinlerinin sadece %10’unu kullanırlar. |
Bir garip sayı: 12345679 , nedense 8 'i yok... 12345679, bu sayının tek başına hiç bir özelliği yok. Ama 9 ve 9 'un katları ile çarptığınız zaman bakın ortaya nasıl ilginç bir sonuç çıkıyor. Matematikteki bu uyuma bakar mısınız? şiir gibi. 12 345 679 x 9 = 111 111 111 12 345 679 x 18 = 222 222 222 12 345 679 x 27 = 333 333 333 12 345 679 x 36 = 444 444 444 12 345 679 x 45 = 555 555 555 12 345 679 x 54 = 666 666 666 12 345 679 x 63 = 777 777 777 12 345 679 x 72 = 888 888 888 12 345 679 x 81 = 999 999 999 veeee 12345679 x 999 999 999 = 1 2 3 4 5 6 7 8 9 8 7 6 5 4 3 2 1 Ne kadar ilginç değilmi? |
Gülmenin 11 Yararı Var ? GÜLMENİN 11 YARARI VAR! Gülmenin yararları saymakla bitmiyor! Alman Dr. Heiner Uber,''Gülme Prensibi'' adlı kıtabında bu yararları anlattı. 19. Yüzyıl sonlarına kadar ayıp ve kaba bir hareket olarak tanımlanan gülmenin, aslında insanın ''en iyi doktoru'' olduğu belirtilen kitapta, günümüzde yüzünden gülümseme eksik olmayan ınsanların daha karizmatik görüldüğü anlatılıyor. Kıtapta ayrıca gülmenın 11 yararı da sıralanıyor. GÜLMENIN YARARLARI 1- Cinsel yaşamın daha iyi olmasını sağlar 2- Soğuk algınlığından korur 3- Şeker hastalığına karşı korur 4- Tansiyonun dengede kalmasını sağlar 5- Vücuttaki ağrıların azalmasına neden olur 6- Stresi yok eder 7- Mutlu hissettirir 8- Saldırgan ve sinirlı olmayı engeller 9- Fiziksel olarak iyi hissetmenizi sağlar 10- Sindirime yardımcı olur 11- Kötü huylu tümörlerle mücadele eder |
Butun Bunları Bılıyor Muydunuz ? -Bir yılan 3 yıl uyuyabilir. -Bal bozulmayan tek gıdadır. -Ördeğin sesi yankı yapmaz. -Denizyıldızlarının beyni yoktur. -Üzüm mikrodalga fırında patlar. -İnsan yılda en az 1460 rüya görür. -İçtiğimiz sular 3 milyar yaşındadır. -Karınca iki hafta su altında yaşayabilir. -İnsan kalbi dakikada 60-80 defa çarpar. -Üzümü mikrodalgaya koyarsanız patlar. -Parmak izi gibi herkesin dil izi de farklıdır. -"Pi" sayısının bir milyarıncı rakamı 9'dur. -Dünyada insanlardan daha çok tavuk var. -Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir. -İnsanın kalça kemiği betondan daha sağlamdır. -Hiçbir kağıt 7 defadan fazla 2'ye katlanamaz. -Türkiye'de Mehmet adında 1 milyon 229 kişi var. -Sabahları elma kahveden daha fazla uykunuzu açar. -Yerçekimsiz ortamda mum alevi küre şeklinde olur. -El tırnakları ayak tırnaklarından 4 kat daha hızlı uzar. -Otomobil sayısı insan sayısından 3 kat daha hızlı artıyor. -Doğum gününüzü en az 9 milyon kişiyle paylaşıyorsunuz. -Bir bardak sıcak su, buzdolabında soğuk sudan daha çabuk donar. -Günde 24 saat sayı saysanız, 1 trilyona ulaşmanız 31 bin 688 yıl alır. -Dünyada bir yılda gerçek paradan daha fazla Monopol parası basılıyor. -Eksi 90 derecede nefesimiz, havanın ortasında donar ve düşer. -Vücudumuzdaki tüm damarları uç uca ekleseniz 19 bin 200 kilometre eder. -Çin'de İngilizce konuşan kişi sayısı Amerika'dan daha fazladır. -Elma, soğan ve patatesin tadı aynıdır. Fark sadece tamamen kokularından kaynaklanır. Aslında hepsi tatlıdır. -13 rakamının uğursuz olarak bilinmesi nedeniyle ABD'de birçok otelde 13. katta oda bulunmaz. -En uzun boylu insan 1940 yılında ölen 2,72 metre boyunda ABD'li R.P. Wadlow olmuştur. -Kibrit kutusu büyüklüğündeki altın külçesi yufka gibi açılarak bir tenis kortu büyüklüğüne kadar yırtılmadan uzatılabilir. -Einstein 9 yaşından sonra akıcı konuşmaya başladı. Aile onda zihin geriliği olduğunu bile düşündü. -İnsan daha çok oksijen alabilmek ve vücudundaki karbon gazını boşaltmak için esner. -İnsan bir günde 28-33 bin litre hava, 500-700 litre oksijen, 2 kilogram yiyecek tüketir. -Dünyanın en hızlı kuşu Boğazlı Kırlangıç'tır. 3 saniye süreyle saatte 128 km. sürate ulaşmıştır. -Michel Jordan bir yılda Nike'den Nike'ın Malezya fabrikası personelinin hepsinden fazla para kazanıyor. -ABD, Ohio'da lisans olmadan fare yakalamak yasaktır. -Eğer aynı zamanda aksırır, hıçkırır ve gaz çıkarırsanız, patlarsınız. -Aşık olduğumuzda beynimiz "phenylethylamine" üretir. Bu kalp atışınızı hızlandırır ve sizi mutlu yapar. Mu kimyasal madde çikolatada da vardır. -Uzayda yerçekimi olmadığı için astronotlar ağlayamaz. Çünkü gözyaşı aşağı düşmez. -Birinci Dünya Savaşında Fransa ülkedeki tüm taksileri tüm taksileri devraldı ve askerler cepheye bu taksilerle taşındı. -1994 Dünya Kupası'nda, Bulgaristan futbol takımının 11 oyuncusunun hepsinin isminin sonu "OV" ile bitiyordu. -Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmaz, sizi gizler. Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuzu anlamalarını engeller. -Kahve sarhoş bir insanın ayılmasına yardımcı olmaz. Hatta çoğu zaman alkolün etkisinin artmasına yol açar. -Kereviz yerken harcanan kalori,kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır. -Bir pire, kendi büyüklüğünün 150 kat yüksekliğine zıplayabilir. Bu oranı tutturmak için insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gereklidir. -Klinik ölüm sonrası insan 5 dakika içinde hayata geri getirilebilir. 5 dakika sonra beyin hücreleri ölmeye başlar, ama yine de bu süreyi 5 dakika daha uzatmak mümkündür. -İnsan uzun süre bir böbrek ve bir akciğerle, midesiz, dalaksız yaşayabilir, ama karaciğersiz bir dakika bile yaşayamaz. -Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.-Soğuk havalarda ısınmak için alkol almak son derece tehlikelidir. Yüzeysel damarlarda genişlemeye yol açan alkol bir süre kendinizi ısınmış gibi hissetmenize yol açarken, vücudun ısı kaybını kolaylaştırır. Bu da donmayı çabuklaştırır. -Macar Yanosh Voven ve karısı Sara dünyada en uzun aile hayatı sürmüşler. Onlar 147 sene beraber yaşamışlar. Yanosh 172, Sara 164 sene yaşamıştır. Öldüklerinde en küçük çocuklarının 116 yaşı varmış. -En büyük kuş yumurtası devekuşunundur. 15 - 20 santimetre uzunluğunda ve ortalama 1.7 kilogram ağırlığındadır. Kaynatılarak pişirilmesi 40 dakika sürer. -Kirpiler suda yüzer. -Salatalığın yüzde 96'sı sudur. -Sivrisineklerin 47 tane dişi vardır. -Coca-Cola'nın orijinal rengi yeşildir. -Çocuklar baharda daha fazla büyüyor. -Sigara çakmağı kibritten önce bulundu. -Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır. -Uranüs çıplak gözle görülen bir gezegendir. -Dünyadaki tavuk sayısı insanlardan fazladır. -Salyangozların 25.000 civarında dişi vardır. -Bir doğumda yaşayan en çok çocuk sayısı 6. -Bir kadının sahip olduğu en fazla çocuk sayısı 69. -İlk kule saati 1404 yılında Moskova'da yapılmıştır. -Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır. -Timsahlar daha derine batabilmek için taş yutarlar. -Bukalemunların dilleri,vücutlarından iki kat uzundur. -Dünyadaki ısı 1900 yılından itibaren 0.7 derece arttı. -Uzaya ilk uçan kadın Valentina Tereşkova'dır. (1962) -Günümüzde, evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. -Dünyada insan başına düşen karınca sayısı 1 milyondur. -Pisagor sokak dövüşü spor dalında olimpiyat şampiyonu olmuştur. -Kedi ve köpekler de insanlar gibi solak yada sağak olabilirler. -"Düello" uygulaması hala Uruguay ve Paraguay'da devam etmektedir. -(şuan yaşayan) 135 yaşındaki Ali Muhammed Hüseyin, yeryüzünün en yaşlı insanı olarak biliniyor. -Atların kırılan kemikleri geri kaynamaz. Ayağı kırılan atların hayatı da biter. -Sağ elini kullananlar sol elini kullananlardan ortalama 9 yıl daha uzun yaşıyor. -Uyurken, TV izlerken olduğundan iki kat daha fazla kalori harcarız. -Stockholm kraliyet kütüphanesinde muhafaza edilen "Şeytan İncili" kitabının ağırlığı 350 kg.dır. -Taze kakao içinde bulunan sıvı, kan plazması yerine kullanılabilir. -ABD'de Coco-Cola şoförlerinin kimyasal madde taşıma lisansı olması gerekiyor. -Dünyanın uydusu ayın hacmi, Pasifik Okyanusu'nun hacmi ile aynıdır. -Maymunlar her yıl uçak kazalarından daha fazla insan ölümüne neden oluyor. -Dünya ahalisi gece gündüz satranç oynasa ve her saniyede bir hamle yapılsa, satrançta tüm oyunları tecrübeden geçirebilmek için asırlara ihtiyaç vardır. -Satranç tarihinin en uzun oyunu 1950 yılında Mardel Plato'da yapılmış dünya satranç turnuvasında gerçekleşmiştir. Pilkin ve Çernyak arasında yapılan bu maç 22 saat devam etmiş ve 191. hamle sonrası berabere bitmiştir. -Dünyanın en kokulu camisi Tebriz şehrindedir. Mescit inşa edilirken çamuruna misk kokusu ilave edilmiştir ve 600 sene geçmesine rağmen hala mescit misk kokmaktadır. -Dünyada en tehlikeli hayvan sivrisinektir. Çünkü insanların ölümüne en fazla sebep olan hayvandır. -En eski alfabe Suriye'nin Akdeniz sahilindeki Lattakiya limanı yakınlığında yapılan kazım sonucu bulunmuştur. Alfabe 32 harften oluşur. -Güneş yerden 149 milyon 600 bin km. mesafededir.Hacmi yerden 1300 defa büyüktür. -Rusya'da yaşamış olan Vasilyev'in iki karısından 87 çocuğu olmuştur. 75. yaş gününde (1782) onun yanında 83 çocuğu bulunmuştur. -Bugüne kadar yaşamış en ağır kişi, 635 kiloya ulaşan Washingtonlu Jon Brower Minnoch. -Bir kişinin yaşayabildiği en yüksek vücut ısısı 46.5 derecedir. Normal değer ise 35 - 37'dir. -alıntı- |
Görüntü=Zeka ! Fiziksel görünüş ve zeka arasında bağlantı olduğunu biliyor musunuz ? http://www.leyditurk.com/images/haber/54719.jpg İngiliz Daily Mirror gazetesinde yer alan haberde, açık renk gözlüler daha zeki olurken, koyu renk gözlülerin, fiziksel güç gerektiren işlerde daha başarılı olduğu belirtildi. Prof. Dr. Joanna Rowe'un verdiği bilgilere göre, vücudun farklı bölümlerinin zekâ hakkında verdiği ipuçları şöyle: Kafa: Kafasının eni, boyu, çapı daha büyük olanlar daha zeki oluyor. Alın: Geniş alınlı olanlar iş yaşamında daha başarılı oluyor. Dudak: İnce dudakları olanların daha zeki olduğu düşünülüyor. Parmaklar: İşaret parmağı kısa olanlar özellikle matematik alanında başarılı oluyor. Yunan ve Roma mitolojisine göre ise kısa başparmağı olanların daha zeki olduğu düşünülüyor. Boy: Stanford Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, uzun boylu çocuklar 3 yaşından itibaren testlerde daha iyi sonuçlar elde ediyor. Göz: Büyük gözlü kişiler ya da renkli gözlüler daha zeki oluyor. Kulak: Geniş kulak memesi olanların daha zeki olduğu düşünülüyor. Burun: Kanca burunlu olanların zekâsı daha yüksek. Göğüs: Chicago'da yapılan bir araştırmada, iri göğüslü kadınların IQ'sunun küçük göğüslü kadınlarınkine göre 10 puan daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Beslenme: Vejetaryenlerin IQ'su et tüketenlere göre 5 puan daha yüksek oluyor. Kıllar: Vücudu daha kıllı olan erkekler daha zeki oluyor. |
Bu soruların cevaplarını bilen var mı? Bu sorulara neden olan olayları hergün mutlaka yaşıyorsunuzdur.Çünkü o kadar tanıdık ki bu olaylar.Ama kimse niçin böyle davrandığını düşünmez,düşünen de cevabını bulamıyordur herhalde.İşte o sorular... (ci)Neden bozulan otobüsün yolcuları bizim otobüsümüze aktarıldığında onlara mültecilermiş gibi bakarız? (ci)Neden her gördüğümüz haritada hemen Türkiye'yi bulmaya çalışırız? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardır? (ci)Neden insanlar birbirlerine sarılınca saga-sola sallanırlar? (ci)Neden ögrenciler ilköğretimin beşinci sınıfına kadar öğretmene "öğretmenim" diye seslenirken altıncı sınıfta bir anda "hocam" diye seslenmeye başlarlar? (ci)Neden sınavlarda "4 yanlış bir doğruyu götürür" şeklinde bir uygulama ile öğrenciler cezalandırılırlar da "4 doğru bil, bir doğru da bizden" şeklinde bir kampanya başlatılıp, zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez? (ci)Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıkınca kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır, yoksa ondan tırstığımız için midir? (ci)Neden dükkanını kapatıp giden esnaf, kapıya "10 dakika sonra dönücem" yazar ve ne zaman gittiğini nasıl anlarız? (ci)Televizyona çıkan insanlar neden kendilerini Türkiye'deki bütün insanların izlediğini sanırlar? Örn: "Şu anda 70 milyon bizi izliyor..." (ci)Neden bazı kızlarımız şirin bir hayvancağız gördüklerinde "inanmıyoruuuum!" derler, inanılmayacak olan nedir? (ci)Cumartesi ve Pazartesi'nin neden kendi isimleri yoktur? (ci)Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde "en kısa mesafe" neden "indi-bindi" olarak tabir edilir? Önce inilip sonra mı binilir? Bir terslik yok mudur? (ci)Bir programı kurarken neden "kabul ediyorum" ya da "kabul etmiyorum" seçenekleri vardır? O kadar parayı bayılıp bir bilgisayar programı satın aldıktan sonra "kabul etmiyorum" seçeneğini işaretleyen bir takım saf kişiler mevcut mudur? (ci)Bulmacalarda boru sesinin karşılığı neden hep "ti"dir? Bulmacaları hazırlayan arkadaşlar hiç "ti" diye ses çıkaran boru görmüşler midir? (ci)Neden futbol takımı olan Ajax "Ayaks" diye okunur da temizlik ürünüAjax "Ajaks" diye okunur? (ci)Neden ilanlarda "doktordan temiz araba" diye yazılır? Hipokrat yemininde "arabamı temiz kullanacağım" şeklinde bir madde de mi vardır? :bow::bow::bow::bow::bow:Kaynak: Samanyoluhaber.com:bow::bow::bow::bow::bow: |
bir yılan 3 yıl uyuyabilir. -bal bozulmayan tek gıdadır. -ördeğin sesi yankı yapmaz. -denizyıldızlarının beyni yoktur. -üzüm mikrodalga fırında patlar. -ınsan yılda en az 1460 rüya görür. -ıçtiğimiz sular 3 milyar yaşındadır. -karınca iki hafta su altında yaşayabilir. -ınsan kalbi dakikada 60-80 defa çarpar. -üzümü mikrodalgaya koyarsanız patlar. -parmak izi gibi herkesin dil izi de farklıdır. -"pi" sayısının bir milyarıncı rakamı 9dur. -dünyada insanlardan daha çok tavuk var. -venüs saat yönünde dönen tek gezegendir. -ınsanın kalça kemiği betondan daha sağlamdır. -hiçbir kağıt 7 defadan fazla 2ye katlanamaz. -türkiyede mehmet adında 1 milyon 229 kişi var. -sabahları elma kahveden daha fazla uykunuzu açar. -yerçekimsiz ortamda mum alevi küre şeklinde olur. -el tırnakları ayak tırnaklarından 4 kat daha hızlı uzar. -otomobil sayısı insan sayısından 3 kat daha hızlı artıyor. -doğum gününüzü en az 9 milyon kişiyle paylaşıyorsunuz. -bir bardak sıcak su, buzdolabında soğuk sudan daha çabuk donar. -günde 24 saat sayı saysanız, 1 trilyona ulaşmanız 31 bin 688 yıl alır. -dünyada bir yılda gerçek paradan daha fazla monopol parası basılıyor. -eksi 90 derecede nefesimiz, havanın ortasında donar ve düşer. -vücudumuzdaki tüm damarları uç uca ekleseniz 19 bin 200 kilometre eder. -çinde ıngilizce konuşan kişi sayısı amerikadan daha fazladır. -elma, soğan ve patatesin tadı aynıdır. fark sadece tamamen kokularından kaynaklanır. aslında hepsi tatlıdır. -13 rakamının uğursuz olarak bilinmesi nedeniyle abdde birçok otelde 13. katta oda bulunmaz. -en uzun boylu insan 1940 yılında ölen 2,72 metre boyunda abdli r.p. wadlow olmuştur. -kibrit kutusu büyüklüğündeki altın külçesi yufka gibi açılarak bir tenis kortu büyüklüğüne kadar yırtılmadan uzatılabilir. -einstein 9 yaşından sonra akıcı konuşmaya başladı. aile onda zihin geriliği olduğunu bile düşündü. -ınsan daha çok oksijen alabilmek ve vücudundaki karbon gazını boşaltmak için esner. -ınsan bir günde 28-33 bin litre hava, 500-700 litre oksijen, 2 kilogram yiyecek tüketir. -dünyanın en hızlı kuşu boğazlı kırlangıçtır. 3 saniye süreyle saatte 128 km. sürate ulaşmıştır. -michel jordan bir yılda nikeden nikeın malezya fabrikası personelinin hepsinden fazla para kazanıyor. -abd, ohioda lisans olmadan fare yakalamak yasaktır. -eğer aynı zama aksırır, hıçkırır ve gaz çıkarırsanız, patlarsınız. -aşık olduğumuzda beynimiz "phenylethylamine" üretir. bu kalp atışınızı hızlırır ve sizi mutlu yapar. mu kimyasal madde çikolatada da vardır. -uzayda yerçekimi olmadığı için astronotlar ağlayamaz. çünkü gözyaşı aşağı düşmez. -birinci dünya savaşında fransa ülkedeki tüm taksileri tüm taksileri devraldı ve askerler cepheye bu taksilerle taşındı. -1994 dünya kupasında, bulgaristan futbol takımının 11 oyuncusunun hepsinin isminin sonu "ov" ile bitiyordu. -sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmaz, sizi gizler. sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuzu anlamalarını engeller. -kahve sarhoş bir insanın ayılmasına yardımcı olmaz. hatta çoğu zaman alkolün etkisinin artmasına yol açar. -kereviz yerken harcanan kalori,kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır. -bir pire, kendi büyüklüğünün 150 kat yüksekliğine zıplayabilir. bu oranı tutturmak için insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gereklidir. -klinik ölüm sonrası insan 5 dakika içinde hayata geri getirilebilir. 5 dakika sonra beyin hücreleri ölmeye başlar, ama yine de bu süreyi 5 dakika daha uzatmak mümkündür. -ınsan uzun süre bir böbrek ve bir akciğerle, midesiz, dalaksız yaşayabilir, ama karaciğersiz bir dakika bile yaşayamaz. -bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.-soğuk havalarda ısınmak için alkol almak son derece tehlidir. yüzeysel damarlarda genişlemeye yol açan alkol bir süre kendinizi ısınmış gibi hissetmenize yol açarken, vücudun ısı kaybını kolaylaştırır. bu da donmayı çabuklaştırır. -macar yanosh voven ve karısı sara dünyada en uzun aile hayatı sürmüşler. onlar 147 sene beraber yaşamışlar. yanosh 172, sara 164 sene yaşamıştır. öldüklerinde en küçük çocuklarının 116 yaşı varmış. -en büyük kuş yumurtası devekuşunundur. 15 - 20 santimetre uzunluğunda ve ortalama 1.7 kilogram ağırlığındadır. kaynatılarak pişirilmesi 40 dakika sürer. -kirpiler suda yüzer. -salatalığın yüzde 96sı sudur. -sivrisineklerin 47 tane dişi vardır. -coca-colanın orijinal rengi yeşildir. -çocuklar baharda daha fazla büyüyor. -sigara çakmağı kibritten önce bulundu. -sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır. -uranüs çıplak gözle görülen bir gezegendir. -dünyadaki tavuk sayısı insanlardan fazladır. -salyangozların 25.000 civarında dişi vardır. -bir doğumda yaşayan en çok çocuk sayısı 6. -bir kadının sahip olduğu en fazla çocuk sayısı 69. -ılk kule saati 1404 yılında moskovada yapılmıştır. -hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır. -timsahlar daha derine batabilmek için taş yutarlar. -bukalemunların dilleri,vücutlarından iki kat uzundur. -dünyadaki ısı 1900 yılından itibaren 0.7 derece arttı. -uzaya ilk uçan kadın valentina tereşkovadır. (1962) -günümüzde, evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. -dünyada insan başına düşen karınca sayısı 1 milyondur. -pisagor sokak dövüşü spor dalında olimpiyat şampiyonu olmuştur. -kedi ve köpekler de insanlar gibi solak yada sağak olabilirler. -"düello" uygulaması hala uruguay ve paraguayda devam etmektedir. -(şuan yaşayan) 135 yaşındaki ali muhammed hüseyin, yeryüzünün en yaşlı insanı olarak biliniyor. -atların kırılan kemikleri geri kaynamaz. ayağı kırılan atların hayatı da biter. -sağ elini kullananlar sol elini kullananlardan ortalama 9 yıl daha uzun yaşıyor. -uyurken, tv izlerken olduğundan iki kat daha fazla kalori harcarız. -stockholm kraliyet kütüphanesinde muhafaza edilen "şeytan ıncili" kitabının ağırlığı 350 kg.dır. -taze kakao içinde bulunan sıvı, kan plazması yerine kullanılabilir. -abdde coco-cola şoförlerinin kimyasal madde taşıma lisansı olması gerekiyor. -dünyanın uydusu ayın hacmi, pasifik okyanusunun hacmi ile aynıdır. -maymunlar her yıl uçak kazalarından daha fazla insan ölümüne neden oluyor. -dünya ahalisi gece gündüz satranç oynasa ve her saniyede bir hamle yapılsa, satrançta tüm oyunları tecrübeden geçirebilmek için asırlara ihtiyaç vardır. -satranç tarihinin en uzun oyunu 1950 yılında mardel platoda yapılmış dünya satranç turnuvasında gerçekleşmiştir. pilkin ve çernyak arasında yapılan bu maç 22 saat devam etmiş ve 191. hamle sonrası berabere bitmiştir. -dünyanın en kokulu camisi tebriz şehrindedir. mescit inşa edilirken çamuruna misk kokusu ilave edilmiştir ve 600 sene geçmesine rağmen hala mescit misk kokmaktadır. -dünyada en tehli hayvan sivrisinektir. çünkü insanların ölümüne en fazla sebep olan hayvır. -en eski alfabe suriyenin akdeniz sahilindeki lattakiya limanı yakınlığında yapılan kazım sonucu bulunmuştur. alfabe 32 harften oluşur. -güneş yerden 149 milyon 600 bin km. mesafededir.hacmi yerden 1300 defa büyüktür. -rusyada yaşamış olan vasilyevin iki karısından 87 çocuğu olmuştur. 75. yaş gününde (1782) onun yanında 83 çocuğu bulunmuştur. -bugüne kadar yaşamış en ağır kişi, 635 kiloya ulaşan washingtonlu jon brower minnoch. -bir kişinin yaşayabildiği en yüksek vücut ısısı 46.5 derecedir. normal değer ise 35 - 37dir. -abdde, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste yada gözaltında tutulmaktadır. -değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur,sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur. -dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu bir günde 90 cm. kadar uzuyor. -erkeklere yıldırım çarpması olasılığı kadınlara göre 6 kat daha fazladır. -en büyük kitap xvii asırda yayınlanmış ve berlin kütüphanesinde bulunan coğrafya atlası sayılır. (yüksekliği 2 metre, eni 1 metre) -1707 - 1782 arasında yaşamış bir rus kadının; 16 ikiz, 7 üçüz ve 4 dördüzü, 1725 - 1765 arasında dünyaya getirdiği belirlendi. -ünlü arap şairi kahire üniversitesi profesörü şeyh muhammed abdul ıbrahim 150 yaşında vefat etmiştir. 105 sene bekar yaşamış. 105 yaşında evlendikten sonra 5 çocuğu olmuştur. -atakama çölüne 400 seneden beri yağmur yağmamaktadır. yağan yağmur da havada buharlaştığından yere düşmemektedir. -kunter, 1988 yılında fenerbahçe formasıyla hilalspor karşısında 153 sayı atarak rekor kırarken, ilk yarıda da attığı 81 sayıyla bir devrede en fazla sayı üreten basketçi olarak da tarihe geçti. |
Parmaklar Neden Çıtlar Bazı insanlar her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkartırlar. Yani çıtlatırlar da diyebiliyoruz. Çoğumuz buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar hallerinden memnun görünürler. En çok ve kolaylıkla çıtlayan yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin parmaklarımızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü vardır. Bu kapsülün içinde kemiklerin hareketleri sırasında buraları yağlayan bir sıvı vardır. Bu sıvının içinde erimiş halde oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur. Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince eklem yerlerimiz düzleince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte kulağımıza gelen bu seslerdir. Patlaya kabarcıklar neticesinde gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerlerinin hareket kabiliyetini arttırır. Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içerisinde tekrar oluşması biraz zaman alır. |
Biliyomuydunuz? YER : Kayseri Siz hiç karanlikta iyi göremediginiz için yakit deposunun, tam dolup dolmadigini çakmak yakarak kontrol etme cesaretini kendinizde buldunuz mu ? Kayseri sehirler arasi otobüs terminalinde 38 AS 991 plakali yolcu otobüsüne mazot alan muavin Z. T. Deponun tam dolup dolmadigindan emin olmak için çakmak çakarak kontrol etmek ister. Sonuç; Buharlasan mazotun parlaması ve muavinin yanik tedavisi için hastahaneye kaldirilmasi. YER : Diyarbakir Lunaparkta gece bekçisi iki kafadar (zincirlerin ucuna baglanmis salincaklardan olusan) uçan sandalyelere biner ve mekanizmayi çalistirirlar. Ancak sandelyelerin merkezkaç kuvveti ile dönerek açilmasindan dolayi durdurmak için saltere ulasamazlar ve sabaha kadar kimseye seslerini duyuramazlar... Bu bekçilerden biri hayatini kaybetmis, digeri ise gördügü uzun tedavilere ragmen eski sagligina kavusamamistir. YER : Karabük Siz demir çelik haddehanesinde çalisan bir isçinin, sigarasini yakmak için 600 tonluk preslerin arasindan emekleyerek geçtigini ve 2.450 santigrad dercedeki firina ulasmaya çalisirken son sigarasini yaktigini duydunuz mu? YER : Giresun Siz hiç birisinin, dis agrisindan kurtulmak için çenesine kursun sıktığını ve beynini dagittigini duydunuzmu?. YER : Istanbul, Sultanbeyli Yuttugu sinegi öldürmek için agzina Shelltox sıkıp, zehirlenerek kendiside ölen zamane uyanigini ..... YER : Erzurum Birçok ülkede insanlar berbere gidip tras olurlar, ama hiçbir berber, masaj amaciyla müsterisinin kafasini saga sola çevirirken boynunu kirmaz. YER : Bozcaada Bankamatikten para çekerken baska bir ülkede elektrik çaprmasindan ölmezsiniz. Türkiye\'de ölürsünüz. YER : Adapazari Siz hiç arabasi ile yolda giderken radyoda duydugu göbek havasiyla cosup, göbek atmak için aracini kenara çeken ve otoyolda göbek atarken arkadan gelen aracin altinda kalip ölen duydunuzmu. Sözkonusu olay TEM otoyolu Sapanca mevkiinde cereyan etmistir. YER : Konya Ayni isyerinde, biri gündüz biri gece vardiyasinda çalisan ve ikisi de isine motasiklet ile giden baba-ogulun, yolda karsilasmalari normaldir, ama birbirlerine selam vermek için ellerini sallarken, kaza yapip ölmesi sadece bizde vaka-i adiyedendir. YER : Istanbul, Ayazaga Gelismis ülkelerde, çalisan isçiler, üstlerindeki imalat artiklarini temizlemek için, birbirlerine kompresörle hava tutmazlar. Tutsalar bile,biri, saka yapmak için kompresörü digerinin poposuna dürtmez. Dürtse bile,digeri \"Ulan saka öyle yapilmaz böyle yapilir\" diye elindeki kompresörü sakaci arkadasinin poposuna dayamaz ve bagirsaklarini basinçtan patlatarak öldürmez. YER : Kocaeli, Dilovasi Hangi ülkede bir gemi mühendisi, kontrol etmek için gemi kazanina girdiginde, biri baskasi gelip kazan kapisini kapatir ve kazani atesleyip ............ YER : Rize Hangi ülkede; elektrik diregine yaslanip, ayakkabisina giren tasi çikarmak için ayakkabisini silkeleyen birisi, yoldan geçen bir baskasi tarafindan (cereyana kapildigi zannedilerek, kurtarmak amaciyla temas etmeden) kürekle vurularak kurtarilmaya çalisilir? YER : Trabzon Siz hiç baska bir ülkede, bir insanin, tuttugu futbol takiminin maçi,ya da siyasî partinin seçimi kazanip kazanmayacagi hakkinda bir \"uzvu\" üzerine iddiaya girdigini, \"eger kazanamazsak, ben de bunu keserim\" dedigini, iddiayi kaybedince Besmele ile abdest alip, iki rekat namaz kildiktan sonra \"onu\" kestigi ve kan kaybindan öldügünü duydunuzmu?! |
Neden Esneriz Sadece uykumuz gelince mi esneriz? Esneme bulaşıcı mıdır? Aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek hala tam olarak bilinememektedir. Önceleri esneme, insanın yorgun olduğu zamanlarda kandaki oksijen miktarını artırmak için vücudun yaptığı bir solunum sistemi refleksi olarak düşünülüyordu. Yapılan deneylerin sonucunda, esnemenin, solunum olayına kısa bir destek verdiği, ancak onun önemli bir fonksiyonu olmadığı tespit edilmiştir. Hem burnumuzla, hem de ağzımızla nefes alabilmemize rağmen, kapalı ağızla esnemek mümkün değildir. En çok ve sık esnemenin olduğu zaman, sabah uykudan kalkma vaktidir. Ortalama bir esneme 6 saniye sürer. Sadece insanlar değil, kediler, kuşlar, fareler ve birçok canlı türü de esner. Ancak farklı türlerdeki bu davranış biçimi, aynı fonksiyona yönelik olabilir mi? Örneğin insanların gülme olarak yaptığı yüzdeki kas hareketi diğer bazı canlılarda korkunun ifadesi olabilmektedir. Yapılan araştırmalarda, hayvanların daha çok dikkat gerektiren bir olayı karşılama sırasında esnedikleri, insanların ise, tersine dış uyarılarda azalma olduğunda esnedikleri saptanmıştır. Derslerde canı sıkılan öğrencilerin değil de, canı sıkıldığı halde uyumamaya çalışanların daha çok esnedikleri gözlemlenmiştir. Bir diğer görüşe göre de, sınava girecek bir öğrencinin veya yarışa girecek bir atletin çok esnemesinin sebebi, organizmanın kendini sakinleştirmesidir. Esneme de gülme gibi bulaşıcıdır. Esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. Yani nasıl yemek yiyen bir insanı görünce acıkırsak, onun gibi bir şey. Esnemenin bulaşıcı olduğunu ileri süren bir görüşe göre ise ilk insanlardan kalma bir davranış olarak esnemekteyiz. İlkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişlerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. Grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi. Günümüzde bu iş için daha karışık teknolojiler kullanılıyor. Baba televizyonu uzaktan kumanda ile kapatıp koltuğundan kalkıyor. Bu nedenle günümüzde esnemenin hiçbir faydası görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon yıl içinde ortadan kalkacağı sanılmaktadır. |
? Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir. ? Venüs, saat yönünde dönen tek gezegendir. ? Uranüs, çıplak gözle görülebilen bir gezegendir. ? 18 Şubat 1979 yılında sahra çölüne kar yağmıştı. ? Ortalama bir buzdağının ağırlığı 20 milyon tondur. ? Okyanusun en derin yerine, demir bir top 1 saatte batar. ? Kıta isimlerinin hepsi aynı harfle başlayıp aynı harfle biter. ? Bilinen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır. ? Elektrikli sandalye ilk defa bir dişçi tarafından bulunmuştur. ? Dünyada her dakikada 2 düşük şiddette deprem olmaktadır. ? Açık bir gecede, çıplak gözle 2 000 yıldızı görmek mümkündür. ? Sahra çölündeki Tidikelt kasabasına 10 yıl hiç yağmur yağmamıştır. ? Değerli taşların çoğu birkaç elementten meydana gelir. Sadece pırlanta tamamen karbondan meydana gelir. ? Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya?nın Ishigaki Adası?nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır. ? Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika?dan daha büyüktür. ? Eskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için kullanılan 20?den fazla kelime vardır. |
Hapşırdığın sırada gözlerini açık tutmaya çalışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini? Farelerin ve atların kusamadıklarını? * Kendi dirseğini yalamanın imkansız olduğunu?:) |
HANIM kelimesinin kökeni Söylenir ki, bir gün Cengiz Han, tüm hanlarini toplamis, sag yanina da esini oturtmus; Cengiz Han hanlarina, -- "Ben Hanlar Han'i Cengiz Han, hepinizin Han'ıyım", eşini göstererek; -- "Bu da benim Han'ım" demis. Işte erkeklerin "eşim" anlamına söyledikleri "hanım" kelimesi oradan geliyormuş.. . Ne kadar insanca degil mi? |
Yapi$tiricilar Nasil Yapi$tiriyor? Yapi$tiricilarin sagladigi yapi$tirma olayi aslinda kimyasal reaksiyondan ba$ka bir$ey degildir. Gunumuzde imalatcilar yapi$tiricilari sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapi$tirma olayinda benzer yada iki malzemeden iki madde, birde yapi$kan gerekir. Burada en onemli gorev yapi$tiricidadir. Yapi$tirici molekullerinin diger iki madde molekulleri ile birle$me egilimi gosterir bir yapida olmasi gerekir. Radyonun Sesi Acilinca Pil Daha Cabuk mu Biter? Pille calisan portatif radyolarda sesin yuksekligi pilin omrunu etkiler. Radyo acik, sesi kapali durumu ile sesin sonuna kadar acik durumu arasindaki fark pillerin omurlerinin kisalmasina neden olur. Ses sonuna kadar acildiginda pillerden cekilen akim yuzde 30 artmaktadir. Bu durum, kucugunden buyugune, pille cali$an ve ses yukselticisi olan butun radyo, teyp, volkmen vb. icin aynidir. Matematikte Nicin -2 ile -2 nin Carpimi +4 Eder? Haftanin be$ gunu ise otobus ile gidip geldiginizi varsayalim. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapiliyor. On milyon tutarinda on tane bilet aldiniz. Her gun gidi$ geli$ kullandikca iki tanesi eksiliyor. Bunun e$itlikteki yeri (-2) dir dir. Siz bu isi be$ gun suresince yani 5 kez yaparsaniz (-2)x( +5)= 10 olur. Diyelim ki bayram tatilinin iki gunu o haftanin Per$embe ve Cuma gunlerine geldi ve tatil. Bu kez yapmaniz gerekeni yapmiyorsunuz. Iki gunluk 4 bileti kullanmiyorsunuz. Bu hareket, yapmaniz gerekene gore negatif yani ters yonde bir harekettir. Her gun bilet almak yerine iki gun suresince hic bilet kullanmiyorsunuz. Iki kere negatif hareketi "-2" bilet uzerinde yapinca o hafta elinizde (-2)x( -2) =(+4) . bilet kaliyor. Termos Nasil Sicagi Sicak, Sogugu Soguk Tutuyor? Tek nedeni vardir, vakum. Yani bo$luk. Bir termosta ic ice gecmi$ iki kap vardir. Di$taki metal bir kap olup icteki genellikle bir cam sisedir. Ikisinin arasindaki hava ise bo$altilmi$tir. Tam olmasa da ureticiler tarafindan elde edilebilen tama yakin bir bo$luk vardir. Vakumlu bir ortamda hava molekulleri de olmadigindan isi iletilemez. Cismin isisi ba$langicta ne ise o halde kalir. Icerden di$ariya, di$ardan iceriye isi geci$i olmaz. Boylece termosa konan sivi sicaksa sicak, soguksa soguk kalir. Bir Hafta Nicin 7 Gundur? Babilliler 7 gunluk haftayi zaman birimi olarak kullaniyorlardi. Ilk caglarda bilinen be$ gezegen ile gune$ ve ayin sayisinin 7 olusu bu sayiyi gizemli ve ugurlu kiliyordu. Daha sonra dinlerde, gogun 7 kat olusu ve dogadaki ana renk sayisinin 7 olusu, muzik notalarinin 7 olusu sayinin onemini daha cok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapisini degi$tirerek hafta sayisini 10 yapti ama kabul gormedi. Rusya 5 gunluk hafta uygulamasina gecti, o da tutulmadi. Sonunda yine hafta 7 gun olarak kaldi. Nicin Otellerin Kapilari Doner Kapidir? Doner kapilarin tek amaci enerji tasarrufudur. Buyuk binalarin icerleri devamli olarak isitilir. Acilan normal kapidan iceri soguk hava rahatlikla girer. Eger normal kapi kullanilirsa hava degi$imi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden cali$acaktir. Ozellikle cok ki$inin girip ciktigi otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu icin doner kapi kullanilir. Doner kanatlar sicak havanin di$ari cikmasina, soguk havanin da iceri girmesini-engeller. Bardaktaki Buzlar Nicin Birbirlerine Yapi$irlar? Buzun erimesi icin yalnizca sicaklik degil basinc da onemlidir. Daglardaki buzullarin kayma nedeni de budur. Basincla alt tabaka erir ve kayma olu$ur. Bir kabin icinde ya da bir bardakta ust uste duran buzlarin her biri altindakine degdigi noktada bir basinc olu$turur ve bu, noktada cok kucuk kisim erir. Buradan hareket eden su cok az yanda iki buz kupcugunun birle$tigi noktada tekrar donar. Iki buz parcasi kaynak yapilmi$casina birbirlerine yapi$ir ve orada bir daha erime olmaz. Kuma$lar Yikandiktan Sonra Nicin Ceker? Aslinda kuma$ islaninca lifler $i$tiginden kumasin az biraz uzamasi gerekmektedir. Ama-bukumlerin acilarindaki deformasyonun yarattigi cekme kuvveti daha fazla oldugundan sonucta kuma$ boydan kisalir. kuma$ yikandiktan sonra kurutuldugunda $i$mi$ lifler eski durumlarina gelirler. Ama kuma$ ilk olculerine donemez. Su, yuksek isi, calkalama, sabun hepsi kumasin cekmesini kolaylastirir. Kuma$ birkac kez yikandiktan sonra olculeri belli bir dengeye ula$ir ve ondan sonra yikandiginda cekmez. Cinlilerin Gozleri Neden Cekiktir? Yalniz Cinlilerin degil Orta ve Guneydogu Asyada yasayanlarin, Japonlarin hatta Eskimolarin da gozleri cekiktir. Aslinda goz yapisi butun dunyada aynidir. Farki yaratan goz kapaklaridir. Cekik gozlu diye nitelendirilen irklarda gozun uzerindeki goz kapaginin ikinci kivrimi, gozun ustune daha cok inmi$tir. Bazi teorilere gore bu kivrim insanlarin gozlerini yogun kar tabakasinin, goz kama$tiran i$igindan korumak icin bir ce$it kar gozlugu gibi geli$mi$tir. Cinde ve oteki bolgelerde her ne kadar yogun kar yagmiyorsa da onlarin atalarinin buzul caginda kuzeyde yasadiklari daha sonra guneye indikleri kanitlanmi$tir. Yalniz gozleri degil, burunlari da ruzgâra karsi korunmak icin kuculmu$, burun delikleri sogugu engellemek icin daralmi$tir. Ciltleri de koruma amacli olarak yaglidir. Goz kapaklari da yaglidir. Gozu ve ic tabakalarini kara ve buza kar$i korur. Yani cekik gozlu degil, du$uk goz kapakli, demek daha dogrudur. Ate$ Bocegi Nasil I$ik Saciyor? Yaz gecelerinin karanliginda otlarin arasinda veya havada ucarken parildayan, yanip sonerek sari-ye$il bir i$ik veren bir bocegi gormu$sunuzdur. Yanina yakla$ildiginda i$igini sonduren, gece karanliginda izini kaybettiren bu bocegin ismi ate$ bocegidir. Aslinda bu bocegin verdigi i$igin ate$le de sicaklikla da bir ilgisi yoktur. Bunun bilimsel adi "soguk i$ik"tir ki gunumuz teknolojisi bu i$igi henuz yapay olarak uretmeyi ba$aramami$tir. Bilim insanlari dunyada milyonlarca yildir mevcut olan bu tabiat teknolojisinin once cali$ma mekanizmasini cozmek sonra da taklit ederek insanlik hizmetine sunabilmek icin cali$malarina hiz vermi$lerdir. Kisa bir zaman oncesine kadar surtunme veya isi olmadan i$ik elde etmenin imkansiz olduguna inaniliyordu. Nasil ki normal bir ampul kendisine verilen enerjinin yuzde 4"unu, florasan ampul ise yuzde 10"unu i$iga donu$turebiliyor, geri kalanini isi olarak yayiyorsa, ate$ boceginde de benzer bir durum oldugunu sanan bilim insanlari, bocegin bu i$ icin kullandigi enerjinin tamamini i$iga donu$turebildigini tespit edince hayrete du$tuler. Gelelim ate$boceginin i$ik uretme mekanizmasina... Aslinda ate$ boceklerinin i$ik verme reaksiyonlari o kadar hizlidir ki bu fonksiyonun kademelerini incelemek hemen hemen imkânsizdir. Yani i$ik uretim mekanizmasi hakkindaki bilgiler hala teoride kalmaktadirlar. Kesin olarak bilinen bunun molekuler seviyede kimyasal bir i$lem oldugu, bazi molekullerin ayri$arak daha yuksek enerjili hale gecebildikleri ve bu fazla enerjiyi i$iga donu$turebildikleridir. Ate$ boceginin karin bolgesindeki i$ik organinda bulunan guddelerden, i$ik elde elmede rol alan iki ana kimyasal madde uretilmekledir. Bunlardan birincisinin kimyasal yapisi aydinlatilmi$ ve yapay olarak elde edilmi$tir. Ikincisinin ise yapisindaki gizem cozulmesine ragmen sentetik olarak uretilmesi hala mumkun olamami$tir. Ate$ boceklerinde uretilen iki kimyasalin birle$iminin de i$ik vermeye tam olarak yetmedigi, bocegin i$ik bolgesine yakin solunum organinin i$ik verme aninda burayi oksijenle beslemesi gerektigi tespit edilmi$tir. Bilinmeyen bir ba$ka ayrimi ise bu i$igi hangi $alterin acip kapadigidir. Bu gizemli boceklerin 2 bin ce$idi olup erkekleri ucabilirken di$ileri kanatsizdirlar. Erkekler di$ileri aramak icin geceleri ucarlar ve i$iklarini birbirleri ile ileti$im kurmak icin kullanirlar. En iyi i$ik verimini geli$mi$ di$iler verir. Ate$ bocekleri geceleri 3 saat sureyle i$ik verebilirler. Genellikle isirarak zehirledikleri salyangozlari yedikleri icin kirecli topraklarin oldugu nemli bolgelerde daha cok gorunurler. Parlamayi saglayan kimyasal maddeler sayesinde, kazara onu yiyen bir du$mani kusmak zorunda kalir ve bir daha ba$ka ate$ bocegi yemeye te$ebbus etmez. Dogum Gununde Pasta Kesme Adeti Nereden Geliyor? Dugunlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, dogurganlik ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman icinde geli$mi$ bir $ekli oldugundan bahsetmi$tik. Dogum gunlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kokeni ve amaci degi$iktir. Zaten tek kat olan $ekli ve uzerindeki mumlar nedeniyle pasta gorunu$ olarak da dugun pastasindan farklidir. Pasta sozcugunu hep gunumuzdeki anlami ile kullaniyoruz. Aslinda tarihi geli$imi icinde kek demek daha dogru olur. Dogum gunu pastasinin bilinen tarihi Helen uygarliklarina kadar uzanir. Bir kutlama amaci ile ortaya cikmasi ise Ortacagda Almanyada olmu$tur. 13. yuzyilda Almanyada cocuklara gosterilen ilgi belki bugunkunden bile fazlaydi. Dogum gunleri bir festival $eklinde kutlaniyordu. Dogum gunu kutlamasi sabaha kar$i, $afakta, gun agarirken ba$liyordu. Ustu yanar mumlarla suslenmi$ pasta kek eve getirildiginde cocuk uyandiriliyor, pastanin ustundeki mumlarin ise yemek vakti gelene kadar devamli degi$tirilerek surekli yanar halde kalmalari saglaniyordu. Yemegin ba$inda cocuk mumlari ufleyerek sonduruyor ve $olen ba$liyordu. Pastanin uzerindeki mumlarin sayisi cocugun ya$indan bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gun sonecek hayatin i$igini simgeliyordu. Ayrica cocuga bir cok hediyeler getiriliyor, o gun istedigi, sevdigi yiyecekler hazirlaniyordu. Yani o zamanlarda dogum gunu kutlamalari cocuklara yonelikti. Gunumuzde her ya$tan insanin kutladigi dogum gunu ve kesilen pasta i$te o zamanlarin bir adetinin devamidir. Dogum gunu pastasinin ustundeki mumlari bir ufleyi$te sondurmek, bu arada bir dilek tutmak, eger dilek gercekle$irse bunu kimseye soylememek adetleri de o gunlerden kalmadir |
10 Çin işkencesi 1- idam edilecek adamın yanı başında bir sac hazırlanırmış ve bu sac allttan verilen ateşle iyice kızdırılırmış...kafası kesilen adamın kafasını kestikten hemen sonra bu saca bastırırlarmış...sıcaktan dolayı kan beyinde 2 saniye kadar dolaşacağı için adama yerde duran cansız bedeni son defa gösterilirmiş... 2- suçlunun derisini yüzüp denize atarlarmış...(acıyı tahmin edin artık) 3- suçlu ortası delik bir sandalyeye cıplak bir şekilde oturtulurmuş...bu delik yere içinde fare olan bir kase yerleştirilirmiş...ve kaseyi alttan yavaş yavaş ısıtırlarmış...tabiki sıcağa dayanamayan fare çıkacak biyer bulamayınca suçlunun makattan kemirmeye başlayıp en son ağzından çıkarmış... 4- suçlu güneşin altına ellerinden bağlı biş şekilde yatırılırmış...suçlunun saçları kazınıp kafasına deve derisi geçirilirmiş...deve derisi güneşte eriyip suçlunun kafasına yapışırmış...saçlar deve derisi yüzünden dışarı doğru çıkamayıp içeri doğru çıkmaya başlarmış...bir süre sonra saçların kafatasını delmesiyle beyne ulaştığı anda adam ölürmüş... 5- suçlunun sığabileceği bir çukur kazılır ve suçluya tıkabasa yemek yedirilirmiş...dışkısını da o çukura yapmak zaorunda kaln adam bir süre sonra dışkılarının bedenini çürütmesiyle ölürmüş... 6- suçlunun kafası kazınırmış ve suçlu bir direğe hiç hareket edemiyeceği şekilde bağlanırmış...ve üstten damlalar halinde soğuk su damlatılırmış...damlalar bir süre sonra balyoz etkisi yaptığından adamın delirmesi sağlanırmış... 7- suçlunun göz kapaklarına iğne batırılırmış...ve adam bir süre sonra daynamayıp gözlerinin kapatır ve kör olumuş...(adamın biri 2 günün dayanmış) 8- suçlu 10 metre karelik bir odaya kapatılırmış...ve burdan hiç çıkartılmazmış...yemeği düzenli olarak verilen adam tuvalet olmaması nedeniyle tuvaletini odanın bir kenarına yapmak zorunda kalırmış...bir süre sonra yaptığı dışkı ve idrarların zehir salgılamalarından dolayı adam zehirlenerek ölürmüş... 9- suçlunun göz kapakları açık kalacak şekilde tutuluruş...ve belli bir mesafeden ellerinin adamın gözüne doğru ileri geri sallarlarmış...saatlerce süren bu olayın sonunda adam kafayı yermiş.... 10- Fark ettirmeden değil ama göstere göstere ve çok acılı bir biçimde öldürme yöntemi: Sağlam bir fıçı bulunur ve adam kafası dışarıda kalacak şekilde fıçıya kilitlenir. Daha sonra hergün adamı düzenli olarak etle,sütle,balla,kaymakla beslersin.Bu arada ihtiyacı gelen adam mecburen fıçının içine pisler.Sen azimle adamı doyurmaya devam edersen,adam kendi pisliği içinde çürüyerek çooook feci şekilde can verecektir. işte bu yolla cinayet işlemişte sayılmazsın ve en fazla adam alıkoymak suçundan yargılanırsın... |
Garip Olaylar SORU: İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinin İşletme Matematiği kitabından gerçek bir alıntıdır. Hiç dokunulmadan ve yorumsuz sekliyle verilmiştir: Kitap Adı: İşletme Matematiği Yazar: Prof. Dr. Müh. Yılmaz Tulunay Sayfa: 173 Soru :Amerika'ya lisansüstü çalışmalar yapmak üzere giden Mehmet,iki kız arkadaş edinmiştir. Bunlar Mary ve Nancy'dir. Mehmet'e göre; a-) Mary olgun bir kızdır ve klasiklerden zevk almaktadır. Böyle bir yerde onunla 3 saat birlikte olmak 12 dolara mal olmaktadır. Diğer taraftan Nancy daha çok popüler eğlenceleri yeğlemektedir. Onunla böyle bir yerde 3 saat birlikte olmanın maliyeti de 8 dolardır. b-) Mehmet'in bütçesi gönül islerine ancak ayda 48 dolar ayırmasına olanak vermektedir. Ayrıca, derslerinin ve çalışma koşullarının ağır olusundan dolayı, kız arkadaşlarına en fazla ayda 18 saatlik süre ve 40.000 kalorilik enerji ayırabilmektedir. c-) Mary ile her buluşmasında 5.000 kalori enerji harcayan Mehmet, Nancy için bunun iki katini harcamaktadır. Eğer Mehmet'in Mary ile buluşmaktan beklediği mutluluğu 6 birim ve Nancy ile buluşmaktan beklediği mutluluğun da 5 birim olduğunu biliyorsak, mutluluğunu maksimize etmek isteyen Mehmet'in sosyal yaşamını nasıl planlaması gerekecektir? Grafik ve cebirsel yoldan bulunuz. BIR ÖGRENCININ CEVABI: Sayın Hocam, Bu Mehmet **p*z*v**i buradan Amerika'ya lisans üstü çalışma yapmaya gitti de herifin s... derdi bize mi düştü? Biz burada tahsili bırakıp karıya, kıza dalsak bizi de böyle ballandıra ballandıra kitaplara yazar misin?Neyse geçelim sorduğunuz sorunun cevabına; a-) Bi kere bu Mehmet i.b.esinde iki hatuna ayrı ayrı zaman harcayacak g.. de, para da yok, sıkarrrr. Ayrıca dünya piyasalarında saati 100 dolardan açılıp minimum 50 dolara kadar düsen tarifeler göz önüne alındığında, 3 saati 12 dolarlık yada 3 saati 8 dolarlık karılardan hayır gelmez. Muhtemelen Mary 68, Nancy 79 yasındadır ve ikisinin de bugüne kadar yattıklarının haddi hesabi yoktur. Bu durumda Mehmet'in hem vakit darlığı, hem kadınların hali, hem de para yokluğu sebepleriyle bu iki o.r..yla grup sxi yapması gerekir. b-) Mehmet'in bütçesi (bu gönül isi tabirini ben anlamadım)sevişmek için ayda 48 dolara yetiyorsa zaten bu o..... çocuğunun mstbsyn yapması daha uygun olur. Böylelikle iki ay para biriktirip bu çuvalların yerine doğru dürüst bir karıya zıplar ve ayırdığı 40.000 kaloriyi hakkıyla harcar. Ama siz bu cevabi kabul etmeyeceğiniz için söyle cevap verelim; Mehmet'in bütçesi 48 dolara yettiği için ancak grup s.x yapılacağından pazarlıkla miktar ıskontosu alınır ve bütçe rahatlatılır. Böylelikle ayda ayırdığı 18 saati 3 saate bölersek 6 kez yapmış olur ve her sevişmede 40.000/6 = 6700 (yaklaşık) kalori harcar. Bu hayvan bir seferde kesintisiz 3 saat z..layabiliyorsa zaten Amerika'da kalması ve buralara dönmemesi hepimiz için hayırlı olur. c-) Mehmet Mary ile her buluşmasında 5.000 kalori harcıyorsa yukarıdaki hesaba göre Nancy'ye sadece 6.700 - 5.000 = 1.700kalori kalır ki bu da Nancy gibi fa.. fos bir mo..ru sadece gıdıklar.Bu durumda birinden 6, diğerinden 5 birim zevk alan Mehmet'in mutluluğunu maksimize etmesi için kendisini de birilerine d..dürmesi gerekir.Sonuç olarak bu ise alışan Mehmet'in bundan sonraki sosyal yaşantısını kaşarlı bir i..e olarak planlaması gerekir. Bu sayede ayda 48 dolar tasarruf sağladığı gibi üste para da kazanarak bütçeyi de düzeltir. Saygılarımı arz eder grafik açıklamayı sözlü mülakatta bizzat üzerinizde uygulayarak yapabilirim. SONUÇ: Öğrencinin okul hayatı 1 yıl daha uzamıştır. |
|
İlginç Bilgiler İlginç Bilgiler Saatte 1000km hız yapan bir jet ile; Ay'a 17 günde, Venüs'e 4,5 yılda, Mars'a 6 yıl 9 ayda, Merkür'e 10 yılda, Jüpiter'e 76 yılda, Satürn'e 152 yılda, Uranüs'e 425 yılda, Neptün'e 675 yılda, Plüton'a 700 yılda, ancak gidilebiliyor. Oldukça ilginç değil mi? Aklında diğer gezegenlere neden astronot gitmiyor diye bir soru varsa geçerli bir açıklama olabilir . Diğerlerini gecelim! Nötron yıldızlarının kütlesi öylesine yoğundur ki bir cay kaşığının hacmi kadar yani yaklaşık 2kup sekerin hacmindeki nötron yıldızı milyarlarca ton gelebilir. . Güneş ! Güneşteki muazzam enerji 386 milyar kere milyar megavattır ki, bu değer nükleer Füsyon olarak bilinen termonükleer reaksiyonlar sonucunda her saniye 564 milyon ton hidrojenin 560 milyon ton helyuma dönüşmesi ile açığa çıkar. Uranyum ! 1 kg uranyum'un enerjisi ile 100 w bir ampulü 27400 yıl yakabiliriz. Hidrojen ! Yoğunluğu en küçük olarak bilinin madde donmuş hidrojendir (0,076gr/cm3) Peki deniz suyundan bütün elementlerin elde edile bildiğini biliyor muydunuz? 1 kg altın elde etmek için 200 milyon metre küp su arıtılmalı. 1 kg magnezyum için 795 lt su arıtılmalı. 1 kg iyot için 16 milyon metre küp su arıtılmalı. Kar yağınca havanın ısındığını biliyoruz buyurun bilimsel açıklaması 1 ton buz veya 1ton kar yağmış olsun bunun havaya vereceği isi 80milyon kaloridir. Buda 10 kg kömürün yakılmasıyla elde edilen ısıya eşit. Gelelim beynimizin kafatasında nasıl korunduğuna Beyin kafatasında 150 cm3 sıvı içerisinde paskal prensibi (su cenderesi) ile korunur. Klorofilin formülünü merak edenler buyrun c55 h72 05 n4 mg Gelelim yapraklara 1 m2 yaprak 1saatte 2 gr şeker üretir. Dünya ! Dünya uzaydan bir geçtiği noktadan bir daha geçmemektedir. Dünya son 1200 yılın en sıcak yılını 1998 yılında geçirdi. Dünya güneş etrafında saniyede 29.8 km hızla dönmektedir. alıntı |
Tarihi Gaflar TARİHİ GAFLAR Radyonun geleceği yok. (Lord Kevin-İskoçyalı fizik adamı) Artık yeni hiçbir şey yok.İcat edibilecek her şey icat edildi.(Charles H. Durll-Amerikan Patent Dairesi Başkanı 1899) Denizaltıların savaşta ne işe yarayabileceğini anlayamadım.En fazla mürettebatın boğularak ölmesine neden olabilir.(H.G. Wells –yazar 1901) Atlar her zaman kullanılacaktır.Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir.(Henry Ford’un kredi isteği üzerine otomotiv sektörünün geleceği konusunda araştırma yapan bir banka müdürü-1903) Uçaklar hoş oyuncaklar.Ama askeri bir değeri yok.(Mareşal Ferdinand foch-Birinci Dünya Savaşı’nda Fransız Orduları Başkomutanı-1911) Artistlerin konuşmalarını kim duymak ister ki?(Harry M. Warner –Film endüstrisi yöneticisi.O sıralar yeni icat edilen sesli film hakkında-1927) Televizyon en geç altı ay içinde piyasadan silinecektir.İnsanlar her akşam böyle bir kutuya bakmak istemezler.(Daryik F.Zanuck –Twent Century Fox film şirketinin başkanı-1944) Bilgisayarlar gelecekte 1,5 ton ağırlığında olacaklar.(Popular Mechanics dergisi-1949) Seslerini beğenmedim,ayrıca gitar topluluklarının modası geçti.(Decca Record Plak firmasının bir yöneticisi.Beatles hakkında-1962) İnsanların büyük çoğunluğu için tütün tüketimi çok sağlıklı bir şeydir.(Doktor Ian G.McDonald,Operatör-1963) İnsanların evlerinde bilgisayar bulundurmaları için herhangi bir neden göremiyorum.(Kenneth Olsen, Digital Eguipment Corp.’un-bir bilgisayar firması- başkanı-1977 |
Viyana'yı kuşatmak için yola çıkan ordu, geride kalan kasabalarda birkaç askeri, tedbir olsun diye bırakıyordu. Viyana yakınlarındaki Lambach kentinde de bir grup askerin kalması uygun görülür. Lambach'taki askerler, günlerini gün etmeye başlarlar. Arkadaşları Viyana kapılarında kırılırken, onlar şarap şişesini sabah akşam ellerinden bırakmıyorlardı. Kuşatma bozgunla sonuçlanınca püskürtülen Osmanlı ordusu, neyi var, nesi yoksa toplayarak geri dönüş yolculuğuna hazırlanır. Önlem olsun diye civardaki köylere ve kasabalara bıraktıkları Yeniçeriler de durumdan haberdar edilip, geri çağırılır. Lambach'taki askerlere kuşatmanın sona erdiği, orduya katılmaları haberi gelir, ama aralarından biri, sanki yer yarılıp içine girmiştir. Yok!.. Ali adlı Yeniçeri hiçbir yerde yoktur. Ara ara ara Ali yok! Arkadaşları fazla vakitleri olmadığı için aramadan vazgeçerler ve Lambach'tan ayrılırlar. Ali, sızdığı yerde uyanır ve şöyle bir gerinir. Kılıcını, kalkanını yerden alan Ali, sokağa çıkar. Allah, Allah! Lambach halkı bir tuhaf bakmaktadır kendisine! Aaa, üstüne üstüne geliyorlar. "Gelmeyin lan!" diye bağırıp, kılıcını gösterse de hiç kimseyi korkutamadığını kısa sürede kavrar. Olup bitene bir anlam veremeyen zavallı Ali, sokaklarda koşmaya başlar. Nasıl koşmasın ki, tüm Lambach arkasından onu kovalamaktadır. Sanki Viyana kuşatmasının tüm faturası ona kesilmiş, hesabı Ali ödeyecektir. Kiliseye sığınan Ali'nin arkasından papaz efendi kapıları kapatır ve halkı sakinleştirir. Ali, kendisine gelince olanları anlamaya başlar; ordu İstanbul'a geri dönmüş, ama o, Lambach'ta kalmıştır. Unutulan Yeniçeri, sokağa hiç çıkmadan aylarca Lambach Kilisesi'nde yaşar. Almancayı öğrenince, sokağa çıkmak isteğini anlatır papaza... Papaz, bunun bir tek yolu olduğunu, dinini değiştirmesi gerektiğini söyler. Kilise mezarlığındaki bir taşta şu ad yazmaktadır: 'Ali Lambacher.' Yani Lambachlı Ali!.. Kilisenin kapısının üstündeki heykelde de bir Aziz göze çarpar. Kalın kaşlı, pala bıyıklı bir 'Aziz'dir bu. Ve elbette Ali'den başkası değildir. O heykeldeki Ali, kendi kendine konuşmaktadır sanki: "Şu işe bak yahu; ne amaçla geldik, ne olduk?" Ali, ülkesine geri dönmez. Çünkü, biliyordu ki, ülkesinin tarih kitaplarında onun hikâyesi yer almayacaktır! Ali bilmekteydi ki, kendi ülkesinde, üniversite seçme ve yerleştirme sınavlarında adı geçmeyecektir. Oysa, yanlış bir 'şık'ta da olsa razıdır!!! Lambachlı Ali'nin heykelinin bulunduğu kilise kapısının önünden dört yıl geçen bir öğrenci, sigara içerken yakalandığı için atılır rahip okulundan... 11 yaşındaki öğrenci, Ali'nin içeri alınarak hayatının kurtulduğu kapının dışında affedilmesi için gözyaşları döker, yalvarır. Ama nafile!.. O öğrenci 'Adolf Hitler' adını taşımaktadır! Demek ki, sigara yalnızca bireyin değil, tüm insanlığın sağlığına zararlıdır. Ve sigara içerken yakalanan her öğrenci okuldan atılmamalıdır! 2007-11-10 sunay akın |
BunLari BiLiyormuydunuz?Emin oLun Cok Sasiracaksiniz. -Ördeğin sesi yankı yapmaz. -Bal bozulmayan tek gıdadır. -Denizyıldızlarının beyni yoktur. -Üzüm mikrodalga fırında patlar. -İnsan yılda en az 1460 rüya görür. -İçtiğimiz sular 3 milyar yaşındadır. -Karınca iki hafta su altında yaşayabilir. -İnsan kalbi dakikada 60-80 defa çarpar. -Üzümü mikrodalgaya koyarsanız patlar. -Parmak izi gibi herkesin dil izi de farklıdır. -"Pi" sayısının bir milyarıncı rakamı 9'dur. -Dünyada insanlardan daha çok tavuk var. -Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir. -İnsanın kalça kemiği betondan daha sağlamdır. -Hiçbir kağıt 7 defadan fazla 2'ye katlanamaz. -Türkiye'de Mehmet adında 1 milyon 229 kişi var. -Sabahları elma kahveden daha fazla uykunuzu açar. -Yerçekimsiz ortamda mum alevi küre şeklinde olur. -El tırnakları ayak tırnaklarından 4 kat daha hızlı uzar. -Otomobil sayısı insan sayısından 3 kat daha hızlı artıyor. -Doğum gününüzü en az 9 milyon kişiyle paylaşıyorsunuz. -Bir bardak sıcak su, buzdolabında soğuk sudan daha çabuk donar. -Günde 24 saat sayı saysanız, 1 trilyona ulaşmanız 31 bin 688 yıl alır. -Dünyada bir yılda gerçek paradan daha fazla Monopol parası basılıyor. -Eksi 90 derecede nefesimiz, havanın ortasında donar ve düşer. -Vücudumuzdaki tüm damarları uç uca ekleseniz 19 bin 200 kilometre eder. -Çin'de İngilizce konuşan kişi sayısı Amerika'dan daha fazladır. -Elma, soğan ve patatesin tadı aynıdır. Fark sadece tamamen kokularından kaynaklanır. Aslında hepsi tatlıdır. -13 rakamının uğursuz olarak bilinmesi nedeniyle ABD'de birçok otelde 13. katta oda bulunmaz. -En uzun boylu insan 1940 yılında ölen 2,72 metre boyunda ABD'li R.P. Wadlow olmuştur. -Kibrit kutusu büyüklüğündeki altın külçesi yufka gibi açılarak bir tenis kortu büyüklüğüne kadar yırtılmadan uzatılabilir. -Einstein 9 yaşından sonra akıcı konuşmaya başladı. Aile onda zihin geriliği olduğunu bile düşündü. -İnsan daha çok oksijen alabilmek ve vücudundaki karbon gazını boşaltmak için esner. -İnsan bir günde 28-33 bin litre hava, 500-700 litre oksijen, 2 kilogram yiyecek tüketir. -Dünyanın en hızlı kuşu Boğazlı Kırlangıç'tır. 3 saniye süreyle saatte 128 km. sürate ulaşmıştır. -Michel Jordan bir yılda Nike'den Nike'ın Malezya fabrikası personelinin hepsinden fazla para kazanıyor. -ABD, Ohio'da lisans olmadan fare yakalamak yasaktır. -Eğer aynı zamanda aksırır, hıçkırır ve gaz çıkarırsanız, patlarsınız. -Aşık olduğumuzda beynimiz "phenylethylamine" üretir. Bu kalp atışınızı hızlandırır ve sizi mutlu yapar. Mu kimyasal madde çikolatada da vardır. -Uzayda yerçekimi olmadığı için astronotlar ağlayamaz. Çünkü gözyaşı aşağı düşmez. -Birinci Dünya Savaşında Fransa ülkedeki tüm taksileri tüm taksileri devraldı ve askerler cepheye bu taksilerle taşındı. -1994 Dünya Kupası'nda, Bulgaristan futbol takımının 11 oyuncusunun hepsinin isminin sonu "OV" ile bitiyordu. -Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmaz, sizi gizler. Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuzu anlamalarını engeller. -Kahve sarhoş bir insanın ayılmasına yardımcı olmaz. Hatta çoğu zaman alkolün etkisinin artmasına yol açar. -Kereviz yerken harcanan kalori,kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır. -Bir pire, kendi büyüklüğünün 150 kat yüksekliğine zıplayabilir. Bu oranı tutturmak için insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gereklidir. -Klinik ölüm sonrası insan 5 dakika içinde hayata geri getirilebilir. 5 dakika sonra beyin hücreleri ölmeye başlar, ama yine de bu süreyi 5 dakika daha uzatmak mümkündür. -İnsan uzun süre bir böbrek ve bir akciğerle, midesiz, dalaksız yaşayabilir, ama karaciğersiz bir dakika bile yaşayamaz. -Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.-Soğuk havalarda ısınmak için alkol almak son derece tehlikelidir. Yüzeysel damarlarda genişlemeye yol açan alkol bir süre kendinizi ısınmış gibi hissetmenize yol açarken, vücudun ısı kaybını kolaylaştırır. Bu da donmayı çabuklaştırır. -Macar Yanosh Voven ve karısı Sara dünyada en uzun aile hayatı sürmüşler. Onlar 147 sene beraber yaşamışlar. Yanosh 172, Sara 164 sene yaşamıştır. Öldüklerinde en küçük çocuklarının 116 yaşı varmış. -En büyük kuş yumurtası devekuşunundur. 15 - 20 santimetre uzunluğunda ve ortalama 1.7 kilogram ağırlığındadır. Kaynatılarak pişirilmesi 40 dakika sürer. -Kirpiler suda yüzer. -Salatalığın yüzde 96'sı sudur. -Sivrisineklerin 47 tane dişi vardır. -Coca-Cola'nın orijinal rengi yeşildir. -Çocuklar baharda daha fazla büyüyor. -Sigara çakmağı kibritten önce bulundu. -Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır. -Uranüs çıplak gözle görülen bir gezegendir. -Dünyadaki tavuk sayısı insanlardan fazladır. -Salyangozların 25.000 civarında dişi vardır. -Bir doğumda yaşayan en çok çocuk sayısı 6. -Bir kadının sahip olduğu en fazla çocuk sayısı 69. -İlk kule saati 1404 yılında Moskova'da yapılmıştır. -Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır. -Timsahlar daha derine batabilmek için taş yutarlar. -Bukalemunların dilleri,vücutlarından iki kat uzundur. -Dünyadaki ısı 1900 yılından itibaren 0.7 derece arttı. -Uzaya ilk uçan kadın Valentina Tereşkova'dır. (1962) -Günümüzde, evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. -Dünyada insan başına düşen karınca sayısı 1 milyondur. -Pisagor sokak dövüşü spor dalında olimpiyat şampiyonu olmuştur. -Kedi ve köpekler de insanlar gibi solak yada sağak olabilirler. -"Düello" uygulaması hala Uruguay ve Paraguay'da devam etmektedir. -(şuan yaşayan) 135 yaşındaki Ali Muhammed Hüseyin, yeryüzünün en yaşlı insanı olarak biliniyor. -Atların kırılan kemikleri geri kaynamaz. Ayağı kırılan atların hayatı da biter. -Sağ elini kullananlar sol elini kullananlardan ortalama 9 yıl daha uzun yaşıyor. -Uyurken, TV izlerken olduğundan iki kat daha fazla kalori harcarız. -Stockholm kraliyet kütüphanesinde muhafaza edilen "Şeytan İncili" kitabının ağırlığı 350 kg.dır. -Taze kakao içinde bulunan sıvı, kan plazması yerine kullanılabilir. -ABD'de Coco-Cola şoförlerinin kimyasal madde taşıma lisansı olması gerekiyor. -Dünyanın uydusu ayın hacmi, Pasifik Okyanusu'nun hacmi ile aynıdır. -Maymunlar her yıl uçak kazalarından daha fazla insan ölümüne neden oluyor. -Dünya ahalisi gece gündüz satranç oynasa ve her saniyede bir hamle yapılsa, satrançta tüm oyunları tecrübeden geçirebilmek için asırlara ihtiyaç vardır. -Satranç tarihinin en uzun oyunu 1950 yılında Mardel Plato'da yapılmış dünya satranç turnuvasında gerçekleşmiştir. Pilkin ve Çernyak arasında yapılan bu maç 22 saat devam etmiş ve 191. hamle sonrası berabere bitmiştir. -Dünyanın en kokulu camisi Tebriz şehrindedir. Mescit inşa edilirken çamuruna misk kokusu ilave edilmiştir ve 600 sene geçmesine rağmen hala mescit misk kokmaktadır. -Dünyada en tehlikeli hayvan sivrisinektir. Çünkü insanların ölümüne en fazla sebep olan hayvandır. -En eski alfabe Suriye'nin Akdeniz sahilindeki Lattakiya limanı yakınlığında yapılan kazım sonucu bulunmuştur. Alfabe 32 harften oluşur. -Güneş yerden 149 milyon 600 bin km. mesafededir.Hacmi yerden 1300 defa büyüktür. -Rusya'da yaşamış olan Vasilyev'in iki karısından 87 çocuğu olmuştur. 75. yaş gününde (1782) onun yanında 83 çocuğu bulunmuştur. -Bugüne kadar yaşamış en ağır kişi, 635 kiloya ulaşan Washingtonlu Jon Brower Minnoch. -Bir kişinin yaşayabildiği en yüksek vücut ısısı 46.5 derecedir. Normal değer ise 35 - 37'dir. -ABD'de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste yada gözaltında tutulmaktadır. -Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur,sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur. -Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi Bambu bir günde 90 cm. kadar uzuyor. -Erkeklere yıldırım çarpması olasılığı kadınlara göre 6 kat daha fazladır. -En büyük kitap XVII asırda yayınlanmış ve Berlin kütüphanesinde bulunan coğrafya atlası sayılır. (yüksekliği 2 metre, eni 1 metre) -1707 - 1782 arasında yaşamış bir Rus kadının; 16 ikiz, 7 üçüz ve 4 dördüzü, 1725 - 1765 arasında dünyaya getirdiği belirlendi. -Ünlü Arap şairi Kahire üniversitesi profesörü Şeyh Muhammed Abdul İbrahim 150 yaşında vefat etmiştir. 105 sene bekar yaşamış. 105 yaşında evlendikten sonra 5 çocuğu olmuştur. -Atakama çölüne 400 seneden beri yağmur yağmamaktadır. Yağan yağmur da havada buharlaştığından yere düşmemektedir |
Portakal kabuğundan çıkan su niçin yanar? Portakal ve mandalina kabuklarını sıktığımız zaman havada küçük zerreciklerin oluştuğunu görürüz. Bir kibrit ya da çakmak alevini, uçuşan bu minik damlacıklara yaklaştırırsak alev alıp yanarlar. Bu duruma, kabuk içinde bulunan bir çeşit yanıcı esans olmaktadır. |
Soğanın Göz Yaşartması Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu'da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor. Soğan besleyici bir gıda olmasının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliğe de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarmısakta sülfür ihtiva eden amino asitlerin türevleri de vardır. Bir soğanı kestiğinizde bunlardan 'S1 propenylcysteine-sulphoxide' adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden 'proponal-S oxit' adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur. Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır. Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayı veya soğanı çeşmeden akan suyun altında kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş. Soğan doğrarken gözlerin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasında bir limon dilimi, dişler arasında bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar. Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanın doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz. |
İleri doğru bir adim atıldığında, insan vücudundaki 54 kas çalışır insan beyninin ortalama ağırlığı 1.3kg. Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır. Yetişkin bir insan günde ortalama olarak 23 bin kez nefes alır. Kaşları yukarı kaldırmak için 30 kası harekete geçirmek gerekiyor. Erkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk koru oluyorlar. Döllenmeden doğuma kadar bir bebeğin ağırlığı beş, milyon kat artıyor. Sadece bir tane kovboy filmi kadın yönetmen tarafından çekilmiştir Karadul örümceği, bir günde 20 eşini yiyor. Beş gözü olan arılar, her yıl, yılandan fazla insan öldürüyor... Uçan balıklar 90 metreye kadar yükselebiliyor Güvelerin mideleri yoktur Istakozların kanları mavi renklidir.Soğan doğrarken sakız çiğnemek göz yaşarmasını önler Kereviz yerken harcanan kalori,kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır. Vücudumuzdaki tüm damarları uç uca ekleseniz 19 bin 200 kilometre eder. Eksi 90 derecede nefesimiz, havanın ortasında donar ve düşer Günde 24 saat sayı saysanız, 1 trilyona ulaşmanız 31 bin 688 yıl alır. Doğum gününüzü en az 9 milyon kişiyle paylaşıyorsunuz. El tırnakları ayak tırnaklarından 4 kat daha hızlı uzar. İnsanın kalça kemiği betondan daha sağlamdır. Dünyada insanlardan daha çok tavuk var. İnsan kalbi dakikada 60-80 defa çarpar. İnsan yılda en az 1460 rüya görür. İnsanlar 200 milyon soluk alıp verme, 1 milyar kalp atışı, 300 milyon mide kasılması ve 20 milyar göz kırpması kadar yaşarlar. İnsanlar beyinlerinin yüzde 10'nu kullanırlar. Bir insan yedi dakika içerisinde uykuya dalar. İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir. Dünyanın en büyük yumurtası köpekbalığının. Köstebek bir gecede 90 metrelik tünel kazabilir Bedenine oranla en büyük beyin karıncalardadır Bir bukalemunun dili, bedeninin iki katı uzunluğundadır. Kalkan balıkları yavruyken dişidir ancak 5 yaşına geldiklerinde birçoğu erkeğe dönüşür. Bir salyangozun diş sayısı 25 bini bulabilir. Çita, saatte 70 kilometre hıza iki saniyede çıkar. Salyangozlar yemek yemeden üç yıl uyur. Hindiler yağmurda başlarını havaya kaldırır. Tarantula örümcekleri 2.5 yıl aç kalabilir. Bir farenin spermi, filin sperminden uzundur. Balinalar geri geri yüzemezler. Dünyadaki tüm karıncaların ağırlığı, tüm insanların ağırlığının 10 katıdır. Kaburgasız doğan develerde 3 çift gözkapağı var. |
insan vücudunun ßazı gariplikleri *Vücudumuzda bulunan yağla 7 iri sabun kalıbı yapabiliriz.*O kadar çok karbon taşırız ki bunları bîr araya toplayıp kullanmak mümkün olsa; 9000 adet kurşun kalem yapabiliriz.2200 kibrite yetecek kadar fosforumuz, 250 gramdan fazla sürfürümüz, bir kaşık dolusu muz mağnezyummuş, 5 cm boyunda bir çivi yapacak kadar demirimiz vardır. *Vücudumuzda 25 milyar oksijen alıcı kırmızı kan yuvarlakları bulunmaktadır. Bunları bir yüzey üzerine yayacak olursak 2570 metre karelik bir alanı kaplar. *Bebekken 270'den fazla kemiğimiz varken, büyüdükçe bunların bazısı birbiriyle kaynaşarak sonunda sadece 206 kemikle kalırız. *Kalbimiz normal olarak dakikada 70-72 kere atar. Bu atışa göre, 70 yaşındaki insanın kalbi 2500 milyon kere atmış ve bu süre içindede 167561600000 kilo kan, damarlarımıza pompalamıştır *Normal bir vücut ısısı ile, insanın dayanabileceği en sıcak suyun ısısı 110°Cdir. *Normal bir insan vücudunda bulunan elektrik, 25 Wattlık bir lambayı dakikalarca yakabilir. *Esmerlerde 120 bin, sarışınlarda ise 140 bin adet saç teli vardır. Her geçen gün başımızdan 25.000 arasında saç teli kopar ve yerine yine aynı sayıda yenileri çıkar. *Tek bir dakika içerisinde 1025 cm küplük havayı içimize çeker, 4 kilograma yakın kanı vücudumuz içinde devrederiz. *Yapılan araştırmalara göre 6 dakika su altında kalabilir, 20 dakika nefesimizi tutabilir, sıfırın altında 103 derecelik bir soğuğa karşı koyabiliriz. 30 gün aç 110 saat da uykusuzluğa dayanabiliriz. *Tırnaklarımız bir yılda 3,75 metre kadar uzar. *İnsan doğduktan bir kaç gün sonraya kadar, hiç birşey duymayacak kadar sağırdır. |
Biraz İlginç Biraz Komik Ölümler - Frank Hayes-1923: At yarışı sırasında kalp krizi geçiren jokey yaşamını yitirdi. Atı rakiplerini geçerek bitiş çizgisini geçtiğinde dünyadaki ilk 'Ölü şampiyon' oldu. - Dick Shawn-1987: Komedyen Shawn bir politikacıyı taklit ederken sahnede yere yattı. O sırada kalp krizi geçiren komedyen bir daha ayağa kalkamadı. - Alex Mitchell-1975: 50 yaşındaki tuğla ustası Mitchell bir komedi dizisi izlerken gülme krizine girip 25 dakika boyunca durmadan güldü. Kalbi bu duruma dayanamayınca Mitchell yatağına uzandığı an hayatını kaybetti. - Adolf Frederick-1771: İsveç Kralı Frederick hazımsızlık yüzünden yaşamını yitirdi. Istakoz ve havyarın şampanya ile pişirilmesiyle yapılan yemekten sonra 14 ayrı tatlı yiyen Kral yemekten sonra fenalaşarak hayatını kaybetti. - Joseph W. Burrus-1990: Sihirbaz Burrus 'Canlı gömülme' şovunu yapmak için bir tabutun içine girdi. Asistanları kazdıkları bir çukurun içine yerleştirdikleri tabutun üzerine toprak ve beton attı. İşlem bittiğinde döktükleri betonun tabutu kırdığını fark Eden ekip sihirbazı tabuttan çıkarsalar DA talihsiz adamın cesediyle karşılaştı. - Ray Chapman-1920: Profesyonel beyzbol oyuncusu Chapman bir maç sırasında sahadan fırlatılan topun kafasına isabet etmesiyle hayata Veda etti. - George Allen-1990: Futbol antrenörü Allen'ın futbolcuları kazandıkları bir maçı kutlamak için antrenörün kafasından aşağıya enerji içeceği boşalttı. Fenalaşan Allen hastaneye kaldırıldı. Ünlü teknik direktör olaydan 1 ay sonra hayatını kaybetti. - Lee Seung Seop-2005: Bilgisayar oyunları bağımlısı 28 yaşındaki Seop bir Internet cafede toplam 50 saat boyunca bilgisayarın başından kalkmadan oyun oynadı. Seop oturduğu sandalyeden bir daha kalkamadı. - Marko ve Roberto de Solisa adlı iki kardeş, birbirleriylepek iyi geçinemiyorlardı. Roberto'nun sık sık kendisiyle dalga geçmesine dayanamayan Marko, kardeşini, kafasına sıktığı tek kurşunla öldürdü. Bu basit bir cinayet gibi görünebilir. Ancak gerçek öyle değil. Çünkü Marko ile Roberto aynı dolaşım sistemini paylaşan yapışık ikizlerdi. Roberto'nun ölümünden 5 dakika sonra, kan dolaşımı Duran Marko DA öldü. - New Hempshere eyaletinde 10 yaşında bir çocuk, kolasını çiviyle açmaya çalışırken hayatını kaybetti. Kolanın içindeki gaz basıncıyla fırlayan çivi, çocuğun boğazına saplandı ve çocuk yaşamını yitirdi. - Amerikalı bir genç, bunalıma girerek 10. Kattan aşağıya atladı. Aynı binanın 9. katında, gencin, birbirleriyle sürekli kavga Eden Anne ve babası oturuyordu. 8.katta ise intihar Eden gencin hayatını kurtarabilecek çelik bir ağ vardı. Gencin intihara kalkıştığı sırada, 9. Katta Anne ve babası yine kavga ediyordu. Eşine iyice sinirlenen baba, elindeki av tüfeğinin tetiğine bastı. Anne kendini yere atarak hayatını kurtardı, ancak tüfekten çıkan saçmalar, o sırada 9. katın hizasında bulunan gencin başına isabet etti. - William Henry Harrison - 1840: 1840′DA ABD başkanlığına seçilen William Henry Harrison, çok soğuk bir günde Washington'da açık havada düzenlenen göreve başlama töreninde şapka ve palto giymeyi reddederek yaptığı uzun konuşma sonucu zatürre oldu. Yeni başkan sadece bir ay görev yaptıktan sonra öldü. - Japon bilim adamları - 1971: 1971′de toprak kaymalarını incelemek isteyen Japon bilim adamları, büyük bir yağmur fırtınası efekti yapmak için bir tepeyi yangın hortumlarıyla Adam akıllı suladılar. Bu yüzden tepenin çökmesi sonucu meydana gelen heyelanda, dört bilim adamıyla 11 izleyici hayatını kaybetti |
Erkeklerin düğmeleri neden sağdadır? Hakikaten, neden erkeklerin tüm giysilerinde düğmeler sağda, ilikler solda iken kadın giysilerinde tam tersidir?İşte, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlık daha. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır.Peki kadınların düğmeleri niçin solda? Kadınların çoğunluğu da, daha çok sağ ellerini kullanmıyor mu?Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı.Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı (tabii erkeklerin de daha hızlı çözdüklerini söylemeye gerek yok). Bu neden(ler)le, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular. Günümüzde her kadın, kendi kendine giyinip soyunmasına rağmen nedendir bilinmez, bu adet değişmedi. |
Grip Ve Enteresan Bilgiler http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF Hapşıran insanların gözleri kapanır, halbuki hapşırığın kardeşi olan öksürükte gözler açıktır. Hapşırık insandan insana değişir. Beyazlar zencilerden, erkeklerde kadınlardan daha çok hapşırırlar.http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF Hapşırık çok hızlı ve şiddetli bir şekilde oluştuğu için ölçümünün yapılması pek kolay olmamıştır. http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF Normalde insanların %20'si parlak ışığa maruz kaldıklarında hapşırırlar, bazı bilim adamları bu tür hapşırığın baskın bir şekilde nesilden nesile geçtiğine inanmaktalar. http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF 1955 de Rochester Üniversitesinden B.B. Ross hapşırma sırasında nefes borusundaki havanın ses hızına yakın bir hızda olduğunu tesbit ettiklerini belirtmiştir. Normal tenefüsteki hız saatte yaklaşık 25 km, öksürükte bu hız 160 km, hapşırıkta ise daha fazladır. http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF Bir odada hapşıran iki kişi odayı terk ettikten 30 dakika sonra bile başka birisinin hapşırıkla atılan bakterileri solunum yoluyla alması muhtemeldir. http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF Kontrol edilemeyen hapşırık nöbeti" olarak tanımlanan hastalık 35 yıldır dünyada 12 hastada tanımlanmıştır. 1977'de 11 yaşındaki bir kz çocuğu kedisiyle birlikte uyuduktan sonra dakikada 20 kez hapşırmaya başlamış ve bu nöbet 14 gün sürmüş. Hapşırıktan daha hızlı, göz kırpmaktan daha çabuk refleksimiz nedir? Hıçkırık. http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF Bir kişi hayatı boyunca ortalama 200 defa grip, soğuk algınlığı geçirir. http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF Soğuk algınlığına neden olan 200'den fazla virus saptanmıştır. http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF Soğuk algınlığı ve grip esnasında normalden 200 kat fazla mukus(sümük) salgılanır. http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF Çocuklar senede 10 ila 12, erişkinler de senede 2 ila 4 defa grip, soğuk algınlığına yakalanırlar. http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF 1994 yılında sadece Amerika'da grip, soğuk algınlığına bağlı olarak 24 milyon iş günü ve 20 milyon okul günü kaybolmuştur. http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF 1918-1919 kışındaki şiddetli grip salgınında, 1. Dünya Savaşı'nda ölen toplam insan sayısından fazla (20 milyon) kişi ölmüştür. http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF William Shakespear 53 yaşında yakalandığı gribin zatürreye dönmesi sonucu ölmüştür. http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF Soğuk algınlığı ve grip sırasında normal zamana göre iki kat su, portakal suyu, çay, çorba gibi sıvılar tüketilmeli. http://www.hayalteknesi.com/ARR1.GIF Apollo 9'un astronotunun yakalandığı soğukalgınlığı dünyanın en pahalı soğuk algınlığı vakasıdır. Bu olay 1969'daki ay yolculuğunun gecikmesine neden olmuş ve NASA'ya maliyeti 500.000$ olmuştur. Bu sürede astronotlar Actifed tablet ile tedavi edilmişler ve Actifed uzay yolculuğunda ecza dolabına alınan ilk soğukalgınlığı ilacı olmuştur. |
İNSANLAR YAĞMUR ALTINDA NİÇİN BAŞLARINI EĞİYOR OLABİLİR? Konuya öğrenme kuramları çerçevesinde yaklaşalım. Yağmurun insanda barınma ihtiyacı hissettiren doğal bir olay olduğunu düşünebiliriz. Çünkü yağmura maruz kalmak ve sonrasında kurulanamamak üşütmemize, savunma sistemimizin zayıflamasına ve sonrasındaysa her türlü viral ve bakteriyel enfeksiyonlara yakalanmamıza neden olabiliyor. Bu nedenden ötürü, yağmur bizlerde üstü kapalı ve korunaklı bir alana sığınma davranışını tetikliyor. Peki, bu davranış nasıl tetikleniyor. Elbette ki, eğer ki sözünü ettiğimiz birincil bir güdü ve o güdüyü dolaysız ve araçsız tetikleyen doğal bir uyaransa klasik koşullanma kuramının da üzerine kurulduğu koşulsuz uyaran - koşulsuz yanıt ilişkisinden bahsetmemiz gerekiyor. Nasıl ki açlık yemek yeme davranışını, susuzluk su içme davranışını tetikliyorsa, yağmur da bir barınak bulma davranışını tetikliyor. Davranışçı ekol ve öğrenme kuramlarının birçoğu çevremizdeki her türlü uyarana verdiğimiz yanıtlardan bahsediyor. Bu öyle bir zincir ki, her bir uyaran zinciri, kendisiyle bağlantısı kurulmuş yanıt zincirlerini tetikliyor. Zaten davranışçı psikologlar, öğrenmenin zaman almasını da bu zincirin öğrenilmesinin ve uyaran-yanıt ilişkilerinin kurulmasının zaman almasına bağlıyorlar. Buradaki zincirimiz, yağmur uyaranına karşı verdiğimiz kapalı bir mekâna sığınma yanıtını oluşturuyor. Atalarımızın şartlarını düşündüğümüzde, yaşadıkları ya da sığındıkları alanlar girişi basık mağaralardan oluşuyordu. Haliyle bu mağaraya girmek için başlarını eğmek zorunda kalıyorlardı. Benzer şekilde, günümüzde de yağmur yağdığında altına girdiğimiz brandalar vs... kimi zaman basık ve kafamızı eğerek girebildiğimiz korunaklar. Daha açık bir deyişle atalarımızdan devraldığımız davranış kalıpları halen basık brandalar gibi alçak korunak sistemleriyle ödüllendirilmekte. Dolayısıyla, yağmur yağdığında, bizlerde otomatik olarak başımızı eğerek bir sığınağa girme davranışı tetikleniyor. Ancak, bu uyaran-yanıt ilişkisinde kimi zaman yanıtların aralarındaki ilişkiler öyle kuvvetleniyor ki, baştaki uyaran sondaki bir yanıtı da tetikleyebiliyor. Tıpkı bizim durumumuzdaki gibi. Yağmur yağdığında, henüz civarda bir barınak bulunmamasına rağmen insanlarda kafa eğme davranışı gözlemlenebiliyor. Bu merkez açıklamamızdan sonra, gözlemin de insan davranışlarındaki önemine parmak basmamızda fayda var. Yağmura karşı pek çok kişi başını eğerek yanıt verince, sosyal çevresini sürekli olarak gözlemleyen diğerlerinde de aynı davranışta bulunma eğilimi oluşuyor. |
| Saat: 23:13 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık