![]() |
YÜREK Yumruk biçiminde bir şey Kan kırmızı et parçası Gümbür gümbür atar durur Göğsümün sol tarafında Hayat, aşk, iyilik, cesaret Ne varsa bu yürektedir Bu yürek durmayagörsün Kodunsa bul dünyaları Yüreğim benim bir tanem Velinimetim, efendim Durma, çarp, vur, ses ver aman Aşık kulağım sendedir. |
Yağmurlarla Öpüşmeye Gidiyorum Yüreğime bir beden büyük gelen umutları Üzerimden çıkarıp gidiyorum." Küçük bir çocuğun duası gibi Masumluğunu sundum sana aşkın. Ama sen, “İmkansız bir aşk “ deyip sustun. Oysa sana dair ne düşlerim vardı. Dans edecektim yağmurlarda seninle. Yıldızların saçlarına düştüğünde, Bir gökkuşağı çizecektim beyaz tuallere. Asla kırgın değilim sana... Özgürdün, hürdün elbet. Güneşte yaşamak varken, Karanlıklarda boğulmayı göze alamazdın sen... Gözlerine sakladığım baharlara Veda busesini yapıştırıp gidiyorum. Aslında bir teşekkür borçluyum sana, Yarım bir adamın karanlıklarına Rüya misali baharlarınla konakladın.. Her nefesinde, Mevsimleri soludum gözlerinde. Kırılmış bir gönül mabedine Bir gülüş ekledin ya, Bir ömür yeter bana.. Hep ağladığımda öper dururum Baharda açmış o gülüşlerini...... Gittiğim yerlerde, Kim bilir belki de alışırım. Alışacağım; gözlerinin yokluğu değil elbet. Bahçemde ezilmiş güllerin çığlıklarına , İçimdeki çocuğun gözlerindeki ıslaklığına, Elbet bir gün alışırım.... Gidiyorum, Aynalara ağlamaklı suretimi bırakıp Masum çocukların dualarına gidiyorum... Senin uyuduğun saatlerde ben, Bu şehri, bu yüreği sana bırakıp Yağmurlarla öpüşmeye gidiyorum. isimsiz kral |
HEPSİ AYNI Kaç sevgiliyi sonuncu saydıysam Hepsi de aynı kadındı Bilmiyorlardı kendilerini Ama ben biliyordum Çünkü hep aynı bendim. Kaç kadını seviyorum dedimse Hepsi de aynı kadındı Bilmiyorlardı birbirlerini Ama ben biliyordum Çünkü hepsini seviyordum. Kaç kadın ihanet ettiyse Hepsi de aynı kadındı Bilmiyorlardı kaç yaram olduğunu Ama ben biliyordum Çünkü vurulan hep bendim. |
Anıyorum Seni Yine aklıma düştün gece vakti Bak yağmur yağıyor durmaksızın Gözyaşlarımla yarış ediyor. Güneş doğduğunda unutucam sanma seni Tek yağmur yağdığında gelmiyorki aklıma gözlerin Tek yağmur yağdığında düşmüyorki kor gibi hasretin Her elim boş kaldığında Her susadığımda Anıyorum seni bütün varlığımla.... isimsiz kral |
Sen kıştın; Buz gibiydin, soğuk ama yakan. İçimi dondururdu ayazın, Çenem titrerdi soğuktan ya Aşkın bağlardı elimi kolumu, Hiçbir yere gidemez, Gözlerine, derin okyanus mavisi gözlerine bakar, Bakar da ısınmaya çalışırdım biçare. Sen ilkbahardın; Çiçek çiçektin, kokulu, taze. Yepyeni bir gülümseme vardı yüzünde. Sözlerinde bülbülü işittim. İpek gibi bir kelebeğin peşisıra geldim sana Ve gidemedim, kalmadı gitmelerim Dönemedim arkama. Sen yazdın; Denizin dalgası kadar beyzdı ellerin. Güneştin sen, göremeyince burkulurdu içim. Zakkum kadar çekici ve tehlikeliydin. Gözlerine bakınca, Sıcak kumdan denize dalar gibi ürperirdim. Sen deniz gibi baktıkça ben dalar dalar giderdim. Sen sonbahardın; Tüm yapraklarını döken çınar gibi, Dik ve gururluydun. Sesini duydukça, göçmen kuşun kanadına takılıp, Gidiverirdi tüm hüzünlerim. Sarı, kırmızı, yeşil, mavi, gri... Rengarenktin, tüm renkler sendin. Sen herşeydin, Benim için herşey sendin! Her mevsim, her koku, her ses, Denizin dalgası, vapur düdüğü, martı çığlığı, Çiçekler, böcekler, yıldızlar, ay ve güneş... Herbirinde seni buldum ben. Ve şimdi, sen varsan herşey benim, Sen yoksan hiçbirşeyim... |
Alıştım Artık Kazandıklarıma sevinemedim Kaybettiklerime üzülmekten. Gidenlerin ardından bakakalmışken, Göremedim önümü. Tökezledim Düştüm Yerden kaldıran olmadı. Kanadı dizlerim Damla damla akan gözyaşlarımla ıslandı Düştüm kalktım Neyin var diyen olmadı. Yalnızmışım anladım. Unutmam seniler yalanmış Ben dostuma boşuna bel bağladım. Kader değilmiş ağlatan Ben yaşadıklarımdan değil Yaşayamadıklarımdan pişmanım. Unutsam dedim geçenleri Silsem bütün seneleri. Ama mümkün değil kapatmak eski defterleri Yine esirinim senin hayat. Biliyorum devam edecek bu böyle. Kaderin bu senin diye çekinme söyle. Alıştım ben artık her bir derde kedere Bu da gelip geçsin alıp götürdükleriyle. Duygu Tuncel |
Gökyüzünün maviliğine Eşsiz ve duru güzelliğine Sesinin büyüsüne Tutuldum ben Sevgi'nin ezgisine Sen çiçeklerin en güzelisin Yüreğimde çalınan bir ezgisin... Kalbimin tek sahibi Verdim sana yüreğimi Uçtum gökyüzünde Bir kuş misali Özgürlüğün tadını Ben sende buldum Sen çiçeklerin en güzelisin Yüreğimde çalınan bir ezgisin... |
Kara Gözlerin Kara gözlerindeki umut Siyah saçları kadar karamsardı ve kadere küsmüştü O, bir kere Sevgiyi öldürdü diye... Sanki ona uzanan ellerde Keskin bir bıçak Ha vurdu ha vuracak Bu, benim karanlıklarım, Bu benim sırlarım diyor hep Bir gün gelecek Şefkatle kollarına saracaklar... Asılsız sevgilerdi onu yıkan aslında Umutları umduğu gibi çıkmamış Beklentileri hep korkuları olmuş Sanki bütün hayatı, Kupkuru bir odadaymış kopamadıklarıyla... Gülüşleri bir sigara içimi zamanı kadar az Her nefeste biraz daha kısalırken Bütün beklentileri Duman duman uçuyorlardı. Kurallar koymak isterken dostluklarına, Kuralları bozduğunun farkında değildi aslında... Şimdi o gözlerde, Vakitsiz yağan yağmurlar var, Hasat mevsimi bitmiş bahçelere Sağnak sağnak yağacaklar, Belki gönlünde gökkuşağı açacak Ama, altından çocuklar geçmeyecekler. Su yerine zehir akacak ırmaklarından, Hiç kimse içmeyecek... ya Ben, Şimdilerde bir bağ bozumu hüznü var içimde, Üzümlerim gazap üzümü Şaraplarımsa gözyaşları... Sen güz güneşinde, sanki kanadı kırık bir kuş, Konmuştu bahçeme, Ona şefkatle eğilirken Pır diye uçtu birden Kırık sandığım kanatlarındaki sahtelik, ve inancımla birlikte. isimsiz kral |
haykırsam sesimi duyan olurmu duysada bir çare bir faydası bulunurmu ben ağlamıyı unuttum gülmeyi zaten sorma böyle hayattta yaşamaya alıştım bazen şiirlerde bazen dinlediğim müziklerde bazen karanlık sokakların parlak yıldızların altında ay ışıgında seni aramaya alıştım ben de işte hayata böyle karıştım derdim yetmez gibi sözüm bitmez gibi gönlüm görmez ferman dinlemez gibi ben bu halle yalnızlıga alıştım söyle sen aklına geleni kalbim kırık nasıl olsa bir daha kırılmaz ben böyle mutsuzlugu alıştım yalnızda kalsam karanlıktada dolaşsam dertlerimle sürünmeye alıştım ben insanların içine işte böyle karıştım derdim yetmez gibi sözüm bitmez gibi şiirler yazdım öykü oldu ferhat olsada görse şu halimi perişan olurdu yaşamak değil de yaşatmak için kendi derdini unuturdu yazılanlar bir kere okunduktan sonra birer birer unutulurdu unutulsun ,ben unutulmayada alıştım...! |
Artık Alıştım Artık alıştım, öğrendim.. İlk değil Bundan sonra Son söz hep benim, Kapım açık herkese Buyurup gelsinler, Varsa bir fincan kahvemiz Zevkle ikram ederiz, Bilirsiniz bir fincan kahvenin Kırk yıl hatırı var, Artık alıştım, öğrendim.. Hem ilk hem son söz benim Ben böyleyim Siz kabul dedikten sonra Ben söze yeni başlarım, Siz değil Benim buyurmam lazım evvel Tamam adet yerini bulsun gelelim, Kahveyi siz ikram edersiniz Ama kırk yıl hatır değil bu kahve Hatırı olmazsa hiç Olursa ebede kadar, Artık alıştım, öğrendim.. Bize göre değil yine de Hep derim Aldanabilirim belki Ama aldatmam hiçbir kimseyi, Çünkü ben böyleyim Kendim gibiyim Göründüğüm gibiyim yani Ama siz de Hem yiğidi öldürdünüz Hem de hakkını yediniz! Artık alıştım, öğrendim.. Ekmek aslanın ağzında diyorlar hep Bu doğru Kolay değil hiçbir şey, ama geç öğrendim, Ekmeğimiz aslanın midesine indi sonra Bu da doğru, Ve öğrendim ki Aslan da aç ve o da ekmek arıyormuş artık! Zafer Şık |
Kara sevda yuregimde kor gibi, eriyorum ellerimde kar gibi... Ey vefasiz, ben ugrunda olurdum! Ne cikardi biraz sevsen sen beni! Dag tasa askim diye, seni yazdim ben her yere! Tas kalbini bile bile sana asik oldum, seni cok sevdim! Sevda degil gore gore olmek bu, ask yerine ucuruma itmek bu... Ah belalim, beni kirsan ne cikar? Anlasana elde degil, sevmek bu! Dag tasa askim diye, seni yazdim ben her yere! Tas kalbini bile bile sana asik oldum, seni cok sevdim! |
Yağmur Yağmurlu bir yaz günüydü senden ayrıldığımda Sessizce yürürken yolda, Yağmur belirdi karşımda.. Aslında yağmuru severdim o güne kadar, Ama onun bu hali Çok korkutmuştu beni.. Tarif edilemeyecek kadar kötü, İnanılmayacak kadar hırçın bakışları vardı... Yavaş adımlarla üzerime yürüdü Ve bana Senden kalan her şeyi mi O'na vermemi haykırdı... O'na cevap veremeden Saçımdaki el izini Yanağımdaki o son buseni Ve üzerimdeki mis kokunu aldı benden... Tam gitmeye yönelmişti ki, Son bir kez arkası dönüp, Bana Başka bir şeyinin kalıp kalmadığını sordu... Ağlayan ve kin dolu gözlerle ona bakıp, "HAYIR" diye haykırdım... O gittiğindeyse Yüzümde bir tebessümle O'nu kandırabilmenin sevincini yaşıyordum... Evet, O'nu kandırabilmiştim, Çünkü bana senden kalan bir şey daha vardı: Kalbimin en derin köşesinde sakladığım a ş k ı n... isimsiz kral |
Bilseydim Seni Sevmenin bu denli güzel olduğunu, Beklermiydim aylarca bu sevgi için bulurdum yolu, Umudum mutluluk olsun herşeyin sonu... Mutluluktan, Aşktan, Sevgiden yana ne varsa, Dilerim daima olsunlar yanında, Sen laikken bunları yaşamaya... Aylardır bilemediklerimi sen verdin, Mutluluk nedir sen öğrettin, Karşılıksız beklemeyi ise ben seçtim... Şu koca yalan dünyada, Bir pencere açtik sevgiden yana, Günahsa yaptığım razıyım bunun cezasına... |
Kıyamadım Beni hem üzdün hem kahrettin Hem kendimden hem hayatımdan nefret ettim İyi kötü bir şey söyle dedim hep sustun söylemedin Ama seni seviyorum ne yapayım kıyamadım.. Artık ümidim kalmamıştı Bu aşk bitti demiştim yarım kalmıştı Mademki o sevmiyor hiç olmamıştı Ama seni seviyorum ne yapayım kıyamadım.. Hepsi yalan mıydı dedim kendi kendime Sanki ruhumu çıkarmış kendi girmişti bedenime Âdeta dondum kaldım o acı sözlerine Ama seni seviyorum ne yapayım kıyamadım.. Ruhsuz bir beden misali boşlukta kaldım Kendime anılardan bir mızrap yaptım Sevgimin üstüne bir de nefret kattım Ama seni seviyorum ne yapayım kıyamadım. isimsiz kral |
Bir gün seni bırakırım ya tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu Evet, gün geliyor, bıkıyorum senden, ama İstanbul'dan bıkmak gibi bir şey olur bu. |
yüreğimden fışkıran bir "ah" mıdır gözlerin beni benden koparan "eyvah" mıdır gözlerin Bu gözler, o aydınlık o güzel gözler değil yoksa yalancı mıdır, günah mıdır gözlerin ses midir, aynalarda çarpan kulaklarıma kürdili hicazkar mı, segah mıdır gözlerin Arif Bey'i Itri'yi ömür boyu inleten nihavend mi, sultan-ı yegah mıdır gözlerin kubbesinde yitirdim zaman duygularımı akşam mıdır, gece midir, sabah mıdır gözlerin ruhumu baştan başa acılarla dokuyan beynimi kurşunlayan silah mıdır gözlerin her köşede zifiri bir silüet bırakan gönül memleketimde seyyah mıdır gözlerin renkler avare; sitem başıboş kuytularda mavi midir, yeşil mi, siyah mıdır gözlerin yoksa yalancımıdır, günah mıdır gözlerin nihan kıldı gözlerin bana kapılarını oysa ben gözlerinden girerdim yüreğine her bakışın bir damla ab-ı zindegan idi hicranlı her gülüşün bin yıllık figan idi içime, soluşundan sonra koyu renklerin birer şirpençe gibi düştü gözbebeklerin feryadıma gök bile bigane değil şimdi söyle, kurtuluşun mu, harabın mı gözlerin gözlerinde mi mehtab; mehtabın mı gözlerin Nurullah Genc |
Herhangi Bir Aşka Dair Herhangi bir kızınkinden ayrı değildi öyküsü hayatına ülkesini ekleyip yaşamaktan başka Usulca eğerek başını yürürken nedense hep birbirine dolaşır gibi olurdu ayakları Bir fotoğraf ve yeni koparılmış bir çiçekti ilk mektubuna eklediği kelimelerse büsbütün yangın Durup durup iç çekişleri sessizliği, dalgınlığı acıyla bakışı yollara aşkı öğrenişindendi Çiçekli bir dal gibi uzandı sevdiğine ve yalnızca ayrılıklar korkuttu onu Böylece bağladı hayat, dünya ve kavga ve aşk onun tarihinde milattı Temiz çamaşırlar ve bir demet çiçek taşıyor simdi o kız, görüş günlerine.. isimsiz kral |
Sen geçtin yine ben sınıfta kaldım; Bir türlü yanına ulaşamadım. Sevda sınavından teşekkür aldım; İhanet dersine çalışamadım... Gözlerim kapansa uykusuzluktan, Korkarım hocama saygısızlıktan, Bir örnek istedi duygusuzluktan; Seni diyecektim konuşamadım... Vefasız olmayı bilmedim diye, Adını kalbimden silmedim diye, Okuldan atıldım gülmedim diye; Tebessüm etmeye alışamadım... |
Namlu arkamda namlunun ucunda bir mermi beni kalleşçe vurmaya hazır gözlerimin önünde ise yaşadığım güzel anlar herşey bir film gibi ne kadar basit oysa geriye bırakacağım bir kefen bir ırmağı doldurmaya hazır gözyaşlarını bekliyor düşünmek bile istemiyorum annemin gözyaşlarını kirpiklerinden ayrılacak damlaları isimsiz kral |
Alışman Lazım Babam yeter artık ağlama dedi Ailem bu kadar da olmaz ki biz ölsek bu kadar ağlamazsın dediler Arkadaşlar biri gelir biri geçer alışırsın unutursun dediler Bir tek dedem dışında Sevmenin nasıl olduğunu bilirim yavrum Hava gibi içine çekersin Su gibi durmaksızın içersin Ateş gibi yanarsın Elektrik gibi çarpar adamı Ama onu kaybettiğinde üzerine benzin dökülmüş gibi yanarsın Alev alev Beynin pili bitmiş gibi durur Düşünemezsin Yapayalnız sanki dağda bir başına kalmış gibi hissedersin Sana dayanırsın derim olmaz Ben kaç senedir unutamadım Sen de unutamazsın Unutmak için kalbinin taş kesilmesi lazım Alışman lazım onsuz yaşamaya Alışman... Semih Çağdaş |
GÜNEŞ İİNİP SUYA DOKUN Birara neydi o bulutlar Somurtkan dudakları yere sarkan Arkasında deniz alev alan adam Çehrem sarsılıyor bakmaktan Güneş inip suya dokun Nehre yaslanıp baş aşağı koşan bir yaşlı ağaç ol C.Z. |
Alıştım Artık Kazandıklarıma sevinemedim Kaybettiklerime üzülmekten. Gidenlerin ardından bakakalmışken, Göremedim önümü. Tökezledim Düştüm Yerden kaldıran olmadı. Kanadı dizlerim Damla damla akan gözyaşlarımla ıslandı Düştüm kalktım Neyin var diyen olmadı. Yalnızmışım anladım. Unutmam seniler yalanmış Ben dostuma boşuna bel bağladım. Kader değilmiş ağlatan Ben yaşadıklarımdan değil Yaşayamadıklarımdan pişmanım. Unutsam dedim geçenleri Silsem bütün seneleri. Ama mümkün değil kapatmak eski defterleri Yine esirinim senin hayat. Biliyorum devam edecek bu böyle. Kaderin bu senin diye çekinme söyle. Alıştım ben artık her bir derde kedere Bu da gelip geçsin alıp götürdükleriyle. Duygu Tuncel |
KOŞMA Dudağında yangın varmış dediler, Tâ ezelden yayan koşarak geldim. Alev yanaklara sarmış dediler, Sevdâ seli oldum; taşarak geldim. Kapılmışım ak oduna bir kere, Katlanırım her bir cefâya, cevre Uğraya uğraya devirden devre Bütün kâinatı aşarak geldim. Yapmak, yıkmak senin bu gamlı ömrü. Ben gönlümü sana verdim götürü. Sana meftûn olduğumdan ötürü Sarhoş oldum Neyzen, coşarak geldim. Neyzen TEVFİK |
Hala Kulaklarımda Yağmur yağarken dışarıda ağır ağır öpmüştün yanağımdan. Göz bebeklerin iki çeşme sevgini fısıldamıştın kulağıma ve sonra geceye adım attığımızda başın omzumdaydı. Ürkek bir kuş gibiydin sevdiğim yüreğinin atışı hala kulaklarımda. isimsiz kral |
Gitgide alisiyorum sana.... Hicbir aliskanlik bu kadar guzel olamaz... Ellerin ellerimden uzaksa nasil gucsuzum bilemezsin... Yanimda oldugun zamanlar; sigara dumani gibi cigerlerime doluyor, alkol gibi damarlarima yayiliyorsun... Durmadan basim donuyor verdigin hazdan... Aliskanliklar daima korkutur beni... Dusun ki ben yasamaya bile aliskin degilim... Kendimi kendime alistiramadim yillardir... Fakat simdi sana alisiyorum... Alistikca ozlemim artiyor, daha yogunlasiyor. Yalniz icimde garip bir korku var. Sana alismaktan degil seni kendime alistirmaktan korkuyorum... Bir gun sana simdi verdiklerimden daha guzelini daha degerlisini verememekten korkuyorum... Bir gun ansizin olmekten ve seni, bana olan aliskanliginla yapayalniz birakmaktan korkuyorum... Oysaki her zaman ve gunun her saatinde yaninda olmaliyim senin... Bana alismis olmaktan pismanlik duyacagin bir dakikan bile olmamali... Butun zamanlarini zamanlarimla karistirip emsalsiz bir zaman bilesiminde yasatmaliyim seni... Uykularda bile ayni ruyayi gormeliyiz. Her seyin ve her zevkin yarisi senin olmali, yarisi benim... "Bana alis" demeyecegim... Nasil olsa alisacaksin bir gun... Simdi cirkinligimde guzellikler bulan gozlerin, o zaman en guzeli gorecek bende! Aliskanliginla, sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksin benden! Ilk defa sevilmenin urpertileri icindeyim inan. Sevgimle mukayese edebilecegim tek seyi beni sevmende buldum... Omrumde kimse bana sevmenin gerekliligini ogretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadim. Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkim diyordum. Oysaki simdi bir zamanlar hic sevmemis oldugumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. Asil buyuk sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle degerleniyor, ayri bir anlam kazaniyor... Sevgin olmasaydi degersiz bir cam parcasiydim. Sevginle bir aynayim simdi. Bana bakanlar bastanbasa seni gorecekler icimde... Bir zincirin iki halkasiyiz seninle anliyor musun? Ayni kadehte karismis iki ickiyiz. Iki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki oldugumuz icin bir butun haline geliyoruz durmadan... Aliskanligim devamli sana cekiyor beni... Durup durup dudaklarini opmek geliyor icimden... Saclarini oksamak geliyor, ellerini tutmak geliyor... Kokunun tenime sindigini hissediyorum geceleri... Teninin dudaklarimda eridigini hissediyorum... Boynunun en guzel yerini benden baskasi bilemez artik... Seni kimse benim kadar benimle bir butun olduguna inandiramaz.... Gitgide bu aliskanligin icinde kayboldugumu hissediyorum... Beni yasadigim zamanin disina cikariyorsun. Bir gun tarih oncesinde yasiyoruz , bir gun bulutlarin ustunde... Uzun suren bir bayginlik sonrasinin o anlatilmaz bas donmesi icindeyim... Butun merdivenler birbirine eklendigi zaman seninle vardigim yukseklige erisemez... Acilmis butun kuyularin derinligi icimde seni buldugum yer kadar derin degil... Aliskanlik kozasini oren bir ipekbocegi gibi gitgide tamamliyor bizi. Emsalsiz bir olusun icinde yuvarlaniyoruz. Korkunc bir yangin basladi yureklerimizde. Ozlem, kiskanclik, arzu ne varsa icimizde hepsi birdenbire tutustu. Alev almayan bir yerimiz kalmadi. Alevlerimiz muhtesem bir kizilligin icinde yildizlara kadar uzaniyor. Hic bir su, bu atesi sonduremez artik. Nehirle, denizler bosalsa ustumuze hic sonmeyecegimizi biliyorum. Bu yangin biz birer kor haline gelinceye kadar surecek. Once bakislarimiz alisti birbirine, sonra parmak uclarimiz... Bu olus tamamlandigi anda yeryuzunde bizden guclusu olmayacak! En mutlu oldugumuz yerde en guclu de olacagiz seninle... Bu bir sonun degil bir varolusun baslangicidir. Gecmisteki tum aliskanliklarin bana alismani onleyemez artik. |
Gizemli Aşk Memleket kokusuna hasret bir göçmen gibi sana hasretim, Aldığım nefes kadar gerçeksin, sanki elimi uzatsam sana dokunacak gibiyim, Ama ne var ki, aramıza okyanusların sığabileceği kadar da uzak... Kalp atışlarımı yavaşlatan, sonu gelmeyen özlem dolu gecelerim, Ruhumda saklı, özgürlüğünü geri isteyen bir başka ben daha, Hayalinin bakışlarında tutsak. Kısıtlı saatlerde kaybedip kullanmaya fırsat bulamadığım sözlerim, İçimi kemiren yarınını göremediğim düşlerim, Bir gün ya vakitsizce karşımıza çıkarsa diye korktuğum, seni benden, beni senden ayıracak o son durak. Belki kaparım gözlerimi, kalbime hapsedip bütün herşeyini, Aşkının içimde çıkarttığı yangınla saman alevi gibi tutuşarak. Ben yine sana aşık, yine sana hükümlü, yine sana sevdalı, Tek şahidim, seni ararken eskittiğim bizim sokağın taş kaldırımları, Gözlerimde intihara hazır gözyaşları. İşte yine canımı acıtıyor, senin bu gizemli hallerin, Yine de sana sitem etmem, giderim, Kendime küskün, susarak... isimsiz kral |
BATIŞ Güneştir düşen turuncusunda menekşeler sunarım Gece artık hiç dönülmeyecek yerlerdeki o sevgiliye Çocuklara kekik toplıyan o sevgiliye Bir kekik uzatan çocuk anne deyince Deniz dibinden çatı çeken Çocuk üstüne arkadaş üstüne Güneştir düşen yeşilinde bir yüz döner Değişmiyen o gençliğiyle sevgili Ölümden sonraki kurtulma gibi Döner döner de gelir karşıma Deniz dibinden cıkan ahtapot ölüleri Eski utanmaları çeker su yüzüne Güneştir kırmızı ve ben en çömezi bir rengin Altın hatıralar hükümetinin Bitmeyen sultanı o sevgiliye adanmış Soy utanc soy anış soy sevgi Gel artmaz azalmaz ey sevgi S.KARAKOÇ |
Şiirsel Öğüt Ne sürüngen ol ne de sürü Kimsenin karşısında eğme belini Dimdik yürü Rehber et kendine Uygarlığı erdemi Sök ayrık otlarını Çevreni çiçeklere bürü Yılma yoluna çıkan Taşlardan dikenlerden Sil yörenden kötülüğü Kucakla sımsıkı sar Dostluğu aşkı özgürlüğü. isimsiz kral |
KARANFİL Yârin dudağından getirilmiş Bir katre âlevdir bu karanfil, Rûhum acısından bunu bildi! Düştükçe vurulmuş gibi, yer yer, Kızgın kokusundan kelebekler, Gönlüm ona pervâne kesildi. A.HAŞİM |
Alışman Lazım Babam yeter artık ağlama dedi Ailem bu kadar da olmaz ki biz ölsek bu kadar ağlamazsın dediler Arkadaşlar biri gelir biri geçer alışırsın unutursun dediler Bir tek dedem dışında Sevmenin nasıl olduğunu bilirim yavrum Hava gibi içine çekersin Su gibi durmaksızın içersin Ateş gibi yanarsın Elektrik gibi çarpar adamı Ama onu kaybettiğinde üzerine benzin dökülmüş gibi yanarsın Alev alev Beynin pili bitmiş gibi durur Düşünemezsin Yapayalnız sanki dağda bir başına kalmış gibi hissedersin Sana dayanırsın derim olmaz Ben kaç senedir unutamadım Sen de unutamazsın Unutmak için kalbinin taş kesilmesi lazım Alışman lazım onsuz yaşamaya Alışman... Semih Çağdaş |
SOLGUN BİR GÜL DOKUNUNCA Çoklarından düşüyor da bunca Görmüyor gelip geçenler Eğilip alıyorum Solgun bir gül oluyor dokununca. Ya büyük şehirlerin birinde Geziniyor kalabalık duraklarda Ya yurdun uzak bir yerinde Kahve, otel köşesinde Nereye gitse bu akşam vakti Ellerini ceplerine sokuyor Sigaralar, kâğıtlar Arasından kayıyor usulca Eğilip alıyorum kimse olmuyor Solgun bir gül oluyor dokununca. Ya da yalnız bir kızın Sildiği dudak boyasında Eşiğinde yine yorgun gecenin Başını yastıklara koyunca. Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor En çok güz ayları ve yağmur yağınca Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda Uzanıp alıyorum, kimse olmuyor Solgun bir gül oluyor dokununca. Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda Akşamlara gerili ağlara takılıyor Yaralı hayvanlar gibi soluyor Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor Yollar, ya da anılar boyunca. Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece Kımıldıyor karanlıkta, ne zaman dokunsam Solgun bir gül oluyor dokununca. Behçet Necatigil |
Dur Gitme Dur. Gitme Daha sabaha yazacağım seni Hayallerini kuracağım penceremde Bir bebek gibi sevip Geceye saklamalıyım seni. Dur. Gitme Daha ardından karalar bağlayacağım Ayak seslerini duymamak için Kulaklarımı ellerimle kapatacağım Sonra yanacağım sana için için. Dur. Gitme Daha şarkılar yazacağım sana Bütün sevenlere haykıracağım yana yana Gölgeni izleyecek Seni hissedeceğim. Dur. Gitme Bak ben yaşıyorum hala Şarkılarımı dinlemeden Şiirlerimi okuyamadan Ben daha sana ağlayamadan gitme. Dur. Gitme Sevemedim İsmine güller ekemedim daha gitme. isimsiz kral |
Nerdesin? Geceleyin bir ses böler uykumu, İçim ürpermeyle dolar:-Nerdesin? Arıyorum yıllar var ki ben onu, Âşıkıyım beni çağıran bu sesin. Gün olur sürüyüp beni derbeder, Bu ses rüzgârlara karışır gider. Gün olur peşimden yürür beraber, Ansızın haykırır bana:-Nerdesin? Bütün sevgileri atıp içimden, Varlığımı yalnız ona verdim ben. Elverir ki bir gün bana, derinden, Ta derinden, bir gün bana "Gel" desin. A.K.TECER |
Hak Ettin bitti ama çok güzeldi seninle bir ömür geçti yaratandan diliyorum benim gibi çekmeni çek de biraz sen de sürün kurtuluşun olsun ölüm bu da yetmez sana gülüm kapansın ardın önün en sevdiğin nefret etsin herkes seni böyle bilsin ağlama üzülme sakın sen daha fazlasını hak ettin.. isimsiz kral </B> |
Bugün günlerden ne, zamanın neresindeyim bilmiyorum... Az önce yağmur dindi, yavaş yavaş gece oluyor... Tam da güzün ortasında, üşüyorum bir başıma... En sevdigim mevsim, yalnızlık artık!.. İçim acıyor, Aldıgım her nefes, ok gibi saplanıp kalıyor bogazımda... Gittin..! sana kızmamak, ağlamamak, sarılmamak, gitme dememek için zor tuttum kendimi, sanma ki serde gurur olduğundan, Gitmeliydin..! Bitti... Simdi geceler nasıl geçer? En korkuncu bu benim için. Gündüz hayat var, ses, ısık, renk... Ya gece? Karanlık, ıssız, sessiz... İşe yarar mı kaçıp gitmek, ama kendinden kaçamaz ki insan... Hadi her kösesine elinin değdigi bu evi terkettim, hadi tüm yollarundan beraber geçtigimiz bu sehirden de vazgeçtim... Gözlerinden nasil geçeyim!Hatırlar mısın simdi? Sadece benim duydugum bir şiir söylerdi o gözler. Ah sevgilim ah! Nereye giderim..? Kaçsam da herkesten, bıraksam da herseyi, gidecek sensiz bir kuytu kaldı mı ki dünyamda benim? Aynı sen bir kızımız, aynı ben bir oğlumuz olacaktı değil mi?... Söz vermistik çocuklarımızı herkesten farklı ve iyi yetistireceğimize... Onların yanında öpüsmekten utanmayacaktik ki, onlar da sevgilerini göstermekten utanmasınlar büyüdüklerinde... Ah sevdigğm... Daha yeni konusmadik mı üç günlük dünya bu diye... Neyin kavgası, neyin hırsı bu?... Öylesine teslim oldun ki doymak bilmez benliğine, geri dönüşsüz bıraktın beni de sonunda... Ama biliyorum; gitmeliydin... Sen benim alınyazımdın... Basımıza ne gelse bitmemisti askımız..Onca sınavdan geçtik, uçurumların kıyısından döndük, inadına sevdik.. Simdi sen orada eski fotograflarımıza bakıyorsun... Bense burada gökyüzünden bir çift ıslak bakıs dileniyorum bir kez daha göreyim o maviligi diye... Yasayıp gidiyoruz böylece, yaşamak denirse buna.. Hayatta olmanın -değdigi- anlar vardur sevdiceğim, en değerli anlardır onlar... Benim için, geceleri kollarında yatıyorken, uykuya daldığımı sandığımda saçlarıma bir başka dokunmandı, beni kızdırdıktan sonra elimi tutup sıcak bir öpücük kondurmandı üzerine... Bana "bebeğim" deyişinde son heceyi vurgulayışındı... zamansız yollara düşmemizdi beraber, yol üstü lokantalarında mola verdiğimizde içtiğimiz çayın tadıydu, yaktığımız sigaranın dumanıydı... Seviştiğimiz anlarda, "iyi" anlarımızda "herseyim" deyişindi, beni öpmeden önce dudagını ısırışındı belli belirsiz ki, bundan anlardım beni ne çok istedigini... El ele yürürken basparmağınla elimi hafif hafif okşayışındı -hava ne denli soguk olursa olsun ellerin her daim sıcacıktı-... Havaalanına yakın bir yerde durup uçakları izleyişimizdi, bir şişe şarap ve iki kadehle... Bulduğumuz yavru kedileri beslerken paylaştığımız keyifti, sokak sokak dolasmaktı birlikte keşfettiğimiz yeni şehirleri, birlikte kaybolmaktı yollarda gece vakti, kar yağdığında çocuksu bir heyecanla sokaklara fırlamaktı saat kaç olursa olsun.! Banyodan çıktığında ıslak saçlarının kokusunu içime çekmekti... Sana sımsıkı sarılıp; "iyi ki hayattayım" dediğim anlar... Kim anlayabilir ki bunlari senden, benden baska? Sen ve ben, Biz... Biz diye birsey yok artık... Yıllar yılı gözümden sakındığım aşkımızdan geriye ne kaldı? Binlerce anı... Unutamazsam onları, yok olacakmışım gibi geliyor. Unutamazsam seni...Hücre hücre dağılıp gidecek bedenim sanki... Canım yanıyor, canımdan can kopup gitti... Şairin dedigi gibi, ölüm gibi birsey oluyor ama ölünmüyor sevdiğim... En zoru da bu ya! Sığamıyorum şu dört duvarın arasına, sanki uykudayım, bütün yasananlar ise sadece kötü bir rüya, haykırmak istiyorum "neredesin" diye ama çıkmıyor sesim... Sanki bütün kelimeleri tüketmişim, kalmamiş artık söyleyecek sözüm... Uyanmak istiyorum bu kabustan, gözlerimi açıp, şuracıkta, en sevdigin kırmızı koltukta uzanmış görmek istiyorum seni... Nefreti, öfkeyi, ayrılığı bilmediğimiz, tanımadığımız günlerdeki gibi... Kokuna, tenine böylesi alışmışken nasıl dokunacağım bir başkasına, nasil sevecegim yeniden... Hiç hazır değilim kalbimin deniz gözlü efendisi, bakma sen benim güçlü göründügüme... Sen iyi hisset diyedir, benim de hayata tutunmaya çalısmam bir köşesinden, sen yoluna devam et diyedir, benim de gittigim yoldan dönmemem... ... Dokunsan yıkılacak bir sırça köşktür yüregim artık; bahçesinde tomurcuklanan sevda güllerini gidişinle yaktığın... Sakın gelme,sakın sevme beni bir daha. Sevgin buysa, dayanamam yeniden yerle bir olmaya. Alışmalıyım sensizlige bu ölüm sessizliğine, bu kapkaranlık yokluğa.... |
Alıştım Artık Kazandıklarıma sevinemedim Kaybettiklerime üzülmekten. Gidenlerin ardından bakakalmışken, Göremedim önümü. Tökezledim Düştüm Yerden kaldıran olmadı. Kanadı dizlerim Damla damla akan gözyaşlarımla ıslandı Düştüm kalktım Neyin var diyen olmadı. Yalnızmışım anladım. Unutmam seniler yalanmış Ben dostuma boşuna bel bağladım. Kader değilmiş ağlatan Ben yaşadıklarımdan değil Yaşayamadıklarımdan pişmanım. Unutsam dedim geçenleri Silsem bütün seneleri. Ama mümkün değil kapatmak eski defterleri Yine esirinim senin hayat. Biliyorum devam edecek bu böyle. Kaderin bu senin diye çekinme söyle. Alıştım ben artık her bir derde kedere Bu da gelip geçsin alıp götürdükleriyle. Duygu Tuncel |
ONU BİR GÜN GÖRMEDİM Yüzüme sert çizgiler çekti senin adını, Hasret saatlerini saydı saçımda aklar. Senin ağzından çıkan bir cümlenin tadını Ne bugün içki verdi, ne bu gece dudaklar! Sorma, nasıl yollarda tutunabildiğimi, Nasıl siyah rüzgara yaşımı sildiğimi... Görür görmez kapında yere devrildiğimi Ürperdi bir tekinsiz kedi gibi sokaklar. Gece muzlim şeklini bana çizmese perde, Sesin bir sırça gbii kırılmazsa içerde, Beni bugün serilmiş görenler orta yerde Yarın da bir çukurun içinde bulacaklar... f.n.ç. |
Alışamadım Küçük köhne bir eve taşındım Sen gittin,ben buna alışamadım. Tanrı bile unutmuşken sanki beni, Senle beraber her şey gitti. Ve ben buna alışamadım!!! Her gün balkonda bekleyişini özledim, Ama şimdi balkonum yok. Pencereden yağmuru seyrederdik ikimiz, Penceremde yok,yağmurumda. Ve ben buna alışamadım!!! Hayal ederdik yalnız bir ada ve biz, Sakin masmavi bir deniz, Gece mehtap ve yıldız Şimdi kalbim sert bir buz. Ve ben buna alışamadım!!! O kadar çok nefret ediyorum ki benden Kopardın gittin seni candan. Bana ne be alına yazılandan Ya da padişahın fermanından Senle beraber aşk da gitti Ve ben buna alışamadım!!! Nusret Kaşıkçı |
KOŞMA Kirpiğine sürme çek, Kına yak parmağına: Bu yıl yaşın girecek, Kız, gelinlik çağına. Anlatıyor duruşum, Ben sana vurulmuşum; Ko, düşsün gönül kuşum Saçlarının ağına. Yaş olsam gözden akmam. Göz olsam gayre bakmam, Vatanımsın, bırakmam Ellerin kucağına! f.n.ç. |
Ateş Çoktan Küllendi Unutmuştum seni ben, taş basarak bağrıma. Yıllar sonra yeniden, niçin çıktın karşıma. Yakmak ise niyetin, gönlümde ki ateşi. Zaten buna geç kaldın, ateş çoktan küllendi. Cahil idim o zaman, şimdi aklım erişti. Bu köprünün altından, çok sular akıp geçti. Yakmak ise niyetin, gönlümde ki ateşi. Zaten buna geç kaldın, ateş çoktan küllendi. Benden sana fayda yok, sen git kendi yoluna. Pişmanlık duysan bile, gelmem artık oyuna. Yakmak ise niyetin, gönlümde ki ateşi. Zaten buna geç kaldın, ateş çoktan küllendi. isimsiz kral |
NERDEN BİLİRDİN Ğizledin yüzünü , ilmegi taktın,Çırpındım dagladın, bitirdin neden, Dizildin gözüme , dinmedin aktın, Kuruttun canımı , bitiyor beden, ( Nereden bilirdim gidecegini , Vefasızlıgını söyle nereden , Nereden bilirdim zalim nereden, Bekleyecegimi söyle yıllarca, Dilenecegimi seni nereden, Nereden bilirdim , söyle neredeeen ,) Ğözlerim gözünde, akıp giderken , Sözlerin içimde , yanıp dururken , Hasterin kalbime dolup taşarken , Düşlerim seninle gerçek olurken , (Nereden bilirdim gidecegini , Vefasızlıgını söyle nereden , Nereden bilirdim zalim nereden, Bekleyecegimi söyle yıllarca, Dilenecegimi seni nereden, Nereden bilirdim , söyle neredeeen ,) Güneşim; unuttum diyecegini , Aşkımı ellere verecegini , Sarartıp topraga gömecegini , Nereden bilirdim gidecegini , nereden bilirdim ÖLECEGiNi (Nereden bilirdim gidecegini , Vefasızlıgını söyle nereden , Nereden bilirdim zalim nereden, Bekleyecegimi söyle yıllarca, Dilenecegimi seni nereden, Nereden bilirdim , söyle neredeeen ,) Yasin Yüksel |
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10171.jpg Gitgide alışıyorum sana.... Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz... Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin... Yanımda olduğun zamanlar; sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun... Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan... Alışkanlıklar daima korkutur beni... Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim... Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır... Fakat şimdi sana alışıyorum... Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum... Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum... Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum... http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Oysaki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı... Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni... Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim... "Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün... Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla, sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden! http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum... Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım. Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum. Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor... Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım. Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa seni görecekler içimde... Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan... http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni... Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden... Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor... Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri... Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum... Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık... http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz.... Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum... Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde... Uzun süren bir baygınlık sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim... Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım yüksekliğe erişemez... http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil... Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi. Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz. Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu. Alev almayan bir yerimiz kalmadı. Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor. Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık. Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum. Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek. Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız... Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden güçlüsü olmayacak! En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle... Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır. Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık... http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10171-isik.gif Ümit Yaşar OĞUZCAN |
Yeminim Var Sen de bir gün sana olan sevgimi anlamak istersen, Şehrin ışıklarına değil, Gökyüzündeki yıldızlara bak,göreceksin, Çünkü onlar her akşam, hiç sönmeden ordalar, Ara sıra birkaçı yerini beğenmez kayar, İşte onlarda gökyüzünde kaybettiğim seni arar. Taki sabah oluncaya kadar... Sonra o muhteşem görüntülerini güneşe bırakırlar, Dağların tepelerin ardından, Bütün ihtişamıyla, Sanki dünyaya meydan okurcasına ortaya yavaş yavaş çıkar. O ilk görüntüsüne bile kimse bakmaya cesaret edemaz, Bir ateş topudur gökyüzünde, Oysa nekadarda ufak görünüyor öyle değil mi ? İşte... Onda da kalbimi göreceksin, Senden sonra kimsenin dokunamadığı, Kimsenin bakamadığı, Girmeye bile cesaret gösteremediği kalbimi. İşte... O gün bu gündür, Bu kalp senin adınla yanar, tıpkı güneş gibi. Çoğu zaman bende dayanamam içimdeki bu ateşe, Elime hançeri alıp, Yerinden çıkartıp, Parça parça etmek gelir içimden. Yapamam... Kendime verdiğim söz aklıma gelir... Her gün dualar,yeminler ederim. Sana soyadımı veremedim... Kızım olursa adını ona vereceğim.... i.k |
Hayat Bana Yalan Söyledi İlk kez hesaplasıyorum kendimle Tuhaftır kalemi kagıdı ve seni onca sevmeme ragmen Sana ilk kez yazıyorum simdi sen yoksun seni düsünmek var cocukken de seni düsünürdüm her gece Radyo dinler siir yazardım Her carsamba pazara giderdik annemle Babam maas aldıgında baklava yerdik Dondurmayıda cok severdik Ablam üc top yerdi ben iki top Yalnızca bu yüzden kavga ederdik Oysa hayatımın vazgecilmeziydi ablam O'nun da yüzü hic gülmedi Hayırsızın birine kacıp mahvetti hayatını Aklımdan hic cıkmaz gittigi günkü karanlıklar Hüznümü büyüttüm o günden beri Kendimi degil Gözlerimde hala bir cocuk aglar Düslerimi gezdirdigim bulutlar Bir tohumun özlemiydi cicege Ve hala kulaklarımda annemin sesi "Bitirsen su okulu bir ise girsen" siirle karın doymadıgı dogruydu "Bak Cemil okudu mühendis oldu En güzel kızıyla evlendi Üsküdar'ın Evinide aldı arabasınıda" Bense baglama calardım kendi halimce Sesim güzelmis öyle derlerdi Nerden bilirdim hep hüzün türküleri söyleyecegimi Hayat bana yalan söyledi... Mektuplar yazardım Almanya'daki abime Okulu bitirecegime söz verirdim Masum düslerimin o en sürgün adasında Bakısları uzaklara dalıp giden sarkılar Ve mevsimsiz solmus bir cicek gibi Ayaklar altında nasıl ezilirse umut Benim de günesimi iste öyle caldılar Öyle tutsak aldılar sevinclerimi Sensiz gecen her günü hesabıma yazdılar simdi öyle uzak ki cay icip simit yedigimiz o günler Kardesine karne hediyesi Ucurtma yaptıgım günler öyle uzak ki Oysa sacaklarda titreyen bir sercenin Ekmek tanesine kanat cırpması Ve bir anne duası kadar icten sevmistim seni Fener stadında Besiktas macı Ve parasızlıgımız devam ederken Bütün mavilerimi sana vermistim Kaybetmek alnıma yazılmıs sanki Olmadı bir tanem Hayat bana yalan söyledi... Babanın tayini cıkıp da gittiginiz o kıs Yine pence yaptırmıstık ayakkabılarımıza Sana söyleyemedim ama İsten ayrılmıstı babam Kapanmıstı calıstıgı lokanta Senet zamanları daha bir cökerdi omuzları Ve aksam trenlerinin isci yorgunluguyla Daha bir uzardı raylar Sitemlerim bileylenmisti hayata Öfkeli bir yanardag isyanlara uzanmıstı Üstelik sen de yoktun artık Oysa yalnızca sen öpmüstün gözlerimi Bir yanı hep eksik kalmıs cocuklugumun Aslında her insan biraz yenikti hayata Ve biraz küskün Son trende kacınca son istasyondan Öyle kalakalırdık yorgun ve üzgün Kendime düsmanlıgım bu yüzden Hep kendime pismanlıgım simdi herseyim yarım Fotografının arkasına ne yazdıgımı bile coktan unuttum Bir silahım olsaydı Yoksullugu sakagından Kaybetmeyi kalbinden Ve sensizligi alnının tam ortasından vururdum Düzmece duygular harcım degildi Uzak denizlerin fırtınasıydım Karlı dagların kekligi Yoksuldum yoksul olmasına Ama onurluydum simdi ne sen varsın ne o eski sevdalar Olsun Üstüme devrilse de bu sagır karanlık Aksam olur sairlere gün dogar Bir kerecik söyle demistin Söyleyememistim hani İste simdi söylüyorum Seviyorum seni Seni seviyorum Fatih-sebnem Kısaparmak |
Alışıyorum galiba Bakıyorum, Vakit geceden çıkmaktadır yollarıma, Gözyaşı dökülürken sonbahardan uykularıma, Bekliyorum yalnızlığı bir köşebaşında, Yalnızım diyorum kendime,yalnızlık bile değil, Görüyorum, Aşkım boğuluyor yüreğimin sığ sularında, Hayallerim bembeyaz bir duman,sigaramda, Alışıyorum galiba yavaş yavaş bu hayata da, Alıştım diyorum kendime,kendimden bile değil, Sonra, Bu şehrin dışında mantar gibi bitiyor zenginler, Şehrin dışına aşık,şehrin dışında sürgün, Koskoca bir şehri tüketerek, Büyüyor sevdaları sinemalarda, Öpüyor kalabalığı ayakları, Ölüme kadar aşk nedir, Sevda nedir bilemeyerek, Bakıyorum, Saçları marley cilasından filintalar dolanıyor ortalıkta, Öylesine seviyorum ki cakalı gülüşlerini, Zamana zamansız kalan havalı yürüyüşlerini, Bir kez olsun anlayamıyorum,yaşayamıyorum Ama yaşamadım demiyorum,diyemiyorum Hep aynı bankanın önünde oturuyor sakız satan dede, Kimse bakmıyor belkide yüzüne, Sakız satıyor,dilenmiyor,selpak satıyor Bu şehirde çürüyen gençliğine, Gözlerim ıslanmış sokaklarında arıyor seni, Ey imgesi parçalanan yalnızlık, Bir gerçek gibi,bir gerçekten yalanlanır gibi, Teknoloji muhtırası, Poz keserken nice sahte yüzlerde, Aşk'ı,sevdayı anlamadan kaldırımlarda öldürür gibi, Seni gökyüzünde suskun bir bulut, Yeryüzünde olmayan bir umut gibi, Arıyorum ey yalnızlık, Gece oluyor,saatim hep rölanti, Alışıyorum galiba, Yüreğime tenha vurgunu yağmurlarıma, Alışıyorum diyorum hep, Bu şehirdeki aynı kaldırımlarıma, Sonra, Yaşadım demiyorum, Diyemiyorum içimden geldiğince, Düşmüşken bu şehrin, Dışında kalan nice sevdalarıma.. i.k |
talan, aklımın en ücra köşelerinde acziyetim, kitabelere düşmüş silinen, can haritamdı tufanlarda kovulmuştum yürek cennetlerinden ruhum çırılçıplak kabuğu kırılmış arzın dışına ötelenmekte firkat kelepçesi ayaklarıma vurulmuş sürgündeyim şimdi. rüzgârların kanadına astım hazan kuşunun feryadını güneşe hasret iklimleri yük katarlarıyla aştım nafileydi son nefes çırpınışları tufan tortularının altında canlarım bir bir damarlarımdan çekilirken telsiz anonsları koro halinde adım yasaklılar listesinde yüreğim sınırlar ötesinde sürgündeyim şimdi. bu kaçıncı kovuluşun cenneti saymadığımızda bu kaçıncı katlin Habil'i saymadığımızda bu kaçıncı tufanın Nuh'u saymadığımızda bu kaçıncı teslimiyetin İbrahim'i saymadığımızda bu kaçıncı hicretin Medine'yi saymadığımızda bu kaçıncı firkatin Leyla'yı saymadığımızda ey yüreğim sulansın gülistan gözyaşlarınla kapanan kapıların ardında sürgündeyim şimdi. kaç kıta kaç ülke dolaştım tüm evreni sabrımla aştım bulutlarda yıkandım göçmen kuşlara yoldaş oldum sürgün sayılmadı da bir yüreğe bir göze zehirlerle kutsanmış bir söze mahkûm olup sınır dışı edilerek sürgündeyim şimdi. dikenli yollarda yürümek sevda güllerine basmamak içindir acısı en kuytu köşelerini yaksa da yürekten yüreğe aksa da aşk tek kişiliktir ey sevgili hiç bir karşılık beklemeden sevdamı yüreğime koyuyorum ceylanların göz yaşıyla suladığı nergisleri topluyorum ayın doğduğu yerde sürgündeyim şimdi |
Son Sözün Var mı? Benim gibi vaktin dar mıdır yarim? Ecelle randevun var mıdır yarim? Ben baharın sonu sen başı iken Yüreğine yağan kar mıdır yarim? Kederi sevince çevirecektin! Derdimi acımı sen bilecektin! Daha kaç gün geçti nasıl pes ettin? Bu kadar acelen var mıdır yarim? Ayrılık karşımda göz kırpıp durur Beni senin yalan sözlerin vurur Karşılıksız sevda ne kadar olur? Bana son bir sözün var mıdır yarim? i.k |
SEVİNÇ VE HÜZÜN Sevinci kapıştılar taşımayı bilmeden, Şimdi bilen yok, nerede oturuyor. Köyün delisi Hüzün, yalnız kaldı yollarda Adam-adam, sınıyor, arıyor yoldaşını.. Kıskandıran özlemi, yüzünden okunuyor. Görünüp siliniyor o günden beri. Sevinç bin an gözlerde, dudaklarda. Yerini sevgilisi Hüzün'e bırakıyor. Sevinç'se, uzaklarda hep uzaklarda.. Şöyle bir görünüyor, hemencecik uçuyor. İşte o günden beri gözlerde, dudaklarda Hüzün, aramaktadır, yitik yavuklusunu. O günden beri Sevinç yerinde durmaz Ve kişiliğini ararken uzaklarda O günden beri kimliksiz hüzün olmaz... Özdemir ASAF |
Yalnızın Durumları-XVI Bir zamanlar güldüğünü Anımsar da... Yoğurur hüzün'ün çamurunu Avuçlarında. i.k |
Çocuk Dünyanın en Güzel şeyidir çocuk Yaşama dört elle sarılmanın sebebidir Minicik elleri masum bakışları anlatır sana çaresizliğini Sevincine ortak olmaya çalışırlar sende mutlu olursun Umutlanırsın kendin Gibi sanırsın Sabah bir Damla su alabilmek için geçmeni beklerler Umutsuzluğa kapılırsa bir Damla gözyaşı anlatır derdini O kadar acıdır ki hayat düşünürsün Ben hazır mıydım ya çocuklarım, hazır mı hayatın acımasızlığına? Çözemezsin bulamazsın soruların karşılığını Her yerde kan her yerde vahşet bizi güçlü kılan ne ? Sevgimiz mi? Yoksa umutlarımız mı? Onlar sevinince sende mutlu olursun kendinden Bir parça, alır onu okşarsın Paylaşmayı öğrenirler şaşırırsın Ve bazı şeyleri daha iyi anlarsın Ağlamak gelir içinden düğümlenir Boğazın aniden ağlayamazsın Ağlayamazsın çünkü sen örnek baba Olacaksın yürüyüşünle saygınla Ve kültürünle onları aşılayacaksın... Ve bu vatana hayırlı evlatlar Yetiştirmenin gururu ile yaşayacaksın..... i.k |
| Saat: 03:19 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık