![]() |
sen buralardan gideli boynu bükük bir İstanbul kaldı ardından unutmayı yüzledikçe şimdi kulağımdaki ses kaçınılmaz rüzgârın ısırık izi berzahlarında ve o soğuk ayrılığın dalgasında hırçın denizin ortasında ben kızkulesi kadar şaşkın işte o yüzdendir ki hiç sevmez bu sahilde çiçekçiler mevsimsiz yağan yağmurları… bilirsin aslında senin doğduğun yerde güneş çavmaz yüzlere sevenlerin mayasında yas gururla bezenmiş kundağı ve gözyaşı esir düşmüş semtin yırtık kuşağında ve özlemek dediğin… dilinin dürgüsünde hep aynı, çocukça yüreğinin o aşınmaz taftasında yarınsız bir kadının yalnızlığının dokusu sanki bir sevda masalında karşılaşmak bir gün avunmak kim bilir düşünde tesellinin bir martı gibi rüyalarında yaralı vurgun yemiş bir sünger avcısı kadar süzgün orada işte kayaların infazında fırtına sonrasındaki o özlem o benim hâlâ dingin http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
http://siir16.sitemynet.com/dguller.gifYalnızlık Ezgisi Gölgeli, yağmur çiseleyen Güncesi kırık dökük bir gece Tıpkı bizim gibi... Hüzün başımızla beraber Yalnızlık, yüreğimizin iç cebinde Vefalar, sevmeler Bir tebessümlük özürler... Bilemiyorum ki inkar mı gelmeli kadın! Hayali sözler karmaşası ki Asılsız dünyevi düşler belki de hepsi Yaşamın yorgunluğundan düşen omuzlar Ara sıcak sevdalar belki de eşikteki yanlızlıklar Gün ağarmadan terk edilen öpüşler Bir uzanıp bir geri çekilen o dost eller Ve umuda yenik ıslak imgeler mi desin kadın Bittiğimiz yerde inadına bütünleşenler! Biliyor musun insana hayata ve ötesine dair Ne varsa aslında hepsine değer...kadın Sen martı ol umuda kanat aç Bense mavinin en koyu rengi Sonra gel Yasla başını omzuma Biliyorsunki kadın Sustuğumuz yerde konuşur yüreklerimiz İnsan gibi kadın gibi dost gibi Ne söz isteriz, ne düş Hayat biziz, kainat biz Ölüm de biziz, ölüm de biziz kadın! Haklısın ölememek de var Sevememek, sevilememek gibi ölememek! Kahredip yakmalı mı Bu gece şiirleri kadın yakmalı mı! Gitme yüreğimizde ki şu yalnızlık, Gözlerimizde ki ağır hüzün silinmeden gitme... Yasla başını omzuma... Sen umuda kanat açan martı, ben dalga dalga mavi Dinle ikimizin yalnızlık ezgisi bu yüreğim dinle... Nisan Serap Muratoğlu http://siir16.sitemynet.com/dguller.gif |
YALNIZLIK ÇEMBERİNDE Günlerim herzaman ki gibi karanlık yine acı ile geçiyor saatler özlem ile ne zaman dalmıyorki gözlerim senli sensizliklere durmuyor gözyaşlarım yalnızlık çemberinde. Yorulmuyor hayat dert çile vermeye şarkılar yoldasım sigaramla birlikte tükenmek bilmeyen bir boşluğun içinde savruluyorum rüzgarla birlikte farkında olmadan yalnızlıık çemberinde. Nedeni yok belki bu sensizliğin yada bana verdiğin bu ayrılık yelinin sana yazdığım ilk şiiri hatırlarmısın Ayrılıktı adı ayrılmam dediğin ayrılık yıkılmıştı o gün dünyam gözümde yalandı herşey sevda bile yıkmam demiştin ama bıraktın beni yalnızlık çemberinde. Şimdi soruyorum kendime neden sen, neden sevdim diyorum oysa ne mutluydum senden önce aradığım aramasını beklediğim düşündüğüm kimse yoktu mutluydum yinede yalnızlık çeberinde. Şimdi ise perişanım hasret rüzgarlarını saldın üstüme çaresizliği tanıttın derman bulamıyorum şimdi dertlerime öyle acımasızki şu hayat gelmiyor ECEL\'im YALNIZLIK ÇEMBERİNDE... |
Yalnız Hanım Yalnızlık çöker,karasında bulutların Dağıtmaya çalışır,ışığında umutlarının Köy halkı uykusundadır,unutmuş yorgunluğunu Rüyasında görür,kestirme bahçe yolunu Yalnız hanım gerilmiş,perdelerin arkasında Çektiği dertlerin, bitmeyen sancısında Köy halkının pencereleri,açılmış çiçeklerle Yalnız hanımın sevgisi, her zaman yüreklerinde. |
Belki de ilk defa bu kadar sorumlu oldun bu ilişkiye karsı Gitmem mi gerekiyordu söylesene Ya da gider gibi yapmam mı gerekirdi seni daha sorumlu kılmak için Yoruldum ve umudum da kalmadı. Göremiyorum ileriyi seninle artık Sorumsuz tavırların sis kütlesi gibi birden geciveriyor onların önüne Arayıp beni pişmanlıklarını anlatma İçtiğin her kadeh seni bitirmekten başka bir işe de yaramayacak Bensiz bırakmak için değil seni Seni sana getirebilmek için Gittim ben... http://img231.imageshack.us/img231/568/forestzm1.gif |
Sonbahar başladı şehrimde. Her şey bildiğin gibi... Yalnızlıkla baş etmeyi öğrenebilen yok. |
Kırgın, yorgun ve sessiz bir sonbahardı.Bildiğim ve özlediğim bir şehirden geçiyordum.Bir nefeslik sigara, demli bir çay ve dost sohbetiydi, kısacık zaman dilimlerine sığdırmaya çalıştığım. Akşamı giyinmiş tam gitmek üzereyken gördüm seni. Hiç konuşmadan hatta umarsızca baktın bana. Minik parodilerle süslenmiş ve yaramazlık yapmadan duramayan haylaz bir çocuğun, hınzırca gülümseyişi gibi oldu tanışmamız, tanıştırılmamız...Nereden bilebilirdim, bu giderayak dudaklara yapıştırılan gülümseyişlerin, yerini sevdaya bırakacağını...Kaçamak bakışlara gebe kaldı gözlerimiz ve aslında gözlerinde gözlerimi gördüğümü kimse anlamadı, kimse farketmedi hüzünlerimizin seviştiğini.... Acılardan ve vedalardan geçen, artık olmaz diye direten bir yürek mahzunluğu vardı ortada, kahkahalarla örtmeye çalıştığımız. Çok sonraları farkettik, örtmeye çalıştıkça bu mahzunluğun ortaya çıktığını. Direndik..Direndik bir zaman tutulmamak için aşka. Oysa, gideceğini söyleyip de, göndermediğim bir sabah ayazında şekillenmişti cenin yorgun yüreğimde.Başım döndüğünde anladım, canlanmaya başladığını bir sevdanın içimde. Artık çok geçti ve büyüyordu sevda, hüzünle ve hasretle beslenerek... Yolların sana gelirken kısaldığı ve senden giderken uzadığı akşamlarda dokunduk birbirimize. Maskelerimizi kapı girişlerinde bırakarak, seyircisiz ve alkışsız sahnelerde seviştik. Seviştik ve çoğaldık farketmeden. Her buluşma bir coşku, her ayrılık bir acı bıraktı yüreklerimizde. Uyurken seyrettiğim yüzün, hasreti törpüledi kilometreler ötesinden... Kalabalık korkularımız, evlat edindiğimizi sandığımız acılar ve peşimizden itinayla gelerek bizi takip eden endişelerimiz vardı.Sen umursadın, ben görmemezlikten geldim. Acılar paylaşılır dedim, sen paylaşılamayacağını savundun.Sarıldım sana bu savunmaların içinden. Gülmeni, sevginden önce istedim.Gülmenin gözlerine yakıştığını gördüğüm an..Oysa gülüşlerimiz bile hüzünlüydü gözlerimizde.Gözlerimizdeki bu hüzün çağırmıştı belki de sevdayı yüreklere,hiç beklemediğimiz bir an, ummadığımız bir gecede... Şimdi gecelerde,babasını arayan bir sevdayı emziriyorum.Nerde diye sorduğunda, işleri var, şimdi gelecek, diyerek yalan söylediğim sevdayı. Bilse seni kırdığımı, incittiğimi, beni bir daha sevmemesinden, ayaklanıp gitmesinden korkuyorum.Kendi söylediğim yalanlara, kendim inanmaya başlıyorum.Gecelerde,sevdam uykuya dalınca, sessizce ağlayıp, affedilmem için dualar ediyorum.Gecelerde, en çok seni özlüyorum... Sessizce gelişin, sessizce gidişin oldu. Dudaklarım cezasını konuşmayarak çekecek, gitmene sebep onlar oldu.Kadınlığımı çıkarttım, yıkadım ve askıya astım. Kimse görmesin, beğenmesin diye. Geldiğin gün giyinip, karşına öyle çıkacağım. Biliyor musun, ben hiç yağmurda dans etmedim. Belki de yağmur olan sendin, seninle dans etmek istedim... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden., Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter. Hiç kimse aramasa sormasa beni Sen gelsen yeter.. Huzur ellerinin güzelliğidir. Gözlerin karşımda mutluluk denizi. Her sabah soframızda ekmeğimizi Sen bölsen yeter.. Yüreğim seninle yaylalar kadar serin Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam Sen dolsan yeter.. Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm. Bende sabır sende naz.. Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter.. Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün, Sende karar kıldığını... Ve içimin şerha şerha yarıldığını, Sen bilsen yeter.. Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi.. Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek.. Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek, Eğilsen yeter........... |
YALNIZLIK MACERASI Öyle yalnız kaldım ki hayatımda Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum Çok zaman annemin dizlerine hasret Koydum başımı kendi dizlerime Doya doya ağladım Paylaşırsa dost paylaşırmış İnsanın derdini sevincini Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör Hangi kapıyı çalsan kimseler yok Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar Aşık mı olmadım taparcasına Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi Ferhat gibi gürz mü sallamadım dağlara Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum Sabahları sokağa çıkmadan evvel Cesaret şairim, cesaret Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri Sevgilimin saçları niyetine. CAHİT SITKI TARANCI |
Yalnızım, tek başına bir ağacım, tam sınırda. Orman dışına itilmiş, kendine ne çölde, ne de kırda yer edinmiş. Bir yanım uçsuz bucaksız çöl, diğer yanım kır. Bir yanım bahar, öte yanım kış. Hepsinin ve herşeyin ötesinde ve dışında tek bir gerçeklik; "benim yalnızlığım!". YALNIZIM BİR BAŞINA ÇÖLLERDE, YALNIZIM ŞAFAK DOĞMAZ GÜNLERDE, YALNIZIM İNCİNMİŞ GÖNÜLLERDE, DAĞDA OLSAM, KIRDA OLSAM YALNIZIM, YOK KALBİMİN BESTESİ, YOK DERDİM DİYECEK BİR SAZIM. Yalnızım ben, tek başına bir ağaç gibi... |
| Saat: 12:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık