MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

Mystic@L 1 Mayıs 2007 11:56

Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin
En gorkemli saatinde yildiz alacasinin
Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader
Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin
Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari
Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan
Onu cok ariyorum onu cok ariyorum
Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari
Bir yerlere yildirim dusuyorum
Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan
Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu
Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus
Tedirgin gulumser
Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili
Hic bir ani tek basina yasayamazlar
Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili
Telasli karanlikta yumusak yarasalar
Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu
Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte
Yansimalar tutmus butun sahili
Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var
Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil
Cunku ayriliklar da sevdaya dahil
Cunku ayrilanlar hala sevgili
Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik
Hava agir toprak agir yaprak agir
Su tozlari yagiyor ustumuze
Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir
Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani
Karanlik coktu denize
Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince
Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice
Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak
Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina
Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle
Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz
Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz
Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi
Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi
Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek ASKIMIZ

Atilla İlhan


Mystic@L 2 Mayıs 2007 13:30

Ayrılığın Yüreği

Sessiz sedasız yaşayan bir ayrık otuydu Orta Anadolu’da
Kıtlıktan önce.
En küçük bir şeyden coşardı
Mesela bir kuş uçmasın Kızılırmak ‘a doğru
Köklerine su yürümüş gibi sevinirdi.
Bir bulut geçsin üstünden
Ayrılıktan çıkardı.
Dünyayı, derdi, dünyayı
Hiçbir şeylere değişmem.

Şimdi yaşamak istemiyor.

İlhan Berk


CyniX 2 Mayıs 2007 23:18

Buğulu penceremde bir ben bir de yalnızlık...
hava soğuk, yağmurlu ve karanlık..
Sakin sessiz ve bomboş ortalık..
Buğulu penceremde bir ben bir de yalnızlık..
Sokak lambaları birer birer yanarken..
insanlar yavaşça sokakları terkederken ..
bu akşam yine hüzün benimleyken..
buğulu penceremde bir ben bir de yalnızlık...
dolunay çıkınca ortaya kalmadı karanlık..
deniz alabildiğince durgun ve bulanık..
hikayeme henüz bulamamışken bir başlık..
buğulu penceremde bir ben birde yalnızlık..
herkesin hikayesi gibi zannederken..
farklı yaşadığımı henüz bilmezken..
yalnızlığımın farkında değilken..
buğulu penceremde bir yalnızlık bir de ben..
neden acaba bu anlaşılmazlık??
buğulu penceremde ben yokum artık..
hikayemin adı
YALNIZLIK....


Mystic@L 2 Mayıs 2007 23:28

Habersiz Gel

Bir akşamüstü gel, habersiz gel
Gün dağlardan giderken
Kendin bile duyma ayaklarının sesini
Ne umudum kaldı ne sevincim hiç direnmem.

O gece gökyüzü
Bir yıldız çayırına dönsün
Uzak kırlarda güz çiçekleri
Son güller açsın bahçelerde.

Her ne zahmetse bir kadın da
Geç bir saatinde gecenin
Balkonunda bir sigara içimi
O yıldızları izlesin.

Dostum filan yoktu, kimim vardı ki
Darbelerin bunalttığı
İnsanların telle, iple
Boğulup da ormanlara
Çukurlara atıldığı
Bir ülkede yaşadım
Ve krallığında çalınmış paranın.

Mehmet Karabulut


CyniX 2 Mayıs 2007 23:44

bir bahar akşamıydı,, kuşlar ötüşüyor,kelebekler uçuşuyor, çiçekler bütün güzelliği ile açmış, sanki bal yapacak arılarını bekliyormuşçasına hareketli ve canlıydı.benimse gözlerimbuğulu kalbim yaralı beynimse adeta durmuştu soğuk bir kış mevisimi yapıyor gibiydim herşey canlı ama ben yaşayan bir ÖLÜYDÜM. huzursuzdum içimde günden güne büyüyen boşluk deryasında çalkalanıyordum içimdeki bu boşluk içimi kemirio duruyordu sıkılıyordum herşeyden bıkmıştım öyle ki kendi canımdan bile bıkmıştım boğulacak gibi oluyordum tek çareyi yanağımdan damla damla akana gözyaşlarımda buluyordum bu bir nebze beni rahatlatıyordu yalnızdım çok yalnızdım odamda tek başıma teypten gelen müzik sedalarıyla derin hülyalara dalıyordum ızdıraplar çekiyor bu ızdıraplar kalbimde kor kor yanan ateşler bırakıyordu yakıyordu bu ateşi söndürmek için elimde olan tek şey gözyaşlarımdı ama o kadar akmışlardı ki göz pınarlarımdan akacak yaşlar bile bu acıyı dindiremiyordu. dindiremiyordu işte çünkü o ateş o ızdırap dinecek gibi değildi onu yalnızca yakan söndürebilirdi ama o susmayı seçti bir zamanlar gülerken ağlayan ben artık ağlarken ağlayan biri olmuştum o beni yıkmıştı o beni yalnızlık sahilinin dalgaları arasına bırakmıştı ben onu bekliyordum ama o arayıp sormuyordu o kalbime bir ateş atıp arkasına bakmadan taaaa uzaklara gitmişti seni sensiz yaşamak zorundaydım zaten ben kendi hayatımı yaşamıyordum BEN KENDİ İÇİMDE SENİ YAŞIYORDUM


Mystic@L 2 Mayıs 2007 23:49

Ağlama belalım
Ağıtlar yakma
Yürek paralayıp
Can parçalama
Umutları tavana asıp
Kadere çatma
Yaşadıklarını kırıp
Olanları ziyan sayma
Sevgiyi bırakıp
Acılara sarılma
Aşkı unutup
Dertlere dalma
Anıları silip
Yarınları sorgulama
Kalan hatıraları yıkıp
Geleceğe volta sallama
Kaçıp gidemezsin
Gelmeyi denememişsin
Olmuyor deyip vazgeçemezsin
Bir daha baştan istemelisin
Ağlamayı ağıtı ahı unutup
Tekrar sevmelisin
İsyan bayrağını yakıp
Başka beyaz güller derlemelisin

Murat İnce


NiliM 3 Mayıs 2007 00:38

Adını koyamadım yalnızlığımın


Islak ve dar sokaklarda yaşardım yalnızlığı
Ve o zaman aklıma gelmezdi ağaracağı saçlarımın.
Babamı kaybettiğimde yaşamıştım ilk acımı
Daha sonra ise seni sevdiğimde.
Bilmezdim ki ayrılığının
Ölümün yansıması olacağını yüreğimde.
Ben umutlarıma ip bağlayıp salmıştım gökyüzüne
Küçük bir uçurtmanın kanatlarında sana gelmiştim.
Rüzgarsız havalara alışıktım ben
Fırtınana yenildim...

Sen deli bir kısrak, ben isimsiz kahraman
Nasıl da sevmişim seni anlayamadım.
Bir bir kaybettim güzelliklerini
Gözlerime yaşlar doldu ağlayamadım.

Sevdalarımı isimsiz bir limana boşalttım
Ve uğruna döktüğüm göz yaşlarımdan
Küçük küçük denizler yaptım...
Kulak asmadım yalnızlığıma
Kulak asmadım acılarıma
Ben hep seni gözyaşımda yaşattım...

Adını koyamadım yalnızlığımın
Sevda dedim ben bu karamsarlığa
Hiç bestelenmeyecek şiirler yazdım sana
Hiç söylenmeyecek şarkılar yaptım.
Bir tarafını aldırdım kalbimin
Bir tarafını sana bıraktım...

Mühürlenmiş gözlerimin dermanı sendin.
Her nereye baksam seni görürüm.
Gözlerin idam sehpası olmuş
Hasretin çöreklenmiş bağrımın ortasında
Çek git sevdiğim ne olacak sonunda
Ya beni öldürürsün, yada ölürüm

Issız sokaklarda sabaha karşı
Ezanlar yükseliyor minarelerden.
Yüzüm kabeye dönük, dilimde dualarım
Rabbimden seni istiyorum ben
Öksüz bıraktığın yüreğime dön
Gel ey gönlümün mihrabı yeniden...



Arif Baltacı


Sedef 21 3 Mayıs 2007 00:39

http://www.siirbul.com/image/kose2.gif

YALNIZLIĞIN ÇİLESİ

Yüreğim çarpar bir deli sarhoşluk için,
Kaybetmek isterim kendimi dalgaların yok oluşu gibi,
Hicran gözyaşlarım akar sensizliği kabullendiğimden beri,
Yalnızlığımı hissederim düşen yaprağın ölümü hissettiği gibi.
Yama olmak isterim yüreğinde bensizliği hissetmemen için,
Serzenişte bulunurum kaderime sensizliğimi istediği için,
Deli gönlüm kaçmak ister yalnızlığın gölgesinden,
Geçmek ister sevgi geçidinden yüreğine ulaşabilmek için.
Sevgi ışıltısını görmek isterim her zaman yüzünde,
Âşık kalplerin baharı hissettiği gibi,
Çile görmek istemem hiçbir zaman gözlerinde,
Tıpkı seni tanımadan önce YALNIZLIĞIN ÇİLE’sini ödünç aldığım gibi

ZAFER ALTIN


Mystic@L 3 Mayıs 2007 00:42

Yalnızlığım benim kimsesizliğim umarsızlığım
ıssız kentlerde kederli sürgünlüğüm
sabahsızlığım benim konkunç depresyonum
kalabalıklar ortasında üryan kalmışlığım
horlanmışlığım dışlanmışlığım örselenmişliğim
dağ başlarında umarsızca ağlamışlığım
yalnızlığm benim tükenmişliğim
konkunç celladım her gün yıkılmışlığım
yavan gündüzlerim cinnet gecelerim
aniden yaşlanmışlığım
her gün yeniden yavaş yavaş ölmüşlüğüm
tüketen ve kan ağlatan yalnızlığım ürkek celladım
dalgınlığım daralmışlığım çıkmaz sokaklarım melankolim
devşelen azgınlaşan korkunç yanlızlığım benim
kanserim habis urum hüzünlü yalnızlığım
korkunç celladım ölümüm benim
yalnızlığım... yalnızlığım benim.

Mahmut Ayaz


Mystic@L 3 Mayıs 2007 01:39

İnsan

İnsan vardır farkedilmez süsünden
Kimi farksızdır koyun sürüsünden
Her gördüğün şekle aman kapılma
İnsan belli olmaz görüntüsünden

Karslı Murat Çobanoğlu


Misafir 3 Mayıs 2007 02:00

HÜZME…

İkna özürlüyüm… Kör bakışlıyım… Modası geçmiş yüzüm… Yaşam pazarında… Göz alan, gönül çalan renkten yoksun… Maske fukarasıyım… Can... O gün gelince… Solgun olsa da bırak çiçeği… Toprak üstüne…

Hüzün damlar ıslığından
rüzgar serin
tüy diken diken
Adı sevdadır
sığınağımın
Ulaşamadığım
Sen…

Yaprakların arasından
süzülür cismin
can bulur beden
Adı korkudur
yapraklarımın
Hüzme
Sen…

Severim bilemezsin
taşırım
hissetmezsin
Ay karanlığısın
gecelerime
Siyah
Ben…


Sedef 21 3 Mayıs 2007 02:02

YALNIZ UYKU

Muazzez uykulu bir kadındı
Uyudu kollarımda.
Uyuma Muazzez, dedim dudaklarımla
Dudakları uyandı.

Aklımda kır çiçekleri kızlar
Kızlar ağustosböcekleri.
Yanımda Muazzez'in
Yorulmuş yalnızlığı.

Bilmeden özlediğim
İçlerinde küçücük
Bayramlar olan kızlar.
Sevdiğim Muazzez'in
Çürümüş çıplaklığı.

Bunlar boyalı saçları Muazzez'in
Bunlar benim delikanlı kollarım.


Cevat Capan


Mystic@L 3 Mayıs 2007 03:34

İKİNDİ

bu kaçıncı bahar

bilmem , kaçıncı ikindi

dilde ki şarkı mahur

çiseleyen damla çocuksu

hangi bulut gider geceye

hangi vakit namazında

nafile, yetmez hüküm

elveda diyen güneşe

vurur ha vurur

bir hırçın dalga

kuzey denizinde

martıların göğsüne



Sefer YEŞİLYURT


Mystic@L 3 Mayıs 2007 12:36



Verebileceğinin hepsini verdi
Yaşattı sana yaşanmamışlarını
Ama sen sonsuz sınırsız doyumsuz
Hiçbir sevi sürgit değil
Cennet bir tadımlık
Mutluluk bir şimşek parıltısınca
Zaman nasıl donmuşsa bir resimde
Donmuşluğudur zamanın mutluluk
Ölümsüz olan bir anmalık
Yaşattı seni yaşayamadıklarında
Hem de ölesiye
Daha ne

Aziz Nesin


Mystic@L 3 Mayıs 2007 15:27

Bazen oturduk , bazen yürüdük , zaman hızla ilerliyordu
. Zamanın durmasını arzuluyorduk çünkü çok mutluyduk. Ama sabah başlayan güneş batmak üzereydi , akşam oluyordu ve sen gitmeliydin. Ayrılığın hüznü yansımıştı gözlerimize o gün bir hayal gibiydi,
mırıldanarak bana yine geleceğini söylemiştin.
Giderken sen tutku sahilimden, dalgalanan
saçlarının arasından
buğulu bakan gözlerin beni bir rüyadan uyandırdı.
Sen kayboluncaya dek ardından baktım,gözlerimi
alamadım bir türlü seni benden uzaklaştıran arnavut kaldırımı sokaklardan. Gelişin bir rüyaydı, gidişinse bir isyan.....


BARIŞ 3 Mayıs 2007 15:55

http://img233.imageshack.us/img233/544/sensizlikcokzoriw4hm3.jpg



sen yoksun üşüyorum..
Üşüyorum!!!
Yoksun, yokluğun üşütüyor beni,
Bilirsin seni ne çok sevdiğimi,
Bilirsin sen gittikten sonra bu şehrin ıssız kalacağını,
Şehrin tüm ışıklarının kapanacağını,
Simsiyah bir örtü çekeceğim bu şehrin üstüne,
Kapatacağım tüm aydınlıkları.

Sen yoksun!!!
Işığım, sen yoksun,
Bu şehir karanlıklarda artık.
Söndürün!!!! söndürün ışıkları&
Benim ışığım yokken,
Ben karanlıklardayım,
O yokken ben karanlıkları severim,
Söndürün!!!! söndürün ışıklarınızı,
Yakmayın ışıklarınızı, yalnız bırakın beni,
Geride bıraktığı bir iki anısı, sessiz ve sakin kalsın bende,
Susun, susun!!!
Sesiniz korkutuyor hatıralarını,
Hepsi birer birer gidiyor benden, tıpkı onun gibi


Hayalin çıkıyor karşıma sürekli,
Ya bir köşe başındasın,
Ya da okuduğum gazetenin sayfalarında saklı yüzün,
Her şiir sana yazılmış,
Her şarkı seni anlatıyor,
Her aşk senin varlığınla değerleniyor,
Bebeklerin ağlayışında buluyorum seni bazen,
Bazen bir binanın ardından yansıyan güneş ışıklarında gizlisin
Çekin o koca binaları ışığımın önünden,
Çekin, yıkın, toza dumana karıştırın etrafı,
O toz bulutunun içinden sıyrılıp,ışığı vursun yüzüme

Üşüyorum!!!
Üşüyorum bu koca şehirde,
Işığı vursun yüzüme ve ısını versin yüreğimdeki buz dağları

Hayalinle yaşıyorum sürekli,
Her sabah, aynada yüzüne baktığım sensin,
Her köşede sen varsın,
Bazen elime aldığım gevrek simidimin kokusuna karışıyor
teninin mis kokusu.
Sen yoksun, ve ben bu koca şehirde,
bir bank üstünde, elimde gazete seni bekliyorum
Bazen göz yaşlarımda buluyorum seni,
Bir daha kaybetmemek için sabahlara kadar ağladığım oluyor,
Sonra birden uykuma ortak oluveriyor o deniz gözlerin,
Penceremden içeri giriyor nefesin, rüzgar misali vuruyor tenime,
İçime çekiyorum nefesini,
her iç çekişimde biraz da özlem karışıyor nefesine,
Yanıyor yüreğim, her iç çekişimde acı veriyor bana,
içime çektiğim nefesin.

Üşüyorum!!!
Korkularım var artık,
Sen buradayken cesurdum oysa ki&
Korkmuyordum hiç bir şeyden,
Rüzgara karşı yürüyebiliyordum.
Ayaklarım taşıyabiliyordu bu aciz bedenimi,
Oysa şimdi sen yoksun,
Rüzgarlarda esmez oldu üzerime,
Yağmurlarda ıslatmıyor bedenimi artık,
Açan menekşeler bile zevk vermiyor bana,
Güneşin batışını izlemek bile anlamsız,
Ay ışığı bile aydınlatmaya yetmiyor gittiğim yolları.
Yoksun ve ben üşüyorum&
Sevmiyorum aydınlığı,
Sen yoksun ve ben karanlıklardayım,
İçime çekiyorum, her sabah rüzgar gibi
penceremden içeri giren nefesini,
Göz yaşlarımda buluyorum seni,
Sabahlara kadar ağlıyorum, kaybetmemek için hayalini.
Sen yoksun ve ben üşüyorum

yüreğim kaldı sokakta...
ne giysen yakışır dediğinde düşünmemiştim ayrılığı...
gittin işte şimdi! üzerime geçirip ayrılığın elbisesini terk ettin beni.
yoksun şimdi yüreğim çırılçıplak kaldı sokak ortasında!

yüreğimi ayaza çalan soğuklarda bıraktın....

şimdilerde fark ediyorum yüreğimin hala ısınmadığını
gideli ne kadar uzun oldu oysa kaç bahar geçti
gidişinin ardından kaç yaz saymadım ısınamadım..

meğer gözlerinmiş güneşim yorganımmış sözlerin...

senden sonra çok defalar denedim ısınmayı.
seven oldu benide, yine ısıtamadılar yüreğimi.
ellerim ısındı sadece...

değdiremedim senden sonra kimseyi yüreğime...

çok kanıt bırakmışsın sen ardında yüreğimde
ayak izlerin var hala! hala aklımdan çıkmayan bakışların var.
gelişlerin, sevişlerin var hala yüreğimde....

sen gittinde neden kapanmaz bir iz bıraktın yüreğimde?

gel sil kanıtlarını, delillerini yok et!
yoksa çıkacak ortaya bir kalbi öldürdüğün.
yoksa çıkacak ortaya katilimin sen olduğun....

ve sen yoksun artık
keşke son kurşunu yüreğime sıksaydın bu kadar kanarmıydı içim.
sen benim canımdın, canımı aldın
Senden sonra bir daha ben olamadımki


Mystic@L 3 Mayıs 2007 23:35

Tutuklamayın Ozanları

Bir ozanı tutuklamak
Tutuklamaktır ana dilini
Gökyüzünü yoksunlamak Türkçeden
Kırmaktır en taze dalı su yürürken

Bir ozanı tutuklamak
Tutuklamaktır ana sözcüğünü
Dili büyüten güneşli kapı önlerinde
Konuşurken gelen geçenle

Bir ozanı tutuklamak
Tutuklamaktır yaşamın pınarını
Bir ulusun yağmurlarını biriktiren
Ve akıtan zamanın dağ eteğinden

Bir ozanı tutuklamak
Nisan başlangıcında bir daldan
Üreyen bir gül haberini
Dondurmaktır ve sürdürmektir zemheriyi

Ozamı tutuklayan toplum, tutuklar kendisini
Bir büyük hapishanedir artık orası
Devlet adamı da tutukludur orda bir bakıma
Muş ovasında ot biçen bir köylüyü de..

Ceyhun Atuf Kansu


nünü 4 Mayıs 2007 14:29

´...seher vakti düş yollara
tarlaların yüzüne güneş düşmeden
sararmadan başaklar
bul beni...
...
öyle sessiz öyle ıssız kalmışım ki
bulutlardan yağmur çal
denize çevir yüzünü umuda ağ at
çırpınırken uzağında çaresiz
bul beni...
...
adımı bağla dilek ağaçlarına
uçurumlardan rüzgarlar toplayıp koynuna gel
ceylanlar ağlarken yitik ormanlarda
tek damla yaşım toprağa düşmeden
bul beni...´


Mystic@L 4 Mayıs 2007 17:46

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Ben varım

Can Yücel


Misafir 4 Mayıs 2007 18:57


ŞEYTANIN GÖZYAŞLARI

Ne kadar gizlemeye çalışsa da
En kuytu köşelerde ağlar
ŞEYTAN!!!
Zaman ve mekan söz konusu değildir
Şeytanın gözyaşlarında!
Ağlamayı insanlara
Düşman kesildiği gün öğrenmiştir!
Ne zaman ağlamaya yeltense
Hep insanlar gelir aklına
Yoldan çıkardığı insanlar...
Ve şeytan onlar için
Ağlar...
Ağlar ağlamasına da
Sadece kendi duyar
Kendi feryadını
Gözyaşlarını silecek hiçbir varlık yoktur ortalarda!
Velhasıl kelam kimse duyamaz feraydını
Şeytanın feryadı
İnsanların acılarıdır!
O hem bizim için
Hem de yaptığı kötülükler için ağlar!
Ateşin kralı şeytan
Ne kadar yalnızdır ağlarken...


Mystic@L 5 Mayıs 2007 02:36

Korka korka değil usul usul değil
Elim yüreğimde çarpa çarpa geldim
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Bir senin ellerinden bir senin gözlerinden
Dişlerinden dudaklarından
Nergisler ocak ayında açtı
Kendimden bahsetmeyeceğim
Yediveren güllerden duvarlardan sarkan güllerden
Çocuklardan sabah erken okula giderlerken
Atlardan bahsedeceğim
Kan ter içinde atlardan
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım oynuyorlar
Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum penceremin dibinde açacak

Ekinleri dolu vurmadı çekirge gelmedi kurak olmadı
Yorgunum demiyeceğim bir evimiz olsa demiyeceğim
Yüreğim daralıyor demiyeceğim

Bir baksan gözlerime başını çevirmeyeceksin
Yürüyüp gitmeyeceksin elini çekmeyeceksin
Bir baksan gözlerime
Dağda yakılmış ateşler göreceksin
Aç kapıyı kim geldi bak
Bak nasıl havalandı güvercin
Açmam diyemezsin artık
Aç.

Berin Taşan


CyniX 5 Mayıs 2007 04:42

Mavi gecenin siyah çizgisinde saklı düşlerim,
kırık dökük bir aynanın yansıması gibi yüzümde,
Hala bir bıçak kesiği gibi sözlerin
Bir kurşun gibi vurdun.
Bir nakış gibi işledin yüreğime
Eksenlerini,boylamlarını çarptım acıların
topladım yüreğimde,
Senden isteyerek satın aldım sensizliği,
Boş bir çerçeve bulup yerleştirdim içine
Yalnızlığımın adını.
Ortak aramadım,
Paylaşmak istemedim yıllarca yalnızlığımı
Silen de olmadı zaten ,aylardır
camların buğusuna yazdığım bu yalnızlık resmi
nisan yağmurları ,eşlik ettiğinde gözlerime,
Yeniden defalarca çizdim seni camlara
Akıp giden kalabalığın yüzünde gördüm gözlerini,
Bütün kalabalıklar soğuktu senin gibi.
Gülümsemeleri sahteydi,
Teselli vermiyordu.
Herkes bana yalnızlığımı hatırlatıyordu,
Caddeler boyunca
Alnımdaki en derin çizgilerde saklıydın,
Gel de oku yalnızlığımı,
ama sen anlayamazsın ki
Yollarda buldun belki çiğnedin,
Ağaçlara kazıdım hiç aldırmadın
Beni hep yalnız bıraktın..
Ve artık anladım ki sana değil
Sensiz yalnızlığıma aşık olmuşum…
Suyun en berrak halinde yıkadım,
Ateşin en kor alevinde tuttum yalnızlığımı..
Kederleri dost edindim,
Ayrılıkları üstüme yorgan gibi çektim.
Acıları tesbih gibi sabır ile dua ile çektim.
Her birinde yalnızlığımın adını zikrettim.
Bir masum sevdanın bedelini bedenimle ödedim
Al işte diyetini…
İşte kararmış ruhum,
Çatlayan dudaklarım,
Sevgiye aç gözlerim,
Yalnızlık kokan bedenim…



Mystic@L 5 Mayıs 2007 14:08

bir kış günü ve
keskin ayazı şubatın
seninle yine bir vurgun yerinde
gözlerinde kaybolmuşken
unutup şubatın soğuğunu;
unutamam seni demiştim,
unutamam seni
hiç bilmeden
benden kopup gitmelerini

ama işte unuttum
belki sordu
belki ihtiyacım vardı
sana rağmen sana
ihtiyacım vardı belki
sana rağmen sana
ihtiyacım vardı belki

şimdi eser yok
şubatın ayazından
ve senden

sen koptun gittin benden
yok yere
belki bir hiç uğruna
belki o hiç şimdi
sana azap veren
yapacak hiç birşey bırakmayan
ve senin gibi unutulan
bir herşey..
senin gibi

belki ihtiyacım vardı
sana rağmen sana
artık herşey
bir sokak lambasının
donuk ışığı altında
ve şubat rüzgarının soğuğu;

artık herşey
unutulsa senin gibi
ve seni unutamamalar
yok olsa
şunu hiç unutma
unuttum seni
hatırlamamacasına

Ömer Seydi Ekinci


Pollyanna 5 Mayıs 2007 16:36

Yalnızım
sessiz kalan yakarışlarımla bitirmeye çabalıyorum
sesime dostlarım bile yanıt vermiyor artık
penceresiz kaldım şairin dediği gibi
kuytu köşelerde acılarımla yanlız kaldım
ve ben bunu artık kabul ediyorum
yapayanlızım şu sınırları dikenli tellerle çevrili açık hava ceza evine benzeyen
mekanda acılarımla ve ızdıraplarımla yanlızım.
yanlızlığım bağrımı sıkıyor kimsesiz oluşum

duvarlar konuşmuyor gökyüzü yüzümü güldürmüyor artık
çalan bir telefonum bile yok
mecburi istikametgahımda.
günleri tarihi unutum zamanın dışında yaşıyorum
ölü bir beden gibi ruhsuz
yüzü gülmeyen dalgın biriyim artık

oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi
geceleri gizlice gündüzleri gözyaşlarını içine atarak ağlıyorum.
kalabalıklar içinde yanlızım
kimsesiz oluşu öğrendim kimsesiz kaldı sesim


Sedef 21 5 Mayıs 2007 16:42

Yalnızım

aşk mıdır söyle
seni sensiz yaşamak
yokolmak sensiz sevişmelerde

uykusuz bu gece
sensizlik ülkesinin sessiz
boğucu karanlıkları içinde
sular gibi yalnızım
sular gibi kimsesiz

akıyorum toprağı ve havayı soluyarak
sensin diye

bu gece bu gece
allahlar kadar allahsızım
uzaklardan gelen köpek havlamalarına
yağmurun son damlalarına
ağaçların en incecik dallarına
tutunacak kadar yalnızım


Mystic@L 5 Mayıs 2007 23:21

Bir sigara yaktım, durup düşündüm
Neyim var, neyim yok döküverdim önüme
Yeniden gözden geçirdim kendimi
Kendime yabancı düştüm gene
Nasıl da sert davranmıştım kendime
Şimdi daha iyi anlıyorum
Ben sokakların kural bilmez çocuğu
Bir başkası olabilir miydim hiç
Kendi yerime
Biraz da anılarla oyalansam
Yaşanmış ve bitirilmiş olanı
Nedense bir türlü sevemiyorum
Yeniden yaşamayı düşünmüyorum
En güzel sevinçlerimi bile
Her zaman kendime dar geliyorum
Ne zaman derinlerime dönsem
Yeni bir sayfa açılıyor önüme
Ne zaman yeni bir şeyleri özlesem
Neden bilmem
Kaskatı bir karanlık yerleşiyor içime

Afşar Timuçin


Mystic@L 6 Mayıs 2007 03:44

ağla sömürgem... sen hep mağlup bir ağlayışta
ben uzak susarım bu mağlubiyet için hep anlayışta
çöpçüler bu geceyi de *** edip süpürdüler
ben ise haber değeri bile olmayan bir haykırışta
özleminle hala bir yakarışta...
*
ağla! ben de ağlarım gözyaşlarım özlemine az kalır
buralarda nem var! nem varsa sende kalır
daha çağırırken beni
anı bile kalmaya tenezzül etmeyen o dağ dorukları
sömürgem yaslar durur sesime kırgın ayrılıkları...
*
gittim
ve yittim!
oralarda usul usul talazlanan nehirlerde yaz kalır
yaslarım günleri yüzüme gözyaşım beyaz kalır
burada yıllar küfürle uğurlanır
ben büyürüm içimdeki haylaz çocukla

Yılmaz Odabaşı


NiliM 6 Mayıs 2007 09:18

YalnızlıklarYeşertiyorum

Gecenin karanlığı tünerken saçlarıma
Boyası yitik bir ressamın fırçası gibi
Ayaklarım yorgunluğumu çiziyor kaldırımlara.
Hıçkırarak bulutlar ağlıyor
Islanıyor saçlarımdaki karanlık
Sığınıyorum bir durak saçağı dibine
Titreyen parmaklarım yüzümde geziniyor
Sanki kanunun hüzünlü tellerinde...
Küf kokulu gecelere
Şiirler yazıyor yüreğim
Bir çay tadında hayallerimi içiyorum
Koyu karanlıkta damla damla mısralarım düşüyor
Gem vuruyorum duygularıma ağlamamak için
Sevgimi mumyalayıp gömüyorum
El deymemiş yalnızlıklar yeşertiyorum
Yüreğimin en saf yerinde...


Celal Topo


nünü 6 Mayıs 2007 17:27

Kaç Cemre Düştü Yüreğime..

Kac cemre dusmeli yuregime,
isinmak icin yeniden.
Unutmak icin, yesil nazarlarini,
kac bahar gecmeli,
hasretinin ustunden...

Kac ceylan su icmeli,
sevda sebillerinden.
Kac guvercin ucmali,
vuslat semalarinda.
Kac yagmur islatmali tenimi,
arinmak icin ozleminden...

Kac menekse acmali saksilarimda,
boyun bukmeden.
Kac ilkyaz yasamali gonlum,
usumeden
Ve
kac sene,
kac ay,
kac gun,
kac saat,
gecmeli,
akan kani dindirmek icin,
yaralarimin ustunden?


Mystic@L 7 Mayıs 2007 01:54

NEREYE GİDER BU YOLUN SONU,
SERSERİ BİR AŞIĞIM,
SONA YAKLAŞIRKEN KALBİNDE,
BU SONDAN KAÇIŞTAYIM..
ÖZENİRMİYİM SANIYORSUN AYRILIĞIN NEFESİNE,
YALINAYAK KALDIM,
SENSİZ BOŞLUKTAYIM!..

AYAKLARIMDA SANKİ
PRANGALAR VAR!
YANAKLARIM ISLAK, GÖZLERİM GÖRMEZ,
SENSİZ ÇIĞ GİBİ GELİYOR KORKULAR,
BU GÖNÜL SANA MÜEBBETTEN ASLA VAZGEÇMEZ..

Zeynep Orcanel


Mystic@L 7 Mayıs 2007 12:14

Surlarımın dışındaydı şehirlerin
Ne subaşım vardı, ne zaptiyelerim
Çat kapı girerdin, çocuklar gibi sevinirdim
Uslandı derken, bir akşam dönmeyiverirdin
Yeni umutlar bulup buluştururdum
Kendimi terk ettiğin şehirlere tutuklayıp
İpe sapa gelmez bahaneler üretirdim.

Dillendirmesem de bilmez miydim hiç
Sen aşka aylak, yedi dünyayla barışık;
Bense yüklemsiz söz yangınlarından mürekkep
İğreti gülüşlerle sırlardım ömrümü
Pinalar gibi toprağına saplanmış
Yürek haritamı yeniden çizmeyi
Aklımın ucundan bile geçiremezdim.

Ne kadar isterdim,
Günler, haftalar dolusu sevinçlerim olsun
Bulutlar dolusu yağmurum
Çiçek tazeliğinde güneşim, kokum...
Avunurdum çocuklar gibi
Sıcak bir gülüşünle
Herkesleri oynardım deliler gibi,
Herkesler memnun
Bir kendimi oynayamazdım,
Yitiririm korkusundan büyüsünü gözlerinin.


Hamdi Topçu


BARIŞ 7 Mayıs 2007 13:19

Son cümLe...
Zaman aldırmadan devam ederken yoluna, taşlar oturmuştu sanki yerine.. Ya da ben öyle zannediyordum. Mutluluklar, seninle alıp başını gitmişken, küçücük mutluluklarım vardı benim, küçücük heveslerim.. Sarılıyordum sıkı sıkı o küçük belkilere..

Sevdan dikilirken önüme koskocaman haliyle, ben görmezden geliyordum.. Yaşıyordum işte, öylesine...

Sana "Gel.." diye seslendiğimi mi duydun yoksa?
Oysa için için bağırıyordum ben..
Sessizdi tüm çağırışlarım, susmalarım gibi...
Sen giderken sustuğum gibi ardın sıra,
Belki kendime bile duyurmaktan korkarcasına sesimi..

Yüreğim ağlarken gidişine için için,
Gülümsediğim gibi..

Zaten son bakışını da sildim ben gözlerimden,
İlk bakışın duruyor orda..
Hala yemyeşil, hala sevda dolu..

Giderken sevdaya dair ne varsa götürdün benden,
Sen hiç bilmedin..
Oysa ben sensizlikte hiç bir şeyi sen gibi sevmedim...

Yürürüm zannettin kendi yolumda, kendi bildiğimce,
Ama sen "yokluğundaki ben" i hiç tanımadın, görmedin..

Hani sen derdin ya:
"Nereye gitsen çıkmaz denizin lekesi"
Kokusu da çıkmadı...
Ne yapsam, ne etsem, neyi sevsem,
sen yanım hep eksik kaldı..

Meğer ne çok biriktirmişim içimde özlemini...
Ne kadar uzak ta olsan, bir o kadar da yakınmışsın bana aslında.
Hasretim, sen yanımdayken bile dinmeyenindendi,
Sen bunu hiç farketmedin...

Ne vakit vazgeçmeye kalksam senden,
Yüreğim inatla direndi, bırakmamaya sevdanı..
Aklımın sesi hükümsüz kaldı...
Ben başettim sensizlikle ama, o başedemedi..

Gökyüzüne, denizlere anlatıp sensizliği, avuturken kendimi,
O senin ardından geldi..
Limanı olmayan bir şehre demir alıp benden gitti...

Ben yine susuyorum şimdi,
Sevda kuracak bu hikayenin son cümlesini...



...BİTTİ...BİR YAĞMUR YAĞDI ŞEHİRE VE SİLİNDİ TÜM RENKLERİN...






Mystic@L 7 Mayıs 2007 15:02

Unutamadım

Sen gittiğinden beri
Göğü tutmuş sefilliğim.
Aşkın dizgini yok ki
Unutamadım sevgilim.

Unuturum sanmıştım
Öncekiler gibi.
Şimdi adını unuttuğum
İlk sevgilim gibi...

Yalanların önemi yok
Gel bitsin yalnızlığım
Gururun kelepçesi yok
Bekliyorum sevgilim...

Reşide Sarıkavak


nünü 7 Mayıs 2007 23:04



Yalnızlık Kaygısı

Nerden çıkacak diyerek gözlendi
Üstüne üstlük sokaklar tutuldu
Kolumda ekrep yelkovan izlendi
Bakmadık ne yol ne park unutuldu

Yüz defa bana inan deyip gitti
Ne bir telefon ne de haber etti
Bence bu sevda başlamadan bitti
Sanmasın ki şu gönlüm uyutuldu

Randevu denen koskoca yalanmış
Nasılda gönlüm bu hayale kanmış
Bedel ödeyen hicranı tadanmış
O belki benden ebedi kurtuldu

Yalana geçit tanımazdım hiç ben
Doğru adına kalmadı bir güven
Nedir insanı özünden döndüren
Büsbütün kul mu kuldan soğutuldu

Eyvah diyenin yok mudur duygusu
Sorarım size yok mudur sevgisi
Bitmeyecek mi yalnızlık kaygısı
Nice mecnunlar gamla avutuldu


Mystic@L 8 Mayıs 2007 00:12

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...

Ümit Yaşar Oğuzcan


DEsssT16 8 Mayıs 2007 12:50

Kavuruyor hiç görmediğimiz sancılar
İnce bir yağmur yağıyordu karanlıkta.
Anlımdan süzülen bir damla ,
dudağımı yala(YASAK KELİME KULLANDINIZ) boğazımdan bir volkan gibi kavrulan yüreğimde eriyerek kaybolup gidiyordu,
tıpkı hatıralar gibi..!
Yaşananlar o kadar baskın gelir ki bir an ,
bir yığın köze dönmüş ne varsa avucunda
büyük bir yangına dönmesini bekleriz.
Ama sadece bekleriz..
Hiç çaresiz inansak ta inanmasak da
avucumuzda sandığımız
ama içimizde sakladığımız dualar la yalvarmaya başlarız ,
sadece bir anlık kabuslarımızdan kurtulmak adına.
Ne var ki , kavuruyor hiç görmediğimiz sancılar ,
zavallı bir et yığınına dönüşüyor üstümüzdeki elbise.
Ne yana baksak neyi düşünsek hep bir şeyleri benzetiriz birilerine ,
hele adına aşk demişsek.
Hele her dilde her şarkıda ayni tadı ayni hüznü hemen tanırız,
adi aşksa.
Ama ne yazık ki hayat sadece anlık değil .
Hem bir an kaç zaman yapar ?
Kaç zaman bir anıya dönüşür hiç kimse bilemez ..
İste o bilinmezlik değilmidir aşkı da sevgide bu kadar yakıcı kılan ?
Belirsizlik, imkansızlık
asil kavga asil savaş insanin kendisiyle olmuyor mu ?
Ne zaman yenilsek o zaman yanalız kalıyoruz .
Asıl önemli kavga ,
korkularımızın ardındaki yalızlığın fesatça ,
fırsatça beklemesinedir.
Bizi ürküten o gerçek ile yüzleşmemektir .
Çünkü aşk bir gevence değildir herkesin her an alıp kaçacağı.
Bizi aşık eden o duygular bir gün geldiğinde aşktan vazgeçtirenin kendisi değilmidir.?
Her zaman söylendiği gibi herkes payına düşeni yaşıyor .
Herkes kendini yenileme adına tüketiyor azda olsa her şeyi.
Geçmişe saplanmayı ,
geçmişe sığınarak sevgiyi diri tutmayı öğle can ile isteriz ki ,
içimizde ne varsa sevgiye dair ,
yeni bir başlangıç yapmamak için tüketiriz.
Acılar ,acıtanlar çoğaldıkça yüreğimiz dem tutar .
En ufak şeyde dalar gider aklimizi çelen her şey gözlerimizin ucunda.
Acıyı bal eğleriz , o bal öğle hoş gelir ki dilimizden bağrımıza ,
ne unuturuz nede unuttururuz .
Bilincimizin en uyanık yerinde diri tutarız hep onu.
Kimseye benzemez ,
kimsede kendimize benzemez,
hep ayrı yaşarış yalnızlıklarımızı.
bizi asık eden hisler,
o yalnızlık geldiğinde buz çökmüş dağlar gibi
hüzünlü kısa dönüştürür kendini
ve ardından yalnızlık çırılçıplak bir vücuda şarılmış bir yılana benzer ,
ısırır gözlerinden askın.

sonra bir çığ tutar sol yanımızda
usulca bir rüzgar geçer
siluet ,
kangren tutmuş yüzünden süzülüp gider...

Aşk bedenin kendi kimyasına yabancı olan enerji üretmesidir.
Sevgi ise bu yabancı enerjinin ruh tarafından kimlikleştirmesidir.
Varsın bilimsel çözümler üretsinler.
Yasak bir cümle
inadına askı anlattığında aklımızdan geçenlere
o zaman bilimde dilsizleşir..

..Ama olsun...
payıma düşense yasak seviler kurmak
inadına ben her gece koynuma alırım seni
isterse çelikten
isterse telden sınırlar geçsin
yinede ben her gece koynuma alırım seni..

Çünkü sevilmek başka bir yürekte var olma ayrıcalığıdır


nünü 8 Mayıs 2007 14:53

Gece Nöbeti

Daha az seviyorum seni..

Giderek daha az..

Unutur gibi seviyorum..

Azala azala..

Aramizdaki uzakligin karanliginda..



Geceler kisalip..gündüzler uzuyor öyle olunca..

Daha az seviyorum seni..

Kendini iyilestiren bir yara gibi..

Daha az..

Ve zamanla..



Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..

Uzak dag kislalarinda..

Görmüyoruz birbirimizi..

Usul usul sis iniyor..

Kopmus yollara..

Isigi hafif..uykusu agir koguslarda üzerini
örtüyorum senin..

Bir çig gibi büyüyorsun rüyalarimda..

Sevgilim sevgilim

Yildizlari daha büyüktür bazi gecelerin Nöbet kadar
yalnizken ögreneceksin
bunu da..



Artik daha az seviyorum seni..

Unutur gibi..ölür gibi daha az..

Yeniden ödetiyorum kendime

Onca askin ögretemedigini..



Kolay degildi..

Yalnizca sevgilimi degil..evladimi da kaybettim
ben..

Kaç aci birden imtihan etti beni..

Bir tek gece vardir insanin hayatinda..

Ömür boyu sürer nöbeti..

Bu da öyleydi..

Iyi ol..

Sag ol..

Uzak ol..

Ama bir daha görme beni..



Murathan Mungan


Mystic@L 8 Mayıs 2007 23:31

Ayrıldığın birden gönül bahçemden
Hergün haber bekledim uçan kuştan
Sineme sakladım hep eş dostumdan
Arayıpta balımı bulamadığım

Hep o sözler dünya küçüktür
Özlem çekenlerin acısı büyüktür
Dostuyun yarası bağrında çoktur
Gel ela gözlerine doyamadığım

Sana her dokunuşumu hatırladıkça
Dudakların bedende kıpırdadıkça
Süzülür gözlerime gelir hayalin
Hayaline garçeğine doyamadığım

Yunus Aslan


Sedef 21 9 Mayıs 2007 00:53

Yalnızın
Yürüyorum bir sokak ortasında
Sisli soğuk ve de yalnızcasına
Gözlerimde hastetin yorgunluğu
Kalbimde ise sen varsın

Yorgun bitmiş tükenmişim bu aralar
Seni arrıyor seni arıyorum
Kalbimin sızısı artarcasına bıkmayarak
Arıyor arıyor çıldırıyorum

Birden bir ses duyuyorum
Beni çağırıyorsun senin sesin bu
Yanına gidiyorum kayboluyorsun sanki
Kalbimde kaybolduğun gibi

Sensizliğin acısı sarsada kalbimi
Arasam bulamasamda ben seni
Kader mahkumu olsada şu zavallı kalbim
Yalnız kalsada seni affetmyecek


Hasan Uğur


Pollyanna 9 Mayıs 2007 03:17

Demir aldı son gemi
Gidebileceği tek yer sessiz liman
Sevmek yalnızlıkmış
Yüreğime güneş doğmayacak
Toprak hep uyuyacak
Her adım atışımda gitmek isteyeceğim bu şehirden
Yorulunca yaslanacağım sen kalmadın bende
Yüreğimde haylaz yağmurlar
Ellerimde ellerinin son kokusu
Senin ve sevmenin adı sadece yalnızlıkmış


nünü 10 Mayıs 2007 11:19

Sabah Sevdaları

Sevda yüklü bulutlar günaydın dedi bana bu sabah
Arkalarına saklayıp kahkahası bol bir güneşi,
Umutları toplamışlar yıldız uçlarından dün gece
Yüreklerinde o çok sevdiğim yasemin çiçekleri...
Kırmızı bir gülün kokusunda kondular pencereme
Kanatlarında denizi taşıyan martılarla el ele...
Ben de katılabilir miyim size, dedim
Güldüler...
Anlayamadım.
Yüreğimi uzatıp penceremin pervazına,
Onları izledim uzun uzun...
Suskundum...Ve ürkek
Bakışlarımı bıraktım bir yasemin yaprağına,
Sustu...
Dudaklarımla ağladım bir zaman
Düşüncelerimi yıkadım,
Ve bir bardağa koyup bıraktım
Martının ayakları ucuna
Gagasına aldı martı hepsini ve... gitti!
Ellerimi uzattım, yağmurlar tuttu
Bakışlarım ıslandı dudaklarımın kupkuruluğunda
Anlıyordum...
Koca bir yalnızlıktı her yağmur öncesinde yaşanan
Bir martıyı bekliyordu düşünceler
Terketmek için suskunlukları
Yürekler hep el eleydi yasemin çiçekleriyle
Ve güller kırmızı açardı sevda bahçelerinde hep
Tatlı bir melodi uğradı kulaklarıma, sarsıldım!
Sevincim gözlerimde nemdi yine işte
Bitmişti nihayet yalnızlıklarım
Gülümsemeleri getirdi melodiler başka dudaklardan,
Gözlerinde sevda sözcükleri,
Tellerinde mektuplar...


NiliM 10 Mayıs 2007 11:53

Yalnızlıksın

bir tek ben yalnızım,
gecede,
semada yıldızlar
başı boş rüzgar
ve yalancı güzellikler...
sahilde sarhoş balıklar
demir atmış yanlızlığa
jilet olmayı bekleyen
gemiler
bitten şeyler mi yanlız acıklı?
değil...
nasılda verir
ağaç, köksalarken toprağa
ve acıyla
büyür her insan toprak misali
yalnızlıkta acıdır
kaybetmek kadar hemde

şimdi
gece çırılçıplak
düşünceler alt üst
ve sen beyin hücrelerimde
başlayan
sağnak yağmur
üstüme örtün
dur
yanlızlık senle olsun
gelmesende
otur...
kal yüreğimde
bir dağ gibi hasretin
çöksün
yüreğime
yalnızlık mı sadece
bana kalan
değil...
sen ve senden artakalan
birde
kör olmayasıca
yalnızlık sevdan

Mustafa Yanardağlı


nünü 10 Mayıs 2007 22:54

Hüzün Karası Gözlerin

Yalnız gecelerimin derin sensizliklerinde
Hüzün karası gözlerinden
Sağanak yüklü
Kara bulutlar geçer...
Gök gürler
Şimşekler, yıldırımlar
Derken kara bulutlar parçalanır
Sağanaklar boşanır
Daha küllenmemiş
Sevda yangınlarına
Hüzün karası gözlerinden
Yalnız gecelerimin derin sensizliklerinde...

Yalnız gecelerimin derin sensizliklerinde
Hüzün karası gözlerinden
Boşanan sağanaklarda
Gün ışığının yedi rengi
Süzülür iplik iplik
Gökkuşağından
Hasret kumaşı dokur
Ve o hasret kumaşından
Hicran elbisesi dikip
Giydirir bedenime
Hüzün karası gözlerin
Yalnız gecelerimin derin sensizliklerinde...


Mystic@L 11 Mayıs 2007 02:21

Sen merhamet sen rüzgar sen tiril tiril kadın
Sen bir mahşer içinde en aziz yalnızlığı yaşadın
Sen başını çeviren cellatbaşının güne
Sen öyle ki sen diye diye seni anlıyamayız
Şehrazat ah Şehrazat Şehrazat
Sen sevgili sen can sen yarsın

Sezai Karakoç


Mystic@L 11 Mayıs 2007 02:52

anımsıyor musun?
bir çetemiz vardı: Vahşi Siyah Atlar
ısmarlama serserilikler yaşardık
kimseden bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi
sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak
yabancıları mahalleye sokmamak gibi
Ve bir gün gideceğimiz bir Amerika vardı
herkesin bir Amerika'sı vardı o zamanlar
herkes gece istasyonlarında
kendi Amerika'sını aradı

kısık ışıklı arkadaş odaları
plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde
kendi rüyalarımıza dalar, dağılırdık
okyanuslar, gemi yolculukları, kanayan ıslıklar
ve dunyanın bütün limanları
önümüzde sessizce uzardı

biterdi plak, disk boşa dönerdi.
düşlerimiz çarpıp geri dönen sulardı şimdi
böyle zamanlarda ilk sözü söylemekten
kaçınırdı herkes
sonra bir usulca kalkar, herkese çay koyardı
anımsıyor musun?

vahşi siyah atlardık
kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
deri ceketlerimize sığdıramadığımız düşlerimiz kadar
aşık ve düşmandık
dünya acıtırdı bizi. her şey kanatır, her şey yaralardı
sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
geceleri uyuyamayan çocuklardık,
otobüs garlarında uzun maceralar umar
apansız yolculuklara çıkardık

uykulu kentlere girerdik gece yarıları
ıssız ağaçlar olurdu yol kenarlarında
gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzalıkta
sarhoş bindiğimiz otobüsün pencersinden
sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
yumruklarımızı sıkar sessizce ağlardık
ışığı açık kalmış pencerelere, kepengi örtülü dükkanlara,
yaz bahçelerinden taşan çiceklere,
adını bile bilmediğimiz bu kente
neye olduğunu bile bilmediğimiz bir hasretle
uzun uzun bakardık
anımsıyor musun?

ahh o gece yolculukları
bir başka kentte, bir başka insan olmanın umutları
kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz
kaç yol arkadaşı?
sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
ne kalıyor elimizde?
ölenler,
terk edenler,
bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler

vahşi, siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
içimizden kimse gidemedi Amerika'ya
kendi Amerika'sı da olmadı hiçbirimizin
yağmur aldı
rüzgar aldı
zaman aldı
o vahşi siyah atları
herşey o eski rüya da kaldı

çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
öldukleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
peki sen anımsıyor musun?

Murathan Mungan


Sedef 21 11 Mayıs 2007 02:53

Yalnız Geldim Yine Yalnız Giderim


Gurbetlik dokunur yine bu aksam
Batmakta olan güneşle biterim
Yildizlar cogalirken gökyüzünde
Yakilan mumlar misali eririm

Yazlar kislar gelir gecer üstümden
Bir atesim ne azalir ne sönerim
Rüzgar gelip oksadikca sacimi
Ben oturur dizlerimi döverim

Ana baba gardaş yetti hasretlik
Biri biter biri baslar çekerim
Sarilacak dostumda yok yanimda
Yalniz geldim yine yalniz giderim

Seher yeli dokunmayasin bana
Bir kuru yaprak misali titrerim
Hep sen gelip oksadikça saçimi
Ben oturur dizlerimi döverim.


Mahkum


MVDRNSLRD 11 Mayıs 2007 03:37

YALNIZ GECELER

Bir gece yine bekliyorum kapı ha
çaldı, ha çalacak
Yanlızım odada eşyalar katıdı
yanlızlığıma
Hepsi suskun, duvarlar sanki
üstüme geliyor
Sessiz... sessiz...

Bir kedi miyavladı bahçede, oda
sustu katıldı yanlızlığıma
Saat sanki konuştu benimle bir
diye
Eski gün bitti, yeni gün başladı,
Çekildi kendi alaemine
Sessiz... sessiz...

Perdeyi araladım dışarısı ne
kadar karanlık,
Ne kadar sessiz
Bir kaç sokak lambası var nöbette
Onlarda uyumuş gecenin
sessizliğinde
Işıkları loş loş, nöbet tutuyor
Sessiz... sessiz...

Gökyüzüne baktım, yıldızlarla
süslenmiş elbisesi
Sessizce, gündüzden hiç eser
yok,
Ne güneş çoşarcasına ışık
saçıyor, ne bulutlar oynaşıyor.
Gecenin karanlığında uyuyor tüm
alem
Sessiz... sessiz...

Bir bebek saklanmış annesine
Emiyor mutlu, gülerek o geceleri
daha çok seviyor.
Hiç ses yok annesinin kalp
atışlarından başka.
Gelecekten habersiz dünyadan
haberi yok.
Emiyor sessiz... sesssiz...

Bir delikanlı uzanmış kanepeye,
Elinde bir resim, belliki sevdiği
dalmış hayallere,
Düşünmüş geleceğini uyuya
kalmış elbisesiyle
Kanı kaynıyor deli dolu, haberi
bile yok geceden
Umutlarıyla uyuyor
Sessiz... sessiz...

Bir ihtiyar öksürdü çiğerleri
sökülürcesine.
Oturmuş yatağının yanında elinde
bastonu,
Klkmaya gücü kalmamış.
Geceler bitmiyor onun için.
Dalmış uzaklara yorgun gözleri,
Kimbilir belki gençliği geldi
aklına;
Yağız at gibi koşturduğu yılları,
Belki de diyor: "Ben geceden korkmazdım
Kırış kırış olmadan yüzler" diye
Çaresiz sığınmış yalnız gecenin
karanlığına
Ağlıyor sessiz... sessiz...


nünü 11 Mayıs 2007 09:45

Gece yarisi yine seni düsündügüm bi vakitte elime sigarayi alip yaktim
Dumanlarin arasindan ise senin o güzel yüzünü hayal ettim
Sana söyleyemedigim seyleri ona söyledim
Ama sonra da aniden kayboluverdi
Ve ben yine yapayalniz, dört duvar arasinda kaldim!
Senin hasretini cekiyorum, artik dayanamiyorum
Vakit gecmek bilmiyor, günler ilerlemek bilmiyor bi türlü..
Bazen de acaba zaman durdu mu diye düsünmekten alamiyorum kendimi..!!
Kimse bilmiyor ki benim buralarda ne cektigimi..
Bazen diyorum, bi resmin olsaydi da hic olmazsa
Kendimi onunla avutsaydim
Ama oda yok oda yook!!
Sadece arada bi hayalin canlaniyor gözlerimin önünde, okadar..
Benim hakkediklerim bunlar mi??
Eger öyleyse yasamaktan vazgecebilirim..!!
Eger sevipte hasret cekenlerin ödülleri bunlarsa, canima kiyabilirim..!!


Mystic@L 11 Mayıs 2007 10:31

Olur mu sevdasız aşık?
Anlamaz irfansız şaşık.
Olduğumuz su bulaşık,
Yanmayınca kor olur mu?

Olur mu dağlardan yüce?
Elif ile Nun'dan hece.
Cim veElif ile İNCE,
Sarmayınca yar olur mu?

Sabit İnce


NiliM 11 Mayıs 2007 11:08

Bütün yalnızlıklarımı


Bütün yalnızlıklarımı,
sığdırdım ceplerime inanmazsın.
Sırtımda akşamdan kalma güneş,
ve
sardunya başlı çocuklar pencerelerde...

Bütün duygularımı,
sığdırdım ceplerime inanmazsın.
Gözlerimde akşamdan kalma hüzün,
ve
yüzümde özlemlerin çarpık çizgisi…

Bütün duygularımı,
sığdırdım ceplerime inanmazsın.
Ellerimde bitmeyen isyanlarımın izleri,
ve
bitmeyen yanlışlarımın amansız geçişleri…

Bütün,
bütün duygularımı sığdırdım ceplerime, inanmazsın…

Serdar Öztürk



Saat: 03:36

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık