![]() |
Atın Adı Adamın biri kahvaltı yaparken, karısı arkasından gelip elindeki tava ile sertçe adamın kafasına vurur. '' Heyy ne yaptım ben '' der adam '' Daisy kim ? '' diye kızar karısı. Adam '' Daisy ??'' Kadın '' Benimle oyun oynama - Ceketinin cebinde bu kağıdı buldum, üzerinde Daisy yazıyor. Kim bu kadın ??'' '' Ya şekerim, biliyorsunki at yarışı oynuyorum. Geçen gün bahis yatırdığım atın adı Daisy '' Kadın üzülerek '' Tatlım çok özür dilerim, biliyorsun seni çok kıskanıyorum.'' İki hafta sonra adam oturma odasında gazete okurken, karısı adamın arkasından, tavayla sertçe adamın kafasına tekrar vurur. '' Heyy yine ne yaptım '' Kadın sinirli bir şekilde adama bakıp ''Atın aradı'' |
DEMEK BUGUN İZİN İSTİYORSUN;GEL BİRLİKTE BİR GÖZ ATALIM.. Bir yılda 365 gün var. Bir yılda 52 hafta olduğuna ve sen her hafta 2 gün izinli olduğuna göre geriye 261 kalıyor. Her gün 16 saati işyeri dışında geçirdiğine göre ki bu 170 gün ediyor, geriye 91 gün kalıyor. Her gün 30 dakika kahve molası 23 güne tekabül ediyor, böylece kaldı 68 gün. Yine her gün 1 saat yemek molası ile geçiyor, bu da bir yıl içinde 46 gün eder. Geriye alacağın sadece 22 gün kalıyor. Zaten her yıl 2 gün hastalık nedeniyle işe gelmiyorsun, kaldı 20 gün. Yılda 5 günde resmi tatiller nedeniyle gitti, kaldı sadece 15 gün. Her senede 14 günlük izin kullandığına göre geriye sadece 1 gün kalıyor, ve eğer ben seni o bir günde izinli gönderirsem ALLAH BENİ CEZALANDIRIR...! |
Oldukça güzel ve şık giyimli bir kadın yıllık kontrol muayenesi için doktora gitmiş.Doktor herhangi bir şikayeti olup olmadığını sorduğunda kadın; "-Doktor Bey, ben her istediğini yapabilecek kadar maddi durumu iyi olan, iyi yaşayan, kendine dikkat eden fevkalade sağlıklı bir kadınım. Bir tek derdim, gaz şikayetim var.Evde, işte, kilisede, otobüste, asansörde, süper markette durmadan gaz kaçırıyorum.Gerçi kimseyi rahatsız etmiyorum. Hiç kimse benim gaz kaçırmamın farkına varmıyor.Çünkü bu gazın ne sesi ne de kokusu var.Ama bir tek ben bilsem dahi rahatsızlık hissediyorum.Bunu tedavi ederseniz sevineceğim." diye cevap vermiş. Doktor, reçeteye birtakım ilaçlar yazarak; "-Bu ilaçları kullanıp haftaya kontrole gelin." demiş. Ertesi hafta kadın doktorun muayenehanesine hışımla girerek; "-Doktor Bey siz ne yaptınız?Verdiğiniz ilaçlar beni tedavi edeceğine bana zarar verdi! İlaçları kullanmaya başladıktan sonra kaçırdığım gaz leş gibi kokmaya başladı!" diye dert yanmış. Bunun üzerine doktor sinsice gülerek kadına cevap vermiş; "-Güzel, burnunuzu tedavi ettik! Sıra geldi kulaklarınıza..!" |
Dursun, saatlerin geri alinacagini duyunca, evdeki tüm saatleri toplayip Saatci Temel'e gider:- Ula Temel,saatler geri alunacakmis. Biz de evdeki saatleri senden satin aldigimiz için sana getirdik. Bunlari geri alacaksun da. Temel kendinden emin bir sekilde:- Oyle yagma yok. Ben de duydum ama, sadece 1 saat geri alinacakmis. 1 tanesini alirim, digerlerini almam. |
TÜNEL Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliğinde ormanda ilerlemektedir. Karşılarına küçük bir delik çıkar. Temel: – Yere yatın, tavşan deliği! Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen vururlar. Tekrar yürümeye başlarlar. Bir süre sonra büyükçe bir delik daha karşılarına çıkar. Temel: – Yere yatın, tilki deliği! Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar. Onu da vururlar. Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar. Temel: – Yere yatın ayı ini. Yere yatarlar. Birazdan çıkan ayıyı vururlar. Acemi avcılar Temel’den avcılığın bütün kurallarını bu şekilde öğrenmeye devam ederler. İyice keyiflenen avcılar kısa bir süre sonra kocaman bir deliğin başında dururlar. ve hep birden Temel'e bakarlar. Temel: – Uşaklar ne çıkacağını bilemiyorum. Ama yere yatın ne çıkarsa bahtımıza… Ertesi gün gazetelerde manşetten bir haber: – Dört tane avcı tren altında can verdi. |
Trabzonlu imamlar fırsat buldukça kendi aralarında futbol oynarlarmış.Ama ne hikmetse hep merkez imamların takımı maç kaybedermiş.Bir gün merkez hocalarından bir tanesi demiş ki: Böyle olmayacak.En iyisi biz Trabzonsporlu Hami'ye rica edelim gelsin takımda oynasın.Soran olursa merkez cami imamı hami hoca deriz demiş.Hami'den rica etmişler.Hami'de kabul etmiş.Maç oynanmış ama merkezin imamları yine mağlup olmuşlar.Maç dönüşü merkez imamlarının arkadaşlarından biri sormuş: -Hoca bu hafta kazandık değilmi? -Malesef 2-1 yenildik. -Yapma ya nasıl olur Hami oynamadı mı? -Oynadı ve bizim golümüzü de o attı. -Peki onların golünü kim attı? -Roberto Carlos hocayla Ronaldo hoca. |
Ahirette 2 Kadın; - Selam, benim adım Wanda . - Selam, benimkide Slyvia, sen nasıl öldün? - Donarak öldüm. - Ne kadar korkunç. - Yok o kadar kötü değildi, soğuktan titremem geçince ısınmaya başladım ve uyku bastı, sonunda huzur dolu bir ölüm. - Peki sen nasıl öldün? - Ağır bir kalp krizi geçirdim. Kocamın beni aldattığını sandım, onu iş üstünde yakalamak için eve erken geldim, fakat evde tek başına televizyon seyreder halde buldum. - Sonra ne oldu? - Kesinlikle evde başka bir kadının olduğundan emindim, bütün evi aramaya başladım. Çatıyı, yatakların altını her yeri aradım fakat bulamadım. Ararken aşırı yorulmuşum, kalp krizi geçirdim ve öldüm. - Ah Keşke derin dondurucuya baksaydın, şu anda ikimiz de yaşıyor olacaktık. |
Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acaip çalışmış, notlar, kopyalıklar havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar. Hoca; - "Bu mikroskop lam'larında bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak" Tabii hemen itirazlar ama fayda etmemiş, hocanın dediği dedik. Ögrenciler mikroskoplarına geçmiş ama tanıyamıyorlar... En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş; - "Kimsin sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?" Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış. - "Tanısana hadi tanısana kim olduğumu..." |
Dilenci Nasreddin Hoca damda çalışırken aşağıdan geçen bir dilenci Hoca'ya seslenmiş: -Hoca, aşağıya gel, birşey söyleyeceğim. Hocada sölemesini istemiş ama bir türlü sölememiş Hoca aşağıya inmiş. -Ne var? -Allah rızası için bir sadaka Hoca gel benimle demiş yukarı çıkmış dilenci elini açmış Hoca ise ne demiş bozuk para yok |
İki küçük memur konuşuyorlardı: -Eline müdür maaşı geçse ne yapardın. -Onu bilmiyorum ama,müdürün eline benim maaşım geçse o ne yapardı,çok merak ediyorum? |
Çiftçi, kümesine genç bir horoz almış. Fakat kümesteki yaşlı horoz kümesteki tavuklardan Fatma'yı çok sevdiği için genç horozdan Fatma'yı kendisine bırakmasını rica etmiş. Genç horoz da: "Olmaz kümesteki bütün tavuklar benim" demiş. Bunun üzerine yaşlı horoz: "Bak, seninle bir yarış yapacağız, şu karşıdaki ağaca kadar koşacağız, eğer ben kazanırsam Fatma'yı alırım, yok eğer sen kazanırsan Fatma'yla birlikte bütün tavuklar senin olur" demiş. Genç horoz da bu teklifi kabul etmiş.Tam koşmaya başlayacakları sırada yaşlı horoz durarak: "Bak, ben çok yaşlıyım bana biraz avans verir misin" demiş. Genç horoz da kabul edince yaşlı horoz başlamış koşmaya. Yaşlı horoz biraz uzaklaştıktan sonra genç horoz da peşinden ona yetişmek için hızlı bir şekilde koşmaya başlamış ve birkaç adım attıktan sonra çiftçi genç horozu vurmuş ve söylenmiş: "Ulan 1 ay içinde aldığım 3.horoz. Bu da TOP çıktı." |
hehe cok komıklerr:D:D |
Jim ile Mary akıl hastanesinde iki hastadır. Bir gün hastanenin yüzme havuzunun etrafında dolaşırken Jim aniden suya atlayıp en dibe batar. Bunu gören Mary hemen ardından atlar ve dibe kadar yüzüp Jim'i kurtarır. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranışı hastanede olay olur. Bunu duyan başhekim de Mary'nin artık iyileştiğini düşünüp, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. İşlemler yapılır, belgeler çıkartılır, Başhekim ayni gün Mary'nin yanına gider: -Mary, sana bir iyi bir de kötü haberim var. İyi haberim, yaptığın kahramanca davranıştan ötürü anladık ki akli dengen tamamen yerinde ve böylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kötü habere gelince, kurtardığın hasta, Jim, intihar etmiş. Az önce odasının banyosunda kendisini asmış bulundu. - Mary gayet sakin yanıt verir: “O intihar falan etmedi ki. Ben onu astım kurusun diye. “ |
Temel'in kötü huylarindan biri de her sabah uyanir uyanmaz, gök gürültüsü kadar yüksek sesle gaz çikartmakmis. Karisi Fadime de bu densizlige pek içerler, -"Cözü çikasu heruf, ha pir sabah poyle fosururken, tüm pagursaklarun donuna dökülsun da cör cünunu" dermis. Derken, Kurban bayraminin ikinci sabahi, Fadime mutfakta kurban etlerini ayiklarken ve Temel hâlâ uyurken, Temel'i yola getirme niyetiyle, bir gün önce kurban olarak kestikleri koçun barsaklarini toparlayip bir güzelce Temel'in donunun içine koymus! Az sonra Temel uyaninca, adeti üzere, keyifle ve gök gümbürtüsü timsali, gaz atinca bir de bakmis ki tüm barsaklari donunun içinde. Saskinlik ve korku ile rengi benzi atmis akli uçup gitmis. Temel, bir muddet sonra kendine gelmis, kalkip tuvalete gitmis. Epey zaman sonra, sararmis yüzünden soguk terler damlayarak bitap yorgun bir halde mutfaga gelen Temel; -"Haçan dedigun oldi be Fadime, fosururken tüm pagirsaklarum donuma döküldu da" dediginde, Fadime: -"Oh olsun, ama pagirsaklarun çikarken canun da pek yanmistur be Temel'im" diyerekten gönlünü almaya çalisirken; Temel yanitlamis hemen : -"Yok be Fadime, ha çikarken acumadi da, geri sokarken az kalsun ceberiydum".... |
Pasaport Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmiş. tamda Turkiye'ye tatile gideceği gün. aksilik bu ya... Ucağı kaçıracak, kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı ?!.. Hemen almış yerden, bir bakmış ki Leanardo di Caprio'nun pasaportu.. "Ne olursa olsun" demiş ve şansını denemeye karar vermiş. Çıkarmıs Leonardo'nun fotografını, kendi fotografını yapıştırmış.. Uçmus Türkiye'ye. Atatürk Hava Limaninda görevli gümrük memuru Temel in karşısına geçmiş.. Almış pasaportu eline Temel adamın ismine bakmış : ''Leonardo di Caprio", fotografa bakmış, bir zenci. Adama bakmış ayni zenci... Bir kaç saşkın bakıştan sonra Temel obur masaya seslenmiş, "Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı |
bavulunu hazırla Adam elindeki son parayla kumar oynamaya karar verip LasVegas`ın yolunu tutar ve inanılmaz bir talih: tam 3 milyon dolar kazanır. Hemen otel yönetiminin kendisine açtığı kral dairesinden karısına telefon eder: - "Evde misin?" - "Evet kocacığım." - İyi, hemen bavulunu hazırla. Kumarhanede tam 3 milyon dolar kazandım." - Kadın sevinç dolu bir çığlık atar: - "Ay harikasın!! Hemen hazırlanıyorum.. - Peki ama nereye? - Paris, - Karayipler? Adam cevap verir: - "Umrumda değil. Sadece eve döndüğümde çoktan gitmiş ol." |
İnternette Dolaşan Hurafe Mailler 1. Bir yere üye olduğunuz için fidan dikilmez! 2. Bir yerde oy kullandığınız için Türkiye'de bir kanun teklifi yasalaşmaz! 3. Bir maili 10 kişiye gönderirseniz dileğiniz yerine gelmez! 4. Bir maili ne kadar çok kişiye gönderirseniz o maili Microsoft veya aol gibi büyük firmalar takip edip o kadar para yardımı falan yapmaz! 5. Evet bunu da gördük : Microsoft servetini falan dağıtmıyor arkadaşlar! 6. LC Waikiki satılmadı! 7. Domino's Pizza domuz yağı/eti kullanmıyor! 8. Gerçekte yardım bekleyen yanan bir çocuk yok. Varsa da aynı çocuk geçen sene zaten bir kez yanmıştı! 9. Hastanede kan bekleyen öyle bir vatandaşımız yok! 10. Koka kolayı tersten okuyup yorumlayabilen arkadaşlarımızı da ödüllendirmek istiyoruz. 11. Doları katlayınca pentagonun yanmış resmi oluyormuş. Az daha katlayınca ikiz kulelerin yanmış şekli çıkıyormuş. Evet arkadaşlar bunu da gördük ki dolar, pentagon ve ikiz kulelerin inşasından çok daha önce şu andaki halini almış :)) 12. Bu maili sana yollayana da yolla. Dostluğumuz pekişsin diyenlere sesleniyorum. Aynı maili göndermeyin. Başka şey yollayın kardeşim! 13. Nike logosunda aslında Allah yazısı gizliymiş. Biz baktık. Göremedik :) 14. Türk polisi e-posta trafiğini takip etmiyor! 15. Sinemada koltuğumuzun altına Aids virüsü taşıyan iğne yerleştirebilen psikopat arkadaşlarımız varmış. Bu kişilerin devlet tarafından halk eğitim merkezlerinde el sanatları alanında hoca olarak istihdam edilmelerini istiyoruz. 16. MSN Listenize biri eklendiği taktirde ciddi problemlerle karşı karşıya kalma riskiniz, söz konusu hacker sizi kafaya takmışsa zaten yeterli düzeydedir. Korkmanıza gerek yok. Size birinin zarar verebilmesi için MSN kullanmak gerekli değildir :) 17. MSN paralı olmuyor. Logo mogo maviyken yeşile veya mora dönmüyor. Bir yere tıklamanız da gerekmiyor! 18. Erkek milletini yeren, kız milletini öven mailler erkek icadıdır. Maksat kız MSN'i toparlamaktır arkadaşlar! 19. İsrailli bilim adamlarının sivri sinek DNA'sıyla oynayıp süper kan emici,on kat daha dayanıklı hale getirdiği ve komşu ülkelerin Türkiye'de dahil DNA haritasını çıkartmakta kullanacağı casus sivrisinek olayı... Tabi mesajın sonlarındaki damarlarımızda ki asil kanı kirletmeye yönelik böyle bir girişimi Kemalist gençliğin asla kabul etmeyeceği vurgusu karşılıklı akıl sağlığı dilekleriyle vedalaşmamıza yol açmıştır. 20. 1987'den beri dolaşan mail diye bir şey yoktur. O dönemde mail yoktu! 21. Klavyemizdeki "w, h, k, ğ" tuşları paralı olmayacak. Bunun için sitelere girip millete hit kazandırmayın! 22. Petrol rezervlerimizin üzerine Amerika civa döküp kuyuları kapatmış. Arkadaşlar cıva sıvı bir madendir. Tamam ağır ama sıvı! 23. Rus hackerler Türk hackerlara savaş falan açmadı. Açsa da ucu bize dokunmaz! 24. Sizi kimse telefonunuzu kontrol etmek için arayıp sizin kimlik bilgilerinize erişmek için kullanamaz. Faturasını falan da sizin hesabınıza böyle bir yöntemle geçiremez! 25. Tao öğretileri Allah'ın güzelliğini savunan şeyler değildir! 26. Sırf birisinin rüyasına girdi diye o maili iletmemiz dinen şart değil. Bunu yollamasak dinden falanda çıkmayız. Siz siz olun inanmayın !:) |
Memleketin birinde 3 kere camiye gitmeyeni idam ediyorlarmış . Usulen idam edilmeden önce 3 dileğini yerine getiriyorlarmış . Adamın teki 3 kere gitmemiş ve tabii yakalanmış . İdam edilmeden önce sormuşlar:- İlk dileğin ne? - Vezirin karısıyla beraber olmak istiyorum ! Vezir "olmaz" dese de kral "mecbur" demiş ve adam vezirin karısıyla beraber olmuş.Adam ikinci dileği olarak kralın karısıyla beraber olmayı seçmiç. Bu sefer kral "hayır" dese de herkes itiraz edince mecbur kalmış. - Son dileğin ne?Adam, bir vezire, bir krala bakmaya başlamış. Aradan 5 dakika geçtikten sonra vezir bakmış namus elden gidecek : -Ben bunu sanki camide gördüm gibi geldi , diyince Kral da : - Ne gibisi lan ! Yanımda kılıyordu ! |
Ingilizce dersinde ögretmeni çocuga sordu, - Oglum, sana Türkçe bir cümle verecegim, sen bunu Ingilizceye çevireceksin... Çevirecegin cümle, "Çocuk, kostu kostu, denize düstü, boguldu..." Ögrenci yanit verdi, - The boy tikidik, tikidik, culup, glu, glu... |
Nasıl Traş ama Saçı-sakalı bir hayli uzamış olan adam, yanında bir çocuk ile bulvardaki berbere girdi. Önce kendisi iskemleye oturdu. -Saç, sakal. Berber, onu traş etti. Sonra çocuğu oturttu. -Yalnız saç, dedi. Berber, çocuğu traş ederken adam, çocuğun kulağına fısıltı ile: -Ben köşedeki bakkala gidiyorum. Beni bekle. Çocuk, traşı bittikten sonra bir kenara oturup beklemeye başladı. Bir hayli zaman geçtikten sonra berber: -Oğlum, baban nerede kaldı? Çocuk: -Hangi babam? -Canım, seni getiren. -O benim babam değil ki. -Amcan mı? -Yooo! -Ya neyin öyleyse? -Hiç bir şeyim değil. Ben sokakta oynuyordum. Gel seni berbere götüreyim. Berber, saçlarını bir güzel kessin, dedi. |
Zenciler Beyazlaştırılır http://www.fikralar.com/images/bir_piksel.gif Bir gün Smith ve John adında iki zenci New York sokaklarında dolaşırken bir tabela görürler: "Zenciler beyazlaştırılır. Fiyat 100 dolar." Smith'in 101 doları, John'un ise 99 doları vardır. John, Smith'e: "Sende fazla olan 1 doları bana ver birlikte girelim" der. Smith'se: "Önce ben gireyim. Eğer beyazlaşırsam sen de girersin" der ve içeri girer. Az sonra içerden beyaz bir şekilde çıkar Smith. John: "Smith ne kadar beyazlaşmışsın. Şu 1 doları ver de ben de girip beyazlaşayım." Smith cevap verir: "Defol burdan pis zenci!" |
Bir ingiliz bir Çinli bayan ile evlenir ve Londra'ya yerlesir. Çinli kadin ingilizce konusunda oldukça zayiftir. Tarzanca da olsa esi ile anlasabilmektedir. Sorun kadin alisverise yalniz çiktiginda ayyuka çikmaktadir. Yine bir gün bayan kasaba domuz butu almaya gider. Ama bir türlü derdini anlatamaz en sonunda etegini siyirarak kendi bacağını gösterir ve kasap bayanin ne anlatmak istedigini kavrayarak bayana istedigini verir. Ertesi gün bu kez kasaba tavuk gögsü almaya gider ve bu kez de gömleginin dügmelerini açarak gögüslerini gösterir ve istedigini alir. Üçüncü gün bu Çin li bayan sosis almak ister ve yanina kocasini alarak kasaba gider... Ne mi olur ?... Unuttunuz galiba Çinli olan bayanın, kocasi ingilizce konusabiliyordu.:D |
Yatsı Tavuk Trabzonda köyün birinden bir taksi şöförü geçerken tavuğun birini ezmiştir. Dürüst adammış vesselam... Hemen arabasını çeker kenara, köye doğru yürürken bir köylüye rastlar ve olayı anlatır. Tavuğun sahibine parasını ödemek istediğini söyler. Şöyle bir bakar köylü: - Ha bunu pilse pilse bizum köyin muhtari Temel pilur. Adam muhtarlığın yolunu tutar. Temel'e tavuğu gösterir: - Bunun sahibi kimse parasını ödeyeceğim, tanıyor musunuz? Temel şöyle bir bakar ve cevabı verir: - Ha pu pizum köyin değuldur, pizum köyde yassi tavuk yoktir |
Dilsiz tetikçi; Mafya babasi korumaya aldigi müesseselerden haraçlari toplamak için yeni bir tetikçi buldu. Seçtigi adam sagir ve dilsizdi. Baba, yeni tetikçinin polisin eline geçerse, fazla bir sey anlatmasinin mümkün olamayacagini düsünüyordu böylece.. Baba, bir gün ödemelerin geciktigini fark etti ve tetikçiye adamlarini gönderdi. Adamlarin sagir dilsizle anlasmalari mümkün olmadi tabii. Bunun üzerine "Baba" sagir dilsizi odasina aldirtti. Bir de isaret alfabesi bilen tercüman buldular. Tercüman isaretle sordu: "Para nerde?.." Sagir dilsiz isaretle yanit verdi: "Ne parasi.. Benim paradan haberim yok.. Neden bahsettiginizi anlamiyorum." Tercüman tercüme etti. "Neden bahsettiginizi anlamiyormus.." Baba 38'ligini koltuk altindan çekip sagir dilsizin beynine dayadi.. "Simdi sor bakalim, para nerde?.." Tercüman isaretle sordu: "Para nerde?." Sagir dilsiz isaretle yanit verdi: "Central Park'ta, Bati 78'inci Caddeye açilan kapidan girince soldan üçüncü agacin kovugunda 100 bin dolar var." Baba öfkeyle gürledi: "Ne dedi?.." Tercüman yanitladi: "Dediki hala neden bahsettiginizi anlamiyormus. Ayrica diyor ki, o tetigi çekmeyi de kiçiniz yemezmis!.." |
Bir grup İngiliz, Amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. Birden şiddetli bir fırtına kopmuş. Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş. Fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş. Bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış. "Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi" demiş. Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş. Kaptan merakla sormuş: -Eee, noldu? -Hepsi atladılar efendim. Kaptan çok şaşırmış: -Nasıl olur, daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara? -Çok kolay. İngilizlere "Sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalılar" dedim. Amerikalılara deniz suyunun insan vücudu için çok faydalı olduğunu söyledim. -Peki ya Türklere ne dedin? -Onlara da "Denize girmek yasak! " dedim. |
Temel yemek odasının üzerindeki çatının aktığını fark edince hemen bir çatı ustası çağırmış.. Usta gelip şöyle bir bakmış, "Çatınızın aktığını ne zaman fark ettiniz?.." diye sormuş.. "Dün gece.." demiş Temel, "Çorbamı içmem iki saat sürünce şüphelendim!.." |
Şaka daa Bir gün Temel balığa çıkar. İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar. Birden hava patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar. Temel dua etmeye başlar.Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu balıkları fakirlere dağıtacağım der içinden. Hava bir zaman sonra düzelir.Temel evine dönmeye başlar.Bir tarafdanda balıklara bakar ve içinden bu balıklar fazla yarısını dağıtsam olur der. Biraz daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısıda çok fazla, ben bunların çeyreğini dağıtsam olur der. Biraz daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar.Tam o sırada hava tekrar bozulur.Temel kafasını gökyüzüne diker ve şöyle der: -Haçen sende şakadan heç anlamiyesun... |
Cep telefonlarının yeni çıktığı zamanlar,iki eleman cuma namazında birisi telefonunu o gün almış,namazın ortasında acemi abinin telefonu başlıyor zirtdirii zirtdirii. abinin çabalarını gören arkadaşı aynen şunları söylüyor.... "Kul euzu birabbin nas-yes e bas-melikin nas-yes e bas-ilahin nas-yesee bassss.!! |
Öğretmen çocukların"mucize" kelimesini bulmalarını istiyormuş.Öğretmen sorar:İkinci kattan düşüp ölmezsen buna ne denir?Tesadüf, demiş öğrenci temel.Öğretmen soruyu yinelemiş:-Peki insan yirminci kattan düşer yine ölmezse ne denir?:-Şans-Peki üçüncü kez olsa?ALIŞKANLIK hocam..... |
Amerika’da 22 no’lu karayolunda, devriye görevi yapan bir otoyol polisi arabasından yolu takip ederken, bir araba görmüş. Minimum 50 km. ile gidilmesi gereken yolda bu aracın tam 22 km./saatte gittiğini fark etmiş. Araba yolu tıkıyormuş. Ve aracı durdurup sürücüyü uyarmaya karar vermiş. Aracı çok yaşlı bir teyze kullanıyormuş. Aracın arkasındaki koltuklarda çok korkmuş 3 tane yaşlı teyze varmış. Polisi görünce yaşlı sürücü: “Polis bey, çok mu hızlı gidiyorum?” diye endişe ile sormuş. Polis demiş ki: “Hanımefendi, hızlı değil, aksine çok yavaş gidiyorsunuz. Ve bu durum bütün otoyol trafiğini etkiliyor. Radardan gördüğüm kadarıyla 22 km. hızla gidiyordunuz.” Yaşlı teyze: “Ama otoyolun girişinde 22 yazıyordu ve ben de bu hıza uymak istedim.” Polis: “Teyzeciğim; 22, otoyolun numarası. Bu yolda minimum 50 km hızla gitmelisiniz.” Kadın: “Tamam, bundan sonra hızlanacağım.” demiş. Polis tam kendi arabasına giderken, gözü yine arkada oturan, hiç konuşmayan ve çok korkmuş 3 yaşlı teyzeye kaymış. Ve sormaya karar vermiş sürücüye. “Teyzeciğim bir şey sorabilir miyim? Bu arkada oturan kişilerin nesi var? Çok korkmuş görünüyorlar!” Kadın şöyle cevap vermiş: “Valla ben de anlamadım, 250 no’lu karayolundan çıktığımdan beri böyleler!” |
:D:D |
Konuşmamak Kızılderinin teki keçilerini otlatıyormuş. Derken bir cowboy gelmiş ve sormuş: - Senin köpeğin mi? - O köpek benim olmak! - Onunla konusabilir miyim? - Köpek konuşamamak! Cowboy köpeğe yaklaşır. - Nasılsın? - Fena değil! (Kızılderili şaşkın...) - Bu kızılderili senin sahibin mi? - Evet. - Sana iyi davranıyor mu? - Evet, çok iyi. Günde iki kez tuvalet için dolaştırıyor, bana yemek veriyor ve benimle oynuyor. (Kızılderili bu arada kafayı yemektedir) CowBoy kızılderiliye sorar. - Senin atın mı? - O at benim olmak! - Onunla konuşabilir miyim? - At konuşamamak! Cowboy ata yaklaşır. - Nasılsın? - Fena değil! (Kızılderili daha da şaşkın...) - Bu kızılderili senin sahibin mi? - Evet. - Sana nasıl davranıyor? - Iyi. Bana hergün gerekli yürüyüşleri yaptırıyor, fazla yük bindirmiyor, günde 2 kere ve her terlememden sonra terimi siliyor, ve içinde yiyecek ve yataklık olan ufak bir ahır inşa ediyor. (Kızılderili ne gözlerine ne de kulaklarına inanamamaktadır) CowBoy tekrar kızılderilinin yanına gelir. - Bu Dişi Eşşek senin mi? - Eşşek benim olmak, konuşmak ama çok yalan söylemek ..... |
Cadir Iki tane dagci, birisi kekeme, dunyanin en yuksek dagina tirmanacaklarmis. Dagin ortasina tirmandiklarinda, bizim kekemenin yine dili tutulmus: -"Cad.. cad.. cad..!" demeye baslamis. Obur ki de; -"Yukari cikalim, soylersin." demis. Cikinca sormus; "ne diycektin lan?" diye. -"Cad.. cad.. cad.. cadiri asagida unuttuk!" diyor kekeme olan. Cadir olmayinca Asagi inmeye karar vermisler dagin ortasinda kekeme yine; -"Sak.. sak.. sak..!" diye konusmaya calismis. Obur ki de, yine; -"Asagi inelim, soylersin" demis. Asagi inmisler. Adam bakmis, cadir madir yok! Donmus ve sormus: -"Sen ne diyecektin?" diye... -"Sak.. sak.. sak.. saka yaptim!" |
TÜRKÇE'mi İNGİLİZCE'mi DERS 1) | "Bir Türkçe kelime 17 İngiliz kelimesine bedel dir." | -Afyonkarahisarlılaştıramadıklarımızdan mısınız ? | | İngilizce tercümesi: | - Are you one of those people whom we tried - unsuccessfully to | | make resemble the citizens of Afyonkarahisar? | | | DERS 2) | | Yeni başlayanlar için tercüme cümlesi : | - Üç cadı üç adet saate bakıyorlar. Hangi cadı hangi saate | bakıyor? | | İngilizce tercümesi: | - Three witches watch three Swatch watches.Which witch watch | which Swatch watch? | DERS 3 ) | | Şimdi ileri derece tercüme cümlesi : | - Üç travesti cadı üç adet saatin butonuna bakıyorlar. Hangi cadı | hangi Swatch saatin butonuna bakıyor? | | İngilizce tercümesi: (bunu kendinize sesli okuyun lütfen!) | - Three switched witches watch three Swatch watch | switches.Which switched witch watch which Swatch watch | switch? | | İngilizce bitti... YAŞASIN TÜRKÇE... | | Türkçe'nin | sesbilim, biçimbilim, sözdizim ve anlambilim bakımından | diğer dillerden üstün olduğu ve bilim dili olmaya en uygun dil | olduğu, dünyanın önemli dilcileri tarafından kabul edilmiş ve | açıklanmıştır. |
uzaylı fıkrası hakkaten güzeldi, eyvallah yani. yamyam ve oğlu ormanın derinliklerinde gezmektedir. birden nehirde sarışın, afet bir hatunu yıkanırken görürüler, çocuk kıs kıs gülerek: -Yiyelim mi baba, der. babası şöyle bir düşünür, sonra, -Yok bunu eve götürelim, anneni yeriz. |
Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti.. Gazetesine,iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto muhabiri çemberleri aşamayınca, 'Yol verin.. Yol verin.. Ben kaza kurbanının oğluyum' diye bağırmaya başladı. Kenara çekilip yol verdiler.. Foto muhabiri yaklaştı. Arabanın önünde bir eşek yatıyordu. Öğretmen derste kan dolaşımını anlatıyordu. Konuyu daha iyi anlatmak için bir örnek verdi: - Mesela çocuklar, baş aşağı duracak olursam, yüzüm kızarır. Neden? Çünkü kan, yerçekiminin etkisiyle başıma hücum eder. - Eveeet! dedi sınıf. Çocukların anladığından memnun, öğretmen başka bir konuya geçmek için sordu: - Şimdi söyleyin bakalım: her zamanki gibi ayaklarımın üzerinde durduğumda neden kan ayaklarıma hücum etmiyor? Yine hep beraber cevap verdiler - Çünküüü ayaklarınız boş değiiiil. ... Öğretmen balinaları anlatıyordu. - Bu kadar büyük cüsselerine rağmen çocuklar, balinalar bir insanı yutamazlar. Çünkü boğazları çok dardır. Küçük bir kız itiraz etti: - Ama Yunus Peygamberi bir balina yutmuş. Öğretmen ısrar etti. - Bu fiziksel olarak mümkün değil çocuğum. Dediğim gibi balinaların gırtlağı çok dardır. Küçük kızın neşesi kaçtı. Somurtarak; - Cennete gidince bunu Yunus'a soracağım. - Ya Yunus cehenneme gitmişse? - O zaman siz sorarsınız. |
OKUL Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar. Hocada başlarında bekliyorken demiş ki, "Bu mikroskoplarda lam'da bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak" Tabi hemen itirazlar, ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş : ''Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?" Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış : "Tanısana hadi, tanısana kim olduğumu" :rofl::rofl: |
Küçük çocuk okula yeni başlamıştı.O akşam okuldan döndükten sonra yüzünü buruşturarak söylendi: -Anneciğim okulda bile yalan söylüyorlar: -O da ne demek oluyor yavrum?Olur mu öyle şey! -İnanmazsan git de bak.Bizim sınıfın kapısında 'birinci sınıf'yazıyor.Halbuki oturacak yerlerin tamamı tahtadan..... |
Karne Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir: -"Getir bakayım şu karneyi!" -"Al baba..." Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf. -"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!" -"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..." __________________ |
Hiç mi pozitif birseyler yok diyenlere Adam, kisa bir sure once ayrildigi evine telefon acar, bahcivana sorar: "Nasil her sey yolunda mi?" - Yolunda. Yalniz, kuregin sapi kirildi onu tamir etmeye calisiyorum. - Neden kirildi? - Kopeginize mezar kazarken, zorlamisim, bu yuzden kirildi. - Nee! Kopegim oldu mu? - Havuza dustu oldu. - Benim kopegim cok iyi yuzerdi; nasil havuzda olur? - Ama havuzun suyu bosalmisti, betona cakildi; bu yuzden hayatini kaybetti. - Daha havuzu yeni doldurtmustum. Neden bosalttiniz? - Biz degil itfaiyeciler bosaltti. Cunku evdeki yangini sondurmek icin ilâve suya ihtiyac duydular. - Evde yangin mi cikti? - Evet efendim. Annenizin vefati dolayisiyla cok sayida insan geldi. Bir sigara izmaritinden kâgitlar, ardindan da perde tutusmus. O kalabalikta farkina varamadik. - Annem nasil oldu? Sapasaglamdi. - Haklisiniz. Biz de sasirdik ama, sizin yatak odaniza bir sey bakmaya girmis. Yatakta karinizla en yakin arkadasinizi gorunce kalbine inmis. - Yahu hic pozitif bir haber yok mu? Bunaldim. - Olmaz olur mu? Var. Gecen gun siz AIDS testi yaptirmistiniz ya.. Iste onun neticesi pozitif cikti |
Temel Hapiste temel fransız ve ingiliz 6 yıl hapse girerler 6 yıl hapisi yer ve çıkarlar çıktıklarında nerede kalacaklarını aralarında tartışırken fransız atılır: -benim 6 bin katlı binam var isterseniz oraya gidelim ingiliz: -benimde 850 bin katlı binam var isterseniz oraya gidelim demiş temel: -haçen uşaklar kavga edeysuz ama benim bir binam var hapse girmeden önce aşagı tükürdüm hala yere düşmedi demiş.:D |
14 şubat sabahı kadın uyanır uyanmaz ''kocacığım" demiş, ''rüyamda ne gördüm biliyor musun, akşam eve elinde çok güzel bir paketle geliyorsun. ben de paketi heyecan içinde açıyorum ve içinden ne çıkıyor biliyor musun ? bir inci kolye! sence bunun anlamı ne olabilir?" adam gülümsemiş : ''bu akşam ögrenirsin sevgilim.'' adam akşam eve gelmiş, elinde gayet güzel paketlenmiş bir kutu... kadın gözlerine inamamış; ''kocacığım sen bir harikasın!..'' paketi alelacele açmış... ve kutunun içinden ne çıkmış dersiniz? rüya tabirleri kitabı! |
Adam aşırı kiloluymuş. Sağlığı tehlikeye düşünce doktoru en kısa zamanda >otuz kilo zayıflamasını söylemiş. Nasıl yapayım diye kara kara düşünürken >gazetede 'Garantili zayıflatma' diye bir ilan görmüş ve hemen başvurmuş, >'3 günde 5 kilo' programına yazılmış. >Ertesi günü sabah kapısı çalmış, açınca bir de ne >görsün ! Karşısında 19 yaşlarında dünya güzeli, sportmen ve üzerinde >giysi olarak bir çift Nike ayakkabı bulunan bir kadın!!! >Kadın kendini tanıtmış, zayıflama şirketinden geldiğini söylemiş, sırtını dönüp koşmaya başlamış, sırtında bir etiket varmış, 'yakalarsan seninim'. Adam kızın arkasından koşmaya başlamış, kilometrelerce koşmuş,kan ter >içinde kalmış ama kızı ormanda yakalamış ve beraber olmuş. Programın dördüncü günü adam gerçekten de 5 kilo zayıfladığını görmüş. Şirketin zayıflatma metodunu çok beğendiğinden ikinci bir programa kaydolmuş, '5 günde 10 kilo'. Ertesi günü yine kapısı çalınmış,karşısında daha da güzel genç bir kadın, üstelik üzerinde bir çift Reebok ayakkabıdan başka bir şey yok ve sırtında yine bir etiket, >'yakalarsan seninim'. Adam yine canını dişine takıp kadının arkasından koşmuş ve kilometreler >sonra yakalamış. Programı tamamlamış ve >altıncı gün hakikaten 10 kilo daha verdiğini sevinçle görmüş. >Bu defa, şirketin '10 günde 20 kilo' programına kaydolmak istemiş ama >şirket yetkilisi uyarmış, 'emin misiniz, bu program gerçekten çok zor bir etaptır'. Adam ısrar etmiş, bütün zorluklara katlanacağını söylemiş. Ertesi gün kapısı çalmış, >heyecanla koşup açınca karşısında iri >yarı sportmen genç bir adam görmüş. üstelik adamın >üzerinde sadece koşu ayakkabıları varmış, önünde de da bir etiket; >'yakalarsam benimsin'>:))) |
MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ... Adamin biri yolda giderken gozu , yeni acilan magazaya |
Küçük bir kız öğretmeni ile balinalar hakkında konuşuyordu. Öğretmen bir balinanın insanı yutmasının fiziksel olarak imkansız olduğunu söyledi, çünkü balinaların boğazı çok küçüktü. Küçük kız Jonah'ı (Yunus peygamber) bir balinanın yuttuğunu söyledi,sinirlenen öğretmen balinanın insanı yutamayacağını tekrarladı, bu imkansızdı. Küçük kız şöyle dedi, 'Cennete gittiğim zaman Jonah'a soracağım' Öğretmen 'Ya Jonah cehenneme gittiyse?' diye yanıtladı. Küçük kız ' O zaman sen sorarsın' Bir anaokulu öğretmeni sınıftaki çocuklar resim yaparken, onları seyrediyordu. Her çocuğun çalışmasına bakmak için sınıfta dolaşıyordu. Gayretli bir şekilde çalışan küçük bir kızın yanında gittiğinde, ona ne çizdiğini sordu. Kız yanıtladı, 'Melek resmi çiziyorum' Öğretmen duraksadı ve sordu, 'Ama hiç kimseMeleklerin neye benzediğini bilmiyor' Kız kafasını kaldırmadan yanıtladı, 'Birazdan öğrenecekler' Bir gün küçük bir kız oturup annesinin mutfakta bulaşıkları yıkamasını seyrediyordu. Aniden annesinin saçlarında beyazlar olduğunu fark etti. Annesine baktı ve merakla sordu, 'Neden saçında beyazlar var anne?' Annesi yanıtladı, 'Her yanlış yaptığında, beni kızdırdığında, mutsuz ettiğinde, saçlarımdan biri beyazlar' Küçük kız bu cevap üzerinde bir süre düşündü ve sonra sordu, 'Anne,anneannemin tüm saçları nasıl bembeyaz oldu?' Çocuklar hep birlikte fotoğraf çektirmişlerdi, öğretmen her birini bir fotoğraf almaya ikna etmeye çalışıyordu. 'Düşünün, büyüdüğünüz zaman bu fotoğrafa bakıp 'Bu Jennifer, o avukat,' veya 'bu Michael, o doktor' demek ne kadar güzel olur' Sınıfın arkasından zayıf bir ses çınlar 'Ve bu öğretmen, o öldü.' Çocuklar öğle yemeği için Katolik ilkokulunun kafeteryasında sıraya girmişlerdi. Masanın başında büyük bir elma yığını vardı, rahibe bir not yazıp elma tepsisinin üzerine asmıştı: 'Sadece BİR tane alın. Tanrı izliyor' Sırada biraz daha ilerleyince, masanın diğer ucunda büyük bir çikolatalı çörek yığını vardı. Bir çocuk not yazmıştı, 'İstediğiniz kadar alın. Tanrı elmaları gözlüyor' |
Trafik polisi Temel sarışın bir bayan sürücüyü durdurur ve ehliyetini sorar. Kadın çantasını kucağına alıp aramaya başlar; ancak uzun süre geçmesine rağmen bir türlü aradığı şeyi bulamaz. Temel beklemekten bunalır ve sabırsız bir ifadeyle kadına söylenir: -"Hanımfendi, aradığınızı bulamadığınız anlaşılıyor. Üzerinde kendi resminizin olduğu şeyi göstereceksiniz, acele edin lütfen." Kadın bu uyarı üzerine telaşlanır ve kısa bir süre sonra "hah buldum" diye sevinçle çığlıkk atıp çantasındaki makyaj aynasını Temel'e uzatır. Temel aynayı ciddiyetle inceler ve kadına dönüp kibar bir ifadeyle konusur: -"Buyrun belgenizi hanımefendi. Özür dilerim, polis olduğunuzu söyleseydiniz durdurmazdım... |
Dilenci Dilenci: "Hocam Allah rızası için az bir sadaka verir misin ?" Hoca: "Az vermek şanımdan değildir." Dilenci: "O halde çok verin." Hoca: "O da senin şanından değildir." |
Bakan olan görgüsüz birisi şöförüne sorar. "Şöför söyle bakalım eşekle şöför arasında ne fark vardır? " Şoför bir süre düşündükten sonra mahcup bir sekilde; "Bilemedim bakanım" diyor Bakan cevap olarak: "Eşeğe çüs diyince, şoföre ise dur diyince durur" demiş. Bunun üzerine şöför çok sinirlenmiş ama karşıdaki bakan olduğu için birşey söyleyememiş. Belirli bir süre sonra bu defa şöför bakana: "Bir soru sorabilir miyim bakanım?" der. Bakan da: "Sor bakalım" der. Şoför sorar: "Eşekle bakan arasında ne fark vardır?" Bakan bir süresonra: "Bulamadım şöför söyle bakalım" diyor. Bunun üzerine şöför de: "Vallahi bakanım ben de bulamadim... " |
Bir deli başka bir deliye, “Dün gece rüyamda yürürken ayağıma çivi battı,” dedi. Öteki deli atıldı: “Niçin çıplak ayakla yatıyorsun? Ayakkabınla yatsana:D:D |
Yatsı Tavuk Trabzonda köyün birinden bir taksi şöförü geçerken tavuğun birini ezmiştir. Dürüst adammış vesselam... Hemen arabasını çeker kenara, köye doğru yürürken bir köylüye rastlar ve olayı anlatır. Tavuğun sahibine parasını ödemek istediğini söyler. Şöyle bir bakar köylü: - Ha bunu pilse pilse bizum köyin muhtari Temel pilur. Adam muhtarlığın yolunu tutar. Temel'e tavuğu gösterir: - Bunun sahibi kimse parasını ödeyeceğim, tanıyor musunuz? Temel şöyle bir bakar ve cevabı verir: - Ha pu pizum köyin değuldur, pizum köyde yassi tavuk yoktir |
| Saat: 13:31 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık