![]() |
Gün salınırken pespaye bir sona doğru Nafile ömrümün son yarısında Çalıyor yalnızlık çanı... Kaç bahar eskittim Kaç aşka eksildim Ve kaç şiirin duvarlarına astım hüznü! Daha dündü, soluk sokak lambası altında Kendime söz verişim Söz! ? ... Anlatabilmek Kaybediyor anlamlarını! ... Şiir önlerini kesiyorum Bulabilmek için tutsaklığı Barikatlarımda hep bir mermi çığlığı var aşkın! Darmadağın isyanlarımla Özgürlük bedel istemiyor oysa ki! ... Yabancı saçaklarda, gördüm yalancı gülüşleri Ve uykuya dalmış ölülerin silüetleri geziyordu Ahmak özlemlerle çatılarda.. Saklıyorum köklerimi, ölü denizlere Salıyorum, kurşun askerlerimi Eskittiğim anıların üzerine... Boşluklarımı dolduruyorum Kekre bir sonbahar hezimetiyle Her kaybedişim, kazanımları çoğaltıyordu belki de.. Çekip gidiyor ruhum uzaklara Çok uzaklara... Gerçeklerle yüzleşmek yerine Büyüleri sevmişim Ne güzel... |
-1. açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın en görkemli saatinde yıldız alacasının gizli bir yılan gibi yuvalanmış içimde keder uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın -2. rüzgâr uzak karanlıklara sürmüş yıldızları mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan onu çok arıyorum onu çok arıyorum heryerinde vücudumun ağır yanık sızıları bir yerlere yıldırım düşüyorum ayrılığımızı hissettiğim an demirler eriyor hırsımdan -3. ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş tedirgin gülümser çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var çünkü ayrılık da sevdâya dahil çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili hiç bir anı tek başına yaşayamazlar her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar gittikçe genişleyen yakılmış ot kokusu yıldızlar inanılmayacak bir irilikte yansımalar tutmuş bütün sâhili çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil çünkü ayrılık da sevdâya dahil çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili -4. yalnızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık hava ağır toprak ağır yaprak ağır su tozları yağıyor üstümüze özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı karanlık çöktü denize yalnızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle -5. sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız ikimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi tuz parça kırılsak da hâlâ içimizde o yanardağ ağzı hâlâ kıpkızıl gülümseyen -sanki ateşten bir tebessüm- zehir zemberek aşkımız http://img231.imageshack.us/img231/568/forestzm1.gif |
gece derin uykuda iken ayak sesleri çekilmiş kaldırımlarda karanlığın koynuna yürüyorum sıkı kapatılmış perdelerden sızan ışıklar sarı birer leke gibi yoluma çıkar yüzlerini yitirmiş kimliksiz hayaller bir hüzünlü şarkının nakaratını bin yıllık yalnızlığıma katık eder kaç kişiler ve nereden geldiler bağdaş kurup ayak yorgunu kaldırımlara sorguya çekilir yalnızlığım terklerime vedalarıma otopsiler yapılır yürek kanlarımın damladığı masalarda neşterler dokunur yalnızlığın sardığı tenime yüreğim tutunmaya çalışır bir sevdanın sıcaklığına kibritin göz kamaştıran ışığından korkar yüzlerini yitirmiş kimliksiz hayaller nasıl geldilerse yalnızlığıma kelebeğin kanat çırpması kadar kolayca çıkıp giderler yalnızlık yüreğimi titretir bir acı kahvenin dostluğunu ararım sıkı kapatılmış perdelerin sakladığı evlerde dokunurum zillere kapıları açan olmaz |
Ben seni, uzakta olduğun için seviyorum. Ben seni, uzakta kaldığın için özlüyorum. Böylesi daha iyi aslında. Bana uzak olman senin değerini daha iyi bilmemi öğretiyor bana her zaman. Şimdi yanımda olman işime gelir belki. Ama ya sonrası? Yanımdayken sıkıca sarılabilirim sana. Koklayabilirim, belki de ısıtabilirim seni. Bunların hepsi işime gelir benim. Sana bir saniye bile dokunabilmeyi kar sayabilirim kendime. Ama ya sonrası ? Sonrası ne olacak bilirmisin? Sana hasret kalmanın, seni özlemenin ve sana yanmanın verdiği hazzı sana dokunmak bana verebilirmi sence ? Yanımdaykende uzakta olduğun gibi düşleyebilirmiyim seni ? Gözlerini gözlerimin önüne getirebilirmiyim gece gündüz. Sen yanımdaykende aynaya baktığında seni görebilirmiyim kendimde? Özleyebilirmiyim acaba seni ? Ben seni, uzakta olduğun için seviyorum. Ben sana dokunamadığım zaman seni daha çok özlüyorum. Başını göğsüme yaslayışını hayal etmek, sevinç gözyaşlarını ufak ellerimle yanağından toplamak, ellerine ellerimi değdirmek sen uzaktayken daha da özlem dolu seni sevebilmeyi öğretti bana. Sen uzakta kal... Çünkü ben seni, uzaktan seviyorum..... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
İşte gemiler gidiyor, Bırakıp beni kumsalda. Kırık gönlüm ; Koskoca bir ıssız ada Her yanda yalnızlık Her yanda hüzün var. Ne sevenim Ne gülenim yüzüme Yalnızım,yalnızlıklar içinde |
Resim Yağmurun içine de yağdığı Gri bozgun günler vardır ya. O günlerden birindeydim Belki seni gördüğümde. Seni önceden de tanıdığımdan korktum. Aşk sonludur diye. Sonra, Üstümdeki küçük hayaller tablosunu Senin için baştan yaptım; biliyorsun Boyası bizden - içinde küçüklüğümüzü görürdük... - Ellerimizden ev yaptık / içine bile girdik sevgilim. Hiç üşümedik; Belki sevgidendir. Ve hiç üşümeyeceğiz Belki de gidene dek! |
puslu bir akşam alacasında havada uçuşuyor harfler, kelimeler, imgeler uzak yıldızlarda dansediyor siyahlarım, beyazlarım, grilerim bölük - pürçük dökülüyor içimden acılar, umutlar, çocuksu seviler, ayrılıklar, yalnızlıklar sessiz dizelerime suya yazıyorum kendimi usulca dağılan izlerde arıyorum yüreğimin en gizil yerini düşsel dünyamda buluyorum en yakın beni - bana kendim oluyorum, dörtnala koşuyorum dehlizlerinde kayboluyorum yalnızlığımın her dönemeçte soluklanıp bakıyorum ardıma doğumla – ölüm çemberinde suya yazıyorum kendimi birçok ben çıkarıyorum kendimden sancılı bir doğumla seyredalıyorum sonra onları bazen ağlayıp , bazen coşarak kendimle, yalnızlığımla oynuyorum çocuksu bir sevinçle dokunuyorum umutsuzluğun gözyaşlarına; siliniyor dingin bir suda görüyorum aksimi suya yazıyorum kendimi bir bulup, bir yitiriyorum hüzünlerimi, sevinçlerimi, yarınlarımı çakıl taşlarının esrarlı gözlerinde bir bahar akşamında yitik yaşamları soluyorum durmadan en onulmaz acıları demliyorum kuytularımda ölümü görüyorum burnumun dibinde; burnumun direği sızlıyor suya yazıyorum kendimi azgın dalgalara çarpa çarpa örseleyerek, acıtarak, kanatarak ruhumu karışıyorum engin denizlere sonra bir dağ sümbülü kokusunda yaşamı karşılıyorum yeniden binbir umutla binbir umutla “MERHABA” diyorum tüm güzelliklere bir oğlan çocuğun kapkara gözlerinde eritiyorum tüm acıları, tüm korkuları keyifli bir şarkı mırıldanıyorum ardından masmavi bir gökyüzüne suya yazıyorum kendimi rengârenk bir deniz kabuğunda geçiyorum karşı kıyıya demir atıyorum sevginin, barışın, umudun limanına dizeler yağmuruna tutuluyorum ansızın açmıyorum şemsiyemi ıslanıyorum sırılsıklam kutsanıyorum şiirle suya yazıyorum kendimi akıp gidiyorum kimse farketmiyor....... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Yalnız Kalınca Bir ıstırap yalnızlık, dinmek bilmez acısı. Her gün artar biraz daha, eksilmeden sancısı. Kül bassan da yarana, için için,hep kanar. Hiç anlamaz halinden, ne yatak,ne taş duvar. Göz yaşları içinde, sürüp gider,şu ömrün. Ne şarkıyla,ne sazla, teselli olmaz gönlün. Artık son bulsun,dersin, yalnızlığın bu zulmü. Pervazsızca beklersin, gelsin diye ölümü. |
Mutluluğun gözü kördür, Yalnızlık sağır. Ondandır biri tökezleyerek yürür, Öbürü uykusunda bile bağırır. Mutluluk yalnız kendisini görür; Unutur bu yüzden ilkin kendisini. Yalnızlık kendi tutukluğunda özgür, Boyuna bekler dönsün diye sesini. Mutluluk alışır kendisine, ölümden beter; Borçsuzluğuyla övünür, ama kedisi doğurmaz. Yalnızlığın gidecek bir yeri yoktur; Boyuna kapısına döner, açan olmaz. Mutluluğun mezarları, yalnızlığın heykeli var... Her ikisinin de saksılarında çiçek. Biri hep başka bir renkle solar, Öbürüyse ha açtı, ha açmayacak. http://img231.imageshack.us/img231/568/forestzm1.gif |
Yalnızım sevdiğim. Hem de çok yalnız... Gün batımında seninle hayal kurduğumuz Deniz sahiline gidiyorum. Yüksek kayalıkların üstüne çıkıyor, Denizin üzerinden süzülerek batan, güneşi seyrediyorum. İnanmazsın ama, sanki burası kendimle hesaplaştığım yer Sen gittin gideli hayatımda çok şey değişti. Senden sonra Güneşin ilk doğuşunu hiç seyretmedim. Çünkü o bana, seninle tanıştığım günün başlangıcını hatırlatıyor Birde güneş tam tepedeyken hiç sokağa çıkmadım. O da seninle dolaştığım şehri anımsatıyor. Senden sonra Sadece güneşin batışını izlemeye geliyorum buraya Benden ayrılışın, derin derin gözlerime bakışın, sebepsiz gidişin var ya İşte o anı tekrar yaşıyor, isyan ediyorum. Uçsuz bucaksız deryaya burada haykırıyorum, neden neden diye Denizin üstünden yükselen dalgalar Büyüyerek oturduğun kayalara vuruyor Çığlık çığlığa üzerimde uçuyor martılar Denizin kıyıda bıraktığı çakıl taşları, Hepsi bir şeyler anlatıyor, Hepsinin de bir anlamı bir nedeni var Anlamsız olan tek şey senin beni terk edip gidişin, Yalnızım sevdiğim hem de çok yalnız Bazen çoraplarımı çıkarıp sahil boyu yürüyorum Dalgalarla kucaklaşıyor onların dilini çözmeye çalışıyorum. Denizin kıyıya gönderdiği o çakıl taşlarını birer birer topluyor Onlara saatlerce bakıyor, sonrada onları denize fırlatıyorum Bazı çakıl taşları var ki onlar diğerlerinden çok farklı Onlara bir türlü kıyamıyorum Denize atmak içimden gelmiyor. İşte sen sana kıyamadığım o çakıl taşlarından biriydin. Ben seni denize atmamıştım Nasıl oldu bilmiyorum belki benim ihmalim Belki de sen derin sularda kaybolup gittin, İşte sevgilim o gün bu gün bu sahilde Senin bir gün kıyıya vurmanı bekliyorum. Yalnızım sevgilim. Hem de çok yalnız.... <a href="http://kazancortakligi.hemalhemsat.com" target="_blank">Kazanç Ortaklığı</a> |
| Saat: 12:56 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık