![]() |
|
Git istemiyorum seni,git Bitti herşey bitti bu rüya,git Gözlerime bakma sen.. Zaman aşkın zamanı değil.. Verecek sözüm yok,soracak sorum.. Tuttum nefesimi,ağlamıyorum.. 3 e kadar sayıyorum.. Önüm-arkam,sağım-solum... Aşk bi bilmece,çözemiyorum... |
Aldın omuzuna hatıraları Yükün ağır/ yolun uzun İşte gidiyorsun. Geçmişin Bir yün yumağı olmuş bakışlarında, Bir ucu bende / düğümü sende, Veda bile etmeden Terkediyorsun. Gölgen burda ama Ulu bir çınar gibi Uzaklardan besleniyor köklerin, Kirpiklerinde gölgelenmiş hüzünler, Yüreğinin acısı inmiş de dizlerine, Yaralı bir ceylân gibi yürüyorsun. Dönüşü olan Bir gidiş mi bu böyle? Yoksa terkediş mi / gizliden? Ne ben biliyorum yanıtını, Ne de sen . Ağzın kilitli / bağlanmış gibi dilin Susuyorsun.... Sıkışmış avuçlarına hatıralarımız, Benden birşeyler karışmış bedenine, Dudaklarında sıcaklığım var, Göğsünde yorgunluğum, Bir parçam ellerinde, Gözlerinde bir yanım, Götürüyorsun sana tutsak yüreğimi, Beni burda Eksik bırakıyorsun. Dalımda kuşlar sustu Esmiyor rüzgârlarım, Çiçeklerim gizlendi taç yapraklarına, Çünkü sen Güneşimi yanında götürüyorsun. Damarlarımda alıp veriyor fırtına, tipi, Sana giden yollar kapandı kardan, Yüreğim soğudu gidişinle, Suyu çekildi ağaçlarımın, Giderken İçimdeki baharımı da öldürüyorsun. Gidiyorsun işte uzaklara, Ölüme eş ayrılığa gidiyorsun. Sesin ölgün / bakışların sönük, Ellerin soğuk Üşüyorsun. Gitme Dönüşü belli olmayan yolculuğa, Belki açmaz uzaklarda tomurcukların, Adın söylenmez ağızlarda Güllerin kokmaz / ırmakların kurur, Dilinde kırılır belki Sevgi dolu sözcükler, Buralara gelmez çağrıların Biliyorsun. Gidiyorsun işte, Bağrını açmadığın rüzgârlarda sürükleniyorsun. Üzerinden geçmediğin sular, Akşamları Üzerine bulut çöken hüzünlü dağlar Yabancı sana, Anlasana! Beni burda, Kendini Bilmediğin dağlar ardında Yalnız bırakmasana. |
Gitmek var kalmak var... Gitmeye karar vermek kalmaya mahkum olmak var.... Dünyanın bin bir türlü hali var yani.... En kötüsü de sonuçta ayrı düşmek iki gözüm. Yalandan yanlıştan beceriksizlikten sorumluluktan sorumsuzluktan kaçıştan gurbetin çağırışından mecburiyetten velhasıl pek çok nedenden dolayı ayrı düşüyoruz… Dilimizden koptuk. Dilimiz döndüğünce de anlatmaya çalışıyoruz. Kökümüzden kültürümüzden kopup iki arada bir derede sıkışıp kaldık. Ruhen göçebe insanlarız biz. Göçebeliğin tüm şartlarını sonuna dek zorlayarak evimiz köyümüz kentimiz ve hatta ülkemizden koptuk. Yaban ellerde değersiz ayrık otları gibi dikilmiş duruyoruz. Ayrık otu ne kadar dikse o kadar işte! Demem o ki yaşamaya devam ediyoruz. Yaşamak ise önce ayrı düşüp sonra da ayrı düşmenin çilesini çekmek değil midir zaten... Ne tür bir kısır döngü bu; kaç üstü kaç oluyor cezamız! Bana kalırsa uzun süre dert çekmez insanoğlu. Onarılır bir biçimde. Doğa onarır onu. Aslında kahır çeken gönüldür. Gönül bir kez darbe yemeye görsün iflah olmaz artık. İflah da etmez... Bazı felaketlerin alameti yoktur! Ayrı düşmek de öyle bir şey. Bir bakarsınız aniden uyarılmaksızın ayrı düşüvermişsiniz. En ağır ceza ise sevdadan ayrı düşene kesilir. Sevdası kaçmış gönül ne işe yarar ki! Gönüle heyecan telaş ve hüznü veren sevda olmayınca at o gönül’ü çöpe; sonra da kutuyu ebediyen boşalt gitsin! Ne yapmalı o halde? Yaşamanın ayrı düşüp eksilmek olduğu bir dünyada bizleri yeniden yaratmayı beceren sevgi sevda aşk bağlılık umut veya adı her neyse ona sahip çıkmalı sanırım. O “adı her neyse” var ya işte insanı yaşama bağlayan ve hayatta tutan köklerin ta kendisidir o. Gönül sevda çile çekmek ayrı düşmek ayrılık... Karatahtamda bunlar var bugün... Yaşamı çoğaltan ve tenhalığı yok eden o “adı her neyse”ye mutlaka sahip çıkın dostlar. Belki bugün UMUT'tur adı... Ve sahip çıkın tüm sevgilere!.. |
gel yada git http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif farketmez benim için her koşulda aşığım sana dışım bunu söyler içim aldanırmı bunlara... Benimle kal sarsın havamız bizi hasret olmayalım birbirimize gel bana ne zaman yada nasıl deyıl yeterki gel bana... Farkındayım acıların farkındayım çektiğim duyguların geçte olsa hatada olsa anla beni yeterki gel bana. |
BIRAKMA BENİ... Günlerdir ağladım yokluğunda Bekledim bana geleceğin o günü Senden uzak olsamda aldırmadım Hep umutluydumhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif beklemeye yeminliydim Düşünmedim sensizliğihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yapamazdım zaten... Sensiz asla olamazdım Bir eksiklik vardı İçimdehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gittiğinden beri Dönseydin bitecektihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ya dönmeseydin... İşte o zaman da ben bitecektim. Eğer sen olmayacaksan bu dünyada Bende olmayacam... İstesem bile bunu yapamayacam Sensiz asla olamayacam... |
Git artık... Ve Asla Gelme! İstemiyorum senli düşleri, senle dolu hayalleri. Tam unutmuşken, seni yok etmişken geri gelmekte neyin nesi? Nasıl bu kadar hakim olabiliyorsun hayatıma? Neden karşı koyamıyorum ben sana? Niye Nefret edemiyorum, neden bir türlü unutamıyorum seni? Nesin ki sen! Vazgeçilmeyişinin sırrı nedir? Bu nasıl bir aşktır, nasıl bir tutkudur, duygudur ki bu... Bir anda içimi senle doldurabiliyorsun... Tek bir kelimen yetiyor! Tek bir kelime demen, beni benden alıp sana doğru getiriyor. Ve vazgeçilmez, geri dönülmez bir yola doğru ilerliyorum.. Eskiden susmak tek çareydi, ama artık dilim sussa da gönlüm susmuyor! Dur diyemiyorum ki Ona... O Yüzden Git artık! Ve Asla Geri Gelme... Beni Benden Alıp, Sana Doğru Götürme.. Funda |
kabuk bağlamayan bir yarasın ömrümde.. her şarkı yeniden kanatıyor yaramı.. ya gel ya git artık ,dayanamıyorum..! ya gel ya sus artık, bilmek istemiyorum.. duymak istemiyorum yalanlarını..! keşke hiç girmeseydin kanıma.. keşke damarlarımda dolaşmasaydın.. saramıyorum yaralarımı.. açtığın kesikler kapanmıyor..! bir kağıt kesiği gibi sızlıyorsun içimde.. kan kaybından öleceğim.. dışarı akıtamıyorum zehir sevdamı.. içimde boğulacağım,kendi kanımla.. olmazsa,Babil'in asma bahçelerinde asacağım kendimi! öleceğim eninde sonunda..! ya da susacağım,"keşke.." olacak tek sözüm.. son sözüm sen olacaksın, son sözüm keşke.. ne kadar da keskin bir söz değil mi..? paramparça etti şarkılarımı.. canımı çok yakıyor, damarlarım ufalanıyor.. masallarım kana bulanıyor.. çocukluğum düşüyor gözümden, yara bere dizlerim,kanayan avuçlarım.. hepsi siliniyor bir anda.. tek kelime "keşke".. tek başına kanatıyor bu kadar, tek başına yakıyor,yıkıyor,dağıtıyor.. enkaza dönüyor hayallerim.. keşke bu kadar istanbul olmasaydın.. keşke bu kadar girmeseydin içime.. gözlerime dolmasaydın, kanıma karışmasaydın.. keşke gitmeseydin,keşke hiç gelmeseydin..! farketmiyor artık.. izin ver dursun,ya da bırak kanasın.. "Hém YaRamm Hem YaraßandımM oLamazsınN... |
Gidiyorsun. Ağlamaklıyım biraz bu gece, Biraz dalgın, biraz yorgun. Gidiyorsun, Lanet olsun! Dönüşü bana olmayan bir gidiş daha… Acaba kaderim mi bu diyorum.... Hep beklemek, bekletilmek mi? Oysa ben seninle tomurcuklanmak istiyordum, Oysa, oysa ben seninle yeşermek istiyordum, Çöl misali şu yalan dünyamda. İşte yine aynı, alışılmış, İşte yine aynı hazin son. Gidiyorsun, Lanet olsun! Dönüşü bana olmayan bir gidiş daha… Canım yanıyor doğrusu. Kalbim acıyor seni uğurlarken. Titretici bir soğuk var; Üşüyorum, Yalnızlığımın doruğundan sana el sallarken. Gidiyorsun, Lanet olsun! Dönüşü bana olmayan bir gidiş daha… Ama her şeye rağmen, bil ki bekliyorum. Çünkü sen sevda sarayımın tek sahibi, Çünkü sen diyarı vazgeçilmez olanı, Çünkü sen yalan dünyamın tek gerçek kalanısın. Ama sen… Gidiyorsun, Lanet olsun! Dönüşü bana olmayan bir gidiş daha… Biliyor musun yıllardır bir arayışta olduğumu? “Seni seviyorum.”diyebileceğim “Sen’imi” arıyordum. Peki ya biliyor musun bu arayışın seninle son bulduğunu? Doğru ya, neden şimdi söylüyorum? Gidiyorsun, Lanet olsun! Dönüşü bana olmayan bir gidiş daha... |
En kolay olandır gitmek!” “Gitmek hiçbir şeyi bitirmez. Aksine durur ya da yaşar gibi her şey. Gidene değil kalana yoldaş anları vardırhttp://www.olurumyoluna.net/images/smilies/smiliv.gif ayrıntıları vardır aşkın en gerisinde.” gittiğimi çok sonra anlayacaksın. Şimdi uğurluyorsanhttp://www.olurumyoluna.net/images/smilies/smiliv.gif sende kalan yanıma güvendiğin içindir!" |
Gittiğin uzaklardan Gelseydin eğer, Sana neler diyecektim. Unutup dağlarıma yağan kar’ı, Yok sayıp susuzluğumu, Senin için Kuru dallarımı süsleyecektim. Gelseydin eğer, Çözüp yüreğimdeki düğümleri İlmek ilmek Dantel dantel Aşkımızın öyküsünü işleyecektim. Gelseydin eğer, Bir bahar gecesinde Susamış ceylânları, Yaylalarda nazlı nazlı akan Irmaklara indirecektim. Duracaktı zaman, Takılıp kalacaktı Kenetlenmiş ellerimizde. Geçerken sıcaklığımız birbirimize, Kulağına aşk dolu sözler söyleyecektim. Gelseydin eğer...... Ama gelmedin. Oysa ben Biliyordum dokunduğun telleri, Benim gönül tellerime değmeyecektin, Gelmeyecektin.... Gelmedin zaten İşte gelmedin, Biliyordum Bana asla Dönmeyecektin. |
Ateşi gözlerinden almıştım....................Hangi dağın volkanıydın.....İçime erirken üşürdüm....... Şimdi yaktığından arta kalandır yüreğim......Yokluğunun dumanı tüter gözlerimde......Yalnızım....... Yüreğimin cesetini taşıyorum......Göğüs taftamda......Sigara gibi söndürüyorum.......Dilimdeki ateşi...... Ve en uzak yıldızlar gibi Susuyorum.....Bağ bozumuyum.......Kuşlarca kirpiklerime tüner....... Yüzümün gurbet yollarına dökülür ......Gözyaşlarım......Susarsam......Gece ormanlarınca ürperirim..... İçim acır bilmez misin?.....Acırsam sürülmüş tarlalarca derinden......İçim acır....... Yangın başlar yaralarımda.....Eylül senle birlikte yağmurları da götürdü......Küle dönerim...... Gözlerin zülfün telinden bir tuzaktı......Kınından çıkmış pusuda bir bıçaktı........ Ellerinin suskun soğukluğunda........Bozkır çalıları gibi kararıp kaldım ara yerde...... Tutunduğum dağla sustum.....Dağ gibi sustum......Artık tamamlanmıştır yalnızlığım...... Düşlerimin uçuruma sürüklendiği yerdeyim.......Şimdi yanımda olsan...... Ellerin gezinseydi alnımın sürgün çizgilerinde......Acılarım böyle koymazdı bana..... Sevinç şarkıları terketmezdi......Keder denizinde boğulmazdım......Kalbim; buz dağı..... Sen yanımda olsaydın üşümezdim......Yüreğimin gün gören yerinde gül büyüteceğim...... Bir gülümsemeyle yüzüme taşıyacağım.....İki damlacık kirpiklerime tırmanacak sevinçten...... Ne iyi etmişim diyeceğim......Doğacak günü beklemekle.......Ne iyi....... Gök gözlerinde halaya dursun diye kırlangıçlar.....Kederi ve kahrı bir su iştahıyla yenerek...... Yeşertsin diye bu yürek..........Güneşli bir günde bekleyeceğim gelişini......Güneşli bir günde…………. |
gitme Bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. AĞLAYAMADIM. Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa… Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı sadece.. Seninle paylasmaktı. ANLATAMADIM… Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden. Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperirdin yine, Biliyorum…. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdişin bütün cesaretin kaybolurdu. TUTAMADIM… Bir yıkım gibiydi gidişin. Sen adım adım uzaklaşırken benden, çöküp kaldı bedenim olduğu yere. Nice terk edilişlere dayanan bu yürek, bu kez yenilmişti. Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. KALKAMADIM… Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum. Hazırdım gidişine. Kaçak zamanları yaşıyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin. Bense gidişinin ertesi günü hayatima kaldığım yerden devam edecektim. DEVAM EDEMEDIM.. Bir şey söyledin mi giderken?.. “Kal” dememi istedin mi? Son bir kez “Seni Seviyorum” dedin mi?… “Bekle beni, döneceşim…” diye umut verdin mi?.. Beynim öylesine uğulduyordu ki. DUYAMADIM… Nereye gittiğin önemli değildi. Binlerce km. uzakta da olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. KURTULAMADIM… Unutulanların arasına katılmalıydım. Anıları sandğıa koyup hayatı yeniden yakalamalıydım. Bu aşk-ı noktalanmalıydım, bu sevdadan vazgeçmeliydim. YAPAMADIM… BIL KI SEVMEKTEN VAZGEÇMEDIM SENI, BIL KI SENINLE BIRLIKTE, SEVDANI DA TASIYACAGIM YÜREGIMDE, BIL KI SENI ASLA UNUTMAYACAGIM Biliyorum aslında sen hiç bir zaman gelmedin bana. Duymuyorsun ! Gitme diyorum sana,gitme ! Çığlıklarım boğuluyor gecenin karanlığında. Gece korkunç, gece sessiz, gece yalnız… Sesim kısılıyor.. Gidişin bitişi olacak yüreğimdeki heyecanın, Gidişin sönüşü olacak gözlerimdeki ateşin. Beni , yüreğimdeki sevgiyi, Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun! Ama ne olur bunu unutma. Gidişin dinderemez bu fırtınayı. Bir fırtınanın ugultusuyla sesleniyorum sana!!… GİTME !!.. |
gitmek mii zor kalmak mı hangisi? |
Yalnızlar şubesi açıldı bu gün, Hesabın bakidir buyur sen gönül. Hüzünler etrafa saçıldı bu gün. Vadesiz hesaba yatır sen gönül... Buyur şöyle otur vakit geçirme. Çekeceğin kadar bürün eleme. Limit varmı diye sakın düşünme. İstedeğin kadar batır sen gönül. Aşkın kor ateşi düşmüşse zara. Sevda pazarını radarla tara Hizmette sınır yok istemez para. Her türlü derdini getir sen gönül Gümüş kupalardan elem içensen Sevda harmanında hasret biçensen Gereğinden fazla yükü çekensen. Hesabı ahrete götür sen gönül. Yakandan bir türlü firak düşmezse Gülnihallerinde yaprak bitmezse. Yolunu yar değil toprak beklerse. Sitemi feleğe süpür sen gönül. Sevda da puanın artı olmadı. Sevgilinin şartı sana uymadı. Aşkın deryasında bonus kalmadı İstersen bu aşkı bitir sen gönül. Safiye Samyeli |
Böyle itirazsız gittim o en uzak ülkeye. Bir daha dönüş olmasın diye yolları tahrib ettim, tahrib edemediğimi de bilerek istereyerek unuttum, zihnimden siliverdim. Bir lügat ihlaliyle attım bütün köprüleri. Artık konuştuğum kelimelerin genel geçer lisanlarda karşılığı yok. Saçma? Saçma gibi görünen şeyin bütün karşılığı Nihade'de geçerli. Karanlıklara böyle karıştım. Derin denizlerin dibine böyle indim. Okyanusun zeminine dokundu ayaklarım. Sisin arkasına böyle sığındım. Buzdağının arkası. Görünür yanımdan daha büyük olan görünmez yanımı suyun altında böyle sakladım. Daha evvel vardı elbet, ilk değildi. Lâkin bu, vurup da bırakmayanı, alıp götüreni. Sessizce vuruyordu. Aniden oluyordu. Hiç beklenmedik zamanlarda, bazen geliyorum, diyordu. Ama çok defa haber bile vermiyordu. Ben şimdi okyanusun dibinde kavkısı kırık deniz kabuğu. Derin akıntılarla bir o yana bir bu yana yalpalayan su yosunu. Yorumu, yaşamamış kimselere mümkün değil, kelimesi lisanlarda muhtelif. Orada ben şimdi bambaşka bir haldeyim. Canımın acımadığı yerdeyim. Bambaşka bir Nihade'yim. ... Halimin özeti, taşıyamadığımdan kaçışımdır benim. Şimdiden sonra bir rüyadayım ben. Rüya gerçeğin sılası. Başka türlü nasıl tahammül edilir gerçeğe, bilmiyorum ki ben. ... Nazan Bekiroğlu, Cam Irmağı Taş Gemi Zeyl: Nihade'nin Beşinci Defteri |
GİTTİM... Bu şehirden son yükümüde aldım ve gittim. Ayaklarım nereye götürüyorsa hangi yalnızlığa sürüklüyorsa gittim bütün yokluklara. Sessiz ağır adımlarımda kaldı soğuk kaldırımlar. Issız sokaklar birbir arkamda kalırken Bir karanlığın girdabında son verdim geçmişime. Kaçış say bu gidişimi Yok say boğazımda düğüm düğüm anıları.. Sitem say söyleyemediklerimi. Bakmadım say gözlerine unut beni derken. Gittim... Bütün soğukluğumla, bütün yangınlarımla. Eksik değerlerimi topladım bavuluma Bütün acılarımı hüzünlerimi katladım bir bir dürerek koydum yürek arasına. Gözlerime koydum bu gidişi, ayrılığa beş kala uzaklaşıyorum senden ve kurduğum şehrimden... Arkamda ne büyük süslü bir kentim nede Bitirilmemiş bir cümlem var. Her şeyde biraz ben var kalanların anısında. Yırtılmamış sayfaların son cümlesiyim artık. Bir romanın son satırıyım hikayelerde. Ve bir şiirin son dizesiyim gözlerinden uzakta. Sözüm sana gidiyorum... Vazgeçtim ne varsa senden, dostan , arkadaştan ne kaldıysa... Göz kapaklarıma yükledim bütün yaşanmışlıkları. Ağır ağır kapatırken bir sayfa daha kapanıyor gönül romanımda. Zamanı durduruyorum son bir hıçkırık var boğazımda. Koparmadığım fırtınalar var Limanlarımda. Onlarıda sele verip gidiyorum Bu yalnızlıktan.. Limanlarımın kuytu bir yalnızlığı artık gidişim. Ne son Gemim var artık nede Cisil cisik dökülmeyi bekleyen yağmurlarım. Hepsi SUSTU... Gözlerime bırakmışken son söz hakkını bir veda tebessümü kondurdu hayallerine. Ve gittim... Bütün Yıkılmışlığımla. Bütün yalnızlığımla. Bütün sözlerimle GİTTİM... Kopardığım umut tanelerini yerlere sererek . Senden ne kaldıysa arkamda bırakarak. Ağır ağır adımlarımı sezinlerken bir sabah olmadan gittim.. Belkide En güzel gidişi GECEYE yakışıyordu. Beni en vefalı dost sayan Geceye bu gidiş. Soğuk odamın yalnızlığını Doğmamış güneşin bütün ışıklarını serperek kırlara Gittim.. Beklemiyor artık bir baharı gözlerim. Sevmiyor artık başkalarından kalan Sevdayı , Yüreğim... İstemiyor artık başka dudaklarda aşk arıyan Aşkları.. Ve gittim... Bütün Kayboluşlarımla, Bütün sahtelikleri ile GİTTİM... Bir Gecede sessiz ağır ve sitemkar GİTTİM.. Senden Dostlardan Yalan sevdalardan Korkularımdan GİTTİM... Kapıları çarpmadan gidişimi hissettirmeden Yüreğine umutlar koymadan GİTTİM. Gözlerine yaş kondurmadan Kulaklarına sesimi okşatmadan Ellerimi yüreğinin en kuytu köşelerinde gezdirmeden GİTTİM. Tren istasyonlarının Sisli perdesini çektim üzerime Gittim. Sessiz bir haykırışla son sözümü söyleyerek yerlere devrilerek.. Sokakların karanlığında Kaybolarak.. Gölgemide yanımda alarak GİTTİM. Gözlerin aramasın Eski bir sevdalı YOK.. Ayak izlerime bakma Onlarda Silinecek BEN gibi.. Ve GİTTİM... Hadi bir Elvedayı Çok Görme BANA... KaRaDaYI [Fatih KABA |
Güzel |
Gitmek mi zor, yoksa kalmak mı? Kaçmak mı zor, yoksa olduğun yerde rüzgara karşı savaşabilmek mi? Veda mı zor, yoksa bir veda cümlesine katlanmak mı? "Benim Afrika'm" filminde ki bir diyalogdan kalan veda tanımlaması geldi şu an aklıma; "Veda;gidenin cesareti, kalanın ise sabrı ile ölçülür" demişti aktrist aktöre... yada aktör aktriste, canlandırdıkları karekter ile!!! Vedanın gelişi dünden belli değil midir? Aleni bir şekilde göz kırpan alamete neden yürek kapalı kalır, zor geldiği için mi? Zor gelmesi yürekle beraber gözün de kapanmasını mı gerektirir? Göz kapandığında bilmez mi ki, ağrıyacak olan yüreği süsleyecek olan yine kendi salgısı olan gözyaşlarıdır!!! Bir veda edildi, dilde!!! Yürek istememişti ancak dil duramadı... oyununa geldi, gururunun!!! bekleyemedi, gidenin dilinden dökülecek sözcükleri... kırılmışlığını kattı yüreğinin kelimelerine... kırdı kendi ile birlikte, birlikteliği!!! Adı bile konmamıştı aslında, daha ufacıktı... nazardan korunması için dile düşürülmemişti... emekleme dönemine gelebilseydi belki başaracaktı yürümeyi!!! çift taraflı istem olmadan , dayanaksız nasıl yürüyebilirdi ki??? Gitmek zor...... Kaçmak zor...... Veda zor......... Kendi yaptığın şeylere katlanmak çok zor... dönüşü başaramayacağını bilirsin, eylem kendindedir... "Sabır" dileme zamanıdır, kendine!!! Anı kurtarmak kolaydır, önemli olan sonra gelecek olan anlar topluluğudur.... Bir "Elveda" dedi, bu yürek... umarım geceleri uzunluğuna uzunluk katmaz... umarım, mutlu olur.... Kırılmıştı bir kere çin vazosu... parçalanmamıştı ama kırılmıştı!!!! Vedasız bir ömür diliyorum sizlere..... |
GELENE GİT GİDENE GEL DEMEM !!! |
yüreğindeki boşluğu ondan başka kimse dolduramıyorsa gidene gel, kalanada geri dönebilir insan her gidişin ve dönüşününde bir sebebi vardır giden kalanın kıymetini gidince anlayacaksa çokmu geç kalmıştır... Kalmak daha zor çok zor :( |
Herkes şiir tarzı yazmış bende düz yazı yazayım. Gitmek her insana çok kolay gelen birşey. Ne olacak zaten canım sadece gideceksin. 'O'nu bırakıp gideceksin. Ama acaba tam anlamıyla gidebilecekmisin. Ruhunu hayallerini bırakmadan gidebilecekmisin. Hayır gidemezsin. Hiçkimseyi tam unutamazsın. Sadece yok edersin. Kalmak. B dahada basit değilmi. Kalacaksın. Onu dinleyeceksin. Kalıyorsun sonuçta değilmi. Ama ya kalmak için tek bir sebebin olmadığını farkedersen. Ne olacak? Kalmak için tek bir sebebin yok. Birini vurmak için tek bir sebebin yoksa tetiği çekermisin? yoksa dönüp gidermisin. Eğer gidersende acaba tam anlamıyla gidermisin. Buyrun size bir ikilem iyi çözmeler. |
İşin kolayına kaçmadım Uğruna ölmedim yani Uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep Sen bunu da bilmedin Ben bir bakışına bin anlam yükledim Sen aşka kestirmeden gittin GİT KAHRAMAN TAZEOĞLU |
Yuksek rakimlarda catlamis dudaklarini bir izmir'li güzele dayatmak varken... Hep kardes olarak kalacak degiliz yaa... Yasasin halklarin sevgililigi... |
| Saat: 14:18 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık