MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

Mystic@L 25 Mayıs 2007 15:49



Sen varken herşey güzeldi,
Deniz çarşaf gibi,
Hava güneşli.
İçimden zıplamak gelirdi,
Havalara yaramaz çocuklar gibi.

Sen varken içim içime sığmazdı.
Zaman yanında su gibi akardı,
Güneş ufukta bir bilinmez.
Çılgın rüzgar başımızda,
Aşkımız kalbimizde,
Yangınımız tenimizdeydi.
Ateşle barut misali ,
Yanardık birbirimize
Herkes imrenerek bakardı;
Kime ne!!

Mehmet Kızılkaya


Mystic@L 26 Mayıs 2007 12:55

Ciğerimin ortasında üç damla kan duruyor
Biri yaşamak der, kabarır
Biri özgürlük der, yanar
Biri kardeşlik içindir.

Gözümün bebeğinde üç damla yaş durur
Biri mutluluk der, dökülür
Biri insanlık, taşar,
Biri senin içindir

Tevfik Akdağ


Sedef 21 26 Mayıs 2007 19:45

Yalnızlık
Yalnızlığımı; içime çekip hissettim bir kez daha
gözlerimde ise sonsuz bir karaltı
yanımda dost bildigim iki bira
beni anlayacaksan,deger veriyorsan;
hisset kokumu,nefesimi ,bedenimi,yanlızlığımı
yanlızlığı anlayacaksın elbet,
yakamı bırakmayan illeti.
ağlayıp gözyaşlarınla sulayacaksın,
senin yüzünden gittiğim,
hep yapayalnız kalacağım mezarımı.
uzerımde ne bir çiçek bitecek
ne de bir kus gezinecek
anlayacaksın! yakamı bırakmayan illet


Erkan Balaban


Mystic@L 27 Mayıs 2007 00:49

Sonra kaç yıl yaralı bir hayvan gibi
Gezdim sokaklarında
Sonra kaç yıl bir sevgi aradım
İstanbul’u aradım.
Belki de seni aradım bilmeden
Ayaklarımın dibinde den,izler can çekişti
Şehirler parçalandı
Bir çağ öldü gözlerimin önünde
Benim en güzel çağım öldü.
Bizi topraktan yarattılar
Gel gör ki...
Bu şehirde
Benim toprağım öldü.

Seni aradım bu şehirde yıllarca
Yana yakıla seni..
Sen kimdin, sen neredeydin kimbilir.
Hep böyle sensizmiydi bu şehir.
Bu şehir İstanbul’muydu ?
Öyleyse sensiz yaşanmazdı bu şehirde
Gemiler demir almazdı
Trenler işlemezdi
Sen olmasaydın
Bir ömür bitip
Yepyeni bir ömür başlamazdı içimde
Bahar gelmezdi
Ağaçlar çiçek açmazdı
Seni bulmasaydım
Ve ben yoktum
İstanbul yoktu
Sen olmasaydın.
Ümit Yaşar Oğuzcan


nünü 28 Mayıs 2007 09:42

Yalnızlık Rıhtımı

Yanlızlık rıhtımına bağladım umutlarımı
Şimdi hareket saatini bekliyorum
Bir gemi misali
Martıların benim için ağladıklarını duyuyorum
Bir çocuk misali
Sonrada umutlarımın birer birer
Yandığını görüyorum
Bir ateş misali
Senin de onlarla beraber
Uçup gittiğini hissediyorum
Acemi bir kuş misali...


Mystic@L 29 Mayıs 2007 01:39

Sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin
Sana kafir dediler, diş biledim Hak'ka bile
Topladın saçtığı altınların yüzlerce elin
*****lendin de garez bağladım ahlaka bile.

Sana çirkin demedim ben, kafir demedim
Bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin
Yaşadın beş sene kalbimde, misafir demedim
Bu firar aklına nereden, ne zaman esti senin.

Zülfünün yay gibi kuvvetli çelik tellerine
Takılan gönlüm asırlarca peşinden gidecek.
Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine
Seni aşkım canavarlar gibi takip edecek.

Faruk Nafiz Çamlıbel


nünü 29 Mayıs 2007 10:05

Acı Yalnızlık

I

Bu şehre gelmemek vardı, çaresiz...
Kalkıp geliverdim bir akşamüstü.
Uzak, uğultulu şarkılarla,
Uzak, uğultulu karanlıklardan.
Tüm sevgilerin sıcaklığı içinde,
Tüm özlemleri dindirmek için.

Bu şehre gelmemek vardı, böyle.
İstasyonları soğuk, meydanları boş,
Caddeleri sensiz bulmamak vardı.
Avuçlarımıza alıp bir deli yüreği,
Dolu bir kadeh gibi meyhanelerde,
Buğulanıp buğulanıp kırılmamak vardı.

Bu şehre gelmemek vardı. Ama...
Askerdim, mecburdum, çaresizdim.
Seni ve Türkiye`yi seviyordum.
Çağrılar mübarek ve güzeldi.
Sen özlemli ve sıcaktın.
Kalkıp kapına geldim, deli-divane.
Uzak unutulmuş kasabalardan,
Uzak unutulmuş türkülerle.
Tüm sevgilerin sıcaklığı içinde,
Tüm özlemleri dindirmek için.

II

Sen yalnızlık diyorsun; ben başka türlü anlıyorum.
Manaları değişiyor kafamda kelimelerin.
Kalkıp yollara düşüyorum, sana gelmek için.
Seni bulmak için o eski bahçelerde,
O eski şarkılarla hülyalı, sarhoş.
Seni duymak için, seni yaşamak için,
Seni yeniden yaratmak için mısralarımda.
Seninle başbaşa uyumak için son uykumuzu,
Son şarkımızı söylemek için mağrur ve güzel,
Bütün insanlara karşı mert ve pervasız,
Bütün kainata karşı hür ve aydınlık.

III

Birlikte girdiğimiz salonlardan,
Sen bir başkasıyla çıkıp gidiyorsun.
Dolu bir kadeh gibi kırılıyorum avuçlarında.
Eğilip parçalarımı toplamıyorsun
Yabancı ayaklardan. Kahroluyorum!
Üstelik askerim, mecburum, bırakıp gidemiyorum.
Kurtulamıyorum sağnağından hatıraların.

Hangi kaldırım taşına bassam, sen eziliyorsun.


nünü 29 Mayıs 2007 11:26

SEN VARKEN

Saçlarım darmadağın
Hiç tarak vurmadım sen gittin gideli
Boşalmış beynimdekiler
Düşünemez olmuşum
Seninle geleceğimi yok şimdi
Sen yoksun karşımda çaresizim
Güzelleşmek istemiyorum
Ne yapıyorsam senin uruna yapıyordum
Sen varken
Hayat güzeldi
Yarınlarım yok şimdi
Tüm umutlarım yok oldu şimdi
Sen gittin gideli
Ne hayatım da huzur var
Ne uykularım huzur var
Senin yokluğun gibi
Sen gittin gideli
Huzursuzum huzursuz şimdi
Senin gelmeni bekliyorum
Sen yoksun bense çaresizim


Misafir 29 Mayıs 2007 13:17

Yalnızım

Sana yazdigim siir yarim kalacak,
boynu bükük kalacak tüm sözcüklerim.
Sana olan sevgimi kalem duyacak,
kagitta bilmeyecek canim sevdigim!!!!!

Keske seni tanimamis olsaydim,
ozaman asik olmazdim.
Ama simdi daha mi iyi,
simdi seni taniyorum ve seviyorum
ama sen beni sevmiyorsun ve bana gelmiyorsun!!!!


nünü 29 Mayıs 2007 13:40

SENSİZLİK HERGÜN ÖLMEK DEMEKMİŞ

Bir bak.
Gözlerimin içine,içine bir bak.
Bu bir düş degilki kaldırsınlar uyanayım.
Dolu,dolu digilmi yaşananlar.?
Söyle hangisini unutayım.?
Artık bir bu şehre inat.
Bir,de sana inat nefes alıp veriyorum.
Sanma,ki kalmadı hiç umudum.
Her sabah umutla dogan güneşten borç istiyorum.
Artık hiçbirşeye isyan etmiyorum.
Buna,da olsun diyorum.
Buda geçer diyorum,buda geçer.
Bak gördünmü.?geçti işte.
Ne senden bir eser kaldı.
Nede ben bir eserde.
Aklımda senden kalan iki cümle.
Umutsuz yaşayamaz bir insan demiştin.
Oysa benim tek umudum sendin.
Birde insan birkez ölür demiştin.
Lanet olsun yalanmış.
SENSİZLİK HERGÜN ÖLMEK DEMEKMİŞ


nünü 29 Mayıs 2007 17:11

KAR TANESİ
takvimlerden her geçen gün sensizliği
ve her düşen kar tanesi benim
sana olan hasretimi anlatır
geçerken gemiler içimin limanlarından
kalkarken buharlı trenler
içimden sana dair bi şeyler götürür
şuanda dışarda kar yağıyor
herkes üşüyorum zannediyor
ama kimse bilmiyor ki
beni sensizlik üşütüyor


NiliM 29 Mayıs 2007 17:45

YALNIZLIKTAKİ SEVİŞMELER

gecenin bir vakti
daha yarı açık gözlerim
geceme müdahale edilir
anlık sessizlik sonrasında
her şey sen kokar
ellerinin tenime dokunuşundan
ruhumu okşayan kokundan
ve geceme cenneti andıran
gül bahçelerini yaratmandan tanıdım
başka kim bölebilirdi ki gecemi

artık yanıbaşımdasın biraz utangaç
söz yok bakışmalar da ertelenmiş
ruhumu okşarcasına
yavaşça dokunuyorsun tenime
kanat çırpışları artıyor içimdeki kuşun

herşey sen soluyor
yıldızlar da yok ortalıkta
ve sessizlik çöktükçe geceye
günahlar işlendi zamanın akışında
bir suçum yok
gecenin ıssızlığı çanak tutuyordu
tanrısal yalnızlıktaki sevişmelere

kaç zaman sonra uyandığımda
selamsız gelişin gibi
gidişinde elvedasız olmuştu
çünkü biliyordun
daha limidi dolmamış
tanrısal yalnızlıktaki sevişmelerin

bana yine mısra aralarına imge dizmek kaldı.



Fuat DOĞAN


Mystic@L 30 Mayıs 2007 00:27

Eskiler Alıyorum

Eskiler alıyorum
Alıp yıldız yapıyorum
Musiki ruhun gıdasıdır
Musikiye bayılıyorum

Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip Musikiler alıyorum.

Bir de rakı şişesinde balık olsam

Orhan Veli


Mystic@L 30 Mayıs 2007 12:47

Yalnızız

Yalnızız en kesif kalabalıkta
Ayrı dünyalarda gezer gönlümüz
Layık olamadık her ne yapsak ta!
Neticede abes, geçen günümüz

Isınmaz ellerim kara batırsam
Zehir vaktindeyiz burdan çıkınız
Ilık gölgelerle gönül eğleriz
Zaten beraberken bile yalnızız

Hayalet sanırız hakiki ruhu
Ard arda dizilir kibir ve gurur
Leyla olmaklığın nerede kaldı
İçimizde ümid, yaralı durur

Münafık hislerle zor mu savaşmak
En rahat ne ise, en doğru o mu?
Yalnızız.. ve bizde bu bir sevda ki
En doğruyu bozar, kırar atomu! .

Hünkar Dağlı


Mystic@L 31 Mayıs 2007 12:07

Unutulmaz olansın

yine sensin anılarımın baştacı
dinmeyen çağrışımların sürüklediği acı
bütün şarkıların, şiirlerin, filmlerin
yalnız kalınan her anın, dakikanın
en ufak bir esintinin, göğün, bulutun
erken uyanılan sabahların, yükselen güneşin
yeşil dallarda cıvıldaşan kuşların
senden uzakta duyulan sonsuz sevginin
bütün imgelerin doludizgin getirdiğisin

sanma unuturum seni, unutmak istemem
sen günlük yaşantım, ekmeğim, suyumsun
aydınlık sabahlarım, yıldızlı akşamlarım
bütün yaşantımın en canlı yanı
hergün yaşattığım ölümsüz anı
içimdeki aşkın tükenmez kaynağısın
sen bütün güzelliklerin getirdiği
gururun, öfkenin ve kinin götürdüğüsün

sen vazgeçilmez ama bağışlanmaz olan
sen özlenen ama katlanılmaz olan
sen bulunmaz ama aranmaz olan
sen sevilen ama güvenilmez olan
sen anılmaz ama unutulmaz olansın
sen sibelsin, sibelimsin, sibelim

Celal Kabadayı


nünü 31 Mayıs 2007 14:26

BANA ÖZLEMİN KALDI

ey yıllardır içimde beslediğim kanarya
senin o sulusepken, yeşil gözlerin var ya
gökleri denizin elinden aldı
fırtına delirdi; deniz bunaldı
kızıl tüylü kanatların firakını
çekti uzaklara resimlerini
bana özlemin kaldı

patikalar üstüne yazıverdin adımı
acımasız,her akşam çiğnedin feryadımı
ey yıllardır içimde beslediğim kanarya
senin o sulusepken gözlerin var ya
sanki bir alev topu, yakar hayallerimi
her ikindi sonrası ruhumun toprağına
garip tohumlar gibi atarım ellerini

sana mahsun bir umut, desem mi bilmiyorum
sana çılgın bir bulut, desem mi bilmiyorum
derin bir uçurumda arıyorum kalbini
ya gel, ya beni unut, desem mi bilmiyorum

ey yıllardır içimde beslediğim kanarya
senin o sulu sepken yeşil gözlerin var ya
rüyalarımı çaldı
sevda ırmağında sular alçaldı
son bahar uğradı yüreğimize
sararttı gülleri, yaseminleri
bana özlemin kaldı


Pollyanna 31 Mayıs 2007 17:11

Yalnızım Yalnızsın Yalnızız

kimse içimdeki boşluğu görmüyor
bir adresi yitirmek neler hissettirir insana
kalp atışlarından uzak olmak
soluğunda duyamamak mevsimleri, düşünmüyor

çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlardayız
ciddiye alınmıyor sorularımız
gün afrikalı kalmaya kararlı
bu dünyadan olmamak da yetmiyor

ve siz geliyorsunuz, sarı elbisenizle bir silüet
hayatımdaki eksikleri gösteriyorsunuz
küçülüp silikleşiyorum, hafifliyor bedenim
yalnızlığım dağılıp çoğalıyor sesinizde

ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum


Metin Celâl


Mystic@L 31 Mayıs 2007 21:29

Telefon açtığımda "alo." deyişini,
sesinde ki sevinci ve değişimi,
seni uzaktan sevebilme ihtimalini,
bilmek.
bana şimdilik yetiyor.

Geceleri düşündüğünü, hüzünlenip,
ismimi tekrarladığını, heceleyip,
kalbini sardığımı, kelepçeleyip,
bilmek.
bana şimdilik yetiyor.

Ağlayan gözlerinden damla damla,
titrek sesinden hasret hasret,
özleyen mektuplarında çağlayan,
olmak.
bana şimdilik yetiyor.

Gönlünde filizlenen bir kırmızı gül,
üzerinde taşıdığın siyah beyaz resim,
hayalî filminde en kral oyuncu,
olmak.
bana şimdilik yetiyor.

bana şimdilik yetiyor.
ama sadece,
şimdilik.

Ahmet Arslan


VerSchL@GeN 1 Haziran 2007 02:00

Yalnız Gecelere

Günah gibi boynumda acılarım
Sırtım kambur, yüküm aşağılık
Nereye baksam
Nerden kalsam bir sıradanlık, bir ayrılık.
Bazende yaşamak istercesine boynumu kaldırıyorum,
Bakınıyorum yakan güneşe
Ve boynumu büküyorum küsercesine
Devekuşu misali karlara dalıyorum
Üşüyorum ben geceleri
Yalnızım, yine yalnız başıma
Ne yiyecek bişeyim nede.....
Çay ve sigaram, çektikçe taa ciğerlerime
Çayım kanımda gezer, birde efkarlıysam neşelere
Karıştırdım mı içeceğimi içine
Bak o zaman mutsuz ama tebessümlü keyfime.
Sabaha karşı midemde bir acı
Bir cigara yakmalımı yakmamalımı
Ne de olsa hayat bir sancı

2000
Ahmet Sarı


VerSchL@GeN 1 Haziran 2007 02:30

Yalnız

Yanlızlık paylaşılmaz
Paylaşılırsa yanlızlık olmaz
Yanar sobasında
Yalnız'ın üşüyen bakışları
Lambasında karanlığa dönük
Bir ışık titrek sönük sönük
Penceresi dışına kapanmıştır
Kapısı içine örtük
Bir sözde saklanmış bir yalanı
Bir gözde okuduğundan
Bakmaz kendi gözlerine bile

Özdemir Asaf |


Mystic@L 1 Haziran 2007 11:27

şafakta ayrılık,
mercanlar yaslı denizde
toprak yağmura,
ben sana
ölesiye hasretim
nedendir bilinmez
şafak ayrılıklara gebe
nedeni yok belki de
belki de her aşkın sonu
ayrılık;
belki de mecburum ben,
bu kahrı çekmeye
haketmemiş de olsam
mecburum
belki de...

şafakta ayrılık
gözlerimde sen varsın
ve hep öyle kalacaksın
öyle orada
sonsuza kadar..
öyle kalacaksın
gülüşün var olacak
her gözümü açtığımda,
ve bileceğim
her kapadığımda,
açınca yine seni
bulacağımı
bileceğim....

Ömer Seydi Ekinci


Pollyanna 1 Haziran 2007 13:37

YAKAMOZ


Bir yaz akşamı,içimde hüzün,kalbimde yara.
Yine mutsuz yine çaresiz ve yalnızım.
Derman yağmur olsa bulutlar düşmez üstüme.
Ümitlerim nehir olsa,çağlayanlar önüne bend çeker.
Hislerim paramparça,duygularım karmakarışık,şaşkınım.
Elimde gitarım,serpilmiş kumsallara kimlere çalarım.
Her teline vurduğumda ayrı bi anı ayrı bi hüzün.
Yıldızlara bakıyorum iç çekerek,umutlar ordamı gizli.
Küskün gibiydiler,bir doğup bi kayboluyor,gizemliydi.
Gitarımdan çıkan herses hançer gibi yüreklerindeydi.
sislerinden düşen her damla,deryalarla kucaklaşır.
Ay tüm kudretiyle bedenini gösterir ,nurunu saçar kalplere.
Deniz çarşaf gibi uyuyor mışıl mışıl.
Bir çocuk gibi dans ediyor bazen hüzün çöküyor yakamoz.
Senmisin yüreklere derman olan kalplere huzur dağıtan yakamoz. Yoksa
sendemi
hüzünlüsün,senidemi vurdular yakamoz.
Ben çok sevdim ,çok ağladım yakamoz.
Hiç uzmedim,hiç yıkmadım hep yıkıldım be yakamoz.
Bakma ağlamadığıma göz pınarım kurudu yakamoz.
Terkedildim,hiç umursanmadım umutsuz çöllere itildim yakamoz.
Uyumadım hayal ettim,durmadan dinlenmeden,koştum aradım.
Yüreğimi verdim sevgimi verdim,yine boş yakamoz.
Bana hiç inanmadı ,alay etti,hiç sızlamadı yüreği yakamoz.
Sen neden ağlıyorsun ,sendemi kederlisin,yoksa banamı yanıyosun.
Sana ihtiyacım var yakamoz tut ellerimi bırakma.
geliyorum doruklarına ,işte yanıdayım artık sen varsın yakamoz.
Gün ışığı parlıyor deryalara,kumsallar ışıl ışıl.
Gitarımın üstünde kumlar dans ediyor.
Anılarım şiirlerim rüzgar son kez karıştırıyor.
Martılar şarkılar soyluyor yani umutlara süzülüyor.
Balıkçılar bir yaşam mucadelesi kısmet arıyor.
Kısmet deilmiş ağlarında sadece , ümitsiz bir aşık.
Son isteğim bedenim toprağın,göğsümü yarın kalbim onun.



ismail Akman


Sedef 21 1 Haziran 2007 21:05

Yalnızlık çiçek açtı içimizde
Büyüdü korkulu zamanlar.
Açılan gül,düşen yıldız büyüdü.
Büyüdü toprağın,suyun,böceğin,sükutu.
Dalda yaprağın sarısı büyüdü,kökte susuzluk...
Büyüdü tohumda sancı,karanlıkta gece.
Çocuğun gözlerinde büyüdü uykusuzluk.
Büyüdü yolların tenhalığı,yürekte aşk...
Ve yalnızlık çiçek açtı içimizde...


Nurettin Özdemir


Mystic@L 2 Haziran 2007 00:26

Gün ışığına söyle
Boğamaz içimin karanlığını,
Hep yağmurun sesine karışır,
Hüzün dolu bir şarkı.
Ve hep bir şeyler eksik kalır,
Sende ben,
Bende sen...
Umutsuzca özleriz birbirimizi....


Gün ışığına söyle
Gökyüzü çılgın mavileri de bilir.
Atamadıkça birbirimizi yüreğimizden
Ve vurdukça yüreğimiz birbirimizi
Sokakları sarmışken yağmur bulutları
O çılgın bir mavi yüreğimizde dururken,
Gülüşlerim çok uzaklarda kalır.
İçimdeki tamtamlar ayrılık çığlıkları atar,
Ama bu hayattan çalınmış zamanlar.
Bizi yine ayıramazlar.

Gün ışığına söyle
Vedalar kavuşmak içindir,
Bir yanılgı,
Bir saçmalık,
Bir pişmanlık değil,
Bu bir sevgi,
Belki ölümsüz de değil.
Her şeyimizi kaybettiğimiz bu hayatta.
Hep bir şeyler eksik kalacak bil...
Bende sen,
Sende ben...
Bu yaşadığımız dayanılmaz hasret,
Ayrılık değil...


-Ayrılık Gözyaşına Sığmaz isimli kitabından

Ahmet Beltekin


Pollyanna 2 Haziran 2007 00:32

Adi Yalnizlik


Gölgen gibidir yalnizlik
Gecenin issizligi karanligi gibi bos ve soguk
Sarilirsin ararsin tutamazsin
Yoktur çaresi

Adi yalnizlik
Yazilmistir bir kere
Yigit olsan da büker bilegi
Cesur olsan da sizlatir yüregi

Içindedir sevgi,
insanin tek dilegi
Atesten gömlek misali
Sevgi Sevgi Sevgi




Murat Ince


VerSchL@GeN 2 Haziran 2007 01:20

Yalın, Yalan, Yalnız

Dünü ifade etmek yalın
Seni ifade etmek yalan
Bugünü anlatmak hüzün ve hıçkırıkla.
Hıçkırıkla yarın yalın, yalan ve yalnızlık.
Sen sonbaharım, baharımda..
Ben yalan.
Yalnızlığım, yalın
Sen yalan
Kurumuş yaprak oldu hüznüm
Rüzgarda ağır ağır yalpalanan.
Veda ettiğim sen, baharım yalnız ve yalın..

Arslan Öztürkmen


Pollyanna 2 Haziran 2007 01:28

Vurun Yalnizliga


Yalnizlik öldürdü beni
Isigini gözlerimin önce
Yüregimin sevincini
Yalnizlik askimi hevesimi
Gücümü kuvvetimi

Gözgöze geldigim
Bütün karanlik pencerelerde
Yalnizligin gözleri
Sokaga çikan
Eve dönen
Yillardir yalnizlikti benimle

Her kis gecesi saat yedide
Yalnizlikti esen
Konak önünde
Yalnizlikti oturmus meyhanede
Bekleyen beni

Gülmek istemiyorsam
Konusmak istemiyorsam
Sevismek istemiyorsam
Yalnizlik sebebi

Kimildasam
Degistirsem yerimi
Itsem elimin tersiyle
Gider gene gelirdi

Bir gün girerseniz odama
Cansiz uzanmis bulursaniz beni
Bakin basucuma
Bakin dört duvara
Yalnizlik orda
Sizinle nefes nefese
Sizinle burun buruna
Uzanmis yanibasimda yataga
Geçmis masama
Saymayin güldüklerimi
Saymayin sevdiklerimi
Bilin doymadim ben
Ne aska ne dostluga
Vurun yalnizliga

Necati Cumalı


Mystic@L 2 Haziran 2007 11:36

Resmim için

Toprakta gezen gölgeme toprak çekilinçe,
Günler şu heyulayı da, er geç, silecektir.
Rahmetle anılmak,ebediyet budur amma,
Sessiz yaşadım,kim beni,nerden bilecektir?

Mehmet Akif Ersoy


Mystic@L 2 Haziran 2007 22:40

Aşkı doğuran şey nedir;
O yakınlığı, iki can arasında?
Ve kopuş ne zaman baslar?
Ne zaman biter bir sevda?

Bir kurt gibi içten içe
Gelişip büyür çürüme
Bir an gelir ki aynı mekandasınızdır
Ayrı duygusal zamanlarda

Ataol Behramoğlu


recruit87 3 Haziran 2007 07:32

GEL KENDİNİ ÖZLETMEDEN

Sabahın ilk ve en güzel saatlerinde uyanmıştı. Yanında yatan ve horlayarak uyuyan adama baktı iğrenerek. Nasıl evlenmişti bu adamla, nasıl düşmüştü bu hataya. Dün gece yine eve sarhoş gelmişti kocası. Leş gibi alkol kokan vücudunu genç kadının yanına uzatıp yatmış ve sızmıştı. Kocası bir psikologdu fakat kendi psikolojisini bir türlü düzeltemiyordu. Hırçın, pervasız, alkol bağımlısı bir adamdı. Genç kadın sessizce yataktan süzülüp banyoya gitti. Aynada gördüğü yüzüne bakınca içi ezildi. Çökmüştü adeta, eski güzelliğinden eser kalmamıştı. Aynadaki yansımasını izlerken dalıp gitti uzaklara. Tüm suç kendisine aitti, bu yolu kendi seçmiş, bu sonu kendi hazırlamıştı.

Tıp fakültesinde okuduğu yıllarda bir gençle tanışmıştı. Aynı üniversitenin tiyatro bölümünde okuyan bu genç çevresinde çok seviliyor tüm kız öğrencilerin dikkatini çekiyordu. Yakışıklı, espritüel ve çekici olması kızların rüyalarını süslemesi için geçerli bir sebepti. Ama o genç adam sadece o nu aldı rüyalarına. Bir arkadaş toplantısında tanıştılar ve sevdiler birbirlerini. Flörtleri tutkulu bir aşka dönüştüğünde okulları bitmek üzereydi. Genç kız birkaç ay sonra doktor olacaktı, sevdiği adam ise tiyatro oyuncusu. Aşkları üniversitede bir destan misali anlatılıyor, Leyla ile mecnun sevdaları unutulmuş sadece onların aşkı konuşuluyordu. Çok geçmeden diplomalarını alıp mezun olduklarında ayrılıklarını başlatan olaylar zinciri start vermişti. Genç kızın tayini ülkenin bir ucunda bir sağlık ocağına çıkmış, sevdiği adam ise hayallerini gerçekleştirmek üzere yurt dışına çıkmıştı. Bağlarını hiç kopartmadılar, sevdalarını yollara ezdirmeden devam ettirdiler. Hasretle geçen birkaç yıldan sonra tekrar buluştular başkentte. Genç adam sevdiği kadına her kadına nasip olmayacak şekilde evlenme teklif ettiğinde genç adeta bulutlara uçuyordu. Olaya ailelere intikal ettiğinde ise ayrılık bombasının fitili ateşleniyordu. Genç kızın babası ülkenin önde gelen tıp adamlarından biriydi ve kızının bir tıp adamıyla evlenmesinden yanaydı. Fakat genç kız kararlılığını devam ettiriyor sevdiği adamla evlenme isteğinden vazgeçmiyordu. Ailenin en sevdiği ferdi olan halası bir akşam yemeğe davet etti genç kızı. Yemek sonrası halasıyla yaptığı sohbet yılların birikimi sevdalarını yok etmeye yetmişti. Kariyerini düşünmeliydi, macerayla yaşanacak bir ülkede değillerdi ve hayat zordu. Ve kaçınılmaz son gerçekleşmiş ailesinin çabaları Muaffak olmuştu. Sevdiği adamın evlenme teklifini reddederek yakın aile dostlarından birinin oğlu olan psikolog doktorla evlenmeyi kabul etmişti. Evlendikleri günden bu yana geçen beş yılda her gün pişman oldu verdiği karara. Ama iş işten geçmişti artık. Sevdiği adam yurt dışında önemli bir sanat adamı olmuş, ülkeye her geliş gidişi basında yer bulmuştu. Genç kadın ise kocasının alkol problemleri yüzünden cehennem hayatı yaşamış ve sevdiği adamın hasretiyle yaşamıştı. Aynada yansıyan gözlerine bakarak birkaç kelimelik bir cümle döküldü dudaklarından ‘’ seni bir kez görebilsem; öyle özledim ki seni; gel kendini özletmeden’’
Birden irkilerek saate baktı, hastaneye geç kalmıştı. Bu gece acil serviste nöbeti vardı. Önce vizite yapıp yatan hastalarını kontrol edecek akşam ise acil serviste yorucu bir gece yaşayacaktı.

Koşar adımlarla çıktı evden. Hastaneye varana kadar sevdiği adamı düşündü. Özlemişti ve küllenen aşkı evliliği kötü gittikçe alevleniyordu. Keşke şuan yatak odasında yatan kocasının yerinde sevdiği adam olsaydı, hayat bu kadar çekilmez olmazdı belki. Hastaneye varır varmaz işe koyuldu. Akşama kadar yatan hastalarını ziyaret etti, onların sıkıntılarını gidermeye çalıştı. Akşam yemeğinden sonra acil servise indi. İçinden bir ses sakin bir gece olacak diyordu. Düşündüğü gibi oldu. Sabahın üçüne kadar fazla bir yoğunluk olmadı. Bir trafik kazası yaralısı ile iki kalp krizi vakası gelmişti. Diğerleri ise ufak tefek olaylardı. Sakin bir gecede olsa yorulmuştu. Kahve makinesinden aldığı bir bardak kahveyle dinlenme odasına gitti. Uyumak istese de aklındaki düşünceler buna müsaade etmiyordu. Nöbetlerin en sevdiği tarafı kocasından uzak kalıyor olasıydı. Dinlenmeye çekildiğinde pişmanlıklarını özgürce yaşayabiliyor, kendi acısıyla kendi yarasını tedavi ediyordu. Yine öyle oldu; sıcak kahvenin buharını izlerken yine daldı gitti uzaklara. Sevdiği adamı düşündü yeniden,şu an neredeydi acaba, evlenmiş miydi, unutabilmiş miydi sevdalarını. Belli belirsiz hayaller ve düşünceler arasında uyuklamaya başladığı anda dudaklarından belli belirsiz bir cümle döküldü; ‘’ gel kendini özletmeden ‘’

Sıçrayarak uyandığında kapı sertçe vuruluyor herkes ona sesleniyordu. Trafik kazasında yaralanmış birini getirmişlerdi ve durumu ağırdı. Kazanın şiddetinden göğüs kafesi parçalanan hastayı gördüğünde kanının donduğunu hissetti. Kırılan kaburgaların akciğerleri
parçaladığı belliydi. Genç kadın yüzü kan içindeki hastanın dudaklarındaki gülümsemeyi gördüğünde belki de hayatının en büyük şokunu yaşıyordu. Sevdiği adam önündeki sedyede kanlar içinde yatıyor ve son nefesini vermek üzereyken bile ona sevgi dolu gözlerle bakıyordu. Günün başladığı andan itibaren hasretinin acısıyla sarsıldığı genç adam şuan önündeki sedyede son nefesini vermeye çalışıyordu. Genç adam son bir hamleyle kanlı ellerini sevdiği kadına uzattı. Genç kadın şok halinde tuttu sevdiği adamın elini. Genç adam kendine doğru çekti genç kadını ve nefes borusundaki son nefesini verirken küçük bir cümleyle veda etti. ‘’ sana geldim sevgilim


Pollyanna 3 Haziran 2007 08:30

Sevdiğimiz eşyayı, dostları yada sevgiliyi.
Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün...
Çünkü yitirilene alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir.

Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken...

Hep korkmaz miyiz? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı?
Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?; endişesi..

Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi?
Hep yerine başka başka hüzünlere, mutluluklara bırakmadı mi?

Gene ayni korkular, ayni endişeler...

Peki sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için ? Biliyor musunuz?

Dökülen göz yaşları sadece kendimiz için..
O değere sahipken de, yitirdiğimizde de..
Çünkü bizi asil korkutan YALNIZLIK..

İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak..

Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sım-sıkıca sarılmak,
o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek.. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki?

Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için.

Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz..
Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz.

Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli,
doğrularımız her zaman tek doğrudur.

Ya yanımızda ki insan ? Onun egosu ? Arzuları, özlemleri veya usandıkları...

Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız?
Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki?

Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz ?
Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz.

Sonuç YALNIZLIK .

Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri,
paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz
değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar.

O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz.

Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi?
Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku??

Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır.

Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen...
Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki...

Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır.
Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur.
Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın.
Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin.
Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar.

Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var
Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü

AYRILANLAR HALA SEVGILI..


Pollyanna 3 Haziran 2007 09:12

yanlızlığım bir çığlıktı hepiniz mi sağırdınız


gecem, yine kaldık başbaşa
bir sen, bir de ben
sabaha kadar beraberiz.
yine gece, yine ben yanlız, buruk
iki iyi anlaşan arkadaşız senle
gecenin hangi diliminde belirsiz
balkondayım...
bakıyorum şehrin ışıklarına
ciğerlerim patlarcasına bağırıyorum
duyan yok ama ordalar görüyorum
ışıklar var heryer de
neden cevap vermiyorlar, niye duymuyorlar beni
merak ediyorum...
gecenin sessizliğinden gelen
bir araba sesi ile irkiliyorum
ve fark ediyorum ki
kalbimden çıkan çığlığım
aslında kalbimin duvarlarına çarpıp geri dönüyor
kimse duymamış, kimse görmemiş beni
yine yanlızlığım ile başbaşa sabah yaklaşıyor
çaresiz dönüyorum yatağıma
umudum yüreğimde, dalıyorum uykuya
ertesi gece yine buluşmak üzere...


Mystic@L 4 Haziran 2007 11:34

Üflerim
Şiirin tüm gizini kulaklarına
Havalanır birden aklın
Akşamlar akar dudaklarına
Oturursun ortasına akıntının
Tut ki bir aşklığına çıldırdın.

Sokul yanıma
Çoğul mudur etin,
Gerçeklerden mi süzüldü
Kolunda duran cinnetin?

Haydi gel tedirginliğe
Son çağrımdır bu
Çıkarıver tüylerini
Bahar geldi.

A.Kadir Bilgin


Misafir 4 Haziran 2007 13:59

Tanımak İçin Bilmek İstiyorum

Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor.
Neyi özlediğini, kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum.

Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor.
Aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için bir aptal gibi görünme riskini göze alıp almayacağını bilmek istiyorum.

Ay'ının etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor. Kederinin merkezine dokunup dokunmadığını, hayatın ihanetlerince açılıp açılmadığını, daha fazla acı korkusundan kapanıp kapanmadığını bilmek istiyorum.

Saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan benim ya da kendi acınla oturup oturamayacağını bilmek istiyorum.

Benim ya da kendi neşenle olup olamayacağını, insan olmanın sınırlılığını hatırlamadan, bizi dikkatli ve gerçekçi olmamız için uyarmadan çılgınca dans edip çoşkunun seni parmak uçlarına kadar doldurmasına izin verip vermeyeceğini bilmek istiyorum.

Bana anlattığın hikayenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor. Kendi kendine dürüst olmak için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratamayacağını; ihanetin suçlamasına dayanıp, kendi ruhuna ihanet edip etmeyeceğini bilmek istiyorum.

Güvenebilir ve güvenilebilir olup olamayacağını bilmek istiyorum.

Her gün sevimli olmasa da güzelliği görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum.

Benim ve kendi hatalarınla yaşayıp yaşayamayacağını; bir gölün kenarında durup gümüş ay'a "EVET!" diye bağırıp bağırmayacağını bilmek istiyorum.

Nerede yaşadığın ya da ne kadar paran olduğu beni ilgilendirmiyor. Keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından, yorgun, bitap da olsan, çocuklar için yapılması gerekenleri yapıp yapmayacağını bilmek istiyorum.

Kim olduğun, buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor.
Çekinmeden benimle ateşin ortasında durup durmayacağını bilmek istiyorum.

Nerede, kiminle, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor.
Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum.
Kendinle yalnız kalıp kalamadığını ve o boş anlarda sana arkadaşlık eden kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum.


arwen 5 Haziran 2007 01:02



Mystic@L 5 Haziran 2007 12:09

Serin rüzgârlara pencereni aç!
Karşında fecirle değişen ağaç,
Bak, seyret ağaran rengini ufkun
Mahmur gözlerinde süzülsün uykun.
Bırak saçlarınla oynasın rüzgâr,
Gümüş çıplaklığı bir başka bahar
Olan vücudunu ondan gizleme.
Ne varsa hepsini boyun, saç, meme,
Esîrden dudaklar okşasın sevsin
Mademki geceden daha güzelsin!

Ahmet Hamdi Tanpınar


VerSchL@GeN 5 Haziran 2007 23:16

Aç Kapıyı Yalnızlık

Aç kapıyı yalnızlık, ben geldim
Hayır, ağlamadım, gözlerim yaşlı değil.
Cephedeydim, kurtaramadım yenilmekliği.
Gece yarısı, uyumuştur sokaklar çoktan
Bir sen varsın işte, bir de benim hayaletim...
Bakma öyle, al elimden valizlerimi
Bir şey yok içlerinde; balık kokusu sinmiş üç beş kazak,
Kırık bir ayna, bir kaç tel siyah saç...

Soğuk burası, yağmur kokuyor
Geceleri uyku tutmaz insanı burda
Bak, yıldızları görmem lazım benim dolunayda; çıldırırım
Yıkarım üstüne bu mahzeni, kaçamazsın...

Morarmış, çatlamış ellerim soğuktan görmüyor musun?
Varsa sıcak bir çorba getir bana, tuzlu
Yoksa uğraşma, aç değilim.
Saat yok duvarlarda, o kadar yalın yaşamak
Günışığı da yok, karanlık ruhun gibi yakın sana...

Yalnızlık kapat kapıyı!
Şuraya, şu soğuk taşların üzerine bir yatak ser bana.
Uyumak istiyorum,
Unutmak istiyorum,
Unutulmak istiyorum...

Bayram Atik


Mystic@L 5 Haziran 2007 23:24

ARTIK SENSİZİM

GİDİYORSUN YA...
KARA BULUTLARI KATMIŞ ARDINA
ACILARI YÜKLENMİŞ SIRTINA
DÖRT NALA GELİYOR YANLIZLIĞIM.

GİDİYORSUN YA..
NEKADARDA MUTLU ÇARESİZLİKLER
YÜREĞİMİN GERGEFİNDEN
CIMBIZLARLA ÇEKİYOR
NAKIŞ NAKIŞ UMUTLARI

GİDİYORSUN YA...
RENKLERİNİ SİLİYOR TUVALİM
KARASI BANA GECELERİN
CEFASI BANA
ELDE KALAN TEK RESİM
GÖZLERİNİ SEYREDECEĞİM

GİDİYORSUN YA...
GİYOTİNE GİDİYOR PAYLAŞMALARIM
BUGÜNÜMDE, YARINLARIMDA GİDİYOR
GİDİYOR DÜŞMÜŞ PEŞİNE UMUTLARIM

GİDİYORSUN...
DALGALARINDA BOĞULDUĞUM DENİZİM
GİDİYORSUN...
BUNDAN BÖYLE ZAMANLARA SENSİZİM.

Nevin Kurular


VerSchL@GeN 6 Haziran 2007 00:06

Adı Yalnızlık

Gölgen gibidir yalnızlık
Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk.
Sarılırsın ararsın tutamazsın
Yoktur çaresi.
Adı Yalnızlık
Yazılmıştır bir kere
Yiğit olsan da büker bileği,
Cesur olsan da sızlatır yüreği.
İçindedir sevgi, insanın tek dileği
Ateşten gömlek misali
Sevgi... Sevgi... Sevgi...

Murat İnce


Mystic@L 6 Haziran 2007 13:04

Gidişini Anlatıyorum Sen gidiyorsun ya işşine yetişmek için
Saçlarını, gözlerini, ellerini
Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
Termometrede yükselen çizgi çizgi
Kim bilir nerelerde soğuyorsun

Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
İnsan insan bakan gözbebeklerin
Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

Ne gelirse onlardan gelir bana
Çalışma gücü yaşama direnci
Mutluluk gibi kazanılması zor
Mutluluk gibi yitirilmesi kolay

Bir açarsın ki mutluyum
Bir kaparsın her şey elimden gitmiş.
Rıfat Ilgaz


Mystic@L 7 Haziran 2007 15:35

Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibiydi zihnimdeki düşünceler; dilime düşmeyen, sözcüklere dönüşmeyen!..
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır?..

Boyutları değişiyordu hayatımın...
Yani, değiştiren sendin boyutlarını hayatımın; büyüyordum, gelişiyordum, genişliyordum...
Söyleyebildiklerimden çoktu her zaman, söyleyemediklerim; bu yüzden kelimelerimin arası açılıyordu!.
.




Sedef 21 7 Haziran 2007 15:46

Yalnızım


Acı veriyor bana yalnızlık
Umutsuzluğumu haykırıyor yüzüme
Karanlık gecelerde ağladığımı görmek istiyor
Yılların intikamını alıyor benden
Neden neden böyle yaptın
Soruyor her defasında
Ağlamamak elimde değil
Gözyaşlarım durmadan akıyor
Senin ismini her anışımda
Ağlıyorum kaderin böylesine
İsyan ediyorum sensizliğe
Beni brakıp gitmeseydin
O zaman yalnız kalmazdım böylesine.



Meryem Krüezi


HayLaZ61 8 Haziran 2007 00:12

yanlızlık kimi insanın çok değerli bir elmasmış gibi arayıpta bulamadığı kiminise hiç peşini bırakmayan kara bi gölge gibidir bizler yanımızdakini değerini onu kaybettikten sonra anlayan insanlarız işte kimileride vardır hep yanlızlık korkusu içinde yaşarlar ya kaybedersem ya giderse ya bitese........ bu endişeyle yaşanır mı bir hayat boyu hayatı hiç bşr korku gütmeden yaşayacaksın bırak giderse gitsin bıoterse bitsin sende seni kaybetmeyi göze alanı kaybetmekten korkma!!!!!!!!


Mystic@L 8 Haziran 2007 01:21




Sessiz sedasız yaşayan bir ayrık otuydu Orta Anadolu’da
Kıtlıktan önce.
En küçük bir şeyden coşardı
Mesela bir kuş uçmasın Kızılırmak ‘a doğru
Köklerine su yürümüş gibi sevinirdi.
Bir bulut geçsin üstünden
Ayrılıktan çıkardı.
Dünyayı, derdi, dünyayı
Hiçbir şeylere değişmem.

Şimdi yaşamak istemiyor.

İlhan Berk


Pollyanna 8 Haziran 2007 17:11

toy bir çocuktu yüreğim
henüz yağmur yağmamış buluttum...
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...
Tutsaktım,
Yok pahasına bir gemiye satıldım
sonra gözlerimi sattım,
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...


Yalnızlığıma
nice zaman
silah çektim, süngü tuttum...
Dağların zirvesinde destan,
çöllerin ortasında ağıttım...
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...


Yakacak diye gözlerin, kalbimi
ellerinin nârına
kendim attım.
Senden duydum en güzelini sözlerin
en tatlı yudumları
senden yuttum
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...


Sevdan için
her gül mevsiminde
arzu arzu,
umut umuttum....
Gördüğüm her renkte rengini gördüm
Duyduğum her seste adına
türküler tuttum...
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim....


Akrep düştü gecelerime
Gelirsin tutkusuyla
yıldızlarını göğün
birer birer uyuttum...
Adından başka
isimleri
kelimeleri
harfleri
Adından başka
Bütün bildiklerimi unuttum...
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...


Ben,
hiç kimseyi
senin kadar sevmedim __________________


Mystic@L 8 Haziran 2007 17:24

Mimberde ak saçlı bilge bir hatip,
Cennet senden geçer anam!, diyordu.
Sana kan veren kalbi kırarsan,
Yediğin her lokma haram, diyordu

******* kaybeden bir yavru ceylan,
Aranırken adeta anam!, diyordu.
Bu rüyayı gören şu garip ozan,
Uyanırken daima anam!,diyordu.

-------------------
1995-Anneler Günü Kutlama
Programımızda tüm ANNELERE armağanımdır.
15.05.1995

İrfan Ünübol


Mystic@L 9 Haziran 2007 01:22

Ne gelirse onlardan gelir bana
Çalışma gücü yaşama direnci
Mutluluk gibi kazanılması zor
Mutluluk gibi yitirilmesi kolay

Bir açarsın ki mutluyum
Bir kaparsın her şey elimden gitmiş.
Rıfat Ilgaz


Mystic@L 9 Haziran 2007 08:30

İkimize de Yeter Umudum

Ellerin ellerimde olsun yeter.

İstersen bakma gözlerime.

Dursuz-duaksız düşünemem belki seni,

Yalnız dert verme gecelerime,

Yapabilirsen sevme beni.



Yıllar gibi yorgun şimdi sevgiler,

Vakit geçti bir kere,

Geçtik yolun yarısını bil ki,

Bağlama ümitlerini bitimsiz gecelere,

Sevildiğine pişman değilsen, ne iyi.



Bil ki ben yalnız sana tutkunum,

Çaresiz değilim, karamsar değilim,

Yeter ki sen üzülme,

İkimize de yeter umudum.

Ahmet Beltekin


NiliM 9 Haziran 2007 09:04

Yalnızlıkmı O'mu


Efkarlıyım Çalıkuşu* uzakta
Mutlu olsun sığındığı kucakta
Türkmen Ağam iş yok, senin Bıçakta
Hasret Zincirini Kesemiyorum.

Kaldıralım dağa dersin hiç olmaz
Bozulmuş bağlara bu Bülbül Konmaz
Diyorum ya Yağmur aşk ile yanmaz
Yalnızlık mı o’mu seçemiyorum.


Nebi Ünler


Mystic@L 9 Haziran 2007 13:16

BİZDEKİ ACIYI ÇEKMEYEN BİLMEZ,
ELİMİZDE KADEH BİRGÜN EKSİLMEZ
BİZ SEVERİZ BİZİ KİMSELER SEVMEZ
ADIMIZ SERSERİ KALBİMİZ DEĞİL

DERTLİDİR ŞARKILAR DİLİMİZDEKİ
BİR ÖMÜR ÇİZGİSİ YÜZÜMÜZDEKİ
YAĞMUR DEĞİL YAŞTIR GÖZÜMÜZDEKİ
ADIMIZ SERSERİ KALBİMİZ DEĞİL.

Hakkı Yalçın



Saat: 16:44

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık