![]() |
Sensin.. SENSİN her zaman yanımda olan,dar zamanlarımda yüreğimin yankılarini duyan... SENSİN karanlıklar ortasında dolunaylar gibi kalbime doğan.. SEN benden cansın,SEN hayatıma anlamsın.. geceleri buram -buram tüten hıçkırıklarımdan,bütün arayışlarımda,dalgalı bir denizin ortasında çırpınan ruhumda ,SENSİN gökkubbemin rengarenk gökkuşağı... özüm SENSİN,TEBESSÜM ETTİĞİMDE SEN BENİM GÜLÜMSEMENSİN.. SEN benim yüreğimsin,beni hakiki seven SENSİN.. ellerimin,gözlerimin,yüreğimin mimarı! her bir zerrenmin nakışlarında,sanatından bir emareyim.. gözlerime NURUNDAN ışıklar vermeseydin,şu kainat tablosunu göremeyecekti gözlerim. sevgiyi kalbime ilham etmeseydin,SENİ SEVMENİN güzelliğini,sonsuz acizliğimle bilemeyecekti yüreğim.. gözlerime ağlamak nimetini vermeseydin,gözyaşının kalbimle olan dostluğundan bi-haber kalacaktı gözlerim.. her gün güneş olup aydınlattın semaları,karanlıkta bırakmadın umutlarım.. EY CÖMERTLERİN EN CÖMERTİ! REZZAK İSMİNLE donattın afakımı,SETTAR İSMİNLE örttün ayıplarımı, TEVVAB İSMİNLE her defasında kabul ettin tevbelerimi... "YİNE GEL"!DEDİN..tekrar geldim ,SANA GELDİM ALLAH'IM! VEDÜD OLAN SENSİN SEVEN SENSİN,SENDEN başka kimim var ki,kapısına gideyim? aşkınla kuşat,aşkından mahrum kalmış naçar yüreğimi.. baharım SEN OL SEVGİLİ.!HAZANDA BIRAKMA,yapraklarım dökülüyor.. GÜLİSTANIM SEN OL EY SEVGİLİ! EY ELLERİMDEN TUTANIM.!SANA kavuşmak çıktığım bu sevdalı yolculukta sarp yokuşları çıkarma karşıma.. ey fukara yüreğimin RAHMETİ SONSUZ SEVGİLİSİ!beni SANA sürünerek değil,koşarak getir.. uzattım ellerimi,bırakma beni.toprağımda NURUN OL,CENNETİMDE GÜLÜM OL! ELİM SEN OL ALLAH'IM!KOLUM KANADIM,DİLİM DAMAĞIM,TEK GÜVENİM DAYANAĞIM,SAHİBİM SEN OL.. AYIM GÜNEŞİM,GÖZYAŞİM TEBESSÜMÜM,SEN OL.. GELDİM İŞTE KAPINA,AŞKININ FUKARASIYIM.. AŞKIM SEN OL ALLAH'M,AŞKIM SEN OL! |
BİZDEN SELAM GÖTÜRÜN Geçtiğiniz yollara Bizden selam götürün Hak-dost diyen dillere Bizden selam götürün Kutlu Hicaz çölüne Hakk'ın solmaz gülüne O Müminler seline Bizden selam götürün Girenler dostun bağına Düşmez küfrün ağma Mübarek nur dağına Bizden selam götürün Yağan Nur-i Hüdaya Merve ile Safa'ya Muhammed Mustafa'ya Bizden selam götürün Yalvarıp Rabbimize Dualar edin bize Muazzam Kabe'mize Bizden Selam götürün Her yönelen Allah'a Çıkar nurlu sabaha Al-i Rasülullah'a Bizden selam götürün Girersiniz ihrama El sürmeden harama Sahabe-i Kiram'a Bizden selam götürün Lebbeyk deyip boyuna Koşun zemzem suyuna Beni Haşim soyuna Bizden selam götürün Mekke ile Medine İki eşsiz hazine Cihanyar-ı güzine Bizden selam götürün Kavrulan açık başa Öpülen siyah taşa Gözlerden akan yaşa Bizden selam götürün Yetişir Cemal gayri Çok sözün yoktur hayrı Hüccaca ayrı ayrı Bizden selam götürün |
SABAH NAMAZINA UYAN Vakit seher.. Ufukta günün kizil cicegi açmak üzere. Vaktin rahmine sabahin nutfesi düstü az önce. Gecenin topraginda sakli isiktan tohumlar baslarini uzatiyor. Simdi hatirla ki, sen de bir zamanlar yoklugun karanliginda yitiktin. Unutulmusluk topragina gömülü bir tohumdun. Kimsenin adini bilmedigi, hatirini saymadigi bir yetimdin. Hatirla ki, unutulmusunun topraginda Rabbin seni unutmadi. Rabbin seni sahipsiz de brakmadi. Rabbin seni yokluk gecesinden varliginin ufkuna eristirdi. Taze bir bahar gibi gün yüzüne çikardi bedenini. Ete kemige bürüdü ruhunu. Gülden tebessümler giydirdi yüzüne. Simdi seher vakti. Göz kapaklarinin ardindan kaç. Gafletin gecesinden uyan. Aç gözlerini sehere. Aç kalbini Rabbine. Uyan. Uyan, Uyan ve an seni hiç unutmayan Rabbini. Günes ufukta yükselmeden, sen dualar ufkuna yüksel. Herkes unutsa bile seni unutmayan Rabbini herkesin O'nu unuttugu anda ananlardan ol. Haydi kalk! Kalk ve miracina eslik et En Sevgilinin[asm]. Simdi sabah! Simdi sabah namazi vakti.. |
Sana geliyorum Allah'ım Sana geliyorum Allah'ım Bütün günahlarımla. Masum bir çocuk gibi. Ne olur kabul et beni. Gözlerimde yaşlar seller gibi Günahlarım çok dağlar gibi. Yanında bana da yer var gibi. Koşarak sana geliyorum ya Rab'bi Yüreğimde bir büyük aşk. İlahı aşk diyorlar tanımına Başka aşklarda var ama Ben sana senin aşkınla geliyorum ya Rab'bi Affet bu kulunu hatası çok büyük. Günahlarım sırtımda kambur oldu,bir yük. Artık dayanacak gücüm kalmadı bitiyorum. Bütün varlığımla sana geliyorum ya Rab'bi Dünya bir sınav merkezi. Sen sınava tabi tutuyorsun herkesi. Bu cahil kulun elinde zayıflarla dolu karnesi. Düzelteceğemi söz vererek yanına geliyorum ya Rabb'i Ellerim göğe açık dualar ediyorum. Beni affedeceğini bilip sana sığınıyorum. Son nefesimi imanla veriyorum. Geliyorum Allah'ım Sana geliyorum.. Yüce Rabb’in Rahmeti Bir gece ki aleme Miraç yadigâr oldu, Yüce Rabb’in rahmeti insanlığa onurdu, Bu şerefe o kutsi Resul layık görüldü, Yüce Rabb’im rahmetin gönüllere ödüldür. Bir mucize ki gökler kapılarını açtı, Yol oldu Muhammed’e yıldızlar ışık saçtı, Gece an oldu Nebi bilinmez arşa çıktı, Yüce Rabb’im gücüyle rahmetleri ödüldür. Muamma bir yerlere Nebi misafir oldu, Miraç, ruh ve cesetle Nebi teşerrüf etti, Cennet, Cehennem nedir bizzat müşerref oldu, Yüce Rabb’in gerçeği Muhammed’e ödüldür. Gecenin bir anında Muhammed arşa çıktı, Kürsî, arş ve ruh arzı sırayla bir bir geçti, Açıldı tüm kapılar tarifsiz alem geçti, Yüce Rabb’in hikmeti Peygambere ödüldür. Nebi şaşkın ve mutlu o ne güzel onurdu, Mekansız ve zamansız tarifsiz sima gördü, Yücelerden yüceyi ulu Rabb’ini gördü, Yüce Rabb’in sevgisi Resûlullah’a ödüldür. Her kula nasip olmaz Rab ile sohbet etmek, O Nebiler Nebisi Resulü kutsi bilmek, O Nebinin şanından alemi mazur bilmek, Yüce Rabb’in onuru mahlukata ödüldür. Beş vakit namaz farzı miraç kabul edildi, Şirk koşmayan kullara Cennet ikram edildi, Meleklerle, Nebiler insanlığa gerçekti, Yüce Rabb’in birliği gönüllere ödüldür. Böyle bir gece görmek Cennet kapısı açmak, Günahlardan arınıp tertemiz vücut bulmak, Saf bir irade ile İrem bağına girmek, Yüce Rabb’in Cenneti has ruhlara ödüldür. |
MEDİNE'NİN GÜLÜ Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi, Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi; Bu bir serap olsa da hafakanlarım dindi.. Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi. Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam, Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam; Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam.. Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam. Anladım vaslına ermek için artık çok geç, Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek; İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek.. Anladım vaslına ermek için artık çok geç... Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından, Ne olur Sana ulaşmam için kanadından; Bana bir tüy ver pervaz edeyim hep ardından.. Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından. Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül; Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül! Vaktidir ağlayan gözlerimin içine gül!. Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül! Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım, Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım; Sensiz geçen bu acı rüyadan uyanayım.. Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım.. Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta, Ruhuma sisli-dumanlı bir kasvet yaymakta; Göster çehreni ki güneş gurûba kaymakta.. Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta... Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun, Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun; Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun.. Ne olur hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..! |
|
CEHENNEM TASLARI ve GÜL KOKANLAR I. Mangalda kül birakmayanlar gördüm Mangallari kül doluydu. Ahiret hesabinda öfkeli duranlar gördüm Öfkeleri gül kokuyordu. Bay-kuslar gördüm haramli, asksiz Baska kuslar gördüm cennet kokuyordu. II. Insanlar gördüm, terazileri bozuk, Kasalari haksiz, Metreleri kirikti, kalpleri katran, Yüzleri ikiydi, Pek azinin iki yüzü de ayniydi Katran ucuz, geçilecek köprü çoktu. Yas kemale ermemisti daha Tevbeye çok zaman vardi. Allah zalimleri affeder miydi? III. Alkislayanlar ayni saftaydilar Rizk isiymis bu, mecburmuslar Hayat/memat meselesi ya da Teyemmüm temizleyememisti Gusulse sonraki zamandi. Kalpleri katrandi, adimlari korkak Mazlum çocuk gözyaslarini, zorla Yine paspascilar kirletiyordu. IV. Harç bozuktu, piyasa laik Halk kendine yontan keser Doksandokuzuncu te'vildi ders Ruhlar teraziye ayarli, terazi nefse Alinan nefes, verilene ters Kelle sayiyor kabzimal zaman zaman, Mezar sayan eskiler gibi Migdeler kiler, mürit iflah olmaz müsteri Velhasil toprak gördüm, beton kokan Az insan gördüm çogu kir tutuyordu Tutulan kiri, kirli bir el yapiyor, Insan bozuktu, yol sapiyordu. V. Pek az adam gördüm, inci mercandi Can içinde bin candi, insandi. "****** vaadlere" karsit, çabasi muhkem Hak anlar gördüm taze hilal gibi Yürekleri oruç/yüzleri iftar Günleri gül kokuyordu Dualari cennet. VI. Çok dost gördüm, ah keske pismani Gözleri yas tutmuyordu Tutmayan yüzleriydi aslinda Mezari götürü almislardi Zamansiz ölmüstü dostlari. Daha direneceklerdi, kar azdi. Fakülte kapilarini jandarma tutuyordu Sehirde polis vardi, jop, yagmur, gözalti Ne yapsin di/bir sürü isi yarim kalmisti. Hemen kitaplari karistirdi/tevil aradi/sevindi Çeliski yoktu/Ask hiç yoktu Asayis berkemal yüzleri yine ikiydi VII. Vahiy, tevil sirasini bekliyordu Cehennem; taslari ve insanlari Tevbe dünyalik bir isti. Izzet Saldamli |
BİR YOLCUYUZ BU GURBETTE Biz yolcuyuz yaratılıştan haşire doğru, Her insan mutlaka yÜrÜyecek bu yolu, Her anı insan oğlu için imtihanla dolu, Sabır ile şÜkretmek kazanmanın yolu. Acılar musibetler dikenleridir bu yolun, KÜçÜk gÜnahlarına kefareti olur kulun, Anlasa gafil insan hiç isyankar mı olur, O kapının eşiğinden hiç uzakta mı olur. Seni görememek asla hiç mÜmkÜn değil, Kör,sağır olsak da bu hiç mÜmkÜn değil, çiçeğe bakıp seni görmeyen insan değil, Soluk alıp da şÜkÜr etmeyen insan değil. Bu yolculuk insanı alır, iki sona götÜrÜr, Cennet veya cehenneme insanı götÜrÜr, Mevla cennete şeytan ise ateşe götÜrÜr, İnsanlık sırrına ereni,RabÂ’ bine götÜrÜr. |
Bir varmış bir yokmuş;çok eskilerde, hayatın büyülü olduğu bir zamanda yaşayan bir kum tanesi varmış. Dünyadaki en büyük çölde, milyarlarca kum tanesi arasında belki de en hayâlperestiymiş!!! O kadar hayâlciymiş ki, bir kurduğu hayâli bir daha kurmaz imiş. Çöl çok büyük olsa da yaşadığı çevre çok küçükmüş. Hep yeni şeyler yaşamak istiyormuş; fakat ne buna kuvveti yetiyormuş ne de içinde bulunduğu çevre izin veriyormuş. Kum arkadaşlarının sayısı, onu geçmezmiş. Bunlar hayatlarını neşe ve eğlence içinde geçirip yaşamın amacını hep biraz daha mutlu olabilmek zannederlermiş. Günlerden bir gün, onlar mutluluk hayâllerine devam ederken çölde bir rüzgâr esmiş. Ama ne rüzgâr!.. Eşi benzeri görülmemiş!.. Kum arkadaşlar, birbirlerine sarılmışlar, çok korkmuşlar ayrılacağız diye... Ağlamışlar yalvarmışlar Tanrılarına, “ne olur, bizi ayırma!” diye... Ne var ki, rüzgâr ayırmış onları , belki de bir daha bulamayacakları sekilde !.. Her biri tek başına kalmış koca sahrada... Başlarına gelecek en büyük belâ olarak düşünmüş her biri bu olayı!.. En çok üzülen de, bizim hayâlperest kum tanesi olmuş . Günlerce yememiş , içmemiş , gezmemiş , uyumamış. Sadece düşünmüş , düşünmüş , düşünmüş... “Acaba ne yapacağım bundan sonra?” diye sordukça açılmış,açıldıkça genişlemiş bilinci ve idrâki ... Yalnızlığını düşünmüş; milyarlarca kum tanesi içinde yalnızmış. Çölü düşünmüş ne kadar büyükmüş! Aklının alamayacağı kadar büyükmüş!.. Hiç konuşmak gelmiyormuş içinden ,düşündükçe şaşıyormuş o büyüklüğe!.. Kendisi ne kadar da küçükmüş!.. Düşünmüş , düşünmüş , düşünmüş...Hayretlere salmış kendini . Öyle bir hâle dalmış ki, kendi bile ne olduğunu anlamamış!.. Böylece, günler ayları, aylar yılları takip etmiş. Bir ara kendine gelmiş; ondan sonra yalnızlığın kadrini bilmiş. Karar vermiş “daha çok öğrenmeliyim” diye... Aramış bir bileni, günlerce aylarca yıllarca... Tek emeli bu olmuş . Sormuş bütün kumlara “nasıl öğrenirim ?”diye . Kumlardan biri, cevap vermiş; “aradığın, bu çölde bir kum tanesi; ama istediğin her şeyi verir sana .Bütün ilim onda; yalnız,çok araman lazım!” Bizim hayâlperest,aramaya başlamış.Günler ayları, aylar yılları kovalamış. Neredeyse, bütün çölü dolaşmış. Rüzgâr, onu bir oraya atmış, bir buraya... Neyse ,sonunda bulmuş aradığı bilge kumu, anlatmış ona tek isteğini. Bilge kum, “bekle” demiş;”ama beklerken hiç bir şey sorma”. Günler geçmiş aylar ,yıllar geçmiş, ne bir kelime konuşmuş ne de bir şey istemiş. Sadece susmuş, sustukça düşünmüş, düşündükçe açılmış; açıldıkça yayılmış. Sahrayı düşünmüş; kendine göre sonsuz olan sahranın dahi bir sonunun olduğunu... Sonra dönmüş, sormuş kendine: ‘Ben kimim ?’ diye ‘Nereden geldim, nereye gidiyorum?’ ‘Niçin geldim buraya bir kum tanesi olarak?’ Bu sorular, bilincini ve idrakini allak bullak etmiş. Yine de susmuş. Hâlini hisseden bilge kum, ‘Ne hissediyorsan o’sun sen!..’ demiş. Önce, kavrayamamış ne demek istediğini. Rüzgâr olduğunu hayâl etmiş. Çok hoşuna gitmiş; ama hayâlleri yine de sınırlıymış o şekilde bile çölün dışına çıkamamış. Anlamış biraz olsun, bilge kumu!.. Bir gece bilge kum gelmiş, bizimkinin yanına, “bak “demiş “yukarıya!” bakmış ,o güne kadar bakmadığı yukarıya, inanamamış, çöl büyük; ama ne önemi kaldı ki sonsuz gökyüzünün yanında !.. Ondan sonra, devam etmiş bilge kum; “Arama hiç boşuna dışarıda!.. Aradığın, kendinde...Özünde bulduğun da dışarıda... Her şey sende, özünde . Kâinât sende, özünde.!.. Bu bilge sözler, onu yine düşündürmüş. Öyle bir hâle dalmış ki, sırf o hâl olmuş. Ne kum kalmış gözünde , ne çöl ne de yıldızlar... Sadece kendi kalmış; bir başına, tek başına derken, bir an kendine gelmiş . Bakmış, bilge kuma... Yanında sanki bir hiçmiş!.. Anlayamamış O’nun bu hâlini. Bir şey de soramamış . Anlamış, yaşadığı hâlin bilge kuma göre, sonsuzda bir damla olduğunu. Yine beklemiş sabırla yıllarca!!! En sonunda söylemiş bilge kum ona : ‘Alemlerin aslı hayâldir, var olan hiçtir.Hiçin dahi varlığından bahsedilemez. Özün özü budur; yolun sonu yokluktur.’ Bunu duyan hayâlperest kumda ne hayâl kalmış kuracak, ne de düşünce... Hepsi yok olmuş hiçlik denizinde... Kendi de yok olmuş, varsaydığı varlığı da... HİC!!!!! |
ASLA UNUTMA Aklını kullan bir defada olsa Hatırlamak şuurun olsun Üç gÜnlÜk dÜnya da Kerimine dönen yÜzÜn hep gÜler yÜzlÜ olsun İşte yaşadın Aşkı da gördÜn Dostluklar gibi Unutuldun birer birer Keriminin kapısından başka Kimin kapısı var yalvarmak için Sende nankörlerden olma Asla unutma sultanını Adımların yorulsun onun hizmetindeyken Gözlerin bitsin onu okurken Dilinden dökÜlen sözler de her zaman Rahman ve Rahim olan Allah olsun. Dizlerin gecelerin elçileri olsun Kıl kılabildiğin kadar Yeter ki O secde Göz yaşlarınla ıslansın Kalbinde bir tek korku olsun O da Son anda İmanınla gidememek es-selam olan ALLAHA Kendini her zaman sıfır kabul etki İmanına olan iştahın açılsın Aşkı tat damarlarındaki kanda Kork Kork ki Alnın açık başın dik çıkasın evrenin sultanının karşına |
| Saat: 04:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık