![]() |
Üç adam ölür ve cennete giderler. Sorgu meleği birincisine sorar, "Seni cennete yollamadan önce sana bir sorum var: Karına karşı sadık oldun mu?" Adam yanıtlar; "Evet, asla bir başka kadına bakmadım." Sorgu meleği, "Şuradaki Rolls-Royce'u görüyor musun? O senindir. Cennetteyken kullanabilirsin.." Sorgu meleği ikinci adama da aynı soruyu sorar ve şu cevabı alır; "Bir kez karımı aldattım ama bunu ona itiraf ettim. Beni bağışladı ve mutlu yuvamızı kurtardık." Bunun üzerine sorgu meleği, "Şuradaki Mercedes'i görüyor musun? Cennetteyken onu kullanacaksın.." der ve üçüncü adama da sorar, "Karını hiç aldattın mı?" Adam yutkunur ve şöyle der; "itiraf edeyim ki; bulduğum her kıza asıldım ve her fırsatta onlarla yattım, birçoğu ile beraber oldum. Üzgünüm." Sorgu meleği; "Ehh" der, "Ama temelde iyi bir adamsın. Şuradaki eski vosvos'u görüyor musun? Cennette onu kullanacaksın." Bunun üzerine üç adam vedalaşır, arabalarına atlar ve kendi yollarına giderler. Birkaç hafta sonra ikinci ve üçüncü adam birlikte gezerlerken barın önünde birinci adamın Rolls-Royce'unu görürler. Bara girdiklerinde adamın perişan bir halde, etrafındaki boş şişelerin arasında salya sümük oturduğunu görürler ve şaşırırlar. "Heyy! ne oldu sana?" der ikinci adam, "Cennettesin, altında bir Rolls-Royce var, hersey mükemmel ama sen niye bu haldesin?" "Bugün karımı gördüm!" der birinci adam. Diğerleri; "Aaaa! ne kadar güzel, peki derdin nedir?" diye sorarlar. Adam içini çekerek konuşur, "Kaykay'la dolaşıyordu..." verildiyse sory. |
TEMELİN VASİYETİ Yolculuktan dönen Idris, kahvede oturanlara sordu : - Yahu pizum Temel nasil öldi? - Kalpten cittu, dediler. - Vasiyetu filan var miydu? - Var idu. "Beni denize gömün" demis idu. - Cömdünüz mü? - Cömdük amma, mezarinu kazarken çok kayip verduk... |
Kral Tv'nin sarışın, prezentabl vj'lerinden biri programında: "Bana ne kadar değer biçersiniz yani benimle evlenmek için ne kadar başlık parası verirsiniz?" diye soruyor, ağzını yayarak... Telefona bağlananlar, 'milyarlarımı, evimi, arabamı, varımı, yogumu, herşeyimi' diye sayıp döküyor.. Orta yaş civarlarında bir amca arıyor, "150-160 milyon lira veririm'diyor. Sarışın vj şaşkın, değer kaybının nedenini soruyor.. "Sen aşağı yukarı 50-55 kilo çekersin' "Eeeee!" "Eeeee'si.. Kaşarın kilosu da üç milyon lira civarında.." |
Yarı manyak Ögretmen derste çocuklara dönerek sorar: - Söyleyin bakayimkuzeyimizde karadenizgüneyimizde akdenizbatimizda ege denizi varsa BEN KAÇ YASIMDA OLURUM..? Arka siralardan bir parmak kalkar: - Kirkdört ögretmenim.. Gerçekten de o yasta olan ögretmen sasirir: - Dogru..Ama nasil bildin.?.. - Gayet kolay ögretmenim..Benim yari manyak bir agabeyim var; tam yirmiiki yasinda..Onun yasini iki ile çarpinca sizin yasiniz çikiyor.... |
Parmak Temel oğluna parmakların isimlerini öğretiyormuş."Bak uşağum bu baş, bu işaret, bu orta, bu yüzük ve buda serçe parmak. Anladınmı?"oğlu kafasını sallayarak hayır demiş.Temel bir kez daha anlatmış ve tekrar sormuş " anladın mı uşağum?".Çocuk tekrar hayır demiş.Bir daha, bir daha derken en sonunda çocuk anladım deyince, Temel elini sallayarak "bak bakalım bir de karıştırarak sorayım" demiş... |
Çetinim http://www.fikralar.com/images/bir_piksel.gif Ameliyathane kapısında dört dönen adama, hemşire müjdeyi vermiş: - "Beyfendi bir oğlunuz oldu!" Adam sevinçle haykırmış: - "Yaşasın, ismi Çetin olacak, oğlum benim!" Hemşire biraz yüzünü ekşiterek adamın yanına gelmiş ve: - "Ancak Çetin'in bir kolu yok", demiş. Adam üzülerek: - "Olsun ben Çetin'im için herşeyi yaparım, onu gösterin bana", demiş. Bunun üzerine hemşire: - "Ama Çetin'in diğer kolu da yok", demiş. Adamın afallaması sürerken hemşire sayıvermiş: - "Ve Çetin'in bacakları da yok , üstüne üstlük gövdesi de yok..." Adam dayanamamış: - "Yeteeer, Çetin'imi gösterin bana" diyerek ameliyathaneye dalıvermiş. Ameliyat masasının başına geldiğinde bir bakmış ki Çetin sadece bir gözden ibaret. Adam dumura uğramış bir halde: - "Çetin'im Çetin'im" diyebilmiş. Bunun üzerine ameliyatı yapan doktor adama yaklaşmış elini omzuna atarak: - "Beyfendi Çetin sizi göremez, o maalesef kör", demiş.. |
Karne Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir: -"Getir bakayım şu karneyi!" -"Al baba..." Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf. -"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!" -"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..." |
Tükürük Şampiyonu Temel Almanya'ya işçi olarak çalışmaya gider. Uçaktaki koltuğunun hemen yanında dünya tükürük şampiyonu oturmaktadır. Adam bir tükürür ve tükürük Temelin kulağının yanından mermi gibi geçer. - Adam: "Ben 96 olimpiyatları dünya şampiyonu Almanya'dan Hans" der. Temel tabi şaşırır. Bir müddet sonra adam bir daha tükürür ve tükürük Temelin kafasını sıyırarak gider. -Hans: "Ben 2000 dünya tükürük şampiyonu hans"der. Temel artık dayanamaz ve Hans'ın suratının ortasına tükürür. -Temel: "Daha acemiyim." der. |
teşekkürler güzeldi :) |
Bizim Temel bi gökdelende temizlikçiymiş ee tabi bina 453 katlı bizim uşak 423.kattan aşağı düşmüş düşerkende her katı geçince geriye sayıyomuş 345,344,343 falan en sonunda 1.katın hizasına gelmiş ve yukarı bakıp şükran dolu bi şekilde ey büyük ALLAH'ım sana şükürler olsun 1.kata kadar sağ salim geldik artık 1.kattan düşsemde bişi olmaz |
Teşekkürler. |
Mehmet ile Handan ögrenci olup, ayni evi paylasmaktadirlar. Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmetin annesini yemege davet ederler, Mehmetin annesi aksam yemegi süresince Handani uzun uzun süzer ve aslinda Handanın çok alimli ve güzel bir kiz oldugunu , acaba aralarinda ev arkadasligindan daha ileri bir boyutta bir iliskinin mevcut olup, olmadigini merak eder. Aklini okumusçasina Mehmet annesine der ki: Ne düsündügünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadasiyiz, ötesi yok. Aksam yemeginden sonra Mehmetin annesi evine döner. Aradan bir iki gün sonra Handan der ki: -Mehmet, annen bize yemeğe geldiginden beri gümüs çorba kasesini bulamiyorum. Mehmet yanitlar: -Annemin almis olabilecegini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım. Oturur ve yazar: Annecigim, Gümüs çorba kasesini sen aldin demiyorum, ama almadin da demiyorum. Fakat konu su ki: sen bize yemege geldiginden beri gümüs çorba kasesi kayip. Sevgiler oglun Mehmet. Bir hafta sonra Mehmetin annesinden mektup gelir: Sevgili oglum: Handanla yatiyorsun demiyorum, ama yatmiyorsun da demiyorum. Fakat konu su ki: Handan kendi yataginda yatiyor olsaydi, gümüs çorba kasesini çoktan bulmus olurdu. Sevgiler annen. :))) |
Koyun gencleri Temel'e gelip: - Temel amca, sen eski avcilardansin bize avlanmayi ogretir misin? demisler.Temel de onlari kiramamis ve hep birlikte ava cikmislar. Ormanda gezerken kucuk bir delik gormusler.Temel: - Cocuklar habu gordugunuz tavsan deligidir.Silahi dogrultup bekleyeceksin tavsan cikti mi vurdun vurdun vuramadin gitti, demis. Biraz beklemis ve tavsan ciktigi anda Temel onu halletmis.Biraz daha gitmisler, bu sefer ilk delikten daha buyuk bir delik gormusler.Temel: - Aha bu da tilki deligidir.Silahi dogrultup bekleyeceksin tilki cikti mi vurdun vurdun vuramadin gitti, demis ve tilki cikinca onu da vurmus. Biraz daha gitmisler bu sefer bir insan boyunda delik gormusler.Temel: - Bu gordugunuzde ayi inidir.Silahi dogrultup bekleyeceksin, ayi cikti mi vurdun vurdun vuramadin gitti, demis ve daha oncekilerde oldugu gibi ayiyi da vurmus. Biraz daha gittiklerinde, neredeyse 5 insan boyunda bir delikle karsilasmislar.Temel biraz cekinmis: - Ula usaklar bu kadar yeter hadi geri donelim, demis.Gencler donmek istememis.Illaki buraya da bakalim demisler.Temel israrlara dayanamamis. - Pekala herkes tufegini hazirlasin hep birlikte iceri girelim, demis. Hep birlikte dev gibi ine girmisler.Biraz sonra icerden silah sesleri gelmis. Ertesi gun gazetelerde manset: "Teroristler, Trabzon-Rize seferini yapan trene saldirdi!". |
:D |
EŞŞEK Birgün Temel eşeğiyle köyüne dönerken yolda gördüğü elma bahçesindeki elmalardan tatmak ister. Bahçeye girer ve eşeğinin üstünde kolayca eriştiği elmalarla bir güzel karnını doyurur. Tam ayrılacağı sırada bahçe sahibi ikisini de görür ve yakalar. Önce bir güzel eşeği döver, ardından da köşede bekleyen Temel'i pataklar. Dayaktan sonra dayanamayan Temel sorar : - Tamam dövdün, anladık ta sana pir şey sormak isteyrum! - Sor bakalım. - Neden önce beni degul de eşeği dövdün ? - Seni önce dövseydim eşek kaçardı da ondan !... |
LAZ İCADİ Dunya Genetik Projeler Yarismasi yapiliyormus. Tum ulkelerden genetik profesorleri yarismaya calismalari ile katilmis. Ilk Fransiz profosorün calismasinin basina gelmisler. Juri baskani calismasinin ne oldugunu sormus Fransiz profösör baslamis anlatmaya:Ben inek genleri ile tavuk genlerini birlestirdim,otraya çikan mahlukatin eti kirmizi et kadar lezzetli, beyaz et kadar saglikli oldu demis.. Ardindan diger çalismalari ulke ulke gezmeye baslamislar. Sira gelmis Turkiye'den bizim Laz profesore, Juri baskani: -"Sizin calismaniz nedir?" diye sormus. Laz profesor anlatmis: "Ben demis, karpuz genleri ile hamambocegi genlerini birlestirdim!" Birden tum juri uyelerinden bir kahkaha kopmus ve baskan Laz profesore "Bu calisma ne ise yarar?" diye sormus. Laz profesor: "Acayip ise yariyor, karpuzu kesiyosun, cekirdekleri kaçisiyoo |
Temel ile karısı fadıme yayladan evlerine gıderken önlerıni eskıyalar kesmiş. Eşkıyaların lideri, temel ile fadımeye eger akraba isimlerınden degılse onları oldureceklerını solemişler... Eşkiyaların lideri once temele sormus: Senın adın ne? Temel de: "temel" demişş. Eskıyaların lıderıde onu öldüreceğini söylemiş... Sonra fadimeye sormuş: Senın adın ne? Fadıme de: "fadıme"demiş.. Onu oldurmeyecegını söylemişler.. sonra da tam silahı temele doğrulturken temel söze atlamış. Temel: "Yanlışlık edeysunuz... Benim adım temel ama kahvede bana Fadime derler daa.." |
Temel’e Annesinden Mektup Sevgili oğlum Temel, Senin hızlı okuyamadıgını bildigim için bu mektubu yavaş yavaş yazıyorum.Artık, senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, insanların başına genellikle evlerinin 2 km civarındaki bölgelerde kaza geldiğini okumuş; o yüzden taşındık. Sana yeni adresi veremiyorum çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler. Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine 4 gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha o gömlekleri görmedim. Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. ilki 3 gün sürdü; ikincisi ise dört gün. Benden istediğin yeleği postaya verdim, ancak halan, o koca düğmelerle paketin çok ağır olacağını söyledi; o yüzden düğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin. Sevgiler, Annen(Safinaz) Zarfın Üzerinde bir Not : Sana biraz da para gönderecektim ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum. |
Temel bir gün kahvede otururken; televizyonda Bülent Ecevit'in konuşması yayınlanmaya başlamış. Bunun üzerine Temel: -Yahu kac zamandur göremeyrum keratayı; n'apayi acaba. Uşaklar bi' gidup görelum oni isterseniz. Kahvedekiler şaşkın bir vaziyette: - Uşağum rakiyi fazla kaçurdun galiba. Sen kim paşpakanla konuşmak kim? -İnanmaysanuz bağa yarın ilk otobüslan gideruk siz de gözlerunuzlan görursunuz dostluğumuzi. Bunun üzerine kahvedekiler de Temel ile birlikte Ankara'ya giderler ve başbakanlık danışmanlığına çıkarlar. Temel danışmana ismini verdikten hemen sonra danışman başbakana durumu bildirir. Ecevit olayı duyunca hemen odasından çıkıp kavedekilerin şaşkın bakışları arasında Temel'e koşar; sarılıp hasret giderir. Uzun uzadıya bir sohbetten sonra Temel fazlasıyla ikna olmuş arkadaşlarına dönüp: - Yahu uşaklar pakun aklima ne geldi? Hazir gelmişkan pi de Demirel'i görsak, özledim oni payağidur görmeyrum. Hem sizin için da değişikluk olur. - Ecevit'i tanuysun orayi anladuk ama o kadar da uzun boylu değil. Reis-i Cumhuru da taniyacak değilsun ya.... Bu konuşmanın ardından Cumhurbaşkanlığı konutuna giderler ve Aynı hadiseler tekrar yaşanır. Temel büyük bir gurur içinde, arkadaşları ise olayın şokunu atlamamış bir halde köye geri dönerler. Aradan bir hafta geçmemiştir ki, televizyon da Bill Clinton konuşma yapmaktadır. Temel arkadaşlarına: - Uşaklar ister misunuz sizi ABD paşkanuyla tanuşturayim? Hem pi hava değişikluğu olur sizin içun. - Tamam Türkiye'ye tanumaduğun adam yok ama koskaca Clinton'u da taniyacak değulsun. ........................................................................... .............. İki gün sonra uçakla Washington'a Beyaz Saray'a giderler ve randevu alırlar ama başkan sadece Temel'i içeri kabul eder. Kapıda kalan arkadaşları durumu şüpheyle karşıladıklarından odanın içinde olup bitenleri merak etmektedirler. Bunun üzerine yoldan geçen uzun boylu bir siyahtan pencereden içeride kimlerin olduğunu ve ne yaptıklarını kendilerini anlatmalarını isterler. Pencereden içeri bakan Michael Jordan: -Ya içeride dört beş kişi var ama ben sadece Temel'i tanıyorum o da ayakları masa da sigara içiyor. Diğerlerini çıkaramadım. |
Temel Eczane Açmak İsterse Temel eczacılık fakültesini bitirmiş. Fakat eczane açacak parası yok, Girmiş bir eczaneye: - Beyefendi sizde soğan var mı? Adam Temel'i başından savmış.Temel bu durur mu? Hergün yeni saçma soru larla geliyormuş. Birgün eczacı Temel'e: -Kardeşim senin derdin ne? -Burayı bana sat. Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmış,birkaç gun sonra Eczaneyi satan a dam içeri girmiş,Temel'e: -Siz de soğan varmı? demiş... Temel adama 'biz de soğan var ama senin reçeten var mı?'demis.... |
Temelle dursun bi gün sinamaya giderler filmde bir at yarışı sahnesi vardır ve temel dursuna sorar -İddaya varmisun ben diyrum 1.at kazanur. dursun; -Oldi benda 2. ata oynayrum iddayı temel kazanır ve temel dursunun 5 milyonunu alır. ertesi gün temel dursunu arar -Dünkü film faridiya ben oni bidaa seyretmiştum vicdanum rahat etmedi onun içun aradum. Dursun: -Benda seyrettum. Temel: -O zaman niye 2. ata oynadu? Dursun: -Süpriz oynadum daa |
espiri Dursun bir gün Temele sorar: -Ula temel sen bir öğünde kaç hamsi yeyisun? -elli -peki orucken ne kadar yeyisun? -yüz hayır -oruçken bir tane yediğin zaman orucun bozulur ve diğer doksan dokuz taneyi oruc değilken yersun. Temel bu espiriyi çok sever ve hemen bir arkadaşına söyler. -Ula sen oruçken kaç hamsi yersin yirmi tüh espiriyi kaçırdın yüz deseydin espiri yapacaktım |
Temel ile Dursun iki katlı bina yaparlar. Birinci katı tamamladıktan sonra evleri olmadığı için orada kalmaya karar verirler. Yaz mevsimi olduğundan yattıkları yere sivri sinekler dolar. Bunlar da sineklerin kendilerini sokmaması için yorganı başlarına kapatırlar. Günlerden bir gün yine yatma zamanı gelince odaya ateş böcekleri girer. Bunlar herzamanki gibi başları yorganın içine gömülü şekilde yatarlarken Temel bir ara başını dışarı çıkarıp ateş böceklerini görünce tekrar aceleyle yorganın içine gömülür. Dursun’u dürter ve ona; “Ula, ula Dursun! Sivrisinekler ellerinde fenerle bizi ariler”. |
Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş. Profesör kaşlarını çatarak: ' Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz ! ' Öğrenci: ' O zaman ben uçtum...' Profesör cevaba cok sinirlenmiş, sınavda öğrenciye takmış ve sınavı başarısız geçmesi için elinden geleni yapmış. Yanlız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış. Profesör öğrenciye: “ Sana son bir soru soracağım “ demiş; “ Yolda yürürken iki çuval bulduğunu hayal et, birinde akıl var, diğerinde ise para var. Hangi çuvalı alırsın? Öğrenci: ' Para olan çuvalı seçerdim...' Profesör: ' Ben akıl olan çuvalı seçerdim...' Öğrenci: ' Normal ! Kimde ne eksikse onu seçer...” Profesör çok sinirlenmiş, öğrencinin sınav kağıdında not yerine ' Öküz ' yazmış. Öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış. Bir dakika sonra öğrenci kapıyı aralamış : ' Sayın profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz.' Demiş. |
Bülent Ersoy Birgün Temel ve Dursun kahveye giderler. Kahvede Temel süt icelim der Dursunda kahve icelim der ve tartisirlar. Sonra garson tartismayi böler ve derki eger kapidan önce kadin gecerse süt ama eger erkek gecerse kahve iceceksiniz. Temel ve Dursun anlasirlar. Sonunda sütlükahve icerler. Sizce kapidan kim gecmis olabilir? Bülent Ersoy!!!!!! |
Futbol konuşuruz Einstein ölünce insanlığa hizmetlerinden dolayı onu cennette bir villaya yerleştirmişler. Bir gün kapısı çalmış. Gelen adam benim IQ 200 demiş. einstein ooh demiş gel içeri seninle quantum fiziği konuşuruz. Bir vakit sonra başka biri gelmiş. Adam benim IQ 90 demiş. Einstein gel gel demiş seninle siyaset konuşuruz. Derken üçüncü adam kapıyı çalmış. Benim IQ 5 demiş. einstein biraz düşünmüş ve cevabı vermiş.. Gel içeri seninle de Futbol konuşuruz. |
ANNESİNDEN TEMEL'E MEKTUP "Sevgili oğlum Temel... Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için mektubu yavaş yavaş yazıyorum... Artık senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, "İnsanların başına genellikle evlerinin iki kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini" okumuş; o yüzden taşındık... Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler... Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine dört gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha gömlekleri göremedim. Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün, ikincisi ise dört gün sürdü... Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan 'o koca düğmelerle paket çok ağır olur' deyince düğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin... Not: Sana biraz da para gönderecektim, ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum... Sevgiler... Annen" |
Aylardır iş bulamayan delikanlı artık önüne gelen her yere müracaat etmeye başlamıştı. Hayvanat bahçesinin önünden geçerken durdu ve "neden olmasın" deyip, oraya da müracaat etti. Olacak ya; bahçenin gözdesi goril önceki gece ölmüştü ve bunu müşterilerden bu günlük gizlemeyi başarmışlardı. "Yeni gorilimiz gelene kadar, onun postunu giyip goril taklidi yapabilir misin?" diye sordular. Delikanlı önce şaka herhalde diye düşündü, ama hayır adamlar gerçekten ümitsiz görünüyorlardı. "Parada anlaşırsak yaparım" dedi. Anlaşmaları uzun sürmedi. Ertesi sabah geldi, hazırlanmış postu giydi, gorilin kafesine girdi ve o güne kadar seyrettiği belgesellerden aklında kaldığı kadarıyla goril gibi davranmaya başladı: Ara sıra homurdanıyor, göğsünü yumrukluyor, dört ayak üzerinde yürüyor, bir dala sıçrıyor, sallanıyor, seyircilerin attığı meyveleri yiyordu. Birkaç gün sonra işine öyle adapte olmuştu ki, daha yüksek dallara bile tırmanıyor, daldan dala atlayabiliyordu. Ama son atladığı dalı tutamadı, kafesini yan kafesten ayıran fensin üzerine düştü, yıpranmış fens teli yırtıldı ve kendini yan kafesin içinde buldu. Bu aslanın kafesiydi. Delikanlı yutkundu, kelime-i şahadet getirdi. "İmdat!" diye bağırdı ama kendi sesini kendi bile duymadı. Korkudan sesi kısılmıştı. Tekrar bağırdı. Eh! hiç olmazsa kendi duymuştu. Önce neler olduğunu anlayamayan aslan yavaşça yattığı yerden kalktı, delikanlıya doğru ağır adımlarla yaklaştı. Seyirciler çığlık çığlığa idi. Bir çocuk sanki goril anlayacakmış gibi (!) "tırman, fense tırman" diye bağırdı. Ama korkudan gorilin sadece sesi kısılmamış, eli kolu da felç olmuştu. Aslan affetmedi, geldi, önce pençesini gorilin göğsüne dayadı, sonra başını başına yaklaştırdı ve fısıldadı: "Kapa çeneni aptal! Beni de işimden edeceksin" |
Hande mi yener, Funda mı arar, hayır Seray sever. Bu üçüne önce Nejat işler sonra da Ahmet çakar. Bu geyik Celal'i bayar, bu geyiğe dayanamayan Ferhat göçer. Yıllar sonra bunlar tarih olur, o tarihide Gönül yazar, Mehmet okur. Bu mesajı 10 kişiye gönderirsen dileklerin kabul olur. Buna da anca Kadir inanır.. |
ANANIN YANINA BİZİM TEMEL PARAŞÜTÇÜ OLMUŞ.BİR GÜN TEMEL'E HOCASI TEMEL GİT İKİ GÜN AİLENİ ZİYARET ET DEMİŞ GELİNCE BÜYÜK GÖSTERİ YAPACAĞIZ.TEMEL GİTMİŞ İKİ GÜN ANNESİNİ BABASINI GÖRMÜŞ HASRET GİDERMİŞ.GİDECEĞİ GÜN ANNESİ TEMEL'E OĞLUM ATLAMA SENİN PARAŞÜTÜN AÇILMAYACAK RÜYAMDA GÖRDÜM DEMİŞ.TEMEL HOCASININ YANINA VARINCA HOCASINA OLAN BİTENİ ANLATMIŞ.HOCASI TEMEL'İ İKNA EDEMEMİŞ VE SONUNDA TAMAM SEN BENİMKİNİ AL DEMİŞ.NEYSE UÇAĞA BİNMİŞLER TEMEL HOCASININ PARAŞÜTÜNÜ ALMIŞ VE ATLAMIŞ.BİRAZ GITMİŞ İPİ ÇEKMİŞ AÇILMIŞ DERKEN YANINDAN HIZLA HOCASI GEÇMİŞ.TEMEL HOCASIN ARKASINDAN BAĞIRMIŞ.HOCAM NEREYE GİDİYORSUNUZ?HOCASI TEMEL'E ''ANANIN YANINA |
-Sen bu adama “eşek” demişsin doğru mu? -Doğru ama, ağzımdan kaçtı Hakim Bey -Demek ağzından kaçtı? -Evet Hakim Bey bağışlayın! -Bak bu hafifletici bir sebep -Sağ olun Hakim Bey! -Bunu göz önüne alarak sana… -Teşekkür ederim Hakim Bey -Dur..Sözümü kesme.. -Tamam kesmem, Hakim Bey!… -Sana bir yıl hapis cezası veriyorum. -Nee??Bir yıl mıı??Etmeyin Hakim Bey! -Böyle devam edersen ağırlaştırırım bak cezanı! -Ama Hakim Bey ağzımdan kaçtı, dedim! -Kaçmasaydı…Diline sahip olsaydın! -Ama istemeyerek oldu. -Boşuna dil dökme, karar kesindir. -Yaaa!!!Şimdi düşmez mi hiç bu ceza??!! -Düşmez!!Böyle devam edersen daha da artar… -Peki öyleyse, size bir soru sorabilir miyim Hakim Bey? -Sor bakalım? -Ben bir eşeğe “Bey” deseydim ceza alır mıydım?? -Yooo!!Niye alasın ki o bir hayvan… -Cevabımı aldım.Teşekkür ederim Hakim “Bey”!!! -???!!!xyzzzz***?!?!…. |
"Başhekim bir gün deliler hastanesinde hastaları ziyarete çıkar ve bir köşede delilerin kendi aralarında bir rakam söyledikten sonra güldüklerini görür ve sorar: - ""Neden söylediğiniz her rakamdan sonra gülüyorsunuz diye?"" Delinin biri cevap verir: - ""Biz der bütün bildiğimiz fıkralara numara verdik.. 5 dediğimiz zaman 5 numaralı fıkra aklımıza geliyor gülüyoruz; 8 deyince 8 numaralı fıkra aklımıza geliyor, gülüyoruz"", demiş. Başhekim ""bir de ben söyleyeyim o zaman"", demiş. ""5"", demiş çıt yok, ""7"" demiş çıt yok.. Bakmış çıt yok; sormuş ""ben söyleyince neden gülmüyorsunuz?"" Delinin biri cevap vermiş: - ""Başhekimim anlatmadan anlatmaya fark var...""" |
Meşhur bir filozofa “Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?” diye sorulduğunda “Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan”demiş. :-# |
temel ve dursun mutursiklet gezisi temel bir gün yeni bir motorsiklet alı ve dursun ile bereber bir gezinti ye cıkar baya gezerler va hava kararır tam o sırada önlerinde iki ışk görürler ve dursun temel önumuzda iki motosiklet var der ve temelde ula dursun az bekle ikisunun ortasunda geceum de havamuz olsun temel gaza basar tam iki ışıgın artasına gelince birden devrilirler ve dursun ula temel ne oldi temelde uşaum ortadaki lambaları yakmayı ünitmiş |
Temel kırtasiye`ye girmiş, tezgahtara : -Pana pir roman lazum, demiş. Kırtasiye tezgahtarı sormuş : -Efendim agır mı olsun hafif mi? Temel : -Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur |
Adamın biri bir gün eyfel kulesinin üstündeki restoranta gitmiş.yan masadaki adamın garsondan eyfel içkisi istediğini duymuş.bu içkinin nasıl bi içki olduğunu bilmediği için yan masadaki adama ''söylermisiniz bu nasıl bi içki bende ısmarlıcaktımda?'' diye sormuş.adamda''bu öyle güzel bi içki ki bunu içip eyfel kulesinden atladığınızda tam yere düşecekken havaya doğru uçmaya başlıyorsunuz''demiş adamda ''madem bu kadar eminsin e atlada görelim birader''demiş yan masadaki adam 1 kadeh içki içtikten sonra eyfel kulesinden atlamış.gerçektende tam yere düşecekken havaya doğru uçup pencereden içeriye girmiş.bunu gören şaşkın adam kendisi de denemek için garsondan içki istemiş.bütün şişeyi içtikten sonra eyfel kulesinden aşağıya atlamış.bunu gören diğer misafirler hep bir ağızdan ve yüksek sesle ''NE YAPTIN BE SÜPERMEN'' demişler...:))):O |
Temel Cemal'e soruyor: -kafestedur, saridur öter. -kanaryadur -pilemedin paluktur. -sari paluk olurmu? -boyadum. -kafestedur dedun -ben koydumda. -Paluk hiç öter mi? -Bu da bimecenin şaşartmacasidur. |
Küçük Temel, ders çalışırken babasına sordu: - Baba, Orhan Kemal kimdir? Babası, iç çekerek yanıtladı: - Büyük yazar idi, öldü. Temel, gözlerini kırpıştırarak söylendi: - Üzüldüm. Keşke biraz ufak yazsaydı!.. |
Leyla, ağacın altına oturmuş resim yapıyordu.Babası kızın elindeki bomboş kagığıdı görünce sordu : -Leyla, ne resmi yapıyorsun bakayım? -Çimenlikte bir keçi resmi. -Çimenler nerede? -Keçi hepsini yedi. -Ya keçi?... -Yiyecek birşey kalmayınca o da gitti. |
Bir albay, bir er, bir yasli kadin ve bir de genc kiz trende ayni kompartmanda yolculuk etmektedir. Tren bir tunele girip kompartman karardigi zaman, MUCUK bir öpücük sesi ve ardindan SIIRRRRAAAK ! diye bir tokat sesi duyulur. Tünelden ciktıktan sonra yasli kadin "Aferin genc kiza Nasil yapistirdi tokadi" diye düsünmekte ve kafasini sallamaktadir. Genc kiz da "Zevksiz herif bu morukta ne buldu ki , bi de öpmeye kalkti ama kadin da iyi yapistirdi " diye dusunmektedir. Albay ise "Ulan bizim esoglusu er, kizi öptü. Tokadi biz yedik" diye yanarken er de icinden soyle düsünmektedir: "Hehe. Aferin lan bana. elimi öpüp nasil yapistirdim tokadi albaya... |
Ekmek Varmı ? Ördek bara girer ve Barmen'e: - Ekmek var mı ? - Yok - Ekmek var mı ? - Yok - Ekmek var mı? - Yok - Ekmek var mı ? - Yok dedik ya - Ekmek var mı ? - Eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim - Çivi var mı ? - Yok - Ekmek var mı? |
Doğum haberini alan Temel, heyecanla bekleyen akrabalarının yanına koşmuş ve mutlu haberi vermiş… -İkizlerumiz oldi… Akrabaları sormuş: -En çok kime penziyler diye… Temel cevap vermiş; Pirbirlerine |
Temel silah satan bir dükkandan içeri girer: -Ben tutukluk yapmayan seri bir silah ariyorum. Satıcı sorar: -Savunma amaçlı mı? Temel: -Hayır... Savunmamı sonradan avukatım yapacak:D:D |
Temel sigara nin zararlari konulu bir konferansta konusuyormus.Bir adam sormus, Hayatim boyunca sigara içtim ve seksen yasina geldim. Ne diyorsunuz? Sigara içmeseytun pelçi te toksan yasuna celmis olacaktun . |
Temel’le Dursun, “Uzun yaşama ilacı” uydurması ile milleti dolandırıyormuş…Kalabalık bir yere tezgahı açmışlar… Temel bağırarak ilacı methetmiş ve; “-Pakun işte, ispati penum… Pen 350 yaşindayum” demiş… Oradan geçen ihtiyar bir kadın, Temel’in yardımcısı Dursun’a sokularak usulca sormuş; -Evladım, dedikleri doğru mu acaba?… “-Valla teyzecuğum, tam pilemeyeceğum… Çünkü pen yanina yeni kirdim… 120 senedur çalışiyrum…” |
Cafer komadadır... Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar: "İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin... İflas ettiğim gün oradaydın... Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığimda seni gördüm... Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın... Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabii...... "Şimdi komadayım yine başucumdasın... Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın..." :D:D |
BEKTAŞİ VE SOFU Koyu sofu bir adamcağızla Bektaşi, bir başka kente gitmek üzere bir kervana katıldılar. Sofu, ikindi üzeri namaz kılacağını söyledi. Bektaşi : -Geç kalırsan kervanı kaçırırsın ; onun için sünneti bırak da yalnız farzı kılıver, diye öğüt verdi. Bektaşi'nin sözüne uydu adam. O gece bir yerde konakladılar. Ertesi sabah sofu, Bektaşi'ye sitem etti. -Dün bana sünneti kıldırmadın, gece rüyama Peygamber Efendimiz girdi. Bektaşi adamın sözünü ağzına tıkadı : -Daha ne istiyorsun! Farzı da bırak rüyana bu kez Tanrı girsin! |
ARKADAŞIN OLDUĞUM İÇİN Mİ? Adamın biri karadenizli arkadaşına "eşek" demiş. Karadenizli sormuş : -Eşek olduğum için mi arkadaşınım; yoksa arkadaşın olduğum için mi eşeğim? |
Mühendisler Bir Makine Mühendisi, Bir Elektrik Mühendisi ve bir Bilgisayar Mühendisi bir gün eski bir araba ile yola çıkmışlar. Issız bir otobandan geçerken, araba aniden durmuş, baktılar çalışmıyor, Makine Mühendisi - Ben simdi hallederim!" diyerek atılmış, önce arabanın altına yatmış, kaputu açmış, bir kaç girişi sıkıştırıp, bir kaç yere çekiçle filan vurmuş ama tik yok! Başı eğik arabaya geri dönmüş. Bunun üzerine Elektrik Mühendisi atılmış hemen, o da elektrik girişlerini, sigortaları kontrol etmiş, kablolarla oynamış ama hareket yok! Bunun üzerine ikisi birden dönüp, Bilgisayar Mühendisine bakmışlar. Sıranın kendisine geldiğini anlayan Bilgisayarcı, - Eeee şey, arabadan bir çıkıp tekrar girsek? |
birgün temel amerikada trafik polisi olmaya niyetlenir.sınavları gectıkten sonra polis olur.ancak mesleğinin ilk gününde ceza kesecek kımseyi bulamaz.ve bir sabah biseklete binen birini gözüne kestirir ve ona:'dur hemşerim sana ceza yazacağum'der. adam temele dönerek 'yazamazsın ben papazım,sağ omzumda isa sol omzumda meryem var 'der. temelde papaza dönerek:'şimdi yaktım çıranızı bisiklete üç kişi binmişsinizz |
| Saat: 06:39 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık