MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

NiliM 9 Haziran 2007 13:37


Yalnızlığıma İnat


Sensizliğin kıyısında,
Bekliyorum seni.
Yalnızlığıma inat,
Beklediğim gibi...

Gökyüzüne soruyorum,
Daha çok beklermiyim? ? ?
Diyor ki;
Onun kalbi,
Bazen yağmurlu,
Bazen parçalı bulutlu,
Bazen de sana açık!

Güneşe soruyorum;
Bekle diyor gelecek...
Sözleri yaksa da seni,
Bakışları sımsıcak,
Evet der gibi!

Denize soruyorum;
O da benim gibi diyor...
Çok derin,
İçinde bir yerlerde sen varsın! ! !
Ya onunla var olacaksın,
Ya da içinde boğulacaksın! ! !

Ne denizi,
Ne gökyüzünü,
Ne de güneşi biliyorum.
Tek bildiğim,
Sensizliğin kıyısında,
Yalnızlığıma inat,
Seni beklediğim...

Selhan Yurt


Sedef 21 9 Haziran 2007 14:39

Yalnıza Övgü
Mutluluğun gözü kördür,
Yalnızlık sağır.
Ondandır biri tökezleyerek yürür,
Öbürü uykusunda bile bağırır.

Mutluluk yalnız kendisini görür;
Unutur bu yüzden ilkin kendisini.
Yalnızlık kendi tutukluğunda özgür,
Boyuna bekler dönsün diye sesini.

Mutluluk alışır kendisine, ölümden beter;
Borçsuzluğuyla övünür, ama kedisi doğurmaz.
Yalnızlığın gidecek bir yeri yoktur;
Boyuna kapısına döner, açan olmaz.

Mutluluğun mezarları, yalnızlığın heykeli var...
Her ikisinin de saksılarında çiçek.
Biri hep başka bir renkle solar,
Öbürüyse ha açtı, ha açmayacak.


Özdemir Asaf


Mystic@L 10 Haziran 2007 12:17

tenimize sığınan yağmurun ürpertisiydi
kaldırımlarla buluşan bir dilek türevi
zührevi hastalıklardan muzdarip bir ******
geceye ilendi, gece kırıldı ve kıvrıldı kucağıma
artık ne im, ne çetele gerekir
ırayan kanımda tutuklu bir kızıl gül şiiri
cılız bir bağlama sesi takılır kulağıma
ve sevgilimin ürpertisi.
kaygılanma katıl kalbine direnen aşka
sen biriken bir yaşamak tövbesiz ve aşırı
aşkın öğütleyen sözleriyle büyüyen
sokak kedisi mırıltısı.
huzurun doğdugu ve kutsandığı
ölümün olduğu yerde nisyan
yüzün acılı bir kuş hafifliği
derdime derman
ey dile dolanan şarkı belirgin ol
kallavi bir acı ol ak kalbime
çiçeğin rengine karış, arının vızıltısına
şairin ruhu ol.
kucağımda kıvrılan gece, fahişeyi izledi
ve gölge dolanıp karnına oturdu gerçeğin
ve şiarı şairin ah oldu
ah uzandı sevgilinin kalbine dokundu
İlhami Atmaca


Mystic@L 10 Haziran 2007 14:52

Düşlerime girer bir denizaltı
Eksik yazılmış şarkılar gibi
Sesi yankılanır kuşkularımda
Korkmakla küçülmüş mü oluyorum
Düşünüyorum düşünüyorum da
Yıkılmış kentler gibi kalıyorum
Bundan sonra ne inanç ona benden
Bundan sonra ne sevgi ondan bana

Avşar Temuçin


RuYa 10 Haziran 2007 15:17

Basit bir kareli defter de yeterdi
Samatya istasyonunu anlatmak için
akşamı beklerken
beklerken parçalanmış umutları
biraz önce yağmur yağmış o istasyon
hüzün dağıtırken
uzaktan bakanlara bile
kıyı yolundan geçenlere
ve yolculara ki hüznün kendisidir
biraz şairdir akşama doğru
anlayışla bakar istasyon şefi
hafif gülümseyerek
ve aldırmaz bile
ve birden gün geçer
aldırmaz
tirenlerle yolcularla yüklerle
biletlerle pasolarla geçer gün
ve Egemen Berköz evine döner
Kupkuru yüreği hüzünden
hat boyu kırık dökük ev içlerinden akşama doğru
bir gün bir kadın çamaşır asarken memelerini görmüştür
bir gün don fanle bir adamı sabah sabah pilav yerken
bir gün her gün çocuklar görmüştür kirli ve arsız
bir gün her gün insanlar biletler istasyon memurları
ve bir gün Egemen Berköz evine döner
Sabah midesi bozuk
öğlen fasulya kılçıklı
bir parti satranç oynamış
iki metin yazmış
Pavese'den birkaç sayfa okumuş
birkaç çıplak kadın resmi bakmış
pencerede birkaç dal ağaç
ve birkaç ondört onbeşinci kat uzaklarda
rüzgârda perde uçuşmuş durmuş
sonra aklında kaktüsleri
sonra Ben Shahn'nın ve Amerika'nın insanları
sonra Töbder'in ve Türkiye'nin insanları
sonra çantasında bir ufak yeni
sonra elinde bir küçük kavun
sonra içinde kıpırdanan bir şeyler
Egemen Berköz evine döner
Tirenden inip istasyondan çıkıp
istavritlere kolyozlara bir göz atıp
tırmanır Mütesellim yokuşunu
tırmanır Ünal apartmanının merdivenlerini
düşünür ta beşinci kat onaltı numaranın kapısına kadar
düşünür basit bir kareli defter de yeterdi

basit bir kareli defter de.


Sedef 21 10 Haziran 2007 20:14

Yalnız Kalırsın


Hiç bir güç yalnızlıktan üstte değildir,
Bir gün sende yalnız kalırsan, bunu anlarsın...
Ne varlıklar, ne güzellikler hep kalıcıdır,
Yaşadıkça gün be gün yok olduğunu anlarsın...

Düşün var mıydı daha dün, yüzünde şu çizgiler,
Peki ya şu beyazlar saçlarına ne zaman düştüler,
Bak gözlük te takmışsın, gözlerin mi sana küstüler,
Geri dön de bak, geçmişinden özüne ne kaldığını anlarsın...

Hani aslan gibi kükrer, kartal gibi de kapardın,
Ne zamandı o, sen ki her işin en hasını yapardın,
Kalabalıkta bir başına gibisin, neredesin, hani sen vardın,
Dememiş miydim sana bir gün yalnızlığını anlarsın...

Ne kadardır gittiğin yol, kendi gücünle, dimdik başınla,
Ölçüsü ne iyiliğinin-kötülüğünün, yarinle, arkadaşınla,
Sevdan, anıların da yalnızlar şimdi, sen gibi, bir başına,
Takatsiz bedenine baksan, ruhundaki boşluğu anlarsın...

Gördün mü gençlik aşkın da senin gibi, yorgun ve bitkin,
Yetti mi ayrılıklara varlığın, aklınla, beyin gücün,
Gönlün inzivaya çekilmiş, korkarak, duyuyorsun ölüme kin,
Demedim mi yalnızlığın tanrı'ya has ve paylaşılamaz olduğunu anlarsın,
En sonunda bir mezar taşında bir tek isim kaldığını anlarsın...

17.01.2006 Taşkışla/Taksim


Bayram Tunca


DrAm3vLH 10 Haziran 2007 20:22

yalnızlığımın yalnızlığı...

Yalnızız, beşikten tut, tabuta kadar yalnız;
Ülfet, kara yalnızlık madeninde bir yaldız...


kurgu değildir...hafif contrast verildi..
çerçeve eklendi..


Mystic@L 10 Haziran 2007 23:30

Gecelerim gündüze,gündüzler gecelere karıştı
Elinle diktiğin fidanlar çicekle tanıştı
Yüreğimdeki mutluluk kuşları kaçıştı
Aklımdan silemedim nerdesin...

Baharlarım kışa,kışlar bahara darıldı
Limanıma yalnızlık bandıralı gemi yanaştı
Bu yorgun kalbim sensizlikle savaştı
Aklımdan silemedim nerdesin...

Emre Vehbi Alkan


VerSchL@GeN 12 Haziran 2007 18:51

Başkenti Yalnızlık Olan Aşk

Her güzel şey gibi yarımdık biz de
Bütün suçu akrep ile yelkovana atıp
Zamanın zamansızlığından şikayet ederdik durmadan.
Biliyorduk aslında zamanın bile kendisine ilaç olmadığını
Ama bilmediğimiz birşey de vardı
Üçümüz de birbirimize yabancıydık
Yani sen ben ve biz
Çünkü üçümüz de aşkın farklı zamanlarından geliyorduk.
Aşkın bütün kalelerini fethedip köprüler kuruyorduk iki yakamız bir araya gelmesi için.
Ama her defasında yalnızlığa çıkıyordu bütün yollar
Ve beni her gördüğünde seni anlatıyordu bendeki sana.
Ve her defasında bir eksik çıkıyorduk
sevişmeyi unutup savaşmaya başladığımızda.
Evet içimizdeki yalnızlığı sen doğurdun,
Ben büyüttüm,
Biz ise öldürdü.


Hakan Ayaz


jöly 12 Haziran 2007 22:05

Bana sensiz yalnızlığı verebilir misin?

En zorudur geride kalan olmak, giden yüreğinden silmiştir çünkü.
Kalan, elinde kalanlarla yaşamını sürdürürken, yüreği dikenli tellerle çevrilidir.
Her nefes alışı acı verir, gözünde hüzün kalıcı olur.

Her şarkı gözlerini daldırır derinlere ve her şey gideni hatırlatır nedense.
Sevda o zaman daha alevlenir, terk edilmek en büyük dağları eritir
Neden engel olamaz peki, geride kalan bütün bunlara?
Çünkü aşk acı ile beslendikçe, yüreği kemiren bir canavara döner.
Kaybetmenin o derin sızısı, sorgulara düşürür beyni.
Mantık yitirilmiş, mağlubiyetin en acısı ile yere serilmiştir artık.
Hele birde o çok sevdiğinin başkaları ile sohbetine ya da kahkahalarına tanık olursa.
Kendi hayatı altüst olmuş ama onun hayatı normal seyrediyorsa.
Pişmanlık, eziklik, içine dönüklük, kendini suçlamaları, ben onun gibi neden unutamıyorum sorusu, çaresizlikte kıvranmanın acısı…
İşte bitirir insanı, şu an benim bittiğim gibi

Aslında alışkındım yalnızlığa ama daha önce hiç yalnızlığımdan ayrılmamıştım.
Bu aynı şuna benziyor, hani hiç yürüyemeyen bir insan, yürüyemediğine üzülse de, o yükü taşır. Ancak bir gün yürümeye başlayıp daha sonra, o yürümeyi elinden aldığınızda, Bütün direnci kırılmış olur. İşte aşk aynı buna benziyor, sevmeyi tatmayan, tatmadan önce direnebiliyor yaşamın zorluklarına ve sevgisizliğe. Ama bir gün sevgi ile tanışıp, yalnızlığına ara verdikten sonra, ardından gelen yalnızlık yıkıcı oluyor.

İşte sevgili, bu yüzden, bana ne desen boş, senden önce ki yalnızlığımı geri vermedikten sonra, senden sonraki bu yalnızlık, hep acı verecek bana.
Sen ne haldesin bilmem ama ben yaşayan ölüyüm şu anda

Sen bu yazdıklarımı okur musun bilmiyorum, ancak okuyanlar içinde senin gibi olanlar varsa.
En azından insanlık adına, geride acılar içinde bıraktıklarına, sevgi veremeseler de, canlarını acıtacak tavırlardan uzak dursunlar.
Sırf beğenilme ve hala istenildiğini görme egosu ile insana acı çektirmek, ben insanım diyene yakışmaz.
Hele yaralı ise bir yürek, tuz basmak, insaf…
O bu acıları hak edecek ne yaptı, bir sormalısın kendine, acaba o sevmekten başka ne yaptı?
Sevmeye ceza vermek ve cezayı her gün çoğaltmak, insaf…
Gidiyorsan bile insan gibi gitmelisin, sessizce ve gülümsemeden.
Ağlamasan bile gözyaşına saygın olmalı!

__________________
Kendini kandırma kızım!
Ne sanıyosun sen hayatı pembe bi eLbise mi ?
Bıkmadın mı etrafa
Pembe gözLükLerLe bakmaktan
Ya da poLyannacıLık oynamaktan?
Geçmio işte acıLar
Kaç kez anLatıcam sana
Bu işLer internet bağLantına benzer
Bi koparsa kaLırsın ortada
Ne o küçük hanım niçin bu yaşLar?

AğLama PaLyaço Makyajın Akar !

https://www.msxlabs.org/forum/images/statusicon/user_offline.gif


Mystic@L 13 Haziran 2007 15:58

Git artık.

sevdam öldü artık,
Dün gece seninle sevişirken
Hayallerim ise boğuldu acılı düşlerimde..
Tövbe ettim adına,
Aşkıma, sana sevgime,
Dün gece
annemin üzerine.
Umutlarım yok oldu artık seninle beraber
Dün gece bütün aktığın damarlarımıda kestim.
Gözlerim her gece doluyordu hayalinle
Bu gece görkemli bir törenle körlüğü seçtim..

Zeynep Orcanel


HayLaZ61 14 Haziran 2007 09:03

Yalnız

Seni dalları budanmış
Bir selviye benzetiyorum
Rüzgarın her haline boyun eğen
Ama asla yıkılmayan
Fırtınada eğilen
Meltemde bahar günlerine
Eğin türküleri söyleyen
Seni ayaz kış gecelerinde
Kızıl aleve benzetiyorum
Kendisi hep titreyen
Çevresine sımsıcak huzur veren
Sen masmavi gökyüzüne benzetiyorum
Erilmezi son bulmayan, erişilemeyen
Yapayalnız bulutlar olsa güneş olsa
Ay olsa dünya senin olsa bile, yalnız.


Fatma Helin Şimşek


Mystic@L 14 Haziran 2007 10:50



Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
Mavilerde sefer etmek!
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgara yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.
Bir limanda, büyük ve beyaz...
Mercan adalarda bir liman..
Beyaz bulutların ardından
Gelse altın ışıklı bir yaz.
Doldursa içimi orada
Baygın kokusu iğdelerin.
Bilmese tadını kederin
Bu her alemden uzak ada.
Konsa rüya dolu köşkümün
Çiçekli dalına serçeler.
Renklerle çözülse geceler,
Nar bahçelerinde geçse gün.
Her gün aheste mavnaların
Görsem açıktan geçişini
Ve her akşam dizilişini
Ufukta mermer adaların.
Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş,
İller, göller, kıtalar aşmak.
Ne hoş deniz deniz dolaşmak
Düşünceler gibi başıboş.
Versem kendimi bütün bütün
Bir yelkenli olup engine;
Kansam bir an güzelliğine
Kuşlar gibi serseri ömrün

Orhan Veli


RuYa 15 Haziran 2007 19:52

Sen gittin.. Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir boşluk bıraktın geride. Gittin ve dönmeyeceksin bir daha. Haklısın gidişinde, bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim. Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim. Sonsuzlukta bir insan nasıl olur.. sesi soluğu nasıl duyulur?

Elveda aşkım.. Elveda sevgilim. Sen kendini hiç böyle gereksiz, böyle değersiz, böyle yapayalnız hissettin mi? Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk.Aynalara bakıyorum. Aynada gördüğüm ben değilim. Gözlerim cehennem ateşi.. dudaklarım mühürlenmiş. Ellerim titriyor. Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı. Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim.

Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, renkli dünyam elveda.. Elveda yaşamak.. Yaşamın anlamı elveda. Kimse farkında değil yokluğunun. Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor. Anlamıyor yitip giden bir aşkın kederini.

Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun, ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak, denizlerin ovaların üstünde uçuyordum. Güneş kadar yakındı bana aşk. Güneş kadar sıcak ve parlak. Bıraktın birdenbire, kanatlarım kesildi. Hızla çakıldım yere, boşluğun içindeyim, şimdi hiçbir şeyim.Oysa dünyanın en zenginiydim. Bütün çiçekler bizim için açardı, bizim için ballanırdı meyveler, ekinler bizim için bereketli, sular bizim için çağlardı. Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim. Yönümü yolumu şaşırdım. Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi, sürüklenmekteyim.

Sen bensiz nasılsın, bilmiyorum. Rahat mısın, mutlu musun, bu kadar çabuk beni unutur musun?.. Nasıl birden mazi olursun?

Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim, dudaklarında yüreğimi erittiğim, uğruna bıçaklar çekip dünyaya meydan okuduğum ey sevgili nerdesin? Kimlesin?.. kimlerlesin?.. Kimlerle oynaşır gönül eğlersin? Ben burada, terk edip gittiğin yerdeyim.

Yalnızlığıma aşkım.. Yalnızlığıma birtanem.. Yalnızlığıma sevgilim!



Sedef 21 15 Haziran 2007 20:05

Yalnız Gazel
yollara gazel diye bir aşk gizledim yalnız
her kozada sır gibi seni düşledim yalnız

ben senin dağlarında şarkı söylemedim hiç
toprağında süründüm, aşkı diledim yalnız

göğe bir şey dokundu döndü yağmura yüzüm
dokundukça saçıma bir can bekledim yalnız

yalnızlık kollarımda büyüyen bir sarmaşık
bu şulesiz yangında bir ben özledim yalnız

sana ne çok benziyor üşümüş her tomurcuk
kapında bir bekleyiş oldum izledim yalnız

sağnakta şemsiyesi yoktur hiçbir şairin
bir aşığa özendim şiir söyledim yalnız

bana bir düğün getir gözyaşlarından başka
sevdan ağır suç ise ben aşk istedim yalnız...


Mehmet Şamil Baş


RuYa 16 Haziran 2007 13:17

Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif edemeyeceğimi biliyorum.
Ulaşılmaz oldun hep; dokunmak, hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni,
Payıma düşen her şeyi erteledim.
Ama erteleyemediğim bir şey vardı, sana benziyordu.
Su olsan dokunduğumda bozulurdun, bozulmayan bir ‘şey’din...

Gidilecek bir yer olsa sonu olurdu, sonu olmayan bir ‘şey’din...
Uykuda görülecek bir rüya olsa uyanırdım, beni rüyamdan uyandırmayacak bir ‘şey’din...
Simsiyah saçların olsun istiyorum, ama bahtın değil...
O gün seni gözlerinden, Anafatma’dan, üç ırmağın birleştiği yerinden öpeyim desem, aklına ırmaklar gelir.
Düşün ki yılan dağından aşağı iniyoruz ve dünyada sadece iki kişilik türkü kalmış, onu söylüyoruz.
Öyle bir ‘şey’sin sen...
Seni düşündükçe yoruluyorum desem dünyanın en büyük yalanı olur.
Yalanım yok...

Bu günden yarına ne kalır bilmem, ama sen kalırsın tıpkı yatağı değişmeyen bir ırmak gibi...
Yaşadıklarımız azdı, zamana sığmadık yaşamak isterken her şeyi.
Bu gün şarkı söylüyorsam, o gün şarkı değil, şarkı gibi seni yaşamak isterim.
Halkıma benziyordun, bir yanın göç, bir yanın toprak kokuyordu hep.
Gezmediğim yerin kalmadı, bazen yasaklandın bana, bazen suç gibi boynumda taşıdım seni.Bugün her şeyi değiştirmek için çabalarken, sen değişmeyen olarak duruyorsun karşımda.
Kabul ediyorum. Dünyaya bu kalsın, ama sen bilme...
Dünyada kaç iklim, kaç zulüm, kaç ölüm var? Bir seni bunların karşısına koymak nasıldır bilemezsin.
Bilme!..

Bugün her ölümle biraz ölürken, seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden.
Gecenin en karanlık yerindeyim, bir sigara ateşinin aydınlattığı kadar ışık bile olsan yine de istiyorum seni.
Sadece benim seni anladığım, kimsenin unutmamak için defterine not düşmediği, ama hayatımda hep bir dipnot olarak kalan kendi yasaklarım gibi unutmuyorum seni.

Dağları delmiyorum, inmek istiyorum oralardan.
Hepiniz gibi aynada saçlarımı taramak, “günaydın” der gibi sokağa fırlamak ve şarkı söylemek istiyorum sana.

Adına aşk diyorlar, gelecek diyorlar... Bana yetmiyor. Her şarkımda sana bir adım daha yaklaşmak istiyorum.
Bir başka dilden seviyorum, kırmızıdan daha uzundur...

Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört iklim, köşe bucak, kim ne derse desin geri dönecek yerim yok, bir kentin ortasında
çığlık çığlığa bağırarak tek başına kalsam da yine seviyorum seni.
Bu bir suç duyurusudur, kendimi ihbar ediyorum




Mystic@L 16 Haziran 2007 13:19



gün geceye bakıyor
gecenin gözleri karanlık
karanlık
yükseliyor rüzgarlara

içinden
rüzgarlar
geçiyor
güneşin
güneşin kardeşi
soluk bir bahar

nedir hayat?...

bir elmayı koklarken
duyulan sevinç
ya da
bir salkım kirazın
takılması uçurtmalara
aç pencereni
ve bak istersen
her yanda
aşk ve kanaryalar.

Metin Güven


RuYa 16 Haziran 2007 18:43

Sürekli karanlık için bir yudum yanlızlık yeter insana
kaybolur gidersin
yada bir şeyler sürükler seni
hiç ayrılmak istemezsin aslında
kücük bir balık misali ayrılık şelalesinde sürüklenirsin
fakat ayrılmak için sebepleri vardır birilerinin
ve bu hep korku verir bana
sonsuzluk içinde yoğunlaşırsın sonra
yollar yollar sana daha uzak olur bir süre
ve bu ömrünün en kötü günüdür
ayrılık ayrılık
yazması bile kötü bunun
peki ya yaşaması
küçük bir kaos içinde kaybolursun
kimseler bulamaz seni oralarda
bir yığın kalabalıkta bile yanlızsındır
anlatamazsın,
oysa, oysa ki anlamıştır bazıları
sadece sana daha fazla katlanması güç gelmiştir
sence bir sorun yoktur aslında
onca bir sürü mazeret
benim için geçersiz
bana kalırsa tek sebep canından çok sevmek
ama sonunda yine sana kalan yanlızlıktır.

ilk defa son kez ağlamak istiyorum
nedeni önemsiz
son kez ağlamak ve son bir defa görebilmek
varsın gerisi ölüm olsun ve ben iki kez öleyim senin için...
ALİ ÖZDOĞAN


CyniX 17 Haziran 2007 20:27

Benim bu yalnızlıklarım ve üzüntülerim
Elbet bir yerde son bulacak
Elbet ben tekrardan aşık olacağım
Elbet ona da şiirler yazacağım sana yazdığım şiirler gibi
Elbet bu gözler onun içinde ağlayacak
Ve onu da senin gibi namusum bileceğim
Belki o da üzecek beni senin beni üzdüğün gibi
Belki ona da nefret kusacağım gerektiği yerde
Belki ona da isyan edeceğim hayata ettiğim isyanım yetmediği gibi
Belki o da bırakacak beni senin beni bıraktığın gibi
Belki o da seni sevdiğimi sandığım gibi son sevdiğim olmayacak benim
Veya senin beni sevdiğini sandığım gibi o da sevmeyecek beni
Sanma ki şimdi bunlar var benim hayatımda
Ne zaman mı olacak
Ta ki seni unuttuğum zaman


RuYa 17 Haziran 2007 20:47

Nice sevgiler vardır, bağrında ne acılar saklıdır onda.
Sessizliği bile , bir haykırışa döner, kimi zaman,
Öyle bir an gelirki, sevda yüklü, omuzlarında,
Unutulmuş ,aşıkların ,çığlıklarıyla, inler geceler.

Karanlığı, delip geçer o çığlıklar
Kimi zaman sevgi akar
Bazen de göz yaşı selidir geceler
Ben ne geceler bilirim ,sessiz, çığlıklar işitirim

Unutulmuş ,sevdaların ,aynasıdır geceler
Kömür karası geceler, ona renk veren,
Acı çeken yürekler ,
İçinde neler gizler.

Bazen mor bir sis çöker, mistik bir hava verir,
Has verir mutluluk dağıtır
Bazen gizemli bir mavidir, umut verir
Geleceğe, ışık tutar, tüm renkleri yansıtır.

Bir bebeğin , ağlaması , bir kadının kahkahası,
Bir aşığın hıçkırığı , bir sarhoşun nara'sı,
bir annenin dua!sı , bir velinin zikri
Neler vardır gecelerde sessiz gizemlerde

Neler bilir ve daha nelere gebe
Yalnızlığa mahkum geceler
mehtap


*TeoDora* 19 Haziran 2007 18:55

- -Yanlızlığım
Sen benim yalnızlığımdın,
Her gün içimde kaybolan.
Sen benim yalnızlığımdın,
Geceler boyu kendimi aldatan.

Dünyalar verdim senin uğruna
Her geçen vakit
Kimdiğimi bilmeden
Sonsuzluğum oldun

Dün sanki seni gördüm:
Gözlerimin önünde:
Ellerim uzandı olduğun yere,
Lakin sen çoktan gitmiştin


RuYa 19 Haziran 2007 19:03

Islak ve dar sokaklarda yaşardım yalnızlığı
Ve o zaman aklıma gelmezdi ağaracağı saçlarımın.
Babamı kaybettiğimde yaşamıştım ilk acımı
Daha sonra ise seni sevdiğimde.
Bilmezdim ki ayrılığının
Ölümün yansıması olacağını yüreğimde.
Ben umutlarıma ip bağlayıp salmıştım gökyüzüne
Küçük bir uçurtmanın kanatlarında sana gelmiştim.
Rüzgarsız havalara alışıktım ben
Fırtınana yenildim...

Sen deli bir kısrak, ben isimsiz kahraman
Nasıl da sevmişim seni anlayamadım.
Bir bir kaybettim güzelliklerini
Gözlerime yaşlar doldu ağlayamadım.

Sevdalarımı isimsiz bir limana boşalttım
Ve uğruna döktüğüm göz yaşlarımdan
Küçük küçük denizler yaptım...
Kulak asmadım yalnızlığıma
Kulak asmadım acılarıma
Ben hep seni gözyaşımda yaşattım...

Adını koyamadım yalnızlığımın
Sevda dedim ben bu karamsarlığa
Hiç bestelenmeyecek şiirler yazdım sana
Hiç söylenmeyecek şarkılar yaptım.
Bir tarafını aldırdım kalbimin
Bir tarafını sana bıraktım...

Mühürlenmiş gözlerimin dermanı sendin.
Her nereye baksam seni görürüm.
Gözlerin idam sehpası olmuş
Hasretin çöreklenmiş bağrımın ortasında
Çek git sevdiğim ne olacak sonunda
Ya beni öldürürsün, yada ölürüm

Issız sokaklarda sabaha karşı
Ezanlar yükseliyor minarelerden.
Yüzüm kabeye dönük, dilimde dualarım
Rabbimden seni istiyorum ben
Öksüz bıraktığın yüreğime dön
Gel ey gönlümün mihrabı yeniden...
Arif Baltacı


Mystic@L 20 Haziran 2007 18:54

Anladım Aşkın Sonunu İlk önce bakışlarınla tanıştım.
Gözlerindeki parıltıya alıştiı,
ve yalnızlığımı yenmeye çalıştım,
çalistim ama, aramıza koyduğun mesafelere takıldım.

Senin buhranlı gecelerime ışık saçmanı ben mi istedim?
İkide bir karşıma çıkmanı, elimi tutmanı ben mi söyledim?
Yoksa gönlümün her an seni anmasını ben mi arzuladım?
Ben yalnız bir kuru ümide, bir sıcak sevgiye sarılmayı diledim.

Bir hasret ki, günden güne vücudumu sarıyor,
sanki kör testereyle kalbim parçalanıyor.
Umudunu yitirmiş ellerim tutunacak dal arıyor.
İdrak içinde bedenim hakka yöneliyor.

Sende bir yıldız gibi kaymışsın ne çıkar?
Sevginin kaynagi o, sevmemeye imkan mı var?
Sahte sevgilere kanarak kalmışım bizâr...
Yaradana bir gün dönmemeye çare mi var?
Ahmet Arslan


Sedef 21 20 Haziran 2007 19:07

Yalnızlık
Değer verdiğim kişiler şimdi,
Yok, oluyor gözümden.
Dayanamadı bu acıya dizlerim
Tutmuyor, ne olur tut elimden.

Sevmenin diğer adının da
Yalnızlık olduğunu bilseydim
Bu kadar üzülmezdim.

Seven insan ayrı kaldığında özlermiş
Bende özlüyorum seni
Seninde düşündüğünü biliyorum
Yâda.

Aklından bile GEÇMİYORUM...


Cafer Şen


RuYa 20 Haziran 2007 22:03

Hayatı derinden yaşıyorum.
Oysa kalbimdeki sevginin tüm hücreleri öldü.
Ne zaman susturdum yüreğimin sesini hatırlamıyorum bile.
Bir dağın zirvesinde sonsuzluğa bakıyorum öylece
. Rüzgar saçlarımı dağıtıyor aldırmıyorum.
İçimdeki kuş kanat çırpıyor sanki delice.
Sarılıyorum kendime sarılıyorum.
Gözlerimi kapatıyorum.
Karanlık,karanlık değil içimdeki karanlık korkutuyor beni.
Aslında ona da aldırmıyorum.
Kaybedenlerin cesaretiyle ölmek istiyorum.
Hissettirmeden kimseyle dertleşmeden.
Bu kaçıncı korkuyla uyanışım.Yüreğim acıyor.
Ağlamak istemiyorum. Yastığım sert yorganım ısıtmıyor.
Karanlık yoruyor artık beni dipteyim en derinde.
Titriyorum. Boğuluyorum. Ağlamak istemiyorum.
Ağlıyorum. Hiçbirşey umrumda değil.
Farkedilmiyorum ve de farketmiyorum.
O kadar yorgunum ki hiçbirşey düşünmek istemiyorum.
Mutlu değilim,huzurlu değilim.
Ben ben değilim yok ettim kendimi. Gömdüm bir sayfaya. NEHİR ÖZGE


Pollyanna 22 Haziran 2007 22:49

YALNIZLIK


Ben ne zaman yalniz kaldim, bilmiyorum
Ne tuhaf, vaktim olmazdi
yalnizligi bunca bilirken
kendimi hiç yalniz sanmazdim
çevremde hep birileri vardi,
ben hep birilerinin yanindaydim
günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliginden hazirlanirdi
aramizda habersiz gidip gelen gündelik armaganlarla
kendi kendini tasiyan bir irmagin akintisinda hayat
bizi kendi sahillerimize ulastirirdi
bazi evlerden tasinirdik, bazi insanlar girip çikardi hayatimiza
bazi mektuplar alirdik, bazi sözler, çiçek selamlari
sonralari bazi tanidiklarimizin ölümleriyle de karsilastik
elde olmayan nedenle
sudaki halkalar gibi genisleyen
küçük alinganliklardan büyük darginliklara
vazgeçisler, unutuslar, kayiplar
birbirimizi çok sevdik hep
yillarla azala azala

simdi ne zaman yalniz kaldigimi düsünsem,
yalniz olmadigimi kanitlamak istiyorum kendime
eskiden iki albüme sigdirdigim hayatim,
simdi sigmiyor eskilenlerle çogalmis fotograflara
telefonun basina geçiyorum
alt alta dizilmis onca ad arasinda seken ömür parçasi
gün ölüyor mesgul numaralarla
simdi ne zaman yalniz oldugumu düsünsem,
simdi ne kadar yalniz...
yalniz oldugumu anlamam için beni hiç yalniz birakmadiniz.

Ben ne zaman yalniz kaldim, bilmiyorum
her zaman yalnizdim, bunu biliyorum
büyücü ellerimin kara sanati yazi
en çok ben onardim dostluklari, en çok benim elim dikis tuttu
bagislamasiz sanarken kendimi
en çok ben unuttum kalbimin benden sakladiklarini
tigla içeri çektim takilmis kazaklarin ipini
denenmemis baslangiçlari göze aldim,
hafifletilmis hasarlari, görmezden gelinen enkazi
mutfagi beklemek hep bana kaldi
bir siirden bir romandan bir filmden çikip
her seferinde aydinlik bir inat gibi yeniden karistim hayata
hiç el degmemis gibi yeniden konuk geldim
odalariniza, ruhlariniza
buraya

eski asklarim neredesiniz? Hepinizi çok özledim.
Simdi birdenbire bir köseden çikip bana,
yalnizca, Merhaba, deseniz,
o zamanlar hiç mutlu etmediginiz kadar mutlu edersiniz,
bir zamanlar bütün agladiklarimi geri verebilirim size
sag olun demenk isterim, sag olun, sag olun
sanki beni yeniden sevdiniz
ama biliyorum, pis bir yagmur basliyor, semsiyem yok yanimda,
yagmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte israrliyim gene de
isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna
ne kadar islansam, o kadar çikacagim sanki
bir zamanlar çok daha bütün oldugumu sandigim
o yikanmis zamanlara...

yeni degil kesfine gençlik verilmis gerçekler
her zaman yalnizdim
kitaplar kadar yalniz
yalnizca yalnizligimdan gürültücü bir kalabalik yaptim
herkes için farkli aldanislar kurtarilmis hayatlar yok pahasina

her zaman yalnizdim
yanardaglar kadar yalniz
ey kafiye sevenler,
simdi beni gökyüzünde bir yildiz sananlar, yanildiniz!

nankörlük etmeyeyim gene de,
yalnizligimi daha az hissettigim anlarim oldu yalniz

evimde hep ayni anda çalar telefonla kapi
gene öyle oluyor; hiç yalniz birakmazlar beni
yalnizlik bilgisiyle çatilmis arkadasliklarin korunakli gölgesinde
yalnizlik için çalar telefonlar kapilar
Istersen bana ugra, ya da, Aksama bulusalim, ölmeden yapacak çok
is var

Murathan Mungan


Sedef 21 22 Haziran 2007 22:49

Yalnızlık

Gözyaşlarım benim tanrıya yakarışım
hislerim duygularım yaptıklarım ve yapacaklarım
adeta bir şeyi haber vermek istiyorlar gibi
ama bu ne bilemiyorum...
Tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım.

Gözyaşlarım sel olup gittiğinde ve,
Benim artık üzülmekten sesimin çıkmadığı
anda yine düşünüyorum
ve yakarıyorum tanrıya
neden hep böyle ne zaman bitecek bu acılar diye
ama bir cevap gelecekmi bilmiyorum
tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım.


Ancak bir gün bir şey oluyor her şey bitti çözüldü diyorum
ancak o zamanda yine bilmediğim bir şey oluyor
tam her şey çözüldü derken başka bir problemle karşılaşıyor yüreğim
hala yalnızım evet hala yalnızım
tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım.



Erdem Barut


RuYa 23 Haziran 2007 13:45


Unutmadım seni! "Ey Yalnızlık..." .:.
Ne yazilmali ki silinip gitmesin, ne söylenmeli ki unutulup bitmesin. Sessizlikle bağlayan bir hikaye bu. Eger bagladigi gibi bitecekse sonu, yasanan her ne varsa sil, gitsin.Hayallerde gerçek gibi yasarken seni, umutlarda bitti bir zaman, sevgiler de. Seni seviyorum çünkü ne zaman siir okusam, misralarindan sen akiyorsun, gözlerimden yaslar süzülüp resmine damliyor, sessizlik sarariyor içimde, susuyorum. Tam buldum dedigin anda kaybetmek nedir bilir misin? Atilmisligi hissettigin oldu mu? Hayaliyle yasamayi ezberledin mi? Delicesine sevdigin ama onun seni sevmedigini ögrendigin o ani hiç yasadin mi? Onun eksik yanlarini bile sevebildin mi ? Terkedilice ilk defa görüyormus gibi baktinmi? Elvedasiz ayriliklar acitti mi içini? Göz kapaklarina inat, uyumadigin oldu mu gecelerce? Sadece mum isiginin aydinlattigi odanda onu düsündügün oldu mu saatlerce? Ellerin onsuz kaldiginda üsüdün mü? Duyuyorum susuyorsun, yine susuyorsun, tipki o zamanki gibi söylemiyorsun. Seni seviyorum çünkü hergün biraz daha tükenirken hersey, benligim sesizce inliyor ben susuyorum. Bir an elinden tutuyorum, biran sonra belkide tamamen elimden kayip gitmis oluyorsun, anlayamiyorum.Yine sensiz kaliyor kollarim, yine islaniyor gözlerim. Yasamam için tek nedenimdin sen. Fakat binlerce sebep vardi seni sevmem için. Seni seviyorum çünkü yasanacak bütün imkansizliklarda sen varsin. Biryerlerim aciyor durmaksizin. Sessizligin çok sey söylese de bazen susmanda incitir beni. Bilirim, belkide en iyi ben bilirim ki, susmasini bilmek, bildigini söylemekten daha zor. Bir uçurum gibi derinlesen sessizlik, bizi birbirimizden ayirdi bile. Yenildik dostlugumuza, zamana, yalnizliga, yenildik iste! Sinsice sardi sessizlik, böyle birdenbire, ansizin... ve ben hala unutmam gerektigini söyleyenlere inanmiyorum. Hissettiklerimi söylemektense dost kalmayi, seni sensiz yasamaktansa susmayi tercih ederim. Senin beni sevme fikri bile beni mutlu edebilecek kadar güzel ve asil! Seni seviyorum çünkü sen benim siyah beyaz dünyami renklendiren o çok az seyden birisin. Sensiz her andan korktum, korkuyorum. Alip gitme ellerini, alip gitme gülüslerimi, götürme düslerimi. Sen benden gittin gideli öyle biktim ki sensiz kendimden. Seni seviyorum çünkü hala birseyler var vazgeçemedigim. Ben herkes için siir yazmazdim, bu hep tuhaf gelmisti. Fakat simdi senin için siir yazmamak tuhaf geliyor. Bu yillarca sürecek ve de hiç dinmeyecekmis gibi düsünürken görüyorum ki anlamini yitiren birseyler var aramizda. Seni seviyorum çünkü tam herseyden vazgeçmistim ki, karanligimin perdesini yirtti ellerin. Ama yine direndik sessizlige, hala konusulmadan kalan öyle çok sey varki! "Sustugun yerde birseyler kiriliyor" Nasil söyleyecegini sende bilmiyorsun besbelli.. Susman gerekiyor diye susuyorsun belkide, dostlugumuz için.. Kalbim sendeyken her adimda, aklim sendeyken her dakika, unutmadim, unutamadim iste! HAYRİYE ÖZMAK


Mystic@L 24 Haziran 2007 01:52

haylaz bir adamdan da başlanabilir sevmeye
Tertemiz kağıtlara mürekkep dağıtır da
sonra gelip yıkanır teninle
kara bir adamdan da başlanabilir sevmeye
upuzun yola düşse gece korkar da
sonra gelip sığınır gölgene

ucuz bir adamdan da başlanabilir sevmeye
tepeden tırnağa yağma durur da
hep ‘bi dostluk’ kalır geriye
Enver Ercan


Mystic@L 24 Haziran 2007 17:02

Hani beraberdik

Akşam olur,karanlık çöker kapımıza
Sen ağlarsın,ben susarım
Yitik şarkılarımız mırıldanılır kulaklarımıza
Sen ağlarsın,ben susarım
Günbatımı kuşları gelip çöker arkamıza
Sen ağlarsın,ben susarım
Kızgın gül değmiştir beyaz avuçlarına
Sen ağlarsın,ben susarım
Gün gelir,kırar kapılarını gireriz kentimize
Sen ağlarsın,ben susarım
Akşam olur,mürfeze sarar her yanımızı
Sen kaçarsın,ben yakalanırım

Ethem Vayvaylı


RuYa 24 Haziran 2007 21:47

Gölgen gibidir yalnızlık
Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk.
Sarılırsın ararsın tutamazsın
yoktur çaresi.
Adı Yalnızlık
Yazılmıştır birkere
Yiğit olsan da büker bileği,
Cesur olsan da sızlatır yüreği.
İçindedir sevgi, insanın tek dileği
Ateşten gömlek misali
SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ… Ümit Yaşar Oğuzcan



Sedef 21 25 Haziran 2007 00:38

Yalnızlık

yanlızlık;
annesizlik babasızlık gibi.
açlık,parasızlık gibi.
koyar adama bazı bazı.
yarım sevdayla gelir,
ölümle gelir bilemezsin
kalırsın böyle bazı bazı.
ne evin huzur verir,
ne de çevren.
gözler alaycı gelir
yürekler sahte.
çırpındıkça batarsın,
elin göğsünde anlamaz kimse...!

Cihat Aydın


NiliM 25 Haziran 2007 09:39

Yalnızlıksın

bir tek ben yalnızım,
gecede,
semada yıldızlar
başı boş rüzgar
ve yalancı güzellikler...
sahilde sarhoş balıklar
demir atmış yanlızlığa
jilet olmayı bekleyen
gemiler
bitten şeyler mi yanlız acıklı?
değil...
nasılda verir
ağaç, köksalarken toprağa
ve acıyla
büyür her insan toprak misali
yalnızlıkta acıdır
kaybetmek kadar hemde

şimdi
gece çırılçıplak
düşünceler alt üst
ve sen beyin hücrelerimde
başlayan
sağnak yağmur
üstüme örtün
dur
yanlızlık senle olsun
gelmesende
otur...
kal yüreğimde
bir dağ gibi hasretin
çöksün
yüreğime
yalnızlık mı sadece
bana kalan
değil...
sen ve senden artakalan
birde
kör olmayasıca
yalnızlık sevdan


Mustafa Yanardağlı


Mystic@L 25 Haziran 2007 14:41

Kalbim

Göğsümde 15 yara var!.
Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak!..
Kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!!


Göğsümde 15 yara var!
Sarıldı 15 yarama
kara kaygan yılanlar gibi karanlık sular!
Karadeniz boğmak istiyor beni,
boğmak istiyor beni,
kanlı karanlık sular!!!

Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak.
Kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!...



Göğsümde 15 yara var!.
Deldiler göğsümü 15 yerinden,
sandılar ki vurmaz artık kalbim kederinden!
Kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!!

Yandı 15 yaramdam 15 alev,
kırıldı göğsümde 15 kara saplı bıçak..
Kalbim
kanlı bir bayrak gibi çarpıyor,
ÇAR-PA-CAK!!

Nazım Hikmet


RuYa 25 Haziran 2007 15:38

İşte; bu gecede yanlızım,yine dilimde aynı sözcükler..
Yüreğimde aynı hüzün,yine karanlığa teslim olmuş yanlızlığım...
Yine sana, gel diyeceğim biliyorum,gelmeyeceksin...
İnadına düşüneceğim seni inadınainadına seveceğim...
Güneşi bilirsin hep aynı yerden doğar,
Bazen ılık,bazen sıcak,bazen de yakar.
Kimi gün bulutlar saklasa da,bilirsin ki ardında bir gerçek var...
İşte; sende benim gözlerimde öyle doğdun
Bazen ıslak,bazen kederli,bazen de ışıl ışıldın.
Bir an gözlerimi kapatsam dabilirsin ki ardında sen vardin....
Bak, işte yine çocuk oldum,ağladım karşında.
Hadi saçlarımı okşa ellerimi tut.
Yoksa,yok olup gideceğim kahrımdan..
Yine sana gel diyecegim,biliyorum gelmiyeceksin..
Inadina düsünecegim seni inadina inadina sevecegim...
Yine anıları çıkartacağım yüreğimden,sereceğim önüme..
O güzel günleri bir bir buruşturup atacağım çöptenekelerine
Sonra albümden resimlerini ayıracağım tek tek.
Parçalayıp yırtacağim,..ama, bir tek tek resmin kalacak elimde,
O da bana verdiğin ilk resmin.iste onunla bileklerimi keseceğim
Yine damarlarımdan, damla... damla....sen akacaksın....
Gene sana gel diyeceğim, biliyorum,gelmeyeceksin.
İnadına düşüneceğim seni,inadına inadına seveceğim .
Şimdi sevgilim bir başıma doruğundayım sensizliğin.
Yüreğim utanır seni özlemekten,aydan parlak gözlerin
Çocuk gülüşlerin gelir aklıma,ellerim tutar ağlayamam.
Evet acı çektiğim doğru,seni sevmenin bedelidir bu..
Sana gene gel diyecegim, biliyorum gelmiyeceksin...
Inadina düsünecegim seni inadina... GÜLSEREN NAZIM




Pollyanna 25 Haziran 2007 16:16

Çağır beni, çağırda büyüsün içimde biriktirdiğim bütün yalnızlıklarım!

Adım adım büyür yalnızlık, yürüdükçe devasallaşır kimsesizlik!

Dur!Ne olur Sende gitme!
Yalnızlığın üzerime yüklediği bu sessizlik artık beni boğuyor.

Buradayım baksana karanlığın tam ortasında.

N'olur artık gitme. Sana çok ihtiyacım var.

Kurtulmak istiyorum ama koşamıyorum.Çaresizlik öyle bir bulaşmışki bu sokaklara takılıp düşüyorum.

Off.. bu kadar mı zor sen, bu kadar mı zor sensizlik!! Canım o kadar çok acıyor ki.. Artık bağırmak istiyorum sesimin yettiğince.
Bağıra bağıra ağlamak ve haykırmak istiyorum "Anla artık anla!! seni seviyorum" diye.

Ama olmuyor işte. Ve yine o şarkı başlıyor bir uğultu misali;

"gitme nolur gitme itirazlar elimde değil
yalnızım yalnızız yalnızlıklar elimde değil
düşerken son birkez yalana benimsin benim
yalansan yalanı severim elimde değil.."


Biliyormusun.....

"Seyirci kaldıysam bu yürek yangınlarına..Her yıla bir nefes tutar oldum..
Arta kalan küllerden..Kurşuni sevdalara bir adım var..

Lakin..

Yüreğime adım geçmiyor..

Ömür defterimden hüzün yapraklarını yırttım..


Ama..

YÜREĞİNE ADIMI ASTIM...


Mystic@L 26 Haziran 2007 01:34



Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

Orhan Veli


NiliM 26 Haziran 2007 08:10

Yalnızlıkta Ağlar


ben bazen gül olurum
bazen kaktüs
bazen bir damla
bazen bir nehir

çıkmaz buhranlarımın yoldaşı
ihanetini bilmediğim kardeşim
isyanlarımın ve seviçlerimin şahidi
riyasız sevdik birbirimizi

geldim sana çoğu zaman
hiç neden veyagit demedin
zorlanınca vefasız insanlardan
sana firar ettim
hiç ceza çektirmedin

ey sadık dostum
ey yitik sevdaların kucağı
acıların umutların ocağı
kızma ama elveda ' dostum'

bekle beni birgün, bekle beni
birgün tekrar geleceğim
ama bugün ogün değil
ben vefa borcumu ödedim
ödemeyen umarsızları al sen

şimdi hüzün tünellerimi kapattım
eskilerimi bir kenara attım
yetmedi sevmediklerimi yaktım
yeni bir sevdaya su gibi aktım

ama şuan uzak diyardayım
kısmetse üç aya ordayım
bekle beni ankara gibi aşkım
yarın geleceğim ve seni
daima seveceğim
.......ağlama yalnızlık....


Ümit Arslan


My Love For You 26 Haziran 2007 10:22

Yalnızım Yalnızsın Yalnızız


kimse içimdeki boşluğu görmüyor
bir adresi yitirmek neler hissettirir insana
kalp atışlarından uzak olmak
soluğunda duyamamak mevsimleri, düşünmüyor

çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlardayız
ciddiye alınmıyor sorularımız
gün afrikalı kalmaya kararlı
bu dünyadan olmamak da yetmiyor

ve siz geliyorsunuz, sarı elbisenizle bir silüet
hayatımdaki eksikleri gösteriyorsunuz
küçülüp silikleşiyorum, hafifliyor bedenim
yalnızlığım dağılıp çoğalıyor sesinizde

ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum


RuYa 26 Haziran 2007 12:38

Seninle el ele dolaştığımız sahildeydim bugün
seni sordu bütün martılar
deniz bi hayli üzgündü
ağlamaklı vuruyordu kıyıya bütün dalgalar
sanki beni yalnız gördüğüne üzülmüş gibiydiler
ciçekci melahat ablayı gördüm sonra
seni sordu bana ayrıldık diyemedim
bi türlü dilim varmadı
oturduğumuz bankı gördüm
gözlerimin önüne geldi bütün yaşananlar
ansızın cıkı versende karşıma
ve sil baştan başlasak herşeye keşke
alışamadım sensiz yaşamaya ben böyle
aklımda tek bişey var oda ölmek var mı_?
bi çıkar yolu gelde sen söyle
bir hasretine mermi yaktım gecelerce
bi de ismini düşürmedim kullandığım hecelerde
olmuycak böyle biliyorum ama
ben seni hala seviyorum ÖLÜMSÜZ sevgimle... CANSU ÖZTOPRAK


Mystic@L 27 Haziran 2007 00:38

Maviye
Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine
Rüzgarda asi,
Körsem,
Senden gayrısına yoksam
Bozuksam,
Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık...
İtten aç,
Yılandan çıplak,
Vurgun ve bela
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım?
İlle de ille
Sevmelerim,
Sevmelerim gibisi?
Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N'olur gel,
Ay karanlık...
Dört yanım **** zulası,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü
Cıgaramdan yanar.
Alnım öperler,
Suskun, hayın, çıyansı.
Dört yanım **** zulası,
Dönerim dönerim çıkmaz.
En leylim gecede ölesim tutmuş
Etme gel,
Ay karanlık...

Ahmed Arif


NiliM 27 Haziran 2007 07:37

Yalnızlığıma varınca


Sen bana bakma,
bir daha,
bir daha dene,
bir daha söyle.
Sen unutulmadın ki,
benim ki naza çekmek öyle.
Sev hele,
gel hele uzat ellerini,
o canım ellerini,
güzelim ellerini,
yaratan,yaşatan ellerini.
Getir güzelliklerini...
Güneş izi yok yalnızlığım da,
hep gece.
Gör gelince,
gör sevince,
yalnızlığıma varınca,
...........................yaşayınca.


Demir Mutlugil


Mystic@L 27 Haziran 2007 13:00

Mostar Köprüsünün üstünde
kaçıncı yakılışıdır Roma’nın
Kudüs’ün kaçıncı işgali
kaçıncı cehennemdir Srebrenica
sen kaçıncı hitlersin
Slobodan Miloseviç
insan kasabı.
*** oğlu ***!..
orada ırzına geçildi
gözyaşlarının bile
yeniden çarmıhlandı spartaküs
Nesimi’nin derisini yüzdüler
Bedreddin’im bir ağaca asıldı
kaçıncı kez kirlendi
barış simsarlarının
kof sözleri orada. . .
masallardaki iyiler
yıldızlı göğün sırları
yorulmuş yaşamların çiçeklenen kırları
yamaçlarda dinlenen
eski zaman yatırları
katledildi orada...
annelerin parçalanmış memelerinden
sütleri toprağa damlıyor
öldürülmüş çocukların
oyulmuş gözlerinden
anneleri kanıyor
artık ellerimi tutamazsın anne
ellerim yok.
bir daha sevinci koşamam sokaklarda
bacaklarım kopuk
sokaklar yıkık
bir sesim vardı
gülüşüme şarapneller düştüğü anda
bütün çocuk sesleriyle birlikte
insanlığın suratına haykırdı
misketime benziyordu öldüğüm kurşun
yağarken gökyüzünden yanık et-kopuk bacak
insanlık kördü anne
insanlık sağırdı
bir çığlığım kaldı benden
tarihin vicdanında yankılanacak
gayri gözyaşlarını biriktirsin
dünyanın dört yanında yalnızca ağlayanlar
sonra da oturup içsin
senin yazdığın yaldızlı dizeler
öfkeye-kınamaya-yasa dair
artık durdurmaya yetmez
bitmiş bir soykırımı ey şair
isyana kesmedikçe kederin
kalemin yüreğine saplanıp
ateşle yazılmadıkça dizelerin
daha çok
vampirler sokaklarda uluyacak
başka Bosnalar kanayacak
insanlık zulüm soluyacak
çocuklar soracak ey insanlık
çocuklar sizden soracak
sevinçler ne kadar az
azrail ne kadar çok
artık ellerimi tutamazsın anne
ellerim yok !..
l995- Balçova

Adnan Durmaz


RuYa 27 Haziran 2007 17:03

Ben sana uzak yanlızlıkta öldüm.
Tekrar dirildiğim de seni gördüm.
İçimde damla damla biriktirdiğim;
Senin sevgindi, Sevgiye hasret gönlüm.

Renklerin içinde sevgiyi arayan aciz;
Gerçek sevgi içindeyken, daha ne ararsın bir iz ?

İlahi aşktır insanı yaşatan.
Sevgiye uzak, sevgisizlikle bizi kandıran.
Kovulmuş melanettir, gönlü kör olmuş şeytan.
Artık sevgiyi hisset, gönlünü dinle, ey insan! ÖMER TORUN



Sedef 21 27 Haziran 2007 17:25

Yalnız Kadın

Gün ışığından güzel kadın
renklerin koynunda
çiçeklenmiş duruyorsun terasta,
kızıl saçlarını sallıyor
çapkın
bakışların
Hırsız gözleri yakalayan karanlık
sana sessizce dokunuyor
çitle çevirdiğin bahçende,
Adonis bu
yıllardır beklediğin ışık
yitik sandığın ülke
ve ezberlediğin koku,
aryalarla parlayan ay
çıplaklığına vuruyor leke.

Bir yudum daha al kadehinden
alevlensin kanın
papatyalar gibi bir aklaşsın
bir sararsın yüzün
sar bırak
sar bırak
avuçların ıslanarak,
kasıklarındaki yükü koparıp at
gece yorulsun koşturmaktan
uyku gözlerinden aksın,
Büyük Sahranın kumlarına baksın
sevişmelerini saymak isteyen
boşalıyor teninden
Erosun sunduğu kadınlığın.

A. Kadir Bilgin


RuYa 27 Haziran 2007 20:38



Aç kapıyı yalnızlık, ben geldim
Hayır, ağlamadım, gözlerim yaşlı değil.
Cephedeydim, kurtaramadım yenilmekliği.
Gece yarısı, uyumuştur sokaklar çoktan
Bir sen varsın işte, bir de benim hayaletim...
Bakma öyle, al elimden valizlerimi
Bir şey yok içlerinde; balık kokusu sinmiş üç beş kazak,
Kırık bir ayna, bir kaç tel siyah saç...

Soğuk burası, yağmur kokuyor
Geceleri uyku tutmaz insanı burda
Bak, yıldızları görmem lazım benim dolunayda; çıldırırım
Yıkarım üstüne bu mahzeni, kaçamazsın...

Morarmış, çatlamış ellerim soğuktan görmüyor musun?
Varsa sıcak bir çorba getir bana, tuzlu
Yoksa uğraşma, aç değilim.
Saat yok duvarlarda, o kadar yalın yaşamak
Günışığı da yok, karanlık ruhun gibi yakın sana...

Yalnızlık kapat kapıyı!
Şuraya, şu soğuk taşların üzerine bir yatak ser bana.
Uyumak istiyorum,
Unutmak istiyorum,
Unutulmak istiyorum... MEHTAP ANDAÇ


Sedef 21 27 Haziran 2007 20:44

Yalnızlık

Bugün yine dünden dahada efkarlıyım
Uzanmışım yatağıma,dikmişim gözümü tavana
Elimde ise yalnızlığıma ortak birtek sigara
Allah kahretsin...!
Tek eksik şey ise bir şişe bira
Tarifi imkansız bir boşluktayım
Radyoda çalan hasretlik parçaları
Alır götürür birtarafa herkesi
Kimi karısını,kimi ise düşünür sevgilisini
Ben ise neye efkarlandığımı bilmeden
Onlardan fazla dalarım düşüncelere
Gerçektende zormuş be yalnızlık arkadaş zor...!
Derdini paylaşacağın,
Efkarlandığında bir telefon açıp konuşacağın,
Heyecanla mektubunu bekliyeceğin birinin olmaması
Zormuş be arkadaş zor...!
Her nekadar zalimde olsa
Yinede yalnızlığı,yalnız kalmayı seviyorum
İnsan yalnız kaldığında buluyor hataların doğrusunu
İnsan yalnız kaldığında görüyor hayatın o gerçek yüzünü
Yalnız kaldığında görüyor be arkadaş yalnız kaldığında...!
Söndürün ışıkları,
Kapatın camları,kapıları.
Beni yalnızlığımla başbaşa bırakın,
Kimse sormasın beni,
Kimse gelmesin kapıma.
Çare bulunmaz benim yalnızlığıma.
Bak,bak yine sabah oluyor,
Güneş o alacakaranlığı yavaş yavaş aytınlatıyor
Benim bu karanlık dünyam ise hala bir ışık arıyor...!!!

Ümit Tüfekçi


Misafir 27 Haziran 2007 20:45

Sana bir gün bu mektubum ulaşır
Açarsın ah eline kan bulaşır
Çürür bir yerlerde çırılçıplak cesedim
Sedyeyle taşınır kan çiçekleri
Adımların, adımların, adımların birbirine dolaşır.

Nazlı ırmak boylarından, ılık rüzgarlarla geldim
Çiçek istediler verdim, şarkı dediler söyledim
Ömrümün yarısı kavgayla geçti
Ben böyle, ben böyle, ben böyle yalnızlık görmedim.

Beni bir gün bu şarkıyla anarsın
İçinden kopar bir tel ağlarsın
Gecikmiş bir vefa kalıntısıyla
Polis kaydından sildirip adımı
Pencerenin, pencerenin, pencerenin buğusuna yazarsın

Darmadağın bir evden sabah ezanıyla çıktım
Denizler üstüme gelmeyin
Kuşlar ne olur didişmeyin
Şarkımı esmer bir hasrete sundum
Bu yalnızlık, bu yalnızlık, bu yalnızlık benim ilişmeyin.


jöly 27 Haziran 2007 20:51

İki Köşeli Yalnızlık https://www.msxlabs.org/forum/metin.gif
Gökyüzüne asılı kalmış bir yankı
Arıyor kendisini bırakan ağzı
Yeniden, yeniden sesini bulmak için

İki köşeli yalnızlığın bir ucunda sen, bir ucunda ben
Birleşip ayrılıyor çizgilerimiz
Hangi boyuttan koparılmıştık ki biz

Anı bile yok, ses, koku bile
Bir elin yazdığını öteki el karalıyor sanki
Silgiler hatırlıyor, kalemler unutuyor bizi...


fun_club 27 Haziran 2007 20:52

Yalnızlık...

Sen küsüp giderken bir çift sözüme,
Sessizce karşıma çıktı yalnızlık...
Pişmanlık hissiyle yanan yüzüme,
Beter ol der gibi baktı yalnızlık! ...

Dilimden düşünce o çirkin hece,
Kapımı sen açtın bu zalim güce.
Dört yanım karlı dağ oldu her gece
Çığ gibi üstüme çöktü yalnızlık! ...

Ne kadar hasretsem bir tebessüme,
O kadar muhtacım son nefesime.
Ruhumda beliren her hevesime,
Bir hüsran perdesi çekti yalnızlık...

Bu nasıl bir garez, bu nasıl bir kin?
Serviler şehrini gösterir her gün?
Sevgilim seni de ağlatır bir gün,
Gözünü canıma dikti yalnızlık! ...



Saat: 16:44

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık