![]() |
Yalnızlığıma İnat Sensizliğin kıyısında, Bekliyorum seni. Yalnızlığıma inat, Beklediğim gibi... Gökyüzüne soruyorum, Daha çok beklermiyim? ? ? Diyor ki; Onun kalbi, Bazen yağmurlu, Bazen parçalı bulutlu, Bazen de sana açık! Güneşe soruyorum; Bekle diyor gelecek... Sözleri yaksa da seni, Bakışları sımsıcak, Evet der gibi! Denize soruyorum; O da benim gibi diyor... Çok derin, İçinde bir yerlerde sen varsın! ! ! Ya onunla var olacaksın, Ya da içinde boğulacaksın! ! ! Ne denizi, Ne gökyüzünü, Ne de güneşi biliyorum. Tek bildiğim, Sensizliğin kıyısında, Yalnızlığıma inat, Seni beklediğim... Selhan Yurt |
Yalnıza Övgü Mutluluğun gözü kördür, Yalnızlık sağır. Ondandır biri tökezleyerek yürür, Öbürü uykusunda bile bağırır. Mutluluk yalnız kendisini görür; Unutur bu yüzden ilkin kendisini. Yalnızlık kendi tutukluğunda özgür, Boyuna bekler dönsün diye sesini. Mutluluk alışır kendisine, ölümden beter; Borçsuzluğuyla övünür, ama kedisi doğurmaz. Yalnızlığın gidecek bir yeri yoktur; Boyuna kapısına döner, açan olmaz. Mutluluğun mezarları, yalnızlığın heykeli var... Her ikisinin de saksılarında çiçek. Biri hep başka bir renkle solar, Öbürüyse ha açtı, ha açmayacak. Özdemir Asaf |
tenimize sığınan yağmurun ürpertisiydi kaldırımlarla buluşan bir dilek türevi zührevi hastalıklardan muzdarip bir ****** geceye ilendi, gece kırıldı ve kıvrıldı kucağıma artık ne im, ne çetele gerekir ırayan kanımda tutuklu bir kızıl gül şiiri cılız bir bağlama sesi takılır kulağıma ve sevgilimin ürpertisi. kaygılanma katıl kalbine direnen aşka sen biriken bir yaşamak tövbesiz ve aşırı aşkın öğütleyen sözleriyle büyüyen sokak kedisi mırıltısı. huzurun doğdugu ve kutsandığı ölümün olduğu yerde nisyan yüzün acılı bir kuş hafifliği derdime derman ey dile dolanan şarkı belirgin ol kallavi bir acı ol ak kalbime çiçeğin rengine karış, arının vızıltısına şairin ruhu ol. kucağımda kıvrılan gece, fahişeyi izledi ve gölge dolanıp karnına oturdu gerçeğin ve şiarı şairin ah oldu ah uzandı sevgilinin kalbine dokundu İlhami Atmaca |
Düşlerime girer bir denizaltı Eksik yazılmış şarkılar gibi Sesi yankılanır kuşkularımda Korkmakla küçülmüş mü oluyorum Düşünüyorum düşünüyorum da Yıkılmış kentler gibi kalıyorum Bundan sonra ne inanç ona benden Bundan sonra ne sevgi ondan bana Avşar Temuçin |
Basit bir kareli defter de yeterdi Samatya istasyonunu anlatmak için akşamı beklerken beklerken parçalanmış umutları biraz önce yağmur yağmış o istasyon hüzün dağıtırken uzaktan bakanlara bile kıyı yolundan geçenlere ve yolculara ki hüznün kendisidir biraz şairdir akşama doğru anlayışla bakar istasyon şefi hafif gülümseyerek ve aldırmaz bile ve birden gün geçer aldırmaz tirenlerle yolcularla yüklerle biletlerle pasolarla geçer gün ve Egemen Berköz evine döner Kupkuru yüreği hüzünden hat boyu kırık dökük ev içlerinden akşama doğru bir gün bir kadın çamaşır asarken memelerini görmüştür bir gün don fanle bir adamı sabah sabah pilav yerken bir gün her gün çocuklar görmüştür kirli ve arsız bir gün her gün insanlar biletler istasyon memurları ve bir gün Egemen Berköz evine döner Sabah midesi bozuk öğlen fasulya kılçıklı bir parti satranç oynamış iki metin yazmış Pavese'den birkaç sayfa okumuş birkaç çıplak kadın resmi bakmış pencerede birkaç dal ağaç ve birkaç ondört onbeşinci kat uzaklarda rüzgârda perde uçuşmuş durmuş sonra aklında kaktüsleri sonra Ben Shahn'nın ve Amerika'nın insanları sonra Töbder'in ve Türkiye'nin insanları sonra çantasında bir ufak yeni sonra elinde bir küçük kavun sonra içinde kıpırdanan bir şeyler Egemen Berköz evine döner Tirenden inip istasyondan çıkıp istavritlere kolyozlara bir göz atıp tırmanır Mütesellim yokuşunu tırmanır Ünal apartmanının merdivenlerini düşünür ta beşinci kat onaltı numaranın kapısına kadar düşünür basit bir kareli defter de yeterdi basit bir kareli defter de. |
Yalnız Kalırsın Hiç bir güç yalnızlıktan üstte değildir, Bir gün sende yalnız kalırsan, bunu anlarsın... Ne varlıklar, ne güzellikler hep kalıcıdır, Yaşadıkça gün be gün yok olduğunu anlarsın... Düşün var mıydı daha dün, yüzünde şu çizgiler, Peki ya şu beyazlar saçlarına ne zaman düştüler, Bak gözlük te takmışsın, gözlerin mi sana küstüler, Geri dön de bak, geçmişinden özüne ne kaldığını anlarsın... Hani aslan gibi kükrer, kartal gibi de kapardın, Ne zamandı o, sen ki her işin en hasını yapardın, Kalabalıkta bir başına gibisin, neredesin, hani sen vardın, Dememiş miydim sana bir gün yalnızlığını anlarsın... Ne kadardır gittiğin yol, kendi gücünle, dimdik başınla, Ölçüsü ne iyiliğinin-kötülüğünün, yarinle, arkadaşınla, Sevdan, anıların da yalnızlar şimdi, sen gibi, bir başına, Takatsiz bedenine baksan, ruhundaki boşluğu anlarsın... Gördün mü gençlik aşkın da senin gibi, yorgun ve bitkin, Yetti mi ayrılıklara varlığın, aklınla, beyin gücün, Gönlün inzivaya çekilmiş, korkarak, duyuyorsun ölüme kin, Demedim mi yalnızlığın tanrı'ya has ve paylaşılamaz olduğunu anlarsın, En sonunda bir mezar taşında bir tek isim kaldığını anlarsın... 17.01.2006 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca |
yalnızlığımın yalnızlığı... Yalnızız, beşikten tut, tabuta kadar yalnız; Ülfet, kara yalnızlık madeninde bir yaldız... kurgu değildir...hafif contrast verildi.. çerçeve eklendi.. |
Gecelerim gündüze,gündüzler gecelere karıştı Elinle diktiğin fidanlar çicekle tanıştı Yüreğimdeki mutluluk kuşları kaçıştı Aklımdan silemedim nerdesin... Baharlarım kışa,kışlar bahara darıldı Limanıma yalnızlık bandıralı gemi yanaştı Bu yorgun kalbim sensizlikle savaştı Aklımdan silemedim nerdesin... Emre Vehbi Alkan |
Başkenti Yalnızlık Olan Aşk Hakan AyazHer güzel şey gibi yarımdık biz de Bütün suçu akrep ile yelkovana atıp Zamanın zamansızlığından şikayet ederdik durmadan. Biliyorduk aslında zamanın bile kendisine ilaç olmadığını Ama bilmediğimiz birşey de vardı Üçümüz de birbirimize yabancıydık Yani sen ben ve biz Çünkü üçümüz de aşkın farklı zamanlarından geliyorduk. Aşkın bütün kalelerini fethedip köprüler kuruyorduk iki yakamız bir araya gelmesi için. Ama her defasında yalnızlığa çıkıyordu bütün yollar Ve beni her gördüğünde seni anlatıyordu bendeki sana. Ve her defasında bir eksik çıkıyorduk sevişmeyi unutup savaşmaya başladığımızda. Evet içimizdeki yalnızlığı sen doğurdun, Ben büyüttüm, Biz ise öldürdü. |
Bana sensiz yalnızlığı verebilir misin? En zorudur geride kalan olmak, giden yüreğinden silmiştir çünkü. Kalan, elinde kalanlarla yaşamını sürdürürken, yüreği dikenli tellerle çevrilidir. Her nefes alışı acı verir, gözünde hüzün kalıcı olur. Her şarkı gözlerini daldırır derinlere ve her şey gideni hatırlatır nedense. Sevda o zaman daha alevlenir, terk edilmek en büyük dağları eritir Neden engel olamaz peki, geride kalan bütün bunlara? Çünkü aşk acı ile beslendikçe, yüreği kemiren bir canavara döner. Kaybetmenin o derin sızısı, sorgulara düşürür beyni. Mantık yitirilmiş, mağlubiyetin en acısı ile yere serilmiştir artık. Hele birde o çok sevdiğinin başkaları ile sohbetine ya da kahkahalarına tanık olursa. Kendi hayatı altüst olmuş ama onun hayatı normal seyrediyorsa. Pişmanlık, eziklik, içine dönüklük, kendini suçlamaları, ben onun gibi neden unutamıyorum sorusu, çaresizlikte kıvranmanın acısı… İşte bitirir insanı, şu an benim bittiğim gibi Aslında alışkındım yalnızlığa ama daha önce hiç yalnızlığımdan ayrılmamıştım. Bu aynı şuna benziyor, hani hiç yürüyemeyen bir insan, yürüyemediğine üzülse de, o yükü taşır. Ancak bir gün yürümeye başlayıp daha sonra, o yürümeyi elinden aldığınızda, Bütün direnci kırılmış olur. İşte aşk aynı buna benziyor, sevmeyi tatmayan, tatmadan önce direnebiliyor yaşamın zorluklarına ve sevgisizliğe. Ama bir gün sevgi ile tanışıp, yalnızlığına ara verdikten sonra, ardından gelen yalnızlık yıkıcı oluyor. İşte sevgili, bu yüzden, bana ne desen boş, senden önce ki yalnızlığımı geri vermedikten sonra, senden sonraki bu yalnızlık, hep acı verecek bana. Sen ne haldesin bilmem ama ben yaşayan ölüyüm şu anda Sen bu yazdıklarımı okur musun bilmiyorum, ancak okuyanlar içinde senin gibi olanlar varsa. En azından insanlık adına, geride acılar içinde bıraktıklarına, sevgi veremeseler de, canlarını acıtacak tavırlardan uzak dursunlar. Sırf beğenilme ve hala istenildiğini görme egosu ile insana acı çektirmek, ben insanım diyene yakışmaz. Hele yaralı ise bir yürek, tuz basmak, insaf… O bu acıları hak edecek ne yaptı, bir sormalısın kendine, acaba o sevmekten başka ne yaptı? Sevmeye ceza vermek ve cezayı her gün çoğaltmak, insaf… Gidiyorsan bile insan gibi gitmelisin, sessizce ve gülümsemeden. Ağlamasan bile gözyaşına saygın olmalı! __________________ Kendini kandırma kızım! Ne sanıyosun sen hayatı pembe bi eLbise mi ? Bıkmadın mı etrafa Pembe gözLükLerLe bakmaktan Ya da poLyannacıLık oynamaktan? Geçmio işte acıLar Kaç kez anLatıcam sana Bu işLer internet bağLantına benzer Bi koparsa kaLırsın ortada Ne o küçük hanım niçin bu yaşLar? AğLama PaLyaço Makyajın Akar ! https://www.msxlabs.org/forum/images/statusicon/user_offline.gif |
Git artık. sevdam öldü artık, Dün gece seninle sevişirken Hayallerim ise boğuldu acılı düşlerimde.. Tövbe ettim adına, Aşkıma, sana sevgime, Dün gece annemin üzerine. Umutlarım yok oldu artık seninle beraber Dün gece bütün aktığın damarlarımıda kestim. Gözlerim her gece doluyordu hayalinle Bu gece görkemli bir törenle körlüğü seçtim.. Zeynep Orcanel |
Yalnız Seni dalları budanmış Bir selviye benzetiyorum Rüzgarın her haline boyun eğen Ama asla yıkılmayan Fırtınada eğilen Meltemde bahar günlerine Eğin türküleri söyleyen Seni ayaz kış gecelerinde Kızıl aleve benzetiyorum Kendisi hep titreyen Çevresine sımsıcak huzur veren Sen masmavi gökyüzüne benzetiyorum Erilmezi son bulmayan, erişilemeyen Yapayalnız bulutlar olsa güneş olsa Ay olsa dünya senin olsa bile, yalnız. Fatma Helin Şimşek |
Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş Mavilerde sefer etmek! Bir sahilden çözülüp gitmek Düşünceler gibi başıboş. Açsam rüzgara yelkenimi; Dolaşsam ben de deniz deniz Ve bir sabah vakti, kimsesiz Bir limanda bulsam kendimi. Bir limanda, büyük ve beyaz... Mercan adalarda bir liman.. Beyaz bulutların ardından Gelse altın ışıklı bir yaz. Doldursa içimi orada Baygın kokusu iğdelerin. Bilmese tadını kederin Bu her alemden uzak ada. Konsa rüya dolu köşkümün Çiçekli dalına serçeler. Renklerle çözülse geceler, Nar bahçelerinde geçse gün. Her gün aheste mavnaların Görsem açıktan geçişini Ve her akşam dizilişini Ufukta mermer adaların. Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş, İller, göller, kıtalar aşmak. Ne hoş deniz deniz dolaşmak Düşünceler gibi başıboş. Versem kendimi bütün bütün Bir yelkenli olup engine; Kansam bir an güzelliğine Kuşlar gibi serseri ömrün Orhan Veli |
Sen gittin.. Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir boşluk bıraktın geride. Gittin ve dönmeyeceksin bir daha. Haklısın gidişinde, bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim. Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim. Sonsuzlukta bir insan nasıl olur.. sesi soluğu nasıl duyulur? Elveda aşkım.. Elveda sevgilim. Sen kendini hiç böyle gereksiz, böyle değersiz, böyle yapayalnız hissettin mi? Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk.Aynalara bakıyorum. Aynada gördüğüm ben değilim. Gözlerim cehennem ateşi.. dudaklarım mühürlenmiş. Ellerim titriyor. Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı. Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim. Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, renkli dünyam elveda.. Elveda yaşamak.. Yaşamın anlamı elveda. Kimse farkında değil yokluğunun. Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor. Anlamıyor yitip giden bir aşkın kederini. Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun, ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak, denizlerin ovaların üstünde uçuyordum. Güneş kadar yakındı bana aşk. Güneş kadar sıcak ve parlak. Bıraktın birdenbire, kanatlarım kesildi. Hızla çakıldım yere, boşluğun içindeyim, şimdi hiçbir şeyim.Oysa dünyanın en zenginiydim. Bütün çiçekler bizim için açardı, bizim için ballanırdı meyveler, ekinler bizim için bereketli, sular bizim için çağlardı. Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim. Yönümü yolumu şaşırdım. Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi, sürüklenmekteyim. Sen bensiz nasılsın, bilmiyorum. Rahat mısın, mutlu musun, bu kadar çabuk beni unutur musun?.. Nasıl birden mazi olursun? Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim, dudaklarında yüreğimi erittiğim, uğruna bıçaklar çekip dünyaya meydan okuduğum ey sevgili nerdesin? Kimlesin?.. kimlerlesin?.. Kimlerle oynaşır gönül eğlersin? Ben burada, terk edip gittiğin yerdeyim. Yalnızlığıma aşkım.. Yalnızlığıma birtanem.. Yalnızlığıma sevgilim! |
Yalnız Gazel yollara gazel diye bir aşk gizledim yalnız her kozada sır gibi seni düşledim yalnız ben senin dağlarında şarkı söylemedim hiç toprağında süründüm, aşkı diledim yalnız göğe bir şey dokundu döndü yağmura yüzüm dokundukça saçıma bir can bekledim yalnız yalnızlık kollarımda büyüyen bir sarmaşık bu şulesiz yangında bir ben özledim yalnız sana ne çok benziyor üşümüş her tomurcuk kapında bir bekleyiş oldum izledim yalnız sağnakta şemsiyesi yoktur hiçbir şairin bir aşığa özendim şiir söyledim yalnız bana bir düğün getir gözyaşlarından başka sevdan ağır suç ise ben aşk istedim yalnız... Mehmet Şamil Baş |
Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif edemeyeceğimi biliyorum. Ulaşılmaz oldun hep; dokunmak, hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni, Payıma düşen her şeyi erteledim. Ama erteleyemediğim bir şey vardı, sana benziyordu. Su olsan dokunduğumda bozulurdun, bozulmayan bir ‘şey’din... Gidilecek bir yer olsa sonu olurdu, sonu olmayan bir ‘şey’din... Uykuda görülecek bir rüya olsa uyanırdım, beni rüyamdan uyandırmayacak bir ‘şey’din... Simsiyah saçların olsun istiyorum, ama bahtın değil... O gün seni gözlerinden, Anafatma’dan, üç ırmağın birleştiği yerinden öpeyim desem, aklına ırmaklar gelir. Düşün ki yılan dağından aşağı iniyoruz ve dünyada sadece iki kişilik türkü kalmış, onu söylüyoruz. Öyle bir ‘şey’sin sen... Seni düşündükçe yoruluyorum desem dünyanın en büyük yalanı olur. Yalanım yok... Bu günden yarına ne kalır bilmem, ama sen kalırsın tıpkı yatağı değişmeyen bir ırmak gibi... Yaşadıklarımız azdı, zamana sığmadık yaşamak isterken her şeyi. Bu gün şarkı söylüyorsam, o gün şarkı değil, şarkı gibi seni yaşamak isterim. Halkıma benziyordun, bir yanın göç, bir yanın toprak kokuyordu hep. Gezmediğim yerin kalmadı, bazen yasaklandın bana, bazen suç gibi boynumda taşıdım seni.Bugün her şeyi değiştirmek için çabalarken, sen değişmeyen olarak duruyorsun karşımda. Kabul ediyorum. Dünyaya bu kalsın, ama sen bilme... Dünyada kaç iklim, kaç zulüm, kaç ölüm var? Bir seni bunların karşısına koymak nasıldır bilemezsin. Bilme!.. Bugün her ölümle biraz ölürken, seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden. Gecenin en karanlık yerindeyim, bir sigara ateşinin aydınlattığı kadar ışık bile olsan yine de istiyorum seni. Sadece benim seni anladığım, kimsenin unutmamak için defterine not düşmediği, ama hayatımda hep bir dipnot olarak kalan kendi yasaklarım gibi unutmuyorum seni. Dağları delmiyorum, inmek istiyorum oralardan. Hepiniz gibi aynada saçlarımı taramak, “günaydın” der gibi sokağa fırlamak ve şarkı söylemek istiyorum sana. Adına aşk diyorlar, gelecek diyorlar... Bana yetmiyor. Her şarkımda sana bir adım daha yaklaşmak istiyorum. Bir başka dilden seviyorum, kırmızıdan daha uzundur... Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört iklim, köşe bucak, kim ne derse desin geri dönecek yerim yok, bir kentin ortasında çığlık çığlığa bağırarak tek başına kalsam da yine seviyorum seni. Bu bir suç duyurusudur, kendimi ihbar ediyorum |
gün geceye bakıyor gecenin gözleri karanlık karanlık yükseliyor rüzgarlara içinden rüzgarlar geçiyor güneşin güneşin kardeşi soluk bir bahar nedir hayat?... bir elmayı koklarken duyulan sevinç ya da bir salkım kirazın takılması uçurtmalara aç pencereni ve bak istersen her yanda aşk ve kanaryalar. Metin Güven |
Sürekli karanlık için bir yudum yanlızlık yeter insana kaybolur gidersin yada bir şeyler sürükler seni hiç ayrılmak istemezsin aslında kücük bir balık misali ayrılık şelalesinde sürüklenirsin fakat ayrılmak için sebepleri vardır birilerinin ve bu hep korku verir bana sonsuzluk içinde yoğunlaşırsın sonra yollar yollar sana daha uzak olur bir süre ve bu ömrünün en kötü günüdür ayrılık ayrılık yazması bile kötü bunun peki ya yaşaması küçük bir kaos içinde kaybolursun kimseler bulamaz seni oralarda bir yığın kalabalıkta bile yanlızsındır anlatamazsın, oysa, oysa ki anlamıştır bazıları sadece sana daha fazla katlanması güç gelmiştir sence bir sorun yoktur aslında onca bir sürü mazeret benim için geçersiz bana kalırsa tek sebep canından çok sevmek ama sonunda yine sana kalan yanlızlıktır. ilk defa son kez ağlamak istiyorum nedeni önemsiz son kez ağlamak ve son bir defa görebilmek varsın gerisi ölüm olsun ve ben iki kez öleyim senin için... ALİ ÖZDOĞAN |
Benim bu yalnızlıklarım ve üzüntülerim Elbet bir yerde son bulacak Elbet ben tekrardan aşık olacağım Elbet ona da şiirler yazacağım sana yazdığım şiirler gibi Elbet bu gözler onun içinde ağlayacak Ve onu da senin gibi namusum bileceğim Belki o da üzecek beni senin beni üzdüğün gibi Belki ona da nefret kusacağım gerektiği yerde Belki ona da isyan edeceğim hayata ettiğim isyanım yetmediği gibi Belki o da bırakacak beni senin beni bıraktığın gibi Belki o da seni sevdiğimi sandığım gibi son sevdiğim olmayacak benim Veya senin beni sevdiğini sandığım gibi o da sevmeyecek beni Sanma ki şimdi bunlar var benim hayatımda Ne zaman mı olacak Ta ki seni unuttuğum zaman |
Nice sevgiler vardır, bağrında ne acılar saklıdır onda. Sessizliği bile , bir haykırışa döner, kimi zaman, Öyle bir an gelirki, sevda yüklü, omuzlarında, Unutulmuş ,aşıkların ,çığlıklarıyla, inler geceler. Karanlığı, delip geçer o çığlıklar Kimi zaman sevgi akar Bazen de göz yaşı selidir geceler Ben ne geceler bilirim ,sessiz, çığlıklar işitirim Unutulmuş ,sevdaların ,aynasıdır geceler Kömür karası geceler, ona renk veren, Acı çeken yürekler , İçinde neler gizler. Bazen mor bir sis çöker, mistik bir hava verir, Has verir mutluluk dağıtır Bazen gizemli bir mavidir, umut verir Geleceğe, ışık tutar, tüm renkleri yansıtır. Bir bebeğin , ağlaması , bir kadının kahkahası, Bir aşığın hıçkırığı , bir sarhoşun nara'sı, bir annenin dua!sı , bir velinin zikri Neler vardır gecelerde sessiz gizemlerde Neler bilir ve daha nelere gebe Yalnızlığa mahkum geceler mehtap |
- -Yanlızlığım Sen benim yalnızlığımdın, Her gün içimde kaybolan. Sen benim yalnızlığımdın, Geceler boyu kendimi aldatan. Dünyalar verdim senin uğruna Her geçen vakit Kimdiğimi bilmeden Sonsuzluğum oldun Dün sanki seni gördüm: Gözlerimin önünde: Ellerim uzandı olduğun yere, Lakin sen çoktan gitmiştin |
Islak ve dar sokaklarda yaşardım yalnızlığı Ve o zaman aklıma gelmezdi ağaracağı saçlarımın. Babamı kaybettiğimde yaşamıştım ilk acımı Daha sonra ise seni sevdiğimde. Bilmezdim ki ayrılığının Ölümün yansıması olacağını yüreğimde. Ben umutlarıma ip bağlayıp salmıştım gökyüzüne Küçük bir uçurtmanın kanatlarında sana gelmiştim. Rüzgarsız havalara alışıktım ben Fırtınana yenildim... Sen deli bir kısrak, ben isimsiz kahraman Nasıl da sevmişim seni anlayamadım. Bir bir kaybettim güzelliklerini Gözlerime yaşlar doldu ağlayamadım. Sevdalarımı isimsiz bir limana boşalttım Ve uğruna döktüğüm göz yaşlarımdan Küçük küçük denizler yaptım... Kulak asmadım yalnızlığıma Kulak asmadım acılarıma Ben hep seni gözyaşımda yaşattım... Adını koyamadım yalnızlığımın Sevda dedim ben bu karamsarlığa Hiç bestelenmeyecek şiirler yazdım sana Hiç söylenmeyecek şarkılar yaptım. Bir tarafını aldırdım kalbimin Bir tarafını sana bıraktım... Mühürlenmiş gözlerimin dermanı sendin. Her nereye baksam seni görürüm. Gözlerin idam sehpası olmuş Hasretin çöreklenmiş bağrımın ortasında Çek git sevdiğim ne olacak sonunda Ya beni öldürürsün, yada ölürüm Issız sokaklarda sabaha karşı Ezanlar yükseliyor minarelerden. Yüzüm kabeye dönük, dilimde dualarım Rabbimden seni istiyorum ben Öksüz bıraktığın yüreğime dön Gel ey gönlümün mihrabı yeniden... Arif Baltacı |
Anladım Aşkın Sonunu İlk önce bakışlarınla tanıştım. Gözlerindeki parıltıya alıştiı, ve yalnızlığımı yenmeye çalıştım, çalistim ama, aramıza koyduğun mesafelere takıldım. Senin buhranlı gecelerime ışık saçmanı ben mi istedim? İkide bir karşıma çıkmanı, elimi tutmanı ben mi söyledim? Yoksa gönlümün her an seni anmasını ben mi arzuladım? Ben yalnız bir kuru ümide, bir sıcak sevgiye sarılmayı diledim. Bir hasret ki, günden güne vücudumu sarıyor, sanki kör testereyle kalbim parçalanıyor. Umudunu yitirmiş ellerim tutunacak dal arıyor. İdrak içinde bedenim hakka yöneliyor. Sende bir yıldız gibi kaymışsın ne çıkar? Sevginin kaynagi o, sevmemeye imkan mı var? Sahte sevgilere kanarak kalmışım bizâr... Yaradana bir gün dönmemeye çare mi var? Ahmet Arslan |
Yalnızlık Değer verdiğim kişiler şimdi, Yok, oluyor gözümden. Dayanamadı bu acıya dizlerim Tutmuyor, ne olur tut elimden. Sevmenin diğer adının da Yalnızlık olduğunu bilseydim Bu kadar üzülmezdim. Seven insan ayrı kaldığında özlermiş Bende özlüyorum seni Seninde düşündüğünü biliyorum Yâda. Aklından bile GEÇMİYORUM... Cafer Şen |
Hayatı derinden yaşıyorum. Oysa kalbimdeki sevginin tüm hücreleri öldü. Ne zaman susturdum yüreğimin sesini hatırlamıyorum bile. Bir dağın zirvesinde sonsuzluğa bakıyorum öylece . Rüzgar saçlarımı dağıtıyor aldırmıyorum. İçimdeki kuş kanat çırpıyor sanki delice. Sarılıyorum kendime sarılıyorum. Gözlerimi kapatıyorum. Karanlık,karanlık değil içimdeki karanlık korkutuyor beni. Aslında ona da aldırmıyorum. Kaybedenlerin cesaretiyle ölmek istiyorum. Hissettirmeden kimseyle dertleşmeden. Bu kaçıncı korkuyla uyanışım.Yüreğim acıyor. Ağlamak istemiyorum. Yastığım sert yorganım ısıtmıyor. Karanlık yoruyor artık beni dipteyim en derinde. Titriyorum. Boğuluyorum. Ağlamak istemiyorum. Ağlıyorum. Hiçbirşey umrumda değil. Farkedilmiyorum ve de farketmiyorum. O kadar yorgunum ki hiçbirşey düşünmek istemiyorum. Mutlu değilim,huzurlu değilim. Ben ben değilim yok ettim kendimi. Gömdüm bir sayfaya. NEHİR ÖZGE |
YALNIZLIK Ben ne zaman yalniz kaldim, bilmiyorum Ne tuhaf, vaktim olmazdi yalnizligi bunca bilirken kendimi hiç yalniz sanmazdim çevremde hep birileri vardi, ben hep birilerinin yanindaydim günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliginden hazirlanirdi aramizda habersiz gidip gelen gündelik armaganlarla kendi kendini tasiyan bir irmagin akintisinda hayat bizi kendi sahillerimize ulastirirdi bazi evlerden tasinirdik, bazi insanlar girip çikardi hayatimiza bazi mektuplar alirdik, bazi sözler, çiçek selamlari sonralari bazi tanidiklarimizin ölümleriyle de karsilastik elde olmayan nedenle sudaki halkalar gibi genisleyen küçük alinganliklardan büyük darginliklara vazgeçisler, unutuslar, kayiplar birbirimizi çok sevdik hep yillarla azala azala simdi ne zaman yalniz kaldigimi düsünsem, yalniz olmadigimi kanitlamak istiyorum kendime eskiden iki albüme sigdirdigim hayatim, simdi sigmiyor eskilenlerle çogalmis fotograflara telefonun basina geçiyorum alt alta dizilmis onca ad arasinda seken ömür parçasi gün ölüyor mesgul numaralarla simdi ne zaman yalniz oldugumu düsünsem, simdi ne kadar yalniz... yalniz oldugumu anlamam için beni hiç yalniz birakmadiniz. Ben ne zaman yalniz kaldim, bilmiyorum her zaman yalnizdim, bunu biliyorum büyücü ellerimin kara sanati yazi en çok ben onardim dostluklari, en çok benim elim dikis tuttu bagislamasiz sanarken kendimi en çok ben unuttum kalbimin benden sakladiklarini tigla içeri çektim takilmis kazaklarin ipini denenmemis baslangiçlari göze aldim, hafifletilmis hasarlari, görmezden gelinen enkazi mutfagi beklemek hep bana kaldi bir siirden bir romandan bir filmden çikip her seferinde aydinlik bir inat gibi yeniden karistim hayata hiç el degmemis gibi yeniden konuk geldim odalariniza, ruhlariniza buraya eski asklarim neredesiniz? Hepinizi çok özledim. Simdi birdenbire bir köseden çikip bana, yalnizca, Merhaba, deseniz, o zamanlar hiç mutlu etmediginiz kadar mutlu edersiniz, bir zamanlar bütün agladiklarimi geri verebilirim size sag olun demenk isterim, sag olun, sag olun sanki beni yeniden sevdiniz ama biliyorum, pis bir yagmur basliyor, semsiyem yok yanimda, yagmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte israrliyim gene de isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna ne kadar islansam, o kadar çikacagim sanki bir zamanlar çok daha bütün oldugumu sandigim o yikanmis zamanlara... yeni degil kesfine gençlik verilmis gerçekler her zaman yalnizdim kitaplar kadar yalniz yalnizca yalnizligimdan gürültücü bir kalabalik yaptim herkes için farkli aldanislar kurtarilmis hayatlar yok pahasina her zaman yalnizdim yanardaglar kadar yalniz ey kafiye sevenler, simdi beni gökyüzünde bir yildiz sananlar, yanildiniz! nankörlük etmeyeyim gene de, yalnizligimi daha az hissettigim anlarim oldu yalniz evimde hep ayni anda çalar telefonla kapi gene öyle oluyor; hiç yalniz birakmazlar beni yalnizlik bilgisiyle çatilmis arkadasliklarin korunakli gölgesinde yalnizlik için çalar telefonlar kapilar Istersen bana ugra, ya da, Aksama bulusalim, ölmeden yapacak çok is var Murathan Mungan |
Yalnızlık Gözyaşlarım benim tanrıya yakarışım hislerim duygularım yaptıklarım ve yapacaklarım adeta bir şeyi haber vermek istiyorlar gibi ama bu ne bilemiyorum... Tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım. Gözyaşlarım sel olup gittiğinde ve, Benim artık üzülmekten sesimin çıkmadığı anda yine düşünüyorum ve yakarıyorum tanrıya neden hep böyle ne zaman bitecek bu acılar diye ama bir cevap gelecekmi bilmiyorum tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım. Ancak bir gün bir şey oluyor her şey bitti çözüldü diyorum ancak o zamanda yine bilmediğim bir şey oluyor tam her şey çözüldü derken başka bir problemle karşılaşıyor yüreğim hala yalnızım evet hala yalnızım tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım. Erdem Barut |
Unutmadım seni! "Ey Yalnızlık..." .:. Ne yazilmali ki silinip gitmesin, ne söylenmeli ki unutulup bitmesin. Sessizlikle bağlayan bir hikaye bu. Eger bagladigi gibi bitecekse sonu, yasanan her ne varsa sil, gitsin.Hayallerde gerçek gibi yasarken seni, umutlarda bitti bir zaman, sevgiler de. Seni seviyorum çünkü ne zaman siir okusam, misralarindan sen akiyorsun, gözlerimden yaslar süzülüp resmine damliyor, sessizlik sarariyor içimde, susuyorum. Tam buldum dedigin anda kaybetmek nedir bilir misin? Atilmisligi hissettigin oldu mu? Hayaliyle yasamayi ezberledin mi? Delicesine sevdigin ama onun seni sevmedigini ögrendigin o ani hiç yasadin mi? Onun eksik yanlarini bile sevebildin mi ? Terkedilice ilk defa görüyormus gibi baktinmi? Elvedasiz ayriliklar acitti mi içini? Göz kapaklarina inat, uyumadigin oldu mu gecelerce? Sadece mum isiginin aydinlattigi odanda onu düsündügün oldu mu saatlerce? Ellerin onsuz kaldiginda üsüdün mü? Duyuyorum susuyorsun, yine susuyorsun, tipki o zamanki gibi söylemiyorsun. Seni seviyorum çünkü hergün biraz daha tükenirken hersey, benligim sesizce inliyor ben susuyorum. Bir an elinden tutuyorum, biran sonra belkide tamamen elimden kayip gitmis oluyorsun, anlayamiyorum.Yine sensiz kaliyor kollarim, yine islaniyor gözlerim. Yasamam için tek nedenimdin sen. Fakat binlerce sebep vardi seni sevmem için. Seni seviyorum çünkü yasanacak bütün imkansizliklarda sen varsin. Biryerlerim aciyor durmaksizin. Sessizligin çok sey söylese de bazen susmanda incitir beni. Bilirim, belkide en iyi ben bilirim ki, susmasini bilmek, bildigini söylemekten daha zor. Bir uçurum gibi derinlesen sessizlik, bizi birbirimizden ayirdi bile. Yenildik dostlugumuza, zamana, yalnizliga, yenildik iste! Sinsice sardi sessizlik, böyle birdenbire, ansizin... ve ben hala unutmam gerektigini söyleyenlere inanmiyorum. Hissettiklerimi söylemektense dost kalmayi, seni sensiz yasamaktansa susmayi tercih ederim. Senin beni sevme fikri bile beni mutlu edebilecek kadar güzel ve asil! Seni seviyorum çünkü sen benim siyah beyaz dünyami renklendiren o çok az seyden birisin. Sensiz her andan korktum, korkuyorum. Alip gitme ellerini, alip gitme gülüslerimi, götürme düslerimi. Sen benden gittin gideli öyle biktim ki sensiz kendimden. Seni seviyorum çünkü hala birseyler var vazgeçemedigim. Ben herkes için siir yazmazdim, bu hep tuhaf gelmisti. Fakat simdi senin için siir yazmamak tuhaf geliyor. Bu yillarca sürecek ve de hiç dinmeyecekmis gibi düsünürken görüyorum ki anlamini yitiren birseyler var aramizda. Seni seviyorum çünkü tam herseyden vazgeçmistim ki, karanligimin perdesini yirtti ellerin. Ama yine direndik sessizlige, hala konusulmadan kalan öyle çok sey varki! "Sustugun yerde birseyler kiriliyor" Nasil söyleyecegini sende bilmiyorsun besbelli.. Susman gerekiyor diye susuyorsun belkide, dostlugumuz için.. Kalbim sendeyken her adimda, aklim sendeyken her dakika, unutmadim, unutamadim iste! HAYRİYE ÖZMAK |
haylaz bir adamdan da başlanabilir sevmeye Tertemiz kağıtlara mürekkep dağıtır da sonra gelip yıkanır teninle kara bir adamdan da başlanabilir sevmeye upuzun yola düşse gece korkar da sonra gelip sığınır gölgene ucuz bir adamdan da başlanabilir sevmeye tepeden tırnağa yağma durur da hep ‘bi dostluk’ kalır geriye Enver Ercan |
Hani beraberdik Akşam olur,karanlık çöker kapımıza Sen ağlarsın,ben susarım Yitik şarkılarımız mırıldanılır kulaklarımıza Sen ağlarsın,ben susarım Günbatımı kuşları gelip çöker arkamıza Sen ağlarsın,ben susarım Kızgın gül değmiştir beyaz avuçlarına Sen ağlarsın,ben susarım Gün gelir,kırar kapılarını gireriz kentimize Sen ağlarsın,ben susarım Akşam olur,mürfeze sarar her yanımızı Sen kaçarsın,ben yakalanırım Ethem Vayvaylı |
Gölgen gibidir yalnızlık Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk. Sarılırsın ararsın tutamazsın yoktur çaresi. Adı Yalnızlık Yazılmıştır birkere Yiğit olsan da büker bileği, Cesur olsan da sızlatır yüreği. İçindedir sevgi, insanın tek dileği Ateşten gömlek misali SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ… Ümit Yaşar Oğuzcan |
Yalnızlık yanlızlık; annesizlik babasızlık gibi. açlık,parasızlık gibi. koyar adama bazı bazı. yarım sevdayla gelir, ölümle gelir bilemezsin kalırsın böyle bazı bazı. ne evin huzur verir, ne de çevren. gözler alaycı gelir yürekler sahte. çırpındıkça batarsın, elin göğsünde anlamaz kimse...! Cihat Aydın |
Yalnızlıksın bir tek ben yalnızım, gecede, semada yıldızlar başı boş rüzgar ve yalancı güzellikler... sahilde sarhoş balıklar demir atmış yanlızlığa jilet olmayı bekleyen gemiler bitten şeyler mi yanlız acıklı? değil... nasılda verir ağaç, köksalarken toprağa ve acıyla büyür her insan toprak misali yalnızlıkta acıdır kaybetmek kadar hemde şimdi gece çırılçıplak düşünceler alt üst ve sen beyin hücrelerimde başlayan sağnak yağmur üstüme örtün dur yanlızlık senle olsun gelmesende otur... kal yüreğimde bir dağ gibi hasretin çöksün yüreğime yalnızlık mı sadece bana kalan değil... sen ve senden artakalan birde kör olmayasıca yalnızlık sevdan Mustafa Yanardağlı |
Kalbim Göğsümde 15 yara var!. Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak!.. Kalbim yine çarpıyor, kalbim yine çarpacak!!! • Göğsümde 15 yara var! Sarıldı 15 yarama kara kaygan yılanlar gibi karanlık sular! Karadeniz boğmak istiyor beni, boğmak istiyor beni, kanlı karanlık sular!!! Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak. Kalbim yine çarpıyor, kalbim yine çarpacak!... • Göğsümde 15 yara var!. Deldiler göğsümü 15 yerinden, sandılar ki vurmaz artık kalbim kederinden! Kalbim yine çarpıyor, kalbim yine çarpacak!!! Yandı 15 yaramdam 15 alev, kırıldı göğsümde 15 kara saplı bıçak.. Kalbim kanlı bir bayrak gibi çarpıyor, ÇAR-PA-CAK!! Nazım Hikmet |
İşte; bu gecede yanlızım,yine dilimde aynı sözcükler.. Yüreğimde aynı hüzün,yine karanlığa teslim olmuş yanlızlığım... Yine sana, gel diyeceğim biliyorum,gelmeyeceksin... İnadına düşüneceğim seni inadınainadına seveceğim... Güneşi bilirsin hep aynı yerden doğar, Bazen ılık,bazen sıcak,bazen de yakar. Kimi gün bulutlar saklasa da,bilirsin ki ardında bir gerçek var... İşte; sende benim gözlerimde öyle doğdun Bazen ıslak,bazen kederli,bazen de ışıl ışıldın. Bir an gözlerimi kapatsam dabilirsin ki ardında sen vardin.... Bak, işte yine çocuk oldum,ağladım karşında. Hadi saçlarımı okşa ellerimi tut. Yoksa,yok olup gideceğim kahrımdan.. Yine sana gel diyecegim,biliyorum gelmiyeceksin.. Inadina düsünecegim seni inadina inadina sevecegim... Yine anıları çıkartacağım yüreğimden,sereceğim önüme.. O güzel günleri bir bir buruşturup atacağım çöptenekelerine Sonra albümden resimlerini ayıracağım tek tek. Parçalayıp yırtacağim,..ama, bir tek tek resmin kalacak elimde, O da bana verdiğin ilk resmin.iste onunla bileklerimi keseceğim Yine damarlarımdan, damla... damla....sen akacaksın.... Gene sana gel diyeceğim, biliyorum,gelmeyeceksin. İnadına düşüneceğim seni,inadına inadına seveceğim . Şimdi sevgilim bir başıma doruğundayım sensizliğin. Yüreğim utanır seni özlemekten,aydan parlak gözlerin Çocuk gülüşlerin gelir aklıma,ellerim tutar ağlayamam. Evet acı çektiğim doğru,seni sevmenin bedelidir bu.. Sana gene gel diyecegim, biliyorum gelmiyeceksin... Inadina düsünecegim seni inadina... GÜLSEREN NAZIM |
Çağır beni, çağırda büyüsün içimde biriktirdiğim bütün yalnızlıklarım! Adım adım büyür yalnızlık, yürüdükçe devasallaşır kimsesizlik! Dur!Ne olur Sende gitme! Yalnızlığın üzerime yüklediği bu sessizlik artık beni boğuyor. Buradayım baksana karanlığın tam ortasında. N'olur artık gitme. Sana çok ihtiyacım var. Kurtulmak istiyorum ama koşamıyorum.Çaresizlik öyle bir bulaşmışki bu sokaklara takılıp düşüyorum. Off.. bu kadar mı zor sen, bu kadar mı zor sensizlik!! Canım o kadar çok acıyor ki.. Artık bağırmak istiyorum sesimin yettiğince. Bağıra bağıra ağlamak ve haykırmak istiyorum "Anla artık anla!! seni seviyorum" diye. Ama olmuyor işte. Ve yine o şarkı başlıyor bir uğultu misali; "gitme nolur gitme itirazlar elimde değil yalnızım yalnızız yalnızlıklar elimde değil düşerken son birkez yalana benimsin benim yalansan yalanı severim elimde değil.." Biliyormusun..... "Seyirci kaldıysam bu yürek yangınlarına..Her yıla bir nefes tutar oldum.. Arta kalan küllerden..Kurşuni sevdalara bir adım var.. Lakin.. Yüreğime adım geçmiyor.. Ömür defterimden hüzün yapraklarını yırttım.. Ama.. YÜREĞİNE ADIMI ASTIM... |
Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum. Orhan Veli |
Yalnızlıkta Ağlar ben bazen gül olurum bazen kaktüs bazen bir damla bazen bir nehir çıkmaz buhranlarımın yoldaşı ihanetini bilmediğim kardeşim isyanlarımın ve seviçlerimin şahidi riyasız sevdik birbirimizi geldim sana çoğu zaman hiç neden veyagit demedin zorlanınca vefasız insanlardan sana firar ettim hiç ceza çektirmedin ey sadık dostum ey yitik sevdaların kucağı acıların umutların ocağı kızma ama elveda ' dostum' bekle beni birgün, bekle beni birgün tekrar geleceğim ama bugün ogün değil ben vefa borcumu ödedim ödemeyen umarsızları al sen şimdi hüzün tünellerimi kapattım eskilerimi bir kenara attım yetmedi sevmediklerimi yaktım yeni bir sevdaya su gibi aktım ama şuan uzak diyardayım kısmetse üç aya ordayım bekle beni ankara gibi aşkım yarın geleceğim ve seni daima seveceğim .......ağlama yalnızlık.... Ümit Arslan |
Yalnızım Yalnızsın Yalnızız kimse içimdeki boşluğu görmüyor bir adresi yitirmek neler hissettirir insana kalp atışlarından uzak olmak soluğunda duyamamak mevsimleri, düşünmüyor çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlardayız ciddiye alınmıyor sorularımız gün afrikalı kalmaya kararlı bu dünyadan olmamak da yetmiyor ve siz geliyorsunuz, sarı elbisenizle bir silüet hayatımdaki eksikleri gösteriyorsunuz küçülüp silikleşiyorum, hafifliyor bedenim yalnızlığım dağılıp çoğalıyor sesinizde ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum |
Seninle el ele dolaştığımız sahildeydim bugün seni sordu bütün martılar deniz bi hayli üzgündü ağlamaklı vuruyordu kıyıya bütün dalgalar sanki beni yalnız gördüğüne üzülmüş gibiydiler ciçekci melahat ablayı gördüm sonra seni sordu bana ayrıldık diyemedim bi türlü dilim varmadı oturduğumuz bankı gördüm gözlerimin önüne geldi bütün yaşananlar ansızın cıkı versende karşıma ve sil baştan başlasak herşeye keşke alışamadım sensiz yaşamaya ben böyle aklımda tek bişey var oda ölmek var mı_? bi çıkar yolu gelde sen söyle bir hasretine mermi yaktım gecelerce bi de ismini düşürmedim kullandığım hecelerde olmuycak böyle biliyorum ama ben seni hala seviyorum ÖLÜMSÜZ sevgimle... CANSU ÖZTOPRAK |
Maviye Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine Rüzgarda asi, Körsem, Senden gayrısına yoksam Bozuksam, Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık... İtten aç, Yılandan çıplak, Vurgun ve bela Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım? İlle de ille Sevmelerim, Sevmelerim gibisi? Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N'olur gel, Ay karanlık... Dört yanım **** zulası, Dost yüzlü, Dost gülücüklü Cıgaramdan yanar. Alnım öperler, Suskun, hayın, çıyansı. Dört yanım **** zulası, Dönerim dönerim çıkmaz. En leylim gecede ölesim tutmuş Etme gel, Ay karanlık... Ahmed Arif |
Yalnızlığıma varınca Sen bana bakma, bir daha, bir daha dene, bir daha söyle. Sen unutulmadın ki, benim ki naza çekmek öyle. Sev hele, gel hele uzat ellerini, o canım ellerini, güzelim ellerini, yaratan,yaşatan ellerini. Getir güzelliklerini... Güneş izi yok yalnızlığım da, hep gece. Gör gelince, gör sevince, yalnızlığıma varınca, ...........................yaşayınca. Demir Mutlugil |
Mostar Köprüsünün üstünde kaçıncı yakılışıdır Roma’nın Kudüs’ün kaçıncı işgali kaçıncı cehennemdir Srebrenica sen kaçıncı hitlersin Slobodan Miloseviç insan kasabı. *** oğlu ***!.. orada ırzına geçildi gözyaşlarının bile yeniden çarmıhlandı spartaküs Nesimi’nin derisini yüzdüler Bedreddin’im bir ağaca asıldı kaçıncı kez kirlendi barış simsarlarının kof sözleri orada. . . masallardaki iyiler yıldızlı göğün sırları yorulmuş yaşamların çiçeklenen kırları yamaçlarda dinlenen eski zaman yatırları katledildi orada... annelerin parçalanmış memelerinden sütleri toprağa damlıyor öldürülmüş çocukların oyulmuş gözlerinden anneleri kanıyor artık ellerimi tutamazsın anne ellerim yok. bir daha sevinci koşamam sokaklarda bacaklarım kopuk sokaklar yıkık bir sesim vardı gülüşüme şarapneller düştüğü anda bütün çocuk sesleriyle birlikte insanlığın suratına haykırdı misketime benziyordu öldüğüm kurşun yağarken gökyüzünden yanık et-kopuk bacak insanlık kördü anne insanlık sağırdı bir çığlığım kaldı benden tarihin vicdanında yankılanacak gayri gözyaşlarını biriktirsin dünyanın dört yanında yalnızca ağlayanlar sonra da oturup içsin senin yazdığın yaldızlı dizeler öfkeye-kınamaya-yasa dair artık durdurmaya yetmez bitmiş bir soykırımı ey şair isyana kesmedikçe kederin kalemin yüreğine saplanıp ateşle yazılmadıkça dizelerin daha çok vampirler sokaklarda uluyacak başka Bosnalar kanayacak insanlık zulüm soluyacak çocuklar soracak ey insanlık çocuklar sizden soracak sevinçler ne kadar az azrail ne kadar çok artık ellerimi tutamazsın anne ellerim yok !.. l995- Balçova Adnan Durmaz |
Ben sana uzak yanlızlıkta öldüm. Tekrar dirildiğim de seni gördüm. İçimde damla damla biriktirdiğim; Senin sevgindi, Sevgiye hasret gönlüm. Renklerin içinde sevgiyi arayan aciz; Gerçek sevgi içindeyken, daha ne ararsın bir iz ? İlahi aşktır insanı yaşatan. Sevgiye uzak, sevgisizlikle bizi kandıran. Kovulmuş melanettir, gönlü kör olmuş şeytan. Artık sevgiyi hisset, gönlünü dinle, ey insan! ÖMER TORUN |
Yalnız Kadın Gün ışığından güzel kadın renklerin koynunda çiçeklenmiş duruyorsun terasta, kızıl saçlarını sallıyor çapkın bakışların Hırsız gözleri yakalayan karanlık sana sessizce dokunuyor çitle çevirdiğin bahçende, Adonis bu yıllardır beklediğin ışık yitik sandığın ülke ve ezberlediğin koku, aryalarla parlayan ay çıplaklığına vuruyor leke. Bir yudum daha al kadehinden alevlensin kanın papatyalar gibi bir aklaşsın bir sararsın yüzün sar bırak sar bırak avuçların ıslanarak, kasıklarındaki yükü koparıp at gece yorulsun koşturmaktan uyku gözlerinden aksın, Büyük Sahranın kumlarına baksın sevişmelerini saymak isteyen boşalıyor teninden Erosun sunduğu kadınlığın. A. Kadir Bilgin |
Aç kapıyı yalnızlık, ben geldim Hayır, ağlamadım, gözlerim yaşlı değil. Cephedeydim, kurtaramadım yenilmekliği. Gece yarısı, uyumuştur sokaklar çoktan Bir sen varsın işte, bir de benim hayaletim... Bakma öyle, al elimden valizlerimi Bir şey yok içlerinde; balık kokusu sinmiş üç beş kazak, Kırık bir ayna, bir kaç tel siyah saç... Soğuk burası, yağmur kokuyor Geceleri uyku tutmaz insanı burda Bak, yıldızları görmem lazım benim dolunayda; çıldırırım Yıkarım üstüne bu mahzeni, kaçamazsın... Morarmış, çatlamış ellerim soğuktan görmüyor musun? Varsa sıcak bir çorba getir bana, tuzlu Yoksa uğraşma, aç değilim. Saat yok duvarlarda, o kadar yalın yaşamak Günışığı da yok, karanlık ruhun gibi yakın sana... Yalnızlık kapat kapıyı! Şuraya, şu soğuk taşların üzerine bir yatak ser bana. Uyumak istiyorum, Unutmak istiyorum, Unutulmak istiyorum... MEHTAP ANDAÇ |
Yalnızlık Bugün yine dünden dahada efkarlıyım Uzanmışım yatağıma,dikmişim gözümü tavana Elimde ise yalnızlığıma ortak birtek sigara Allah kahretsin...! Tek eksik şey ise bir şişe bira Tarifi imkansız bir boşluktayım Radyoda çalan hasretlik parçaları Alır götürür birtarafa herkesi Kimi karısını,kimi ise düşünür sevgilisini Ben ise neye efkarlandığımı bilmeden Onlardan fazla dalarım düşüncelere Gerçektende zormuş be yalnızlık arkadaş zor...! Derdini paylaşacağın, Efkarlandığında bir telefon açıp konuşacağın, Heyecanla mektubunu bekliyeceğin birinin olmaması Zormuş be arkadaş zor...! Her nekadar zalimde olsa Yinede yalnızlığı,yalnız kalmayı seviyorum İnsan yalnız kaldığında buluyor hataların doğrusunu İnsan yalnız kaldığında görüyor hayatın o gerçek yüzünü Yalnız kaldığında görüyor be arkadaş yalnız kaldığında...! Söndürün ışıkları, Kapatın camları,kapıları. Beni yalnızlığımla başbaşa bırakın, Kimse sormasın beni, Kimse gelmesin kapıma. Çare bulunmaz benim yalnızlığıma. Bak,bak yine sabah oluyor, Güneş o alacakaranlığı yavaş yavaş aytınlatıyor Benim bu karanlık dünyam ise hala bir ışık arıyor...!!! Ümit Tüfekçi |
Sana bir gün bu mektubum ulaşır Açarsın ah eline kan bulaşır Çürür bir yerlerde çırılçıplak cesedim Sedyeyle taşınır kan çiçekleri Adımların, adımların, adımların birbirine dolaşır. Nazlı ırmak boylarından, ılık rüzgarlarla geldim Çiçek istediler verdim, şarkı dediler söyledim Ömrümün yarısı kavgayla geçti Ben böyle, ben böyle, ben böyle yalnızlık görmedim. Beni bir gün bu şarkıyla anarsın İçinden kopar bir tel ağlarsın Gecikmiş bir vefa kalıntısıyla Polis kaydından sildirip adımı Pencerenin, pencerenin, pencerenin buğusuna yazarsın Darmadağın bir evden sabah ezanıyla çıktım Denizler üstüme gelmeyin Kuşlar ne olur didişmeyin Şarkımı esmer bir hasrete sundum Bu yalnızlık, bu yalnızlık, bu yalnızlık benim ilişmeyin. |
İki Köşeli Yalnızlık https://www.msxlabs.org/forum/metin.gif Gökyüzüne asılı kalmış bir yankı Arıyor kendisini bırakan ağzı Yeniden, yeniden sesini bulmak için İki köşeli yalnızlığın bir ucunda sen, bir ucunda ben Birleşip ayrılıyor çizgilerimiz Hangi boyuttan koparılmıştık ki biz Anı bile yok, ses, koku bile Bir elin yazdığını öteki el karalıyor sanki Silgiler hatırlıyor, kalemler unutuyor bizi... |
Yalnızlık... Sen küsüp giderken bir çift sözüme, Sessizce karşıma çıktı yalnızlık... Pişmanlık hissiyle yanan yüzüme, Beter ol der gibi baktı yalnızlık! ... Dilimden düşünce o çirkin hece, Kapımı sen açtın bu zalim güce. Dört yanım karlı dağ oldu her gece Çığ gibi üstüme çöktü yalnızlık! ... Ne kadar hasretsem bir tebessüme, O kadar muhtacım son nefesime. Ruhumda beliren her hevesime, Bir hüsran perdesi çekti yalnızlık... Bu nasıl bir garez, bu nasıl bir kin? Serviler şehrini gösterir her gün? Sevgilim seni de ağlatır bir gün, Gözünü canıma dikti yalnızlık! ... |
| Saat: 16:44 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık