![]() |
Beyazıt Meydanı`ndaki Ölühttp://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gifBir ölü yatıyor on dokuz yaşında bir delikanlı gündüzleri güneşte geceleri yıldızların altında İstanbul`da, Beyazıt Meydanı`nda. Bir ölü yatıyor ders kitabı bir elinde bir elinde başlamadan biten rüyası bin dokuz yüz altmış yılı Nisanında İstanbul`da, Beyazıt Meydanı`nda. Bir ölü yatıyor vurdular kurşun yarası kızıl karanfil gibi açmış alnında İstanbul`da, Beyazıt Meydanı`nda. Bir ölü yatacak toprağa şıp şıp damlayacak kanı silâhlı milletimin hürriyet türküleriyle gelip zaptedene kadar büyük meydanı. Nazım Hikmet |
Affeder misin? ALLAH'IM Yüklensem günahlarimi sirtima Tüm mahcubiyetimi alsam yanima Biraz da utanc duyarak kapina Gelsem affeder misin Allah´im ?.. Gözlerim dolu yaslarla Günahlarimin verdigi pismanlikla Ama beni affedecegin umuduyla Gelsem beni affeder misin Allah´im ?.. Verecegim hesabin korkusuyla Benden geriye kalmis günahlarin tortusuyla Ama Rabbim sana duydugum büyük askla Gelsem beni affeder misin Allah´im ?.. Hatalarimi bilsem de bas koydum yoluna Sen cok affedicisin bagislayicisin ama Benim de günahlarim cok fazla Böyle iken Gelsem kapina affeder misin Allah´im?.. Belki yüzüm yok gelmeye Ama baska yerim yok gitmeye Kalbimde ki sonsuz sevgimle Gelsem beni affeder misin Allah´im ?.. |
Sana geliyorum Allah'ım Sana geliyorum Allah'ım Bütün günahlarımla. Masum bir çocuk gibi. Ne olur kabul et beni. Gözlerimde yaşlar seller gibi Günahlarım çok dağlar gibi. Yanında bana da yer var gibi. Koşarak sana geliyorum ya Rab'bi Yüreğimde bir büyük aşk. İlahı aşk diyorlar tanımına Başka aşklarda var ama Ben sana senin aşkınla geliyorum ya Rab'bi Affet bu kulunu hatası çok büyük. Günahlarım sırtımda kambur oldu,bir yük. Artık dayanacak gücüm kalmadı bitiyorum. Bütün varlığımla sana geliyorum ya Rab'bi Dünya bir sınav merkezi. Sen sınava tabi tutuyorsun herkesi. Bu cahil kulun elinde zayıflarla dolu karnesi. Düzelteceğemi söz vererek yanına geliyorum ya Rabb'i Ellerim göğe açık dualar ediyorum. Beni affedeceğini bilip sana sığınıyorum. Son nefesimi imanla veriyorum. Geliyorum Allah'ım Sana geliyorum.. |
Senin hasretindir YA RASUL SENIN HASRETINDIR YAKIP KÜL EDEN Senin hasretindir YA RASULSENDEN COK UZAKTA BU BEDEN SENI GöRMEKTIR HAYALIM GöRÜYORSUN ELBET BENIM HALIM ILLAKI COK KUSURLARIM VAR SEN RAHMET EYLE EY GÜZEL =YAR= NAPAYIM BU DÜNYAYI SENSIZ DÜNYAM TUZSUS,SEKERSIZ COK SESSIZ öZLÜYORUM SENI,DINMEYEN öZLEM BU OLURUM INSALLAH SANA LAYIK (YA HU) SENI COK SEVIYORUM YA RASUL |
İmanın tohumu beş vakit namazdır İmanın tohumu beş vakit namazdır, müslümanım diyen, kılsa gerektir. Namazın lezzetini duyamayanlar, ruhunu tedavi, etse gerektir. Bilmek istersen kim, necat bulmayan, namaza hiç ehemmiyet vermeyen! Mizan terazide hayrın bulmayan, ezanı işitip, gelmeyenlerdir. |
Allah razi olsun güzel siirlerini bizlen paylastigin icin |
Sevdim Seni Sevdim seni hep canlara cânân diye sevdim, Bir ben değil, âlem sana kurbân diye sevdim. Ecrâm-u felek, levh-u kalem mest-i nigâhın, Dîddârına âşık Ulu Yezdân diye sevdim... Mahşerde nebîler bile senden meded ister, Gül yüzlü melekler sana hayrân diyesevdim... Aşkın ile buhurdan gibi tütmede bu kalbim, Sensiz bana Cennet bile hicrân diye sevdim... Tâ Arş'a çıkar her gece âşıkların âhı, Asilere lûtfun yüce fermân diye sevdim... Dağ kalbime bir lâhzacık ey nur-i dilâra, Sevdânı gönül derdine dermân diye sevdim. Bülbül de senin bağrı yanık âşık-ı zârın, Feryâd bütün âteş-i sûzân diye sevdim... Hûriler ezelden beri şeydâ-yi cemâlin, Yanmıştı sana "Yusuf-ı Ken'ân" diyesevdim... Evlâd'ü ıyalden geçerek Ravzâna geldim Evsafını medh etmede Kur'an diye sevdim. "Kıtmîr"inim ey şâh-ı Rüsûl kovma kapıdan, Alemlere rahmet dedi Rahmân diye sevdim.. Şeydâ kuluna eyle nazar merhametinle, Bir lâhza nazar en büyük ihsân diye sevdim... |
!!Kadir Mevlam!! Özenerek yaratmışsın evreni, Bir ustasın, marifetin var senin. Besmeleyle döndürürsün devranı, Akla sığmaz çok hikmetin var senin. Esirgeyip bağışlarsın kulunu, Gösterirsin sır çözmenin yolunu, Çamurdan yarattın insanoğlunu, Karar senin, zarar senin,kâr senin. Nebilere kendini göstermişsin, İman eden gönüllere girmişsin, Kullarına her meyveyi vermişsin, Kadir Mevlâm bol nimetin var senin. Vahiylerle müjdeler duyurmuşsun, Dört kitabın dördünde buyurmuşsun, Kıldan bile ince köprü kurmuşsun, Kevser senin, huri senin, kor senin. Efil efil estirirsin yelleri, Dikeninde açtırırsın gülleri, Rahmetinle ıslatırsın yerleri, Rüzgâr senin, yağmur senin, kar senin. Zeki Çalar der ki: Ezelden beri, Sana açık inananın elleri. Kadir Mevlâm, duy yakaran dilleri! Huzurunda hesap vermek zor senin. Zeki Çalar |
Kim istemezki Aşereyi mübeşşereden olmayı Cennetle müjdelenenden olmak için değil Sonun sonuncusuda olmak ne büyük nimet olurdu Seni görmek ne büyük devlet olurdu ey devletlim benim Seni görenleri görmek, görenleri görenleri görmek silsilenin en son halkası ben olsamda görenleri görmek sevenleri sevmek övenleri övmek daha ne servet isterimki bunlar cana nimet Sonunda burda olmasada bir umutta olsa varya seni orda görmek Havzının başında ümmetinin susuzluğunu giderip şefaat edeceklerini sancağının altında toplarken o ne güzel gölgedir o ne güzel serinliktir Sana yanmak kadar değilsede o ne alevdir şefaat gölgenin düşmediği mahşer meydanı Ya Resulallah şefaatına inanmıyanları nasıl ikna edebilsekte onlarda senin şefaatinin ne büyük nimet olduğunu anlayabilselerde şefaatini anlatabilmek için mücadele etseler Rabbimin ben gizli bir hazineydim bilinmek istedim demesindeki hazinenin en güzel mücefferlerinden birinin herhalde sana verdiği senin hatırına dostlarına verdiği şefaat mücefferi olsa gerek Çünki senin Cemalini görme nimetine bizler kulluğumuzla değil ancak senin rahmetinle ikramın olan Habibinin şefaatında uımuyoruz Hani fakiri sevindirmek için bineğini kaybettirip sonra buldururmuş ya Bizde nefsimizle baş başa bırakıp günah bataklarında bocalarken tövbe etmemizi nasip edip seyyiatımızı Hasenata çevirmiyormu Ne büyük hazinedir affımız için verdiği müsade ve tövbeye meyleden kalp Kalbimin yönünü kendine çeviren Allaha Şükrederim o ne güzel vekildir o ne güzel şefaatçıyı şefaatçıları bize vekil etmiştir neylerse güzel eyler sırrıyla Şefaat ne büyük rahmettir onunla dirlir ölü gönüller |
ÖLÜM GELİNCE Ey Azrail, gözlerim fersiz, sözlerim yersiz, Ecelim gelir gelmez, yakaladın habersiz? Keşke birkaç yıl önce, bir haber gönderseydin. Rüyalarıma falan bir kez giriverseydin. Mal mülk sevdası ile dünyadan kopamadım. Çok özür diliyorum, hazırlık yapamadım. Alamadım yanıma para pul, ne de bavul. Uyudum horul horul, ne zil duydum, ne davul. Yaşım yetmiş olsa da, kanım hep fıkır fıkır, Bu cümbüşlü âlemi, gönlüm nasıl bırakır? Derler de inanmazdım, yaş yetmişse iş bitmiş. Anlamadım bunca yıl nasıl da geçip gitmiş Lütfen birazcık bekle, sana yalvarıyorum. Eceli tehir için, bir çare arıyorum. Yıkıldı hep düşlerim, yarım kaldı işlerim. Altından olacaktı, şu protez dişlerim. Seneler sonra ancak, voleyi vurabildim. Hortumlar sayesinde, ayakta durabildim. Gayet ucuza sattım, şerefin kilosunu, Ancak böyle kazandım, şu uçak filosunu. Çocuklarımın hepsi, birer vampir yarasa Ölmemi bekliyorlar konmak için mirasa Arkamdan dökülecek, iki damla gözyaşı. Dikilecek belki de, yaldızlı mezar taşı. Katafalka koyarak cenazem kokutulur Kırkıncı günü diye mevlitler okutulur. Musikiyle karışık, bir ilahi aryası. Mevlit bitince başlar, dedikodu furyası. Düzenbaz kodamanlar, köşeleri döndüler Bir yoksuldan indiler, ötekine bindiler İrtica yobaz diye yaygara tutturdular Dine afyon diyerek, bizlere yutturdular Düzenin kuklaları ekranlara çıktılar İlâhiyat adına, dinimizi yıktılar. Âlim zalim karıştı, renkler hiç seçilmiyor, Her yer mezhepsiz dolu; zındıktan geçilmiyor. Bu cinnet kervanına, nice prof katıldı. Ne vicdanlar satıldı, din sokağa atıldı Dünyayı gezdim ama, daha hacca gitmedim Alnım secde görmedi, hiç ibadet etmedim Dinden habersiz nefsim, olmadı hiç terbiye Haram falan dinlemez; tutturur hep ver diye. Çok gafil yakalandım, hazırlığım hiç yoktu, Dini öcü bilirdim, camiye karnım toktu. Ecel gelip çatınca, katiyen beklemiyor. Vade dolunca artık, saniye eklemiyor. İşte bunlar boş geçen, bir ömrün hikayesi. İbret alanlar için, pişmanlığın son sesi. BİZ BÖYLE OLMAMALIYDIK.. Allah denince yaşarmalıydı gözlerimiz Resul ismini duyunca Kor düşmeliydi yüreğimize Biz böyle olmamalıydık Bizi görünce İslam hatırlanmalıydı Merhamet gelmeliydi taş kesilmiş kalplere Dinleyince vuslatımızı inanmayanlar gözleri dolmalıydı Biz böyle olmamalıydık Biz böyle olmamalıydık Nerde bir zulüm duysak Aslan kesilmeliydi ruhumuz Bir düşkün görseydi şu kör gözlerimiz Akrepler sokmamalıydı ceplerimizi Biz böyle olmamalıydık Ağzımızda doksan dokuz ismi olmalıydı Allah´ın Gıybetten başka bir işe Yaramayan dilimizde Resul´un sözleri olmalıydı Biz böyle olmamalıydık Radyolarda isyan türküleri değil Bizim sevdamızın türküleri çalmalıydı Televizyonlar mazlumu konuşmalıydı Mazlumu anlatmalıydı Ama biz böyle olmamalıydık Ecdadımızın kemikleri Sızlamamalıydı mezarlarında Hz. Hazma baktığında bize Gökler ağlamamalıydı Hz.Hüseyin´in damlamamalıydı Kanı Kerbela´da Biz böyle olmamalıydık Küçük Muhammed ölmemeliydi Babasının kucağında Filistinli kız utanmamalıydı bizden Ölüme açmamalıydı gözlerini Yeni doğan bebekler Biz böyle olmamalıydık Kafkas kartalları özgürce Uçmalıydı gökyüzünde Zehraların, Zeyneplerin, Bekirlerin, Muhammedlerin Gözleri umutla bakmalıydı yarınlara Biz böyle olmamalıydık Bu davayı böyle yalnız koymamalı Bu davayı böyle bırakmamalıydık BİZ BÖYLE OLMAMALIYDIK OLMAMALIYDIK!.. HÜMEYRA KADIOĞLU |
| Saat: 04:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık