![]() |
Yalnızlığın şiiri Seni sevdim bütün gece Sen yoktun. Islak dudaklarını, Kınalı ellerini öptüm bütün gece Sen yoktun. Sen yoktun yatağımda, Sen yoktun yanımda, Sen yoktun kollarımda. Yinede ben seni sevdim bütün gece. En güzel aşk şarkılarını fısıldadım kulağına, Keşfe çıktım ellerimle sırlarını, Titreyen vücudunu, Ölesiye çarpan kalbini, Benim olan herşeyini. Ama sen yoktun yanımda. Sen yoktun horozlar öterken, Sen yoktun tan yeri ağarırken, Sen yoktun gündoğumunda. Ama ben hala seni seviyordum, Ama ben hala seni öpüyordum. Ama ben hala seni, Dantel dantel ruhuma örüyordum. Sen yoktun kahvaltıda. Ekmeğime bal diye çaldım seni, Çayıma şeker diye koydum seni. Yudum yudum içtim, Nefes nefese kokladım seni. Ama sen yoktun yanımda. Sen yoktun yanımda, Ben yağmurda ıslanırken. Her yağmur tanesinde seni arar, Her yağmur tanesine seni sorarken. Sen yoktun şimşekler çakarken. Sen yoktun, ruhumda fırtınalar koparken. Yine sensiz bir gece başlayacak Kara düş gibi. Yine sensiz yataklar, Yine sen yoksun yanımda. Yine sensiz kollarım. Yine yalnızım ben, yine sensiz. Muhittin Ertuğrul |
sende bulmuşken kendimi sende yok olmayı göze almışken bıraktın beni buralarda yapayanlız sevdiceğim sensiz gecen her günüme isyan ettim kendi kendime bu ayrılık bize yakışmadı dedim sevgilim....) işte gül bu yazıyı okuyunca gözleri dolu dolu oldu ağlayacaktı neredeyse o kadar duygulanmıştı ki bu sözler karşısında ağlamamak için zor tuttu kendini bu ona yazılmış ask dolu sözlerdi yanlız bu sözler ayrılığın ifadesiydi gül bu sözler karşısında ne yapacağını bilemedi onu seven biri vardı ve o bundan habersiz yaşarken bir anda kendi için yazılan ask dolu sözlerin karşısında kendin kaybetmişti bunu kimin yazdığını bilmek istemişti ama bir türlü bulamamıştı arandan uzun zaman geçmişti ve gül hala kendi için yazılan duygu dolu sözleri sahibini bulamaştı ve artık umutsuzluga kapıldı bir anda gül için yazdıgı duygu dolu sözleri sahibinden bir mektup gelmişti. ve gül bu mektubu okurken kendini kaybetmiş bir haldeydi. o sözleri yazan kişi coçukluk arkadaşı ahmetti. ahmet artık çok uzaklardaydı ve bu mektup ahmet öldükten 2 ay sonra gülün eline geçmişti. işte o an gül ahmettin ölüm haberini alınca dünyası başına yıkıldı. hıçkıra hıçkıra ağladı ve şu sözleri söyledi ( ayrılık bize gercekten hiç yakışmadı sevgilim ) diyerek ağladı... ÜMİT COŞKUN.. |
Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım Bu gece dağ başları kadar yalnızım Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından Dudaklarımda eski bir mektep türküsü Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim Gözlerim gözlerini arıyor durmadan Nerdesin? |
Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan, Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık. Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık. Gördüm yapraklarımın bir bir döküldüğünü, Baharda yaşamanın bilmedim nedir tadı. Gemi yüzü görmeyen bir limanın hüznünü Kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı. Bir ayna parçasından başka beni kim anlar, Bir mum gibi erirken bu bitmeyen düğünde? Bir kardeş tesellisi verir bana aynalar; Aynalar da olmasa işim ne yeryüzünde? http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif Cahit Sıtkı Tarancı |
Bir Dost -Can DÜNDAR Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın... 'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı... Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları, dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı... En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz... Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli. Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin. Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi... Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş.. Gözbebekleri bulutlandığında, yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş... Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri... 'Parkurun bütün zorluklarına rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız' diyebilmeli... Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa ama ümit var bir yazıyı yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz: 'Bunu da aşacağız! İmza: Bir dost!...' Can Dündar (Teşekkürler Gamze.) |
http://comp.uark.edu/~dupton/gothic_girl.jpg ''Bu kadar yalnızlığa nasıl dayanabiliyorsun?'' dedi.. Dondum kaldım.Gülerek akşam izlediğim saçma bir tv programını anlatıyordum.''Bilmiyorum'' diyebildim.Oysa biliyordum.Benim kimseye ihtiyacım yok triplerini fazla abartmıştım.İnsanlara kızıyordum.Hayatlarını tek kişiye adamalarını,geleceklerini onların üstüne kurmalarını,planlarını onların üstlerine yapmalarını,tuvalete gitseler birbirlerine haber vermelerini anlayamıyordum.Birgün birisi giderse,diğeri darmaduman oluyordu.Bunu biliyordum ve söz vermiştim kendime kimseye bağlanmayacağıma dair.Yalnızlık benim için resmen seçimdi ve o an farkettim.Evet yalnızdım,yalnızlığı ben seçmiştim ama sebebi cesur olmam değil, korkaklığımdı.Bir insana alışmaktan,bağlanmaktan,sevilmemekten ve terkedilmekten korkuyordum.Bütün bu mücadelelere girmektense baştan yenilgiyi kabul ediyordum.Ya da yorgundum..Onca mağlubiyetten sonra yeni yetmelerin duyduğu heyecanı hissedemiyordum.İnsanları tanımaya çalışmaktan,ayak uydurmaya çalışmaktan,bazı şeyleri ispat etmeye çalışmaktan yorulmuşitum artık.Kolay değildi.Onca acı yaşamış ve harabelere dönmüştü bu yürek. Sonuçta yalnızlığımda kimse bana dokunamıyordu.Acı vermeye çalışmıyordu,kısıtlamaya çalışmıyordu.Elbetteki ölsem kimsenin haberinin olmaması da kötü bir yönüydü.Yalnızdım.Seçimdi,güçlülüktü,korkaklıktı..Sebebi her ne olursa olsun yalnızdım ve batmıştım,dibe vurmuştum artık.Gülerek gizelmeye çalıştığım kederlerimin hepsi gerçekti.Çok fazla abartmıştım yalnızlığı ve artık bana bir beden büyük geliyordu.Gülüyordu dudaklarım ama gözlerim gülmüyordu,ışıksızdı.. Yalnızdım..Ne söylenecek sözüm,ne de yazacak yazım kaldı... BURAK YAMAN.. |
hiç kalbin ağrıdı mı Hiç kalbin ağrıdı mı sebepsizce, Hiç için titredi mi sıcak yaz geceleri, Dolunaya baktığında hissettin mi hiç Yapayalnız derin bir karanlıkta olduğunu, Ve acı bir şekilde farkına vardın mı, Kalabalık içinde sessizce dolaştığını… Düşündüğün şeyi bilmeden uzaklara takılır gözlerin; Ellerin bilmediğin elleri tutar sanki, Tuttuğun el sana huzur verir de; Sen o huzurla bir türlü rahatlayamazsın… Boğazında kelimeler düğümlenir, yutkunursun; Bakışların buğulanır, gözlerini kısarsın, Tek damla düşmesin diye çabalarsın; Bilirsin ilk düşen damla habercisidir; sağanakların, Bilirsin sağanakların ardından körelir; duyguların, Bilirsin ki içindeki yangınlar büyür sağanaklarda… Sen bilirsin ama kalbin bilmez bunları, Yaşadıkça yaşar sevdalar kalbinde, Büyüdükçe büyür kalbin, her sevdayı saklar içinde, Gün gelir sığmaz olur kalbin göğsüne, Taşıyamaz olur bedenini, artık yorulur… Duyguların ağır gelir; ezilirsin Bir gün açıklanmamış duygularınla köşende, Teslim olursun ölüme, Sessizce… |
Yüreğim üşüyor sensizliğin ayazında, Ah bir ısıtsaydın, bakışlarınla. Sevdan olmuştu, gönlüme değen, Bir meltem sıcaklığında... Oysa şimdi sen yoksun, Ruhum perişan... Ellerinle dokunduğun duygularım da, Kaldılar çetin bir zemheri soğuğunda... Özlemin dem vurduğu sahillerdeyim, Hasretin bıraktığı meçhullerdeyim, Bilmem ki ben şimdi nerelerdeyim... Dolaştım şaşkın, bitkin,kaldırımlarda Kalabalıklar içinde yalnızlıklarda, Sevdalıların mekanı yüce dağlarda, Nereye gittiğimi bilmeden, Savruldum hazanda kalmış, Bir yaprak misali serseri rûzgârda.... Yanlızım sevgilim ... SEHER AÇIKALIN.. |
Bir Sabah Benimle Uyan Bu sabah benimle uyan Denizin mavisine, Baharın yeşiline, Sıcağın sarısına uyanmak gibi, Bu sabah benimle uyan.. Kadife bir gül, Ama gülden daha sıcak tenin, Ve tenini ıslatmadan konan öpücüklerim.. Hava terletmeyecek kadar sıcak, Üşütmeyecek kadar ılık olsun.. Güneşin ışıkları gizlice vursun Bir tablodaki ışık gölge oyunu gibi Gölge oyunu gibi, Oyun gibi.. Bir sabah benimle uyan |
Gözyaşlarım benim tanrıya yakarışım hislerim duygularım yaptıklarım ve yapacaklarım adeta bir şeyi haber vermek istiyorlar gibi ama bu ne bilemiyorum... Tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım. Gözyaşlarım sel olup gittiğinde ve, Benim artık üzülmekten sesimin çıkmadığı anda yine düşünüyorum ve yakarıyorum tanrıya neden hep böyle ne zaman bitecek bu acılar diye ama bir cevap gelecekmi bilmiyorum tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım. Ancak bir gün bir şey oluyor her şey bitti çözüldü diyorum ancak o zamanda yine bilmediğim bir şey oluyor tam her şey çözüldü derken başka bir problemle karşılaşıyor yüreğim hala yalnızım evet hala yalnızım tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım. SERDAR MUMCU |
Senİ Yanima Alamam herkesin çakal kesildiği aşkların geçici sevgilerin çıkarlı olduğu insanların iki yüzlü olduğu sevgiden yoksun ruhsuz dünyaya bıraktım seni nasıl bir hataydı bu düşününce çok büyük bir vebal oysa düşünmüştüm ki mutlu olursun belkide isteğin sürüsüne bereket yalanlar egoyu besleyen ama ruha hitap etmeyen basma kalıp sözcükler istediğin buydu benim ise sana karşı dürüst oluşum gerçekleri söylemem zor geldi galiba sende o ruhsuz dünya için bir piyon olarak doğdun hepsi bu oysa gözlerinde bir ışık,hafif bir buğu vardı galiba gelip geçici imiş meğer istediğini alacaksın ama söylenen yalanlar kanına girecek onları gerçek sanacaksın aldanacaksın ama geç olacak çökeceksin gözlerinin kalmış son parıltısıda sönecek ve artık sadece tv izleyen bi moron olacaksın ne diyebilir ki istediğin bu idi senin ama yinede yalanlar içinde doğruyu bulupta mutlu olabilme ihtimalin varsa o ihtimal hep seni bulsun diyorum çünkü sen her zaman kalbimde uzaklardan bakan o güzel ışıl ışıl gözlerinle bir melek olarak kalacaksın ve ömrün yettiğince hatıranla yanacağım galiba |
Seni görüyorum düşlerimde Yanımdasın; Ellerini tutuyorum sımsıkı Gözlerine bakıyorum sıcacık İçim ısınıyor senin yanında Sanki kuşlar bizim için şarkı söylüyor Dansediyorlar etrafımızda Başımı omuzuna dayıyorum; Sarhoş olmuş gibiyim Başım dönüyor Bulutların üzerinden izliyorum dünyayı Seninle dünya o kadar güzel görünüyor ki gözüme İnanamıyorum... Hiç uyanmak istemiyorum Bu büyünün bozulmasından korkuyorum belki Masmavi bir deniz uzanıyor önümüzde Yanımda sen varsın düşlerimde Soğuk, boş ve karanlık bir odada uyanıyorum sonra Bakıyorum ama yoksun Kalbim kanıyor Canım çok yanıyor Hasretin altın saplı hançer olmuş Saplanmış yüreğime ölüyorum.... Başım dönüyor aşkım Gözlerim kararıyor Zaten sensiz karanlık değil miydi? Nefes alamıyorum aşkım Sensiz hiç nefes almadım ki Hasretin öldürüyor beni Çok canım yanıyor bir tanem Kalbimi söküp atmak istiyorum Bu acı dinsin diye Onda da sen varsın yapamıyorum Ruhumda, bedenimde,yürüdüğüm yolda, Gördüğüm her şeyde Duyduğum her sözde sen varsın Düşüyorum birtanem Artık sensizliğe dayanamıyorum Avutmuyor hayalin Sıcaklığın olmayınca Üşüyorum,ölüyorum...özlüyorum seni DEMET GÖRKEM |
kaybolacak hüznüm bir gün bu dağlarda sözüm şu ki arkamdan ağıt yakacak kadınlara ben neden cenge tutuşmuştum çürümüş zamanla öğretin kuşlara aşk derdiyle avunanlara söylediğim antika türküleri saydıkca, sayıları tükettim tükenmedim rüzgar törpüledikce taze ümitlerimi şiirim dedim can versin ağıtlarınıza. Şen kızlardan dinlediğim truvaya aşık adamın köhne hikayesine şimdi de dağlarda sadalarca rastlamak ne kötü bakışlarıyla türküleri altın yaldızlı yapan adamın sömürüşü yamalı urbalı sevgilileri ne kötü yavrusunu yüreğine saran ananın yanında kutsanmış ezgilere feda edilen anaları görmek ölüm gecesinde mutluydu dedem, ölüpte gidince yaş bilmeyen gözlerim sel oldu dedi ninem uysal kasırgalara yaktığım türkülerden beni azad edin kapanmış yaraları depreştirmemi hoş görün tabiblerin yaşamaz dediklerini kara bulutlarda saklayışımı da şanlı suları zafer fermanlarını yakışımıda olacaksa af'sız kalacak tek şeyim bir gün bu dağlarda kaybolacak hüznüm. Adem Özbay |
Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür... Ararken bekleyip, beklerken arayıp da buldum seni. Herbir günü bir asrı bulan bekleyişlere karıştım yine, yine üşengeç zaman dilimlerine misafir oldum ve hep bir yerde son bulan sabır tükenmek bilmedi bu kez, karşı koyuşuyla umudumun. İnanmadım sevdamı ödünç verdiğimi sana. Çok uzaklardan kulağıma gelen sesin güç verdi, eşlik ettim türküne. Güç kattı ay yüzüne konan zeytin gözlerin gönlüme. Üşümez oldum ve geceleri ürkütmedi karanlık. Gülen gündüzleri kovaladı sayende huzurla uyuduğum geceler. Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür... Zaman zaman ellerime anlattığım bir gerçekti yokluğun. Kaçarak bu gerçeği hatırlamayı hep ertelerken ben, alnımın yazısıymış diye geçiverirdi içimden. İyimser olmazdım daha fazla yazık ki ve bir damla kanım daha akardı acıtarak değdiği yerleri ve şafak rengine bürünürdü ortalık, kan kara bir şafak. Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür... Sabahları çağırdığım o insafsız gecelerde odamın şampanya rengi duvarlarına çizdiğim resimlerini görsen sen, son verirdin bu zulme. Geri al bu uykusuz geceleri gözlerimden. Kırsam da kalemi bir çırpıda, korkma, gözbebeklerimde taşırım seni ben. Ellerime oturtup hiç yummam avuçlarımı, üzülme sen. Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür... Muhtemel bir yalnızlıktı bu içine düştüğüm. Uzan da çek kurtar beni n'olur. NUR TOPÇU |
Yakılacak Mektup...! Sana bu mektubu uzaklardan yazıyorum.. Adresini çoktan unuttum.. Bir şiirin şişesine kalbimi koyup sulara bırakıyorum.. Ah benim eski türküm.. Ah benim hazin öyküm.. Yanlışım.. Yanılışım.. Ne yaptıysam seni mutlu edemedim. Oysa bir kemanım vardı. Birde sen.. Acımadın ezdin beni, üzdün.. Hiç anlamadın!! Yavrusuna yanan bir anne gibi içime gömdüm depremlerimi Ceketimi alıp gittim Derin derin iç çekişim bu yüzden İnadına suskundum oysa.. İnadına vurgun.. Geç uslandım.. Sen göremedin ama.. Altı mosmor gözlerimle ıslandım.. En çok istavriti severdin Sıkıp limonu maydanoza Şaraba vururdun hani Eski bir kasette bizim şarkımız alıp götürürdü seni Salaş meyhanelerde ve kumsallardaki ayak izlerinde Kırılan hayallerim, Ümitlerim Ve seni bekleyişlerim her yağmur akşamında.. Daha bir mutluyduk o günler.. Herşeye rağmen özgürdük.. Kitap alacak paramız olmasada Ucuz tütün içsekte Pahalıydı düşlerimiz.. Ne kadar çok isterdim şimdi bu şarkımı duymanı Kanayan bir gül misali Saçlarına taktığım Suskun çığlıklarıyla inleyen şu kemani Ki her notası hayatla yüzleşmenin ve ödeşmenin katranı Hatırlarmısın parasız kalmıştık da bir gün Kardeşinin kumbarasını boşaltıp konsere gitmiştik.. İmzasını almıştık sevdiğimiz sanatçının Birlikte fotoğraf çektirmiştik Bir şişe gazozu Ve bir kaşarlı tostu bölüşmüştük Hey gidi günler hey.. Az mı şiir yazdık ders kitaplarına Otobüse biletsiz mi binmedik Komayamı girmedik her beşiktaş maçında Şimdi hastahane akşamının yorgun penceresin de Maziye dalıp dalıp gitmelerimsin artık Ne kemanım var yanımda Ne de sen varsın.. Mevsimlerden hüzün Aylardan pişmanlık ve karanlık.. Sen ki bu mektubu saklayacaksın.. Öpüp öpüp koklayacaksın belki.. Ve artık gelmeyeceğimi bile bile bekleyeceksin.. Ah benim eski türküm.. Ah benim hazin öyküm.. Yanlışım.. Yanılışım.. Seni hiç üzer miyim.. Ben bu mektubu defalarca yazmış, Defalarca yakmışım..! ..::Alıntıdır::.. |
Yine ben geldim yalnızlığım selam olsun... Bana bir kadeh yalnızlık sun Öyle bir yalnızlık ki İçinde herkes olsun Dağ başındaki çobandan En kalabalıktaki yalnıza kadar Ben de kadehe biraz hüzün katar İçerim doyasıya sabaha kadar. Sen de seyredersin beni aynalardan. Seni unutacak olursam zaman zaman Solmuş resimlerle gelen hatıralardan, Unutulmuş mısralardan, Ya da hüzünlü şarkılardan Birden çıkarsın karşıma ...her zamanki gibi. Yalnızlığım ; Sen de olmasan kiminle bakarım Sessizce kayan bir yıldıza, Kiminle gülerim şakalarıma, Kiminle ağlarım...yalnızlığıma. BURAK TÜMER |
Acıya Alışılmaz Hangi çığlık bir çığ gibi yarıyorsa gecenin gerilmiş karnını bu saatte acı tükenip bitmiştir orada artık çırılçıplaktır tarihin bu sayfası Fiziğin armağan ettiği bu teller keçeleştirirken cinsel organımı haykırıyorum insan olduğumu ve çatlatıyor alnımın en gergin teli Ahmet Telli |
Sen Gittiğinden Beri... Sen gittiğinden beri, kör, sağır ve dilsiz, Sensiz sokaklarda yürüyorum, sessiz sessiz. Yüreğimde bir acı; kimseden habersiz, Gözlerim yalnız sen;soluyorum nefessiz Aşk mahkumu olmuşum, yüreğime müptela, Gözlerimde isyan var, ruhuma da istila. Kanım akmaz oldu, damarlarımda sıla, Aklıma bir kıvılcım yakan her fasıla. Yıllardır bulanık sulardı, yudumladım. Hıçkırıklarla, gözyaşımı suladım. Bu sevdayı gönlüme, sardım da sardım, Yüreğimi yaktım ama yine de anlatamadım. Sen gittiğinden beri, çöllerimde yağmur var. Gündüzümde zemheri, geceme kar yağar. Güneşime perdeler, çekili sıradağlar, Benim sevgili yarim; kabir, başımda ağlar. Hasretine mor menekşeler kuruttum! Geçen yıllardı, solumadan unuttum, Sensizliğin ilacı, bensizlikmiş; yuttum, Ab-ı hayat denilen, bir hayata umuttum. Kalbimde acılar, ardına saklı sancılar; Sancının sardığı ölümü, ölmeden yabancılar; Ölmeden ölmek, sensizliğin adını yazdılar Uçurtmamdan semaya, ben diye bıraktılar. Sen gittiğinden beri, titrek bir üşüme ellerimde Düşen bir yaprak, her gece sessizliğinde. senim olmak istedi, sararmadan benliğimde, Gülüm olsaydın, ne vardı dikenliğimde! Bir mutluluk istedim, her nefesinde saklı. Sadece bir gülüş, yüreğinden kopmaklı. Gözlerinden bir umut, cennetime ırak mı? Bu fakirin gönlünde, aşkın hep tutsaklı.. Sözlerime bal kattın, gözlerinden akan, Hayatıma gökkuşağı boyalı sevdan, Rüzgarından ruhuma bir meltemdi, yazan; Seni sevmek, hayatımda hiç durmadan.. Abdulkadir Uyar |
Biliyorum, simdi uzaklardasin. Sesimi duyamaz, elimi tutamazsin, halimi soramaz, gözyasimi anlamazsin. Son bakisin benim zindanim oldu. Gitmiyor, gitmiyor, aklimdan çikmiyor. Affetmez bakislarin, yüregim sizliyor. Ask hatasi çok zor oluyormus, Anladim, ask zindani ne yapiyormus. Bagislarmisin yansam yaninda. Bir ömür boyu dursam basinda. Bak güller soldu, askim hüsran oldu. Son bakisin benim zindanim oldu. Ahmet Arslan |
sana elvada Işık sun bana arayan benim Peşinde koşan,ağlayan belki Acıyı yaşayan,tadan O sonsuzlukta koşan ben Bulunmaz olan sen Sonsuzlukta bana bakan Sonsuz olan sen Sevgide şaşkın dersin bana Göz yaşlarım sende kalsın Sana elvada BY SEMPATİK_25 |
Yalnızlıkhttp://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif Dışımda yağmur yağıyor, sessiz İçimde yalnızlık öyle yorgun Gökyüzü genişler birazdan, yağmur diner Mindere uzanır misafir güneş Camlarda ışıldayan altın aydınlık Masadaki sürahiye yansır Bütün tazeliğiyle yeniden Cömert bir gün doğar şehrin üstüne. Güzeldir bu tabiat güzelliğine Oysa insanları da sevmek isterdim Böyle uzak oldukça kendimden bile Tad alamıyorum canım dünyadan. |
Gökyüzüne asılı kalmış bir yankı Arıyor kendisini bırakan ağzı Yeniden, yeniden sesini bulmak için İki köşeli yalnızlığın bir ucunda sen, bir ucunda ben Birleşip ayrılıyor çizgilerimiz Hangi boyuttan koparılmıştık ki biz Anı bile yok, ses, koku bile Bir elin yazdığını öteki el karalıyor sanki Silgiler hatırlıyor, kalemler unutuyor bizi... Ahmet Erhan |
Yabancı değilim bu yalnızlığa Çok eskilerden kalma bir şey Varlığımın ispatı gibi ya da ne bileyim En yakın dostum gibi Her dem benimleydi hep Çok kere ağladık birbirimize Ki defalarca kurudu göz pınarlarımız Kimseye anlatamadık derdimizi Ya da kimse anlamak istemedi Bu çaresiz yetimliğimizi Tüm güvendiklerimiz aldattı bizi Hep arkadan bakan gözler bizimdi Kim bilir kaç kez çıkmaz sokaklarında Ve tenhalarında gecenin Düşlerimizi sattık karanlıklara Şimdi neyimiz varsa verip hayata Onun bize merhametini bekliyoruz Elbet diyoruz bir gün mutlaka Anlayan olacaktır bizi de Bizi de bağrına basan mutlaka |
Kaldırımlar benim en iyi dostum banklarda tek yuvan ara sıra dertleşiriz ağaçlarla benimle konuşmasalar bile ! Sokaklar sır perdesi ömrÜm geçer buralarda o ıssız, soğuk akşamlarda bir tek rÜzgar beni tutan ayakta ! Cebimde yok hiçbirşey GönlÜmde taşıdığım sevgiler bu parkı çeviren tel örgÜler ayağımla eze eze yÜrÜdÜğÜm çimler ! buralarda yanlızlık rÜzgarı eser gÜnlerim buralarda geçer insanlar buralara gelmeseler benim gibiler ne yapar ? KEMAL UZUN |
Yalnızlık Kurdu Şimdi sen gideceksin, git* Güzelliğini, ulaşılmazlığını al ve git. Bırak beni eski kışımda Yarınımı götür. Gençliğin o yara almaz bencilliğine git. İçinde gitgide büyüyen o yalnızlık kurdunu Güzelliğine dadanan o hastalıklı hüznünü Bırak ve git... Kibirli arzularına, altın gölgedeki kusursuz yüzüne... Yıllar sonra yaşayacağın Unutuluşları, o acımasız kışları bırak ve git... ------------ *Cemal Sreya’nın -Aşk- adlı şiirindeki bir dizeye gönderme. Cezmi Ersöz |
Sensizlik Yanlızlıktı Bilirmisin yanlızlık baltalar ruhunu. Anlatamazsın sessizliğe çığlıkların yorgunluğunu. Hayat sallanır sarhoş olursun. Akıl kalp birleşir sen olursun. Rest çekemezsin sevgine,kımıldayamazsın. Mutlu olmak yoktur,yanlızsın. Aşamazsın engeli zayıf kalırsın. Şaşarsın,düşüncelerin inatlaşır durur. Atamazsın sevgin içinde kalır. Lazım olan zamanlar yoktur artık. Aptal olursun,onu bulamazsın. Cesaretin gururuna yem olur. Izdırap olur yanlızlık aglarsın. Ersin Örüm |
http://i170.photobucket.com/albums/u272/repeater_2007/dua7pe9.jpg BUGULU GÖZLERIN ANLATTIGI GERCEK Uyandigim anda baslar daha acilarim.. Renk vermemeye calisiyorum, Esim ,dostum,ailem ve cevrem.. Onlarin yaninda ,bambaska bir dünya ve bamkaska bir adam.. Yalniz kaldigimda ise, Yasiyorum kendi icimde gercek cehennnemi.. Gözyasi olarak vermis, Yaratan bunun sabrini... Döküyorum ben de bolcana içimdeki yalazlarin (alevlerin) üstüne .. Evet bugulu gözlerden dökülen bu yaslar , Gercektende gecici bir ferahlik vermekte gönlüme .. Ama bu nasil bir alevdir ki , Palazlanir cok cabuk hem de yeniden.. Firsat kollar oldum , Kimselerin olmadigi ,yalniz kaldigim anlari.. Icimin ferahlamasi icin , Zaman zaman bu elzem... Bazen de düsünmekteyim gercekten , Acaba ne yapsam ne etsem??? Randevu tarihim artik cok yakin.. O yüzdendir ki katlanabiliyorum.. Aksamlari evin yolunu tuttugumda ise , Gözlerim herzaman dalgin... Iste yine soracaklar , Nasilsin ,bu gün yine neler yaptin??? Oysa kimseler bilmez ki, Ben sadece ic hesaplasmami yapmaktayim. Baska is yapacak hal mi kaldi ki bende... Sadece yatagima uzanip, Uyumayi basardigimda mutlu olabiliyorum artik. |
Sana Dönecegım! Olup bitmekte hersey... Geceden sonra yine gündüz olmakta... Günes dogmakta, ve ömrüm bir gün daha kisalmakta. Yillandikça düsmekte degeri bir çok seyin... tükenmekte ümidim... Pahasi eksilmekte bir zaman ki servetlerin.. ve Sen hâlâ varsin efendim.. Son gördügüm yerdesin.. böylesi sadakât! Hak ettimmi acaba efendim?! Ben böyle mahçup.. Utanip, ezilmekte bir sözün altinda. Gonlüm hep mahsus, sevgilere inanip, gülümseyisine kanmakta! Adimlarim sana yönelmeye mecbur... Sana dönecegim efendim. Hem suçluyum hem de magdur.. Hos görüne siginacagim efendim! Ahmet Arslan |
Yalnız Bir Opera Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim İmrendiğin, öfkelendiğin Kızdığın ya da kıskandığın diyelim Yani yaşamışlık sandığın Geçmişim Dile dökülmeyenin tenhalığında Kaçırılan bakışlarda Gündeliğin başıboş ayrıntılarında Zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu. Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim. Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp, Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren, Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin. Ve hala bilmiyordun sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana Bütün kazananlar gibi Terk ettin. Yaz başıydı gittiğinde, ardından, Senin için üç lirik parça yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim. Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum. Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum. Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine Çerçevesine sığmayan Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu. Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi Uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, Belki de ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma. Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? "Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda. Altına saat:16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda. Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığını Aramızda bir düşman gibi duran zamanı Daha o gün anlamalıydım Benim sana erken Senin bana geç kaldığını. Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri. Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı. Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk. Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık. Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki. Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize. Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana. Şimdi biz neyiz biliyor musun? Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. Birbirine uzanamayan Boşlukta iki yalnız yıldız gibi Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız Ne kalacak bizden? Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden Bizden diyorum, ikimizden Ne kalacak? Şimdi biz neyiz biliyor musun? Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek Herşeyi bir başka aşka erteleyeceğiz. Kış başlıyor sevgilim Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan Oysa yapacak ne çok şey vardı Ve ne kadar az zaman Kış başlıyor sevgilim İyi bak kendine Gözlerindeki usul şefkati Teslim etme kimseye, hiçbir şeye Upuzun bir kış başlıyor sevgilim Ayrılığımızın kışı başlıyor Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime. Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak, Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak... Böyle zamanlarda herşey birbirinin yerini alır Çünkü herşey bir o kadar anlamsızdır İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz Çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığımız anlar, Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara, Çağrışımlarla ödeşemezsiniz. Dışarda hayat düşmandır size İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz Bir ayrılığın ilk günleridir daha Herşey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup Kulak verdiğiniz saat tiktakları Kaplar tekin olmayan göğümüzü Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz Bakınıp dururken duvarlara Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek, Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına, Başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya Kendimizi hazırlar gibi. Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken, Ve kazanmış görünürken derinliğimizi Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar Göremeseniz de, bilirsiniz Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar. Bana zamandan söz ediyorlar Gelip size zamandan söz ederler Yaraları nasıl sardığından, ya da herşeye nasıl iyi geldiğinden Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler. Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır. Zaman alır sizden bunların yükünü O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir. O boşluk doldu sanırsınız Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir. Gün gelir bir gün Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide O eski ağrı Ansızın geri teper. Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten bitmişsinizdir. Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır. Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan Herşeye iyi gelen zaman sizi kanatır olmuş Saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla Günlerin dökümünü yap Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini Kim bilebilir ikimizden başka? Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış Bir ilişkiyi, duyguların birliğini, Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız herşeyi bir düşün Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla Bunlar da bir işe yaramadıysa Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda. Bu şiire başladığımda nerde, Şimdi nerdeyim? Solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden İkindi yağmurlarını bekleyen Yaz sonu hüzünlerinden Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim Geçti her çağın bitki örtüsünden Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından Bakarken dünyaya Yangınlarla bayındır kentler gibiyim: Çiçek adlarını ezberlemekten geldim Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların Unuttuklarını hatırlamaktan Uzun uzak yolları tarif etmekten Haydutluktan ve melankoliden Giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden Duyarlığın gece mekteplerinden geldim Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim. Bu şiire başladığımda nerde, Şimdi nerdeyim? Yaram vardı, bir de sözcükler Sonra vaat edilmiş topraklar gibi Sayfalar ve günler Işık istiyordu yalnızlığım Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum İlerledikçe...Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden. Karardı dizeler. Aşk...Bitti. Soldu şiir. Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde Aşk yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım. Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk Birlikte çıkılan yolların yazgısıdır: Eksiliyorduk Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim Her otelde biraz eksilip, biraz artarak Yani çoğalarak Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında Ağır ve acı tanıklıklardan Geçerek geldim. Terli ve kirliydim. Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de... Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları Ve açık hayatları seviyordu. Buraya gelirken Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri Ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri... panayır yerleri... Ölü kelebekler... Ölü kelebekler... Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim. Adım onların adının yanına yazılmasın diye Acı çekecek yerlerimi yok etmeden Acıyla baş etmeyi öğrendim. Yoksa bu kadar konuşabilir miydim? İpek yollarında kuzey yıldızı Aşkın kuzey yıldızı Sanırsın durduğun yerde Ya da yol üstündedir Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı. Aşkın bir yolu vardır Her yaşta başka türlü geçilen Aşkın bir yolu vardır Her yaşta biraz gecikilen Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler Gözlerim Aşkın kuzey yıldızıdır bu Yazları daha iyi görülen Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler İlerlerim Zamanla anlarsın bu bir yanılsama Ölü şairlerin imgelerinden kalma Sen de değilsin. O da değil Kuzey yıldızı daha uzakta Yeniden yollara düşerler Düşerim Bir şiir yaşatır herşeyi yaşamın anlamı solduğunda Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler Yaşamsa yerli yerinde Yerli yerinde herşey Şimdi herşey doludizgin ve çoğul Şimdi herşey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi Şimdi herşey yeniden Yüreğim, o eski aşk kalesi Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden Dönüp ardıma bakıyorum Yoksun sen Ey Sanat! Herşeyi hayata dönüştüren. İstanbul - 1987 Murathan Mungan |
Gölgen gibidir yalnizlik Gecenin issizligi karanligi gibi bos ve soguk Sarilirsin ararsin tutamazsin Yoktur çaresi Adi yalnizlik Yazilmistir bir kere Yigit olsan da büker bilegi Cesur olsan da sizlatir yüregi Içindedir sevgi, insanin tek dilegi Atesten gömlek misali Sevgi Sevgi Sevgi Murat Ince |
Hasretin sürgüsünü çektim yüreğime özlemlerime gem vurdum Artık dayanamaz oldum bu ayrılığa artık kudurdum. Ağlamaktan eskimiş yüzüm şişmiş gözlerim Yıllardır tek başıma içlenirim işte böyle susarım susup ta sitem ederim tüm kalleşliklere. Hırsımı çıkarttım gecelerden art arda uyumam çoğu zaman; dört gün dört gece . Saatlerin hazin ilerleyişindeyim ve ayaktayım günlerdir günlerdir kendi sinemdeyim. Yokluklara yazdım bu şiiri bu gece bir başka andım seni. Yine lal oldum yine amayım yine tutmuyor sol elim sağ ayağım. Şu sabrı kırık melodi yok mu bir alev çırpıntısı gibi Sen simsiyah bir akşamda terkedip gittin ya oysa sevmiştim seni. ______30.10.1999 Mustafa Çelebi Çetinkaya |
|
kac bahar geçti yine yoksun kaç bahar geçti sensiz kaç kere ağladım senin için kaç kere unutmaya çalıştım her hayalini unutmadım unutamadım bekledim hep umutla seni vefasız olduğunu bilsem severmiydim seni verirmiydim kalbimi sana düşünmeden hiç kaç bahar geçti sensiz ağlayarak kaç bahar geçti sensiz umutla yarına bakarak... şimdi yine yapayalnız baharlardayım sensiz sokaklarda seni aramakta senin için aglamaktayım... halılı ıslam |
Sana bu mektubu uzaklardan yazıyorum.. Adresini çoktan unuttum.. Bir şiirin şişesine kalbimi koyup sulara bırakıyorum.. Ah benim eski türküm.. Ah benim hazin öyküm.. Yanlışım.. Yanılışım.. Ne yaptıysam seni mutlu edemedim. Oysa bir kemanım vardı. Birde sen.. Acımadın ezdin beni, üzdün.. Hiç anlamadın!! Yavrusuna yanan bir anne gibi içime gömdüm depremlerimi Ceketimi alıp gittim Derin derin iç çekişim bu yüzden İnadına suskundum oysa.. İnadına vurgun.. Geç uslandım.. Sen göremedin ama.. Altı mosmor gözlerimle ıslandım.. En çok istavriti severdin Sıkıp limonu maydanoza Şaraba vururdun hani Eski bir kasette bizim şarkımız alıp götürürdü seni Salaş meyhanelerde ve kumsallardaki ayak izlerinde Kırılan hayallerim, Ümitlerim Ve seni bekleyişlerim her yağmur akşamında.. Daha bir mutluyduk o günler.. Herşeye rağmen özgürdük.. Kitap alacak paramız olmasada Ucuz tütün içsekte Pahalıydı düşlerimiz.. Ne kadar çok isterdim şimdi bu şarkımı duymanı Kanayan bir gül misali Saçlarına taktığım Suskun çığlıklarıyla inleyen şu kemani Ki her notası hayatla yüzleşmenin ve ödeşmenin katranı Hatırlarmısın parasız kalmıştık da bir gün Kardeşinin kumbarasını boşaltıp konsere gitmiştik.. İmzasını almıştık sevdiğimiz sanatçının Birlikte fotoğraf çektirmiştik Bir şişe gazozu Ve bir kaşarlı tostu bölüşmüştük Hey gidi günler hey.. Az mı şiir yazdık ders kitaplarına Otobüse biletsiz mi binmedik Komayamı girmedik her beşiktaş maçında Şimdi hastahane akşamının yorgun penceresin de Maziye dalıp dalıp gitmelerimsin artık Ne kemanım var yanımda Ne de sen varsın.. Mevsimlerden hüzün Aylardan pişmanlık ve karanlık.. Sen ki bu mektubu saklayacaksın.. Öpüp öpüp koklayacaksın belki.. Ve artık gelmeyeceğimi bile bile bekleyeceksin.. Ah benim eski türküm.. Ah benim hazin öyküm.. Yanlışım.. Yanılışım.. Seni hiç üzer miyim.. Ben bu mektubu defalarca yazmış, Defalarca yakmışım..! ORHAN GÜR |
Seni Beklesem Seni değil görsem de tek, Hayalini çiçeklesem. Hem güneş, hem ay bilerek, Seni beklesem, beklesem. Gönül sevgi denen çağda, Hangi tılsım var bu bağda. Yazın kırda, kışın dağda Seni beklesem, beklesem. Ölüm gözlerimde solsa, İçim mısralarla dolsa Ne gün olsa, ne yıl olsa; Seni beklesem, beklesem. |
Yalnızlığım Düşsüz ve gülüşsüz bir çölse akşam yararı yok mangal yüreğim ne senin tutarsızlığın ne benim vefasızlığım zaman ummanına düşen bir sigara kulü bir saman çöpü yalnızlığım |
Yalnızım Yalnızsın Yalnızızhttp://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif kimse içimdeki boşluğu görmüyor bir adresi yitirmek neler hissettirir insana kalp atışlarından uzak olmak soluğunda duyamamak mevsimleri, düşünmüyor çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlardayız ciddiye alınmıyor sorularımız gün afrikalı kalmaya kararlı bu dünyadan olmamak da yetmiyor ve siz geliyorsunuz, sarı elbisenizle bir silüet hayatımdaki eksikleri gösteriyorsunuz küçülüp silikleşiyorum, hafifliyor bedenim yalnızlığım dağılıp çoğalıyor sesinizde ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif Metin Celâl |
|
Sevgiliye Titrer o hatıralar dumanlı gözlerimde. O vefasız diyardan ne zaman sorsam seni Hasret ateşi yanar şahlanan hislerimde Aşkına bel bağlayan gönlümde ansam seni Hasan Azkıran |
HAYDİ GÜLE GÜLE GÜLÜM http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Haydi güle gülü gülüm haydi güle güle Hani ağlamak yoktu? Ağlama kızım, gözüne batacak sürmelerin. Taksiye bindin işte, işte hapishanesinde yattığım şehrin geçiyorsun içinden. Şöför belki ben yaşta bir adam dikiz aynasından bakıyor sana anlıyor bu güzel kadının ağlamasını. Belki onunda içerde yatanı vardır, belki tanır beni, belki kendiside bizdendir. Biliyorum: Demirlerden seyrettiğim bu şehir kaplıcalar türbeler ipek fabrikaları ve kocaman bir çınardır. Ve sahici insanları benim insanlarım nasılda perişan... Fakat yüzlerine güneş vurmuş gibi olmuştur sen gözyaşları arasından onlara baktığın zaman. Sen bu şehre bundan öncede geldin demek? Sen bu şehre gelesinde beni aramayasın! Öylemi? AĞLA GÜLÜM! Hemde hüngür hüngür ağlamalısın. Hayır ağlama, Allah belamı versin benim ağlama! Etrafına bak: Ben ve şehir çoktan arkada kaldık nazım hikmet |
Senden ayrı yaşamak yaşamak değil Bakma öyle arasıra tebessüm ettiğime Sensizde nefes alabiliyor sensizde görebiliyorum Lakin sensizliğe dayanamıyor yüreğim Sana hasret olan ben değilim canım Bir çift göz sana hasret ağlayan Ben değilim günboyu sensizliğe çıldıran Avuçlarım var avuçlarına hasret terleyen Yoksa ben yıllardır yalnızlığa alıştım Benim için gündüzün geceden farkı olmadıki Oysa gözlerim alışamadı senin yokluğuna Nasıl hasretse geceler mehtaba sana öylesine hasretim anla Seni gecelerboyu özleyen ben değilim canım Sana böylesine mısralar karalayan ben değilim Ahh... o yüreğim varya o yüreğim Sana hasret kanayan bir bilsen. Nazım Yıldız |
kanadık toprak olduk çekildik bayrak olduk döküldük yaprak olduk geldik bugüne ekmeği bol eyledik acıyı bal eyledik sıratı yol eyledik geldik bugüne ekilir ekin geliriz ezilir un geliriz bir gider bin geliriz beni vurmak kurtuluş mu körolasın demiyorum kör olma da gör beni Hasan Hüseyin Korkmazgil |
Kalbim Unut Bu Şiiri Uğuldayan ve hep uğuldayan bir orman kadar üşüyorum şimdi yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda yanlış ve zehirli çiçekler açıyor Kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık Su ve ses kadar beklediğim ne kaldı geride, bilmiyorum uzanıp uyumak istiyorum gölgeme ve sarınmak o kocaman gözlerin uğuldayan rüzgârlarına Bir acıyı yaşarım ve zehrinden çiçekler üretirim kömür karası uçurum kadar bir yalnızlık yaratırım kendime, atlarım Anısı yoktur küçük rüzgârların Yapraklarım yok artık kuşlarım yok büsbütün viran oldu dağlarım ezberimdeki türküler de savrulup gitti ömrümün karşılığı kalmadı sesimde sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü Yanlış, daha baştan yanlış bir şiirdi bu, biliyorum ve belki ömrümüzün yakın geçmişi bu kadar doğruydu ancak, kimbilir Kalbim unut bu şiiri ahmet telli |
YÜZÜMÜN AYNADAKİ BOŞLUĞU http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Uçurum dibinde nasıl göründüğümü Merak ederim hep. Yüzümün aynadaki boşluğuna hep bakmak isterdim. İnançlarımın kırık döküldüğü yeri anlamak için kalabalıklar içindeki yalnızlığıma dokunmak isterdim... Aşktı adın uçurumda, yanı başımda aynadaki suretimdi yüzüm, aykırı kanardı bana. İnançlarımın çoğu yalanmış alay ederdi benimle. Çok geç anladım, kalabalıklar arasındaki senmişsin dokunamadığım... Yalnızlığım diye küçümsediğim senin sevginmiş, Geceleri ansızın uyanıp incitilip durduğum senin yokluğunmuş... Onca sevişmeden sonra değişememişsem, sihirli bir aydınlıkta, içimde bir yer sonsuz hasret kaldığı içinmiş... İşte onca yalan geçen hayatımda buymuş tek gerçeğim... cezmi ersöz |
Herşeyi Birden İstemek O kitabı da okudum bitirdim Hani o genç kızın beni unuttuğu Bir ara fena halde fikrindeydim Dudağındaki nem gözündeki buğu Durmadan hayal değiştiriyorduk Çetrefil bir hayat herkesin koktuğu Kaderlerimiz kalındı sevinçlerimiz çabuk Yaşamadan dağılıyor yarısından çoğu Erteleyip durduk suç ortaklığımızı Asıl mutluluğun içinde bulunduğu Bazı ben yanlıştım o yanlıştı bazı Çünkü gecikmenin ağır yorgunluğu Yanıldığımız herşeyi birden istemekti İsteği gerçekleştirmez isteğin yoğunluğu İhtiyaç başka bir boyuta geçmekti Devreden çıkarıp gereksiz sorumluluğu Tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim Sararmış yaprakların usulca savrulduğu Köprüler yıkıldı artık kendimleyim Parmak uçlarımda ölümün soğukluğu atilla ilhan... |
Kaldırımlı sokaklarda,bilmem saat kaç! Nemli gözlerim saati bile görmüyor. Ilık bir rüzgar esiyor yağan yağmurla Üşümüyorum,aksine terliyorum. Sensizliğin vermiş olduğu sıkıntıyla, Sokaklar karanlık,sokaklar ıssız. Birazdan ekip arabası gelecek. Saat beş otuz olacak,yine beni alacak. Dün ve daha önceki günler gibi,sorgulayacak! Onlar soracak,ben susacağım Ben soracağım onlar susacak. İki sokak sonra "hadi,git dolaşma" diyecekler. Gözdağı verecekler... Sabah oluyor yine, Sokaklarda ayak sesleri çoğalıyor. Beynim uyuşuyor.gözlerim kapanıyor Bak,sensiz bir sabah daha oluyor YASEMİN ÇINAR |
Şiir vardır; -------Anında unutulur Şiir vardır; -------Ruhlarda yankı bulur. Şiir vardır; -------Değeri bir anlıktır Şiir vardır; -------Tarihlere anlatır. Şiir vardır; -------Yığınla söz cümbüşü Şiir vardır; -------Yıldızın göz kırpışı. Şiir vardır; -------Fırtınalar koparır Şiir vardır; -------Karanlığı parlatır. Şiir vardır; -------Ruhlara ışık saçar Şiir vardır; -------Düş'e pencere açar. Şiir vardır; -------Erkekçe bir haykırış Şiir vardır; -------Yüce Rab'be yakarış. Şiir vardır; -------Yüreği dağlamaklı Şiir vardır; -------Usulca ağlamaklı. Şiir vardır; -------Sular gibi dupduru Şiir vardır; -------Kelimeler kupkuru. Şiir vardır; -------Mısralar sevda yüklü Şiir vardır; -------Nota gibi ahenkli. Şiirde kelimeler; nağme gibi akmalı, Yanık türküler gibi,yüreğe köz atmalı. Şiir; gönüllerin duygu selidir, Şiir; düşüncenin nazlı dilidir... Dursun Elmas |
Kalbim de hep yangın olur seni yanımda görmeyince Dayanmak çok zor olur seniz bu viran şehirde ister su gibi ister rüzgar gibi gel artık; sensizliğe dayanacak gücüm kalmadı bekleyemiyorum gözlerim hep seni arıyor, nereye baksam sen varsın senin yokluğun kor gibi çöktü yüreğime hiçbir yağmur yetmedi içimdeki hasret ateşini söndürmeye; hiçbir sey yetmedi senin yokluğunu gidermeye ben her gece beni sana getirecek yollarda yürüdüm doğduğunu hiç anlayamadığım güneşle beraber, bende batıyorum sensiz bir kez daha… sensiz hep kanalıktayım gel dayanamıyorum SEMA YILDIZ |
Korkızıl bir renge dalınca ufuk Yorgun düşmüş günü yutar akşamlar Hicranı ruhuma salınca ufuk Hüznü gözlerime katar akşamlar Gül yüzüm semayı seyre dalıyor Rüzgâr acıları ruha salıyor Yokluğun öcünü böyle alıyor Dertleri kalbime atar akşamlar Sensizlik içime yalnızlık eker Çaresiz özlemler boynumu büker Gölgelerde beni kendine çeker Sessiz ölümden de beter akşamlar Hüzün kokar gurup güneş sönerken Bir kıyamet kopar yürek kanarken Kalemim hep ağlar içim yanarken Böyle geldi böyle biter akşamlar Gel içelim aşkı aynı kaseden Nasıl vazgeçerim tatlı buseden Anlar çekinmesin dertten, tasadan Vuslata ermeye yeter akşamlar Sevil Nizamoğulları |
Nereye gitsem yanımda götürüyorum sevgimi ve nefretimi... Her sabah yeniden sayıyorum kaç gündür görüşmediğimizi. Rüyalarımda görüyorum karşılaştığımız anı, başımı çeviriyorum, bulamıyorum söyleyeceğim kelimeyi... Nefretimle uykuya dalıp ve sevgimle kalkıyorum. Her sabah yeni bir güne başlasam da, sensiz yeni bir hayata başlayamıyorum... Sabahları cebime koyup "iyi ki"lerimi, "keşke"lerimi, pişmanlıklarımı, çıkıyorum yola, günün bir saatinde "keşke"lerimi alıyorum, başka bir saatinde "iyi ki"lerimi yanıma... Bir cebimde ise hasretin hala duruyor, yapacak hiçbir şey bulamayınca kalbim bu yorgun kelimelerden medet umuyor... Senden gittiğimde sadece yaralandım sandım, aslında ruhum bedenimden ayrılmış, geriye kalan bir et parçasıymış anladım... Artık kiminle konuşsam ruhum sendeki gibi havalanmıyor, bugün kiminle tanışsam kalbim sendeki gibi atmıyor... Yanımdan geçen herkese sen misin diye bakıyorum, seni gördüğüm anda başımı çevirip kaçıyorum. Senden uzaklaşmak için sana doğru koşuyorum... Bir gün ararsan, açmayacağım diye kendime sözler veriyorum, her telefon çaldığında sen misin diye heyecanlanıyorum. Seni aramamayı cesaret sanıyorum, aramak mı zor aramamak mı bilmiyorum... Hiçbir gelen senin yerini doldurmuyormuş, hiçbir giden senin kadar acıtmıyormuş... Sensiz bir hayatta da mutluluk yokmuş aslında, yokluğunun acısı sevgimden büyükmüş aslında.... GÜLSEN DEMİRAY |
| Saat: 20:16 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık