MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

My Love For You 21 Temmuz 2007 19:50

Yalnızlığın şiiri

Seni sevdim bütün gece
Sen yoktun.
Islak dudaklarını,
Kınalı ellerini öptüm bütün gece
Sen yoktun.
Sen yoktun yatağımda,
Sen yoktun yanımda,
Sen yoktun kollarımda.
Yinede ben seni sevdim bütün gece.

En güzel aşk şarkılarını fısıldadım kulağına,
Keşfe çıktım ellerimle sırlarını,
Titreyen vücudunu,
Ölesiye çarpan kalbini,
Benim olan herşeyini.
Ama sen yoktun yanımda.

Sen yoktun horozlar öterken,
Sen yoktun tan yeri ağarırken,
Sen yoktun gündoğumunda.
Ama ben hala seni seviyordum,
Ama ben hala seni öpüyordum.
Ama ben hala seni,
Dantel dantel ruhuma örüyordum.

Sen yoktun kahvaltıda.
Ekmeğime bal diye çaldım seni,
Çayıma şeker diye koydum seni.
Yudum yudum içtim,
Nefes nefese kokladım seni.
Ama sen yoktun yanımda.

Sen yoktun yanımda,
Ben yağmurda ıslanırken.
Her yağmur tanesinde seni arar,
Her yağmur tanesine seni sorarken.
Sen yoktun şimşekler çakarken.
Sen yoktun, ruhumda fırtınalar koparken.

Yine sensiz bir gece başlayacak
Kara düş gibi.
Yine sensiz yataklar,
Yine sen yoksun yanımda.
Yine sensiz kollarım.
Yine yalnızım ben, yine sensiz.


Muhittin Ertuğrul


RuYa 21 Temmuz 2007 20:23

sende bulmuşken kendimi sende yok olmayı göze almışken bıraktın beni buralarda yapayanlız sevdiceğim sensiz gecen her günüme isyan ettim kendi kendime bu ayrılık bize yakışmadı dedim sevgilim....) işte gül bu yazıyı okuyunca gözleri dolu dolu oldu ağlayacaktı neredeyse o kadar duygulanmıştı ki bu sözler karşısında ağlamamak için zor tuttu kendini bu ona yazılmış ask dolu sözlerdi yanlız bu sözler ayrılığın ifadesiydi gül bu sözler karşısında ne yapacağını bilemedi onu seven biri vardı ve o bundan habersiz yaşarken bir anda kendi için yazılan ask dolu sözlerin karşısında kendin kaybetmişti bunu kimin yazdığını bilmek istemişti ama bir türlü bulamamıştı
arandan uzun zaman geçmişti ve gül hala kendi için yazılan duygu dolu sözleri sahibini bulamaştı ve artık umutsuzluga kapıldı bir anda gül için yazdıgı duygu dolu sözleri sahibinden bir mektup gelmişti. ve gül bu mektubu okurken kendini kaybetmiş bir haldeydi. o sözleri yazan kişi coçukluk arkadaşı ahmetti. ahmet artık çok uzaklardaydı ve bu mektup ahmet öldükten 2 ay sonra gülün eline geçmişti. işte o an gül ahmettin ölüm haberini alınca dünyası başına yıkıldı. hıçkıra hıçkıra ağladı ve şu sözleri söyledi
( ayrılık bize gercekten hiç yakışmadı sevgilim )
diyerek ağladı...
ÜMİT COŞKUN..


My Love For You 22 Temmuz 2007 17:15

Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
Bu gece dağ başları kadar yalnızım

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
Dudaklarımda eski bir mektep türküsü
Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
Gözlerim gözlerini arıyor durmadan
Nerdesin?



RuYa 22 Temmuz 2007 18:34

Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan,
Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık.
Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan
Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık.

Gördüm yapraklarımın bir bir döküldüğünü,
Baharda yaşamanın bilmedim nedir tadı.
Gemi yüzü görmeyen bir limanın hüznünü
Kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı.

Bir ayna parçasından başka beni kim anlar,
Bir mum gibi erirken bu bitmeyen düğünde?
Bir kardeş tesellisi verir bana aynalar;
Aynalar da olmasa işim ne yeryüzünde? http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif

Cahit Sıtkı Tarancı


_PaPiLLoN_ 23 Temmuz 2007 17:56

Bir Dost -Can DÜNDAR
 
Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın...

'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı...

Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.

Kucaklamalı seni güvenli kolları, dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...

En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...

Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.

Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin.

Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi... Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş..

Gözbebekleri bulutlandığında, yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş...

Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri...

'Parkurun bütün zorluklarına rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız' diyebilmeli...

Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa ama ümit var bir yazıyı yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:

'Bunu da aşacağız!

İmza: Bir dost!...'

Can Dündar

(Teşekkürler Gamze.)


RuYa 23 Temmuz 2007 18:21




http://comp.uark.edu/~dupton/gothic_girl.jpg
''Bu kadar yalnızlığa nasıl dayanabiliyorsun?'' dedi.. Dondum kaldım.Gülerek akşam izlediğim saçma bir tv programını anlatıyordum.''Bilmiyorum'' diyebildim.Oysa biliyordum.Benim kimseye ihtiyacım yok triplerini fazla abartmıştım.İnsanlara kızıyordum.Hayatlarını tek kişiye adamalarını,geleceklerini onların üstüne kurmalarını,planlarını onların üstlerine yapmalarını,tuvalete gitseler birbirlerine haber vermelerini anlayamıyordum.Birgün birisi giderse,diğeri darmaduman oluyordu.Bunu biliyordum ve söz vermiştim kendime kimseye bağlanmayacağıma dair.Yalnızlık benim için resmen seçimdi ve o an farkettim.Evet yalnızdım,yalnızlığı ben seçmiştim ama sebebi cesur olmam değil, korkaklığımdı.Bir insana alışmaktan,bağlanmaktan,sevilmemekten ve terkedilmekten korkuyordum.Bütün bu mücadelelere girmektense baştan yenilgiyi kabul ediyordum.Ya da yorgundum..Onca mağlubiyetten sonra yeni yetmelerin duyduğu heyecanı hissedemiyordum.İnsanları tanımaya çalışmaktan,ayak uydurmaya çalışmaktan,bazı şeyleri ispat etmeye çalışmaktan yorulmuşitum artık.Kolay değildi.Onca acı yaşamış ve harabelere dönmüştü bu yürek. Sonuçta yalnızlığımda kimse bana dokunamıyordu.Acı vermeye çalışmıyordu,kısıtlamaya çalışmıyordu.Elbetteki ölsem kimsenin haberinin olmaması da kötü bir yönüydü.Yalnızdım.Seçimdi,güçlülüktü,korkaklıktı..Sebebi her ne olursa olsun yalnızdım ve batmıştım,dibe vurmuştum artık.Gülerek gizelmeye çalıştığım kederlerimin hepsi gerçekti.Çok fazla abartmıştım yalnızlığı ve artık bana bir beden büyük geliyordu.Gülüyordu dudaklarım ama gözlerim gülmüyordu,ışıksızdı..

Yalnızdım..Ne söylenecek sözüm,ne de yazacak yazım kaldı...

BURAK YAMAN..


_PaPiLLoN_ 25 Temmuz 2007 19:41

hiç kalbin ağrıdı mı
 
Hiç kalbin ağrıdı mı sebepsizce,
Hiç için titredi mi sıcak yaz geceleri,
Dolunaya baktığında hissettin mi hiç
Yapayalnız derin bir karanlıkta olduğunu,
Ve acı bir şekilde farkına vardın mı,
Kalabalık içinde sessizce dolaştığını…
Düşündüğün şeyi bilmeden uzaklara takılır gözlerin;
Ellerin bilmediğin elleri tutar sanki,
Tuttuğun el sana huzur verir de;
Sen o huzurla bir türlü rahatlayamazsın…
Boğazında kelimeler düğümlenir, yutkunursun;
Bakışların buğulanır, gözlerini kısarsın,
Tek damla düşmesin diye çabalarsın;
Bilirsin ilk düşen damla habercisidir; sağanakların,
Bilirsin sağanakların ardından körelir; duyguların,
Bilirsin ki içindeki yangınlar büyür sağanaklarda…
Sen bilirsin ama kalbin bilmez bunları,
Yaşadıkça yaşar sevdalar kalbinde,
Büyüdükçe büyür kalbin, her sevdayı saklar içinde,
Gün gelir sığmaz olur kalbin göğsüne,
Taşıyamaz olur bedenini, artık yorulur…
Duyguların ağır gelir; ezilirsin
Bir gün açıklanmamış duygularınla köşende,
Teslim olursun ölüme,
Sessizce…


RuYa 25 Temmuz 2007 21:04

Yüreğim üşüyor sensizliğin ayazında,
Ah bir ısıtsaydın, bakışlarınla.
Sevdan olmuştu, gönlüme değen,
Bir meltem sıcaklığında...
Oysa şimdi sen yoksun,
Ruhum perişan...
Ellerinle dokunduğun duygularım da,
Kaldılar çetin bir zemheri soğuğunda...


Özlemin dem vurduğu sahillerdeyim,
Hasretin bıraktığı meçhullerdeyim,
Bilmem ki ben şimdi nerelerdeyim...


Dolaştım şaşkın, bitkin,kaldırımlarda
Kalabalıklar içinde yalnızlıklarda,
Sevdalıların mekanı yüce dağlarda,
Nereye gittiğimi bilmeden,
Savruldum hazanda kalmış,
Bir yaprak misali serseri rûzgârda.... Yanlızım sevgilim ...

SEHER AÇIKALIN..


Tiglon 28 Temmuz 2007 12:56

Bir Sabah Benimle Uyan

Bu sabah benimle uyan
Denizin mavisine,
Baharın yeşiline,
Sıcağın sarısına uyanmak gibi,
Bu sabah benimle uyan..
Kadife bir gül,
Ama gülden daha sıcak tenin,
Ve tenini ıslatmadan konan öpücüklerim..
Hava terletmeyecek kadar sıcak,
Üşütmeyecek kadar ılık olsun..
Güneşin ışıkları gizlice vursun
Bir tablodaki ışık gölge oyunu gibi
Gölge oyunu gibi,
Oyun gibi..
Bir sabah benimle uyan


RuYa 28 Temmuz 2007 13:16

Gözyaşlarım benim tanrıya yakarışım
hislerim duygularım yaptıklarım ve yapacaklarım
adeta bir şeyi haber vermek istiyorlar gibi
ama bu ne bilemiyorum...
Tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım.

Gözyaşlarım sel olup gittiğinde ve,
Benim artık üzülmekten sesimin çıkmadığı
anda yine düşünüyorum
ve yakarıyorum tanrıya
neden hep böyle ne zaman bitecek bu acılar diye
ama bir cevap gelecekmi bilmiyorum
tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım.


Ancak bir gün bir şey oluyor her şey bitti çözüldü diyorum
ancak o zamanda yine bilmediğim bir şey oluyor
tam her şey çözüldü derken başka bir problemle karşılaşıyor yüreğim
hala yalnızım evet hala yalnızım
tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım. SERDAR MUMCU


Tiglon 28 Temmuz 2007 13:33

Senİ Yanima Alamam

herkesin çakal kesildiği
aşkların geçici
sevgilerin çıkarlı olduğu
insanların iki yüzlü olduğu
sevgiden yoksun ruhsuz dünyaya bıraktım seni
nasıl bir hataydı bu düşününce
çok büyük bir vebal
oysa düşünmüştüm ki mutlu olursun
belkide isteğin sürüsüne bereket yalanlar
egoyu besleyen ama ruha hitap etmeyen basma kalıp sözcükler
istediğin buydu
benim ise sana karşı dürüst oluşum
gerçekleri söylemem zor geldi
galiba sende o ruhsuz dünya için bir piyon olarak doğdun
hepsi bu

oysa gözlerinde bir ışık,hafif bir buğu vardı
galiba gelip geçici imiş meğer
istediğini alacaksın
ama söylenen yalanlar kanına girecek
onları gerçek sanacaksın
aldanacaksın ama geç olacak
çökeceksin
gözlerinin kalmış son parıltısıda sönecek
ve artık sadece tv izleyen bi moron olacaksın
ne diyebilir ki
istediğin bu idi senin

ama yinede yalanlar içinde doğruyu bulupta mutlu olabilme ihtimalin varsa
o ihtimal hep seni bulsun diyorum
çünkü sen her zaman kalbimde
uzaklardan bakan o güzel ışıl ışıl gözlerinle
bir melek olarak kalacaksın
ve ömrün yettiğince hatıranla yanacağım galiba


RuYa 28 Temmuz 2007 13:55

Seni görüyorum düşlerimde
Yanımdasın;
Ellerini tutuyorum sımsıkı
Gözlerine bakıyorum sıcacık
İçim ısınıyor senin yanında
Sanki kuşlar bizim için şarkı söylüyor
Dansediyorlar etrafımızda
Başımı omuzuna dayıyorum;
Sarhoş olmuş gibiyim
Başım dönüyor
Bulutların üzerinden izliyorum dünyayı
Seninle dünya o kadar güzel görünüyor ki gözüme
İnanamıyorum...
Hiç uyanmak istemiyorum
Bu büyünün bozulmasından korkuyorum belki
Masmavi bir deniz uzanıyor önümüzde
Yanımda sen varsın düşlerimde
Soğuk, boş ve karanlık bir odada uyanıyorum sonra
Bakıyorum ama yoksun
Kalbim kanıyor
Canım çok yanıyor
Hasretin altın saplı hançer olmuş
Saplanmış yüreğime
ölüyorum....
Başım dönüyor aşkım
Gözlerim kararıyor
Zaten sensiz karanlık değil miydi?
Nefes alamıyorum aşkım
Sensiz hiç nefes almadım ki
Hasretin öldürüyor beni
Çok canım yanıyor bir tanem
Kalbimi söküp atmak istiyorum
Bu acı dinsin diye
Onda da sen varsın yapamıyorum
Ruhumda, bedenimde,yürüdüğüm yolda,
Gördüğüm her şeyde
Duyduğum her sözde sen varsın
Düşüyorum birtanem
Artık sensizliğe dayanamıyorum
Avutmuyor hayalin
Sıcaklığın olmayınca
Üşüyorum,ölüyorum...özlüyorum seni


DEMET GÖRKEM


Mystic@L 28 Temmuz 2007 18:45

kaybolacak hüznüm bir gün bu dağlarda
sözüm şu ki arkamdan ağıt yakacak kadınlara
ben neden cenge tutuşmuştum
çürümüş zamanla
öğretin kuşlara aşk derdiyle avunanlara

söylediğim antika türküleri saydıkca,
sayıları tükettim
tükenmedim rüzgar törpüledikce
taze ümitlerimi
şiirim dedim can versin ağıtlarınıza.

Şen kızlardan dinlediğim
truvaya aşık adamın köhne hikayesine
şimdi de dağlarda sadalarca rastlamak ne kötü
bakışlarıyla türküleri altın yaldızlı yapan adamın
sömürüşü yamalı urbalı sevgilileri
ne kötü
yavrusunu yüreğine saran ananın yanında
kutsanmış ezgilere feda edilen anaları görmek

ölüm gecesinde mutluydu dedem,
ölüpte gidince
yaş bilmeyen gözlerim sel oldu dedi ninem

uysal kasırgalara yaktığım
türkülerden beni azad edin
kapanmış yaraları depreştirmemi hoş görün
tabiblerin yaşamaz dediklerini
kara bulutlarda saklayışımı da
şanlı suları zafer fermanlarını yakışımıda

olacaksa af'sız kalacak tek şeyim
bir gün bu dağlarda kaybolacak hüznüm.

Adem Özbay


RuYa 28 Temmuz 2007 22:08

Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür...

Ararken bekleyip, beklerken arayıp da buldum seni. Herbir günü bir asrı bulan bekleyişlere karıştım yine, yine üşengeç zaman dilimlerine misafir oldum ve hep bir yerde son bulan sabır tükenmek bilmedi bu kez, karşı koyuşuyla umudumun. İnanmadım sevdamı ödünç verdiğimi sana. Çok uzaklardan kulağıma gelen sesin güç verdi, eşlik ettim türküne. Güç kattı ay yüzüne konan zeytin gözlerin gönlüme. Üşümez oldum ve geceleri ürkütmedi karanlık. Gülen gündüzleri kovaladı sayende huzurla uyuduğum geceler.

Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür...

Zaman zaman ellerime anlattığım bir gerçekti yokluğun. Kaçarak bu gerçeği hatırlamayı hep ertelerken ben, alnımın yazısıymış diye geçiverirdi içimden. İyimser olmazdım daha fazla yazık ki ve bir damla kanım daha akardı acıtarak değdiği yerleri ve şafak rengine bürünürdü ortalık, kan kara bir şafak.

Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür...

Sabahları çağırdığım o insafsız gecelerde odamın şampanya rengi duvarlarına çizdiğim resimlerini görsen sen, son verirdin bu zulme. Geri al bu uykusuz geceleri gözlerimden. Kırsam da kalemi bir çırpıda, korkma, gözbebeklerimde taşırım seni ben. Ellerime oturtup hiç yummam avuçlarımı, üzülme sen.

Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür...

Muhtemel bir yalnızlıktı bu içine düştüğüm. Uzan da çek kurtar beni n'olur.


NUR TOPÇU


PocahontaS 28 Temmuz 2007 22:19

Yakılacak Mektup...!

Sana bu mektubu uzaklardan yazıyorum..
Adresini çoktan unuttum..
Bir şiirin şişesine kalbimi koyup sulara bırakıyorum..

Ah benim eski türküm..
Ah benim hazin öyküm..
Yanlışım..
Yanılışım..

Ne yaptıysam seni mutlu edemedim.
Oysa bir kemanım vardı.
Birde sen..
Acımadın ezdin beni,
üzdün..
Hiç anlamadın!!
Yavrusuna yanan bir anne gibi içime gömdüm depremlerimi
Ceketimi alıp gittim
Derin derin iç çekişim bu yüzden

İnadına suskundum oysa..
İnadına vurgun..
Geç uslandım..
Sen göremedin ama..
Altı mosmor gözlerimle ıslandım..

En çok istavriti severdin
Sıkıp limonu maydanoza
Şaraba vururdun hani
Eski bir kasette bizim şarkımız alıp götürürdü seni
Salaş meyhanelerde ve kumsallardaki ayak izlerinde
Kırılan hayallerim,
Ümitlerim
Ve seni bekleyişlerim her yağmur akşamında..
Daha bir mutluyduk o günler..
Herşeye rağmen özgürdük..
Kitap alacak paramız olmasada
Ucuz tütün içsekte
Pahalıydı düşlerimiz..
Ne kadar çok isterdim şimdi bu şarkımı duymanı
Kanayan bir gül misali
Saçlarına taktığım
Suskun çığlıklarıyla inleyen şu kemani
Ki her notası hayatla yüzleşmenin ve ödeşmenin katranı
Hatırlarmısın parasız kalmıştık da bir gün
Kardeşinin kumbarasını boşaltıp konsere gitmiştik..
İmzasını almıştık sevdiğimiz sanatçının
Birlikte fotoğraf çektirmiştik
Bir şişe gazozu
Ve bir kaşarlı tostu bölüşmüştük

Hey gidi günler hey..
Az mı şiir yazdık ders kitaplarına
Otobüse biletsiz mi binmedik
Komayamı girmedik her beşiktaş maçında
Şimdi hastahane akşamının yorgun penceresin de
Maziye dalıp dalıp gitmelerimsin artık
Ne kemanım var yanımda
Ne de sen varsın..
Mevsimlerden hüzün
Aylardan pişmanlık ve karanlık..

Sen ki bu mektubu saklayacaksın..
Öpüp öpüp koklayacaksın belki..
Ve artık gelmeyeceğimi bile bile bekleyeceksin..

Ah benim eski türküm..
Ah benim hazin öyküm..
Yanlışım..
Yanılışım..

Seni hiç üzer miyim..
Ben bu mektubu defalarca yazmış,
Defalarca yakmışım..!


..::Alıntıdır::..



RuYa 28 Temmuz 2007 22:24

Yine ben geldim yalnızlığım
selam olsun...
Bana bir kadeh yalnızlık sun
Öyle bir yalnızlık ki
İçinde herkes olsun
Dağ başındaki çobandan
En kalabalıktaki yalnıza kadar
Ben de kadehe biraz hüzün katar
İçerim doyasıya sabaha kadar.

Sen de seyredersin beni aynalardan.
Seni unutacak olursam zaman zaman
Solmuş resimlerle gelen hatıralardan,
Unutulmuş mısralardan,
Ya da hüzünlü şarkılardan
Birden çıkarsın karşıma
...her zamanki gibi.

Yalnızlığım ;
Sen de olmasan kiminle bakarım
Sessizce kayan bir yıldıza,
Kiminle gülerim şakalarıma,
Kiminle ağlarım...yalnızlığıma. BURAK TÜMER


Mystic@L 29 Temmuz 2007 11:43

Acıya Alışılmaz

Hangi çığlık bir çığ gibi yarıyorsa
gecenin gerilmiş karnını bu saatte
acı tükenip bitmiştir orada artık
çırılçıplaktır tarihin bu sayfası

Fiziğin armağan ettiği bu teller
keçeleştirirken cinsel organımı
haykırıyorum insan olduğumu
ve çatlatıyor alnımın en gergin teli

Ahmet Telli


Tiglon 30 Temmuz 2007 15:03

Sen Gittiğinden Beri...



Sen gittiğinden beri, kör, sağır ve dilsiz,
Sensiz sokaklarda yürüyorum, sessiz sessiz.
Yüreğimde bir acı; kimseden habersiz,
Gözlerim yalnız sen;soluyorum nefessiz

Aşk mahkumu olmuşum, yüreğime müptela,
Gözlerimde isyan var, ruhuma da istila.
Kanım akmaz oldu, damarlarımda sıla,
Aklıma bir kıvılcım yakan her fasıla.

Yıllardır bulanık sulardı, yudumladım.
Hıçkırıklarla, gözyaşımı suladım.
Bu sevdayı gönlüme, sardım da sardım,
Yüreğimi yaktım ama yine de anlatamadım.

Sen gittiğinden beri, çöllerimde yağmur var.
Gündüzümde zemheri, geceme kar yağar.
Güneşime perdeler, çekili sıradağlar,
Benim sevgili yarim; kabir, başımda ağlar.

Hasretine mor menekşeler kuruttum!
Geçen yıllardı, solumadan unuttum,
Sensizliğin ilacı, bensizlikmiş; yuttum,
Ab-ı hayat denilen, bir hayata umuttum.

Kalbimde acılar, ardına saklı sancılar;
Sancının sardığı ölümü, ölmeden yabancılar;
Ölmeden ölmek, sensizliğin adını yazdılar
Uçurtmamdan semaya, ben diye bıraktılar.

Sen gittiğinden beri, titrek bir üşüme ellerimde
Düşen bir yaprak, her gece sessizliğinde.
senim olmak istedi, sararmadan benliğimde,
Gülüm olsaydın, ne vardı dikenliğimde!

Bir mutluluk istedim, her nefesinde saklı.
Sadece bir gülüş, yüreğinden kopmaklı.
Gözlerinden bir umut, cennetime ırak mı?
Bu fakirin gönlünde, aşkın hep tutsaklı..

Sözlerime bal kattın, gözlerinden akan,
Hayatıma gökkuşağı boyalı sevdan,
Rüzgarından ruhuma bir meltemdi, yazan;
Seni sevmek, hayatımda hiç durmadan..

Abdulkadir Uyar


Mystic@L 31 Temmuz 2007 01:52

Biliyorum, simdi uzaklardasin.
Sesimi duyamaz, elimi tutamazsin,
halimi soramaz, gözyasimi anlamazsin.
Son bakisin benim zindanim oldu.

Gitmiyor, gitmiyor, aklimdan çikmiyor.
Affetmez bakislarin, yüregim sizliyor.
Ask hatasi çok zor oluyormus,
Anladim, ask zindani ne yapiyormus.

Bagislarmisin yansam yaninda.
Bir ömür boyu dursam basinda.
Bak güller soldu, askim hüsran oldu.
Son bakisin benim zindanim oldu.
Ahmet Arslan


Tiglon 31 Temmuz 2007 10:32

sana elvada

Işık sun bana arayan benim
Peşinde koşan,ağlayan belki
Acıyı yaşayan,tadan
O sonsuzlukta koşan ben
Bulunmaz olan sen
Sonsuzlukta bana bakan
Sonsuz olan sen
Sevgide şaşkın dersin bana
Göz yaşlarım sende kalsın
Sana elvada

BY SEMPATİK_25


Misafir 31 Temmuz 2007 10:36

Yalnızlıkhttp://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif
Dışımda yağmur yağıyor, sessiz
İçimde yalnızlık öyle yorgun
Gökyüzü genişler birazdan, yağmur diner
Mindere uzanır misafir güneş

Camlarda ışıldayan altın aydınlık
Masadaki sürahiye yansır
Bütün tazeliğiyle yeniden
Cömert bir gün doğar şehrin üstüne.

Güzeldir bu tabiat güzelliğine
Oysa insanları da sevmek isterdim
Böyle uzak oldukça kendimden bile
Tad alamıyorum canım dünyadan.


RuYa 31 Temmuz 2007 19:47

Gökyüzüne asılı kalmış bir yankı
Arıyor kendisini bırakan ağzı
Yeniden, yeniden sesini bulmak için

İki köşeli yalnızlığın bir ucunda sen, bir ucunda ben
Birleşip ayrılıyor çizgilerimiz
Hangi boyuttan koparılmıştık ki biz

Anı bile yok, ses, koku bile
Bir elin yazdığını öteki el karalıyor sanki
Silgiler hatırlıyor, kalemler unutuyor bizi...

Ahmet Erhan


Misafir 31 Temmuz 2007 19:51

Yabancı değilim bu yalnızlığa
Çok eskilerden kalma bir şey
Varlığımın ispatı gibi ya da ne bileyim
En yakın dostum gibi
Her dem benimleydi hep

Çok kere ağladık birbirimize
Ki defalarca kurudu göz pınarlarımız
Kimseye anlatamadık derdimizi
Ya da kimse anlamak istemedi
Bu çaresiz yetimliğimizi

Tüm güvendiklerimiz aldattı bizi
Hep arkadan bakan gözler bizimdi
Kim bilir kaç kez çıkmaz sokaklarında
Ve tenhalarında gecenin
Düşlerimizi sattık karanlıklara

Şimdi neyimiz varsa verip hayata
Onun bize merhametini bekliyoruz
Elbet diyoruz bir gün mutlaka
Anlayan olacaktır bizi de
Bizi de bağrına basan mutlaka


RuYa 1 Ağustos 2007 13:21

Kaldırımlar benim en iyi dostum
banklarda tek yuvan
ara sıra dertleşiriz ağaçlarla
benimle konuşmasalar bile !

Sokaklar sır perdesi
ömrÜm geçer buralarda
o ıssız, soğuk akşamlarda
bir tek rÜzgar beni tutan ayakta !

Cebimde yok hiçbirşey
GönlÜmde taşıdığım sevgiler
bu parkı çeviren tel örgÜler
ayağımla eze eze yÜrÜdÜğÜm çimler !

buralarda yanlızlık rÜzgarı eser
gÜnlerim buralarda geçer
insanlar buralara gelmeseler
benim gibiler ne yapar ? KEMAL UZUN


Mystic@L 1 Ağustos 2007 23:31

Yalnızlık Kurdu Şimdi sen gideceksin, git*
Güzelliğini, ulaşılmazlığını al ve git.
Bırak beni eski kışımda
Yarınımı götür.
Gençliğin o yara almaz bencilliğine git.
İçinde gitgide büyüyen o yalnızlık kurdunu
Güzelliğine dadanan o hastalıklı hüznünü
Bırak ve git...
Kibirli arzularına, altın gölgedeki kusursuz yüzüne...
Yıllar sonra yaşayacağın
Unutuluşları, o acımasız kışları bırak ve git...

------------
*Cemal Sreya’nın -Aşk- adlı şiirindeki bir dizeye gönderme.
Cezmi Ersöz


Misafir 2 Ağustos 2007 10:21

Sensizlik Yanlızlıktı
Bilirmisin yanlızlık baltalar ruhunu.
Anlatamazsın sessizliğe çığlıkların yorgunluğunu.
Hayat sallanır sarhoş olursun.
Akıl kalp birleşir sen olursun.
Rest çekemezsin sevgine,kımıldayamazsın.
Mutlu olmak yoktur,yanlızsın.
Aşamazsın engeli zayıf kalırsın.
Şaşarsın,düşüncelerin inatlaşır durur.
Atamazsın sevgin içinde kalır.
Lazım olan zamanlar yoktur artık.
Aptal olursun,onu bulamazsın.
Cesaretin gururuna yem olur.
Izdırap olur yanlızlık aglarsın.
Ersin Örüm


*TeoDora* 2 Ağustos 2007 11:58

http://i170.photobucket.com/albums/u272/repeater_2007/dua7pe9.jpg

BUGULU GÖZLERIN ANLATTIGI GERCEK


Uyandigim anda baslar daha acilarim..

Renk vermemeye calisiyorum,

Esim ,dostum,ailem ve cevrem..

Onlarin yaninda ,bambaska bir dünya ve bamkaska bir adam..

Yalniz kaldigimda ise,

Yasiyorum kendi icimde gercek cehennnemi..

Gözyasi olarak vermis,

Yaratan bunun sabrini...

Döküyorum ben de bolcana içimdeki yalazlarin (alevlerin) üstüne ..

Evet bugulu gözlerden dökülen bu yaslar ,

Gercektende gecici bir ferahlik vermekte gönlüme ..

Ama bu nasil bir alevdir ki ,

Palazlanir cok cabuk hem de yeniden..

Firsat kollar oldum ,

Kimselerin olmadigi ,yalniz kaldigim anlari..

Icimin ferahlamasi icin ,

Zaman zaman bu elzem...

Bazen de düsünmekteyim gercekten ,

Acaba ne yapsam ne etsem???

Randevu tarihim artik cok yakin..

O yüzdendir ki katlanabiliyorum..

Aksamlari evin yolunu tuttugumda ise ,

Gözlerim herzaman dalgin...

Iste yine soracaklar ,

Nasilsin ,bu gün yine neler yaptin???

Oysa kimseler bilmez ki,

Ben sadece ic hesaplasmami yapmaktayim.

Baska is yapacak hal mi kaldi ki bende...

Sadece yatagima uzanip,

Uyumayi basardigimda mutlu olabiliyorum artik.


Mystic@L 2 Ağustos 2007 12:28

Sana Dönecegım!

Olup bitmekte hersey...
Geceden sonra yine gündüz olmakta...
Günes dogmakta,
ve ömrüm bir gün daha kisalmakta.

Yillandikça düsmekte degeri bir çok seyin...
tükenmekte ümidim...
Pahasi eksilmekte bir zaman ki servetlerin..
ve Sen hâlâ varsin efendim..
Son gördügüm yerdesin.. böylesi sadakât!
Hak ettimmi acaba efendim?!

Ben böyle mahçup..
Utanip, ezilmekte bir sözün altinda.
Gonlüm hep mahsus,
sevgilere inanip, gülümseyisine kanmakta!

Adimlarim sana yönelmeye mecbur...
Sana dönecegim efendim.
Hem suçluyum hem de magdur..
Hos görüne siginacagim efendim!

Ahmet Arslan


jöly 2 Ağustos 2007 12:38

Yalnız Bir Opera

Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

İmrendiğin, öfkelendiğin
Kızdığın ya da kıskandığın diyelim
Yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
Dile dökülmeyenin tenhalığında
Kaçırılan bakışlarda
Gündeliğin başıboş ayrıntılarında
Zaman zaman geri tepip duruyordu.
Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
Başlangıçta doğruydu belki.
Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,
Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin.

Yaz başıydı gittiğinde, ardından,
Senin için üç lirik parça yazmaya karar vermiştim.
Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.
Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
Çerçevesine sığmayan
Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu.

Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.
Seni bir şiire düşündükçe
Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
Uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.
Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük
Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,
Belki de ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.
Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?
"Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda.
Altına saat:16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda.
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran zamanı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını.

Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.
Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,
Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza.
Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi
bakışıyorduk.
Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.
Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.
Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada
Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek
Herşeyi bir başka aşka erteleyeceğiz.

Kış başlıyor sevgilim
Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
Oysa yapacak ne çok şey vardı
Ve ne kadar az zaman
Kış başlıyor sevgilim
İyi bak kendine
Gözlerindeki usul şefkati
Teslim etme kimseye, hiçbir şeye
Upuzun bir kış başlıyor sevgilim
Ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.

Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak,
Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak,
Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak...
Böyle zamanlarda herşey birbirinin yerini alır
Çünkü herşey bir o kadar anlamsızdır
İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun
Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar
Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
Çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığımız anlar,
Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
Çağrışımlarla ödeşemezsiniz.

Dışarda hayat düşmandır size
İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz
Bir ayrılığın ilk günleridir daha
Herşey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta
Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
Kulak verdiğiniz saat tiktakları
Kaplar tekin olmayan göğümüzü
Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
Bakınıp dururken duvarlara
Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek,
Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani,
Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında
Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi
Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi
Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına,
Başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya
Kendimizi hazırlar gibi.

Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
Ve kazanmış görünürken derinliğimizi
Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar
Göremeseniz de, bilirsiniz
Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar.

Bana zamandan söz ediyorlar
Gelip size zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da herşeye nasıl iyi geldiğinden
Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden.
Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi.
Dahası onlar da bilirler.
Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki
hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak
kolay değildir elbet.
Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek.
Zaman alır.
Zaman alır sizden bunların yükünü
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar dibe
çöker.
Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir.
Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O boşluk doldu sanırsınız
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir.

Gün gelir bir gün
Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
O eski ağrı
Ansızın geri teper.
Dilerim geri teper.
Yoksa gerçekten bitmişsinizdir.

Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi
kavranır.
Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır.
Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.
Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Herşeye iyi gelen zaman sizi kanatır olmuş
Saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Günlerin dökümünü yap
Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
Kim bilebilir ikimizden başka?
Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
Bir ilişkiyi, duyguların birliğini,
Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği
Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız herşeyi bir düşün
Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor
Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Bunlar da bir işe yaramadıysa
Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda.

Bu şiire başladığımda nerde,
Şimdi nerdeyim?
Solgun yollardan geçtim.
Bakışımlı mevsimlerden
İkindi yağmurlarını bekleyen
Yaz sonu hüzünlerinden
Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
Geçti her çağın bitki örtüsünden
Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
Bakarken dünyaya
Yangınlarla bayındır kentler gibiyim:
Çiçek adlarını ezberlemekten geldim
Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
Unuttuklarını hatırlamaktan
Uzun uzak yolları tarif etmekten
Haydutluktan ve melankoliden
Giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden
Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti
Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.

Bu şiire başladığımda nerde,
Şimdi nerdeyim?
Yaram vardı, bir de sözcükler
Sonra vaat edilmiş topraklar gibi
Sayfalar ve günler
Işık istiyordu yalnızlığım
Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
İlerledikçe...Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden.
Karardı dizeler.
Aşk...Bitti. Soldu şiir.

Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden
Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
Aşk yalnız bir operadır, biliyordum:
Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım.
Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
Birlikte çıkılan yolların yazgısıdır:
Eksiliyorduk
Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
Her otelde biraz eksilip, biraz artarak
Yani çoğalarak
Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin
Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
Ağır ve acı tanıklıklardan
Geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...
Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
Ve açık hayatları seviyordu.
Buraya gelirken
Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
Ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi
Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri...
panayır yerleri...
Ölü kelebekler...
Ölü kelebekler...
Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.

Adım onların adının yanına yazılmasın diye
Acı çekecek yerlerimi yok etmeden
Acıyla baş etmeyi öğrendim.
Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?
İpek yollarında kuzey yıldızı
Aşkın kuzey yıldızı
Sanırsın durduğun yerde
Ya da yol üstündedir
Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı.

Aşkın bir yolu vardır
Her yaşta başka türlü geçilen
Aşkın bir yolu vardır
Her yaşta biraz gecikilen
Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
Gözlerim
Aşkın kuzey yıldızıdır bu
Yazları daha iyi görülen
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
İlerlerim
Zamanla anlarsın bu bir yanılsama
Ölü şairlerin imgelerinden kalma
Sen de değilsin. O da değil
Kuzey yıldızı daha uzakta
Yeniden yollara düşerler
Düşerim
Bir şiir yaşatır herşeyi yaşamın anlamı solduğunda
Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında
Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
Yaşamsa yerli yerinde
Yerli yerinde herşey
Şimdi herşey doludizgin ve çoğul
Şimdi herşey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
Şimdi herşey yeniden
Yüreğim, o eski aşk kalesi
Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden
Dönüp ardıma bakıyorum
Yoksun sen
Ey Sanat! Herşeyi hayata dönüştüren.

İstanbul - 1987
Murathan Mungan


RuYa 2 Ağustos 2007 14:32

Gölgen gibidir yalnizlik
Gecenin issizligi karanligi gibi bos ve soguk
Sarilirsin ararsin tutamazsin
Yoktur çaresi

Adi yalnizlik
Yazilmistir bir kere
Yigit olsan da büker bilegi
Cesur olsan da sizlatir yüregi

Içindedir sevgi,
insanin tek dilegi
Atesten gömlek misali
Sevgi Sevgi Sevgi



Murat Ince


Misafir 2 Ağustos 2007 21:55

Hasretin sürgüsünü çektim yüreğime
özlemlerime gem vurdum
Artık dayanamaz oldum bu ayrılığa
artık kudurdum.

Ağlamaktan eskimiş yüzüm
şişmiş gözlerim
Yıllardır tek başıma içlenirim işte böyle
susarım
susup ta sitem ederim tüm kalleşliklere.
Hırsımı çıkarttım gecelerden
art arda uyumam çoğu zaman; dört gün dört gece
.
Saatlerin hazin ilerleyişindeyim
ve ayaktayım günlerdir
günlerdir kendi sinemdeyim.
Yokluklara yazdım bu şiiri
bu gece bir başka andım seni.
Yine lal oldum yine amayım
yine tutmuyor sol elim sağ ayağım.
Şu sabrı kırık melodi yok mu
bir alev çırpıntısı gibi
Sen simsiyah bir akşamda
terkedip gittin ya
oysa sevmiştim seni.

______30.10.1999
Mustafa Çelebi Çetinkaya


BlueEngel 2 Ağustos 2007 23:09

http://img355.imageshack.us/img355/8720/unbenanntou9.png


Tiglon 2 Ağustos 2007 23:40

kac bahar geçti yine yoksun


kaç bahar geçti sensiz
kaç kere ağladım senin için
kaç kere unutmaya çalıştım her hayalini
unutmadım unutamadım
bekledim hep umutla seni
vefasız olduğunu bilsem severmiydim seni
verirmiydim kalbimi sana düşünmeden hiç
kaç bahar geçti sensiz ağlayarak
kaç bahar geçti sensiz umutla yarına bakarak...
şimdi yine yapayalnız baharlardayım
sensiz sokaklarda seni aramakta
senin için aglamaktayım...

halılı ıslam


RuYa 3 Ağustos 2007 12:53

Sana bu mektubu uzaklardan yazıyorum..
Adresini çoktan unuttum..
Bir şiirin şişesine kalbimi koyup sulara bırakıyorum..

Ah benim eski türküm..
Ah benim hazin öyküm..
Yanlışım..
Yanılışım..

Ne yaptıysam seni mutlu edemedim.
Oysa bir kemanım vardı.
Birde sen..
Acımadın ezdin beni,
üzdün..
Hiç anlamadın!!
Yavrusuna yanan bir anne gibi içime gömdüm depremlerimi
Ceketimi alıp gittim
Derin derin iç çekişim bu yüzden

İnadına suskundum oysa..
İnadına vurgun..
Geç uslandım..
Sen göremedin ama..
Altı mosmor gözlerimle ıslandım..

En çok istavriti severdin
Sıkıp limonu maydanoza
Şaraba vururdun hani
Eski bir kasette bizim şarkımız alıp götürürdü seni
Salaş meyhanelerde ve kumsallardaki ayak izlerinde
Kırılan hayallerim,
Ümitlerim
Ve seni bekleyişlerim her yağmur akşamında..
Daha bir mutluyduk o günler..
Herşeye rağmen özgürdük..
Kitap alacak paramız olmasada
Ucuz tütün içsekte
Pahalıydı düşlerimiz..
Ne kadar çok isterdim şimdi bu şarkımı duymanı
Kanayan bir gül misali
Saçlarına taktığım
Suskun çığlıklarıyla inleyen şu kemani
Ki her notası hayatla yüzleşmenin ve ödeşmenin katranı
Hatırlarmısın parasız kalmıştık da bir gün
Kardeşinin kumbarasını boşaltıp konsere gitmiştik..
İmzasını almıştık sevdiğimiz sanatçının
Birlikte fotoğraf çektirmiştik
Bir şişe gazozu
Ve bir kaşarlı tostu bölüşmüştük

Hey gidi günler hey..
Az mı şiir yazdık ders kitaplarına
Otobüse biletsiz mi binmedik
Komayamı girmedik her beşiktaş maçında
Şimdi hastahane akşamının yorgun penceresin de
Maziye dalıp dalıp gitmelerimsin artık
Ne kemanım var yanımda
Ne de sen varsın..
Mevsimlerden hüzün
Aylardan pişmanlık ve karanlık..

Sen ki bu mektubu saklayacaksın..
Öpüp öpüp koklayacaksın belki..
Ve artık gelmeyeceğimi bile bile bekleyeceksin..

Ah benim eski türküm..
Ah benim hazin öyküm..
Yanlışım..
Yanılışım..

Seni hiç üzer miyim..
Ben bu mektubu defalarca yazmış,
Defalarca yakmışım..!

ORHAN GÜR


Misafir 3 Ağustos 2007 13:02

Seni Beklesem

Seni değil görsem de tek,
Hayalini çiçeklesem.
Hem güneş, hem ay bilerek,
Seni beklesem, beklesem.

Gönül sevgi denen çağda,
Hangi tılsım var bu bağda.
Yazın kırda, kışın dağda
Seni beklesem, beklesem.

Ölüm gözlerimde solsa,
İçim mısralarla dolsa
Ne gün olsa, ne yıl olsa;
Seni beklesem, beklesem.


Tiglon 3 Ağustos 2007 14:56

Yalnızlığım

Düşsüz ve gülüşsüz bir çölse akşam
yararı yok mangal yüreğim
ne senin tutarsızlığın
ne benim vefasızlığım
zaman ummanına düşen bir sigara kulü
bir saman çöpü yalnızlığım


Misafir 3 Ağustos 2007 15:12

Yalnızım Yalnızsın Yalnızızhttp://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif
kimse içimdeki boşluğu görmüyor
bir adresi yitirmek neler hissettirir insana
kalp atışlarından uzak olmak
soluğunda duyamamak mevsimleri, düşünmüyor

çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlardayız
ciddiye alınmıyor sorularımız
gün afrikalı kalmaya kararlı
bu dünyadan olmamak da yetmiyor

ve siz geliyorsunuz, sarı elbisenizle bir silüet
hayatımdaki eksikleri gösteriyorsunuz
küçülüp silikleşiyorum, hafifliyor bedenim
yalnızlığım dağılıp çoğalıyor sesinizde

ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif

Metin Celâl


MYDMR 3 Ağustos 2007 18:02



Misafir 3 Ağustos 2007 20:00

Sevgiliye
Titrer o hatıralar dumanlı gözlerimde.
O vefasız diyardan ne zaman sorsam seni
Hasret ateşi yanar şahlanan hislerimde
Aşkına bel bağlayan gönlümde ansam seni
Hasan Azkıran


Misafir 3 Ağustos 2007 21:11

HAYDİ GÜLE GÜLE GÜLÜM
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif

Haydi güle gülü gülüm
haydi güle güle
Hani ağlamak yoktu?
Ağlama kızım,
gözüne batacak sürmelerin.
Taksiye bindin işte,
işte hapishanesinde yattığım şehrin
geçiyorsun içinden.
Şöför belki ben yaşta bir adam
dikiz aynasından bakıyor sana
anlıyor bu güzel kadının ağlamasını.
Belki onunda içerde yatanı vardır,
belki tanır beni, belki kendiside bizdendir.
Biliyorum:
Demirlerden seyrettiğim bu şehir
kaplıcalar
türbeler
ipek fabrikaları ve kocaman bir çınardır.
Ve sahici insanları
benim insanlarım
nasılda perişan...
Fakat yüzlerine güneş vurmuş gibi olmuştur
sen gözyaşları arasından
onlara baktığın zaman.
Sen bu şehre bundan öncede geldin demek?
Sen bu şehre gelesinde beni aramayasın!
Öylemi? AĞLA GÜLÜM!
Hemde hüngür hüngür ağlamalısın.
Hayır ağlama, Allah belamı versin benim ağlama!
Etrafına bak:
Ben ve şehir çoktan arkada kaldık


nazım hikmet


Misafir 3 Ağustos 2007 21:23

Senden ayrı yaşamak yaşamak değil
Bakma öyle arasıra tebessüm ettiğime
Sensizde nefes alabiliyor sensizde görebiliyorum
Lakin sensizliğe dayanamıyor yüreğim

Sana hasret olan ben değilim canım
Bir çift göz sana hasret ağlayan
Ben değilim günboyu sensizliğe çıldıran
Avuçlarım var avuçlarına hasret terleyen

Yoksa ben yıllardır yalnızlığa alıştım
Benim için gündüzün geceden farkı olmadıki
Oysa gözlerim alışamadı senin yokluğuna
Nasıl hasretse geceler mehtaba sana öylesine hasretim anla

Seni gecelerboyu özleyen ben değilim canım
Sana böylesine mısralar karalayan ben değilim
Ahh... o yüreğim varya o yüreğim
Sana hasret kanayan bir bilsen.
Nazım Yıldız


Mystic@L 3 Ağustos 2007 23:57

kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne

ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne

ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu

körolasın demiyorum
kör olma da
gör beni
Hasan Hüseyin Korkmazgil


MYDMR 4 Ağustos 2007 14:14

Kalbim Unut Bu Şiiri
Uğuldayan ve hep uğuldayan
bir orman kadar üşüyorum şimdi
yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda
yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
Kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık

Su ve ses kadar beklediğim
ne kaldı geride, bilmiyorum
uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
ve sarınmak o kocaman gözlerin
uğuldayan rüzgârlarına

Bir acıyı yaşarım ve zehrinden
çiçekler üretirim kömür karası
uçurum kadar bir yalnızlık
yaratırım kendime, atlarım
Anısı yoktur küçük rüzgârların

Yapraklarım yok artık kuşlarım yok
büsbütün viran oldu dağlarım
ezberimdeki türküler de savrulup gitti
ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü

Yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
Kalbim unut bu şiiri

ahmet telli


Misafir 4 Ağustos 2007 14:29

YÜZÜMÜN AYNADAKİ BOŞLUĞU
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif

Uçurum dibinde nasıl göründüğümü
Merak ederim hep.
Yüzümün aynadaki boşluğuna hep bakmak isterdim.
İnançlarımın kırık döküldüğü yeri anlamak için
kalabalıklar içindeki yalnızlığıma dokunmak isterdim...
Aşktı adın uçurumda, yanı başımda
aynadaki suretimdi yüzüm,
aykırı kanardı bana.
İnançlarımın çoğu yalanmış
alay ederdi benimle.
Çok geç anladım, kalabalıklar arasındaki
senmişsin dokunamadığım...
Yalnızlığım diye küçümsediğim senin sevginmiş,
Geceleri ansızın uyanıp
incitilip durduğum senin yokluğunmuş...
Onca sevişmeden sonra değişememişsem,
sihirli bir aydınlıkta,
içimde bir yer sonsuz hasret kaldığı içinmiş...
İşte onca yalan geçen hayatımda
buymuş tek gerçeğim...


cezmi ersöz


MYDMR 4 Ağustos 2007 14:31

Herşeyi Birden İstemek
O kitabı da okudum bitirdim
Hani o genç kızın beni unuttuğu
Bir ara fena halde fikrindeydim
Dudağındaki nem gözündeki buğu
Durmadan hayal değiştiriyorduk
Çetrefil bir hayat herkesin koktuğu
Kaderlerimiz kalındı sevinçlerimiz çabuk
Yaşamadan dağılıyor yarısından çoğu
Erteleyip durduk suç ortaklığımızı
Asıl mutluluğun içinde bulunduğu
Bazı ben yanlıştım o yanlıştı bazı
Çünkü gecikmenin ağır yorgunluğu
Yanıldığımız herşeyi birden istemekti
İsteği gerçekleştirmez isteğin yoğunluğu
İhtiyaç başka bir boyuta geçmekti
Devreden çıkarıp gereksiz sorumluluğu
Tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim
Sararmış yaprakların usulca savrulduğu
Köprüler yıkıldı artık kendimleyim
Parmak uçlarımda ölümün soğukluğu


atilla ilhan...


RuYa 4 Ağustos 2007 14:54

Kaldırımlı sokaklarda,bilmem saat kaç!
Nemli gözlerim saati bile görmüyor.
Ilık bir rüzgar esiyor yağan yağmurla
Üşümüyorum,aksine terliyorum.
Sensizliğin vermiş olduğu sıkıntıyla,
Sokaklar karanlık,sokaklar ıssız.

Birazdan ekip arabası gelecek.
Saat beş otuz olacak,yine beni alacak.
Dün ve daha önceki günler gibi,sorgulayacak!

Onlar soracak,ben susacağım
Ben soracağım onlar susacak.
İki sokak sonra "hadi,git dolaşma" diyecekler.
Gözdağı verecekler...

Sabah oluyor yine,
Sokaklarda ayak sesleri çoğalıyor.
Beynim uyuşuyor.gözlerim kapanıyor
Bak,sensiz bir sabah daha oluyor YASEMİN ÇINAR


Misafir 4 Ağustos 2007 15:22

Şiir vardır;
-------Anında unutulur
Şiir vardır;
-------Ruhlarda yankı bulur.
Şiir vardır;
-------Değeri bir anlıktır
Şiir vardır;
-------Tarihlere anlatır.
Şiir vardır;
-------Yığınla söz cümbüşü
Şiir vardır;
-------Yıldızın göz kırpışı.
Şiir vardır;
-------Fırtınalar koparır
Şiir vardır;
-------Karanlığı parlatır.
Şiir vardır;
-------Ruhlara ışık saçar
Şiir vardır;
-------Düş'e pencere açar.
Şiir vardır;
-------Erkekçe bir haykırış
Şiir vardır;
-------Yüce Rab'be yakarış.
Şiir vardır;
-------Yüreği dağlamaklı
Şiir vardır;
-------Usulca ağlamaklı.
Şiir vardır;
-------Sular gibi dupduru
Şiir vardır;
-------Kelimeler kupkuru.
Şiir vardır;
-------Mısralar sevda yüklü
Şiir vardır;
-------Nota gibi ahenkli.

Şiirde kelimeler; nağme gibi akmalı,
Yanık türküler gibi,yüreğe köz atmalı.

Şiir; gönüllerin duygu selidir,
Şiir; düşüncenin nazlı dilidir...
Dursun Elmas


RuYa 4 Ağustos 2007 16:51

Kalbim de hep yangın olur seni yanımda görmeyince
Dayanmak çok zor olur seniz bu viran şehirde
ister su gibi ister rüzgar gibi gel artık;
sensizliğe dayanacak gücüm kalmadı bekleyemiyorum
gözlerim hep seni arıyor, nereye baksam sen varsın
senin yokluğun kor gibi çöktü yüreğime
hiçbir yağmur yetmedi içimdeki hasret ateşini söndürmeye;
hiçbir sey yetmedi senin yokluğunu gidermeye
ben her gece beni sana getirecek yollarda yürüdüm
doğduğunu hiç anlayamadığım güneşle beraber,
bende batıyorum sensiz bir kez daha…
sensiz hep kanalıktayım gel dayanamıyorum SEMA YILDIZ


Misafir 4 Ağustos 2007 18:00

Korkızıl bir renge dalınca ufuk
Yorgun düşmüş günü yutar akşamlar
Hicranı ruhuma salınca ufuk
Hüznü gözlerime katar akşamlar

Gül yüzüm semayı seyre dalıyor
Rüzgâr acıları ruha salıyor
Yokluğun öcünü böyle alıyor
Dertleri kalbime atar akşamlar

Sensizlik içime yalnızlık eker
Çaresiz özlemler boynumu büker
Gölgelerde beni kendine çeker
Sessiz ölümden de beter akşamlar

Hüzün kokar gurup güneş sönerken
Bir kıyamet kopar yürek kanarken
Kalemim hep ağlar içim yanarken
Böyle geldi böyle biter akşamlar

Gel içelim aşkı aynı kaseden
Nasıl vazgeçerim tatlı buseden
Anlar çekinmesin dertten, tasadan
Vuslata ermeye yeter akşamlar
Sevil Nizamoğulları


RuYa 4 Ağustos 2007 19:25

Nereye gitsem yanımda götürüyorum sevgimi ve nefretimi...

Her sabah yeniden sayıyorum kaç gündür görüşmediğimizi. Rüyalarımda görüyorum
karşılaştığımız anı, başımı çeviriyorum, bulamıyorum söyleyeceğim kelimeyi...

Nefretimle uykuya dalıp ve sevgimle kalkıyorum. Her sabah yeni bir güne başlasam
da, sensiz yeni bir hayata başlayamıyorum...

Sabahları cebime koyup "iyi ki"lerimi, "keşke"lerimi, pişmanlıklarımı, çıkıyorum
yola, günün bir saatinde "keşke"lerimi alıyorum, başka bir saatinde "iyi
ki"lerimi yanıma...

Bir cebimde ise hasretin hala duruyor, yapacak hiçbir şey bulamayınca kalbim bu
yorgun kelimelerden medet umuyor...

Senden gittiğimde sadece yaralandım sandım, aslında ruhum bedenimden ayrılmış,
geriye kalan bir et parçasıymış anladım...

Artık kiminle konuşsam ruhum sendeki gibi havalanmıyor, bugün kiminle tanışsam
kalbim sendeki gibi atmıyor...

Yanımdan geçen herkese sen misin diye bakıyorum, seni gördüğüm anda başımı
çevirip kaçıyorum. Senden uzaklaşmak için sana doğru koşuyorum...

Bir gün ararsan, açmayacağım diye kendime sözler veriyorum, her telefon
çaldığında sen misin diye heyecanlanıyorum. Seni aramamayı cesaret sanıyorum,
aramak mı zor aramamak mı bilmiyorum...

Hiçbir gelen senin yerini doldurmuyormuş, hiçbir giden senin kadar
acıtmıyormuş...

Sensiz bir hayatta da mutluluk yokmuş aslında, yokluğunun acısı sevgimden
büyükmüş aslında.... GÜLSEN DEMİRAY



Saat: 20:16

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık