![]() |
Aldım elime başımı Efendime gidiyorum Akıtarak gözyaşımı Efendime gidiyorum Ağlıyorum coşa coşa Dere tepe aşa aşa Hiç durmadan koşa koşa Efendime gidiyorum Hasretlik yaktı bağrımı İlaç dindirmez ağrımı Ele duyurup çağrımı Efendime gidiyorum İtikat etmem fallara Tahammülüm yok yıllara Göz yaşı döküp yollara Efendime gidiyorum Yollar uzun, günler kısa Çekmiyorum hiçbir tasa Sıcak kuma basa basa Efendime gidiyorum Dışım soğuk, içim volkan Görüşmeye var mı imkan Belalara olur kalkan Efendime gidiyorum Sular gelmiyor kurnama Hasretlik tüttü burnuma Taşlar bağlayıp karnıma Efendime gidiyorum Benlik putunu yıkmadan Basamak bile çıkmadan Rezil halime bakmadan Efendime gidiyorum. |
Ey rahmeti bol Padişah Cürmüm ile geldim sana. Ben eyledim hadsiz günah Cürmüm ile geldim sana. Hadden tecâvüz eyledim, Deryâ-yı zenbi boyladım, Ma'lûm sana ki neyledim, Cürmüm ile geldim sana. Senden utanmayup hemân. Ettim hatâ gizlü ayân, Urma yüzüme el-emân, Cürmüm ile geldim sana. Aslım çü bi katre menî, Halk eyledin andan benî, Aslım denî, fer'îm denî, Cürmüm ile geldim sana. Gerçi kesel fısk-ü-fücûr, Ayb-ı-zelel çok hem kusûr, Lâkin senin adın Gafûr, Cürmüm ile geldim sana. Zenbim ile doldu cihân, Sana ayân zâhir nihân, Ey lutfü bî-had Müste'ân, Cürmüm ile geldim sana. Adın senin Gaffâr iken, Ayb örtücü Settâr iken, Kime gidem sen vâr iken, Cürmüm ile geldim sana. Hiç sana kulluk etmedim, Rah-ı rızâna gitmedim, Hem buyruğunu tutmadım, Cürmüm ile geldim sana. Bin kerre bin ol pâdişâh, Etsem dahî böyle günâh, Lâ-taknetû yeter penâh, Cürmüm ile geldim sana. İsyânda Kuddûsî şedîd, Kullukda bir battal pelîd, Der kesmeyip senden ümîd, Cürmüm ile geldim sana. |
Yok kûyinden başka bir mekânım Yâ Rasûlallâh Kapladı arzı sensiz figânım Yâ Rasûlallâh Harâmîleri dehrin bağlamışlar hep yolları Şefâat eyle bitsin hicrânım Yâ Rasûlallâh Gaflet sarmallarında sâdır olan günâhları Varmıyor söylemeye lisânım Yâ Rasûlallâh Körpe dimağlar sensiz, vicdânlar sensiz; âh Kapkaradırlar şimdi, nâlânım Yâ Rasûlallâh Uçuruma gidenleri görüyorken gözlerim Vermez izin susmaya îmânım Yâ Rasûlallâh Kardeşler, çevre millet; gaflet içindeler hep Yetişmiyor iknâya beyânım Yâ Rasûlallâh Gözlerim olmasaydı, görmeseydim yangını Âhedip sızlamazdı vicdânım Yâ Rasûlallâh Bu çağda sîretinin yüz şehitlik ecri var Himmet buyur ki yetsin imkânım Yâ Rasûlallâh Hicreti buyurmuştun kötülükten iyiliğe Benimse arz boyudur isyânım Yâ Rasûlallâh Seni yaşayamamak var, anlatamamak seni Yeterli değil midir ziyânım Yâ Rasûlallâh? Ne gün son bulacak acep, bu gariplik, bu çile? Devletinde olsun hep iskânım Yâ Rasûlallâh Selâmet yoktur sensiz, ne dünyâda, ne ukbâda Bir muhtâc u müştâk-ı duânım Yâ Rasûlallâh |
Bana Seni Gerek Seni Aşkın aldı benden beni Bana seni gerek seni. Ben yanarım dünü günü Bana seni gerek seni. Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum. Bana seni gerek seni. Aşkın aşıklar öldürür Aşk denizine daldırır Tecelli ile doldurur Bana seni gerek seni. Aşkın şarabından içem Mecnun olup dağa düşem Sendin dünü gün endişem Bana seni gerek seni. Eğer beni öldüreler Külüm göğe savuralar Toprağım anda çağıra Bana seni gerek seni. |
SECDE Hiç bu kadar uzak olmadı kelimeler Manalarını kaçırmadılar benden Anlamlarını saklamadılar Tam başlamışken bir şiire Tam uzlaşmışken bir şiirle Konu sen olunca Her kelime tek tek yok oldu Sayfam bomboş kaldı Mısralar anlamsızlaştı Anlamıyorum neden Neden Bu kadar üstünsün Konu açılınca senden Neden Kelimeler anlamsız Mısralar manasız Oluyor Ve herkes susuyor Şair, şiir, mana Her şey susuyor Ve sen çıkıyorsun Tüm manaların üstünde Maneviyatın huzurunda Adın anılıyor Ve şiir, secde ediyor Hiç başını kaldırmadan Adını anıyor Şiir başlıyor Mısra başlıyor Ben başlıyorum Seni anıyorum Seni yazıyorum http://www.gulistandergisi.com/resimler/RX13301.jpg MUSTAFA EYÜP ERALP |
Allah emrin tutalım, Rahmetine batalım Bülbül gibi ötelim Allah Allah, Kerim Allah Rahim Allah, aman Allah Allah adı dillerde Sevgisi Gönüllerde Şol korkulu yerlerde Allah Allah, Kerim Allah Rahim Allah, aman Allah Allah adın uludur Emrin tutan kuludur Mü'minlerin yoludur Allah Allah, Kerim Allah Rahim Allah, aman Allah Yunus söyler sözünü Hakk'a bağlar özünü Görmek ister yüzünü Allah Allah, Kerim Allah Rahim Allah, aman Allah |
Gönül hakikate erdikten beri Muhabbet yolunu ala gelmiştir. İyiyi kötüyü gördükten beri Benizim sararıp sola gelmiştir. Gece gündüz fikrim, ebedî yârda Ciğer kebap oldu manevî nârda Garip kalan bülbül evvel baharda Muradın almaya güle gelmiştir. Dertli bülbül, bahçelerde bağlarda Figân eder gül açtığı çağlarda Mor sümbüllü gonca güllü dağlarda Gönül devasını bula gelmiştir. Bu gurbette ayrılığın elinden Zarar gelir kötülerin dilinden Akıp giden cehaletin selinden Bağrımız kan ile dola gelmiştir. |
Taştı rahmet deryası Gark oldu cümle asi, Dört kitabın manası: La ilahe illallah. Budur manasının hası Siler kalbinden pası İsm-i a'zam duası La ilahe illallah. Gönül burcundan doğar, Aleme rahmet yağar Hakk'ın birliği öğer La ilahe illallah. Kitaplarda yazılıdır, Gönüllerde gizlidir. Söylenecek söz budur; La ilahe illallah. Cennetten çıktı Adem, Dünyaya bastı kadem, Bunu der idi müdam: La ilahe illlallah. Erenlerin burağı, Yakın eder ırağı, Arşın kürsün direği La ilahe illallah. Gönüllere yol eyler. Dağı taşı kül eyler, Sultanları kul eyler, La ilahe illallah |
Âdem oğlu aç gözünü yeryüzüne kıl, bir nazar gör bu latif çiçekleri hangi kuvvet yapar, bozar. Her bir çiçek bir nâz ile över Hakkı, niyaz ile kurtlar, kuşlar, durmaz söyler ol Hâlıka âvâz ile. Eğer Onun kadirliğin Her bir işe hazırlığın illâ Onun kahirliğin anlayınca, rengi döner. Rengi döner günden güne toprağa dökülür yine bu ibrettir anlayana hakikati, ârif sezer. Ger bu sırrı duya idin yâ bu gammı yiye idin yerinde eriye idin insan değil misin, meğer. Bilir, gelen gider imiş konan geri göçer imiş mevt şerbetin içer imiş her kim, bu manadan geçer. |
DUY ŞİKAYET ETMEDE HER AN BU NEY Duy şikayet etmede her an bu ney, Anlatır hep ayrılıklardan bu ney. Der ki feryadım kamışlıktan gelir, Duysa her kim, gözlerinden kan gelir. Ayrılıktan parçalanmış bir yürek İsterim ben, derdimi dökmem gerek. Kim ki aslından ayırmış canını, Öyle bekler, öyle vuslat anını. Ağladım her yerde hep ah eyledim, Gördüğüm her kul için dostum dedim. Herkesin zannında dost oldum ama, Kimse talip olmadı esrarıma. Hiç değil feryadıma sırrım uzak, Nerde bir göz, nerde bir candan kulak? Aynadır ten can için, can ten için, Lakin olmaz can gözü her kimsenin. Ney sesi tekmil hava oldu ateş, Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş! Aşk ateş olmuş dökülmüştür ney'e, Cezbesi aşkın karışmıştır mey'e. Yardan ayrı dostu ney dost kıldı hem, Perdesinden perdemiz yırtıldı hem. Kanlı yoldan ney sunar hep arz-ı hal, Hem verir Mecnunun aşkından misal. Ney zehir, hem panzehir, ah nerde var, Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar? Sırrı bu aklın bilinmez akl-ile, Tek kulaktır müşteri, ancak dile. Gam dolu günler zaman hep aynı hal, Gün tamam oldu, yalan, yanlış, hayal. Gün geçer yok korkumuz, her şey masal, Ey temizlik örneği sen gitme, kal! Kandı her şey, tek balık kanmaz sudan, Gün uzar, rızkın eğer bulmazsa can. Olgunun halinden ah, anlar mı ham? Söz uzar, kesmek gerektir vesselam. (Farsça’dan, tercüme; F. Halıcı) MEVLANA CELALEDDİN RUMİ -KS- |
| Saat: 00:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık