![]() |
|
Fotoğrafcı İki yıldır evliydiler. Erkek edebiyatı ve şiiri seviyordu. Yazılarını internet sitelerine gönderiyor, şiirlerini dergilere postalıyordu. Fakat kimse dönüp bakmıyor, okuyan ve beğenen çıkmıyordu. İyi bir fotoğrafçıydı. Ama edebiyat ve şiir merakı yüzünden fotoğrafçılığı bir kenara bırakmıştı. Kendi düğünlerinin deki fotoğrafların büyük bir çoğunluğunu da o çekmişti. Karısını çok seviyordu. Karısı da onu seviyordu. Kızın biraz sabırsız bir karakteri vardı, zaman zaman kızıp bağırır, küserdi. Erkek daha sabırlıydı, her zaman hoşgörür, affedici olmaya çalışırdı. Erkeğin başı edebiyat ve şiirle hoş olduğu için, evin geçimini karısı sağlıyordu şimdilik. Çok satan bir yazar oluncaya kadar… Kızın naz günüydü bugün. Yine kocasından sevmediği bir şeyi yapmasını istiyordu. Kız: arkadaşımın düğün fotoğraflarını neden sen çekmiyorsun? Üstelik karşılığını fazlasıyla ödeyeceğini söyledi Erkek: bugün vaktim yok Kız: ‘offff yine mi?’ şu roman yazma işini biraz kenara bıraksan, pekala vaktin olacak. Erkek: bir gün herkes benim yazdıklarımın kıymetini anlayacak Kız: ben anlamam. Arkadaşımın düğün fotoğraflarını çekeceksin Erkek: hayır Kız: Ne olur sadece bir kez Erkek: hayır dedim Diyalog burada koptu. Kız son uyarısını yaptı: ‘Ya üç gün içinde bunu kabul edersin ya da…’ İlk günün sonunda, kocasına mutfağı, banyoyu, bilgisayarı, buzdolabını, televizyonu ve müzik setini yasakladı. Yasaklardan yatağı hariç tuttu, sadece her şeye rağmen sevdiğini göstermek için. Erkek aldırış etmedi. Derken 2. gün başka yasaklar ve bunu 3. deki başka yasaklar takip etti… Ve 3. gece… Yine aynı yatağı paylaşıyorlardı. Ancak sırtları birbirine dönüktü. Erkek: konuşmamız lazım Kız: fotoğraf çekimi dışında konuşacak bir şeyimiz yok! Erkek: çok önemli bir konu Kız sessiz kaldı Erkek. Ayrılalım mı? Ne dersin? Kız kulaklarına inanamadı Erkek: bir kızla tanıştım Kız kızgınlığını ve şaşkınlığını saklayamadı. Gözleri çoktan nemlenmiş ve yüzünde göstermemeye çalıştığı iki damla gözyaşı süzüldü. Erkek pijamasının içinden bir fotoğraf çıkardı. Tam kalbinin üzerinde saklıyordu. Erkek: hoş bir kız! Kızın gözyaşları çoğaldı Erkek: anlaşabileceğim biri! Beni çok seviyor ve beni yapmak istemediğim şeyleri yapmak için zorlamayacağından eminim. Ayrıca iyi bir yazar olmam içinde bana destek verecek. Kızın kıskançlığı iyice arttı çünkü bir zamanlar bütün bu sözleri kendisi de vermişti… Erkek: fotoğrafını çektim. Sende bakmak istermisin? Kız sadece sustu Erkek fotoğrafı bakması için kıza uzattı ama kız karşı konulmaz bir öfkeyle erkeğin elini itti. Ve kız ağlamaya başladı. Erkek fotoğrafı tekrar koynuna koydu. Işığı söndürdü ve uyumaya başladı. Kız ışığı yaktı ve oturdu, erkek uyuyordu ama kızın uykusu kaçmıştı. Bir zamanlar kendisi de diğer kız gibi davranmıştı ona… Ne çabuk unutulmuştu iyilikleri, desteği, sevgisi… Tekrar ağladı: Onu uyandırmak istiyordu. Aşklarının hatırasını yeniden kalbine kazmak istiyordu. Erkeğin pijamasının açık yakasından fotoğrafın arka yüzü görünüyordu. Merak duygusu kıskançlığını ve öfkesini yendi. Kaybedeceği bir şeysi yoktu nasılsa. Elini uzatıp yavaşça aldı fotoğrafı. Baktı Ağlamak istedi doyasıya. Güzel çekilmiş bir fotoğraftı. Kızda güzeldi. Kendi fotoğrafıydı. Bir ara kendisinden habersiz çekilmiş olmalıydı. Eğildi kocasının yanağından öptü. Erkek tebessüm etti Uyuyormuş gibi yapıyordu… |
Sevda Uğruna Ölüm Kadın yirmi yedi yaşında... Yüreği, kar beyaz soğuklara terkedilmiş ama inat bu ya hala sımsıcak. Düşünceleri kah hayatın gitgide ağırlaşan gerçeklerinde kah aydınlık hayallerde dolaşıyor nefes nefese.. Elinde samur fırçası, geçmişi karalayıp bugünü renklendiriyor hiç durmadan. Renkler kıpır,kıpır , içindeki çocuk haşarı mı haşarı... Gözleri ise buğulu bakmakta hüzünlere yenik... Hayatı sorgulamaktan çoktan caymış. Omuzları bir küçük kız çocuğun şımarıklığını sergilercesine “Bana ne” ifadesinde. Kıpır,kıpır ya içi.. Arayışları var kendisinden bile sakladığı. Bela da geliyorum demez ya... İşte böyle bir anda; ruhu, sanal dünyanın kapısından sızıverir içeri sessiz, habersiz.. Hani şu chat canavarı var ya bu günlerin belalısı. Orada kendisi gibi şaşkın yüreklerin arasında buluverir kendini. Ve... olanlar olur o zaman. Hiç beklenmeyen anda buzda kayar gibi “Hooop” havada bulur duygularını darmadağınık. Sanki başında deli rüzgarlar hiç esmiyormuş, esenler de yetmiyormuş gibi. Erkeğin yaşı otuz. Hırslı, kendinden emin. Kendisiyle barışık ve yaşadığına memnun. Kahkahası ekrandan yüreklere taşan, mutlu ve duygu dolu bir bulut adam. Eşi ve çocuğu için yaşamakta olduğunu saklamadan kadını davet eder sanal dünyanın sanal aşk oyununa. Acemidir kadın. Belki genç adam da öyle. Oynadıkları oyunun tehlikesinden habersiz bir masalı yaşamaya başlarlar. Ekranın karşısında nefeslerini tutup beklerler sevdalının gelmesini. Karşılaşmaları her defasında kahkahaları hatırlatırcasına şen olur. Zamanın koordinatları buluşamadığında, birbirlerine teğet geçtiklerinde, hüzün yayılır gecelere. Uyku tutmaz bekleyişlerde ikisini de. Sabah yeni umutlara gebe başlar. Ve ekranda doğarlar her buluşmayla yeniden.. Duyguların en fırtınalısına yakalanırlar. Birbirlerini gerçekten merak ederler. Bulut adam kadının açlığından, üşümesinden bile sorumlu tutmaya başlar kendini. Kadınsa adamın yorgun hallerine dayanamaz. Elleri dokunmasa da ellerindedir artık. Birbirlerini el üstünde tutarlar anlayacağınız. Günler, aylar geçer... Hayaller ekranlara sığmaz olur. Artık görmek isterler birbirlerini. Dokunmak sarılmak isterler. Hatta çılgıncasına sevişmek... Kadın kıvranır onsuzluğun acılarında.. Özlem şiddete dönüşür. Acıtır... İşkencelere yatırır kadını. Oyun değildir artık bu. AŞK ekranda değil hayatın ta içinde yaşamaktadır. Bulut adam sorar durmadan ; -N’olacak şimdi... Kadın, adam kadar cevapsız... “Bilmiyorum” der.”Bilmiyorum” Artık sorgulamalar başlar duyguları ... ”Bu nedir?...Bunun adı ne..?” Kadın aşkı tanımlar ama çare değildir tanımlamak.. Yaşananlardır gerçek olan. Hissedilenlerdir. Her sevdanın başını bir karabasan bekler ya...Beklemese sevda denen şey olmaz zaten. İşte bu bir sevdadır ve başında karabasanlar. Kadın unuttuğu aşk gözyaşlarını hüzünlere, sancılara, onulmaz ağrılara boyar, alaca bulaca. Artık her şeye gözlerindeki buğuların ardından bakmaktadır. Ve ekrana şunları; buzların arasından aldığı yüreğinin kalemiyle yazar. Yüreğini buzlara iade etmek üzere... “Beni ignore et*.Ne olur bunu yap.” Bulut adam şaşkındır belki ama adı gibi bilir. Doğru olan budur. Düşünür bir süre.Susar ekran. Susar kadının yüreği...Ölüm anıdır bu.Verilen son nefestir sanki.. “Sevdam HAYIR dese” “ Sensiz yapamam dese” diye bekler nefes almak için. Bulut adamın suskunluğu bozduğu yerde ölecektir kadın.. Bunu ikisi de bilirler. Bir yazı belirir ekranda çaresizce okunan “Netten çıkıyorum o zaman” “Hoşçakal” Mavi üzerine siyah yazılmış sözcükler kararlı ve kesindir... Titreyen ve cansızlaşan parmakları son bir kez tuşları gezinir kadının “Hoşçakal” Düşer Bulut adamın gülen yüzü ekrandan. Ve KADIN ÖLÜR... |
Adam yorgun argın eve döndüğünde beş yaşındaki oğlunu kapının önünde kendisini beklerken buldu. Çocuk babasına, saatte ne kadar para kazandığını sordu. Zaten yorgun gelen adam, oğluna "Bu senin işin değil" diyerek karşılık verdi. Çocuk dayattı: "Babacığım lütfen bilmek istiyorum" dedi. Adam, " Bu kadar çok bilmek istiyorsan söyleyeyim" dedi, "saatte 20 dolar kazanıyorum." Bunun üzerine çocuk, babasından bir istekte bulundu: "Peki Babacığım, bana 10 dolar borç verir misin?" dedi. Adam, daha çok sinirlendi: "Benim senin saçma oyuncaklarına ya da benzeri şeylerine ayıracak param yok" dedi. "Hadi derhal odana git ve kapını kapat." Çocuk sessizce odasına çıkıp, kapısını kapattıktan sonra, adam sinirli sinirli düşünmeye başladı: "Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder?" dedi kendi kedine. Aradan bir saat geçmiş, adam biraz daha sakinleşmişti. Çocuğuna, parayı neden istediğini bile sormadığı geldi aklına. Yukarıya, çocuğun odasına çıktı ve yatağında uzanan Çocuğuna, uyuyup uyumadığı sordu. "Hayır uyumuyorum" diye yanıtladı çocuk. Adam, çocuğundan özür diledi: "Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim, yorgundum" dedi. Ve elindeki parayı uzattı: "Al bakalım istediğin 10 doları." Çocuk sevinçle haykırdı: "Teşekkürler Babacığım" dedi ve yastığının altında sakladığı buruşuk paraları çıkardı, elindeki parayla birleştirdi, tümünü tane tane saymaya başladı. Oğlunun yastık altından para çıkarıp saydığını gören adam, yine sinirlendi: "Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun?" diye bağırdı, "benim senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak zamanım yok." Çocuk, babasının bağırmasına aldırmadı bile: "Fakat yeterince param yoktu ki... Ancak simdi tamamlayabildim" dedi ve elindeki paraların tümünü babasına uzattı. "İşte sana 20 dolar, Babacığım" dedi, "şimdi bir saatini alabilir miyim?" |
CAN ILE CANAN Seviyorlardi birbirlerini belkide cocukca fakat yillar sonra dönüstü bu sevgi büyük bir aska canan seviyordu cani cilginca sevmedi bir baskasini ömür boyunca can liseye baslayinca kaptirdi kendini bir baska kiza yillar gecti aradan canan belkide kudurdu hayaller belki usanmadan dedilerki can evleniyormus kiz istemeye gidecekmis canan kendisini sanmis süslenip hazirlanmis oturmus pencerenin önüne ha geldi ha gelecek diye fakat o gelmedi!!! Sasirip kaldi öylece anladi kendisi deyilmis simarik sevgilisiymis nisan bir aci icindeymis bütün herkez davet edilmis nisan oldu bir samata canan gözyaslarini tutamadi! duramadi gitti eve kosa kosa hickiriklara boguldu bos odada canan felege sitem ediyordu adeta kader onu tekmeliyordu komsulari bile aciyordu haline yalniz onlar deyil, gökteki yildizlar bile YETER ARTIK BITSIN BU CILE DÖNECEKSEN DÖN GERIYE dualar hic fayda etmedi, Can geriye dönmedi birde canan`dan sahitlik yapmasini istedi canan istemeye istemeye kabul etti!! Dügün günü geldi catti arabalar sokaga yanasti damatliklar icinde can bir harikaydi sanki bu bir rüyaydi canan hala ümitliydi elleri semadan hic ayrilmiyordu saatler gecti sel gibi,olmustu artik 12.00 damatta gelip odaya girdi alkislar salonu inletti nikah memuru baslatti sormaya kizdan sonra can`a can inletti salonu EVET diye canan`in umutlari birden yok oldu defterler nikah sahitlerine dogruldu canan deftere büyük bir nokta koydu yeni ciftler cikacaklardi kosa kosa dolasacaklardi arabayla kimse kalmadi koca salonda bakiyordu boynu bükük son gücü ile cikti disariya gözyaslari süzülüyordu yanaklarindan bulutlar basladi aglamaya cilginca kosuyordu kendini bilmeden bir tren sesi duyuldu caddeden bir ciglik sesi caddeden aniden! canan kendini bilmeden! günes dogarken duyuldu dediler canan ölmüs, birakmis bizi tabudun icinde bir melek gibi! aylar gecti aradan, kavgalar basladi zaman zaman bir cocugu oldu ayni canan benziyordu kasi gözü canana can kizina baktigi an icinde birseyler kipirdiyordu anladi o aslinda canani seviyordu!!! kavgalar gittikce siddetleniyordu kizi büyüyüp serpiliyordu sanki canan ikinci kez doguyordu bu can`a büyük bir dert oldu allahin can`a azabiydi bu can dayanamadi daha fazla buna asti kendini kuru bir agaca canan bekliyordu cennet kapisinda!!! Örnek olsun bu dünyada sevipte ayrilanlara!! |
İKİ SEVDA ARASINDA
|
|
Ben Ve Gecelerim Hep Seveceðiz Seni Daha kaç geceler böyle sessiz, böyle sensiz yasayacagim?..Bilmiyor musun ki ey yar, beni ne çok mahvediyor uzakligin, ne çok bölüyor kalbimi kalbin... Bir gece daha basliyor... Önümde upuzun yasayacagim bir gecem, bir karanligim daha var.Saatlere, saniyelere girecegin; damarimdaki kanima kadar isleyecegin bir gecem daha basliyor... Bir gecem, bir sevdam daha basliyor ama yazik ki gözyaslari ma giren olmayacaksin yinede. Beni artik acilarimla bas basa birakti aglamalarim. Gözyaslarim bile beni terketti.Sen geldiginden, sen oldugundan beri tüm hersey beni terketti. Ben de tükettim onlari zaten.Evet artik geceleri uyuyamiyorum. Karanliklar baslar baslamaz basliyor kalbimin aðlamalari.Önceleri onlari dinlemeye, onlara ses vermeye çalisiyordum. Farketmiyormusum gibi davraniyordum. Sirf o karanlik geceyle yüz yüze gelmemek için. Biliyordum o yalnizligi yasamam gerekiyordu. Bir insan ariyordum yanimda, geceyi bana unutturacak. Onun iyi, güzel ve çirkin olmasi da önem tasimiyordu. Yeter ki olsun yanimda.Olsun ki gece üzerime üzerime gelmesin. Yanimda birini görüp vazgeçsin benden.Veya yanimda birileri olsun da unutayim istiyordum SENI. Biliyordum ki geceyle yüz yüze kaldigim zaman “Sevda” disinda bir sey olmayacaktim.Sonra, sonra bu dönem de kayboldu. Yalnizligi arayan, yalnizliga özlem duyan oldum.O karanlik gecelerin issizligina gömülmekten kaçamaz oldum. Çünkü onlar da seni buluyordum. Çünkü bana gündüzlerin veremedigini veriyordu geceler SENI... Gündüzlerde yoktun, aydinlarda yanimda yürüyen degildin. Ama geceleri öylemiydi?... Geceleri yüregimde yürüyordun ve ben adimlarinda yasayandim. Artik uyuyamiyorum. Hem de hiç mi hiç Ne kadar çabalasam da olmuyor. Bir garip agirlikla kah seni bekleyerek kah gelmeyeceginden emin olarak geçiriyordum saatleri. Seni yasiyordum. Gecelerde yüz yüze kaliyorduk seninle.Gece vefali, fedakar bir anne gibi kucagina aliyor beni sabaha kadar götürüyordu. Zaman akiyormuydu, geçiyor muydu bilen degilim. Hiçbir zaman da bilen olmadim. Bu yaralarla, bu kanima isleyen ask yanginlariyla sabaha nasil kül olmadan varabiliyordum? Bilmiyorum gerçekten. Yanmaktan ates oldugum bu gecelerde beni tüketmeyen neydi?Sevgin mi? Beni evirip çevirip kora getiren söndürmeyen neydi?Bagrimdaki yangindan neden yok olmuyordum? Beni sabaha vardiran gecelermiydi yoksa? Geceler Benim gecelerim...... Senin gecelerin... Seni yasadigim Geceler. Gönlümde bir derin yarasin sen! Bu gecelerde de çok sey istedim bir seyler yapabilmeyi. Elime çogu kez kalem kagit alip seni yazmayi istedim. Olmadi ama. Kalbim seninle öylesine doluydu ki her hareketim sönük kaliyordu.Ben çaresizligi kapilip gidiyordum. Ne yaptigimi bilmiyordum. Saatlerce, saatlerce oturup seni düsünüyordum. Kalbimde bastirmaya çalistigim duygularima ilk olarak geceleri yasama hakki veriyordum.Herkesten gizlemeye çalistigim o korlari gecelere çikartiyordum sanki. Gecelerden saklamiyordum hiçbirseyi. Gecelerle paylasiyordum, ve geceler sariyordu beni. Beni alip sensizligin okyanusunda bogmuyordu.Beni sensizligin zirvesinde, en uç noktasinda askin sonsuzluguna götürüyordu. Artik bu geceleri sevmeye basliyorum. Bana seni getiren geceler..... “Benim gecelerim onlar.... Benim senlerim benim yalnizliklarim, benim asklarim diyebildigim gecelerim.” Evet artik uyuyamayan, aglayamayan gözlerime aglamiyorum. Gecelerimi de feda ediyorum sana. Gündüzlerde söyleyemediklerimi gecelerde haykiriyorum. Ve uçsuz bucaksiz seviyorum seviyorum SEVIYORUM. Artik uyuyamiyorum, evet. Uykular haram oldu bana senden sonra. Hem nasil uyuyabilirim ki?Gözlerin var artik gecelerimde, senin gözlerin senin karanlik gözlerin.. Hiç görmedigim gözlerin....Saniyorum ki artik sana yalniz ben degil, geceler de vurgun! Beni böylesine koynuna alisi, karanliginda bunca aydinlatmasi neden? Evet sen öyle güzel, öyle güzelsin ki, geceler de seni sevdi.Öyle ki sana ihanet edip de seni yasamiyormusçasina uyumaya, gözlerimi yummaya çalistigim zaman hemen giriveriyorlar içime ve seni getiriyorlar bana. Gözlerimi öyle bir açiyorlar ki bir dahasina kapayamiyorum bile.... Ve aglayabilmeyi diliyorum bazi geceler. Bunu gecelerden sonsuza diliyorum.Aglasam, doyasiya hiçkirircasina aglasam belki seni bir parçacik olsa unutur ve kendi içime gömülür birazcik gözlerimi yumabilirim diye düsünüyorum. Sabahlari uykuda yakalayan olmaktan çikip, sabahlari uykuda bulunan olmak istiyorum. Bunun için istiyorum aglayabilmeyi. Sana olan özlemimi, içimde bir dag kadar ululasmis hasretini belki bir parça dindirebilirim diye düsünüyorum. Belki seni birazcik gömebilirim de yüregime, rahatlarim diye umuyorum olmuyor. Aglamaya çalisiyorum, aglamalarim bana isyanlar ediyor. Geceler bana bu istegimi vermiyor. Ne zaman aglasam yalnizca ve yalnizca bir iki gözyasi olup kaliyorsun gözlerimlde. Gözlerimde donan birkaç damla yas oluyorsun, o yaslari da sariyor geceler. O yaslarla birlikte aliyor yanina geceler beni... Geceler unutmami istemiyor seni, geceler bana ihanet ediyor. Geceler senden yana sevdigim, geceler seni yasamami istiyor. Sözümü dinlemiyor..... Günesi özledigim oluyor arada bir. Yeter diyorum bunca yildizla arkadas oldugum. Seni unutup da yildizlari gördügüm anlar olursa tabii. Beni böyle gördükleri zaman anlamiyor insanlar. Nasil böyle saatlerce kalabildigimi sorup duruyorlar. Böyle tüm dünya uyku içindeyken benim nasil karanligin içinde bakislarimi dayattigimin sirrini anlamiyorlar. Ve onlar bilmiyorlar ki içim bir kordur...Tüm dünya, tüm tabiat susmalarda ve uykulardadir belki ama benim yüregimde gizlenmektedir tüm dünya... Ben içime tüm insanlari,,, tüm milyarlari almisim. Farkinda degiller. Herkesi ve herseyleri sigdirmisim içime. Bir sen sigmiyorsun, bir seni sigdiramiyorum kalbime, bilmiyorlar...Ve senin uzakligin, ve senin gece kadar olan uzakligin... Bana öyle uzak öyle yabancisin ki sevdigim, seni senden istemeye korkuyorum. Geceleri bu yüzden seviyorum. Seni sevmeme engel olmuyor, seni bana getiriyor... ve seni gecenin karanliginda bulusumdandir seni gündüzleri istemeyisim. Evet sevdigim bana her seyden ve herkesten uzaksin. Herkesin yasamina giriyor, her seyi paylasiyorsun insanlarla... Ama bana gelmiyorsun. Ama ama sitem bile etmiyorum... Sana söyleyecek söz bulamiyorum. Söyleyecek bir seyler arasam ve bulsam biliyorum geceler alir onu elimden, dilimden de. Sana söyleyeceklerimin hesabini yapsam sabahlar buna izin vermez. Ve ben seni yasiyorum. Olsa olsa sana “BU SEVGIYI YASA” diyebilirim. “Gel birlikte yasayalim” demeye dilim varmaz. Geceler bunu birakmaz yanina. Kaybettigim degilsin. Ben seni hiç yitirmedim. Çünkü içimde tasidigimdin hep. Benden bir parça oldun sen. Ben kendimi yitirmedigim sürece sen de kaybolmayacaksin. Evet, seni anlamakla, seni yasamakla, seni sevmekle geçirdigim bu gecelerde, sabahladigim bu gecelerde, benden çok uzaklarda bulunan sana uykularinda bir rahatlik veriyorsa sevdam, ne mutlu bana. Gecelerim...“Sarin yaralarimi geceler” demis bir sair.. Beni bu geceler mahvetti desem haksizlik mi ederim onlara. Beni sen mahvettim desem yalan olur bu. Ama beni bu geceler, geceleri de bana musallat eden sensin. Senin sevdanla basladi gecelere sevda yazmam. Sevda masali okumam bundandi. Ben bu gecelerde tüm karanliklari dagitabilirim. Bana hüzünlerini, bana acilarini ver sevdigim. Ver ki senin acilarini da ortak edeyim gecelerime. Ver ki gecelerle kavgali olayim.Simdi seni getirdikleri için onlara ses bile çikarmiyorum. Sen yasadigimsin, yasatanimsin. Sevdamsin sen...Belki ben anlatamiyorum ama geceler bu sevdaya sahittir. Çünkü artik onlarda bu aska ortak oldular. Belki benden bile çok seviyorlar seni. Ben seni hiç mi hiç gözlerimle bitirmek istemedim. Ve gecelerin içinde, gecelerle birlikte hep sevdim seni...VE HEP SEVECEGIM... Ne kadar birlikte olamayacagimizi bilsem de Ben ve Gecelerim Hep sevecegiz seni... |
UNUTMAYA DAİR... Her başlangıç bir sonu getirir beraberinde ve her son parçasıdır bir başlangıcın. Ne varsa sonsuzluğa dair bir bir paralanır gözlerinin önünde ve yalanlar bir bir ayyuka çıktığında anlarsın şimdiye dek hiç görmediğin sonsuzluğun koca bir hayal olduğunu... Unutursun. hafızanın aslında en büyük düşmanın olduğunu görürsün;öyle kolay harcar ki değer verdiklerini ve o kadar kolay siler ki içine sinmiş vazgeçilmezlerini, utandırır insanı kendisinden, bir iğne deliğine girercesine KÜÇÜLÜRSÜN! Küstahtır zaman, avuçlarının içerisinden akıp giderken alır ve götürür sana ait olanları habersizce, sonra dalga geçercesine önüne seriverir tüm çaldıklarını, uzatırsın elini yetişemezsin, \"sen\"likten çıkmıştır sana ait olanlar. Sen kendini sorumlu tutarsın tüm olan bitenden, zamanın günahını üzerine alırsın ve hafızanın yarattığı koskoca bir uçurumda yuvarlanır durursun. unutursun! Unutmak için yaşar, yaşamak için unutursun, şimdi zor gelir biliyorum, kürek kürek alınıp bir eleğe atılmış kum gibi SÜZÜLÜRSÜN! Önce çırpınırsın denizden yeni çıkmış oltanın ucundaki bir balık misali. Dudakların büzülür, iki kelimeyi bir araya getiremezsin, bu kadar mı kolaydır unutmak ve bu kadar kısa mı sürer vedalar? Ya korkunç bir rüya ya tozu fazla kaçmış bir şaka olsun istersin gerçek olduğunu bile bile... Tek o değildir unutan, sen de unutursun, şimdi zor gelir biliyorum, bir kasabın kancasına taktığı koyun gibi YÜZÜLÜRSÜN! Unutursun gülüm unutursun! Önce bir oyun havası bile acı bir hüzzam şarkısı gibi gelir kulağına, her söylenen söz bir küfür, her teselli bir tokat olur suratına vurulan! Ay Ağustos bile olsa, dışarıda kara kış vardır, fırtına ve kapkara bulutlar... Şimdi zor gelir biliyorum, titrersin iliklerine kadar, karların üzerine düşmüş minik bir serçe gibi ÜŞÜRSÜN! Gözlerin artık cep telefonunun ekranında odaklanmıyorsa, her çalan kapı ziline yüreğin hoplayarak koşmaktan vazgeçiyorsan, boş bir kağıdı karalayıp şiir yazma heveslerinden kopuyorsan sonun başlangıcındasındır ve ilk adımların olacaktır bunlar nankörlüğüne!!! Bilirim hiç bir teselli fayda etmez şu an sana, her söylenen söz sadece bir harf yığınıdır aslında. Unutursun, şimdi zor gelir biliyorum. Korkarsın kendi benliğinden, bir köşede iki büklüm olur BÜZÜLÜRSÜN! Her başlangıç bir sonu getirir beraberinde ve her son parçasıdır bir başlangıcın. Demiştim sana kolaydır unutmak, küçük bir esinti söker alır hayalini hafızandan. Vazgeçersin karşı koymaktan doğanın kuralına. Küstah olan zamanın aslında tesirini geç gösteren acı bir ilaç olduğunu anlarsın. Haydi şimdi sıra başka bir başlangıçta, bir kısır döngüdür bu, bir gölge oyunu, nasıl ki her başlangıç bir \"son\"a bağlıysa her son da bir başlangıcın önünde ki halkadır. Tesellilere ihtiyaç duymaz, cep telefonunu kapatır Ağustos\'un bir yaz ayı olduğunu anlarsın. Alışırsın canım alışırsın, ne kadar kolay olduğunu unutmanın anlarsın; ve aslında bir hiç uğruna, boşuna boşuna akıttığın yaşlarınla yıkadığın yanaklarına acır, ÜZÜLÜRSÜN! |
http://img49.imageshack.us/img49/411/12979387484xt1mo17ky.gif ELVEDA… Birinci gün bugün çiçekler solmaya başladı hani beraber sulardık.Senden kalan her şey yavaş yavaş silinecek gibi buna ne kadar izin vermek istemesemde.Belki de korkutuyor beni senden hiçbirşey kalmayacak olması… Senin için feda ettim ben kendimi Hiç çekinmeden ateşe attım kendimi Köşelerde bekledim bir başıma umarsızca Ve şimdi ben Kendimleyim yine kendi kendime İkinci bir güne yine sensiz başlayacağım.İşte bu yüzden uyumak gelmiyor içimden işte bu yüzden kan kusuyorum geceleri öksürüyorum midem bulanıyor.Yüreğimde bıraktığın bir topak kan ve her geçen an bir kez daha ölüyor bir kez daha ölüyorum… Geceleri yıldızları toplayıp sana getirirdim hani Beraber isim koyardık her birine Yokluğunla yıldızlarda sönüyor bak Her yer kararıyor Galiba artık sona yaklaşıyorum.Dizlerim sanki taşımıyor hasretinle ağırlaşan bedenimi.Bak kollarım şimdiden çöp gibi kaldı günden güne eriyorum farkındayım.Elden bir şey gelmiyor çürüyor avuçlarım tutamıyorum giderken verdiğin çiçekleri boyun büküyorlar.Dur söyleme biliyorum çaresi var... Güzeldi seninle olmak bu acıya rağmen Belki yıllar sona ağarınca saçlarım Anlatmak isterdim torunlarıma seni Ama biliyorum o kadar yaşayamayacağım… Vakit geldi,merak etme hiç tereddüt etmez bu kadin sadece seni çok sevdi bunu bil çok sevdi.O hala unutmuyor senle geçirdiği günleri bari sen unut onu böylesi daha iyi… Mecburum buna kusura bakma ama Şimdilik küçük bir ELVEDA… |
| Saat: 11:23 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık