![]() |
Artık sözcükler bile ifade edemiyor yalnızlığımı.kaybolmuşum koca bir boşluğun içinde kendime sığınacak bir liman arıyorum.Arıyorum ama….. Duygularım oyun oynuyor bana onlarda yalnız bırakıyor…hep olduğun gibi Off yüreğim taşıyamıyor artık bunları,eziliyor,canım yanıyor Yalnızlığımla yalnızlığımı harmanlıyorum sözüm ona yaşıyorum.sitem ediyorum çoğu zaman kendime,var olmaya çılışıp ta aslında sacede rolünü oynadığım şu hayata… Hayatımın ritmi bile aynı hep aynı.değişen hiçbir şey yok.sözcükler aynı,bakışlar aynı Sevip sevmediğim ne varsa aynı.aslında hiçbir şey aynı değil aynı olan yüreğim o kadar aciz kalmış ki Artık ne yüreğim kimseye ait olabilecek,nede yüreğini sarılabileceğim birini isteyeceğim Hapsolmuşçasına yüreğim. Unuttum kendimi artık eski gülüşleri,sıcak sevmeleri,duygulu bakışları,unuttum artık unutturdular,yaşamaya dair hiçbir şey bırakmadılar Karanlıklara gömdüm gömdüm çünkü yüreğimin yalnızlığını sadece o giderebilir sadece o merhem olabilir. şimdi tozduman,paramparça Yalnızlığım kör etmiş artık gözlerimi,Parçalanmış yüreğim Kıyamete kadar kapattım kalbimi !! |
Bir akşam ışıkların dağlara güldüğünü Bir akşam bulutların seyre döküldüğünü Görürsün hasretiyle sabah ezgilerinin Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin Kuşlar öter, uçuşur yeşil dallara konar Umutlar yaprak yaprak alevlenir de yanar Son mutluluk sesleri dökülür dudaklardan İnsanlar gölge gibi çekilir sokaklardan Rüzgâr okşamaktayken anne gibi tenini Gecenin kolları sessizce yakalar seni Anlarsın gözlerinin dolup boşaldığını Anlarsın yalnızlığı ve yalnız kaldığını... Nurullah Genç |
ELLERİMDE BİR GÖZTAŞI http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum Ne bileyim, bir damlanın böyle deniz olduğunu Şaştım, mavi bir fal gibi açılınca önümde Giritli bir ölümüm varmış, bir balıkçı fitil gibi Patlayacakmış avucunda otuz çubuklu gençliğim Üç günde mi desem, üç gökte, üç kulaçta mi Ben ki, o camgöbeği çiçekler açan ağaç Kırılmaz bardaklar gibi tuzla buz olacakmış Ne zaman boğulsam böyle yosun kokuyordu ışık Sabahçı kahvelerde bir çiroz ötüyordu Ve dalgalarımı geçen o deniz şoförleri Böyle uyur düşlere bindirmiş gemiler Uyuklar gibi üstünde mermer masaların Bir tahta parçasıydım, osmanlı bir kazadan kalmış Yüzüyordum, islam kaptanın ahşap ayağında Öbür tahtalara öbür insanlara doğru Cumhurdu mürekkep balığı, simsiyah yüzüyordum Ne bileyim, bir korkunun böyle destan olduğunu Ağardım, nişanlayınca gece ve yavrulayan yalnızlık Ya da ilk insanın doğdugu, öldüğü dağdi Moby Dick Nefes aldıkça filbahriler köpürüyordu sulardan çanlar çalıyor kulaklarımda, yunuslar yarışıyordu Alyuvarlar, dolkuşları ve rüzgar midyeleri Dedim, dünya gibi bulut yok dünya üstünde Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum Ne bileyim, bir türkünün böyle Veysel olduğunu Açıldım, çıkmaz bir sokak gibi, kapanınca denizde. can yücel |
Karanlık. Burnunun ucunu bile göremiyor insan, kalkmış türkü söylüyorsun oysa sen. -Hadi ölüversene artık, diye gakıyor karga. -Duan batsın, sen de türkü söyle artık günün ağarsın. -Türkünün dehşetinden çıkıver, kökün tepesinden iniver; türkünün dünyanın neresinde yankılandığını işitebilmem için. -Hadi ölüversene artık, diye gaklıyor karga. Karga, sen de türküye dur artık kes şu gaklamayı ya da konuş insansan eğer. Hava başka yere akıyor. (Çeviren: Suat Engüllü) Radovan Pavlovski |
Yalnızlık zor be gülüm bu iskelede Alışmışım her gün denizin yosun kokusunu seninle koklamaya… Ekmek kırıntılarını atmasını martılara Güneşin doğuşunu alışmışım gülüm seninle! Ne zormuş sensiz oturmak bu iskelede! Bu sefer ellerim ellerinle değil de Bir sigara bir şişede şarapla dolması koydu be gülüm! Mazi aklıma geliyor, her yer sen dolu bu iskelede Çok sevmiştim seni… Ayın denize mehtaplaşması kadar gerçek Ve büyüleyiciydi benim SEVGİM! Gece iskeleye iniyorum Yıldızlara küfür ediyorum! Çünkü sen demiştin bana Yıldızlar kadar gerçekçi benim sevgim diye! Hadi oradan sende… Kalbimi yakıyor be gülüm bu iskele! Yaralı kalbime tuz basıyor her gece Yeter artık! Ve sona yaklaştık… Ben dayanamıyorum her gün bu iskelede ölmeye Artık benim gitme vaktim geldi Kendine iyi bak! Bu arada elindeki mektubu iki yere gönderdim İkisi de aynı mektup ama Tek farkı var sadece Biri sende biriyse iskelede… Cansız bedenimde! arif argül |
Yanlizlik artik zor geliyor bana... Hic birseyin anlami yok sen olmayinca... Kalbim senle,Ellerim boslukla dolu... Gözlerim caresiz,Yüregim sessiz... Sen olmayinca,Ben yetim,Ben öksüz... Cicekler,acmaz.Güller solmus... Bülbüller konmaz dalina... Geceler yildizsiz,Aysiz... Gündüzler soguk,Günessiz... Dostlar vefasiz,insanlar vicdansiz... Sarkilar anlamsiz,Kelimeler yetersiz... Sokaklar karanlik,Ben caresiz... Yüregim sensiz,Rüyalarim anlamsiz... Iste birtanem,senin yoklugun neye mal oluyor... Birde sen görsen,duymakla olmuyor iste... Seni seviyorum GÜLÜM..Herseye ragmen buda bana yetiyor... Adem YILDIZ |
SEN HİÇ ÖLDÜN MÜ? Sen! ... Hiç öldün mü? ... Yaşadığın ânı anlamadan Seni ben gönül kuşuna, Seni ben kendime adadım. Sen! ... Bir ömürdün... En sevdiğim şarkıda... Dile geldiğim... Acı çeken hayât zindânında |
Yalnızlığımı büyütür kalabalık Gökdelen'in gölgesine siner Karanfil Sokak kalınlaşır yoksul kadın çocuklarıyla çöplerin üzerine konar gözleri cam kırıkları sevgilim gelir yalnızlığım büyür çocukken gökkuşağına düştüğüm gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle. Kimin öznesiydi mevsimler işkence öyküleri kimindi ayrılığın sesi miydi adımnlarım suyu bekleyen uçurum mu kanatlandım yalnızlığımla son mevsime içimde bir kedi yavrusu. A. Kadir |
Yanlızlıkta YürüyorumYalnızlıkta yürüyorum Sokak ışıklarının altında Rüzgar eser yavaşça Uğultuları kulağımda Yalnızlıkta yürüyorum Bir ramazan ayında Sokaklar sessiz sakin Arkadaş arıyorum yanımda Yalnızlıkta yürüyorum Deniz kıyısında Bir yanda kız kulesi Bir yanda temiz hava Ah negüzel bu dünya Bir de yalnızlık olmasa Emrecan Durmuş |
Yalnizim Issız odam soğuk ve sessiz Yine yalnızım, yine sensiz Öylesine ki bu duygu Sen yoksan yok hiç sonu… Aradım tadını ben her yerde O güzel günler nerelerde..? Akarken zaman sessizce Kaybolup gittiler belkide... Şimdi çıkıp gelsen aniden Tanısak biz aşkı yeniden Hani derdin ya hep eskiden Sonsuz, korkusuz, derinden |
ŞİMDİ BU ŞEHRİN TÜM SOKAKLARINI, TÜM CADDELERİNİ VE HATTA TÜM EVLERİNE TEKER TEKER BAKSAM BİLİYORUM Kİ ARTIK YOKSUN SEN GİDELİ AYLAR OLDU HALA DÖNECEKSİN DİYE BEKLİYORUM KALBİMDE SENSİZLİĞİN IZDIRABI VE YANLIZLIĞIM SEN YOKKEN HERŞEY ANLAMSIZ BİRGÜN GELECEKMİSİN BİRGÜN BURDA SENİ BEKLEYEN BİRİ OLDUĞUNU HATIRLAYIP DA GERİ DÖNECEKMİSİN TEKRAR SANA SARILABİLECEKMİYİM SENİNLE BERABER BEN BENLİĞİMİ DE KAYBETTİM BEN BEN DEĞİLİM SANKİ EN SO GELDİĞİNDE HATIRLIYORUMDA TAM BİR AY KENDİME GELEMEMİŞTİM YİNE GİTTİĞİN FİKRİNE ALIŞMAK ÇOK ZOR GELDİ MERVE NUR |
Yanlızlığa Bir Adımyanlızlığa her gün bir adım atıyorum yavaş yavaş ne sevenim var ne sevdiğim yürüyorum yollarda bir yuva bulmak için aydınlık bir yer bulmak için düşüyorum yollara. Sena Akman |
Bu şehrin bütün sokaklarına sinmiş yalnızlığım Sensizliğin köşe başındayım Avuçlarımda kırık dökük pişmanlıklar Avuntusuz çıkmazlara doğru yürüyorum Bütün umutsuzluğuma inat Yine seni arıyorum... Dudaklarımda bildiğin o ıslık Sokak lambalarına sığınıyorum Hafiften bir yağmur ağlıyor benimle Bir deli rüzgar saçlarımda Yalnızlıktan üşüyorum Bulamayacağımı bile bile Yine seni arıyorum... Anlatacak nelerim var bir bilsen İçimde ihtilaller kopmuş Kendime sürgüne verdim Mutluluğum çoktan iflas etmiş İtiraza hakkım yok biliyorum Beni savunmak sana düştü Seni arıyorum... Yarım kalmış şiirlerim gibisin Yaşanmamış çocukluğumsun anılarımda Öylesine eksiğim sensiz Öylesine sahipsiz İşte bütün umutlara havlu attım gidiyorum İçinde geç kalmışlığın çaresizliği Çocuklar gibi ağlıyorum Ve gel gör ki her damla gözyaşımda Yine seni arıyorum... Ahmet Selçuk İlkan |
Yanlızlıkta YürüyorumYalnızlıkta yürüyorum Sokak ışıklarının altında Rüzgar eser yavaşça Uğultuları kulağımda Yalnızlıkta yürüyorum Bir ramazan ayında Sokaklar sessiz sakin Arkadaş arıyorum yanımda Yalnızlıkta yürüyorum Deniz kıyısında Bir yanda kız kulesi Bir yanda temiz hava Ah negüzel bu dünya Bir de yalnızlık olmasa Emrecan Durmuş |
Nicedir sensizliği görmez olmuş gözlerim… Sayfalarım boş… Ben, sensiz anlamsız… Ama bir okadar anlamlı gidişine, kelimelerim çığlık çığlığa… Yazdıkça, çoğalıyor.. Çoğaldıkça, kanıyor.. Kanadıkça, ağırlaşıyor sensizliğim ! Ve yine..yeniden… Gidişini yüreğime yazıyorum, sensizliğin bilmem kaçıncı durağında… Ayrılığın kokusu tenimde, bırakıyorum ‘’sen’’i puslu gölgelere… Gecede saklı firari korkularım… Gizleniyor yıkıntılarım, sen’li caddelerimde… Yürüyorum yorgun yüreğime.. Yetişemiyorum dilsiz düşlerime ! Susuyorum… Sustukça, boğuluyorum…! Sensizliğe çare yine ‘’sen’’… Ama bensizliğime çare yine ‘’sen ‘’… Ve yine.. yeniden… Sessiz bir gecede hatırlanmak üzere, Kapatıyorum sensizliği tozlu sayfalara… AHMET KOCA |
Tüm Yalnızlığıma Yalnızlığımın sesidir ve de anlamsızlığın Odamda yankılanan, Bütün boş şeylerin çırpınışlarıdır Titrek mum alevinde gördüğüm Bir yudum sevginin son demlerinde Ve... Sigaramdan çektiğim son nefeste Aklıma gelen son şiirsin Mısraların seninle dolu olduğu Haykırışımın tek cevabısın Karanlık gecelerin ıssızlığında Ve... Hükmetmeme sebep olansın Tüm Yalnızlığıma !... Mehtap Erbakan |
kilitlenip kalmışım aşkına kelepçe misali kolay mı çıkarıp atabilmek? kör dönemeçler,boz bulanık aynalar gölgesi suya düşen salkım söğüt halimi görmelisin sevgilim.. soğuk duvarlar,gölgeli odalar duygusuz,duyarsız ruhsuz her şey sensiz dudaklarım bükülüveriyor hafiften zamanın buruk dalgaları yüreğimi sallıyor, kör girdablara yuvarlandıkca ruhumu ve bedenimi bitiriyor sensizlik. belleğim isyanlarda aciz gözyaşlarım, içime dönük korkak fısıltılar. hüzünlerin kabuğunu kırmalıyım sesimi yükseltip bağırmalıyım sensiz olmuyor,sensiz yaşanmıyor şu dünya da.. BAHAR ERGİN |
Yalnızlık PaylaşılmazYalnızlık, yaşamda bir an, Hep yeniden başlayan... Dışından anlaşılmaz. Ya da kocaman bir yalan, Kovdukça kovalayan... Paylaşılmaz. Bir düşün'de beni sana ayıran Yalnızlık Paylaşılsa yalnızlık olmaz. Özdemir Asaf |
BÜYÜK YALNIZLIK http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Önce çaresizlik çaldı kapıları Sonra yoksulluk Bütün aşina çehreler silindi aynalardan Bir anda boşaldı dünya Yapayalnız kaldık Tez tükendi umut ekmeği Bitiverdi suların hayali Çevirdik derin bir karanlığa gözlerimizi Sen ey büyük yalnızlık Bir sen terketmedin bizi ümit yaşar oğuzcan |
Yalnızımsessiz kalan yakarışlarımla bitirmeye çabalıyorum sesime dostlarım bile yanıt vermiyor artık penceresiz kaldım şairin dediği gibi kuytu köşelerde acılarımla yanlız kaldım ve ben bunu artık kabul ediyorum yapayanlızım şu sınırları dikenli tellerle çevrili açık hava ceza evine benzeyen mekanda acılarımla ve ızdıraplarımla yanlızım. yanlızlığım bağrımı sıkıyor kimsesiz oluşum duvarlar konuşmuyor gökyüzü yüzümü güldürmüyor artık çalan bir telefonum bile yok mecburi istikametgahımda. günleri tarihi unutum zamanın dışında yaşıyorum ölü bir beden gibi ruhsuz yüzü gülmeyen dalgın biriyim artık oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi geceleri gizlice gündüzleri gözyaşlarını içine atarak ağlıyorum. kalabalıklar içinde yanlızım kimsesiz oluşu öğrendim kimsesiz kaldı sesim Ahmet Doğru |
Yalnızlık Gittigin Yoldan Gelir... Yalnızlık Gittigim Yoldan Gelir Ve Her Adım Atışımda Bir Çimen Biter Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir Ve Her Adım Atışında Bir Değil Bin Çimen Biter Çimenlere Bakınca Seni Hatırlarım Bir Halini,Hatırını Sorarım Bana,Her Akan Damlalar Kadar Seni Seviyorum... Yalnız Tek Bir Şey Var Der o da Yalnızlık Gittiğimiz Yoldan Gelir ibrahim kaya |
yalnızlık paylasılmaz paylasılırsa yalnızlık olmaz |
Biri Var Uzakta..Biri var uzakta Kimmiş, neyin nesiymiş, bilemediğim Ama mıh gibi kalbime çakılan Biri var uzakta Diyarımdan uzakta, Sıcaklığını yanıbaşımda hissettiğim, Her an elini tuttuğum Biri var uzakta Sana varmak ölüm gibi Seninle olmak cennete gitmek gibi Düşünürken bile yanımda gibi Biri var uzakta |
Ayrılanlar oraya sığınır medet umar adeta Bu sokak yağmurcunun sokağı dileyene ağlama duvarı dileyene teselli kaynağı sevgilisini bekleyen aşıklar orada en güzel hayallerini görür kollarında sevgililerini şart mıdır her aşka bir hasret veya ayrılık denen şey hiç aşık olmamış mıdır hiç mi serseri serseri dolaşmamıştı yağmurcunun sokağında.. Ömer Seydi Ekinci |
Sen hiç Akşam üstü dolaştın mı Kızılay`ı Yapayalnız? Sen hiç Bir kahveye oturupta Yudum yudum içtin mi bir demli çayı, Yapayalnız? Sen hiç Bir hüzünlü şarkıyı Söyledin mi sessizce ? Sen hiç Yalnız oldun mu Kalabalık içinde ?.. UFUK ŞANLI |
Yalnızlık RıhtımıYanlızlık rıhtımına bağladım umutlarımı Şimdi hareket saatini bekliyorum Bir gemi misali Martıların benim için ağladıklarını duyuyorum Bir çocuk misali Sonrada umutlarımın birer birer Yandığını görüyorum Bir ateş misali Senin de onlarla beraber Uçup gittiğini hissediyorum Acemi bir kuş misali... Kadriye Bayramoğlu |
Şu zalim dünyada yapayalnız Tek başıma sensiz kaldım Neden sensizlik bu kadar zor Neden bu kadar çekilmez Sen yoksun sanki o küçük dünyama Birdaha güneş doğmayacak Öyle yalnız ve mutsuzum ki Sensiz kaldım bu hayatta Bırakıp gittiğine mi yanayım Yoksa sensiz kaldığıma mı Yoksa bir daha o yemyeşil gözlerini Göremeyeceğime mi üzüleyim İnan sensiz kaldım sanki yaşamıyor Gittikçe bitiyor ölüyor gibiyim Yüzünü bir görsem seni bir hissetsem Tekrar yaşayacağım sanki SENSİZ KALDIM… NİHAT POLAT |
YalnızlıkYalnızlığımı; içime çekip hissettim bir kez daha gözlerimde ise sonsuz bir karaltı yanımda dost bildigim iki bira beni anlayacaksan,deger veriyorsan; hisset kokumu,nefesimi ,bedenimi,yanlızlığımı yanlızlığı anlayacaksın elbet, yakamı bırakmayan illeti. ağlayıp gözyaşlarınla sulayacaksın, senin yüzünden gittiğim, hep yapayalnız kalacağım mezarımı. uzerımde ne bir çiçek bitecek ne de bir kus gezinecek anlayacaksın! yakamı bırakmayan illet Erkan Balaban |
ne olur bırakma beni beni ateşlere atma bile bile canımı yakma bana sevda özlemi yaşatma ayrılık nedir bilir misin ben öğrendim boşlukta kalmak nedir bilir misin ben öğrendim bana bunlar zarar vermedi sevdiğinin nerede kiminle olduğu duygusu işte o duygu zarar verdi ÖZLEM TUNÇ |
Fırtınadan sonra -Niyazi Nihat'a- Gökyüzü bulutsuz mavi bir ülke Çırpınır köpükle lacivert deniz Karşıki sahiller bir renksiz gölge Her taraf uyuyor her taraf sessiz Siyah kayalarda bükülmüş beli Ak saçlı ana gözleri nemli Ufukta bir küçük beyaz yelkenli Görünce semaya açıldı eli Tam bugünle dört gün oldu gideli Oğlum Hasan daha hala gelmedi Poyraz vardı deniz olmuştu deli Gitme dedim gitme o dinlemedi Anne bu poyrazın üç gün elinden Aç yattık katıksız ekmek yedin sen Südünü hiç helal eder mi ana Onu aç yatıran nankör oğluna Kocamı da yediydi aç gözlü deniz Kundakta oğluma ağladım sessiz Oğlumu ayırma benden Allahım "Hasan"ı isterim senden Allahım Duası bitmişti indi kayadan Dedi: Acır bana elbet Yaradan Günler böyle geçti gelmedi oğlu Matemli gözleri yaş ile dolu Bir sabah Ayşe'yi buldular ölü Kınalı saçları köpük örtülü Nazım Hikmet |
Yalnızlık Kalesi Yorgun düşmüş,Avucumda aşkın son ter damlacıklarını silmeye çalışıyorumGözümden akan her damlaBir inci tanesi misali seni yansıtıyor bana hüzünlü bakışlarlaDalgalı saçının tek teli;Ki senden kalanGözümden bile sakındığım en nadide hazineYüzümü okşuyor yumuşacık ellerin gibi,Senden bana ilk hatıra.Bir kurşun gibi saplanıyor beynime alev dolu bakışlarınIsırıyor, koparıyor bedenimden parça parça Tutulamayan sözlerin hoş anılarıBeynimin içini bir kurt kemiriyorAdı sensizlikYedikçe adını sayıklıyor banaDudaklarıma yansıtıyor isminin ilk harfleriniÖlümle pençeleşen bir hastanın bilinçaltındaki arzusu gibi.Bana son kez sarıldın,Ölüme mahkum bir kanserlinin acısını unutturmaya çalışırcasınaSon kez elimi tuttun,Sürgüne gönderilecek bir lanetlinin hasretini hafifletmek istercesineSon kez öptün,Savaşa gidecek ve dönüşü belirsiz bir askeri cesaretlendirmek umuduylaFarkında değilsin halbukiBen ne sana sarılmayaNe elini tutmayaNe de seni öpmeyeAsla doyamamYine de yeterdi banaYanımdan ayrılmayan bakışların ve gülüşlerin en güzeli.Gözlerime baktığında görmeni isterdimBenim için ne kadar anlam taşıdığınıKalbime dinlediğinde duyacaktınSenden saklayacak bir şeyimin olmadığınıBana tüm bunları bildiğini,Benim ne kadar iyi olduğumu söylesen de,Savaşının ben olmadığımı desende Kalbinin ve ruhunun derinliklerini aradığındaSeni bekleyenin ben olduğumu anlamanı isterdimDüşüncelerim tüm umutlarımı törpülese boşunaDuygularım o kadar güçlü ki;Seni hatırladıkça tırnağımdan daha hızlı uzayacaktır sevgimin filizleriAlev denizi gözlerin ve gözlerinde benHep varolacak en derin rüyalarımın sonsuz okyanuslarındaTüm zamanlar senin olsun,Bana senin varlığın yeter... Fikret Çalışlar |
Bütün Yalnızlığım Güneş kayınca ufuktan Ay çıkınca gökyüzüne Yıldızlar da göründüğünde gözüme Elimde bir kağıt Ve bir kalem Geçmişin anıları Hep penceremden gelip geçen İçimde kurtulamadığım Bir elem Sessizlik bir bıçak gibi keser Dudaklarımdaki ezgiyi Şiirler de değiştirmez Alnımdaki yazgıyı. Kaybolur tüm ışıkları şehrin Bir alev söner karşıki dağda Bir ateş düşer yaralığı yüreğime Ne düşünsem kar etmez Ne yapsam fayda etmez Olmaz derim işte olmayacak Hayat beni bir dere yapmış Yatağımı engebeli bırakmış Kim bilir ne zaman kavuşağım O bilinmez görünmeyen denize Bütün yalnızlığım hep bundan işte Mustafa Durukan |
En kötü ihtimalle ben bir yalnızlığının saçına dolar ellerimi, kaybolurum salkım saçak... Kalabalık bir yalnızlıkta, baş başa sakin, sessiz, bir öksüz edayla dolaşırım. Aşkın affına sığınsam da affedilmem biliyorum döner dururum pervane gibi, kapısında dilenişim olur... Vazgeçip yıldızlardan aya değdi ellerim bu gece Geceye değer gözlerin, hüzün irkilir... Hüzün de düştü ellerimden, tenhadayım üşüyorum... Süslü yalanlar, yalandan bozma hikaye... Sevdası kadar sahtedir pişmanlığı bu kentin Yoksul hayallere yardım toplanır ruhumdan habersiz, Oysa benim uyku denizinde yüzerken bir rüya ayaklarımı kanattı Kalbinin ellerindeyim, zifiri karanlık zindanındayım, Sen kadar anlamlı bir yalnızlıkla düşüyorum yüreğinin coğrafyasına, Hangi hayalin elinden tutsam kırılır buzdan parmakları, Adını, yalnızlık makamında hecelerimle gecenin sessiz varlığında alırım yerimi... Hep bekleyen olmak ne acı; "bekleme salonu yalnızlığındayım" Çığlıklarımı duymak için kulak kesilmiş yaratıklar, şimdi nerdeler? Bedenimde ki yara izlerini daha mı kanatmak isterler? Asimile bir vurgun, kırgınlıklar kadar saçmalık... Özlemler kırık dökük bir cami avlusunda biriktirilir ki dualara değer can kırıkları, Gece sinmiş; yalnızlığımın geleceği silinmiş, geçmişi izsiz... Şiddetli telkinlerle kapıyı açmaya çalışanların elleri, düşmez mi geceye? "Kapıyı açamadığım için üzgünüm"... Yalnızlık; çok basit; "yalnız bir yalnızlık" hepsi bu... Son basamağındayım yalnızlığın düşüyorum... İfadesi alınmış yalnızlığın bertaraf edilmiş sol kesiğiyim... Düşlerimi ateşe veriyorum bir kibritin ucunda; Güle güle yalnızlığım , güle güle masalımda ki son yalan... |
ben gece ve sensızlık senden sonra akşamlara düşman oldum her gece yarısı sensizlikle yüzleşme saati ben gece ve sensizlik uykuya karşı sürekli galip ve yine firar edip yatağımdan sokaklara sabaha karşı yürürüm hızlı adımlarla kaçarcasına ve yine anlarım her zaman ki gibi nafile tüm çırpınışlar insan kendinden kaçamaz ki ben buyum |
Yağmur Kaçağı elimden tut yoksa düşeceğim yoksa bir bir yıldızlar düşecek eğer şairsem beni tanırsan yağmurdan korktuğumu bilirsen gözlerim aklına gelirse elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni geceleri bir çarpıntı duyarsan telâş telâş yağmurdan kaçıyorum Sarayburnu'ndan geçiyorum akşamsa eylül'se ıslanmışsam beni görsen belki anlayamazsın içlenir gizli gizli ağlarsın eğer ben yalnızsam yanılmışsam elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni ATİLLA İLHAN |
YALNIZLIKTAN KURTULUŞ YOK Yalnızlıktan kurtuluş yok Duygulu bir şarkı gibi Her nakaratta Tekrar eder kendini Yalnızlıktan kurtuluş yok Okyanusta kaybolmak gibi Bir yardım beklersin Kimse uzatmaz sana elini Yalnızlıktan kurtuluş yok Pranga zinciri gibi Her adımında seni takip eder Bırakmaz hiç peşini Yalnızlıktan kurtuluş yok Hüzünlü bir şiir yazmak gibi Bu son dersin hep Ertesi gün yazarsın yenisini Yalnızlıktan kurtuluş yok Yağmur yağarken güneşi beklemek gibi Güneşle ısıtmak istersin Yalnızlığın buz kestiği bedenini Yalnızlıktan kurtuluş yok Karanlıkta gölgeni aramak gibi Paylaşmak istersin bulamazsın Yüreğinde biriktirdiğin sevgini Yalnızlıktan kurtuluş yok Soğuk bir ölüm gibi Dolunaylı bir gecerde kapnı çalar Anlamazsın Her şeyin bir anda bittiğini Yalnızlıktan kurtuluş yok Yaşlandığında gençliğini aramak gibi Bir türlü kabul edemezsin Akıp giden zamanın asla geri dönmeyeceğini sempatik_25 |
Biliyorum yorgunsun. Acıyan yanım da yorgun. Acıyan yanım kış. Acıyan yanım hasret. Acıyan yanım yalnızlık. Acıyan yanım sensin. Sen neredesin..? Nerede üşüyor yüreğin.? Saçlarıma dokunan ellerin Boşlukları mı sarıyor.? Biliyorum aramızda yatan Uzaklığa gülümsüyorsun. Acıya gülmektir bu. Acıya gülmek bizim dilimizde Sevdadan geçmektir .. Biliyorum yorgunsun.! Gidişler böyle yorgun mu bırakır insanı.? Geride kalanı böyle yalnız mı.? Hüzün kokuyor yalnızlığım. Ağlayışlarımı yutkunuyorum Hüzünlü bir melodinin geçiminde..! EKREM HAFIZOĞLU |
şimdi yaz yağmuru yağıyor durmadan gözyaşım gibi sessiz ve durmadan sen seni kurtarmadan ve evini kurmadan hem yedi günlük ölüyü bile koymadan yaz yağmuru yağıyor şaşkın ve durmadan deniz üzerine gelirken biraz daha doluyor biraz daha gün yüzüne acı vuruyor şimdi yaz yağmuru yağıyor durmadan Ethem Vayvaylı |
Ekinleri dolu vurmadı çekirge gelmedi kurak olmadı Yorgunum demiyeceğim bir evimiz olsa demiyeceğim Yüreğim daralıyor demiyeceğim Bir baksan gözlerime başını çevirmeyeceksin Yürüyüp gitmeyeceksin elini çekmeyeceksin Bir baksan gözlerime Dağda yakılmış ateşler göreceksin Aç kapıyı kim geldi bak Bak nasıl havalandı güvercin Açmam diyemezsin artık Aç. Berin Taşan |
Peşimde Yalnızlığım "Günlerden kahrolası bir pazar, İçimde dün gecenin ıstırap şarkıları." Elimde fitili ateşlenecek bir sevda, Gönlümde aşkın hazirun cetvelleri. Nedir ulan senden çektiğim? Krizantemler gibi işliyorsun benliğime. Ben kurtarmaya çalıştıkça kendimi, Daha da giriyorum köklerine hazanın. Günlerden yine kahrolası bir pazar... Söz vermiştin, Ay yıkanmayacaktı batarken sularımda, Patlamayacaktı maytapların her kahkahanda. Ne oldu şimdi!!! Geride bıraktığım ****** gecenin Kalıntılarında perişanlığım Ve zifiri karanlık gecenin tek ışığı olan Safran sarısı saçların refakatındayım. Bir de; Bir de tabii ki, Yaşam boyunca, Peşimde yalnızlığımın... Işın Ergüney |
Hatırlarıma Dokunma Artık soru sormayacağım sana, Dilediğini yapmakta serbestsin. Yaşa yaşayamadıklarını... Ama unutma, Zaman her dakika yalnızlıklar yaratır, Beni dinleme istersen, Ama hayat bu, ağlatır. Artık soru sormayacağım sana, Anlatmak zorunda değilsin yaptıklarını Sözlerinden belli, İçinde çığlıklar sakladığın... Ve aradığın, Geride bıraktıklarını... Ama unutma, Seni kimse sevmedi benim kadar, Hatıralarıma dokunma ne olur, Dokunsan ağlayacaklar... Ahmet Beltekin |
yanında olmam gerek yanında olmam gerek kapılardan pencerelerden duvardaki çatlaklardan girip yanında yatmam sana sarılmam gerek |
Yalnızlık Çok ZorGidince gördüm ki gurbet çok acı, Birbirini özler kardeşle bacı. Gizli yar sevmenin yoktur ilacı, Gelme gurbet ele, yalnızlık çok zor... Gece rüyanızda uzansa bir el, Okşasa saçını, sevse ne güzel. Sonbahar gelince dökülür gazel, Gelme gurbet ele, yalnızlık çok zor... Yatarken açılsa kapısı hanın, Yüreği kabarır, çarpar insanın. Sesini duysanda uçan sunanın, Gelme gurbet ele, yalnızlık çok zor... Sevdiğim bir kadın, ben ise erim. Sevenler kavuşsun, birleşsin derim. On gün kaldı Malatya’ya giderim, Gelme gurbet ele, yalnızlık çok zor... Elini kesseler bıçak satırla, Bahri şiir yazar iki satırla. Yıllar sonra bu günleri hatırla, Gelme gurbet ele, yalnızlık çok zor... Bahri Çavuşoğlu |
yalnızlıgıma Gökdeki pembeden mora giden iz gibi yalnızlığım O yalnızlığım ki Boşluğa dağılan martı sürüsü gibi Dağılıyor denize. Vapur yolcularını boşaltmış, yapayalnız bekliyor İçindeki boş koltukları düşünüyorum Düşünüyorum da o renkli çizgide belki her şey Belki de o bekleyen vapurda. Herkes ayrılıyor yanımdan Bir başıma kalmak üzereyim Suya dağılan yalnızlığımla kalmak üzereyim Belki o vapurda olmalıyım şimdi, -acele etmeliyim ama, çünkü hareket etmek üzere- Belki de martıları kendine çeken o çizgide. Vapurlar geliyor, vapurlar gidiyor İçlerindeki konuşmaları düşünüyorum İçlerindeki kalp atışlarını düşünüyorum Yalnızlığımı düşünüyorum şu anda Suya dağılan, gökyüzündeki o çizgiye asılan yalnızlığımı. Düşüncelerim beni bırakmıyor Yalnızlığım da Ve vapurlar beni almadan gidiyorlar. Mehmet Oral |
Kapımın önünde üç selvi vardı. Üç selvi. Selviler rüzgarda sallanırlardı. Üç selvi. Kökleri yerde, başları yıldızlarda Üç selvi. Selviler sallanırlardı rüzgarda. Üç selvi. Bir gece düman bastı evi. Üç selvi. Yatağımda öldürüldüm ben. Üç selvi. Kesildi selviler köklerinden. Üç selvi. Artık ne kökleri yerde, başları yıldızlarda Üç selvi. Selviler sallanmıyorlar rüzgarda. Üç selvi. Mermer bir ocakta parçalanmış yatıyor Üç selvi. Kanlı bir baltayı aydınlatıy Üç selvi. Nazım Hikmet |
Dön Bir gözlerin vardı,gözyaşım kaldı Bir yüreğin vardı,hatıran kaldı Bir sözlerin vardı,sitemim kaldı Bir hayat aşkım vardı,gitti yarım kaldı Son bir acım vardı oda sensiz kaldı Ah bu canım güllere inandı sensiz nefes aldı Yok yalan değildi bir rüya değildi Gitti yüreğimde acısı kaldı Dön.. Nasıl kimle nerdeysen Dön.. Beni biraz sevdiysen Dön.. Yüreğimde HASRET,çaresiz kaldım |
Bilmezler yalnız yasamayanlar, Nasıl korku verir sessizlik insana; İnsan nasıl konuşur kendisiyle; Nasıl koşar aynalara, Bir cana hasret, Bilmezler. |
Yalnizlik Neden gulmesin gul gibi yuzler; Nicin aglasin o guzel gozler; Niye sevgiye sevimsiz sozler, Soylenir diye sasar aglarim. Su gordugumuz reng-a-reng cicek, Sevdali bulbul, ari, kelebek, Yek digerini birakip gidecek: Vefasizliga bakar aglarim. Solmasin dersin sunbulum, gulum; Yarin elinden alacak olum; Butun dunyayi inletse unum; Caresizlikten cosar aglarim. Nes'e gizlenir, coker bir melal; Her vucud, her sey mahkum-i zeval; Son nefese kadar tukenmez cidal. Tukenmez derdim sayar aglarim. |
YALNIZIM.. senin için yalnız bıraktım kendimi. neşterden bozma bir tahterevalli üzerindeyim de kimseyle oynamak istemiyorum sanki kimse yok karşımda buna rağmen yerde karşımdaki oturak, evet yerde! hem boş hem yerde! havada olan benim havada asılı olan! ben varsam bir ağırlığım da olmalıydı halbuki benim yanlış mı? eksik buluyor musun hiç göremediğin yerlerini? buluyorum ben “nasılsın” diyorlar mesela “iyidir” diyorum “ne olsun,aynı” sonra diyorum ki kendime “ben istenmiyor olmakla ilgiliyim” bi kaç bir şey var hiç unutmuyorum bi kere karşılaştık ya hatırlıyor musun ne kadar güzeldi eski sevgililer neden arkadaş olamasın tadındaydı gerçi ama güzeldi sen çok güzeldin geceydi,evine kadar yürüdük yoruldun çok hafif kızardı yanakların azıcık alkollüydün özlemiş gibiydin üstelik beni çok konuşmadın bi kaç bir şey anlattın ki önemsemiyordun anlattıklarını ama gözlerin parlıyordu,anlatabiliyor olmayı sevmiş gibiydin “nasılsın” dedin sonra birden gerçekten “nasılsın” diyordun “iyidir” dedim ben “ne olsun,aynı” demedim çok mutluydum çünkü utanmasam ağlayacaktım o kadar yakın mıydı senin evin çok çabuk varmadık mı? çok mu hızlı yürüdük ki ben mi hızlı yürüttüm seni? ve sen o apartmana ne zaman girdin de ne zaman söndü o ışık? sonra ben dedim ki kendime “ben istenmiyor olmakla ilgiliyim” utanmadım ağladım nasılsın …?mutlu musun? büyüksün benden farkında mısın havada olan benim havada asılı olan artık debelenmiyorum ayna önünde iyi göründüğüm bi açı yakalayana kadar kabullendim bile sayılır çirkinliğimi temizlemiyorum odamı heyecanla uyanmıyorum “nasılsın” diyorlar mesela “iyidir” diyorum “ne olsun aynı”. senin için yalnız bıraktım kendimi fedakar aşık tadında değil yada aklanmaya çalışan yahuda tadında öyle bıraktım işte elimde olmadan hiçbir şey talep etmeden bıraktım hatta bir ölü nasıl aklayamazsa kendisini öyle bi kaç bir şey var hiç unutmuyorum dedim ya terminalleri de unutmuyorum sen giderken daha soğuk olurdu terminaller ağlardın bazen,ben ağlamazdım bir mecburiyeti çoktan kabullenmiş hatta o mecburiyete alışmış gibi susardım. güçlü biri gibi susardım ki yemin ederim kimsenin yanında senin yanında hissettiğim kadar güçsüz hissetmezdim kendimi (bilmiyorum güçsüz mü doğru kelime aciz mi) bu her zaman böyleydi en çok terminallerde böyleydi bu kıskançlık krizi oldu sonra böyleydi bu dediğimin adı yemin ederim olsun istemedim ben kendi kendine oldu depresyon oldu sonra oldu işte bir şeyler neticede ben unutmuyorum terminalleri ki ne zaman gitsem o terminallere(sadece gitmek zorunda olduğum zamanlarda gidiyorum) çatlaklar görüyorum yerlerde büyük bir hüzün görüyorum o çatlaklardan havaya karışan neden kimse görmüyor bunu da bir ben görüyorum? ve …, bir mecburiyeti çoktan kabullenmiş hatta o mecburiyete alışmış gibi yalnız bıraktım kendimi senin için sıfır altı gün sıfır sekiz gece sustum önce sonra “iyidir” dedim “ne olsun aynı” ve bakıp aynada gittikçe çirkinleşen yüzüme “ben” dedim “ben istenmiyor olmakla ilgiliyim” ve …, alıştım ben alıştım... hatta evrenin bütün yalnızlıklarını üstüme alındım hüseyin yıldız |
Yalnızlıklar İçindeİşte gemiler gidiyor, Bırakıp beni kumsalda. Kırık gönlüm ; Koskoca bir ıssız ada Her yanda yalnızlık Her yanda hüzün var. Ne sevenim Ne gülenim yüzüme Yalnızım,yalnızlıklar içinde Ahmet Ünal Çam |
| Saat: 16:44 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık