![]() |
Denize girmek yasak Bir grup İngiliz, Amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. Birden şiddetli bir fırtına kopmuş. Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş. Fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş. Bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış. "Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi" demiş. Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş. Kaptan merakla sormuş: -Eee, noldu? -Hepsi atladılar efendim. Kaptan çok şaşırmış: -Nasıl olur, daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara? -Çok kolay. İngilizlere "Sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalılar" dedim. Amerikalılara deniz suyunun insan vücudu için çok faydalı olduğunu söyledim. -Peki ya Türklere ne dedin? -Onlara da "Denize girmek yasak! " dedim. |
Safari Bir Amerikali ile Japon safari'ye çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarıda birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş.... Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş : -Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ? -Yoo, senden hızlı koşsam yeter. Ekmek ve Ördek Ördek bara girer ve barmen'e: - ekmek var mı - yok - ekmek var mı - yok - ekmek var mı - yok - ekmek var mı - yok dedik ya - ekmek var mı - eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim - çivi var mı - yok - ekmek var mı |
SÜPER KOCA Çok zengin bir kadin kocası öldükten sonra uzun yıllar yalnız yaşar ve sonunda dayanamayıp koca aramaya başlar. Tüm adaylari eler fakat kimseyi begenemez ve Japon kızı Kuni'den ilham alıp gazeteye ilan vermeye başlar. Gazete ilanında da şu bilgiler yer alır: 1. Beni asla dövmeyecek 2. Asla sıkılıp kaçmayacak 3. Yatakta muthiş olacak Derken bir gün kapı çalar ve kapıya koşan kadın elleri ayaklari olmayan bir adam bulur karsisinda. Dayanamaz sorar: - "Kimsin ve ne istiyorsun?" - "Kocanız olmak istiyorum" der adam. - "Ellerim yok sizi dovemem, bacaklarim yok kacamam".. Kadin sorar: Peki yatakta iyi olduğunu nasıl ispat edeceksin? Adam cevap verir: - Kapıyı nasıl çaldım zannediyorsun?! |
Enayimiyim Ben http://www.herseynet.com/fikralar/resim/deli.gifDelinin biri hastanenin bahçesinde el arabasını ters çevirmiş ve sürmeye uğraşıyormuş. Bunu gören doktor: - Öyle sürülmez, düzeltsene arabayı. Deli hemen cevap verir: - Geçen gün senin dediğin gibi sürdüm akşama kadar kum taşıttırdılar, enayimiyim ben! |
TEMEL VAMPİR Bir İngiliz vampir, bir Fransız vampir, bir de Temel vampir Uçakta gidiyorlarmış. Bir sure sonra İngiliz vampir aralarından ayrılmış, aşağılara dalmis. Bir sure sonra geri gelmiş ki, ağzı yüzü kan içinde. Sormuşlar: - Ne oldu, nereye gittin? İngiliz vampir : - şu aşağıdaki beyaz evi gördünüz mü? Cevap:- Gördük. İngiliz Vampir : - Onun yanındaki duvari gördünüz mü? Cevap: - Gördük. İngiliz vampir : - Onun yaninda uyuyan küçük çocuğu gördünüz mü? Cevap: - Gördük. İngiliz vampir : - İşte ben o çocuğun kanını içtim, geldim. Yolculuk devam eder. Bir süre sonra Fransız vampir de ayni şekilde ayrılıp aşağılara gider ve geldiginde onun da yüzü gözü kan icindedir. Yine sorarlar: - Nereye gittin? Fransiz Vampir: - Şu aşağıdaki ağacı gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Fransiz Vampir: - Onun yanındaki küçük kutuyu gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Fransiz Vampir: - O kutuya yaslanmış yatan adamı gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Fransız Vampir : - İşte ben o adamın kanını içtim geldim. Yolculuk yine devam eder. Bir sure sonra Temel Vampir ayni şekilde ayrılır ve o da ağzı yüzü kan içinde geri gelir. Ona da sorarlar: - Nereye gittin? Temel Vampir: - Şu aşağıdaki evi gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Temel Vampir: - Peki onun yanındaki direği gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Temel Vampir: - İşte ben o direği görmedim......... ansız vampir, bir de Temel vampir Uçakta gidiyorlarmış. Bir sure sonra İngiliz vampir aralarından ayrılmış, aşağılara dalmis. Bir sure sonra geri gelmiş ki, ağzı yüzü kan içinde. Sormuşlar: - Ne oldu, nereye gittin? İngiliz vampir : - şu aşağıdaki beyaz evi gördünüz mü? Cevap:- Gördük. İngiliz Vampir : - Onun yanındaki duvari gördünüz mü? Cevap: - Gördük. İngiliz vampir : - Onun yaninda uyuyan küçük çocuğu gördünüz mü? Cevap: - Gördük. İngiliz vampir : - İşte ben o çocuğun kanını içtim, geldim. Yolculuk devam eder. Bir süre sonra Fransız vampir de ayni şekilde ayrılıp aşağılara gider ve geldiginde onun da yüzü gözü kan icindedir. Yine sorarlar: - Nereye gittin? Fransiz Vampir: - Şu aşağıdaki ağacı gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Fransiz Vampir: - Onun yanındaki küçük kutuyu gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Fransiz Vampir: - O kutuya yaslanmış yatan adamı gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Fransız Vampir : - İşte ben o adamın kanını içtim geldim. Yolculuk yine devam eder. Bir sure sonra Temel Vampir ayni şekilde ayrılır ve o da ağzı yüzü kan içinde geri gelir. Ona da sorarlar: - Nereye gittin? Temel Vampir: - Şu aşağıdaki evi gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Temel Vampir: - Peki onun yanındaki direği gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Temel Vampir: - İşte ben o direği görmedim......... |
TESADÜF BU YA! Kopenhag'da bir genç doğum kliniğine girip danışmaya başvurdu: — 48 numaralı odada yatan genç kızla görüşmek istiyorum. Nöbetçi hemşire sordu:
Bu sırada hemşirenin yanında duran hanım hemen atıldı: — Öyle mi? Çok memnun oldum tanıştığımıza. Ben de annesiyim... EVLİLİĞİN BÖYLESİ Nasrettin Hoca evlen meye niyetlenir. Eş- dost bir hatuncağızı öve öve göklere çıka rırlar.
— Dünyalar güzeli... Hoca'nın gönlünü çelerler. Evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Ho ca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah'ım! Çirkin bir gelin. Gelin hanım, kocasına sadakatini göstermek için: — Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, ki me görünmeyeyim? diye sorar. Hoca şaşkın: — Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen görün... der. DOĞRU SÖZ Müfettiş, öğrencilere sorar: — İçinizde en uslu kim? Öğrenciler, hep bir ağızdan - cevap verirler: — Öğretmenimiz! GEZGİN Hoca'nın hanımı çok gezermiş. Düğün-dernek, bayram-seyran... dolaşırmış. Hoca'nın dostları: — Hocam, yenge biraz çok do laşmıyor mu? derler. Ne de olsa hatunu. Hiç laf söy- letir mi Hoca...
EŞEK BAŞI İstanbul'a yeni gelen köylü, ku yumcu dükkânının vitrinini merakla inceliyordu. Kuyumcunun çırağı, onunla alay etmek için:
Çocuk güldü:
|
TARİHTE LAFI GEDİĞİNE OTURTANLAR 1. Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill' e kızgın kızgın şöyle seslenir: -"Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım." Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır: - "Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim." 2. Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış. Sokrates, gayet sakin: - "Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum" demiş. 3. Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill' i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş: - "Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa." Churchill, hemen cevap göndermiş: - "Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa." 4. Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: - "Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir: - "Ben çekilirim." 5. Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile' ye hasımlarından biri: - "Efendim" demiş, "Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?" Galile: - "Doğru" demiş, "Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mi?" |
Bush`un Pulu http://www.herseynet.com/fikralar/resim/politik.gifBaşkan Bush'un yeni talimatı: - Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak. Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor. Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş; - Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi? - Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş; - Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön yüzüne tükürmesi efendim..." Bush ve Şoförü http://www.herseynet.com/fikralar/resim/politik.gifGeorge W. Bush şoförüyle bir kır gezisine çıkar. Arabayla giderken bir tavuğu ezerler. Meseleyi tavuğun sahibi olan çiftçiye kim anlatacak diye düşünürken Bush âlicenap bir tavırla şoförüne şöyle der: "Bana bırak. Ben Dünya'nın en güçlü adamıyım. Çiftçi bana muhakkak anlayış gösterecektir." Bush çiftçinin evine girer ve bir dakika sonra da nefes nefese koşarak geri döner. Göz morarmış, surat dagılmış haldedir. Şoförüne "Çabuk toz olalım burdan!" der. Aksilik bu ya, arabayla daha 20 metre gitmeden bu defa da orada gezen bir domuzu ezerler. Bush korkulu gözlerle şoförüne bakar ve "Şimdi adama gidip söyleme sırası sende!" der. Şoför çiftliğe gider. Bush da arabada bekler. 10 dakika, 20 dakika 30 dakika derken....Şoför bir saat sonra sarkı söyleyerek, gülerek, cepleri para dolu ve kolunda irice bir meyve sepeti ile geri gelir. Bush şaşkın bir halde sorar: "Çiftçiye ne dedin ki bu kadar ikrama boğdu seni?" "Valla ben de anlamadım" der Şoför. "Ben ona sadece şöyle dedim: Iyi günler. Ben George Bush'un şoförüyüm. Domuz öldü! Bakan http://www.herseynet.com/fikralar/resim/politik.gifBir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.Ne yapsa makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu.Nihayet : -Öyle bir şey yapayım ki,gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve ilan etti : -Pazar günü saat 10`da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim. Pazar sabahı saat 10`da tüm basın mensupları toplandılar orada.Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı.Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti.Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu : -Bakan yüzme bilmiyor! |
Deriyi sertleştiriyor Bir genç berbere gider ve koltuğa yerleşir.Beş dakika sonra kendisini traş etmekte olan gencin tam sarhoş olduğunu farkeder.... İyi kalpli adamın yüzü her yandan başlar kanamaya.Çok çekingen olmasına rağmen, yavaşça der : -Görüyormusun insan çok içince neler oluyor!... Berber yanıt verir : -Ben de size tam bunu söyleyecektim!Deriyi sertleştiriyor!... Uzun Bacaklı Piliç Adam bara gitmis tam arkasinda bir devekusu.. - "Bir bira..!" demis adam.. - "Ben de..!" demis devekusu. Barmen servisi yapmis.. - "Hesap üç dolar kirkiki!" demis.. Adam elini cebine sokmus bir avuç para çikarip bara koymus. Saymis barmen.. Kurusu kurusuna 3 dolar 42!.. Ertesi gün - "Viski!" demis adam. - "Ben de!" demis, devekusu. - "Yedi dolar ondört!" demis Barmen.. Yine elini cebine atmis adam.. Pat!. Çikartmis parayi. Tami tamina 7 dolar 14.. Günlerce devam etmis bara gelisler.. Içki.. Aynisi devekusuna.. Aynen cepten para.. Merak etmis barmen sonunda.. - "Kuzum nedir bunlar.. Parayi saymadan tami tamina çikariyorsun cebinden.." - "Ben sihirli bir lamba buldum" demis adam.. - "Ne alirsam.. Bir bardak su veya bir Rolls Royce cebimde kurusu kurusuna parasini buluyorum..!" - "Peki.. Peki bu devekusu?" diye sormus Barmen.. - "Haa o mu?!" demis adam.. "Bir de benimle ayni zevkleri paylasan uzun bacakli bir piliç dilemistim..!" |
Ağanın Ayrıcalığı Irgat koşa koşa ağasının yanına gelir; -Ağam akşam rüyamda seni gördüm -Hayırdır len nasıl gördün? -İkimizde aynı uçakta seyahat ediyorduk. -Eeee -Sonra uçak arıza yaptı ve düştü. -Hayırdır inşallah,ne oldu sonra? -Ben b.. çukuruna, sen de bal çukuruna düştün. -Olacak di mi o kadar fark. Ağalığım rüyada bile belli olmuş. -Sonra birbirimizi yalaya yalaya temizledik. Renk insanı değiştirir Amerika'da bir fuar açılmıştı. Fuarda zencileri beyaza dönüştüren bir makine tanıtılıyordu. Denemek 10 dolardı. iki zenci fuarı gezerken bu makineyi gördüler ve denemeye karar verdiler. Birinin 11 doları diğerinin ise 9 doları vardı. 9 doları olan arkadaşına dönüp -Sen 1 dolarını bana ver. Gidip birlikte beyaz olalım. dedi. Arkadaşı ise : -Dur! Önce ben gireyim, deneyeyim. Eğer memnun kalırsam sana 1 dolarımı veririm. Sen de beyaz olursun. dedi. Anlaştılar. Zenci gidip makineye girdi ve bir süre sonra beyaz olarak çıktı. Dışarıda kalan zenci duruma çok sevinmiş olarak arkadaşının yanına gidip : -Hadi dedi. 1 doları ver ben de beyaz olayım. -Hadi oradan pis zenci! |
| Saat: 08:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık