MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

Misafir 23 Ağustos 2007 10:52

Yalnizlik

buğulu penceremde bir ben birde yalnızlık
hava soğuk,yağmurlu ve karanlık
sakin sessiz ve bomboş ortalık
buğulu penceremde bir ben bir de yalnızlık
sokak lambaları birer birer yanarken
insanlar yavaşça sokakları terkederken
bu akşam hüzün yine benimleyken
buğulu penceremde bir yalnızlık birde ben
dolunay çıkınca ortaya kalmadı karanlık
deniz olabildiğince durgun ve bulanık
hikayeme henüz bulamazken bir başlık
buğulu penceremde bir ben birde yalnızlık
herkesin hikayesi gibi zannederken
farklı yaşadığımı henüz bilmezken
yalnızlığımın farkında değilken
buğulu penceremde bir yalnızlık birde ben
kafam düğümlü ipler gibi karmakarışık
neden acaba bu anlaşılmazlık
buğulu penceremde ben yokum artık
hikayemin adı yalnızlık...

ıbrahım kara


Mystic@L 23 Ağustos 2007 13:51

beni bekleme
acılar ve hüzünler bıraktım ardımda
anlaşılmayan ve yalansız sözcüklerimi
çürüyen gözlerimi, yalnızlığımı bıraktım sana
sen dudaklarımda ay ışığı bir ıslıksın
ayak izlerimin kaldığı İzmir sokaklarında

ağlamanın ayıbını taşıyan gözlerimde gözlerinin izleri
utançlı ve felçli ellerimde ellerinin izleri kaldı
başka da hiçbir şey

beni bekle.
Mahmut Ayaz


Misafir 23 Ağustos 2007 13:53

Yalnızlıkyanlızlık;
annesizlik babasızlık gibi.
açlık,parasızlık gibi.
koyar adama bazı bazı.
yarım sevdayla gelir,
ölümle gelir bilemezsin
kalırsın böyle bazı bazı.
ne evin huzur verir,
ne de çevren.
gözler alaycı gelir
yürekler sahte.
çırpındıkça batarsın,
elin göğsünde anlamaz kimse...!
Cihat Aydın


_PaPiLLoN_ 23 Ağustos 2007 19:18

Evlenmek isterdim,

süper bir dügünüm olsun,

bembeyaz, sirti acik bir gelinligim olsun,

annem sevincinden aglasin

diye..

Kivircik sacli bir kiz cocugum olsun

ve bana anneler gününde

carpik curpuk yazisiyla

okulda yaptiklari karti getirsin

diye...

Geceleri gök gürleyip firtina ciktiginda

korkarak yastigima sarilmayayim diye...

sevdigim erkek bana:

canim karicigim desin

diye...

Artik yemek yapmayi ögreneyim,

devamli

yumurta ve makarna pisirmeyeyim

diye...


Ama


EVLENMIYORUM
:

Sevdigim erkegin

kirli iccamasirlari,

Lavobodaki sakal artiklari,

Kaprisleri, küfürleri,

vurdumduymazliklari ve

yalanlari arasinda

onu neden sevdigimi unutmayayim

diye...

Isin icine

para ve cikar hesaplari girdigi zaman

büyük asklarin

nasil kücüldügünü görmeyeyim

diye..


Aldatilmanin dayanilmaz hafifligi(!) ile

tanismayayim diye...


Canim babacigimdan kalan tek sahip oldugum seyi,

soyadimi verip

yerine

bana soyadindan baska verecek

cok büyük

birseyi olmayan birininki

almayayim

diye....

Gece

kizarkadasim aglayarak bana telefon

actigi zaman

kedime ertesi gün icin mama koyup

geceligim ve dis fircamla

onun evine gidebileyim

diye..

Ben olgusunu daha yeni yeni ögrenmisken,

bunu Biz olgusuna degismeyeyim

diye...

CAN DUNDAR


Misafir 23 Ağustos 2007 21:17

Dün gece yine yalnızdım
Dün gece yine yalnızdım
Sokağa çıktım
Ve kendime bir çiçek aldım
Kendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda
Ve yalnız değilmişim gibi düşündüm
Ama her gece gibi
Dün gece de yalnızdım
Ve kendime bir çiçek aldım
Bir saat geri alınmış saatler
Ben geri almadım
Ve bir saat daha yalnız kalmadım
Bir masaya oturdum
İki çay ısmarladım
Ben içtim,sen soğuttun
Sana söyleyeceğim her şeyi yuttum
Çok dert etmedim
Çünkü yoktun
Dün gece yine yalnızdım
Rahat ağladım...

ıbrahim kaya


motorcu87 23 Ağustos 2007 21:22

'yalnızlık vazgeçilmezimdi benim, tanımsızım,aitim olmuşluğum, kendi ellerimle bozup, bir başka insanı yalnızlığımın bir parçası olarak, ben gibi, kabul edebileceğimi düşünmezdim.. yıllardır var olan bir duvarı, yıkmadan ötesine geçebilmeni, seni orada görmekten bu denli mutlu olabileceğimi bilmezdim

'yalnızlığın kadarsın
yalnızlığın mis kokmalı
yalnızlık dediğin büyük bir zindan
dünyanın en kalabalık zindanı
dinden imandan çıkarır
ama öyle bir adam eder ki insanı'
EFLATUN-ZÜHRE

Yalnızlık, yaşamda bi an,
Hep yeniden başlayan..
Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan..
Paylaşılmaz.

Bir düşün'de beni sana ayıran
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.

Özdemir Asaf


Misafir 23 Ağustos 2007 21:27

rüya gördüm dün gece
avuçlarımda aynalar,seviyordum
karşımda sen gibi biri
uzatırken ellerimi

ruhumu kaybettim...

düşlerden doğan günlere uyandım
yürüdüm uzayan kaldırımlarda

seni özleyeceğim tuttu,ağladım...

dilimde senden kalan nağmeler
dolandım durdum nedenler içinde
gitmem gerek bu şehirden dedim sonra

gidemedim,
seni özledim,ağladım...


motorcu87 23 Ağustos 2007 21:30

Yalnız yalın olmaktır.Doğarken ve ölürken yalnızız geldiğimiz yerden yalnız geliriz,giderken yalnız gideriz.Yaşamaya başladıkmı yalnızlığı sevemeyiz.Aslında gerçek olan her zaman yalnız olmamızdır,arada sırada yalnızlığımızı paylaşacak başka yalnız insanlar alırız hayatımıza


Mystic@L 24 Ağustos 2007 01:52

yazılırken
ayrılık
kederlerin pasına
yapayalnız yasına
ölü dağlar rüyalarla sevişir
sökülmüş düşlerin de çadırları
neye yarar mezarlıklarda çigan?

sussam artık yıllarca, bin yıllarca
boğup ağrımın köhnemiş çağrısını konuşturmasam
ben artık bu aşka koşturmasam!

mezarlıklarda çigan... mezarlıklarda çigan...
Yılmaz Odabaşı


Misafir 24 Ağustos 2007 10:43

Sen Yokken

Sen yokken gittim
Korkularımın üstüne
Hiç ardıma bakmadım
Gümüş şiirler yazdım sen yokken
Çok yangın çıktı yüreğimde
Küllerini bile savurmadım
Irak denizlerin fırtınasıydım
Uzak iklimlerin sert rüzgarları
Kulaçlarken denizinde gurbeti
Kanlı savaşlarım,
Belalı sevdalarım olmadı hiç
Ama hep sustum,
Hep ağladım, hep yandım sen yokken.
Bekliyorum dönüşünü yeniden,
Bir gelsen,
Hayatın önünden alsan beni
Bir gelsen,
Sellerin önünden alsan beni
Bir gelsen,
Ölümlü düşlerimden alsan beni.

Çok durdum güneşe karşı bir başıma
Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin
Sen yokken,
Az dolaşmadım gönlümün kuytularında
Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda
Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında
Zifirlerinde sadece ben üşürdüm.
Hiç aldırmadım esen rüzgara
Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya
Yinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından
Ama bütün yangınlar beni yaktı önce
Hep ortasında kaldım vurgunların
Vurgun nedir ki? deme
Bir babanın serzenişi nasılsa öyle
Bayrakları indirilmiş,
Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken
Hep sustum,
Hep yandım, hep ağladım sen yokken.
Bir gelsen,
Yangınlardan alsan beni,
Bir gelsen,
Dünyalarımdan alsan beni,
Bir gelsen,
Şafaksız gecelerden alsan beni,
Ama ne zaman gelsen,
Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın beni.

Cahit Külebi


Misafir 24 Ağustos 2007 11:32

Yalnızlık KurduŞimdi sen gideceksin, git*
Güzelliğini, ulaşılmazlığını al ve git.
Bırak beni eski kışımda
Yarınımı götür.
Gençliğin o yara almaz bencilliğine git.
İçinde gitgide büyüyen o yalnızlık kurdunu
Güzelliğine dadanan o hastalıklı hüznünü
Bırak ve git...
Kibirli arzularına, altın gölgedeki kusursuz yüzüne...
Yıllar sonra yaşayacağın
Unutuluşları, o acımasız kışları bırak ve git...

------------

Cezmi Ersöz


Misafir 24 Ağustos 2007 13:04

YALNIZLIĞIM_
Bazı zamanlar olur ki;kafanızın içinde sanki milyonlarca birbirine girmiş ipi bir arada hissedersiniz.Hepsi hayatınızın bir parçasıdır.Her bir ip...Ya da belkide sadece siz öyle hissedersiniz.Çözmek...Birbirine dolanmış ipleri çözmek...Zordur...Zaman alır;düşünürsünüz;karalarsınız;belki ağlarsınız;belki de gülersiniz...Hepimiz hergün kafamızın içinde binlerce,belkide milyonlarca birbirine dolanmış iple uyuruz.İplerin bütünü;yani yumağın kendisi;bizim hayatımızın ta kendisidir.Her bir ipin hayatımızın bir parçası olduğu gibi...Bazen hayatta yalnız kalırsınız.Gülüşlerinizde;ağlayışlarınızda;düşüşle rinizde;sancılarınızda;kayboluşlarınızda;hataların ızda;keşke'lerinizde;belkide iyiki'lerinizde...Her insan esasında yalnızdır.Ama hepimiz umarsızca birbirimizde bu yalnızlığımızı yokederiz.Hepimiz birbirimizle;herhangi biriyle esas olan yalnızlığımızı paylaşmak isteriz;bazen paylaşırız ya da paylaştığımızı düşünürüz.Bazen de paylaşamayız.İşte bu yalnızlığın ta kendisidir.Kapımızda nöbetleri tutanın ta kendisidir;zamanı tutanın da...Kimileri onu içeri davet eder,kimileri ise onu bir şekilde def'eder...Belki bir şarkıyla,belki güzel bir filmle,belki bir kaç sigarayla,belki de bir şişe herhangi bir içkiyle...Bir şeylere döker içini...Birşeylere seslenir,birşeyleri anlatır,ya da onlarla da paylaştığını sanar hazin yalnızlığının zalim gövdesini...'Yalnızlığım,yaşamak zorunda olduğum beraberliğimsin'...Böyle der bir dize,böyle seslenir bir şarkı.Gerçekler acıdır,acıtır.Bu dize,bu seslenişte acıdır ve acıtır.Çünkü gerçeğin kendisinde gizli olduğu için...Yalnızlık,çözemediğimiz iplerde ve onların her bir miliminde vardır.Yalnızlık;bir gece aniden boğazınızda düğümlenen bir isyandır.Yalnızlık;o gece içinizden bir türlü atamadığınız,dindiremediğiniz bir miğde sancısıdır.Yalnızlık ;gecenin karanlığında bir ışık huzmesini arayan gözlerimizdeki gözyaşıdır.Ne zaman ki bu gözyaşını akıtmayı becerebildik,o zaman biraz daha hafifler yalnızlığın hazin ama bir o kadar da zalim sancısı.Yalnızlık;aldatılmanın yüzünüzdeki ilk anda oluşturduğu belli belirsiz bir gülümseyişte saklıdır.Yalnızlık;gerçeğin soğuk ve acıtan yanıdır.Ne dokunulur bir süre,ne yitirilir,ne söküp atılır,ne de aldatılmanın,aldanmanın o belli belirsiz gülümseyişin hemen akabinindeki gözyaşlarını gecenin o koyu karanlığında saklayabilir.Yalnızlık;er ya da geç hepimizin birgün yaşayacağı gizli farkındalıktır.Yalnızlık;hepimizin birgün o ipleri çözemeden sürekli yaşayacağımız limandır.Yalnızlık;aldatılışa,kaybedilişe,kaybedil iş ise çoğu zaman acıya mahkumdur.Yalnızlık;yaşamak zorunda olduğumuzu belki bugün belki de yarın öğreneceğimiz sonsuz beraberliğimizdir


_PaPiLLoN_ 24 Ağustos 2007 17:03

Şimdiye kadar ne kadar ayrılık, ne kadar ölüm, ne kadar terk ediliş varsa hepsini yüreğimde hissedip tek tek saçtım dünyanın bir köşesine. Karanlığı ve yalnızlığı katmasam eksik kalırdı yazdıklarım sanki, sanki ben onların bir parçasıydım. Güneş doğar mıydı, bir kez olsun kalmak için gelen olur muydu hayatıma düşündüm durdum. Mümkün müydü bu, sevebilmek başka bir yürekle dünyayı, tutunabilmek bir insana, günü karşılamak en içten tebessümle, üzülebilmek beraber yitenlerin ardından…. Her şey ne kadar da uzaktı bana oysa, umut umutsuzluğa katmışken kendini, nasıl olurda sıyrılabilirdim geçmişimden, ağırlığından hüznün……


Bu sondur sevgili, ayrılığın, karanlığın, ölümün ve yalnızlığın böylesi bir anlamla cümlelerimde son yer edişidir. Bu son karartışıdır kelimelerimi… Öyleki bundan gayri ben ayrılık desem karşımda bulacağım seni, ölüm desem yanımda…. Ben ki en büyük inkarcısı olmuşum kendimin, inananların en kutsal gecesinin birinde, inkar etmişim eski beni, mutluluğu kendine haram kılan beni, yokmuşcasına inkara durmuşum…. Önce Tanrıya sonra sana sığınrım ki af eyleyin beni… Sözüm ikinizden yanadır , siz terk etmedikçe terk edemeyeceğim sizi. ....


Adını Tanrıyla bir anarım delalım, adına yıldızlardan önce kanarım... Şimdi umut mevsimine dururken zaman, en koyu haliyle umut biriktiriyorum içimde burham burham, hiç bir zaman inanmadığım kadar inanıyorum geleceğe seninle... İçimde biriken onca şeye rağmen yazamamak ne kötüdür bilir misin? Oysa tam da şimdi,herkesten gizli topladığım sevgimi, dayayıp yedi renge sekizini ekleyecek olan gökkuşağına, ayak basılmamış bir düzlükte ki kar ışıltısı kadar pürüzsüz anlatabilmek vardı sana.. Zor olan bundan sonrasına değinmekmiş belkide.. Betimleyememek cümlelerle, cümlelerin içinde bulamamak onu, benzetememek hiç birşeye... Yazmak şimdi daha anlamlı benim için aslında, öyleki kalemimi mürekkebe her buladığımda sana seslenecek olmanın gerçekliği var önümde. Amaçsız, salınan, kırgın ,yarım mektuplara inat anlatmak var seni, ama bırakmıyor içimdeki çoşku, ona saniyelerin arasındaki boşlukta kerelerce çarpıyorum.. Acıyı ne güzelde anlatırdım oysa, hüznü,karanlığı nasılda kolay ortak ederdim kendime. Şimdi göründüğüm gibiyim işte, kalemi eline alan , ilk defa kendini harflerle anlatmaya çalışan bir çocuk acemiliğinde. Artık tek korkum sana içimdeki duyguyu anlatamayacak olmak, eksik kalacak olmak hissetiklerime........



Bu son delalım... son kez, ölümü katışım hayatın içine... bu kalemimin ayrılıkları son çizimi. Kim ne derse desin, hain bir zamanın insanlarıda olsak, sevgi tükenmiş artık yok da deseler, sana öylesine inanıyorum ki, dünyamı kapatabilirim insanlara... Zaten yetmezmi bana içinde bir sen olsan bir de ben.... Hatta dünyayı yeniden kurabiliriz bile böylelikle, bizden olanlara öğretebiliriz barışı, dostluğu, sevdayı... masallarını kurarız beraber içinde milyon çeşide bulanmış umut olan. Bizim dünyamızda ölende olmaz kavgalar yüzünden, kimse aldatmazda sevdiğini öyle değil mi? Seni korkularımla beklediğim zamanlara and olsunki, o anlarımın çaresizliği, acıları ve kutsallığı üzerine yemine dururum ki, anlatamadığım, eşine denk getiremediğim şu içimdeki varlığın varlığımın kanıtıdır...

Gecenin tam ortasındayım şimdi... ve sana söz verdiğim gibi terk eden ben oluyorum geceyi... Geceleri tuttuğum nöbetler başka bir bekleyenin olsun artık..


motorcu87 24 Ağustos 2007 20:50

Sana bu mektubu uzaklardan yazıyorum..
Adresini çoktan unuttum..
Bir şiirin şişesine kalbimi koyup sulara bırakıyorum..

Ah benim eski türküm..
Ah benim hazin öyküm..
Yanlışım..
Yanılışım..

Ne yaptıysam seni mutlu edemedim.
Oysa bir kemanım vardı.
Birde sen..
Acımadın ezdin beni,
üzdün..
Hiç anlamadın!!
Yavrusuna yanan bir anne gibi içime gömdüm depremlerimi
Ceketimi alıp gittim
Derin derin iç çekişim bu yüzden

İnadına suskundum oysa..
İnadına vurgun..
Geç uslandım..
Sen göremedin ama..
Altı mosmor gözlerimle ıslandım..

En çok istavriti severdin
Sıkıp limonu maydanoza
Şaraba vururdun hani
Eski bir kasette bizim şarkımız alıp götürürdü seni
Salaş meyhanelerde ve kumsallardaki ayak izlerinde
Kırılan hayallerim,
Ümitlerim
Ve seni bekleyişlerim her yağmur akşamında..
Daha bir mutluyduk o günler..
Herşeye rağmen özgürdük..
Kitap alacak paramız olmasada
Ucuz tütün içsekte
Pahalıydı düşlerimiz..
Ne kadar çok isterdim şimdi bu şarkımı duymanı
Kanayan bir gül misali
Saçlarına taktığım
Suskun çığlıklarıyla inleyen şu kemani
Ki her notası hayatla yüzleşmenin ve ödeşmenin katranı
Hatırlarmısın parasız kalmıştık da bir gün
Kardeşinin kumbarasını boşaltıp konsere gitmiştik..
İmzasını almıştık sevdiğimiz sanatçının
Birlikte fotoğraf çektirmiştik
Bir şişe gazozu
Ve bir kaşarlı tostu bölüşmüştük

Hey gidi günler hey..
Az mı şiir yazdık ders kitaplarına
Otobüse biletsiz mi binmedik
Komayamı girmedik her beşiktaş maçında
Şimdi hastahane akşamının yorgun penceresin de
Maziye dalıp dalıp gitmelerimsin artık
Ne kemanım var yanımda
Ne de sen varsın..
Mevsimlerden hüzün
Aylardan pişmanlık ve karanlık..

Sen ki bu mektubu saklayacaksın..
Öpüp öpüp koklayacaksın belki..
Ve artık gelmeyeceğimi bile bile bekleyeceksin..

Ah benim eski türküm..
Ah benim hazin öyküm..
Yanlışım..
Yanılışım..

Seni hiç üzer miyim..
Ben bu mektubu defalarca yazmış,
Defalarca yakmışım..!


Misafir 25 Ağustos 2007 01:38

YaLnızLığa KatLanaBiLirmiSin ?

Senin hayallerin var mıdır?

Yada hayallere inanır mısın? ifade edebilir misin hiç yaşamadığın duyguları?

Uyku tutmayan gecelerde hayal kurar mısın?

Yada yaşayamadığın şeylere ağlar mısın?

Gücüne giden şeyler gelir ansızın beynine?

Kendini yalnız hissedip acıdan başını yastığa gömüp ağlar mısın?

Sonra odana arkadaşın yada annen girdiğinde gözyaşlarını saklayıp sesinin boğukluğunu saklayabilir misin?

Düşlerinin ardından gider misin? Mutsuzluğu yada Mutluluğu tarif edebilir misin?

Aklına gelir mi göz yaşlarının sebebi?

Kimsesizliğe sahipsizliğe katlanabilir misin ? Sebepsizce seni bırakana hakkını helal edebilir misin?

Sabahları göz yaşlarınla yüzünü yıkar mısın?

Ve inanır mısın göz yaşlarındaki her damlanın baki alemde zayii olmayacağına?
Yağmurdan sonra ki gökkuşağı gibi demi?

Bilir misin zerre kadar hatırlamamayı nefret etmeyi? Oysa ben nefret etmeyi onunla öğrendim.

Affetmemeyi onunla öğrendim?

Ruhun bekar mı senin? Bilir misin ruh bekaretini? Kendini ve ruhunu sadece bir kişiye saklamak ister miydin?

Sahi sen Sevgiye mi inanırsın Aşka mı? Yoksa önce şefkate sonra Aşka mı? Senin için hangisi önemli?

şefkatli olsaydı aşkıma sevgime acırdı o! Sen bunu anlayabilir misin?

şefkatli olsaydı sevmeyip de seviyormuş gibi yapmazdı.

Sen Beddua etmesini bilir misin? Ben Beddua etmeyi onunla öğrendim.

Kendinden utanırmısın sen? Biliyor musun? Bunun için kendimden utanıyorum.

Bilir misin sevdiğinin dizine yatıp yüzünü okşamasından duyduğun hazzı?

Mutluluktan akan göz yaşlarını silmesinin hazzını?

Islak gözlerine kondurduğu bir busenin tadını kimden alırsın başka?

Söyler misin?

BENiM KADAR YANLIZLIGA KATLANABiLiR MiSiN?


Misafir 25 Ağustos 2007 11:01

Sensizliğe -

Bu yalnızlık değil
daha farklı bir hal oldu
değildi acı
değildi gerçek
sen vardın
ama yoktun...

Ben daha önce böyle bir yalnızlık
görmedim
kimi zaman öfkelendim
yenmeye çalıştım öfkemi
farkettin mi
sessizdim...

Kollarımı açtığımda yatağımda aradım
kollarımın sana çarpması gerekiyordu
ama yoktun nasıl olabilirdi?
işte ben sensizliğe sarıldım
kimseyi yanıma alarak...

Tutunmam gerekliydi acıya
biliyordum ben acının ta kendi
ve acı sevmiştim
seni severek...
bir parçaydın acıdan
ama acıtmadın yokluğun kadar...

Ben acı çekmek istiyorum gel
tüm bedenim senin olsun
kes beni istediğin yerden
ama kalbime dokunma
orada sen varsın...
ne kadar arabesk öyle değil mi?
her aşık gibi biraz mozaşist olmak
koparmamak çiçeği dalından
komple toprağıyla vermek sevgiliye
öldürmek değil yaşamak
daha çok yaşamak seninle
bir dakikanın payını nereden bilirsin ki?

Sensizliğe son kez
seni seviyorum...

Kerem Kayar


Mystic@L 26 Ağustos 2007 16:42

Efkarlanırım

Mektup alir, efkarlanirim;
Raki icer, efkarlanirim;
Yola cikar, efkarlanirim.
Ne olacak bunun sonu, bilmem.
"Kazim'in" turkusunu soylerler,
Uskudar'da;
Efkarlanirim.

Orhan Veli


Sedef 21 26 Ağustos 2007 17:23

Yalnız Adam

Yağmur damlasıyla
Su arasındaki fark
İnsanlarla
Senin arandaki farktır...

Ergin Kaya


Misafir 26 Ağustos 2007 18:28

KARANFİL ÖLÜLERİ
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif

günler güz yanığı
sonsuza giden raylarda gümüş
kum susan çöller gibi
yalana buyruk akıyor
bıkıyor zaman...
senin maviliğinden eser yok
haki yeşil bir yaz
ve tel örgülerde
karanfil ölüleri...

bazı salak kuşlar
konduğu pencerelere tutsak
yalan yanlış konmalara zemin
haki yeşil bir yaz
hasret mavisinde karanfil ölüleri
önünden tren geçen hemzenin hayat
duran zaman
esneyen saatler
amaçsız bir bit yarışı
yürüdükçe uzayan
koştukça beton yollar
ve yollarda
karanfil ölüleri...

limanlarında denizsiz yaşanan
ezan vakti küheylan
kuşluk vakti beyinsiz bir şehir
diken biriktiren bir koleksiyoncu
ve gül kokumsuz çim bahçelerde
karanfil ölüleri...

bezgin çamurlarda
nefsi müdafadır bir tozun direnişi
kimsenin bikinisini çıkarmadığı
haki yeşil bir yaz

ve yarasına işeyen kırık haziran makamında
erotik
karanfil ölüleri...

sormadan konuşan ahmak
yalan değil gölge değil iz hiç değil
sanal bir serinliğe sığınan
çağıl çağıl bir nehir bile değil
çağlayan diliyle ırmamak
ve ırmaklarda
karanfil ölüleri...

yaprağına kırmızı
kıvrımına şarkılar
dallarına suskun bir hayat öpücüğü
ve haki yeşil bir yaz içre yazılan
sıkkın şiirlerde
karanfil ölüleri..


yılmaz erdoğan


motorcu87 26 Ağustos 2007 21:29

Yine sessiz bir kış seheri, odamın perdeleri açık, kar usul usul yağıyor şehrime. Dört tane duvar , yaylı yatağım , yatağımın baş ucunda duran ahşap sehpa ve üzerindeki içi boş vazo; geçen sene vardı içinde bir şeyler ama zamana, birazda susuzluğa yenik düştüler. Kocaman dev blokları olan dillere destan bir konağın arkasına saklanmış küçük ,ahşap bir evdeyim işte. Kimim kimsem yok, annemi hiç görmedim , babam; bir yaz akşamıydı iyi hatırlıyorum , sofada oturmuş gümüş kabzalı tabancasını temizliyordu, ben yan odada elimi kafese daldırmış babamın kanaryasını tutmaya uğraşıyordum . Babam sinirli adamdı kızdığı zaman eline ne geçerse fırlatır, yeri göğü inletirdi, bana hiç kızmamıştı belki o silah patlamasaydı bir gün bana da sinirlenecek belki bir tokat patlatacaktı yanağıma . Silah sesini duydum öyle bir irkildim ki masadaki kafes yere yığılı verdi , bir an kuşun delicesine çırpınışını gördüm, içim korkuyla dolmuştu hemen sofaya koştum babam yerde öylesine yatıyordu ki korkudan yaklaşamadım bile . küçük kanaryamda ölmüştü babam da, artık hiç kimsem yoktu. İlk başlarda böyle olmadığını sanıyordum baba tarafımdan akrabalarım vardı, iki üç yıl sonra kendimi sokaklarda buldum . Ne babam vardı ne de bir yakınım. Yirmilerimde bir kız sevdim! İşte şimdi bu küçük kasabadayım yalnızlığımda pek bir değişiklik yok ama biraz yaşlandık galiba gelecek ay elliyi devireceğim. Neyse ağır ağır çıkmak gerek rahat musalla taşından, eh şimdilik rahat tabi arkamıza cemaat gelirde Allahuekber denilince sırtımız ya rahatta olur yada azapta. Adamın çıkası da gelmiyor sıcacık yorganın altından, şimdi sen tut buz gibi havada kalk işe git olacak iş mi yahu! “Tak tak “ , ha! sen kimsin be seher bülbülü sabahın köründe? “geldim geldim” ses soluk yok gitti mi acaba? Ceketim nerede yahu bulamıyorum, hay aksi , yerlerde buz kesmiş .Eee neredesin seher bülbülü? Öyle geçerken ihtiyarı yatağından kaldırayım diye mi uğradın? Yoksa yuvanı mı şaşırdın?
Buda nesi be eski toprak! Aman, aman şaka maka iyice yaşlandın eski toprak baksana yerden bir kağıdı bile alamıyorsun, tamamdır işte sabahları hep böyle olur cıvatalar soğuktan sıkılaşıyor eğilemiyorsun ,eğilirsen doğrulamıyorsun.
“Sen benim kadar sevebilir misin? “ hah ha haaaa ne bu eski toprak? Bizim bilmediğimiz bir gizli hayranın mı var? Baksana sabahın altısında kapıya bırakılan pembe bir mektup hem isimsiz, hem aşklı meşkli. Neyse bu arada iliklerim dondu gir içeri ne demeye kapının önünde alık alık bekliyorsun sanki bırakan geri dönecekmiş gibi,! Şöyle sıcak bir çay iyi gider yediğimiz bu soğuğun üstüne, bu arada da şu alacalı bulacalı mektubu rahat rahat okuruz.
Ohhh içim ısındı ciğerlerimiz cana geldi be eski toprak. Ne diyor bizim seher bülbülü bir bakalım. Hah tamam! Bohça sarar gibi sarmış mübarek kat kat, adam mektubu açarken yoruluyor inşallah içindekiler bizi bu kadar yormaz.

“ Bu mektubu sana hem çok uzaklardan hem de çok yakınından yazıyorum sevdiğim!

Hep birini sevmek istemiştim, yitikte olsa yalanda olsa , yanımda olmasa da sevmeyi delicesine ve sen çıktın karşıma..
Ben Leyla isem benim sevdiğim Mecnun olsun isterim , yan yana olmasak da , beden toprağa kavuşsa da ruhlarımız hiç ayrılmasın isterim. Sen böyle sevebilir misin? Ben severim diyorum kendi kendime en az ölüm kadar gerçek. Keşke şimdi yanımda olsaydın, ama yoksun! Olsun diyorum, ben seni öylesine sevmedim ki! Ben seni sıcak tenin içinde sevmedim , ben seni ruhunla sevdim. Ben seni! Ben seni zifiri bir karanlıkta sevdim .
Sevdim mi acaba? Gerçek sevgi bu mu? İçimi cayır cayır yakan bu ateşin adı aşk mı? Yoksa ,yoksa her şeyin yapmacık olduğu şu küçücük dünyada daha da küçülen insanların adını aşk koydukları bir heyecan mı sadece? Eğer bu gerçek aşk değilse gerçeğini hayal bile etmek istemem. Şu an hissettiklerim bile beni ağır ağır boşluğa çekiyor bundan fazlasını ne hislerim ne yüreğim ne de ruhum kaldırır. Sadece bir tek cevap ver. Ben senin kalbinde hiç olmasam da artık sana sarılamasam da unutma ki bu ateş hiç sönmeyecek değil mi? Ta ki ruhum ölene dek. Sevda’nın adını anan tek bir yürek kalmasa da , tüm kalplere mühür vurulsa da , seven gönülleri kor ateşle dağlasalar da, benim kalbim seni anar , benim sevdam tüm mühürleri söker , ben de dağlanacak tam bin yürek var her biri Arş kadar.
Tekrar soruyorum “Sen beni böyle sevebilir misin?”
Dur ! sakın söyleme, ben duyamıyor olsam da , kim bilir belki karanlık kıskanır, belki yalnızlık çekemez sevdamızı. Belki de ışıklar küser gözlerime . Bir sel olur çağlar yüreğim aşkın yıkımında . Ne olur sarmaşıklar girmesin aramıza ; zehirli sarmaşıklar. Tut elimden ne olursun beni sensiz sadece sensiz bırakma. Bir gün olurda duyarsan çekildiğini bedenimin toprağa “gülmeyen bir yüzü vardı yazsınlar mezar taşıma”. Sonra gelip güldür beni bir tanem. Ay ışığında gel mezarıma , bir demet papatya bırak mezarımın başucuna, ellerini üstüme yığılı toprağa sok ve hisset hayattayken sana anlatamadıklarımı. Dedimya ben zifiri karanlıkta sevdim; kuşkusuz, amaçsız, ölesiye sevdim, tabi adı sevdaysa bu çilenin.
Adına her ne diyorlarsa acı, ızdırap , keder tarifi her neyse bu duygunun ben kabulüm sen yanımdaysan.
Şu içimden geçenlerin sadece birini tutup çıkarabilsem seni sana onunla anlatabilsem ne yazmaya kalem ne de satırlarıma kağıtlar yeterdi. Çünkü sen benim içimdesin ruhumun deli sarmaşığı!

Seni seviyorum, seni seviyorum
Öylesine değil , ölümüne, bir bulmacanın karelerinde yok olmacasına!
Hatırlar mısın? hep seher bülbülüm derdin bana ben sana seni öldükten sonrada seveceğim derdim de sen hep gülerdin, hiç inanmazdın bana belki ben öyle hissederdim, sanki fersahlar vardı aramızda ben senin başucundayken. Hep boşluğa dalardı gözlerin sanki bir benim yanımdaydın bir boşluğun içindeki düşlerde. Bak işte aradan nice yıllar geçti ben toprak oldum sen Eski Toprak!
Hani papatyalarımız vardı cam vazoda sakladığımız arada bir alıp seviyor sevmiyor oynadığımız papatyalar. Şimdi boş görüyorum vazoyu aşkımız soldu mu yoksa sevdiğim?
Ben seni böyle sevdim, beşikten mezara kadar değil , ruhum yok olana kadar.
Sen beni böyle sevebilir misin?
Sensiz geçen her gün ufkuma göz yaşı yağıyor , ben zaten gözyaşı olmuşum! Hatıralarının sıcaklığı tüm ruhumu ısıtıyor aradan geçen onca yıla rağmen. Hatırlar mısın sevdiğim? Hani gözlerinde kendimi görmeye çalışırdım da sen hep ağlardın da puslu bir hayal olurdum gözlerinin içinde , ellerini tutarken, sana sarılırken yutkunurdun hep öyle ağlamaklı. Bugün ruhlar semada ölümle dans ediyorlar yırtık kefenlerinde. Bugün yıldızlar bizim için parlıyor farkında mısın?
Senden ayrılmadan; yani seni terk etmeden önce saçlarından bir tutam aldım, şimdi avuçlarımın içindeler. Hani ben ölmüştüm de sen bana sarılıp ağlamıştın da ben kıpırdayamamıştım , usul usul gel kollarıma sevdiğim kainatı kıskandırmadan gel ben seni işte böyle sevdim!”

“ Vakit geldi Eski Toprak!”


Misafir 27 Ağustos 2007 01:06

sensizlık

Koştum peşinden durmadan aylar boyunca
Neden çok gördün ki bir tebessümü bana
Sanma ki biter kolay kolay bendeki bu sevda
Yalnızlık değil sensizlik tak eder şu canıma

Neden satıp gittin ki beni lüks bir arabaya
Sever mi o da seni benim gibi ölümüne daima
Evet aşk ile karın doyurulmaz biliyorum ama
Sensiz de bu hayat geçmiyor ki beni anla !!!



Misafir 27 Ağustos 2007 11:14

YalnızlıkYalnızlığımı; içime çekip hissettim bir kez daha
gözlerimde ise sonsuz bir karaltı
yanımda dost bildigim iki bira
beni anlayacaksan,deger veriyorsan;
hisset kokumu,nefesimi ,bedenimi,yanlızlığımı
yanlızlığı anlayacaksın elbet,
yakamı bırakmayan illeti.
ağlayıp gözyaşlarınla sulayacaksın,
senin yüzünden gittiğim,
hep yapayalnız kalacağım mezarımı.
uzerımde ne bir çiçek bitecek
ne de bir kus gezinecek
anlayacaksın! yakamı bırakmayan illet
Erkan Balaban


Misafir 27 Ağustos 2007 18:39

Sensizlik

Gece,yıne sensız ve karanlık,
yanlızlık yıne yanıbasımda,
tam karsımda,
bırsen yoksun yanımda,
aramıza gıren Şu mesafeler bıle bılır senı bekledıgımı,
bİR gece gelrsın umuduyla camda bekledıgımı,
herkes,ay,yıldızlar ve gece...hepsı bılır SENİ NE KADAR COK SEVDİGİMİ,
bır sen bılmıyosun!!!gecelerı, gölgeler oynasıyor lambaların ısıklarında,
bıze benzetıyorum onları..
karanlıktan korkmuş,
guneşe hasret,
ve yanlız...
ÖZLEM SEVİMLİ


motorcu87 27 Ağustos 2007 20:33

http://www.vahdetnafizaksu.net/resimli_siir/oteki_yalnizlik.jpg

http://img137.imageshack.us/img137/8720/yalnizlik2copyrt2.jpg


Misafir 28 Ağustos 2007 09:17

Yalnızlıkİnsanlar inlerine çekildiği zaman
Köpekler doldurur meydanları.
Sinsi sinsi dolaşmalar olur;
Çöp bidonlarının etrafında...
Gece olup, yalnızlık çöktüğü zaman,
Devrişmeler, bağrışmalar bozar sessizliği
Sokak sokak öteden gelen,
Belirsizliktir ay ışığı...
Ve bidon sesleri yankılanır,
Kara bulutlu semadan.
Gökyüzünde ki tek ışık;
Yeryüzünde kurban arar kendine...
Bir gaz bombası düşmüştür zamana,
Pis kokular sızar Ağustos gecelerinden.
Küçük evlerin büyük gölgeleri, büyük gözler
Karanlık içinde korkunun suretidirler...
Bir el görünür simsiyah saçlarda dolaşan;
İntikamdır...
Karanlıktan bakan bir çift göz;
Ürpertir, sokak lambalarına biriken sinekleri
Dört ayaklı devidir ejderha, çakalların
Ağaçlar korku salar ışıksız odalara;
Yüzseksen derece döner başı; bir katilin
Gözlerde korku uykusuzluk belirtisidir...
Rüzgar, huu! huu! çeker ıssızlıktan
Yıkık bir evin kırık penceresi önünde
Titreyen bir çocuk bulunur,
Gecenin ortasında
Küçük bir çocuğun;
Büyük korkusudur yalnızlık.
Büyük bir çocuğun,
Küçüklük senaryosu...

Bolu
02.09.2003
Ali Şen


Mystic@L 30 Ağustos 2007 14:02

Eğer yorulduğunu hissediyorsan
Bir an için dur.
Sonsuz semayı bile kirletecek
Çöl tepecikleri
Toplanmış olacak
Ey edebi danscı!...
Senin dans dalgaların,
Daimi olarak
Ölüm banyosuyla
Bütün dünyayı
Saflaştırıyor.
...
Ey Şair!.....
Dans eden dünyanın
Belindeki kemerin zilleri...
Ve onun
Durmak bilmeyen adımları tarafından
Çılgın bir deliye döndürüldün

Rabindranath Tagore


Mystic@L 31 Ağustos 2007 13:14

Hiçç kanser olmaz onlar
Gnl.mdr.ler
Holidingler
Politikapçıklar
T.S.K.'ler
T.K.K.'lar
Hiç hiç kanser olmazlar
Ama bizim Yaman durduğu yerde
Pankreas kanseri ölür
Nedini bir şair tanır Yunan
Adı Pankreatitis
Yani yeni bir rol

(Güle Güle Seslerin Sessizliği)

Can Yücel


Misafir 31 Ağustos 2007 18:02

Zamanın amansız sarnacında bekleyişlerimin adını arıyorum, yavaş yavaş öğreniyorum, yokluk ve acı nedir... yavaş yavaş .... Senden yana çizdiğim yollarım çıkmaz sokak, iyi ki varsın, çünkü arayışları öğreniyorum, kendimi yitirip yitirip sende arıyorum, bulmak için değil acıyı öğreniyorum, iyi ki varsın...
Günlere kaç yazı sığdırıyorum, hangi harfin neyi anlatığını ve neden kanadığını, iyi ki varsın öğreniyorum. Uzak kelimesinin ne anlama geldiğini önceleri bilmezdim, bilmezdim yaşam neden bulanık akar içimize... Öğrendim iyi ki varsın... Anıları da öğrendim, içime işleyip sonra kanatmayı, en çokta içime ağlmayı, iyi ki varsın....
iyi ki varsın, çünkü acıya kurşun işlemediğini öğrendim. Yenilmeyi yenildikçe direnmeyi... En çokta kaybetmeyi öğrendim iyi ki varsın...
İyi ki varsın, çünkü, acımı kin rengine boyamayı öğrendim, ezgisiz akşamlar inerken sabahlarıma mahcup bir çocuk gibi yıldızlara bakıyorum, her kayan yıldız da bir dilek diliyorum, iyi ki varsın çünkü bana hasretlerin adını saydırıyorsun... Ezberlediğim uzaklığın kaç ayrı anlamı olduğunu, iyi ki varsın... Öğretiyorsun... Yitirdim o bildik söz ustalığımı, mistik bir dille anlatıyorum artık yaşamdan arta kalanları, ya da kalmayanları. Zulamda sakladğım bir tek cümlem var: iyi ki varsın, çünkü sustuğum kadar (t)uzağımsın...
Düşün ki enkaz yığını bir kentim, kimsenin yolunu bilmediği uğramadığı bir kent. Ya da hücredeyim ah ne çok isterdim kavgam için ölmeyi, şimdi bir kentin ortasında çığlık çığlığayım... İster duy ya da hiç duyma....

İyi ki varsın, çünkü F tipi yalnızlığımsın.


motorcu87 31 Ağustos 2007 20:24

http://img172.imageshack.us/img172/2306/mnh450x4504st.jpg


Misafir 31 Ağustos 2007 21:28

http://img20.imageshack.us/img20/1262/showletter9ge.gif

___Yalnızlığım____

Sana hapsoluşumun yüzüncü yılındayım
sen hala bir çocuk olduğumu düşünüp,
ninniler fısıldıyorsun yüreğime rüyalarımda...
uykulu bedenim
küs sana!

güneşin doğmayacağını bile bile uyuttun beni avuçlarında.
damla damla aşk yetmedi doyurmaya aç ruhumu.

kırgın dünyam,
uzak sana!,_nefes kadar yakınken_

aldattım seni!
evet aldattım!
yüzsüzüm ve dürüstüm
aldatıldığını yüreğine haykıracak kadar hem de...
oysa sen yanı başındayken bile,
gelmemi beklerdin.

özleyerek,
kaybederek,
aşık gibi severdin...

bense;
aldattım seni!
evet aldattım!
bir gece vakti, uyandım rüyalarımdan. hayır hayır
ben rüyaya hasretm! _kavustu onlar_
uymadığını farkettim tutsaklığının serseri benliğime

az serseri,
az şımarık,
az çocuk...

aldattım seni,
evet anlatım...
işine gelmedi diye buruşturup yakma satırları,
anla artık aramızda koca bir yalnızlık var!

yalnızlığımla başbaşa,
senden ırak _nefes kadar yakınken sana_
yarınlarıma sakladığım bir ayrılık var,
bir aldatış,

bir yalnızlık var.


Sedef 21 1 Eylül 2007 01:24

Tek Kaldım

tek kaldım dünyada dünyam olur musun
deniz kadar sevdim dalgam olur musun
ateş gibi yandım alevim olur musun
ilk aşkım değilsin affet son AŞKIM olur musun...

Behlül İşkur


Misafir 1 Eylül 2007 10:12

İçimdeki YalnızlıkI)
İçimdeki yalnızlık
Dışarıdakilere ve kalabalık adımlara rağmen
İçimde yaşattığım yalnızlığım
Acılarıma sıkıntılarıma kırgınlıklarıma
Arkadaş sandıklarıma inat edercesine
Beni sakla
Sakla ki kimse beni görmesin
İncinen ruhumun yaşattığı buhranlarla
Ruhum daha fazla incitilmesin
Diye alıp bedenimi sakla toprağın en koyu rengine
İçimdeki yalnızlık
Yalnızlığım ruhumu alıp götür
Geldiğimiz yere
Sakla ruhumu masmavi gökyüzünün en saf tonuna
Saflığı özlediğimi haykırmam için

II)
Beni tüketip bıktıran hayatın tozlu yollarında
Yılmadan yürüyorken bu kadar yıpranmamıştım
Her şeye inat ayakta durup yüzümden gülümsemeyi
Eksik etmezdim
Her şeye göğüs gerip başım dik yürüyordum
Hayatın tozlu yollarında
Ama burada ama oldum yüzü gülmez oldum
Devenin yanında kulak sayılacak kadar küçük sorunlar karşısında
Pes edip adım atamaz oldum
Cesaretim kalmamış galiba
O dağları deviren cesaretim kalmamış…
Her şeye inat beni sakla
İçimdeki yalnızlık
Beyazlar içinde bedenimi toprağa
Ruhumu yaldızlarla masmavi gökyüzüne…
İçimdeki yalnızlık dışarıdaki kalabalık dünyaya
İnat sakla beni
Kimse görmesin
Kimse duymasın sesimi
Kimse sevmesin beni
Kimse umut bağlamasın bana
Kimse asıl olmayan ifadelerle kutsal olan dost kelimesini
Zalimce kullanmasın
Gerçeği dostum kelimesinin ardına saklamasın
Gerçeklerden bıktım insanların asıl olanı gizlemesinden
Bıktım



III)
Saklayabilir misin beni ey dostum diyen
Beni inciltilmem için saklayabilir misin
Kalbindeki saflığa
Ruhundaki dinginliğe
Yüzündeki acı gülümseye
Ellerinde sakladığına
Diline gizlediğine
İçimdeki yalnızlığa
Erişip beni saklayabilir misin dost diyen dil
Beni saklayabilir misin
Toprağın koyu tonuna gökyüzünün mavisine
Beni saklayabileceğini sanmıyorum
Ben şu soruya takılarak sanmıyorum
Beni saklayabileceğini
Sen gerçek dost musun
İlkin bunu belirtebilmen gerekir ben i saklayabilmen için
Beni gerçek dostlarım ve içimdeki yalnızlığım
Saklayacak bir daha acı çekmem için
Gerisi sadece bir damla göz yaşı biraz hüzün
Belki bunlar affeder sizi yalancı dost.

IV)
Yaklaşan sonu hissediyorum
Ulaşamadıklarıma araya mesafe koyduklarıma ulaşıyorum
Kırdığım kavga ettiğim ayrıldığım insanlara ulaşıyorum
Ayrıldığım sevdiklerime aşklarıma
Arkadaşlarıma dostlarıma yoldaşlarıma
Beraber nice sorunlara direndiklerime
Beraber bir lokma ekmeği bir kuruş parayı paylaştıklarıma
Ulaşıyorum
Sesleri sözleri beni mutlu ediyor
Mutlu olduğum kadar onlarda sesimi duydukları için
Onlara ulaştığım için
Mutlu olduklarını dürüstçe saf ve kin tutmayan kalpleriyle söylüyorlar
Ulaştığım ve ulaşamadığım sürekli görüştüğüm uzun süredir görüşmediğim
Kimse kalmasın sesini duymadığım
Kimse kalmasın incilttiğim varsa burada
Her şey son defa seslerini duymak içindir
Affedilecek af dilenecek bir hatam olmadı
Saflık ve dürüstlük sarmıştır
Hep etrafımızı
Ben mutluyum onlar mutlu
Bir tek varlığımdan hoşlanmayalar
Mutsuz
Onlarda burada yaşıyor.
Dışarıda koca bir dünya var
Bunu unutanlar o dünyayı ben gördüm
Varın siz görmeyen kalakalın sınırları dikenli tellerle sarılı hayatınızla.

V)
BENİ SAKLA İÇİMDEKİ YANLIZLIĞIM
BENİ YAĞAN YAĞMURUN YERE DÜŞÜTÜĞÜNDE ANACAK
BENİ DOĞAN GÜNEŞİN IŞINLARINDA HİSSEDECEK
BENİ İNCİLMEYİM DİYE KORUNAKLARINDA SAKLAYANLARANILARLA YÜZLERİNDE
OLUŞACAK GÜLÜMSEDE HİSSEDECKLER
GERİ UMURUMDA BİLE OLMAZ
BENİ SAKLA İÇİMDEKİ YANLIZLIĞIM

Ahmet Doğru


cemkaya 3 Eylül 2007 13:34

aşk demi
içinde riya olmayan bir aşk demle,
gönlünün ocağında.
içinde özlem olsun, vefa olsun, beklemek olsun
bir aşk demle,
baharın kuytu köşelerinde.
soğuk olmasın içinde
karanfil olsun, ırmak olsun, yeşil olsun
bana bir aşk demle geceleyin.
ama karanlık olmasın içinde.
güneş olsun, huzur olsun ve şiir olsun
bana bir aşk demle
ama içinde sadece; sen olsun...

'''İÇİNDE SEN OLSUN'''


Mystic@L 3 Eylül 2007 16:00

Göğsümde 15 yara var!.
Deldiler göğsümü 15 yerinden,
sandılar ki vurmaz artık kalbim kederinden!
Kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!!

Yandı 15 yaramdam 15 alev,
kırıldı göğsümde 15 kara saplı bıçak..
Kalbim
kanlı bir bayrak gibi çarpıyor,
ÇAR-PA-CAK!!

Nazım Hikmet


Tiglon 4 Eylül 2007 01:09

YALNIZIM..

senin için yalnız bıraktım kendimi.
neşterden bozma bir tahterevalli üzerindeyim de
kimseyle oynamak istemiyorum sanki
kimse yok karşımda
buna rağmen yerde karşımdaki oturak,
evet yerde! hem boş hem yerde!
havada olan benim havada asılı olan!
ben varsam bir ağırlığım da olmalıydı halbuki benim
yanlış mı?



eksik buluyor musun hiç göremediğin yerlerini?
buluyorum ben
“nasılsın” diyorlar mesela
“iyidir” diyorum “ne olsun,aynı”
sonra diyorum ki kendime
“ben istenmiyor olmakla ilgiliyim”


bi kaç bir şey var hiç unutmuyorum
bi kere karşılaştık ya hatırlıyor musun ne kadar güzeldi
eski sevgililer neden arkadaş olamasın tadındaydı gerçi ama güzeldi
sen çok güzeldin
geceydi,evine kadar yürüdük
yoruldun çok
hafif kızardı yanakların
azıcık alkollüydün
özlemiş gibiydin üstelik beni
çok konuşmadın
bi kaç bir şey anlattın ki önemsemiyordun anlattıklarını
ama gözlerin parlıyordu,anlatabiliyor olmayı sevmiş gibiydin
“nasılsın” dedin sonra birden
gerçekten “nasılsın” diyordun
“iyidir” dedim ben
“ne olsun,aynı” demedim
çok mutluydum çünkü
utanmasam ağlayacaktım


o kadar yakın mıydı senin evin çok çabuk varmadık mı?
çok mu hızlı yürüdük ki ben mi hızlı yürüttüm seni?
ve sen o apartmana ne zaman girdin de ne zaman söndü o ışık?
sonra ben dedim ki kendime
“ben istenmiyor olmakla ilgiliyim”
utanmadım ağladım


nasılsın …?mutlu musun?
büyüksün benden farkında mısın
havada olan benim havada asılı olan
artık debelenmiyorum ayna önünde iyi göründüğüm bi açı yakalayana kadar
kabullendim bile sayılır çirkinliğimi
temizlemiyorum odamı
heyecanla uyanmıyorum
“nasılsın” diyorlar mesela
“iyidir” diyorum
“ne olsun aynı”.


senin için yalnız bıraktım kendimi
fedakar aşık tadında değil yada aklanmaya çalışan yahuda tadında
öyle bıraktım işte elimde olmadan
hiçbir şey talep etmeden bıraktım
hatta bir ölü nasıl aklayamazsa kendisini
öyle



bi kaç bir şey var hiç unutmuyorum dedim ya
terminalleri de unutmuyorum
sen giderken daha soğuk olurdu terminaller
ağlardın bazen,ben ağlamazdım
bir mecburiyeti çoktan kabullenmiş hatta o mecburiyete alışmış gibi susardım.
güçlü biri gibi susardım ki
yemin ederim kimsenin yanında senin yanında hissettiğim kadar güçsüz hissetmezdim kendimi
(bilmiyorum güçsüz mü doğru kelime aciz mi)
bu her zaman böyleydi
en çok terminallerde böyleydi bu
kıskançlık krizi oldu sonra böyleydi bu dediğimin adı
yemin ederim olsun istemedim ben kendi kendine oldu
depresyon oldu sonra
oldu işte bir şeyler
neticede ben unutmuyorum terminalleri ki
ne zaman gitsem o terminallere(sadece gitmek zorunda olduğum zamanlarda gidiyorum)
çatlaklar görüyorum yerlerde
büyük bir hüzün görüyorum o çatlaklardan havaya karışan
neden kimse görmüyor bunu da bir ben görüyorum?


ve …,
bir mecburiyeti çoktan kabullenmiş hatta o mecburiyete alışmış gibi
yalnız bıraktım kendimi senin için
sıfır altı gün sıfır sekiz gece sustum önce
sonra “iyidir” dedim “ne olsun aynı”
ve bakıp aynada gittikçe çirkinleşen yüzüme
“ben” dedim “ben istenmiyor olmakla ilgiliyim”
ve …,
alıştım ben
alıştım...



hatta evrenin bütün yalnızlıklarını üstüme alındım


HayLaZ61 4 Eylül 2007 02:15

Aç Kapıyı Yalnızlık

Aç kapıyı yalnızlık, ben geldim
Hayır, ağlamadım, gözlerim yaşlı değil.
Cephedeydim, kurtaramadım yenilmekliği.
Gece yarısı, uyumuştur sokaklar çoktan
Bir sen varsın işte, bir de benim hayaletim...
Bakma öyle, al elimden valizlerimi
Bir şey yok içlerinde; balık kokusu sinmiş üç beş kazak,
Kırık bir ayna, bir kaç tel siyah saç...

Soğuk burası, yağmur kokuyor
Geceleri uyku tutmaz insanı burda
Bak, yıldızları görmem lazım benim dolunayda; çıldırırım
Yıkarım üstüne bu mahzeni, kaçamazsın...

Morarmış, çatlamış ellerim soğuktan görmüyor musun?
Varsa sıcak bir çorba getir bana, tuzlu
Yoksa uğraşma, aç değilim.
Saat yok duvarlarda, o kadar yalın yaşamak
Günışığı da yok, karanlık ruhun gibi yakın sana...

Yalnızlık kapat kapıyı!
Şuraya, şu soğuk taşların üzerine bir yatak ser bana.
Uyumak istiyorum,
Unutmak istiyorum,
Unutulmak istiyorum...

Bayram Atik


H€L€N 4 Eylül 2007 13:19

AMA YOKSUN
Neler yaşadım herkesin sımsıkı sarıldığı hayatta
Anlatmakla bitmez acılarım ve adını çok sonradan koyduğum sevdalarım
Neler öğrenmedim ki..
Genç yaşta yaşlanmayı,
en kuytularda bırakılmayı,
acılara çaresizliklere kafa tutmayı,
sevmeyi ve sevdiğim kadar sevilmeyi,
gülerken ağlamayı...
Bir de her şeye inat yıkılmamayı.
Çoğu defa kendi karanlığımda kaldım
ve kendimle defalarca hesaplaştım.
Gidişin hem beni hem de masum hayallerimi yıkmıştı.
Sensiz yaşamaya çalışıyor ama beceremiyordum.
Çünkü her hücreme işlemişti sevgin...
Biliyor musun sensiz kutluyorum doğum günlerimi.
Dostlar bir şeyler hediye ederken,
Bense en anlamlı hediyeyi bekliyorum senden..
Seni ve gelmeni !!!!!!
Ama yoksun.
Sensiz bu kaçıncı doğum günüm biliyor musun ??
Yüreğim de acılar taşıyorum,
Ve bir dalga gibi kıyılara vuruyorum..
Bunca isyanı yokluğunda çıkarıyorum..
Halen yaralarım kapanmadı,kanamakta..
Bilerek sarmıyorum,senin gelmeni ve senin sarmanı bekliyorum..
Belki bu bekleyiş hayata sımsıkı sarılmama mı sağlayacak,
Belki de sonum olacak..
İsmini ne zaman alsam dilime ve ne zaman baksam resimlerimize
Dalıyorum yaşanan o günlere
ve yüreğim dolup taşıyor hasretinle..
içtiğim sigarada ve çayımda sen varsın,hep senin izin var.
Bu yüzden daha çok seviyorum çayı ve sigarayı..
Sensiz ıslanıyorum nisan yağmurlarında,
Seni arıyorum bu kentin ıssız sokaklarında...
Ama yoksun!!!
Bir haber verseydin,
Kuş olur uçar,yağmur olur yağardım.
Ve gelirdim yanına..acılarımızı dindirir tekrar başlardık
en güzel aşklara ve en masum sevdalara...
Ama yoksun!!!


Mystic@L 5 Eylül 2007 05:28

Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı
Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü

Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde
Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu
Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa
Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın
Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını

Ahmet Telli


Pollyanna 5 Eylül 2007 06:00

Yalnızlık

Saat çok geç oldu, uyuyamadım
Döşek yılan oldu, yorgan bir akrep…
Çıktım dolaşmaya, çıktım sokağa
Yollar yılan oldu, evler bir akrep…

Uzaklaştım evden, deli gibiydim,
Fırtınada yağmur seli gibiydim,
Yosun tutmuş deniz dibi gibiydim,
Sular yılan oldu, toprak bir akrep.

Yalnız kalmak idi, niyetim buydu
Evde yalnız idim tutmadı uyku.
Ne bir gören oldu, ne biri duydu
Uyku yılan oldu, gece bir akrep.



NİNOMAK




Misafir 7 Eylül 2007 09:41

Yalnızlıkyanlızlık;
annesizlik babasızlık gibi.
açlık,parasızlık gibi.
koyar adama bazı bazı.
yarım sevdayla gelir,
ölümle gelir bilemezsin
kalırsın böyle bazı bazı.
ne evin huzur verir,
ne de çevren.
gözler alaycı gelir
yürekler sahte.
çırpındıkça batarsın,
elin göğsünde anlamaz kimse...!
Cihat Aydın


H€L€N 7 Eylül 2007 12:35

http://img.blogcu.com/uploads/hobisiir_rosefil.gif

Aşık Kendi Kanını
Helal kıldı ma'şuka aşık kendi kanını
Ma'şuk nakşından okur aşk eri Kur'anını

Yardan ayrı olunca asılıp ölmek yeğdir
Aşık kendi bırakır boynuna urganını

Gitmez aşık gözünden hergiz ma'şuk hayali
Nitekim zilha verir Yusuf'un nişanını

Dirlik budur aşıka ma'şuk yolunda öle
Sorarlar ise aydam aşıkın burhanını

Belkıys ile Süleyman aşka düştü bir zaman
İsteyip bulmadılar bu derdin dermanını

Gökteki Harut Marut aşk için indi yere
Zühre yüzün görecek unuttu Rahman'ını

Güzaf görmen siz aşkı kime oğradı ise
Sultanı iltir baştan yitirir hanmanını

Ferhat bu aşk yolunda başın külünge tuttu
Hüsrev Şirin derdinden dosta verdi canını

Leyli'yle Mecnun işi acebdür ( ür ) bu halka
Abdürrezzak terk etti aşk için imanını

Zemane vefaları cefa gelir yunüs'a
Bir doğru yer bulucak fidi kılar canını
Yunus Emre


Misafir 7 Eylül 2007 13:28

YalnızlıkYalnızlığımı büyütür kalabalık
Gökdelen'in gölgesine siner
Karanfıl Sokak kalınlaşır
yoksul kadın çocuklarıyla
çöplerin üzerine konar
gözleri cam kırıkları
sevgilim gelir yalnızlığım büyür
çocukken gökkuşağına düştüğüm
gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle.

Kimin öznesiydi mevsimler
işkence öyküleri kimindi
ayrılığın sesi miydi adımlarım
suyu bekleyen uçurum mu
kanatlandım yalnızlığımla son mevsime
içimde bir kedi yavrusu.
A. Kadir Bilgin


Sedef 21 7 Eylül 2007 17:59

Yalnız Gazel

yollara gazel diye bir aşk gizledim yalnız
her kozada sır gibi seni düşledim yalnız

ben senin dağlarında şarkı söylemedim hiç
toprağında süründüm, aşkı diledim yalnız

göğe bir şey dokundu döndü yağmura yüzüm
dokundukça saçıma bir can bekledim yalnız

yalnızlık kollarımda büyüyen bir sarmaşık
bu şulesiz yangında bir ben özledim yalnız

sana ne çok benziyor üşümüş her tomurcuk
kapında bir bekleyiş oldum izledim yalnız

sağnakta şemsiyesi yoktur hiçbir şairin
bir aşığa özendim şiir söyledim yalnız

bana bir düğün getir gözyaşlarından başka
sevdan ağır suç ise ben aşk istedim yalnız...

Mehmet Şamil Baş


H€L€N 7 Eylül 2007 18:43

Yalnızlığı Öğrendin

umutsuz bir gece ve yine kalbin bomboş
düşünülmediğini hissetmek yalnızlığını alevlendiriyor
hayat daha fazla tutunmak için çaban kalmadı
biçare gecelere sığındın
anlatacak kimsen olmadığında
geceler koştu yardıma
güneşi kovdun odamdan
aciz yıldızların ucuz yansımaları
zifiri karanlığa karıştı
sen yalnızlığını saklamadın sahte gülüşlerin ardına
yüzünden okundu ağır sözlerin
hayatı tanıyamadın, anlayamadın
nasıl yaşanır öğrenemedin bi türlü
tıpkı onun da seni sevmediği gibi
sen de onu hiç sevemedin
karşılıklı diye düşündün
ne zaman ki hayat karşına
seni anlayan birini çıkardı
güneşin doğuşundan mutluluğu öğrendin
yaşamayı o gün sevdin
gözlerinin içi güldü
o gün herkese selam verdin
kısaydı ama,
fazla uzatmadı hayat, oyununu
ucundan gösterdi mutluluğu
şekeri elinden alınmış masum bir çocuk gibi kalakaldın
mutluluğun ardından ağlamayı öğrendin
yine gecelere açtın kollarını
serin, karanlık sonbahar gecelerine
ısıtmadı geceler
ama güneş gibi, hayat gibi kandırmadı
sıcacık olduğuna inandırmadı
her zaman olduğu gibi soğğuk ve siyahtı

ışık sahteydi
bir gün sönüp giderdi
gecelere açtın kollarını
dürüst, karanlık sonbahar gecelerine
gece ışık tutmadı yalnızlığa giden yola
karanlıkta yolunu kendi hislerinle buldun
mutluluğun ardından ağlamayı öğrendin
bulamasan da mutluluğu
duygulara dokunmayı öğrendin
aşkı hissettin sümük gibi cıvık ve yapışkan


Mystic@L 7 Eylül 2007 22:22

Otursak bir yerde şöyle yan yana,
Koyu bir sohbete dalsak can cana,
Doldursa sâkiler biz kana kana,
İçelim seninle desem, var mısın?

Farkına vardın mı? Bu iş uzadı,
Düşünmeden vur bıçağa masadı,
Bizdik sevgi eken, şimdi hasadı,
Biçelim seninle desem, var mısın ?

Dediğin Olsun - Kıvılcım Yayınları 2000

Mümtaz Beğen


H€L€N 7 Eylül 2007 23:05

http://img524.imageshack.us/img524/9867/12bq6.png
sustum!
sustu benimle sarı sabır, sustu hasret,
sustu hayat
sustu zaman
acılar konuşuyor yalnız
acılarım konuşuyor
kimse duymuyor...
duymuyor...
duymuyor...
artık duy sesimi...
http://www.radyolazmix.com/images/Tango-Future/smilies/016.gif


Tiglon 7 Eylül 2007 23:20

Adı Yalnızlık
Gölgen gibidir yalnızlık
Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk.
Sarılırsın ararsın tutamazsın
yoktur çaresi.
Adı Yalnızlık
Yazılmıştır bir kere
Yiğit olsan da büker bileği,
Cesur olsan da sızlatır yüreği.
İçindedir sevgi, insanın tek dileği
Ateşten gömlek misali
SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ…

Murat İnce


HayLaZ61 8 Eylül 2007 08:13

Yalnızlığıma Dair
Her ah'la yırtıldı hayat defterim,
Tebessüm gönlümde varılmaz nokta
siyah ufuklarda yaşar kederim.
yüreğimi buldum, sonsuz bir yokta...

Sandım ki bu yokluk beni yakacak,
kavrulan her yanım, küle dönerken,
geriye sadece adım kalacak,
inanmış bir nesil beni gömerken...

Bu bir perinin yalnızlığı değil,
ya da, köşebaşlarında kalanların
bu benim yalnızlığım ki sersefil,
peşinden gidiyorum yalanların

ne beyazım kaldı ne de siyahım,
bir renk cümbüşü çöktü gökyüzüme
karanlık içinde, gelmez sabahım,
hep yalnızlığım doluyor gözüme...

ve sonunda biter satır arası,
kavgalarım,kalemim düşer yere.
öldüğüm an kalmaz gönül yarası,
bulunmaz derde ne merhem, ne çare...


Kenan Yördan


Tiglon 8 Eylül 2007 08:43

Vurun Yalnızlığa

Yalnızlık öldürdü beni
Işığını gözlerimin önce
Yüreğimin sevincini
Yalnızlık aşkımı hevesimi
Gücümü kuvvetimi

Gözgöze geldiğim
Bütün karanlık pencerelerde
Yalnızlığın gözleri
Sokağa çıkan
Eve dönen
Yıllardır yalnızlıktı benimle

Her kış gecesi saat yedide
Yalnızlıktı esen
Konak önünde
Yalnızlıktı oturmuş meyhanede
Bekleyen beni

Gülmek istemiyorsam
Konuşmak istemiyorsam
Sevişmek istemiyorsam
Yalnızlık sebebi

Kımıldasam
Değiştirsem yerimi
İtsem elimin tersiyle
Gider gene gelirdi

Bir gün girerseniz odama
Cansız uzanmış bulursanız beni
Bakın başucuma
Bakın dört duvara
Yalnızlık orda
Sizinle nefes nefese
Sizinle burun buruna
Uzanmış yanıbaşımda yatağa
Geçmiş masama
Saymayın güldüklerimi
Saymayın sevdiklerimi
Bilin doymadım ben
Ne aşka ne dostluğa
Vurun yalnızlığa


NECATİ CUMALI


Misafir 8 Eylül 2007 21:55

YalnızlıkBüründün gecenin karanlığına
Sensizliğin sensiz ve derin
Acısında kayboluyorum
Gözümün önünde parlayan gözlerin
Ve aklımda yine bir tek sen
Unutuyorum tüm dünyayı
Dünyayla insanları
İnsanlarla doğayı
yani,yani yaşamayı
Yaşamak sendin çünkü
Solunan her nefes,içilen herdamla suydun
Sevmek sendin
Bir gülüşün bedelini
Binbir gözyaşıyla ödetsende
Herşeydin,herşeyin içindeydin
Ve yine sensizliğin sonsuz acısında
Kayboluyorum bu gece
Hiç bir şeyin farkında olmadan
Tüm dünyadan elimi ayağımı çekmişim
Ve yanlızım....tek başımayım
Etrafımda milyonlarca insan
Olmasına rağmen yanlızım
ÇÜNKÜ SENSİZİM..
Yasin Mercan



Saat: 10:24

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık