![]() |
Taş Duvarlara Sor Bilmezler aşkımızı kime sorsan Sevdamızı herkesten gizledim. Kapanmıyor gönlümdeki yaran Kavuşmak için hep seni diledim. Sana olur olmaz şiirler yazdım Eğer dinlersen okurum onları. Birlikte geçen günleri ararım İstemem sensiz geçen yarınları. KOÇ'um seni sensiz yaşıyorsa Hayalimde düşümde kalbimdesin. Taş duvarlara sor anlamadınsa Yanıp da kül olan ateşimdesin. Kamil Koç |
GİTME DESEN DE GİDECEĞİM Ful çiçeği kokuyor şimdi yıllar Egzotik meyve tadına dönüşen şiirler Kahverengi tonların cıvıltısına bürünen hazanlar Meyvelere duran acılar hüzünler. Yağmurların diliyle konuşan umutsuz yarınlar Yabani nergizleri derlerken orkideleri öldüren eller Şevkat verenin şevkat hakkı için söyleyin unutuldu mu? O tatlı esintili baharlar yazlar unutuldu mu söyleyin. Bereketli toprakların sevecen evlatları Söyleyin o gül yüzlüm nerelerde Gitme demesin gitme dese de gideceğim Çıkmazlara sürüklenen hayaller düşler. Yüreğini üşütecek güz rüzgarları Büyürken azalan tutkularını sevdalarını silecek Gün geçtikçe ayağa düşen zavallı sevdalarını Dönüp bakmaz asil yürekler ardına bilesin. Bir tebessümünle mavileşen denizler Kaş çatışınla köpüren iç dalgalar Ömrü süsleyen güzel sözlerin Bin ölüm getiren susuşların. Şimdi/suskulardasın Etme sakın sadakat yeminlerini Gitme kal deme Kiminle olursan ol yalnızlığa mahkumsun. Sen beni Ben aşkı öldürdüm Neye yarar artık Gitmek/kalmak Ölen bizdik sevdiceğim biz Biz öldük ebediyete kadar/Biz öldük. Necmiye Sarpkaya |
Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı aksam güneşi... Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi İnsan hergün anımsarmı aynı gözleri SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesden başkaydı işte... Güldüğü zaman yukarıya bakardı; Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı... Ne güzeldiler sen bilmiyordun... BEN SENİ SEVİYORDUM... Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu Geri dönüyordu, çoğalıyordu Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteliyişim oluyordun Kalp ağrısı oluyordun, Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun, Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk, Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kızmızıydı bütün karanfiller... Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun... Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra Yagmurlar yağdı serin haziran aksamlarına Derken bir gün uzaktan gördüm seni... Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı Kalbimi acıttı her zaman ki gibi... Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi... giDiyOruM arTık... Yürüdüm yüreğimin yollarına sererek hıçkırıklarımı yağmur yağmur tomurcuklara yağdı gözyaşlarım en içli sevdalarla beslerken yüreğimi duygularımı aşkın denizine düşürdüm acılar ki zemheri kadar karlı, bir yol gibi uzun kimseler görmesin diye gözlerimde sel sel taşan yalnızlığı kimseler duymasın diye sesimi ışık sızmayan bir bodrumun karanlığına gömdüm ve bir gün öldüm kirletilmiş gökyüzüne savurarak hayallerimi yükleyip cesedimi yüreğimin ağrılarına kayboldum korkunç uğultusunda rüzgarların acının sevinçle kucaklaşacağı zamanlara saklamak için gözyaşlarımı bir yıldızın karanlığa gözkırpacağı gecelere bırakıyorum yaralarımı dertlerimi denizlere salıyorum ki gemiler alıp gitsin uzak kıyılara Ey hayat, kırgınım hüznüm yırtık gömlek gibi durur her gece sırtımda kırılgan bakışlarımda hüzün sızıyor aynalara ne kimselere anlatacak bir öyküm var mutlulukla başlayan ne de bir sevinç, gözlerimde bahar yeşili umutlar taşıyan şimdi mutsuzum, avuntusuz ve suskun şiirlerimi yitirdim dudağında aşkın ey gecelerinde kahrolduğum hayat sokaklarında sırılsıklam ıslandığım şehir artık bu yerlere sığamıyorum gökyüzünde sürü sürü turnalar göçüyor sılama turnalar gidiyor ben kalıyorum uyku tutmuyor geceleri yitik düşlerimin gölgesine sığınıyorum gölgeler gidiyor ben kalıyorum bil ki göçmen hiç bir kuş uçamaz kanatları kırıksa hasretim ince bir yoldur yangınlara kırıldı kendime saklaya saklaya içimdeki gül tut ellerimden alıp beni sevinçlere götür ne olur vefasız dünyanın ihaneti bitirir beni ardına saklanacak bir gölgemde yok sevinçler dağıtırken acılar toplayan bir çardak kuşuyum şimdi şimdi ömrüm, saçlarım kadar karlı ve puslu hüzünlü bir ırmaktır şimdi yanaklarımda yüreğime akan bil ki artık hiç bir şey avutmuyor beni şefkatine sığındığım sıcak bir kucak bile ezilmiş gelinciklerin çığlığında kaldı sesim kırların ürperişi gibi dökülüyor sözcükler dudağımda hıçkırıklar boğazıma tıkanır her defasında içimde binlerce şiir yanar kimseler aldırmıyor sevdamıza duygular mı köreldi? yoksa biz mi yetimiz artık acının ve aşkın kesiştiği yerde yaralı kaldık tutup kime anlatsak acıyan yanlarımızı yaralarımız ağıt olur uçar gökyüzünün boşluğuna yüreğimin içini sevgi ile doldurup yakmak geçiyor içimden ve sabahın seher yellerine savurmak küllerini kurtulmak için prangalardan gidiyorum işte gözlerimde sadece iki yetimlik ah gidiyorum yolculuklara hüzün rengi veren şiirlerle kan rengi şarkılar bırakıyorum kalanlara ve gölgemi bile almadan yanıma... |
Bir şiirin güzelliğine büründürsem seni, notalar taksam sesine Salındırsam bahar akşamlarında gün batarken, bir kitapta seni yazsam, Dua diye okusam seni günaha girsem, tövbe etsem yeniden günah diye İşlemek için seni, bin kere tövbe etsem, bin kere tövbemi bozsam İşte güzelliğini sevdiğim yerindeyim hayatın Kendimleyim Başıma buyruk Yüreğime egemen Aklımdan uzakta bir yalnızlık akşamında İyiler uykuya çekilmiş Kötüler müteyakkız ve işbaşında Sıradan bir karanlık kucağını açmış bekliyor Hiçbirşeye aldırmadan yürüyorum Kendimleyim Başıma buyruk Yüreğime egemen Başladığı gibi sürmüyor yaşam Bir yağmur başlıyor beklemediğim İçim ıslanıyor Notalar kayboluyor Kitaplar yakılıyor seni yazdığım Günahlarımı af ediyorlar, Günahsız ve heyecansız çırılçıplak kalıyorum Utanıyorum Bir ana kuzusu nöbet tutuyor sınırda Kurşun belki yoldadır onu bulacak Kaç şafak sayacaktı ve kaç sabah olacaktı Koynunda yavuklu mektubu Genç bir polis kulübede nöbet tutuyor Ankara soğuğunda titriyor Kat kat göbekli biri apartmanda rahat uyuyor Kurşun gelip o polisi buluyor Utanıyorum Aklım başımda olsa isyan edeceğim Kalabalık olsam yürüyeceğim Kendimleyim Başıma buyruk Gadamı da aldılar üstelik Bu kadar ölümün ortasında Kokudan kusacağım Yediğiniz ekmeğin haram geldiği oluyor mu, yaşamaktan utandığınız, ya da çaresizliğinize kızdığınız şiddetle ve galiz küfürler savurarak taa yedi sülalesinden başlayıp bugünlere geldiğiniz, sevgiyle başladığınız bir yolu nefretle bitirdiğiniz, en kötüsü hiçbirşeye ve hiçkimseye inanmadığınız İşte sevmeye başladığım yerindeyim hayatın Kendimleyim Başıma buyruk Yapayalnız Beni de kaybetmeye hazır mısınız. Oğuzkan Bölükbaşı |
dönmek ! mümkün mü artık dönmek ? onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek... dönmek ! mümkün mü artık dönmek ? onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek... neresi sıla bize ?... neresi gurbet ? ...al bizi koynuna ipek yolları üstümüzden geçiyor gök kuşağı, sevdalı bulutlar uçan halılar uzak degil dünyanın kapıları... neresi sıla bize neresi gurbet yollar bize memleket... gitmek mümkün mü artık gitmek... onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek, ... gitmek mümkün mü artık gitmek onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek ? neresi sıla bize neresi gurbet... takılı akşamlar gün batımları... çocuk gibi aglar yaz sarhoşları... olmamış yaşamlar, eksik yarınlar... hatırlatır herşey eski aşkları...neresi sıla bize neresi gurbet yollar bize memleket..." .... |
Gittiğimde kalır aklım dönmekte, Kaldığımda keşkeler hep içimde keşke gitseydim diye... |
Gidersen… Bir gün gidersen sen de Ağlarım. Nefessiz kalırım. Uzun uzun Uzaklara dalar Gözlerim. Bir gün gidersen sen de Bir bebeğin pembe patiğinde, Dua ile beddua arasında bir yerlerde, İhanetle bitmiş ilişkilerin kekreliğinde Siyah t-shitlerin üzerindeki beyaz yazılarda Ararım seni. Sen de Artıkların kaldığı yeşilsiz piknik alanlarında, Çözülmüş test kitaplarının yanlış sorularında, 3. kez okuduğun romanın 123. sayfasındaki yırtık ayraçta Ara beni. Bir gün gidersen sen de Denizler dalgasız, Gemiler limansız kalır, Annesizliğimi hatırlatır. Yalnızlığımı alnıma yapıştırır, Gecelerin uzunluğu anlaşılır. Eğer… Eğer, bir gün gidersen sen de Annem gibi… Yine, “Gitme!” derim. “Gitme!…” |
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10187.jpg Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden Bebekler hayta hayta yürümeden Geleceğim diyorum, geleceğim sana Ne olur kesin bir takvim sorma bana Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif Beklesen de olur, beklemesen de Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde Hangi ses yürekten çağırırsa beni sana Geleceğim diyorum, takvim sorma bana Ihlamur çiçek açtığı zaman. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine değdi Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi? Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden Gemileri yaksalar da geleceğim sana Oniki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana Ihlamur çiçek açtığı zaman. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız Ey benim alfabemdeki kadim Elif Ne güzellik, ne de tat var baharsız Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif Ihlamurlar çiçek açtığı zaman; Ben, güneş gibi gireceğim her dar kapıdan Kimseye uğramam ben, sana uğramadan Kavlime sadıkım, sadıkım sana Takvim sorup hudut çizdirme bana Ben, sana çiçeklerle geleceğim Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Bahattin KARAKOÇ http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalpler.gif |
|
Kaldırım çocuğu yüreğim Kaldırım çocuğu yüreğim Nereye baksa yok olacak Nereye dokunsa taş kesecekmiş Gibi Ağlamak istiyor gözlerim Ve ağlatmak ölesiye... Kaçmak istiyorum Kaçmak Nereye gidecegini bilmeden Kaçıp gitmek Terketmek istiyorum bu şehri Ve Terkedince ölmek http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifÜ.Y.O. |
| Saat: 16:59 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık