![]() |
YALNIZLIĞA DAİR Can yoldaşın olmazsa olmasın Yalnızım diye hayıflanmayasın, Eğilmiş üstüne gökyüzü masmavi Bir anne şefkatine müsavi. Üç adım ötede deniz Dosttur, ne öfkesi ne durgunluğu sebepsiz. Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara Ağaç yaprak verir, sır vermez rüzgara Ve kış yaz, Dalda kuş eksik olmaz Dağ başında duman. Yalnızlık nedir göreceksin olduğun zaman...... Cahit Sıtkı Tarancı |
Yalnız Yalnızlığın kadarsın Yalnızlığın mis kokmalı Yalnızlık dediğin büyük bir zindan Dünyanın en kalabalık zindanı Dinden imandan çıkarır Ama öyle bir adam ederki insanı. Bedri Rahmi Eyüboğlu |
Yalnızlığıma Ey benim ömre bedel yalnızlığım; Nice baharlar,kışlar geçti de, Nice kuşlar uçup göçtü de, Nice ümitler,hayaller öldü de, Bir sen kaldın terketmeyen Şu kuş uçmaz,kervan geçmez yüreği... Ey ayrılmaz parçam; En ışıksız,en koyu karanlıklarda, Gölgem bile burakıp giderken, Elini tutarak,yolumu bulmaya çalıştığım, Yine sen oldun Bak,yine herkes gitti... Kuşları sustu,çiçekleri soldu gönül bahçemizin.. Gece küstü,gün küstü, Gülüşler,sevişler küstü.. Bu suskun yürek zaten cümlesine küs.... Gel ey iflah olmaz yalnızlığım.... Yıldızlar,güneş,ay, Göğün mavisi kalsın da yerinde, Biz gökyüzünün siyahını sarınıp da üstümüze, Sokulup birbirimize, Bir geceyi daha paylaşalım.... Şerefine yalnızlığım.... şerefine..... Figen Mete |
Ellerin yurdunda çiçek açarken Bizim ile kar geliyor kardeşim. Bu hududu kimler çizmiş gönlüme? Dar geliyor, dar geliyor gardaşım. Güzel olmuş sıra sıra söğütler, Dağ ardında unutulmuş şehitler. Hürriyete seymen giden yiğitler, İki gidip bir geliyor gardaşım. Üç aylık bebekler tutldu taşa, Düşmanlar geriden eyler temaşa. Yaratan böylesin vermesin başa, Zor geliyor, zor geliyor gardaşım. Abdurrahim Karakoç |
Yalnızlık Yalnızlık, yalnızlık Bari sen elimden tut Geceyarısı aynalarda Suçlu ve ezik Gözlerim kan çanağı Cinnete dönüşen bir dinginlik Duruyorum karşında Şarap taşlaşıyor Midemde ve beynimde Mavi mavi tüten sigara Giderek mora çalıyor Yalnızlık, yalnızlık Bari sen elimden tut Suflör kullanma Dost seslerini dudağınla ısıtıp Gece hep aynı gece Karbon kağıdıyla çoğaltılmış Gibi kara ve soğuk Ellerim beynime alkol serpiyor boyuna Niye böyle, neden Sormuyorum artık Yalnızlık, yalnızlık Bir kez olsun kuğuların türküsünü Tersinden söyleyeyim Ölümse ölüm Yaşamsa yaşam Ayna hep ayna ayna... Ahmet Erhan |
Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili Telasli karanlikta yumusak yarasalar Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte Yansimalar tutmus butun sahili Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil Cunku ayriliklar da sevdaya dahil Cunku ayrilanlar hala sevgili Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik Hava agir toprak agir yaprak agir Su tozlari yagiyor ustumuze Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani Karanlik coktu denize Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek ASKIMIZ Atilla İlhan |
Adı Yalnızlık Gölgen gibidir yalnızlıkGecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk.Sarılırsın ararsın tutamazsınyoktur çaresi.Adı YalnızlıkYazılmıştır birkereYiğit olsan da büker bileği,Cesur olsan da sızlatır yüreği.İçindedir sevgi, insanın tek dileğiAteşten gömlek misaliSEVGİ... SEVGİ... SEVGİ… Murat İnce |
|
YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Yalnızlık, yaşamda bir an, Hep yeniden başlayan.. Dışından anlaşılmaz. Ya da kocaman bir yalan, Kovdukça kovalayan.. Paylaşılmaz. Bir düşün'de beni sana ayıran Yalnızlık paylaşılmaz özdemir asaf |
Masaldaki YalnızlıkBen yalnızlığı Gökte uçar gördüm. Ben yalnızlığı Garip naçar gördüm. Ben yalnızlığı Gelip geçer gördüm. Cahit Külebi |
Öylesine Gecelerden Birindeyim İşte! ..... Öylesine gecelerden……………….. Öylesine gecelerden birindeyim işte! ...Naturel klasik dinleyerek yatağımda,yorganın sarmadığı yalnızlıkla Kah düşünüp kah söyleştiğim yastığımla baş başa. Ben’i bana yansıtan aynanın karşısında opium la tütsülenerek…Naturel classic dinliyorum dedim ya..gecenin bu saatinde daha doğrusu yeni bir günün yalnızlıkla döllendiği saatte. Dışarıda coşkulu bir yağmur…öfkeyle homurdanan gök yüzüne karşın,içerde kuş cıvıltıları ve inleyen flütte “ seni, sesini” arıyorum. Tavandan sarkan ampul gerçeğe kör edercesine kamaştırıyor gözlerimi, güneşim olup. Kamaştırıyor… Güçlükle seçiyorum aynada Ben’i. Bir yarım bende, bir yarım sende olan Ben’i Tütsüden yükselen dumanlar dans ederken için için yanıp küllenen başı boynunu büküyor.Daha fazla direnmeden dökülüyor…küllerin boyun eğip dökülüşü aşka getiriyor közünü, yeni küllere gebe bırakıp. Flüt susup, piyano başlıyor.Her tuş tınısında, her kuş cıvıltısında içimin kelebekleri uçuşuyor meydan okurcasına sinsi sinsi gülümseyen yalnızlığa “Hadi..hadi nerdeysen çık! ”dercesine Hadi nerdeysen çık! ... Çık dercesine, yakama yapışan yalnızlığa. Yatağın içinde yorganın sarmadığı yalnızlıkla odamdayım. Uzak, İçinde ulu ağaçların boy verdiği bir ormanda. Yapayalnız,...kendimleyim, Ben’leyim. Yürüyorum… yürüyorum…. sonunda sen olan yolu.Yürüyorum. Yol vermez gibi görünen ağaçların arasında göğe uzanan başlarından sonsuz maviyi arıyor gözlerim. Fısıldaşan yaprakları duymak istercesine, pür dikkat kulaklarım.Duyduğumu sanıyorum, suskunluğunla öfkeni yüzüme nasıl haykırdığını…haykırışların da bile sevginin, aşkının saklanamaz olduğunu Yoksa… Yoksa yanılıyor muyum? Yürüyorum ayrımına gelene dek, mutsuzlukla-mutluluğun Acıyla-sevincin kesiştiği kavşağa…nedense yollar karışıyor birden Dallardan kuşlar havalanıyor, ötüşlerinin yerini kanat seslerine bırakarak. Mavi gitgide koyulaşıyor. Özgürlüğe kanat çırpan kuşların gölgeleriyle, koyulaşıyor mavi. Karanlık kaplıyor her yeri. Korkuyorum. Büyüyor adımlarım. Sana gelmek istiyorum. Bir umut vardı, her gün sarıldığım sığındığım düşlerimin arasında. Bir umut! Yüreğimde yüreğini duyumsatan, en giz yerinde yüreğimin. Sevginle günbegün büyüyen, aydınlanan, her gece söyleştiğim yıldızın- yıldızım vardı. Karanlıkta bile gülümseyen….. Aşk’ın vardı…Tüm kapıları açmıştın bana sevgiden yana. Oysa, Oysa… benim kanayan yaralarım vardı, daha henüz kabuk bağlamayan.İçime gömdüğüm acılarım… Bir volkan gibi nasıl, ne zaman patlamaya hazır olduğunu bilmediğim…içimden atamadığım acılarım vardı. Artık “gel” demeyeceksin. Küskün yüreğin. Ellerin tutmak istemeyecek ellerimi. ya gözlerin? ...yollara bakmayacak uzun uzun. Konuştuğun duvarlar sağır ve dilsiz olmuşlar. Odandaki ışık kör…ayna küskün. Uykuya dalarken sarıldığın yastık neden yerde? …Ve,neden geceleri adıma verdiğin yıldıza…gündüzleri gülümsememe benzettiğin güneşe kapalı perden. Neden? Neden kapalı perden? Neden….neden kapalı perden? Tüm yolları tüm kapıları kapatmışsın. Görünmez duvarlar örmüş, aşılmaz setler çekmişsin aramıza. İstesem de ulaşamıyorum sana. Seninle tamamladığım tümcelerde sözcükler eksik kaldı. Anlamları yok artık. Şimdi dışarıdaki fırtına yüreğimde kopuyor.Coşkuyla yağan yağmur penceremi dövüyor ısrarlı damlalarıyla. Perdeyi aralıyorum…perdeyi aralıyorsun. Karanlık. Yıldızını arıyorum yıldızsız gecede. Sense başka yıldızlar yerleştirmişsin göğüne. Başımı cama dayıyorum,başını dayıyorsun cama.Göz gözeyiz ama görmüyorsun. Oysa sana ne kadar yakınım bir bilsen. Oysa seni ne kadar seviyorum, ne kadar sen doluyum bir bilsen… Cama yapışan yağmur damlalarını birlikte sayıyoruz aslında.Buğulanan cama adını yazıyorum. Sonra Seni seviyorum… Seni seviyorum… Seni seviyorum… Seni seviyorum yazıyorum. Bilmiyorsun. Başım düşüyor omzuma, ağlıyorum. Başın başka omuzlarda AĞLIYORSUN…. Leyla Işık |
Ahşap bir yalnızlıktı Okyanusun kalbine iz düşülen En unutulmuş su birikintisi bile Ayna olmuştu özlemine Yıpranmamış bir ipekle sarılmayı bekleyen Onca insafsız denizin kulağına Bekleyişini fısıldamıştın Kimbilir kaç sahipsiz yürek ağrısını Kaç imkansız hayatı kattın ona... Bitmedi der gibiydin,bitmedi Bu derinliğine sevgili olabilmek için Kalbine kazıdın onca yitik anı... Şimdi yalnızlığını üşütüyor, Beklenmedik sevinçler,serseri tesadüfler. Okyanusa bir deniz feneri daha katılıyor Düşlerinden. Sis kalkarsa bunu herkes anlayacak Sınırın hep öteki yakasındaydın sen. Hiç avcı olmadın,hiç elin kana bulanmadı. Derinliğine kimse sevgili olamadı.... |
Bekleyen Hangi yalnızlıktır iten seni bu sığ sulara Hangi şekilsiz gerçek bağlayan ellerini Kattığın bir acı gülüştür düştüğün korkulara Kim baksa gözlerine görür beklediğini .......... .......... Ümit Yaşar Oğuzcan |
Yalnızlıkyanlızlık; annesizlik babasızlık gibi. açlık,parasızlık gibi. koyar adama bazı bazı. yarım sevdayla gelir, ölümle gelir bilemezsin kalırsın böyle bazı bazı. ne evin huzur verir, ne de çevren. gözler alaycı gelir yürekler sahte. çırpındıkça batarsın, elin göğsünde anlamaz kimse...! Cihat Aydın |
Bitmeyen Yalnızlık yine herzamankinden farksız birgün, dışarıda güneş we hareket içerde bir genç we yorgunluk bir de YALNIZLIK. we televizyonda reklamlar yukarı katta tıkırtılar aşağı katta sessizlik uzaklarda ölüm,yakınlarda yine ölüm bir yerlerde unutulanlar,bir yerlerde ise unutanlar bilinmeyenlerde bir genç kız we bir genç kız daha... uçurumun kenarında düşmek için hazırlananlar uçurumun sonunda ölüm çığlığı! arkada sonsuz gözyaşları, uzun bir sessizlik, anılarıyla başbaşa bir genç kız Ve BİTMEYEN YALNIZLIK!!!!!......... |
Yalnızlığa Çağrı Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum .......... .......... Ümit Yaşar Oğuzcan |
YalnızlıkGece yarısı ayrıldı ellerin ellerimden Hüzünler aralandı aktı yaşlar gözlerimden nerde şimdi yaşanan sevgiler terkedip gittiler bizi birer birer yok artık eski aşkın heyecanı şimdi yanımda belirdi yalnızlık ah yalnızlık Cemil Zateroğlu |
Ne Demek Biz şimdi yok mu olduk ya öyle mi Bu film bizim için oynamıyor demek Şarkılar şiirler falan hepsi yalan mi artık Bu çalgılar bizim için değil öyle mi Siz simdi yoksunuz ne demek Olduk mu yani söyleyin açıkçası Artık hiç sevmeyecek miyiz Bizi kim koydu aptal yerine Olduk mu yani söyleyin boğuntuya mi geldik .......... .......... Ümit Yaşar Oğuzcan |
Bu gün içim karanlık;yalnızlık var bende...Belki yağmurdan.belki de ramazanın gelmesiyle içimi hüzün sardı.Dört duvar odanın içinde günün yorgunluğunu atmaya çalışırken hadi dedim yaz yalnızlığını paylaş;paylaş ki sıkıntın...Yoksa durduramadığın bir dağdaki volkan olma... Yalnızlık kimine göre basen iyi,bende sewerim yalnızlığımı...Dedim ya bu gün coştu içimin kuyutlarında sakladığım yalnızlığım...Aslında bazen aynayla konuştuğum our ordaki beni görünce sanki yalnızlık unutulur ve onunla konuşurum ve bazen korkarım bana söyleyeceklerinden kaçarım... |
Tam kenarındayım hayatın... Bir adım sonrası sonsuzluk... Nerede başlar nerede biter bu yalnızlık bilemiyorum İşte geldik gidiyoruz derler de Ne bıraktık kendimizden geriye? Az sonra bir kondüktör Nerede duracağımızı söyleyecek sanki Hangi vagonun kompartımanında Kaçıncı sınıf bir yolcu biletine sahibiz? İşte bu geceki düşüncelerimden klavyenin tuşlarına düşenler bunlar Yosun Gözlüm. Ölüm ve yaşam arası bir yerlerde dur durak bilmeden geziniyorum. Hani derler ya Kırılma Noktası diye... O noktayı çoktan geçtim ben ve şimdi bilmem kaç devir çalışan eski bir motor gibiyim. Hani o ha dağıldı ha dağılacak dediğimiz cinsten. Tüm civataların eskidiği, bir türlü düzen tutturulamayan... Gecenin geç, sabahın erken saatlerinde yine sabahın karşıladığı değil de sabahı karşılayan olmanın sıkıntısı içinde ışıkları söndürülmüş odamın yavaş yavaş aydınlanmasını izledim. Üşüyordum... Dibi görünmeyen kör bir kuyuya düşer gibi tutunacak bir şeyler ararken, senden kalan tek şeye sarıldım sımsıkı. Kokun hala üzerinde duruyordu. Hani giderken bana bırakmıştın ya kokunu, sıcaklığını. Bakıştık önce kilitlenmişcesine ve sarılıp birbirimize hıçkırdık. O, vakitsiz inen yağmurlarla şaşkın, ıslandı... Sonra sen gibi sarılıp, ciğerlerim patlayacakmış gibi koklayıp öptüm. Sahi seni ben gibi koklayarak öpen oldu mu hiç... Ya bakışları alaz alaz, uzansan yüreğini avuçlarına alacağını hissettiğin, aşkımmm diyen bir yâr? Olmaz canımmm... olamaz... Çünkü, çünkü, çünkü... Ben senden yansıyandım! ! ! Eylül GÖKDEMİR... |
Kolay Değil Yalnızlık hiç kolay değil yalnızlık ve kolay değil sevmek hatırlamıyorum sevgiyi ama sevmek istiyorum çaresizce hep güzel gelir sevmek ve güzel değil sevilmemek bilseydim sevgiyi! belki hiç sevmezdim yaşam bukadar zor değil ve zor değil ölüm bıkmasaydım hayattan belki şuan yaşardım gülmek bukadar zor değil ve zor değil ağlamak ne kadar da zor olsa sevmek bukadar adil değil ve anlaşılır değil sevgi kaybettim mutluluğu! zaten hiç yaşamamıştım bu kadar zormu bunlar ya da gerekli mi belki hiç yaşamamalıydım hayatı bu denli mutsuz. Ahmet Balçıklı |
ADIM YALNIZLIK BENİM Önce seni Sonra kendimi Bugün de kimliğimi kaybettim Hükümsüzdür Bulanlar Boşuna yorulup getirmesin yazık Çünkü Ahmet'i türkülere Selçuk'u şarkılara İlkan'ı şiirlere gömdüm artık Bundan böyle "Adım yalnızlık benim Soyadımsa ayrılık" |
YalnızlıkYalnızlığımı büyütür kalabalık Gökdelen'in gölgesine siner Karanfıl Sokak kalınlaşır yoksul kadın çocuklarıyla çöplerin üzerine konar gözleri cam kırıkları sevgilim gelir yalnızlığım büyür çocukken gökkuşağına düştüğüm gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle. Kimin öznesiydi mevsimler işkence öyküleri kimindi ayrılığın sesi miydi adımlarım suyu bekleyen uçurum mu kanatlandım yalnızlığımla son mevsime içimde bir kedi yavrusu. A. Kadir Bilgin |
YALNIZIM SEN YOKSAN YANIMDA YALNIZIM YALNIZ KENDİMİ KENDİMDE BULAMIYORUM SEN BENİM İÇİMDE BİR UZAK YILDIZ GÖRÜYORUM AMA TUTAMIYORUM NASIL SUSAMIŞIM BÖYLE SEVMEYE NASIL DA HASRETİM SENİ GÖRMEYE BAŞKASI RÜYAMA GİRMESİN DİYE İNAN ÇOK GECELER UYUMUYORUM BİR SON VER NE OLUR KORKULARIMA YENİK DÜŞTÜM BÜTÜN TUTKULARIMA SÖZ YETMİYOR DİYE DUYGULARIMA SENİ SEVİYORUM DİYEMİYORUM |
yalnızlık Giderek saplandı yalnızlık yüreğime Atmak istediğimde atamıyor İhtiyacım olduğunda ise bulamıyorum Birşeyler itiyor beni sana Sevgin yahut heybetli bir kasırga Git aradığını orda bulacaksın diyor Fakat adres vermiyor. Yalnızlık zifiri gecelerde kimsesiz kalmak Temmuz ateşinde su bulamamak Şubat ayında ateşi aramak Günlerce aç kalmak gibi Ama en önemlisi yalnızlık; Seni özlerken, Sessizce ağlamak gibi! TÜLAY KÜÇÜK |
YALNIZLIK Yıllar var ben hangi kapıyı çalsam Yalnızlık, yalnızlık, sonu yalnızlık Ne zaman nerede birini sevsem Ayrılık, ayrılık, sonu ayrılık En güzel yıllarım geçti hasretle Bir tebessüm bile geldi zahmetle Kime sarıldıysam binbir ümitle Pişmanlık, pişmanlık, sonu pişmanlık Hayatım bir gurbet yolcusu gibi Varlığım dertlerin borçlusu gibi Yarınım bir zindan suçlusu gibi Karanlık, karanlık, sonu karanlık. |
Yalnızlık Türküsü Bir yalnızlık türküsü ki Kulağa geldi mi gitmez. Diline dolandı mı bitmez. Aynı ağır solukla başlayıp Soluğun sonu gelmeden bitmez. Bir yalnızlık türküsü ki Bilinenin en acısı. Acıtanların en sancılısı. Sancıların en karası. Bir yalnızlık türküsü ki Diline dolandı mı bitmez. Sancı sardı mı gitmez. Bir yalnızlık türküsü ki Sevda değil, hüzün; Türkü değil, cenaze dilimdeki… Aslı Aker |
YalnızlıkYalnızlığımı; içime çekip hissettim bir kez daha gözlerimde ise sonsuz bir karaltı yanımda dost bildigim iki bira beni anlayacaksan,deger veriyorsan; hisset kokumu,nefesimi ,bedenimi,yanlızlığımı yanlızlığı anlayacaksın elbet, yakamı bırakmayan illeti. ağlayıp gözyaşlarınla sulayacaksın, senin yüzünden gittiğim, hep yapayalnız kalacağım mezarımı. uzerımde ne bir çiçek bitecek ne de bir kus gezinecek anlayacaksın! yakamı bırakmayan illet Erkan Balaban |
şifa veren el sensin sevilensin sevensin senden başka kimim var bana teselli versin |
Yalnızlık Kaygısı Nerden çıkacak diyerek gözlendi Üstüne üstlük sokaklar tutuldu Kolumda ekrep yelkovan izlendi Bakmadık ne yol ne park unutuldu Yüz defa bana inan deyip gitti Ne bir telefon ne de haber etti Bence bu sevda başlamadan bitti Sanmasın ki şu gönlüm uyutuldu Randevu denen koskoca yalanmış Nasılda gönlüm bu hayale kanmış Bedel ödeyen hicranı tadanmış O belki benden ebedi kurtuldu Yalana geçit tanımazdım hiç ben Doğru adına kalmadı bir güven Nedir insanı özünden döndüren Büsbütün kul mu kuldan soğutuldu Eyvah diyenin yok mudur duygusu Sorarım size yok mudur sevgisi Bitmeyecek mi yalnızlık kaygısı Nice mecnunlar gamla avutuldu 23:10 01.04.2007 Engin Namlı |
dilencinin dilendiği ,aşkıydı.o,kadında saklıydı.Kuru ağaç altına gömdüğü saçları, dilencinin cebindeydi. Dilenci,zamanı dileniyordu, zaman,kadındı. |
Yalnızlık Hülyaları I Sen çocuktun ve o şehir küçüktü. Vişne dallarında arzularımız, Alnımıza konan bir öpücüktü. Rüyasını bile göremediğim Bahçelerin yıkık duvarlarından Eğildiğin sular, köpük köpüktü. II Bilmem böyle mahzun düşündüğüm ne? Gurbet akşamları kirpiklerime Bulutlar dokunup geçiyor gibi. O zümrüt masalı unutmuşum ben. Gözlerinin garip güzelliğinden Sular çalıvermiş güzelliğini. III Bu tenha yolların beklediği kim? Bir şeyler getirir gibi her mevsim Unuttuğum şehrin bahçelerinden. Elbet hatırlarsın garipliğimi Sesimi duyarsan bir akşamüstü Yetim İstanbul'un kubbelerinden. IV Çiçekler söylüyor son şarkımızı. Arzular vişneler kadar kırmızı, Umutlar dalların yeşilliğinde. Yalnızlık Hülyaları Nurettin Özdemir |
Yalnızsınhttp://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif Bir akşam ışıkların dağlara güldüğünü Bir akşam bulutların seyre döküldüğünü Görürsün hasretiyle sabah ezgilerinin Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin Kuşlar öter, uçuşur yeşil dallara konar Umutlar yaprak yaprak alevlenir de yanar Son mutluluk sesleri dökülür dudaklardan İnsanlar gölge gibi çekilir sokaklardan Rüzgâr okşamaktayken anne gibi tenini Gecenin kolları sessizce yakalar seni Anlarsın gözlerinin dolup boşaldığını Anlarsın yalnızlığı ve yalnız kaldığını... http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif Nurullah Genç |
Öylesine yalnızım ki bu geceÖylesine yalnızım ki bu gece, Gecenin mavisini bölen sokak lambalarını bile farkettim. Öylesine yalnızım ki... Öylesine yalnızım ki bu gece, Sokakta nara atanların ne kadar haklı olduklarını farkettim. Yıldızların ne kadar parlak olduğunu, Gecenin ölümden bile korkutucu olduğunu, Hayatın aslında ne kadar sahte olduğunu, İçinden geçip gittiğimiz zamanın aslında hiç olmadığını, Ölümün ne kadar sessiz ve ürkütücü olduğunu farkettim. Öylesine yalnızım ki bu gece, Hayatımın senden ibaret olduğunu farkettim. Öylesine yalnızım ki... Çagdaş Göktaş |
Yaralı Adam... Çok üzülmüş, çok üzülmüş/ kendine göre süzülmüş.. Kolay mı öyle bakıp geçmek yiğide İçinde kalır be! Yığılır kalır be!.. Çok üzülmüş, çok üzülmüş.. Ayran gönüllü olunca insan/ böyle!.. Ne yiğit dinler ne de işkence Çok üzülmüş.. Kendine göre süzülmüş.. Gel de dinle Rafet KÜÇÜK |
Yanlızlıkta YürüyorumYalnızlıkta yürüyorum Sokak ışıklarının altında Rüzgar eser yavaşça Uğultuları kulağımda Yalnızlıkta yürüyorum Bir ramazan ayında Sokaklar sessiz sakin Arkadaş arıyorum yanımda Yalnızlıkta yürüyorum Deniz kıyısında Bir yanda kız kulesi Bir yanda temiz hava Ah negüzel bu dünya Bir de yalnızlık olmasa Emrecan Durmuş |
UNUTAMADIĞIM Açardın, Yalnızlığımda Mavi ve yeşil, Açardın, Tavşan kanı, kınalı-berrak. Yenerdim acıları, *****likleri... Gitmek, Gözlerinde gitmek sürgüne. Yatmak, Gözlerinde yatmak zindanı. Gözlerin hani? "To be or not to be" değil. "Cogito ergo sum" hiç değil... Asıl iş, anlamak kaçınılmaz'ı, Durdurulmaz çığı Sonsuz akımı. İçmek, Gözlerinde içmek ayışığını. Varmak, Gözlerinde varmak can tılsımına. Gözlerin hani? Canımın gizlisinde bir can idin ki Kan değil,sevdamız akardı geceye, Sıktıkça cellad, Kemendi... Duymak, Gözlerinde duymak üç-ağaçları Susmak, Gözlerinde susmak, Ustura gibi... Gözlerin hani? |
Yalnızlıkyanlızlık; annesizlik babasızlık gibi. açlık,parasızlık gibi. koyar adama bazı bazı. yarım sevdayla gelir, ölümle gelir bilemezsin kalırsın böyle bazı bazı. ne evin huzur verir, ne de çevren. gözler alaycı gelir yürekler sahte. çırpındıkça batarsın, elin göğsünde anlamaz kimse...! Cihat Aydın |
GİDİYORUM Çölde bir yolcu gibi yalnızlığım içinde Kavrulup gidiyorum. Serseri bir rüzgar gibi hep ganimet peşinde Savrulup gidiyorum Serçe kadar pervasız, bir günden ötekine Atlayıp gidiyorum. Bütün kumaşlarını açtığım gibi yine Katlayıp gidiyorum. Bir kış güneşi gibi ben keyfimin esiri Görünüp gidiyorum. Ne belli yerim var, ne de sevdiğim biri Sürünüp gidiyorum. |
Yalnızlık Yalnızlığımı; içime çekip hissettim bir kez daha gözlerimde ise sonsuz bir karaltı yanımda dost bildigim iki bira beni anlayacaksan,deger veriyorsan; hisset kokumu,nefesimi ,bedenimi,yanlızlığımı yanlızlığı anlayacaksın elbet, yakamı bırakmayan illeti. ağlayıp gözyaşlarınla sulayacaksın, senin yüzünden gittiğim, hep yapayalnız kalacağım mezarımı. uzerımde ne bir çiçek bitecek ne de bir kus gezinecek anlayacaksın! yakamı bırakmayan illet Erkan Balaban |
Yalnızlığa sürgün çileli gönül, Ha bugün, ha yarın diyerek ömrü tüketti.. Sevmelerin sonunda vaat edilen ödül, Yerini bomboş bir hiçe terk etti. Batan güneş tenimden parça koparır, Koyu karanlık her günün ötesi. Yaşamadan bezginim kaç zamandır; Ama eksilmedi nefretlerin öfkesi. Kaybolup gideceğim bir akşamüstü, Sonumu hazırlıyor toprak ve su. Anılar üzerimde eski bir örtü, İçimde geçmişe gömülmek korkusu |
Serseri Yeryüzünde yalnız benim serseri, Yeryüzünde yalnız ben derbederim. Herkesin dünyada varsa bir yeri; Ben de bütün dünya benimdir derim. Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı, Aradım bir ömür, arkadaşımı. Ölsem dikecek yok mezar taşımı, Halime ben bile hayret ederim. Gönlüm ne dertlidir ne de bahtiyar; Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr, Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr, Gölgemin peşinden yürür giderim.. isimsiz kral |
Bir kez gözümle baktım, sana gittin gideli, Gönlümü kör eyledim, seni böyle görmeli. Bu hallere düştün ya.. bilmem ki ne demeli? Ardından bakar iken, bak nasıl gördüm seni. Cemalindi sabahlar seni bildim bileli, Bitmiyordun içimde gayrını sildim sileli. Yüzyıllık yitiğim gibi tuttuğum o eli, Ucuzlukta bir eldivene,eş olmuş gördüm. Duyduğum hep adındı sular akıp çağlarken, Annesine bir çocuk hıçkırarak ağlarken. Adını gül diye dikene sarıp bağlarken, Bir çalının gölgesinde, taş olmuş gördüm. Yakışmadı başım,gözüm,kalbim dedim sana, Her an sen bulaş diye içimde akan kana. Şu halinle azapsın artık bendeki cana, Seni çürümüş bir bedene, döş olmuş gördüm. Gece gündüz misali kuşattın her günümü, Mevsim ikiye düştü kalmadı gün dönümü. İlkbahar ve yaz iken yılın iki bölümü, Seni on iki ay kar yağar, kış olmuş gördüm. Melek silik kaldı tabirine peri gizemli, Ceylanım, selvim diye, sevdim o bedeni. Bir gözümden öbürüne sakınırken seni, Garipçe bir yol kenarında, leş olmuş gördüm. Hayattın, gerçektin.. o kadar ki sen her şeydin. Kadeh boş, sarhoş sızmış, sen koca meyhaneydin. Keşke bir yangında yanıp öylece çökseydin, Seni bir şişenin dibinde, düş olmuş gördüm. |
Yalnızlık Çok ZorGidince gördüm ki gurbet çok acı, Birbirini özler kardeşle bacı. Gizli yar sevmenin yoktur ilacı, Gelme gurbet ele, yalnızlık çok zor... Gece rüyanızda uzansa bir el, Okşasa saçını, sevse ne güzel. Sonbahar gelince dökülür gazel, Gelme gurbet ele, yalnızlık çok zor... Yatarken açılsa kapısı hanın, Yüreği kabarır, çarpar insanın. Sesini duysanda uçan sunanın, Gelme gurbet ele, yalnızlık çok zor... Sevdiğim bir kadın, ben ise erim. Sevenler kavuşsun, birleşsin derim. On gün kaldı Malatya’ya giderim, Gelme gurbet ele, yalnızlık çok zor... Elini kesseler bıçak satırla, Bahri şiir yazar iki satırla. Yıllar sonra bu günleri hatırla, Gelme gurbet ele, yalnızlık çok zor... Bahri Çavuşoğlu |
Yakılacak Mektup...! Sana bu mektubu uzaklardan yazıyorum.. Adresini çoktan unuttum.. Bir şiirin şişesine kalbimi koyup sulara bırakıyorum.. Ah benim eski türküm.. Ah benim hazin öyküm.. Yanlışım.. Yanılışım.. Ne yaptıysam seni mutlu edemedim. Oysa bir kemanım vardı. Birde sen.. Acımadın ezdin beni, üzdün.. Hiç anlamadın!! Yavrusuna yanan bir anne gibi içime gömdüm depremlerimi Ceketimi alıp gittim Derin derin iç çekişim bu yüzden İnadına suskundum oysa.. İnadına vurgun.. Geç uslandım.. Sen göremedin ama.. Altı mosmor gözlerimle ıslandım.. En çok istavriti severdin Sıkıp limonu maydanoza Şaraba vururdun hani Eski bir kasette bizim şarkımız alıp götürürdü seni Salaş meyhanelerde ve kumsallardaki ayak izlerinde Kırılan hayallerim, Ümitlerim Ve seni bekleyişlerim her yağmur akşamında.. Daha bir mutluyduk o günler.. Herşeye rağmen özgürdük.. Kitap alacak paramız olmasada Ucuz tütün içsekte Pahalıydı düşlerimiz.. Ne kadar çok isterdim şimdi bu şarkımı duymanı Kanayan bir gül misali Saçlarına taktığım Suskun çığlıklarıyla inleyen şu kemani Ki her notası hayatla yüzleşmenin ve ödeşmenin katranı Hatırlarmısın parasız kalmıştık da bir gün Kardeşinin kumbarasını boşaltıp konsere gitmiştik.. İmzasını almıştık sevdiğimiz sanatçının Birlikte fotoğraf çektirmiştik Bir şişe gazozu Ve bir kaşarlı tostu bölüşmüştük Hey gidi günler hey.. Az mı şiir yazdık ders kitaplarına Otobüse biletsiz mi binmedik Komayamı girmedik her beşiktaş maçında Şimdi hastahane akşamının yorgun penceresin de Maziye dalıp dalıp gitmelerimsin artık Ne kemanım var yanımda Ne de sen varsın.. Mevsimlerden hüzün Aylardan pişmanlık ve karanlık.. Sen ki bu mektubu saklayacaksın.. Öpüp öpüp koklayacaksın belki.. Ve artık gelmeyeceğimi bile bile bekleyeceksin.. Ah benim eski türküm.. Ah benim hazin öyküm.. Yanlışım.. Yanılışım.. Seni hiç üzer miyim.. Ben bu mektubu defalarca yazmış, Defalarca yakmışım..! |
YalnızlıkBugün yine dünden dahada efkarlıyım Uzanmışım yatağıma,dikmişim gözümü tavana Elimde ise yalnızlığıma ortak birtek sigara Allah kahretsin...! Tek eksik şey ise bir şişe bira Tarifi imkansız bir boşluktayım Radyoda çalan hasretlik parçaları Alır götürür birtarafa herkesi Kimi karısını,kimi ise düşünür sevgilisini Ben ise neye efkarlandığımı bilmeden Onlardan fazla dalarım düşüncelere Gerçektende zormuş be yalnızlık arkadaş zor...! Derdini paylaşacağın, Efkarlandığında bir telefon açıp konuşacağın, Heyecanla mektubunu bekliyeceğin birinin olmaması Zormuş be arkadaş zor...! Her nekadar zalimde olsa Yinede yalnızlığı,yalnız kalmayı seviyorum İnsan yalnız kaldığında buluyor hataların doğrusunu İnsan yalnız kaldığında görüyor hayatın o gerçek yüzünü Yalnız kaldığında görüyor be arkadaş yalnız kaldığında...! Söndürün ışıkları, Kapatın camları,kapıları. Beni yalnızlığımla başbaşa bırakın, Kimse sormasın beni, Kimse gelmesin kapıma. Çare bulunmaz benim yalnızlığıma. Bak,bak yine sabah oluyor, Güneş o alacakaranlığı yavaş yavaş aytınlatıyor Benim bu karanlık dünyam ise hala bir ışık arıyor...!!! Ümit Tüfekçi |
Ask seni Hissetmektir olmasamda yanında bilirim kalbinde ben varım. sen merak etme beni evet Kabul ediyorum buralar sensizken anlamsız, bomboş karanlığın arkasında sana seslenmek bile zor bazen yüzün ay ışığında odamın içine yansıttığı gölgede belirir bazen gözlerini o gölgede seçemem çünkü gözlerin gölgeler kadar karanlık değil ki saatlerce oraya bakarım, konuşamam ağzımdan tek kelime çıkmaz ve sabahın ilk ışıkları yeniden vurmaya başlar sen ağır ağır kaybolursun gölgemde güneş tam tepeye vurduğunda artık sen yoksundur işte o an o an ismin bir çığlık olur içimde, haykıramam şimdi soruyorum sana sende bir gün!!! tıpkı gölgeler gibi gitmezsin değil mi yavaş yavaş bırakmasın beni kendi gölgemle başbaşa gitmezsin değil mi buralar öyle bildiğin güzel yerler değil herkes bir dünya meşkalesinde çoğu geceler karış karış gezerim sabaha kadar heryerde seni ararım ama neye yarar boş bir çobanın muhasebesini yapmak değilmidir bu sen uzaktasın!, hemde çook uzakta biliyorum, kimsenin hatırlatmasına gerek yok yanımda olmadığını Ben sadece bakışlarını özledim Burada kimse senin kadar duygulu bakmıyor Herkesin gözlerinde donukluk var sanki benim gözlerim mi !!! Onları hiç sorma her ikisininde özlediği biri var şimdi bende her ikisininde yağmur mevsimi gelmiş sadece en ufak şeylerde bile ağlıyorlar tıpkı seninkiler gibi dedim ya!!!!! birgün sende bırakıp gitmezsin değil mi ama unutma!!! gitsende unutamam o güzel gözlerini işte böyle birtanem mektubunda yazmışsın anıları anlat diye işte anlattım!! inşallah bu satırları okurken yine gözlerin dolmaz unutma sadece buraları anlattım buralardaki beni hiç sorma çünkü her satırımda ağladım göz yaşlarım ıslanmış olabilir mektubumda kusura bakmazsın artık gözlerimin onlarda özledi seni...... |
YalnızlıkBüründün gecenin karanlığına Sensizliğin sensiz ve derin Acısında kayboluyorum Gözümün önünde parlayan gözlerin Ve aklımda yine bir tek sen Unutuyorum tüm dünyayı Dünyayla insanları İnsanlarla doğayı yani,yani yaşamayı Yaşamak sendin çünkü Solunan her nefes,içilen herdamla suydun Sevmek sendin Bir gülüşün bedelini Binbir gözyaşıyla ödetsende Herşeydin,herşeyin içindeydin Ve yine sensizliğin sonsuz acısında Kayboluyorum bu gece Hiç bir şeyin farkında olmadan Tüm dünyadan elimi ayağımı çekmişim Ve yanlızım....tek başımayım Etrafımda milyonlarca insan Olmasına rağmen yanlızım ÇÜNKÜ SENSİZİM.. Yasin Mercan |
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır. Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur. Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Yoktur Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili. İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur, Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır, Yitirdikleri de... New York'ta, Bir Sokakta, Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının Çıplak Yalnızlığı da Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki, Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de... Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili, Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır, İnan... Kim Demiştir Hatırlamıyorum, Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye. Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde, O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda, Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır, İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim. Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye... Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da... Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider, Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya... İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır Kimselere Veremez Sevgisini, Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır... Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı. İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz, Oysa Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu. Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara... Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın Tüm İnsanlara Yayılması Gibi... İşte Şimdi Biz de Sevgili, Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp, Soluğu Evlerde Alacağız, Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi. Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak, Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak, Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu... Birazdan Sabah Olacak... Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Başlayacak... Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili. Birbirimizi Kandırmayalım... Hadi Güne Hazırlan, Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü, Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel, O Yaban Ağrısını Geri Alacak Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek, Sonra Geçecek... Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak... AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ Cezmi Ersöz |
YalnızlıkYalnızlık; gözlerimdi Günlerce ufukta yoldaş arayan Ve Yalnızlık; ellerimdi Çaresizliğini kağıt kaleme vuran Bahar Rüveyda |
| Saat: 16:43 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık