![]() |
Ayrılık Alışkanlık Yapıyor 'Hayata neye sitem edeyim ki, Kendimden başka' İşte ayrılık, Üstünde yüzlerce yüklü şiir Ve alışkanlık Sigara gibi Ayrılık alışkanlık yapıyor Dostlar unutunca Şiirler, sözler, harfler İstediğin kadar birleştir Topla, çarp, böl Sonunda hep çıkıyor Ayrılık alışkanlık yapıyor Sevdiklerin unutunca Gezdiğin muhteşem yerler Gördüğün en güzel elbise, Kazandığın para, Harcadığın zaman neye yarar Ayrılık alışkanlık yapıyor Tek başına kaldığında Erdoğan Ergin |
Alıştım Yalnızlığın yürek burkan o sırnaşık yüzüyle otel odalarında sarımsak kokan kadınların haydi sende anlat bakalım hikayeni muhabbetlerinin hemen ardından tanıştım nedense yalnızlığıma herkesten çok alıştım sonraları bir çokları girdi yüreğime girdikçe çoğaldı yalnızlıklarım kendimden çok başkalarının yalnızlıklarını yüreğime taşıdım seni de anlıyorum kızmıyorum ben zaten en çok başkalarını anlamaya alıştım Hayal Ayna |
Alışkanlık oldu Ben alıştım böyle Yaşamaya. Ben alıştım. Benliğimin günden güne Çalınmasına. Ben alıştım. Sevdama çamur atılmasına. Ağlamak bende tutku oldu. Göz yaşlarım sevgilim. Ben alıştım, Gölgelerle yaşamaya. Falıma bakmasınlar, Ben bilirim geleceğimi... Geçmişimi hatırlarken. Yanlış bir şeyler yazılmış Kaderime. Acımadan. Suçluluk duyma, başını eğme öne Utanma yaptıklarından. Atma göz yaşlarını içine. Yıkılan gururumun... Sorumlusu sen değilsin. Yanlış bir şeyler var bende,... Hatalı olan benim. Öğretilmedi bana, öğrenemedim ben. Sevdalara, duygulara olan Güvensizliği. Fazlamda bu benim, Eksiğimde. Sen takma kafana güzelim. Canın sağolsun. Ben ezilmeye alışığım. Haberin olsun. Cengiz Süslü |
http://img408.imageshack.us/img408/1839/kissoftherosebypeachyyylw0.jpg Unutulmuş ne varsa bi isimle herşey su yüzüne çıkar, sanki küller tekrar alevlenmiş gibi. Eskileri tekrar hatırlarız unutmak için o kadar çaba boşa gider bi anda. Hatırlatan anlamaz tabi birini veya bişeyleri unutmanın, onu kalbine gömmenin zorluğunu. Sen üstünü örtmüşsündür küllerin tonlarca toprakla ama çıkmıştır işte günışığına. Kalbin acır, için daralır, sığdıramazsın şimdiki dünyana grilerin içinden çıkmış birini, külleşmiş anıları. İyi ve kötü yaşanmış ne varsa gözünün önünde artık at atabilirsen, kulaklarında eski bir şarkı dudakların sen istemesende mırındanmaktan vazgeçemez ama elinde unutulmuş bir günlüğün içinde kurumuş bir gül kalmıştır sadece.. Gülünce dudakların Bir gonca güle genzerdi Ben dudaklarını sense gülleri severdin Güller ve dudaklar şimdi Ne kadar acı ve gizli Eski bir aşkı anlatır Güller ve dudaklar şimdi Döküldü yaprakları Mazim denen o bahçeye Kayboldu dudakları Seven yok artık gülleri.. Alıntıdır |
Alışkanlık İsmi önceden konulmuş Koyu bir şiir demeti bu Derler ki bundan yıllar önce Yıldızlar bile yokmuş Bile bile yanasıymış insan Yanında olmayan her şeye Heyelan olur çöker bir anda Çözülmez sorun getirirmiş Sorunsuz sonbahara bu dert Rivayet bu ya Bulunurmuş en ücrada Engin yüreklerde Yüksek karakterlerde Karanlık gelecekte Gecenin ilerleyen saatlerinde İlgiden yoksun Yokluktan bıkkın Bıçak sırtındaki son kararlarda Karargah kurarmış namert Rivayet bu ya, adı Aşk olasıymış Oluşumu Adem’e uzanan Alışık olmadığımız Alışkanlığımızın Süleyman Eser |
Alışkanlığımsın sen benim en huysuz anımda bile kahrımı çeken o gülün kalbiydin.. yüzün güneş gibi parlıyordu varlığında yokluğunda ise bir hapisteydim.. sen kurtulamadığım hastalığım gönlümün içinde bir bahçeydin kendimi bulduğum tek bağlılığım uğruna tutulduğum en güzel şeydin sen benimle doğmuş diğer yarım kalbime işlemiş aşk ikizimdin sahip olduğum tek varlığım dünyalar kadar hazinemdim sen, olduğuna sevindiğim kadınım yokluğunda kahrolduğum hasrettin mutluluğa doyamayan yıllarım yaşamamı isteyen tek sebeptin İsmail Baharşen |
Alışkanlık Değişmiyor işte bazı alışkanlıklar. Bıraktığın gibiyim hala... Mesela, Hep aynı sokaktan geçiyorum işten eve dönerken. Ve hala, Dolmuşa binmiyorum spor olsun diye... Akşam yemeğinden sonra bir orta kahve, Eskiden beri en büyük zevkimdir bilirsin. Bu sırada da başa sarıp sarıp; Hep aynı şarkıyı dinliyorum, Hani nakaratını defalarca tekrarladığımız. Bilirim... Sende o şarkıyı benim kadar seversin. Biliyormusun, Hala resmini öpmeden uyuyamıyorum. Alışkanlık işte... Hep aynı yerinde uyanıyorum gecenin. Ve her defasında aynı duayı ediyorum: 'Ayağına taş, yüreğine ateş değmesin.' Sonra gözlerimi kapatıp bekliyorum. Bir ses: 'Günaydın canım.Ben geldim.' desin. Gün görününce odamın penceresinden, Her sabah yeniden sana uyanıyorum. O ilk gün söz verdiğim gibi herşeyim, Ben seninle yaşlanıyorum.... Betül Kasapoğlu |
İşte böyle kalemi, kâğıdı alırsın eline. Geçmişi Acı-tatlı haliyle anımsarsın, Damla damla dökülürcesine yazarsın. Bu dünyadan göçen sevdiklerin Canlanır gözünde Yaşıyor gibi. Gözlerinde Bir damla yaş olmadığı halde, Kan basar sanki gözlerini, Ağlıyor gibi. Uykuların kaçarsa gece, Ölüm gelir aklına ister istemez. Bir dal kırılır yüreğinde, Başka denizlere akar ırmakların Hararetten kurur topraklar Şırıltısı kesilir pınarların http://img483.imageshack.us/img483/8027/iiiinn4.gif Uykuların kaçarsa gece, Hep kötü şeyler gelir aklına. Ayrılıklar, özlemler İhanetler gelir dikilir karşına Dalarsın dipsiz kuyulara Uykusuz gecelerde. Sevdiğini kaybetmekten korkarsın Ağlarsın hiç sebep yokken Karanlıkta bir çift ışık ararsın, Koca ampüller tepende yanıyorken Uykuların kaçarsa gece, Eski sevdiklerin gelir aklına. Hepsi gelir Toplanırlar başına. Tutmak ister, tutamazsın, Dokunmak ister, dokunamazsın. Yakınlar uzak olur Kalabalıklar yalnızlığın, Hayal mi gördüklerin, Yoksa gerçek mi? Anlayamazsın. http://img469.imageshack.us/img469/6826/sleephf2.gif Uykuların kaçarsa gece, Yastık diken olur Batar yüzüne. Eski hatıralar Serilir gözlerinin önüne... Gece bitmez Yıl gibi uzayıp gider. Eski sevgililer gezinir gözlerinde Bölünür yürekler. Derken, Güneş koşar imdadına, Pencerenden bir dost gibi girer. Işığı yüzüne vurur Rahatlarsın. Herkesin uykudan uyandığı saatte Sen, Derin bir uykuya Yalnızlığın karanlık odalarına dalarsın. KAMURAN ESEN |
ALIŞKANLIKLARIN TUTSAĞI OLMAK... İnsan 20 yaşında iken, dünyayı değiştirmek istermiş. 30 yaşına gelince ülkesini. 40 yaşında, yaşadığı çevreyi değiştirmeye savaşırmış. 50 yaşında kaderini. 60 yaşında ise, en büyük arzusu, sadece yatak çarşaflarını değiştirmek olurmuş… Bir dergiden aktardığım bu yargı cümlelerine katılır mısınız, katılmaz mısınız bilemiyorum… Ama bildiğim bir şey var ki, değiştirme çabası, kaygısı, insanoğlunun doğasında var… Ne zaman ki buna ters düşüyoruz, yani değişmemek ve değiştirmemek için diretiyoruz, işte o zaman kendimize ve çevremize yabancılaşıp; mutsuz, basit, sıradan bir yaşama pencere açmış oluyoruz… Böylesi de kolayımıza geliyor galiba!.. Yani, hangi yaşta olursak olalım, içimizde bir şeyleri değiştirme isteği var, ama çabası yok… Alışkanlıklar ağır basıyor her zaman… Türk dili ile ilgili kurslardan birinde, ders veren eğitimci, sözünün bir yerinde, “Alışkanlıklar kötüdür” demişti… Biz kursiyerler ağız birliği etmişçesine, “İçki, sigara gibi alışkanlıkları anlayabiliyoruz ama, kitap okuma gibi bir alışkanlık nasıl kötü olabilir?” diye sormuştuk bilgiç bilgiç… O da ısrarla: “Alışkanlıklar kötüdür, çünkü insanı, sınırlı, bağımlı kılar, yaratıcılığı engeller. Her alışkanlığın daha iyi bir durumu mutlaka vardır” demişti… Şimdi şimdi katılıyorum kurs öğretmenimizin söylediklerine… Diyelim ki, her gün bir saatinizi kitap okumaya ayırıyorsunuz… Siz bu alışkanlığınıza sıkı sıkıya bağlı olduğunuz sürece, kitap okumaya ayırdığınız zaman hiçbir şekilde iki saate çıkmayacak… Ya da evinize, işinize gelip giderken, hiç de zorunlu olmadığınız halde, hep aynı yoldan geçmeyi alışkanlık haline getirdiyseniz, diğer yollarda var olanlardan, yaşananlardan hiç haberiniz olmayacak… Alışkanlıklarınız sizi, hiç sevmeden yaptığınız bir işten koparamayacak belki. Hatta, içinde yaşamak istemediğiniz bir şehirden, Hiç giymek istemediğiniz bir giysiden, Dinlemekten hoşlanmadığınız bir müzikten, Oynamaktan zevk almadığınız bir oyundan… Dedik ya, anlamlı ya da anlamsız da olsa, bir şeyleri değiştirme isteği insanın doğasında var, ama alışkanlıklara tutsak olup mutsuz, sıradan bir yaşam sürmek de var… Hangisine yenik düşersiniz bilmiyorum… Tercih sizin!... yayıncı |
Alışkanlık oldu Ben alıştım böyle Yaşamaya. Ben alıştım. Benliğimin günden güne Çalınmasına. Ben alıştım. Sevdama çamur atılmasına. Ağlamak bende tutku oldu. Göz yaşlarım sevgilim. Ben alıştım, Gölgelerle yaşamaya. Falıma bakmasınlar, Ben bilirim geleceğimi... Geçmişimi hatırlarken. Yanlış bir şeyler yazılmış Kaderime. Acımadan. Suçluluk duyma, başını eğme öne Utanma yaptıklarından. Atma göz yaşlarını içine. Yıkılan gururumun... Sorumlusu sen değilsin. Yanlış bir şeyler var bende,... Hatalı olan benim. Öğretilmedi bana, öğrenemedim ben. Sevdalara, duygulara olan Güvensizliği. Fazlamda bu benim, Eksiğimde. Sen takma kafana güzelim. Canın sağolsun. Ben ezilmeye alışığım. Haberin olsun. Cengiz Süslü |
| Saat: 20:37 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık