![]() |
http://img285.imageshack.us/img285/9031/siyahgozler5lr.jpg Bir kadini tanimak..... Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük simarikliklari, korkulari, saskinliklari, hercailikleri, hayal kirikliklari, asklari, terk edilisleri, basarilari, basarisizliklari, kurnazliklari, safliklari, çocuk agizlari sirinlikleri, küçük yalanlari, büyük itiraflari, kocaman yürekleriyle kendi olmaya çalisan kadinlari tanimak...... Bir kadini sevmekle baslar her sey ama, bir kadini tanimakla varilir hayatin sirrina. Bir kadini tanimaya soyunmak zordur ama keyifli bir yolculuga çikmaya benzer. Dört mevsimi bir yürekte bulusturur. Bu yüzden de sürekli sasirtirlar. Sürprizlerin ardi arkasi kesilmez zordur anlamak onlari! Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! ...Kendi zekasini hatirlatanlari sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazirlikli olanlari birde.. Muson yagmurlari gibi yagarken sahrada çöl firtinasi koparip ardindan günes olup isitabilirler. Dedim ya bir dünyadir KADINLAR YÜREKLERIYLE KONUSAN GÖZLERIYLE GÜLEN... Bir kadini sevmekle baslar her þey ama bir kadini tanimakla anlasilir, hayatin sirrini ancak askla varilacagina. Sevgi arsizidir kadin! Verdiginden daha fazlasini isteme bencilligini gösterecek kadar sevgi arsizi. Bu yanini doyurunca simaracagindan korkanlar, birlikte çogalacaklarina bilmeyenlerdir. Bir kadini sevmekle baslar her sey ama, bir kadini tanimakla kanat çirpilir özgürlügün bütün maviliklerine. Kendine inananlara, aska inananlara kosar. Hem yaman bir ask avcisi hem de engebeli yollarda kosmaktan bitap ask yorgunudur kadin. Bir kadini sevmekle baslar herşey ama bir kadini tanimakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla dalga geçmesini bilir kadin tipki kendisiyle dalga geçmesini bildigi gibi. Agiz dolusu gülüslere teslim olur. Bir kadini sevmekle baslar her sey ama bir kadini tanimakla tanik olunur tutkularin gücüne...Göze alandir KADIN. Çekip gitmeyi sahip olduklarindan. vazgeçmeyi, karsilik beklememeyi. Mücadele eder, kizar, bagirir ama hep SEVER. Dedim ya BIR DÜNYADIR KADINLAR Yürekleriyle konusan gözleriyle gülen. Yüregini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadinlar gibi... Simdi bir düsünün kaç kadini degil? Bir kadini taniyabildiniz mi? Bugüne degin? ? ? TANRI kadinlara geçmisi ve gelecegi, erkeklere ise yasadigi günü armagan etti. Kadinlar genis bir zamana yayildiklari için HUZURSUZ, erkekler daracik bir zamana SIKISTIKLARI için ANLAYISSIZ olurlar! .. |
kadınlar bana göre hayatta asla içindekini dışarı vurmayan çok esrarengiz ne istedini gayet ii bilen çok zeki ve karsısındaki hedefi gayet iyi gören sabır ve keskin zekaya sahip varlıklar çözümü olamayan güzel bir bulamacadırlar. |
Aşk'ta Bilinen Ama Kabul Edilmeyen GErçekler Aşk'ta Bilinenler Ama Kabul Edilmeyen Gerçekler Aşkta kaybetmemek için ilk kural, aşık olduğunuzda 'görme duyunuzu' yitirmemeniz. Yıllar sonra, "Ah ben bunları nasıl fark edemedim" diyenlerden olmamak için lütfen iki gözünüzü birden yummayın. Bir insana kayıtsız şartsız bağlanmak, en büyük hatalardan biri. Aşk acısı çekenlerin en yoğun hataları; kaybetmeyi en başta kabullenmeleri. Aşk bir 'sığınak' da değildir. Ama birçok insan, bir şeylerden kaçmak istediğinde farkında olmadan, o sıkıntılı evrelerinde bir aşk buluyor ve yanılıyor. Geçmişte aldığınız yaraları aşkınızın malzemesi yaptığınız anda kaybedersiniz. Elbette yeni bir aşk geçmiş yaraları iyileştirebilir. Ama onu gerçekten bir merhem olarak kullanıp, "İyi ki sen varsın, yoksa bugün ben yoktum" gibi itiraflar, aşkı yavaş yavaş törpülemeye başlar. Bağımlı kadınlar kendilerinde olmayan özgüveni, başkalarına bağlanarak elde etmeye çalışıyorlar. Kendisine değer vermeyen birine bağlılık duyanların, ki özellikle kadınların sayısı hiç de az değil. Israr ve yapışkanlık... Aşk bunlardan hiç hoşlanmaz. Elinizde olana yapışır ve her ne olursa olsun ilişkiyi sürdürmeye çalışırsanız, baştan kaybedersiniz. Bir rüya ya mı aşıksınız, yoksa gerçek olan bir şeye mi? Karar verin. Aşk, dedektifliği kaldırmaz. Elinizde bir büyüteç, onu inceleyip, kusur arama işleminden vazgeçin. Önce dürüstçe şuna karar verin: Bu insanın düzelmesini kendi iyiliğiniz için mi istiyorsunuz, onun iyiliği için mi? "Aşık olduğum kişi şöyle olmalı" formülleriyle her gün kusur düzeltme memuru gibi hareket ederseniz, o aşkın vay haline! Aşkı cinsellikle ayırt edebiliyor musunuz? Aşk öncelikle yürek ve beyin işidir. Birçok şeyi günlerce paylaştıktan sonra cinselliği denemek daha anlamlı. Cinselliği çoğu kez bir kısır döngü içinde yaşamak yerine, sevildiğinizi veya sevilebilir olduğunuzu hissedin, hissettirin. |
Erkekler Ne İster ! Siz böyle olmayalım diye yayınlıyorum. Feyz alın arkadaşlar... :))) Kadınların hiçbir şey istememesini ister. - " Seni seviyorum " sözünü bir kez söylesin , karşı taraf bununla 20 sene idare etsin ister. - Gökten yağmur değil kadın yağsın ister. - Maçların 90 dakikadan 24 saate çıkarılmasını ister. - Evli olmak ama bekar gibi yaşamak ister. - Ön sevişmenin Aydın Havası kısalığında olmasını ister. - Ölecekse skor yaparken ölmek ister. - Bir bakışı canlar yaksın ister. - Bütün kızlara ellemek ama, el değmemiş bir kızla evlenmek ister. - Çocukluğunda annesinin, yaşlılığında kızının arkadaşlarını ister. - Kadınları " Çocuklarımın anası " Elimin kiri " vs. sıfatlarla kategorize etmek ister. - Aldatmak ve aldatınca hoş görülmek ister. - TV 'nin karşısında horlaya horlaya uyumak ister. - Bütün kadınların "verici" , bir tek kendi kadınının "Sadıka Hanım " olmasını ister. - Bilimin bir gün erkeklerin kadınlardan daha zeki olduğunu ortaya çıkarmasını ister. - Kendi anlayışsızlığını örtbas etmek için kadınların anlaşılmaz olduğu masalını dünyaya yaymak ister. - Bir kadınla sonuca varmak için aşılması zorunlu olan o kahrolası merhalelerin hiç olmamasını ister. - Akıllı kadından hoşlanıyor görünmeyi ister. - Kadının kıt akıllısını ister. - Kadının güzel kalça , bacak ve göğüsten oluşan bir süs bitkisi olmasını ister. - Eskimiş (50 lik) kadını bozdurup iki yirmibeşlik almayı ister. - Romantizm denen ve işleri zorlaştıran baş belasının tez günde yok olmasını ister. - Üst'lerinin erkek, ast'larınında kadın olmasını ister. - Ahçı, hizmetçi, anne, hemşire, seks bombası, güzellik kraliçesi karışımı bir kadına sahip olmak ister. - Para ya da bulunduğu konum sayesinde tavladığı kızların , ağarmış saçlarına aşık oldukları masalına inanmak ister. - Ne evdekinden ne ötekinden vazgeçmek ister. - Dünyadaki bütün kadınları ister.. - Verseniz de yetinmez, Mars'takileri de ister |
KIZLAR ERKEKLERİ NEDEN SEVER SİZCE ? 1. Omuzları ergonomiktir. 2. Ne kadar gereksiz detaylar içerirse içersin, anlattığımız her şeyi dinlerler. 3.İltifat edip güzel ve akıllı hissetmemizi sağlarlar. 4.Peşimizden koşturup özgüvenimizi arttırırlar. 5.Traş olduklarında yanakları yumuşacık olur. 6.Hesabı ödemek için istekli olurlar. 7.Büyüyünce bize bakma hayalleri kurarlar. 8.Çiçek alırlar. 9.Her zaman için teknolojiden bizden daha iyi anlarlar. 10.Bir araya geldiklerinde ilgimizi çekmeyen konulardan konuşup bizi sıksalar bile, teknik servis olarak işimize yararlar. 11.Eve geç kalma dertleri olmadığından, bizi uğurlamadan eve gitmezler. 12.Ailemizden gece izni alabilmemiz için dua ederler. 13.Ağladığimızda bizden fazla üzülürler. 14.Ağlayarak onlara her istediğinizi yaptırabilirsiniz. (üstelik bu gerçeği bilirler de) 15.Pek ağlamazlar ama ağladıklarında da çok şirin olurlar. 16.Sık sık en iyi arkadaşımız olurlar 17.Bizim için ulaşamadığmız raflardaki eşyaları alırlar. 18.Riskli işlere onlar girerler. 19.Bi durum olduğunda müdahale ederler. 20.Namus kurtarmacalık oynarlar, kendilerini Cüneyt Arkın zannederler. 21.Olmadık şeylere kıskanıp bizi kendilerine güldürürler. 22.Kapıları açar, hatta bazen sandalyelerimizi tutarlar. 23.Takım elbise ile acaip janti olurlar. 24.Öpücüklerden sıkılmazlar. 25.Sadece yumuşak olmamız bile onlar için müthiştir. 26.Çocuk doğurma yeteneğine sahip olmamızı büyük bir hayret ve saygı ile karşılarlar. Onlar takdir edilmekten büyük zevk alan, güçlü görünüşlü küçük çoçuklardır. Yaptıklarını onaylıyor gibi görünüp istediğimizi yaptırır,sonra da acırız.Pek tatlı şeylerdir doğrusu.Bu güzellikleri hergün yaşamak yada bir daha asla yaşamamak için... |
ERKEKLERi KiM ANLAYABiLiR Ki? http://www.huzuncicekleri.net/kadinerkek/erkektuhaf.jpg Erkekleri kim anlayabilir ki ???!!! 1-Iyi adamlar çirkindir. 2-Yakisikli adamlar iyi degildir, 3-Yakisikli ve iyi olan adamlar escinseldir, 4-Yakisikli, iyi ve heteroseksüel adamlar evlidir, 5-Çok yakisikli degil ama iyi olan adamlarin parasi yoktur, 6-Parasi olan, çok yakisikli degil ama iyi adamlar, bizim onlarin parasinin pesinde oldugumuzu düsünür, 7-Yakisikli ama parasiz adamlar bizim paramizin pesindedir, 8-Parasi olan, çok iyi degil ama nasilsa heteroseksüel olan adamlar bizim yeterince güzel olmadigimizi düsünür, 9-Bizim güzel oldugumuzu düsünen heteroseksüel, biraz iyi ve parali adamlar korkaktir, 10-Biraz yakisikli, biraz iyi, bir miktar parasi olan ve heteroseksüel adamlar utangaçtir ve ASLA ILK HAREKETI YAPMAZLAR, 11-Asla ilk hareketi yapmayan adamlar, inisiyatifi biz ele aldigimizda otomatik olarak bize olan ilgisini kaybeder, SIMDI....ERKEKLERI KIM ANLAYABILIR KI ? |
Kadının Hası >>> >>>Her gün kim bilir kaç kadın görüyorum...Sokakta, vapurda, okulda, >>>kuaförde, orda, burda...Ama olmuyor hanımlar, olmuyor! Kadınlar kadınlığı >>>unutalı daha kaç on yıl oldu ki? Solaryuma girmeye, çıplak gezmeye, >>>kariyer hırsıyla yüzlerini buruşturmaya başlayalı kaç on yıl oldu? >>> >>>Çevremde gördüğüm kadınlardan bazılarının birtakım özelliklerini seçtim. >>>Bunlara, dizilerdeki, filmlerdeki, romanlardaki kadınların hoşuma giden >>>özelliklerini ekledim. Gözlerimi kapadım, Osmanlı zamanından kalma, hani >>>şu afet-i devran denen kadınları düşündüm. O nasıl bir cazibedir ki, >>>peçelerin ardından bile erkekleri aşık eder. >>> >>>Bir Fransız kadınının zarafetini düşündüm sonra, bir İspanyol kadınının >>>ateşini ve bir Türk köylü kızının tazeliğini. >>> >>>Kadının güle benzemesi gerektiğine karar verdim sonunda. Kadının hası >>>güle benzer. Rengiyle, kokusuyla, dikeniyle. Açın televizyonu, bir tane >>>gül görüyor musunuz? >>> >>>Kadının hası... Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaşlı ve sıcak >>>olur. Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet. Şımarıklığın da >>>hakkını verir. Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de. Kadın yüzü dediğin >>>mahkeme duvarına benzemeyecek. Bu tebessümler sevgidir. Yumuşacık bir >>>sevgi olur kadın yüreğinde. Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun. >>> >>>Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın. >>> >>>Kadının hası nerede, nasıl davranacağını bilir. . İnsanların içinde >>>kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir Osmanlı kadını gibi, >>>adabıyla, raconuyla istediğini alır. Dırdır etmez. Çok konuşup, baskı >>>yapıp erkeği bezdirmez. Yüz göz olmaz kadının hası. Bazen öyle bir bakar >>>ki, hele bir de bazen öyle bir susar ki, bin tümceye bedeldir bu >>>bakmalarla susmalar. Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da, kızmayı da. >>>Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez. >>> >>>Gerçek bir kadın ezik durmaz. Kambur yürümez, dimdik durur. Kendine >>>saygısı, güveni vardır. erkeğine can yoldaşı olur,destek olur, onu >>>dinlemeyi bilir. >>> >>>Bazen utangaç olur, bazen ürkek. Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir >>>kadın. Aptal olmaz gerçek bir kadın. Bön bön bakmaz adamların suratına. >>>Hülyalı bakışları da olsa, zihni uyanık olur. >>> >>>Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar. Neşesi >>>ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur. Kahkahaları vardır bu >>>kadının, çın çın eder odaların duvarlarında. >>> >>> >Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu...arada bir pencereye yaslar >>>başını, sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler. >>> >>>Olgunluğuyla şaşırtır erkeği. Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam >>>saçmalar ki, yine, yine şaşırtır onu. >>> >>>Sıkmaz kadın, bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez. Huzur verir varlığıyla. >>> >>>İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır. Konuşurken >>>insanın yüzüne bakar kadın. Kibirli olmaz. Kültürsüz olmaz. Bomboş olmaz >>>kafası. Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir, anlar, söyleyecek sözü >>>vardır. kişiliklidir. Beceriklidir. Tırnağı kırılınca üzülür, üzülür >>>işte, profesör de olsa, sultan da olsa, ***sör de olsa üzülür. >>> >>>Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındaki kızlara benzemez. >>> >>>Etini teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir >>>cazibesi vardır. albenisi metrelerce öteden çarpar adamı. Ne kadar >>>örtüneceğini, ne kadar açılacağını, yerine ve zamanına göre bilir.Gerçek >>>bir kadın Paris podyumlarında yürüyen, 17. yüzyılın vebalı kadınları gibi >>>mankenlere benzemez. Uzun saçları vardır kadının. Yumuşak olur, güzel >>>kokar. Kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını >>>bilir. Kadına yaraşmaz soğukluk. >>> >>>Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı, iyi becerir; ama öyle her >>>yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz. Havasında oldu mu, bir oynadı mı, >>>herkes onu izler. >>> >>>Kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz. Erkekler korumayı >>>severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar.Güçlü >>>kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar. Kadının hası bu dengeyi >>>kurmayı bilir; gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz. >>> >>>Has kadına naz da yakışır, kapris de. Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder >>>ki, onun nazını erkek zevkle çeker. >>> >>>Gerçek bir kadın şiir gibi olur, mey gibi olur, ömür gibi olur. CAN >>>DÜNDAR |
yok ya ne kafa yorcam erkeklerin neyi düşledikleri belli kadınların ne istedikleri ikisi tamamen birbirine taban tabana zıt ama hala ugrasıyos işte ya tutarsa ama olmuyo işte tutmuyo yüzyıllardır bu konuya kesin bi yorum getirilemedi ama yorumların bi çogu aynı yerde toplanıyo nihlenin yasının sonucu gibi işte erkekler |
kadın ne ister? Harun Resit, savasta esir aldigi düsman generale; Hayatini bagislarim ama bir sartim var: "Kadinlar hayatta en çok ne ister?" budur bilmek istedigim. Bu sorunun yanitini getir; kurtar kelleni.' der. General sorar sorusturur, bu çetin sorunun yanitini arar ve Kafdagi'ndaki bir cadinin bunu bildigini ögrenir... Günlerce gecelerce at kosturur, cadiyi arar bulur ve sorar '- Kadinlar hayatta en çok ne ister?' Korkunç cadinin, yanit için öyle bir sart ileri sürer ki yenilir yutulur degil. '-Evlen benimle, o zaman ogrenirsin istedigini.' Bu ölümcül teklifi, kabul eder General ve dogru yaniti alir almaz kosar Harun Resid'e: '-Kadinlar, en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister.' Harun Resit bizimkinin hayatini bagislar ya; Cadiyla evlenmek için de söz verilmstir. Evlenirler. O ilk gece; general bir bakar ki o korkunç cadi, dünyalar güzeli bir afete dönüsmüþ, karanlik odada. Konusur cadi: '-Benim kaderim böyle; günün sadece yarisi güzel olabilirim, diger yarisi ise çirkinim. Ne dersin geceleri seninleyken mi, yoksa gündüzleri disaridayken mi güzel olayim? General düsünür ve '-Sen bilirsin, kararini kendin ver' der; iste o andan itibaren korkunç cadi Sonsuza dek çok güzel bir kadin olarak kalir.' Peki bu öyküden çikarilacak üç ders nedir? 1. Kadinlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister. 2. Özgür iradesiyle hareket eden bir kadin, her zaman güzeldir. 3. ister güzel olsun ister çirkin, her kadin aslinda bir cadidir.http://img408.imageshack.us/img408/81/animation811dr9kd0yl.gif |
Kadın ve Erkek arasındaki farklar Başarı: Başarılı bir erkek karısının harcayabileceğinden fazla para kazanan erkektir. Başarılı bir kadın böyle bir erkeği bulabilen kadındır. Stil: Erkekler sabah uyandıklarından akşam yatağa girdikleri ana kadar iyi görünümlüdür. Kadınlar her nasılsa gece boyunca çirkinleşirler. Parayı idare etme: Erkek istediği 100 bin liralık bir şey için 200 bin lira öder. Kadın istemediği 200 bin liralık şey için 100 bin lira öder. Mutluluk: Bir erkekle mutlu olmak için onu çok anlamak, az sevmek gerekir. Bir kadınla mutlu olmak için onu çok sevmek ve hiç anlamaya çalışmamakgerekir. Evlilikten beklentiler: Bir kadın bir erkekle onun değişeceğini umarak evlenir, ama o değişmez. Bir erkek bir kadınla onun değişmeyeceğini umarak evlenir, ama o değişir. Evlilik kararları: Erkek yorulduğu için evlenir. Kadın meraklı olduğu için evlenir. İkisi de hayal kırıklığına uğrar. Evlilik ve gelecek: Kadın bir koca buluncaya kadar gelecekten endişe eder. Erkek evlenecek bir kadın buluncaya kadar gelecekten endişe etmez. Hatıralar: Kadın daima onunla evlenmek istemiş olan erkeğin anısını yaşatır. Erkek daima evlenmediği kadının anısını yaşatır. Kadınları anlamak: Erkeğin kadını anlamadığı iki dönem vardır: Evlilikten önce ve evlilikten sonra. Kadın ne ister?: İnsanın karısını mutlu kılmak için iki şeye ihtiyacı vardır: Kadının kendi bildigi gibi davrandığını sanmasını sağlamak. Kadının kendi istediği gibi davranmasına izin vermek. Uzunluk: Evli erkekler bekarlardan daha uzun yaşarlar, ancak evli erkekler ölümüdaha çok arzularlar. Hatalar: Evli bir erkek hatalarını unutmalıdır: İki kişinin birden aynı şeyi hatırlamasına gerek yoktur. Savaş: Herhangi bir tartışmada kadın daima son sözü söyler. Bundan sonra erkeğinsöylediği her söz yeni bir tartısmanın başlangıcıdır. |
benim yakınımda olan bi olay var alakasız olabilir ama onu yazmak istiyorum birbirini seven bi çift gayet güzel ilişkileri vardı samimiydiler herşey normaldi yani 5 sene böyle sürdü ve bi anda çok küçük bi sebepten dolayı bitti bu çooooook kötü bişiey ben böyle olaylara şahit olunca açıkçası korkuyorum yani 5 sene dile kolay az bi zaman değil bi anda nasıl bırakırsın ki verilen sözler adilen yeminler falan silinip gitti büyük aşk bizimki dediğiniz aşklar böyle biterse kendinizi aşka nasıl bırakabilirsin ki asıl soru kadınlar ne ister değil erkeler neden gerçek sevemez (herkes üstüne alınmasın tabi ) |
Bayanlar ustunluklerini yazmislar... Erkeklerde parantez icinde cevaplarini eklemisler... 1- Sigaradan sararmis biyiklarimiz yok... (Valla ben de biyiksizim. Cevremdeki erkeklerin cogu biyiksiz. Biyikli olanlarinda cogu sigara icmiyor...) 2- Arabamizin yolda patlayan lastigini degistirmeyi bilmesek de olur. (Arabalar hakkinda bilmediginiz yegane sey lastik degistirmek mi ???) 3 - Pantolon giymek bizim icin fizyolojik olarak en az etek kadar rahattir. (Bizim zorlandigimizi kim soyledi ki?..) 4 - Kisiligimiz kullandigimiz arabanin beygir gucu ile dogru orantili olarak degismiyor. (Haklisiniz...Sizin kisiliginiz beraber oldugunuz erkegin cuzdan gucu ile degisiyor...) 5 - "Damsiz Girilmez" sozcugu bize bir sey ifade etmiyor... (Sizin giremediginiz yerlerin yaninda bizim damsiz giremedigimiz yerler devede kulak kalir, yavrummmm). 6 - Kirmizi isikta yanimizdaki arabanin bizden once cikmasi yada bir aracin bizi sollamasi hicbir sey demek degildir. (Bizim icin de cevremizdeki diger hemcinsimizin sahip oldugu mucevherat veya uzerindeki pahali giysi hicbir sey demek degildir...) 7 - Bedensel hareketlerimiz vucudumuzdaki olasi kaslari belirginlestirecek diye bir zorunlulugumuz yok... Kas olacak diye de bir zorunlulugumuz yok hatta. (Selulitler olmayacak gibi bir zorunlulugunuz var ama. Yaaaa...) 8- Kozmetik urunleri ve estetik cerrahinin olanaklarindan sonuna kadar yararlanabiliriz... (Buna hic bir itirazimiz yok. Lutfen aynen boyle devam edin...) 9 - Asik oluyoruz... Korkmadan. (Biz robot muyuz len? Bizde oluyoz. Azicik odumuz patliyor ama neden olanlar utansin...) 10 - Duygusal sacmaliklar adina kredi sahibiyiz...cicek ve cikolata istiyoruz.... (Istediginizin hepsi buysa sorun degil. Aliriz...Madlen mi olsun bitter mi?..) 11 - Evde, banyoda, kil- tuy dokmeyiz... (Hayiiiirrrrr...Yalaaaannnnnn.....Kuvetteki, lavabodaki, yataktaki ve yemekteki saclarin cogu size ait...) 12- 50 yasindan once hicbir erkege seks icin para odemek zorunda degiliz. (oderiz, ne olmus? Para bizim degil mi? Hem cinsellik icin para sacmak, para icin cinsellik sacmaktan daha makuldur... ) 13 - Her sabah tras olmak zorunda degiliz. (Valla ben tras olmayi agda yaptirmaya tercih ederim sahsen...) 14 - Genellikle istedigimizi almamiz icin soylememiz yeterlidir.. (Baska seyler de yapmaniz gerekiyor ama...) 15 - Ayakta kalmak (!) icin 1,5 kaymakli kunefe yememiz gerekmiyor.. (Ayakta kalabilmeniz (!) icin 1,5 kaymakli kunefeden vazgecmeniz gerekiyor...) 16 - Bebeklik albumlerimiz sirtustu ve cirilciplak resimlerimizle dolu degil... (Yigidin mali meydandadir...) 17 - "Hadi amcalara goster pipini.." seklinde cocukluk anilarimiz olmaz... (Onu ilerleyen yillarda yapmak durumundasiniz ama...) 18 - Ucan tekmelerle birbirimizin agzini yuzunu kirdigimiz sporlar yapmiyoruz... (Vahsi bakislarla birbirinizin gozunu oydugunuz kiskanclik, haset, cekememe sporlariyla yeterince ugrasiyorsunuz...) 19 - Para cuzdanimiz bir sure sonra kavisli ve yuvarlak bir sekil almiyor. (Bizim de cantamiz zamanla bavula donusmuyor..) 20- Hayatimizda silaha yer yok. Hic iki kadinin silahla oynarken birbirini vurdugunu duydunuz mu? (Giyim, kusam?... Hic iki erkegin "aman tanrim benim elbisemin aynisindan giymis" diye mahvoldugunu duydunuz mu? Ayrica Ispanya''da bir istatistik yapmislar.Boga gureslerini seyretmeye gidenler agirlikli olarak kadinlarmis...) |
hıhı eminim öyledirde bunu neden forma merak ediyonki yaptıgın hiç doğru değil kimsede arkadaşım o bi bilişimci demesin ne yaptıgını bilmiyo MİLLET BEN ESAKA ERKEKLER NASILDIR DİYE ANLATMYA GEREK YOK BENCE KISADECASI BEN SÖYLİYİM ÖYLE SATIR SATIR MADDELERE AYIRMAK YOK ERKEKLER SADECE ERKEKDİR KONUYU KİLİTLEYEN KIZLARIN OLMASI TERAZİTE TARTI EMEGE SAYGI::: |
20 yaşındaki erkek müzik seti gibidir.Radyosu sussa teybi çalışır,teybi sussa pikapı çalışır.. 25 yaşındaki erkek televizyon gibidir.bir kanalı kapansa,öbür kanalı yayın yapar.Bütün kanalları kapansa uydudan yayın yapar 30 yaşındaki erkek transistorlü radyo gibidir.hem pille çalışır hem elektrikle 35 yaşındaki erkek kompakt disk gibidir.Net ve temiz yayın yapar 40 yaşındaki erkek oto radyosu gibidir.motor stop edince oda stop eder 45 yaşınndaki erkek eglence programı gibidir.Yayını haftada birdir 50 yaşındaki erkek aktualite programı gibidir.Herşey vardır bir o yoktur 55 yaşındaki erkek sanat galerisi gibidir.Hünerli ellerden çıkan şahaserleri bünyesinde barındırır.. 60 yaşındaki erkek teknik bir arıza gibidir..ustası gelmeden tamir edilemez |
Kadınla erkek arasında 35 fark... https://www.msxlabs.org/forum/cid:00f201c6989d$95ee7d00$0400000a@11a0c039879144e ''Kadınla erkeğin farkı mı? Bundan basit ne var, biri göğüslü kalçalıdır, öteki bıyıklı sakkallı...'' diye kestirip atanlardansanız, çok yanılıyorsunuz. Çünkü bilim dünyası yıllardır inceleyip arıyor bu farklılıkları. Her geçen gün de yenilerini buluyorlar. Ancak şu 35 fark hiç değişmiyor. Buyrun okuyun... https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga1) Ergenlik Sivilcesi: Erkeklerin sivilce sorunu daha fazladır.Bu da daha çok testosteron hormonundan kaynaklanmaktadır. Bu hormon yağ bezlerini uyarır ve derideki gözeneklerin tıkanmasına,dolayısıyla da sivilceye neden olur. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga2) Vücut Kokusu: Erkeklerin vücut kokusu kadınlardan çok daha güçlüdür. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga3) Saldırganlık: Erkekler kadınlardan daha saldırgan olup bedensel güç kullanımına daha eğilimlidirler.Bunun açıklaması da testosterona bağlanmaktadır.Buna karşılık kadınlar kelimelerle saldırır ve savaşırlar. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga4) Spor: Spor konusunda erkekler kadınlardan daha hızlıdır ancak kadınlar daha dayanıklıdırlar. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga5) Kan: Erkeklerde 4.5,kadınlarda 3.6 litre kan vardır.Erkek kanı daha koyu kıvamlıdır,bir damlasında 1 milyon kan hücresi vardır.Toplam olarak erkeklerde 1 santimetreküp kanda 5 milyon alyuvar vardır,bu da kadınlara kıyasla yüzde yirmi fazlalık demektir. Erkeklerin tansiyonu da kadınlardan yüksektir:140/88.Bu değer kadınlarda 130/80'dir. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga6) AIDS: Her dört AIDS hastasından sadece biri kadındır. Nedeni ise kadınların baskın olan X krozomundan iki tane taşımasıdır. Çünkü bir sağlıklı, bir hasta gene sahip olsalar bile sağlıklı gen hasta gene baskın çıkar ve hasta değil taşıyıcı olurlar. Erkeklerde ise Y geni hastalıklı X genini baskılayamaz. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga7) Yüzme Yeteneği: Kadınlar derilerinin altındakı yağ tabakası nedeniyle daha iyi yüzerler. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga8) Yaş Dönümü: Kadınlar menopoz döneminde ateş basması,uykusuzluk, şişmanlama, gece terlemeleri ve vajina kuruluğu gibi belirtiler yaşarlar. Erkekler andropoz denen yaş döneminde hemen hemen hiçbir bedensel belirti yaşamazlar. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga9) Vücut Isısı: Erkeklerin vücut ısısı kadınlardan daha yüksektir. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga10) Su: Erkek vücudunun yüzde 60-70'i sudan ibarettir.Kadın vücudundaki su oranı ise yüzde 50-60 arasındadır. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga11) Cinsel Organlar: Ana cinsel organlar erkekte vücudun dışında bulunur ve kolayca yaralanabilir. Kadında vücudun içine gizlenmiş olup korunmadadır. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga12) İskelet: Erkeklerin omuzları daha geniş, kolları ve bacakları daha uzun, kemikleri daha ağır, eklemleri de daha büyüktür. Buna karşılık kadınların kalça kemikleri daha geniş, eklemleri daha esnektir. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga13) Ses Telleri: Kadınların ses telleri daha kısa olduğundan sesleri daha tizdir. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga14) Vücudun Ağırlık Noktası: Omuz ve kalça iskeletleri farklı olduğundan, kadınların ağırlık noktası erkeklerinkinden daha aşağıdadır. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga15) Duyu Organları: Kadınların işitme ve koklama duyuları daha güçlüdür. Buna karşılık erkekler ışığa karşı daha hassastır. Erkek gözü ayrıntıları daha iyi seçer. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga16) Enerji Harcaması: Erkekler hareketsiz halde,vücudun metrekaresi başına ortalama 39,5 kalori yakarlar. Kadınlar ise 37 kalori. Erkeğin günlük kalori ihtiyacı 2700 kalori, kadınınki 2000 kaloridir. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga17) Yağ: Erkeklerde kadınlarınkinin yarısı kadar yağ dokusu vardır. Kadınlarda yağ dokusu vücudun yüzde 27'sini oluştururken, bu değer erkeklerde yüzde 15'tir. Kadın vücudunda erkeklerden 3,5 kg daha fazla yağ vardır. Yağ, erkeklerde karın bölgesinde toplanırken kadınlarda daha çok kalça, baldır ve göbekte yoğunlaşır. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga18) Hastalıklar: Erkekler hayatları boyunca kadınlardan ortalama 40 gün daha az hastalanırlar. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga19) Dirsek: Kadınlar erkeklere kıyasla kollarını dirsekten 6 derece daha fazla açabilirler. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga20) Kromozomlar: Erkek ve dişilerde toplam 46 kromozom vardır. Bunların yarısı babadan, yarısı anneden gelir. Bu 46 kromozomun içinden iki tane cinsiyet hormonu vardır ki; bu erkekte XY, kadında XX olarak bulunur. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga21) Saçlar: Kadınların saçları daha sık ve daha dirençlidir. Saç kökleri iki milim daha derinde olduğu için erkeğinki kadar çabuk dökülmez. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga22) Deri: Erkeklerin toplam 1,8 metrekare, kadınların 1,6 metrekare derileri vardır. Kadını derisi daha ince ve kuru,bu yüzden de daha hassastır. Erkekte ter bezleri ve deri altı yağ bezleri daha fazla olduğundan derisi yağlıdır ve daha çok terler. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga23) Akciğerler: Erkeklerin akciğerleri kadınlarınkinden yüzde 50 daha geniş hacme sahiptir. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga24) Yemek: Aynı kilodaki kişilerden, erkekler kadınlardan daha çok yemek ihtiyacı duyarlar; çünkü metabolizmaları daha hızlıdır. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga25) Antikorlar: Kadınlar daha çok antikor üretirler, bu yüzden de erkeklere kıyasla bakteri ve virüs hastalıklarına daha seyrek yakalanırlar. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga26) Ağlamak: Kadınlar erkeklerden 5 kat fazla ağlarlar.Genellikle de saat 19.00-22.00 arası. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga27) Beyin: Erkek beyni yüzde 14 daha ağırdır. Buna karşılık kadınlarda iki yarım küre arasındaki iletişim daha iyidir. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga28) Safrakesesi Taşı: Kadınların yüzde 20'sinde, erkeklerin yüzde 8'inde safrakesesi taşı oluşur. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga29) Kalp Atışı: Erkeklerin kalbi daha büyüktür ve daha yavaş çarpar: Dakikada ortalama 72. Bu değer kadınlarda 80'dir. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga30) Gelişme: Buluğ çağına kadar kızlar erkeklerden daha hızlı büyürler (10'a 8 oranında). Erkek çocuklar 14-15 yaşları arasında gelişmeye başlarlar ve 20 yaşına kadar bu büyüme gerçekleşebilir. Kız çocukları en hızlı 12-13 yaşları arasında gelişirken 17-18 yaşında bu gelişme durur. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga31) Sıcaklık Duyarlılığı: Kadınlar kalın yağ dokuları nedeniyle soğuğa daha dayanıklıdırlar. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga32) Yaşlanmak: Erkekler kadınlardan daha hızlı yaşlanırlar. 55 yaşındaki bir kadın bedensel gücünün yüzde 90'ına sahiptir. Oysa aynı yaştaki bir erkek gücünün sadece yüzde 70'ine sahiptir. 35 yaşındaki bir erkeğin damar sistemi 50 yaşındaki bir kadınınkine eşdeğerdir. Buna karşılık kadında sadece cilt daha ince olduğundan çabuk yaşlanıp kırışır. Kadınlar yaşlanma olayını psikolojik olarak erkeklerden çok daha kolay kabullenirler. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga33) Kaslar: Erkekler kadınlardan yüzde 50 oranında fazla kas gücüne sahiptir. Buluğ çağında erkeklerde kas hücrelerinin sayısı 20 misli, kadınlarda 10 misli artar. Erkekler kadınlardan üçte bir oranında daha güçlüdürler. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga34) Yaşam Süresi: Erkeklerin ortalama omrü 71,5 yıl, kadınların 78 yıldır. https://www.msxlabs.org/forum/cid:00a001c697b0$e1d48f40$0800000a@doga35) Solunum: Erkekler dakikada ortalama 16 kez soluk alıp verir. Kadınlar ise dakikada 20-22 kez soluk alıp verir. Her iki cinsin günde soludukları miktar ise aynı olup 12 bin litredir. |
Kadınla erkek arasında 35 fark... ''Kadınla erkeğin farkı mı? Bundan basit ne var, biri göğüslükalçalıdır, öteki bıyıklı sakkallı...'' diye kestirip atanlardansanız,çok yanılıyorsunuz. Çünkü bilim dünyası yıllardır inceleyip arıyor bu farklılıkları. Her geçen gün de yenilerini buluyorlar. Ancak şu 35 fark hiç değişmiyor. Buyrun okuyun... 1) Ergenlik Sivilcesi: Erkeklerin sivilce sorunu daha fazladır.Bu da daha çok testosteron hormonundan kaynaklanmaktadır. Bu hormon yağ bezlerini uyarır ve derideki gözeneklerin tıkanmasına,dolayısıyla da sivilceye neden olur. 2) Vücut Kokusu: Erkeklerin vücut kokusu kadınlardan çok daha güçlüdür. 3) Saldırganlık: Erkekler kadınlardan daha saldırgan olup bedensel güç kullanımına daha eğilimlidirler.Bunun açıklaması datestosteronabağlanmaktadır.Buna karşılık kadınlar kelimelerle saldırır ve savaşırlar. 4) Spor: Spor konusunda erkekler kadınlardan daha hızlıdır ancak kadınlar daha dayanıklıdırlar. 5) Kan: Erkeklerd4.5,kadınlarda 3.6 litre kan vardır.Erkek kanı daha koyu kıvamlıdır,bir damlasında 1 milyon kan hücresi vardır.Toplam olarak erkeklerde 1 santimetreküp kanda 5 milyon alyuvar vardır,bu da kadınlara kıyasla yüzde yirmi fazlalık demektir. Erkeklerin tansiyonu da kadınlardan yüksektir:140/88.Bu değer kadınlarda 130/80'dir. 6) AIDS: Her dört AIDS hastasından sadece biri kadındır. Nedeni ise kadınların baskın olan X krozomundan iki tane taşımasıdır. Çünkü bir sağlıklı, bir hasta gene sahip olsalar bile sağlıklı gen hasta gene baskın çıkar ve hasta değil taşıyıcı olurlar. Erkeklerde ise Y geni hastalıklı X genini baskılayamaz. 7) Yüzme Yeteneği: Kadınlar derilerinin altındakı yağ tabakası nedeniyle daha iyi yüzerler. 8) Yaş Dönümü: Kadınlar menopoz döneminde ateş basması,uykusuzluk, şişmanlama, gece terlemeleri ve vajina kuruluğu gibi belirtiler yaşarlar. Erkekler andropoz denen yaş döneminde hemen hemen hiçbir bedensel belirti yaşamazlar. 9) Vücut Isısı: Erkeklerin vücut ısısı kadınlardan daha yüksektir. 10) Su: Erkek vücudunun yüzde 60-70'i sudan ibarettir.Kadın vücudundaki su oranı ise yüzde 50-60 arasındadır. 11) Cinsel Organlar: Ana cinsel organlar erkekte vücudun dışında bulunur ve kolayca yaralanabilir. Kadında vücudun içine gizlenmiş olup korunmadadır. 12) İskelet: Erkeklerin omuzları daha geniş, kolları ve bacakları dahauzun, kemikleri daha ağır, eklemleri de daha büyüktür. Buna karşılık kadınların kalça kemikleri daha geniş, eklemleri daha esnektir. 13) Ses Telleri: Kadınların ses telleri daha kısa olduğundan sesleri daha tizdir. 14) Vücudun Ağırlık Noktası: Omuz ve kalça iskeletleri farklı olduğundan, kadınların ağırlık noktası erkeklerinkinden daha aşağıdadır. 15) Duyu Organları: Kadınların işitme ve koklama duyuları daha güçlüdür. Buna karşılık erkekler ışığa karşı daha hassastır. Erkek gözü ayrıntıları daha iyi seçer. 16) Enerji Harcaması: Erkekler hareketsiz halde,vücudun metrekaresi başına ortalama 39,5 kalori yakarlar. Kadınlar ise 37 kalori. Erkeğin günlük kalori ihtiyacı 2700 kalori, kadınınki 2000 kaloridir. 17) Yağ: Erkeklerde kadınlarınkinin yarısı kadar yağ dokusu vardır. Kadınlarda yağ dokusu vücudun yüzde 27'sini oluştururken, bu değer erkeklerde yüzde 15'tir. Kadın vücudunda erkeklerden 3,5 kg daha fazla yağ vardır. Yağ, erkeklerde karın bölgesinde toplanırken kadınlarda daha çok kalça, baldır ve göbekte yoğunlaşır. 18) Hastalıklar: Erkekler hayatları boyunca kadınlardan ortalama 40 gün daha az hastalanırlar. 19) Dirsek: Kadınlar erkeklere kıyasla kollarını dirsekten 6 derece daha fazla açabilirler. 20) Kromozomlar: Erkek ve dişilerde toplam 46 kromozom vardır. Bunların yarısı babadan, yarısı anneden gelir. Bu 46 kromozomuniçinden iki tane cinsiyet hormonu vardır ki; bu erkekte XY, kadında XX olarak bulunur. 21) Saçlar: Kadınların saçları daha sık ve daha dirençlidir. Saç kökleri iki milim daha derinde olduğu için erkeğinki kadar çabuk dökülmez. 22) Deri: Erkeklerin toplam 1,8 metrekare, kadınların 1,6 metrekare derileri vardır. Kadını derisi daha ince ve kuru,bu yüzden de daha hassastır. Erkekte ter bezleri ve deri altı yağ bezleri daha fazla olduğundan derisi yağlıdır ve daha çok terler. 23) Akciğerler: Erkeklerin akciğerleri kadınlarınkinden yüzde 50 daha geniş hacme sahiptir. 24) Yemek: Aynı kilodaki kişilerden, erkekler kadınlardan daha çok yemek ihtiyacı duyarlar; çünkü metabolizmaları daha hızlıdır. 25) Antikorlar: Kadınlar daha çok antikor üretirler, bu yüzden de erkeklere kıyasla bakteri ve virüs hastalıklarına daha seyrek yakalanırlar. 26) Ağlamak: Kadınlar erkeklerden 5 kat fazla ağlarlar.Genellikle de saat 19.00-22.00 arası. 27) Beyin: Erkek beyni yüzde 14 daha ağırdır. Buna karşılık kadınlarda iki yarım küre arasındaki iletişim daha iyidir. 28) Safrakesesi Taşı: Kadınların yüzde 20'sinde, erkeklerin yüzde 8'inde safrakesesi taşı oluşur. 29) Kalp Atışı: Erkeklerin kalbi daha büyüktür ve daha yavaş çarpar:Dakikada ortalama 72. Bu değer kadınlarda 80'dir. 30) Gelişme: Buluğ çağına kadar kızlar erkeklerden daha hızlı büyürler(10'a 8 oranında). Erkek çocuklar 14-15 yaşları arasında gelişmeye başlarlar ve 20 yaşına kadar bu büyüme gerçekleşebilir. Kız çocukları en hızlı 12-13 yaşları arasında gelişirken 17-18 yaşında bu gelişme durur. 31) Sıcaklık Duyarlılığı: Kadınlar kalın yağ dokuları nedeniyle soğuğa daha dayanıklıdırlar. 32) Yaşlanmak: Erkekler kadınlardan daha hızlı yaşlanırlar. 55yaşındaki bir kadın bedensel gücünün yüzde 90'ına sahiptir. Oysa aynı yaştaki bir erkek gücünün sadece yüzde 70'ine sahiptir. 35 yaşındaki bir erkeğin damar sistemi 50 yaşındaki bir kadınınkine eşdeğerdir. Buna karşılık kadında sadece cilt daha ince olduğundan çabuk yaşlanıp kırışır. Kadınlar yaşlanma olayını psikolojik olarak erkeklerden çok daha kolay kabullenirler. 33) Kaslar: Erkekler kadınlardan yüzde 50 oranında fazla kas gücüne sahiptir. Buluğ çağında erkeklerde kas hücrelerinin sayısı 20 misli,kadınlarda 10 misli artar. Erkekler kadınlardan üçte bir oranında daha güçlüdürler. 34) Yaşam Süresi: Erkeklerin ortalama omrü 71,5 yıl, kadınların 78 yıldır. 35) Solunum: Erkekler dakikada ortalama 16 kez soluk alıp verir. Kadınlar ise dakikada 20-22 kez soluk alıp verir. Her iki cinsin günde soludukları miktar ise aynı olup 12 bin litredir. |
Güzel bir kadin televizyon gibidir. Ona bakmaktan kendini alamazsin. Bir yandan ona tutulmak istemezsin ama ne kadar kacarsan kac, bir kere yakalandin mi da vazgecemezsin... Genc kizlar klimalar gibidirler. Ilk basta aranizdaki sicakligi cok iyi ayarlayabilirsin. Ama beraberliginiz eskimeye basladiginda durum kötülesir. Hele söyle aradan bir sene falan gecince mutlaka bir ariza cikar. Ve belki de ondan ayrilmaniz gerekir.. Fahiseler kola makineleri gibidir. Paran yoksa vermezler. Mini etekler sehpa örtüsü gibidir. Buradaki amac, altindakini örtmekten ziyade onu ön plana cikararak estetik bir görünüm saglamaktir. Bir kizin pesinden kosmak, dart oynamak gibidir. Genclikte tam 12'den vuramasan da, bir türlü devam etmekten kendini alamazsin. Sonradan ögrenirsin ki, cok puan almak icin hep 12'den vurmak gerekmez. Önemli olan, sirasiyla, dogru verleri vurmaktir... Insanin karisini aldatmasi, burnunu karistirmasi gibidir. Kesinlikle yapilmamasi gerekir ama, bazilari kendilerini tutamayip yapiverirler. O zaman da kimseye görünüp, yakalanmak istemezler. Caktirmadan kurtulmak isterler. Sevismek, bir radyo kanalini ayarlamak gibidir. Mutlu sona ulasmak icin epeyce bir süre ileri gidip gelmek geerekebilir. Tamam oldugunu cikan seslerden anlarsin.. Biriyle evlenmeye kalkmak, sayisal loto oynamak gibidir. Birtakim tahminler üzerine kuruludur. Tahminlerin hepsinin tutmasi imkansiz derecesinde zordur. Altida alti muhtesem olur, altida bes iyidir, altida dört mutluluk verir, altida üc buruk bir tesellidir, altida ücten asagisi ise her seyi yirtip attirir. Bakire bir kizla beraber olmak, tahin pekmez yapmak gibidir. Cok tatli oldugu söylense de yapacagini yaptiktan sonra basa dönme sansinin olmadigi bilinmelidir. Calisan bir erkek ile ev kadini karisi kalem ile kalemtras gibidir. Calisip, yipranan erkek karisinin yanina dönünce kendini yenilenmis, tazelenmis hisseder ama bir yandan da o farketmeden kadin hayatini yer bitirir. |
KADIN VE ERKEK SÜNNETİ Farklılık Efsanesi Sami A. Aldeeb Abu-Sahlieh. I. Farklılığın Dinsel Meşrulaştırılması Dinsel normların erkek sünnetini meşrulaştırdığını düşüncesinin tersine, dinsel normlar, kadın ve erkek sünnetlerini hem meşrulaştırmak, hem de suçlamak için kullanılabilir. 1. Yahudiler Arasındaki Tartışma A) Tevrat Tevrat (Eski Ahit) kadın sünneti için herhangi bir kural bulundurmaz. Öte yandan Tevrat, Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler açısından erkek sünnetinin temelini oluşturur. İki metin bu uygulamayı ilgilendirir : "İbrahim 99 yaşında iken Tanrı ona gözüktü ve dedi ki, : Ben Ulu Tanrı'yım. Benim önümde yürü, ve masum ol. Seninle ve senden sonraki neslinle, size Tanrı olmak için, senden sonra da geçerli olacak bir anlaşma yapacağız. Sana ve nesline, şu an için yabancı olduğun Kenan ülkesini, daimi malınız olması için vereceğim, ve size Tanrı olacağım. Ve sen de, anlaşmayı uygulayacaksın, neslin de uygulayacak. İçinizdeki her erkek çocuk, sünnet edilecek. Kendi üstderini sünnet edeceksin, ve bu aramızdaki anlaşmanın delili olacak. Nesillerin süresince, her erkek sekiz günlük olduğunda, ki buna evinde doğan köle, ve paranla satın aldıkların da dahildir; sünnet edilecek. Böylece anlaşmamız senin etinde sonsuza kadar yaşayan bir anlaşma olacak. Sünnet olmayan herhangi bir erkek, toplumunuzdan dışlanacak; çünkü o, anlaşmayı bozmuştur." "Tanrı Musa'ya dedi ki, “İsrail halkına söyle: Bir kadın, erkek çocuk doğurursa, yedi gün boyunca törensel olarak kirli sayılacaktır, tıpkı adet döneminde kirli sayıldığı gibi. Ve sekizinci günde, sünnet derisinin (üstderisinin) eti sünnet edilecek. Onun kanının saflaşması 33 gün sürecek. Bu süre boyunca kutsal olan hiçbir şeye dokunmayacak, mabede gelmeyecek. Eğer kız doğurursa, iki hafta için kirli sayılacak, kan-saflaşması 66 gün sürecek" (Leviticus. 12:1-5)." Birinci metinde sünnet, Tanrı ile İbrahim arasındaki anlaşmanın bir işaretidir. Bu yüzden İbranicede sünnet, "Berit Milah", yani “kesme anlaşması” olarak adlandırılır. İkinci metin, sünnete çocuk ve annenin temizliği açısından değinir. Diğer pek çok metinde, Tevrat sünnetsizlerle sünnetlileri karşılaştırır. Sünnetsizler, “saf olmayanlardır”. Bu yüzden sünnetli olmayanların dini törenlere katılması yasaklanmıştır. (Exodus 12:48) Mabede girmeleri yasaklanmıştır (Ezekiel 44:9) hatta Kudüs'e girmeleri bile yasaktır. (Isaiah 52:1). Tevrat bazen fiziksel sünnet ile “kalbin ruhsal sünneti” (Jeremiah 4:4) ve kulakların sünneti (Jeremiah 6:10) arasında ayrım yapmıştır. B) Şu Anki Tartışma Yahudiler kadınları sünnet etmişlerdir. Etiyopyalı Yahudiler (Falacalar) buna devam da etmektedirler. Ama bizim bilgimize göre, Yahudiler arasında bu uygulama hakkında dini bir tartışma yoktur. Öte yandan şun tanıklık ediyoruz ki, Yahudi asıllı pek çok insan kadın sünnetine karşı mücadele ederken, erkek sünneti konusunda aynısını yapmaktan çekinmektedir. “Terre des Hommes” ve “Sentinelles” örgütlerinin kurucusu Edmond Kaiser'in durumudur bu. Yani birisi Afrikalılara ahlak vaazi verirken, Amerikalılara ve Yahudilere bir şey diyemez. Bu ikiyüzlülük, korkaklık ve kültürel emperyalizmdir. Erkek sünneti; “dişe diş, göze göz” kanunu (Deuteronomy 19:21), zina edenlerin taşlanması (Deuteronomy 22:23), vs gibi diğer Tevrat uygulamalarını terketikleri halde, halen çok sayıda Yahudi tarafından uygulanmaya devam eder. Ne var ki çok eski zamanlardan beridir bazıları buna karşı çıkmıştır. Bazıları uygulamayı terk etmiş, hatta bazıları üstderilerini (sünnet derilerini) yeniden yapmışlardır. (I Maccabees 1:15; see also I Corinthians 7: 18): Tanrı'nın Yakub'un oğlu Esau'yu reddetmesi içi bir neden. Yahudi dini otoriteleri sünnet olmayanlara karşı pek de anlayışlı değildiler. Elijah, uygulamayı terk edenlerden acıyla bahseder. (I Kings 19:10) Maccabes kitabı, Yahudi bağnazların, Israil topraklarında buldukları her sağlam çocuğu sünnet etmek için dolaştıklarından bahseder. (I Maccabees 2:45-46). Cohen'in yazdıklarına göre, sünnetin kaldırılmasını önlemek için hayatlarını verenler Yahudilerin gözünde bugün hala kahramandırlar. Modern zamanlarda, erkek sünneti karşısındaki tartışma, dinsel topluluklara bağlılık yerine milliyete bağlılığı getirmeye çalışan Fransız Devrimi (1789) sırasında ortaya çıktı. 1842'de Frankfurt'ta bir grup Yahudi, sünnetin kaldırılmasını ve yerine kızlar ve erkekler için kan içermeyen eşitlikçi bir törenin getirilmesini protesto ettiler. 1866'da, 66 Viyanalı Yahudi doktor sünnet uygulamasına karşı bir dilekçe yazdılar. 1871'de, Augsburg'da rabbiler, Yahudi bir anneden doğan bir çocuğun, sünnet olmasa bile Yahudi sayılmasına karar verdiler. Herzl'in (İsrail'in kurucusu) oğlunun da doğduktan sonra sünnet olmadığı, ve ergenlik çağına kadar öyle kaldığı, ancak daha sonra Herzl'in havarilerinin ısrarı üzerine bıçak altına yattığı da dikkati çeken bir ayrıntıdır. Bu tartışma ABD'ne Yahudi göçmenlerle taşındı. Reformist rabbiler, Yahudi dinini seçenlere sünnet şartı getirmeme kararı aldılar. Fakat Amerikan hastanelerinde doğumların artması ve sünnetin genelleştririlmesi ile yeni doğanların, doğumun üçüncü gününde Yahudi inançlarına uygun olmayan bir şekilde sünnet edilmeleri durumu ortaya çıktı. Bu durumu rabbiler, bazı Yahudi doktorları eğitmekle düzeltmeye çalıştılar. Ve dini evlilik törenlerinin kabul edilmesi ile birlikte, kaybettikleri zemini, sünnetli olmayanları evlendirmemekle yeniden kazanmaya çalıştılar. 2. Dünya Savaşının olayları sünnet uygulamasını güçlendirdi. 1979'da, Amerikan Rabbi Kongresi, sünnetin mecburi olduğuna ve dini kurallar ile yapılmak zorunda olduğuna karar verdi. Şu anda ilerici Amerikan Yahudi çevrelerinde sünnet aleyhindeki tartışma, uygulamanın tıbbi yararları üzerinde, yeniden alevlenmiştir. Tıbbi çevrelerde sünnete karşı artan düşmanlık ve ülke çapında azalan sünnet oranları nedeniyle, Yahudiler tekrar yalnız başlarına karar vermek durumunda kalacaklardır. Yahudiler artık dini duygularının azalmasından dolayı dini sünneti seçmiyorlar, hastane sünnetini de geri çeviriyorlar. Bu durumla karşılaşan bazı Yahudi yazarlar, sünnet uygulamasının yumuşatılmasını istemektedirler, törenin sünnetten önce gelmesi, kızların da benzer bir törene katılmaları, hatta sünnet olmaları gibi. Ama bazıları, sakatlama olayının toptan kaldırılması ve kızlar ve erkekler için eşitlikçi bir törenle yetinilmesi gerektiğini savunuyorlar. Üstderiyi (sünnet derisi) kesmek yerine, bazıları sembolik olarak bir havuç kesmeyi öneriyorlar. Son olarak da bazıları, hem töreni, hem sakatlamayı reddediyorlar Tartışma, bazı insan hakları savunucuları 1997 yılında "cinsel yaralama" olayı ile mücadele için bir dernek kurunca İsrail'e taşınır. Pek çok anababa, ailelerinin itirazına rağmen, çocukların istismarı ve kötü muameleyi yasaklayan Israil kanunlarını göstererek çocuklarını sünnet etmezler. Şarkıcı ve edebiyat eleştirmeni Menachem Ben, oğlunu kendi usülüne göre sünnet ettiğini açıklar: İncil'de bahsedildiği gibi "kalbin temizliği" şeklinde. Sünnetin yararlarından bahsedenlere karşı, sünnet sonucu oluşan enfeksiyonlardan ölenlerin, koruduğunu söylediği enfeksiyonlardan ölenlerden çok daha fazla olduğu ve penisi temiz tutmak için yıkamanın yeterli olduğunu söylerler. İbn Meymun (Maimonides)'den alıntı yaparak, sünnetin cinsel zevki azalttığını eklediler. Bu tavrı eleştiren baş rabbi Eliahu Bakshi Doron ise insanların kendilerinden nefret ettikleri için böyle düşündüklerini iddia eder. Ona göre "Yahudi olan herşeyin kötü olduğu inancı, Brith Milah'a da" sıçramıştır, "bu en önemli Yahudi işaretine, karşısında hiçbir şey söylenemeyecek zararsız basit prosedüre de sıçradı". Sünnetle oluşan zararlar hakkındaki iddialar bile, Rabbinin fikrinde, bu eski gelenek hakkındaki şüpheleri doğrulamazdı. “Kim ilkel, antik, ve acı verici bir şey ile uğraştığımız kararını verebilir. Yahudiler yıllarca böyle yaşadılar. Sünnet cinsel zevke zarar veriyor olsa bile bu bir trajedi değildir” |
* KADIN & ERKEK* * Kadınlar birer "ayaklı radar"dır... Bu yüzden erkekler onlara yalan söylerken çok zorlanır. Kadınlarda "vücut dilini, mimikleri, cümlelerin alt(gizli) anlamlarını algılayabilme" yeteneği erkektekinin 2 katı olarak belirlenmiş... * Kadınlar yüksek sesle konuşmayı ve sesli düşünmeyi seviyor, erkeklerse her ikisini de içinden yapmayı tercih ediyor... Bu yüzden kadınlar erkekleri "duygusuz bencil yaratıklar" olarak görürken, erkekler de kadınları "sürekli kafa ütüleyen başbelaları" olarak görüyor... * Kadın problemlerini birlikte olduğu erkeğe açınca kendini daha rahatlamış hissediyor... Erkek ise, kadından duymak istediği şeyi duyamıyacağını biliyorsa hiç konuya bile girmiyor... * Konuşmak ve kelimeleri özenle seçmek, erkek beyninde özel bir yetenek değil. Bu yüzden kendilerini sözcüklerle ifade etmekte çoğu zorlanır... * Çoğu kadının erkeğini terketme nedeni ondan somut anlamda fazla şey alamaması değil, erkeğin onun duygularını anlayamadığını düşünmesidir... * Kadınlar iletişim kurmak için günde 20.000 kelime, mimik ve jest kullanırken bu sayı erkeklerde sadece 7.000... * Erkek derisi kadın derisinden daha ince... Bu yüzden kadınların kırışıkları erkeklerden fazla oluyor... * Erkekler dokunma duyusunun hassaslığını daha ergenlik çağında kaybediyor... (Peki o hassasiyet bundan sonra hangi bölgede yoğunlaşıyor??) * Bir kadın, ilişkisi iyi gitmiyorsa işine konsantre olamıyor... Bir erkek ise işi iyi gitmiyorsa ilişkisine konsantre olamıyor... * Sevişmek için kadınların bir nedene ihtiyacı var, erkeklerin ise sadece bir ortama... * Kadınlar sevdikleri erkekle seks yapmaya doyamıyor... Erkeklerse seks yapmaya doyamıyor... |
T.C. ANAYASASI'NDA KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ İLKESİ Avrupa Birliği Antlaşmalarında, Yönergelerinde ve Avrupa Komisyonu Tavsiye Kararlarında Kadın-Erkek Eşitliği Avrupa'da ekonomik bütünleşme amacıyla kurulmuş olan (bugünkü adıyla) Avrupa Birliği'nde başından beri çalışma yaşamında kadın erkek eşitliği ortak bir politika olarak benimsenmiş ve geliştirilmiştir. Başlangıçta 9 Mayıs 1950 tarihli "Schuman Bildirgesi"yle yola çıkan Almanya ve Fransa, Avrupa'da ekonomik bütünlüşmeyi gerçekleştirmek amacıyla İtalya ve Benelüks Devletlerinin de katılmasıyla Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nu kurdular (1951). Bunu 25 Mart 1957 tarihinde Roma Antlaşmasıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun (AET) kurulması izledi. İşte AET'nin kurulmasıyla başlayan ve bugün Avrupa Birliği'nde egemen olan temel ilkelerden biri kadın erkek eşitliğinin sağlanmasıdır. AET Antlaşmasının 119.maddesiyle "eşit işe eşit ücret" ilkesinin tanınmasında olduğu gibi, somut olarak çalışma yaşamında eşitlikçi anlayışa 1992 tarihli Maastricht ve 1997 tarihli Amsterdam Antlaşmalarında da yer verilmiştir. Zaman içinde antlaşma hükümleri doğrultusunda, "her iki cinse eşit davranma ilkesi" ve "fırsat eşitliği ilkesi" çerçevesinde kadının çalışma koşullarının iyileştirilmesi amacıyla Yönergeler çıkarılmış ve Avrupa Konseyi'nin Tavsiye kararlarında bu konuya özenle değinilmiştir. Birliğin Adalet Divanı'nın eşitlik konusunda verdiği kararlar da yol gösterici niteliktedir. Avrupa Komisyonu 70'li yılların başından beri gerek geliştirilen eşit davranma ve fırsat eşitliği ilkeleri önerileriyle, gerek toplumsal duyarlılığın artırılmasını amaçlayan kampanyalarla, gerekse bu girişimlerin finansmanına katkıda bulunarak ve projelere destek vererek kadın erkek eşitliğinin sağlanması politikasını güçlendirmektedir. Bu amaca uygun hukuki düzenlemeler açısından çok önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Çıkarılan çok sayıda Yönerge, bakış açılarında ve davranışlarda değişimin gerçekleşmesi için gerek duyulan bir mevzuatın temelini oluşturacak noktaya gelmiştir. Ama yine de gerçek bir fırsat eşitliği için antlaşmalara hüküm koymak, Yönergeler çıkarmak, hatta üye devletlerin bunları iç hukuklarına uyarlamaları da yeterli olmamaktadır. Avrupa Birliği üyesi devletlerde de çoğu kez vatandaşların hukuk normlarıyla kendilerine tanınmış hakların bilincinde olmadıkları veya bu haklardan yararlanabilmek için gerekli mekanizmaları kullanmadıkları görülmektedir. Bu nedenle özellikle avukatların etkin çalışmalarına, AB mevzuatının uygulanmasının kolaylaştırılmasına öncelik verilmek istenmektedir. 1999 yılı Mart ayında Avrupa Birliği Kadın Hukukçular Derneği, Birliğe üye veya aday ülkelerde kadınların hakları konusunda bilgilendirilmelerine ve haklarını kullanabilmelerine destek oluşturmak amacıyla Avrupa Komisyonu'nun maddi katkısıyla kurulmuştur. Avrupa Komisyonunca fırsat eşitliği konusunda yapılan açıklamada: "Fırsat eşitliği kavramı, kadınların katkılarına da erkeklerinki kadar değer veren ve de mesleki ve ailevi görevler arasındaki dengeyi gözeten bir toplumsal yeniden yapılanmanın anahtarıdır. Fırsat eşitliği, kadınların ve erkeklerin insanlık onuruna saygılı ve her iki cinsin de yönetimde ve karar mekanizmalarında aynı derecede temsil edildiği bir kültürü teşvik etmektedir" denilmektedir. AB Antlaşmalarında Kadın Erkek Eşitliğine İlişkin Kurallar: Avrupa Birliği'nin kuruluşunda kadın erkek için eşit işe eşit ücret ilkesinin kabulüyle başlayan eşitlik politikası, daha sonra işe girmede, iş koşullarında, sosyal güvenlik gibi konularda hiç kimseye cinsiyeti nedeniyle doğrudan veya dolaylı ayrımcılık yapılmaması amacıyla giderek eşit davranma ilkesinin ve fırsat eşitliği ilkesinin kabulüyle geliştirilmiştir. Avrupa Ekonomik Topluluğunun kurulmasına ilişkin 1957 tarihli Roma Antlaşmasının doğrudan uygulanan hükümleri arasında yer alan 119. maddesi hükmünde : "aynı iş için kadın-erkek işçiler arasında ücret eşitliği ilkesi her üye devlet tarafından ilk devre içinde (1.1.1958 - 31.12.1961) sağlanacaktır" denilmektedir. 1992 Maastricht Antlaşmasında ve antlaşmaya ekli Sosyal Şart'ta, Roma antlaşmasının 119. maddesinde düzenlenen eşit işe eşit ücret ilkesinin bir kez daha vurgulanmış olduğunu görüyoruz. Ayrıca Sosyal Şart'ın 2. maddesinde : Avrupa Topluluğunun kadın erkek eşitliği alanında üye devletlerde alınan önlemleri destekleyeceği ve geliştireceği belirtilmiştir. 6. maddede ise; kadınların işe girmede ve ilerlemede karşılaşacakları engellerin kaldırılması için önlem alınması gerektiği, bu gibi düzenlemelerin imtiyaz ya da ayrımcılık sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. Bilindiği gibi, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'nin 4. maddesinde de benzer bir hüküm vardır. Sözkonusu hükme göre, kadın erkek eşitliğini olgusal olarak sağlamak ve hızlandırmak için Sözleşme'ye taraf devletler geçici ve özel önlemler alabilirler. 1997 tarihli Amsterdam Antlaşmasının 2, 3, 13 ve 141. maddelerinde kadın erkek eşitliği konusunda somut olarak yaşama geçirilebilen hükümlere yer verilmiştir. Kadınlar ve erkeklere eşit davranma ilkesinin yaşama geçirilebilmesi için fırsat eşitliğinin tanınması gerektiği kuralı getirilmiştir. Amsterdam antlaşması ile Konsey'e cinsiyete dayalı ayrımcılığın kaldırılması için etkin kararlar alma yetkisi de tanınmıştır. Ayrıca Avrupa Birliği politikalarını oluşturan her alanda, kadın erkek eşitliğinin yaşama geçirilmesi gerektiği hükmüne yer verilmiştir. Kadın Erkek Eşitliğine İlişkin AB Yönergeleri Avrupa Birliği Yönergeleri, içeriği ve sonuçları bakımından yöneldiği üye devletleri hukuken bağlayıcı düzenlemelerdir, ancak prensip olarak doğrudan uygulanmazlar. Avrupa Birliğine üye devletlerin, yönergeleri kabul edip etmeme, ya da uygulamaya koyup koymama bakımından bir takdir yetkileri yoktur. Üye ülkeler, yönergelerde belirtilen süre içinde söz konusu yönergede belirlenen ilkeleri kendi iç hukukuna geçirmekle yükümlüdürler. Ulusal organlar, yönergede belirtilen hedeflere ulaşabilmek için, iç hukuk düzenlemelerinin türünü belirlemekte özgür kılınmışlardır. Eğer Yönergelerde belirtilen konu bir yasa ile düzenlenmesi gerekiyorsa yasa çıkartılması veya yeterli ise Bakanlar Kurulu kararı ile ya da sair şekilde yapılabilir. Yönergeler, prensip olarak doğrudan uygulanmamakla beraber, belirlenen süre içinde iç hukuka geçirilmemişse, Adalet Divanı kararlarında da belirtildiği gibi doğrudan uygulanabileceği kabul edilmektedir. Örneğin, Divan'ın Defrenne davasında verdiği 8.4.1976 tarihli kararında, Roma antlaşmasının 119. maddesinin eşit işe eşit ücret ilkesini düzenleyen 1. fıkrası doğrudan uygulanabilir nitelikte olduğu kabul edilmiştir. Divan'ın bir başka kararında da "bireylerin ulusal mahkemeler önünde görülen davalarda yönerge hükümlerini ileri sürebileceklerine" hükmedilmiştir. Yönergelerden örnekler verecek olursak; * Kadın erkek eşitliği konusundaki 1975 tarihli Yönerge'de: Roma antlaşmasının 119. maddesine atıfta bulunularak eşit veya eş değerde işe eşit ücret uygulamasında cinsiyete dayalı ayrımcılık yapılmaması öngörülmüştür. Yönergede yer alan kararların iki yıl içinde üye ülkelerce kendi iç hukuklarına geçirmeleri gerektiği belirtilmiştir. * 1976 tarihli ikinci Yönerge, eşitlik yönergesi olarak anılmaktadır. İşe alınmada, mesleki eğitim ve ilerlemede ve çalışma koşullarında kadın erkek eşitliğinin sağlanmasına yöneliktir. Yönerge'de, hiç kimsenin doğrudan veya dolaylı olarak, cinsiyeti, özellikle medeni hali ve ailevi durumu nedeniyle mağdur edilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Konsey'in eşit davranma ilkesi olarak adlandırdığı bu ilke başlıca işe alınmada, mesleki eğitim ve ilerlemede ve çalışma koşulları açısından üye devletlerce yaşama geçirileceği öngörülmüştür. İşe alınmada ayrımcılığa bir örnek verecek olursak; eleman aranıyor ilânında eğer "30 yaşını doldurmuş, askerlikle ilişkisi olmayan hukuk mezunu alınacaktır" denilmişse, bu ilanda ayrımcılık olduğunda kuşku yoktur. Söz konusu yönerge açısından, eşitliğin sağlanması için ilânda "30 yaşını doldurmuş, erkeklerde askerlikle ilişkisi olmayan hukuk mezunları alınacaktır" denilmesi gerekmektedir. Yönerge'nin işe alınmada cinsiyete dayalı ayrımcılık yasağına ilişkin maddesine uyum sağlamak üzere örneğin, Alman Hukukunda Medeni Kanun (BGB) 611. Paragrafında "ayrımcılık yapılması halinde tazminat yükümü" getirilmiştir. Cinsiyete dayalı ayrımcılık nedeniyle işe alınmayan kişi işverenden, işe alınmak için yaptığı bütün zararlarının ve eğer başka bir işi reddetmişse bundan doğan zararının da tazminini isteyebilecektir; buna "güven zararının tazmini" denilmektedir. Kadın ile erkek arasındaki biyolojik farklılık nedeniyle doğum öncesi ve sonrası izin hakkı açısından eşit davranma ilkesine istisna getirilmesi doğal olarak ayrımcılık şeklinde nitelendirilemez. Bu konuda, yine Almanya'dan bir örnek verecek olursak; 1985 tarihli bir yasa ile "zorunlu doğum iznini sadece annenin alabileceği, ancak doğum izni sonrası, annenin veya babanın -bakım izni-Erziehungsurlaub- alabileceği kuralına yer verilmiştir. Söz konusu kanuna göre, bu izin çocuğun 24. ayını doldurmasına kadar devam eder. Geçtiğimiz hafta içinde Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğünce hazırlanmış olan benzer bir yasa Tasarısı Bakanlar Kuruluna sunulmuştur. Bu Tasarıya göre erkekler de isterlerse eşinin doğumundan sonra altı ay ücretsiz izin kullanabileceklerdir. * 1997 tarihli Yönerge, cinsiyete dayalı ayrımcılığın varlığı halinde buna kaine olan olayları ileri sürdüğünde ispat külfetinin yer değiştirmesine ilişkindir. Ayrımcılığa uğrayan kişi yargıya başvurduğu zaman ispat külfetinden kurtulması, ispat güçlüğüne düşmemesi amaçlanmıştır. Yönergede, üye ülkelerin iç hukuklarında 1.1.2001 tarihine kadar bu konuda düzenleme yapmaları ve Komisyon'a bilgi vermeleri öngörülmüştür. İspat külfetinin yer değiştirmesine ilişkin olan bu Yönerge ile kadınların uğradıkları ayrımcılığın telafisi yoluna gidilmesi amaçlanmıştır. Örneğin, Kadın Hakları Komisyonumuz, Türk Medeni Kanun Tasarısının "Paylaşmalı Mal Ayrılığı" rejimine ilişkin 249. maddesinde yer alan "… bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş eşin, katkısı oranında hakkaniyete uygun bir bir bedel ödenmesini istemesi.." hükmünde ispat yükünün yer değiştirmesini önermiş ve ".. böyle bir katkının olmadığının ispatı istemde bulunulana aittir" cümlesinin eklenmesini istemiştir. Genellikle aile içinde emeği ya da diğer katkıları gözardı edilenler kadınlar olduğu dikkate alındığında, ispat yükünün istemde bulunana ait olması, onun mağduriyetini daha da artıracaktır. İşte sözkonusu Yönergede amaçlanan da bu gibi mağduriyetlerin önlenmesidir. Avrupa Birliğinde, sosyal güvenlik sistemlerinde cinsiyet ayrımcılığının kaldırılması amacıyla kabul edilen diğer Yönergeler ve ayrıca Avrupa Komisyonu'nca fırsat eşitliğinin sağlanması için yapılan dörder yıllık faaliyet programlarının sonuçlarının yayınlanması, Adalet Divanının yol gösterici kararları eşitlik politikalarının sürdürülmesi açısından itici güç oluşturmaktadır. Özetleyecek olursak, hem başlangıçta sadece ekonomik bütünleşme amacıyla kurulmuş olan Avrupa Ekonomik Topluluğunda ve hem de giderek demokratikleşmeyi de temel amaç edinen ve her üye devletin Kopenhag siyasi kriterlerini benimsemesini ön koşul olarak kabul eden Avrupa Birliğinde kadın erkek eşitliğinin sağlanmasının öncelikli bir yeri olmuştur. Eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulanması amacıyla başlayan eşitlik politikası giderek eşit davranma ilkesinin yerleştirilmesine ve fırsat eşitliğinin sağlanmasına dönüşmüş, işyerinde cinsel tacizin "cinsiyete dayalı ayrımcılık" olduğu Yönerge ile kabul edilmiş ve günümüzde yaşamın her alanında ayrımcılığın kaldırılması amacıyla yeni bir Yönerge hazırlığına girişilmiştir. Görüldüğü gibi, Avrupa Birliği politikaları arasında öncelikli bir yeri olan "kadın erkek eşitliği" başlangıçta sadece çalışma yaşamı ile sınırlı olarak ele alınmış iken, özellikle Amsterdam antlaşması doğrultusunda son yıllarda yaşamın her alanında dikkate alınmakta ve yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Avrupa Komisyonu kararlarında da, kadın ve erkek için fırsat eşitliğinin Avrupa Birliği politikaları içinde önemli bir gündem maddesi oluşturduğu, eşit fırsatların yaşamın her alanına ve karar mekanizmalarına entegre edilmesinin (mainstreaming) çok yönlü olumlu etkisi olacağı belirtilmiştir. Ayrıca, kadına yönelik şiddetin ve iş yerinde cinsel tacizin önlenmesi konusunda Yönerge hazırlığı sürmektedir. Avrupa Birliği Kadın Hukukçuları Derneğinin (EWLA) (EWLA) 17-20 Mart 2000 tarihlerinde Berlin'de yapılan Kuruluş Kongresinde, kadına yönelik şiddetin bir insan hakları ihlali olduğu ve bu konuda yönerge çıkarılmasının önemli bir adım olacağı bir kez daha vurgulanmıştır. Şiddetin önlenmesi açısından yapılacak çalışmalara, projelere destek oluşturan Daphne programı Avrupa Birliğine üye ülkeler yanında aday ülkelerde de etkin bir şekilde kullanılmaktadır (32000D0293 Decision No 293/2000/EC of the European Parliament and of the Council of 24 January 2000 adopting a programme of Community action - the Daphne programme "2000 to 2003" on preventive measures to fight violence against children, young persons and women Official Journal L 034 , 09/02/2000 p. 0001 - 0005). 24.1.2000 tarihinde Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu tarafından Daphne Programının kabulü, Avrupa düzeyinde kadına yönelik şiddeti önleme konusunda atılmış olan somut bir adımdır. Daphne Programı kapsamında "şiddet" en geniş anlamıyla yorumlanmıştır. Buna göre; cinsel taciz, tecavüz, aile içi şiddet, ticari sömürü, kadın ticareti, işyerinde, eğitim kurumlarında tehdit ve sindirme amaçlı konuşmalar, baskılar ve bu gibi davranışlar "cinsiyete dayalı şiddet" olarak kabul edilmiştir. Avrupa Komisyonunun önerisi üzerine dört yıllık bir Topluluk Programı haline dönüştürülen (1.1.2000 - 31.12.2003) Daphne programına ayrılan bütçe 20 Milyon Euro'dur. Daphne aday ülkelerin projelerine de açılmıştır. Ancak, Türkiye henüz katılım payını yatırmadığı için bu programdan yararlanamamaktadır. Diğer AB ülkelerinin projelerine partner olarak katılabilmesi mümkündür. Yeni projeler için başvuru süresi 10 Şubat 2003 de sona erecektir. Avrupa Birliğine üye devletlerin birçoğunda aile içi şiddetin önlenmesi ve şiddet uygulayanın cezalandırılması için çıkarılmış özel bir yasa yoktur. Bu bakımdan Türkiye'de Ailenin Korunmasına Dair 4320 sayılı Kanunun çıkarılmış olması önemli bir gelişmedir. AB'ne giriş sürecinde kadın erkek eşitliğine uyum sağlanması için, Cumhuriyetin kuruluşunda görülen kararlı, istekli ve bilinçli eşitlik anlayışının günümüzde de aynı kararlılıkla sürdürülmesi gerekmektedir. Atatürk ve devrimci arkadaşları, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ile ülkede çağdaş uygar bir toplum düzeni ve demokratik bir hukuk devleti yaratmayı amaçlamışlar ve bunun da ancak kadın erkek birlikte elele gerçekleştirebileceği düşüncesiyle, eğitim başta olmak üzere her alanda eşit haklar tanıyan yasaların çıkarılmasına ve bunların yaşama geçirilmesine özen göstermişlerdir. Ama daha sonraki yıllarda kadın erkek eşitliği açısından aynı anlayış ve kararlılığın devam ettiğini söyleyebilmek ne yazıkki mümkün değildir. Ancak özellikle 1970'lerden sonra uluslararası alanda eşitlik politikalarında yaşanan gelişmelere paralel olarak ülkemizde de önemli adımlar atılmaya başlanmıştır. Örneğin, kadın sorununun bir demokrasi sorunu olduğu kabul edilmiş ve kadının statüsünün yükseltilmesi açısından önemli çalışmalar yapılmıştır. Yapılmış olan bu çalışmalar Avrupa Birliği eşitlik politikasıyla uyum sağlamaktadır. Aslında Avrupa Birliği müktesebatına uyum çalışmalarının başlatılması açısından, Türkiye'nin en hazırlıklı olduğu konuların başında kadın erkek eşitliği konusu gelmektedir. Çünkü, özellikle 1990'lı yılların başından itibaren bir yandan Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı ve Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü tarafından kadın sorunları ele alınmış, Anayasamızın eşitlik ilkesi ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan taahhütler gözönünde tutularak çözüm önerileri getirilmiş; ve Ülke Raporları hazırlanmıştır. Bütün bu çalışmalar "Kadın Kuruluşları" ile elele yürütülmüş, böylece geniş kitlelerin de desteğini almıştır. Öte yandan, TBMM'de Kadın Erkek Eşitliğinin Araştırılması için kurulan Komisyon'un Raporunda, İnsan Hakları Üst Kurulunun Raporunda, Devlet Planlama Teşkilatının Beş Yıllık Kalkınma Planlarında, kadın sorunlarına çözüm önerileri getirilmiştir. Bu raporlarda değinilen çözüm önerilerine uygun hareket edilmesi, esas itibariyle Avrupa Birliğine uyum sürecinde yapılacak çalışmalarla paralellik göstermektedir. Oysa, AB'ye uyum sürecinde "kadın erkek eşitliği açısından" Ulusal Programda kısa vadede yapılması taahhüt edilen: 1. Anayasa'nın 10. maddesi değişikliği, bildiğiniz gibi Anayasa 41. maddesinde sadece "ailede eşler arası eşitlik" ile geçiştirilmiştir; 2. Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat Yasası çıkarılmamıştır; 3. Medeni Kanunun mal rejimleri bölümünde yer verilen yasal mal rejimi ise mevcut evlilikleri "evlenme tarihinden itibaren" kapsamamış, Kanun yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan evlilikler "eksik" bir eşit paylaşımla karşı karşıya bırakılmıştır. Av.Nazan Moroğlu İstanbul Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Not: Yukarıdaki yazı İstanbul Barosu Kadın Hakları Komisyonu'nun KSSGM İle Birlikte düzenlediği "Avrupa Birliğine Giriş Sürecinde T.C. Anayasası ve Kadın Erkek Eşitliği" konulu Panelde yapılan konuşma metnidir. KSSGM yayını olarak aynı adlı kitapta yer almaktadır. |
duzgunkadin.com diye bir site açmışlar. (Metro'ydu, nerd'di, über'di derken erkekleri kategorize ettik, sıra kadınlara geldi anlaşılan.) Hatırlarsanız bir dönemin en ateşli tartışma konusuydu: Düzgün adam yok mevzusu. Hatta en ciddi haftalık haber dergilerimizden biri de bu konuya sayfalar ayırmış, benden de görüş istemişlerdi. "Düzgün kadın var mı ki?.." diye sormuştum ben de. Yani düzgün adam olmadığından şikayet edenler önce kendine bakacak değil mi?.. Sırf bu mevzu yüzünden kadın kadına dışarı çıkamıyorum, grupta ille de bir erkek olsun istiyorum desem yeridir. Hemcinslerimle bir alıp veremediğim yok aslında, sohbetlerine dayanamıyorum. Lafı döndürüp dolaştırıp "Adam gibi adam yok"a getiriyorlar ya... Hele iki duble içmesinler. Hangi adamda kaldılarsa sabaha kadar kulaklarını çınlatıyorlar vallaha. İşte bahsettiğim site, üyelerinin anketlerinden oluşan bir düzgün kadın profili sunuyor. Özetlemek gerekirse... iyi bir meslek sahibi, kendi parasını kazanan, erkeğinin parasının peşinde olmayan, -ilk buluşmada "burcun ne" diye sormayan, -futboldan anlayan, -evde erkeğin peşinde el bezi, süpürgeyle gezmeyen, -kendine bakan ama aşırı güzel de olmayan, -makyaj yapmayan, -poposundaki çatal erkek arkadaşı hariç kişiler tarafından görülmeyen, -topuklu ayakkabı saplantısı olmayan, -iç çamaşırında, kaliteli ve renkli tercihleri olan kadın düzgün kadınmış. (Ten rengi çamaşır mı asla, diye bir parantez de açılmış buraya. Bence de vallaha.) Buraya kadar her bir maddesine eyvallah. İtirazım, 'nerede bulunur' kısmına. Bu siteye göre düzgün kadınlar bankalarda, sigorta şirketlerinde çalışırmış. "Muhtemelen barlarda bulamazsınız zaten arasanız orada olmazsınız" diyorlar. Hadi ya!.. Başınıza bar kadar taş düşsün diyeceğim ama... Düzgün kadın dediğin, kendi parasını kazanacak, erkeğine muhtaç olmayacak ama gelin görün ki eğlenmeye dışarı çıkamayacak!.. Bu ne perhiz bu ne lahana?.. Bu arada bu siteyi hazırlayan arkadaşlardan bir açıklama bekliyorum. Hem düzgün kadın diye tanımlanan kriterlere uyuyorum, hem de bardan çıkmıyorum. Benim gibi çok kadın biliyorum. istisna' deyip sıyrılacaklar mı bize acaba?.. |
Kadın Erkek Rekabeti Kadın: Kişiliğimiz kullandığımız arabanın beygir gücü ile doğru orantılı olarak değişmiyor >>Erkek: Sizin kişiliğiniz beraber olduğunuz erkeğin cüzdan gücü ile değişiyor >>Kadın: Kırmızı ışıkta yanımızdaki arabanın bizden önce çıkması yada bir aracın bizi sollaması hiçbir şey ifade etmez >>Erkek: Bizim için de çevremizde diğer hemcinsimizin sahip olduğu mücevherat veya üzerindeki pahalı giysi hiçbirşey ifade etmez >>Kadın: Kas olacak diye bir zorunluluğumuz yok >>Erkek: Selüloitler olmayacak gibi bir zorunluluğunuz var ama... >>Kadın: Aşık oluyoruz korkmadan. >>Erkek: Biz de oluyoruz.... azıcık ödümüz patlıyor ama sebep olanlar UTANSIN >>Kadın: Evde, banyoda, kıl-tüy dökmeyiz. >>Erkek: Küvetteki, lavabodaki, yataktaki ve yemekteki saçların çoğu size ait. >>Kadın: Her sabah tıraş olmak zorunda değiliz. >>Erkek: Valla ben tıraş olmayı ağda yaptırmaya tercih ederim şahsen. >>Kadın: Biri birimizin ağzını yüzünü kırdığımız sporlar yapmıyoruz. >>Erkek: Vahşi bakışlarla birbirinizin gözünü oyduğunuz kıskançlık, haset, çekememe sporlarıyla yeterince uğraşıyorsunuz. >>Kadın: Hiç iki kadının silahla oynarken birbirini vurduğunu duydunuz mu? >>Erkek: Hiç iki erkeğin "aman tanrım benim elbisemin aynısını giymiş" diye mahvolduğunu duydunuz mu? >>Kadın: Horlamıyoruz >>Erkek: Halt etmişsiniz, hatta hıçkırmıyor, geğirmiyor ve hapşırmıyorsunuz da. Yoksa siz insan değil misiniz?? Size Afrodit diyebilir miyim? >>Kadın: Az bildiğimiz bir şey üzerinde çok fazla konuşabiliriz. >>Erkek: Yani çok konuşup hiç bir şey söylemezsiniz >>Kadın: Birbirimize eşek şakaları yapma adetimiz yoktur. >>Erkek: Çevrenizde ki diğer hatunlar hakkında senaryo dedikodular üretme alışkanlığınız var ama >>Kadın: TÜKÜRMEYİZ >>Erkek: KIRITMAYIZ!! >>Kadın: Sanat eserlerinin %90'ı kadınlardan esinlenilmişdir. >>Erkek: Sanat eserlerinin % 90'ı erkekler tarafından yapılmışdır. >>Kadın: Uzağa işeme, uzağa tükürme, yüksek sesle geğirme gibi aptalca karizma krikolarımız yok >>Erkek: Ortamın en güzeli olma, en zayıf olma, en pahalı giyineni olma, en zengin kocayı bulma gibi krikolarınız var ama >>Kadın: Askere gitmiyoruz >>Erkek: Hamile kalmıyoruz >>Kadın: Kol saatimiz de aynı zaman da hesap makinesi, takometre, barometre, termometre ve radyo olması gerekmiyor. >>Erkek: Çantamızda ruj, allık, pudra, yedek çorap,ıslak mendil, vs taşımamız gerekmiyor. >>Kadın doğum günü, evlilik yıldönümü gibi özel günleri parmağımıza kırmızı iplik bağlamadan da hatırlayabiliyoruz >>Erkek: Ütüyü fişde, yemeği ocakta, arabanın anahtarını kontakta unutmuyoruz. Bunlar daha faydalı..... >>Kadın: Ortalıkta alakasız her türlü nesne ve sözcükten cinsel çağrışımlar çıkarıp günün yarısını seks düşünerek geçirmeyiz... >>Erkek: Valla geyik olsun diye yapıyoruz. Hem siz günün yarısını güzelleşmeğe çalışarak geçiriyorsunuz. HANGİ AMAÇLA : )) >>Kadın: Kel olmuyoruz (pu ha ha ha) >>Erkek: AMA GÖĞÜSLERİNİZ SARKIYOR!!! |
500 KADINI OLAN CENGİZ HAN'DAN MÜTHİŞ BİR KADIN TANIMI Dünyanın en büyük imparatorluğunu kuran Moğol hükümdarı Cengiz Han, 4'ü resmi, 500 ise kendine ait kadına sahipti. Cengiz Han'a göre Tanrı kadını nasıl yaratmış. Tanrı erkeğin Kaburgasından kadını Yaratmak istediğinde Ona nasıl bir Huy vereceği konusunda Hayli Terededdüt etti. O sırada Tanrı'nın yanına Bir yılan sokuldu. Tabii görevinin Değiştirilmesini Rica etti. Tanrı ona cevap verdi. Hayır sen bundan sonra da Karnının üzerinde sürünmeye Devam edeceksin. Şu anda ben, Yeni çok yönlü Ve asla hareketleri Tahmin edilmez bir varlığı Yaratmayı düşünüyorum. Burada bana senin huyunun Özellikleri de gerekecek." Ve Tanrı, Bir kasede Güneşin parlayan IŞINLARINI, Pınarın SERİNLİĞİNİ, Çiçeğin GÜZELLİĞİNİ, Kuş tüyünün ZARİFLİĞİNİ, Son baharın CÖMERTLİĞİNİ, Kelebeğin AŞIKLIĞINI, Kuğunun VEFASINI, Bukalemunun DEĞİŞKENLİĞİNİ, Rüzgarın KARARSIZLIĞINI, Bulutun SULU GÖZLÜLÜĞÜNÜ, İneğin UYSALLIĞINI, Eşeğin İNADINI, Saksağanın GEVEZELİĞİNİ, Tilkinin KURNAZLIĞINI, Toplayarak oraya Azıcık Yılanın ÖFKE, SİNSİLİK Ve KİNCİLİĞİNİ eklemiştir. Bütün bu özellikleri, Özen ve itina ile karıştıran Tanrı, böylece muhteşem KADINI yaratmıştır. Bu yarattığı varlığı, Törenle erkeğin ellerine teslim eden Tanrı, Bir de öğütte bulunmuştur. "Çok akıllı, Ve özellikle de ihtiyatlı ol. Bu varlıkta sen mutluluğu ve sınırsız hüznü Desteği, Ve aynı zamanda yıkımı Bulabilirsin. Eğer kadını, İdare edemezsen O zaman muhakkak, Onun davranışlarında kötü özellikler Ağırlık basacaktır. Her zaman hatırla. Erkeğin üstünlüğü, KUVVETİNDE Düşünce gücündedir. Bunların kaybı Senin kadın önünde Bitirir. Muhtar Şahanov'un Cengiz Han'ın Sırrı adlı kitatıbından alındı. |
Kadın ve erkeklerin olumlu veya olumsuz özellikleri vardır.Fakat kadın ve erkek birbirine muhtaçtır.Kadınları veya erkekleri kötülemenin bi anlamı yok bence . |
İPLER ... http://www.fotokritik.com/photos/lowres/13542/fa36493767b3cfcc0f4ced6e259228cb.jpg FOTOĞRAF: BAŞAK ÇİĞDEM ÇEVRİM İPLER'E SARILIYORUZ NİYE ? TUTUNMAK İÇİN Mİ ? TUTUNUP YAŞAMAK İÇİN Mİ, YOKSA ? TUTUNDUĞUMUZ İPLER , DALLAR BİZİ *****ĞIN DA ... YAŞAYAMAYACAK HALE GETİRDİĞİN DE NE YAPACAĞIZ ? |
"Doğa dişil, bilim erildir." Her şey bir soruyla başladı... "Doğa dişil, bilim erildir." Bu sözlerin sahibi, bilim ve felsefe tarihinin önemli şahsiyetlerinden Francis Bacon. Ancak bu düşünce Bacon'dan önce ve sonra pek çok filozof tarafından da paylaşılmıştır. Bu yazıda bütün bu cinsiyetçi tarihin önemli uğraklarını takip ederek izini süren bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Kitabın yazarı Evelyn Fox-Keller, kitabının adı "Sevgi, İktidar ve Bilgi". Fox-Keller, Bacon ve yandaşlarının psiko-analizini yapıyor ve böylelikle bilimsel gelişmenin psiko-analitik tarihini de ortaya koymuş oluyor. Zira, her insanın ürettiği ve ortaya koyduğu şeyle, kendisi arasında yakından bir bağ vardır. Bu bağ erkek bilim adamları tarafından üretilen bilim tarihi için de geçerlidir. Bilim iddia edildiği gibi tarafsız ya da cinsiyetüstü değildir; onu üretenlerin ruhsal dünyalarının, açarak ifade edersek, nevrozlarının, çatışmalarının, komplekslerinin bir yansımasıdır! Kitap bu basit ama alabildiğine yıkıcı (!) iddiayı açık delillerle ortaya koyuyor. Açık delillerle diyoruz, çünkü Fox-Keller tam da o erkek dünyasından, yani bilim dünyasından, bilim adamlarının arasından geliyor: Fox-Keller bir bio-fizik matematikçisi olarak uzunca bir zamandır sürdürdüğü işinden hiç bir şekilde memnun değildi. Fakat bu süre boyunca yine de fizik yasalarının doğruluğuna tamamıyla ikna olmuş bir insan olarak yaşadı. Günlerden bir gün (Newton'nun elması gibi bir şey!) Fox-Keller'in aklına şöyle bir soru takıldı: "Bilimin varoluşu hangi ölçüde erkek tasavvuruyla bağlıdır? Ve eğer böyle olmasaydı, bu bilim için ne anlama gelirdi?" Bu soru üzerine yaptığı ilk araştırmalar bile onu bilim söyleminin kendisinden şüphe etmeye götürdü: Yine bir gün, bilim tarihi uzerine araştırmalarını sürdürürken, profesörü Fox-Keller'e ne gibi ilerlemeler kaydettiğini sorar. Fox'un cevabı kitabının da bir özetidir: "Üzerine bilgi edindiğim yenilikler kadınlar değil aksine erkekler ve onların bilimidir". Fox-Keller'in "kadın araştırmalarına" yeni boyutlar kazandıran bu kitabı, modern bilimin gelişmesini felsefi, bilimsel, tarihsel ve psiko-analitik boyutlarıyla ele almaktadır. Ben bu yazımda daha çok tarihsel ve felsefi boyutlarını ele alacağım. PLATON'UN BİLGİ KURAMINDA AŞK VE CİNSELLİK Platonun felsefi düşüncelerini tarihselliği bağlamında ortaya koymanın önemli olduğunu düşünüyorum. Platon akşam diyarının -abendland: batı dünyası anlamında- ruhbilimsel tarihinde, bilgiye varmada sistematik bir biçimde cinselliğin dilini kullanan ilk yazardır. Onun kullandığı cinsel dil doğrudan bilenin diğer bir bilenle (bunların ikisinin de erkek olduğunu anlıyoruz) olan ilişkisini, birbirlerine yakınlaşmasını (bu aynı zamanda cinsel bir yakınlaşmadır) açıklamaktadır. Ayrıca kendi cinsel metaforları için yeni açıklamalar gerektiren bir takım felsefi fonksiyonlar da koymaktadır Platon. Bir çok Yunan düşünür ve bu arada Platon için de, doğa ve ruh , ortak bir töz dolayımıyla birbirine bağlıdır ve yine aynı zamanda bu ortak tözel çerçeve içindeki farklılıklarla birbirinden ayrılmaktadır. Platon'un düşüncesinde ruhun ve dünyanın ortak bir özelliğine işaret eden gelen "logos" kelimesi, bu ikisi arasındaki (ruh ve dünya) kavramsal bağlantıyı da yansıtmakta ve ispatlamaktadır. Bu iki-anlamlılık, "rasyonel" kavramının "logos" kelimesinin bulanıklığını (Ambiquität) alıp çoğaltması sonucu bu kavram dahilinde de devam etmektedir . Eski Yunan düşünürleri fiziksel doğayı anlamın bir dışyüzeyi, bir atıf olarak (Attribut) resmeylemişlerdi. "Onlar doğanın keşfine o denli dalmışlardı ki, hiç bir zaman görünebilenler (ì söylemek) ile (kendi) görüşleri arasında bir başkalık olduğunu ayırdedemediler. Logos (öznenin) aktif(liği) anlam(ın)da değerlendirme içine almaktır, objektif anlamda ise nesnel dünyanin somutluğunu (şeyleri), yani belirleneni, (şeyi) olduğu gibi görmektir." Platon yıkıcı güçlerin akıldışı eylemlerine karşı bağışık olacak bir bilgi kuramı bulmayı kendine görev edinmiştir. Bu kuram akla aşkınlığı (Transzendenz) sağlayacak ve aynı zamanda bunun (aşkınlığın) karşıtı tarafından -Immanenz- (akıl) tehlike altında -kontrol edilecek veya- bulunacaktı. Platonun bu soruna getirdiği radikal çözüm, bilginin asıl nesnesinin zaman ve maddeyle belirlenmiş alanın dışında izah edilmesi zorunluluğudur: Doğanın araçsallığına son vermek ve ruhu bedenin esirliğinden kurtarmak: Hakikate, temizliğin zenginliğine ve mutlak oluşa -sein- erişebilmek. Bu zenginliğe erişebilmek için ruhun gözünü maddeden başka yöne değil aksine temiz bedenin zenginliğine çevirmesi ve onun ötesini görmesiyle mümkündür. Peki ölümcül bir bedende bulunan ruh gerçeğe giden yolu nasıl bulabilir? Bu soruya Platon'un cevabı; "Ruh eğer Eros tarafından yönlendiriliyorsa, bilgiyle karşılaşacaktır. Eğer bir erkek bu algılanan dünyadan hareket eder ve yukarıya giden yolu ve hissettiği sevgiyi doğru kullanırsa (...), o zaman hedefine çok yakındır ve ebedi güzelliği ("hakiki iyiyi") görmeye başlayacaktır." Cinsel istek sevgiyi ve sevgi de bilgiyi öne çıkaracaktır. Ancak burada bilginin temel problemi Eros'un resminde de yansımaktadır: Tabii ki her cinsel istek sevgiyi ve her sevgi de bilgiyi yaratmamaktadır. Ruh Eros tarafından iki yöne doğru zorlanır. Bu yönlerden biri akıl ise diğeri de tutkudur. Platon bu (biri pozitif öbürü de negatif olan) yönsemeleri homoseksüel ve heteroseksüel arasındaki ayrım içersinde tanımlamakta ve devam ettirmektedir; bedensel üremeye bağlı olan heteroseksüel cinsel istek aşkınlığa -Transzendenz- ulaşamaz! Bu yüzden Platon için bilgi, akraba (erkek olmak bağlamında) tözlerin tanrısal bağlantılarının bir ürünüdür. Burada erkekler arasındaki sevgiyi kastetmektedir. "Varlığın zenginliği için anlamlı olan Eros: Homoseksüeldir". Fiziksel istekleri (üreme isteği) tarafından sarılmış bir erkek Platon'a gore: "Dört ayaklı çiftleşmek isteyen ve çocuk isteyen bir hayvandan farksızdır." Platon için tek elverişli model yetişkin bir erkek (Erastes: Sevgili sahibi) ile yine aynı sosyal statüden gelen daha genç bir erkek (Eromenos: Sevilen) arasındaki ilişkidir. Fakat aynı dönemde Atina'da kadınlar arasındaki cinsel ilişki gormezlikten gelinmiştir. Antik Yunan'da kadınları ve hiç bir hakka sahip olmayan erkekleri (Plebsleri), pasif konumda cinsel haza ulaşan kişiler olarak vazolara oyulmuş resimlerde görebiliriz. Platon'un epistemolojisi, kosmolojisi ve aşk modeli hiyerarşik bir biçimde kendini ortaya koymaktadır. Fakat Fox-Keller`e göre, Platon'un pederastik (erkekler arası eşcinsel) aşkı kendi içinde bir hiyerarşi barındırmasına rağmen bir hakimiyet içermemektedir. O, Yeni Taslak'ta bilgi(ye ulaşabilmek) için öne surduğu erotik metaforlarla, kapalı bir erkek ağının (bu çerçeve içindeki erkek varoluş biçiminin) uyesi olamayanlara karşı kurulmuş bir hakimiyet ilişkisini tanımlamaktadır. Platon Homoeros-aşk üzerine uzun uzun kuramlar ve yeni kavramlar oluştururken homoseksüel kadınlara (Tözel akrabalık tanımlamasının tutarlı-mantıksal devamı olan lezbiyenlere, lezbiyen ilişkiye) ilişkin hiç bir şey söylememektedir. Aşk yaşamından dıştaladığı sadece (heteroseksüel) kadınlar (ya da erkekler) olmayıp, aynı zamanda homoeros zevkin peşinden giden ve kendisinin överek göklere çıkardığı, bilgi kuramında tanrısallaştırdığı "tözel akrabalık" (eşcinsel ilişki, üremeye yönelik olmayan ilişki) bağını kuran kadınlar da dıştalanmaktadır: Platon' un tezinin bu tek taraflı uygulayımıyla tanrısallaşmayı belirli bir varoluş şeklini paylaşan erkeklere atfettiğini, daha doğrusu onların bilgi kuramını yapmış olduğunu goruyoruz. Bu anlamda tözel akrabalıkla elde edilen bilgi (sevgi) de daha çok "erkek akrabalığının" bilgisi (sevgisidir). Peki Platon için neden kadınlar aşkınlığa ulaşamaz? Her şeyden once bir kadın lezbiyen olsa bile, sadece kadın olduğu için "potansiyel olarak bedensel üreme tehlikesi" oluşturmaktadır. Bu "tehlikeyi" oluşturan kadının, kendi doğasındaki doğurganlığa karşı çıkma olasılığı da azdır. Kısaca özetliyecek olursak: Heteroseksüel veya homoseksüel kadınlar doğurgan oldukları için bedensel üreme görevinin baskısı içindedirler, bu doğada onların vazgeçilmez varoluşudur. Kadın "hayvani isteklerle" kuşatılmıştır . Dolayısıyla aşkınlığa yani bilgiye erişemez. Platon`un bedensel üremeyi sadece hayvanlara has gördüğü ve doğaya saygı duyduğunu iddia edip, doğanın bir parçası olan kadınları ve onların aşklarını görmezlikten geldiği, "onursuz bir aşk" sonucu doğmuş olduğunu öne sürdüğü, annesiyle kendi kurduğu ilişkiyi yok sayan, yani sonuç olarak Platon'un kendi varoluşunu açıklayamayan, çelişkilerle dolu bu teze (ve Platon'a) bilimadamlarının "platonik" bir aşkla bağlandığının açıklaması; belki de bu tezin içindeki erkek akrabalık ilişkilerinde gizlidir. |
Erkeklerin Dili Erkekler çevremizde sürekli varolan ama anlayamadığımız evrensel bir dil kullanıyor. Zaman zaman bizi zorlayan “Erkekçe”, sözcükler değil bakışlar, mimikler ve jestler üzerine kurulu. Peki, bu dili bilmek ne işimize yarayacak? Bir lisan bir insandır” derler. İnsanlık kapasitemizi genişletmek için hepimiz en azından bir yabancı dili konuşmaya gayret ediyor, birini biliyorsak hemen ikincisini öğrenmeye başlıyoruz. Kısacası, dil öğrenmek hepimiz için kendimizi geliştirmenin ilk koşullarından biri.Erkekçeyi kadıncaya tercüme edin Farklı milletlere ait bütün yabancı dillerden başka bir lisan daha var ki, biz kadınlara hem çok yakın, hem de çok uzak: Erkekçe. Bu dili hangi milletin konuştuğunu hemen anlamışsınızdır. Çevremizde sürekli varolan ama genelde anlayamadığımız evrensel bir dil bu. Sözcükler üzerine değil, bakışlar, mimikler ve jestler üzerine kurulu. Peki, bu dili bilmek ne işimize yarayacak dersiniz? Dil, iletişimin en önemli aracı olduğuna göre “Erkekçe”yi öğrenerek erkeklerle çok daha kolay iletişim kurmamız, hangi davranışlarının ne anlama geldiğini keşfederek onlara daha yakın olmamız mümkün. Ayrıca farklı karakterlerde erkeklerin kendilerine has jestleri olduğu da kesin. Onlarla ilgili belli hedeflerimiz varsa unutmayalım ki, amaca giden yol araçtan geçiyor, işte, belli başlı 10 erkek tipi ve verdikleri sinyallerle bize anlatmak istedikleri… Bay Sadık Sinyal: Basını hafif yana ve aşağıya eğerek bakıyor. Anlamı: Kahverengi gözleriyle attığı ceylan bakışıyla sizi kıvama getirmek niyetinde… Bu jesti aynada uzun süre çalıştığından emin olabilirsiniz. Duruşu kırılganlığını, teslim oluşunu ve size güvendiğini gösteriyor. Aynı güveni sizden de beklediğini ve sadık bir partner olacağını anlatmak istiyor. Duygularınızı ifade etmek için yanıp tutuşuyorsanız, buyrun ama ateşli geceler için gereken dayanıklılığı onda bulamayabilirsiniz. Bay Züppe Sinyal: Parmaklarını durmadan saçlarının arasından geçiriyor. Anlamı: Önceden planladığı ve sizi etkilemek için acımasızca uyguladığı bir taktik… Bir kadında dudaklarını yalama, göz süzme ya da kırıtma ne anlama geliyorsa Bay Züppe’de de saçlarıyla oynamak aynı anlama gelir. Ona bir iyilik yapın ve ne olursa olsun egosunu yüceltin yoksa bunu anında bir başka kadın yapar. Bay Koruyucu Sinyal: Omuzlarını kabadayı gibi kaldırıp hafifçe öne doğru eğilerek yürüyor. Anlamı: Onu nasıl böyle büyülediniz bilemem ama koruma içgüdüsünü harekete geçirdiğiniz kesin. Bu maço karakter, sizi kanatlarının altına almak ve seksi bir kadının tek sahibi olduğunu çevresine göstermek istiyor. Sizinle ilgilendiği belli ama çevrenize duvar ören tutumunu ne kadar ileri götüreceği ve bunun ne kadar hoşunuza gideceği tartışma konusu… Bay Kafası Dağınık Sinyal: Sürekli cep telefonuna ya da sigara paketine saldırıyor. Anlamı: Start verildi. Bakıştınız ve hatta birbirinize gülümsediniz ama bir türlü gerisi gelmiyor. Yanınıza gelmek yerine durmadan telefonla bir yerleri arıyor, sigara üstüne sigara içiyor. Paniğe kapılmayın. Bu, sizden etkilenmediği değil, sadece atacağı adımları planladığı anlamına geliyor. Kararlı olup ilk adımı siz atın. Hamleniz onu da harekete geçirecektir. |
http://img128.imageshack.us/img128/424/19cu.gif GerÇek 1 kadın bekler,annesinin besledigi gibi onu besleyen, http://img128.imageshack.us/img128/6527/image0025gf.gif Evini temiz,pak ve sıcak tutan, http://img128.imageshack.us/img128/6694/image0033lx.gif http://img128.imageshack.us/img128/5042/image0045yy.gif Dır dır nedir bilmeyen, http://img128.imageshack.us/img128/3492/image0052qc.gif Paranın kıymetini bilip alışveriş etmeyen, http://img128.imageshack.us/img128/5351/image0066us.gif Bütün gün çalısıp, http://img128.imageshack.us/img128/3610/image0076ys.gif Bütün gece dans edebilien, http://img128.imageshack.us/img128/5629/image0082eb.gif Ve asla HAYIR! demeyen, http://img128.imageshack.us/img128/1645/image0097jm.gif Asla başı ağrımayan; http://img128.imageshack.us/img128/7093/image0105px.gif Ve her zaman tedbirli, http://img128.imageshack.us/img128/5872/image0112ld.gif Yalnız kendisini sevecek, http://img128.imageshack.us/img128/4440/image0126qq.jpg Ve şımartacak bir kadın... http://img128.imageshack.us/img128/3937/image0139oa.gif ..........................................BeKLeR........................... ........... http://img128.imageshack.us/img128/8955/image0146jb.gif DaHa ÇoKkKkKkK BeKLeR..... http://ay-parcam-gece-mavisi.spaces.live.com/mmm2006-07-28_14.20/rte/emoticons/smile_regular.gif Bence kocasını besleyecek,evini temiz,pak ve sıcak tutacak ve yanlız kendisini sevecek her kadının kocasına göre yapması gereken görevlerindendir. BeNCehttp://ay-parcam-gece-mavisi.spaces.live.com/mmm2006-07-28_14.20/rte/emoticons/smile_regular.gif HeM BeKLeYiP HeM BuLDuKLaRı Da VaRMıŞ Erkek SİLAHLARI keşfetti ve AVLANMAYI buldu, Kadın AVLANMAYI keşfetti ve KÜRKLERİ buldu. Erkek RENKLERİ keşfetti ve BOYAMAYI buldu, Kadın BOYAMAYI keşfetti ve BOYANMAYI buldu. Erkek SÖZCÜKLERİ keşfetti ve KONUŞMAYI buldu, Kadın KONUŞMAYI keşfetti ve DEDİKODUYU buldu. Erkek KUMARI keşfetti ve KARTLARI buldu, Kadın KARTLARI keşfetti ve BÜYÜCÜLÜĞÜ buldu. Erkek TARIMI keşfetti ve YİYECEĞİ buldu, Kadın YİYECEĞİ keşfetti ve REJİMİ buldu. Erkek ARKADAŞLIĞI keşfetti ve AŞKI buldu, Kadın AŞKI keşfetti ve EVLİLİĞİ buldu. Erkek KADINI keşfetti ve CİNSELLİĞİ buldu, Kadın CİNSELLİĞİ keşfetti ve BAŞ AĞRISINI buldu. |
Kadın Olmak Avantajdır... 1- Bayan sürücüler iki şeridi ortalayarak kilometrelerce katedebilirler. Yolda aniden fren yapıp kaza korkusu yaşatabilirler. Arabadan hışımla inecek erkek sürücü, kendisine pişman pişman bakan bir bayan sürücüyü görünce hemen kalbi yumuşar ve tek kelime etmez. 2- Kız çocuklarına yemek yapmak, ütü vs. her türlü iş öğretilir, erkekler ise cahil kalır. Erkekler hayatlarının sonuna kadar bir kadına muhtaç olarak yaşarlar. 3- Kadınların yapıları da üstündür. Genelde minyon oldukları için daha az yemek tüketir, daha az yer kaplar, kısacası daha az masraf yaparlar. Yine de erkeklerin yaptığı hemen herşeyi aynı beceride yapabilirler. 4- Kadınlar araba lastiği değiştirebilmek, ağır bir şey taşımak, gideceği yerin adresini bilmek zorunda değildir. Gittikleri her yerde bu konuda kendilerine canla başla yardımcı olacak bir erkeği kolayca bulabilirler. 5- Erkekler ortalama 67 yıl, kadınlar 73 yıl yaşadığı için kendine miras kalanlar, genelde kadınlardır. 6- Bir kadın güzelse, kendisini hiç yormadan maymununki kadar bir zekayla bile çok rahat yaşam sürebilir. Bir erkek çok yakışıklı bile olsa yaşamak için zeki de olmak zorundadır. 7- Kredi kartının kimler için ica edildiğini söylemeye gerek yok heralde. 8- 3 yaşındaki bir kızda bile doğuştan gelen dans etme yeteneği vardır. 9- Kadınların aşermeden naz yapmaya, kapris yapmadan şımarmaya kadar bir davranışı vardır ki, bunlar çoğunlukla erkekler tarafından doğal karşılanır. Erkeklerin böyle bir ayrıcalığı yoktur. 10- Bütün görgü kuralları erkeğin bayana kolaylık sağlaması üzerine kurulur. 11- Bir sınıfta kızlar olunca, erkeklerin birbirleriyle rekabetinin had safhaya vardığı gözlenmiştir. Her ortama bir kadın lazımdır yani. Erkek, olmasa da olur. 12- Bir de feminist kitleler vardır ki bunları bile yeterli görmez. Erkeklerin haklarını savunan bir kitle yoktur, bundan sonrada oluşması zordur... |
KADINLAR AKILLIDIR Kadının birinin bir gün golf oynarken topu ormana kaçmış. Topunu aramaya koyulmuş ve bu sırada tuzağa yakalanmış bir kurbağa görmüş. Kurbağa ona, "Beni bu tuzaktan kurtarırsan, senin 3 dileğini yerine getireceğim" demiş. Kadın onu kurtarmış, kurbağa da "Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi unuttum. Ne dilersen dile, kocan 10 kat iyisine veya fazlasına sahip olacak!" demiş. Kadın "Tamam" diyerek kurbağaya dileklerini söylemeye başlamış. İlk dilek olarak Dünya'daki en güzel kadını olmak istemiş. Kurbağa onu uyarmış. "Bu dilek, senin kocanı da Dünya'nın en yakışıklı adamı yapacak ve kadınlar onun başına üşüşecek" demiş. Kadın ise; "Bu önemli değil, çünkü ben nasıl olsa Dünya'nın en güzel kadını olacağım ve sonuçta da onun gözü benden başkasını görmeyecek" demiş. Böylece Dünya'daki en güzel kadın olmuş. İkinci dilek olarak, Dünya'daki en zengin kadın olmak istemiş. Kurbağa kadını yine uyarmış: "Bu kocanı da Dünya'daki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin olacak" demiş. Kadın; "Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir" demiş ve böylece Dünya'daki zengin kadın oluvermiş. Kurbağa, üçüncü dileğini sorduğunda ise kadın; "Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum" demiş... vvvvvvvvvvvvvvvv Bu hikayeden çıkarılacak ders; Kadınlar akıllıdır. Onlarla uğraşmayın! |
Erkekler ve bayanlar et ve tırnak gibidirler. :) Bence işin özeti bu olsa gerek. =) |
Erkek Severse:rose: Erkek severse aglatmaz Erkek severse incitmez Erkek severse para harcar Erkek severse cömert olur Erkek severse nazik olur Erkek severse adam olur Erkek severse ölümüne sever Erkek severse bir kere sever Erkek severse ayrilmaz Erkek severse aldatmaz Erkek severse yalan söylemez Erkek severse aç kalir bogazindan biseygeçmez Erkek severse romantiklesir Erkek severse biranin yerine sevgilisinitercih eder Erkek severse hassaslasir Erkek severse her zorluga katlanir Erkek severse evlenmekten korkmaz Erkek severse ileriyi düsünür Erkek severse kararli olur Erkek severse hayvani duygularindan arinir Erkek severse herseyi yapar Erkek severse aptallasir Erkek severse süpriz yapmak ister Erkek severse sorumluluk hisseder Erkek severse hiç yapmadigi seyleri yapabilir Erkek severse sevdigini söler Erkek severse yerinde duramaz Erkek severse saklamaz Erkek severse vazgeçmez Erkek severse ask yarasi çeker Erkek severse pul koleksiyonunu atar Erkek severse umudunu hiç bir zaman kaybetmez Erkek severse kalpten sever Erkek severse çekip gitmez Erkek severse zamanin nasil geçtigini anlamaz Erkek severse özel günleri ASLA unutmaz Erkek severse hakli olsa bile haksiz oldugunu bazen kabul eder Erkek severse bagislar Erkek severse çiçek yaptirir Erkek severse hediye alir Erkek severse çok kolay kandirilir Erkek severse kendine güvenir Erkek severse ileriye yönelik yatirimlar yapar Erkek severse dogru yoldadir Erkek severse kazanir Erkek severse söz dinler Erkek severse günesin dogusunu izlemek için erken kalkar Erkek severse asiklara saygi duyar Erkek severse eglenmesini bilir Erkek severse hosgörülü olur Erkek severse inkar etmez Erkek severse asla laf söyletmez Erkek severse sevgilisinin kokusunu 100 km uzaktan alir Derler;) |
Erkeklerden bayanlara ♂ "Beni seviyor musun?" diye sormayın. Emin olun ki sevmesek yanınızda bir saniye bile durmayız. ♂ Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyerseniz giyin, size çok yakışıyor, yemin ederiz. O yüzden bir daha sormayın ♂ 8 hafta süren baş ağrıları baş ağrısı olamaz, bir doktora gidin. ♂ Alışveriş yapmak zevkli değildir ve asla da olmayacak. ♂ Eğer bir şey istiyorsanız sormanız yeterli. Bir şeyi açıklığa kavuşturalım. Biz erkekler öyle farklı anlamlar taşıyan dolaylı soruları anlamayız. Ne istiyorsanız doğrudan söyleyin. ♂ Eğer şişmanladığınızı düşünüyorsanız büyük ihtimalle şişmanlamışsınızdır zaten. Bize sormayın, cevap vermeyi reddediyoruz. ♂ Erkeklerin çoğunun en fazla 3 çift ayakkabısı vardır. Tekrar ediyoruz, biz basitiz. O yüzden 30 çift ayakkabınızdan hangisinin kıyafetinize uyacağını sormayın, bilmiyoruz ♂ Siz el çantalarını ne kadar seviyorsanız biz de birayı o kadar seviyoruz. Bunu anlamanızı beklemiyoruz, çünkü biz de sizinkini anlamıyoruz ♂ Size "neyiniz var" diye sorduğumuzda, "hiç bir şeyim yok" derseniz size inanırız, bizim için olay bitmiştir. O yüzden bir şeyiniz varsa doğrudan söyleyin. ♂ Yeteri kadar ayakkabınız ve elbiseniz var. Bizi iflas ettirmek bir sevgi gösterisi değildir |
Yıllar sonra kadın ılk kez hısseder bu duyguyu... Yorgun gözleri utanır bakmaya. Yüz yüze olsa bile başına kaldıramaz, Bakamaz. Yan yana olsa bile omuzuna yaslanamaz, Ellerini koyacak yer bulamaz. Kadın aslında bulmustur aradıgını, Rüyasında adam, O uyurken yatagının başında beklemiştir. Güvenmiştir adama. Hem de çok. Kadın belkıde ılk kez kosulsuzca bır adama ınanmıstır. Kadın kadın olmuş, Adam adam olmuştur. Mağrur ve gururlu bakışları aslında çok konuşmuştur kadının. İçten,en derinden. Kadın, dilinde gülümseten sözleri, Gözlerinde gururu, Kalbinde sızısı ile, Adam, dilinde gülümseten sözleri, Gözlerinde vicdanı, Kalbinde "kendisi" ile; DUMAN olmuştur... |
Ey Türk Kadını ! Birrinci Vazifen Bulaşık camasir Ve Kocana Sahip Cıkmaktır. Mevcudiyetinin Yegane Temeli Budur.kocan En Kiymetli Hazinendir. Seni Bu Hazineden Mahrum Etmek Isteyecek Kaynanan, Kaynatan Ve Gorumcelerin Olabilir. Birgun Evliligini Kurtarmak Mecburiyetine Dusersen,vazifeye Atilmak Icin Bulasik Ve Camasiri Dusunmeyeceksin. Bu Durum Elektrigin Ve Suyun Kesildigi Anda Ortaya Cikabilir.evliligine Tecavuz Etmek Isteyen Kaynanan Kaynatan Ve Gorumcelerin Hayatta Emsali Gorulmemis, Bir Galibiyetin Mumessili Olabilirler. Hatta Kilibik Kocan Zor Bir Ihtimalde Olsa Baska Karilara Goz Dikmis Olabilir. Aileniz Fakru Zaruret Icinde Harap Ve Bitap Dusmus Olabilir. Ey Asil Turk Kadini Iste Bu Ahval Ve Serait Icinde Dahi Vazifen Yuvani Kurtarmaktir. Anasinin Kuzusu Olan Kocani Adam Etmek Senin Elindedir. Ihtiyac Duydugun Merdane Dolabin Sol üst Kosesinde Saklıdır.hadi Kolay Gelsin. |
Kadın sadece doğum yapmaktan çok daha fazlasını yapar. Neşe ve umut getirir. Bir insanın hayatına girer ve yaşamı değiştirir. Kadınların şaşırtan gücü Çocuk taşırlar, zorlukları taşırlar, ağır yükleri taşırlar ama mutluluk, sevgi ve neşe verirler. Bağırmak istediklerinde gülümserler. Ağlamak istediklerinde şarkı söylerler. Mutlu olduklarında ağlarlar. Bir kadın tanırım, çok güçlü espirileri ile sevdiklerine kendilerini iyi hissettirir. Öyle kadınlar bilirim karlı bir günde telefon başında bekler arkadaşının " eve güvenle geldim! " telefonunu kaçırmamak için. Bir dost bilirim yıllar önce söylediğim sırrı özenle tutup asla bir daha ortaya getirmeyen. Kadınların özel bir tarafı var. Gönüllü çalışır, hasta bakıcılık yapar çaresizlere yiyecek taşırlar. Öğretmen, memur. doktor, hemşire yönetici, avukat, evhanımı, komşudurlar. Takım kıyafet giyer, kot ve üniforma. İnandıkları uğruna savaşır, haksızlığa karşı dururlar. Barış için, sevgi için, doğruluk için konuşur, yürür, başvurur, çırpınırlar Aynı anda göz yaşlarını silebilir, yaraya pamuk koyar ve sırtını sıvazlayabilirler. Ailesi daha çok yesin diye az yiyebilir, çocukları kitap alabilsin diye yeni bir ayakkabı almadan bir kış daha geçirirler. Okul aile toplantılarına gider, hasta çocuğu için okula koşarlar. Dostlarını destekler, korkmuş arkadaşı ile doktora giderler. Gerektiğinde para verir, koşulsuzca severler bilginin güç olduğunu bilir ama genede yumuşaklıkla işlerini hallederler. Çocukları ödül aldığında, başarılı olduğunda yada sadece mutlu olduğunda ağlarlar. Kimi zaman omuz, kimi zaman bir çift kulak, kimi zamanda yardım eden bir ses olurlar. Hiç güçleri kalmadığında bile, dimdik ayakta dururlar. Zor durumları kontrol eder, yorgunken bile enerji verirler. İhtiyacı olan bir dost için uykusuz kalır yalnızken yanına koşarlar. Bir kadının dokunuşu her yarayı iyileştirir. Bir kucaklama, bir öpücük kalpleri tamir eder. Romantik bir geceyi unutulmaz yapabilir. Kocasının, çocuklarının ve arkadaşlarının en iyi özelliklerini ortaya çıkarabilir. Gölgede kalmaktan şikayet etmez. Zorlamak yerine nazikçe cesaretlendirir. Şefkatli sözler fısıldayabilir, çığlık çığlığa taraftar olabilir, ve korkuları gülerek uzaklaştırabilir. Moralini düzeltip, kendine güven getirebilir bir kayıp yada kavga sonrası aileyi bir araya getirebilir. Kadın her çeşitte, her ölçüde, her renkte ve şekilde olur. Evlerde, apartmanlarda, gece kondularda yaşar. Yürür, araba kullanır, uçar yada koşar. Dostuna basit bir e-mail gönderererek ne kadar değer verdiğini anlatır. Haksızlıkları affetmek ve unutmak için yürekleri vardır. İyiliği unutmayan, her zaman hatırlayan, Sevgi ve sadakat ile çarpan bir kalpleri vardır. İşte dünyayı döndüren kadının kalbidir. Bir kadın aynı anda hem ağlayabilir hem gülebilir. hem üzgün hem umutlu olabilir. hem affedebilir hem cesaretlendirebilir. Kadın sadece doğum yapmaktan çok daha fazlasını yapar. Neşe ve umut getirir. Hayal kurmayı ve hedeflere ulaşmayı öğretir. İhtiras ve idealleri verir. Bir insanın hayatına girer ve yaşamı değiştirir. Geriye bütün isteği Bir sıcak kucaklama Bir sıcak gülümseme Ve bir sıcak öpücüktür... |
Erkek ve kadınlar çok ilginç yaratıklardır.Hala sırları çözülememiştir. |
|
http://www.guldestan.com/resimler/mavikiz.jpg ÖZEL KADIN Özel kadınlar; her girdikleri ortamda erkeklerin hemen dikkatini çeken, gizemli, her zaman bakımlı, zor elde edilen, her an avucunuzun içinden uçup gidecek intibası veren, fazla konuşmadıkları için iç dünyalarını bilemediğiniz kadınlar... Sıradan kadınlar ki etrafımızda sayıca çoğunlukta bulunan, kendilerine ayıracakları vakti genelde başkaları için harcamayı adet edinmiş, kuaföre sadece özel günlerde giden, hiç kimsenin kolay kolay ilgisini çekmeyen, ismi üstünde sıradan kadınlar... Kolayca aşık olabilen, terk edildikleri zaman günlerce yataktan çıkmayan sıradan kadınları, erkeklerini kolay kolay hayal kırıklığına uğratmayan, ama kolay mutlu edilebilen kadınlar olarak da özetleyebiliriz. Sıradan kadınlar özel kadınlara göre çok daha güçlüdür. Sevebilen, sevgilerini göstermeyi esirgemeyen, kendilerini olduğundan farklı göstermeyi beceremeyen bu kadınlar, kayıtsız şartsız bağlılıklarıyla erkeklerinin her dönem yanındadır. Bu bağlamda her erkeğin sıradan bir kadına ihtiyaç duyduğu söylenebilir. Halbuki özel kadınlar özel günler içindir. Hiçbir erkek ekonomik darboğaza girmiş şirketiyle boğuşurken, evde onu özel bir kadının beklediği düşüncesiyle yanıp tutuşmaz. Sıradan kadınların çoğunluğu özel kadınlara özenir, onlar kadar dikkat çekici olmayı hayal eder, tıpkı özel kadınların içten içe sıradan bir hayat arzulayıp gerçekleştiremedikleri gibi. Sıradan kadınlar çok özeldir, sıradan yaşamayı kabullendikleri ve aslında hiç keşfedilemedikleri için... Yazar?? Bu nedenlerle erkekler sıradan kadınlara sahip olup, hayatları boyunca onun aslında çok özel olduğunu farkedemeden hala o özel kadını arar dururlar . Nietzsche der ki; Sıradan olabilmek en büyük erdemdir.... |
500 profesyonel iş kadınının katılımıyla gerçekleşen ankette kadınlar hakkında önemli gerçekler su yüzüne çıktı. İş yerlerindeki davranışlarıyla ilgili sorulara cevap veren 500 kadının %86’sı eğer önlerini açacaksa üstleriyle flört edebileceklerini belirtti. Kadınların beraber çalıştıkları diğer kadınları iş arkadaşı yerine rakip olarak gördüğü de anketin ortaya koyduğu bir başka ilginç sonuç ankete katılan iş kadınlarının %85’i ters giden bir durum olduğunda kendilerini ofislerinin tuvaletine kapatıp ağladığını itiraf ederken kendilerine olan güveni desteklediği görüşünde. Finans, basın-yayın ve tıp sektörlerine çalışan kadınlardan oluşan 500 kişilik grubun yarısı çalıştıkları ofislerde kadın-erkek eşitliği olduğunu belirtirken her 25 kadından biri kariyer hedefleri için iş yerindeki bayan arkadaşlarından birinin işten çıkarılmasında rol oynadığını itiraf etti. |
Yorumsuz.. Amerika'da başlayan 'eş değiştirme' akımı, Türkiye'ye de sıçradı. Son 1 ay içinde, bin 200 Türk çifti eşini kulübün bir üyesine verdi ve onunkini ödünç aldı... Fırsatlar ve özgürlükler ülkesi Amerika, yine büyük bir ahlaksızlığın öncüsü oldu. Kinsey Enstitüsü'nün bir araştırmasına göre, Amerika'daki 'Swingers Club'a (Partner Değiştirme Kulübü) 4 milyon ABD'li çift üye oldu. Üyelerin, eşlerini değiş-tokuş yaparak yeni cinsel deneyimler yaşadığı bu skandal, Avrupa'nın birçok ülkesiyle birlikte Türkiye'ye de sıçradı. Edirne'de 'pinkkelebek' kodu altında kurulan bir siteye, günde 30'a yakın evli Türk çift üye oluyor. Misyoner gibi çalışıyorlar Yaklaşık 1 aydır faaliyette olan siteye üye olan çiftlerin sayısı, bin 200 civarında. İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere, 11 şirket de site açmak için Amerika'daki 'Swingers Club'a başvurdu. Uzmanlar, ABD'de engellenemeyen bu olayın, Türkiye'de ahlaki yönden büyük sorunlar doğuracağını söylüyor. Siteye üye olanların, bir misyoner gibi yakınlarını da bu olaya teşvik etmeleri, olayın boyutlarının giderek daha tehlikeli bir hale geldiğinin göstergesi olarak yorumlanıyor. |
KADINLAR;.. ♥ Seven bir kadin icin sevdigi erkegin yuzu, ona tipki denizin denizciye gorundugu gibi gorunur. » HONORE DE BALZAC ♥ Bir kadin, eger bir erkek onun eline dusmeden once kucagina dusebilseydi daha cazibeli olurdu. » AMBROSE BIERCE ♥ Modasi hic gecmeyen birkac seyden biri de disi bir kadindir. » RALSTON ♥ Tanri, kadinlari agzi laf yapan yakisikli erkeklerden korusun. » HONORE DE BALZAC ♥ Kadinlarin erdemi, erkegin en buyuk kesfidir. » CORNELIA OTIS SKINNER ♥ Bir kadina guzel oldugunu soylemeyin; ona baska bir kadinin onun gibi olamadigini soyleyin ve goreceksiniz ki buun kapilar size acilacak. » JULES RENARD ♥ Guzel bir kadin, gorenleri kibarca cildirtan bir resim gibidir. » RALPH WALDO EMERSON ♥ Zeki bir kadin hazinedir. Guzel ve zeki bir kadin guctur. » GEORGE MEREDITH ♥ Bir kaninin yuzundeki ifade, uzerindeki giysiden cok daha onemlidir. » DALE CARNEGIE ♥ Bir kadin icin, soyle bir bakilmak bile gozden kacirilmaktan daha iyidir. » MAE WEST ♥ Eger bir kadin yeterince hirsli, kararli ve yetenekliyse, yapamayacagi hic bir sey yoktur. » HELEN LAWRENSON ♥ Dunya kadinsiz varolamaz. Gelecek bizim elimizde. » JOAN COLLINS ♥ Kadinlar butun dunyada ikinci sinif yaratik olarak gorulurler, ama dunyayi bir arada tutanlarda onlardir. » PAM BROWN ♥ Kadinlar insalara daha yumusak davranir. Biz insanlara cocuk eldivenleriyle dokunuruz. » SHIRLEY CAESAR ♥ Kadinlar basarilarini elde ettikleri zenginliklerle degil, cevrelerinde biriktirdikleri sevgiyle olcerler. » LINDA MCFARLANE ♥ Her zaman suna inandim: Bir kaninin basarisi baska bir kadinin basarisini hazirlar. » GLORIA VANDERBILT ♥ Kadinlar omuz omuza siralandiklarinda aradan kimse gecemez. » LINDA MCFARLANE ♥ Kahraman erkekler nasil da yakip yiktilar. Kahraman kadinlar nasil da hayata dondurduler. » PAMELA DUGDALE ♥ Kadin tam bir dairedir. Icinde yaratma, besleme ve donusturme gucleri vardir. » DIANE MARIECHILD ERKEKLER;.. ♥ Erkekler dusman degildir, onlar da kurbandir. Gercek dusman kadinin kendini inkaridir. » ANONIM ♥ Cogu erkek, bir takim elbise bile secemeyecekleri kadar los isikta bir kiza asik olmuslardir. » MAURICE CHEVALIER ♥ Iki erkegin en cok birlestigi konu, kadinlar hakkinda sahip olduklari benzer konulardir. » HONORE DE BALZAC ♥ Bir erkek yasadigi yerde degil sevdigi yerdedir. » LATIN ATASOZU ♥ Derinlerdeki hazineler bile, bir kadinin askina tutsak olmus bir erkegin hissettigi rahat kadar degerli degildir. » THOMAS MIDDLETON ♥ Bir erkek sevdigi iste calisirsa, cok nadiren isi yuzunden sagligi bozulur. » HONORE DE BALZAC ♥ Asik bir erkek, evlenene kadar eksiktir. Evlendikten sonra ise bitmistir. » ZSA ZSA GABOR ♥ Daglar yaklastikca daha ulu gorunurler, ama buyuk erkekler bu yonden daglara benzemezler. » LADY BLESSINGTON ♥ Bir erkegin evi, disaridan onun kalesi gibi gorunebilir; oysa iceriden daha cok cocuk odasina benzer. » CLARE BOOTH LUGE ♥ Erkekler yattiklari her kadini sevmezler, sevdikleri kadinlarla yatmazlar. » DIDEROT ♥ Erkekler kalpleriyle degil, dusunceleriyle yasar. » CEHOV ♥ Butun erkekler koca bebeklerdir. » D. H. LAWRENCE ♥ Erkekler kahve gibidirler. En iyileri zengin ve sicaktir, sizi butun gece ayakta tutabilirler. » ANONIM ♥ Altin atesle, kadin altinla, erkek de kadinla erir. » PISAGOR |
Kadın ve Erkek :dontknow: Bir konuşma sırasında adamın biri kadının birine sormuş: "Nasıl bir erkek arıyorsun?" Kadın bir süre sessiz kaldıktan sonra adamın gözlerinin içine bakarak sormuş: "Gerçekten bilmek istiyor musun?" Adam biraz isteksiz, "Evet" demiş. Ve kadın başlamış anlatmağa... "Bugün ve bu yaşta bir kadın olarak, bir erkeğe onun benim için benim kendime yapabileceğimden fazla ne yapabileceğini soracak konumdayım. Kendi masraflarımı karşılayabiliyorum; bir erkeğin ya da bir başka kadının yardımına gerek duymadan evimi idare ediyorum. Böyle olunca, "Sen masaya ne koyuyorsun?" sorusunu sorma konumundayım." Adam kadına bakmış. Paradan söz ettiğini düşünüyormuş. Kadın hemen bu düşünceyi düzeltmiş: "Sözünü ettiğim, para değil. Ondan öte bir şey istiyorum. Hayatın her alanında mükemmeliyeti arayan bir erkeğe ihtiyacım var." Adam arkasına yaslanıp kollarını kavuşturarak kadından biraz daha açıklama istemiş. Kadın başlamış anlatmağa: "Kendini zihnen mükemmelleştirmeye çalışan birini istiyorum, çünkü sohbet ve zihnen uyarılma arıyorum. Basit bir adama ihtiyacım yok. Ruhen mükemmelleşmeye çalışan birini arıyorum, çünkü dengesiz bir birleşmeye ihtiyacım yok. İnananlarla inanmayanların bir araya gelmesi felakete yol açar. Bir kadın olarak yaşadıklarımı anlayacak kadar duyarlı, ayağımı sağlam basmamı sağlayacak kadar güçlü bir erkek arıyorum. Saygı duyabileceğim birini arıyorum. Ona boyun eğmem için onu saymam gerekir. Kendi işini yürütemeyen adama boyun eğemem. Boyun eğme konusunda sorunum yok... Yeter ki buna değer biri olsun. Tanrı kadını erkeğe eş ve yardımcı olarak yaratmış. Kendine yardım edemeyen adama ben yardım edemem." Kadın aklından geçenleri böyle döküverdikten sonra adama bakmış. Adam yüzünde şaşkın bir ifadeyle otura kalmış: "Çok fazla istiyorsun." demiş. "Değerim çok fazla." diye yanıtlamış kadın. |
SEVGİLİ HEM CİNSLERİM ÖNCE ÖZÜRDİLEMEK İSTİYORUM.VE BENİM DÜŞÜNCEME GELİNCE DE ŞUNU SAVUNUYORUM ERKEKLER GÜDÜLECEK EN SEVİMLİ HAYVAN KOYUNA BENZER KAVALI NE KADAR İYİ ÇALARSANIZ SÜRÜ SİZİ O KADAR ÇOK TAKİP EDER AMA KAVAL ÇALMAYI BİLMİYORSANIZ HİÇ BİRİ SİZİN PEŞİNİZ DEN GELMEZ. İŞTE BÖLEDİR ASLIN DA ERKEKLER ,AMA BİZ KADINLAR KENDİ EGOLARIMIZI TATMİN ETMEK İÇİN ERKELERİ SINDIRIRIZ(YANİ BIKTIRIRIZ). LÜTFEN ERKEKLERE İYİ DAVRANIN SEVGİLİ ERKEKLER SİZE GELİNCE SİZDEN AKILLI KADINLARI SEVMEYİ ÖĞRENİR VE İŞ BİRLİĞİ YAPARSANIZ ŞİFREYİ ÇÖZERSİNİZ.:D (F) :D |
TANRI KADINI NEDEN YARATTI Prometheus kurnazlık yaparak akıl çalmıştı...Ve yeryüzündeki erkekler topluluğu bu akılla olmadık şeyler yapmaya başlamışlardı... Zeus olanlara çok kızdı ve erkeklerden oluşan insan topluluğunu cezalandırmaya karar verdi...Başarılı bir usta olan oğlu Hephaistos'tan kadını yaratmasını istedi...Hephaistos babasının isteği üzerine çamuru su ile yoğurdu ve görenleri şaşırtacak güzellikte bir kadın vücudu yarattı. Olympos'ta oturan ve tanrıçaların en güzeli olan ayrıca kendi karısı olan Aphrodite'nin vücudunu model olarak kullandı...Heykeli tamamladıktan sonra kalbinin ruh yerine bir kıvılcım koydu...Ve ozaman heykelin gözleri açıldı...Vücudu oynamaya ve konuşmaya başladı...Onu süslemek için bütün tanrılar ve tanrıçalar yardım ettiler.Herkes ona kendinden birşeyler armağan ettiler.Ve ona Rumca"Bütün Armağan" anlamına gelen Pandora adını taktılar...Athena on süslü elbiseler ve güzel bir kemer verdi.Letafet perileri Kharites beyaz göğsüne parlak altın gerdanlık taktılar... Aphrodite başına güzellikler saçtı.Güzel saçlı Horalar İlkbaharçiçekleriyle onu süslediler...Hermes Pandora'nın kalbine,hıyanet ve aldatıcı sözler yerleştirdi...Zeus da ona esrarlı bir kutu armağan etti ve dediki"Sakın verdiğim kutuyu açma içindeki iyi şeyler uzaklara kaçar ve onların yerine fenalık gelir,seni rahatsız ederler.Bu kutuyu iyi sakla bütün insanların saadeti ve felaketi bu kutunun açılıp açılmamasına bağlıdı."Böyle dedikten sonra baş tanrı ilk kadını yeryüzüne indirdi ve Prometheus'un kardeşi Epimethues'a gelin olarak göndredi...Prometheus kardeşine Zeus'tan hiç bir şekeilde hediye kabul etmemesini tembih ettiği halde Pandorama'nın güzelliğine hayran kalan Epimetheus öğüdü tutmadı ve onunla evlendi... Pandora tıpkı tüm kadınlar gibi doğuştan meraklı olduğundan dünyaya gelir gelmez kutunun içinde ne olabileceğini düşünmeye başladı ve Zeus'un uyarısını unutarak kutuyu açtı...Kutunun içinde hastalık,keder,ıstırap,yalan,riya gibi insanların rahatsız edecek ve onları felakete sürükleyecek ne kadar kötülük varsa hepsi açılan kutudan kuşlar gibi uçuştular...Pandora hatasını anlayarak kutuyu kapattı ancak kapatılan kötülüklerin arasında,insanları yaşatacak,teselli edecek"ümit"te vardı.Fakat ümit dışarı çıkmamıştı kutuda kalmıştı.Böylece Zeus ilk kadını bebaberinde kötülüklerle dolu bir kutuyla yeryüzüne yollayarak intikam almıştı... Siz ne dersimniz? Bir intikam olarak anlatılır mitolojide kadının yaratılışı... Yeyüzündeki erkekler topluluğundan intikam alınmıştır bu vesileyle... Bizler bir intikam mıyız erkekler için??? Yoksa armağan mı??? Yada... Başka bir fikri olannnn...*-) |
Kadınların gerçek yüzü
|
http://www.kadinlarkulubu.com/images/icons/heart.gif Kadinlar Ve Erkekler Kadınlar ve erkekler arasında öyle düşünce farklılıkları var ki sormayın gitsin! Gelin işi biraz da espiriye vurup, bu farklılıkları irdeleyelim:) K: Saatlerce öpüşsem bile sıkılmıyorum. Aramizda kuvvetli bir elektrik var E: Ulan saatlerdir opusuyoruz daha ikinci safhaya bile gecemedim. K:Yaninmda kendini iyi hissediyor olmali. Benimle uyumak istiyor. E: Nerden geldim buraya yahu. Öylece yatiyoruz. Eve gidip zibarsam. K: Onu iki dakika görmek bile bana mutluluk veriyor. E: Simdi iki dakika için disari çik, giyin. Is mi ya bu? K: Onun için üzülüyorum. Çok çalisip yoruluyor. E: Yorgunum demek en iyi çözüm. O zaman bana kiyamaz. K: Ona her baktigimda kalbim disari çikacakmis gibi oluyor. E: Daha ne kadar baygin bakmaliyim. Yetmedi mi ya. Artik sevissek. K: Ona sarilmak çok hosuma gidiyor. Iyi hissediyorum. E: Sarilmaktan baska sey bilmez mi bu? Benim daha ne marifetlerim var. K: Söz vermisti bugün benimle olacakti. Basina bi sey mi geldi acaba? E: Ya bundan daha kurtulamadim, bi de git simdi öbür kizla ugras. K: Onunla ay isiginda oturmak ne kadar romantik. E: Burasi yeterince sote mi acaba? Gelen giden olur mu ki? K: Bütün hafta bugünü bekledim. Çok güzel bi gece olacak. E: Yemekler iyi midir acaba? Daha sevisecegiz. K: Aslinda duygularini belli etmiyor ama benden çok hoslaniyor. E: Bana baglanirsa vay halime. Hiç ugrasamam valla. K: Beni güzel buldugunu söyledi. E: Acaba vucudu da gözleri kadar güzel midir? Ya degilse.. Yagli falan Iyyyk! K: Beni çok istiyor, ben de onu. Daha fazla görüsebilsek keske. E: Bir an önce su isi sonuçlandirsak ta ben de bir sonraki hedefime ilerlesem. K: Onu simartmak çok hosuma gidiyor. E: Haydaa. Saklaban olduk. Iyi mi? K: Neden birdenbire benden uzaklasti. Çok sikintili bir dönemde herhalde. E: Artik anlamistir umarim beni bir daha aramaz. K: Aslinda onun farkli oldugunu zannetmistim. Gözümde fazla büyütmüsüm, en iyisi bos vermek. Erkekler hep böyle. E: Yaa bi hata yaptik galiba, ondan çok hoslanmisim. Içimde tuhaf bir his var. Tekrar olur mu acaba?????? |
Evlenmekle Ne Elde Ettiniz? -------------------------------------------------------------------------------- Kadınlar İçin: * Eşiniz sayesinde dosta düşmana sizi de beğenen, isteyen (üstelik nikâhına alacak kadar) biri olduğunu gösterdiniz en sonunda. * Belki yıllarca uğraşıp didinseniz de elde edemeyeceğiniz bir statüye nikâh cüzdanıyla bir anda kavuşuverdiniz. * Bozulan musluk, sallanan sandalye bacayı, gevşemiş vidalar, vs. için eve tamirci çağırmanız gerekmez, esiniz hepsini halleder. * Eşyaların yerini değiştirmek istiyorsunuz; hepsi de çok ağır. Kim taşıyacak onları? Tabi ki de eşiniz! * Pazar günü şöyle arabayla dolaşmak istedi caniniz. Özel şoförünüz esiniz emrinizde. * Eskiden futboldan nefret ederdiniz. Esiniz sayesinde yeni bir tutkunuz oldu. * Gece evde yalnız kalmaktan, hırsızdan, uğursuzdan korkuyorsunuz; esiniz gönüllü "bodyguard''iniz. * Eşleriniz olmasa en yakın arkadaşlarınızla kahve içerken kimi çekiştireceksiniz? * Alışverişe gittiniz, evin erzağını düzdünüz. Torbaları taşımak centilmen bir erkek olarak eşinizin görevi. * Geçiminizi temin etmek için çalışmanıza gerek yok. Bunu sizin yerinize eşiniz yapıyor nasıl olsa. Erkekler için: * Akşam yorgun argın eve geldiğinizde, annenizinki kadar lezzetli olmasa da sizin için hazırlanmış yiyecek bir şeyler bulabilirsiniz. * Çamaşırınız yıkanır, ütüleriniz yapılır, eviniz temizlenir... ''Gak'' deyince temiz don, ''Guk'' deyince temiz çorap verilir elinize; daha ne olsun? * "Pembe dizi''leri duyardınız da ne olduğunu bilmezdiniz. Esiniz sayesinde öğrendiniz, hatta hoşunuza bile gitmeye başladı. * Dükkân dükkân dolaşıp kendinize gömlek, kravat seçmekten nefret ederdiniz. Simdi sizin yerinize bunu esiniz yapıyor. Gerçi en son aldığı sarı üzerine yeşil çizgili gömlek sizi hiç açmadı, ama neyse. * Ara sıra yapılan küçük kaçamaklar, ufak tefek yalanlar hayatın tadı tuzudur. Bu tadı eşinize borçlusunuz; esiniz olmasaydı ne kaçamaklar olacaktı hayatınızda ne de yalanlar. Hem Kadınlar hem erkekler için: * Kavga etmek de bir ihtiyaçtır. En yakınınızda kim var bağırıp çağıracağınız? Eşiniz! * Çok güzel filmler var vizyonda. yalnız da gidilmez ki. Eşiniz ne güne duruyor? * Davetlere icabet etmeniz gerekiyor. Kavalye/dam aramanıza gerek yok, esiniz var. * Doğum günü, yılbaşı, evlilik yıldönümü gibi özel günlerde size hediye verecek biri var hayatınızda. * Gece uyurken üstünüz açılsa, sizi kim örtecek? Tabii ki eşiniz. * Anne / baba olmak istiyorsunuz. Çocuğunuzun anne/babasının bildiğiniz, tanıdığınız, güvendiğiniz ruh ve beden sağlığı yerinde biri olmasını istersiniz elbet. ''Damızlık'' eşiniz emrinizde. Küçüklüğünüzden beri geniş bir aileye sahip olmak isterdiniz. İşte size görümceler, baldızlar, kayınbiraderler, eltiler, kayınvalideler, kayınpederler, bacanaklar, halalar, teyzeler, amcalar, dayılar, enişteler, yengeler... * Başarısızlıklarınıza, mutsuzluklarınıza fatura edeceğiniz biri olmalı hayatınızda. Eşiniz bunun için biçilmiş kaftan. * Kimseye kendinizi yeniden ifade etmek, beğendirmek zorunda değilsiniz. * Eşiniz sizi sizden daha iyi tanıyor, rahatınıza bakın! * Sizi kimsenin kıskanmadığını düşünün. Kendinizi ise yaramaz biri gibi hissetmez misiniz? Eşiniz sizi tez günde bu duygudan kurtaracaktır, hiç üzülmeyin! |
KONUS BE ADAMM : Konuşmak isteyen bir kadın ve suskunluğa gömülen bir erkek... Bu çift size pek yabancı gelmiyordur herhalde. Kadın erkek ilişkilerinin çoğunda durum aynıdır, hatta o kadar aynıdır ki, kadının erkekten çok daha fazla konuştuğu saptaması bilimsel araştırmalara bile konu olmuştur. Doğaları böyle Bir kadının ağzından günde 23 bin kelime çıkarken, erkeğin ağzından en iyi ihtimalle bunun yarısı kadar kelime çıkar. Dolayısıyla birlikte olduğunuz erkeğin az konuşmasına, özellikle de kritik durumlarda sessiz kalmayı tercih etmesini aranızdaki bir sorun olarak değil, erkek doğasının bir parçası olarak görseniz iyi olur. Neden erkekler konuşmazlar, neden futbol dışında hiçbir konuda yorum yapmazlar? İşte elimizdeki cevaplardan bazıları... Zamanlamaları farklı İşten eve yorgun argın dönen bir kadın oturup gününün nasıl geçtiğiyle ilgili sohbet etmeyi bir yorgunluk olarak görmez. Oysa erkek o esnada tek bir kelime etmeyi bile büyük bir külfet sayar. Yani kadınla erkeğin sohbet konusundaki zamanlaması farklıdır. Aynı şey kavgalar için de geçerli... Kadın olayı patlak verdiği yerde ve zamanda çözmek ister, bunun tek yolunun ise konuşmak olduğunu düşünür. Oysa erkek olayın üzerinden vakit geçmesini, yani ateşin küllenmesini beklemeyi tercih eder. |
Mangal : Bu aktivite esnasında, bir erkeğin gerçek mutfak hünerine tanıklık ederiz. Bir erkek, mangal başına geçmek için gönüllü olduğunda, aşağıda detaylandırılan bir seri olay yaşanır: ERKEK 1. Erkek mangalı ve mangal kömürünü çıkartır. KADIN 2. Kadın ızgarayı temizler. 3. Kadın bakkala gider. 4. Kadın kasaba gider. 5. Kadın fırına gider. 6. Kadın salatayı ve sebzeleri hazırlar. 7. Kadın pişirilecek etleri hazırlar. 8. Kadın, etleri bir tepsi üzerine, gerekli malzemeler, baharatlar, vs ile dizer. 9. Kadın temiz ızgarayı ve hazırladığı tepsiyi, mangalın başında elinde birasıyla dikilen adama getirir. 10. Adam etleri ızgaranın üzerine yerleştirir. 11. Kadın içeri geçip, masayı hazırlar. 12. Kadın sebzelerin pişmesini kontrol eder. 13. Kadın tatlıyı hazırlar. 14. Kadın tekrar dışarı çıkar ve kocasına etin yanmakta olduğunu haber verir. 15. Adam çok pişmiş eti ızgaradan alır ve kadına verir. 16. Kadın tabakları çıkartır, masaya dizer. 17. Adam içecekleri doldurur. 18. Kadın masayı toplar, kahve hazırlamaya gider. 19. Kadın kahve ve tatlı ikram eder. 20. Yemekten sonra, kadın masayı toplar. 21. Kadın gider bulaşıkları yıkar, mutfağı toparlar. 22. Adam mangalı olduğu yerde bırakır, çünkü içinde hala yanan kömürler vardır. 23. Adam karısına bugün mutfak işi yapmamaktan dolayı mutlu olup olmadığını sorar. 24. Karısının şaşkın bakışları karşısında, kadınları mutlu etmenin imkansız olduğu kararına varır. |
| Saat: 20:15 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık