![]() |
Suskunuz... hem de çığlık çığlığa bir suskunluk Evet ama bu konuşacak bir şey olmadığından değil.. Konuşmaya çalıştığımız şeylerin bizi alıştığımız yalnızlığımızdan uzaklaştırması aslında korktuğumuz… İkimizde cesaret edemiyoruz Öylesine alışmışız ki içimizde büyüttüğümüz yalnızlığımıza Seviyoruz onu Bekli de Yaşandığında yok olacağı korkusu Bizi tereddütte düşüren Kaybetmekten korkacağımız bize ait bir şey oluşturma kaygısı… Sen Yapamadığın hamlenin, Hayatın boyu inanmak istediğin değerlere sahip gibi gördüğün düzeni yok etme girişiminden Başka bir şey olmayacağını düşündün hep… http://img182.imageshack.us/img182/7688/msngrincn4.gif Ben ise yılların verdiği bir alışkanlık çerçevesi içinde var ettiğim varlığa daha fazla acı vermemek için tek yıkım çalışmasından sonra, susmayı tercih ettim… İçimden çığlık atarak susuyorum… Susuyorum… İçimde o kadar güzelsin ki… Sana susuyorum … Demiştim ya yüreğim susmayı öğreniyor.. Aslı yok .. Sevdiğini anladığında içinde duyduğun çığlığın yankısı hiç bitmiyor… O hiç susmayacak… Her gün, her saat bana haykıracak, bağıracak , parçalayacak içimi,benimse yüzümde o gülümsemem yer edinecek tekrar…http://img182.imageshack.us/img182/7688/msngrincn4.gif ona her şey yolundaymış gülücüğü atmaya devam edeceğim… Sadece bundan sonra kimse onun sesini duymayacak ve bundan sonra kimse, onun tarafından sevildiğini öğrenemeyecek… Her soğuk üşütemediği gibi ,her ateş de ısıtamazmış insanı …üşüyorum…alev alev üşüyorum…hani saatlerce sessiz,tek kelime etmeden sana bakışlarım var ya gözlerinde beni ısıtacak olan anlamları yakalamaya çalışma çabamdan başka bir şey değil… Ve her yakaladığımda kaybettiğimi hissetmemden öteye gitmeyen bekleyişler… Ve her kaybettiğimde yeniden yakalama çabam… alıntı.. |
Yalnızlık Yalnız Ben Değil Yalnız kaldığım zamanlarda Gelenim gidenim çok oldu Nar kırmızı ayva sarı Eşitti insan. Kim demiş kötü gün dostu olmalı insan İyi günde iyi bakmalı Kerem gibi aslı gibi. Halayda omuz vermeli Tarlada kımız. Üryan geldim üryan giderim demiş Öyle yaşayanlar ne güzel etmiş. Kavgadan hasetlikten uzaksa yalnızlık Yalnızım. Cehennemin dibine kadar Yerim var. Adnan Yeşiltaş |
Yalnız Adam Yağmur damlasıyla Su arasındaki fark İnsanlarla Senin arandaki farktır... isimsiz kral |
Şu anda hiç bir şey mümkün değil. Şu anda her şeyden ayrı, her şeyden uzak ve her şeyden mahrumum ben. Şu anda sadece yalnızlık ve kahır. |
Yalnızın Durumları-XXIII Yalnız Önceden sezer Sonra olacakları Paylaşacak biri vardır; Anlatır anlatır ona Olanları, olmayacakları. isimsiz kral |
SEN ÖLÜMSÜZ AŞKIM. ÖNCELERİ YOLLAR VARDI ARAMIZDA,ŞİMDİ DENİZLERDE GİRDİ. BURDAKİ HER ŞEY SENİ BANA ANIMSATIYOR. HER YAPRAĞIN HIŞIRTISI,KUŞLARIN ÖTÜŞÜ, SENİ.SENİN İSMİNİ BANA OKUYOR SANKİ. DENİZİN DURGUNLUĞUNDA GÖZLERİNİ, COŞKUNLUĞUNDA İSE SAÇLARINI HATIRLIYORUM. MARTILARA,TÜMDEN ÖTEN KUŞLARA,YILDIZLARA, HEP SENİ, SANA OLAN SEVGİMİ ANLATIYORUM. NE ZAMAN ,RIHTIMA YANAŞAN BİR GEMİ GÖRSEM YÜREĞİM BİN ATIYOR. SENDEN BİR HABER GELİR DİYE ÜMİTLE BEKLİYORUM. BİR HABER GELMEYİNCE: BEŞ PARMAKLAR ALTINDA EZİLDİĞİMİ HİSSEDİYORUM. GÖZLERİM GÜZELLİKLERDEN UZAK SONSUZ GÖK YÜZÜNE DİKİLİYOR. SENSİZLİK AĞIR BİR YÜK GİBİ OMUZLARIMA. BAŞIMI KALDIRP ÇEVREME BAKAMIYORUM. BAKSAM BİLE HER ŞEY MANA'SIZ VE BULANIK ŞİMDİ. http://img156.imageshack.us/img156/3523/dnenkalpler2bh7wzsl1fu0.gif |
Yalnızlıkyanlızlık; annesizlik babasızlık gibi. açlık,parasızlık gibi. koyar adama bazı bazı. yarım sevdayla gelir, ölümle gelir bilemezsin kalırsın böyle bazı bazı. ne evin huzur verir, ne de çevren. gözler alaycı gelir yürekler sahte. çırpındıkça batarsın, elin göğsünde anlamaz kimse...! Cihat Aydın |
Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur? Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum, sen yoksun Sevmek kimi zaman rezilce korkudur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Birkaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor Eski zamanlarda bir Cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum, sen yoksun! Belki Haziranda mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor. Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin.. Atilla İLHAN |
Buralarda Çok Yalnızım Baba Buralarda çok yalnızım baba Tıpkı senin yalnızlığın gibi Kalabalıkların içinde Bir başımayım. Dışarıda kar yağıyor İçimin yangınına inat Her kar tanesi Karşıki evlerin çatılarına değil İçime düşüyor elif elif Sığırcıklar ellerime konuyor sarı siyah Selviler kucağıma Eğilip uzansam Toprağında biriken karlara dokunacağım. Senden çok uzaklarda Artık senin kadar yaşlıyım baba Saçlarım seninki gibi kırlangıç Gözlerim senin yorgunluğunda İçimde Sinop kadar hasret Akliman kadar kumsalım Her şeye Her kese inat Hamsaroz’un koynundayım. i.k |
http://www.yazgulu.com/karisik/twilightparadisesmall.jpg Alıştım Ayrılıklara Sen, hayatıma girmeden önce ben vardım. Sen, hayatıma girdiğinde ise ben yine vardım Ancak birbirinden farklı iki varlık İki kişilik, iki ruh, iki beden olarak... Yokluğunda ben; Geceleri oturur; Radyo dinlerdim. Aşıkların birbirine arğaman ettiği şarkıları, Ben de yalnızlığıma armağan ederdim. Herşey anlamsızlaşırdı çoğu kez. Ve çoğu zaman anlamsızlıklarda kaybolur giderdim. Yaşamak mı daha acı veriyor yoksa ölmek mi? gibi Acımasız sorularla kendimi irdelerdim. Varlığında ise herşey bambaşkaydı. Ben bir başkaydım. Gecelere seninle beraber veda eder. Günün ilk ışıklarına seninle Merhaba derdim. Ve anlamlı gelirdi herşey. Anlam karmaşaları bir bir terkedi beni. Sen de var olmayı, seninle birlikte yaşamayı Ve herşeyi seninle paylaşmayı severdim. Seni her geçen gün daha da çok severdim. Ancak nerden bilebilirdim ki masalın sona ereceğini Nerden bilebilirdim habersiz çekip gideceğini. Dün vardın bende vardım. Bugün yoksun; Bense varmıyım yokmuyum bilmiyorum. Dolmayacak cinsten bir boşluksun şimdi. Ne sana benzeyen biri bu boşluğu doldurabilir. Ne de yeniden çıkıp gelsen SEN doldurabilirsin. Öyle bir boşluk ki sorma gitsin. Boşver ve sevgili Alıştım ben yalnızlığa ayrılıklara Bırak artık böyle sürüp gitsin! |
Yalnızlık Karmaşası bana sorma yalnızlığın ne demek olduğunu hiç medet umdunmu kayan yıldızlardan bana sorma uykusuzlugun ne demek olduğunu barışık yaşama dair ne varsa küstünmü sen hiç hayal yüklendinmi ne olacağından ümit fişkırmadan masum gülüşündeki ritimde ağlamak gözyaşi değildir paniklerimizde cansız oyuncağa sarılmak telaşla ağlamak budur ne bağırıp sana küfürün neresinde kalayım senden ne alayım aldıklarımla ne yapayım niçin öleyim hocalar vaazlansın musallada beklemekteyim de nerede bekleme salonu mendille silip aşkını gitmeye hakkın varmı gel bir kere teorisiz firtinasiz maksatsız yosun tutumuş kapımı yavaş aç gıcırdamasın bir sen anlarsın kardan adamı eritmesini i.k </B> |
SEN AKLIMA GELİNCE Çıksam, Çıkıp gitsem uzaklara, Burdan çok uzaklara, Yine yanımdasın ya, burkulur içim.. Hani sen gider gidersin de Evler,köyler durur ya orda, Akşamsa kuşlar göçer, Işıkları yanar evlerin, Bir hüzün çöker ya hani Karanlık iner dağlara.. Buğulanır gözlerim,burkulur içim.. Kaçsam, Kaçıp bağırsam dağlara, Feryadım yine sen olursun ya, Burkulur içim... Hani bağırsan da çıkmaz sesin Uyansam bitse bu karabasan dersin, Bir gülüş, bir dokunuş arar yüreğin.. Uyanır bakarım yoksun, Boğulur sesim... Girsem, Girip yıkansam sulara, Buz gibi denizlerde yanar, Etim cayır cayır seni bağırır ya Burkulur işte o zaman içim... Aksini görüp sularda Sarılır kucaklarım hayalini... Koşsam, Koşup karışsam kalabalığa, Gürültülü, cıvıl cıvıl, Işıl ışıl vitrinler Gidenler gelenler. Telaşlı koşarak yürüsem, Sanki bir yere yetişecekmişim, Aceleymiş işim, Bekleyenim varmış gibi hani... İçim burkulur yine Sen gelirsin aklıma. Ayaklarım ağırlaşır gitmez... Buluşurmuşuz seninle Dediğimiz yer ve saatte. Özlermişiz, Elele yürür gülüşürmüşüz. Çok şeyimiz olurmuş konuşacak, Kimseyi görmezmiş gözlerimiz. Dünya durur, seyreder Yollarımız gül olurmuş ya hani, Dertler tasalar biter, Simit alır yermişiz Dilenciye para verirmişiz hani, İçim burkulur, burkulur içim... Kalksam, Kalkıp sofralar kursam, Mumları yaksam, donatsam, Herkesi çağırıp toplasam Sen gelirsin yine aklıma Burkulur içim... Hani çok açmışız da Güle oynaya iştahla Bağıra çağıra, döke saça yer, '' Bugün neler oldu neler '' diye Hepbir ağızdan konuşurmuşuz ya... Bir sessizlik boynunu büker, Yemekler tatsız tuzsuz olur, Kurur ekmek, lokmalar büyür. Çınlar tabak çatal Sessizlik ölüm olur Dağıtmak için pusu Sözler diken olur, Sofra küser, Gönüller alıngan olur... İçim burkulur burkulur... Düşsem, Düşüp yatsam yataklara, Sen gelirsin yine aklıma... Hani çocukmuşuz, hasta olmuşuz Gözlerimiz baygın, buğulu Yanaklarımız al al, ateşli, Dışarda oyunlar oynanır neşeli Kalkamaz yataktan Kesiliriz ya iştahtan hani... Öyle işte, boynum bükülür Sen gelirsin aklıma öksüz, yalnız Bakarım camdan, yoksun Burkulur içim.... Ölsem, Ölüp gitsem mesela, Nasıl öldüğümü bilmeden, aniden. Sen gelirsin aklıma yine... Hani ölmüşüm de Sevdiklerim, sevmediklerim, Üzgün, ağlamaklı herkes. İyiliğim, güzelliğim, bahtsızlığım, Pişmanlıklar, keşkeler, feryatlar.. Ürpertiler rüzgarla karışık, Sessiz dualarla örtülür ya toprak... İçim burkulur, üzülürüm.. Ölüp gittiğime değil de Seni burda yapayalnız, bensiz Koyup gittiğime yanar, yanar içim... Sen aklıma gelince Sessizce akar süzülür gözyaşım. Sevdiğim, yoldaşım, aşkım... Burkulur yanar içim... Nurdan Ünsal |
Yalnızlık ÜzerineKaranlığın ecel gibi üzerine çöktüğü İstanbul'un İzbe,daracık sokaklarında bir gece yarısı Dudaklarımda hüzün kokan şarkılar fısıldayarak Yürüdüm saatlerce, gölgem yoldaştı yalnızlığıma Nemli parke taşlarını saydım birer,birer Boşa geçen ömrümün boşa geçen günlerini sayarcasına Meyhanelerinde durdum çokça,kapılarından hayal taşan Kimine bakıp geçtim, kimisinde kadehler dolusu içtim Ne dünü,ne bugünü,nede yarını düşünmeden çakırkeyif Hisar üstünde, devrik çam ağaçlarının dibinde oturdum Yarasaların çığlık, çığlığa uçuştuğu o saatlerde Ben yalnız fakat mutlu.. yıldızlara gülümsüyordum. Erkan |
Yalnızlık Çiçekleri Soğuktu tüm sokaklar bulanık gökyüzünün yansıdığı yol bir özlemi hatırlatır bana ışıklar sonüktür ve soğuktur kaldırımlar kucaklamaz beni ne yapsamki hasrete emanet duygular bir kağıt gemi gibidir.. ışık bir huzmede batardı gözlerime ben karanlıkların adamıydım gündüzlerin değil her gece bakardım siyah camlara gözlerim dolardı anlatamazdım çaresizliğimi ağlardım kimsecikler bilmezdi çünkü yalnızdım sen gidince kağıt gemiler çoktan yol almıştı yeni ufuklar onların olmuştu belki götürmüştü melekleri ben ise yalnızdım yüreğime dokunurdu her gece yalnızlık çiçekleri Kadir Duman |
YalnızlığımEzerek çıktın ya iskelemin yüreğinden, ne ben çıkıyorum kıyıya, ne sen dönebiliyorsun yanlızlığımın açıklarına.. İsimsiz Şairler |
...Gittin Ya... Gökyüzünü yine sen ve kardeşlerin kaplamıştınız pırıl pırıl ışıldayarak Bense bir sigaramdan bir senden nefes çekmekle meşgul Sigaramın ateşi gibi sensizliğin yanmışlığıyla kavruluyorum. Kim bilir şimdi nerelerde, kiminle hangi gönüldesin Bu kadar mı acıtacaktı içimi bu ani gidişin Bu kadar mı yakacaktı bu kopuşun Acılar denizine gömdün ayağıma taşlar bağlayarak Ben seni ne çok sevmiştim senin için ömrümü yoluna sermiştim Her gecenin zifiri karanlığını aydınlatan gözlerinde kaybolmaya Güller açtıran gülüşünü mimiklerini izleyip gülmeye, İçli o denli güzel söylediğin 'elbet bir gün buluşacağız' diye başladığın şarkına Öyle alışmıştım öyle benimsemiştim ki hiç bunlardan kopmayacağımı zannetmiştim Aynı acıları farklı yerlerde bize çektiren bu kader değil miydi? Bizi yan yana getiren, Tüm umutların tükendiği, toprağımızın çatlayıp kuruduğu zaman yağan yağmur misali Bizi kavuşturan aynı dere yatağında sürüklenmemize sebep olan. Öyleyse neden bu ani kaçışın, sen bunu yapmazdın be gülüm söyle hadi söyle Söyle ne olur yaratan aşkına söyle neydi seni insafsızca değiştiren. Ben artık bittim, eski günlerime dönmek istemiyorum artık sensiz yaşamak mı asla. Alışamıyorum anla sensizlik inan öyle zor ki tüm dünyayı yükleseler omzuma Ne bu kadar zor gelirdi ne de bu gidiş kadar acı verirdi güçsüz şu vücuda, Hiçbir şeyim düzgün gitmedi ki şu dünya da baksana yaradana ettiğim dualar, Sensiz olacaksam al canımı diye ettiğim feryatlar bile tutmuyor kabul görmüyor Ah canım ama inan bu acı bu yıkılmışlığa rağmen hala bu gözler seni bekliyor. Khan |
Yalnız Gazelyollara gazel diye bir aşk gizledim yalnız her kozada sır gibi seni düşledim yalnız ben senin dağlarında şarkı söylemedim hiç toprağında süründüm, aşkı diledim yalnız göğe bir şey dokundu döndü yağmura yüzüm dokundukça saçıma bir can bekledim yalnız yalnızlık kollarımda büyüyen bir sarmaşık bu şulesiz yangında bir ben özledim yalnız sana ne çok benziyor üşümüş her tomurcuk kapında bir bekleyiş oldum izledim yalnız sağnakta şemsiyesi yoktur hiçbir şairin bir aşığa özendim şiir söyledim yalnız bana bir düğün getir gözyaşlarından başka sevdan ağır suç ise ben aşk istedim yalnız... Mehmet Şamil Baş |
Kovdum Kendimi Yüreğinden Sevdanın denizlerinde rotasız bir gemiydim. Sana yolculuğa çıkmadan önce, Bütün aşklarımı, acılarımı, sevinçlerimi bir kenara koyup, Azıksız birtek yüreğimle baş koymuştum bu yola. Yolum uzundu, karmaşıktı ve tehlikeliydi... Tüm bunları biliyor, bile bile lades dercesine İstiyordum bu sefere çıkmayı... Ancak ben sana ulaşmaya çalıştıkça sen kaçıyordun. Senin yanında olmak, sesini duymak için Sarfettiğim bu çaba öylesine güzeldi ki... Bir gün ışığın göründü uzaktan, işte ordaydın! Arkamda bıraktığım bir nokta olarak kalmış Sen önümde büyüyordun, gülen gözlerinle beni çağırıyordun... Önce ellerini tuttum, sonra gözlerine daldım... Senden aşk dilerken, sen gerçekleri sundun önüme... Sevdalarımı sorguladın, rüyalarımı benden geri aldın. Bu fırtınalı denizlerde sana duyduğum ihtiyaç, Senin yüreğimi tokatlayan sevdan beni isyankar etti... Düşünemiyordum artık, geri dönülmez bir yola girdiğimi biliyor, Ancak bu yolda her pahasına yürümeye karar vermiştim. Kırgınlıklarımızla, hasretimizin koynundaki acıyla, Geceler boyu başbaşa kaldık, sorular sorduk kendimize... Nereden başlarsak orada bitirdik, bir çıkış yolu bulamadık! Ve sonunda bu denizin sonu görünmüştü... Daha karaya ayak basmadan, fırtınalar dalgaları çağırdı kükreyerek... Gücüm kalmamıştı, bilinmez bir yola doğru gittiğimi biliyordum! Çaresiz kollarımla birkez daha sana ulaşmayı denedim. Ancak sen duymuyordun, belki de duymak istemiyordun. Ancak beni görüyordun. Çaresizlik denizlerinde kayboldum sonra. Sana sevgiler getirmiştim oysa. Bu yaşamdan küçücük umutlar derlemiştim yüreğimde... Onları büyütmüş sana armağam edecektim, olmadı işte... Ne kadar istesem de senin o kapalı yüreğine girmeyi beceremedim. Şiirlerim, sevdalarım ve gecelerimle başbaşa kaldım. Bir kez daha yenildim aşka... bir kez daha yenildim çok sevmeye... Şimdilerde gönlümün yelkenlerini toplamaktayım. Tövbeler ettim, bu denizlere bir daha çıkmamaya... Bir daha hiçbir yüreğe girmemeye yeminliyim!!.. Seni kendim kovdum, yüreğinden... Bir daha girmemeye, bir daha sevmemeye söz veriyorum... Seni sevdiğimi, kurda, kuşa söylüyorum; Ama asla Aşk dilemiyorum. MEHMET AY |
Çöl Yalnızlığıİçlenmiş sırlarımla geldim bakisin sabrımdı gül dağına kırağılar düşmüş sevmecilerine daldım seni her görüşümden sonra oturup adam gibi şiirler yazdım gidişinle parelenen yasamım nazarim oldu çöl yalnızlığım durmadan çeken uçurum ve çöl yalnızlıkları,yalnızım cerenim kaldığın yer çöldü varacağın yer yine çöl not;bizim dergi de yayınlanmıştır saygılar Mehmet Söğüt |
AY IŞIĞI Ay ışığı kutsal sevgilim Fısıltıların yumuşak toprakta Ayak izlerime doluyor Sen de terkedip gitme Sularla oynaşmaya Doğur beni ışığınla Lekeli yüzüne Bulaşmış gibi yeni bir iz Şarkımızı çalıyor dağlar Haydi dans edelim özlemle Çakışsın bedenlerimizdeki giz Mırıl mırıl büyüsün başaklar Barış içinde çoğalsın sevgimiz. A.Kadir Bilgin |
SEN YOKTUN... Kar kesti yolu sen yoktun. Oturdum karşına dizüstü seyrettim yüzünü gözlerim kapalı. Gemiler geçmiyor uçaklar uçmuyor sen yoktun. Karşında duvara dayanmıştım konuştum konuştum konuştum ağzımı açmadım. Sen yoktun, ellerimle dokundum sana ellerim yüzümdeydi. Nazım Hikmet Ran |
Yalnız Geldim Yine Yalnız Giderim Gurbetlik dokunur yine bu aksam Batmakta olan güneşle biterim Yildizlar cogalirken gökyüzünde Yakilan mumlar misali eririm Yazlar kislar gelir gecer üstümden Bir atesim ne azalir ne sönerim Rüzgar gelip oksadikca sacimi Ben oturur dizlerimi döverim Ana baba gardaş yetti hasretlik Biri biter biri baslar çekerim Sarilacak dostumda yok yanimda Yalniz geldim yine yalniz giderim Seher yeli dokunmayasin bana Bir kuru yaprak misali titrerim Hep sen gelip oksadikça saçimi Ben oturur dizlerimi döverim. i.k |
yüzümü dönüyorum kendimi görüyorum sende seni kendimde özlüyorum kendimi sende kalabalık sessizlik bozulurken gözlerimde kum taneleri ağrınız başımı koymuşum açlığına kuşlar kanatlanırken yönsüz ne zaman bi grup inse gizlerime dönüp o an eskitiyorum tüm korkuları dilsiz Fadıl Öztürk |
UMUTLARIM VE BERABERINDE GELEN YEMINLERIMI HIPOTEKLEDIM CAMURLU AYAKLARIMI SURDUGUM ANNEMIN IPEK HALISI UZERINDE HIC BILINMEMIS ASK DESTANLARI FISILDADIM SEVGILIM YALNIZLIGA SABAHIN ILK SIGARASI OLUP ICIMDE BIRAKTIGIM ZEVKLE ZEHIRLEMEK ISTEDIM KENDIMI ... HUZURA ADAMAK ICIN SON ANLARIMI UNUTMAK GOZLERINDEN SUZULEN KARANLIGI VE KILITLEMEK ICIMDEKI UMUTSUZLUGU SONSUZLUGA YOKETMEK BEYNINDEKI AGLARI VE YARATMAK ICINDEKI KORKUDAN IKI KUCUK GOZBEBEGI HEDIYE OLAN SEVGILIM YALNIZLIGA |
YA SENİNLE YA SENSİZ Ya hep ya hiç sevgilim Ya seninle ya sensiz Olamaz başka biri Ya seninle ya sensiz İstersen al at beni İstersen yarat beni Dağ gibi deniz gibi Ya seninle ya sensiz Olmasa da sevenim Ağlayanım gülenim İlk sözüm son yeminim Ya seninle ya sensiz İstersen sevme beni İstersen bekle beni Taş gibi toprak gibi Ya seninle ya sensiz Yalnız bir mevsim değil Yalnız bir bahar değil Her zaman her yerde bil Ya seninle ya sensiz İstersen öldür beni İstersen güldür beni Gün gibi güneş gibi Ya seninle ya sensiz sevda.tk |
LAVİNİA Sana gitme demiyeceğim. Üşüyorsun, ceketimi al. Gününen güzel saatleri bunlar Yanımda kal. Sana gitme demiyeceğim. Gene de sen bilirsin. Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, İncinirsin.. Sana gitme demiyeceğim. Ama gitme,LAVİNİA. Adını gizleyeceğim, Sen de bilme, http://www.gify.nou.cz/fa2_andel2_soubory/a128.gif http://www.gify.nou.cz/r_ornament_soubory/or37.gif |
Gitme... Gitme kal bu sehirde benimle paylas yasami, birazdan toplanacak çöplerin içine atalim yalnizligimi eksik olan yarilarimizi tamamlayalim. Yeniden sekillendirelim bu sehrin arka sokaklarini iyiligini ve temizligini bulastiralim onlara. Sen den uzakta bu gece yüregim binlerce parçaya bölünüyor ve her bir parça milyon kere parçalaniyor gecenin karanliginda tam ortasinda. Ne olursa simdi olacak gerisi ötesi yok artik. Saatler gece yarisini çoktan geçti birazdan sabah ezanlari haykiracak ulu çinarlar gibi yükselen minarelerden ve sensiz bir benin oldugu sehrin üstünde. Gecenin tam ortasinda bir yürek haykiriyorsa susmali evren hiçbir ses bir yürekten daha anlamli ve derin konusamaz bu saatlerde. Gitme kal bu sehirde ne olur, neler olacak bir bilsen gidisinle konusturtmazsin beni böyle uzun uzun. Kavgalar olmayacak artik bu sehirde, insan onuru ayaklar altina düsmeyecek, açliktan ölmeyecek hiçbir çocuk, bombalar patlamayacak ansizin gün ortasinda artik, gitme kal güzellikler seninle varolacak bu sehirde. Çitirtilarini dinle yitirilmekte olan bahar aksamlarinin. Bir kadinin çigligi yükselecek birazdan beyoglunun arka sokaklarindan, bir genç kizin umutlari bes paraya satilacak karanlik pis odalarda, bir erkek olabildigince rezillesecek gecenin yarisinda, bir ana çaresizlikten sokak lambalarinin aydinliklarinda mendil açacak, gitme kal bak neler olacak sensiz yasadigim bu sehirde. Katlanabilirim saniyordum gidisine zaten yoktun ki yanimda ve elinde olsa kalacagini bildigim için izin vermistim istemeyerek ama pismanim,yanilmisim, geri dön sensiz yasanmiyor bu sehirde. Simdi uzaklarda bensiz bir yerlerde baska gönüllerdesin ama ben hüküm sürmekteyim senin gönül sarayinda biliyorum. Gece bütün verdigim sözlerden geri döndürecek kadar deli akmakta yüregime, reddediyorum sensiz bir hayati ve hesap soruyorum seni benden ayiran kaderimden. Bana birileri bir seyler söylemek zorunda gecenin gözü kara, damarlarimda deli bir kizin kani dolanmakta ve her türlü felakete müsaitim bu gece. En dipsiz kuyulardayim bu gece sensiz, en deli hayaller düslerimde, ve korkuyorum bu gece ilk defa sokaktaki serseriden gecedeki bilinmezden degil bu gece kendimden korkuyorum. Erciyes geri istiyorum sevdigimi senden duyuyormusun. Istersen buzlu tepelerinde yatarim günler geceler boyu ama geri ver sevdigimi bana. Erir buzun kalmaz hükmün aglatma beni geri ver sevdigimi bana. Dinle sevdicegim sen dinle beni. Yüreginin kapilarini arala biz seninle konusmadan anlasirdik sadece beni hisset bu gece. Baska elleri tutmasin ellerin, baska gözlere dalmasin bal rengi gözlerin, ve daim olsun saltanatim yüreginde dinle beni yalnizca beni dinle, bu gece senin olan yüregim parçalaniyor yoklugunda duyuyormusun ..? Sevda.TK |
Yalnız Yapayalnız koskoca dünyada Bir ben birde yalnızlığım var Yalnızlığım bana Ben yalnızlığıma arkadaş Elimi uzatıyorum Gri bulutlar hızla üzerimden geçiyor Tutamıyorum Hafiften rüzgâr saçlarımı dalgalandırıyor Çığlıklar atıyorum duyan olmuyor Boşluğun Boşluğun pençesinde çırpınıyor Sesim çıkmıyor Yüreğimdeki sesi duyan olmuyor Gözlerimden yaşlar akmıyor Beni benimle bırakmış Yalnızlık çekilmiyor ALLAH`IM dersse yanlızlık Bana yanlızlık bir derse verçekse Yalnızlığım bana doğru birşeyler anlatsın... HAVVA KALKAN |
SİTEM * Sitem bu sitem Seni benden çalana, Seni benden ayırana sitem. Başka kollarda olduğun, Beni ayyaş yaptığın, Dipsiz kuyuya attığın için sitem. Bu yüreğin altına elini koyamadığın, Bu yüreği bitirdiğin için sitem. Hissedemediğin aşk, Soldurduğun busem için sitem. Denizlere sel olup akıttığım göz yaşlarımı Dalgalar vurur sahiline diye günlerce beklediğim için Aptallığıma sitem. Riyasız, çıkarsız, sınırsız davranıp, İhanete uğradığım için saflığıma sitem. Başımı dik tutamayıp onurumu, gururumu Ayaklar altına aldığım için Kendime sitem... |
|
YALNIZLIK MACERASI Öyle yalnız kaldım ki hayatımda Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum Çok zaman annemin dizlerine hasret Koydum başımı kendi dizlerime Doya doya ağladım Paylaşırsa dost paylaşırmış İnsanın derdini sevincini Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör Hangi kapıyı çalsan kimseler yok Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar Aşık mı olmadım taparcasına Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi Ferhat gibi gürz mü sallamadım dağlara Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum Sabahları sokağa çıkmadan evvel Cesaret şairim, cesaret Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri Sevgilimin saçları niyetine. CAHİT SITKI TARANCI |
Vefasız Bebek Hasretin kalbimdeki isyana sarıldı Yanlızlığım gece kadehlerimle yudumlandı Sensizliğin elimden düşmeyen resminle uyandı Bak sevgilim sana fedağkarlığım haykırdı Yürüyordum geceleyin efkarlıydım Ama sen gene vermedin elini Sana söylemiştim vefasız gelini Bir daha tekrarlıyorum SENİ SEVİYORUM. i.k |
Kirpiklerinle Yaz, Gözlerinle Mühürle Bastı karanlığı gecenin; gülüm, Kayalarda baykuşlar öter, Sesleri duyulur, görünmezler kendileri, Zifiri bir karanlık ki, sorma; korkutur yalnız olanı, Usuldan bir dağ yeli eser ya dört bir yanımda, Üşütmez adamı, üşütmez ya, Yalnızlığım üşütür, Yaprakları hışırdar karanlıkta meşelerin, Ay karanlık sevdalım, ay karanlık, Zifr bir gece, Işık düşmez üstüme, Yıldızlar kaynaşır gökte yalnızca, Yıldız böcekleri uçuşur etrafımda özgürce, Göz kırpar gibi, Gülüşür gibidir ler halime... Aydınlatamazlar içimi, Pus düşmüştür duygularıma, Ürpertir beni sensizlik, saçımdan; tırnağıma... Seni hayal ederim, İyi ki varsın canım, Gözlerin var iyi ki, Iışl- ışıl olur ruhum gözlerinin sayesinde... Uzaklarda bir çoban türkü söyler, Yanık mı yanık bir türkü, "Kürdün gelini" dir türkünün adı, Şimdi düştü yüzün aklıma, Kürdün gelini de benzermi sana, Aşıkmdır çoban gülüm benim gibi... Kayalarda yankılanır türkü, Bir sözü on kere duyarım , Bire on duygulanırım... Ve vadide munzur suyudur akan, Gecenin karanlığında, Çağıl- çağıl, sesi kendisinden büyük sanırsın... Ve munzurun kendisi derin vadide, Bu zifiri karanlıkta, Koca munzur; kararmış, incer gümüş biryol gibi... Uzar da uzar, incelir uzadıkça. Ve çobanının türküsüne eşlik eder çağıltısıyla... Uzatsam elimi tutacak olurum ama, Tutulmaz biliyorum, İçimi çekerim çaresiz, Ahh ellerin, ah ellerin olsaydı derim, Çukurova pamuğu yumuşaklığında ki, Güzel, ince, emsalsiz ellerin... Gözlerim yaşardı gülüm, hölkelendim, Hıçkırdım, duyacaklar gibi sessizce, hıçkırdım, Oyuncağını kuyuya düşürmüş küçük bir çocuk gibi, Ağladım sessiz sessiz, Oyuncağı nasıl hayatının en kıymetli varlığı ise çocuğun, Kuyuya inebilse inecek kadar sevdiği oyuncağı, Ben de yalnızlığıma ağladım, o çocuk gibi, İşte o an, Kırk gözeler buz kesti sanki, Bu yaz gecesinde, Munzur mağaralarında ki sarkıtlar, Zemheride,başımın üstünde bir mızrak oldu... Munzurun çağıltısı duyulmaz, sustu, sustu, sustu her ses... Tabiatın ortasında Yapayalnızım, Kör gecenin içinde, ve sensiz... Özgürlüğün adını sensizlik koyamam, Yalnızsa seven, duyguları bir pranga mahkumu değilmidir gülüm... Gel artık derim, gel, darağacı kur istersen, İşte ağlamaktayım sensizliğime, Boşa akmasın göz yaşlarım, Zamanıdır, gel, bir nefes ol bu zındana atılmış tutsak gönüle, Ilık ve sevda kokan bir nefes, Ve artık kararını ver derim, Oturup yanıbaşıma, Sen hakimisin sevdamın, ister idam, ister özgürlük ihsan et, Ağlarım gülüm, ağlarım, gözlerim okka, Gözyaşlarım mürekkep, Yaz artık, yaz ama kendi kirpiklerini batır da yaz fermanımı, Ve darağacını kur istersen, Gözlerinle de mühürle fermanını, Ellerinle yüreğime çivile , Ve gönül meydanında as beni... Ne demiş şair : "seviyorum seni çıldırasıya"... Olmaz ki ustam az gelir, az gelir bu, Çıldırmak ne ki sevda çekene, Çıldırmak, unutmanın diğer adııdıır, unutmak olurm ustam, olur mu ? Ben de derim ki gülüm, Çıldırmadan hep aklım başımdayken böylesi, Haykırayım : "Seni seviyorum, seviyorum ölesiye,ölesiye", Hayda oku fermanımı, Ya al beni gönlüne, kollarında yaşayayım, Ya da gönder artık ölüme, uğrunda can vereyim... i.k |
Bu gece de... O gecelerden biri daha… Tek kişilik uyku bekler beni Oysa tüm şehir sen… Şehirdeki tüm sesler Seslerdeki tüm dudaklar, yine sen Anlayacağın ana baba günü ortalık. Düşlerin çıplaklığında Üşür parmak izlerin Ben üşürüm… Arzularım kan ter içinde ayazım sen. Anlayacağın, sana titrer gece. Kirpiğimde intihar eder gülüşler Gönül kıyılarıma vurur kendini İhanetinde bir hançer çıkar kınından Delik deşik aşk Pişmanlığın ben. Anlayacağın iç çekişlerimdesin. Şişe dibi öfkelerim Sarhoşsa yıldızlar, benim yüzümden Başımda döner, başım da döner Birini üflesem sen soluğumla Karanlığın ben. Anlayacağın o gecelerden biri daha Tek kişilik yağmurların efendisiyim Gel gör ki gölgene kul köle. Sensiz, ana baba günü yalnızlığım Sen kaç kişilik uykudasın ? yine sen...yine... Anlayacağın bu gece de Kendimle sevişteyim. Arzu Altınçiçek |
Ayrılış Gün batıyor, gün batıyor, Veda etsem hepinize. Ufuk kanlı bir denize Dönüyor, sizi bıraksam. Gün batıyor, gün batıyor, Evimi, eşyamı, paramı Nem varsa yaksam ve bir an Kaybetsem kara bir duman Arkasında hafızamı, Koşsam, koşsam, koşsam, koşsam... i.k |
KARANLIĞIN SESSİZ İŞÇİLERİ sevdasızlığın aralanıp da bir yerlerinden sevda arayan dudaklara kilit vurulu saatlerde beton dökülmüş yalnızlık duvarına çağrılı karanlığın sessiz işçileri çalışır kalın kabuk bağlamış mutsuzluklar içine gizlenen mutluluğu çıkartmaya dört bir koldan yontulur gece kazıldıkça daha derinleşir yaşlı çınarların toprağa saldığı köklere benzer yürek odalarındaki yalnızlığın temeli vedanın ardında kuruyan gözyaşları bir martı çığlığı vapurlara sallanan eller hüzün dolu birkaç kırık ezgi düşlerde tamamlanacak yarım sevda vedasız ayrılığın kırıklığı bronz bir gecedir eksilen sevdasız gecenin bu kör karanlığına ayrılığın hüznü yakışır saatler paydosu gösterir nasıl geldilerse beton dökülmüş yalnızlık duvarına öyle sessiz ve öyle derinden çeker gider karanlığın sessiz işçileri kül rengi gece dağılır Atila IŞIK |
Yalnız Kalırsın Hiç bir güç yalnızlıktan üstte değildir, Bir gün sende yalnız kalırsan, bunu anlarsın... Ne varlıklar, ne güzellikler hep kalıcıdır, Yaşadıkça gün be gün yok olduğunu anlarsın... Düşün var mıydı daha dün, yüzünde şu çizgiler, Peki ya şu beyazlar saçlarına ne zaman düştüler, Bak gözlük te takmışsın, gözlerin mi sana küstüler, Geri dön de bak, geçmişinden özüne ne kaldığını anlarsın... Hani aslan gibi kükrer, kartal gibi de kapardın, Ne zamandı o, sen ki her işin en hasını yapardın, Kalabalıkta bir başına gibisin, neredesin, hani sen vardın, Dememiş miydim sana bir gün yalnızlığını anlarsın... Ne kadardır gittiğin yol, kendi gücünle, dimdik başınla, Ölçüsü ne iyiliğinin-kötülüğünün, yarinle, arkadaşınla, Sevdan, anıların da yalnızlar şimdi, sen gibi, bir başına, Takatsiz bedenine baksan, ruhundaki boşluğu anlarsın... Gördün mü gençlik aşkın da senin gibi, yorgun ve bitkin, Yetti mi ayrılıklara varlığın, aklınla, beyin gücün, Gönlün inzivaya çekilmiş, korkarak, duyuyorsun ölüme kin, Demedim mi yalnızlığın tanrı'ya has ve paylaşılamaz olduğunu anlarsın, En sonunda bir mezar taşında bir tek isim kaldığını anlarsın... Bayram Tunca |
Daha Us Taş atar aylara günlere gezegenlerden o, Avuçlarında en bağnaz inanış, soyunuk. Ver sen bir ölçek, bir ölçek daha, bin yıl ötesinden, Aç gömüleri Dara'nın soyunuk. Emmez ki bebe, dolmaz ki b****** annesi, Nice emse emdirse, anlam soyunuk. Bir kurt ulumaz, ama kılları delice büyür, Bakımsız ormanlara, mağaralara, soyunuk. Yetmiyor, yetmiyor bana bu yeryüzü yalnızlığı, Burda bütün sevdiklerim soyunuk. i.k |
Peşimde Yalnızlığım "Günlerden kahrolası bir pazar, İçimde dün gecenin ıstırap şarkıları." Elimde fitili ateşlenecek bir sevda, Gönlümde aşkın hazirun cetvelleri. Nedir ulan senden çektiğim? Krizantemler gibi işliyorsun benliğime. Ben kurtarmaya çalıştıkça kendimi, Daha da giriyorum köklerine hazanın. Günlerden yine kahrolası bir pazar... Söz vermiştin, Ay yıkanmayacaktı batarken sularımda, Patlamayacaktı maytapların her kahkahanda. Ne oldu şimdi!!! Geride bıraktığım ****** gecenin Kalıntılarında perişanlığım Ve zifiri karanlık gecenin tek ışığı olan Safran sarısı saçların refakatındayım. Bir de; Bir de tabii ki, Yaşam boyunca, Peşimde yalnızlığımın... i.k |
Sen de Git Ah benim serseri gönlüm Kırık dökük her yanı Tutturmuş bir ayrılık türküsü Çözüldükçe gönlümün bağı Ne bir dosta sarılabildim Şöyle doyasıya Ne omuzlarında ağlayabildim Göz yaşlarımla boğulasıya Ne ağlarım,nede gülerim Ama yoktur hiç pişmanlığım Sevmekse tek günahım Hadi sende git durma Anladım.. Benim tek dostum,yalnızlığım Burhan Küçük |
Anla Artık Gözlerimi odakladım gök yüzünün sonsuz maviliğine Yıllardır hep sen girdin,yalnız hayallerime Her şeyden çok sevdim seni Havadan,sudan,hayattan bile Senden başka bir düşüm olmadı Canlandıramazdım gözümde seni, O kadar güzeldin ki seni hayal bile edemezdim çoğu zaman. Yıllar var ki ben sana aşığım, Gecelere sor,yıldızlara sor, Seni nasıl sevdiğimi .. i.k </B> |
~Beklemek mi gitmek mi oldu adın, hiç bilmedim~ Beklemek mi gitmek mi oldu adın, hiç bilmedim. Gittiğim zamanların bekleyeniydi yerin, Geldiğim zamanların gideni. Kocaman uğultuların gözü yaşlı sessizliğiydi sende durmak, sana bakmak ve belki her gelişte senden gitmek. Bir valiz dolusu kimsesizliği sırtlanmaktı sana gelmek; kente bırakılan yalnızlıkları umuruna bile almadan… Yalnızlık basamak olurdu kimsesizliğime ve sen kimsesizliğim olurdun. Gelmek alacanın beyaza döndüğü bir gülümseyiş, gitmek akşam kızıllığı kaplı bir ağlamaktı senin yüzünde ve sana her bakışta basamak basamak tırmanırdı gözyaşlarım yerçekimine inat gözlerimden gözlerine. Sesine de sessizliğine de yoldaş ederdin kıyına gelmiş çığlıkları. İnleyen her vapur düdüğü, yalnızlığına tecavüzdü. Sen kalabalıklaşır, ben yalnızlaşırdım... Bazen bir kaçıştın sen. İçinin duvarlarına suçumu haykırdığım. Kaçandım.. Tanıktın... İs rengi sesin ihbar ederdi beni, kimseler duymazdı… Ve ne zaman sana baksam gözlerimden avuçlarıma kusuyorum geçmiş diye içime kilitlediklerimi. Siyah beyaz hayaletler dans ediyor hayat ayamda. Müzik kırgın, gitar ağlamaklı… Bir şarkının dizelerinden asıyorum kendimi boşluğa. Ellerin yok. Sesin gömülmüş içine. Bağır şimdi. Bağır çağır… Sustur çığlıklarımı sana... Yan, yak. Bırakma öyle; öleyim gitmelerin ertesinde. Bil sözlerin düştüğünden beri içime, an’ ın gerçekliğinde Hak’ tı her şey. Kelimelere asılı heceler tersine döndü, gizlendi isimler. Yüreğimin kalemiyle yazıyorum; gözlerin kapalı oku sevdiğim... |
Yalnızlıklar İçinde İşte gemiler gidiyor, Bırakıp beni kumsalda. Kırık gönlüm ; Koskoca bir ıssız ada Her yanda yalnızlık Her yanda hüzün var. Ne sevenim Ne gülenim yüzüme Yalnızım,yalnızlıklar içinde i.k |
Sahildeki İzler... Kalbimin kumsalındaki ayak izleri Son dalgada biri hariç, hepsi silindi Olma, yüreğim diğerlerinin esiri Sahile vuran ne varsa senin yelindi... Boynu bükük yaralı sensiz yüreğimi Saldım yıllarca dipsiz kuru umutlara Bir türlü anlatamadım ah...hislerimi Haklıydın, ben de çekemem artık kendimi... Çok istedim, alamadı kimse yerini Öğrendim sensizlikle gerçekten sevmeyi Bıraktım aşk salımı engin denizlere Kim bilir bir sahilde rastlar sana diye... İbrahim Ethem Bingül |
Yalnızın Durumları-IIYanar Sobasında Yalnız'ın Üşüyen Bakışları. Lambasında Karanlığa dönük Bir ışık Titrer Sönük-sönük. Penceresi Dışına kapanmıştır, Kapısı İçine örtük. Özdemir Asaf |
Sensiz Olmuyor Olmuyor birtanem, boşver olmuyor, Boşver demeyle acılar son bulmuyor, Boşa koyuyorsun dolmuyor, dolu zaten almıyor, Ne olursa olsun senin yerin dolmuyor. Kaldırımlar bomboş, tabelalarda sanki ismin yazıyor, İnsanlar acı acı yüzüme bakıyor, Kafamdaki hayalin bana kızıyor, Ve yine gün bitiyor, sensiz olmuyor. Sana gelen yollar, yine yerinde duruyor, Yine çocuklar ellerinde mendil satıyor, Çukurlara giriyorum artık kimse kızmıyor, Ve yine gün bitiyor, sensiz olmuyor. |
trende biletsiz sevdalar vardı vagonlar kaçaklara göz yumarlardı aksada yüreklere kar pınarları sevdanın arkası var ardı bahardı istanbul ağlıyor sen ağlıyorsun hadi git git artık (sevdiğin bekliyor) ne duruyorsun yolcular hep kaçak bizse tutuklu gözler ağlıyor tutkulu çocuksu yıldız avlarım göğün mavisinde her dem bakışlarını gözlerinin deryasında pusu duran ellerimi sana tuzaklarım her tetik düşürdüğünde gözlerin ölüme az kalır yanlız gördüya gelir bende kalır yanlızlık uzar geceler istanbul'a yağmur yağar karla karışık karı ayıklar yağmur kokularını alırım koynuma ot koyarım göz ucuma anlarım yine yangın yine hasret yıkanan istanbul'dan düşen payıma bide yüzünün giderken ki ıslaklığı gül damlası düşmüş ateş yurduydu dağlara dil uzatan narlı kuyuydu yağsada gönüllere gam geceleri ceren yarasında aşk(dert)büyütürdü istanbul ağlıyor ben ağlıyorum hadi kalk gel artık dayanamayıyorum yolcular geldiler sen yoksun içinde yüreğim can veriyor acılar içinde |
Küçük bir sandalın hikayesi yalnızlığım. Dev gemilere inat okyanuslara açılan. Kaybeden kendini ufuklarda,yön bile bulamayan. Büyük denizlerin dalgalarında yitirilen sevgilere, Neler adamıştı deniz kızları bir gizemin peşinde..... Kırılgan yakamozdan düşleriyle umarsız Nelerden kopmuştu yürek,soğuk sularda... Susuyor şimdi deniz, martılar ve gök yüzü, Yalan ruzgarlarında... Deniz kızlarının yansıyan ışıklardan, gülüşleri donuyor Suya hasret, sudaki ellerim bir sıcak dokunuş gibi. Geri versinler artık korsanlar çalınan hikayelerimizi Balıkçılara kaptırdık, Dipteki hazinelerimizi... Yalnız kaldım karışmadım yalancı okyanuslarınıza! Peşinde değilim incilerin çok pahalı da olsa! . Bir olmanın bedelini arıyorum mavilerde... Dalgalarda yalpalanan, çırpınan bedenimle.... |
GARİPÇİK Bahçemde Yusufçuk adlı kuş Öter hep; Necipçik, Necipçik! Bir iğne, kalbime sokulmuş, Başımda küt diye bir dipçik. Tabiat, gurbetten bir pusu; Çırpınır, denizi arar su. Haykırır, baykuşu, kumrusu: Var yürü, garipcik, garipcik... N.F.KISAKÜREK |
yalnız `Karıcığım çayı koydun mu?` dedi, Kalktı çayı koydu. `Karıcığım sofrayı hazırladın mı?`dedi, Gidip sofrayı hazırladı. Sofraya iki bardak koydu, Biri boş kaldı. Ahmet Ünal Çam |
| Saat: 07:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık