![]() |
Bir Gece Bir gece Muhammed'e Çalab'dan geldi burak Seni okur Zülcelal Ne durursun kıl hazırlık. Sallallahu alâ Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem Hep melekler geldiler Burakdan idirdiler Yüzünü döndürdüler Ol dem yürüdü yayan Sallallahu Ala Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem Nice bin yıllık yola Bir anda vara gele Yunus eydür kim ola Ol Muhammed'dir mutlak Sallallahu Ala Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem |
Veliyyi kâmilZahirde muhtaç görünür hizmete, bâtını imdat ediyor herkese. Zahirine bakan aldanır elbet, Özünü görene ulaşır himmet. Hak teâlâ dostlarını gizledi, bâtını zahirle mestur eyledi. Zahirleri İslamiyet miratıdır, batınları Hakkın nazargâhıdır. Aşıka dertlerin verdiği safa, dediler ki, nimetlerde yok asla. Gafiller buna inanmazlar amma, Kur’anda bildiriyor Hak teâlâ. Veli sohbetinde bulunsa kişi, kalb gözü açılır, nur dolar içi. Nefsin arzuları hoş gelmez olur, bu sırrın perdesi hemen çözülür. İslamiyet'e yapış, bir Veli ara! bulmazsan, sevmek de yetişir sana! Bu iki nimete ermiş olanlar, Veliyyi kâmilden feyiz alırlar. Resulün kalbinden fışkıran nurlar, muhabbet yolundan bunlara akar. Abdülhakim Arvasi, Veli idi, sözleri, işleri, buna delil idi. Seyyid Fehim’den, almıştı icazet, her halinde görünürdü keramet. Arifi tanımak zor olur sanma! Her işi uygundur Resulullaha! Sözü, işi, Peygambere uymayan, her ne derse desin, durma kaç ondan! Amel, yapılan işler demektir. Amel ve iman İslamiyet’tir. İman inanmaktır, amel yapmak, ikisi iledir Müslüman olmak! İnananlar yetmiş üç fırka oldu, hak yolu yalnız, (Ehl-i sünnet) buldu. |
Rabbim, nihayet sana Artik ne kin, ne haset, ne de yaşamak hırsı, Belki her sabah vakti, belki gece yarısı, Artık nefes almayı bırakıp gideceğiz… Ben artık korkmuyorum, herşeyde bir hikmet var Gecenin sonu seher, kışın sonunda bahar. Belki de bir bahçeyi müjdeliyor şu duvar, Birer ağaç altında sevgilimiz, annemiz. Gece değmemiş sema, dalga bilmeyen deniz, En güzel, en bahtiyar, en aydınlık, en temiz Ümitler içindeyim, çok sükür öleceğiz… |
Herkese üç şey çok lazımdır önce, biri, iman edinmektir iyice, Biri, İslam’a uymaktır her yerde, fıkhı iyi öğrenmeli elbette. Bir de ihlastır, her işte daima, şöyle ki, hiç olmaya ucb-ü riya. Bu üçü birden tahakkuk etmeli, böyledir, İslamiyet’in temeli. Hem bu ihlas olmasa, makbul değil, tasavvuftur ihlasın kaynağı bil! |
Şükür Hakka, daim sözü dağlarınKış günleri gidip, bahar gelince, açılır gafletten, gözü dağların. Donanır, süslenir, gonca güllerle, geçmez bülbüllere, nazı dağların. Gece gündüz, tesbihledir işleri, Allah, Allah söyler, daim kuşları. Göklere uzanmış, sanki başları, dua kıblesine, yüzü dağların. Kudretten, hepsine, hulle biçilir, Hak rahmeti, üstlerine saçılır, Türlü türlü, çiçekleri açılır, Cennet-i a’lâdır, yazı dağların. Bakıp doyulmaz, yeşil alanlara, hidayetler olur, Hakdan anlara. Esen yeli, safâ verir canlara, miskü anber kokar, tozu dağların. Bir yanda, zanbaklar, bir yanda lâle, ırmakları benzer, âb-ı zülâle, (Sebbe-ha) manası, geliyor dile, şükür Hakka, daim sözü dağların. |
BEN BÖYLE OLMAMALIYDIM… Ben böyle olmamalıydım! İsmini duyunca, boynum düşmeliydi omzuma, İçime bir ateş düşmeliydi, Ayaklarımın feri kesilmeliydi, Kendimden geçmeliydim sonra, Adını sayıklamalıydım adımı unuttuğumda, Ama bunu kimse duymamalıydı, Seni mahşere kadar saklamalıydım… Ben böyle olmamalıydım! Nisan akşamlarını ıslatırken yağmur, Bahar, şarkılarını söylerken karanlığa, Çalan her kapıya, “sensin” diye koşmalıydım… Gece yıldızlarını serpince göğe, seni görmek için uyumalıydım. Ayak sesleri gelmeliydi uzaktan, ben hep sana yormalıydım. Şarkılar kime söylenirse söylensin, sana diye dinlemeliydim. Türküler dolmalıydı odama. “Ben bir selvi boylu yardan ayrıldım” deyince bir ses, “selvi boylu yar” sen olmalıydın. “Kömür gözlüm, ateşine düşeli” senin için söylenmiş söz olmalıydı Ama bunu kimse bilmemeliydi. Seni mahşere kadar saklamalıydım. Böyle olmamalıydım! Kelimeler Taif’i taşıyınca kulaklarıma, daha yüzüme çarpmadan Taif rüzgarı, Taşların izi çıkmalıydı yüzümde. Uhud anılırken, dişlerime sızı düşmeliydi. Haremde bir ikindi vakti, kem gözler çevrilince sana, Ve vefasız eller uzanınca yakana, İçim daralmalı, nefesim kesilmeliydi. Sen ötelere hazırlanırken, öteler senin için süslenirken, Son kez baktığın pencerede hayal edip seni, Perdenin son kez kapanması gibi kapanmalıydı gözlerim. Sonra içime doğru gerilip, seni bize lutfedenin ismini haykırıp, “ALLAH”(cc) deyip, düşmeliydim yere. Ama bunu kimse bilmemeliydi. Seni mahşere kadar saklamalıydım. Ve mahşer günü, uzaktan seni seyretsem, sana yakın olmak için can atsam, Beni engelleseler, “sen kim, yakınlık kim” deseler, Ben ağlamaktan konuşamasam, gözlerini çevirsen bana, Benim cennetim bana bakan gözlerindir ve tebessüm etsen Ama bunu kimse görmese, seni ebede kadar saklasam DURSUN ALİ ERZİNCANLI |
Gel aldanma bu dünyaya, sonu viran olur, bir gün, senin bu sürdüğün demler, elbet yalan olur, bir gün. *** Gel ey âkıl visal iste, uyan artık hevâdan geç! heman ruyi cemal iste, yeter, hubbi sivâdan geç! Gönül mülkün tertemiz et, gider kirleri, pasları, hülus ile ibadet et, ucub ile riyadan geç! Bilirsin, bu fenâ mülkü, değildir kimseye bâki, bekâyı lâ yezâl iste, bu mülkü bi vefâdan geç! Paraya pula aldanma, seni avlamasın dünya! süs ve ziynetine bakma, çürük olan binadan geç! |
Silsile-i aliyyeNebi, Sıddîk ve Selman, Kasım, Cafer, Bistami, irfan kaynağı oldu, Ebül-Hasen Harkani. Ebu Ali Farmedi geldi sonra bu meydana, çok Veli yetiştirdi, hem Yusüf-i Hemedani. Abdülhalık Goncdüvani, marifetler semasında, dünyayı aydınlattı, hem Arif-i Rivegeri. Mavera-ün-nehr ili, Tur-i Sina gibi oldu, nurlandıranlardan biri, Mahmud-i İncirfagnevi. Ali Ramitenidir Azizan ve piri Nessac, çok keramet gösterdi, Muhammed Baba Semmasi. Seyyid Emir Gilal de, ilim deryasında sadef, andan meydana geldi, Behaüddin-i Buhari. Alaüddin-i Attar, zamanının kutbu idi, Yakub-ı Çerhide oldu zahir, envar-ı rahmani. Ubeydüllahi Ahrar ve kadi Muhammed Zahid, Derviş Muhammed geldi ve Hacegi Muhammed Emkenegi. Baki billahdan gelen, nurlara kendi de katıp, binlerce kalb temizledi, İmam-ı Ahmed Rabbani. Urvet-ül-vüska Masum ve Seyfeddinle seyyid Nur, ve Mazherle Abdüllah, sonra Halidi Bağdadi. Feyiz verdiler bunlar da, sonra bu nuru Abdüllah, Anadolu’ya yaydı, hem de Taha-yı Hakkari. Hem seyyid-i Salih de, kardeşin yerini tutup, fena-fillaha kavuştu Sıbgatullah-i Hizani. Bu üç Velinin sohbetlerinde yükselip, Mürşid-i kâmil oldu, seyyid Fehim-i Arvasi. Bu otuzdört Velinin kalbleri, bir ayna gibi, yaydılar hep cihana, envâr-ı Resulillahi. Bütün bu nurlar en son, toplandı bir hazinede, ismi bu hazinenin: Abdülhakim-i Arvasi. Dua edeceğin zaman, Silsileyi oku heman! Salihleri söyleyince, yağar rahmeti Rahman! Selam olsun, dua olsun, bu yazardan daima, Silsile-i aliyyenin ervahına ya Sübhan! |
GÜL-Ü MUHAMMEDİ-2 Seni anan bir gönÜlde ne acı ne de tasa olur, O kokunu duyan insanın içi gÜl gÜlistan olur, O gÜl yÜzÜn kalbimiz de açar gonca gÜl olur, Sen kalplerimize girince cennet bahçesi olur. Sen mahzunsun hakkın ile seni tanıyamadık, AllahÂ’a götÜrdÜğÜn o yolda sağa sola saptık, AllahÂ’a kul, Ümmetin olmaya layık olamadık, Şu yalan dÜnyanın çamurlarına yuvarlandık. Sen karınlıkları aydınlatan o sabah gÜneşisin, Sen insan oğluna bahar mevsimini getirensin, Fani insana ebedi mutluluk mÜjdesi verensin, Sen Ümmetinin ötelerde,kurtuluş mÜjdesisin. Ey gÜzeller gÜzeli ey gÜzelliği ebedi efendim, Ey sevgili en sevgili kalbime derman efendim, Ey karanlıklarımı nurunla aydınlatan efendim, MÜcrimi Ümmetine kabul eder misin efendim. |
Aşıkız Muhammed'e Aşıkız Muhammed'e İnandık o sermede Şanı büyük Ahmed'e Kavuştur Rabbim bizi Sultanlar sultanına Ol şefaat karına Dertliler dermanına Kavuştur Rabbim bizi Dünyada ravzasına Ukbada rızasına Cennette safasına Kavuştur Rabbim bizi A'line ashabına Yarine ahbabına Sevgili yaranına Kavuştur Rabbim bizi Hak yolda duranlara Ünsiyet kuranlara Mahbubu bulanlara Kavuştur Rabbim bizi Cennete girenlere Kevserden içenlere Rahmete erenlere Kavuştur Rabbim bizi |
| Saat: 13:23 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık