![]() |
|
806. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Allah katında, duadan daha kıymetli bir ibadet yoktur." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî. 807. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kime dua kapısı açılırsa, ona rahmet kapıları açılır. Allahın en çok sevdiği şey, kendisinden afiyet istenilmesidir. Dua, başa gelen için de, gelmeyen için de faydalı olur. Kazayı ancak dua önler. Onun için, duaya sarılmalısınız." İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî. 808. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Biriniz Rabbinden bütün ihtiyaçlarını istesin, hatta ayakkabısının kopan kayışını bile istesin." Enes radıyallahu anh. Tirmizî. |
|
* Cübeyr İbn-i Mut'im radiya'llahu anh'den (oğlu Muhammed İbn-i Cübeyr'in) rivâyetine göre Cübeyr, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber bulunduğu ve Resûlullah ile birtakım kimseler Huneyn (seferin) den döndüğü sırada birtakım bedevî araplar ganîmet isteyerek Resûlullah'ın etrâfına takılmışlardı. Hattâ Resûlullah'ı (son derece ta'cîz ederek) Semüre (denilen dikenli bir) ağaç altına ilticâya mecbûr etmişlerdi de o ağaç (ın iri dikenleri) Resûlullah'ın ridâsını (takılıp) kapmıştı. Bu cihetle Resûlullah' salla'llahu aleyhi ve sellem bir müddet orada tevakkuf buyurup: |
695. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Şiir söz gibidir, güzeli güzel, çirkini de çirkindir." İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî. 696. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Şüphesiz, şiirde hikmet vardır." Ubeyy radıyallahu anh. Buhârî. 697. Bir bedevi, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme geldi ve yanında konuştu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz, bazı konuşmalarda büyü gücü vardır, bazı şiirlerde de faydalı anlamlar mevcuttur." İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 698. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Birinizin içine, onu bozacak irin dolması, şiir dolmasından daha iyidir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî. |
Sadreddin Konevi (ks) Hazretlerinden Yine O, öyle bir zattır ki, kendi kendini gizlemiştir ve saklanmıştır."Nerede?" derseniz; deriz ki, “Gayb hali tekliğinde... hem de şanına yakışan bir gizlilikle.”Delilini isterseniz; işte O'nun kavli:"Ben gizli bir hazine idim. Bilinmemi istedim. Halkı, bilinmem için yarattım... “40 Hadis-i Şerif Şerhi Allah'a hamd olsun.. Ki O, zâtı ile zâtında ve zâtı için esma ve sıfat tecellileriyle tecelli eder. Ve O, sıfatının çokluğu ile, zâtının birliğinde zâhir olur. Sonra O nimetlerinin ve iyiliklerinin zuhur yerlerinde isim ve sıfatlarının gömleklerine bürünür de görünür. En kâmil, en tam bir mazhar olana Allah-ü Teala'dan salât... Ki O en faziletli ve bu fazileti umuma şamil bir tecelligahtır. Ve O en güzel duyan olup, keza mana kokusunu da en çok alandır. Madde ve mana arasında, tam nailiyete eren, O olmuştur. Madde ve mana suretine yine haiz olan O'dur. Nüsha-i kübra ile, nüsha-i suğra'yı câmi bir zattır. Yani, dünya ile ukbayı temsil eden zat... Onun ismi şerifi Muhammed'dir. İşte, Allah-ü Teâlâ'dan salat ve selam dileğimiz bu zâtadır. Salât ve selam bütün âline, pek keremli ve şerefli ashabına da olsun. Şimdi kısaca derim ki: Bu eser; Hadis-i Erbain'dir, Kırk Hadis'tir... Hepsinden nübüvvet kokusu gelir. Mustafa buğusu tüter. Bu Hadis-i Şerifler benim virdimdi. Hepsini topladım, şerhettim. Ama bu şerhim, sofıye meşrebi üzerine oldu. Yani, Tasavvuf... Başarı dileğimi, yüce Allah'a arz ederim. |
|
* Hz. Câbir İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Cürrâne'de, işlenmemiş altın ve ganimetleri taksim ediyordu. Taksim edilen mal Hz. Bilal'in eteğinde idi. Bir adam: "Ey Muhammed adil ol! Çünkü adalet etmiyorsun!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Yazık sana! Eğer ben de adil olmazsam, benden sonra kim daha âdil olur?" diye mukabele etti. Hz. Ömer, (Resûlullah'ın üzüldüğünü farkederek): "Ey Allah'ın Resülü! Bana müsaade buyurun, şu münafığın kellesini uçurayım!" talebinde bulundu. Aleyhissalâtu vesselâm: "İşte bu adamın mutlaka arkadaşları -veya arkadaşcıkları- var. Bunlar Kur'ân'ı okurlar, ama okudukları gırtlaklarından aşağı geçmez. Bunlar, okun avı delip geçmesi gibi dinden çıkıp giderler!" buyurdular." |
Allah-u Teala, "Benim rızam için birbirini sevenlere, Nebilerin ve şehidlerin bile imrenecekleri nurdan minberler vardır." buyurdu. (R. Salihin, 1, 382) Sizden kim halka namaz kıldırırsa namazı hafif (kısa) tutsun. Zira cemaatte zayıf, sakat hasta ve ihtiyaç sahibi vardır. Müstakil kılınca dilediği kadar uzatsın. (Müslim, 2318) Cemaatle kılanan namaz münferid kılınan namazdan yirmiyedi derece üstündür. (Buhari, 31) |
|
| Saat: 11:41 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık