![]() |
HOŞÇAKAL başı sonu karanlık çıkmaz sokak derin... uyanılması zor bir rüyadayız şimdi son sözcükler dökülüyor dudaklarımızdan kan kırmızı bu son sarılışımız peki gerçekte nerede kalmıştık? sevdam! yanlızlığımın adını sensizliğe çeviren kim? iç acılarımı parça parça bölüp gözyaşlarımın akıntısına bıraktım küçük kağıttan gemiler gibi dolaşıyorlar yanaklarımda yaşanabilmiş bir çocukluğa benziyorlar benden uzakta bakışlarımın ağırlığı bundandır tabessümlerim suyu çekilmiş bir denizde dibe vurmuş gemilerin enkazını taşır bu yüzden tebessümler hiç yakışmadı siuletime yalan kalmış bir gerçeğin efkarıyım yalanları var ama yalan değil... sevdam! sancılı gecelere mahkum bir aşkın müebbet firarıyım ve bu sevda olsun tükenişim varsın şehir şehir-diyar diyar kaçışım olsun sebebim olsun sevdam benim son nefesim son yaşım son damla kanım sevdam! ne kadar sensizlikle başlayanı varsa sildim sözlüğümden tümcelerimin silince sensizlikleri... ´sen´li hiç bir cümle kuramamışım meğer ben ´sen´ anlamını yitirmiş yabancılaşmış bana artık ve hiç bir lügatte kalmamış açıklaması ne yazık! artık... hazırım ayrılık! gel al beni çok gördüğün bu sevdanın son uykusundan yarı silik son rüyasından uyandır gel yak ateşinle beni de al götür dipli dipsiz tüm karanlıklara!... ve sen sevdiğim aynı ateş yakmasın seni de diye beni unutla kal! sevgilerle kal yeni yeni ben bitmeliyim... ayrılık savurdu bizi savurdu parça parça! düş sen düşlere pembe gülüşlere sıkı tutun/devam et... ben bitmeliyim bensizliğe kalma sen unutla kal sevdiğim! tek dileğim senin için umutla kal sevgilerle kal yeni yeni... hoşçakal... sevdam! hoşçakal!... alıntı |
http://img101.imageshack.us/img101/5331/14dj5kr5.jpg <<<Senin Kıyıların Beni Kabullenmedi>>> Büyüktü sevdam benim, Kendimden ve sevgimden çok emindim... Sana ve yüreğine eş bir sevgi vermek için elimden geleni yaptım, Ama görüyorumki benim sevdam sana uzak düşmüş... İlk sana şiir yazdım, Aşkı ilk sende tattım, Kalbimin kapılarını ilk sana açtım... Ben bir gemiydim, Sense bir liman... Kıyılarına karşı ne kadar halat attıysamda, Uzağına düştü be sevgili.... Ben sana yanaşamadan, Dalgalar aldı götürdü beni... Sonunda giden sendin! desemde Gitmek zorunda olan bendim... Senin kıyıların beni kabullenmedi sevgili,,, SENİN KIYILARIN BENİ KABULLENMEDİ! alıntı |
Yanlızlık paylaşılmaz Paylaşılırsa yanlızlık olmaz Yanar sobasında Yalnız'ın üşüyen bakışları Lambasında karanlığa dönük Bir ışık titrek sönük sönük Penceresi dışına kapanmıştır Kapısı içine örtük Bir sözde saklanmış bir yalanı Bir gözde okuduğundan Bakmaz kendi gözlerine bile |
Yalnızım aşk mıdır söyle seni sensiz yaşamak yokolmak sensiz sevişmelerde uykusuz bu gece sensizlik ülkesinin sessiz boğucu karanlıkları içinde sular gibi yalnızım sular gibi kimsesiz akıyorum toprağı ve havayı soluyarak sensin diye bu gece bu gece allahlar kadar allahsızım uzaklardan gelen köpek havlamalarına yağmurun son damlalarına ağaçların en incecik dallarına tutunacak kadar yalnızım Celal Kabadayı |
https://www.msxlabs.org/forum/Yalnızlık Yalnızlıkhttp://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif Yalnızlığımı büyütür kalabalık Gökdelen'in gölgesine siner Karanfil Sokak kalınlaşır yoksul kadın çocuklarıyla çöplerin üzerine konar gözleri cam kırıkları sevgilim gelir yalnızlığım büyür çocukken gökkuşağına düştüğüm gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle. Kimin öznesiydi mevsimler işkence öyküleri kimindi ayrılığın sesi miydi adımnlarım suyu bekleyen uçurum mu kanatlandım yalnızlığımla son mevsime içimde bir kedi yavrusu. http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif |
Dışarda muhteşem bir yağmur var, toprağın yağmura sevincini yaşıyor yüreğim sevgiyle, ne olursa olsun uğrunda her şey yapabileceğin bir duygu aşık olmak, kimse bilmeyecek kimse duymayacak yüreğimdeki sıcacık bir küçük yaşamı ve onun yüce sevgisini, ilgisini. Ardımda hızla devam eden bu şehir beni beklemiyor akşamları, o nedenle bazı şeylere geç kalmak korkum yok artık, yaşam bazen bişeyleri kaybedersin ve sonra onları geri kazanırsın ya, öyle bir döngüdür devam ediyor, şimdi bir küçük sevginin peşinde benide sürüklüyor. Dilim suskun yüreğim değil, ama suskunluğumu bozup burada konuşuyorum, her ne kadar harflere ve kelimelere yuklediğim duygular anlamsız kalıyorsa da, suya yazı yazmak gibi ifade edebilmeyi de seviyorum. Sevgisizliğe yalnızlığa direniyorum da sadece yaşam rüzgarına direnemiyorum, bıraktım kendimi rüzgarın yönünü tayin etmiyorum, sadece yaşıyorum nereden gelirse gelsin ılık bir esinti değdiğinde tenime huzuru buluyorum o kadar, sevgisiz acıları koymuyorum hayatıma. Beni sadece değer verdiğim sevdiğim birinden alamadığım şeyler üzüyor bunları hiç yaşayamamak da artık beni bir yalnızlığa itiyor, yalnız fakat yüreğimde bir sevgiyle yaşamak da var, onun da ayrı bir güzelliği var. Herkesin sessizliğine saygı duyarım da bir yüreğimin sessizliğine dayanamam, yüreğimin aşkı isteyen gevezeliğine ömrümün sonuna kadar katlanabilirim. Kendimi alıp yaşama dalıyorum ağaçtan düşen yapraklara özeniyorum, düşmek istiyorum ama incinmeden. Hayatıma hep sonbahar yalnızlığını koyuyorum, nerde yazlar kışlar nerede diğer tüm mevsimler. Birileri bana da yılın dört mevsim olduğunu öğretse, rüzgarın götürdüğü yere biriksem tüm duygularımla, hüznün karanlık gecesinin aydınlık sabahını hatırlasam kaybolan anılarımda. Rüyalarımda ki küçük kızın dediği gibi, tepelerden aşağı doğru bıraksam tüm üzüntüleri, rüzgar götürse hüznümü ve yalnızlığımı. |
Yalnızlık nedir?" diye sordu çocuk Gülümsedi kadın "Memeden kestiğimde seni İçimde doğan boşluk gibidir" dedi. "Kokundan uzak kaldığım an gibi mi?" dedi çocuk "Ses sağnağında yüreğine tek bir tınının değmemesi gibi, Düşsüz uyku gibi, Renksiz düş gibi, Çocuksuz ana kucağı gibi" dedi kadın. "Yalnızlık nedir?" diye yeniden sordu çocuk "Aşksız bahar gibi, Kokmayan çiçek gibi, Arı konmayan renk gibi" dedi kadın. Hüzünlendi çocuk, Gamzelerine iki büyük çaresizlik doldurarak "Yalnızlık yavrusunun gözlerindeki çaresizlik gibidir" dedi kadın. "Ağlatacak kadar güçlü müdür?" dedi çocuk, Sarıldı kadın çocuğa "Sana akan bu sevdam kadar keskindir" dedi "Gülümsemene büyüttüğüm umudum kadar güçlü.." "Acıtır mı insanın canını?" dedi çocuk "Seni kaybetmenin korkusu kadar acı, Senin gözyaşlarının ateşinden daha yakıcı" dedi kadın. "Hep yalnız mıydın?" dedi çocuk Daldı anılara kadın, Eski bir aşkın kalıntılarında dolaştı biraz, Biraz eski mutluluklara dokundu. Çekingen.. Biraz da özlemli Bugündeki yalnızlığını yaratan büyük aşkını düşündü. "Hiç bitmez mi yalnızlığın?" dedi çocuk O'nun gibi bakmayan O'nun gibi gülümsemeyenler geldi aklına. O'nun sarmalarındaki sıcaklığı yaşatamayanları düşündü. "Büyük aşklar büyük yalnızlıklar doğurur` dedi kadın Sarıldı çocuğa kadın Umuda sarılır gibi Yalnızlığını yıllara gömer gibi Sarıldı sevdasının en güzel meyvesine... |
Bilmezler yalnız yasamayanlar, Nasıl korku verir sessizlik insana; İnsan nasıl konuşur kendisiyle; Nasıl koşar aynalara, Bir cana hasret, Bilmezler. |
Yalnızlığın Künyesi Bir sevda düşün sevgili tek başına yarım kalmışlığıyla... Bir düş tut kendine çalınmış zamanlardan, ihanet olsun adı aşkın. Koynuna bir kolye gibi tak sonra, Yalnızlığın hissizliğinde kaybolan Ve her kayboluşunun kendine çıkan, Issız caddelerin kör boşluğunu. Çığlık çığlığa sussun otobüs durakları dillenmemiş elvedaları... Yalnızlık bir dipnot yüreğimin güncesinde. Radyolarda intihar tadında şarkılar çalar Tutsak bir haykırış filizlenir sağır duvarlarda Özgür bir hasret, kör kuytularda yankılanır… Kim duysa sesini kimsesizliğin, Hiç kimse kalıyorum zamanın gölgesinde. Üşüyen sokaklarda buz kesiyor yalnızlığım Hani dokunsan diyorum, Erir bütün benliğimdeki sen… Sönerse ışıkları üstüme şehrin Bir ben bulamam sana sunacak. Kayıp bir ihbar olurum, Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde, Yazarlar adımı benimde Adı konmamış bir kayboluşun künyesinde… ARİF ONUR SOLAK |
Kirli banka oturdu Açtı tabakasını Bir sigara yaktı Düşündü ve sordu kendine ?kimler içinde ne izler bıraktı? Rötar yapma umuduyla Yalnızlığın son istasyonunda durdu beklediğinden erken geldi tren ?erken varsa bâri dedi? çünkü bıkmıştı beklemekten yüreğinden bir şeyler kopardı gözlerinden de bir şeyler? katık etti yavan lokmasına derdini acıkmıştı iştahla yedi kendi kendini yıllarca aslâ dilenmedi? hiç kimsecikler yoktu bir kendisiydi bir de uzayan gölgesi yalnızlığın son istasyonunda çınladı durdu sesi? KADİR KARAMAN..,, |
Daglar Kiskandi Bizi . Yarim bir denizdim ben, diger yanimda sen olan. Aceleyle birlesince biz, okyanuslardi yaratilan. . Sevdamizi oksayan dalgalarda, sevgi içinde yüzerlerdi mutlu, sen yunus baliklari. Büyürdü sularimizda hasret özlü, mercan adalari. . Ya rengini gözlerimden almis kahverengi yosunlar? Ya doganin kutsal bestelerle sevdamizi fisildamasi? Bu, öylesi tarifsiz bir doyumsuzluktu ki, ikimiz de bilemedik bizi gözleyen, bize imrenen zirvelerdeki kem gözleri. . Oysa gün loslugunda, gece karasinda kiskançligin nöbetindeymis onlar! . Bir ufukta tüterken benim kahve bugusu gözlerim, digerinde sevda yanigi dumanin yükselirken senin; kara kara bulutlarla, hirçin rüzgarlar gönderildi üzerimize. Alt üst olacagimiz firtinalarin baslangiciymis bu megerse... . Eskimeden, eskiden kalmis sevda çatlaklarinda sen ayni kalirken, içimdeki kiskançlik közlerinde buharlasmakta benim mavim... . Biraktigimiz izler nefret yosunlari, inat çamurlari... . Eksilmis ruhumla yorgun bedenimde zorlanmakta çilgin sevgi dalgalariyla sinirlarim. Bosa akan pinarlarimda solarken sular, uyumakta renkler. Kurumus, yikinti bir dünyada can çekisen, karaya vurmus umutlardir korkularim. . Ya her gün az, biraz yikilirim, ya da bir gün, birden yok olurum... . 27 Ocak 2007 Nesrin Göçmen |
Yalnız Söyleyin duman duman biriken hisler Kendine bir mecra bulur mu yalnız? Vicdana maziden çarpan akisler Derdime derman olur mu yalnız? Buhranına dizgin vuramaz duman Kapanan kapılar yaman mı yaman Ömür için gonglar vurduğu zaman Arkandan ağlayan kalır mı yalnız? Mızrabınla dokunurken hicran teline Aşkın dikenine sabrın gülüne Sesin ulaşınca yaban eline Yar olan bir ahı solur mu yalnız? Bakmazdım encamına bu puslu yolun Seslen gönül: “Sisler! İçime dolun!” Bir gönle merhem olmamış kulun Duaları kabul olur mu yalnız? Kırılsa da kase, bade dökülse Yerleri yalayan dilim sökülse Şeyda-yı gül, kara yaslı bülbülse Bir lahza ayık olur mu yalnız? Açsam sinemi savursam yere Sanırım geçmez yine değere Ahımın telaşı batsa ciğere Yarim benim yarim olur mu yalnız? Uğur Gülsün |
UMUT OLARAK YAĞMAK Bir şiir okuyorum sevda ağıtları yüklü Göklere sunulmuş, nice umut yüklenmiş, Derken bulut olmak, göklere yükselmek, Sevda çiçeklerine hayat suyu olmak Sonra umut olarak yağmak istiyorum Yağıyorum yinede, Yağıyorum sevda çiçeğimi Yeniden yeşertebilmek umuduyla Ömrümün bu temmuz sıcağında Can suyu olabilmek için Sevda bahçelerinde Açmakta olan Can kırmızısı sevda gülüme. Dudağının rengi, Yanağında gonca, Deniz mavisi gözlerinde aşk Belinde rüzgarda savrulan etek, Ellerinde sevda gibi erimek istiyorum, |
YALNIZLIĞIM ALENİ Bugün biter mi bilmem... Yine yarın seninle doğup, sensiz mi batar günüm bilmem ki. Yalnızlığım aleni. Sevgisizim! Kıyafetlerim emanet durur oldu üzerimde, eriyorum göre göre gözlerim. Bu kez yalan söylemiyor aynalar, görüyorum. Seninle doyuruyorum karnımı belki de. Acıyor eşim dostum bakıp bakıp da halime, acıyorum. Bilmem nasıl biter bugün. Halsizim... Öleceğimden korkuyorum değmeden zavallı ellerim gül yüzüne, korkum aşar dağları da. Çekemem mi dersin kokunu içime. Hep ben değil miyim gördüğünde seni ağzı kulaklarına varan, yüreğinde bir kuş çırpınan. Kanatları canımı yakıyor bazen. Olmadığında sen, olmuyorum ben de. Yalnızlığım aleni. Sevgisizim! Ağlama diyorum gözlerime, Allah büyüktür. Bu kez kan damlıyor yüreğime. Yaşananlara sebep bulamayışımızın da kabahati bizde, yoksa hayatta sebepsiz ne var ki. Elbet bu da ödülsüz kalmayacak. Eşsin derken yüreğime, derdim oldun sonunda. Sığındığım Allahım sabrını da veriyor nasılsa. Bugün bilmem nasıl biter. Halsizim... Bu günlerde bilmem kaç kez gelip gidiyor elim telefona, tit tir. Kaç kez çevirip de kalıyorum son numarada bilmem ki. 'Kendimi yalnız hissediyorum' dediğimde bana güldüğünü hatırla. Yalnızlığımı seninle paylaşmış olmam mıydı buna sebep, yoksa komik mi olmuştum gerçekten bilmiyorum, kızdım kendime. Geçmiş günkü mutluluğum gibi sebepsiz mi sandın bunu da yoksa. Yalnızlığım aleni. Sevgisizim! Yaptığım en güzel şeylerden biriyken yazmak, beceremez oldum bunu da, saçma sapanım. Kalemi her elime alışımda ismin dökülüyor kağıtlara, delinin bellediği gibi bellemiş gidiyorum. Ne büyük bir felakettir insanın kendini kandırması bilirim. Düşüncelere düşüp de olur olmaz, inandırması kendini, düşüncelerden düşmesi. Şükür ki biliyorum gerçekleri. Tek derdim, bunu hak etmeyişim. Bilmem nasıl biter bugün. Halsizim... 'Sevenim var, sevdam var' derdi bir şair. Neler saklar kendi içinde bu ufacık dize anlamayan anlamaz. Sevenle sevdan aynı noktadaysa yok senden güzeli, güllük gülistanlık olur da her yer, her şey; sevenlerin dağ olsa da yoksa sevdan bitmişsin demektir, farkında olmasan da, öyle eksik. Yüreğe ortak, yaşamaya sebep sevda. Yalnızlığım aleni. Sevgisizim! |
AYDINLATMAYACAKTIN SABAHLARIMI... Tam da kara kislara yakalanmisken, unutmusken bahari. Tam da orselenmisken yuregim acilarla, orslerde dovulmusken... Umutlara darilmisken, unutmusken umut etmeyi. Karanliklari yar, yalnizliklari yoldas edinmisken. Kaptirmisken ruhumu serseri yagmurlara. Tam kendimden vazgecmisken... Girmeyecektin dunyama, Yalanci uykular sunmayacaktin urkek uykularima. Hatirlatmayacaktin uykusuz gecelerde nasil aglandigini. Aldanmisligi cok gerilerde birakmisken, Dondurmeyecektin yolundan duygularimi. Kipirdatmayacaktin yuregimin yalniz kuslarini. Acmayacaktin gonul pencerelerini sonuna dek... Gozlerini surmeyecektin gozlerime. Sevdanin o en cikmaz yollarina salmayacaktin duslerimi. Benimsemisken boslugu, Boslukla butunlesmisken yillar yili, Onulmaz acilara kucak acmisken, Direnmisken, yasama, Yeni gelen gunle aydinlatmayacaktin sabahlarimi. Ve butun bunlardan sonra, Acisina vuruldugum aski, Bir tokat gibi carparak suratima, Imkansizligi zehir gibi akitarak ruhuma, Curumeye terk edilmis bir tekne, Yuvasi darmadagin olmus bir kus, calinmis bir yildiz gibi. Birakmayacaktin beni yolun tam ortasinda. Evet hayat devam ediyor... Ben biraz daha eksIk, Biraz daha yorgun, biraz daha yenik, Hayat devam ediyor. Artik kapali yuregim, yeni acilara, yeni aldanislara. Umudun soguk ikliminde defalarca yuzlestigim gecmis... VE BUGUN... SEN UZAKLARDA, BEN BURADA... Aziz EKICI |
Yalnız Adam Ben yalnız adam. Kaptırmışım kendimi sevdalara. Sokaklar benim sevgilim. Karanlık sokaklarda saklı gerçeğim. Gizlemişim günışığının yalanlarını. Suç ortağım olmuş sokak lambası. Ben yalnız adam. Ve sevdamın adı yalnızlık. Uzak olayım herşeyden. Aşktan ve sevgiden. Uzaklaşayım bu dünyadan. Güneşe yakın, dünyaya uzak. Yükseldikçe başım arşa, Daha da yakınlaşayım kara toprağa. Özgür bir at olayım bozkırlarda. Yeniden feth edeyim kıraç arazileri. Ve yeşillendireyim her geçtiğim yeri. Ben yalnız adam. Sokakların sevdalısı, Sevdalıların en acılısı, Kendi dünyamın aynasında, Baksam kendi yalnızlığıma. Ve ağlasam, Gülene kadar çocuk yüzleri, Açılana kadar kardelenleri. Hayata inat yeşeren ümitlerim, Solsalar bir bir hayallerim. Ey yalnız adam! Sakın düşünme arkanda kalanları. Boşver gitsin olanları ve olacakları. Kapat sevdaya kapılarını. Yık köprülerini yarınlarını. Kaybedecek neyin kaldı ki yalnız adam? Yalnız sokaklar ve sen, Karanlık ve gerçekler, Sevgi ve acı, Yalnız adam ve sevdası. (28.05.2001-İçerenköy-İST.-saat:03.00) Erdem Demirkol |
YALNIZ KALDIN MI Sen yalnız kaldın mı hiç; Hani insanın içine inceden bir sızı gelir ya.... O işte benim kalbimde Bazen öyle bir titriyor ki engel olamıyorum... O kadar söylüyorum senin bir sevgilin var seni de seviyor diye! Ama sanki o beni duymuyor.... Kulaklarını kapatıyor beni duymak istemiyor... Ve sanki bana... O seni sevmiyor diyecekte! Buna onun da dayanamayacağını bildiği için söyleyemiyor.... Arda Serdar KOÇER |
YALNIZLIĞI DENEMEK Gecenin ortasında ne işin var Yıldızlara dokunma yanarsın Bak birazdan ay da batacak Karanlık bulaşmasın ellerine Tersine döner yolun bulamazsın İçi dışı uzay tozu yansımalar Sahi mi yalan mı anlayamazsın Bir rüya gemisi iskele sancak Dokunup geçiyor hayallerine Ağlayasın gelir ağlayamazsın Sevmek insanın yüreği kadar Küçükse büyüğünü taşıyamazsın Yalnızlığı da dene oldu olacak Nasıl yankılanır derinden derine İyi midir kötü mü çıkaramazsın İnsan insanı kendisi tamamlar İçinde başka dışında başkasın Eksikliğin fazlana elbet bulaşacak Öbürü sığacak bunun derisine Yoksa sabaha sağ çıkamzsın... Atilla İLHAN |
Yalnızlık Gölgen gibidir yalnızlık Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk. Sarılırsın ararsın tutamazsın yoktur çaresi. Adı Yalnızlık Yazılmıştır bir kere Yiğit olsan da büker bileği, Cesur olsan da sızlatır yüreği. İçindedir sevgi, insanın tek dileği Ateşten gömlek misali SEVGİ SEVİLİM |
YALNIZ Yalnızlık paylaşılmaz Paylaşılırsa yalnızlık olmaz Yanar sobasında Yalnız'ın üşüyen bakışları Lambasında karanlığa dönük Bir ışık titrer sönük sönük Penceresi dışına kapanmıştır Kapısı içine örtük Bir sözde saklanmış bir yalanı Bir gözde okuduğundan Bakmaz kendi gözlerine bile Özdemir ASAF |
USTURA YÜZLÜ YALNIZLIKLARIMLADÜŞLER KURDUM BEN SENSİZKEN Ben sensizken...... Üşüdüğümde ısınmak için gidişinde Gözlerinden çaldığım ateşi Gecelerin ayazına yaktım.... Ben sensizken..... Uykularımı bir dilenciye verdim,sadaka diye Ve gelen her geceye günaydın dedim Ben sensizken..... Düşler kurdum ustura yüzlü yalnızlıklarımla Ve seni kesmesinler diye Beynimden yaraladım kendimi,kalbim yerine.... Ben sensizken..... Elimde kalan sensizlik silahının namlusuna Dokuz milimetre ayrılıklar sürdüm Ardı ardına kendime sıktım.... Ben sensizken...... Doğmamış yarınlarımıza ağıtlar yaktım Gölgelerin aydınlığından sızan loşlukta.... Ben sensizken...... Senin geçtiğin yerlere basmadım Bıraktığın izlere basıp,seni acıtmamak için...... Ben sensizken...... Maviler biriktirdim gözyaşlarımdan Senli günlere dair..... Ben sensizken..... Kırılgan hayallerimi cam pamuklarına sardım Üşümesinler diye Kül artığı ellerimle..... Ben sensizken.... Kendimleydim..... Ben Seni sevdim..... Galip SİNECİKLİ |
Yalnızlık Gölgen gibidir yalnızlık Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk. Sarılırsın ararsın tutamazsın yoktur çaresi. Adı Yalnızlık Yazılmıştır bir kere Yiğit olsan da büker bileği, Cesur olsan da sızlatır yüreği. İçindedir sevgi, insanın tek dileği Ateşten gömlek misali SEVGİ SEVİLİM |
YALNIZLIK..... Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan, Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık. Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık. Gördüm yapraklarımın bir bir döküldüğünü, Baharda yaşamanın bilmedim nedir tadı. Gemi yüzü görmeyen bir limanın hüznünü Kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı. Bir ayna parçasından başka beni kim anlar, Bir mum gibi erirken bu bitmeyen düğünde? Bir kardeş tesellisi verir bana aynalar; Aynalar da olmasa işim ne yeryüzünde?:cry: CAHİT SITKI TARANCI |
Yalnızlıklar Üstüne Yalnızlığım bırakmıyor yakamı. Geceler nasıl sabah olmaz bilirmisin, Kaçarsın kendinden korkarsın dünden bu günden! Yastığındır dostun,o bilir seni;anlatamaz. Anlamaz dostların büyüttüğün dostlukların Dokunamazsın kaybettiklerine, Ararsın köşe bucak düşlerinde geçmişini Ağlamaklı olursun bir vakit, Ağlayamazsın... Yalan söylersin kendine pişman degilim! Pişmansın top oynayıp yatağa düştügün günki kadar. Pişmanlıkların,mutsuzlukların,yalnızlıgın, Öc alır senden. Ne kendinden kaçabilirsin,ne geleceginden,korkularından. Sen şekillendirdin arzularını,şehvetini,düşlerin senin. Kaçışın yok... Aşk intikamını alacak geçmişinden. Seveceksin hak ettigin gibi... Yalnızlığım bırakmıyor yakamı Geceler nasıl sabah olamaz bilirmisin, kaçarsın kendinden korkarsın dünden bu günden! Serkan Çekirge |
Yoksun Bezgin bulutlar Üşüştü Yoksun! Şehrin üstü Gri mi gri, Güneşe perde düştü, Tanımadığım yüzlerce insan Yüzümde görünmez bir örtü Simsiyah Kapkara Yoksun! Kararıyor şehir, Üşüyor kaldırımlar Ellerim mor, Nedensiz, hissiz, İlerliyorum ağır ağır Akşamı doğuruyor zaman Ve bir sancı saplanıyor yüreğime Yoksun Ölüyor şehir! ! ! Koca bir şehir ölü... Mevsim ayrılık! Kirpiklerim bile sızlıyor, Bir yıldırım gibi düşüyor sözlerin Savaşın ortasında yalnız bir çocuk gözlerim Ürkek, çaresiz Yoksun Esir düştü şehrim Acıya tutsak yalancı gülüşlerim Sokağa düşen şu gölgem bile Yalnızlık fısıldıyor... YOKSUN! .... Gül Yazganarıkan |
Kahretsin Bu sabah yine bendesin. Bende olmadığın an yok ki. Ama bu sabah bir başka bendesin. Nesin sen? Nasıl olurda hep bendesin? Kanatlı bir melek mi? Sihirli bir değnek mi? Yoksa uçan bir kelebek mi? Kahretsin... Bu sabah bir başka bendesin Hangi yöne baksam karşımda gözlerin, Neye el atsam avucumda ellerin, Dokunduğum her yerde tenin. Düşünüyorum beynimde sen, Dalıyorum gözlerimde sen, Yazıyorum şiirlerimde sen, Yaşıyorum kalbimde bir ok gibi yine sen. Sen...sen...sen. Kahretsin... Bu sabah bir başka bendesin. Çayımın deminde, Sigaramın dumanında, Kahvemin telvesinde. Dinlediğim şarkıda, Her yanımda, Her adımda, Her anımda, Bir başka çarpıyor kalbim bu sabah. Kahretsin... Bu sabah bir başka bendesin. Hikmet Yakışır |
Yalnızım Çevremde yüzlerce insan Ben yalnızları oynayan İnsanlar karşısında rol yapan Neşeli olarak yalnızım ben Niye bu kadar kötü Niye bu kadar karamsar Acımasız Dünya döndükce yalnızlığım artar Bir zamanlar cılgındım ben Deli doluydum Niye bu kadar mutsuzum Yalnızım ben Biliyorum yalnızlık Yalnızlığı bilmeyen Tanımayan için her zaman iyidir Ama bilmezlerki yalnızlığın Ne kadar zor insanı Huzursuz ve mutsuz yaptığını Yalnızım ben yüzlerce insan Yüzlerce mutlu insan arasında Yalnızım ben yalnızım Erol GİRGİN |
iki beden... iki ruh... iki yürek... ikiye bölünmüş tek sevda... bölünen sevdaların yüklendiği düşmüş omuzlar... yerlere sürünen ayaklar... yerlerde sürünen sevgi... hazırlanıp seçilmiş iki ayrı yol... ve işte start sesi, "hoşçakal..." ve saniyeler sonra, herkesi tek başına yapan ve tek başına kalan mutlu olan! Ayrılık... |
Pusuda yalnızlık karacadağ yamaçlarında kardelen çiçekleri her bahar umuda rengini verir ve her bahar dicle’de ak köpüklere üşüşür papatyalar siverek düzü hayata vurgun yürekli yiğitleri ve sabahın eteklerinde ter taneleriyle "memleketimdir benim" orada tüfekler yağlanır ker*** damlarda türkü kaçak tütün kaçak kaçak çay buğulanır şavkı vurur mağlara ve korku ve umut ve can pusuda pusuda yalnızlık karacadağ, önü diyarbekir’dir ben hüznü avuçlarken ora mahpuslarında bulutlarla yalpalayan rüzgarları resmedip bakıp bakıp iç çekerdim doruklarına karacadağ, patikalarında ceylan ölüleri ve bakır renkli göğüslerimizde görkemli güneşiyle sabıra tutunan sevdaların gönüllü erleriydik ve yollarımızda ayaklarımıza batıp çıkan devedikenleri özlemler biraz uzak biraz diri bekleyişlerde alçalıp yükselirken köpük köpük yalnızlık Yılmaz Odabaşı |
Bu Gece Ağlayacağım... Birazdan akşam olacak bitanem Yalnızlık aç kurtlar misali Üstüme çullanacak. Ben çaresizlik içinde Sana teslim olacağım Kör sağır gecelere tutsak Sana mahkum yaşayacağım Özlemin devleşecek içimde Yüreğim titreyecek Ellerim soğuyacak sensizlikten Dudaklarımdan, şarkımız dökülecek Yarım yamalak, bir kez daha Seni sensiz yaşayacağım... Bu gece ağlayacağım sevgilim Hangi saatte bilinmez Kendimi bir kenara çekip sorgulayacağım. Ne yapmak istiyorsun, böyle nereye gidiyorsun deyip, Biraz da çatacağım. Hatırladıkça seni Sevdan kokacak evimin her yanı. Sensizliğin çaresizliği çökecek Kan gibi yüreğime Kahredecek yokluğun beni milyon kere... Bu gece ağlayacağım sevgilim Sen de benimle ağlayacaksın Uzaklarda bir yerlerde Biliyorum, biliyorum ki Yüreğin yüreğime değecek. Aynaya baktığımda Hep ben yerine sen olacaksın. Adını bile bilmediğim bu duygular için Sen de, sen de benimle ağlayacaksın... alıntı... |
Bazen Yalnız Kalır İnsan Bazen yalnız kalır insan Kalabalıkta yabancı yüzler içinde Bazen de yalnız kalmak ister insan yalnızlığın içinde Bir dost ararken Yalnızlık gelir oturur baş ucuna Dertleşir seninle dertleşirsin kendinle Hayat muhasebesi yaparsınız Nedense bilanco hep açık verir Kader dersin hep kendine yontmuş Sonra geçmişine bakarsın Görebildiğin; Bir kavanoz dibinde keşkelerden başka bir şey değil Üzülsende aslında ağlasanda bir şey değişmez Bazen kahkahalarda bulamadığın huzur Iki damla yaşla çıka gelir Sebahattin Mertaslan bazen insana sebebini bilmediği bi sıkıntı gelir yada gitmesini hiç istemediği bi yalnızlık hissi bazende boğulmak ister kahkahalara dostlar arasında tıpkı ağlamak istemesi gibi boğulmak göz yaşlarına yalnızlıkta paylaşılması gereken duygulara kapılır bi an yaşanması gereken duygulara bir boşluk vardır bir yerlerinde yıllarca ömrünce dolduramadığı bi boşluk hayali ile yatıp kalkması gibi bi çocuğun hiç ulaşamayacağı hiç elde edemeyeceği bir oyuncağın hayali ile yaşar bulmanın yaşamanın bi an dalar gider gözleri yatırıp uzaklara kapılıp gider ulaşılması güç sevdalara bi an içine bir seher vakti ferahlığı gelir sahilde sıçrayan dalgalar gibi yada temmuz sıcağında yakaladığı bir cereyan gibi gelir ve gider Sebahattin Mertaslan |
Yalnızsan Eğer sessiz bir özsudur acı birikir yüreğinin kıvrımlarında ve ağar gözlerine ağır ağır bulutlar yere inmiştir artık ya da gurbettesindir unutma bir hayalet gibi kapındadır yalnızlık denen şey ufkun kararabilir birden için çölleşebilir kaçışın bile bir adımdır ya da dönüşündür kendine unutma Her sayfası kederle kararan bir hüzün defterine döner günler ve her sabah "merhaba hüzün" "merhaba yalnızlık" diyerek başlarsın hayata ama hayat bağışlamayacaktır seni unutma Üstelik günlüğü yoktur hüznün hiç bir zaman da tutulmayacaktır serüvenlerin yorgun yeniği elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün ya da hasta bir tanıdıktır ancak hepsi o kadar unutma Ahmet Telli |
Ağlama Sen ağlama ne olur, gözyaşların akmasın. Yüzündeki tebessüm, gözlerindeki umut, Ne üzüntü, ne hüzne yerini bırakmasın. Sen üzülme, dertlenme, seni seven biri var. Sevinçli, hüzünlüyken, hem güler hem ağlarken, Seninle olmak için, sevmeye kılmış karar. Seni seven de benim, sen için yanan da ben, Seni gönlüme yazan, kalemin sahibi ben, Senden aşkı dilenen, yine benim yineben murat kareli |
Yalnızım aşk mıdır söyle seni sensiz yaşamak yokolmak sensiz sevişmelerde uykusuz bu gece sensizlik ülkesinin sessiz boğucu karanlıkları içinde sular gibi yalnızım sular gibi kimsesiz akıyorum toprağı ve havayı soluyarak sensin diye bu gece bu gece allahlar kadar allahsızım uzaklardan gelen köpek havlamalarına yağmurun son damlalarına ağaçların en incecik dallarına tutunacak kadar yalnızım Celal Kabadayı |
BAHAR,BAŞINI ALIP GİTMELERİN MEVSİMİDİR... Bahar, alıp başını gitmelerin mevsimidir. Sebepsiz yere bazen... Önünü ardını hesaplamadan... Hesapsız, kitapsız çekip gitmelerin mevsimidir bahar... Bir bakarsınız kekik kokulu bir nisan sabahı koparıp alıverir sizi hayattan... Çiçek açmış bir kiraz ağacının hayaliyle yollara düşersiniz. Demir alır gönlünüzün limanındaki gemiler... Açılır gidersiniz... Aradığınız belki yüzülmemiş denizlerdir, belki keşfedilmemiş sevdalar, belki hiç yazılmamış satırlar... Yüzmenin, sevmenin, yazmanın heyecanıyla coşarsınız. Dünyaya sırtınızı dönüp yürürken, o yaşanmamışlıkların izini sürersiniz kuytularda... Ve çoğu zaman kendinizle karşılaşırsınız umulmadık bir köşebaşında... Elele tutuşur yürürsünüz içindeki çocukla... O'nu büyütmekten korkarak... * * * Önünde bir nisan sağanağı varsa, geriye dönüp bakası gelmez insanın... Oysa fotoğrafları henüz tazedir dünün ayazlı gecelerinin... Kışı birlikte aştığınız dostluklar sımsıcak durur yüreğinizde... Sadakatin ve yerleşikliğin güvenli kolları huzur vaadeder ardınız sıra... Gel gör ki baharın kokusu dayanılmazdır. Ilık bir rüzgar ruhunuzdaki isyanı okşar. "Hadi sokağa" diye bağıran sirenler çalar içinizden... Derinliklerinizde tutuşturulmayı bekleyen alevler kı vılcımlanır. Kalbinizden havalanan güvercinlere şaşakalırsınız. Sanki gitmek sadakattir: kalmaksa ihanet... 100 günü aşkındır bu köşede Yeni Yüzyıl haftasonlarında birlikte olduk sizlerle... Güldük çoğu zaman ya da kızdık öfke dolu sözcüklerde... Mahzunlaştığımız da oldu, çocuklaştığımız kadar... Yeni sözler söyleme derdine düştük, eskiye sırtımızı dönmeden... Zorlu bir kışı, kırık dökük satırları ufalayıp ateşleyerek geçirdik. Yeni bir yüzyılın silueti gülümsedi siz sayfaları çevirdikçe... "Ha doğdu, ha doğacak" denilen gazete, yeni kızlar, yeni oğlanlar doğurdu yeni doğacak bir yüzyıl için... Sonra nisan geldi... Sokakta direnilmesi imkansız bir çimen kokusu... içinin bir yerinde yuvadan erken ayrılmanın, sokakta hırpalanmanın korkusu... Lakin bahara söz geçirmek ne mümkün... Bir kez çiy düşmeye görsün kış mahmuru bedenlere... ...Coşkuları dizginleyebilene aşkolsun... * * * Bu yüzden izin istiyorum sizlerden... Bu köşe (kış köşesi) baharla buharlaşıyor. Geriye bakınca hüzünleniyorum elbet... Çünkü geride güzel bir doğuma ortak olmanın tatlı heyecanı var. Ve paylaşılmış köşelerde benzer duyarlılıklar... Ve sımsıcak dostluklar... Ama önümsıra yüzülmemiş denizlerden iyot kokuları çarpıyor burnuma... Yeni Yüzyıl'ın ilham verdiği baharlar çağırıyor. Şimdi gitmek sadakattir, kalmaksa ihanet... O yüzden bir an önce kanatları takıp, uçmakta yarar var... Yeni baharlarda, yepyeni bahar şarkıları söyleyebilmek için... Hep beraber... Can DÜNDAR |
Yalnız Adam Karanlığın ortasında bir insan Bulamıyor sığınacak bir liman karanlıkta yalnız kalmış biçare Soruyor kendine ben kimim diye Bulamıyor bir cevap dalıyor derinlere Bakınıyor etrafına sessizce Göremiyor, kimse yok ki çevrede Geçmişim geleceğim ve ben diyor Yaptığı onca hatayı düşünüyor Bir anda tüm hayatını tartıyor Hakkın terazisi şöyle sesleniyor Yanlışlar doğrulardan ağır basıyor Hayattan rol almamış yalnız adam Bomboş yaşıyor olanlara aldırmadan Zamanla toplumda tehlike başlar Kuzular ve kurtlar meydana çıkar Yalnız adam; av değil bir avcı için Avcı olamaz zaten herhangi av için Mehmet Ilgın |
ERTELEMEYELİM MUTLULUĞUMUZU... mutluluğum içimde binlerce yıldız, ayrılığın beni bırakmayan en kötü hırsız, Yokluğun içimde yaramaz bir kız, en büyük günaha mecbur ettin beni! Rüyalarımda bile avutmuyor,sensiz yaşadığım bu hatıralar, canım sevgini istiyor, Ayrılığın her anında... ertelemeyelim mutluluğumuzu gel yalancı baharlara, Ne cenneti görüyor gözüm senden uzakta,cehennem bile, mutluluktur senin yanında... Zeynep ORCANEL |
Beni bana emanet ettiğin gibiyim, ne gözlerime göz değdi ne yüreğime ateş. Ben hala beni bıraktığın yerdeyim ne adresim değişti ne de kimliğim. Yalnız aklar düştü saçlarıma, yıllar çizgiler bıraktı yanaklarımda zaman ufalanıp döküldü avuçlarımdan Durduramadım mevsimleri, geçti seneler. Ben ölü bir deniz gibi duruldum sana koşmak istedim ama yoruldum hani birde sen gelirsin korkusu gelirsinde beni bulamazsın telaşı ayrılamadım buralardan, bu kentten. Bazen zamansız döküldü yapraklar bazen bir çocuk ağladı sebepsiz yere aniden sevdiğimiz şarkı çıktı radyoda bayram senlikleri yaşandı bu şehirde düğünler oldu, cenazeler kalktı ben hiç değişmedim, sevdam hiç azalmadı. Nice yıldızlar kaydı ben dilek tuttum zincir zincir boynuma dolandı sevdan bazen ayaklarımı acıttı prangalar çoğu zaman yüreğimi kavurdu aşkın ama pes etmedim, sana ihanet etmedim. Bazen yasamak bir uçurumun eşiğinde kalmak gibiydi, ölüm gibi soğuktu nefes almak ellerim hayaline uzandı hep, ay ışığı vurduğunda gölgen süzülürdü odama düşlerimde okşadım saçlarını yılmadım, ben hep eski ben gibi kaldım. Beni bana bıraktığın gibi kaldım beni bu hayat değil, beni sevdan bitirdi ben senin bıraktığın ben gibi kaldım da sen o giderken olduğun sen kalamamışsın. Alıntı Tarkan-İstanbul Ağlıyor |
Yalnız Yalnızlığın kadarsın Yalnızlığın mis kokmalı Yalnızlık dediğin büyük bir zindan Dünyanın en kalabalık zindanı Dinden imandar çıkarır Ama öyle bir adam ederki insanı Bedri Rahmi Eyüboğlu |
Biliyorum... Bana bıraktığın aşk gibi yarım yaşıyorum her şeyi. Başlayıp da bitiremediğim yazılarım, sonuna kadar gelip de okuyamadığım kitaplarım, son sözlerini duyamadığım şarkılarım var. Her şeyi aşkımız gibi paramparça yaşıyorum. Bütün dünyam dudağımdaki yarım bir öpücüğün tadında artık... Adını koyamadığım yakınlıklarım, bütün sırlarımı dökemediğim ilişkilerim var. Son kelimesini bir türlü söylemediğim cümleler kuruyorum. Ayın hiç aydınlatmadığı bir gecede, bir güzelliği imkansız bir aşka dönüştürüyorum. Seni söylediğimde herkesi her şeyi kaybetmekten korkuyorum. Söylemediğim son kelimesi adın hep oluyor cümlelerimin. Bir günahımı Allah'tan saklar gibi, bir sırra bütün ruhumla teslim olur gibi susuyorum, sıra sana gelince... Saçmalıyorum, saçma sapan şeyler yaşıyorum. Acı veren o gerçeği, seni, kimselerle paylaşmadıkça da sevdiklerim korkuyor benden. Adın bir duvar oluyor hayatımda. Aşamadığım, kimselerin aşmasına izin vermediğim bir duvar gibi duruyorsun önümde. Elim bir başka elin sıcaklığını hissedeceği anda, araya giriyorsun çarpıyorum sana. Kalbim ne zaman başka bir güzelliğe kapısını açmaya kalksa, huysuz bir bebek gibi paramparça ediyorsun her şeyi. Yüzüme adın çarpıyor, yüzüme yazdıklarım, yüzüme yaşadıklarımız, şarkılarımız, şiirlerimiz çarpıyor, gelip kalbime bir zamanlar canımın ta içinde senindim şimdi ise sessizce ağlıyorum. yüreğimde -artık tek kişilik bir sırra- dönüşen adın daha da kamburlaştırıyor beni. Ne seni yaşabiliyorum, ne de severim sandıklarımla mutlu olabiliyorum. Hiçbir çözümü olmayan matematik problemi gibi, cevabı olmayan bir soru gibi beynimi kemiriyorsun.... Yavaş yavaş, sessiz çığlıklarla bağıra bağıra eriyorum bitiyorum... Biliyorum.... BİLMİYORUM SONU YOK MU BU SENSİZLİĞİN....?? alıntı............ |
yalnızlık yalan doğrudan karanlık aydınlıktan kaçar gÜneş yalnızdır ama etrafına işık saçar unutma doğruların kaderi bu yalnızlık kargalar sürüyle kartallar yalnız uçar alinti |
Yalnızlığa Çağrı Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Yalnızlıkta sen varsın Dilediğim gibi düşünebiliyorum seni Bir ayna karşısında soyunuyorsun çırılçıplak Dudaklarından öpüyorum Kapatıyorum gözlerimi yağmur yağıyor Bir bulut görüyorum sana benzeyen Sevinçten ürperiyorum Yalnızlıktan bütün teselliler yalnızlıkta Hoşça kalın sokaklar, caddeler, insanlar İşte başımı aldım gidiyorum. Ümit Yaşar Oğuzcan |
HANİ PAYLAŞACAKTIN Hani paylaşacaktın benimle Hani deniz en derin yurdumuz olacaktı Hani konsun diyordun kalbimize martılar Hani avuçlarımız yağmur ile dolacaktı Hani kartallar gibi kanatlanıp doruğa Hani bölüşecektik mevsimleri Neden yine bin parça eyledin resimleri Hani gök,nerde ufuk,neden sustu dalgalar Ayaklarımda yine bu zalim prangalar..... Nurullah GENÇ |
Ilık yaz akşamında Ay ışığı altında Bütün güzellikler karşımda Eksik bir sen varsın yanımda Böyle geçen gecelerde Yaşıyorum sensizliği Ankara bürünüyor benimle mateme Sensiz geçen gecelerde Biliyorum ben kadar yakınsın bana Lakin yıldızlar kadar uzak Uzakta olsan aydınlığın ulaşıyor bana Tek tesellim sevgin varlığın yanımda olmasa da Gelsen bir an olsun yanıma İşte o anı yaşamak arya Bir resmin bile yok karşımda Gözlerimi kapatır seni hayal ederim YALNIZLIĞIMLA.... MUSTAFA KAŞİFOĞLU |
AĞLAMAYACAĞIM Çok derinden hayal etmişim ki, kendimi bir an yanında sanıyorum. Derin bir nefes alıp kalıyorum, Ah ne vardı şimdi yanında olsaydım. Ellerim ellerinde. Gözlerinin derinliklerinde, seninle iç içe. Biliyorum imkânsız, ama düşüncesi bile güzel.. Sensiz yarınlarda ne yaparım acaba? Hayatımın akışı değişiyor, üzüntülerim var. Sensiz yaşamak da zormuş. Ne yapayım? Bol bol seni düşünürüm.. Hatırlar mısın, ağaçlara salıncak kurardık. Uçar gibi ağaçların içine doğru sallanırdık. Ayrılık vakti geldiğinde, uçarcasına evlerimize koşardık. Rüyalarimizda da ayrılmazdık, öylece uyuyakalırdık.. Başka ne yapardık? Seninle balığa giderdik. Oradan çay bahçesine gelirdik. O günlerde çok erken kalkardık. Güneş doğar doğmaz birbirimize kavuşurduk. Seninle kırlara giderdik, kirçiçekleri koparırdık. O temiz havalarda dertlesirdik, azığımızı paylaşırdık. Mutlu yarınlardan bahseder, geleceğimizi kurardık.. Olmadi, yapamadık... Bekle beni yanına geliyorum, diye avaz avaz bağırmak geliyorsa da içimden, susuyorum.. Çünkü çaylarımızı yudumladığımız o çay bahçesinde değiliz.. Hatta şu an nerede olduğunu bile bilmiyorum ki.. Adama deli derler.. Ve sana kavuştuğum gün, işte o gün bir daha ağlamayacağım.. Ahmet ARSLAN |
Bir yalnızlık sahnesi olsa gerek bu, İlk gösterinin birinci ve sonuncu perdesi, Ne seyirci izlemekte, ne de görevli dolaşmakta, Tek bir kişi sahnede durmakta, Boş koltukları gezen bakışları. Yalnızlığı anlatmakta.... vahan isaoğlu |
ARARIM SENİ Akşam erken çöker yalnızlığıma Sokak sokak gezer ararım seni Hasretin gönlümün yangınlarında Alev alev yanar ararım seni Gözyaşlarım kurur yanaklarımda Hüzünlü bir ıslık dudaklarımda Sigaram sabahlar parmaklarımda Nefes nefes çeker ararım seni Gölgen düşer sanki hep yollarıma Adım adım yürür izlerim seni Bir çılgın özleyiş girer kanıma Yudum yudum içer ararım seni.... Ahmet Selçuk İLKAN |
Yalnızlığım benim terkedilmişliğim Çöllerde susamışlığım vakitsiz ağlamışlığım Tipide kaybolmuşluğum dalgaya kapılmışlığım Yalnızlığım benim vefalı yarim? Çarmıha gerilmiş günahım Hırçın dalgalı denizim Kana susamışlığım Gidip gelen dönüşlerimin kırıntısı Yalnızlığım benim kederli yüzüm Badesiz sarhoşluğum İnleten ağlatan baş ağrılarım benim Kırmızı gecelikli ölümüm Yüreğimdeki hançerim yalnızlığım benim Vuslata hasretliğim kanayan yaram Ayağı kırık topal sevmişliğim benim Paslı dişim kanlı gözüm Ateşsiz sigaram akıntıya kapılmışlığım Bir an yalnız bırakmayan yalnızlığım benim Uykuda kabuslarım garibim yetimliğim Kıyıda ağlayan martım Mezar taşım ağıdım Uykusuzluklarımın ninnisi Yalnızlığım benim vefalı yarim... SERVET TAMER |
SAKLANBAÇ Aşkı arıyorum... O hep saklanan Bense hep ebe... Aşkı arıyorum Şarkılarda... Türkülerde... Araya araya bulduğum Kendisi değil Saklandığı yerler: Beyinler...gönüller... Yerini buldum ya Şimdilik bu da yeter... Pusudayım... Aşkı arıyorum Ayak seslerini duyuyorum Umutlanıyorum... Mutlaka bir gün O da elime geçer diyorum... Alper Kürük |
Ve işte gidiyorum Nazlıgüneş Yalnız gecelerin uzak sabahlarında Bir düş görürsen şayet beni hatırla Oysa karanlıktı gece Ve Sevgisizdi hayat Yalnızlığıma hediye ettiğim bir damla sevgiyi Ve Bir hayali,gökyüzünü ve geceyi Sana verdim karanlık düşlü sokaklarda Al düşlerimi ve geleceğimi Sadece şunu bil ihanetin adı yoktur sesimde Ve senle beraber var ettiğim o kainatı Düşlerimle bırakıyorum sana İlerde birgün düşlerinde ürperirse hayalim Ve bir damla gözyaşı görürsen Bilki senin içindir Ve İşte gidiyorum Nazlıgüneş Yaratılışım yok olmam gibi Ama ağlamıyorum çünkü biliyorum gerçeği Al düşlerimi al ve git daha ne bekliyorsun İşte gerçek hadi durma git ve yalnız bırak beni Hadi git daha ne duruyorsun ALPER ESKİKILIÇ |
| Saat: 10:23 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık