![]() |
Yalnızlığımda Alıkondum Duyamıyorum yagmurun sesini Artık eskisi gibi, Kulaklarımda hep bana seslenisin... Sen gittin gideli Aynaya da bakmıyorum! Saclarım dagınık, Yüreğim hep terli. Kendimi yalnızlığımda alıkoydum Ve bin kere pişman oldum. Sen yokken; Tutmadığım için başka elleri... Orhan ELLİSEKİZ |
Yalnızım Yalnızsın Yalnızızhttp://www.aruz.com/huya-siir/metin.gif kimse içimdeki boşluğu görmüyor bir adresi yitirmek neler hissettirir insana kalp atışlarından uzak olmak soluğunda duyamamak mevsimleri, düşünmüyor çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlardayız ciddiye alınmıyor sorularımız gün afrikalı kalmaya kararlı bu dünyadan olmamak da yetmiyor ve siz geliyorsunuz, sarı elbisenizle bir silüet hayatımdaki eksikleri gösteriyorsunuz küçülüp silikleşiyorum, hafifliyor bedenim yalnızlığım dağılıp çoğalıyor sesinizde ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum |
YALNIZIM Yalnızım....... Bugün telefonum yine çalmadı... Kimse gelmedi kapıma... Yalan yanlış söylediğim bir şarkıydı bana eşlik eden... Bugün yine... Doğacak her güne umutla bakan ben,biraz karamsardım bu sefer.... Haz almadım hiçbir şeyden..... İnanamadım halime... Düşünceler,nehir gibi aktı beynimden... Hızlı ve acımasız... Bütün bebekler gibi masum Ve yalnızdım yine... Eski defterler karıştırılmadan, Yaptığım yalnışlar hatırlanmadan geçemezdi böyle bir gün... Elbette. Geçmiş dostum oldu bazen... Ama çokça sırtımdan vurdu beni... Yine. Söylenen sözler boşa..... Yalnızlık yaşanıyor nasıl olsa... Baştan başa.... Can SÖZER |
Ve işte gidiyorum Nazlıgüneş Yalnız gecelerin uzak sabahlarında Bir düş görürsen şayet beni hatırla Oysa karanlıktı gece Ve Sevgisizdi hayat Yalnızlığıma hediye ettiğim bir damla sevgiyi Ve Bir hayali,gökyüzünü ve geceyi Sana verdim karanlık düşlü sokaklarda Al düşlerimi ve geleceğimi Sadece şunu bil ihanetin adı yoktur sesimde Ve senle beraber var ettiğim o kainatı Düşlerimle bırakıyorum sana İlerde birgün düşlerinde ürperirse hayalim Ve bir damla gözyaşı görürsen Bilki senin içindir Ve İşte gidiyorum Nazlıgüneş Yaratılışım yok olmam gibi Ama ağlamıyorum çünkü biliyorum gerçeği Al düşlerimi al ve git daha ne bekliyorsun İşte gerçek hadi durma git ve yalnız bırak beni Hadi git daha ne duruyorsun ALPER ESKİKILIÇ |
http://img116.imageshack.us/img116/1378/gozuyasli12im.gif YAĞMUR SEVGİLİM Sen yoksun bu gece. Sen yoksun, yağmur var bu gece. Islanmak için sokaklarda yürüdüğümüz yollar bomboş nedense? Bu gece yağmur var. Ayın on dördü gibi cemalin, yağmur ve mektupların var bu gece yanımda. Acaba bir gün, ıslanmamak için koşarken, yolun kıyısındaki taşın oyuğunda ışıldar bir vaziyette, beni görüp avucuna aldığını bir şiirinde yazacak mısın? Acaba birileri, benim yalnızca bir avucu dolduracak kadar saf yağmur suyu, olduğumu bilecekler mi? Giderek avuçlarından, şırıl şırıl akan dere sularına verdiğin bir damla gözyaşı olduğumu bilecekler mi?" Korkarım bilmeyecekler sevgili! Bilemeyecekler? Bu kadar saf ve temiz bir sevdanın, bir yağmur damlasında saklı olduğunu kimse bilmeyecek. Kimse anlamayacak, uzaklığının bu kadar yakın olduğunu. Bir yıldız da buluştuğumuzu, yağmurdan hızlı hızlı kaçan insanlar bilmeyecek. Seni ne çok sevmişim yağmur damlası. Cama vuran her damla minik bir öpücük olsun buradan, ta oralara giden her damla da, benim bir gülücüğümü gör pencerende, her damlanın çıkardığı seste, benim sesimi duyar gibi ol, her damla tertemiz bir nefes olsun, sende aşka giden... Ağlamak kadar gülmekte var yaşamda... Duyguların en yoğun halini, özlemlerin en büyüğünü, sevdanın en zorunu istiyorum belki de, bir sen, bir de yağmur var hayatımda. Yağmur damlaları, saçlarından kayıp, alnından kirpiklerine dökülür, gözlerinden, yüzüne dağılıp yanaklarını okşar, dudaklarına çarpıp, boynundan hızla kayıp ince gömleğine akardı... Avuçlarımı yüzüne değdirir, parmaklarımı dudaklarında gezdirirdim. Utanır gibi olurdun kimi zaman, çekinir, gözlerini, gözlerimden kaçırırdın. Bazen de, utanç halini yağmura dalmış gibi, hiç bir şeye aldırmadan, sımsıkı sarılırdın bana. Islak saçlarını okşar, nemli yüzünü izler, yanaklarından doyasıya öperdim... Bu gece yalnızım... Sen yoksun bu gece... Bu gece yağmur var. Yalnız ağlıyorum ıslak camların önünde, gözyaşım yağmur damlası bu gece. Islanmak istemiyorum, söyle yağmura dinsin, yağmasın bu gece... Gözyaşını bilirim diyenlerin, aslında bilmediklerini anlarsın, bir gün ayrılıklarında hiç ağlamadıklarını görünce. Yeşili severim diyenlerin, sevmediklerini anlarsın, bastıkları zaman bir ot parçası gibi yeşil çimenlere. Güzeli severim diyenlerin de, bir gün yanıldığını anlarsın... Meğerki ben seni ne çok sevmişim yağmur damlası... Seni ne çok sevmişim... Yıllarca senin dilinden konuşmuşum, senin gözlerinle görmüşüm, senin yüreğince sevmişim, düşlerimi seninle büyütmüşüm, yorgun ve sonu gelmeyen özlemlerimi yağmur damlalarında beslemişim... Oysa sen.. Teslim olmuşsun başkalara, yasaklara takılı kalmışsın, yenilmişsin. Yenilgiler intikama dönüşmüş boş yere, gururun yıkılmış, sen yıkılmışsın, her gün biraz daha akışı olmayan nehirlere dönmüşsün... Ben seni ne kadar çok sevmişsem, aramıza hep yağmurlar girmiş. Hep ıslak kalmış, el ele tutuşan ellerimiz, gözlerine hep hüzün yerleşmiş. Seni ne kadar çok öptüysem, o kadar uzaklara düşmüşüm, ayrı gecelerde hep sana ağlamışım, yokluğun büyümüş, yalnız kalmışım. Ben seni ne kadar sevdiysem, incinen çocuk bakışlarında kalmışım, hep koşmuş, yetişememişim yol ayrımlarına. Seni ne kadar çok uğurladıysam, o kadar çok beklemişim dönüşü olmayan yollarda. Sen hep uzaklara gider olmuşsun. Sonbahar ayrılık demek olmuş.. Ben senin, Eylül gecelerinin ay ışığında güzelleşen yüzünün tutkunu olmuşum. Fırtınanın önünde sürüklenip, saçlarına takılıp eriyen bir kar tanesinde yağmur damlası olmuşum... Zordu bir tanem... Hayatın gerçeğini, düşlerinin ıslığıyla bestelenmiş, kanayan bir şarkıya dönüştüren yüreğinin atışlarını dinlemek. O ıslığın seni götürdüğü yere kadar çekip gitmişsin sen. Yankı seslerinde anlamışım seni kaybettiğimi. Bağ bozumu hayallerimde ıslak kalan düşlerim kurumamış ve sen yağmurda yürürken hep susar olmuşsun. El, ele tutan ellerimiz ise hep ıslak kalmış. Dudaklarımızda bir garip yağmur şarkısı... Ben sana tutkun, sen bahar yağmurlarına aşıktın. Buğulu camlara resmini çizer, güneşle birlikte yok olurdun. Bunca güzelliklerin ardından içimizi buz gibi yapan, bizi üzen bir şeyler hep sinsice yaklaşır değil mi? Koşarak gelsen, diyorum yağmurlu bir gecede ve o çocuk bakışların gözlerimde. Ellerin ıslak, gömleğin ıslak, sarılsan boynuma, sımsıkı kucaklasam seni, usulca öpsem yağmurlu yanaklarından, ateşe kesilse birden üşümüş bedenin, ellerin sımsıcak olsa avuçlarımda. Bu aşk hep sıcak kalsa, "boş ver" desen bana, "boş ver, yaşamak işte bu yağmur sevgilim", geri dönüşü olmayan bir yola çıksak birlikte, bir sen, bir ben, bir de yağmurlar olsa. Mutluluk ellerimizde, gönlümüz hoş, içimizde kükreyen sevinç ve iki damla yağmur tanesi, biri sende diğeri de bende. Doyulur mu hiç yaşama? Ama korkuyorum aramıza mevsimlerin girmesinden. Korkuyorum sana geç kalmaktan, kaybetmekten korkuyorum seni. Oysa aşk, her gün büyütmeli kendini ayrılıklarda. Bu gece yağmur var. Islak camların önündeyim. Ya sen? Sen neredesin yağmur damlası? yalnız mısın? Yoksa, bütün kadehlerin sana kalktığı bir masa da baş oyuncu musun bu gece? Ödünç alınmış, yapmacık gülücüklerin karşısında mısın? Sen neredesin yağmur sevgilim? Neredesin?.. Neredesin?.. alıntı |
Gün geceye yüklüyordu yorgunluğunu.. Dudaklarımda bir türkü "ah yalan dünya" Yürek vuruşlarıma yüklenmişti karanlıklar Sen görmüyordun.. Son kez falcılara uzattım avcumu Umutlarım sana giden yollarda bir bir kayboldu.. Üstelik acılara ülserliydim.. Vodkalı gecelere yeşil ışık yakmıştım Postaya verilmemiş şiirlerim vardı Sana yazılmış bilmiyordun.. Anıların kurşuna dizdiği ilk ben değildim Herşeyimi anlatmıştım sana İstasyonda bir tren geceyi ateşe vermişti Bir kadın ağlıyordu; hıçkırıkları sıtmalıydı Ben sana geliyordum şiirlerimle Okumuyordun.. Vefasızlığın böylesi..!! Oysa boşunaydı uğraşım Sen artık uzak diyarlara gidipte Dönemeyişin adı olmuştun.. Sen özgür olduğunu sanıpta Sürgün yaşamamın en büyük tanığısın.. Deli duygularımla seni bekliyorum hala köşebaşlarında Yalnızlığımı bekçi düdükleri paylaşıyor.. Uykusuzmuşum..açmışım..umurumdamı.. Üstelik dudaklarımda birikip kalmış en yoksul çağrılar İçimde bütün umutlar karşıma dizilmiş ardarda Tut ki düşlerimi çalmışlar... Boynu bükük gidiyorum yağmur yağıyor bu şehre yine Yokluğun kanser yarası Seni soruyorum kükürtdioksitli geceye Ellerim ceplerimde seni düşünüyorum Yalandan da yalan gözlerini..**** gülüşünü Yanyana nefes nefese seninleyim.. Sökemiyorum içimden kördüğümsün..canımsın sanki..!! Tül perdelerin gerisinden bakıyorum sokağa Şimdi en uzağındayim en çılgın sevişmelerimizin Bir ben varım kırık sevgiler bulvarında Hiç uyumamış bir ben.. Çaresizliğine gömülü yokluğunu heceleyen.. Elif Eylül AYBAŞOĞLU |
YALNIZLIĞIM Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım, Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir. Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir, Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım Güneşim aydan sarı, yarınım dünden zorsa, Sarsın artık ömrümü tunç kandillerin isi Üşüyen ellerimden tutmalıydı birisi, Eğer benim gözlerim onları görmüyorsa. Bir camın arkasında açılıyor güllerim, Havuzum pırıl pırıl... yıkar bakışlarımı. İşler temiz ziyalar suya nakışlarımı; Ruhumun dünyasından eser tahayyüllerim Rüya rüzgarlarında bir yaprak yalnızlığım Düşüncem bir neydir ki ürperir perde perde Belki bu mısralarım esecek gönüllerde Fakat herkese uzak kalacak,yalnızlığım. FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA |
Yalnızım Aşkıyla Aşklandım Yalnızım Aşkıyla aşklandım Gözlerimden güneşler sökün edecek Bir dünya istiyorum Başımı döndürecek.. Göğsümün içinde Volkan yürek Kim yaşayabilir ki böyle suskun Sustukça haykırarak.. Okyanuslar istiyorum Taş devrini gömecek Yüzyıllar istiyorum Aşk, hükmünü sürecek.. Bir yürek daha istiyorum Dahalarca aşkımlı Aşkımı döndürecek.. Faika Sarp |
İçimde bir yerlerde büyüyen, sevdaya dair bütün sözcüklere direniyor, susuyorum.. İnanılmaz ağırlaşıyor gitgide yükleri. Artık kaldıramayacağımı düşündüğüm bir anda, çöküyorum dizlerimin üzerine, ellerim toprağa değiyor. Bir kaç damla gözyaşı süzülüyor gözlerimden, düşüp karışıyor toprağa. Çok güç te olsa kalkıyorum ayağa çöktüğüm yerden kendi kendime. Çünkü hiç bir el uzanmayacak tutunup kalkmam için, biliyorum... Bir garip hüzün çöker insana, El ayak çekilince. Tek başına kalırsın dünyada, Etraf sessizleşince... Karanlık oyun oynar aklıma, Gölgeler dans edince... Esen rüzgarlar yüreğimde, üşütse de. Çöküp üstüme karanlıklara boğsa da beni gece , hiç bir yıldıza tutunamasam ayaklarından bile. Olmasa da sarılacak bir zerre umudum, bir küçük belkim.. Umrumda bile değil yalnızlık... Hayat, tek başımıza başlayıp, tek başımıza sona erdireceğimiz bir hikaye belki de. Gelenler, gidenler, sevenler, terk edenler birer oyuncu sadece. Oynayıp kendilerine düşen rolleri, virgüller, noktalar koyup, kelimeler yazıp, cümleler kuruyorlar bu hikayede. Kimileri siliniyor, kimileri kalıyor öylece oldukları yerde.. İnan bu ev alışamadı, Hiç bir zaman sensizliğe.. Şimdi sensizlik oturuyor, Kalkıp gittiğin yerde... İnan bana alışamadım, Hiç bir zaman sensizliğe.. Şimdi sensizlik dolaşıyor, Çıkıp gittiğin bu evde... Ne yaptım da yoksun bunca zamandır? Herşey o kadar boş, o kadar anlamsız ki.. Belki de haşarı bir çocuk gibi, takılıp gitmişsindir bir bulutun peşine. En büyük korkum da bu.. Sen yokken ya unutursam dünyaya bakmayı? Issızlığıma ağlıyorum, sen yoksun, bende sessiz bir hiçlik. Yalnızlığa elbet alışır bedenim, Yalnızlıkla belki de başa çıkabilirim.. Herşeyi yaşayarak öğrenmedik mi? Sevmeyi, sevilmeyi, terketmeyi, terkedilmeyi. Saplanan acıları yüreğimize, kanatarak bile olsa çıkarmadık mı saplandıkları yerden zamanla? Gitgide daha derinlere işleyen ağır sancılarımızı dindirip, alışmadık mı ince sızılara? Gelişinle her hücremi sarıp, alsan bile aklımı olduğu yerden, atsan bile beni yanmalara, Gidişinle çökse de yokluğun üzerime, ağır, taşınamayacak bir yük misali, gözlerimden yaşlar düşse de ardından, acısa da kanasa da yüreğim. Yananlar dönüşse de küllere, savrulsa da her bir zerresi ayrı bir köşeye, Yine de her kapıyı çaldığında açmadım mı sonuna kadar sana? Hatta bazen kırıp bütün kilitlerini.. Hayat öğretmedi mi korkmamayı korkularımızdan? Kimi zaman çıkmazlara doğru yürüsek te, geriye döndürüp adımlarımızı, başlamadık mı yeniden en baştan? Çok zor gelse bile, yaşar öğrenirim, Sensizlik benim canımı acıtan... Öğrendim yalnızlığı.. Her harfini birer birer benimseyip, sindirdim içime.. Gel gör ki, öğrenemedim sensizliğin baş harfini bile... Aşk.. Acıtsan da beni, kanatsan da, sen hep kalacaksın tek harfi bile silinmeyecek olan kelimelerimin, en baş köşesinde... NEDİM KARAKOÇ |
|
YALNIZLIK Her zaman ki gibi bu senede yalnızım Nedendir bilmiyorum,onu unutamıyorum O, beni umursamazken;ben onun için ağlıyorum Ve hep onu düşünüyorum Ne kadar da onu düşünsem, O kadar da unutmaya çalışıyorum Ama; Olmuyor,olmuyor,olmuyor! Dediğim gibi birtanem Gene yalnızım,gene yalnızım ve hep yalnızım Olsun ben alıştım artık yalnızlığa Ama; Merak ettiğim birşey var Acaba birgün yalnız kalırsan; Benim alıştığım gibi sende alışabilecekmisin YALNIZLIĞA!... SELDA ... |
|
Eski Yalnızlık En eski yalnızlığımdır aşk benim Gitgide büyüyen, karanlıklarla Ne zaman sevdiysem tutuştu tenim Bir ateşin açtığı yanıklarla Sabahı olmazdı çok gecelerin Alır, götürürlerdi beni onlar Öptüğüm elleriyle, korkunç, derin Bir uçurumun kenarına kadar Sonra bırakır giderlerdi, üzgün Bakardım sessizce arkalarından Sonra umutsuzluk, gözyaşı ve kan Bütün umutlarım biterdi bir gün Bir gecenin ortasında kalırdım Tek başına ben, ve yalnızlığım Ümit Yaşar Oğuzcan |
YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Yalnızlık, yaşamda bir an, Hep yeniden başlayan.. Dışından anlaşılmaz. Ya da kocaman bir yalan, Kovdukça kovalayan.. Paylaşılmaz. Bir düşün'de beni sana ayıran Yalnızlık paylaşılmaz Paylaşılsa yalnızlık olmaz. Özdemir Asaf |
Yalnızlık Çiçeği Gün tepelerden aşıp giderken Kara bir yalnızlık çiçeği açar Benim gurbetimde Acı bir rüzgar eserken titrerim Ağlarım ben gurbetimin akşamlarında Kapımı kimse çalmaz Dost bir selam bile gelmez Gözlerimde bilinmez bir yar hayali Gitmez sabaha kadar Gurbetimin baharı işte böyledir Böyle hüzünlü Her gün güneş tepelerden aşıp giderken Kara bir yalnızlık çiçeği açar Benim gurbetimde Ama her gün açar Ömer Ilgaz |
Sana yazdigim siir yarim kalacak, boynu bükük kalacak tüm sözcüklerim. Sana olan sevgimi kalem duyacak, kagitta bilmeyecek canim sevdigim!!!!! Keske seni tanimamis olsaydim, ozaman asik olmazdim. Ama simdi daha mi iyi, simdi seni taniyorum ve seviyorum ama sen beni sevmiyorsun ve bana gelmiyorsun! DERYA RENÇBER |
http://img129.imageshack.us/img129/6062/hrtflmoy41cr4.gifhttp://img129.imageshack.us/img129/6062/hrtflmoy41cr4.gifhttp://img129.imageshack.us/img129/6062/hrtflmoy41cr4.gif -B E L K İ S E N Y O K S U N- Belki de sahiden bırakacaksın beni. belki de ben bırakılması elzem en zararlı alışkanlığım. Belki bir hata idi benle olmak ve hayaller kurmak. hayallerin hepsi de işkembe-i kübradan sallanmış şeyler ki sırf belki de sırf senin ellerini tutmak ve ensene arkadan bir öpücük kondurmak için belki de. belki de dünya zaten dönmüyor, ve Pakistan'da binlerce kişi ölmedi depremde ve donmuyor kalanları. Şırnak'ta sevgi yok belki de, elleri ve yüreği olan bir sevgi. belki de küre zaten yok ve zaten ısınmamakta yüreği, erimemekte buzulları, yükselmemekte denizleri. Telef edilmiş kuşlar, ve hatta kuş gribi yok belki de. Belki gökyüzü bile yok. Belki sen yoksun, belki de ben. Belki ve belli ki biz yokuz sade bu dünyada, sevgi var bizden öte öteden beri http://img129.imageshack.us/img129/6062/hrtflmoy41cr4.gifhttp://img129.imageshack.us/img129/6062/hrtflmoy41cr4.gifhttp://img129.imageshack.us/img129/6062/hrtflmoy41cr4.gif alinti |
Yalnızlığımı düğümlüyorum şimdi ayağıma.. Çözülmemecesine bağlıyorum.. Sıkıyorum.. Ayaklarım acıyor. Yüreğime benzetiyorum sonra.. Sıktıkça acıyor! Birbirine dolaşıyor ayaklarım. Düşe kalka yürümeye çalışıyorum.Olmuyor! Düşüyorum da, düştüğüm yerden kalkamıyorum aslında.. Gittikçe batıyorum..Canım acıyor..Ayaklarım dolanıyor..Yüreğim susuyor.. Biliyorum.. Hoşuna gidiyor canımı acıtmak. Biliyorum.. Büyük haz duyuyorsun. Biliyorum.. Sen duygusuzsun! http://img242.imageshack.us/img242/6894/load108892rm4.jpg Görmüyorum! Duymuyorum! Lanet olasıca.. YOKSUN!! İsyan etmek istemiyorum artık. Ben böylede yaşayabilirim aslında. Neden olmasınki?!.. Diye düşünüyorum ama..Sadece düşünmekle yetiniyorum aslında... Biliyorum.. Yaşamalıyım herşeye inat. Biliyorum.. Hayat ben varsam var. http://img242.imageshack.us/img242/3739/load108893me9.jpg Kukla gibi oynatıyo beni hayat. Sürükleniyorum ordan oraya.. Dolanıyorum etrafında. Farkında bile değilsin! Umrunda değilmişim oysa.. Diyorumki artık; sende umrumda değilsin aslında... Oynatıyorlar beni!! Karşı gelemiyorum oyunlara! Yoruldum artık... Bitsin savaşlar.. BİT artık!! Lanet olasıca... http://img329.imageshack.us/img329/1909/load108994bj6.jpg Ters düz olmuşum umrunuzda değil. Beni bilen bilir zaten. Dert etmiyorum kendime beni anlamamanızı.. Ben kendime yeterim. Ben, kendim için varım zaten.. Oysaki düşüncelerim farklıydı benim.. Ne kadar değişiyormuş insan.. Yaş ilerledikçe düşüncelerde değişiyormuş.. Büyüdükçe anlıyor insan.. Böylesi en güzeli belkide..Ters düz yaşıyorum hayatı...Kaybettiğim zamanı... http://img329.imageshack.us/img329/1235/load108995hn3.jpg Ağlıyorum.. Eskiden senin için ağlamış olmama Ağlıyorum.. Hiçbir şeyi haketmediğin halde, sana değer vermeme Ağlıyorum.. Hayatımı yaşamak varken, sessizliğe çekilmeme.... Hiçbirşey için değmezmiş oysaki.. Ağlarken anlıyorum. Sen değmezsin..Yaşlarım değmez..Hayatımı senin yüzünden zehir etmeme değmez.. Artık eski ben'le karşı karşıyasın.. Üzülsenmi, sevinsenmi bilemiyorum.. Ama bence en mantıklısı bu... http://img441.imageshack.us/img441/4816/load108996ct3.jpg Ellerimle tutuyorum artık hayatı... Yakalamaya çalışıyorum, zindan ettiğim zamanı.. Artık herşey farklı olucak.. Eski ben'le karşı karşıyasın.. İster ağla, ister sevin; Sana inat yaşayacağım bu hayatı..... |
|
Sen küsüp giderken bir çift sözüme, Sessizce karşıma çıktı yalnızlık... Pişmanlık hissiyle yanan yüzüme, Beter ol der gibi baktı yalnızlık! ... Dilimden düşünce o çirkin hece, Kapımı sen açtın bu zalim güce. Dört yanım karlı dağ oldu her gece Çığ gibi üstüme çöktü yalnızlık! ... Ne kadar hasretsem bir tebessüme, O kadar muhtacım son nefesime. Ruhumda beliren her hevesime, Bir hüsran perdesi çekti yalnızlık... CEMAL SAFİ |
Bugün sensiz, sensizliğe uyandım.. Kayalara çarpan dalgalar misali.. İçimde fırtınalar koptu. Sensizliği hak etmemiştim! Ne nefes almayı, ne de yaşamayı.. Sensiz sensizliği yaşarken, içimde hep SEN vardın! Bu nasıl sensizlik?! Şimdi sensiz "sensizliğimi" noktalıyorum... Gidiyorum.... Zor olsada başarmak için uğraşıyorum.. Kendimde büyük azim görüyorum. Bundan olsa gerek.. Kendime güvenmesem, bırakamazdım seni, oysaki.. Ama artık çok geç.. Sensizliğe her sabah uyanışımda, sanki sensizliğin rüyasında.. Her sabah uyandığında, ayrı bir rüyada... Biliyorum.. İmkansızdın sen! Anlamalıymışım önceden.. Yanılmışım bakışlara, oysaki.... Bitti işte bir gün daha.. Ayrılık vakti geldi çattı. Gidiyorum işte, yokluğuna.. Elveda.... Zordur elvedalar.. Basit gibi görünen, zor bir denklem.. Çözülmesi zor bir soru.. Çözmeye çalışan iki şahıs.. Ve yine sonuç vermeyen formüller... Sırf bunlardan usandığım için gidiyorum(!) Belki başka bir yerde, başka bir zamanla ve başka bir kişiyle çözmek umuduyla gidiyorum.. Sana yakışan vedalar bırakıp gidiyorum.. Sonu geldi yine işte.. Sen zaten bilmesen de.. Çölümdeki suyum da kurudu. Bana artık "elveda"lar yakışır oldu... Bazen kolay gibi göründüm ben sana.. Aslında öyleydim.. Herşeye, herkese hayır diyebilirdim ama bir sana lafımı geçiremezdim. Acizliğimden! Yoksulluğumdan! Kimsesizliğimden! Ama artık herşeyin farkındayım.. Bilerek, isteyerek kalbini gömüyorum.. Yaşamda ve ölümde, hastalıkta ve sağlıkta, herşeyi bilerek ; Gidiyorum.... Gözünaydın... Artık YOK'um.. __________________ |
İlişme Yalnızlığıma Diyorsun ki; İçimde sana dair henüz oluşmaya başlayan bir kıpırtı var. Diyorsun ki; Seni hayatıma katmak istiyorum. Diyorsun ki; Mutluluk varılacak yer değil yürünen yolsa gel beraber yürüyelim. Kulağa çok hoş geliyor söylediklerin biliyor musun? Bilinmeze açılan yolun karşı konulmaz çekiciliği, sınırsızca paylaşabilmek, bu yolculuğun daha bir çok yolculuğu beraberinde vaat ettiği masmavi bir ufuk düşlemek. En çok da özlemlerimin ve tüm yaşamak istediklerimin gerçekleşme olasılığı sımsıcak bir düş gibi tepemde dolanıyor. Boğazda bir vapur düşlüyorum sonra. Vapurda omzumun yanıbaşında başka bir omuz. Yanımda durmasından sevinç duyduğum. Yüzümü okşayan rüzgar. Sevebileceğim başka bir yüzle paylaşmaktan gocunmadığım. Bedenimde dolanıp dizlerimin bağını çözdüren tatlı bir telaş düşlüyorum. Güzellikler kuşanıyorum sözcüklerinden. Dünyayı kurtaracak güzellikler hem de. Diyorum ki; Yalnızlığımdan hoşnutum ben. Diyorum ki; Kendini ve o kıpırtını alıp gidebildiğince uzağa git benden. Yalnızlığıma ilişme.. Alıntı |
Geceyi dinliyorum, kapkara bir eşarp gecenin renginde Ankara' ya söyleniyorum. Islak ayaklarda eskimiş ayakkabılar sıcağı zor seçer oldu. Kaldırımlara kızıyorum suyu tutmaktan cok üzerime korku öfkesini sıçratan. Kadere alınıyorum, alınganlığım sonradan. Yarım esen rüzgarın Ayazina aldanıyorum. kimin körkütük açlık sarhoşu oldugu tartışılmaz, herkesin ben dediğini duyuyorum. Fakirliğin bereketine inat, Bir parça ekmek icin midemi arıyorum sevgi sofrasında. O kadar olağan aksiliklere kezat, kör ateşlerde yanan güneşe özeniyorum kapıdan baktıran mart'ın yaptığı gerçekten zor zanaat. Acıların düşük yaptıgı belirsiz hazan şarkıların teline takılıyorum. Güfteler kararsız söz birliği ediyor bestelerde. Ben yine geceyi dinliyorum, yağmurla kaplı gönül denginde. Ne feryat , Ne figan bu yazıya engel çeketim olsa razı bu beden çeker gider, Gece beni dinliyor, sesizlik geceyi. icimdeki ben yalnız simdi, geceyi yalnız geçiriyor. SEYFİ KAYA |
Yalnızım Uzatsam ellerimi tutarmısın Avuçlarında. Dinleyebilirmisin gecenin bir vaktinde Hiç bıkmadan. Ortak olabilirmisin acılarıma, Ağlarmısın benim gibi çoğu zaman. Gözlerin dalarmı çok uzaklara Bir bekleyenin varmış gibi Özgürlüğün kapısını açarmasın benim için Avuçlarında getirebilirmisin Mutluluğu bana. Susma Nolur söyle artık... Ortak olabilirmisin Yalnızlığıma?.. |
http://img405.imageshack.us/img405/6647/sendensa1.gif Hayatın eksi sonsuzunda Artı sonsuzluktasın sen benim için... Geç kalmış hiçbir şey yok Ama her şey için çok erken... Gecikmiş olmayı bile istersin Eğer sürekli erkensen Bir kez olsun gelmeyeceksen... Söz yetersizken, Gözler de yetersizse, O zaman önümden geçip gidersen, Yanındaki hiçbir şeyinse bile , Benim her şeye her şeyimle gözlerimi kapamaya yeter ... Binlerce benle bir tane sen yazsam da Yazılar okunaklı gelmezse sana O zaman; Hayatın senin Benim payıma düşen hayatım da senin Geride kalmayanlar, Yaşanmayalar, Hepsi birden benim Sonsuz tane ben bile sen edemeyeceğim için... Sen olduğum ilk gün,son olmana itirazım olmadığıdır Son olamazsan eğer,her sonum da sen olacaksındır Aramızda koskoca bir sessizlik var Senden tarafta bir sen varsın Benden tarafta sen her şeyden fazlasın... (Alıntı) |
YALNIZLIKLARDAYIM Yalnızım, yalnızlıklardayım. Gene senden uzaktayım. Nasıl ihtiyacım var içimi dökmeye, dertlerimi anlatmaya bir bilsen. İstiyorum ki seni düşünürken, rüzgar esmesin hoyratça içimde. Toz duman içersinde kalmasın hiçbir yer. Yaslanmışım bir ağaca, dalmış gözlerine,gözlerim. Uzakta bir boşluğa asılı kalmış. Şimdi en güzel gördüğüm düşsün. Bir ressamın tuvalinde resmin, arkanda dağlar. Bir perde gibi inmiş gökyüzünden bulutlar. Bir gök kuşağı sanki başındaki taç. Sislerle boğulmuş güneş, senin aydınlığına muhtaç. Yine bir gün ansızın yüreğine baskın yaptım geceden. Esir alınmış soluklarında yaşadım ilk heyecanı. İlk kez, mecalsiz kaldı sevgimin hücreleri. İlk kez sana teslim oldu yüreğim. Yaşamın en zor yanı, seni düşünmekmiş bilemedim. Yaşamın en güzel yanı, seni düşünürken ölüşün ve tekrar dirilişin özlediğimde yarınıma. Ne güzel bir başka renkten sevmek seni, bir başka mekanda düşünmek. Bir başka gözle görüp, sevmenin gür soluklarında hissetmek nefesini. Ve sonra inmek derinliklerine aşkın. Tekrar tekrar hissetmek, keskin ve yakıcı tadını öpüşün. Ahhhh! Güzelim, bir tanem. Ne olur, güzelliklerinde gizlensin çirkinliklerin. Bak şimdi, Yalnızlığın uç verdiği yeni filizlerde büyüyorsun. Oysa sen, yorgun dalgaların kıyılarındaki izlerde olmalısın. Kum tanecikleri gibi yıkanmalısın tuzlu suda. Ve ben sana, yalnızlıklarımı yazmalıyım, yalnızlıklarımda bu satırlarımı kuma. İçimde hep sensizliğin korkusunu taşıyorum. Anlaşılan, ben hep senin yalnızlığını yaşıyorum. Senin hıçkırığında, göz seyri mendeyim beni andığında geçen. Açlığımda mis gibi ekmek kokumsun dumanı üstünde yalnızlığımın. Yağmurda toprak kokumsun, baharda çiçek. Yalnızlığımın sarhoşuyum her gece içtiğim yalnızlığımın. Yüzüme baktığında okuyacaksın yalnızlığımı. Yalvarışlarımı hissedeceksin, benim hissetmediğim. Duruşumun sana nasılsın der gibi olduğunu. İyiyim diyeceksin sadece gülerek. Belki de sarılmanı bekleyeceğim,kendimi zor tutup. Sen hissetmesen de, bir çocuğu okşar gibi okşamanı kim bilir. Senin o gizemli dünyanda benim yalnızlığım olacak senin düşündüğün. Senin hissettiğine benim gülmem olacak. Güldüğümü hissedip, sende güleceksin. Sana değecek sözlerimin her kelimesi. Şarkılarım olacak dudaklarında söylediğin. Beni hatırlayabildiğin yalnızlığında, için sıkılacak, yüreğin daralacak dokunmak, sevmek gibi, tatminlerin en güzelinden uzakta, sen ve ben, bir araya gelemediğimiz iki ayrı kutupta, iki ayrı yalnızlığı yaşayacağız. Yalnızlıklarda, yalnız. Şair-Ahmet Canbaba |
Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz. Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları var Ne de benim gözlerimde şiir… Yaz dedin, oysa kışlar yaşıyorum her mevsim Açmak üzereyken papatyalar yeni karlar yağıyor üzerine Üşüyorum… Evet hala üşüyor ellerim.. Hüzün kapımızı çalalı beri bin günü aştı Bin ömür, bin soluk, bin yıkılış yaşadım Ömrünün arka sayfalarında altı çizilmiş satırlarımı okumaya başladım Sığınışlarını, susuşlarını ve haykırışlarını işittim maviadadan Korunaklı bir liman olamadım sana Ve arkama bakmadan giderken Haykırışlarını duymamak için kapattım yüreğimin kulaklarını Şimdi, bin ömür geçmiş ömrümden Ben bir rüyadan uyanmak istercesine çırpınıyorum Hani zaman ilacı olurdu her şeyin? Hani zamana bırakmalıydık? Atalar yine yanıldı… Bir günün sonunda binlerce tükenişle ölürken ben Zaman zehrini içerken yudum yudum Artık bitsin istiyorum ataların ilaç dedikleri yoksuzluğun.. Bitsin… Bitmezlerin bilincinde diyorum diye Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz. Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları var Ne de benim gözlerimde şiir… Ş imdi kendini yok edişlerini dinliyorum Susuyorum… Susuşlarımın öznesi sen oluyorsun hep Şehrine gidiyorum… Yokluğun açıyor kapıları Yıkılan şehirlerarası bir otobüs terminalinde ayak izlerimiz duruyor Hala haklısın Kokun sinmiş soğuk duvarlarına şehrin Herkesin gözünde seni arıyorum Yoksun… Yokluğunu salıp gitmişsin Gidişle bırakıldığın bu kentte… Susuşlarına bile yandığım soğuk dağlarımın eşkıyası Bağışlama dilemiyorum, gel demiyorum, sev demiyorum Haykırışların yankılanıp boşlukta kaybolmadı bilesin Sığındığın maviadada yaktığın ateşi görüp Yanaştırabilirsem gemilerimi Tutacağım ellerinden… Şimdi yanıyorum, kanıyorum Ve yıkılışların altında tekrar eziliyor bedenim Geç kalınmış bir soluk mu bir günün sonunda Yoksa çaresizliklerimin son çırpınışları mı bilmiyorum Kayıp adresten yazıyorum son kez Sussam yalnızlık, konuşsam ayrılık dönsem yıkılış, Dönmesem yokoluş... şimdi ben susuyorum, Yalnızlığa talip... Sende sus bana sus ki, bir daha ölmeyeyim… KAHRAMAN TAZEOĞLU |
SEN YOKTUN SABAH UYANDIM GUNES YENI ACILMIS GOZLERIME DOKUNDU KAMASMIS GOZLERIMLE SENI ARADIM AMA SEN YOKTUN... OGLE OLDU PENCEREYE DIKILDIM SENI ARIYORDU GOZLERIM BAKTIM...BAKTIM...BAKTIM AMA SEN YOKTUN... GECE OLDU TUM UMITLER TUKENDI HALA SENI ARIYORDU GOZLERIM YARINA CEYREK VARDI AMA SEN YOKTUN... |
Ben... İşte ben!.. Daha ne oLsun... NasıL diyeyim sana? NasıL anLatayım kendimi?.. PasakLıyım meseLa... Dağınık... Hep dağınık... Beni dağıtacak sevdaLarı koLay buLmam bundan beLki... Aşık oLdu mu, en çok kendisinin aşık oLduğunu düşünecek kadar çocuksu aptaLLıktayım... Dağınık... Ruhu... Beyni... Mekanı... Her yeri dağınık... ÖyLe biriyim... YaLancıyım... Kendimi kandırıcak kadar yaLancı... Hiç bir hayaLim yok... OLmadı... OLmayacak da... Asabiyim... Sabırsızım... Ama en çok da dağınığım ben... Ruhu... Beyni... Mekanı... Her yeri dağınık... ÖyLe biriyim... ÖyLesine yaşıyorum... ÖyLesine... ÖyLe.. -------------------- |
Suskun bir kentin yağmuru gözleyen gecelerinde büyüttüm düşlerimi. Acıya yarenlik edecekti yüreğim.Bu yol boyu, ardınca hüzün bırakıp, bir bir çoğalttım yalnızlığımı.Yürüdüm.Adımlar büyüdükçe şehirler de büyüdü.Bir çöl akşamının dili tutulmuş soğuğuna düştüm. Her şey üşüdü içimde, ne hayata değdi ellerim,ne de ölümün gizlerine...Bir çıkmaz sokağa vurdu adımlarım.Duvarlar söktü bağrındaki en mahrem sırları.Yüzüme vurdu gece üşüdüm. Bir kenarda bir avuç düşle gözleri bağlı çocukluğum neye gizlenirdi? Sır tutmaz dertlerim vardı sırtımda, alnımda yaşıma ters orantı bir kavga…Sonra yağmurlar indi bu şehre,sessizce..Ve ben adına defalarca çizgi çekilmiş bir fail oldum. Sel vurdu ömrüme, şehrime.Her şey kapılıp gitti ardından. Islak saçlarımla, ıslak ellerimle geldim düş sancım; inan bu şehri ben ağlatmadım. Yokluğunun emareleri çöktü omuzlarıma,yine vakit hüzne dalma vaktidir.Sakinleşmemiş yaralarımdan çaldığım kanlarla geldim sana. Ömrüme sızan bu sancılarla nasıl dönerim geri. Ardına bir avuç kül vaat eden bir ömre sığar mı bunca yalnızlık? Şimdi bir kabus olur düşlerim,ve düşer bir bit gecenin kara yazılarına. Ne zaman susacak bu kelimeler, içimdeki bu çığlık ne zaman kesilecek? Mahur gözlerine mi vurdu hazan; ne olur bir şey de. Kabulümdür senden gelen… Ritmi bozuk gönlüme bir merhem sür; düş sancım! Avare yürüyüşlerime yol ol, iz ol. kimliğimden hatırıma düşen ismim ol.. Şimdi delilik, susma vaktidir. Gök kuşağında düşleri uçurma vaktidir.bir yamaca tutunmuş ellerimde parmak parmak ölmektir. Gidişindir adına yeminler ettiğim. Bitişimdir içimdeki suskunu terk edişim. Düş sancım ;yaralarımın adıdır adın. İçimdeki çocuğu hep aldatışım. Sensiz düşlere kanmayışım.Korkuma bürünene asi yalnızlığım. Ben hala unuttuğun duraktayım… |
|
ADIM YALNIZLIK BENİM Önce seni Sonra kendimi Bugün de kimliğimi kaybettim Hükümsüzdür Bulanlar Boşuna yorulup getirmesin yazık Çünkü Ahmet'i türkülere Selçuk'u şarkılara İlkan'ı şiirlere gömdüm artık Bundan böyle 'Adım yalnızlık benim Soyadımsa ayrılık' Ahmet Selçuk İlkan |
Herkesin konuştuğu bir dünyada ben sustum! ne kadar susulacaksa o kadar sustum! kendimle konuşuyorum şimdi yalnız... yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime kimse duymuyor... Sustum! Bin ah sürüp dudaklarıma ne kadar susulacaksa o kadar sustum! sustu benimle deniz, sustu deli dalgalar, sustu martılar... umutlarımı sarıp rüzgarlara uzaklara savuruyorum her gece yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne kimse görmüyor... Sustum! Tam acılarımı haykıracaktım ki, sustum ne kadar susulacaksa o kadar sustum! bir çığlık kanıyor demedim, en derininde yüreğimin... içimdeki volkanları boğarak sustum! açmadım kimselere yüreğimi hançeri sadece kendime sapladım sapladım ve sustum! hüznü yüzümde, acıları gözlerimde topladım sustum!.. |
Büyük Yalnızlık Önce çaresizlik çaldı kapıları Sonra yoksulluk Bütün âşina çehreler silindi aynalardan Bir anda boşaldı dünya Yapayalnız kaldık Tez tükendi umut ekmeği Bitiverdi suların hayali Çevirdik derin bir karanlığa gözlerimizi Sen ey büyük yalnızlık Bir sen terketmedin bizi Ümit Yaşar Oğuzcan |
Senden öncede bilirdim ben yalnizligi ve hasretleri gurbetin yamacinda tanirdim, Sensiz karanlik sevdalara bürünürdü gözlerim. Yoklugunda gözyasimdan utanirdim.. Bu bekleyismiydi hayati yasanilir kilan? Ve bu bekleyismiydi öldüren gün be gün? Aylar gecerdi son bakisinin ardindan yillari kaybolurdu koca ömrümün... Sen bilmezdin seni düsündügümü, üsüdügümü bilmezdin.. Buz tutardi ellerim gidisinin baharinda.. Geriye hic dönmezdin.. Senden öncede bilirdim ben yalnizligi ve hasretleri yüregimin kuytusunda tasirdim, Her gelisinde sana baglanirdim. Sen her gelisinde gözlerimden dahada uzaklasirdin. Bu umutsuzlukmuydu beni sana mecbur kilan? Ve seni benden uzak tutan bu umutsuzlukmuydu? Koca bir ömür biterdi avuclarinda apansiz, zamansiz kesilirdi nefes alislarim. Kendimi bildim bileli aglamazdim, Yüregime dökülürdü gözyaslarim.. Bir defa olsun sessiz aglayislarimi görmezdin.. Bir yerlerde kalirdi gönlünün bir kösesi, geriye hic dönmezdin.. |
gülsün artık yüzün bundan böyle yokum ben olmayacağım istesende olmayacağım istesemde olamayacağım artık sana çok uzağım başını kaldırdığında benim baktığım yere bakıyor olacaksın gecenin bir vakti ama artık beni bulamayacaksın dilerim bu seni yaralamaz beni yaraladığı kadar umarım bu aşkın cezası sadece benim omuzlarımda olandır özlemek bana kalsın özlenmek sana beklemek bana kalsın beklenmek sana ama şunu unutma bir gün mutlaka karşında bulacaksın beni, unutulmuşluğumu ansızın bir günbatımı herşey yoluna girmişken karşında bulacaksın beni şimdi ben nasılsam öyle olacaksın ve tüketmiş olacaksın bana dair herşeyi benden olan herşeyi özgürlük bana kalmış olacak o an yapayanlızlık sana yapayanlızlık sana.... Ömer Seydi Ekinci |
yanlızlığını anlat bana http://img105.imageshack.us/img105/6993/animation611222119sflx5.gif BULMAK AMA GÖREMEMEK Asla değiştiremeyeceğin şeyler için üzülme. Değiştirebileceğin ama istediğin halde değiştiremediğin şeyler için mutsuz ol veya asla asla bir daha sevmeyeceğim deme.. Mahcup olursun... Asla sevgiyi arama çünkü sen aradıkça o saklanır kapı arkalarına.. Sevgi seni istedi mi bulur.. Zamanı vardır..tıpkı baharı kışta arayıp da bulamayacağın gibi... Ya da bulsan da asla onun gerçek bir bahar olmadığını kabul etmek zorunda olacağın gibi .. O bulduğun sadece bir aldanmışlıktır.. Aldanırsan,tıpkı kış ortasında Çiçek açan erik ağaçlarına dönersin.. Kisin ortasında sevinçten çiçek açarsın.. Kış gerçek yüzünü gösterince de donarsın, Anlarsın ki yaşadığın bahar kış ortasında yaşanan yalancı bir baharmış.... Erik ağacı gibi donarsın O zaman ve o yaz boşa geçer..meyvesiz kimsesiz Sevgi aranmaz..Sevgi istedi mi seni bulur. Hiç ummadığın bir anda arkanda beliren bir dost olur bu bazen.. Vapurda ensende hissettiğin bir nefes alır götürür seni sevgiye, Bir tesadüf sana sevgiyi taşır.. Sen sevgiyi aramamışsındır. Tıpkı gecikse de gelen ve geleceğinden emin olduğun bahar gibi....... Tıpkı bir sabah kalktığında baharın pürüssüz yüzü ile karşılaşman gibi bulmuştur seni sevgi............ Sevgiyi Kaybederken de cesur olmalısın.. Yüreğin dolu olmalı sabır ve güçle Her kaybedilen kazanılan bir derstir zaten Sevgi çok şey öğretir severken ve kaybederken Sevgiyi kaybederken Sevgiliyi kaybetmenin ne zor olduğunu öğrenirsin Sevgiyi kaybederken Aslında onu hiç kaybetmek istemediğini öğrenirsin Sevgiyi kaybederken Onu kaybetmenin, bulmak kadar güç olmadığını Ama acısına katlanmanın ne güç olduğunu öğrenirsin Sahipken sevgiye hep yanında olacakmış gibi Onu hoyratça harcamışsındır.. Kaybettiğinde ise her an yanında olacağına inanmakla Ne büyük yanlış yaptığını anlarsın Ve bir daha ki sevginde daha temkinlisindir.. Hem severken, hem kaybederken Bir önceki sevgi öğretmiştir bunu sana.. Her kayıp bir derstir almam gereken Çünkü hiçbir sevgi tek başına var olamaz.. Ayrılamaz daha öncekilerden... |
Yokluğun kadar hissediyorum varlığını Beni hissettiğin kadar yoruluyorum seni sevmekten soğukluğun söndürdükçe yürek yangınımı, sözlerin şah çekmeden mat ettikçe beynimi, Çırpındıkça batarken umursamazlığının denizinde Sonunu görüyorum başlayamadığım sevdanın Bir çiçeğin tabiata seslenemediği gibi, haykırıyorum seni sevdiğimi Susarak... Hiçbir yere ulaştıkça daha bi seviyorum seni Toprağın altında tohum sana olan aşkım, çaresizliğimin gözyaşlarıyla suluyorum ama Bakışının, gülüşünün güneşi olmadan Açamıyorum sevgimi sana. Bir çığ altında kalıyorum,seni gördüğüm her rüyadan uyandıkça Aslında baktığım her yerde gördüğüm kadar uzaksın bana, kokladığım her çiçekte hissettiğim kadar daha da yalnızım şimdi, okuduğum her dua kadar savunmasız kalbim Dönüşü olmayan bir yolun son durağında indirdim, İçimde biriktirdiğim sevgi sözcüklerini Ruhumdan akan çürümüş bir isyan bulandırdıkça umutlarımın rengini, İntihar kokmaya başlıyordu bütün güller. Artık son sözlerini söylüyordu hayat, son kozlarını oynuyordu mutluluğa karşı.. Varsın olsun , Ben bir ölüme gülerim, bir gülüme ölürüm... FATİH DÜZ |
Menekşeler açıyor, gözlerinin renginde, Güvercin kanadından, alırım müjdesini... Itırlı rüzgarlara, seni çağırsın diye, Saçlarını anlatıp, fısıldarım ismini... Kuytulara sinerken, erguvan pembeliği, Yüreğimde bu akşam, bir ceylan ürkekliği... Uzaklarda bir tambur, sevdalarda geziyor, Gönlünün körfezinde,gönlümü yüzdürüyor... Bu hülyalı, şaheser, bu sevdalı semai Hatıralar şehrimden, getiriyor maziyi... Gözlerimi kapayıp, akşamı dinliyorum, Bir hüzünlü şarkıda, seni bulsam diyorum... Mısralara sinerken gözlerinin özlemi, Yüreğimde tutuşur o sevdanın külleri Uzaklarda bir tambur, sevdalarda geziyor, Gönlünün körfezinde,gönlümü yüzdürüyor... Ceyda Görk |
Zamansızlıkta Yaşamak İçin... Bir nefes kadar uzağındayken...dokunamadan sana,duyumsayamadan sıcaklığını...daha yaşayamadan, ben SENİ, sen BENİ, biz BİZİ... gidilir mi? gidilir mi sevdiğim? Biten saatlerin korkusu yüreğimde çığ gibi büyüyor,yer kalmıyor yarına ait sevinçlerime.Bedenimi sarıyor umarsızlığın dikenli telleri.Gözbebeklerimde güvercinler ağlıyor.Uğurlarken senden,KENDİMİ.Bırakıp giderken ellerine yüreğimi. daha,dün... daha,dünden evveli... daha, gece... daha... daha bu sabah, bu sabah ya! 'Tüketirken sözcükleri sıcak fısıltılarla yüreğimizin yansımalarında, tamamlarken eksik kalan sözlerimizi. İsyanım, sana değildi,sana değildi sevdiğim. seni...seni sığdırmaya çalıştığım zamanlaraydı. her gün, her saat, hatta her dakika sana yakınlaşan yüreğimle...yalnızlığın koynu olan yatağımda uykuya teslim olmadan direnen gözlerimle dilsiz duvarlara resmettiğim sana, ''canımsın benim,canım'' deyişindeki ses tonuna doymadan gidilir mi? gidilir mi sevdiğim? Bilmiyorum...gidişim hangi duraktan? hangi gardan? hangi alandan? ...hangi hain zamanın kollarından olacak? oysa, tüm saatleri geri aldım.Hatta seninle olabileceğim bir zerre mutluluğa karşılık,dudaklarımda takılı kalan o son gülümseyişimi vermek için yalvardım Akrebe, Yelkovana. yalvardım. Zamansızlıkta yaşamak için seni,zamana... Leyla Işık |
Büyük Yalnızlık Önce çaresizlik çaldı kapıları Sonra yoksulluk Bütün âşina çehreler silindi aynalardan Bir anda boşaldı dünya Yapayalnız kaldık Tez tükendi umut ekmeği Bitiverdi suların hayali Çevirdik derin bir karanlığa gözlerimizi Sen ey büyük yalnızlık Bir sen terketmedin bizi Ümit Yaşar Oğuzcan |
Ağlama! ‘’ GÜLÜM ‘’ağlama derdin bana , derdin ama en çok ta sen ağlattın beni, kıyamam derdin güzel gözlerine, derdin de bende inanırdım gözlerimin güzelliğine, bir başka bakardı gözlerim sen güzel deyince,gözlerine… Sensiz yaşayamam derdin bana sarılınca, bende bir başka sarılırdım inanırdım,bensiz olamayacağına ,inanmak ne zor şimdi kollarının başkalarını sardığına… Nasıl seveceğini bilirdin beni,ben söylemeden bilirdin neleri sevdiğimi, kızdığımda gülerdin hemen,türlü oyunlar yapardın beni güldürmek için,bir dakika bile küsemezdim sana, küs kalmayı bile beceremezdim yüzüne bakınca… GÜL’ düm ben senin dilinde,GÜL kokuyorum sanırdım’’ GÜLÜM’’ diyerek saçlarımı kokladığın da! Yalnız benim için bak yeşil yeşil şarkısını söylerdin birkaç kadeh içtiğin de Ben de yalnız sana bakardım hep yeşil yeşil gözlerimle… Ağlamaları yakıştıramamıştın gözlerime,gülmemi isterdin, gülünce gözlerinin içi gülüyor derdin, sonra ölmek istemezdin,ölümden korkardın,ölüp de seni bir başkasına yar etmem der kızardın da! ben senden sonra kimseye GÜL demem derdin,ben kimseye yar olmadım, senden başkasına GÜL olup kokmadım… Sen başka bir yar buldun ,GÜL sanıp başka tenler kokladın.Ben sana hep inandım Senden sonra kimseye yar olmadım,senin sözlerin hep yalanmış çoktan anladım, sen söz verip hiçbir sözün eri olmadın ,değmezdi sana biliyorum ,ben seni de ben gibi doğru sandım Yanılmış olsam da! Merak etme yıkılmadım doğrular sarsılsa da yıkılmazmış,sen gittiğin de bunu çok iyi anladım ben yıkılmadım… |
|
Yalnızlıktı kapımı çalan, Soğuk bir kış akşamı İçeri aldım üşümüştü Soğuk dokundu ellerime Yüreğim üşüdü.......... tomris meteoğlu |
ARDIÇ KUŞU VE SEVDA Yüzünü biriktiriyorum şimdi çünkü ben, bir ardıç kuşu gibi kendi ölümüyle beslenen güncesi ayrılıklarla dolu ve teni her yaz ayrı güneşlerde yanan bir çocuğum. Ne kadar alışkınım bilsen yazılmayacak mektuplar için adresler alıp-vermeye yılların yorgunluğuyla sararan silik, umarsız, gizini saklı tutan ve bir daha yaşanmayan resimlere. Yüzünü biriktiriyorum. Çünkü yüzün bir sevda tohumu şimdi. Geçerken ürpertilerle karanlıklar içinden tutsak ve ağzımıza sığmayan dillerimizle geçerken gecenin pususunda bir ırmaktan bütün özlemleri tadan, bütün romanlarda yeniden dünyaya gelen o çocuk ağlıyor arkamdan beni bırakma... Bırakma beni... Kaç kişinin gücü yetmiştir yasaklanmış bir aşkı savunmaya... Yüzünü biriktiriyorum şimdi. Soyları kocalarının adında eriyen göçmen kadınlar gibi, hüzünlü ve sesim titreyerek ne kadar alışkınım bilsen bütün kanamalara... gülümseyerek. Bir ardıç kuşuyum ben toprağa düşeceğim bir gün içimde çimlenen tohum çatlatıp yüreğimi ağaca dönsün ve yüzyıl yaşasın diye hiç ardıma bakmadan öleceğim. Yüzünü biriktiriyorum şimdi. Zerrin Taşpınar |
YALNIZLIK ŞİİRİ.. Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım Bu gece dağ başları kadar yalnızım Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından Dudaklarımda eski bir mektep türküsü Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim Gözlerim gözlerini arıyor durmadan Nerdesin? Attila İlhan |
Yalnızım sevdiğim. Hem de çok yalnız... Gün batımında seninle hayel kurduğumuz Deniz sahiline gidiyorum. Yüksek kayalıkların üstüne çıkıyor, Denizin üzerinden süzülerek batan, güneşi seyrediyorum. İnanmazsın ama, sanki burası kendimle hesaplaştığım yer Sen gittin gideli hayatımda çok şey değişti. Senden sonra Güneşin ilk doğuşunu hiç seyretmedim. Çünkü o bana, seninle tanıştığım günün başlangıcını hatırlatıyor Birde güneş tam tepedeyken hiç sokağa çıkmadım. O da seninle dolaştığım şehri anımsatıyor. Senden sonra Sadece güneşin batışını izlemeye geliyorum buraya Benden ayrılışın, derin derin gözlerime bakışın, sebepsiz gidişin var ya İşte o anı tekrar yaşıyor, isyan ediyorum. Uçsuz bucaksız deryaya burada haykırıyorum, neden neden diye Denizin üstünden yükselen dalgalar Büyüyerek oturduğun kayalara vuruyor Çığlık çığlığa üzerimde uçuyor martılar Denizin kıyıda bıraktığı çakıl taşları, Hepsi bir şeyler anlatıyor, Hepsinin de bir anlamı bir nedeni var Anlamsız olan tek şey senin beni terk edip gidişin, Yalnızım sevdiğim hem de çok yalnız Bazen çoraplarımı çıkarıp sahil boyu yürüyorum Dalgalarla kucaklaşıyor onların dilini çözmeye çalışıyorum. Denizin kıyıya gönderdiği o çakıl taşlarını birer birer topluyor Onlara saatlerce bakıyor, sonrada onları denize fırlatıyorum Bazı çakıl taşları var ki onlar diğerlerinden çok farklı Onlara bir türlü kıyamıyorum Denize atmak içimden gelmiyor. İşte sen sana kıyamadığım o çakıl taşlarından biriydin. Ben seni denize atmamıştım Nasıl oldu bilmiyorum belki benim ihmalim Belki de sen derin sularda kaybolup gittin, İşte sevgilim o gün bu gün bu sahilde Senin bir gün kıyıya vurmanı bekliyorum. Yalnızım sevgilim. Hem de çok yalnız.... Aslan Pehlivanlı |
Gökyüzüne asılı kalmış bir yankı Arıyor kendisini bırakan ağzı Yeniden, yeniden sesini bulmak için İki köşeli yalnızlığın bir ucunda sen, bir ucunda ben Birleşip ayrılıyor çizgilerimiz Hangi boyuttan koparılmıştık ki biz Anı bile yok, ses, koku bile Bir elin yazdığını öteki el karalıyor sanki Silgiler hatırlıyor, kalemler unutuyor bizi... |
Gölgen gibidir yalnızlıkGecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk.Sarılırsın ararsın tutamazsınYoktur çaresi.Adı YalnızlıkYazılmıştır bir kereYiğit olsan da büker bileği,Cesur olsan da sızlatır yüreği.İçindedir sevgi, insanın tek dileğiAteşten gömlek misaliSEVGİ... SEVGİ... SEVGİ… |
Gözyaşlarım benim tanrıya yakarışım hislerim duygularım yaptıklarım ve yapacaklarım adeta bir şeyi haber vermek istiyorlar gibi ama bu ne bilemiyorum... Tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım. Gözyaşlarım sel olup gittiğinde ve, Benim artık üzülmekten sesimin çıkmadığı anda yine düşünüyorum ve yakarıyorum tanrıya neden hep böyle ne zaman bitecek bu acılar diye ama bir cevap gelecekmi bilmiyorum tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım. Ancak bir gün bir şey oluyor her şey bitti çözüldü diyorum ancak o zamanda yine bilmediğim bir şey oluyor tam her şey çözüldü derken başka bir problemle karşılaşıyor yüreğim hala yalnızım evet hala yalnızım tek bildiğim bir şey var o da yalnızlığım. Erdem Barut |
| Saat: 06:13 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık