MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

arwen 19 Haziran 2008 00:35

Nedeni yok belki bu sensizliğin
yada bana verdiğin bu ayrılık yelinin
sana yazdığım ilk şiiri hatırlarmısın
Ayrılıktı adı
ayrılmam dediğin ayrılık
yıkılmıştı o gün dünyam
gözümde yalandı herşey sevda bile
yıkmam demiştin
ama bıraktın beni yalnızlık çemberinde.


soulpower 21 Haziran 2008 11:42

Kapama Gözlerini...
Çocukken geceleri yıldızlara bakardım... Başımı gökyüzüne kaldırır heyecanla yıldızları sayardım; kaçında aşk vardı, kaçından böyle görünürdü gökyüzü, kaçında denizler bu kadar güzel ve kaçında aşk maviydi...
Yıllar sonra senin gözlerinde gördüm yıldızları... Gözlerinde o çocukluk heyecanımı yaşadım yeniden. Mavi denizleri, mavi gökyüzünü, mavi aşkı gördüm... Belki de onun için sen gözlerini kapattığında sönüyor yıldızlarım...
Gözlerinden bir yol çizdim kendime, yıldızlara tutunarak ulaştım aşka... Aşk maviydi; gözlerinde aşka bulandım... Şimdi belki de bu yüzden; gözlerini kapadığında yolumu kaybedişim...
Şiirler okurdum gökyüzüne bakarak; nefesimden cam buğulanırdı... Adımı yazardım o şiirli buğuya, yanında bir boşluk bırakarak... Sonra yanına eklenecek mavi aşkımı hayal ederdim saatlerce... Şöyle olmalı, böyle bakmalı, böyle konuşmalı...
Şimdilerde gözlerine bakarak şiirler okuyorum içimden, sen duymuyorsun... Gözlerinin buğusuna adımı yazıyorum, yanına da mavi aşkımı; yani seni... Kapasan gözlerini, buğusu silinecek, adım silinecek gözlerinden, aşk silinecek...
Bir şiir okuyorum soğuk cama yaslanıp;
“Yokluğun cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum kapama gözlerini” diye biten...

Şimdi gözlerini kaparsan; gözlerindeki yıldızlar sönecek...
Şimdi gözlerini kaparsan; maviler çok üşüyecek...

~netten~


arwen 23 Haziran 2008 02:46

Bir akşam bulutların seyre döküldüğünü
Görürsün hasretiyle sabah ezgilerinin
Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin
Kuşlar öter, uçuşur yeşil dallara konar
Umutlar yaprak yaprak alevlenir de yanar
Son mutluluk sesleri dökülür dudaklardan
İnsanlar gölge gibi çekilir sokaklardan
Rüzgar okşamaktayken anne gibi tenini
Gecenin kolları sessizce yakalar seni
Anlarsın gözlerinin dolup boşaldığını
Anlarsın yalnızlığı ve yalnız kaldığını…


Misafir 25 Haziran 2008 10:17

Yüzümü suskunlukla yıkadığım bir zamandı yüreğimi pusuya düşüren yalnızlık. Bir mermi vızıltısı gibi gün biterdi, başlamadan tükenip giderdi aşk’a zamansızlık. Yağmurlu bir sabahın ağırlığında kurgu teorilerine saplanan masum uyanışlar kaplardı havayı. Ve özlem ne anlaşılmaz kalırdı bakamadığım aynaların avuçlarında.

Kendimden habersiz bir sevda türküsü sarardı duygularımı. Yalnızlık hep böyle acıtırmı be sevdiğim, kanatırmı içten içe suskunluklarımı. Seher yelinde hayal kovalardım,şiirlerden tutardım ellerini. Ya o gözlerin yokmu,kömür karası,benliğimin hiç durmadan kanayan yarası. Nasıl vazgeçebilirim senden. Nasıl terkedilirim sevdaya düşüren sözlerinden..
Yazarsın ama söyleyemezsin bilirim.

Ağıt yakılan diyarlarda sana hasret büyütür yüreğim. Asmışım kendimi bembeyaz bir bulutun sessizliğine. Gökyüzü gecelerime hançerli sevdiğim. Nasılda özlerim seni bir bilsen,nasılda ağlamak gelir şimdi içimden.
Yıldızlar çizerim bomboş kağıtlara,belki bir hüzün tadında yağmurlara karışırım. Alışırım belki sevdiğim,belkide toprak olur renginde sonbahara seni getiren mevsimlerle yarışırım. Alışırım dedim ya sensizliğe,inan ki çok zor.
Her masala bir kahraman gerekir diye düşünürüm. Aşk’ın kahramanı olur mu sevdiğim.

Yerde gökyüzü,dolunayda çığlık atan bir geceydi kendime ezberlettiğim. Olmayınca olan,hiçbirşeyde neye yarar,kendime kalan herşey. Anlamsız değilmi..Hayat gibi,sanki bir anda doğupta sevdaya bir anda çekip gidecek gibi kanadı kırık kuşların çektiği acılarıyla.
Sesimi duyan olmaz ki,yalnızlığı okuyan her şiir kendi sessizliğinde dün kalıyor. Kesif bir zaman bırakılıyor içime aşkın tılsımı. Bazen seni seviyorum demek bile bana yetmiyor.

Bu coğrafyada tutunduğum her geceyi suskunluk sayacağım,ben şair değilim belki,belkide ben hiç adam olmayacağım. Yazmayacağım,okumayacağım belkide,ama sevdiğim,zamanı keman tınısında anlatan bir aşk var yüreğimde.
Sensiz yapamayacağım.
Nehirleri izliyorum,ne ben uyuyabiliyorum artık ,nede düşlerime çentik atan saatler. Geçip gidiyorum karabasanlar baskısı gecelerimin tam orta yerinden. Bir ömürde tüketiyorum siyahın anlamını. Gözlerinin gözlerime her bakışında donup kalıyorum. Bu benmiyim diyorum kendime.
Aynalar cevap vermiyor sevdiğim. Ben her gün daha çok sendeki aşk oluyorum.
Beni düşündüğünü biliyorum. Bende düşünüyorum. Düşündükçe gerçek bir aşkı yaşıyorum. Daha ne olsun sevdiğim.
Rengarenk kitapları diziyorum odamın geometrik desenli halısının üzerine.

Kapıları kapatıyorum. Pencereleri açıyorum gökyüzüme. Seni çağırıyorum. Ben yaşadığım her zamana senin için parmak izi bırakıyorum.Bu sevda kendi çıplaklığından türevini alıyor yalnızlığımın. Uzatıyorum ellerimi.Sen tuttuğun anda ben yalnızlığımda kayboluyorum.

Gülüyorum,güldükçe bir bilsen nasılda çocuklar gibi seviniyorum.
Düşün diyorsun ya bana,düşünüyorum,bir sessizliği kalıyor geriye caddelerimin, ağaçların yaprakları Eylül.Nedensiz bir heyecan kaplıyor içimi. Sabaha bulutlarla yanına geliyorum.


TiglonBoYs 25 Haziran 2008 16:53

Bana Yokluğunu Anlat
Bildiğim bir şey söyle bana
Mesela adımı söyle
Beni sevdiğini
Benim seni sevdiğimi
Seni sevdiğimi bildiğini söyle

Gözlerinde hüzün bulutları
Gözlerin dumanlı
Ne zaman gözlerine baksam
Gözlerin kanlı
Bildiğim bir şeyler anlat bana
Ağlamaktan bahset bana

Ne zaman saate baksam
Hep ayrılık vaktidir
Süzülür ellerin ellerimden
Tül gibi hafiften
Bana bildiğim şeyler anlat
Mesela ayrılık gibi

Avaz avaz yankılanır
Odamda geceleri yalnızlık
Kulaklarımda çınlar
Yokluğunun sesi
Bana en iyi bildiğim şeyi
Bana yokluğunu anlat


MYDMR 28 Haziran 2008 16:59

Biliyorum, konuşacak bir şeyimiz kalmadı, paylaşacak hiçbir şeyimiz yok ortada. Yine de yüreğimden, gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum. Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum. Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen evlat dudaklarımda. Bir ihtimal gelişine sığındığımı fark ettiysem de, engel olmadım gurursuz ama umutlu ve sabırlı hasretine. Anlık hayaller anlık mutluluklara gebe kalıyor..bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum...imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor. Bir çocuk gibi, isteklerimi bastıramıyorum. Çalmayan telefonuma elim gidiyor, sana hala bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum. Bende olan seni hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini, anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum. İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum..!

Bulutlar yağmurunu toprakla öpüştürebilseydi bugün, bana o verdiğin ama tutmadığın sözünü sahiplenerek, dans edebilirdim ıslaklığıma aldırmadan. Ki aslında ıslanan sadece yüreğim olurdu, bedenim değil...Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı. Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında. Isınabilmek için onlara sarılıyorum. Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye çalışıyorum.

Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı. Belki de görmeyi istemek gerekiyordu. Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini..! Biliyorum levrekler derinlerde ve dalgalı denizlerde yaşar. Levrekler uzak bir düş gibi zor yakalanır. Ama sen becerirsin düşleri yakalamayı, derinlere dalmayı, uzaklara kavuşmayı..Sahi, becerebilir misin..?

Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma. Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş, kafayı bulunca itiraf etti sonunda. Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil. Gelseydin; kendimi unutup sana akacaktım, susturacaktım içindeki isyanı, kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş oluşum gibi, dokunacaktım, kusacaktım birikmişliğimi, hasretimi ama gelmedin, gelmezdin, gelmeye hiç de niyetin yoktu aslında. Kendimi kandırdığımı anladığımda, ağlıyordum...

Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor. Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana. Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde, gecede, uykumda...Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi. Bu bir marifetse eğer, niye benim yanımda değilsin ki...?

Göz yaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana. Gittin..belki de hiç gelmemiştin, ben geldiğini sandım. Ayak uyduramadım yorgunluğuna. Dudaklarına, düşlerindeki öpüşü konduramadım. Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın dokunuşlarında kendini bulan. Ama en çok da imkansızın oldum, hırçınlığın, yirmi yaşın, gecikmişliğin...Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum. İnanamadığın, yenemediğin, üzerinden atlayamadığın korkuların oldum. Ağladığın, bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum. Aşk pazarında harcadığın mevsimler oldum, sessizce boşalan gözyaşların,birikmişliğin oldum. Son ses dinlediğin bir şarkının nakaratı oldum, dilinin ucuna gelip de söyleyemediğin kelimeler, ister istemez yaşadığın talihsizlikler oldum. Yüreğindeki kadın ben olmak isterken, yüreğine sığınan ve tozlanacak olan bir anı oldum. Hak etmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken belki de hiçbir şeyin oldum. Söylesene, ben gerçekte senin neyin oldum...? Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim. Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim..? Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda. Sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk...Kalbime henüz söylemedim gittiğini. Öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum. Seni hala benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum.

Gittin...sevdamın öksüzlüğüne alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi. Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni. Ben alışkınım kendi yaralarımı kendim sarmaya. Asıl acı olan ve kanatan unutulmak aslında. Söylesene, unutulmak kime yakışıyor..? Unutan sen olsan da, sana bile yakışmıyor..Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor. Görüyorsun işte, aşka ve sana ihanet etmiyorum ben, ki kırgınlığım aşka.Sen üstüne alındın...Bir sonbahar’da, güneş hala daha ısıtırken bedenimi seni çıkarttı karşıma. Sen “bitti” dediğinde yağmur yağıyordu, aşkın canı sıkıldı, seni aldı...


TiglonBoYs 1 Temmuz 2008 13:51

Yalnızlıgıma Dost
Susuzluğumu dindiren avuçlarında
Hasretimi bıraktım hatırlarmısın
Yağmur altı hayallerimde kaldın sen
Sensizliğin mırıltısında çıkarken basamakları
Hep aşk dolandı ayağıma
Ansızın patlayan gök gürültüleri misali
Titredi kalbim sen geçtikçe anılarımdan
Gözlerin değildi beni etkileyen
Saçların bakışların veya adımın
Hiçbiri bir kıpırtı bile yaratmadı gönlümde
Aşık olmak istiyordu kalbim
Sen vardın yakında
Gözlerim ilk seni yakaladı bilinçsiz bakışlarında
Seni düşünmedim geceler boyu
Hiç biri sana değildi gözyaşlarımın
Yalnızlığımı dolduruyordu her damla
Yoldaş misali uçsuz bucaksız yolculuklarda
Nefes almama neden oluyor seni bulma umudu
Kalbimde hala bi kaç kıpırtı varsa
Ve dimdik duruyorsa ölümün karşısında
Azrail varlığımı ürpertemediyse daha
Bu sana aşkımdan ileri geliyordur
Daha fazla kalem harcamak istemiyorum sensizliğe
Sen yanımdayken titresin kalemim
Sözcüklerim yokluğunda kaybolmasın
Bir köşe başında çık artık karşıma
Seni bekliyorum...


TiglonBoYs 2 Temmuz 2008 10:19

Bir yağmur tanesi gibidir içimde yanlızlığım
Yanlızlığım,içimde bir kor tanesi gibi
Yanlızlığımda sürüklenip gidiyorum
Yanlızlığıma gömülüp gidiyorum

Ardımda koca bir ömür bırakıp
Gidiyorum buralardan
Onca acıyı terketip bırakıp gidiyorum
Yanlızlığıma gömülüp gidiyorum

Yanlızlığımdan beni kim kurtaracak kim
Elimden tutup kim kurtaracak
Beni bu yanlızlığımdan
Yanlızlığıam gömülüp gidiyorum

Yanlızlığımı alıpgidiyorum
Peşimden "dur" diyen çıkarmı bilemem
Alışmışım yanlız kalmaya
Yanlızlığıma gömülüp gidiyorum


Gönderen:OĞUZHAN KÖMÜRCÜ


TiglonBoYs 11 Temmuz 2008 09:54

Önce çaresizlik çaldı kapıları
Sonra yoksulluk
Bütün âşina çehreler silindi aynalardan
Bir anda boşaldı dünya
Yapayalnız kaldık

Tez tükendi umut ekmeği
Bitiverdi suların hayali
Çevirdik derin bir karanlığa gözlerimizi
Sen ey büyük yalnızlık
Bir sen terketmedin bizi
Yalnızsan Eğer

hayatın devraldığı
sessiz bir özsudur acı
birikir yüreğinin kıvrımlarında
ve ağar gözlerine ağır ağır
bulutlar yere inmiştir artık
ya da gurbettesindir
unutma

bir hayalet gibi kapındadır
yalnızlık denen şey
ufkun kararabilir birden
için çölleşebilir
kaçışın bile bir adımdır
ya da dönüşündür kendine
unutma

Her sayfası kederle kararan
bir hüzün defterine döner günler
ve her sabah "merhaba hüzün"
"merhaba yalnızlık"
diyerek başlarsın hayata
ama hayat bağışlamayacaktır seni
unutma

Üstelik günlüğü yoktur hüznün
hiç bir zaman da tutulmayacaktır
serüvenlerin yorgun yeniği
elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
ya da hasta bir tanıdıktır ancak
hepsi o kadar

aylin aydın


nünü 11 Temmuz 2008 11:35

Beni sensiz bıraktın bu gün…
Beni sensiz bıraktın bu gün…
Yoksun…
Yoksun sevdiğim.
Kanadı mı kırıldı haber kuşlarının?
Bilinmedik türküler söylüyorlardı
Kanatlarında mavisiyle gökyüzünün…
Yokluğunun acısıyla aralanmış yüreği ğöğün
Ağlıyordu
Ağlıyordum Sevdiğim…
Yollara vurdum kendimi
Durgun zamanlar arası seyr’ederken düşlerim.
Kırdım…
Duvarlarda yokluğunu yansıtan aynayı
Mevsimin son yağmuru olsun yağan gözlerimden
Son damlaları olsun istedim
Yureğimden süzülen…
Artık
Ağlamak istemiyorum.
İstemiyorum Sevdiğim.
Sensizliğin resmi gibi asılı duvarlarda zaman
İlerlemeden
Her saniye…
Her dakika…
Her saat, yokluğunu söyleyen…
Kapattım ellerimi zamanın dudaklarına
“Ayrılıktan söz etme sus! …sus “ dedim.
“Sus “ dedim zamana, Sevdiğim…
Sessiz bir çığlığa uzanırken gece

Kalın perdeler çektim gözlerime.
Aramıza aldık geceyi…yokluğunla,
Söyleştik…
Söyleştik, dilsizce….
Beni sensiz bıraktın bu gün…
Yoksun Sevdiğim…
Yoksun…
Sıkışıyorum duvarlar arasına
Dar geliyor sensiz bu dünya.
Neden…?
Neden anlamıyorsun ki hala?
Yokum…
Yokum işte! …
Senin olmadiğın sevdalarda…

Leyla Işık


TiglonBoYs 18 Temmuz 2008 20:57

UYUMA
Bir istasyon bir kaç yolcu..
Bir telaş bi korku..
Belki bekleyenlerin var arkanda..
Belki beklemesini istediklerin..
Belkide dudağında bi ıslık..
Yazdıklarımın özeti şudur canım,zordur yalnızlık..
Uzaklardan mı geliyor sesim duyuyor musun..?

Yoksa bi şiiri bile beklemeyi bilmeden uyuyor musun..?

ahmet akyol



TiglonBoYs 20 Temmuz 2008 13:26

Bir istisnayım artık kuralı bozuyorum


Mışlı geçmiş bir şark çıbanıyım
Şimdi yaşamın yüzünde sızlıyor izim

Gündemde ilave tedbirler var, infaz bildirileri
Ecelimi bir hamaylı gibi boynumda taşıyorum
Potansiyel suçluyum, yasa da ceza da benim

Lanetlidir artık gözlerine mil çekmiş
Kurşun damlaları akıtmış kulaklarına
Kösnül kasıklarında yalaz, üstü başı kan
Şimdi isterik bir ******yu oynuyor zaman

Bütün kapılara ayrılığın suretini astılar
Derme-çatma aşklar onarmaktan bitkinim
Dün erkendi, yarın gecikmiş sayılırım
Bir parça uçurum alıyorum terkime
Kutsuyorum yolları bir iklim bulmak için

Bozdum tüm oyunları şimdi satırbaşıyım
Sıcak uzun yazlardan, kış uykulardan
Sustukça derinleşen büyüyü bozdum
Karlar içinde yorgun bir selam gibi
Vakitsiz ve davetsiz giriyorum gecene
Gözlerinin sıcağına konuk et beni

Sonunda öğrendim konuşmayı, yürümeyi öğrendim
Geçtiğim tüm köprüleri yaktım, dönüş yok
Yollarla artık uğraklarla anlatırım kendimi
İçime akmıyor kanım, yaramı sevdim
Tazeleyin çoban ateşlerini ey ateş ustaları
Kavallarınıza yeni delikler açın
Emzirin sığınaklarımı uyak bulsun koyaklar

Yeni bir sayfa açtım işte ömrümü çiziyorum
Sensiz hiçbir şeyin hükmü yok benim için
Ölüm durmadan tazelese de hünerini
Yeni bir sayfa açtım kanımla yazıyorum artık
Kod adım aşk'tır
Ömrüm bu uzun hecenin ömrüne kayıtlıdır
Çünkü miladı yoktur kod adı aşk olanın
Ateşten gömlek giymiş bir şiirdir ülkesi

alıntı



arwen 23 Temmuz 2008 03:24

Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür...

Ararken bekleyip, beklerken arayıp da buldum seni. Herbir günü bir asrı bulan bekleyişlere karıştım yine, yine üşengeç zaman dilimlerine misafir oldum ve hep bir yerde son bulan sabır tükenmek bilmedi bu kez, karşı koyuşuyla umudumun. İnanmadım sevdamı ödünç verdiğimi sana. Çok uzaklardan kulağıma gelen sesin güç verdi, eşlik ettim türküne. Güç kattı ay yüzüne konan zeytin gözlerin gönlüme. Üşümez oldum ve geceleri ürkütmedi karanlık. Gülen gündüzleri kovaladı sayende huzurla uyuduğum geceler.

Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür...

Zaman zaman ellerime anlattığım bir gerçekti yokluğun. Kaçarak bu gerçeği hatırlamayı hep ertelerken ben, alnımın yazısıymış diye geçiverirdi içimden. İyimser olmazdım daha fazla yazık ki ve bir damla kanım daha akardı acıtarak değdiği yerleri ve şafak rengine bürünürdü ortalık, kan kara bir şafak.

Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür...

Sabahları çağırdığım o insafsız gecelerde odamın şampanya rengi duvarlarına çizdiğim resimlerini görsen sen, son verirdin bu zulme. Geri al bu uykusuz geceleri gözlerimden. Kırsam da kalemi bir çırpıda, korkma, gözbebeklerimde taşırım seni ben. Ellerime oturtup hiç yummam avuçlarımı, üzülme sen.

Alnımın yazısı sensiz kalmakmış bir ömür...

Muhtemel bir yalnızlıktı bu içine düştüğüm. Uzan da çek kurtar beni n'olur.


TiglonBoYs 23 Temmuz 2008 11:15

yanlızlığım Kalın Bir Kitap

bizim şarkılarımız Ellerin Mi Oldu
Ellerin Mi Oldu Ellerin
Kiminle Doldu Kiminle Kirlendi O Temiz Saf Kalbin.
Vaybe! Demek Bunuda Görecektim.
Demek Yiyecektim Feleğin Sillesini
Ve Sen Bana Birgün, Defol Git Dünyamdan Diyecektin.


masumluğun Rolmüydü?
Rolün Bumuydu?
Bukadar Ucuzmuydu Ellerin
Ellerde Olan Neydi Bende Olmayan,
Gittide Kırılası Ayakların Geri Gelmedin


şimdi Yanlızım
Kimse Duymuyor Adımımdaki çığlıkları,
Yaşatamıyor Gözlerimdeki Mahsum Sevdamı
Ben Mi Yanlışım Terazide Değilmi Hayat
Bir Masaldan Ibaret Herşey Yanlızlığım Kalın Bir Kitap...


kadir Saydan


gökkuşağı 30 Temmuz 2008 13:09



arwen 1 Ağustos 2008 00:44

Hep ardımızda eksik kaldı
Biz yürüdükçe yığınlaştı hayaller
Koştuk adeta
Umutla kovalarken
Uzaklaştılar yakalanmamacasına
Sevinirken bazen
Büyüttüğümüz yapaylarımızla
Büyüyen yalnızlığımızdı oysa

ümit fatma uçar


arwen 6 Ağustos 2008 01:52

Sanki karanlıklar, almış onun göğsünü
Unutamıyoruz biz,aşkını sevgisini
Oluyor sessizlik,saklıyor hevesini
Gelmeden yanarsa,duyamadım sesini

Zor ayrı ve sesiz,başka yapamam ondan
Yalnız ve uzaktır,can duramam aşkımdan
Yakar yüreğimi,ateşi hiç sormadan
Korkarım kalk yarim,sana hiç dokunmadan

Bir gelip gidiyor,yar sessizce ayrılık
Tükenmiyor yaşam, gerisi hep karanlık
Sevgililer hasret,dolmuş korkunç şaşkınlık
Yaşamak korkutur, acı veren yalnızlık

Bahattin Tonbul


arwen 8 Ağustos 2008 02:49

Öyle yalnızım ki
Kelimelere sığmıyor yalnızlığım
Haykırmak istiyorum yalnızlığımı
Başaramıyorum bir türlü
Her defasında boğulup kalıyorum
Sessiz kalan kelimelerimin arasında
Ne zaman haykırmak istesem
Sana olan sevgimin sonsuzluğunu
Boğazıma düğümlenip kalıyorlar
Sevgi yüklü kelimelerim
Ağlayamıyorum artık
Hıçkırıklara boğuluyorum
Göz pınarlarım kurumuş
Göz yaşlarım akmıyor artık sensiz
Geçen hüzün dolu zamanlarıma
Sessiz ağıtlar yakıyorum yalnızlığıma
İstemiyorum yalnızlığım kaderim olsun
Uzatıyorum sana ellerimi sessizce
Bir öksüzün garibanlığında boynum bükük
Ulaşamıyorum sana her defasında,feryatlarımın
Sessizliğinde ellerim bomboş kalıp iki yanıma
Düşüyor çaresizce
Ümitlerimi yitirmek istemiyorum yinede
Belki de bir gün duyurabilirim sessiz çığlıklarımı
Sana da,tutarsın ellerimden çıkarırsın beni
Yalnızlığımın karanlık dipsiz köşelerinden de
Kavuşurum sana AŞKIM…

mustafa ata


TiglonBoYs 8 Ağustos 2008 12:44

yalnızlığım Ve Ben


Yalnızlığımla Başbaşayım Yine
Hayaller Ve Anılarla
Yaşamımı Hatırlayıp
Ağladığım Yalnızlığımlayım
Sadece Duygularımı Paylaşan
Kader Var Yanımda
Yalnızlığa Düşmüş Bir Kuş Gibi
çaresiz Kanadı Kırık
Yinede Yılmadan Ama Gözyaşlarına Yenilerek
Terkedilip Bırakılan Bir Güvercin Gibi
Anılarımla Ve Kaderimle Paylaşıyorum Herşeyi
çaresizliğimi, Umarsızlığımı
Yalnız Bırakılan Fakat Yılmayan
Kimseye Muhtaç Olmadan
Ama Ağlamayan
Bir Dağ Yamacına Oturmuş
Geceyi Ve Gündüzü Düşünüyorum Sadece
Sadece Içimi Yakan Ateş Gibi
Kıvılcımlanıp Yaşadığım Acı Günleri Yakmak Istiyorum
Yakmak Istiyorum Ki
Kül Olup Ortadan Kalksınlar Diye
Beni Sadece Yalnızlığımla Bıraksınlar Diye
Düşünüyorum
Seni Düşünüyorum Yinede Yılmadan Bıkmadan
Damla, Damla Dökülen Yağmurlar Gibi
Iste Yine Yanaklarım ıslandı
Yine Aynı şey Oluyor
Ne Zaman Seni Düşünsem
Hep Aynı şey Oluyor Bana
Ama Sen Ben Hiç Sevmedin Ki
Beni Yalnızlığımla Başbaşa Bıraktın
şimdi Kuş Olup Uçmak Isterdim
Bulutların üzerinde
Aşağıya Bakmak Isterdim
Seni Görürüm Diye Sevgimin Bitmediğini
Sana Göstermek Için
Sensizliğin Acı Yüzünü
Sevmenim şevkatsizliğini
Gözyaşlarımın Bile Ezildiğini
Sana Göstermek Için.

Ahmet Yılmaz


YagmurTanesi 11 Ağustos 2008 20:28


Yalnızlık

Yalnızım
Yalnızlığın dibine,
Yavaş yavaş dalıyorum.

Savaş açtım dost sesine,
Kanmam dünyanın yalan süsüne,
Bu sessizlik çile değil,
Benim şiddetim dil'e değil,
Benim hiddetim yaban el'e...
Benim hiddetim,
Bir sağ el arayan
Şu taşıdığım sol el'e...

Yalnızım,
Yalnızlığın dibinde
Kendimi buluyorum.
Çıksam yukarılara,
Yine bensizlik var,
Derinlerde boğuluyorum.

Doğuluyum batıda,
Batılıyım doğuda,
Ne yöne bakarsam,
Yine yalnızlık.
Bu kendine yabancılık,
Bu tek başına kalmışlık,
Bilmem hangi yöndeyim,
Ama hep diplerdeyim.

Narin hislere çivi darbesidir,
Derin hissedilir yalnızlık,
Parçalar yalnızlık,
Kırar yalnızlık.
Gökhan Yazıcı


arwen 12 Ağustos 2008 01:37



fadedliver 13 Ağustos 2008 19:05

sesler



gecenin bir zamanı evine gelince

kilitte duyuyorsan anahtarın sesini

anla ki yalnızsın



elektrik düğmesini çevirince

çıt diye bir ses duyuyorsan

anla ki yalnızsın



yatağına yatınca

yüreğinin sesinden uyuyamıyorsan

anla ki yalnızsın



odanda kâğıtlarını kitaplarını

duyuyorsan zamanın kemirdiğini

anla ki yalnızsın



bir ses geçmişlerden

çağırıyorsa eski günlere

anla ki yalnızsın



değerini bilmeden yalnızlığının

kurtulmak istiyorsan

kurtulsan da yapayalnızsın


aziz nesin


Misafir 13 Ağustos 2008 19:33

BiR başka dünya yaLnızlık
Anlatılmaya anlatılmaz
Yaşamak lazımdır yalnızlığı
Anlatacak kişi bulursanda
Anlatılan artık yalnızlık olmaz.
İşte böyle zordur yalnızlık
Ne anlayabilirsin nede anlatabilirsin....
YAZAr angel_fairy


arwen 16 Ağustos 2008 01:05

Yalnızlığımın Rengi Solar Gecenin Karanlığında..Gece Suskun..
Yüreğime Dokunur Hüzün Rüzgarı..İçimde Eser de Durur..
Sevdamın Derinliğine Çöktü Hasretin Közü..Alevi Durgun..
Kanar Yalnızlığım..Damarlarımda..Kanar İçime Vurur...


Gülmeyi Unuttu Bakışlarım..Unuttu Aynalar..
Süzülür Gece Gözlerimde..Süzülür Simsiyahı İle..
İçime Volkanlar Patlar..Kuşatır Hislerimi..Sarar Yüreğimi Lavlar..
Yağmur..Hüzün Yağdırır Üzerime..Hüzün Yağar Yüreğime...


Yükselen Çığlıklarımı Duyan Olmaz..Gece de..
Çözemez Zaman..Karanlığa Gömülen Kaderimi..
Gece...Acı Kokan Rüzgarını Estirir Gözlerime..
Katran Sızar..Sızdıkça Sızar Yanan Yüreğime..


Hüzünle Bakar Gözlerim..Hüznü Konuşur Gayrı Dilim..
Kim Anlar ki? Sessizliğe Boğulan Hıçkırıklarımı..
Susmalıyım..Konuşmak Fayda Etmez..Acze Düşerken Hecelerim..
Yaşayan Var mı?Sorsam..Anlatsam Benim Yaşadıklarımı...


Ve Bedenim Düşer..Yıkılıverir Öylece Yere..
Toprak Hüznümü Çeker Alır Yüreğimden..
Hasretini Unutur Yüreğim..Dalar Toprağımın..Derinlinğe.. En Derine

...Ve Ben Sensiz Karşılarım.. Yağmurun Yüreğime Yağışını...


Sedef 21 17 Ağustos 2008 18:26

Yılmaz Odabaşı

Pusuda Yalnızlık

karacadağ
yamaçlarında kardelen çiçekleri
her bahar umuda rengini verir
ve her bahar
dicle’de ak köpüklere üşüşür papatyalar

siverek düzü
hayata vurgun yürekli yigitleri
ve sabahin eteklerinde ter taneleriyle
"memleketimdir benim"

orada
tüfekler yaglanir ker*** damlarda
türkü kaçak
tütün kaçak
kaçak çay bugulanir şavki vurur maglara
ve korku ve umut ve can pusuda
pusuda yalnizlik

karacadag,
önü diyarbekir’dir
ben hüznü avuçlarken ora mahpuslarında
bulutlarla yalpalayan rüzgarları resmedip
bakıp bakıp iç çekerdim doruklarına

karacadağ,
patikalarında ceylan ölüleri
ve bakır renkli göğüslerimizde görkemli güneşiyle
sabıra tutunan sevdaların gönüllü erleriydik
ve yollarımızda ayaklarımıza batıp çıkan devedikenleri
özlemler biraz uzak biraz diri
bekleyişlerde alçalıp yükselirken köpük köpük yalnızlık


fadedliver 17 Ağustos 2008 23:45

Bundan sonra yaşayacağınız geceler olsa da bu gece son…
Hani bazen kaçıp gitmek isteriz…
Kimsenin bilmediği, kimsenin bizi tanımadığı bir yere… Hatta kendimizi bile tanımayacağımızı umut ettiğimiz bir yere…
Çünkü hepimiz geçmişimizi, aşklarımızı, kederlerimizi ve sırlarımızı bir çırpıda unutacağımız bir yer arıyoruz…
Yeni, yeniden başlamak ve bu kez hata yapmamak istiyoruz…
Oysa…
Her yeni yer, yeni bir hayat…
Her yeni hayat, yeni bir insan…
Her yeni insan, yeni bir yitiriş…
Her yeni sandığımız, aslında eskinin yeni yüzünden başka bir şey değil…
Farz edin ki, bu gece son…
Kelimelere, şarkılara, aşklara…
Hafızamızın kalleş katili hatıralara…
Fırından aldığımız ekmeğin daha eve ulaşmadan soğuması gibi…
Dünyanın yaratılıştan bugüne giderek soğuması gibi…
Bir zamanlar sıcacık olan evlerimizin içinin giderek soğuması gibi…
Bir gün bizim de bedenlerimiz soğuyacak…
Sonra…
Sonra, hiç…
Geride bıraktıklarımızın içi şöyle bir üşüyecek, hepsi bu…


fadedliver 20 Ağustos 2008 22:47

YALNIZ’IN DURUMLARI

I

Her şeyi süpürebilirsin;
Sonbaharı süpüremezsin

Sen her şeyi süpürebilirsin;
Sonbaharı süpüremezsin

Yalnızsa
Sürekli bir sonbaharı
Süpürür hep,
Düşünemezsin

II

Yanar
Sobasında
Yalnız'ın
Üşüyen
Bakışları

Lambasında
Karanlığa dönük
Bir ışık
Titrer
Sönük-sönük

III

Yalnız
Bin yıl yaşar
Kendini
Bir an'da

IV

Yalnız'ın
Nesi var nesi yoksa,
Tümü birdenbire'dir

V

Yalnız
Bir ordudur
Kendi çölünde
Sonsuz savaşlarında,
Hep yener
Kendi ordusunu

VI

Yalnız'ın
Sakladığı bir şey vardır;
Boyuna yerini değiştirir,
Boyuna onu arar,
Biri bulsa diye

VII

Yalnız
Hem bilgesi,
Hem delisidir
Kendi dünyasının
Ayrıca;
Hem efendisi,
Hem kölesidir
Kendisinin
Tadını çıkaramaz
Görece'siz dünyasında
Hiçbirinin

VIII

Yalnız,
Sürekli dinleyendir
Söylenmemiş bir sözü

IX

Sözünde durması,
Yalnız'ın yalancılığıdır
Kendisine
Hep yüzüne vurur utancı
O yüzden
Gözlerini kaçırır
Gözlerinden

X

Yalnız'ın odasında
İkinci bir yalnızlıktır
Ayna

XI

Yalnız
Hep uyanır
İkinci uykusuna

XII

Yalnız,
Kendi ben'inin
Sen'idir

XIII

Bir sözde saklanmış bir yalanı
Bir gözde okuduğundan,
Bakmaz kendi gözlerine bile

XIV

Hep susadığında
O,
Kendi çölündedir

XV

Kendi öyküsünü,
Ne anlatabilen,
Ne de dinleyebilen
Kendi türküsünü,
Ne yazabilen,
Ne söyleyebilen

XVI

Bir zamanlar güldüğünü
Anımsar
da
Yoğurur hüzün'ün çamurunu
Avuçlarında

XVII

Yalnız,
Aranan tek görgü tanığıdır
Yargılanmasında
Kendi davasının
Her duruşması ertelenir
Kavgasının

XVIII

Yalnız,
Hem kaptanı
Hem de tek yolcusudur
Batmakta olan gemisinin

Onun için
Ne sonuncu ayrılabilir
Gemisinden,
Ne de ilkin

XIX

Yalnız'ın adı okunduğunda
Okulda ya da yaşamda,
Kimse
"Burda"
diyemez
Ama
Yok da

XX

Uykunun duvarında başladı
Önceleri bir toz gölgesi sanki;
Sonra bir yumak yün gibi

Ama şimdi iyice görüyor
Örümceğin ağını,
Gün gibi

XXI

Yalnız
Duymuş olduğunun sağırı,
Görmüş olduğunun körü
Dür

Ölür, ölür, öldürür,
Öldürür, öldürür, ölür

Duyduklarını unutur,
Duyacaklarını düşünür

XXII

Yalnız'ın adına
Hiç kimse konuşamaz


O,
Kendi kendisinin
Sanığıdır

XXIII

Yalnız
Önceden sezer
Sonra olacakları
Paylaşacak biri vardır;
Anlatır, anlatır ona,
Olanları, olmayacakları

XXIV

Her leke
Kendisiyle çıkar


http://www.frmalev.com/images/styles/pinky/statusicon/user_offline.gif http://www.frmalev.com/images/styles/pinky/buttons/quote.gif


GÜLGECELER 24 Ağustos 2008 06:17

EY HAYAT KUCAKLA BENİ

Kalbimin kırıklarını toplayıp avuçlarıma
Çekip gitsem bu şehirden
Anılar incinir mi?
Üşür mü? dalında bir yaz çiçeği

Ve bilir mi?
Bir sevgiye karşılık yüreğini kanatanı
Bin ilmik atanı usuna
Çekilen her tetiğe karşılık

Kirpiklerinde
Baharını saklayan yaşlı bir çocuğum ben
Düşlerin yağmurunda ıslanmış gül izi
Ağlamak istediğim her sahilde bir martı ölür
Bir şiir vurur kıyılara / gücenik
Değip geçer ellerime ihanetin rüzgarları

İçimin ırmakları kurudu / bütün yapraklar soluk
Hüzün kokuyor çiçeğim
Hangi yağmurları müjdelersen müjdele
Yeşermez bir daha yangının düştüğü yer
Aşk da küstü
Kim dinler kalbimin kırık sesini artık

Ceylanların
vurulduğu bir dağbaşı ıssızlığıyım işte
Gelinciklerin ürperdiği şafak
Ğülücükler kuruturum durmadan güz dudaklarında
Giden dönmedi terketti bütün mevsimler
Bir korkunç acıya düştümki
Sırtımda kırk paslı bıçak kırkyerimden kanayan

Avcılar vurdu küçücük serçe kuşlarımı
Acılar tünedi sevincin tüneğine
Giden dönmedi terketti bütün mevsimler
Bir tek gül kalmadı ömrümün bozkırında
Yalnızlığın en tenha kışındayım şimdi
Kirpiklerimde yıldızlar saklasamda
Bedenime buzdan rüzgarlar esiyor her gece

Testisi kırık bir yolcuyum / yolum duman
Hiç bir şey avutmuyor artık
Uçsuz bucaksız bir uçurumun kıyısında kaldım
Üşüyorum
Ey hayat kucakla beni
Mavikanatlarının altına al
Sığınıp kalayım bir sevginin sıcak iklimine


GURURUM

Eğilmez başımı eğdin!
Ruhumu serdin yere...
Muhtaç ettin kadere,
Bırak beni gururum.

Sevdim sevgide çıktın!
Övdüm övgüde çıktın...
Bunları yapmayacaktın,
Bırak beni gururum.

Esir ettin gönlümü,
Yalnızlık kucağına...
Bazen arattın ölümü,
Bırak beni gururum.

Bu kadar olmasaydın!
Ruhuma dolmasaydın...
Şimdi öyle kalmasaydın,
Bırak beni gururum.

Girince kara toprağa,
Ruhum erişince Allah'a...
Artık senden ayrı dururum,
Bırak beni gururum!


TiglonBoYs 3 Eylül 2008 10:37

Benim adım yanlızlık

Doğunca yanlızdım şimdide öyleyim,
Sokak sokak dolaşır yanlızlıkla beraberim,
Odur benim tek sevgilim,
Benim adım yanlızlık.
...
Hayallerim vardı dostlar dolu,
Hayallerim vardı umutlar dolu,
Hayallerim vardı mutluluklar dolu,
Olmadı be arkadaş,
Benim adım yanlızlık.
...
Gece başladımı günüme,
Dertler gelir gönlüme,
Bakınca etrafıma yanlızlığı görürüm,
Benim adım yanlızlık.
alıntı


Master Blue 9 Eylül 2008 20:06

OlmakOlmak,
Olmak istemediğin yerlerde çırpınıp durmak,
Olunca, bitmeyecek sancıların,
Rüyaların büyüyecek,
Aynı kalmayacak sınavlar!...

Sonu olmayan bir hazırlıktır olmak,
Vardığın yer, en sonunda bir avuç toprak olmak...
Geride bıraktığın başka birşey yoksa,
Ve gerçeğin her zaman "olmak" sa da,
Bırak,
Elbet bir gerçek bulur seni yakında!...

Bir umuttur "olma" nın peşinde koşanlara,
Toprağa girip,
Köprüden geçip,
Belki biraz yanıp ta kavrulup,
Firdevs'in içinde, bir köşede,
Ortadaki ırmağın başında, huzurla sırtını bir ağaca yaslamak,
İşte bu ruhuma makbul gelen tek inanılası gerçek,

Bir nutfeden var olup,
Bir lutfede son noktayı bulmak, olmak!!!...
Şahin Aslan


arwen 10 Eylül 2008 01:19

çimde yalnızlığım kök salıyor;
Nefes alamayacak gibi oluyorum.
Bazı bazı sen geliyorsun aklıma
Ve umut verici bakışların...
Acaba diyorum,
Acaba hangi rüzgar
Alıp getirmişti seni bana?
Esme ey rüzgar!
Alma can dostumu benden...
Bırak, bari o kalsın!


09.09.2008

Serap Özaltun


SiyahLALE 10 Eylül 2008 15:41

Gece de Hesaplaşma...

Etraf çok sesizdi,her taraf
zifiri bir karanlığa gömülmüştü
hava çok soğuk üşüyordum,
yüreğim titriyordu
yine de seviyordum geceyi
fırtınalarla dolu ömrüm de
her zaman sığındığım bir liman oldu
ne zaman yaşlı gözlerim ve
keder dolu yüreğimle
sığınmak istediysem kollarını açtı
gidenin ardından ağladım doyasıya
feryatlar ettim,ağıtlar yaktım
kimi zaman sımsıcak,kimi zaman da
yürekleri donduran kucağında
öyle zordur ki böylesine bir limana
sığınmak onun kollarında teselliyi
kaybettiklerini,yarınlarını aramak
gece sesizdir karanlıktır ürkütücüdür
ölüm gibidir gece sorgusuz sualsiz
alır kollarına kimsin nesin diye sormaz
alır sadece alır...
kimse duymaz feryatlarını
çığlıkların yok olup gider karanlığında
sokak lambalarının ışığına koşturup
kısacık ömürlerini feda edişlerini
imrenerek izlersin pervanelerin
yüreğin kabarır gözlerin buğulanır
karanlıkta küçücük bir ümit ışığı
arar yüreğin,uğruna feda edebilmek için
kendini...
bulamazsın,kaderinin alay ettiğini düşünürsün
yüreğine öfke dolar bir anda
hesaplaşma vakti gelmiştir
kendinle hesaplaşmaya başlarsın
açımasızca yüklenirsin kendine
hemen bir idam sehpası kurasın
darağacın da salanmaya hazırsındır
kurbanlık koyun gibi
boş gözlerle bakarsın etrafına
adını kader kurbanı koyarsın
kendi ellerinle kendini acımasızca
boğmaya başlarsın,
ümitlerin tükenmiştir,yarınlarını asarsın
hiç düşünmeden gecenin karanlık duvarlarına
sevgi tükenmeye başlamıştır yüreğin de
aşka inancının da yavaş yavaş yok olmaya
başladığını görürsün
bu daha da bir kahreder insanı
tükendiğini hissedersin
bir an önce sabah olsun da kurtulayım
şu gecenin kasvetinden diye düşünürsün
ama bir an da gecenin ayazı bir tokat gibi
çarpar yüzüne...
istemezsin güneşin doğmasını,
güneşle birlikte hayatta canlanmaya başlar
hayatla yüzleşmeye cesaretim yoktur çünkü
hayat acımasız,hayat gaddar....


Alıntı


volture 10 Eylül 2008 16:03


Yalnızlık zor be gülüm bu iskelede
Alışmışım her gün denizin yosun kokusunu seninle koklamaya'
Ekmek kırıntılarını atmasını martılara
Güneşin doğuşunu alışmışım gülüm seninle!
Ne zormuş sensiz oturmak bu iskelede!
Bu sefer ellerim ellerinle değil de
Bir sigara bir şişede şarapla dolması koydu be gülüm!
Mazi aklıma geliyor, her yer sen dolu bu iskelede
Çok sevmiştim seni'
Ayın denize mehtaplaşması kadar gerçek
Ve büyüleyiciydi benim SEVGİM!
Gece iskeleye iniyorum
Yıldızlara küfür ediyorum!
Çünkü sen demiştin bana
Yıldızlar kadar gerçekçi benim sevgim diye!
Hadi oradan sende'
Kalbimi yakıyor be gülüm bu iskele!
Yaralı kalbime tuz basıyor her gece
Yeter artık!
Ve sona yaklaştık'
Ben dayanamıyorum her gün bu iskelede ölmeye
Artık benim gitme vaktim geldi
Kendine iyi bak!
Bu arada elindeki mektubu iki yere gönderdim
İkisi de aynı mektup ama Tek farkı var sadece
Biri sende biriyse iskelede' Cansız bedenimde!


Misafir 15 Eylül 2008 19:35

Hoşçakal Sevgilim
Ben veda etmeyi pek beceremem. Duygularımı da pek açığa vuramam zaten, hele bu veda çok daha zor geliyor. Aslında hiç böyle bir son görüşmeye gerek yoktu. Ama insanın kanı durmuyor işte., ne varsa bu son anlarda.?
Senden hatırlamanı bile istemiyorum., sadece temizliği ve saflığı yaşatalım bu aşkı kalbimizin bir kuytu köşesinde!...

Ne güzel başlamıştı. İkimizde gençtik deli doluyduk, coşkunluğumuzun son safhasında kanımızın kaynadığı bir anda gördük birbirimizi, sevdalandık.
Geceler boyu uykusuz kaldık birbirimizi düşünmekten, en güzel heyecanları, en güzel bakışları yaşadık. Hemen aşkı yaşadık, zamanı durdurup utançları ve sitemleri yaşadık. Kavgaların en güzellerini de biz yaptık. Çünkü barışmakta ayrı bir zevk veriyordu bize.

Sevdik, sevildik, doruğuna vardık kutsal duyguların.Aşk yeminleri ettik tutamayacağımızı bile bile. Günlerce aylarca yalnız ikimiz varmış gibi yaşadık. Ne alaylı bakan gözlere, ne karşı çıkan büyüklere, ne de dost sözüne aldandık. Kendi ateşimizde yandık, en önemlisi bir birimizi anladık.

Romantik şarkıları serin aksam üstüleri yaşadık seninle. En güzel çiçekleri verdin bana. Rüyalarda bile hep ikimiz vardık. Gerçek aşkı tattık bunu sende biliyorsun.

Öyleyse hep aynı duygularla kalmalı değil mi? Biz birlikte olmasak da... güzel başlayan çok güzel yaşanan bu aşkı aynı temiz duygularla bitirmeliyiz. Şimdi de ayrılığın en güzelini en acısını yine biz yaşıyoruz...

Ne dersin bu da Allah’ın bir lütfü değil mi bize? Lütfen ağlama. Neden benimkilerle yarışıyor göz yaşların? Sen benim güçlü kocaman sevgilim değil misin? Güçlüsündür sen... seni hep böyle hatırlamak istiyorum, haydi sil gözyaşlarını. Hava da kararmak üzere, zaman bize hep acımasızdı zaten. Yine öyle çabuk olmamızı istiyor herhalde.

Sana bir şey söylemek istiyorum. Mavi gömleğin sana çok yakışıyor bir daha kız tavlamaya niyetlenirsen bu sözlerim aklında bulunsun. Bir de küçük bir istek arkana dönüp bakma tamam mı her şey burada bitsin, hoşça kal...


miss_didem 17 Eylül 2008 14:11

YAŞLARIM ACIYOR

Gözyaşlarım öyle sessiz inerki bazen
Yüzümde tuzları yara yapar,
Acıtır yanağımı
Bazen öyle şelaleler oluşurki
Altında serinlerler.
Bir bıçak sırtında vurulurum en can alıcı yerimden.
Kimse bana geri vermez umutlarımı!...
Bir yokuşu tutturmuş giderler...
Damlalarda görürüm
Gidenlerin izlerini....
Yılmışlığın fotoğrafını.
SEVGİ DAMLALARI


fadedliver 17 Eylül 2008 14:59

Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Öncesinin ve sonrasının arasına alıp değil,alışılmış bir tören gibi değil.Hiç dokunmadan,belki de gözlerine bakmadan,konuşmadan belki belki de her zaman yaptığımız gibi değil..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Unutup,tekrar hatırladığım çok sevdiğim bir şarkıyı hiç bıkmadan defalarca ara vermeden içten içe mırıldanıp zamandan koparıp alır gibi..
Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Saçlarını yüzünden ayırıp,gözlerini kirpiklerinden, ellerini bileklerinden,ismini bedeninden ayırıp,ayrı ayrı bir evin odalarını gezer gibi,keşfeder gibi, ilk kez ve merakla ve hayranlıkla,bir kırmızının detayında dakikalarca takılıp bakar gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni..Nereye varacağını bilmediğim bir kaçamak yolculuğa,sırf aklıma esti diye,sevdiğim hiçbir eşyayı almadan yanıma çıkar gibi..Süregelen bir sevgiyle değil,öğretilmemiş,bilmediğimiz biçimlerde,kuşların kanatlarını açıp,özgürlüğe süzülmesine yarayan içgüdüleriyle,içimden geldiği gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni.Tarifsiz bir hisle sevmek istiyorum seni.
Tatlı,ekşi ya da tuzlu değil,bilmediğim bir tatla,bir duyguyla.Öyle,bir meyvenin tadını alır,bir kitabın adını okur gibi değil; bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin,serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine işlediği yosun kokuları gibi,anlatamadığın ama bırakmak istemediğin,bitmesini istemedigin bir hisle..


CANIM YALNIZCA SEVMEK İSTİYOR SENİ..
NE UMUT ETMEK,NE DE BEKLEMEK..BASKA HİÇBİR ŞEY..


miss_didem 17 Eylül 2008 15:48

Sen gittin masal bitti
Sen gittin evimin adresi, kapımın zili gitti
Sen gittin sazımın teli, kuşumun dili gitti
Yangınlar düştü yüreğime /ıssızlaştı şehir
Sokaklara hüzün yağdı/ gözlerime yağmur
Üstüme kapandı kapılar, ben kapandım içime
Günlerce haftalarca ağladım
Kırık bir ağaç dalında,öksüz bir kuş gibi kaldım

Sen gittin be gülüm,
Hazanlar başladı bahçemde
Yaprağa duran ağaçlarım gitti
Umutlarım gitti, baharlarım
Tutam tutam saçlarım gitti
Dudağımda şarkılar öksüz kaldı
Yanağımda damlalar
Katar katar göçüp gitti kuşlar
Bir bulut gibi nehirler gibi
Gözlerimde akıp gitti yaşlar
Kapandı üstüme kapılar, açılmadı bir daha
Bir daha güldüğümü gören olmadı
Zehir-zıkkım oldu yaşamak
Küstüm bütün dünyaya

Sen gittin
Kapımın zili, kuşumun dili
Sazımın teli gitti
Yüreğimde kanayan siirler
Masamda sigara izmaritleri kaldı
Ben kaldım öyle kimsesiz öyle tesellisiz ortalarda
Birde yıkıntım
Yaslandığım duvarlarım yıkıldı,güvendiğim dağlarım
Her gece yıldızlara bakıp bakıp ağlarım

Sen gittin
Şiirlerim öksüz kaldı
Kalemlerim, defterlerim
Ellerim, gözlerim, kirpiklerim
Yüreğimde kalkıp giden gemilerim
Dillerim öksüz kaldı
Dağıldı ne varsa senden yana geride kalan
Çöl oldu şiiristanım
Hayalim, düşistanım

Sen gittin
Kemanım yayım, güneşim ayım
Mutluluk payım gitti
Kara bulutlar çöktü üzerime
Bir ben kaldım öyle boynu bükük ortalarda
Bir de yastığımda yağmur hıçkırıkları

Sen gittin
Sustu kalbimin bülbülü
Bahçemin gülü soldu
Yoldu bağrımı yokluğun
Sarardı çimenler
Bütün çiçekler boyun büktü
Bütün ağaçlar yaprak döktü
Kuşlar da göçüp gitti ardından
Yaşanmamış mevsimler gibi
Geçip gitti baharlar

Sen gittin
Evimin adresi gitti,zilimin sesi
Ağzımın tadı
Mutluluğumun adı gitti
Yaslı yaşım, gamlı başım
Zehir aşım, otuz yaşım kaldı

Sen gitin
Hayalim düşüm
Sevincim gülüşüm
Servetim işim gitti

Sen gittin
Özlemin yüreğimde
Yokluğun kirpiğimde çoğaldı
Sen gittin umudum gitti
Gururum gitti
Her gece oturup ağladım
Islandı/ ekmeğime karıştı korkunç acı
Gülmek nedir unuttum gitti

Sen gittin
Kavruldu bahçelerim
Çiçeklerim soldu
Gelmedin
Acılarım içimde fışkıran kan oldu

Sen gittin
Çakıl taşlarım
Yürekvuruşlarım
Sevgikuşlarım gitti
Yaralı bir ceylanın bakışında yaralı kaldım
Her yerde izimi arıyor avcılar
Korumasız savunmasız kaldım
Sen gittin anlımın kara yazısı kaldı
Kalbimin sızısı

Sen gittin, masal bitti

Nuri Can


SiyahLALE 18 Eylül 2008 04:14

BEKLENEN HEP YARINLARDI

Yüzün güneşe bakardı.

Günebakanlar kıskanırdı.

Zaten sen bakmazsan güneş parlamazdı.

Yüzüne hayranlıkla bakarken gözlerin bir sevdayı anlatırdı.

Ben o sevdanın tutkunuydum ve bir sevda ancak böyle tutkulu yaşanırdı. Hüznün karanlığına teslim gecelere,senin varlığınla direnirdim.

Varlığın beni çoğaltırdı.

Ne kadar çoğalırsam aşkım o kadar büyürdü ve aşk sadece senin adınla vardı.

Elimdeki bir kaç umut kırıntısı her gün ama her gün yeniden besteleyip bitmeyen bir aşk senfonisine dönüştürürdüm.

Her notası seni anlatırdı.

Sen duymazdın ama dinleyen herkes seni anlattığımı anlardı.

Günler solar,mevsimler değişir,zaman delice akardı.

Yalnızlık bir kılıç olup yüreğime saplanırdı sensizliğe günce yazıp kimsenin bulamayacağı yerlere saklardım.

sensiz olduğum bilinsin istemezdim.

Çünkü bu yürek sadece seninle atardı.

Ağlardım,kimse görmezdi.

göz yaşlarım içime akardı.

Seni özlemek bir fırtınayı andırırdı.

fırtınalar içimdeki sevda ağaçlarını kökünden kopartırcasına sallardı.

Her seferinde bir yolunu bulup ağaçlarımı kurtarırdım.Bu yüzden benim sevdam yıkılmazdı.

Aşkın yarını yoktu ama bizim beklediğimiz hep yarındı.

Bugün hiç yaşanmadı.

Bu ne sana ne de bana uyardı ama çaresizlik elimizi,kolumuzu bağlardı.

Hayata isyan ederdim,isyan tek arkadaşımdı.

Bu sevdayı yaşamak, ayakta tutmak kolay değildi,yorardı.

Yinede şikayet etmezdim,çünkü senin için her şey göze alınırdı.

Hain değildim ben,seni aldatmadım.

Beynimde yüreğimde seninleyken bir başkası bana yabancıydı.

Yabancılara teslim etmedim kendimi,kimsede teslim alamadı beni. Mükemmel değildim hatalarım vardı.

Ama hatalarımı fark edip düzeltmeyi bilirdim.En ufak hata seni biraz incitse beni yıkardı.

Şimdi “gittim” diyorsun.

Hiç kalmadın ki benimle gidesin…Benimle kalan hep yalnızlıktı.

Olmayışının hiçbir önemi yok.

Bir tarafında hep sen olsan da benim aşkım bağımsızdı.

Hayatta hep tatlı anlar yoktur ya, nasıl yaşadıysam seni, acıyı da yaşamayı bilirim.

Aslında çokta üzülecek bir şey yok.Çünkü bu aşk baştan sona imkansızdı…
Alıntı


arwen 18 Eylül 2008 23:14

Kurşuni gecelere sakladım
Dudağımda bıraktığın son tebessümü
Ben unuttum
Sen unutturdun gülmenin alfabesini
Yalnızlığım çıldırıyor yine
Yüreğinin değirmenlerindeyim
Unufak oluyorum adını her anışımda
Senin için diktiğim iğdelerin
Köküne gömdüm
Vuslat adına ne varsa
Almaya korktuğum son bir nefessin şimdi
Canımda

Ektiğin sensizlik
Solmuyor bir türlü içimde
Onulmaz yaradan akan kandır şimdi
Sadakat yeminleri
Nasıl bir iz se bu bıraktığın
Katmer katmer birikiyor
Adını kazıdığım asırlık
Alnımda

Sussam diyorum
Adını hiç anmasam artık
Dilim saplanıyor bağrıma
Bakışlarında doğranıyor çığlığım
Elimde kalan öksüz bir inilti
İnim inim inletiyor sensizlik
Çırılçıplak bir ölüm nöbet tutuyor
Kapımda

Her nefes alışımda
Göğüs kafesimde sıkışıyor
Ömrüm

18.09.2008/Edirne
İrfan Özcan


SiyahLALE 20 Eylül 2008 03:24

sensizlik

YOKLUĞUN..!

Senin yoklugun diger yokluklara benzemiyor. Uyutmuyor mesala, uyumuyor.Için ürpererek titriyorken, eline aldigin bir bardak sicak çay bile isitamiyor seni.Çayin simitle olan arkadasligi kadar kutsaldi sana sevdam. Ve simitten düsen her susam tanesi kadar korunmasiz. Yine de güzel bir günün ardindan gelen yagmur gibiydin benim için.Ve her yaz yagmuru gibi gelip geçtigini sandin, yanildin.Yaniltilarimiz sürdü gitti günlerce... Avucumdaki iki çizgiden biri olmustun ve ben nasil ayrilabilirdim ki senden. Duyulan, yasanilan ve çekilen her derdin üzerine kazidim adini ve umudun adini degistirdim senin yüzünden, sen bunu hiç bilmedin. Adini bile bilmedigim bir radyo istasyonunda, yarinin bugünden daha güzel olmasi dilegini savuran gereksizler, tek çarelerinin bu oldugundan ne kadar da emindiler. Oysa sen böyle miydin... Bilirdin yarinin bugünden farkli olmayacagini. Ve bizim tek derdimiz dündü... Ne sen acilarindan biktin ne de ben. Kan kaybeden ve tarifsiz bir dün degilmiydik ikimizde... Sen, güzel bir günün ardindan gelen yagmur, yine sasirtiyorsun beni bugün ve içinden geldigi gibi davraniyorsun yine; sonucunu hiç düsünmeden. Ne olurdu sanki çektigim tüm acilarin tek nedeni sen olsaydin. EYLÜL'de gelen sonbahar gibiydi gelisin.Ve gidisin, gidisinin tarifini yapsam neye yarar ki! Beni üzen tek sey; giderken bana hesap sormaman. Inanmadigin her ben için sana hesap vermeliydim ve suçlamaliydin beni suratsiz bir suratla. Kendini benden alabiliyorsan, hiç durma... Ve bir elmayi sever gibi sev beni. Yarin sensiz bir sabaha daha uyanacagim. Ne bir telefon ziriltisi olacak ne de masum konusmalar. Yok artik bir mum isigina sarilip yatmak ve hayal etmek güzelligini. Neye yarar simdi senli geçen günler. Siradan bir telefonun bu kadar kutsallasacagini bilemezdim. sayamadigim kirginliklarimin arasinda kaybettim seni. Biseyleri anlatmanin zorlugunu çekiyorken ve anlamani bekliyorken çekildin bu kiyilardan. Bir zamanlar benim gökyüzümde geziniyorken, simdi kan kaybeden geçmisimin en önemli yarasi haline geldin. Yine de utanma, suçlama kendini; nasil dayanirim buna. Hadi bu gece de sen uyuma ve bir kez olsun sahip çik gözyaslarima. Hadi bu gece de sen karsila sabahi benim yerime, benden önce, "günaydin" demeyi dene yeni dogan güne. Yarin yine de sevecegim seni. Ne yani, sen "hayir" dedigin için vazmigeçecegim benden. Ne kadar kolay söylemistin... Gizlice girdigin hayatimdan firtinalar kopartarak çekip gidiyorsun. Gelisini hissetmedim ama gidisin yakiyor. Keske gidisinde gelisin kadar sessiz olsaydi. Günesini bulutlarin ardina gizliyorsun hakkin olmadan. Ve ben hakkim olmadan sevdim seni kendim yerine. Ürkekliginin cezasini bana mi çektiriyorsun acaba... Ne garip; kendi suçumun altinda eziliyorken senin suçunun cezasini yasiyorum. Hem de bir sabahçi kahvesi sogukluguyla... Yasadigimiz her kelime bir silahin sarjöründeki mermi gibi simdi. Hesabini kim verecek bu cinayetin... Sen kaç yine, hiç durma buralarda. Ben bir süre daha buralardayim ve sevecegim senin yerine de. Sen kaç yine, ben korkmayacagim senin yerine. Seni yasadigim hergün çiglgk çigligaydi sana. Anlatmak diyordum anlatmak, ölüm soguklugu ve göçmen kuslar karamsarliginda sevmekti seni. Yakalayamadigim gölgenin pesinden kostum hep. Bilmek istedigim tek seydi senliligin nereye çikacagi. Ama ne garip, bir çift gözün dayanilmaz cinayetine ortak oldum simdi. Yok iste, elimde kalan sensizligimi bile aliyorsun damla damla. Oysa kirik dökük sevdanin onarimi gibiydi sensizlik. Bilmek gibiydi, anlamak gibiydi, vurulmak gibiydi yoklugun... Ve kendimi her vurdugumda bosalan sarjörlerin yerini alan sen, yine dolduruyorsun bosalan beni. Ben, yaptigin kaçamagin hesabiyim belki. Ve söyleyemedigin her kar tanesi kelimenin kendisiyim. Zorladigin masumiyetini göklere çikartiyorken siradan bir kum tanesi gibi savuruyorsun sevdami. Kimbilir kaç sevdanin devamliligini sagliyorsun hasret hasret. Ben de burçagindayim simdi sensiz kalan her yasamin. Vurdugun her yürek atisi adina isyan etsemde sana, vurulmuslugumu saklayamiyorum ne yazik. Bir defter yapragi kirisikligi hayatimin en önemli detayisin sen. Tek eksik, gelmeden gitmen oldu sensizligime. Bende simdi gittigin yerdeyim, sensizligimdeyim. Içime dertti bir kez olzun tutamamak ellerini. Hiç beceremedim hem ellerini tutup hem gözlerine bakmayi. Ya ellerini tuttum gözlerin terketti; ya gözlerine baktim ellerim üsüdü. Adi ve yüzü olmayanlarin sevdasindayiz ikimizde. Benim yüzüm yoktu senin adin... Kapkaranlik bir yüreksizligi aydinlatiyordu oysa ellerin. bulutlanan her gözyasi gibiyim artik. Bilirsin birkaç damladan sonra gerisi gelir. Aglamak diyorum yani, utanmak için bende kalan tek kaynak. Yine de sevdim sevgisizligini. Ve yine de sevdim korkakliginı.. Ismarladigin her aci için sevdim seni...
Alıntı


fadedliver 20 Eylül 2008 15:59

SUSKUNLUĞUNA İNAT
“Seni ana dilimde sevmek istedim
Uzaktın,
Anlamadığın dilimi duyamayacak kadar.”

Koşar adım geçtim sınırını
Dikenli tellerini
Mayın tarlalarını
Karakollarını
Bir yudum su gibi içtim
Çocuğun memeye sarılışı gibi sarıldım yollarına
İştahla...
Sorsan parolam yok
____________ O kadar güzelsin ki
Vurulmam kesin emir.
/ Esirinde olabilir -d- im ya /

Git – me dedim sana
Soluğumu kesmişti mavi bir akşam üstü,
Ardında büyüyen gölgen
Bir çelik gibi attığın adımlar
Mavi ve keskin
Yüreğime inip, kalkan
Bir hançer batımı sol tarafıma
/En deli sancıların sevdalısı oldum,
Kıvranmam yılanları kıskandırır/
Sesimin çıkmadığı bu yüzden
Senin duy -a- madığın....
Bir hançer batımısın,
Çıkaramam
Kan kaybımsın....

Bir kez daha yumuyor gözlerini
İçimdeki tedirgin mülteci
Yüreğinden vuruyor kendini senin sınırlarına
Aşıyor barikatlarını
Kapılarını kapama

Bir hançer batımısın
Sol göğsümün orta yerinde
Çıkarsam
Kan kaybımsın.....


fadedliver 24 Eylül 2008 18:41

Vurgunlanmış bir yürekte ağlıyor cümlelerim..


Yalnızlık kelimelerimi delip geçiyor .

İnadına bir yorgunluk yaşıyor gönlüm.
Kimseden habersiz, sessiz ve kimsesiz.



Bari sen olmasaydın .

Yalnızlık kimsesizliğimin içine alıp götürseydi beni.
Yusuf gibi soğuk ve karanlık bir kuyuya atılsaydım ve hiçbir kervan farkımın farkına varamasaydı.
Kana kana su içip bekleseydim, dolu sandığım onca kelimenin içinin, boş olduğunu benden başka kimse anlatmasaydı yine bana.


Düşünmek yoruyor beni.
Düşünmeden yaşayabilsem , yazabilsem, sevebilsem keşke.

Gönlümü alıştırmasam bir solukluk gelip gidenlere.
Hep ağlasam ama kimse duymasa beni.


Bağırsam avaz avaz kimse çığlık sanmasa.

Keşkelerim şeddelese iyikilerime kendini..
Sözlerimin en hükümsüz tarafını atsam içimden, ve hükmetsem dağarcığımdaki tüm cümlelerle yine kendime.
Sözüm dilimin döndereceği son harfe hükümsüz kalır hep yinede.
Cümle kendiliğinden dökülür yüreğimden gizlice.
Dilimin suçu yok bu işte.
Hiçbir dilbigisi kuralı gönlüme geçmiyor, dilim: 'çıkmamalı bu söz' diyor ama yüreğim dinlemiyor.
Dilim yüreğime sözünü geçiremiyor.

Yürekten konuşuyor artık benim cümlelerim ,dilim aradan çekildi çoktan.
Artık kaç nakarat yazarsın dilimi döndürmeye.
Kaç dizelik yüzgörümlüğü verirsin mührünü çözmeye.
Boşa uğraşma yâr, dilim cümlelerine yüzünü sürmez artık.

Yağmur ilk toprağa düşer.
Söz ilk yüreğe.
Bir haramlık kaldın sen bende, helâlleşmeye yüzüm yok.
Hak arama bende ahirette, ortalara düşüp seni aramaya niyetim yok.
Gözlerim bir vurgun daha yesin senden.
Hakkını al benden!

Bu son olsun , son yalnızlık, son veda ,son söz.
Düşlerimin çıplak yanlarını gece karanlığına bürüyeli çok oldu .
Sabah hiç olmasın istiyor düşlerim aslında , çıplak kalmak istemiyor onlarda.

Gözlerimden yüreğime ılık ılık indiriyorum seni.
Elimde mendil yok!
Bu sefer silmeyeceğim seni benden , terk-i yüreğimin sorumlusu olmaya niyetim yok.

Titremez artık kirpiğim senin sözlerine.
Ama hiçbir mendil silemez artık beni senden.
Bıraktım artık bendeki seni gözlerimden .

Zulmetimin şiirini yazmaya yetmez senin sözlerin.
Niyet et bana can!
Yüreğinden sökülmesin gözlerim.
Çek ellerini gönül hanemden, son nefesini vermek üzere bu yara kapanmak için.
Gözlerimden az akıtmadım seni yaramı iyileştirmek için can.

İyileşmişim artık ben, gitme vaktin geldi ellerimden.
Bir tesbihliktin sen dilimde, çektim ve bittin ellerimde..


miss_didem 8 Ekim 2008 12:58

Üşüyorum

Dilimde sessiz bir ıslık!..
Sonsuza ezgiler üflüyorum.
Beynimin ikliminde,
Tek mevsim var üşüyorum

Mehmet Akif Baltutan


GÜLGECELER 8 Ekim 2008 20:27


Gülün Kaderi
http://img388.imageshack.us/img388/430/gulhh2uw9.jpg

Gülmeyenler Bahçesinde Bir Gül İle Dertleştim
Dedim Nedir Pürmelalin Yanlızlğımı Seçtin

Dedi Bende Bir Gülüm İsterdim Hep Gülmeyi
Gülistanda Dem Tutup Sevmeyi Sevilmeyi

Ağlamam Ondan
Gözyaşım Ondan
Yapayalnız Kalmışım
Dertlerim Ondan...


"Alıntı"


miss_didem 10 Ekim 2008 14:27

Sen yoksun sıcağını arıyorum

sen yoksun sıcağını arıyorum
sesin yankılanıyor odam da
kokun sinmiş
dokunduğun eşyalara, masa ya
ellerinin izi var çaldığın plakta
sen yoksun sıcağını arıyorum
bir tel saç bırakmışsın koltukta
bir de gülümseyen resmin var
onlarla beraberiz onlar senden bir iz
sen yoksun sıcağını arıyorum

Birol Akbaba


AeraCura 11 Ekim 2008 18:42

NOTALARI KURŞUNLANMIŞ BİR ŞARKIDIR YALNIZLIK
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif

'le bruyere, bir yerlerde, 'yalnız olmamak gibi büyük bir mutsuzluk!' der. kendi kendilerine katlanamamaktan korkarak kalabalıkta kendilerini unutmaya koşanları uyandırmak ister sanki. bir başka bilge, yanılmıyorsam pascal da, 'neredeyse bütün dertler odamızda kalmayı bilmememizden geliyor başımıza' der; böylece, içekapanış hücresinde, mutluluğu devinmede, bir de yüzyılımızın deyimiyle kardeşcil diye adlandırılabileceğimiz bir fuhuşta arayanları getirir usumuza.'
-Baudelaire-
yalnızlığın atlası:
I
hayat, çarpar ya ağırlığını camlarına evlerin, ışıklara aldanmayın, evler de yalnızlıktır, evler de...
siz çekersiniz gece büyür, gece çeker de bazen siz küçülürsünüz; geceler yalnızlıktır...

yalnızlığın tablosunu çizer ufukta biri, atlasını yalnızlığın uzak sularda bir gemici; birileri sınırlar koyar, haritalar basar biri; oysa harita basan bütün matbaalar suçlu, bütün silgiler yalancıdır
haritalar yalnızlıktır...

kaç bin ışık yıl uzağız belki de en uygar gezegene...
ay tutulur-
sa ay orda bir yalnızlıktır
yalnızlıktır emzirdiğimiz göz göre göre...
II
yerkürenin son jesti insanın dehşet yalnızlığı olacak. biz yine de çiçekleri sulamayı unutmayalım, ama yalnızlığımız çiçeklere de kalmayacak...

bu gezegen her gün milyonlarca ton ağırlaşıyor; her gün aşksız, azıksız azalıyoruz... azalıyoruz, çoğalıyoruz: ikisini birlikte tartsak azlığımız çok gelecek.

yerkürenin son jesti insanın dehşet yalnızlığı olacak! bunu bilmek için kutsal kitaplara gerek yok; işte hiç de kutsanmayan bir kitap bile bunu söylüyorsa, inanın, yalnızlığımız kitaplara da sığmayacak...

III
bir ölüdenizdir yalnızlık...
bir çınarın upuzun gölgesidir çınar boylu yalnızlık;
atlasına akbabalar, haramiler tüner de
kendi olmakta diretir yine...
IV
her insanda birden doğan, ama can çekişip ölemeyen yalnızlık. herkes bir evrede anlar bunu; kimileri de menapozlarda, antropozlarda, bir gözaltında, uzun bir yolculukta ya da.

dal değil, köktür yalnızlık; kurumuş olmalıdır ve bir daha yeşermez...

V
okyanuslar analarıdır denizlerin; gökyüzünün anası yok: gökyüzü yalnızlıktır. kurt dağında, kuzu sürüsünde, çoban kavalında yalnız.

kalabalık, kabarık verirsin kavgalarını; bin yumruğun tek olup göğe doğrulduğu günlerde de, akşam, dönerken evine ekmeğin kadarsın...

yazıyorsan duyarlığınla yalnızsın kendi derininde; duyarlığınla: suya yazılan sözlerle... en az yalnızlık çeken şairlerdir yine de; bölüşürler seslerini birlerle, ikilerle, beşlerle,
ama beşlerle...

VI
o, sevgiyi kendi için istiyor; sevgisiyle yalnız. onu değil, ben sevgimi seviyorum, sevgimle yalnız...

yalnızlığı deşiyorum: yapayalnız, yapayalnız! sonra bölüyor, bölüşüyor, topluyor, çarpıyor ve çıkarıp giysilerimizi birer birer sevişiyoruz; susup kalıyoruz belki, çekip gidiyoruz. geride kalanın adını yalnızlık koymaktan hep ürküyoruz...

işte kadınlar da, erkekler de doymaz uzuvlarıyla birer yalnızlıktır... doğasının insana ihanetidir yalnızlık; özünde yaşamın da, ölümün de birer ihanet olduğunu kavradığımızda sorun yok...
VII
tek kişilik kalabalıktır aşk.
aşk tek kişiliktir; ikinci kişiye bilet yoktur.
kendinin yayasıdır aşkta ikinci kişi, kendinin mayası;
herkes kendi sevgisini sever...

aşk nedir incil'e göre? nedir tevrat'a, zebur'a, kur'ân'a göre?
bu kitaplardaki aşklar, küfürler neyin rengine göre?

insandır, insan aslolan: insana göre!

bir bedeni o kıyısızlığa bırakma saati geldiğinde
gitmek bir yalnızlıktır.

bütün gitmeler yalnızlıktır.
kalmaya göre...

VIII
sevginin ve cesaretin cesetleriyle günler ağır ve kirli, tortusunu bırakırken ömrümüze; günler, düşlerimize, özlemlerimize... uzaklığın şakağında kaç namlu kim bilir yakın olmasın diye?

sonra biz, burada uçurumlara teslim gençliğimizle...
IX
en rezil parayla insan arasındaki yalnızlıktır; hiçbir inanç, hiçbir ideoloji, hiçbir aşk, hiçbir kitap bu yalnızlığın kurallarını bozamıyor.

bu da bir yalnızlıktır...
X
'yalnızlık bir yağmura benzer...'

yağmurdan önce biz, bütün çılgınlıkları bir bir bölüştük. bir bir türküleri, telaşlı koşuşları; silahları, tabuları, ayrılıkları; çoğaltıp yalnızlığımızı feodal tekkelerde, ellerimizin üzerinde bir el bile yokken bölüştük vuruşları.
sonrası geceydi ve yalnızdık: çoğalttık susuşları...

yağmura yakalandığımız gece-
ye çarptık; geceye hiçbir şey olmadı,
ama biz paramparçaydık!
ve hayat gaspetti o vakur duruşları...

XI
hâlâ dağların üstünde, zambakların içinde işte şu hayat; destan ve yalnız hayat!

yalnızlığa halay halay ellerim; kırılası, kırılası ellerim! benim ellerim, yuh ellerim, şair ellerim... kalemini silahıyla koruyan, kalemi de, silahı da yalnız ellerim;

'yalnızlık bir yağmura benzer'
yağmurlarda sırılsıklam ellerim...
XII
daha birileri bir yerlerde yaralardan söz ediyor; sonra binlerce ses o bir sesin üstüne, belki de yüzbinlerce... ama kime anlatılır ki yara, orada yara olarak yalnız.

yarayı anlatan, anlatırken; yara ise yara olarak yalnız
destan ve yalnızdır hayat kırılası ellerim
herkes kendine göre bir yalnızlıktır...
XIII
iyi ki doğmadınız hiç doğmayanlar ya da doğması olasılık kalanlar. doğarken biz de spermdeki olasılık kadardık; o olasılıkla doğmak veya doğmamak üzere yalnızdık. şimdi de yaşamak ve ölmek hâlâ bir olasılıktır. her mengenede, kederde en çok da yaşamak bir olasılıktır.

sevişmek ey, yaşamak bir olasılıktır!

XIV
yalnızlığı sevişirken eksiltiyor, eskitiyor
ve eskiyoruz...

seviştiğim gece emzirdiğim gecedir.
özümü katarım ona;
geceyi kanatırım, gece beni kanatır...
geceyi kanatırız, gece bizi kanatır.

geceler insanlığımız
insanlığımız yalnızlıktır...
XV
giderek insanlaşıyor, uygarlaşıyor
ve insansızlaşıyoruz...

'görgü tanıklarının ifadelerine göre'
dağınık yüzü günlerin ter ve keder içinde;
zanlıları her sabah o resmi geçitlerde...

işte hayatlarımız intiharların ve cesaretlerin sustuğu yerde; hayatlarımız diğer hayatların da cesetleriyle...

hayatlarımızda kimselerin bilmediği yalnızlıklar; ama kimseler bilse de, bilmese de yalnızlık var ey bütün yalnızlıklar!

XVI
şimdi travestiler kalçalarında ve slikon göğüslerinde biriken yorgunlukla dante'nin 'ilahi komedya'sını konuşuyorler sperm kokan duvarlarla...
o yırtık, yamalı ve yaralı sevgilerden, o kaypak sevgililerden, servetlerden geride hep namuslu bir ******m oldu benim de; tünediler yalnızlığıma hüzünlü bir yüzle o gecelerde...
sonra günlerin de üzerinde bir hayat; sürgit yoğunlukların, yorgunlukların, öfkelerin üstünde...
XVII
şimdi güzel bir deniz karşımda; korkunç çırpıntılı, dehşetli mavi bir deniz tutmuş da bir ucundan b(akıyor) uzaklara...
uzak, uzaklığında
ben kendi yakınlığımda yalnızım
ortalarda olsam da ortalı yalnızlıktır...

XVIII
böyle yakın uzaklıklarda hep yalnızlıklar ve 'yalnız değiliz' derken de yalnız!
işte cesetler ve cesaretler içinde aynadaki suretimi tuzla buz ediyorum; keder ırmakları akıyor ortasından...
birden bir kırlangıç sürüsü kanat çırpıyor uzaklara; yollara ve yolculara bakıyorum da, şarkıların kırık dökük notaları saçılmış sokaklara. herkes kendine göre bir şarkıyı tutturmuş yangınlar ortasında!

/yangınlar ortasında:
notaları kurşunlanmış bir şarkıdır yalnızlık.../


yılmaz odabaşı


arwen 12 Ekim 2008 00:33

Alışamadım Birtanem,
Geceleri üşüyorum ama soğuktan değil..
Tutamamaktan sıcak ellerini,
Tutunamamaktan yüreğinin sıcaklığına.
Gecelerin sensizliğine alışamadım.
Alışamadım birtanem,
Karanlığın beni yalnızlığa atmasına.
Alışamadım birtanem,
Yalnızlığın her gece benim ile yatmasına.
Alışamadım,
Sensizliğin yüreğime diken olup batmasına.
Alışamadım,işte alışamadım.
Geceler soğuk ve sensiz,
Yokluğuna akıyor zaman,
Yine sabah oldu,
Bugün günlerden sensizlik,
Ellerim yine yalnızlık cicekleri topluyor,
oysa o cicekler senin saçlarında olmalıydı.
Vakitsiz yaşiyorum günleri
Yine Sensizlik dünde kaldı,
Yaşadımmı bilmiyorum.
Bu gün yine sensizim,
Bu günde,dünde kalacak,
Yarının Sensizliğinde nasıl yaşarım,
Onu da bilmiyorum.
Ya sensiz saatler,
Ve ardından gelecek, isyankar geceler.
Göz yaşlarım içime aktığında,
Yine sen olmayacaksın, yine buz gibi bir yalnızlık.
Ama yalnızlığın buz tuttuğu yerde,
Yine yanan bir kalp olacak,ve yine,
O kalp senin için yanan, benim kalbim olacak,
Bu isyanım sana değil, sen olamazsın,
Kaderimin oyunu bu,
Tek başına bozamazsın.
Hayat Bize, mutlu olma şansı vermiyor sevgili.
Çünki biz, kendimizden başka,
Herkesin üzüntüsünü Üzüntümüz,
Acısını acımız yaptık.
Çünki tanımadığımız bir göz yaşı bile,
İçimizi parçaladı.
Çünki biz insanlığı seçtik,
Çünki biz insan olduk.
Çünki biz olmaya devam ediyoruz.

ATAKAN KORKMAZ


GÜLGECELER 12 Ekim 2008 04:43


Ben ne günler gördüm ne günler yaşadım.
Senden öncede vardım,senden sonrada olacağım.
Alnıma ayrılık yazmışsa kader,
Her zaman,her yerde yüzüme güler.
Namerdim karşında ağlarsam eğer;
Elinden geleni ardına koyma!
Ben hiç tanışmadım ne baharla,nede yazla
Haydi sende zülmet!
Ha bir eksik,ha bir fazla!!
Durma!
Kalbinden geçeni,diline düşeni;
Elinden geleni ardına koyma!!!!


"Alıntı"


arwen 17 Ekim 2008 23:59

Yalnızlık
Kalabalıklar içinde hissediliyorsa eğer,
Ya kalabalıklar duyarsızdır.
Ya yalnızlığı hisseden sorunlu

tevfik tükenmez


AeraCura 19 Ekim 2008 20:19

SENSİZ KALAN BU ŞEHRİ
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif

sensiz kalan bu şehri yakmayı çok istedim

mavi bir aleve dönüştürdüm kalbimi bir anda
tutuşturmak istedim beni böyle umarsız
bırakıp gittiğin bu zalim şehri
yakamadım gözlerin dikildi karşıma bir caddenin tam ortasında
inanılmaz güzel bakıyordu gözlerime hafif ıslak
en özel en bilinmeyen türleri açmıştı papatyaların
hatıralarınla titriyordu içim kuşlar kanatıyordu gönlümü

gri bulutlar geçiyordu göğümden
anlamak üzreydim neron’un roma’yı neden yaktığını
karanlık bir koridor açıldı önümde anlayamadım
yenik düşmüş bir napolyon kadar mutsuzdum aslında
intihara kalkışan hitler kadar çaresiz
yakmak üzreydim ki bu şehri hatıraların
içli bir yağmur gibi boşandı üzerime

kediler geçti birden kavşaklarından şehrin
acı acı miyavladılar gözlerime baktılar kızgındılar kırgındılar
onlar da tutulmuşlar anladım sana bendeki kadar
onlar da terk ettiğin bu şehri çaresiz
yakmak istiyorlar yakamıyorlar

saçların dikildi karşıma bir sokak köşesinde
her telinde parmaklarımın izleri parlıyordu
benzersiz kokunu alıyordu kıvrımlarından rüzgar
gözleri doluyordu saçlarına bakan kedilerin
her biri bir kenarda darmadağın
çömelip kalıyordu yutkunuyordu
rengi kaçıyordu pencerelerde perdelerin

nereye yürüdüysem bakışın, duruşun, sesin
anladım söndürmeliyim tutuşan yüreğimi
kendimi yakmış olurum yakarsam bu şehri
çünkü sen her şeyinle bendesin
nurallah genc



Saat: 06:13

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık