MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Yalnızlığıma (Yalnızlık) (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/8336-yalnizligima-yalnizlik.html)

Nisyan-ı Bâtın 5 Ocak 2009 02:36

Rüzgârın rengi hazan
Yalnızlığa değiyor
Bıçak kesilmiş ufuk
Kavrulmuş un kokuyor

Çocuk gözümde ölüm
Suya düşmüş yaralı kuş
Düşe değiyor ellerim
Umutsuzluğu okşuyor

Kuşlar ki en kadim yerli
Surlarında eski kentin
Giderler bir eski kentten
Bir eski kente giderler

Güneşin rengi sevda
Sesinde papatyalar
Çalar yorgun bir zamanı
Bulut katarı anılar

Parkın sevdiğim yanı bu
Ben gelince herkes gelir
Dokunsa elime elin
Bütün güvercinler uçar


Yalnız Karanfil Sokağı
A.Hatipoğlu


arwen 6 Ocak 2009 23:45

elle tutulur bir yan istiyorum dedi, yalnız,
sizi duyamıyorum dedi tezgahtar,
gözle görünür bir yüz olabilir, anlayabiliyor musunuz?
öncekini kaybettim,
bir ihanet dönüşü düşürdüm,
beklemediğim birşeydi,
sadece üç harfliydi üstelik.

sonra ne mi oldu?
'abi bana mı seslendin? '
dedi çırak.


06.ocak.09 Selcan Adalı


Nephthys 8 Ocak 2009 09:39

Yalnızım



Yalnızım…
Şu koskoca dünyada
Bir ben yalnızım, bir de o.
Yalnızlık kader desem,
Ya onunki?
Yalnızlık kader ise,
Niye sadece bize?
Alıp semayı elimize,
Şuna şahit oluruz hep
Bakıp buğulu gözlerle:
Bulutlar siyah,
Kuşlar ıslak kanatlı.
Yağmur çisil,
Mevsim sonbahar.
Savrulan sarı yapraklar,
Üşütür içimi.
Yalnızlık o kadar yakın ki,
Bir su içimi.
Zaman gelir
Kardelenleri beklerim;
Süslesin yüreğimi.
Yoldaş olsun,
Buz gibi hayatıma.
Ama heyhaat!
Beklemek boşuna,
Umutlar kül…
O hep yanımda, yüreğimde,
Damar ve kan misali,
Issız yollarda.
Yıldızsız gecelerde
Islak kabuslarda…
Öyle sargınız ki,
Yaprakla dal
Çiçekle bal misali…
O da benim gibi,
Kaderine kahretmiş.
Şu kısacık ömürün,
Çileli yollarında,
Bir ben yalnızım bir de o.
Bittik tükendik…
Yaşam;
Boranla kış,
Ölümle sonsuzluk arasında…
Islak gecelerde,
Aydınlık yollar yok artık.
Ne gün ışır,
Ne kardelen açar.
Ben sefil ve garip,
O ise naçar.
Bazen umutlanır,
Umuda koşarız,
Ayaklar yalın,
Yollar çakıl ve dikenli;
Umutlar gölgeli…
Umutlanmak,
Heyecana kapılmak
Ne güzel,
Uzuuun bir zaman diliminde;
Karanlık gecelerde,
Dikenli yollarda yürümek.
Ne güzel,
Yalnızlığı,
Yalnızlıkla paylaşmak.
Ne kutsal bir savaş,
Ne kutlu bir sevda,
Yalnızlığı gidermeye uğraşmak.
Şu ıssız çöllerde,
Şu ulu bozkırlarda,
Bir ben yalnızım bir de o.
Bir ben yalnızım bir de düşlerim.


.
Osman Öcal


Misafir 12 Ocak 2009 20:29

yalnızlığım, benliğimden öteye giden birşey.her düşündüğüm her istediğim olsaydı.keşke demeyeceğim keşkeler beni daha geriye götürecek biliyorum.son birkez ellerimi birleştirmek istiyorum.kendimi bensiz bırakmak istemiyorum.
olmadı bir sen olamazdı zaten .ölümün soğuk eline sıcak parmaklarınla dokunmanı istemiyorum.bu denli soğukluğu sana yaşatacak kadar acımasız olamadım hiç bir zaman ki bunu sana hiç bir zaman yapamazdım.
ellerin tutuşsun istiyorum, bana olan isteğin ve arzunla sancılanırken ben uzaklarda hayalinle ölmek istiyorum.
gerçekleri görmeni istiyorum, yalan da olsa gerçeklere daha yakın olmanı.
unutmamanı, hissetmeni ama dokunamamanı..bazen yargılayıp sonrasında bana koşmanı, taa ki nefessiz kalıp yere düşene dek.
bir hayal olup kaybolmak, ertesinde yalan olup geriye dönmek.gerçekleri hissettirmek fakat yine de dokunamamanı istiyorum.
şuursuzca isteklerimi sıralayabiliyorum değil mi?
ne kadar da bencilim.
hep bana hep bana, belkide bunu bana ellerinle sunduğun bir nimetti.
yalnızım, yalnızlığım yine beni beklemekte.ellerimde ona sunacağım senli hayaller peşinde.
gece yarısını bugünde görebildim.ertesinde sabahında gözüm de yaşlarla uyanacağım.
olsun bu bana da yetiyor. yaşama sevinci vermese de öldürmüyor.
yalan buda bir yalan.
ortada duramıyorum sadece öyle görünmesini sağlıyorum.
herşeyim birer yalandan ibaret.
kendi gölgesi kendisine gülen bir beden den geriye hiç birşey kalmayacak.
kandırmıyor muyum?
kandırılıyor muyum?
susmalı mıyım?
konuşmalı mı?
belkide uyumalıyım ha ne dersin?
sabah yeniden yaşlarla uyanır bu gözler.
bir de yalanlarla.
yarın yeniden uyanıp kış güneşini görmek isterdim gülen yüzlerle.belki sonrasında yağmur yağar ben ise altından geçebilmek için gökkuşağının ona doğru koşmak isterdim.bahar olsun isterdim her daim. hayatım hep kış hep yalandan ibaret oldu.
bataklıkta gökkuşağı neden olsun ki?
hayal ediyorum kendimi.kendime kavuşmayı sadece bir ben olmayı.sonrasında seni düşünüyorum.
kızma neden ilk ben diye.bencilim evet ama sana ben olmadan gelmemek için en büyük bencilliği yapıyorum.kendimi satıyorum her diyarda kurulan pazarda.
yine de kalbimdeki kuşları uçuramadım sana doğru.olduğun yere doğru.
mevsim bahar olmuyor, sebebini bir tek ben biliyormuşum gibi söylüyorum aslında değil.sebebini sende biliyorsun.
artık herşeyi biliyorsun. yakın olmak isterken sana ne kadar uzak olduğumu farkedersin belki.
aynadaki hayalim özleminle ağlıyor.sevginin böylesimi olurmuş?bu beden o kadar hassas ki hissiz ki düşüncelerinde boğulup kalıyor.arada bu şekilde yazıyor pişmanlığını dile getiriyor.
ama yetmiyor.
kendime yetkim geçmiyor bu denli maruz kalmışım dibe vurmaya, dipte oynamaya.
egzantrik laflarım yok artık, herkes okusun herkes anlasın diye.
elimden geldiği kadar devrik cümlede kurmuyorum daha basit okunsun diye.
buda geçicek elbet.
sabrediyorum kendim, sensizliğe, bir de gecenin bu densizliğine.hergece oldukça daha çok sensizliğe düşüp bensizliğimle güreşiyorum.hep tuş olup daha çok uzaklaşıyorum herşeye.
bıkılası bir durum.ama savaşmam lazım kendimle.bir o beni yeniyor bir gecenin sessizliği.
bozuyorum artık herşeyi.
geride bir ben kalıcak benden öte de, bir de sen benim suretimden ileride.
yolları düşünüyorum.her zaman sana geldiğim yolları.artık o yollarda kapalı.yok oluşun serzenişinde 2-3 tını.koşmamı engelliyor hem sana hem de bana.
artık uyumalı.
uyusun ki susmalı.
susmadıkça işkencelin en büyüğünü hissediyor bu ruh.
haram kılıyor bu bedeni senle yaşamaya


ahmed 12 Ocak 2009 21:55

Nöbetteyim





Sensizlik nöbetindeyim yine
Gece soğuk,
Gece ürkek,
Ben ürkek..
Bir kıvılcım olsaydın avucumda
Sönmeyesin diye
Ne çok üflerdim seni kimbilir..
Çoğal çoğal da allev alev
Bitsin bu sensizlik..
Bitsin bu sessizlik...-
Varsın olsun yangın yerine dönsün gece!
Nöbette serap gördüm işte...
Nöbette serap oldun;
Biterse...
Günah!

Şirin Demir


Nisyan-ı Bâtın 17 Ocak 2009 13:39

YALNIZ

Haykırışan kargalar
Darmadağın uçuşuyor kente doğru.
Neredeyse yağacak kar
Yeri yurdu olana ne mutlu!

Donmuş kalakaldın,
Hanidir gözlerin arkada!
Boşuna kaçışın, ey çılgın,
Kıştan uzaklara!

Dilsiz ve soğuktur binlerce çöle
Açılan bir kapıdır dünya!
İnsan senin yitirdiğini yitirse
Bir yerlerde duramaz bir daha!

Sen şimdi solgun, sarı
Kış gurbetlerine lânetli,
Hep soğuk gök katlarını
Arayan bir duman gibi.

Uç git, kuş, söyle ezgini
Issız çöl kuşlarının sesiyle!
Göm, gizle, ey çılgın, kanayan kalbini
Buzların, alayların içine!

Haykırışan kargalar
Uçuşuyor kentten yana, dağınık;
Neredeyse yağacak kar
Yeri yurdu olmayana çok yazık!

F. Nietzsche
(çev. Behçet Necatigil)


Nisyan-ı Bâtın 18 Ocak 2009 16:59

Yalnızlığa Savrulduk

Yorgun geceler
Gelip geçer
Yalnızlığım beni bekler
Güneş doğarken üstüme
Düşlerim
Kaçar gider

Bu eksik şu fazla derken
Çok fazla çok eksik olduk
Ne çok ne çok sevdik
Derken
Yalnızlığa savrulduk


Misafir 19 Ocak 2009 19:22

Küçük kız, orda mısın
aynı yerde bekliyor musun beni
çığlığım ulaşıyor mu yüreğine
sensizlik yokuşunda harcadığım
yalnızlığım yakışıyor mu korkularına

Küçük kız,düşlerde neden yoksun
dargın mı hayatlarımız bakışlara
değişmek mi sana zor gelen
yanlış aşklar mı yoksa kapını çalan
kararsız ateşlerde kavrulmak acı

Küçük kız,hiç anlatamadım değil mi
beceriksiz bakışlarım da yetmedi sana
madem sevmeyeceksin,aşkın uzak
beni sensizlikle cezalandır,korkma
elini kana bulaman gereksiz
kiralık aşklara sat beni
kolay intiharlar icad et

Küçük kız,yalnızların mahkemesi olmaz,
hakim cübbesini giymeden açıklar
kararım çıplak levhalarda boy gösterir
sensizlerin ülkesine sürgünüm yakın

Küçük kız,duvarlarım seni soruyor özlemle
seyretmeyeli çok oldu sevişmeleri
rüyalara çıkan yollar bile karardı
uçsuz bucaksız uğultu meydanlarında
tek parlayan ışığa koşuyorum
Üstüme gelmeyin duvarlar
o burda yok,ondandır ilgisizliğim
sorguya çekmeyin beni
görüyorsunuz yalnızım işte

Küçük kız,yüreğim çok oldu seni anmıyor
anlıyor muyum seni gerçekten
kullanılmış mıyım yarenliklerde
harcadığım zamanlar hesap sormada
sadece kadınlar ucuz değil ülkemde
insanlık satıldı pazarlarda
beğendiğimiz alçakların dansıdır.

Söyleyin,ben şair miyim sizce,
yoksa,şiirlerinde çaresizliğini saklayan
acemi bir hırsız mı var içimde


arwen 23 Ocak 2009 22:34

Bütün kelimelerim, tüm söyleneceklerim ve söylenmemişlerim suskunluğa bürünüyor karşında. İstesem de konuşamıyorum seninle. Susmaktan başka da bir şey de gelmiyor elimden. Susup gülümsemekten başka.. İçimde çığlığa dönüşmüşken söylenememişlerim, susturmak öylesine zor ki.. Bu sessizliğimde de anlarmısın beni yine?

Bugün yine geldim sana.. Yine konuşamadım. Oysa boğazımda düğümlenen ertelenmiş bütün sözcüklerim "keşke" lere sebep olacaklar, biliyorum. Günlerdir böyle oluyor zaten.. Tam dökülmek üzere iken kelimeler dilimden, susuyorum. Ardıma bakmadan hızlı adımlarla uzaklaşıp gidiyorum.. Ya da uzaklaştığımı zannediyorum. Belki ardımda bıraktığım sen, en yakınım, en iyi bilenim, anlayanımsın.

Ne vakit seninle ilgili, bu çaresiz gidişinle ilgili bir şeyler düşse aklıma, kovalıyorum beynimin içinden. Hiç bir sesi dinlemiyorum. Ya da ürkekçe bir yerlere saklanıp, gizleniyorum. Gelip beni gizlendiğim yerlerden bulacağını bile bile..

Sen ardımda kalıyorsun ben yürüyorum. Hep geride kalanlar yalnızlığa mahkum olmuyor. Ben kendi yalnızlığıma, kendi yokluğuma, hiçliğime yürüyorum.

Artık kulaklarım sesleri duymaktan daha da yoksun, artık hangi kelimeye atsam elimi, hepsi birbirinden kırık, birbirinden yarım. Gözlerimse denizi, gökyüzünü eskisi kadar mavi görmüyor. Hani ne yapsan çıkmazdı denizin lekesi?

Hiç bir şey eskisi gibi değil. Her yeni gün birşeyler daha eksiliyor. Sen de gideceksin, sen de eksileceksin.. Ne bir dost doldurabilecek dünyamdaki yokluğunu, ne de bir sevda.. Issız kaldığımda kimselere sığınamayacağım. Korkularımdan daha bir korkar oldum. Sen de gidince ya unutursam gülmeyi? En büyük korkum da bu ya..

Sen gideceksin, ben yine susacağım. İçimdeki ses çığlık atarken ben yine bastıracağım. Son sözcüklerimi sen yine duymayacaksın. Sonra pişman olacağım "keşke" diyeceğim, "keşke söyleseydim"... "Belki anlayabilirdi beni, belki tanımlayamadıklarımı tanımlayabilirdi"..

Bütün sırlarımı, yaşanmışlıklarımı, yarım kalmışlıklarımı hiç düşünmeden paylaştım seninle. En umutsuz anlarımda bile sığındığım oldun. Küçük şımarık bir kız çocuğu gibi ufacık bir yara alsam sana şikayet ettim. Söylesene şimdi seni kime şikayet edeceğim?

Hiç sevmedim suskunlukları, biliyorsun..
Ama susmak zamanıdır şimdi.
Bazı şeyler var ki, dillenmiyor, söylenmiyor.. Söylenemiyor.
Sana gülümserken bile bir bulut çöküyor yüzüme adeta...
Farkediyorum ki, susmak en büyük yalnızlık..


ahmed 25 Ocak 2009 00:41

Yanlız Adam



yarım kaldım birabaşıma
sevda çiçeklerim soldu
şimdi sen yoksun yerin soğudu
sen güzel gözlüm sen gittin

birdaha severmiyim
birdaha aşk flinde oynarmıyım
yanlızların adamıyım
sen gittin yarım kaldım

artık gözlerim yoruldu
yüregimden dün gece koptu
sen yoktun ben vuruldum
hasret gözlüm sen üzdün

dünya dönüyormu farkında değilim
solmayı bekleyen çiçekmiyim
sen gitiğinden beri ben ölü gibiyim
sevdim seni yangınım şimdi

acılar çekiliyor yüregimden
suskunlugum bitiyor sanki
hayata dönüyorum belki
ben yaşamayı seviyorum


Ali Top


Sedef 21 25 Ocak 2009 00:45

Yalnız Hüzün

Yalnızlık değil bu yalnızca,
Sindirilememiş bir hüzün de.
Gaz sancısı gibi kafa taslarında.
Gurul gurul.

Biz patlamaya hazır deliklilerden,
‘En El Hak’ yüksekliği ise,
Beklenen en büyük sabıka.
Tabii hüzünleniriz, başlı başımıza.

Ertelenmiş mutlulukların umudu,
Tecavüz ediyor yaşam anına.
Tüm beyin kıvrımlarına.
Gürül gürül.

Ölüm telaşının saldırganlığı
Kanımızda,
Kapital, yüzlerce serum takmış
Ayrıca tüm damarlarımıza.
‘Her şeyi tüketin!
Önce kendinizi.’ Diyor..

Çıkarılamaz derinlikteki hüzün
Kalıyor bize,
Biz bitince;
Bitik yıllardan geriye.

Dedimdi ya,
Yalnızlık değil bu, yalnızca,
Sindirilememiş bir hüzün de.

Aydın Erkurt


Nephthys 25 Ocak 2009 02:02

Yalnızlıktan



Avazım çıktiğı kadar bağıracağım
İçimdeki yalnızlıktan...
Kurt gibi ateşli gözlerle
Uluyup uluyup haykıracağım....
Meydanın ortasına çıkıp
Külhan beyi gibi ' eeeetttt' diye bağıracağım..
İçimden bir avuç yanlızlık alıp,
Üstünüze atacağım
Durun durun bu neki daha
Saçlarımı şansımı dağıtan rüzgarın
Anasına avradına sayacağım
Gel gitme dediğim sevdiğimin
Tam kalbinden vuracağım..
Sokakta ne kadar hayvan varsa
kuyruğuna teneke bağlıyacağım
Beni insan yerine koymayanlara elimle N....yapacağım
Ulan varmı bana yan bakan....deyip.....
İslak kedi gibi sineceğım
Başka....Başka ne diyeceğim....
Sustum sustum....
Hayattan darbeyi yedim sizdende KÖTEK..Mİ
Yiyeceğım...

Şule Ersöz


hadiseyim 26 Ocak 2009 11:22

Kısa bir mola vermek istiyorum, izin verir misin hayat...



Acıyan yerlerimle kelimelere sığınma vakti şimdi,
Uzak şehirler arıyorum yüreğimin yabancı olduğu.
Keşfetmediğim, görmediğim, bilmediğim bir yer olmalı...
Hatırlatmamalı seni bana...
Demek ki deniz olmamalı....


Vedalaşmamalıyız seninle,
Sana bu iyiliği yapmamalıyım!




İlk kez nefretin eşiğindeyim, ama...



Senden vazgeçemem... Bilir herkes...

Acıyan yerlerimle düşlere sığınma vakti şimdi,
ne olur yakmayın ışıkları, ben herşeyi çizerim düşlerimle...
Neden yine yabancılaştım?
Bu senin suçun...



Herkes kendi ipini çeker,
Herkes kendi akıtır gözyaşını,
Ama...


Sen ben yok aramızda... Bilir herkes...
Senden ricalarımı anlatmam zor sana...
Ne olur çok görme bana hayatı. Ne olur dokunma...
Acıtma...
Gülümsememi sever sevdiğim en çok, bari ağlatma...




Kısa bir mola vermek istiyorum, izin verir misin hayat...
Gerçekler sancı yapıyor, az bir düş alıp döneceğim....!


Misafir 26 Ocak 2009 12:55

Gecenin bir yarısında
Yanık bir yıldız
Avucuma konar
Gün sıcağından esrik kalmış.
Koynumda yitik üç-beş düş tohumu
Apansız iklimler
Sırılsıklam
Gitmelere arefesinde


Teleşa kapılmış şehirleri gençliğimin
Vuslat bir kaç adım oysa
Karanlık ırak gayrı
Oyy kuytu
Oyy titrek hayaller

Yüzüne yüz süremediğim yar
Gün doğacak

Şafak öyle yaman gelecek ki
Umut kurşun gibi
Şafak öyle yaman gelecek ki
Sevda harı
Yürekte işlenirken

Rüzgar körükleyecek bu közü
Başlangıçlar güzelliği
Dudaklara mıhlanmış tebessümler
Mührü sökülecek yüreğin
Acı düşecek cellat bıçağına
Bıçak kanayacak

Saçlarına hayallerimi doladığım yar
Gün doğacak


Ellerin ellerime yakışır can
Yüreğin yüreğime

Yaşamak en çok bana yakışır
Yaşamak sevdaya...


hadiseyim 26 Ocak 2009 14:53

Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... "Üşüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya ... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı biliyorum...

Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak, uçmak isterdim…

Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar ke***... Yokluğun buz gibi soğuk... Karakıştaymışım gibi üşüyorum... Yüreğim donmuş sanki, gözlerim de...
Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar...

Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere...
Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok…
Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz…

Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya...

Susuyorum artık derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, söküp almanı hicranımı bir tılsımla...

Yüreğim kanrevan, yüreğim yorgun, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak...

Gel, yüreğim ol cangülüm, her ölümümde yeniden hayat ver bana. Elim ol, ayağım ol, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol her damlada yeniden doğur beni, yeniden doğur umudumu. Her öldüğümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım yeryüzündeki canlı - cansız varlıklara, seni ne kadar çok sevdiğimi anlatayım ...

Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, şiirler sislenmeden... İslenmeden geceler ... Sonra ölüm gelsin...

Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi.


ÖmÜrCeK 26 Ocak 2009 23:20

SENSIZIM
Mutlu muyum saniyorsun sensiz
Unuttugu mumu yoksa hiç hatirlamadigimi mi
Yok yok seni hiç unutmadim
Lanet olsun seni kirdigim o güne
Lanet olsun bana sensizlik çok zor
Sensizim yalnizim iki arkadasim var simdi
Biri yalnizlik biri mutsuzluk
Sensiz geçen günlerimde tanistim onlarla
Yalnizlik hiç birakmiyor beni
Mutsuzluk terk etmiyor
Bende kirmiyorum onlari
Seni kirip terk ettigim gibi
Onlari üzmüyorum yasama küstüm
Gülmeyi unuttum sensizim
Yalnizligim ve mutsuzlugumla birlikteyim


Harry Kewell 28 Ocak 2009 16:56

Hoşgeldin Yalnızlığıma
yalnızlıklara

Of be of geceler... sessizliğin sesini dinlediğim geceler
Sensiz bensiz savunmasız geceler
Kirpiklerimin uçlarından asılı geceler
Uzaklarda gözlerini aradığım geceler
Sevgilerimle sevgisizliğe yorgan olan geceler
Yaşamayı seninle süsleyip sevdiğim geceler

Ah be ah dünya... karalara bürünmüş beyazlarım
Efkarımda katmerli suskunluklarım
Akıl almaz sonsuzluklarım
Gecelerimde şafaksız selamım
Kaçışlarımda kaybettiğim hecelerim
Derinliklerimdeki doğru kelimelerim

Vah be vah yaşam... sahte olmayan boyutlarım
Yaşama sunduğum en insani yönlerim
Siyahtan zifirimi zifiri korkularım
Isınamadan çalınmış güneşim
Bana benden baskın bakışlarım
Neden ödülsüz darbelerim

Hey be hey aşk... özgür sevdam
Koparmayacaksan kasırgalar uğrama limanıma
Yaşamıyacaksan girme yüreğime
Her hücremi titretemeyeceksen değme hislerime
Unutacaksan bakma çaresizliğime
Olacaksan ayak izim yollarıma
Hoşgeldin yalnızlığıma...

Ayça Kargılı


Nisyan-ı Bâtın 28 Ocak 2009 18:15

Daha az seviyorum seni..
Giderek daha az..
Unutur gibi seviyorum..
Azala azala..
Aramızdaki uzaklığın karanlığında..

Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
Daha az seviyorum seni..
Kendini iyileştiren bir yara gibi..
Daha az..
Ve zamanla..

Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
Uzak dağ kışlalarında..
Görmüyoruz birbirimizi..
Usul usul sis iniyor..
Kopmuş yollara..
Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
Sevgilim sevgilim
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

Artık daha az seviyorum seni..
Unutur gibi..ölür gibi daha az..
Yeniden ödetiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini..
Kolay değildi..
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
Kaç acı birden imtihan etti beni..
Bir tek gece vardır insanın hayatında..
Ömür boyu sürer nöbeti..
Bu da öyleydi..
İyi ol..
Sağ ol..
Uzak ol..
Ama bir daha görme beni..




Daisy-BT 30 Ocak 2009 15:28

BİLİNÇ-ALTI


Komayın beni bu ellerde-gayrı durmam
bu yol kavşağındaki susmuş gözler senin
beni kıskıvrak saran kollar senin kolların
tutamam ellerini-yanımdasın.
rüzgar gibi bakıyorsun-saçlarım uçuşuyor
ellerimi örtüyorum yüzüme-gözlerine bakamıyorum
sen bir çiçeksin-yavaşça açarsın
incecik belin salınırsın-ilk çiçeksin baharda
işte uzat ellerini-ben gözlerimi yumuyorum
yeni yetme bir sürgün gibi kuruyorum olduğum yerde
işte bu benim yüreğimdir-atmıyor
işte kar düşüyor gözlerime
hiçbir şey güçlü değil bu dünyada seni sevmek kadar
senin yüreğin kadar aydınlık değil
hiçbir şey ölümcül değil bu koku bu renk kadar
vücudun kadar alımlı değil hiçbiri çiçeklerin
neden bu güzelliği dudaklarının
gözlerinin bu koyu karanlığı
bir şey var yüreğimde kuş gibi uçarı
gözlerinin şavkı çiçeklerde
yağmur yağar telli pullu
biliyorum-ellerin gibisi yok.



E.E. CUMMINGS


Nisyan-ı Bâtın 30 Ocak 2009 16:23

Yola düşen bir gençliğin ardından
Sabahsız mavilikler de buldum seni.
Geç kalınmışlıktır adı olmayan hüznün,
Hep kaçaklar da olan anlamı…
Kelimeler tutsak
Şiirler mahpus bir anlaşılmazlıkla okunurken
Gazete manşetlerinde,
Sevda linç ediliyordu
Aristokrat aldanışlarda….
Şimdi gözlerin geçiyor tüm bulvarlarda
Kan akıyor şehrin burçlarından
Anlaşılmak olmadı amacım.Kimseye halimi arz etmeye derman bulamadım kalemimde.
Susmalar düştü payıma.Avaz avaz haykırırken şiirlerim, sus geldi hayat ve susuyorum.



fadedliver 31 Ocak 2009 21:24

geceyi örtse de geçtiği mevsimlere
hâlâ yalanların en güzelidir aşk

gün bitecek paramparça döneceksin kendine



silmeye çalışarak geceden suretini
aynaya bakacaksın içindeki deliye

kim bilir hangi aşkta bıraktığın gülüşün
kırıkları olacak yaralı bakışında
aynalarda gördüğün
son cesettir kendine öldürdüğün
diyecek gözlerinde kırılan ayna

sen geceden gizleyip suretini
gövdendeki hayalete sarılacaksın



tanıdık kokular kesecek bileklerini
yırtık fotoğrafları yeniden yırtacaksın

geceyi örtse de geçtiği mevsimlere hâlâ yalanların en güzelidir aşk sarışın acılar gizlenir gölgesine
böyle diyecek ayna, yine inanacaksın
ilk kez inanır gibi huzura ve lanete
paramparça bir yüzün son gülüşünden kalan
cam kırıkları hâlâ kanarken yüreğinde

geçtiğin sokaklara yeniden dönmek için
içindeki delinin ardından koşacaksın

sustuğun aşklar gibi konuşkan
yalnızlığın gibi bin parça
yeni bir gün çizerek yüzündeki aynaya kendine

yeniden başlayacaksın


fadedliver 5 Şubat 2009 23:54

Aşkın ölümcül bir yüzü daha varmış
Seninle gördüm.
Okyanusta dolaşan menzilsiz gemi gibi
Asi fırtınalarda kayboluyorken,
Sessiz yıldırımlar gibi düştün geceme.
Güneşin batıdan doğuşu bir aşk
Can çekişiyordu gecenin koynunda.
Başı sonu belirsiz karmaşık öykü,
Yazılamıyordu bir türlü.
Ruhlardan kopan parçalar
Rüyalara dadanıyordu arsızca..
En derin duygular tarumardı.
Görmezden gelmelerin
Hele o suskunluğun ve gece,
Ayaz ve puslu gece
Aşkın ölümcül yüzüydü..
Yiğitler yiğidi bir kalp,
Tüm hüzünlerini yüklenmiş
Bir türlü olamayan sabaha inat
Küskünlüğünden nice sonra
Uzanıp en olmadık zamanda
En olmadık dokunuşu verdi.
Yüzleşiyorken aşkla
İşte tam o an,yalnızlığımın orta yerinde
Sitemlerle öptün gecemi...


Nephthys 6 Şubat 2009 01:37

Bir Yalnızlıksın


Bir yalnızlıksın sen bana
Yanımda olsan bile dokunamayacağım
Sevsem bile hissedemeyeceğim
Bir yalnızlıksın sen bana
Ağlasam görmeyecek
Seslensem duymayacak
Asla ulaşamayacağım
Bir yalnızlıksın sen bana

Ama ne çare olmadı senden başka
Varlığın kadar gerçek olan
Yokluğunla benimsin
Bedenimde içimdesin
Ohhh kıskan sen bile senle
Bu kadar başbaşa kalmamışsındır.....

19.05.2006
Sennur ÇETİN


Nephthys 13 Şubat 2009 04:09

Öyle bir yalnızlığın ortasındayım ki;
Neden herkes suskun
Neden hiç kimse yok buralarda;
Niye kaldım gene onunla; yalnızlıkla..
Herkes gitti bir ben kaldım buralarda
Yeri göğü inleten bir çığlık atmak geliyor içimden
Belki ışıklar yanar evlerde,
Belki bozulur sessizlik, sesimle..
Gidiyorum, düşünüyorum,
Sanki karanlık olan bu kenti İçinde hayalleriyle,
Üzerimde taşıyorum

Bu kentte mi paylaştım dostluğumu
Bu kentte mi paylaştım aşkımı
Bu kent mi aldı varımı, yoğumu
Öyle bir yoğundu ki trafik
Gidemiyorduk ileri,
Herkes mutluydu, her taraf ışıklara esir..

Belki de yolumu kaybettim,
Bilmiyorum ben nerdeyim,
İşte gene geldi aklıma gidişin
Feryatlarda, çığlıklarda kalbim,
Niye gitmiştin..
Ve sen öyle bir sevgiliydin ki sevgilim
Giderken elveda bile demedin..
Sen sevdiğimdin benim..
Aklıma geldiğinde huzurla dolardı içim
Gitmişsin... Niye gitmişsin..

Bu kent neler aldı benden,
Ben ona seni verdim
Sen sadece seni almadın giderken
Şimdi içimdeki külleri yok etmeyeceğim,
Yok etmeyeceğim ki;
Bir gün alev aldığında
Yangınım göklere vardığında;
Seni de yaksın, tıpkı beni yaktığın gibi..
Bir gün verecek mi bu kent bana seni
Verse de ben alacak mıyım geri
Gidişin bu kadar yıktı beni
Niye gitmişsin? Niye.. Niye...


alıntı


Harry Kewell 14 Şubat 2009 09:46

Yalnızım Yalnızsın Yalnızız https://www.msxlabs.org/forum/metin.gif
kimse içimdeki boşluğu görmüyor
bir adresi yitirmek neler hissettirir insana
kalp atışlarından uzak olmak
soluğunda duyamamak mevsimleri, düşünmüyor

çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlardayız
ciddiye alınmıyor sorularımız
gün afrikalı kalmaya kararlı
bu dünyadan olmamak da yetmiyor

ve siz geliyorsunuz, sarı elbisenizle bir silüet
hayatımdaki eksikleri gösteriyorsunuz
küçülüp silikleşiyorum, hafifliyor bedenim
yalnızlığım dağılıp çoğalıyor sesinizde

ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum https://www.msxlabs.org/forum/../../grafs/resim/kare.gif
Metin Celâl


arwen 18 Şubat 2009 22:35

Yalnızlıktı kapımı çalan,
Soğuk bir kış akşamı
İçeri aldım üşümüştü
Soğuk dokundu ellerime,
Yüreğim üşüdü.

04.05.2006
Tomris Meteoğlu


ahmed 21 Şubat 2009 22:28

Yalnizlik



Üşümek gibi bir duygu hissettirirsin
Ama bir cehennem masalı gibisin
Nasıl bir ruh, nasıl bir alemsin
Yalnızlık! paylaşamadığım tek şeysin

Boşluktan ibaret dünyan
Karanlıksa gözün gibi
Bazen bakarsın aynadan
Bazende gölgen geçer, soğuk duvarlardan

Musluk damlası gibi çığlığın
Puhu gizeminde her gecede kelamın
Ayak seslerimi kaçırıyor seni
Aslında, öteki adı sensin zamanın

Neden tek kahramanı benim, anlattığın yokoluş masallarının
Kan ve gözyaşı olmuş; elin, ayağın
Sende önemi var mı? akrebin, yelkovanın
Yalnızlık! bitmiyor ki bende şafağın...

Arda Gönen


Sedef 21 22 Şubat 2009 21:38

Yanlızlık macerası

Öyle yalnız kaldım ki hayatımda
Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum
Çok zaman annemin dizlerine hasret
Koydum başımı kendi dizlerime
Doya doya ağladım

Paylaşırsa dost paylaşırmış
İnsanın derdini sevincini
Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör
Hangi kapıyı çalsan kimseler yok
Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar

Aşık mı olmadım taparcasına
Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben
Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi
Ferhat gibi gürz mü sallamadım dağlara
Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin

O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum
Sabahları sokağa çıkmadan evvel
Cesaret şairim cesaret
Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri
Sevgilimin saçları niyetine.

Cahit Sıtkı Tarancı


Daisy-BT 22 Şubat 2009 22:17

Yalnızlık

Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.


O.Veli Kanık


Nisyan-ı Bâtın 23 Şubat 2009 01:36

Yalnızlık
I
Yalniz kaldınız sanırsınız,
Biliyorum.
Yalnız bırakılmışsınız,
Biliyorum.
Ötesi yok.

II
Ötesi var:
Yalnızlık
Müziğin bile seni dinlemesidir.
Yalnızlık
İnsanın kendine mektup yazması
Ve dönüp-dönüp onu okuması
Yalnızlığın da ötesidir.


ahmed 23 Şubat 2009 21:21

yalnızım...



artık tekim bu dünyada.
ailem,arkadaşlarım tümdostlarım gitti.
cok küçük ve gücsüzüm,

dayanamıyacamı anladım artık.

günlerce,haftalarca,aylarca ağladım!
senin için tutdugum defter.
senin için yazdıgım şiirler.
senin için yazdıgım mısralar hepsi tükendi.

senin için buda bir dalgadır dedim.
gelip gecer dedim ,
ama gecmedin.

sen nebir dalgasın nede bir deniz,
sen sadece benim biricik askımsın...
herzaman kalbimde tasıdıgım
orada uyuyup uyandıgın
ve asla oradan kacamıyacagın bir kalptesin



Melike Erenoğlu


ahmed 26 Şubat 2009 19:28

Yalnızım Yalnızlığım!



Kalemimin gözyaşları
Kalemimin haykırışları bu satırlar
Kimsesiz değilim aslında
Ne de kimsem var yokluğunda
Yalnızım yalnızlığım...

Sesiz haykırışları,
Gözyaşı akıtmadan ağlayışları öğreneli
Yazmaz oldu
Yazamaz oldu kalemim
Yalnızım yalnızlığım...

Ne gözyaşı dayandı bu sensizliğe
Ne mürekkep sessizliğe Ve boş kağıtlara
Dayanamadı şiirler
En koyusundan duygusuzluğa...

Dayanamadım hicrana,yalnızlığa
Yalnızlıktan öte sensizliğe...
Ağlıyorum,
Ağlıyor kalemim hıçkırıklarla
Islandı satırlar,
Duygularım belirli belirsiz dağıldı sensizliğe
Kalbim akıttı tüm sevgiyi,kederi bedenime
Acıdı sol yanım ağladıkca kalemim...
Ağladıkca gözlerim...

Ayşenur Yüksel


Nisyan-ı Bâtın 28 Şubat 2009 11:41

Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
Bu gece dağ başları kadar yalnızım

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
Dudaklarımda eski bir mektep türküsü
Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
Gözlerim gözlerini arıyor durmadan
Nerdesin?

Alıntı.


ahmed 28 Şubat 2009 22:52

Yalnızlığa Karışıyor Nakaratın...!



Asırlardır dengesiz bir akrebin izindeyim...
Yüzyıllar evvel can siper
Dinlediğim bir şarkıydın sen ise
Melodin hala dilimin ucunda...
Hayal meyal mırıldanıyorum bazen seni...
Gece çökünce uğultuya karışıyor nakaratın...
Nefeslerimiz tıkanmıştı
Sevda dönemeçlerinde hatırlarsın
İzbe iz yakalanıyordu alın yazgılarımız..
Mahkumluğunda bir asaleti var
Hani bilirsin!
Sende yargılanmıştın gidişinle..


Kokunu giyinmek isterdim ben bugün...
Teninle örtmek isterdim çıplaklığımı...
Gözlerinle varlığımın yakın temasını izlemek
Salonumdaki boy aynasının karşısında..
Muhakkak irisindeki hıdırellez ateşine
düşmekti bizzat..


Çok arzulardım uluorta öpüşelim
Bakışmalarımızın kalabalık koridorlarında...
Gölgenin etrafında
Sevdam kadar gezinsin parmaklarım,
Adımlarını tavaf edeyim...
Bırakta 'varlığın kabemdir'
can sözümü yerine getireyim...
Besmeleyle öpeyim saçlarındaki hayal kırıklıklarını...


Sevaplarına girmek isterdim ben bugün..
Tam da meleklerin günahkarlara darıldığı dönemde...
Okumak ellerindeki ayetleri
Ve kulak asmamak şehirdeki iblis kalabalıklarına.
Mavilenmek isterdim dokunuşlarının
Yedi kat ortasında..
Issız göğün örtünürken endamıyla
İsterdim ki en masum yerinde şehrinin
Gül kızarsın hicabından...


Haklısın susmalıyım...
Nasılsa son yazan hikayenin
Son ötesine geldi benliğim..
Katli vacip bir yelkovandım...
Hızını kesemedim hüzünlü tik takların
Suretimi kaybettim
Ne kadar yakınındayım
Bana tarif ettiğin ecelin
Kestiremedim...


Kadınım güneş batmadan
Kaç kere daha katledebilirsin beni...(?)
Duydum ki
Zifiri geceleri göndermişsin
Edebi yalnızlığıma ilham olsun diye
Ben kimsesizliği kitabına uydurmuşum...!
Sen merak etme.


Madem yardımcı olmaya
Bu kadar meyillisin
Gözlerini azat et aklımdan
Sözlerini çağır kulaklarımdan
Uzaklaş ki iyiden iyiye varlığımdan
Cümle alem
'İyi bilirdik kendisini'
Sahipsizliğiyle gitti desin...


Fatih Erol


Sedef 21 28 Şubat 2009 23:19


Bir nehir kenarında imlalarımı düşürdüm cebimden,
Baktı yüzüme mavi gecenin yıldızları,
Sırtımda taşıdığım,
Yüreğimde yaşadığım bir sendin sevdiğim,
Bir çocuk neşesi kopardı beni dalımdan,
Ben bahar oldum sana,
Ürkek,çekingen ve bir o kadar utangaç,
Vurgun yedim sevdanın kollarında,


Öyle hızlı okuma sana yazdıklarımı,
Yüreğimden başla hayata direnişe,
Ve bak gökyüzüme,
Aşk beni anlatıyor uykularına,
Anlattıkça unutturuyor yalnızlıklarımı,
Durmak bana göre değil sevdiğim,
Ben sen olurum,
Gözlerin,ellerin,
Yüreğin kalırım yaşadığın zamana,


İmlalar beni aşar cümlelerde,
Kör bir cellada bırakılırım şiirlerde,
Uzat ellerini özlediğim,gitmeden sen,
Ağlarsam ben,
Yalnız sensizliğe ağlarım…



-alintidir-





Nisyan-ı Bâtın 1 Mart 2009 11:08

Sende

ben yalnızlıgı sende sevdim
bir tuttum seninle gunesin dogusunu
ben düsünmeyi sende sevdim
taklit etmeye calıstım
kumrunun ozgürce ucusunu
ben bakmayı sende sevdim
gozlerinde gordüm askın alevli coskusunu
ben beklemeyi sende sevdim
biliyorum, gelmeyeceksin...
ben sevdim seni, sende sevdim
simdi sadece izliyorum bensiz yok olusunu...

alıntı.


arwen 1 Mart 2009 14:01

Bir otel odasında yapayalnız ve çaresiz
Bir sevdanın kucağında umutsuz ve sevgisiz

Yalnızım bu gece artık sen yoksun yanımda
Yalnızım bu gece artık senin karanlığında

Bir otel odasında sessiz ve sevgisiz
Bir yalan bir rüya umutlarım çaresiz
Gitme dedim ben sana yapma dedim gitmedim

Yok yok olamaz artık
Yapamam ben bu sevgiyi
Yok yok olamam artık
Kalamam ben sensiz sevgisiz

Aşk dedikleri bitti burada
Yanıyorum bak çaresiz

Aşk dedikleri bitti burada
Kül oldum ben çaresiz

Bir otel odasında karanlık ve kimsesiz
Bir sevdanın kucağından düşüyorum bak sebepsiz

Bitti bugün bu aşk burada
Gidiyorum ben çaresiz
Yarınlarım var mı bilemem ama
Bitiyorum ben çaresiz
Mehmet Uğur Sayğan


ahmed 2 Mart 2009 22:57

Yalnız Bir Adam....



sisler içinden bir tren yanaştı gara,
aheste....
raylar kadar ıssız
hayal kadar hakikat
hem var
hem yok
işte öyle bir adam,
yankısı bile yalan
indi içinden...


ıslanmış sabah kuşlarına baktı
bir sigara yaktı
hüzünlü yüzünde çıkartamadığım
acısı saklı
bilmem nerde aklı ?
hayat mücadelesi..
kavuşamadığı aşkı..
hepsi boşuna mıydı?
düşünürken daldı...
belli yalnız bir adamdı...


ipince bir yağmur vardı
şehir ağlarcasına
aldırmadı...
şemsiye kullanmazdı
boynunda bir atkı
çantası .kartı....
hızla istasyonda adımladı....



gözucuyla saate baktı,
yanından gelip geçenler,
çocuklar ,gençler..
kaldırıp kafasını bakmazdı...
ancak tanıdık bir yüzle merhabalaşır
hayatı akışına bırakırdı...



kendince dünyası çok genişti,
aslında avuç içine sığardı...
delice öfkesi vardı
oysa çocuk kadar yalındı
bir düşü öyküleyen
tükenen ömrünü yollarda geçiren
yalnız
yapayalnız bir adamdı...


sadece sevdiğine anlatırdı..
sorsan hedefleri vardı..
anlatırken gözleri parlardı
keşfetmek istiyordu dünyayı..
ah diyordu
ahhh...
"dünya turu"
görülmemiş ülkeler
gidilmemiş şehirler koleksiyoncusu...
yalnız..
yalnız bir adamdı....


Nebile Aydın




Nisyan-ı Bâtın 3 Mart 2009 19:09

YALNIZCA BİR ANLIK

Bu derede, bu bulutun gölgesi,
Yalnızca bir anlıktır.
Bir daha tekrarlanmaz asla,
Dere gider bir yana,
Bulut gider bir yana,
Sen kalırsın ortada.

Son vapurda, bir kadına rastlar,
Kibarca gülümsersin.
Kaybettin, geri gelmez artık,
Vapur gider bir yana,
Kadın gider bir yana,
Kalbin kalır ortda.

Yalnızca bir anlıktır mutluluk.
Sevdalar, heyecanlar;
Hepsi bir anlık.
Kalansa, tortusudur hayatın,
Yalanlar ve acılar;
Bir de yalnızlık.

Hey koca Yusuf!
Yusuf'cuk, ah yusufçuk!

Rüzgarlara savurdun hep, şarkını.
Herkesten saklandın,
Her şeye gücendin durdun.
Yoruldun,
İflah etmezsin sen.

Ömrün gitti bir yana
Hüznün gitti bir yana,
Şiirin kaldı ortada...

Yusuf Hayaloğlu


ahmed 3 Mart 2009 22:57

Gözüm Var Yalnızlığında



titrek kımıltılarında sığlığın
siyahı kışkırttı ışığının kırıntısı
maviyi ayrıştırdı buz bakışı,
ateşin raksında
yedi rengin dilini dağladı ısırgan,
sanrılı bozukluklarda
daralan zamanlara ön yargıydı
birikmiş sebeplerin arsızı
sensizlik ,
kibrit uçlarında sürtünen kırmızı
çengelli iğnelerin açık ağızlısı
dışa vurumsuzlukdaki ayıp
tutunamayan ellerin uçurum düşüşü
üçe kadar sayıp ...


Demir Mutlugil


fadedliver 3 Mart 2009 23:32

Kaçsamda Üzerime Yağıyor İhanetin

Yitip gittin benden ..
Yüreğim habersizdi bu gidişten ..
Gittin mi?
Bittim mi?
Bittin mi? Yoksa sende ..

Bir yalnız tebbessüm kaldı yüzümde ..
Hepsi bu ..
Bir de ihanet saklı kutular ellerimde ..
Önceleri içinde aşk sözcükleri sakladığım,
İçlerine bir bir ayrılık yağmurlarının biriktiğini
Gözlerimi yıldızlara sunduğumda gördüm;
Parlayan ışıkların karanlıklara gömülüşünü tek tek ..
Yalan mıydın?
Yalan mıydım?

Ben hiç ayrılıklara yürüyüşlere çıkmadım sevgilim !
Kimse incitmek için derinlerime koşmadı hevesle ..
Heceler bitti konuşamıyorum .
Son muydun?
Son muydum?

Ayrılıklarında adını aşk koy yüreğim;
Kaçsamda üzerime yağıyor ihanetin ..
Gittin mi?
Bittim mi?
Bittik mi biz şimdi ?..


Alıntı


arwen 3 Mart 2009 23:32

Y a l n ı z l ı ğ ı,
Karanlık çökünce anlarsın.
Y a l n ı z l ı ğ ı,
Silen olmaz; yaşlar dökünce anlarsın.
Y a l n ı z l ı ğ ı,
Dostların gelmez; küsünce anlarsın.
Y a l n ı z l ı ğ ı,
Diyeceklerin dilinin ucunda kalınca anlarsın.
Y a l n ı z l ı ğ ı,
İçini korkular sarınca anlarsın.
Y a l n ı z l ı ğ ı,
Kapıyı açtığında sarılan olmayınca anlarsın.
Y a l n ı z l ı ğ ı,
Yalnızlığında anlarsın.

Nihat İlikcioğlu


ahmed 8 Mart 2009 19:17

Yazıklar Olsun




bırak beni artık kadehler bir bir dolsun
kalbimde sen yoksun artık şükürler olsun
seni benden çok seven benden beter olsun
seni sevdim ya bana da yazıklar olsun

artık yoksun dünyamda ne olursa olsun
aramızda engeller,sıradağlar olsun
bizi ayıran felekse yoldaşım olsun
sana kandım ya bana da yazıklar olsun

boş boş baktığım duvarlar sırdaşım olsun
bir kağıt ve bir kalem arkadaşım olsun
siyah bir mermerden de mezar taşım olsun
senin için ölen bana yazıklar olsun

ölüp giderken şunlar dileğim olsun
bedenim mezarda da uzağında olsun
zalim bir sevdiğim var o da ıslah olsun
bir zalimi sevdim bana yazıklar olsun

ve son sözlerim bunlar senin için olsun
günlerin gecelerin gözyaşıyla dolsun
dileri yaptıkların mezarda sorulsun
toprağa gömüldüğüm gün düğünün olsun
beni öldürdün ya sana da yazıklar olsun.

Uğur Altunkaya


Nisyan-ı Bâtın 9 Mart 2009 01:24

Yalnız insan merdivendir
Hiçbir yere ulaşmayan
Sürülür yabancı diye
Dayandığı kapılardan

Yalnız insan deli rüzgar
Ne zevk alır ne haz verir
Dokunduğu küldür uçar
Sunduğu tozdur silinir

Yalnız insan yok ki yüzü
Yağmur çarpan bir camekan
Ve gözünden sızan yaşlar
Bir parçadır manzaradan

Yalnız insan kayıp mektup
Adresimi yanlış nedir
Sevgiler der fırlatılır
Kimbilir kim tarafından

Alıntı.


arwen 10 Mart 2009 23:38

Şu yalnızlık diyorum ne güzel şey!
Kahvaltımda yoldaşım yalnızlık,
Gündüz leyin arkadaşım.
Yatağımda gönül daşım yalnızlık!
Ne zaman terk edilsem,
Kaybolsam, yitirilsem,
Hep varsın yanımda yalnızlık.
Aklıma geliyor bazen,
Kovuyorum düşüncesini bile.
Bu yalnızlık olmasaydı,
Benim gibisi ne yapardı?
Gökhan Erseçgel


arwen 12 Mart 2009 22:41

Yalnızlık dolmuyor da taşıyor
Yaşandıkça artıyor.
Paylaşılmadıkça büyüyor
Ve
Sığmıyor ama dolmadan
Anlaşılmıyor yaşanmadan

Türkan SARI


ScarletSunShine 20 Mart 2009 04:03

http://www.resimvadisi.com/data/media/64/paintings_021.jpg

Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.
Bilmelisin ki...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.
Bilmelisin ki...
Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Bilmelisin ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da!
Bilmelisin ki...
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Bilmelisin ki...
Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.
Bilmelisin ki...
Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.
Bilmelisin ki...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Bilmelisin ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Bilmelisin ki...
Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz
Bilmelisin ki...
İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Bilmelisin ki...
Her problem kendi içinde bir firsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
Bilmelisin ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor



ScarletSunShine 20 Mart 2009 12:08

http://img221.imageshack.us/img221/5161/alsothesunwasbleedingbyal3.jpg


"Bir gidişi yaz" dediler, "yazarım" dedim... gitmeleri öğrenmiştim.
Susardı, susardım, susardık, suskularca.....
Bilinir bilinmez bir şarkının içinde kaybolurduk. Biz en çok susmayı sevdik, sevmeyi sevemediğimiz kadar. Koptuk ve dağıldık her şeye. Giderken durduramadık birbirimizi. Durdurmaya elin, elim, ellerimiz yetmedi. Eğitemedim çocuk kalmış korkularını, yanılgılarını törpüleyemedim. Sana gerçekleri gösteremediğim gibi.

Giderken durdurmalıydın beni, yapmalıydın, yapamadın. Durdurmaya gücün, gücüm, gücümüz yetmedi. Belki de yoktu, biz var sandık.
İnsan isterse yolları aşıyor, sen kapının eşiğini aşıp gelemedin. Geldiğim gibi gidemedim, gittiğim gibi dönemedim yüzüne. Sen, bildiğim sen değilsin artık. Ben, bildiğin ben, değişemem. Değişmelere suskun dudaklarım.

Şimdi acı, yolunu şaşırmış bir deniz kaplumbağası gibidir yüreğimde. Şaşkın ama inatçı.
Şimdi sen, adı geçmişte saklı ince bir sızı.
Şimdi biz, bir şarkıdan çalınmış iki nota gibiyiz. Eksiğiz ve yokuz. Dilsiz ama mutluyuz.

Bir kapının eşiğinde kaldı her şey. Beni dışarıya göndermeyecektin, içerde tutacaktın, arkamdan gidişimi seyretmeyecektin, yollara yürümeyecektim, sesimi gidişlerde yitirmeyecektim. Sesimi geceye vermeyecektin…
Şimdi, kaldır gözlerini ve geceye bak. Sesimi gör yukarıda, ortada bırakılmış tellerimi. Densiz ama dengeli satırlarımın anlamını kavra. Geceye bak, sesimi kaydırma.

Kimsenin öğretmediği bir şeyi öğretmeni dilerdim, ayrılırken ama sen herkesin öğrettiğini yineledin…şimdi aşk, inançlarını yitiren bir ayyaştır köprü altlarımda..

Sokağımın serseri gülüşü, gençliğimin asi sevgisi, isyanımın suskun gezgini. Gitmeye meyilli değildim, olduğum gibiydim, dinletemedim, dinletemedin, dinletemedik belki de.

Şimdi sen, aksak bir hüzün, nerede coşacağını bilmeyen.
Şimdi ben, değişemeyen bir şehir, nasıl sevileceğini bilen.
Şimdi biz, olmayan bir şeyiz.

Bir kapının eşiğinde kaldı her şey. Konuşmak anlamsız, susmak kalabalık, ayrılık bulaşıcı. Sevda, kör topal yürüyen bir dilenci gibidir artık.
Seni sevdim ama gönderdin. Gönderilince dönemiyorum. Ben bir çiçeğim asi yanım, solunca aynı elde açamıyorum.

Susuyorum, susuyorsun, susuyorlar, suskularca....

Gerçekte kim olduğunu çok düşündüm,özleminin yer yer sağanak yağışlı olduğu zamanlaBeni beklemeye gidiyordun, galiba yolu şaşırdın…

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım dedim. Gitmeyi öğrenmiştim, kalmayı öğretemediğim kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Gitmeyi giyinmiştim, yakıştırılmıştım veda sözlerine, merhabalara alıştırılamadığım kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Çok gitmiştim, söz gitmiştim, uzun gitmiştim, sesimi duyuramayacak kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazmaya giderken kendimden geçmişim. Arkama dönüp baktım, sende beni gördüm, el salladım. Artık çok geç, sendeki ben için çoktan bitmişim !....


ScarletSunShine 20 Mart 2009 13:14

http://img521.imageshack.us/img521/8849/gitme11tn5.jpg

GİTME;

Gideceksen de bakışlarını bırak öyle git!

Tatlı yaz gülüşünü takınsın gözlerindeki ela bebek

Minicik cesaretiyle “seni seviyorum” lar bestelesin

Dudaklarında bilmediği lisanlarda sevdalar…

Ben yine belki’ler biriktireyim gömleğimin sol cebinde;

Gözlerindeki kundağa mektuplar bırakayım,

Pulu dudaklarım, zarfı solgun yüzüm…

Seni seviyorum yazsın içindeki aciz kâğıdın her satırında.

Gözlerindeki bebek, şaşırsın bilmediği dildeki bu iki kelimeye

Bir ezgi mırıldansın gözlerimden, en tiz düş sesleriyle…

Minicik elleriyle tellerine dokunsun sessiz bir gitarın…


GİTME;

Gideceksen de tenini bırak öyle git!

Dokunuşunda sana dönen yollar bulayım

Ellerimle, sırtına seni seviyorum yazayım

Dudaklarında durulsun sonra aynı dokunuş…

Berrak bir öpücük eskisin dudaklarımızda

Biz, gözlerimizdeki farklı ırklardan bebekleri sevelim…

İnadına barısalım birbirimizle,

Bir mumun alevini mehtaba çevirelim

Söndürüp mumu, mehtabın üstünü örtelim…

Sen dizimde yat, duvardaki melek gülümsesin;

Ben saçlarını okşayayım,

Gülümseyişinin sırrı yayılsın odamıza…

Bir düş şımarsın, bir sabah beklesin kapıda sabırsızlıkla…



GİTME;

Gideceksen de gülüşünü bırak öyle git!

“Gülümsemene bayılıyorum” dediğin günler yankılansın salonda

Terlik kavgalarımıza şahit yastıkları da yoldan çıkaralım,

Onlar da kavga etsinler…

Ve biz yine umuda nazır bir şiirde barışalım.

Ben gülümsemene sarılayım, sen suskunluğuma…

Sen gülümsememe bayıl, ben yanaklarımdaki aynayı parlatayım…

Ve “nedenim sensin” yazayım...

Parmaktan kalemimle, sevgiden yanaklarına…

Sensizliği elimin tersiyle kovayım gamzelerinden,

Ve mavi bir sevinç gözyaşıyla büyüsün benliğimiz…

Tüm kırmızı utangaç güller mavi olsun o an…

Tüm berrak gülümsemeler türkuaz bir sevda…



GİTME;

Gideceksen de sesini bırak, öyle git!

En manasız ezgileri başyapıta cevir,

Kalbimdeki hüzün, balkondaki kış erisin…

Soluğumda sesinden izler,

Gırtlağımda tütün gibi bir acı olsun…

İmkânsızlığına rağmen yutkunayım türkünü…

Bir çığlık parçalansın dudaklarımda,

İncecik sesin kalbime aksın,

Ve arta kalanlar bir hayranlıktan, yanaklarına yansısın

Gamzelerine gülümsemeler ekeyim yeniden, serpe serpe…

Camların buğusunu berraklaştıran sesin yeşersin bahçelerinde…



GİTME;

Gideceksen de düşlerini bırak git!

Mutfaktaki iki kişilik beceriksizliğimiz gelsin düşümüze,

O iğrenç domates çorbasını, bir tutam sevda nasıl da mükemmelleştirmişti?

Bir makarnanın sosu bir öpücükle nasıl bu kadar tatlanabilirdi?

Ve bir balkon fesleğen kokulu,

Nasıl da gökyüzü manzaralı bir düş bahçesine dönüşebilirdi?

Gülümsememi ekleyip dikilirdim karşına,

Bir öpücük dilenir gibi çocukça boynumu bükerdim…

Her yıldıza bir isim verirdik, her düşe bir yarın…

Bir şair, fısıldardı kulaklarımıza:

“yıldızlar kaymaz” derdi.

“gökyüzü taş atar sevdiğinin penceresine…”

Kenetlenmiş iki el, cama yaslanıp ışıklarını söndürürdü gökyüzünün

Ve iyi geceler derlerdi düşlerine…

Sen gökyüzünden kollarıma düşerdin, ben düşümüzü beslerdim…



GİTME;

Gidersen paslı bir hüzün batacak yüreğime.

Sesim ayaklarına kapanacak.

Ve hüznüm tam da beni bırakıp gittiğin bu satırda,

Dış kapının önünde uzun uzun öpecek seni…



GİTME;

Gidersen bitmeyecek bu şiir,

Mavi bir gözyaşı damlayacak gözlerimden.

Ki tüm kırmızılar elindeki gülde saklıdır…

Gidersen, yanaklarımdaki ayna kırılıp kanayacak

Gözümdeki zenci bebek yetim kalacak..

Seni anlatan bir gülümseyiş

O an, tuzla buz olmuş bir kıyamet artık…



GİDERSEN;

Gamzelerim ağlayacak,

Gözlerimden firari mavi ırmaklarla..

Sensizlik ıslatacak her yeri…

Koyu bir sessizlik sızlanacak kanepenin üstünde,

“günaydın” ların olmayacak,

Gün aydın olmayacak…

Gidersen hiçbir mum sevda taşımayacak alevinde…


Bugün bir bavula sensizliği doldurup,

Tıklım tıkış anıları da serperek üstüne,

Bu çaresizlikten taşınacağım.

Sen yine de gitme!

Gideceksen de seni bana bırak öyle git!


ScarletSunShine 20 Mart 2009 16:19

http://img457.imageshack.us/img457/9030/yalnizlik3io9.jpg

Bu gün yalnızlığımı , mutsuzluğumu satılığa çıkardım.
İlk sahibindendir. Kullanmamıştır başka hiçkimse.
İlk yürek kırığımdan. İlk kalp ağrımdan. İlk kez SEVDİM SENİ deyipde yüreğime aldığımdan.Bilmiyordum ilklerin bu kadar acı vereceğini.

İlk Aşkın bu kadar ağlatacağını. Çekip gittiğinde bile hala deli gibi seveceğimi. Bilmezdim onu affetmek için inadına bahaneler arayacağımı. Gece adını silip uyuyupda , sabah uyandığımda hatırlayacağımı bilmezdim.

Yalnız camları kırıldı. En son yürek harbinde. Cam kırıkları hala üzerinde. Afedersiniz temizlemeye olmadı fırsatım. Ya da ne bileyim işte gelmedi temizlemek içimden. Siz aldığınızda komple geçirirsniz bir elden.Temizlersiniz iyice.

Ama her cam kırıklığında nasıl acıdı canım bilmezsiniz siz. İzin verdim işte sırça camlarımın kırılmasına. Dedim ya. Son AŞK harbinden kalma.

Gönül kapılarımında otomatik kilidi bozuldu. Nedense kitli kalmış. Bir daha açamadım. Zaten yüreğimde içerde kaldı. Sevgiyse dışarda. Yani anlıyacağınız kalbim sevgisizlikten öldü. tamirciye götürdüğünüzde kalbimin naaşınıda teslim edersiniz bana. Malum anılarım hep o yürekte saklıydı.

Haketmiştir o şimdi anlı şanlı bir cenaze törenini. Cenazemde bir tek o vefasız olmasın. Korkarım yüreğimin yeniden canlanmasından, hayata sarılmasından. Ona bir daha , bir daha güvenmesinden.

Biraz hor kullanılmıştır. Boyaları, sırçaları dökülmüştür. ee tabi kolay olmadı. AŞK'ın ardından, yaralanmış kalması. Giderken "senden intikam almam " demişti ama.

Gün aşırı , artık sinirinden mi,hıncından mı yoksa aşkından mı yaptı bilmem. Gelip çizdi yüreğimi hep. Her çizdiğinde onarılmaz yaralar açtı.Sanırım onu bir yalancı boyacıya götürüp boyatmanız gerekecek.

Kilometresi , o sıfırı aşalı çok oldu. Dedim ya kullanıldı biraz. Hemde hor kullanıldı. Kapanmayan yaralar açıldı. Gizli saklı ,görünmeyecek yerlerde. Ben ona güvenip inanırken o yüreğimi haince kullanmakla meşguldü.

Şimdi gelelim , tüccar alıcı. Seninle pazarlığımıza. Artık AŞK yok,olmazda zaten. Bir onaydı sevdam. O da geçti sevdamdan. Ben sana anlattım tüm olan biteni , artık biliyorsun.

Bu yürek ilk sahibinden
Camları kırılmış
Boyası dökülmüş
Dışı çizik çizilmiş
otomatik kilidi bozulmuş
Çok saklı gizli yerleri yara almış
Birazda kilometre yapmış.

Söylesene kaç para eder yalnızlığım. Ne verirsen razıyım al götür yalnızlığımı..!!



Saat: 00:36

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık