![]() |
Rüzgârın rengi hazan Yalnızlığa değiyor Bıçak kesilmiş ufuk Kavrulmuş un kokuyor Çocuk gözümde ölüm Suya düşmüş yaralı kuş Düşe değiyor ellerim Umutsuzluğu okşuyor Kuşlar ki en kadim yerli Surlarında eski kentin Giderler bir eski kentten Bir eski kente giderler Güneşin rengi sevda Sesinde papatyalar Çalar yorgun bir zamanı Bulut katarı anılar Parkın sevdiğim yanı bu Ben gelince herkes gelir Dokunsa elime elin Bütün güvercinler uçar Yalnız Karanfil Sokağı A.Hatipoğlu |
elle tutulur bir yan istiyorum dedi, yalnız, sizi duyamıyorum dedi tezgahtar, gözle görünür bir yüz olabilir, anlayabiliyor musunuz? öncekini kaybettim, bir ihanet dönüşü düşürdüm, beklemediğim birşeydi, sadece üç harfliydi üstelik. sonra ne mi oldu? 'abi bana mı seslendin? ' dedi çırak. 06.ocak.09 Selcan Adalı |
Yalnızım Yalnızım… Şu koskoca dünyada Bir ben yalnızım, bir de o. Yalnızlık kader desem, Ya onunki? Yalnızlık kader ise, Niye sadece bize? Alıp semayı elimize, Şuna şahit oluruz hep Bakıp buğulu gözlerle: Bulutlar siyah, Kuşlar ıslak kanatlı. Yağmur çisil, Mevsim sonbahar. Savrulan sarı yapraklar, Üşütür içimi. Yalnızlık o kadar yakın ki, Bir su içimi. Zaman gelir Kardelenleri beklerim; Süslesin yüreğimi. Yoldaş olsun, Buz gibi hayatıma. Ama heyhaat! Beklemek boşuna, Umutlar kül… O hep yanımda, yüreğimde, Damar ve kan misali, Issız yollarda. Yıldızsız gecelerde Islak kabuslarda… Öyle sargınız ki, Yaprakla dal Çiçekle bal misali… O da benim gibi, Kaderine kahretmiş. Şu kısacık ömürün, Çileli yollarında, Bir ben yalnızım bir de o. Bittik tükendik… Yaşam; Boranla kış, Ölümle sonsuzluk arasında… Islak gecelerde, Aydınlık yollar yok artık. Ne gün ışır, Ne kardelen açar. Ben sefil ve garip, O ise naçar. Bazen umutlanır, Umuda koşarız, Ayaklar yalın, Yollar çakıl ve dikenli; Umutlar gölgeli… Umutlanmak, Heyecana kapılmak Ne güzel, Uzuuun bir zaman diliminde; Karanlık gecelerde, Dikenli yollarda yürümek. Ne güzel, Yalnızlığı, Yalnızlıkla paylaşmak. Ne kutsal bir savaş, Ne kutlu bir sevda, Yalnızlığı gidermeye uğraşmak. Şu ıssız çöllerde, Şu ulu bozkırlarda, Bir ben yalnızım bir de o. Bir ben yalnızım bir de düşlerim. . Osman Öcal |
yalnızlığım, benliğimden öteye giden birşey.her düşündüğüm her istediğim olsaydı.keşke demeyeceğim keşkeler beni daha geriye götürecek biliyorum.son birkez ellerimi birleştirmek istiyorum.kendimi bensiz bırakmak istemiyorum. olmadı bir sen olamazdı zaten .ölümün soğuk eline sıcak parmaklarınla dokunmanı istemiyorum.bu denli soğukluğu sana yaşatacak kadar acımasız olamadım hiç bir zaman ki bunu sana hiç bir zaman yapamazdım. ellerin tutuşsun istiyorum, bana olan isteğin ve arzunla sancılanırken ben uzaklarda hayalinle ölmek istiyorum. gerçekleri görmeni istiyorum, yalan da olsa gerçeklere daha yakın olmanı. unutmamanı, hissetmeni ama dokunamamanı..bazen yargılayıp sonrasında bana koşmanı, taa ki nefessiz kalıp yere düşene dek. bir hayal olup kaybolmak, ertesinde yalan olup geriye dönmek.gerçekleri hissettirmek fakat yine de dokunamamanı istiyorum. şuursuzca isteklerimi sıralayabiliyorum değil mi? ne kadar da bencilim. hep bana hep bana, belkide bunu bana ellerinle sunduğun bir nimetti. yalnızım, yalnızlığım yine beni beklemekte.ellerimde ona sunacağım senli hayaller peşinde. gece yarısını bugünde görebildim.ertesinde sabahında gözüm de yaşlarla uyanacağım. olsun bu bana da yetiyor. yaşama sevinci vermese de öldürmüyor. yalan buda bir yalan. ortada duramıyorum sadece öyle görünmesini sağlıyorum. herşeyim birer yalandan ibaret. kendi gölgesi kendisine gülen bir beden den geriye hiç birşey kalmayacak. kandırmıyor muyum? kandırılıyor muyum? susmalı mıyım? konuşmalı mı? belkide uyumalıyım ha ne dersin? sabah yeniden yaşlarla uyanır bu gözler. bir de yalanlarla. yarın yeniden uyanıp kış güneşini görmek isterdim gülen yüzlerle.belki sonrasında yağmur yağar ben ise altından geçebilmek için gökkuşağının ona doğru koşmak isterdim.bahar olsun isterdim her daim. hayatım hep kış hep yalandan ibaret oldu. bataklıkta gökkuşağı neden olsun ki? hayal ediyorum kendimi.kendime kavuşmayı sadece bir ben olmayı.sonrasında seni düşünüyorum. kızma neden ilk ben diye.bencilim evet ama sana ben olmadan gelmemek için en büyük bencilliği yapıyorum.kendimi satıyorum her diyarda kurulan pazarda. yine de kalbimdeki kuşları uçuramadım sana doğru.olduğun yere doğru. mevsim bahar olmuyor, sebebini bir tek ben biliyormuşum gibi söylüyorum aslında değil.sebebini sende biliyorsun. artık herşeyi biliyorsun. yakın olmak isterken sana ne kadar uzak olduğumu farkedersin belki. aynadaki hayalim özleminle ağlıyor.sevginin böylesimi olurmuş?bu beden o kadar hassas ki hissiz ki düşüncelerinde boğulup kalıyor.arada bu şekilde yazıyor pişmanlığını dile getiriyor. ama yetmiyor. kendime yetkim geçmiyor bu denli maruz kalmışım dibe vurmaya, dipte oynamaya. egzantrik laflarım yok artık, herkes okusun herkes anlasın diye. elimden geldiği kadar devrik cümlede kurmuyorum daha basit okunsun diye. buda geçicek elbet. sabrediyorum kendim, sensizliğe, bir de gecenin bu densizliğine.hergece oldukça daha çok sensizliğe düşüp bensizliğimle güreşiyorum.hep tuş olup daha çok uzaklaşıyorum herşeye. bıkılası bir durum.ama savaşmam lazım kendimle.bir o beni yeniyor bir gecenin sessizliği. bozuyorum artık herşeyi. geride bir ben kalıcak benden öte de, bir de sen benim suretimden ileride. yolları düşünüyorum.her zaman sana geldiğim yolları.artık o yollarda kapalı.yok oluşun serzenişinde 2-3 tını.koşmamı engelliyor hem sana hem de bana. artık uyumalı. uyusun ki susmalı. susmadıkça işkencelin en büyüğünü hissediyor bu ruh. haram kılıyor bu bedeni senle yaşamaya |
Nöbetteyim Sensizlik nöbetindeyim yine Gece soğuk, Gece ürkek, Ben ürkek.. Bir kıvılcım olsaydın avucumda Sönmeyesin diye Ne çok üflerdim seni kimbilir.. Çoğal çoğal da allev alev Bitsin bu sensizlik.. Bitsin bu sessizlik...- Varsın olsun yangın yerine dönsün gece! Nöbette serap gördüm işte... Nöbette serap oldun; Biterse... Günah! Şirin Demir |
YALNIZ Haykırışan kargalar Darmadağın uçuşuyor kente doğru. Neredeyse yağacak kar Yeri yurdu olana ne mutlu! Donmuş kalakaldın, Hanidir gözlerin arkada! Boşuna kaçışın, ey çılgın, Kıştan uzaklara! Dilsiz ve soğuktur binlerce çöle Açılan bir kapıdır dünya! İnsan senin yitirdiğini yitirse Bir yerlerde duramaz bir daha! Sen şimdi solgun, sarı Kış gurbetlerine lânetli, Hep soğuk gök katlarını Arayan bir duman gibi. Uç git, kuş, söyle ezgini Issız çöl kuşlarının sesiyle! Göm, gizle, ey çılgın, kanayan kalbini Buzların, alayların içine! Haykırışan kargalar Uçuşuyor kentten yana, dağınık; Neredeyse yağacak kar Yeri yurdu olmayana çok yazık! F. Nietzsche (çev. Behçet Necatigil) |
Yalnızlığa Savrulduk Yorgun geceler Gelip geçer Yalnızlığım beni bekler Güneş doğarken üstüme Düşlerim Kaçar gider Bu eksik şu fazla derken Çok fazla çok eksik olduk Ne çok ne çok sevdik Derken Yalnızlığa savrulduk |
Küçük kız, orda mısın aynı yerde bekliyor musun beni çığlığım ulaşıyor mu yüreğine sensizlik yokuşunda harcadığım yalnızlığım yakışıyor mu korkularına Küçük kız,düşlerde neden yoksun dargın mı hayatlarımız bakışlara değişmek mi sana zor gelen yanlış aşklar mı yoksa kapını çalan kararsız ateşlerde kavrulmak acı Küçük kız,hiç anlatamadım değil mi beceriksiz bakışlarım da yetmedi sana madem sevmeyeceksin,aşkın uzak beni sensizlikle cezalandır,korkma elini kana bulaman gereksiz kiralık aşklara sat beni kolay intiharlar icad et Küçük kız,yalnızların mahkemesi olmaz, hakim cübbesini giymeden açıklar kararım çıplak levhalarda boy gösterir sensizlerin ülkesine sürgünüm yakın Küçük kız,duvarlarım seni soruyor özlemle seyretmeyeli çok oldu sevişmeleri rüyalara çıkan yollar bile karardı uçsuz bucaksız uğultu meydanlarında tek parlayan ışığa koşuyorum Üstüme gelmeyin duvarlar o burda yok,ondandır ilgisizliğim sorguya çekmeyin beni görüyorsunuz yalnızım işte Küçük kız,yüreğim çok oldu seni anmıyor anlıyor muyum seni gerçekten kullanılmış mıyım yarenliklerde harcadığım zamanlar hesap sormada sadece kadınlar ucuz değil ülkemde insanlık satıldı pazarlarda beğendiğimiz alçakların dansıdır. Söyleyin,ben şair miyim sizce, yoksa,şiirlerinde çaresizliğini saklayan acemi bir hırsız mı var içimde |
Bütün kelimelerim, tüm söyleneceklerim ve söylenmemişlerim suskunluğa bürünüyor karşında. İstesem de konuşamıyorum seninle. Susmaktan başka da bir şey de gelmiyor elimden. Susup gülümsemekten başka.. İçimde çığlığa dönüşmüşken söylenememişlerim, susturmak öylesine zor ki.. Bu sessizliğimde de anlarmısın beni yine? Bugün yine geldim sana.. Yine konuşamadım. Oysa boğazımda düğümlenen ertelenmiş bütün sözcüklerim "keşke" lere sebep olacaklar, biliyorum. Günlerdir böyle oluyor zaten.. Tam dökülmek üzere iken kelimeler dilimden, susuyorum. Ardıma bakmadan hızlı adımlarla uzaklaşıp gidiyorum.. Ya da uzaklaştığımı zannediyorum. Belki ardımda bıraktığım sen, en yakınım, en iyi bilenim, anlayanımsın. Ne vakit seninle ilgili, bu çaresiz gidişinle ilgili bir şeyler düşse aklıma, kovalıyorum beynimin içinden. Hiç bir sesi dinlemiyorum. Ya da ürkekçe bir yerlere saklanıp, gizleniyorum. Gelip beni gizlendiğim yerlerden bulacağını bile bile.. Sen ardımda kalıyorsun ben yürüyorum. Hep geride kalanlar yalnızlığa mahkum olmuyor. Ben kendi yalnızlığıma, kendi yokluğuma, hiçliğime yürüyorum. Artık kulaklarım sesleri duymaktan daha da yoksun, artık hangi kelimeye atsam elimi, hepsi birbirinden kırık, birbirinden yarım. Gözlerimse denizi, gökyüzünü eskisi kadar mavi görmüyor. Hani ne yapsan çıkmazdı denizin lekesi? Hiç bir şey eskisi gibi değil. Her yeni gün birşeyler daha eksiliyor. Sen de gideceksin, sen de eksileceksin.. Ne bir dost doldurabilecek dünyamdaki yokluğunu, ne de bir sevda.. Issız kaldığımda kimselere sığınamayacağım. Korkularımdan daha bir korkar oldum. Sen de gidince ya unutursam gülmeyi? En büyük korkum da bu ya.. Sen gideceksin, ben yine susacağım. İçimdeki ses çığlık atarken ben yine bastıracağım. Son sözcüklerimi sen yine duymayacaksın. Sonra pişman olacağım "keşke" diyeceğim, "keşke söyleseydim"... "Belki anlayabilirdi beni, belki tanımlayamadıklarımı tanımlayabilirdi".. Bütün sırlarımı, yaşanmışlıklarımı, yarım kalmışlıklarımı hiç düşünmeden paylaştım seninle. En umutsuz anlarımda bile sığındığım oldun. Küçük şımarık bir kız çocuğu gibi ufacık bir yara alsam sana şikayet ettim. Söylesene şimdi seni kime şikayet edeceğim? Hiç sevmedim suskunlukları, biliyorsun.. Ama susmak zamanıdır şimdi. Bazı şeyler var ki, dillenmiyor, söylenmiyor.. Söylenemiyor. Sana gülümserken bile bir bulut çöküyor yüzüme adeta... Farkediyorum ki, susmak en büyük yalnızlık.. |
Yanlız Adam yarım kaldım birabaşıma sevda çiçeklerim soldu şimdi sen yoksun yerin soğudu sen güzel gözlüm sen gittin birdaha severmiyim birdaha aşk flinde oynarmıyım yanlızların adamıyım sen gittin yarım kaldım artık gözlerim yoruldu yüregimden dün gece koptu sen yoktun ben vuruldum hasret gözlüm sen üzdün dünya dönüyormu farkında değilim solmayı bekleyen çiçekmiyim sen gitiğinden beri ben ölü gibiyim sevdim seni yangınım şimdi acılar çekiliyor yüregimden suskunlugum bitiyor sanki hayata dönüyorum belki ben yaşamayı seviyorum Ali Top |
Yalnız Hüzün Yalnızlık değil bu yalnızca, Sindirilememiş bir hüzün de. Gaz sancısı gibi kafa taslarında. Gurul gurul. Biz patlamaya hazır deliklilerden, ‘En El Hak’ yüksekliği ise, Beklenen en büyük sabıka. Tabii hüzünleniriz, başlı başımıza. Ertelenmiş mutlulukların umudu, Tecavüz ediyor yaşam anına. Tüm beyin kıvrımlarına. Gürül gürül. Ölüm telaşının saldırganlığı Kanımızda, Kapital, yüzlerce serum takmış Ayrıca tüm damarlarımıza. ‘Her şeyi tüketin! Önce kendinizi.’ Diyor.. Çıkarılamaz derinlikteki hüzün Kalıyor bize, Biz bitince; Bitik yıllardan geriye. Dedimdi ya, Yalnızlık değil bu, yalnızca, Sindirilememiş bir hüzün de. Aydın Erkurt |
Yalnızlıktan Avazım çıktiğı kadar bağıracağım İçimdeki yalnızlıktan... Kurt gibi ateşli gözlerle Uluyup uluyup haykıracağım.... Meydanın ortasına çıkıp Külhan beyi gibi ' eeeetttt' diye bağıracağım.. İçimden bir avuç yanlızlık alıp, Üstünüze atacağım Durun durun bu neki daha Saçlarımı şansımı dağıtan rüzgarın Anasına avradına sayacağım Gel gitme dediğim sevdiğimin Tam kalbinden vuracağım.. Sokakta ne kadar hayvan varsa kuyruğuna teneke bağlıyacağım Beni insan yerine koymayanlara elimle N....yapacağım Ulan varmı bana yan bakan....deyip..... İslak kedi gibi sineceğım Başka....Başka ne diyeceğim.... Sustum sustum.... Hayattan darbeyi yedim sizdende KÖTEK..Mİ Yiyeceğım... Şule Ersöz |
Kısa bir mola vermek istiyorum, izin verir misin hayat... Acıyan yerlerimle kelimelere sığınma vakti şimdi, Uzak şehirler arıyorum yüreğimin yabancı olduğu. Keşfetmediğim, görmediğim, bilmediğim bir yer olmalı... Hatırlatmamalı seni bana... Demek ki deniz olmamalı.... Vedalaşmamalıyız seninle, Sana bu iyiliği yapmamalıyım! İlk kez nefretin eşiğindeyim, ama... Senden vazgeçemem... Bilir herkes... Acıyan yerlerimle düşlere sığınma vakti şimdi, ne olur yakmayın ışıkları, ben herşeyi çizerim düşlerimle... Neden yine yabancılaştım? Bu senin suçun... Herkes kendi ipini çeker, Herkes kendi akıtır gözyaşını, Ama... Sen ben yok aramızda... Bilir herkes... Senden ricalarımı anlatmam zor sana... Ne olur çok görme bana hayatı. Ne olur dokunma... Acıtma... Gülümsememi sever sevdiğim en çok, bari ağlatma... Kısa bir mola vermek istiyorum, izin verir misin hayat... Gerçekler sancı yapıyor, az bir düş alıp döneceğim....! |
Gecenin bir yarısında Yanık bir yıldız Avucuma konar Gün sıcağından esrik kalmış. Koynumda yitik üç-beş düş tohumu Apansız iklimler Sırılsıklam Gitmelere arefesinde Teleşa kapılmış şehirleri gençliğimin Vuslat bir kaç adım oysa Karanlık ırak gayrı Oyy kuytu Oyy titrek hayaller Yüzüne yüz süremediğim yar Gün doğacak Şafak öyle yaman gelecek ki Umut kurşun gibi Şafak öyle yaman gelecek ki Sevda harı Yürekte işlenirken Rüzgar körükleyecek bu közü Başlangıçlar güzelliği Dudaklara mıhlanmış tebessümler Mührü sökülecek yüreğin Acı düşecek cellat bıçağına Bıçak kanayacak Saçlarına hayallerimi doladığım yar Gün doğacak Ellerin ellerime yakışır can Yüreğin yüreğime Yaşamak en çok bana yakışır Yaşamak sevdaya... |
Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... "Üşüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya ... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı biliyorum... Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak, uçmak isterdim… Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar ke***... Yokluğun buz gibi soğuk... Karakıştaymışım gibi üşüyorum... Yüreğim donmuş sanki, gözlerim de... Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar... Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere... Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok… Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz… Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya... Susuyorum artık derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, söküp almanı hicranımı bir tılsımla... Yüreğim kanrevan, yüreğim yorgun, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak... Gel, yüreğim ol cangülüm, her ölümümde yeniden hayat ver bana. Elim ol, ayağım ol, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol her damlada yeniden doğur beni, yeniden doğur umudumu. Her öldüğümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım yeryüzündeki canlı - cansız varlıklara, seni ne kadar çok sevdiğimi anlatayım ... Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, şiirler sislenmeden... İslenmeden geceler ... Sonra ölüm gelsin... Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. |
SENSIZIM Mutlu muyum saniyorsun sensiz Unuttugu mumu yoksa hiç hatirlamadigimi mi Yok yok seni hiç unutmadim Lanet olsun seni kirdigim o güne Lanet olsun bana sensizlik çok zor Sensizim yalnizim iki arkadasim var simdi Biri yalnizlik biri mutsuzluk Sensiz geçen günlerimde tanistim onlarla Yalnizlik hiç birakmiyor beni Mutsuzluk terk etmiyor Bende kirmiyorum onlari Seni kirip terk ettigim gibi Onlari üzmüyorum yasama küstüm Gülmeyi unuttum sensizim Yalnizligim ve mutsuzlugumla birlikteyim |
Hoşgeldin Yalnızlığıma yalnızlıklara Of be of geceler... sessizliğin sesini dinlediğim geceler Sensiz bensiz savunmasız geceler Kirpiklerimin uçlarından asılı geceler Uzaklarda gözlerini aradığım geceler Sevgilerimle sevgisizliğe yorgan olan geceler Yaşamayı seninle süsleyip sevdiğim geceler Ah be ah dünya... karalara bürünmüş beyazlarım Efkarımda katmerli suskunluklarım Akıl almaz sonsuzluklarım Gecelerimde şafaksız selamım Kaçışlarımda kaybettiğim hecelerim Derinliklerimdeki doğru kelimelerim Vah be vah yaşam... sahte olmayan boyutlarım Yaşama sunduğum en insani yönlerim Siyahtan zifirimi zifiri korkularım Isınamadan çalınmış güneşim Bana benden baskın bakışlarım Neden ödülsüz darbelerim Hey be hey aşk... özgür sevdam Koparmayacaksan kasırgalar uğrama limanıma Yaşamıyacaksan girme yüreğime Her hücremi titretemeyeceksen değme hislerime Unutacaksan bakma çaresizliğime Olacaksan ayak izim yollarıma Hoşgeldin yalnızlığıma... Ayça Kargılı |
Daha az seviyorum seni.. Giderek daha az.. Unutur gibi seviyorum.. Azala azala.. Aramızdaki uzaklığın karanlığında.. Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca.. Daha az seviyorum seni.. Kendini iyileştiren bir yara gibi.. Daha az.. Ve zamanla.. Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini.. Uzak dağ kışlalarında.. Görmüyoruz birbirimizi.. Usul usul sis iniyor.. Kopmuş yollara.. Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin.. Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda.. Sevgilim sevgilim Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.. Artık daha az seviyorum seni.. Unutur gibi..ölür gibi daha az.. Yeniden ödetiyorum kendime Onca aşkın öğretemediğini.. Kolay değildi.. Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben.. Kaç acı birden imtihan etti beni.. Bir tek gece vardır insanın hayatında.. Ömür boyu sürer nöbeti.. Bu da öyleydi.. İyi ol.. Sağ ol.. Uzak ol.. Ama bir daha görme beni.. |
BİLİNÇ-ALTI Komayın beni bu ellerde-gayrı durmam bu yol kavşağındaki susmuş gözler senin beni kıskıvrak saran kollar senin kolların tutamam ellerini-yanımdasın. rüzgar gibi bakıyorsun-saçlarım uçuşuyor ellerimi örtüyorum yüzüme-gözlerine bakamıyorum sen bir çiçeksin-yavaşça açarsın incecik belin salınırsın-ilk çiçeksin baharda işte uzat ellerini-ben gözlerimi yumuyorum yeni yetme bir sürgün gibi kuruyorum olduğum yerde işte bu benim yüreğimdir-atmıyor işte kar düşüyor gözlerime hiçbir şey güçlü değil bu dünyada seni sevmek kadar senin yüreğin kadar aydınlık değil hiçbir şey ölümcül değil bu koku bu renk kadar vücudun kadar alımlı değil hiçbiri çiçeklerin neden bu güzelliği dudaklarının gözlerinin bu koyu karanlığı bir şey var yüreğimde kuş gibi uçarı gözlerinin şavkı çiçeklerde yağmur yağar telli pullu biliyorum-ellerin gibisi yok. E.E. CUMMINGS |
Yola düşen bir gençliğin ardından Sabahsız mavilikler de buldum seni. Geç kalınmışlıktır adı olmayan hüznün, Hep kaçaklar da olan anlamı… Kelimeler tutsak Şiirler mahpus bir anlaşılmazlıkla okunurken Gazete manşetlerinde, Sevda linç ediliyordu Aristokrat aldanışlarda…. Şimdi gözlerin geçiyor tüm bulvarlarda Kan akıyor şehrin burçlarından Anlaşılmak olmadı amacım.Kimseye halimi arz etmeye derman bulamadım kalemimde. Susmalar düştü payıma.Avaz avaz haykırırken şiirlerim, sus geldi hayat ve susuyorum. |
geceyi örtse de geçtiği mevsimlere hâlâ yalanların en güzelidir aşk gün bitecek paramparça döneceksin kendine silmeye çalışarak geceden suretini aynaya bakacaksın içindeki deliye kim bilir hangi aşkta bıraktığın gülüşün kırıkları olacak yaralı bakışında aynalarda gördüğün son cesettir kendine öldürdüğün diyecek gözlerinde kırılan ayna sen geceden gizleyip suretini gövdendeki hayalete sarılacaksın tanıdık kokular kesecek bileklerini yırtık fotoğrafları yeniden yırtacaksın geceyi örtse de geçtiği mevsimlere hâlâ yalanların en güzelidir aşk sarışın acılar gizlenir gölgesine böyle diyecek ayna, yine inanacaksın ilk kez inanır gibi huzura ve lanete paramparça bir yüzün son gülüşünden kalan cam kırıkları hâlâ kanarken yüreğinde geçtiğin sokaklara yeniden dönmek için içindeki delinin ardından koşacaksın sustuğun aşklar gibi konuşkan yalnızlığın gibi bin parça yeni bir gün çizerek yüzündeki aynaya kendine yeniden başlayacaksın |
Aşkın ölümcül bir yüzü daha varmış Seninle gördüm. Okyanusta dolaşan menzilsiz gemi gibi Asi fırtınalarda kayboluyorken, Sessiz yıldırımlar gibi düştün geceme. Güneşin batıdan doğuşu bir aşk Can çekişiyordu gecenin koynunda. Başı sonu belirsiz karmaşık öykü, Yazılamıyordu bir türlü. Ruhlardan kopan parçalar Rüyalara dadanıyordu arsızca.. En derin duygular tarumardı. Görmezden gelmelerin Hele o suskunluğun ve gece, Ayaz ve puslu gece Aşkın ölümcül yüzüydü.. Yiğitler yiğidi bir kalp, Tüm hüzünlerini yüklenmiş Bir türlü olamayan sabaha inat Küskünlüğünden nice sonra Uzanıp en olmadık zamanda En olmadık dokunuşu verdi. Yüzleşiyorken aşkla İşte tam o an,yalnızlığımın orta yerinde Sitemlerle öptün gecemi... |
Bir Yalnızlıksın Bir yalnızlıksın sen bana Yanımda olsan bile dokunamayacağım Sevsem bile hissedemeyeceğim Bir yalnızlıksın sen bana Ağlasam görmeyecek Seslensem duymayacak Asla ulaşamayacağım Bir yalnızlıksın sen bana Ama ne çare olmadı senden başka Varlığın kadar gerçek olan Yokluğunla benimsin Bedenimde içimdesin Ohhh kıskan sen bile senle Bu kadar başbaşa kalmamışsındır..... 19.05.2006 Sennur ÇETİN |
Öyle bir yalnızlığın ortasındayım ki; Neden herkes suskun Neden hiç kimse yok buralarda; Niye kaldım gene onunla; yalnızlıkla.. Herkes gitti bir ben kaldım buralarda Yeri göğü inleten bir çığlık atmak geliyor içimden Belki ışıklar yanar evlerde, Belki bozulur sessizlik, sesimle.. Gidiyorum, düşünüyorum, Sanki karanlık olan bu kenti İçinde hayalleriyle, Üzerimde taşıyorum Bu kentte mi paylaştım dostluğumu Bu kentte mi paylaştım aşkımı Bu kent mi aldı varımı, yoğumu Öyle bir yoğundu ki trafik Gidemiyorduk ileri, Herkes mutluydu, her taraf ışıklara esir.. Belki de yolumu kaybettim, Bilmiyorum ben nerdeyim, İşte gene geldi aklıma gidişin Feryatlarda, çığlıklarda kalbim, Niye gitmiştin.. Ve sen öyle bir sevgiliydin ki sevgilim Giderken elveda bile demedin.. Sen sevdiğimdin benim.. Aklıma geldiğinde huzurla dolardı içim Gitmişsin... Niye gitmişsin.. Bu kent neler aldı benden, Ben ona seni verdim Sen sadece seni almadın giderken Şimdi içimdeki külleri yok etmeyeceğim, Yok etmeyeceğim ki; Bir gün alev aldığında Yangınım göklere vardığında; Seni de yaksın, tıpkı beni yaktığın gibi.. Bir gün verecek mi bu kent bana seni Verse de ben alacak mıyım geri Gidişin bu kadar yıktı beni Niye gitmişsin? Niye.. Niye... alıntı |
Yalnızım Yalnızsın Yalnızız https://www.msxlabs.org/forum/metin.gif kimse içimdeki boşluğu görmüyor bir adresi yitirmek neler hissettirir insana kalp atışlarından uzak olmak soluğunda duyamamak mevsimleri, düşünmüyor çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlardayız ciddiye alınmıyor sorularımız gün afrikalı kalmaya kararlı bu dünyadan olmamak da yetmiyor ve siz geliyorsunuz, sarı elbisenizle bir silüet hayatımdaki eksikleri gösteriyorsunuz küçülüp silikleşiyorum, hafifliyor bedenim yalnızlığım dağılıp çoğalıyor sesinizde ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum https://www.msxlabs.org/forum/../../grafs/resim/kare.gif Metin Celâl |
Yalnızlıktı kapımı çalan, Soğuk bir kış akşamı İçeri aldım üşümüştü Soğuk dokundu ellerime, Yüreğim üşüdü. 04.05.2006 Tomris Meteoğlu |
Yalnizlik Üşümek gibi bir duygu hissettirirsin Ama bir cehennem masalı gibisin Nasıl bir ruh, nasıl bir alemsin Yalnızlık! paylaşamadığım tek şeysin Boşluktan ibaret dünyan Karanlıksa gözün gibi Bazen bakarsın aynadan Bazende gölgen geçer, soğuk duvarlardan Musluk damlası gibi çığlığın Puhu gizeminde her gecede kelamın Ayak seslerimi kaçırıyor seni Aslında, öteki adı sensin zamanın Neden tek kahramanı benim, anlattığın yokoluş masallarının Kan ve gözyaşı olmuş; elin, ayağın Sende önemi var mı? akrebin, yelkovanın Yalnızlık! bitmiyor ki bende şafağın... Arda Gönen |
Yanlızlık macerası Öyle yalnız kaldım ki hayatımda Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum Çok zaman annemin dizlerine hasret Koydum başımı kendi dizlerime Doya doya ağladım Paylaşırsa dost paylaşırmış İnsanın derdini sevincini Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör Hangi kapıyı çalsan kimseler yok Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar Aşık mı olmadım taparcasına Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi Ferhat gibi gürz mü sallamadım dağlara Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum Sabahları sokağa çıkmadan evvel Cesaret şairim cesaret Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri Sevgilimin saçları niyetine. Cahit Sıtkı Tarancı |
Yalnızlık Bilmezler yalnız yaşamayanlar, Nasıl korku verir sessizlik insana; İnsan nasıl konuşur kendisiyle; Nasıl koşar aynalara, Bir cana hasret, Bilmezler. O.Veli Kanık |
Yalnızlık I Yalniz kaldınız sanırsınız, Biliyorum. Yalnız bırakılmışsınız, Biliyorum. Ötesi yok. II Ötesi var: Yalnızlık Müziğin bile seni dinlemesidir. Yalnızlık İnsanın kendine mektup yazması Ve dönüp-dönüp onu okuması Yalnızlığın da ötesidir. |
yalnızım... artık tekim bu dünyada. ailem,arkadaşlarım tümdostlarım gitti. cok küçük ve gücsüzüm, dayanamıyacamı anladım artık. günlerce,haftalarca,aylarca ağladım! senin için tutdugum defter. senin için yazdıgım şiirler. senin için yazdıgım mısralar hepsi tükendi. senin için buda bir dalgadır dedim. gelip gecer dedim , ama gecmedin. sen nebir dalgasın nede bir deniz, sen sadece benim biricik askımsın... herzaman kalbimde tasıdıgım orada uyuyup uyandıgın ve asla oradan kacamıyacagın bir kalptesin Melike Erenoğlu |
Yalnızım Yalnızlığım! Kalemimin gözyaşları Kalemimin haykırışları bu satırlar Kimsesiz değilim aslında Ne de kimsem var yokluğunda Yalnızım yalnızlığım... Sesiz haykırışları, Gözyaşı akıtmadan ağlayışları öğreneli Yazmaz oldu Yazamaz oldu kalemim Yalnızım yalnızlığım... Ne gözyaşı dayandı bu sensizliğe Ne mürekkep sessizliğe Ve boş kağıtlara Dayanamadı şiirler En koyusundan duygusuzluğa... Dayanamadım hicrana,yalnızlığa Yalnızlıktan öte sensizliğe... Ağlıyorum, Ağlıyor kalemim hıçkırıklarla Islandı satırlar, Duygularım belirli belirsiz dağıldı sensizliğe Kalbim akıttı tüm sevgiyi,kederi bedenime Acıdı sol yanım ağladıkca kalemim... Ağladıkca gözlerim... Ayşenur Yüksel |
Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım Bu gece dağ başları kadar yalnızım Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından Dudaklarımda eski bir mektep türküsü Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim Gözlerim gözlerini arıyor durmadan Nerdesin? Alıntı. |
Yalnızlığa Karışıyor Nakaratın...! Asırlardır dengesiz bir akrebin izindeyim... Yüzyıllar evvel can siper Dinlediğim bir şarkıydın sen ise Melodin hala dilimin ucunda... Hayal meyal mırıldanıyorum bazen seni... Gece çökünce uğultuya karışıyor nakaratın... Nefeslerimiz tıkanmıştı Sevda dönemeçlerinde hatırlarsın İzbe iz yakalanıyordu alın yazgılarımız.. Mahkumluğunda bir asaleti var Hani bilirsin! Sende yargılanmıştın gidişinle.. Kokunu giyinmek isterdim ben bugün... Teninle örtmek isterdim çıplaklığımı... Gözlerinle varlığımın yakın temasını izlemek Salonumdaki boy aynasının karşısında.. Muhakkak irisindeki hıdırellez ateşine düşmekti bizzat.. Çok arzulardım uluorta öpüşelim Bakışmalarımızın kalabalık koridorlarında... Gölgenin etrafında Sevdam kadar gezinsin parmaklarım, Adımlarını tavaf edeyim... Bırakta 'varlığın kabemdir' can sözümü yerine getireyim... Besmeleyle öpeyim saçlarındaki hayal kırıklıklarını... Sevaplarına girmek isterdim ben bugün.. Tam da meleklerin günahkarlara darıldığı dönemde... Okumak ellerindeki ayetleri Ve kulak asmamak şehirdeki iblis kalabalıklarına. Mavilenmek isterdim dokunuşlarının Yedi kat ortasında.. Issız göğün örtünürken endamıyla İsterdim ki en masum yerinde şehrinin Gül kızarsın hicabından... Haklısın susmalıyım... Nasılsa son yazan hikayenin Son ötesine geldi benliğim.. Katli vacip bir yelkovandım... Hızını kesemedim hüzünlü tik takların Suretimi kaybettim Ne kadar yakınındayım Bana tarif ettiğin ecelin Kestiremedim... Kadınım güneş batmadan Kaç kere daha katledebilirsin beni...(?) Duydum ki Zifiri geceleri göndermişsin Edebi yalnızlığıma ilham olsun diye Ben kimsesizliği kitabına uydurmuşum...! Sen merak etme. Madem yardımcı olmaya Bu kadar meyillisin Gözlerini azat et aklımdan Sözlerini çağır kulaklarımdan Uzaklaş ki iyiden iyiye varlığımdan Cümle alem 'İyi bilirdik kendisini' Sahipsizliğiyle gitti desin... Fatih Erol |
Bir nehir kenarında imlalarımı düşürdüm cebimden, Baktı yüzüme mavi gecenin yıldızları, Sırtımda taşıdığım, Yüreğimde yaşadığım bir sendin sevdiğim, Bir çocuk neşesi kopardı beni dalımdan, Ben bahar oldum sana, Ürkek,çekingen ve bir o kadar utangaç, Vurgun yedim sevdanın kollarında, Öyle hızlı okuma sana yazdıklarımı, Yüreğimden başla hayata direnişe, Ve bak gökyüzüme, Aşk beni anlatıyor uykularına, Anlattıkça unutturuyor yalnızlıklarımı, Durmak bana göre değil sevdiğim, Ben sen olurum, Gözlerin,ellerin, Yüreğin kalırım yaşadığın zamana, İmlalar beni aşar cümlelerde, Kör bir cellada bırakılırım şiirlerde, Uzat ellerini özlediğim,gitmeden sen, Ağlarsam ben, Yalnız sensizliğe ağlarım… -alintidir- |
Sende ben yalnızlıgı sende sevdim bir tuttum seninle gunesin dogusunu ben düsünmeyi sende sevdim taklit etmeye calıstım kumrunun ozgürce ucusunu ben bakmayı sende sevdim gozlerinde gordüm askın alevli coskusunu ben beklemeyi sende sevdim biliyorum, gelmeyeceksin... ben sevdim seni, sende sevdim simdi sadece izliyorum bensiz yok olusunu... alıntı. |
Bir otel odasında yapayalnız ve çaresiz Bir sevdanın kucağında umutsuz ve sevgisiz Yalnızım bu gece artık sen yoksun yanımda Yalnızım bu gece artık senin karanlığında Bir otel odasında sessiz ve sevgisiz Bir yalan bir rüya umutlarım çaresiz Gitme dedim ben sana yapma dedim gitmedim Yok yok olamaz artık Yapamam ben bu sevgiyi Yok yok olamam artık Kalamam ben sensiz sevgisiz Aşk dedikleri bitti burada Yanıyorum bak çaresiz Aşk dedikleri bitti burada Kül oldum ben çaresiz Bir otel odasında karanlık ve kimsesiz Bir sevdanın kucağından düşüyorum bak sebepsiz Bitti bugün bu aşk burada Gidiyorum ben çaresiz Yarınlarım var mı bilemem ama Bitiyorum ben çaresiz Mehmet Uğur Sayğan |
Yalnız Bir Adam.... sisler içinden bir tren yanaştı gara, aheste.... raylar kadar ıssız hayal kadar hakikat hem var hem yok işte öyle bir adam, yankısı bile yalan indi içinden... ıslanmış sabah kuşlarına baktı bir sigara yaktı hüzünlü yüzünde çıkartamadığım acısı saklı bilmem nerde aklı ? hayat mücadelesi.. kavuşamadığı aşkı.. hepsi boşuna mıydı? düşünürken daldı... belli yalnız bir adamdı... ipince bir yağmur vardı şehir ağlarcasına aldırmadı... şemsiye kullanmazdı boynunda bir atkı çantası .kartı.... hızla istasyonda adımladı.... gözucuyla saate baktı, yanından gelip geçenler, çocuklar ,gençler.. kaldırıp kafasını bakmazdı... ancak tanıdık bir yüzle merhabalaşır hayatı akışına bırakırdı... kendince dünyası çok genişti, aslında avuç içine sığardı... delice öfkesi vardı oysa çocuk kadar yalındı bir düşü öyküleyen tükenen ömrünü yollarda geçiren yalnız yapayalnız bir adamdı... sadece sevdiğine anlatırdı.. sorsan hedefleri vardı.. anlatırken gözleri parlardı keşfetmek istiyordu dünyayı.. ah diyordu ahhh... "dünya turu" görülmemiş ülkeler gidilmemiş şehirler koleksiyoncusu... yalnız.. yalnız bir adamdı.... Nebile Aydın |
YALNIZCA BİR ANLIK Bu derede, bu bulutun gölgesi, Yalnızca bir anlıktır. Bir daha tekrarlanmaz asla, Dere gider bir yana, Bulut gider bir yana, Sen kalırsın ortada. Son vapurda, bir kadına rastlar, Kibarca gülümsersin. Kaybettin, geri gelmez artık, Vapur gider bir yana, Kadın gider bir yana, Kalbin kalır ortda. Yalnızca bir anlıktır mutluluk. Sevdalar, heyecanlar; Hepsi bir anlık. Kalansa, tortusudur hayatın, Yalanlar ve acılar; Bir de yalnızlık. Hey koca Yusuf! Yusuf'cuk, ah yusufçuk! Rüzgarlara savurdun hep, şarkını. Herkesten saklandın, Her şeye gücendin durdun. Yoruldun, İflah etmezsin sen. Ömrün gitti bir yana Hüznün gitti bir yana, Şiirin kaldı ortada... Yusuf Hayaloğlu |
Gözüm Var Yalnızlığında titrek kımıltılarında sığlığın siyahı kışkırttı ışığının kırıntısı maviyi ayrıştırdı buz bakışı, ateşin raksında yedi rengin dilini dağladı ısırgan, sanrılı bozukluklarda daralan zamanlara ön yargıydı birikmiş sebeplerin arsızı sensizlik , kibrit uçlarında sürtünen kırmızı çengelli iğnelerin açık ağızlısı dışa vurumsuzlukdaki ayıp tutunamayan ellerin uçurum düşüşü üçe kadar sayıp ... Demir Mutlugil |
Kaçsamda Üzerime Yağıyor İhanetin Yitip gittin benden .. Yüreğim habersizdi bu gidişten .. Gittin mi? Bittim mi? Bittin mi? Yoksa sende .. Bir yalnız tebbessüm kaldı yüzümde .. Hepsi bu .. Bir de ihanet saklı kutular ellerimde .. Önceleri içinde aşk sözcükleri sakladığım, İçlerine bir bir ayrılık yağmurlarının biriktiğini Gözlerimi yıldızlara sunduğumda gördüm; Parlayan ışıkların karanlıklara gömülüşünü tek tek .. Yalan mıydın? Yalan mıydım? Ben hiç ayrılıklara yürüyüşlere çıkmadım sevgilim ! Kimse incitmek için derinlerime koşmadı hevesle .. Heceler bitti konuşamıyorum . Son muydun? Son muydum? Ayrılıklarında adını aşk koy yüreğim; Kaçsamda üzerime yağıyor ihanetin .. Gittin mi? Bittim mi? Bittik mi biz şimdi ?.. Alıntı |
Y a l n ı z l ı ğ ı, Karanlık çökünce anlarsın. Y a l n ı z l ı ğ ı, Silen olmaz; yaşlar dökünce anlarsın. Y a l n ı z l ı ğ ı, Dostların gelmez; küsünce anlarsın. Y a l n ı z l ı ğ ı, Diyeceklerin dilinin ucunda kalınca anlarsın. Y a l n ı z l ı ğ ı, İçini korkular sarınca anlarsın. Y a l n ı z l ı ğ ı, Kapıyı açtığında sarılan olmayınca anlarsın. Y a l n ı z l ı ğ ı, Yalnızlığında anlarsın. Nihat İlikcioğlu |
Yazıklar Olsun bırak beni artık kadehler bir bir dolsun kalbimde sen yoksun artık şükürler olsun seni benden çok seven benden beter olsun seni sevdim ya bana da yazıklar olsun artık yoksun dünyamda ne olursa olsun aramızda engeller,sıradağlar olsun bizi ayıran felekse yoldaşım olsun sana kandım ya bana da yazıklar olsun boş boş baktığım duvarlar sırdaşım olsun bir kağıt ve bir kalem arkadaşım olsun siyah bir mermerden de mezar taşım olsun senin için ölen bana yazıklar olsun ölüp giderken şunlar dileğim olsun bedenim mezarda da uzağında olsun zalim bir sevdiğim var o da ıslah olsun bir zalimi sevdim bana yazıklar olsun ve son sözlerim bunlar senin için olsun günlerin gecelerin gözyaşıyla dolsun dileri yaptıkların mezarda sorulsun toprağa gömüldüğüm gün düğünün olsun beni öldürdün ya sana da yazıklar olsun. Uğur Altunkaya |
Yalnız insan merdivendir Hiçbir yere ulaşmayan Sürülür yabancı diye Dayandığı kapılardan Yalnız insan deli rüzgar Ne zevk alır ne haz verir Dokunduğu küldür uçar Sunduğu tozdur silinir Yalnız insan yok ki yüzü Yağmur çarpan bir camekan Ve gözünden sızan yaşlar Bir parçadır manzaradan Yalnız insan kayıp mektup Adresimi yanlış nedir Sevgiler der fırlatılır Kimbilir kim tarafından Alıntı. |
Şu yalnızlık diyorum ne güzel şey! Kahvaltımda yoldaşım yalnızlık, Gündüz leyin arkadaşım. Yatağımda gönül daşım yalnızlık! Ne zaman terk edilsem, Kaybolsam, yitirilsem, Hep varsın yanımda yalnızlık. Aklıma geliyor bazen, Kovuyorum düşüncesini bile. Bu yalnızlık olmasaydı, Benim gibisi ne yapardı? Gökhan Erseçgel |
Yalnızlık dolmuyor da taşıyor Yaşandıkça artıyor. Paylaşılmadıkça büyüyor Ve Sığmıyor ama dolmadan Anlaşılmıyor yaşanmadan Türkan SARI |
http://www.resimvadisi.com/data/media/64/paintings_021.jpg Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez. Bilmelisin ki... Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır. Bilmelisin ki... Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor. Bilmelisin ki... Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da! Bilmelisin ki... Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür deneyimler yaşadığınızla var. Bilmelisin ki... Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil. Bilmelisin ki... Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir. Bilmelisin ki... Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor. Bilmelisin ki... Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor. Bilmelisin ki... Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz Bilmelisin ki... İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez. Bilmelisin ki... Her problem kendi içinde bir firsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır. Bilmelisin ki... Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor |
http://img221.imageshack.us/img221/5161/alsothesunwasbleedingbyal3.jpg "Bir gidişi yaz" dediler, "yazarım" dedim... gitmeleri öğrenmiştim. Susardı, susardım, susardık, suskularca..... Bilinir bilinmez bir şarkının içinde kaybolurduk. Biz en çok susmayı sevdik, sevmeyi sevemediğimiz kadar. Koptuk ve dağıldık her şeye. Giderken durduramadık birbirimizi. Durdurmaya elin, elim, ellerimiz yetmedi. Eğitemedim çocuk kalmış korkularını, yanılgılarını törpüleyemedim. Sana gerçekleri gösteremediğim gibi. Giderken durdurmalıydın beni, yapmalıydın, yapamadın. Durdurmaya gücün, gücüm, gücümüz yetmedi. Belki de yoktu, biz var sandık. İnsan isterse yolları aşıyor, sen kapının eşiğini aşıp gelemedin. Geldiğim gibi gidemedim, gittiğim gibi dönemedim yüzüne. Sen, bildiğim sen değilsin artık. Ben, bildiğin ben, değişemem. Değişmelere suskun dudaklarım. Şimdi acı, yolunu şaşırmış bir deniz kaplumbağası gibidir yüreğimde. Şaşkın ama inatçı. Şimdi sen, adı geçmişte saklı ince bir sızı. Şimdi biz, bir şarkıdan çalınmış iki nota gibiyiz. Eksiğiz ve yokuz. Dilsiz ama mutluyuz. Bir kapının eşiğinde kaldı her şey. Beni dışarıya göndermeyecektin, içerde tutacaktın, arkamdan gidişimi seyretmeyecektin, yollara yürümeyecektim, sesimi gidişlerde yitirmeyecektim. Sesimi geceye vermeyecektin… Şimdi, kaldır gözlerini ve geceye bak. Sesimi gör yukarıda, ortada bırakılmış tellerimi. Densiz ama dengeli satırlarımın anlamını kavra. Geceye bak, sesimi kaydırma. Kimsenin öğretmediği bir şeyi öğretmeni dilerdim, ayrılırken ama sen herkesin öğrettiğini yineledin…şimdi aşk, inançlarını yitiren bir ayyaştır köprü altlarımda.. Sokağımın serseri gülüşü, gençliğimin asi sevgisi, isyanımın suskun gezgini. Gitmeye meyilli değildim, olduğum gibiydim, dinletemedim, dinletemedin, dinletemedik belki de. Şimdi sen, aksak bir hüzün, nerede coşacağını bilmeyen. Şimdi ben, değişemeyen bir şehir, nasıl sevileceğini bilen. Şimdi biz, olmayan bir şeyiz. Bir kapının eşiğinde kaldı her şey. Konuşmak anlamsız, susmak kalabalık, ayrılık bulaşıcı. Sevda, kör topal yürüyen bir dilenci gibidir artık. Seni sevdim ama gönderdin. Gönderilince dönemiyorum. Ben bir çiçeğim asi yanım, solunca aynı elde açamıyorum. Susuyorum, susuyorsun, susuyorlar, suskularca.... Gerçekte kim olduğunu çok düşündüm,özleminin yer yer sağanak yağışlı olduğu zamanlaBeni beklemeye gidiyordun, galiba yolu şaşırdın… Bir gidişi yaz, dediler, yazarım dedim. Gitmeyi öğrenmiştim, kalmayı öğretemediğim kadar. Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Gitmeyi giyinmiştim, yakıştırılmıştım veda sözlerine, merhabalara alıştırılamadığım kadar. Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Çok gitmiştim, söz gitmiştim, uzun gitmiştim, sesimi duyuramayacak kadar. Bir gidişi yaz, dediler, yazmaya giderken kendimden geçmişim. Arkama dönüp baktım, sende beni gördüm, el salladım. Artık çok geç, sendeki ben için çoktan bitmişim !.... |
http://img521.imageshack.us/img521/8849/gitme11tn5.jpg GİTME; Gideceksen de bakışlarını bırak öyle git! Tatlı yaz gülüşünü takınsın gözlerindeki ela bebek Minicik cesaretiyle “seni seviyorum” lar bestelesin Dudaklarında bilmediği lisanlarda sevdalar… Ben yine belki’ler biriktireyim gömleğimin sol cebinde; Gözlerindeki kundağa mektuplar bırakayım, Pulu dudaklarım, zarfı solgun yüzüm… Seni seviyorum yazsın içindeki aciz kâğıdın her satırında. Gözlerindeki bebek, şaşırsın bilmediği dildeki bu iki kelimeye Bir ezgi mırıldansın gözlerimden, en tiz düş sesleriyle… Minicik elleriyle tellerine dokunsun sessiz bir gitarın… GİTME; Gideceksen de tenini bırak öyle git! Dokunuşunda sana dönen yollar bulayım Ellerimle, sırtına seni seviyorum yazayım Dudaklarında durulsun sonra aynı dokunuş… Berrak bir öpücük eskisin dudaklarımızda Biz, gözlerimizdeki farklı ırklardan bebekleri sevelim… İnadına barısalım birbirimizle, Bir mumun alevini mehtaba çevirelim Söndürüp mumu, mehtabın üstünü örtelim… Sen dizimde yat, duvardaki melek gülümsesin; Ben saçlarını okşayayım, Gülümseyişinin sırrı yayılsın odamıza… Bir düş şımarsın, bir sabah beklesin kapıda sabırsızlıkla… GİTME; Gideceksen de gülüşünü bırak öyle git! “Gülümsemene bayılıyorum” dediğin günler yankılansın salonda Terlik kavgalarımıza şahit yastıkları da yoldan çıkaralım, Onlar da kavga etsinler… Ve biz yine umuda nazır bir şiirde barışalım. Ben gülümsemene sarılayım, sen suskunluğuma… Sen gülümsememe bayıl, ben yanaklarımdaki aynayı parlatayım… Ve “nedenim sensin” yazayım... Parmaktan kalemimle, sevgiden yanaklarına… Sensizliği elimin tersiyle kovayım gamzelerinden, Ve mavi bir sevinç gözyaşıyla büyüsün benliğimiz… Tüm kırmızı utangaç güller mavi olsun o an… Tüm berrak gülümsemeler türkuaz bir sevda… GİTME; Gideceksen de sesini bırak, öyle git! En manasız ezgileri başyapıta cevir, Kalbimdeki hüzün, balkondaki kış erisin… Soluğumda sesinden izler, Gırtlağımda tütün gibi bir acı olsun… İmkânsızlığına rağmen yutkunayım türkünü… Bir çığlık parçalansın dudaklarımda, İncecik sesin kalbime aksın, Ve arta kalanlar bir hayranlıktan, yanaklarına yansısın Gamzelerine gülümsemeler ekeyim yeniden, serpe serpe… Camların buğusunu berraklaştıran sesin yeşersin bahçelerinde… GİTME; Gideceksen de düşlerini bırak git! Mutfaktaki iki kişilik beceriksizliğimiz gelsin düşümüze, O iğrenç domates çorbasını, bir tutam sevda nasıl da mükemmelleştirmişti? Bir makarnanın sosu bir öpücükle nasıl bu kadar tatlanabilirdi? Ve bir balkon fesleğen kokulu, Nasıl da gökyüzü manzaralı bir düş bahçesine dönüşebilirdi? Gülümsememi ekleyip dikilirdim karşına, Bir öpücük dilenir gibi çocukça boynumu bükerdim… Her yıldıza bir isim verirdik, her düşe bir yarın… Bir şair, fısıldardı kulaklarımıza: “yıldızlar kaymaz” derdi. “gökyüzü taş atar sevdiğinin penceresine…” Kenetlenmiş iki el, cama yaslanıp ışıklarını söndürürdü gökyüzünün Ve iyi geceler derlerdi düşlerine… Sen gökyüzünden kollarıma düşerdin, ben düşümüzü beslerdim… GİTME; Gidersen paslı bir hüzün batacak yüreğime. Sesim ayaklarına kapanacak. Ve hüznüm tam da beni bırakıp gittiğin bu satırda, Dış kapının önünde uzun uzun öpecek seni… GİTME; Gidersen bitmeyecek bu şiir, Mavi bir gözyaşı damlayacak gözlerimden. Ki tüm kırmızılar elindeki gülde saklıdır… Gidersen, yanaklarımdaki ayna kırılıp kanayacak Gözümdeki zenci bebek yetim kalacak.. Seni anlatan bir gülümseyiş O an, tuzla buz olmuş bir kıyamet artık… GİDERSEN; Gamzelerim ağlayacak, Gözlerimden firari mavi ırmaklarla.. Sensizlik ıslatacak her yeri… Koyu bir sessizlik sızlanacak kanepenin üstünde, “günaydın” ların olmayacak, Gün aydın olmayacak… Gidersen hiçbir mum sevda taşımayacak alevinde… Bugün bir bavula sensizliği doldurup, Tıklım tıkış anıları da serperek üstüne, Bu çaresizlikten taşınacağım. Sen yine de gitme! Gideceksen de seni bana bırak öyle git! |
http://img457.imageshack.us/img457/9030/yalnizlik3io9.jpg Bu gün yalnızlığımı , mutsuzluğumu satılığa çıkardım. İlk sahibindendir. Kullanmamıştır başka hiçkimse. İlk yürek kırığımdan. İlk kalp ağrımdan. İlk kez SEVDİM SENİ deyipde yüreğime aldığımdan.Bilmiyordum ilklerin bu kadar acı vereceğini. İlk Aşkın bu kadar ağlatacağını. Çekip gittiğinde bile hala deli gibi seveceğimi. Bilmezdim onu affetmek için inadına bahaneler arayacağımı. Gece adını silip uyuyupda , sabah uyandığımda hatırlayacağımı bilmezdim. Yalnız camları kırıldı. En son yürek harbinde. Cam kırıkları hala üzerinde. Afedersiniz temizlemeye olmadı fırsatım. Ya da ne bileyim işte gelmedi temizlemek içimden. Siz aldığınızda komple geçirirsniz bir elden.Temizlersiniz iyice. Ama her cam kırıklığında nasıl acıdı canım bilmezsiniz siz. İzin verdim işte sırça camlarımın kırılmasına. Dedim ya. Son AŞK harbinden kalma. Gönül kapılarımında otomatik kilidi bozuldu. Nedense kitli kalmış. Bir daha açamadım. Zaten yüreğimde içerde kaldı. Sevgiyse dışarda. Yani anlıyacağınız kalbim sevgisizlikten öldü. tamirciye götürdüğünüzde kalbimin naaşınıda teslim edersiniz bana. Malum anılarım hep o yürekte saklıydı. Haketmiştir o şimdi anlı şanlı bir cenaze törenini. Cenazemde bir tek o vefasız olmasın. Korkarım yüreğimin yeniden canlanmasından, hayata sarılmasından. Ona bir daha , bir daha güvenmesinden. Biraz hor kullanılmıştır. Boyaları, sırçaları dökülmüştür. ee tabi kolay olmadı. AŞK'ın ardından, yaralanmış kalması. Giderken "senden intikam almam " demişti ama. Gün aşırı , artık sinirinden mi,hıncından mı yoksa aşkından mı yaptı bilmem. Gelip çizdi yüreğimi hep. Her çizdiğinde onarılmaz yaralar açtı.Sanırım onu bir yalancı boyacıya götürüp boyatmanız gerekecek. Kilometresi , o sıfırı aşalı çok oldu. Dedim ya kullanıldı biraz. Hemde hor kullanıldı. Kapanmayan yaralar açıldı. Gizli saklı ,görünmeyecek yerlerde. Ben ona güvenip inanırken o yüreğimi haince kullanmakla meşguldü. Şimdi gelelim , tüccar alıcı. Seninle pazarlığımıza. Artık AŞK yok,olmazda zaten. Bir onaydı sevdam. O da geçti sevdamdan. Ben sana anlattım tüm olan biteni , artık biliyorsun. Bu yürek ilk sahibinden Camları kırılmış Boyası dökülmüş Dışı çizik çizilmiş otomatik kilidi bozulmuş Çok saklı gizli yerleri yara almış Birazda kilometre yapmış. Söylesene kaç para eder yalnızlığım. Ne verirsen razıyım al götür yalnızlığımı..!! |
| Saat: 00:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık