![]() |
Ağıt Dün gece seyrimde gördüm cerenim. Kızlar ne kadar çok seviyorlarmış ki seni Mosmor olmuş gülyazısı bedenin mormor olmuş gülyazısı bedenin Düşmüş sanki erguvanlar içinde En genç burcu yıldızdan bir kalenin En enç burcu yıldızdan bir kalenin Uçmuş sanki uçsuz bir uçuruma Gökyüzünün çakır gözlerinden Gökyüzünün çakır gözlerinden Düşmüş bir damla, bir deniz feneri Işınlarıyla şile bezlerinin Güdüyor çobansız kalmış tekneleri |
Yalnızım Aşkıyla Aşklandım Yalnızım Aşkıyla aşklandım Gözlerimden güneşler sökün edecek Bir dünya istiyorum Başımı döndürecek.. Göğsümün içinde Volkan yürek Kim yaşayabilir ki böyle suskun Sustukça haykırarak.. Okyanuslar istiyorum Taş devrini gömecek Yüzyıllar istiyorum Aşk, hükmünü sürecek.. Bir yürek daha istiyorum Dahalarca aşkımlı Aşkımı döndürecek.. Faika Sarp |
.........Bitmeyen Yalnızlık....... yine herzamankinden farksız birgün, dışarıda güneş we hareket içerde bir genç we yorgunluk bir de YALNIZLIK. we televizyonda reklamlar yukarı katta tıkırtılar aşağı katta sessizlik uzaklarda ölüm,yakınlarda yine ölüm bir yerlerde unutulanlar,bir yerlerde ise unutanlar bilinmeyenlerde bir genç kız we bir genç kız daha... uçurumun kenarında düşmek için hazırlananlar uçurumun sonunda ölüm çığlığı! arkada sonsuz gözyaşları, uzun bir sessizlik, anılarıyla başbaşa bir genç kız Ve BİTMEYEN YALNIZLIK!!!!!........ |
Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne Tuttum, ta içime oturttum seni Aldım, okşadım saçlarını, öptüm İçtim yudum yudum güzelliğini Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette Bendeydi özlemlerin en korkuncu Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan, Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim Biri vardı ağlayan gecelerce Biri vardı sana tutkun; o bendim Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük En solmayan güller açtı içimde Ömrümü değerli kılan bir şeydin Sen benim boz bulanık gençliğimde Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya Bir çizgiye vardım seninle beraber Ve bir gün orada yitirdim seni Ben seni sevdim mi? Sevdim, Ya sen beni? http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifÜMİT YAŞAR OĞUZCAN |
Hani hep giderdin ve gelirdin ya geriye, bu da onlardan biri miydi..? Uzun zaman oldu bu sefer, söylemek ve sormak zor geliyor ama bu senin son gidişin miydi sevgili...? Küçük bir oyun oynuyor gibiyiz sanki. Ben ebe olmuşum sen saklanan...Nerelere saklandın da bulamıyorum seni. “Ah işte ordasın” dediğim yerlerden hep başkaları çıkıyor, herkes hep bir ağızdan, dalga geçer gibi, “çanak çömlek patladı” diyor,bense garip bir umutsuzlukla geri dönüyorum ağacıma, kaldığım yerden seni aramaya başlamak için Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili..Göremeyeceğimi sandığım zamanlarda birden karşıma çıkıyor, içimde yeni yangınlar bırakarak geri dönüyorsun. Kimlerin yanına dönüyorsun da uzun sürüyor sessizliklerin? Gittiğin yerlerde bana benzeyen ve tanıdık bir şeyler var mı bari.? Gülmeyi unuttuğun zamanlar, kimleri çağırıyorsun yanına..? Hüzünlerini kovan yürekli biri var mı yani..? Hani bir anda gelip de o puslu havayı dağıtan, seni içmeden sarhoş eden ve güldüren, hüzünlerini bulamayacağın yerlere saklayan biri..Sen dayanamazsın yalnızlığa. Dokunmak ve karışmak istersin. Yalnız kalmak sana acılarını hatırlatır..bir kadının teninde istemeyerek bıraktığın acıları. Yalnız kalmak sana çocukluğunun masum düşlerini hatırlatır..ağlamak istersin ama ağlayamazsın. Yalnız kalmak sana tutunamadığın sevgileri hatırlatır; çaresizliğini, yıkılmışlığını...arkanda bıraktığın, dokunmaya korktuğun özlemleri. Yalnız kalmak sana göre değil sevgili..Sen yalnızlığında kendinle karşılaşır ve ürkersin yüreğinin saatlerce sana karşıt konuşmalarından. Bu yüzden merak ediyorum ya, başkalarına da ‘hüzün kovan kuşum’ diye sesleniyor musun acaba..? |
Rüzgarı giyinip Sana geldim dün gece. Saçlarına dokunmaya gelmiştim. Kıyamadım yüreğinden öpmeye. Kıyamadım gözlerinde gezinmeye. Yatağının yanına usulca çöküp Seni izledim içimde hasretini yutkunarak. Nefes alışını, Meleksi bakışlarını izledim bir nefes uzağından. Ellerimi uzattim ellerine. Bir kez olsun dokunmak istedim işte. Hiçbir zaman dokunmadığım yüreğine Delicesine sarılmak geçti içimden. Dokunsam ölecektim biliyorum. Sarılsam dizlerinde sonsuzluğa göcecektim.. Dokunamadım, sarılamadım. Gidiyorum, Günahlarında yanmaya gidiyorum. Kır düğünü düşlerimi, Gözlerine benzeyen bir kız cocuğu özlemimi, Gözyaşlarında yakmaya gidiyorum. Elimde ne bir resmin, Yüreğimde ne bir nefesin, Seni " sensiz " yaşamaya gidiyorum. Yokluğunda Cennette yaşamaktansa, Cehennemin avuçlarında yanıp Dudaklarında son dua olmaya gidiyorum. Gidiyorum hasretim, Gidiyorum helalim.. Seni "sensiz " yaşamaya gidiyorum. Yarın doğum günüm. Adının yazdığı çağrıdan öte Çok şey istemiyorum sevgili. Seni " sana " bugünden yazıp Yarın doya doya ağlamak istiyorum. Ama sakın ağlama sen. Her gözyaşın benim Cehennemim olur. Yokluğuma inat hep gülümse emi. Çünkü her gülüşün duam olur yalnızlığıma. |
Yalnız insan nedir ki Sayıklayan bir acıdan başka? Olmayan bir sevgiliyi beklemek bile, Bir başına olmaktan anlamlıdır. Yapayalnız ne yapabilir ki insan ; Son otobüsle gelecek birini beklemiyorsa... Gelmese de sevgili, Onu umutla beklemek, Umutsuz bir aşk filmini seyrederken Kendine bağlanmaktır. Olmayan bir sevgiliyi inatla beklemek ; Utandırmaktır aşkı... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifCezmi ERSÖZ |
Izdırap Yokluguna degil aglamam, aldanma. Sevmedigimi de zannetme, aldirma. Matem degil, sitem de degil, kizma. Izdirabi yasiyorum, böyle bil ve anla. Kizginligim sana degil, yüregime ve gözlerime. Ikiside birbirinden hâkir, duramadilar sözlerinde. Hüznü ve kabusu koyup giderken bedenimde. Sende kalan yanlarima salladim elimide gönlümüde. Sevgin bir fidandi ve aklimi sarmisti. Gidisinle gönlümü yakti, içime kin bosaltti. Yalnizligima dost oldu, paylasti benle aciyi. Beklememi sagladi, izdirabi ve de sanciyi. Ahmet Arslan |
yalnızlığın acıttığı saatler... *aksam yemeğini yalnız başına yerken birden anlatmak, paylaşmak istediğin binlerce cümle olduğunu ve bu cümlelerin boğazına dizildiğini anladığın an... *hastalandığınızda bir tas çorba pişireniniz yoksa, ameliyata girerken cüzdanınızı hastabakıcıya bırakıp hakkini helal et diyorsanız yalnızlığı iliklerinize kadar hissedebilirsiniz. *arkadaşlarla içmek varken, yanliz başına bilgisayarın başında içtiğin an *içeriden nefis yemek kokularının gelmediği, hosgeldin oğlum/kızım/ sevgilim/ arkadaşım seklinde karşılanmadığın, bir eve adim attığında. *the doorsdan people are strange şarkısı dinlerken şarkının sözlerinin kendinize ne kadar uyduğunu anladığınız anlar. *yolda hic biryere yetişme gereği olmadan yürürken, birden yavaş yavaş yağmur baslar. kişi alışkanlık olarak adımlarını hızlandırır. sonra hatırlar ki nasılsa görecek, seni umursayan, sırılsıklam olmuş olmana üzülecek, seni seven biri yok. adımları tekrar yavaşlatır, evine yalnız başına aksam yemeğini yemek üzere en uzun yoldan döner. *gözlerinizden yas düşerken kendi mendilinizi kendiniz aldığınız an. *etrafınızı deli gibi dağıtmanıza rağmen kimselerin size laf söylemediği, kimselerin o dağınıklarınızı toplamadığı anlar.dağınık olmak hoş ama, bu noktada anla$ilan yalnızlık en az o e$yalar kadar dağıtır, toparlanamaz hale getirir insani. *sevdiğin şarkiyi senin kadar sevebilecek hiç kimsenin yanında olmadığı an. *diğerlerinden olmadığın, biraz daha farklı olduğun için arkadaşlarının seni terk ettigini anladığın anlar... *evde şaşkın bi vaziyette salya sümük ağlarken uzun uzun kimi arasam diye düşündüğünüz ve isteğiniz gibi bi isim bulamadığınız zamanlar *istiklalde yalnız başınıza yürüdüğünüz zaman *is dönüşü kapıyı anahtarla açıp karanlık eve girdiğinizde "ben geldim" diyecek kimse olmadığında. hatta daha beteri, kimse olmadığını bile bile "ben geldim ulan evim, nasıl geçti günün beyav" dediğinizde. evle, bilgisayarla, televizyonla, puzzle'la, müzikle, mutfak penceresiyle, otla, ..okla yüksek sesle konuştuğunuzda. *gece çok geç olmuş sanıp yatarken saatin daha 12 bile olmadığı anlaşılan ve kendi kendine gülerek "tavuk gibi erken mi yatacaksın" denilen an. *elektriklerin kesildiği gecelerde daha net hissedilir. ne tv ne de bilgisayar olduğundan minderle ya da kolonya şişesi ile konuşulan anlardır. *bir bayram sabahı, ailece yasayan karsı komsunuzun sizin yalnızlığınıza çare olsun diye 'istersen gel beraber kahvaltı yapalım' çağrısını duyduğunuz an *hastayken, nane-limon yapacak, ateşinize bakacak, üzerinizi örtecek ve şefkat gösterecek kimsenin olmadığı anlar. *heves edip aldığınız tüm yiyeceklerin en küçük boy olmalarına rağmen bitmeden bayatlayıp atıldığı anlardır. yiyeceği çöpe dökerken başınızı kaldırıp gözlerinizi kısıp, dersiniz: iste bu an o an, anladım.. *bir elinde sigara diğerinde bira, kucağındaki hemstira bakıp gülümsediğin anlardır. hatta "hemstirda birazdan sigara dumanından rahatsız olup kaçacak" diye düşündüğün anlardır. *evde yaptığınız yemeği tek başına yerken, masaya oturduğunda bir kaç saniyelik sessizliğin olduğu an. sonradan televizyonu açmak zorunda kalabilir insan, sırf yalnızlık hissi veren bu sessizliği bozmak için.. *pink floyd - wish you were here i uzaklara dalıp dinlerkenki zaman dilimi *evinizde müzik dinlerken sevdiğiniz bir şarkinin çıktığı bir anda, gaza gelip bağıra bağıra şarkiyi söylediğiniz ve iğrenç sesiniz yüzünden kimseden fırça yemeyeceğinizi anlayıp kedere boğulduğunuz andır. *güzel bir yemek yaparsın tek başına yerken halıya bir parça dökülür eğilip sorarsın "nasıl güzel olmuş mu?" iste yalnızlığını anladığın an o andır. *televizyondaki spiker sunumunu bitirip iyi aksamlar dediğinde "senada" diye karşılık verme ihtiyacı duyduğun an. *yılbaşı aksamı eve gelirken sokaklardaki neşeli kalabalığı izlemek sonrasında bos evde yapacak birşey bulamamak . .. *aziz nesin sesler adli şiirinde bu anları çok güzel anlatmıştır. şiiri okuduğunuzda yalnız olduğunuz kafanıza çok güzel dank eder. gecenin bir zamanı evine gelince kilitte duyuyorsan anahtarın sesini anla ki yalnızsın elektrik düğmesini çevirince çıt diye bir ses duyuyorsan anla ki yalnızsın ...... yazan bilinmiyor Alıntı |
Gerçek Bir Yazı Yıllar Boyunca Yaşadığım Yalnızlık Ancak Yaşayanlarca Anlaşılabilir Bir Duygu Sanırım Bunu Bilmeyen Var Mı Acaba.Ben Ben Değilim.Ben Yalnız Ben İle Asla Anlaşamadım.Her Sabah Yeniden Başlayan Bir Savaşın İçinde Buluyordum Kendimi.Evim Diyemediğim Binanın Duvarları Bile Daha Canlıydı Benden.Yüzümü Aynaya Bakmadan Yıkayıp Saçlarımı Taramadan Tokaladığım Günler. Alelacele Toplanmış Bir Yatak.Laf Olsun Diye Ekmeğin İçine Tıkıştırılmış Peynirle Yapılan Kahvaltılar. Geçmişe Sıkışıp Kalmışlığım.Yanıtı Olmayan Bir Yığın Soru Ve Zorunluluklar. En Başta Ben Olmayan Beni Yaşamaya Mecbur Oluşum Terkedilmişliğe Aldatılmışlığa Alışamayışım. Oysa Tek Başınalıktan Nefret Ederim Oldum Olası.Okşanmayan Saçlarım,Boşluğa Tutunan Ellerim Benim Değildi.Ne Aynadaki Yüz.Nede Bendenim Bana Aitti.Konuşmuyordum Hiç.Telefonum Yanlış Numara Çevirenlerini Seslerini Tanıyordu Yalnızca.Kapımı Bir Tek Çöp Toplamaya Gelen Kapıcı Çalıyordu.Bir De Aydan Aya Para Toplamaya Gelen Yönetici.Sesim İçinde Boğulmuştu.Ne Kendimi Nede Başkasını Duyuyordum.Üniversiteye Giden Kızım Var Aynı Evi Paylaştığım İki Örgenci İki Arkadaş Gibiydik Onla.Kendi Yalnızlığıma O Kadar Tutsaktım Ki…Onu Görmüyordum Bile .Sanırım Kızımda Kendi Aşkının Doruklarında Dolaşırken Beni Görmüyordu. Mecbur Olmadıkça Sokağa Çıkmıyordum.Konuşan Gülüşen Elele Dolaşan İnsanları Görmek İstemiyordum Çünkü Sorulardan Nefret Ediyordum.Cevapları Yoktu.Baharı Sevmiyordum.Bana Sevmeyi Sevilmeyi Hatırlatıyordu.Geceler Seslerin Sustuğu Hatta Sorumlukların Ertelendiği Karanlıklardı Benim İçin.Uyku Zamanına Kadar Yalnızlığımı Saklıyordu Benden Ama Uyumak… İşte O Zaman Kahrolası Soğuklar Kırbaç Gibi Bedenime Vuruyordu.En Sıcak Gecelerinde Bile Yaz Denen Mevsimin,Ben Canhıraş Üşüyordum.Uyumuyordum Gün Ağarana ,Oturduğum Yerde Sızana Kadar.Bazen ,Hatta Çoğu Zaman Alkol Alıyordum Sızmak İçin.Bir Gün Kendi Kendimi Öldürmeye Karar Verdim.Bilgisayarı Alıp İnternete Bağlandım.O Günden Sonra Sessizliğim ,Sessizliğin İçinde Yine Benim Gibi Sessiz Arkadaşlarımla Dillendi.İçimde Yaşamaya Dair Minik Kıpırtılar Oluştu.Bedenleri,Sesleri Ve Bakışları Olmayan,Yalnızca Ruhlarımızı Paylaştığımız Arkadaşlarımı Sevmeye Başladım.Şikayet Ettim.Kavga Ettim.Dertleştim.Paylaştım Duyguları Onlarla İlk Delice Ağlayışlarım O Zaman Başladı.Şiirler Vardı Benden Habersiz.Beni Anlatan.Kimi Zaman Yaşama Sevinci Tasan Öyküler Ekrandan Yüreğime Ulaşıyordu.Kendime Unutturmaya Çalıştığım,Görmeyi Reddettiğim Güzellikleri Uykusuz Gecelerime Yolluyorlardı Maillerle.Her Güzel Şiir,Her Öykü Beni Bir Daha Bir Daha Ağlatıyordu…. Bu Yazı Çok Hoşuma Gitti Ve Kendime Sordum Sizde Kendinize Sorun Neden Buradayız...Yanlızlığımızı Burdamı Unutuyoruz? |
| Saat: 17:55 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık