![]() |
Çözemedim…Uzaklaşmak istedim,kaçmak.Acılarımı bırakıp bu şehrin yalnızlığına uzaklaşmak istedim.Hayaller kurdum..Uzaklarda atmalıydı artık kalbim,sessiz.Karanlıktan kurtulmak istedim.Korkar oldum… Çözemedim…Çocuklar gibi sevinmiştim oysa kaçıp kurtuluyordum artık,bu çaresizlikten,acılardan,y alnızlıklardan…Çürüyen bir kalbi kurtaracaktım sıcaklığı sahte bu şehirden.. Çözemedim…Bekledim seneleri,tek hasretimi bekledim…Geldi…Belki bir zaferdi benim için belki de kurtuluşumdu…Baktığım yön hiç değişmedi…Gidiyordum artık köhne sokakların üstümde yıktığı acıları bırakıp gidiyordum… Çözemedim…Son bir ses duydum karanlıkta..Bir kenara atılmış,kırılmış,parçalan mış bir kalbin sesiydi bu…Bilemedim..Gidip almalı mıydım onu yoksa bırakıp kaçmalı mıydım?Yapamazdım…Bende o sokaklarda parçalanmıştım çünkü.Bende o sahteliklerin oyununa gelmiştim.Bende yaşamıştım o soğuk yalnızlıkları… Çözemedim…Bir bakış mıydı bir dokunuş mu bir gülümseme mi?Yoksa bu şehirde bir gerçek bir sıcaklık bulmanın heyecanımı?Neydin sen?Ne yaptın da çürümekte olan bir hayatı canlandırdın?Ne yaptın bana?Neden bu masumluğun neden bu kadar içten bakışların?Nasıl bir gülümsemeydi o kapıldım rüzgarına… Bırakmam artık bırakmam bu gözleri..Kaybetmişken hayatta tüm gerçekleri bırakmam asla seni…Korkma artık sende geleceksin yüreğimle.. Çözemedim…Sordum sihrini sessiz gecelere,neden yoktun daha önce sen,kalbimde,gözlerimde….. |
yaz uzun bacaklı bir kadındır yaz gizlice uzanan yalnızlığıma güznihal zaman alevidir, geçmez yine bir güznihal daha bırakır ardında elveda dudağımda uzun öpme imleriyle söylüyorum son sözlerimi yalnızlığa yaz öğlesi yosunlu kayalar dibinde, saydam bir yaz öğlesidir yalnızlığım hayal sözler dilimin altındaki hayal sözlerdir yalnızlığımın şiirleri AHMET UYSAL |
Ayrıldın, acıların dinsin diye başka bir ilişkide buldun kendini. Önceki yaşadıklarını yeni olanında arıyorsun. Belkide başkasına bakmak içinden bile gelmiyor. Tiksiniyorum hepsinden diyorsun arasıra arkadaşlarının yanında. Tek başına kalmak bazen de kalabalığa karışmak istiyorsun. Başını alıp gitsenmi, kalabalığa karışıp kaybolsan mı. Bir anın diğerini tutmuyor, birşey yapmak istiyorsun ama ne yapmak istediğini de bilmiyorsun. Ayrıldığını zannederken ve birşeyler içini tırmalarken, gelgitlerini yaşıyorsun hayatın. Gerçeklerden kaçmaya çalışıyorsun. Gerçekler ve hatıralar bir şekilde hatırlatıyorlar kendini. Hiçbir şey olmasa annen artık onu düşünme diyor, en düşünmediğin anda. Habire birilerinin seni doğrulamasını istiyorsun. Kime anlatmalı diye düşünürken bir de bakıyorsunki, yolda karşılaştığın insanlara bile anlatmışsın. Onunla birlikteyken kullandığın şeyler eline, gözüne batar olmuş. Ortak arkadaşları görmemek ya da onun arkadaşlarıyla karşılaşmamak için çaba gösteriyorsun. Onun gitme ihtimali olan yerlere gitmeye korkuyorsun. Bu kadar keşmekeşin içindeyken senin sadece vücudun ayrılmış, kim sana ayrıldın diyebilirki. Ayrılık daha gerçekleşmedi senin için, gerçekleşmesi için zamana ve acı çekmeye ihtiyacın var. |
Az Yaşadıksa da Ben kibriti çaktığım zaman Her şey kırmızıydı yüzün oarak Ben kibriti çaktığım zaman Çünkü her hüz bir memlekettir Ben sigaramı yaktığım zaman Çünkü her sigara bir kelimedir Ben sigaramı yaktığım zaman Güz günleriydi bir şarkı olarak Bir güvercin ben öldüğüm zaman Nice hüzünlerden yaprak yaprak Bir güvercin ben öldüğüm zaman Cemal Süreya |
Yalnız Seni dalları budanmış Bir selviye benzetiyorum Rüzgarın her haline boyun eğen Ama asla yıkılmayan Fırtınada eğilen Meltemde bahar günlerine Eğin türküleri söyleyen Seni ayaz kış gecelerinde Kızıl aleve benzetiyorum Kendisi hep titreyen Çevresine sımsıcak huzur veren Sen masmavi gökyüzüne benzetiyorum Erilmezi son bulmayan, erişilemeyen Yapayalnız bulutlar olsa güneş olsa Ay olsa dünya senin olsa bile, yalnız. Fatma Helin Şimşek |
Yüreğimde yangınlar tutuşur (Temmuz yakarken Sivas'ı Ben ilkbaharı yaşarım Güneş bronzlaştırırken tenini) Ey doğa güzeli sevdiğim Belirsizliğin kıyameti Anla resimlerdeki soluk renkleri Anla dudaklardaki hüzünlü sloganları Topraklara serpiştirilmiştir çiçek tohumlarını Yüreğimde yangınlar tutuşur, ölürüm İki Temmuz'un coşkusuyla ve hüznüyle Daha coşkulu dinlerim sevdiğim Islıklaşan türkülerini Halk çatışırken düzenle Hâla düşünceler demir parmaklıklarda Üstelik HASRET'ler yangın çığlığında Madımak'ta Kimileri ağlarken evlat acısına Ve fuuş batağındayken zaman Gecenin tüm barut kokan sessizliğinde Tüm yasaklarına rağmen bebek çıngırakları kadar Masum hayat. Jale Bektaş |
yanimdan ucup gitdi o ve ben yani askimla ben yolda yüryorduk bi yaz aksami ellimi simsiki tutmustu bende onunkini yürüyorduk yol bizi nereye götürene kadar onu okadar seviyordum ki bizi biri görecek diye de korkmyuordum umrumda degildi mahaleden biri görecekdiye artik kacmak istemiyorudum sevdimi saklamak istemyiordum o gün en mutlu günümde o ve ben sevgiyle göz göze ell elle yürüyorduk sevgiyle gören olacak diye korkmyuorduk artik kendimi cok mutlu hisediyorudum birden mutluluktan ucarken yanimda bi ell hisedemedim sagima bakmak istemedim bi ell ardadim tutmak icin bulamadim korkuyla sagima döndüm ama yoktu yanimda arkama baktim yerde yatiyordu kostum yanina bana bak diye bagirdim bakmadi birden kafasinin kanadini gördüm bagirdim yardim edin diye duyan yoktu ona simsiki sarildim kimse gelmedi saatlerce birden kendimi hastanede buldum yanimda annem vardi ona noldunu sordum annem ben sana soruyorum noldu dedi birden onun aylesi girdiler odaya naptin ogluma dyie bagirdilar o anda anladim o yoktu artik günlerce agladim okula gitmedim odamda onun sevdi sarki dinliyordum ellimde resmiyle ama yokdu artik yavas yavas alistim cünkü o yoktu kendimi toparladim haftalar sonra ve mesarligna bi demet gülerle gitdim ona yasdim siri biraktim ve o herzaman kalbimin icinde olacak ölene kadar keske aniden gitmeseydi gidecekse beni de götüreydi keske ama anladim ölenle ölünmüyo ama herseye ragmen yasyiorum yalniz olsa simdi yalniz yürüyorum sahilin kenarinda ve yollarda tek basina yanimda bi tuttan ell yok yani tek basinayim yanimdan ucup gitdi |
Yine Ölüme Dair Zevcem, ruhu revanım Hatice Pîrâyende, ölümü düşünüyorum, demek ki arteryo skleroz başlıyor bende... Bir gün kar yağarken, yahut bir gece, yahut bir öğle sıcağında, hangimiz ilkönce, nasıl ve nerde öleceğiz? Nasıl ve ne olacak ölenin son duyduğu ses, son gördüğü renk, kalanın ilk hareketi ilk sözü ilk yediği yemek? Belki de birbirimizden uzakta öleceğiz. Haber çığlıklarla gelecek, yahut da ima edecekler, ve kalanı yalnız bırakıp gidecekler... Ve kalan karışacak kalabalığa. Yani efendim, hayat... Ve bütün bu ihtimâlât 1900 kaç senesinin kaçıncı ayı kaçıncı günü kaçıncı saatinde? Zevcem, ruhu revanım Hatice Pîrâyende, ölümü düşünüyorum, geçen ömrümüzü düşünüyorum. Kederli rahat ve hodbinim. Hangimiz ilkönce nasıl ve nerde ölürsek ölelim, seninle biz birbirimizi ve insanların en büyük dâvasını sevebildik - dövüştük onun uğruna -, «yaşadık» diyebiliriz. Nazım Hikmet |
Sen Yokken Biraz Daha Ölüyorum Ben Sen yokken biraz daha ölüyorum ben Gönlüm sonbahar, yaprak yaprak dökülüyor Her mevsim kış, hergünüm gece Sonu yok yolların, yarını yok saatlerin Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında Kokusu yok çiçeklerin, gök kuşağının rengi yok Ateşi yok sevmelerin, sigaramın dumanı yok Gözlerin her yerde, ne yana baksam gözlerin Ve ben biraz daha ölüyorum gözlerinin ortasında Alevi yok yangınların, suyu olmadığı gibi yağmurun Denizin mavisi yok, tıpkı gözlerin gibi Gözlerin her yerde, ne yana baksam gözlerin Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında Dostu yok gecelerin, geceler çok uzun Geceler bir ömür, ömür dediğin bir tutam ümit Ümidi yok yarınların, Tıpkı senin yokluğun gibi Ve ben biraz daha sana hasret Hasret bir ip boğazıma düğümlenmiş Düğümler her tarafımda, bütün yollar kör düğüm Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında Yalnızlığını ben yazarım şiirlerin, ayrılığını ben Karamsarlıkları hep senden Hayalinle süslenen bu şehir Ve ben ölüyorum bu şehirde sensizlik ortasında MaviKalem Adem Canpolat |
Evvela dişlerimiz döküldü Sonra saçlarımız Arkasından birer birer arkadaşlarımız Şu canım dünyanın orta yerinde Yalnız başına yapayalnız Kırılmış kolumuz, kanadımız Tatlı canımızdan usanmışız Bir şüphedir sarmış yüreğimizi Ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi Bir şüphedir demir atmış ciğerimize Pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi Düğüm üstüne düğüm şöyle dursun Bir çalım bir kurum hepimizde Nereden inceyse oradan kopsun Bu canım dünyanın orta yerinde Hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize Yalan mı? Gözünü sevdiğim karıncalar İşte: Hamsiler sürü sürü Arılar bölük bölük geçer Leylekler tabur tabur Ya bizler? Eşref-i mahlukat! .. Boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz Bizler bölük bölük, bizler tabur tabur Bizler sürü sepet Yalnız birbirimizi öldürmüşüz http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifBedri Rahmi Eyüboğlu |
| Saat: 15:33 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık