![]() |
Demedim mi Güzel aşık cevrimizi Çekemezsin demedim mi Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi? Yemeyenler kalır naçar Gözlerinden kanlar saçar Bu bir demdir gelir geçer Duyamazsın demedim mi? Aşıklar harabat olur Hakkın katında kutlu olur Muhabbet baldan tatlı olur Doyamazsın demedim mi? Çıkalım meydan yerine Erelim Ali sırrına Can-ü başı Hakk yoluna Koyamazsın demedim mi? Bu dervişlik bir dilektir Bilene büyük devlettir Yensiz yakasız gömlektir Giyemezsin demedim mi? |
Geliyorum Sana Ey Klavuz Bu ıssız yollarda Adım adım dolaşmışım Bir ışık misali gibi Hayalinle yanmışım Gözlerim sana yaşlı Dilim zikrinle uğraşlı yÜreğim senin için atışlı seni bulduğumum gÜn gibi tÜm hÜcrelerim sana yakarışlı. ... Yollar benim için mekan Dağlar benim için yorgan Geliyorum sana ey klavuz Merhametini esirgeme Benim gibi gÜnahkar kuldan. Fesih Mirzaoğlu |
Gaflet Uykusunda Yatar Uyanmaz (Rast) Gaflet Uykusunda Yatar Uyanmaz Can gözü kapalı gafilan çoktur Hak sözün dinlemez asla inanmaz Kalbi çürük fesat cahilan çoktur Genç Abdal herkesi mest olur sanma Her kurban derisi post olur sanma Her yüze güleni dost olur sanma İçi Kâfir, dışı müslüman çoktur. Beste: Hüseyin Sebilci |
İçindeDünya boşanıp doldu N’oldu cihan içinde Niceler toprak oldu Bu az zaman içinde O taze güller soldu Bülbüller ötmez oldu Gözümüz kanla doldu Kaldık zindan içinde Derin uykuya daldı Kuzuları kurt aldı Ardınca baka kaldı Âhu figan içinde Küskünler barışırlar Kabirde konuşurlar Belki de buluşurlar Yarın cinan içinde İpek kumaş giyenler En büyük ben diyenler Balla kaymak yiyenler Tenler kefen içinde Nerede ince kaşlar Dökülmüş inci dişler Zorlu bir azap başlar Yılan, çıyan içinde Çürümüş tutmaz eller Dökülmüş dudak diller O sevgili oğullar Kalmış viran içinde Bu dünyaya inanan Vefası olur sanan Ömrünü eder ziyan Çoğu pişman içinde Yunus söyler sözünü Aldanma aç gözünü Karartma sen yüzünü Koyma firak içinde i.k |
Derviş olan kişinin sözleri ümrân olur Sâlik-i Hak olanın râhına bürhân olur İlm-i ledün dersini ârif olan kişiler Haste-i dil olanlar derdine dermân olur Her seher efgân edip bülbülü hayrân eder Dîdeyi giryân edip sînesi büryân olur Beyt-i dili pâk olur zikr-i Hakk’ı işiten Sabr u karârı gider işleri devrân olur Şem’-i cemâle döner pervânedir âşıkûn Zanneder ol câhilûn devr ile isyân olur Münkirleri dahl eder kime sözünüz demez Yine işi anlara lûtf ile ihsân olur Sanma Niyazî özün derviş olupdur senin Derviş olan kişiler şöylece sultân olur. Ümran: saadet. Salîk-i Hak: Hak yolcusu. İlm-i ledün:batın ilmi. Haste-i dil:gönlü hasta. Dîde: göz. Giryân:ağlayan. Büryân:kebab Beyt-i dil: gönül evi Pâk:temiz Şem’: mum Âşıkun:aşıklar Câhilun:cahiller Münkir:inkarcı Dahl etme:azarlama |
sana yöneldim Densizin lafından hayır gelir mi? MÜnafığın sillesi bizi ezer mi? Kul hakkına Allah sabır eder mi? Sabredenlerden oldum sana yöneldim. Bin dertli bir devaya hasret, çölde susuz kaldım bir damlaya hasret. Aşkından divane oldum, gÜl yÜzÜne hasret, Bir seni dÜşÜndÜm, sana yöneldim. Kandillerini yaktın gecenin karanlığında, Cehaleti kovdun indirdiğin kur-an la. Hak aşkına geldim senin yanına, İnananlardan oldum sana yöneldim. Ektiğim tohumu hasat yaparken, Harmanda dahi seni anarken, Bir yetim uğruna bin terlerden, çalışanlardan oldum sana yöneldim. Bir sevap uğruna, gÜnahtan oldum, Bıraktım zevki, sefadan oldum. Seni her anışımda kendimden oldum, Ham iken piştim sana yöneldim |
Duy Şikayet Etmede Her An Bu Ney Duy şikayet etmede her an bu ney, Anlatır hep ayrılıklardan bu ney. Der ki feryadım kamışlıktan gelir, Duysa her kim, gözlerinden kan gelir. Ayrılıktan parçalanmış bir yürek İsterim ben, derdimi dökmem gerek. Kim ki aslından ayırmış canını, Öyle bekler, öyle vuslat anını. Ağladım her yerde hep ah eyledim, Gördüğüm her kul için dostum dedim. Herkesin zannında dost oldum ama, Kimse talip olmadı esrarıma. Hiç değil feryadıma sırrım uzak, Nerde bir göz, nerde bir candan kulak? Aynadır ten can için, can ten için, Lakin olmaz can gözü her kimsenin. Ney sesi tekmil hava oldu ateş, Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş! Aşk ateş olmuş dökülmüştür ney'e, Cezbesi aşkın karışmıştır mey'e. Yardan ayrı dostu ney dost kıldı hem, Perdesinden perdemiz yırtıldı hem. Kanlı yoldan ney sunar hep arz-ı hal, Hem verir Mecnunun aşkından misal. Ney zehir, hem panzehir, ah nerde var, Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar? Sırrı bu aklın bilinmez akl-ile, Tek kulaktır müşteri, ancak dile. Gam dolu günler zaman hep aynı hal, Gün tamam oldu, yalan, yanlış, hayal. Gün geçer yok korkumuz, her şey masal, Ey temizlik örneği sen gitme, kal! Kandı her şey, tek balık kanmaz sudan, Gün uzar, rızkın eğer bulmazsa can. Olgunun halinden ah, anlar mı ham? Söz uzar, kesmek gerektir vesselam. (Farsça, çev: F. Halıcı) Mevlana Celaleddin Rumi |
Lahin... Aklım! Senin olsun Lahin kıvırcık İnsan ol gel yanıma Mevlana sokağında... Aşk dediğimiz Allah’ı bulmakmış.... Ali Baksı |
Yakup aleyhisselamKimse bilmez onun acı halinden Hak ismini düşürmezdi dilinden Aldırdı oğlunu Kenan ilinden Ağlar Yakup nebi, Yusuf’um diye Kardeşleri sözde onu aldattı Yusuf’u kuyunun içine attı Sandılar ki suyun dibine battı Ağlar Yakup nebi, Yusuf’um diye Yusuf’u hocada okumaz oldu O güzel bülbülü şakımaz oldu Sokağa, oyuna çıkamaz oldu Ağlar Yakup nebi, Yusuf’um diye Kırıldı kanadı, ağrıyor başı Hiç dinmiyor artık gözünün yaşı Ah çeker eritir dağ ile taşı Ağlar Yakup nebi, Yusuf’um diye Attılar kuyuya ölüm kastına Cebrail yetişti Rabbin dostuna Hak izniyle çıktı suyun üstüne Ağlar Yakup nebi, Yusuf’um diye Yusuf’un ismini her gün anıyor Oğul derdi ile her an yanıyor Bir gün çıkar gelir diye umuyor Ağlar Yakup nebi, Yusuf’um diye Kardeşleri başvurdular yalana Gömleğini boyadılar hep kana Kurt yedi dediler babalarına Ağlar Yakup nebi, Yusuf’um diye Sözlerinin hepsi elbet yalandı Kenan’ın kurtları gelip toplandı Biz yemedik diye içtiler andı Ağlar Yakup nebi, Yusuf’um diye Daha sonra köle diye sattılar Kervandaki insanlara kattılar Hasetçilik acısını nasıl tattılar Ağlar Yakup nebi, Yusuf’um diye Yıllar sonra oldu Mısıra sultan Kardeşleri görüp oldu bin pişman Hem özürlerini ettiler beyan Ağlar Yakup nebi, Yusuf’um diye tr |
Seni seven âşıklarınSeni seven âşıkların Gözü, gayra bakmaz imiş Seni maksut edinenler Dünya ahret anmaz imiş Sana gönül verenlerin İlmi sana erenlerin Gözü seni görenlerin Talihleri sönmez imiş Ölmez imiş âşık canı Hiç çürümez imiş teni Aşk her kimi kıldı fani Ona zevâl ermez imiş Emrine baş eğenlerin Vuslatına erenlerin Bülbül gibi ötenlerin Kimse dilin bilmez imiş Aşkın ile bilişenler Senin için sevişenler Halvetine erişenler Ölümden hiç korkmaz imiş Helal lokma yutmayanlar Gönülden kibri atmayanlar Aşk tadını tatmayanlar Kalbi temiz olmaz imiş |
| Saat: 03:40 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık