![]() |
Gitmek İnce ince yağar kar Rüzgar savurur Çarpar yüzüme Duydukça içimde; Kemiklerime kadar üşürüm Ve ben; Önünü görmeyen yolcu Hem gider, Hem düşünürüm! Bin belaya karşı koyup dururken Yine de hayatın manası vardı Ama bir tek bela, bir cevr-i canan Hüzünle sarılı bir uyuşukluk Manayı, ümidi sildi gönlümden Aşk girdaplarına Batıp çıktıkça İliklerime kadar üşürüm Ve ben; Sevgi sıcağından ümidsiz yolcu Hem gider, Hem düşünürüm! Hünkar Dağlı |
Uzun uzun yollar Uzun uzun yolları aştım geldim Gözümü kararttım kaçtım geldim Bana bir kez gülesin diye Beni sarıp sevesin diye vay Yandım derdinle yar Vay aman yar Beni ele güne mahçup etme Beni boynu bükük geri gönderme Of yar zalim yar Yerden yere vursan da sevdalım sensin Halim ne sormasan da dermanım sensin Göksel |
Gün ışığına söyle Boğamaz içimin karanlığını, Hep yağmurun sesine karışır, Hüzün dolu bir şarkı. Ve hep bir şeyler eksik kalır, Sende ben, Bende sen... Umutsuzca özleriz birbirimizi.... Gün ışığına söyle Gökyüzü çılgın mavileri de bilir. Atamadıkça birbirimizi yüreğimizden Ve vurdukça yüreğimiz birbirimizi Sokakları sarmışken yağmur bulutları O çılgın bir mavi yüreğimizde dururken, Gülüşlerim çok uzaklarda kalır. İçimdeki tamtamlar ayrılık çığlıkları atar, Ama bu hayattan çalınmış zamanlar. Bizi yine ayıramazlar. Gün ışığına söyle Vedalar kavuşmak içindir, Bir yanılgı, Bir saçmalık, Bir pişmanlık değil, Bu bir sevgi, Belki ölümsüz de değil. Her şeyimizi kaybettiğimiz bu hayatta. Hep bir şeyler eksik kalacak bil... Bende sen, Sende ben... Bu yaşadığımız dayanılmaz hasret, Ayrılık değil... -Ayrılık Gözyaşına Sığmaz isimli kitabından Ahmet Beltekin |
Zamanı çaldığımız bedenlerimizde geçmişin düşlerini büyütüyorduk yeniden Çay içmek için değildi verdiğimiz molalar. Issız sokaklardan dönüşlerimde bensiz bulurdum seni Bensiz yükselmiş olurdu gözlerinde binalar Bensiz okunmuş akşam şiirleri Bensiz bırakıldığın akşamların rakı sofralarında örgütlediğin suç ortaklarının yatak odalarında boyanıyordun kırmızıya. (Haydut yanaklarında ıslanan geçmişinin ağıtlarında yitiremediğin korkularına alış yağmurdan koruyamazsın yolları.) Bu yüzden kırmızıya boyanıyordun... Bu yüzden aynalardan bakıyordum sana... ve aynalar olmadan bakamıyordum artık. Selçuk Yamen |
Gidiyorum İşte sırıl sıklam yalnızlıkla gidiyorum Ardımda geleceğim önümde serin karanlıklara Sırtımda hançerin kan revan dinlemiyorum Ben bu gece yarısı gidiyorum. Şehir uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum Eylül yaprağı gibi savrularak Usulca akan nehir gibi durularak Ben bu gece yarısı gidiyorum. Güneş uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum Roman gibi sessiz sedasız Zaman gibi zamansız Bu gece yarısı ben gidiyorum. Gece uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum Nefesimi tutarak ama seni içime binlerce kez çekerek Kendimi senden ederek son sigaramı içerek Ben bu gec yarısı gidiyorum. Güller uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum Gidenler sokağından son kez geçerek Bir sevdayı kara toprağa gömerek Ben bu gece yarısı gidiyorum. Şehir uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum Cebimde son mektubumla sönmüş mehtabımla Şu sokakta sol yanımla Ben bu gece yarısı gidiyorum. Volkan dudakların uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum Bu gece yarısı birtek ben gidiyorum İstanbul uyuyor sen uyuyorsun Bu gece yarısı ben gidiyorum. Mert Yağmursuz |
. Ne kadar kolay kırıp gitmek değil mi? Ne kadar kolay kırıp gitmek değil mi? çarpınca kırılıyor işte yere düşüp, tökezleyince düşmemek için sarılıp çekiyorsun kendine, neye dokunuyorsan bir bir sesli sessiz ayrılıyor ikiye, üçe, beşe... Bin parça oluyor neye dokunsan her biri ayrı bir gözyaşı her biri ayrı bir kan damlası sanki Ne kadar kolay kırıp gitmek değil mi? suçlamak temiz kalmak kirli bırakmak onu öylece... her biri ayrı bir mendil her biri ayrı bir kantaşı en az O'nun kadar suçluyum kırıp dökerken... kırıp gidenin elinden tutamamak... ne kadar zor değil mi? Okan Köroğlu |
Ben ilkbaharı yaşarım Güneş bronzlaştırırken tenini) Ey doğa güzeli sevdiğim Belirsizliğin kıyameti Anla resimlerdeki soluk renkleri Anla dudaklardaki hüzünlü sloganları Topraklara serpiştirilmiştir çiçek tohumlarını Yüreğimde yangınlar tutuşur, ölürüm İki Temmuz'un coşkusuyla ve hüznüyle Daha coşkulu dinlerim sevdiğim Islıklaşan türkülerini Halk çatışırken düzenle Hâla düşünceler demir parmaklıklarda Üstelik HASRET'ler yangın çığlığında Madımak'ta Kimileri ağlarken evlat acısına Ve fuuş batağındayken zaman Gecenin tüm barut kokan sessizliğinde Tüm yasaklarına rağmen bebek çıngırakları kadar Masum hayat. Jale Bektaş |
Buralardan Gitme Çok su verince ölür ya çiçekler. Çok ağlarım, çürür gözlerim gidersen eğer. Ben senin gülbahçende oyunlarıyla mutlu Ve affedilmeyi çok seven yaramaz bir çocuğum. Sen ne güzel güldün, solmuyordun. Sem çok seviyordun hem beni yormuyordun. Çiçekler.... Çiçekler sevildikçe büyür. Gitme diyorum sana gitme! ....Çiçeklerim benimle ölür. Buralardan gitme. Buralar gitsin, sen gitme. Gitmek çözecekse... Ve biri gidecekse... Buralar gitsin, sen gitme... ....Sen gitme! {yazarı bilinmiyor} |
Elde Var Hüzün söyleşir evvelce biz bu tenhalarda ziyade gülüsürdük pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının ne meseller söylenirdi mercan koz nargileler zamanlar değişti ayrılık girdi araya hicrana düştük bugün ah nerde gençliğimiz sahilde savruluşları başıboş dalgaların yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller elde var hüzün o şehrayin fakat çıkar mı akıldan çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması sırılsıklam aşık incesaz kadehlerin mehtaba kaldırılması adeta düğün hayat zamanda iz bırakmaz bir boşluğa düşersin bir boşluktan birikip yeniden sıçramak için elde var hüzün Atilla İlhan |
Her Aşk Bir İnsan sonunda sen üfledin üfledikçe susamların peşine takıldım gittim ben de istiridye mevsimlerine her aşk bir insan her insan bir aşktan artakalan yaşam, iki susam tanesi nefesinden gelen fırtınayla yuvarlanıp uçan uçup kaybolan bitti bir gece de gitti her yarına herkes kalan sen yerindesin biliyorum ama sormuyorum kimliğini artık; artık "kimselik" in kimlik demek ki, her aşk bir insan her insan bir aşktan arta kalan Ömer Serdar |
| Saat: 00:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık