![]() |
Vedalar Şiiri Öylesine gideceğim Taş yürekli yolları kamçılayacak çizmem Başımda hercai aşklarımdan bir çelenk Bir istasyon kaçağı zifiri tren Karda fayton çığlıkları, sarıkamış’tan Öylesine gideceğim Gölgem kalacak Oralarda da akşam olacak Akşamlar ki aşkın uzak öyküleridir Metruk varoşlarında buzdan bir şehrin Bir mevsimin yalazından bir gönül çıkmazından Çerkez’in kahvede ‘merhaba’ korosundan Sivas dolu bir sevdadan öylesine gideceğim Yüreğim kalacak. Öylesine gideceğim -bugün mü desem- üç vakte kadar çökecek mihrabım telli ve tellerinden eylül sarkan bir duvak açılmayı bekleyecek ayışığı boyunca çiçeğini kıyamete saklayan bir diyardan büyümüş bir inkardan, gecikmiş bir intihardan öylesine gideceğim neyim kalacak Niğde’de meyhane sokağında Hoyratça dolaştım üç gün üç gece Baharda, zemheride, yazda üç gece İmkansız bir sevdadan, esmer bir yalnızlıktan Yankısı içerimde saklı bir sonbahardan Yorgun, yılgın, mağrur Öylesine gideceğim Sen kalacaksın Öylesine gideceğim Üsküdar’da udiler hüzzam bir meltem çalacak Gemiler demir alacak, gözlerinden Tedirgin menekşeler solacak Aşk sisli hatıradır, eylüldür efendim! Bir sürgün gibi eski zamandan Öylesine gideceğim Ahım kalacak Seni sevmek gibi bir günahım kalacak. Öylesine gideceğim Sen yoksun, bu bir gizli hazandır Bilemezsin, fena halde yalnızım Sen, ey kalbimin gizli tarihi! -bir sairin nesi vardır acaba- bir şairin nesi varsa onları alıp da gideceğim sen kalacaksın! Öylesine gideceğim Silinecek hafızam, aşkım, korkum, kederim İçimdeki canilerin cinayet saatidir N’olur çıkagelme! Yağmurum gizli kalsın Gizli kalsın avazem, çığlığım, şiirim gizli kalsın Mağlubum gideceğim Adım kalacak Seni sevmek gibi bir inadım kalacak Öylesine gideceğim bilmem ki n’em kalacak İçime bıraktığın cehennem kalacak… Cehennem kalacak… Ali İhsan KOLCU |
sevmek bazen vazgecmektir Bak gidiyorum Gecelerin karanlığında değil Bir bilinmeze doğan güneşin ilk sabahında... Yüzüne bakarak kaçmadan saklanmadan Son sözümü söyleyip Sana son söz hakı tanıyarak Kendini ve beni kandırmalarından seni kurtararak Eski sevdaların gölgesi hala gözlerinde Küçük bir masumun kokusu sinmiş üstüne Emanet bir sevda yaşamışım işte Kader mi? hadi kader diyelim öyleyse Varlığınla var olmuştum Yokluğundan yeninden doğacağım İlklerim ve sonlarım Belki de bundan sonra hiç ağlamayacağım Hayata karşı daha güçlü duracağım Dudaklarım doymamıştı dudaklarına Kollarında olmadan dalmak zor olacak uykularıma Acı tatlı hatıralarım kalsın bu avluda Deli rüzgarlar gelir savurur meraklanma Ben güçlü bir kadınım sen demiştin hatırlasana Dalarsa gözlerin uzaklara Gerçekler saklanmaz asla yalanlarla Bunu iyi bil böyle yaşa Evet vazgeçiyorum Suçlu yok aramıyorum Bundan sonra olmazlara bel bağlamıyorum Bavuluma yeni umutlar koydum devam ediyorum Yorgun yüreğim çağlamaktan yoruldu Sakin gözlerde durulmak istiyor Ruhumda yanan kor Serin meltemlerle savrulmak istiyor Masalarda yaşamaz gerçekler daha ağır basıyor Yarınlar beni bekliyor Bilmediğim daha ne sürprizler hazırlıyor Benim olmamışlar için savaşmak nafile Bu savaşlar yaralara tuz basıyor Ben beni kendimi bulmak daha da zorlaşıyor Sevda bazen vaz geçmeler gerektiriyor Tek başına sevda daha dürüst yaşanıyor Yazık böyle oldu... ( Yüzüm gelse yerli yersiz gözlerinin önüne Hatıralarım dolsa düşüncelerine İsmim çalınsa kulaklarına Sıcaklığım dokunsa avuçlarına Bir sızı düşe yüreğine Ruhun alev alev yansa İçinden dediğin kal demeler Haykırmalar olsa dünya duysa Koşup tutsan kolumdan Bırakma beni desen defalarca Sımsıkı sarılsam boynuma Söyle ben ne zaman karşı koydum direndim sana Sonramı AĞLASAN! AĞLASAM! AGLASAK!!!! SON KEZ DOYA DOYA )Böyle olmamalıydı... Uykusuz geceleri katık ettiğim bu sevdamla sabretmeyi öğrendim öfkemi gülüşümle biledim her kabusumu düşlerimle süsledim içimde ikimize ait ikimizden bir umut büyüttüm bir büyük sevda için kendimden vazgeçtim her bilinmezliği ardında sen varsın diye seçtim ama şimdi örgendim ki uyumadan rüya görülmezmiş gönlün hevesi yoksa nefes alıp vermek nafileymiş bir olmaza direnmek ömür tüketmekmiş bırak gideyim sevgilim sevmek bazen VAZGEÇMEKMİŞ... |
Bir kaldırım kenarında oturup Dikme boşuna gözlerini pencereme Perdeyi aralarım bakarım, dayanamaz içeri alırım zannetme Sen ki seni nasıl sevdiğimi bildiğin halde Terk edip gitmiştin beni Madem gidiyorsun öldür beni dediğimde Benim için sen zaten öldün demiştin Bu gelişini mezar ziyaretim olarak sayıyorum Kusura bakma zeytin siyahı gözlerine Beline uzanan ipek saçlarına Hiçbirine bakmıyorum İlgimi çeken, Bir yanıp bir sönen sokak lambası Ürkütücü bir korku filmini hatırlatıyor Sen severdin korku filmlerini Ve her defasında olduğu gibi kâbuslarla uyanırdın gecesinde Sonra beni arardın konuşurduk Rahatlardın Şimdi sen bir film olmuşsun Yanaklarına vuran sağanak yağmuru ne güzelde yansıtıyor yıldırımlar Yıldırımlar yıldırmıyor fakat, İçinde kıyametler kopuyor, hissedebiliyorum Ama korkma hiçbir filmde başrol oyuncusu ölmez Hiç kimsede başrolden başka, kimsenin ne yaşadığını bilmez… Biliyor musun artık iyice yaşlanmış hissediyorum kendimi Sokakta el ele gezen bir çift gördüğümde Tarifi imkânsız bir his gıdıklıyor yüreğimi Yağmurda ıslanan serçeler bile şaşıyor halime Adeta gençlik yıllarını hatırlayan bir ihtiyarım Oysa ne kahramanlıklar yatardı derinlerimde Sırlarım vardı kimsenin sahip olamayacağı Şimdiyse acizim, şimdi kimsesiz Kimsenin haberi olmasa da Kimsenin umurunda olmasa da yaşıyorum sessiz sessiz Kötü bir şiiri anımsatıyorum görenlere Buruşturulup çöpe atılıyorum her gün defalarca Kimse tekrar değerlendirme kutusuna atmıyor beni Ya kimsenin umudu kalmamış Ya kimse umudu tatmamış Bense, dediğim gibi bir ihtiyar Bugün yarın tamamlarım ömrümü Lakin sen Kara kışta Susuz çölde Gölgede açan çiçektin Bir gün seni hak eden birini sevecektin Bugün türlü yeminler ediyorsun bana İnan diyorsun Nasıl hala inanmamı bekliyorsun? Nasıl Sen beni hiç kandırmadın ki Hep kendini kandırdın asıl… |
Gel Gel sen yoksun bütün sokaklarına kar yağıyor ömrümün nefesim üşüyen bir gelincik ayazı bütün geceler aysız durmadan bir ezgi savruluyor dudaklarında gecelerin hüznün uzayan saçlarında kimsesizliğim kanıyor yağmalanmış bir ömrün ortasından sızarak yaralı gönlümün ırmaklarına doluyor gel her gece bir deprem oluyor ey çağlayan bir suda yitirdiğim menekşe gözlü kız seslen bana nerdesin, hangi uzak şehirdesin bir rüzgarın kanatlarına vursam duyulur mu sesim gel erişilmez uçurum diplerinde kaldı özleyişler yaralı ceylanlar sekiyor bakışlarımda tomurcuklar öksüz, serçeler dilsiz her durakta boynu bükük bir çocuk üşüyor ve ben bu yağmurlar dolusu yalnızlığımla bütün bulutlardan sana koşuyorum gel yürekler boş, bakışlar anlamıyor beni her akşam vakti, el ayak sesleri çekilirken caddelerden vurup yüreğimi narlı sevdalara yıldızlara ağladığımı kimse bilmiyor kimse bilmiyor, her gece dudağımda bir şiir’in kanadığını ey yavru bir kuş gibi düşlerimin arasından uçup giden uçarı kız yaşım on beş idi, yüz oldu, binyüz oldu yaşlandım yaşamadan aşkı ve baharı farkında değilim şimdi, geçen günlerin değişen mevsimlerin yağan karlar altında kaldı kalbim gel geçmiş bahar sokaklarına çıkar beni bahçesi tarumar bir çiçeğin kirpiğindeyim bir kar çölünün ortasında bir insan mahşerinin içinde yapayalnız her bakışta bir hüzün, her hüzünde bir bakış kanamada bir sonsuz rüzgar başladı gittiğin yerde gel gel bahar sokaklarına çıkar beni yıldızları sönmüş bir gecenin sayfalarında ışıksızım özlemler damıtıyorum durmadan karanlığın yapraklarına kalbimin üstüne üstüne yağıyor kar, göçüp gitti kuşlar çoktan ve ben bölüp iklimlere o sevda tılsımı türküleri işleyip alnımın çizgilerine tel tel kalbimi sana rehin tutuyorum gel hasret ki yolları kanamalı ağır bir hüzündür geçip giden günlerin terkisinde rüzgar koyaklarını yitirdi, sözcükler büyüsünü her mısrada çığlık çığlık yüreğim gel ömrümün bütün sokaklarına kar yağıyor şimdi |
Zordu gönLe gitmekte kalmakta.. adım adım geçer zaman biter günüm ben nerdeyim, yavaş yavaş batar güneş,hava soğuk sen nerdesin? zordur gönlüme kalmakda,sessizce nedensizce gitmekte. |
Kendine İyi Bak Kendine iyi bak' bir 'veda' değil 'elveda' cümlesidir çoğu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde... 'Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım, olamayacağım. İstesem de istemesem de... Sevdim seni bir zamanlar, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum. Olurda bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.' ... 'Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak. Ben olmayacağım. Kendine iyi bak ve beni düşünme. Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artık. Arama sakın beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım. Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim. Fakat, yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.' ... 'Kendine iyi bak. Aramızda geçen her şeye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim. Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle baş başa, yapayalnız bırakıyorum ben. Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslına bakarsan, çok da fazla umursamıyorum.' ... Kendine iyi bak, derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalayıcıdır. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine 'Kendine İyi Bak' gözleriyle ayrılırlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar... Ta ki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar. Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez 'Kendine İyi Bak' derler ve giderler. Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler. Onlar bu acıyı bir kereden fazla kaldıramayacaklarını bilirler. Kendine iyi bak, derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiçbir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet değil midir aslında seni seveni, ihtiyacı olanı yüzüstü bırakıp gitmek. Kendine iyi bak, derler ve giderler. Seni suskunluğa mahkum edip giderler. Seni parçalara ayırıp, en büyük parçayı yanlarına alıp giderler. Seni senden alıp giderler. Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet... Suçlatmazlar kendini. Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın. Savaşmışlarsa, yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın. Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın.. Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni, kendine iyi bak, derler ve giderler. Elinden umutlarını, düşlerini, sevgilerini alıp giderler. Bir tek anıları bırakırlar geride, bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye unutulmayan nağmeler. Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yalnız kalmışsan, çünkü insafsızlıklarını görmek istemezler. Her şey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler. 'Bitti' diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. 'Kırıldım ve affedemiyorum' diyemedikleri için kendine iyi bak derler. 'Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama bil ki hiç unutmayacağım' diyemedikleri için kendine iyi bak derler. 'Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum' diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktır ve o yara asla kapanmayacaktır, bilirler. Kendine iyi bak bir noktadır çoğu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansın isterim ben. Oysa sen iyisin... Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçsisin. Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin. Sen yolumu aydınlatan, sen dert ortağım, sen gönül yoldaşım, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma. Keşke böyle yaşanmasaydı bazı şeyler, keşke affedebilsem seni, keşke sen de affedebilsen beni.. Keşke döndürebilsek zamanı geriye. Keşke bugünkü aklımızla yaşasak her şeyi baştan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı? Sen eksikken, ben nasıl tam olurum? Senden kalan boşluğu kimlerle doldururum? Savaşsak aramıza giren şeytanla olmaz mı? Hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı, hani gerçek dostluklar her sınavı geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanırdı? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler vardı? Hani en büyük zaferler, en kanlı savaşların ardından kazanılırdı? Bunların hepsi yalan mı? ... Sahiden, gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı? boşver her şey olması gerektiği gibi olsun. Öyleyse...Sen de 'Kendine İyi Bak.' |
Canın Sağolsun Bilir misin ben ömrümde sadece seni bekledim. Bilmesen de canın sağ olsun; Bilmesen de canın sağ olsun! Hem gelmenden korktum; hem de, yollarını gözledim. Gelmesen de canın sağ olsun; Gelmesen de canın sağ olsun! Hançer gibi gözlerini unutma yanında getir! Getir de şu sineme batır; Batır da kalbimi sök götür. İstedim ki bir an olsun şöyle karşıma otur. Kalmasan da canın sağ olsun; Kalmasan da canın sağ olsun! Cüret ettim çağırmaya, şarkılardı desteğim. Bundandır sazıma küstüğüm; Küsüp de kelamı kestiğim. Bir kez olsun yüzüme de gülmendi tek isteğim. Gülmesen de canın sağolsun; Gülmesen de canın sağ olsun! Geçenlerden, ben seni her andıranı saymışım. Sen olmadın ya acı duymuşum; Duyup da boynumu eğmişim. Sen al diye masaya da yüreğimi koymuşum. Almasan da canın sağ olsun; Almasan da canın sağ olsun. |
"Görüşmeyelim..." Hastalıklı bir aşktı benimkisi. Ne hastalığımın adını biliyordum ne de hastalığımın yerini... Bütün ölümler bende gömülüydü ve isimsiz mezar taşları ile dolu idi bu mezarlık, bozgundum... Toplayamamıştım dağınıklıklarımı henüz. Umudumun bir parçası el olmuştu, uzaktı benden. Aşkımda verecek tek şey bölen ve bölünenin ben olduğu bölmelerdi... Ne kendimi çarpabiliyordum kendimle ne de toplayabiliyordum bir başkasıyla... Çıkılmamış yolculuklarımın bavulları küf tutmuştu. Ellerimde dokunma hissinin yetisizliği. Kendimi mi yaşıyordum, yoksa hastalığımda bir ben daha mı vardı?.. Telaffuz edilecek sözcüklerim küf tutmuş bavullarımda tutsaktı. Hastalıklı bir aşktı benimkisi, hücrelerim artık kendi kendini yaratmıyordu. Sen geldin sonra... Ardında bir kentin tamamlanmamış inşaatı, büyümemiş bir aşkın, gökyüzünde uçuşan zümrüdüankaların... Belki bir umut, bir aşktı ve yetecekti bütün dağınıklığımı toplamaya. Belki de bölmelerimin sağlamasıydın... Geldin... Kanamalı bir hastaydım, dikenlerim geçit vermiyordu kalbime... Ölümlerimin yası bitmemişti henüz. Ben yalnızlığımı yaslarımda büyütüyordum, Seninse tutulacak yasların yoktu. Bir aşka yetecek biz yoktuk belki de. Ben dikenlerimden geçit vermedim, Sende dikenlerime basacak cesaret yoktu. Bende bütün ölümlere yer vardı, Senin içine gömülecek ölümlerin yoktu. Geldin... Gözlerimde Seni görecek mecalim yoktu. Bende belki bir aşka yer yoktu, Sende taşıması bile ağır gelen bir aşkı yaşayacak güç. Gittin... Gidişin bende başladı, bittiği yer olmadı henüz. İçimde taşıması bana bile ağır gelen aşkın ürkekliği.. Belki bir aşka yetecek cesaretim yoktu ama, zümrüdüankalarının kanatlarında aşkı yaşadığım düşlerim var sana dair... Gidişin bende başladı, bittiği yer olmadı henüz... 02.04.2006 |
Giden mi Sürgün kaLan mı?!*-) |
Gidenler hep bekle beni derler ve kalanlar hep bekleyeceğine yemin ederler" Her giden ardında bir bekleyen bırakır. Bazen ister bekle beni der, bazen de bekleme hayatına devam et der. Bu bekleme demenin ardında bir beklenme isteği vardır hep... Ve her kalan yüreğindeki acısıyla bekleyeceğim der. Dönmeyeceğini bile bile, gelmeyeceğini bile bile, sevmeyeceğini bile bile. Ve bekler... Yanı başımızdayken fark etmediğimiz bir çok ayrıntı takılır hafızalara. Oysa ne güzelmiş yaşanılanlar dersiniz. Meğer ne çok sevmişim dersiniz. Ve belki de hiç sevilmediğinizi fark edersiniz. En acısı da budur ya zaten. Sevilmeden sevdiğinizi fark ettiğinizde beyninizi yer binlerce soru. Başlarsınız cevabı besbelli olan sorulara kendinizce cevap aramaya. Ve sorgulama zamanı gelir kendinizce.. Oysa unutursunuz bir şeyi. "Aşk Sorgulanmadan Yaşanmalıdır." Baktığınız her yer "onda" biter. Gördüğünüz her şey de "onu" ararsınız. Aynadaki görüntünüzde bir yansıma, sokaktaki köşe başında bir kucaklaşmadır "o". Yağan yağmurdur, denizdeki yakamozdur "o", gecelerin ayı, gündüzlerin güneşidir "o"... Ve son cümleler dökülür artık dilinizden. "O" Mutlu Olsun Yeter. Diyebileceğiniz bir şey kalmamıştır çünkü. Tıpkı yüreğinizi sizden aldığı gibi giderken cümlelerinizi de götürmüştür yanında. Sessizlik kalır geriye biten bir sevgiden. Ve Ayrılık Urganı kalır boynunuzda "yağlı bir ilmek gibi". Sanki biri ha çekti ha çekecek. Durdu sanırsınız dünyayı ha battı ha batacak. Ama ne dünya durur nede o ilmek çekilir. Hayat devam ediyordur ve bu çarkın içinde sizi de bilmediğiniz başka diyarlara sürüklüyordur. Bitecek sanırsınız acınızı bitmez. Sadece bir yerlere saklanır yüreğinizde.Bir şarkıda, bir şiirin içli mısralarında ve belki de bir sözde kanamaya hazır bir yaradır o artık. "Sessizliğin İçinde Bir Çığlık, Karanlığın İçinde Bir Işık, Yürekte Kapanmaz Bir Yaradır Artık O" |
| Saat: 07:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık