MsXLabs
Sayfa 4 / 4

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Ölüm (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/1207-olum.html)

Harry Kewell 21 Ocak 2009 21:35

Ölüm Noktürnü
seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm
yüzüne baktığında tutuşup yandı ölüm

çoğaldıkça çoğalan bir sevda ülkesinde
ellerine dokundun; sana inandı ölüm

o efsunlu, yağmurlu, hercai gözlerinden
uçan kelebekleri mutluluk sandı ölüm

akkor dudaklarından ağı düştü içime
yollarında yürürken sanki insandı ölüm

viran eylediğin gün yorgun hayallerini
ayrılıkla, hüzünle, aşkla sınandı ölüm

bir ömür vuslatını bekledi boynu bükük
bilmem ki aşk uğrunda neden kınandı ölüm

süründü yıllar yılı karanlık köşelerde
benim gibi kıvrandı, kahra dayandı ölüm

her akşam tufanında harap oldu güneşim
gece baygın bir rüya, gündüz hülyandı ölüm

sensizliğin en ağır fermanıydı içimde
dudaklarımdan sızan bir damla kandı ölüm

ölüm seni sevmektir bir celladın elinde
bilmem hangi yürekte böyle sultandı ölüm
Nurullah Genç


ÖmÜrCeK 21 Ocak 2009 21:40

AŞKIN YAKTIĞI ÖLÜM

Bir gecenin sabaha bakışın da birini sevdim
Öyle sıcak öyle içtendiki
Bir kader oyunu gibi bir bulmacanın iki yarısıydık Sanki
Bir kader oyunu evet
Ölmeden yok olucak gözlerin oyunuydu bu
Gözlerine baktığım da
Kapakların da o rüzgarı gördüm
Sen bana seni sevmiyorum demedin gülüm
Yok olda demedin
Şimdi bir poyrak rüzgar gibi gidiyorum
Büyüdüm,bir delikanlı gibi gidiyorum
Çünkü sen bana ölmeyi emrettin gülüm
Hep aynı düşünce aynı şiiri götürmüyormuş gülüm
Beni sana bsğlayan noktaları siliyormuş
Şimdi ölüm korkumu yendim gidiyorum
Seni seven poyrak rüzgarlarımla gidiyorum
Hayat ne garip dime
Bu yaşlar da bu yaşlar da
Bitkin ve yorgunum hayat sıkıcıymış meğer
Şimdi aynanın karşısına geçip
Son bidefa yüzüme bakıyorum
İsteyin yerine geldi gülüm
Hiç birşey bırakmadan göçüp gidiyorum

Acı bir hikayeydi bu
Acı bir hikaye
Tam sana kavuşacakken
Kader oyunu beni mafetti


Nephthys 21 Ocak 2009 22:50

Ölüm


Senden niçin bu kadar korkarlar? Ey ölüm
Branşlardan tıp, en zor bir bölüm
Bilgisizlik konusunda, bir çölüm
Gerçek müminler, senden korkmaz, ey ölüm

Ölüm kapıya gelince, baş ağrısı bahane
Başkalarının işine karışma, sana ne
İmanlı gidiyorsun, daha ne
İnsanların umursamazlığından, bana ne

Ölüm, Yüce Rabbimize, kavuşmaktır
İnsanları ikna etme yolu, konuşmaktır
Plajda güneşlenmenin adı, bronzlaşmaktır
Bir gün ölümle arkadaş olmak, muhakkaktır

Ölüm ölüm dediler, yamyamlar insanları, yediler
Yüce Rabbimizin verdiği, canları yediler
Ölümleri bir gün, kendi başlarına da, geldiler
Canlara kıyarak, kendilerine de yazık ettiler



Fikret Gürsoy


hadiseyim 26 Ocak 2009 11:26

Bunca zamandır nerede olduğumu soracak olursan
Oldu bir şeyler" demeliyim
oturmalıyım bir taşa
kararan dünyada,
kendini yemiş bitirmiş bir nehirde.
Korumasını bilmiyorum yitirdiklerini kuşların
Geride bıraktığım denizi
ya da çığlığını kız kardeşimin.
Nedir bu toprağın zenginliği?
Gün neden günle kapanıyor?
Neden karanlık gece çalkalanıyor ağzımda?
Ve ölüm neden?

Nereden geldiğimi sormayacak mısın?
Anlatayım sana;
Kırık şeyleri
Acılı kapları
Sık sık tozlanan koca sığırları
ve tutulu kalbimi.

Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler,
ne de anılardır kuşaktan kuşağa akan.
Ağlayan yüzlerdir bunlar,
Parmaklardır
gırtlağımızdaki,
ve toprağa düşen yapraklardır.
Yiten günün karanlığıdır.
Yeşertir kaleleri hüzünlü kanımızdaki.

İşte menekşeler ve işte kırlangıçlar,
Sevdiğim her şey
Tatlı mesajlar veren günbegün
açıkta zaman
tatlılığı artan.
Kaçamayız biz; Dişlerimizin arasından:
Neden kemiriyor boşa giden zaman
sessizlik kabuğunu?
Ne yanıt vereceğimi bilmiyorum.

O kadar çok ki ölümüz
Ve o kadar çok ki kızıl güneş önünde setler
Ve o kadar çok ki çarpık kabuklu başlar
Ve o kadar çok ki öpücüklerimizi engelleyenler
Ve o kadar çok ki unutmak istediklerim.


Misafir 26 Ocak 2009 12:48

...

Ölüm şimdi bir beyaz melek, gözümün görmediği diyarlarda uçan,
Sen, son bir kez bile martıların kanatlarında can bulamayacak olan…
Ardından son defa seslenmek isterken,
Dudaklarımda yaşamın nefesiyle donup kalan…

Ne kadar sürdü bilmiyorum, ölümün ardından yürüdüm sahil boyunca, eğer varmaya çalıştığın yokluksa zaman anlamını kaybediveriyor. Artık senin için bir önemi olmayan dakikaları hiçe saydım bende, ne bir adım yaklaşabildim sana, ne de uzaklaşabildim… Çığlık çığlık uçuşan martılarda duydum ölümün sesini ve yine onların kanatlarında ki bir damla hayatta veda ettim sana, seni bir martı kanadının özgürlüğüne emanet ettim, elimden bu kadarı geldi, hazin değil; ama beyaz bir elveda…
Seni günahlarından sıyırabilmeyi istedim, seni affedebilmeyi… Martıların gagasına sıkışmış ah’ımı çekip çıkarabilmeyi istedim, sana olan kırgınlıklarımı tıpkı senin şimdi olduğun gibi özgür kılabilmeyi… Yüreğim de tutsak kalmış tüm acılarımı ardından salabilmek için onu çıkarıp atmayı bile düşledim; ama ben hala yerçekimine mahkûm bir esirdim, beni hapseden parmaklıklar olmasa da yerinde, şartlamıştım kendimi sana, senin olmadığın bir dünya da bile, sana kırgın kalmaya…


hadiseyim 26 Ocak 2009 14:47

Ne zaman canım sıkılsa, gitmek isterim uzaklara
Ne vakit seni düşünsem ki düşünmesem olmuyor
Gözlerin gelir aklıma, ah o çocuk gözlerin
Tam göğsüme saplanır, bıçak gibi sözlerin


Ne hayalin terk ediyor beni ne de geriye tek bir umudum kaldı. Yine de ne zaman bir şiir okusam mısralarındasın. Ne zaman bir şarkı dinlesem hala sözlerindesin.


Bir kitap okuyorum dökülüyor sayfa aralarındaki kurumuş kır çiçekleri. Uzanıp alamıyorum düştüğü yerden. Ben ölüyorum ve sen bunu bilmiyorsun…
Ne kadar kaçsam kendimden, bir o kadar yakalanırdım
Ne kadar seni istesem, sen hiç yanımda olmazdın
Gözyaşı biriktirdim, gözyaşım ince sızı
Düşündüm de bir zaman, bunu ben hak etmedim


Ne garip bir hayat bu yaşadığım, bir papatya falı gibi; mutluyum/mutsuzum diyerek koparıyorum hayatımın sayfalarını tek tek. Tüketiyorum yaşamı, tükeniyorum ağır ağır. Ben ölüyorum ve sen bunu bilmiyorsun…
Her limandan bir gemi, alır götürür beni
Hayal bu ya üstelik, gitmeler üzer bizi
Geçmiyorsam içinden, sevemedim bu fikri
Gidiyorum inadına, al aşkını ver beni


Öyle çaresiz hissediyorum ki kendimi. Yine yağmur olup yağsan diyorum avuçlarıma, filizlense yine yok olan umutlarım. Yine geceler boyu bıkıp usanmadan yazsam, duvardaki gölgelerde seni bulsam, gözlerim kapansa senin sıcaklığın kaplasa bedenimi. Ama olmayacak biliyorum. Ben ölüyorum ve sen bunu bilmiyorsun…

Sen beni öldürüyorsun
Sen bunu bilmiyorsun
Sen beni öldürüyorsun
Sen bunu hep yapıyorsun



Geceler büyüyor içimde, bir de yalnızlığım. Yıkılan umutlarım, hayallerim de terk ediyor artık birer birer. Gecenin koyu ve can yakan karanlığına inat bir tek çocuk bakan gözlerin terk etmiyor beni. Sen beni öldürüyorsun ve bunu hep yapıyorsun…


ÖmÜrCeK 27 Ocak 2009 21:14

Zaman ayrılığı vurur...
Dipsiz bir sevda yokuşunda...
Yanımda kaL...
Bırakma yaban sevdalara...
Düşü olmayan acı sonsuzluğa...
Gitme ruhum…
Sen yokken hicran düşer bu şehre…
Gitme sevgim…
Sen yokken tutsak düşerim bir isyan gecesine…
Ölürüm…
Sen yokken


Harry Kewell 28 Ocak 2009 16:48

Ölüm
ölüm, karda ayazda
ölüm, dağda denizde
ölüm her yerde
....
ölüm, kumda havada
ölüm, suda toprakta
ölüm değil uzakta

ölüm, yolumda soluğumda
ölüm, koynumda yatağımda
ölüm aşımda
yanıbaşımda.
Neşe Ersoy


Daisy-BT 30 Ocak 2009 00:58

ÖLÜM
I
Dünyaya birçok kez gelmişim
Yok olmuş yıldızların dibinden
Ellerimde tuttuğum
Ölümsüzlük bağlarını dokuyarak
Şimdi öleceğim yeniden
Vücudumu örten toprağa sarınarak!

II
Ne papazların sattığı
Gökyüzünden bir parça aldım.
Ne de tembel zenginler için
Metafizikçilerin,
Düzüp koştuğu, karanlıklardan.

III
Ölüm içinde yoksullarla bir olmak istiyorum
Göğü elinde tutanların kamçıladığı
İnceleme yeteneği olmayanlarla!
Şimdiyse ölüme hazırım
Beni saran bir elbise gibi
Sevdiğim renkten
Boyu bosuma tıpatıp; uygun
Ve benim için gerekli olan
Beni saran bir elbise gibi!


Pablo NERUDA


Daisy-BT 2 Şubat 2009 15:57

AŞIKLARIN ÖLÜMÜ
Yatağımız olacak ,hafif kokuyla dolu,
Divanımız olacak ,bir mezar gibi derin;
Bizim için açılmış, en güzel iklimlerin
O garip çiçekleri süsleyecek konsolu.

Son sıcaklıklarını sarfederek hovarda,
Birer ulu meşale olacak kalplerimiz;
Çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz
İkimizin ruhunda, o ikiz aynalarda.

Pembe, lahuti mavi bir akşam saatinde,
Veda'la dolu, uzun bir hıçkırık halinde
Yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri;

Nihayet kapıları biraz aralayarak,
Sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak
Buğulu aynaları ve ölmüş alevleri




Nephthys 6 Şubat 2009 01:51

Sen Hiç Küçük Yaşta Öldünmü?



Gizemli sırlar dolaşıyor beynimde
Ruhum kemikten bir yığın adeta
Hüzün,nefret sarmış her yanımı
Sen hiç küçük yaşta öldün mü?
Özlemek vardır ölümün içinde
Sırra kadem basmak vardır örneğin
Gözü açık gittmek vardır hiç kapanmamak üzere
Ha birde hatırlamışken sevmek vardır
Kavuşmamak üzere
Küçük bir çoçuğun baba özlemiyle yanmak
Ana şevkatiyle kavrulmak vardır
Ağlamak hiç susmamak üzere
Birde veda vardır (gidenlere selam olsun)
Gözlerini toprağa kapatmak
Nefes almamak ve daralmaktır.
Hasret böyle bir şey işte....

Rıza Toraman


arwen 10 Şubat 2009 22:55

'Her ölüm erken ölümdür 'diyenler!
'Her ölüm gecikmiş ölümdür' aslında:

erkendi ölüm:
söylenmesi gerekenlerin ertelendiğindendi.
seni seviyorum demeden gidilmişti.
aman canım biliyor zaten onu sevdiğimi
söylemeye ne hacetti.


erkendi ölüm:
daha yapacakları vardı:
esasında daha yapacaklarınız vardı
buluşuruz
beraber yaparız deyip
atlatılmıştı.


erkendi ölüm:
ne yaşadı ki:
ne yaşadık ki aslında
bayramlarda bile gitmemiş
telefonla geçiştirmiştin.
ne mi istemişti
jelatinleri şakırdayan çikolata değildi
sendin istediği
öpüp bir yanağını,elini
güleryüz göstermendi.

erkendi ölüm:
daha güzel günler göreceğiz deyip
heveslendirdiğin,
göz açtırmadığın
kursağında bıraktığındandır.
şimdi gör istediğin gibi......

'her ölüm erken ölümdür' değil
'her ölüm gecikmiş ölümdür'
insanın asıl sahibine kavuştuğu zaman
nasıl erken olur.
ancak gecikmiş ölümdür.
kabul etmek istensede istenmesede
ölüm varsa
boşuna bu laflar.
baki oluna kavuşulduğunda.
Tuba Terzi


Daisy-BT 11 Şubat 2009 01:47

Ölümü Özledim

Sevmelerimin adını

Hiç koymak istemedim,

Sadece sevdim..

Sevmeyi sevdim..

Sevmek

Sevilmekten ağır olsa da

Sevdim.

Ortasında iken kalabalığın

Yalnızlığı sevdim.

Yalnızlığımda

Sevilmeyi özledim

İstedim.

İsteyip, özleyip,

Dertlendim,

Yalnızladım,

Neredesiniz a dostlar?

Dostlarımı özledim

Dostlarımı sevdim

Dostlarımı yedim

Dostlarımı gömdüm..

Bazı dostlarımı içime gömdüm..

Rahmetlileri de sevdim

Özledim..

Hayatı yaşarken

Ölümü dahi sevdirdi dostlar.

Ölüm,

Neredesin canım?

Çok özledim,

Gel artık...

(Sabiha Rana )


Harry Kewell 14 Şubat 2009 09:49

Ölüme Yakın
Akşamüstüne doğru, kış vakti;
Bir hasta odasının penceresinde;
Yalnız bende değil yalnızlık hali;
Deniz de karanlık, gökyüzü de;
Bir acayip, kuşların hali.

Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
-Akşamüstüne doğru, kış vakti-
Benim de sevdalar geçti başımdan.
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
Zamanla anlıyor insan dünyayı.

Ölürüz diye mi üzülüyoruz?
Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
Kötülükten gayrı?

Ölünce kirlerimizden temizlenir,
Ölünce biz de iyi adam oluruz;
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
Hepsini unuturuz.
Orhan Veli


Daisy-BT 18 Şubat 2009 21:04

Ölümün Yükselişi ve Çöküşü

Ne zaman bir yakını ölse birinin,
Onu ilk-ölüm sanır kalır o.

Ne zaman bir sevdiği ölse birinin,
Onu en-ölüm alır kalır o.

Ne zaman bir saydığı ölse birinin,
Onu hep-ölüm bulur kalır o.

Ne zaman bir-bildiği ölse birinin,
Onu son ölüm sayar kalır o.

Ne zaman bir umduğu ölse birinin,
Onu yok-ölüm duyar kalır o.

Ne zaman bir her şeyi ölse birinin,
Kendini ölümlerle yaşar kalır o.

Ne zaman bir kendisi ölse birinin,
Ölümlerde kendini yaşar kalır o

Özdemir Asaf



Nisyan-ı Bâtın 28 Şubat 2009 11:43

Ölüm
ölüm, karda ayazda
ölüm, dağda denizde
ölüm her yerde
....
ölüm, kumda havada
ölüm, suda toprakta
ölüm değil uzakta

ölüm, yolumda soluğumda
ölüm, koynumda yatağımda
ölüm aşımda
yanıbaşımda.
Neşe Ersoy


Nisyan-ı Bâtın 3 Mart 2009 18:57

İNTİHAR MAVİ

Dağların dorukları dumanlı olur
Geriye dönmez savaşçılar...

Fırtınayla yıkanmıştır ömürleri
Karla yıkanmıştır yüzleri...
Bu yüzden asla vedalaşmaz
Ve kılıçlarında taşırlar şiiri! .

Bu yüzden sevdaları mahzundur
Yürekleri kallavi!
Alınları ihanet vurgunudur.
Gözleri intihar mavi...

Yusuf Hayaloğlu


Nisyan-ı Bâtın 6 Mart 2009 21:13

Ölürsem şaşırma
Ölebilirim.
Ölürsem, ağlama
Yine gelirim
Ölürsem, seslenme
Uyuyacağım
Ölürsem, üzülme
Yaşıyacağım
Ölürsem, bekleme
Geri dönemem.
Ölürsem, ölme
Sensiz edemem.

Ümit Yaşar OĞUZCAN


Nisyan-ı Bâtın 9 Mart 2009 18:57

Adım adım yakLa$ıyor öLüm..
HayaT izLemekDe beNi,
Her$ey üsTüme qeLmekde..
KaranLık nE kadar koRur,sakLar beNi?

GözLerim kiTlenir ı$kLara,parLayan ı$ıkLara..
Ne kadar uzakLar baNa!
Simsiyah bir peRde çekiLmiş saNki önüme,
Gördüğüm TabLo hep ayNı..
Haykırı$larım hep ayNı..
KurtuLu$um yokmu?
Kimse yokki burda!
Sesimi kim duyabiLirki..

TuTup çekse biRi beni,
RenkLerin orTasına aTsa..
Tüm nefretLerim yok oLsa,
Arınsam acıLarımdan,
Üzerimdeki kanLarı yıkasaLar,
Veee
MeLekLer kadar qüseL qüLebiLsem..!

alıntı.


Daisy-BT 13 Mart 2009 01:14

YAŞAMAK

Biliyorum , kolay değil yaşamak,
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne
Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,
Yan gelebilmek Çamlıca tepesine ...
- Bin türlü mavi akar Boğaz'dan -
Her şeyi unutabilmek maviler içinde .

Biliyorum , kolay değil yaşamak
Ama işte
Bir ölünün hala yatağı sıcak,
Birinin saati işliyor kolunda.
Yaşamak kolay değil ya kardeşler ,
Ölmek de değil;

Kolay değil bu dünyadan ayrılmak...

Alıntı



ScarletSunShine 20 Mart 2009 03:59

Yağmalanmış bir şehir gibi sessizliğe bürünecek anıların...Karakışın koynunda kuruyacak baharın...İsminle başlayan tüm şiirlerim yanacak bir bir...Koynunda ihanetinin akrepleri kol gezecek...Ve sen uykularda kaçıncı rüyanı görürken ben toprakta çürürken yine sana ağlar olacağım....

Kanatları parçalanmış bir serce düşecek avuçlarına...Bensiz geçen günlerinde gözyaşların karışacak nehirlere....Gözyaşların bile fayda etmeyecek Cehennemin ateşine...Gece olup ıssızlığına büründüğünde beni arayacaksın....Tavan arasında sana gülümseyen yıldızları anlatan bu adamı arayacaksın...Duvarlara bakıp bakıp gözlerimi bulamayacaksın...Denizlerin dalga dalga acıyı taşıyacak sahillerine....

Ben senin uğruna canımı vermişken sen benim ismimi unutacaksın belki de....Sensiz yaşayamam derken bile bana inanmamıştın.Hangi yitik mevsimlerde acar artık baharların.....Hangi güneşte kurur ihanetinle dökülen gözyaşların.....Tüm şiirlerim yanacak ihanetinde...Beni düşünürken bir gece aklına düşecek sana yazdığım şiirlerin satırları.....Ağır gelecek yokluklumum.....Yıllanmış şaraplar kesmeyecek sarhoşluğunu.....Bir Maltepe paketi daha bitecek durgunluğunda....Arayacaksın beni sokak basında....Bulamayacaksın artık.....

Sorgusuz sualsiz beni sırtımdan bıçaklığın anlar gözlerine düşecek perde perde....Güneşli sabahlarda ihanetin gölgelerinde üşüyeceksin...Üşüyen ellerini ısıtacak bir el arayacaksın....Kaldırımlarda gezerken düştüğünde seni kaldıracak bir adam bulamayacaksın....Kursuna dizdiğin düşlerimi arayacaksın perdesiz anılarında....Baharın koynunda karakışı yaşayacaksın.....Günden güne bir tomurcuk gibi kuruyacaksın...Ve ağlarken gözyaşlarını silecek bu adamı arayacaksın...Ama bulamayacaksın artık....

Firari sevdalarda adın unutulacak.Martılara anlattığım gözlerin bir bir kaybolacak...Gökyüzünde gülüşlerini çizdiğim yıldızlar sönecek....İntihar kokan çiçeklerin eriyecek avuçlarında....Öldürdüğün bu adamın vicdanı çıkacak sokak başında.....Ve günden güne solarken yeniden yeşermek için bir dal arayacaksın...Ama bulamayacaksın artık...

Ben gözlerine ölmüşüm..Mezarıma adımı bile yazmadılar..Gelirde onu da silersin diye.


ömer faruk sancaklı


ScarletSunShine 20 Mart 2009 12:24

Ne kadar yaşasam sen, ne kadar ölsem sen!
Ne kadar yaşasam sen, ne kadar ölsem sen!
Ne kadar yaşasam sen,
ne kadar ölsem sen!

Bir gün seni düşünerek son nefesimi verdiğimde, bunu bir üstünde dolaşan bulutlar bir de ayağını
bastığın toprak bilecek. Bir tek onlar anlayacak halimden, bir tek onlar bilecek kadri kıymetimi, bir tek
onlar dostluk edecek bana uzun uykularımda...

Hiç iyileşemeyecek kalp yaralarımla sarıldığım bembeyaz kefenim, benim acılarım için sargı bezi
olurken, ağrılarıma merhem olacak toprağın ve nefessiz kalan bedenime can verecek gökyüzün hep
birden şahitlik yapacaklar seni ne kadar çok sevdiğime.
Gökyüzü kuşları dolaştıracak, toprak çiçekler bitirecek üzerimizde. Kuşların ve çiçeklerin şarkılarıyla
hasretim dile gelecek nice ömürler boyunca.

Eğer bir gün gzinirken güzel yüzünle sokaklarda, gelir de tatlı bir rüzgar, dünyanı en tatlı güzel
gözlerine, dünyanın en tatlı yanaklarına bir öpücük kondurursa bil ki bendendir. Sana hasret gitmiş
dudaklarımın hüzünlü özlem şarkılarına dayanamamış bulutların ve toprağın ricasına gelmiş bir rüzgardan
en riyasız, en içten, en yanlız ve en ölümlü öpücüğüdür o.

Dünyanın tüm aşıklarından neşet etmiş ne kadar öpücük varsa, işte o zaman derin bir ah ederler
halime. Tüm aşıklar mezarlarından bir titreme sarsılır, tüm kavuşmuş sevenler mutluluklarına pişman
olup, en içten dualarla yakarırlar rablerine. Tüm mutluluklarını bağışlamak isterler; senin o güzel
dudaklarının bir öpüşüne.

Ne çare ki, bedbaht ömrümün son sayfası da karalanmış, acıların alfabesiyle doldurulmuş ömür
defterim mahşere kadar açılmamak üzere kapanmıştır. Lakin kapanmadan giden, sana bakmaya
doyamadan giden gözlerim, mezarda da olsa hep seni gözler...

İmkansızlığını bile bile bir meleğin elinden tutup gelip, son bir sözünü söylemeni beklemem ne kadar
beyhude olsa da, bilsen ne büyük bir hasrettir ki, ölümlü bedenimi son uykusuna bir türlü bırakmaz.
Nice geceler gördüm, nice sabahlar; lakin toprağın karanlık bağrında gecemi gündüzümü ayırt
edemeden seni beklerken bir bakarsın, sen ellerinde boynu bükük iki çiçekle gelirsin. Adım sanım
unutulsun diye ismimi bile yazdırmadığım mezar taşımı öpüp toprağımı okşar, bulutumu gözlersin. İki
damla gözyaşı döküp beni ne kadar çok sevdiğini söylersin. Uzun uzun anlatırsın bana; mahçup ve
kaçamak bakan gözlerimizle bakarak güç bela can verebildiğimiz üç beş kelimeyi konuşurken ne kadar
mutlu olduğunu. Söylediğin her sözün sonunda bağıra bağıra seni seviyorum demek istediğini söylersin.
Gelip nefessiz kalana kadar öpmek istediğini. Ve ben de seslenirim sana aşağıdan: Tıpkı benim gibi...

Ah sevgilim. Gelip geçen ömre kurban edilmiş nice büyük bir sevgiydi bizimkisi. Zorlu dağların
zirvelerinde binlerce kilometrelik beyazlığın ortasında açıveren kardelen gibiydi. Ya da milyonlarca
kilometrekarelik bir çölün ortasındaki minik bir vaha. Ne karları eritebilirdik, ne de çölü yeşile
çevirebilirdik.
Olsun. Her şey için meteşekkirim sana, yaratıcının içime gizlediği şifreyi bulduran sevgine, hiç
öpemediğim yüzünü, hiç tutamadığım ellerine. Seninle iki yabancı gibi geçen günlerin güzelliğine.

Bil ki, şimdi üzerimde uçan bulutlar, altımda uzanmış toprak ve alfabemden sana sunduğum harfler
yokluğunu aratmıyor bana. Çünkü neyim varsa, sensin. Neye baksam sensin, neye dokunsam sen.

Ne kadar yaşasam sen, ne kadar ölsem sen.
Sen kalbim.
Sen yaşamım.
Sen ölümüm.
Sen dünya.
Sen ben.


Adem Özbay


ScarletSunShine 20 Mart 2009 13:10

http://img2.blogcu.com/images/h/a/z/hazannuma/askini_helal_et.jpg


ey sevdiğim aşkını helal et...
boğazımda kalmasın şiirlerim
hakkını helal et...
Rüzgara borcum kalmasın...
cümlelerimin arasında kaldığın için
seni sözle anlatabildiğim için
hakkını helal et...
hiç dokunmadığım ellerini öpme hayalinde bulunduğum için
bana hakkını hellal et...
rüzgarı kıskandığım için,sadece saçlarını o okşadığından
kıskançlığımdan rüzgar gibi olmayı düşlediğim için
hakkını helal et...
yanındakine kin beslediğim için beni affet...
gözlerinin yeşilini en yeşil diye sevdiğim için
oysaki hiç görmediğim o güzel gözlerine
yeşili yakıştırdığım için
bana hakkını helal et...
dillerindeki şarkının öznesini kendımce ben yaptığım için
yüreğine zorla ben düşürdüğüm için
hakkını hellal et
sana siyahları giydirdiğimden
saçına da siyah gülü iliştirdiğim için
hakkını hellal et...
hüznü sana mesken tuttuğum için
beni affet...

seni görmeden sana aşık olduğum için
aşkını bana helal et...


ScarletSunShine 20 Mart 2009 16:23

http://img2.blogcu.com/images/p/a/p/papatyavekardelen/1219047811ll.jpg

Yoklugunda ne atesleri hasretimle yaktim da,
Bir seni yakamadim beni yaktigin gibi.
cölde su, mah****a gün, oructa ekmek gibi bekledim seni.
Sense araya korkular koydun,
Yasaklar koydun,
Bitmez tükenmez engeller koydun.
simdi nerdesin diye sakin sorma.
Sen cagirdin da ben gelmedim mi?
Sen varken darilmazdim ciceksiz baharlara,
Yagmurlu havalara, bu kasvetli aksamlara.
Sen varken;
Bakip iclenmezdim tren istasyonlarina,
Otobüs duraklarina...
Sen varken ayrilanlara aglamazdim...
Yikilmazdim biten sevdalarin ardindan,
Gidenlere küsmezdim,
Kalanlara acimazdim...
Sen varken böyle üsümezdim,titremezdim.
Masumdum, cocuklar gibi.
Böyle delirmezdim,küfretmezdim...
Hele ölmeyi hic düsünmezdim.
simdi soruyorum sana:
Adi sevdaysa bu cehennemin,
Sen yaktin da ben yanmadim mi?
Biliyorsun;
Bütün acilarina yesil isik yaktim olmadi.
Bütün korkularina arka ciktim olmadi.
Daglara merdiven dayadim olmadi.
Haziranda kar oldum yagdim avuclarina olmadi.
Sevdim olmadi,yandim olmadi,taptim olmadi.
Artik benden pes!
Bu askin biletini istedigin gibi kes!
Nasilsa gidiyorsun.
Biliyorum, git...
Ama ardinda;
Aglayan bir cift göz,
Paramparca bir yürek,
Ve yikilmis bir dag görmek istemiyosan;
cek silahini,daya sirtima,
Titrersem namerdim...
Sen vurdun da ben ölmedim mi?


ScarletSunShine 21 Mart 2009 00:07



Ya da bu kadar yandıkça Sevmemeliydim ..
''Şimdi sen yoksunları,sensiz naparımları,seni özlüyorumları cümlelerimden çıkardım.Bunları zaten birçok kez söylediğim için ezberledin ezberlettim artık ..
bilmek yetmiyor
Anlaman gerek beni ..! Söylenenler basit geliyor,dinlemek anlamsızlaşıyor,hatta sıkıcı buluyorsun sevgimi AMA
seni sıkan sevgiM beni yakıyor!!!
Dışarısı ayazmış,karmış hissetmiyorum.
Sana uzaktan bakmak öyle acı ki
Soğuk nedir unuttum durmadan ,sönmeden YaNıYoRuM..
Seni böyle sevmek ,çok ağır bir yük .Karşılığını alamayacağımı bildiğim halde neyime güvenip seni böyle çok sevdiğimi bilmiyorum. Bildiğim bir şey yok yavaş yavaş kayboluyorum...
Artık senLe anLamlı olan gülüşlerim yok
Ve yine senle kurduğum düşlerim de...
Şimdi içine hapsolduğum gözyaşlarımLa
gidiyorum,bitiyorum,öLüYoRuM......


ScarletSunShine 28 Mart 2009 01:52

Ben gözlerine ölmüşüm.
Yağmalanmış bir şehir gibi sessizliğe bürünecek anıların...Karakışın koynunda kuruyacak baharın...İsminle başlayan tüm şiirlerim yanacak bir bir...Koynunda ihanetinin akrepleri kol gezecek...Ve sen uykularda kaçıncı rüyanı görürken ben toprakta çürürken yine sana ağlar olacağım....

Kanatları parçalanmış bir serce düşecek avuçlarına...Bensiz geçen günlerinde gözyaşların karışacak nehirlere....Gözyaşların bile fayda etmeyecek Cehennemin ateşine...Gece olup ıssızlığına büründüğünde beni arayacaksın....Tavan arasında sana gülümseyen yıldızları anlatan bu adamı arayacaksın...Duvarlara bakıp bakıp gözlerimi bulamayacaksın...Denizlerin dalga dalga acıyı taşıyacak sahillerine....

Ben senin uğruna canımı vermişken sen benim ismimi unutacaksın belki de....Sensiz yaşayamam derken bile bana inanmamıştın.Hangi yitik mevsimlerde acar artık baharların.....Hangi güneşte kurur ihanetinle dökülen gözyaşların.....Tüm şiirlerim yanacak ihanetinde...Beni düşünürken bir gece aklına düşecek sana yazdığım şiirlerin satırları.....Ağır gelecek yokluklumum.....Yıllanmış şaraplar kesmeyecek sarhoşluğunu.....Bir Maltepe paketi daha bitecek durgunluğunda....Arayacaksın beni sokak basında....Bulamayacaksın artık.....

Sorgusuz sualsiz beni sırtımdan bıçaklığın anlar gözlerine düşecek perde perde....Güneşli sabahlarda ihanetin gölgelerinde üşüyeceksin...Üşüyen ellerini ısıtacak bir el arayacaksın....Kaldırımlarda gezerken düştüğünde seni kaldıracak bir adam bulamayacaksın....Kursuna dizdiğin düşlerimi arayacaksın perdesiz anılarında....Baharın koynunda karakışı yaşayacaksın.....Günden güne bir tomurcuk gibi kuruyacaksın...Ve ağlarken gözyaşlarını silecek bu adamı arayacaksın...Ama bulamayacaksın artık....

Firari sevdalarda adın unutulacak.Martılara anlattığım gözlerin bir bir kaybolacak...Gökyüzünde gülüşlerini çizdiğim yıldızlar sönecek....İntihar kokan çiçeklerin eriyecek avuçlarında....Öldürdüğün bu adamın vicdanı çıkacak sokak başında.....Ve günden güne solarken yeniden yeşermek için bir dal arayacaksın...Ama bulamayacaksın artık...

Ben gözlerine ölmüşüm..Mezarıma adımı bile yazmadılar..Gelirde onu da silersin diye.


ömer faruk sancaklı


sanar 3 Haziran 2009 11:21

Yaşayan Ölü

Bir ölü gelecek evine yarın
Gözlerinde yarım kalmış arzular
Dalıp hayaline hatıraların
Duracak kapında sabaha kadar

Duyunca kapının çalındığını
Korkulu gözlerle dışarı bakma
Bütün odaların yak ışığını
Bir benim kaldığım odayı yakma.

Siyahlar giyin de pencereye çık
Aç kapıyı korkma yabancı değil
Bir ölü ki yaşıyor, gözleri açık

Ölüm seni sevmekten acı değil
Aradı bu ölü hayatı sende
Öldü artık, sevsen de sevmesen de

Ümit Yaşar Oğuzcan




reyan 15 Temmuz 2009 13:13

SERSERİ YÜREĞİM

dolaşıyorum şimdi elimde küflenmiş anılarımla
serseri ve yorgun bedenimle kaldırımlarda
yok olmuş benliğimle boştu tüm sokaklar
ne geçen bir yolcu nede bir sokak kedisi vardı nede sesin vardı
gölgen vardı bu yok olmuş şehirde yerini sessiz çığlıklar haykırışlar aldı
istemiyorum artık savurup attım aşkı sevgiyi
yok içimde ne duygu nede aşk ne sevgi
pas tutu kalbim bıktı artık bu serseri tüm yaşamdan hayattan
içimde kaldı yazdıklarım senle beraber mezarda kaldı
üstünde şimdi topraklar var
hayat bir oyundur oynamasını bilene

alıntıdır


Misafir 15 Temmuz 2009 13:38


Ölüm
Ölüm uzatır sevdanın kollarını
Gündüz demez, gece demez,
Dur durak bilmez.
Çevirir dört bir yanımı
Okyanuslar içinde, minnacık bir ada gibiyim.
İstemez yüzümün güldüğünü,
İstemez yüreğimin sevdiğini,
Bırakmaz yakamı,
Ölüm,ölüm,ölüm......
Yaşamak kadar sana da yakınım Ölüm.


Hoşlanırsın saçlarımı beyazlatmaktan.
Hoşlanırsın gencecik yüzümü,
Çizgilere boğmaktan,
Hoşlanırsın zıpkın gibi yüreğime saplanmaktan.
Avuçlarının içindeyim biliyorsun,
Ölüm, ölüm, ölüm......
Yaşamak kadar sana da yakınım ölüm.


Derelerde akar, çaylarda akar.
Deniz dalgasını, hoyratça yutar.
Üç beş günlük dünyam başıma çöker.
Aklımdasın, yanımdasın, gölgem gibisin.
Ölüm, ölüm, ölüm......
Yaşamak kadar sanada yakınım ÖLÜM!



Daisy-BT 15 Temmuz 2009 15:34

Ölmek dünyada unutulup gitmekmiş,
Ölmek bir kefen giymekmiş,
Ölmek o soğuk o korkunç ve o kara toprağa girmekmiş,
Ölmek, taş olmakmış, toprak olmakmış..

Peki ölümle burun buruna yaşamak neymiş kim biliyor?
Sevgisini aşkını yaşayamamaktır ölümle yaşamak,
"Şu tarihte şunu yapalım" a sessiz kalmaktır ölümle yaşamak,
Yarına plan yapamamaktır ölümle yaşamak..

...ve bu masal sürer gider..

BT



reyan 16 Temmuz 2009 02:57

Nereler ölmüşüm ben..?
Nerelerde gömülmüşüm..?


Daisy-BT 16 Temmuz 2009 11:51

Ölüm, senden sevenlere bir mola vermeni istiyorum..
Mola süresini onların sevgilerinin büyüklüğü belirlesin..
Böylece, ölümle yaşayan hasta insanlar da korkmadan, cesaretle severler..


reyan 16 Temmuz 2009 12:06

Yavaş yavaş ölüyorum


Hep yarım kaldım yarım yaşadım,
Artık bu vebalden soyunmak istiyorum
Hayatım hayatından vazgeçmiş,
kırıldım.yavaş yavaş ölüyorum.

Her gece düşman günler hain
Gözyaşlarımın üstünde yürüyorum,
Sende yoksun artık yanımda,
Yoruldum yavaş yavaş ölüyorum.

İçime sinmiyor nefes almak
Bir çırpıda boğulmak istiyorum.
Tıkandı hayat damarlarım
Dagıldım yavaş yavaş ölüyorum.

İki büklüm olmuş gençligim.
Ne kadar yaşadım bilemiyorum,
İçimdeki çocuk aç ve perişan,
Utandım yavaş yavaş ölüyorum.

Sanada hiç yüzüm olmadı Rabbim,
Hatam büyük suçum çok biliyorum,
Bu serseri mülteci ömrün elinden.
Çürüdüm! ! ! ! yavaş yavaş ölüyorum.
Mustafa Doğan


reyan 20 Temmuz 2009 11:53

İşte birgün daha başlıyor sensiz..
Bedenim çok yorgun ve çağresiz..
Konuşamıyorum artık..
Çok suskunum sensiz..
Ölecek miyim bugün..
Ardımda bırakıp herşey..
Yoksa kalacak mıyım ?
Sonbahar yapraklarının arasında oturuyorum..
Onlar bile mutlu etmiyor beni sensiz..
Konuşamıyorum..
Gidecek miyim bugün..
Ölecek miyim?
Ardımda bırakıp herşeyi..
Yoksa umutsuzluğumla baş başa kalacak mıyım ?
Kalacak mıyım yine sensiz.. ?


Daisy-BT 22 Temmuz 2009 23:36

Ah Ölüm

Yalancı dünyaya konup göçenler
Ne söylerler ne bir haber verirler
Üzerinde türlü otlar bitenler
Ne söylerler ne bir haber verirler

Kiminin başında biter ağaçlar
Kiminin başında sararır otlar
Kimi masum kimi güzel yiğitler
Ne söylerler ne bir haber verirler

Toprağa gark olmuş nazik tenleri
Söylemeden kalmış tatlı dilleri
Gelin duadan unutman bunları
Ne söylerler ne bir haber verirler

Yunus derki gör taktirin işleri
Dökülmüştür kirpikleri kaşları
Başları ucunda hece taşları
Ne söylerler ne bir haber verirler


Yunus Emre


reyan 7 Ağustos 2009 20:21

Ölüm Çaremidir Ayrılığa


Ayrılık vakti geldiğinde
Yollar ayrılık olduğunda bize
Söyle zalim sevgili sevgime
Ölüm çaremidir ayrılığa

Güller kuruyup solduğunda
Sen beni öldürüp unuttuğunda
Sazım yetim kalıp bam teli koptuğunda
Söyle ölüm çaremidir ayrılığa

Ölüm ayrılık olsaydı sevdadan
Mecnun dağlara düşermiydi aşkından
Bana bu şiir nedir yazdıran
Söyle çaremidir ölüm ayrılığa bu feryattan

Yolumuz ayrılıksa ölüm çaremiz olurmu
Mutluluğun ayrılık olacaksa bucan dururmu
Ölüm çare olsun ayrılığa can fedadır mutluluğuna
Son vakitte ayrılırken can bedenden ölüm çaremidir ayrılığa
Yılmaz Öztürk


fadedliver 10 Ağustos 2009 13:32

AŞİKAR..

Bir nefes almak kadar yakın, ölüm
Sessiz bir tükeniş zaman oluklarında, har
Nice kavramlar ile, hayat kördüğüm
Sebeplerin gizlediği izler, aşikâr

Uzak tepelere yansıyan, gecenin koyu rengi
Ufka yazılmış sanatlarla, beyni törpüleyen sorular
Kim bozar akıp giden, bu ahengi
Gözlerin görmediği eller, aşikâr

Bir damla su, umut penceresi gibi, berrak
Yaşlı gözlerin ardında saklanan, hatıralar
Bir bebeğin gülümsemesi gibi, sırlaşık
Bir çiğnem et parçasında hayat, aşikâr

Bir beste gibi, yaşam, garip bir bekleyiş
Ölümün uzandığı eller gibi çaresiz
Gidersin ansızın bilinmedik, bir vakit
Taşlara yazılan isimler, aşikâr


özcan şimşek


reyan 16 Ağustos 2009 02:16

seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm
yüzüne baktığında tutuşup yandı ölüm

çoğaldıkça çoğalan bir sevda ülkesinde
ellerine dokundun; sana inandı ölüm

o efsunlu, yağmurlu, hercai gözlerinden
uçan kelebekleri mutluluk sandı ölüm

akkor dudaklarından ağı düştü içime
yollarında yürürken sanki insandı ölüm

viran eylediğin gün yorgun hayallerini
ayrılıkla, hüzünle, aşkla sınandı ölüm

bir ömür vuslatını bekledi boynu bükük
bilmem ki aşk uğrunda neden kınandı ölüm

süründü yıllar yılı karanlık köşelerde
benim gibi kıvrandı, kahra dayandı ölüm

her akşam tufanında harap oldu güneşim
gece baygın bir rüya, gündüz hülyandı ölüm

sensizliğin en ağır fermanıydı içimde
dudaklarımdan sızan bir damla kandı ölüm

ölüm seni sevmektir bir celladın elinde
bilmem hangi yürekte böyle sultandı ölüm


(alıntı)


Elçin 17 Ağustos 2009 09:41

Ölümün Yükselişi Ve Çöküşü


Ne zaman bir yakını ölse birinin,
Onu ilk-olum sanır kalır o.

Ne zaman bir sevdiği ölse birinin,
Onu en-ölüm alır kalır o.

Ne zaman bir saydığı ölse birinin,
Onu hep-ölüm bulur kalır o.

Ne zaman bir-bildiği ölse birinin,
Onu son ölüm sayar kalır o.

Ne zaman bir umduğu ölse birinin,
Onu yok-ölüm duyar kalır o.

Ne zaman bir her şeyi ölse birinin,
Kendini ölümlere yaşar kalır o.

Ne zaman bir kendisi ölse birinin,
Ölümlerde kendini yaşar kalır o.
Özdemir Asaf


reyan 20 Ağustos 2009 10:42


bir şehir/
güzelliği fotoğraflarda kalmış/siyah beyaz
...

Gün aşıran kadınlar sokağında
hüzünbaz evler
Cumbalarından mendil düşürüyor
avare aşıkların ayak ucuna
_____lale kokusunu yenilerde tanıdı kent
biraz sarhoş taklidi
biraz yalan dolan
bir gün daha nasılsa geçer
başın ölüme dönük
______ne çok istemiştim büyümeyi
büyümek ölmekmiş anlatmadı hilebaz hayat...

sallantısı ağaçların zevk-i sefadan
devir aşk devri..

Aşka rastgelsin diye karşılaşmalar
zaman kollanıyor şimdilerde..
Bahisler akreple yelkovanın bitmeyen yarışına..

______kentin en yüksek yerine dikilmiş saat kulesi
ki evine saat alacak kadar zamanı yok kimsenin...

Adımlarım ağır aksak aşktan döndü
yalnızlık çarpıldı yüz kere yüzüme
ah yüzüm ne kadar sahte
yüzüm neden yüzsüz

_____ay ışığından aydınlık çalan sokak lambaları
yirmi bir mumluk bir hayatı üflediler nefesime büyüyorum...

köşe başlarını tutan
meçhul dokunuşların eşliğinde eksiliyorum
toplanmak isterken
kaça bölünür bir insan bu kadar yokken..

ah ellerim neden titrek
ellerim neden (el)sizsiniz
tutun beni düşüyorum

aşk gibi gelen aşka çarpmadan dönenlere...



reyan 29 Ağustos 2009 09:48

Hayat İle Arama Yokluğunu Bırakıp Gittin..
Bir Tek Adın Kaldı Dudaklarımda

Bir De Gözlerimde Hatıraların...
Tabutum Olacak
Gözbebeklerinden Düşen Küflü Çığlıkların
Kefenim Olacak
Ömür Boyu Susmaların…
Ve Bir Gün
Sensiz Ölmenin Acısını Bırakacağım Satırlara..
Neden Diye Sorma..
Sadece Yoksun...
Yokluğun İle Varlığın Arasında
Sadece Ölüyorum;
Ötesi Yok İnan.
Varlığının Kepenklerini İndirip
Sensizliğinde Yaşamaya Gidiyorum Yine.
Ve Uyandığımda
Değişen Hiçbir Şey Olmayacak..
Sen Hep Bana Uzak
Ben Hep Sana Yasak…
Hani Dik Duracaktık Kanlı Pusulara?
Hani Aynı Yürekle Gülüp
Aynı Gözlerde Ağlayacaktık Mutluluğa?
Yağmurları Bana Emanet Edip Gittin Sadece…
Şimdi Yalnızlığın İpi Geçti Boynuma.
Yokluğunu Yükledi Sırtıma...
Gittin
Bir Tek Acıların Kaldı Senden Bana..
Oysa Ben Yemin Etmiştim
Acıların İçin Sırtımı Semer Bileceğim Diye.
Söz VermiştimSensiz Ölmeyeceğim Diye...
Şimdi Sensizlik Duruyor Baş Ucumda..
Şimdi Ayazlar Yüreğimi Sorguluyor
Ayrılığınla Yüzüme Vurduğun Kapımda..
söyle Ne Olur...
Beni Unuttuğunu Söyle...
Hiç Sevmediğini Haykır!
Yeminlerinin Yalan Olduğunu
Sevginin Sahte Olduğunu Vur Yüzüme...
Yemin Olsun ki;
Bir Damla Gözyaşı Düşmez Artık..
Çünkü Gittiğin Gün
Ayak Uçlarında
""Sana"" Ölmüştüm Sevgili...


reyan 31 Ağustos 2009 10:29

Bir Ölüme Gülerim,Bir Gülüme Ölürüm

Yokluğun kadar hissediyorum varlığını
Beni hissettiğin kadar yoruluyorum seni sevmekten
soğukluğun söndürdükçe yürek yangınımı,
sözlerin şah çekmeden mat ettikçe beynimi,
Çırpındıkça batarken umursamazlığının denizinde
Sonunu görüyorum başlayamadığım sevdanın
Bir çiçeğin tabiata seslenemediği gibi,
haykırıyorum seni sevdiğimi Susarak...
Hiçbir yere ulaştıkça daha bi seviyorum seni
Toprağın altında tohum sana olan aşkım,
çaresizliğimin gözyaşlarıyla suluyorum ama
Bakışının, gülüşünün güneşi olmadan
Açamıyorum sevgimi sana.
Bir çığ altında kalıyorum,seni gördüğüm her rüyadan uyandıkça
Aslında baktığım her yerde gördüğüm kadar uzaksın bana,
kokladığım her çiçekte hissettiğim kadar daha da yalnızım şimdi,
okuduğum her dua kadar savunmasız kalbim
Dönüşü olmayan bir yolun son durağında indirdim,
İçimde biriktirdiğim sevgi sözcüklerini
Ruhumdan akan çürümüş bir isyan bulandırdıkça umutlarımın rengini,
İntihar kokmaya başlıyordu bütün güller.
Artık son sözlerini söylüyordu hayat,
son kozlarını oynuyordu mutluluğa karşı..
Varsın olsun ,
Ben bir ölüme gülerim, bir gülüme ölürüm...




(alıntıdır)


fadedliver 3 Eylül 2009 17:21

ÇOK UZAKLARDAN SANA

Gün gelecek tek kalacaksın...
Birkaç mısra doldururken...
Birden gözlerin dolacak amansız...
Aynanın karşısındaki yüz utanacak senden.
Işte o zaman,
Hayata en büyük mücadeleni vereceksin.
Her çırpınışta yavaş yavaş dibe doğru ineceksin.
Göreceksin,
Vicdanın yureğini saracak, inleyeceksin.
Içtiğim her sigara,
Duman duman haykıracak beni sana.
Sana verdiğim kara gül mutlaka anlatacaktır beni sana
Ve vakit geçtikçe gözlerin iflaz edecek.
Birden bir huzur dolacak içine
Süzülürcesine yükseldiğini hissedeceksin.
Minik bir tebessüm gülü açacak yüzünde.
Sevineceksin.
Aniden gözünü açıp göreceksin
Yanımdasın, cennettesin.

Serdar TAŞKIRAN


Misafir 3 Eylül 2009 17:26

Ölüm Noktürnü
seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm
yüzüne baktığında tutuşup yandı ölüm

çoğaldıkça çoğalan bir sevda ülkesinde
ellerine dokundun; sana inandı ölüm

o efsunlu, yağmurlu, hercai gözlerinden
uçan kelebekleri mutluluk sandı ölüm

akkor dudaklarından ağı düştü içime
yollarında yürürken sanki insandı ölüm

viran eylediğin gün yorgun hayallerini
ayrılıkla, hüzünle, aşkla sınandı ölüm

bir ömür vuslatını bekledi boynu bükük
bilmem ki aşk uğrunda neden kınandı ölüm

süründü yıllar yılı karanlık köşelerde
benim gibi kıvrandı, kahra dayandı ölüm

her akşam tufanında harap oldu güneşim
gece baygın bir rüya, gündüz hülyandı ölüm

sensizliğin en ağır fermanıydı içimde
dudaklarımdan sızan bir damla kandı ölüm

ölüm seni sevmektir bir celladın elinde
bilmem hangi yürekte böyle sultandı ölüm
Nurullah Genç


Daisy-BT 4 Eylül 2009 01:31

Benim Korkum Ölüm Değil

Geçen gün senin yanında aklıma ölümüm geldi
Sensizlik bir mızrak gibi saplandı kalbime
O son anı hatırladım, o seni koyup gidişimi
İlk defa bu kadar üzüldüm dünyaya geldiğime

Ölüm! Kaçınılmaz sonuç, o soğuk kelime
Bir gün ucuz bir ****** gibi koynuma girecek
Yüzümde gezinecek pis ve iğrenç elleri
Korkudan büyümüş gözlerimde hayaller can verecek

Biliyorum, üzüleceksin, ama ölüm bir gerçek
Bir yerde sevişmek gibi, bir yerde yaşamak gibi
Ne hazin sıcaklığımızın bizi terketmesi
Ve yüzümüze birbiri ardınca kapanan kapılar

Er geç uzanır bir el, son kampanayı çalar
Anlarız kaçınılmaz anın geldiğini
Şehre bir bomba düşmüş gibi aynalar, camlar kırılır
İnsan arar da bir türlü bulamaz güzelliğini

Kimse benim kadar bilemez ölümün rezilliğini
Seni koyup gitmenin hüznünü ben anlarım
Çünkü ben sende buldum kendimi, sende sevdim
Senin yanında seninle değerlendi zamanlarım

Ne acı gün kadehlerin boş kalması, şarkıların yarım
Mevsimlerin birbiri ardınca bir anda bitivermesi
Ansızın toprakla dolması gözlerimizin
Kanımıza o çirkin böceklerin girmesi

Kimbilir ölüm bir çilenin sona ermesi
Belki güzeldir, şu sefil dünyaya boş gözlerle bakmak
Ne çare ki sen varsın, o dünyada sen varsın
Benim korkum ölüm değil, seni yalnız bırakmak

Ü.Y.Oğuzcan


reyan 11 Ekim 2009 00:10

Seni dağladılar değil mi kalbim
Her yanın içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!


reyan 4 Ocak 2010 15:56

Cebimde Ölümüm

Gülüm gülüm
Bu kentin koynuna girdiğim günden beri
Cebimde ölümüm
Avuç avuç dağıtırım insanlara
Bir türlü tükenmez ölümüm.

Üzümleri aydınlatırım masal çarşılarını
Yatağına sığmayan ırmakları
Mağara içine gizlenmiş aşkları
Yerler mühürlenince akşamları
Kanlı sulara gömülürüm.

Gülüm gülüm
Benim ölümüm
Çocukların kulaklarına küpedir
Vitrin denizlerine zincirlenmiş çocukların.

.alıntıdır.


nötrino 28 Aralık 2017 23:36

'Ölüm, her canın şüphesiz tadacağı bir olgu, kaçınılmaz son! Dünyanın silikleşerek, yok olduğu ve ebedi mekana geçişi sağlayan son durak!'
Ntrn7


serdarakın 1 Aralık 2018 14:28

Herkesi korkutan ama sonunun aynı biteceği iş. Ne kadar geç olursa o kadar iyi olacağını bilirler. Oysa ölümde bile bir hayır vardır :)



Saat: 13:14
Sayfa 4 / 4

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık