MsXLabs
Sayfa 4 / 5

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Kahve Molası (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/)
-   -   Kadın ve Erkek (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/2680-kadin-ve-erkek.html)

DELİMAVİ 19 Temmuz 2007 09:37

Kadin mi, Erkek mi ?? MEVLANA çok güzel açıklamış...
 
"insan yigitlikte Zaloglu Rustem bile olsa, Hz. Hamza' dan bile cesur olsa

yine de hukmetme konusunda kadinin esiridir.

Gorunuste su, atesten üstündür... ( Su, Atesi sondurur )

Fakat ikisinin arasina bir tencere (sevgi) girdi mi Ates o suyu kaynatir,

(Suyu) Buharlastirir ve yok eder.

Gorunuste su, nasil atesten ustunse, sen de kadindan ustunsun;

fakat hakikatte ona maglupsun."

(MEVLANA)


gizemli67 28 Eylül 2007 21:04

http://www.turkhukuksitesi.com/images/icons/icon1.gif Ve tanrı kadını yarattı
Tanrı kadını yaratmaya başladığında zaten altı saatten fazla mesai yapmaktaydı.

Bir melek geldi ve sordu:"Bununla neden bu kadar zaman harcıyorsun ki ???"

Tanrı cevap verdi: "Data verilerine baktın mı sen??? Bir kere tamamen yıkanabilir olmalı, ama hiç bir parça plastik değil, değiştirilebilir 200 den fazla oynar parçası olacak ve vücudu gerektiğinde diyetkola ve krik-kraklarla beslendiği halde bile çalışabilecek. Kucağında dört çocuğun ayni anda oturabilecekleri kadar yer olacak, öpüşü herşeyi iyi etmeye kadir olmalı - çizilmiş bir dizkapağından kırık bir kalbe kadar - ve bütün bunları da yalnızca iki elini kullanarak yapacak."

Melek bu kadar talimata şaşırıp kaldı:
"Yalnızca iki el mi!? Ve bu da 'Standart bir Model de'??? Bu bir günde üstesinden gelebileceğin bir iş değil. Bekle, yarın bitirirsin."
"Hayır, beklemiyeceğim" diye itiraz etti tanrı. "Bu kreasyonu çok sevdim ve bitirmeme de çok az kaldı. Hatta şimdiden kendi kendisini iyileştirebiliyor ve günde ONSEKİZ saat çalışabiliyor"

Melek biraz yaklaştı ve kadına dokundu,
"Ama onu ne kadar yumuşak yapmışsın, tanrı!"
"O yumuşaktır" diye onayladı tanrı, "ama onu sert'te yaptım. Nelere katlanabileceğini nelerle başetmesi gerektiğini aklına hayaline bile getiremezsin."

"Düşünnme kabiliyeti olacak mı?", diye sordu melek.

Tanrı cevap verdi,"Yalnız düşünmek değil, müzakere edebilecek,
karar verebilecek... bir erkekten bile çok daha iyi."

Meleğin bir şey dikkatini çekti, elini uzattı ve kadının yanağına dokundu.
"Oooo, sanırım bu modelde su kaçıran bir yer unutmuşsun. Dedim sana
bu kadar işin bir günde üstesinden gelinmez diye."

"Bu su kaçıran bir yer değil" diye düzeltti tanrı, "bu bir gözyaşı!"

"Gözyaşı ne işe yarıyor?" diye sordu melek.

Tanrı cevap verdi: "Gözyaşı kadının acısını, dertlerini, hayal kırıklıklarını, sevgisini, yalnızlığını, endişelerini ve gururunu ifade edebilmesi içindir."

Melek çok duygulandı.: "Tanrı sen bir dahisin. Her şeyi düşünmüşsün. Kadınlar hakikaten hayret edilecek bir varlık olmuş."

"Evet, kadınlar öyledirler. Kadınların kuvveti ve kabileyetleri erkekleri hayrete düşürmektir."

Onlar her türlü çaresizliğe ve baskıya dayanıklıdırlar, fakat sevinci, sevgiyi ve saadeti de içlerinde barındırırlar. Avaz avaz bağırmak istedikleri vakit gülümserler. Ağlamak istediklerinde şarkılar söylerler. Mutlu olduklarında ağlarlar ve kızgınlıklarında gülümserler. İnandıkları şey uğruna savaşırlar. Haksızlıklara baş kaldırırlar. "Hayır"ı kabul etmezler, eğer bunun yerine başka daha iyi bir cevap verilebiliyorsa. Korkan bir arkadaşı doktora götürürler. Ve koşulsuz severler.

Çocukları inanılmaz başarılara ulaşınca ağlarlar ve dostları mükafatlandırılınca taşkınca neşelenirler. Bir doğum ya da bir evlilik haberi onları sonsuz sevindirir. Bir dostları öldüğünde kalpleri çıt diye kırılır. Bir aile ferdinin kaybolmasına üzülürler. Hiç bir çıkış yolu olmadığını bildikleri halde yine de kuvvetlidirler ve cesaretlerinden bir şey kaybetmezler. Ve bir öpücüğün ve bir sarılışın kırık bir kalbi hemen iyileştirebileceğini bilirler

Her boyda, renkte ve şekilde kadın vardır. Seni ne kadar düşündüklerini sana gösterebilmek için sana doğru yürürler, koşarlar, uçarlar. Kadının kalbi dünyayı güzel ve yaşanabilir bir yer yapar. Onlar sevinç, neşe, sevgi ve ümidi beraberlerinde getirirler. Duygusaldırlar ve idealleri vardır.

Daima dostlarının ve ailelerinin yanındadırlar ve onlara sürekli manevi destek sağlarlar. Kadınların söyleyecek çok önemli şeyleri vardır ve her şeyi vermek üzere yapılmışlardır.

Neyse ... eğer kadınların bir tek kusuru varsa o da ne kadar kıymetli olduklarını unutmuş olmaları...

not: isimsiz bir mailden alıntıdır


gizemli67 28 Eylül 2007 21:46

*kadın*

Yaradan, erkeği yarattıktan sonra,
Ayın yuvarlaklığını,
Tırmanıcı bitkilerin kıvrımlarını,
Yaprakların hafifliğini,
Bulutların ağlayışını,
Kaplanın zalimliğini,
Ateşin akışkanlığını,
Karların soğukluğunu
Ve
kuşların cıvıltısını bir araya getirerek,
kadını yaratmış
onu erkeğe sunmuş.
Üç gün sonra erkek,
Tanrıya gelip söyle demiş:
"Bana verdiğin bu kadın hiç durmadan konuşuyor,
beni hiç rahat bırakmıyor,
sürekli ilgi istiyor,
bütün vaktimi alıyor, her şeye ağlıyor,
hiçbir iş de yapmıyor.
Onu geri almanı istiyorum.
Tanrı, bunun üzerine kadını geri almış.
Çok geçmeden erkek geri gelmiş ve demiş ki: "O şarkı söyleyip dans ederdi,
göz ucuyla beni izlerdi,
oyun oynamayı çok severdi,
korktuğunda bana sarılırdı,
gülüşü müzik gibiydi,
onu seyretmek çok hoştu.
Onu bana geri ver."
Böylece Tanrı kadını erkeğe geri vermiş.
Ama üç gün sonra erkek yine kadını geri getirmiş
Tanrıdan onu almasını istemiş
"Olmaz" demiş Tanrı,
"Ne onunla ne de onsuz yasıyorsun.
Elinden geldiği kadar idare etmeye bak."



fadedliver 10 Mayıs 2008 22:31

11 kişi bir helikopterden sarkan halata asılıdırlar.
10 erkek ve bir kadın. ip herkesi taşıyacak kadar
güçlü olmadığı için içlerinden birinin ipi bırakması gerektiğine
karar verirler. Yoksa hep beraber düşecektirler. Bu kişinin kim
olacağına karar veremezler ama o anda kadın çok etkileyici bir
konuşma yapar.
Tamamen gönüllü olarak ipi bırakabileceğini söyler.Çünkü bir
kadın olarak, kocası için, çocukları için ve aslında genelde erkekler
için her şeyi bırakmaya alışık olduğunu söyler,hem de karşılıksızca ...

Hikayesini bitirir bitirmez,tüm erkekler onu alkışlamaya
başlarlar....


işte kadının zekası...


witch_girl 12 Mayıs 2008 03:38

Kadın mı Erkek Mi?
Bir kadın "kadınların erkeklerden üstün olan özelliklerini" yazmış
Bir erkek de ona yanıt vermiş.

kadın: kişiliğimiz kullandığımız arabanın beygir gücü ile doğru orantılı
olarak değişmiyor

erkek: sizin kişiliğiniz beraber olduğunuz erkeğin cüzdan gücü ile
değişiyor

kadın: kırzmızı ışıkta yanımızdaki arabanın bizden önce çıkması yada bir
aracın bizi sollaması hiçbirşey ifade etmez

erkek: bizim için de çevremizde diğer hemcinsimizin sahip olduğu
mücevherat veya üzerindeki pahalı giysi hiçbirşey ifade etmez

kadın: kas olacak diye bir zorunluluğumuz yok

erkek: selülitler olmayacak gibi bir zorunluluğunuz var ama...

kadın: aşık oluyoruz.... korkmadan.

erkek: biz de oluyoruz.... azıcık ödümüz patlıyor ama sebep olanlar
utansin

kadın: evde, banyoda, kıl-tüy dökmeyiz.

erkek: küvetteki, lavabodaki, yatakdaki ve yemekteki saçların çoğu size ait.

kadın: her sabah tıraş olmak zorunda değiliz.

erkek: valla ben tıraş olmayı ağda yaptırmaya tercih ederim şahsen.

kadın: biribirimizin ağzını yüzünü kırdığımız sporlar yapmıyoruz.

erkek: vahşi bakışlarla birbirinizin gözünü oyduğunuz kıskançlık ,
haset, çekememe sporlarıyla yeterin ce uğraşıyorsunuz.

kadın: hiç iki kadının silahla oynarken birbirini vurduğunu duydunuzmu?.

erkek: hiç iki erkeğin "aman tanrım benim elbisemin aynısını giymiş"
diye mahvolduğunu duydunuz mu?

kadın: horlamıyoruz

erkek: halt etmişsiniz, hatta hıçkırmıyor, geğirmiyor ve
hapşurmuyorsunuz da. yoksa siz insan değilmisiniz?? size afrodit
diyebilirmiyim )

kadın: az bildiğimiz bir şey üzerinde çok fazla konuşabiliriz.

erkek: yani çok konuşup hiç bir şey söylemezsiniz

kadın: birbirimize eşek şakaları yapma adetimiz yoktur.

erkek: çevrenizde ki diğer hatunlar hakkında senaryo dedikodular üretme
alışkanlığınız var ama

kadın:tükürmeyİz

erkek: kiritmayiz!!

kadın: sanat eserlerinin % 90'ı kadınlardan esinlenilmişdir.

erkek: sanat eserlerinin % 90'ı erkekler tarafından yapılmışdır.

kadın: uzağa işeme, uzağa tükürme, yüksek sesle geğirme gibi aptalca
karizma krikolarımız yok

erkek: ortamın en güzeli olma, en zayıf olma, en pahalı giyineni olma,
en zengin kocayı bulma gibi krikolarınız var ama

kadın: askere gitmiyoruz

erkek: hamile kalmıyoruz

kadın: kol saatimiz de aynı zaman da hesap makinası,
takometre,barometre,termometre ve radyo olması gerekmiyor.

erkek: çantamızda ruj, allık, pudra, yedek çorap,ıslak mendil, vs
taşımamız gerekmiyor.

kadın:doğum günü evlilik yıldönümü gibi özel günleri parmağımıza kırmızı
iplik bağlamadan da hatırlayabiliyoruz

erkek: ütüyü fişde, yemeği ocakta,arabanın anahtarını kontakda
unutmuyoruz. bunlar daha faydalı.....

kadın: ortalıkta alakasız hertürlü nesne ve sözcükten cinsel çağrışımlar
çıkarıp günün yarısını seks düşünerek geçirmeyiz...

erkek: valla geyik olsun diye yapıyoruz. hem siz günün yarısını
güzelleşmeğe çalışarak geçiriyorsunuz. hangİ amaçla : ))

kadın: kel olmuyoruz (puhahaha)

erkek: ama göğüslerİnİz sarkiyor!!!

Not: Yazı Alıntıdır.


fadedliver 2 Temmuz 2008 21:52

Tanrı kadını nasıl yarattı?

Tam 500 kadını olan Cengiz Han'dan müthiş bir kadın tanımı..

Dünyanın en büyük imparatorluğunu kuran Moğol hükümdarı Cengiz Han, 4'ü
resmi, 500 ise kendine ait kadına sahipti. Cengiz Han'a göre Tanrı kadını
nasıl yaratmış..

Tanrı erkeğin
Kaburgasından kadını
Yaratmak istediğinde
Ona nasıl bir
Huy vereceği konusunda
Hayli
Terededdüt etti.
O sırada Tanrı'nın yanına
Bir yılan sokuldu.
Tabii görevinin
Değiştirilmesini
Rica etti.
Tanrı ona cevap verdi.
Hayır sen bundan sonra da
Karnının üzerinde sürünmeye
Devam edeceksin.
Şu anda ben,
Yeni çok yönlü
Ve asla hareketleri
Tahmin edilmez bir varlığı
Yaratmayı düşünüyorum.
Burada bana senin huyunun
Özellikleri de gerekecek."
Ve Tanrı,
Bir kasede
Güneşin parlayan IŞINLARINI,
Pınarın SERİNLİĞİNİ,
Çiçeğin GÜZELLİĞİNİ,
Kuş tüyünün ZARİFLİĞİNİ,
Son baharın CÖMERTLİĞİNİ,
Kelebeğin AŞIKLIĞINI,
Kuğunun VEFASINI,
Bukalemunun DEĞİŞKENLİĞİNİ,
Rüzgarın KARARSIZLIĞINI,
Bulutun SULU GÖZLÜLÜĞÜNÜ,
İneğin UYSALLIĞINI,
Eşeğin İNADINI,
Saksağanın GEVEZELİĞİNİ,
Tilkinin KURNAZLIĞINI,
Toplayarak oraya
Azıcık
Yılanın ÖFKE, SİNSİLİK
Ve KİNCİLİĞİNİ eklemiştir.
Bütün bu özellikleri,
Özen ve itina ile karıştıran
Tanrı, böylece muhteşem
KADINI yaratmıştır.
Bu yarattığı varlığı,
Törenle erkeğin ellerine
teslim eden Tanrı,
Bir de öğütte bulunmuştur.
"Çok akıllı,
Ve özellikle de ihtiyatlı ol.
Bu varlıkta sen mutluluğu
ve sınırsız hüznü
Desteği,
Ve aynı zamanda yıkımı
Bulabilirsin.
Eğer kadını,
İdare edemezsen
O zaman muhakkak,
Onun davranışlarında kötü özellikler
Ağırlık basacaktır.
Her zaman hatırla.
Erkeğin üstünlüğü,
KUVVETİNDE
Düşünce gücündedir.
Bunların kaybı
Seni kadın önünde
Bitirir.

Muhtar Şahanov'un Cengiz Han'ın Sırrı adlı kitabından alındı.

Şahanov'un bu müthiş eseri, DA Yayıncılık tarafından Türkçe'ye çevrildi.http://www.wallpaperbase.com/wallpapers/celebs/nellyfurtado/nelly_furtado_1.jpg


king nothing 13 Ağustos 2008 02:48

ben erkegım sen kadınsın arada tek bır fark var o da cınsıyet ama benım kadar nefes alabılıyorsun benım kadar konusabılıyorsun o zaman benım senden ustun bır yanım yok senın benden ustun yanın yok unlu dusunur soyle demıstır, dusunuyorum oyleyse varım.


peaceful 16 Eylül 2008 11:24

Kadınlar meyvadır

KADIN VAR ; Seftalidir agızları sulandırır.

KADIN VAR ; Kirazdır kurtluysa bulandırır.

KADIN VAR ; Cins armuttur iyi gelmez bize.

KADIN VAR ; Visnedir kaynat reçel diye tabak tabak.

KADIN VAR ; Karpuzdur yandın çıkarsa kabak.

KADIN VAR ; Muşmuladir afiyet olsun size.

KADIN VAR ; Greyfurttur sıkarsın çıkmaz suyu.

KADIN VAR ; Keçiboynuzudur kemir ömür boyu.

KADIN VAR ; Kestanedir kış geçesiye sakla.

KADIN VAR ; Kavundur mutlaka kokla.

KADIN VAR ; İncirdir yaz kış yenir,

KADIN VAR ; Muzdur, hemen soymak gerekir.

Hasili Kelam Dünyada Her Kadının Benzeri Bir Meyvadır. Fakat Evlenince Erkegin Yedigi Hep Ayvadır.


HeliX 16 Eylül 2008 12:19

Bayanlar ustunluklerini yazmislar... Erkeklerde parantez icinde cevaplarini eklemisler...

Sigaradan sararmis biyiklarimiz yok... (Valla ben de biyiksizim.
Cevremdeki erkeklerin cogu biyiksiz. Biyikli olanlarinda cogu sigara icmiyor...)

Arabamizin yolda patlayan lastigini degistirmeyi bilmesek de olur. (Arabalar hakkinda bilmediginiz yegane sey lastik degistirmek mi ???)

Pantolon giymek bizim icin fizyolojik olarak en az etek kadar rahattir. (Bizim zorlandigimizi kim soyledi ki?..)

Duygusal sacmaliklar adina kredi sahibiyiz...cicek ve cikolata istiyoruz.... (Istediginizin hepsi buysa sorun degil. Aliriz...Madlen mi
olsun bitter mi?..)


king nothing 16 Eylül 2008 13:01

Adam: Daha önce tanışmamış mıydık?
Kadın: Evet Hayvan Hastanesi'nin danışmasında çalışıyorum.

Adam: Daha önce sizi bir yerlerde görmemiş miydim?
Kadın: Evet. Bu yüzden artık dışarı çıkmıyorum.

Adam: Sana mı gidiyoruz, bana mı?
Kadın: İkisine de. Sen kendi evine, ben benimkine.

Adam: Haydi bırak numarayı. İkimiz de bu barda aynı nedenle bulunuyoruz.
Kadın: Evet. Hadi bir kaç piliç tavlayalım.

Adam: Bir kadını nasıl mutlu edece imi bilirim.
Kadın: İyi. O zaman beni rahat bırak.

Adam: Seni çıplak görürsem mutlu ölece im.
Kadın: Ama ben seni çıplak görürsem gülmekten ölece im.

Adam: Sana kendimi hediye etmek istiyorum.
Kadın: Basit hediyelerden hoşlanmam.

Adam: Senin için dünyanın sonuna giderim.
Kadın: İyi. Benim için orada kalır mısın?


CrasHofCinneT 3 Ekim 2008 06:56

Kadınlar hakkında bilmediğiniz 10 şey
 

1-
Şu anda size sadık olmamıza güvenip, gevşemeyin. Kari Kraus'un sözünü hatırlayın: "Bugün size sadık olan, yarın başkasına da sadık olabilir!"

2-Evlenme teklif etmekten korkmayın! Ama ilişkinin hemen başında yapın. Cesur olun.

3-Seviştiğiniz kadına "geldin mi?" diye sormayın Böyle bir şey olursa, mutlaka belli ederiz! Emin olun.

4-Etkilemeye çalıştığınız bir kadına, asker arkadaşınızmış gibi "oğlum, ağbi" diye hitap etmeyin. En harbi olanlarımız bile, böyle konuşan bir adamla yatağa girmeyi düşünmez.

5-Çıplak bir adamın, ateşli olanını makbul sayanz. Yatakta "cool" takılmayın. Her şeyin bir yeri ve zamanı var... Unutmayın.

6-Saç, sakal, bıyık ve favorilerde aşırı süslemelere girmeyin. İdeal erkeğimizin babamız olduğunu hatırlayın! Boşuna yılbaşı ağacına benzeyip de, alay konusu olmayın.

7-Evinize ilk defa geldiğimizde, lise arkadaşıymışız gibi davranmayın. "Mutfaktan alsana... Bana da getirsene" türü teklifsizlik çağrışımlarını, özensizlik olarak algılıyoruz.

8-Eğer beş yıllık karınız değilsek, "sırtımı kaşı" demeyin. Bu bir "yakınlık" değil, "öküzlük" olarak aklımızda kalır.

9-çiçekleri çok severiz. "Ben ritüel adamı değilim" bahanesi hiç inandırıcı değil. Elinde çiçek olan bir adam, kendi sevgilimiz değilse bile, bize çok cazip görünüyor.

10-Romantik erkekleri hâlâ seviyoruz. İlk sevişmede, gözlerimize bakıp "seni seviyorum" deyin.

Kaynak: ESQUIRE


HerHangiBiri 5 Kasım 2008 23:53

http://images.habervitrini.com/haber_resim/girl_20hands_20at_20face.jpg


Kadınlar koyu tenli erkekleri; erkeklerse beyaz tenli kadınları çekici buluyor. Peki ama neden?

Toronto Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre kadınlar koyu tenli erkekleri tercih ederken, erkeklerse beyaz tenli kadınları çekici buluyor.

Araştırmalar serisine bir yenisini daha ekleyen bu araştırmada açık renk tenin masumiyet, saflık, bekaret gibi kavramları çağrıştırdığı ve erkeklerin kadınlarda bu özellikleri aradığı sonucu çıkarken, buğday ya da esmer tenli erkekleri tercih eden kadınlarınsa tehlike, gizem, iktidar ve seksi ifade ettiği için tercihlerini koyu tenli erkeklerden yana yaptığı ortaya çıktı.

Bilim adamları, hangi ırktan olursa olsun, erkeklerin "açık tenli" kadınları beğendiğini, kadınların ise "koyu tenli" erkekleri beğendiğinibelirttiler. Bilim adamlarına göre erkeklerin açık tene eğilimlerinin nedeni, açık tenin "masumiyet, saflık, bakirelik, hassaslık ve iyiliği" çağrıştırması. Ancak bilim adamları, Monica Belluci gibi esmer tenli kadınları tercih eden erkeklerin sayısının da hayli kabarık olduğunu belirterek bu erkeklerin bilinçaltlarında "tehlikeye eğilim" olduğuna dikkat çektiler.

Nicole Kidman, Kylie Minogue gibi açık tenli kadınları saflığın simgesi olarak gören erkekler, masumiyeti beyaz tende arıyor. Collin Farrel, Johnny Depp gibi beyazperdenin yakışıklı aktörleri ise esmer tenleriyle tehlikeyi ve gizemi çağrıştırdığı için kadınların beğenilerine daha çok hitap ediyor.


peaceful 6 Kasım 2008 11:28

bende esmer severim doğru galiba...:)


peaceful 6 Kasım 2008 18:40

BEN YATIYORUM... ..
Akşam annemle babam televizyon seyrediyorlardı .
Annem, 'Geç oldu,' dedi, 'zaten yorgunum, ben yatıyorum.'
Annem kalktı, mutfağa gitti.
Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı kaldırdı.
Sabaha hazır olsun diye çaydanlığı doldurdu, demliğe çay koydu.
Şekerliğe baktı, dibinde az kalmış, üstüne ekledi.
Kahvaltı için buzluktan ekmek çıkardı, akşam yemeği için çözülsün diye de eti aşağıya koydu.
Kahvaltı masasını hazırlamak için masanın üstündekileri topladı.
Telefonu şarja koydu, telefon defterini kapatıp yerine koydu.
Sonra çamaşır makinesinden ıslak çamaşırları çıkarıp astı ve makineyi tekrar doldurdu.
Banyodaki çöp sepetini boşalttı.
Islak bir havluyu kurusun diye duş perdesinin borusuna astı.
Bir gömlek ütüledi, kopuk düğmesini dikti.Çiçekleri suladı.
Esneyerek gerindi ve yatak odasının yolunu tuttu.
Çalışma masasının yanından geçerken durdu, öğretmene tezkere yazdı, okul gezisi için para sayıp ayırdı,
eğildi, sandalyenin altına girmiş ders kitabını aldı, masanın üstüne koydu.
Kek tarifleri defterini çıkardı,arkadaşına söz verdiği tarifi bir kağıda yazdı, çantasına koydu.
Bakkaldan alınacakları not etti, notu da çantasına koydu.
Sonra gitti, 3'ü 1 arada temizleme losyonuyla yüzünü yıkadı,dişlerini fırçaladı.
Gece kremini ve kırışık önleyici nemlendiricisini sürdü.
Tırnaklarına baktı, törpüledi.
İçeriden 'sen yatmaya gitmemiş mıydın' diye seslenen babama 'şimdi gidiyorum' deyip köpeğin su kabını doldurdu.
Kapıları pencereleri kontrol etti, holdeki lambayı yaktı.
Kardeşimin odasına gitti, oğlan uyumuş, lambasını söndürdü, bilgisayarını kapattı,
gömleğini astı, yerdeki kirli çorapları toplayıp sepete attı.
Bana geldi, 'haydi yat artık, biraz da yarın çalışırsın,' dedi.
Kendi odasına gitti, saati kurdu, ertesi gün giyeceklerini hazırladı.
6 maddelik acil işler listesine 3 madde daha ekledi.
Kendi kendine iyi geceler diledi, hayallerinin gerçekleştiğini gözünün önüne getirdi.
İşte o sırada babam televizyonu kapattı, ortaya öylece bir 'ben yatıyorum' dedi ve gitti yattı.
Sizce bu işte bir gariplik yok mu?


ZEKİ KADINLARA SAYGILARIMLA…)))))))…..

KARI & KOCA
Bir çift hiç konuşmadan arabayla yolda gitmekteydi. Daha önceki bir tartışma münakaşaya dönüşmüştü ve hiçbiri teslim olmak istemiyordu. Keçi, katır ve domuzlarla dolu bir çiftliğin yanından geçerken koca, alaycı bir biçimde sorar: 'Akrabaların mı?'
Karısı 'Evet' diye cevap verir ve ekler, 'Senin taraftan akrabalarım'




KELİMELER

Kocası karısına kadınların bir günde kaç kelime kullandığına dair bir makale okuyordu... 'Erkeklerin 15,000 kelimesine karşılık 30,000 kelime'
Karısı yanıtladı: 'Sebebi erkeklere her şeyi tekrar etmek zorunda olmamızdır.'
Kocası: 'Efendim?'



YARADILIŞ
Bir gün bir adam karısına sordu: 'Aynı zamanda nasıl hem bu kadar salak, hem de bu kadar güzel olabildiğini anlamıyorum.'
Karısı yanıtladı: Allah beni sen çekici bul diye çok güzel yarattı; Allah beni seni çekici bulayım diye çok salak yarattı!'


KONUŞMAMA CEZASI
Bir karı koca evde problemler yaşamaktaydı ve birbirlerine konuşmama cezası uygulamaktaydı.

Aniden adam ertesi gün karısının kendisini sabah 5:00 da iş için bir uçuşu olduğundan uyandırması gerektiğini hatırladı.

Sessizliği ilk bozan ve kaybeden kendisi olmamak için, bir kağıdın üzerine 'Lütfen beni sabah 5:00 da uyandır.' yazdı ve notu karısının bulabileceği bir yere bıraktı.

Ertesi sabah, adam uyandı ancak saatin 9:00 olduğunu ve uçuşu kaçırdığını fark etti. Çok kızdı, tam karısının onu neden uyandırmadığını soracakken yatağın yanında bir parça kağıt buldu. Kağıtta 'Saat 5:00 uyan' yazmaktaydı.


Erkekler bu tip yarışmalar için yeterli donanıma sahip değiller (İstisnalar Hariç) Allah erkeği kadından önce yaratmış olabilir, ancak şaheserden önce her zaman bir müsvedde vardır


peaceful 7 Kasım 2008 16:23

ENKAZ yada EN KAZ Dönemi

........................bilim adamlarının yaptığı araştırma, Kadınların hayatının 4 ana döneme ayrıldığını

ortaya koymuş:

1) Herşeye ağzı açık ayran budalası olarak baktıkları, söylenen her güzel lafa kolay kandıkları 17 - 25 yaş arasındaki
KAZ Dönemi.

2) Güzelliklerinin farkına vardıkları, o yüzden hep kapris üstüne kapris yaptıkları 25 - 35 yaş arasındaki
NAZ Dönemi.

3) Hayatı (erkekleri) tanıyıp gözlerinin açıldığı 35 - 45 yaş arasındaki
KURNAZ Dönemi.

4) Mihrabın yıkıldığı, herşeyin bittiği 45 yaş sonrası ENKAZ Dönemi

Evetttttttttt ya erkekler in hayatı kaç döneme ayrılırmış efendim. Elbetteki onların da var biraz sabır


Erkeklerin hayatıda 4 ana döneme ayrılir...

1. 17-30 yas arasi: KAZ Dönemi.

2. 30-40 yas arasi: KAZ Dönemi.

3. 40-60 yas arasi: KAZ Dönemi

4. 60 ve sonrasi : 'ENKAZ yada EN KAZ' Dönemi



DrEaMy 7 Kasım 2008 17:12

ERKEKLERİN KADINLARDAN RİCASI !!! =)))

* Pembe dizilerdeki sahte aşk nağmelerini bizden duymaya çabalamayın çünkü onlar gerçekten rol yapıyor ve kabak bizim başımıza patlıyor.

* Bir SMS gönderdiğiniz zaman ilk 10 saniyede cevap gelmeyince ikinci SMS‘te “Orda mısın???” diye sormayın. Kesinlikle oradayızdır!..

* Mağazada gelinliklere bakıp “Aaaa ne güzeeel” dediğinizde onun bizim için bir anlamı yoktur. Bizi duygusuzlukla suçlamayın. Gelinlik sadece kızların hayalidir erkeklerin değil!!!

* Saçlarınızı boyattığınızda bunu fark edemezsek anlayın ki yakışmamıştır ve bu bizim suçumuz değildir.

* Çoğu erkek ısrardan ve bir şeyi ikinci kez duymaktan nefret eder; mutlaka ilk söylediğinizi anlamışızdır ama işimize gelmiyordur, lütfen bize geri zekalı muamelesi yapmayın.

* Alışveriş yapmak hiç zevkli değildir ve asla zevkli olmayacaktır.

* ‘Beni seviyor musun?’ diye sormayın. Emin olun ki sevmiyor olsak yanınızda bir saniye bile durmayız…

* Bizden sizinle aynı üzüntüyü yaşamamızı ve size tuvalete kadar eşlik etmemizi beklemeyin, o sizin kız arkadaşlarınızın görevidir.

* Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyerseniz giyin, size çok yakışıyor, yemin ederiz. O yüzden bir daha sormayın.

* Biz erkekler gerçekten basitizdir. Mesela sizden ekmeği getirmenizi istiyorsak, aslında sadece acıkmışızdır ve sadece ekmeği getirmenizi istiyoruzdur. Bundan ‘ekmek niçin masada değil’ diye bir iğneleme yaptığımız sonucunu çıkarmayın zira tüm erkekler edebiyatçı değildir…

* Eğer farkında olmadan 2 değişik şekilde anlayabileceğiniz bir şey söylemişsek ve bunlardan biri kötü ve sizi üzecekse, kesinlikle diğer anlamında söylemişizdir, boşuna bizi sıkıntıya sokmayın…

* Biz farklı anlamlar taşıyan dolaylı, mecaz soruları anlamayız. Ne istiyorsanız doğrudan söyleyin ve bizi yormayın…

* Eğer şişmanladığınızı düşünüyorsanız ki büyük ihtimalle şişmanlamışsınızdır. Bize sormayın, cevap vermeyi reddediyoruzdur.

* En karmaşık durumda bile bizim için temel kural şudur: ‘En kolayını seç’. Bizden komplike şeyler beklemeyin.

* Erkekler genelde sadece ana renkleri görürler. Mesela, şampanya bir renk değil, bir içkidir bizim için.
Sarımsı Yeşil, Açık Yeşil Likör yeşili, Çimen Yeşili, Kireç Yeşili, Yay Yeşili, Orta Deniz Yeşili
Yukarıda saydıklarınız vallahi hepsi yeşil işte!.. Lütfen bizi zorlamayın..

* Erkeklerin çoğunun en fazla 3 çift ayakkabısı vardır. O yüzden 30 çift ayakkabınızdan hangisinin kıyafetinize uyacağını bilmiyoruzdur lütfen sormayınız ayrıca uyum diye bir şey yoktur ve sırf uyum için giyeceğiniz şeyleri 1 hafta önceden tasarlamanız tamamen sizin takıntınızdır. Mavi kotun üstüne her renk ve desen blüz giyilebilir.

* Kırmızı tokanız var ve sırf bu tokaya uyum sağlaması için lütfen kırmızı takım elbise almaya bize mağazaları dolaştırmayınız!..

* Cuma + Cumartesi + Pazar = Bol yemek ve mutfak gerçekliğinin icrasıdır…
* Bizi anlamaya çalışın; ancak bizi anlama işini lütfen fazla abartmayın çünkü çok kolay anlaşılır erkekler.

* Evi temizleyip yorulduktan sonra, yüzünüze bakılmayacak haldeyseniz, yaptığınız temizliğin bizim için bir anlamı yoktur, takdir beklemeyin. Temiz bir evden ziyade bakımlı görünen bir kadınla bir evi paylaşmak daha anlamlıdır…

* Ev işlerinden sonra yattığınız yerde sızıp kalıyor ve her türlü kur çabasına yorgunum diyorsanız bu bizi bozar… Bir erkeğe temiz evden önce temiz bir eş ve hatta sadece bir eş lazımdır. Temizlik, bir temizlikçi tarafından da yapılabilir ama bazı şeyler temizlikçi ile yapılmaz… Yapılmamalı da. Bizi zorlamayın!..

* Aylarca süren baş ağrıları, baş ağrısı olamaz, mutlaka bir doktora gidin.

* Size ‘neyiniz var’ diye sorduğumuzda, ‘hiç bir şeyim yok!!!’ derseniz size inanırız, bizim için olay bitmiştir. O yüzden bir şeyiniz varsa doğrudan söyleyin sonra bizi anlayışsız durumuna düşürmeyin…

* Canım sıkılıyor hiç dışarı çıkmıyoruz hep evdeyiz farkındamısın diye sormayın farkındayızdır. Sadece nereye gitmek istediğinizi söyleyin bizi yormayın...

* 30 civarında ayakkabınız ve dolaplar dolusu elbiseniz varken bizi iflas ettirmek bir sevgi gösterisi değildir.


HerHangiBiri 12 Kasım 2008 15:58

Ondan uzak durun!




Bu davranışları sergileyen biriyle ilişkiyi sürdürmeye devam ederseniz, kalbinizin kırılabilir!

Yeni bir ilişkiye başladınız. Ve çok mutlusunuz. Fakat partnerinizin bazı davranışlarına anlam veremiyorsunuz. Yazımızda bahsedeceğimiz davranış şekillerinden birini yakaladığınız anda düşünmeye başlayın

Ev telefonunu vermiyor:

Yeni tanıştığımız kişilere ev telefonumuzu vermememiz çok doğal. Fakat sevgilinizin size ev numarasını vermemesi hiç hoş değil. Sizinle sadece cep ve iş telefonu aracılığıyla kontak kurma eğiliminde olan kişilere karşı dikkatli olmalısınız.

Ailesi, işi ve yaşamı hakkında bilgi vermekten kaçıyor:

Bazen karşınızdakine sorduğunuz sorulara verdiği cevaplar, ona daha çok soru sormanıza neden olur. Hiç başınıza böyle bir şey geldi mi? Sevgiliniz bu tarz bir davranış sergiliyorsa dikkatli olun. Bilgi vermek istemeyen birinin sakladığı birşeyler var demektir.

Aniden programını dağiştiriyor:

Sevgiliniz buluşacağınızda son anda programınızda değişiklik yapıyor mu? Yapıyorsa bu ne sıklıkta oluyor? Hayatımızda bazen ani değişiklikler yapmamızı gerektirecek olaylar olur ve biz de programımızı bunlara göre değiştirmek durumunda kalırız.

Arkadaşlarıyla tanıştırmıyor:

Sevgilinizin arkadaşlarıyla birlikte bir yerlere gitmek için plan yaptınız. Fakat her plan yaptığınızda ya arkadaşlarının işi çıkıyor ya da sevgiliniz onlarla görüşmenizi istemediğini söylüyor. Ya da diyelim ki arkadaşlarıyla tanıştınız. Size olan davranışları nasıl? Ve herşeyden önemlisi arkadaşları sevgiliniz hakkında ne düşünüyor? İşte bu bilgilerin ışığı altında sevgilinizin bazı özellikerlni öğrenebilir ve onu daha yakından tanıma fırsatı yakalayabilirsiniz.


HerHangiBiri 14 Kasım 2008 12:36



Doktora öğrencileri arasında yapılan bir araştırmada, erkekler için sevgi, kadınlar içinse kişiliğin en önemli kriter olduğu ortaya çıktı.

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) İşletme Fakültesi öğretim elamanları Adem Tüzemen ve Aşkın Özdağolu'nun DEÜ Sosyal Bilimler Enstitüsünde doktora eğitimi alan 25 öğrencinin eş seçiminde belirlenen kriterlerle ilgili araştırma, Atatürk Üniversitesinin Türkiyat Araştırmaları Dergisinde yayımlandı.

Öğrencilerle yüz yüze yapılan görüşmeler sonucunda, eş seçiminde önem verilen kriterler, Analitik Hiyerarşi Süreci Yöntemi ile değerlendirildi.

Bu yöntemle yapılan değerlendirmede, eş seçiminde erkekler için en önemli kriter sevgi olarak belirlenirken, kadınlar için kişiliğin belirleyici olduğu tespit edildi.

Neslin devamı ve sosyal bir toplum içinde çocuklarını büyütebilmek amacıyla aile kuran insanların, evlilik bağıyla kurdukları aile müessesesinin aktörlerinin belirlenmesindeki karar aşamasında, aile faktörünün ikinci, karakter faktörünün de üçüncü sırada yer aldığı görüldü.

DEÜ Öğretim Elemanı Adem Tüzemen, yaptığı açıklamada, araştırmalarında, hayata atılmış olan doktora öğrencilerinde, sevgiyle birlikte bir takım toplumsal beklentileri de karşılayan kişisel özelliklerin önemli olduğu sonucunun ortaya çıktığını söyledi.

Tüzemen, sonuç olarak, doktora öğrencilerinin eş seçimi karar aşamasında, duygusal bağlarının kişisel faktörlerle desteklendiğinin görüldüğünü ifade etti.

Daha önce yapılan araştırmalarda, mezuniyet durumundaki üniversite öğrencilerinin de eş seçiminde sevgi ve kişiliğe daha çok önem verdiklerinin tespit edildiğini anımsatan Tüzemen, bu bakımdan kendi ayakları üzerinde durmaya başlamış olan doktora öğrencileri ile üniversite öğrencilerinin seçim önceliklerinin paralellik gösterdiğine dikkati çekti.


HÜRRİYET


HerHangiBiri 18 Kasım 2008 01:38

lişkiler hakkındaki 8 gerçek




Aşk hayatınızdaki gizemi tamamen yok etmeden, ilişkinizde neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrenerek oluşabilecek sorunlardan olabildiğince kaçınmış olacaksınız.

Birbirinizden ayrı geçirdiğiniz zamanlar ilişkinizi güçlendirir

Tabii ki birlikte zaman geçirmek çok önemli, Fakat uzmanlara göre bir o kadar da ayrı zaman geçirmeniz gerekiyor. İlişki uzmanları, ayrı geçirdiğiniz zaman içerisinde, birbirinizle paylaşabileceğiniz yeni fikirler, hikayeler ve düşünceler üretebileceğinizi belirtiyor. Üstelik bu ayrılığın faydaları birden fazla olabilir. Tüm İyi Erkekler Kapılmadı kitabının yazarlarından biri olan Debbie Magids, sevgilinizle zaman geçirdiğinizde aslında o an onu düşünmek için vakit harcamadığınızı söylüyor. Öte yandan uzakta olduğunuz anlarda erkek arkadaşınızı gerçekten düşünür ve ona özlem duyarsınız. Onunla beraber olabilmek için gün sayarsınız.




İçinizde bir şeylerin kötü gittiğine dair bir his varsa, o his muhtemelen doğrudur.

Kadınlarda, kadın olmanın doğasından kaynaklanan bir önsezi bulunur. Böylelikle, duygusal seviyede yaşanan herhangi bir uzaklaşmayı aniden fark edebilirler. Eğer normalde çok şüpheci ve kendine güvensiz bir insan değilseniz, o zaman içgüdülerinize güvenmelisiniz. Örneğin, erkek arkadaşınız kendi çapında bir iletişim uzmanıysa, yani size sürekli telefon ediyor, e-postalar veFacebook mesajları gönderiyorsa, durup dururken bir anda ortalıktan kaybolması hayra alamet sayılmaz. Elbette iki veya üç gün erkek arkadaşınızdan haber alamamanız dünyanın sonu değil. Ancak günümüzde iletişimin çok basit ve pratik bir şey haline geldiğini düşünürsek, bu onun son zamanlarda sizinle pek ilgilenmediğini göstermeye yeter de artar.

Oikle, erkeğin, ilişkiyi bitirmek istediğinde, kendisini kız arkadaşından uzaklaştırdığını söylüyor. Yani sizi eskisi kadar çok aramaz, mesajlarınıza veya e-postalarımıza daha geç cevap verir ya da sizinle buluşamayacak kadar meşgul olur. Yakınlaşma Rehberi isimli kitabın yazarı Paul Coleman'a göre bir erkek sizinle ilgileniyorsa hiçbir zaman çok meşgul olamaz.

Bu durum devam ederse, onu suçlayan bir tavır sergilemeden, erkek arkadaşınızla sizi rahatsız eden davranışları konusunda konuşun. Örneğin ona. "Beni bir süredir aramadın. Kafanda ilişkimizle ilgili soru işaretleri mi var acaba' diyebilirsiniz. Buna rağmen size net bir cevap veremiyorsa, açıkça söyleyelim, aslında net cevabınız önünüzde.

Daha önceki ilişkilerinde kız arkadaşlarını aldattıysa muhtemelen sizi de aldatacaktır.

Erkeğin aldatmasının altında yatan sebeplerden biri de ilişkisinde duygusal veya cinsel bir boşluk oluşmasıdır. Ancak çoğunlukla başka kadınların peşinden koşmak, onda bir problem olduğunun habercisidir. Kötü Erkekler adlı kitabın yazarı Jay Carter, çoğu erkeğin aklatma sebepleri arasında heyecan arayışı, egolarını tatmin etme arzusu veya fırsat oluştuğunda cinsel ilişkiyi reddetme yetersizliği bulunduğunu belirtiyor.




Bütün bu faktörler erkeklerin yoldan çıkmasına ve "aklatan erkek tekrar aklatmaya meyillidir" kanısına varmamıza sebep olur. O nedenle, eğer erkek arkadaşınız son ilişkisinde kız arkadaşını sizinle aldatmışsa, Bunu bir kerelik bir olay olarak görmeyin ve tekrar yapabileceği fikrine kendinizi alıştırın.

Sizinle yeterince ilgilendiğini düşünmek ister

Aşkın Sırları Açığa Çıkıyor adlı kitabın yazarı Ailen Berger, kadınların hem okul hem de iş dünyasında erkeklerden öne geçebileceklerini ancak birçok erkeğin özsaygılarını, sevdikleri insanın gözünde değerli okluklarını hissettikleri an kazandıklarını belirtiyor. Kız arkadaşlarına bir şeyler yapabiliyor olmak, erkeklerin kendilerini dünyanın en değerli insanı gibi hissetmelerim sağlar. Kendi kendine yetebilen bir kadın olsanız bile, arada bir onun, sizin için bir şeyler yapmasına izin vermelisiniz. Bu en basitinden bir yemek ısmarlamak bile olabilir. Sizinle ilgilenmesine izin vermeniz ona değer verdiğiniz anlamına gelir.

Eğer bir erkek ilişkiye hazır olmadığını söylüyorsa, inanın!

İster inanın ister inanmayın, erkekler kadınları hayal kırıklığına uğratmaktan nefret ederler. O nedenle eğer cesaretini toplayıp size geliyor ve ilişkiye hazır olmadığını söylüyorsa, içtenliğinden emin olabilirsiniz. İlişki istememesinin sebepleri çeşitli olabilir (bağlanma korkusu, başka insanlarla beraber olma isteği, sizi kız arkadaş olarak görememe gibi) ama hangi acıdan bakarsanız bakın sonuç, hep aynıdır: Sizin erkek arkadaşınız olmak istemiyor.

Hayır, sizi biraz tanıyınca fikrini değiştirmek istemeyecek. Bir kadın hakkında karar vermiş olan bir erkeğin fikrini değiştirmesi neredeyse imkansız bir durum. Eğer size bunu söyledikten sonra hâlâ onunla takılmaya devam ederseniz, bu durum konusunda rahat olduğunuzu düşünecektir. Siz de rahat olduğunuzdan emin olun.

İlişki ilerledikçe seks daha iyi olabilir

İnsanlar ciddi ilişki kavramının seks hayatının bitişi anlamına geldiğini düşünürlerdi. Ancak araştırmalara göre genç ve evli çiftler seks hayatlarından, bekar çiftlere göre daha memnunlar.




Erkekler Yatakta kitabının yazarı Barbara Keesling, ilişkinin ilk altı ayından 18. ayına kadar seksin çoğunlukla testosteron ve dopamin bazlı ilerlediğini belirtiyor. Bunun anlamı şu: Aşırı istek ve sadece o insanla seks yapma isteği. Daha sonra ise seks şekil değiştiriyor. Hatta daha iyi bir hale geliyor. Karşınızdaki insanı tanıyıp ona güven duymaya başladığınız için cinsellik ile daha içlen ve erotik bir hal alıyor.

Elbette bu aşinalığın avantajları var. Uzun zamandır birlikte olan çiftler büyük olasılıkla birbirlerini kolayca tatmin eder ve fantezilerini paylaşmak ve uygulamak konusunda daha rahat davranırlar, ilişkinin İlk günlerinde birbirinizin kıyafetlerini parçalarcasına çıkardığınız için unutulan ön sevişme seansları ileriki günlerde odak noktası haline gelir.

Emin olmadığınız bir ilişkiyi sonlandırdığınız zaman pişmanlık duymazsınız.

Artık, kadınlar da çok düşünmeden hareket ederek bir erkekle beraber olabiliyor ama ardından onları terk etmiyorlar. Hatta çoğu kadın ilişkisinin yürümesini dileyerek olmadık davranışlarda bulunabiliyor. Ancak üzerinde uzun bir süre düşündükten ve çaba harcadıktan sonra olmayacağına karar veriyorlar.

İşte bu kadınlar, erken bitirdikleri ilişkilerin sonucunda kafalarını taşlara vurmak istemedikleri için kendilerini bu zorlu süreçten geçmek zorunda hissediyorlar. Northwestern Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırmaya göre insanlar biten ilişkilerinin ardından eskisi kadar üzülmüyorlar. Bu nedenle, eğer siz de karşınızdaki insanda bir sorun hissediyorsanız, daha iyi bir ilişki için fırsat yaratabilmek adına diğerini terk etmekten korkmayın.

İlişkiyle ilgili konuşmaları başlatan genellikle kadınlardır.

İlişkinin nabzını tutan kadınların tersine, erkekler, yanlış giden bir şey olmadığı takdirde ilişkiyi sorgulamazlar, O zaman bile kadınlar gibi hemen konuşmaktansa, sorunu kendi kendilerine çözmeye çalışırlar.

İlişki konuşmasına başlamadan önce sunu aklınızdan çıkarmayın; erkekler, sizin gözyaşlarında boğulacağınızı düşündükleri için rahatsızlık duyarlar. Coleman, bu sebepten ötürü erkek arkadaşınızı pusuya düşürmemenizi, aksi takdirde kendisini müdürün odasında veya polis çevirmesinin ortasında sıkışıp kalmış kadar stresli hissedeceğini hatırlatıyor.

Onu rahatlatmak için, Oikle, "iltifat sandviçi" ismini taktığı bir taktiği denemenizi öneriyor: Öncelikle pozitif bir şeyle başlayın. Ardından konuyu açın. Son olarak yine pozitif bir şeyle konuyu kapalın, örneğin, yeni başladığınız bir ilişkide erkek arkadaşınızın ağzını aramak için, "Senden gerçekten çok hoşlanıyorum. Bunun uzun vadeli bir ilişki olduğunu düşünüyor musun? Umarım öyle düşünüyorsun dur çünkü birlikteyken çok güzel vakit geçiriyoruz" diyebilirsiniz. Bu konuşma, "Ben senin kız arkadaşın mıyım, değil miyim?" şeklinde bir tepkiye göre daha rahat karşılanabilir. Bir süredir beraber olluğunuz erkek arkadaşınıza birlikte yaşamak konusunu açmak için, "inanılmaz bir İlişkimiz olduğunu düşünüyorum ve bir sonraki adımı atarak beraber yaşamaya hazırım. Düşünsene tüm fantezilerimizi aynı ev içerisinde gerçekleştirebiliriz'" diyebilirsiniz.


HerHangiBiri 18 Kasım 2008 22:48

Çok ilginç evlilik gelenekleri


ÇİN

Damadın ailesi astroloji uzmanına başvurarak evlenmeyi düşünen çift hakkında yorum ister. Eğer astroloji uzmanının hazırladığı horoskopu damadın ailesi uygun bulursa, çocuklarının doğum saatini ve tarihini kızın ailesine göndererek, aynı işlemi onların da yapmasını ister. Gelinin ailesine verilecek hediyeler arasında ‘çay’ önemli bir yer tutar. Düğünden önce damat evlilik yatağını hazırlar ve üzerine portakal, fıstık ve çeşitli meyvelerden koyar. Ailenin küçük çocukları yatağın üzerine oturtulur ve meyvelerle oynamalarına izin verilir. Yatağın üzerinde ne kadar çok çocuk olursa o kadar çok doğurganlığı sembolize eder. Gelin düğünde kırmızı ayakkabı giyer ve kırmızı duvak örtünür. Nedimelik yapan bayanlar gelinin horoskopuyla uyumlu doğum yılına sahip kişilerden seçilir. Ayrıca Ay takviminin 7. ayının son 15 gününde evlenmenin uğursuz olduğuna inanılır; çünkü o dönemde cehennemin kapısının açılıp kayıp ruhların serbest kaldığına inanırlar.

HİNDİSTAN

Damat gelinin kıyafetinden sorumludur. Gelin; bildiğimiz beyaz gelinlik yerine, “sari” denilen özel bir giysi giyer. Törene gelirken gelinin üzerinde gündelik kıyafetler vardır, daha sonra kocasının kendisine sunduğu kıyafeti giyer.

İSRAİL

Musevilere göre düğünlerde içi cam parçalarıyla dolu bir beze basmak Kudüs’teki kutsal tapınağın yokoluşunu sembolize ettiğinden yerleşmiş bir gelenek halini almıştır. Törende cam kırmakta hayattaki mutluluğu ve üzüntüyü sembolize ediyor

KORE

Kore’de evlilik geleneklerinde ördek ve kaz önemli bir yer tutmaktadır. Eskiden, damatlar arkalarında kaz taşıyarak beyaz bir atın üstünde gelinin evine giderlerdi. Günümüzde ise sembolik olarak tahta kaz kullanılmaktadır. Bir başka geleneğe göre de düğünden sonra, bir çift tahta ördek yeni çiftin evine yerleştirilir, eğer ördekler karşılıklı konursa çift iyi geçiniyor, ters konursa çiftin kavga ettikleri anlamına gelir

İSKOÇYA

Gelin düğünden bir gece önce aile büyüklerinin ortasına oturur ve onlara ayaklarını yıkatır. Bu gelenek çiftin mutluluk yolunda yürümelerini sembolize eder. Düğünde ise gelin iki ayakkabısına da bozuk para koyar.

VİKİNGLER

Vikingler zamanında evlilikler açık arttırma şeklinde yapılıyordu. Damat adayı gelin adayı için kızın babasına fiyat teklif eder ve bu fiyat üzerinden pazarlık yapılırdı. Belirlenen para miktarı çeyiz için kullanılırdı. Ayrıca gelinin sağ ayağına babası gümüş, sol ayağına da annesi altın takardı ve bu gelenek çiftin hayatları boyunca altın ve gümüş sıkıntısı çekmemeleri dileğini temsil ederdi.

BOSNA - HERSEK

Ülkenin bazı bölgelerinde evlenme çağına gelmiş gelin adayını isteyen damat adayı kız evine yemeğe davet edilmekte ve ailenin büyükleri ile söz konusu evlilik hakkında tartışmaktadır. Kızın aile büyükleri damat adayı hakkında bir karara vardıktan sonra kahve ikramına geçilir. Kahve şekerli ise damat adayı evlilik için uygun görülmüştür, ancak kahve sade ise damat adayı reddedilmiş demektir.

PAKİSTAN

Ülkenin bazı bölgelerinde damat adayı kızın aile büyükleri tarafından sınavdan geçirilir. Bu sınav, aile büyüklerinin damat adayına akla gelebilecek tüm hakaret ve küfürleri etmeleri, damat adayının ise tüm bunlara katlanabilecek kadar soğukkanlı olmasına dayanmaktadır. Sınavdan başarıyla geçen genç evlilik iznini almış olur.

FİNLANDİYA

Gelinler düğünde el yapımı altın bir taç takıyorlar. Törenden sonra bekar genç kızlar gelinin etrafında toplanıyor ve gelin genç kızlar arasından seçtiği birine altın tacını veriyor. Seçilen kızın, en kısa zamanda evleneceğine inanılıyor.

FRANSA

Evlenecek çiftlerin törende yer alacak çiçeklerini davetliler getiriyor. Gelin ve damadın, evlilik günlerinde kullanılan ve nesilden nesile aktarılan evlilik kabından şarap içmesi de bu ülkedeki evlilik gelenekleri arasında yer alıyor

İNGİLTERE

Geleneklerinin en başında kilisede çan çalmak geliyor. Bu şekilde kötü ruhların kovulduğuna inanılıyor. Gelin ve damat kiliseye girerken ve çıkarken çanlar çalınarak yeni evli çifte çiçek atılıyor.


BULGARİSTAN

Erkek, sevdiği kızı ailesinden istemek için en yakın arkadaşıyla kızın evine giderken, yanında mutluluk, sağlık ve zenginliği temsil eden "rakia" denilen özel bir ev viskisi ve "zdravet" adı verilen yeşil çiçeklerden küçük bir buket götürüyor. Bunun yanı sıra kıza ve babasına ufak hediyeler veriyor. Baba, evin reisi olduğundan içki ikramında bulunuyor. Damat adayını beğenir ve evliliği onaylarsa kızına dönüp 3 kez evliliğe hazır olup olmadığını soruyor ve kız (evet) derse kızın ailesi de erkeğin ailesine hediyeler yolluyor. Düğünden önceki Perşembe günü hamur ve mayanın karıştırılmasıyla özel bir ekmek yapılıyor ve bu ekmek yeni ailenin oluşumunu sembolize ediyor. Düğünde ise gelin, içinde bozuk para, çiğ yumurta ve buğday bulunan bir tabağı arkasına bakmadan başının üzerinden geriye doğru atıyor. Tabak ne kadar küçük parçalara ayrılırsa o kadar iyi olacağı düşünülüyor. Ayrıca gelin ile damada somun ekmeği veriliyor. Hangisi bu ekmekten daha büyük parça koparırsa evde onun sözünün geçeceğine inanılıyor


HerHangiBiri 21 Kasım 2008 11:05



Araştırmalara göre ilk 30 saniye bir ilişkinin yaşanıp yaşanmayacağını anlamak için yeterli bir süre.

Kadının olumlu sinyaller vermesi halinde erkeğin hatalı bir davranışı ilişkinin başlamadan bitmesine neden olur.

İşte çiftlerin birbirlerinde aradıkları özellikler

Espri yeteneği: Bir kadını veya erkeği güldürebilmek, kalbinin yarısını da kazanmak demektir. Espri yeteneği çok hafif ama etkili bir silah, küçük ama her şeyi bir anda değiştirebilecek bir detaydır. Zekice yapılan espriler, sohbetin samimileşmesini sağlayacak en etkili yöntemdir.

Gülümseme: Kadınların erkeklerde aradıkları en önemli özelliklerden biri de güleryüzdür. Gülümseme, sizi çekici kılan unsurlardan biridir. Yüzünüzü aydınlatan sıcak bir gülüş, onu elde etmenizi sağlayacaktır. Sonuç, kesin ve çabuktur. Üstelik gülümsemeniz sizin ne hissettiğinizi bütün kelimelerden daha iyi anlatır. Eğer mutluysanız, birinden hoşlanıyorsanız, aşıksanız veya onun için deli oluyorsanız, bunu tek kelime bile etmeden sadece bir gülümseme ile ilan edebilirsiniz.

Doğallık: Bütün çekiciliğinizi olduğunuz gibi gösterebilirseniz, yani doğal olabilirseniz, kesinlikle karşınızdakini etkileyebilirsiniz. Hayatı ve insanları sevmek, yaşam enerjisi ve heyecan erkekleri de kadınları da çeker. Üstelik hiç çaba sarfetmeden, doğal bir şekilde...

Sürprizler: Kadınlar ve erkekler sürprizlere bayılırlar. Özel günleri fırsat bilip, ona mutlu olacağı hediyeler armağan edin. Vereceğiniz hediyenin içine romantik bir şiir ya da aşkınızı esprili bir şekilde ifade edecek minik bir kart eklemeyi de unutmayın. Ne kadar etkili olduğunu göreceksiniz.

Doğru hediyeler: Kadınlara ve erkeklere en doğru hediyeyi seçmek, onun kalbini onikiden vuracaktır. Kadınları çiçek, parfüm ve güzel ambalajlanmış bir çikolata etkileyeceği gibi, erkekleri ise kalem ve kravatla etkileyebilirsiniz.


HÜRRİYET


peaceful 21 Kasım 2008 20:47



HerHangiBiri 23 Kasım 2008 14:50

Erkekler kaştan, kadınlar kokudan etkileniyor




ABD Psikoloji Derneği'nin raporuna göre, erkekler, kendilerine partner seçerken kaş ve gözlere kadınlar ise kokuya dikkat ediyor.

Erkekler özellikle kalkık kaşları seks mesajı olarak algılarken; kadınlar ten kokusundan etkileniyor. New York'taki Brown üniversitesi'nden Prof. Rachel Herz'in 231 genç üzerinde yaptığı araştırmada kadınlar, temiz ve doğal kokulu erkeklerin arzu uyandırdığını söyledi.

Profesör Adam Brown'un yaptığı bir diğer araştırmada, erkeklerin düşük kaşlı kadınları çekici bulmadığını ortaya koydu. Flört sinyali "Kadınların hoşlandıkları bir erkekle buluştuğunda kaşlarını kaldırdığı" teorisinden yola çıkan Brown, denek erkeklere üç farklı kadının fotoğrafını vererek, hangisini çekici bulduklarını söylemelerini istedi. Erkek deneklerin tümü kaşları kalkık olan kadını en çekici kadın olarak değerlendirdi.


EN SON HABER


HeliX 24 Kasım 2008 00:36

Çok iyi başlayan aşklar var, sevdalar var. Ama kısa bir süre sonra bu ilişkilerin pek çoğunun hayal kırıklığı ile sonlandığını görüyorsunuz. Neden?

Aşkın “imkansız” olduğunu hepimiz bir şekilde öğreniyoruz. Ya şarkılardan ya şiirlerden veya yaşayarak.
Eş seçimi yaparken kimi insanlar alt benliklerini (id) ön plana çıkarır ve cinsel çekiciliği çok önemserler. Kaslı vücutlar, kıvrımlı kalçalar, dar kalçalar, uzun bacaklar vs.
Kimileri üst-benliklerini ön plana çıkarır (süperego) .Birlikte olacağı insanın toplumsal konumu, ahlaki tutumu, adil ve kibar mı, sosyal ortamlarda nasıl? gibi özellikleri önemserler.
Kimileri de benliklerini önemser, bencil (egoist) davranırlar. Birlikte olacakları insan zengin mi? Olanakları olan bir insan mı? Doyuma odaklanmış akıl bu kişilerde ön plana çıkar.
Aşkı ve sevdayı id , ego, süper-ego düzeyinde ele alabiliriz. Ama bu bize yalnızca iki boyutlu bir bilgi verir. Kavrayışımızın içine üçüncü bir boyutu katmak zorundayız.
Bu üçüncü boyut da “zamandır”.
Çiftlerden biri obsesif olduğu için vicdan ve adalet kavramlarını ön plana çıkarabilir. İlişki içinde ne kadar haklı olduğunu sevgilisinin “haksız” olduğunu arkadaşlarına anlatmaya çalışabilir.
Çiftlerden biri şizoid özellikli bir narsisizmi olduğu ve birazda antisosyal özelliği olduğu için daha rasyonel, çevreyi önemsemeyen bencil ve ben-merkezci bir ilişki kurmaya çalışabilir.
Çiftlerden biri histerik yapıya sahip olduğu için bedensel güzellik, ayartıcılık, yakın olma isteği ile bunları dengeleyen dokunulmazlık, asalet, uzaklık gibi özelliklere sahip olabilir. Sevgilisinde kıskançlık duyguları uyandırır.


HerHangiBiri 28 Kasım 2008 21:25



Aşkın beyinde tıpkı kokain gibi bir etki yarattığını biliyor muydunuz? Yoksa siz de aşk bağımlısı mısınız?

ABD'de New Jersey, Albert Einstein ve New York üniversitelerinden psikolog ve nörologların yer aldığı bir ekip tarafından yapılan araştırmada, aşk duygusunun tıpkı açlık ve susuzluk gibi temel duygular arasında yer aldığı ve çok güçlü olduğu dile getirildi. Araştırmada, çılgınca âşık ve terk edilmiş gençlerin beyinleri 'scan' edildi. Sevdiklerini düşünmeleri söylenen deneklerin beyninde hep aynı bölge aktif oldu. Bu bölgenin mutluluk veren dopamin hormonu salgısına uğradığını belirten araştırmacılardan Prof. Helen Fisher, "Tüm temel dürtüler dopamin sistemiyle ilgilidir. Aşk da öyle... Dopamin temel ihtiyaçların tatmin edildiğini gösterir" dedi.

Yapılan testler sırasında beyindeki motivasyon ve ödül sistemi bölgesi denilen kesimin, yemek yeme, su içme, kokain alma ya da kız arkadaşla telefon görüşmesi yapma gibi gereksinimlerin karşılanması sırasında aktif olduğu görüldü.

"Bağımlılık çok güçlüdür. Kokain bağımlılığı da dopaminle ilgilidir" diyen Prof. Fisher, yeni âşıkların çok enerjik olmasını da dopamin etkisine bağladı. Prof. Fisher, "Dopamin dikkat odaklanmasını sağlar. Bu yüzden âşıkların gözünde sevdiklerinden başkası yoktur" dedi.


HÜRRİYET


HerHangiBiri 1 Aralık 2008 15:59



Ailenin, sağlıklı bir toplumun temel taşı olduğunu kaydeden Psikolog Dr. Murat Kemaloğlu, “Sürekli birlikte yaşamak zor bir iş. Sorun çıktığında gerçek bir uzmana başvurmaktan çekinmemek gerekir” dedi.

Sorunları çözmenin en iyi yollarından birinin, insanın bakış açısını değiştirmek olduğunu belirten Kemaloğlu, şunları söyledi: “Aile bireyleri arasında çeşitli sorunlar çıkabilir. Bir sorun çıktığında, olayı, karşımızdaki kişinin bakış açısıyla görebilmeliyiz. Eşlerin, birbirine saygı ve şefkat duygularıyla yaklaşması da evlilik kurumunun mutlu sürdürülmesi açısından son derece önemlidir.”

Hayal, monotonluktan kurtarır

Yeni evlenen çiftlere küçük bir terapi de uygulayan Kemaloğlu, çiftlerden, gelecekte sahip olmayı arzuladıkları şeyi hayal etmelerini istedi. Çiftlerden gelen yanıtları değerlendiren Kemaloğlu, mutlu ve başarılı olmanın yolunun hayal kurmaktan geçtiğini dile getirerek, yeni evli çiftlere, ‘Hayal kurun, mutlu olun’ önerisinde bulundu. Hayal kurmanın kişilik gelişimini artırdığını da belirten Kemaloğlu, ‘Hayal etmediğiniz bir şeye sahip olamazsınız. Bu da insanı monotonluğa ve mutsuzluğa iter’ diye konuştu. Çiftlerden gelen soruları da yanıtlayan Kemaloğlu, çiftlerin, evliliklerinde sıkıntı yaşamaları halinde kendisine başvurabileceklerini de sözlerine ekledi.


HerHangiBiri 2 Aralık 2008 02:42

Seni Seviyorum Diyebilmenin Güzelliği




Sevmek...Tanrının bize bağışladığı en yüce duygulardan bir tanesi... Yaşamımıza renk katan yegane şey. Sevmek ve sevildiğini hissetmek, hissettirmek. Sevmek... her şeyi, dünyayı, yaşamayı, insanları, kuşları, çiçekleri, denizi, suyu, herşeyi, kendimizi bir de. Biz ulus olarak sevgi dolu insanlarız aslında, yüreğimiz hep bu ışıltılarla dolu. Ama sevgimizi dile getiremiyoruz yeterince. Hep içimizde, yüreğimizde saklı tutuyoruz, nedense kullanmayıp saklıyoruz. Halbuki ne güzel iki kelimedir “ seni seviyorum ” diyebilmek. Bu gizemli kelimeyi kullanmaktan korkmasak, içimizden geldiği gibi ve hissettiğimiz anda söyleyebilsek keşke sevdiklerimize.

Dünün , sabahın ilk ışıklarında yeni açmış bir çiçeğin yaprağındaki çiğ tanesi ile size gülümsemesini bir kez. içimizi mutlulukla dolduran bu sıcak tablo karısında “ seni seviyorum güzel çiçek” demek, ne hoş bir karşılamadır onu. ( aptalca mı geliyor size, gelmesin lütfen) Yada aynada yüzünüze bakarken içten gelen bir gülümseme ile kendi kendimize “ seni seviyorum ” desek, diyebilsek keşke.

“ seni seviyorum ” öyle sihirli ve güçlü iki sözcüktür ki aslında; söylendiği anda karşımızda akan suları bile durdurur anında. Eşimize, kızımıza, sevgilimize, emektar köpeğimize, yetiştirdiğimiz çiçeklere, büyüklerimize , tüm sevdiklerimize söyleyelim her an içimizden geldiğinde; duraksamadan,” acaba tepkileri ne olur, yada çok söylemeyeyim etkisi azalır ” diye düşünmeden. Olabilir mi hiç böyle bir şey, etkisi azalabilir mi hiç. Bu iki sözcük ne kadar sık kullanılırsa insanın içini o kadar okşar, o kadar sevgi ile doldurur, ilişkileri düzene sokar, uzaklar hemen yakınlaştırır, mesafeleri yok eder. Ne güzel bir şeydir bunu sıkça kullanabilmek, alışkanlık haline getirip söyleyebilmek.

Hayatın ne kadar acımasız, ne kadar kısa olduğunu, belki yarın sevdiğimiz ve değer verdiğimiz kişileri bir daha bulamayacaımızı düşünecek olursanız; bence şu anda, şu saniyeden itibaren, daha fazla geç kalmadan söyleyelim, haykıralım sevgimizi; “ seni seviyorum ” diyelim.

Eşimizi yada sevdiklerimizi yolculuğa uğurlarken hazırladımız bavulun içine, giyisilerin arasına “ seni seviyorum ” yazan minicik notlar iliştirelim. Bizden önce eve geleceğini bildiğimiz anlarda yine onlar için evin çeşitli yerlerine “ seni seviyorum ” mesajları bırakalım. İnanın o mesajları gördüklerinde yaşayacakları mutluluğu kelimelerle anlatmak mümkün olmaz. Bu öylesine güzel bir sıcaklık, öylesine güzel bir yakınlaşmadır, sözcüklere sığdıramazsınız gücünü.

İçimizde tutup, saklayıp, ayda yılda bir kez söylediğimizde; hayatımızdaki “keşkelerin” sayısı hızla artacaktır inanın buna. Oysaki “keşkelerin “geri dönüşleri yoktur; giden yıllarla birlikte onlarda gider, yakalayamazsınız.

O halde gelin kullanmaktan çekinmeyelim, “ seni seviyorum ” demeyi de sevelim, tüketelim bolca. Bilin ki siz kullandıkça tükenmeyecek, size geri dönşleri katlanarak artacaktır.


Belgin Eryavuz

Kaynak


HerHangiBiri 3 Aralık 2008 20:19

Aşk acısı çekenlere tedavi yolları




Aşk acısı çekiyorsanız yada karşılıksız bir sevdaya düşmüş iseniz kurtulmanız imkansız değildir. Sadece biraz çaba sarfetmeniz gerekir. Yapmanız gerekenlerden bazılarını aşağıda maddeler halinde bulabilirsiniz.
  1. Kesinlikle içinizde geri dönermi dönmez mi şeklinde bir umut bırakmamanız, kararlarınızı ona bırakmamanız ve onun düşüncesi ne olursa olsun kendi kararınızı uygulamanız gerekir.
  2. Artık ondan vazgeçtikten sonra ona karşı hayranlık yada nefret duyguları beslememeniz gerekir. Özellikle de bir sebepten ayrıldığınız yada sizi reddeden birine karşı nefret besleyebilirsiniz; fakat nefretiniz onu unutmanızı zorlaştıracaktır.
  3. Size onu hatırlatacak duygu yüklü şarkılardan kaçınmalısınız. Bu çok önemlidir. Bu şarkıları dinlemeye devam ederseniz bu yazıyı hiç okumayın daha iyi. “Çoktan unuturdum seni çoktan Ah bu şarkıların gözü kör olsun”
  4. Eğer mümkünse ondan ve çevresinden uzaklaşmanız yararınıza olacaktır.
  5. Eğer uzaklaşmak mümkün değilse, onunla konuşmayacağım veya görmemezlikten geleceğim diye kendinizi kasmanız bir işe yaramayacağı gibi, tam ters sonuçlar da alabilirsiniz. Onu görmekten ve onunla konuşmaktan kaçınmak yerine ona herhangi biriymiş gibi davranmak en mantıklı davranış olacaktır.
  6. Mümkünse ona olan sevginizi hiç dile getirmemeniz, özellikle üçüncü şahıslardan ve hatta kendinizden bile saklamanız yararınıza olur.
  7. Kendinizi yeniden aşık olmak için zorlamayın. Bana göre en çok yapılan hata budur. Birini unutmak adına kendinize yapay bir aşk elde edebilirsiniz ve durumunuzun daha da karmaşıklaşmasına neden olabilir.
  8. Son olarak “ben hiç bir zaman onu unutamayacağım” şeklinde sıradan insan düşüncesine kendinizi kaptırmayın. Mutlaka unutacaksınızdır. Bir çok kişi unutamam sanmış ama unutmuştur.
“bir rüyadır gelir geçer
her aşk bir gün hayal olur
unutulmaz denen günler
unutulur unutulur..”




HerHangiBiri 4 Aralık 2008 15:32

İdeal Eş Var mı?




İdeal eşinizi nasıl bulacaksınız? Eşinizin ya da hayatınızdaki yakışıklının sizin için ideal olduğunu nereden bileceksiniz?

İnsanın kendi çabalarıyla ideal eşini bulması olanaklı mı, yoksa bu durum öylesine kendiliğinden mi oluşuveriyor? Aslında sizin de kolayca tahmin edeceğiniz gibi ideal evliliklere nadiren rastlanıyor. Buna karşın evlilik kararını veren herkes, bunun kendisine yeryüzündeki en büyük mutluluğu getireceğine inanıyor. İnsanlar umutlarını bu tek maceraya bağlıyor ve nadiren ruhlarının arzu ettiğini elde ediyorlar. Evliliklerin çoğu, karşılıklı hoşgörüden başka bir şeye dayanmıyor. Çoğu çift yalnızca toplumun baskısı nedeniyle bir arada olmayı sürdürüyor. Bunlar birbirlerine karşılıklı uyum ilkesinden daha yüce bir bağla bağlanmış değiller.

Evliliklerde tutkunun ateşinin, fiziksel güzelliğin çekiciliğinin azalması veya yitirilmesiyle birlikte sönmesinden sonra, çoğu erkek ve kadının bekleyebileceği en iyi şey, geriye iyi bir arkadaşlığın kalması oluyor. Böylesi arkadaşlık dünyanın en soylu ve güzel birlikteliklerinden olmasına karşın, bu durumu paylaştığınız insan, ideal eşiniz demek değil. Ezoterik bilimlerle uğraşanlar bunun için ideal eşini bulmuş olanları “eşruhlar” olarak adlandırıyor; bu birliğin evlilikteki sevgiden çok daha büyük boyutlara ulaştığını söylüyorlar.

Bilinçaltı gerçek eşini talep ediyor

Evlilikteki sevginin yakın ve yaşam boyu süren bağı, karşılıklı binlerce gereksinim, şefkat duyguları, anılar ve arkadaşlıktan doğan duygudaşlık temeline dayanıyor. Oysa eşruhların birbirlerine duydukları aşk, herhangi bir oluşuma bağlı değil. Bu aşk, tam olgun olarak doğuyor ve diğer tüm bağları aşıyor. Araştırmaları sırasında bu deneyimi yaşamış pek çok insanla tanışmış olan Dion Fortune bu bağı şöyle tanımlıyor: “Bu o denli kuvvetli bir bağ ki, yeni bir oluşum olarak kabul edilemez. Bu daha çok geçmiş yaşamlarda gelişen bir tutkunun reenkarnasyonudur. Bilinçli zihin her ne kadar bunun farkında olmasa da bilinçaltı bunu anımsar ve eşini talep eder.”

Peki diyelim ki, birlikte olduğunuz insana aşıksınız, onunla uyum içindesiniz; aranızdaki hiçbir tarz farkının sizin için önemi yok. Her an birbirinizi düşünüyor ve arzuluyorsunuz. Acaba o sizin eşruhunuz mu? Değilse aradaki farkı nasıl anlayacaksınız? Dion Fortune, çoğu kez sıradan tutku ya da ani duygusal çekiciliklerin, kolayca abartılarak olduğundan daha yüksek bir düzeydeymiş gibi algılanabildiğini söylüyor. Ruhsal evrimin alt süreçlerinde olan bireyler, ani ve denetlenemez tutkulara fazla eğilimli oluyorlar. Herhangi biriyle sürekli ve uyumlu bir beraberlik sürdüremeyecek kadar benmerkezci, kendi sınırlamaları ve tensel zevklerine bağımlı olan bu insanların eşruhlarını bulma yolunda kat edecekleri çok fazla aşama var. Eğer onlardan biriyle birlikteyseniz ve ideal eşinizi arıyorsanız, onunla hemen “belki başka zaman” diyerek vedalaşın. Çünkü bu tiplerin arzuları karşılığında verebilecekleri pek az şeyleri oluyor ve bunları yönlendirmeyi üstlenen biri çok geçmeden karşılığını alamadığı bu ilişkiden bıkıyor.

Ezoterik felsefeye göre insanların çoğu kendileriyle aynı “ışın düzeyinde” olan herkesle mükemmel ve tatmin edici bir birliktelik yaşama gücüne sahip. Kendi ışın düzeyimizde olan herhangi biriyle karşılaştığımızda da temel bir uyum duygusu oluşuyor. Çünkü ruhsal evrim sürecinin aldığı yol ve spiritüel nitelikler, bunlar ister gelişmiş, isterse ilkel düzeyde olsunlar, temelde aynı içeriğe sahipler. Ancak spiritüel eşleşme, yalnızca aynı ışın renginde olanlar arasında gerçekleşebiliyor. Dion Fortune, “Gelişim sürecinin farklı yönlerde oluştuğu bireylerde bu bağın güçlenmesini beklemek yararsızdır. Bir insan yaşamını askerlik mesleğine adamışsa, yaşamını ülkeler arasında barışın sağlanmasına adayan eşiyle yan yana yürümesi mümkün olmayacaktır” diyor.




HerHangiBiri 5 Aralık 2008 20:38

Kadınlar ve erkekler arasındaki 9 fark




1. Başarı: Başarılı erkek eşinin harcayacağı miktardan daha fazlasını kazanabilendir. Başarılı kadın ise böyle bir erkeği bulandır.

2. Para: Bir erkek alışveriş yaparken 10 liralık ürüne 20 lira verebilir. Kazık yemeye her zaman açıktır fakat bir kadın 20 liralık bir ürüne 10 lira verir çünkü indirim dönemlerini çok iyi takip eder.

3. Banyo: Bir erkeğin banyoda bulunan eşyası sayı olarak beşi geçmez. Diş fırçası, traş kremi, traş bıçağı, sabun ve havlusu vardır. Fakat bir kadının banyosunda gerekli olduğunu düşündüğü 337 tane eşyası olabilir.

4. Tartışma: Herhangi bi tartışmada bir kadının her zaman söyleyecek son bir sözü vardır. Bu son laftan sonra bir erkeğin söyleyeceği her söz yeni bir tartışma başlatır.

5. Kediler: Kadınlar kedileri sever. Erkekler ise kedileri sevdiklerini söylerler fakat kadınların görmediği bir arada erkekler kedileri tekmeler.

6. Gelecek: Bir kadın gelecekten sadece bir koca buluncaya kadar kaygı duyar. Erkek ise evleninceye kadar kaygısız ve tasasız yaşar.

7. Dışarıda yeme: Dışarıda yemek yerken fatura geldiğinde erkekler her zaman hesap ödemeye mahkumdur fakat kadınlar sadece yer ve masadan kalkar.

8. Evlilik: Bir kadın kocasının değişeceğini düşünerek evlenir. Fakat değişmez. Bir erkek ise eşlerinin hiç değişmeyeceğini düşündükleri için evlenir.

9. Giyim: Bir kadın bakkala gitmek için, çöp atmak için hatta çiçek sulamak için bile giyinebilir. Erkekler ise sadece düğün ve cenazelerde giyinmeyi sever.




HerHangiBiri 7 Aralık 2008 15:56



Onunla öpüştüğünüzde nefessiz kalmasını, başını döndürmek mi istiyorsunuz? Eski moda öpüşmelerle başlayıp onu yatak odasına götürecek yeni öpüşme tekniklerini deneyin. Önereceğimiz yeni teknikler sayesinde partneriniz öpücüğünüzden çok memnun kalacak. İlk öpüşmenin filmlerdeki gibi öldürücü etkisi olmayabilir. Öpüşürken yırtıcı hayvan gibi davranmamaya ve mümkün olduğunca az tükrüklü olmasına çalışın. Öpücüğünüz iki insan arasında çok özel şeyler paylaşıldığını gösteren çok sıcak, ağır ve romantik olmalı. Çoğu kişi
"sıcak ve ağır" tanımlamasını "ıslak ve dağınık" ile karıştırma hatasına düşer. Islak ve dağınık öpüşenler kadınlar tarafından beğenilmezler ve "kötü öpüşenler" listesinde yer alırlar. Bazıları bunu isteyerek yapabilir ve bunu etrafındakilere övünerek anlatabilir.

İşte en etkileyici 18 öpüşme kuralları..

  1. Bayanlar ve baylar öpüşeceğiniz zaman dudaklarınızı ıslatmayın. Bu ünlü bir şarıkıcının seyirci önünde şarkı söylemeye başlamadan önce boğazını temizlemesiyle eşdeğerdir.
  2. Öpüşürken diliniz kutudan birden fırlayan kukla gibi ağzınızdan çıkmasın, ağzınızın hafif açık olması yeterli.
  3. Erken ortaya çıkan Fransız tarzı bu öpüşmeyi hemen denemeyin. Partnerinizin bunu denemeye çalışacağından şüpheleniyorsanız; 1) Ağzınızı kapatın, 2) Ağzınız açık olsun, dilinizi çıkarmayın.
  4. Öpüşmenin daha ateşli bir hal almasını istiyorsanız dilini hissettiğinizde hoşunuza gittiğini gösteren bir işaret verebilirsiniz. Bu süreç yarım saat ya da 30 saniye olabilir.
  5. Ağzınızı partnerinizinkinden çok daha geniş açmayın. Öpüşme taklit etme değildir.
  6. Öpüşürken kaba konuşmalar yapmayın.
  7. Dilinizi partnerinizin küçük diline değdirmeye çalışmayın.
  8. Dudaklarda başlayan öpüşme sonrası dudaklarınızı vücudun diğer yerlerinde gezdirmek için acele etmeyin. Ay ışığı altında yuvarlanmak, gezinmek romantizmi artırabilir. Bundan sonra kontrolü ele almak sizin elinizde.
  9. Çoğu kişi romantizmi yetişkinliğe geçiş döneminde önemser. Herşeyin ötesinde her ikinizde sadece öpüşmeye odaklandığınızda keyif alırsınız.
  10. İlk öpüşmeniz sonrasında kendi kendinize "kötüydüm değil mi?" gibi sözlerle çamur atmayın. Gerçek kadınlar ve erkekler sadece bu andan zevk alırlar.
  11. Sadece umutsuz ruhlar karşısındakini içine çekmeye çalışır. Özellikle daha önce asla öpüşmediğiniz birine çekingen ve yasakmış gibi yaklaşıp sürpriz bir öpücük kondurmayın.Sizinle öpüşmeye hazır olduğunu anlamadan gözüdönmüş gibi onu öpmeyin. Buna rağmen sevgilinizi elinden tutup bir duvara yaslayıp tutkulu bir şekilde öpebilirsiniz. Sizi durduruncaya kadar devam etmenizde sakınca yok.
  12. Öpüşeceğiniz zaman iki elinizle karşınızdaki kişinin yüzünü tutmanız çok romantik olur. Başını geri çekmesini engelleyecek şekilde sarmayın. Başını istediği zaman geri çekip yüzünüzü görebilmesine olanak verin. Onu öpmek için ölseniz bile ağlatacak ya da küçük düşürecek şeyler yapmayın, sakin ve rahat görünün.
  13. Öpüşürken nefes almak, kendinizi dizginlemek istediğinizde dudaklarınızı yavaşça kulak memesine doğru kaydırmak size yardımcı olacaktır. Çoğu kişi kulaklarıyla oynanmasından, kulaklarının üzerinde, kulak memesinde sıcak nefes ve dudaklardan hoşlanır. Yine çok ıslak öpmemeye, dilinizi az kullanmaya dikkat edin, kulağın içini öpmeye çalışmayın. Bu durumda partnerinizi sizi itiyorsa, bunu yapmakta ısrar etmeyin.
  14. Bayanların ve bayların nefeslerinin taze olduğundan emin olmalarını öneriyoruz. Dişlerinizi ve dilinizi fırçalayın. Her zaman yanınızda nefesinizi açan sakız taşıyın. Gece veya sabahları dişlerinizi hemen fırçalamanızı sağlayacak ufak bir diş macunu ve diş fırçası taşıyın.
  15. Eğer ağzınızın kenarında veya çevresinde uçuk varsa öpüşmeyin. Havadan bile geçebilen virüs konusunda dikkatli olun gerekirse bağışıklığınızı güçlendirmek için ilaç alın.
  16. Bir kadın ya da erkek asla toplulukta ya da dudaklardan hoşçakal öpücüğü beklemez. Pretty Woman'daki Julia Robert's bile bunu istemez.
  17. Aynı şey ilk randevuda toplulukta, sarmaş dolaş olmak için de geçerlidir. İlk buluşma da öpüşme veya sarılma garip olabilir. Çoğu genç çift ilk birkaç dakika içinde sarmaş dolaş olabiliyor ancak bu hiç romantik değil..



HerHangiBiri 13 Aralık 2008 13:48

İdeal eş bulma yöntemleri




Evlenmek istiyorsunuz ama sevgilinizin sizi mutlu edip edemeyeceğinizden mi kuşkulusunuz? Evlenmek için can attığınız kişinin doğru insan olmadığından mı şüpheleniyorsunuz? İşte size korkularınızdan kurtulmanız için önemli bir fırsat.

İnsanın kendi çabalarıyla ideal eşini bulması mümkün mü, yoksa bu durum kendiliğinden mi oluşuveriyor? Aslında ideal evliliklere nadiren rastlanıyor. Buna karşın evlilik kararını veren herkes, bunun kendisine yeryüzündeki en büyük mutluluğu getireceğine inanıyor. İnsanlar umutlarını bu tek maceraya bağlıyor ve nadiren ruhlarının arzu ettiğini elde ediyor. Evliliklerin çoğu, karşılıklı hoşgörüden başka bir şeye dayanmıyor. Çoğu çift, yalnızca toplumun baskısı nedeniyle bir arada olmayı sürdürüyor. Bu kişiler, birbirlerine karşılıklı uyum ilkesinden daha yüce bir bağla bağlanmış değiller.

Şefkat önemli

Evlilikteki sevginin yakın ve yaşam boyu süren bağı; karşılıklı binlerce gereksinim, şefkat duyguları, anılar ve arkadaşlıktan doğan duygudaşlık temeline dayanıyor. Oysa ideal eşlerin birbirlerine duydukları aşk, herhangi bir oluşuma bağlı değil. Bu aşk, tam olgun olarak doğuyor ve diğer tüm bağları aşıyor. Peki diyelim ki, birlikte olduğunuz insana âşıksınız, onunla uyum içindesiniz; aranızdaki hiçbir tarz farkının sizin için bir önemi yok. Her an birbirinizi düşünüyor ve arzuluyorsunuz.

Çok dikkatli olun

Acaba o sizin ideal eşiniz mi? Değilse bunu nasıl anlayacaksınız? Uzmanlara göre, herhangi biriyle sürekli ve uyumlu bir beraberlik sürdüremeyecek kadar benmerkezci, kendi sınırlamaları ve tensel zevklerine bağımlı, başkasını düşünmeyen kişilerin ideal eşlerini bulma yolunda katedecekleri çok fazla aşama var. Eğer onlardan biriyle birlikteyseniz ve ideal eşinizi arıyorsanız, onunla hemen “Belki başka zaman” diyerek vedalaşın. Çünkü bu tiplerin arzuları karşılığında verebilecekleri pek az şeyleri oluyor ve çok geçmeden ilişkilerinden bıkıyorlar.

Davranışlarını test edin

Birlikte olduğunuz kişinin bazı davranışlarına bakarak, onunla mutlu bir evlilik sürdürüp sürdüremeyeceğinize karar verebilirsiniz. İşte ABD’li psikologların ideal eş testi…

Moraliniz çok bozuk ve sinirlisiniz. Ancak sevgiliniz bu durumda bile size ilgi gösteriyor ve sinirlenince de güzel olduğunuzu söylüyorsa…

Sizinle ilgili her konuya büyük ilgi gösteriyor ve sorunlarınızı çözmek için bütün imkânlarını zorluyorsa, o ideal bir erkektir.

Hoşgörüyü elden bırakmayın

İdeal eşinizi bulduğunuza inanıyorsunuz. Peki ya ideal bir evlilik için neler gerekli? Evlilik terapistleri, sonsuza dek sürecek bir birliktelik için kadın ve erkeğin hoşgörülü olması ve birbirleriyle rekabet içine girmemesi gerektiğini söylüyor. Çünkü rekabet, çiftlerin birbirlerinden uzaklaşmasına ve sevginin azalmasına neden oluyor.



HerHangiBiri 28 Aralık 2008 08:36

Hissettiğiniz Gerçekten Aşk Mı?




Onunla iyi vakit geçiriyor, onu çekici buluyor ve ona aşık olduğunuzu söylüyorsunuz. Peki hissettiğiniz gerçekten de aşk mı acaba?İkiniz de iyi vakit geçirmek için etrafınızda insanlara mı ihtiyaç duyuyorsunuz? Eğer öyleyse, bu aşk değildir.

Ona bir insan gibi mi yoksa bir eşya gibi mi davranıyorsunuz? Eğer onunla dışarı çıkmanızın nedeni güzel görünmesi ya da sinema biletinin olmasıysa bu aşk değildir.
Bütün akşamı onunla baş başa geçirdiğiniz zaman öpüşmüyor, birbirinize dokunmuyor ya da seks yapmıyor musunuz? Evet cevabı, bunun aşk olmadığı anlamına gelir.
Sürekli kavga ediyor, kıskançlık yapıyor, birbirinizi çok fazla incitiyorsanız, sürekli birbirinize sataşıyor ve eleştiriyorsanız dikkatli olmakta fayda var, çünkü bu yaşadığınız aşk olmayabilir.
Hala başkalarıyla görüşmeyi ya da gizlice buluşmayı mı düşünüyorsunuz? Eğer cevabınız evetse siz aşık değilsiniz.
Tamamen açık ve dürüst müsünüz? Biriniz ya da ikiniz birden bencil ve içtenlikten yoksunsanız ya da duygularınızı açıklayamıyorsanız dikkatli olun.




Gerçekçi misiniz?

Gelecekle ilgili olası problemleri itiraf etmelisiniz. Başkaları (aileleriniz dışında) sizin hala birlikte olmanıza şaşırdıklarını, çok farklı olduğunuzu, seçimlerinizden emin olmadıklarını söylüyorlarsa bu ilişkiyi gözden geçirmek iyi olacaktır.

Biriniz ya da ikiniz birden verici olmaktan çok alıcı mısınız? Eğer cevabınız evetse, bu durumdan şu anda ne kadar hoşnut olduğunuzun önemi yok, muhtemelen bu sona erecek.
Partnerinizin artık hayatınızın bir parçası olmaya başladığını mı düşünüyorsunuz? Cevabınız evetse, güzel bir rüyadasınız demektir. Bu aşkın en önemli belirtilerinden biridir




mustafagomu 7 Ocak 2009 13:27

sacma sapan fikralarin ne alakasi biraz dusunun


Mikropçuk_11 11 Ocak 2009 11:23

erkek:güçlüdür gücünü geçirmeyi sever.
kadın:narindir sözlerini geçirmeyi sever.


MANASIZ 4 Haziran 2009 11:14

:@
Alıntı:

vilalp adlı kullanıcıdan alıntı (Mesaj 59113)
;)
Erkekleri anlamk ne mumkun
Ev hanımı olursun evde bir dedıgın ıkı etmessın kocanın pişpişlersın onu ama erkek ne yapar sıkılır senden aman bu kadın pasta borek pısırmekten başka ne ıse yarar kı der calısan kadınları daha çekıcı bulur
Ama kadın calısmaya baslayınca da ona ilgi azalıyor tabi bunlar huysuzlaşıyor sınırlı tavırlar sergılıyor evde
Ben sımdı kımın efendısı olacam dıye dusunuyor
Bayanlar kole olmayın kendınızın efendisi olun onlar sıze muhtaç olsun değil sız onlara
Çalışınnnn ........... kendınız ıçın, bağımsızlık ıcın özgürluk için
Erekler!!!!!!!!!! Saygımız sonsuz(F) ... yanlış anlaşılmasın
[/LEFT]

Nasıl olurda bizim gibi bu kadar bilinçli interneti bilip bu kadar siteleri gezip üye olmayı bilip sonra yazıları okuyup cevap yazan kişiler ! atalarını, analarını, babalarını unturlar ?
ne demek kendimiz için bağımsızlık için siz birer köpekmisiniz ki zincirinizi çözüp özgür bırakalım veya zincirini kırıp boş sokaklarda sokak köpeği gibi gezmekmidir.?
nasıl bir düşünce tarzı bu şekilde konuşmalarda ve ithamlarda bulunabilir
sizde nasıl bir düşünce şekli varki böle bir açıklamada bulunuyosun anlamadım kendi kendinize genel olarak hiç bir çekinme sıkılma olmadan bu kadar açık hakarette bulunuyorsun.
kadınlar bir hayat arkadaşı eşdir. ne bir köle nede bir lider.
sen bütün kadınlara köle diyorsun kırın zincirlerini diyorsun bu nasıl bir anlayıştır.

bu konu ve bazı konulardaki bütün yazıları eksiksiz okudum ve gördüm bizim gibi yeni nesiller ve daha gençleri bu şekilde nasıl yazabiliyorlar anlamış değilim neden sürekli birilerini köle veya lider olarak görüyosunuz
Taş Yerinde Ağır
Yerinde olan ağır olur
herkez ait olduğu yeri bilsin !

Yazı yazmada o kadar mükemmel değilim inş. dediğimi bir damlada olsa anlamışsınız ! +






reyan 25 Ağustos 2009 11:39

ERKEKLERLE KADINLARIN ARASINDA SADECE İKİ FARK VAR;
KADINLAR: DAHA MERHAMETLİDİR..
ERKEKLER: DAHA GÜÇLÜDÜR..


king nothing 14 Eylül 2009 03:38

Kadın yada erkek fark etmez cınsıyet dısında guc zeka yada baska seylerı aramak yersız ve anlamsızdır.Kadın ve erkek bence esıt haklara sahıp ınsanlardır..tamam gorus acıları bakıs acıları aynı degıl ama sonucta ınsanı ınsan yapan sey karsındakı ınsanın fıkırlerıne esıt yakalasabılmelı..

arkadasların bazılarına baktım erkegı guc kadını narın yapmıs..

Bence guclu olan kadın kırılgan yada narın olan erkektır.Unutmayın kadın ısterse en ırı erkegı bıle parmagında oynatacak sıhıre sahıptır bu da zekadır.:d


Misafir 17 Eylül 2009 03:25

bayıldım yazılara ellerinize sağık. kadın olmak özel birşeydir. güçlü olmak ister doğduğunuz andan itibaren. savaşçı her ne kadar erkek gibi görünsede erkek sadece avcıdır. yaşadığı bu dünyaya gelirken maça bir sıfır mağlup başlamıştır. erkeklerin kurduğu bu düzende seslerini duyurmak için uğraşır dururlar. allahın verdiği güzellik çoğu zaman dezavantaj getirmiştir. çoğu erek kadınların bunu avantaj olarak kullandığını sanarak yanılır. her kadın tek bir erkek için özel olmak ister. her erkek için değil. sisteme uydurulmuş kadılardır onların oyuncağı. direnmektir kadın olmak. gecenin bir yarısı sokağa çıkamaz özgürlükleride olsa. çünkü asıl baskı beyinlerdedir. hiç bir erkek bunu yaşamaz. istemediği bir insanın duyarsızca geçerken dokunması korkusunu hiç bir erkek yaşamaz. çocukken terbiye edilemeyen nefisleri vardır. canları çeker. kadın kadın olmayı çocukken öğrenir. içinde büyüttüğü hırslarla yaşar. tüm dünyaya karşı çelik gibi evine ve erkeğine su gibidir akar. kadın saldırının nerden geleceğini tetikte bekleyerek yaşar her lafı ciddiye alır bu yüzden her mimik önemlidir onun için. ayırıntı diye birşey yoktur. herşey geneldir. ve önemlidir. ağzından çıkanı ölçüp tartar. kötü bir sözü çıkmışsa kadının bu savruk bir laf değildir. canı acımıştır acıtmak için yapar. kadın rastgele yaşamaz doğduğundada öldüğündede tetiktedir.


Misafir 14 Kasım 2009 10:06

İNSAN denen varlık iki cinstir. Artı ve eksi gibi iki uçtur. Birbirlerini sıfırlarlar. Denge öyledir. Kadın Kadındır Erkekte erkek;Erkek doğuramaz, kadında doğurtamaz, erkek kadının içi, kadın erkeğin zırhıdır. Dengeyi bozanlar onun altında kalırlar. Herkes yerini bilmelidir. Erkek kadınsız kadın erkeksiz bi işe yaramaz. Hayat bir bütündür. Belli dilimlerinde veya yaşadığımız dönemi düşünerek fikir ileri sürersek yanılırız. Doğumdan hatta doğumun öncesinden başlayarak hayatın evrelerine bakarak hayatın sonlarınıda hesaplayarak düşünmek gerek. Güncel, popilis ve ayrımcı bir önyargı ve bakış açısıyla bu düşünceler havada kalmaya mahkumdur. Lütfen cinsler arasındaki farklılıklardan kavgalar çıkarmak yerine dünyayı daha güzel yaşanır bir hale getirirken insan olarak ve iki cinsin mutluluğunu genel olarak düşünerek yaklaşımda bulunalım. Hatalar üzerine bina yapacağımıza o hatalardan ders alarak hayatımızı mutluluğa çevirelim. Kadını ve erkeği zırhından ayırıp savunmasız bırakarak böl parçala yönet mantığı ile sömürüdüzenini sürdürmek isteyenlerin oyunlarına alet olmayalım. Dünyada halen Erkeği ve kadını çeşitli kulvarlarda sömürerek onların hayatlarını emen vampirlere dikkat edelim. Bu konu üzerinde çok düşünülmesi gereken bu sayfalara sığmayacak kadar derin bir konudur. Hayatın diğer alanları ile birlikte... Sevgilerimle. HT


Misafir 9 Aralık 2009 14:21

NEDEN ERKEKLER HEP BENCİL


erd_drknght 15 Ocak 2010 03:16

erkeklerin herşeyi yüzeydedir, kolay anlaşılır

kadınları ise ne kadar öğrenirsen öğren, anla, derinde çıkarılmayı bekleyen birşeyler hep vardır


_Yağmur_ 4 Haziran 2010 13:17

Can DÜNDAR "Kadın Olmak"

Kadın Olmak!...

Bir kadın çocuktur aslında… Çocuk gibi davranmayı sever. Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini ister.Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak sevmeli erkek kadını… Ama hiç bir kadın çocuk muamelesi görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister.Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz; ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz..

Bir kadın güçlüdür aslında...

Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. İster ki, erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir. Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.

Bir kadın sevgidir aslında...

İçinde her zaman sevgiyi taşır. Sevdiklerinden kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. Zor sever; ama, tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer alamazsınız. Her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette Bunun tek nedeni ise engelleyemedikleri ”acımak" duygusudur.

Bir kadın yalnızdır aslında...

Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız, onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.

Bir kadın çılgındır aslında...

Neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez. Üreticiliğinin sınırı yoktur ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler. Hoyratça harcamaz üreticiliğini. Sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. Yemek yemek, su içmek bile. Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız ne yazık ki yaşamıyorsunuz!

............bir kadını ağlatırken çok dikkat edin..!!!

....... çünkü Allah gözyaşlarını sayar.....!!!!

kadın;erkeğin kaburgasından yaratıldı,ayaklarından yaratılmadı..!!!

öyle olsaydı ezilirdi......!!! üstün olsun diye başından da yaratılmadı......!!

AMA GÖĞSÜNDEN YARATILDI......

Eşit olsun diye......

kolun biraz altında...

Korunsun diye...!!!

KALP HİZASINDA SEVİLSİN DİYE!!!


Can DÜNDAR


_MMia_ 14 Mart 2011 22:47

Erkek yada kadın ikisinin de bildikleri doğrudur; ama kadının tahmin ettiği herşey, erkeğin emin olduğu şeyden daha doğrudur.
// Bob Marley //


Baragyal 10 Nisan 2011 22:08

ADEM & HAVVA


kambis 10 Nisan 2011 22:11

PEYGAMBER EFENDİMİZ NE DE GÜZEL SÖYLEMİŞ.

‎"Yemek pişirmek,çamaşır yıkamak,ev süpürmek gibi işler;kadının vazifesi değildir.Bunları yapıyorsa,eşine ve evladına İKRAMIDIR,HÜRMETİDİR.. Eğer yaptığı tüm bu işler için hakkını helal etmeyip,ücret isteseydi vermek zorunda kalacaktınız.O halde,sana böyle hürmet eden eşine TEŞEKKÜR et..."DEMİŞ...


nicely 29 Haziran 2011 01:35

Kadınlar ne ister, Erkekler ne anlar?



TİMSAHLA filin dillere destan evliliğini duymuşsunuzdur belki. İki sevgili evlendikten sonra, birbirlerine kendileri için “en değerli” olanı verme yarışına girerler. Timsah gölden en güzel balıkları çıkarıp sevgilisi file ikram eder. Fil de pek sevdiği yeşil yapraklarının en tazelerinden çırpıp sevgilisinin önüne atar. Fakat sonuç hüsrandır. Otçul olan fil için balıklar, etçil timsah için de tazecik yapraklar hiç de değerli değildir. Çift, sonunda anlar ki, herkesin kendisi için “en değerli” olanı vermesi iyi niyetli ancak teknik olarak yanlış bir davranıştır; hem iyi niyetli hem de teknik olarak doğru davranış eşi için “en değerli” olanı vermektir. Sonuç olarak, fil timsaha hortumuyla tuttuğu ve zaten yemeyeceği balıkları, timsah da gölün dibinden kopardığı ve zaten sevmediği tazecik yosunları vermeye başlar. Mutlu olurlar; çünkü birbirlerini anlamaya vakit ayırmışlardır. İkisi de “Ben elimden geleni yapıyorum ya!” savunmasına girmemiştir.

Bu kısa meseli yabana atmayın. En az fil ve timsah kadar yabancıyız birbirimize. Erkeklerin kadınların ne istediği konusunda teknik ve detaylı çalışmalara ihtiyacı var. Kadınların da hiç şüphesiz erkeklerin ne istediği üzerine kafa yormaları gerekiyor.

Evlilik terapistlerinin kendilerine boynu bükük gelen çiftlere hatırlattığı detayı bir de burada hatırlayalım: “Kötü olan siz değilsiniz; kötü olan ilişkiniz.” Yani, iyi insanlar da olsanız kötü bir ilişki kurabilirsiniz. Kötü bir ilişki içinde de olsanız, hâlâ iyi birer insan olmanız mümkündür. Böylece çiftlerin biraz olsun başları omuzlarının üzerinden uzaklaşır, biraz daha ümitle bakarlar soruna.

Evlilik terapistlerine hak verin, kendinize de fırsat tanıyın: Doğrudur; iyi bir ilişkinin iyi bir insan olmaktan fazla şartları vardır. Evlendiğimiz gün, ilk çocuğumuz doğmuştur aslında; ilişkimiz. İlk günler heyecanla ve mutlulukla karşılarız onu; ondan sonra ne yapacağımızı düşünmeyiz bile. Sonra bakarız ki, ilişkimiz konuşmayı bilmiyormuş. Aylar sonra emeklemeye başladığını, paytak yürüdüğünü fark ederiz. Sonra biz onu çocuğumuz bilip besledikçe ayağa kalkar, yürümeye başlar. Fakat çoğu kez ilişkimizin ilk çocuğumuz olduğunu aklımıza bile getirmeyiz; onu doğduğu gün aç bırakırız, kendi kendine beslenebileceğini, tek başına yürüyüp ayağa kalkabileceğini düşünürüz. Duruma göre, ilk çocuğumuzu doğar doğmaz inkâr edip cami kapısına ya da karakol önüne bile terk edebiliriz. İlk çığlıklarını attığında, kolayca boşanır, boşanmasak bile onu gayrimeşru bir çocuk gibi istemeye istemeye büyütürüz. İki “iyi” insan olarak “kötü” bir ilişkinin uçlarına yerleştiririz kendimizi. İlişkimiz de ilk fırsatını bulduğunda evden kaçıverir.

GELİN, işin bir ucundan tutalım. Bugüne kadar hiçbir erkeğin tam anlamıyla cevap bulamadığı “Kadınlar ne ister?” bilmecesinden çözebildiklerimizi paylaşalım. Yüzükoyun yatan, ortalıkta aç sefil dolaşan ilişkimizi ayağa kaldıralım, eve çağıralım. Bunun yolu da fil olarak timsahın ne istediğini bulmamızdan geçiyor. İlişkinin öbür ucundaki kadına “iyi” davranalım. Buna göre, bu yazıyı, erkekseniz bir keşif merakıyla; kadınsanız bulmacanın hiç şüphesiz eksik kalacak kısımlarını tamamlamak üzere okuyun.

Kadınların en çok istediği şey sözdür. Her erkeğin iki dudağı arasında olan sözü ister kadınlar. Konuşulsun isterler kendileriyle. Konuşmaları dinlensin isterler. Buna göre, ilk yapacağınız iş televizyonu kapatmak olsun. Koltuklarınızı birbirinize çevirin. Yüz yüze bakın, göz göze gelin. Eşinizin gözünün içine baktığınızda tam da gözbebeğinin ortasında kendinizi göreceksiniz. Gözlerinin içine odaklandığınızda, sanki hep orada ağırlanıyormuş gibi hissedeceksiniz, eşinizin gözüne çoktan girdiğinizi fark edeceksiniz. Ancak bunun ona gözünüz gibi bakmaktan geçtiğini de gözlerinizle göreceksiniz.

Hazır göz göze gelmişken, eşinizin en son neler yaşadığını, yaşadıklarından ne hissettiğini anlamaya çalışın. Bu, kadınların en çok sevdiği empatinin ilk egzersizidir ve başarısızlığa uğrama ihtimaliniz neredeyse sıfırdır.

SIK SIK eşinize onunla birlikte olmaktan memnun olduğunuzu, onu takdir ettiğinizi ve yaptıklarına hayran olduğunuzu söyleyin. (Bu tavsiyelerin, basmakalıp şeyler olduğunu düşünenlerdenseniz, 24 saatinizi kesintisiz kucaktan hiç inmeyen bir bebekle geçirmeyi deneyin; kadınların ne kadar hayran olunası, takdir edilesi, memnun olunası işler yaptığını dehşetle fark edeceksiniz.)

Çok küçük ve sıradan işlerde bile, daracık zamanlarda bile, eşinizin ilgilerine ve tercihlerine önem gösterin. Mesela, yürüyüş yaparken ya da arabayla evinize dönerken birkaç yol alternatifiniz varsa, eşinize hangi yolu tercih ettiğini sormanız, onu mutlu edecek, onun kalbine giden yolu genişletecektir.

Kadınların ne istediğini erkeklerin hemen anlaması zordur; zaten bunun için bir ömür boyu vaktimiz vardır. Fakat erkeklerin de kadınlar tarafından anlaşılmadığı durumlar seyrek değildir. Görünen o ki, erkeğe de kadına da “ev ödevi” düşüyor.:yes:


Şeb-i Yelda 22 Aralık 2011 23:27

Bir karı-kocanın aynı gün günlüğe yazdıkları...
 
Bir karı-kocanın aynı gün günlüğe yazdıkları...


Kadının Günlüğüne Yazdıkları:

Bugün üç yıl bitti.

Onun karşısına gelinlikle çıktığım günkü kadar mutluyum.

Tanrım, onu ne kadar seviyorum.

Mükemmel bir erkek,cazibeli, yakışıklı, anlayışlı,sevecen, her şey var.

Bugün Cumartesi,bıraktı m arkadaşlarıyla eğlensin.

En sevdiği yemek olan pastırmalı Kurufasulye ile pilav yapıyorum.

Pişti, demleniyor.

Banyo yaptım, en sevdiği kıyafeti giydim.

Yemekten sonra, şöminenin karşısına bir şişe kırmızı şarapla uzanacağız...

Eve geldi sonunda.

Beni öpüşü biraz soğuktu, aklı başka yerde sanki.

Aman Tanrım, yoksa?

Tüm cilvelerime rağmen, bana yanaşmadı.

Arkadaşlarıyla ne yaptığını sordum, ağzında birşeyler geveledi.

Yemekte biraz keyfi yerine gelir gibi oldu, ama hala dalgın, hala uzak, hala kabuğuna çekilmiş.

Herhalde ÖTEKİNİ düşünüyor.Benden genç mi acaba?

İşyerindeki sarışın pazarla ma temsilcisi olmasın?

Şöminenin karşısında şarabımızı yudumlarken, artık dayanamadım 'neyin var?' diye sordum.

Gülümsedi, zoraki bir gülümseme, acı dolu, uzaklık dolu..

'Yok birşeyim' diye geçiştirdi.

O gürül gürül yanan aşkın bu kadar çabuk biteceğine inanamıyorum...

Daha dün bana ebediyete kadar benimle olmak istediğini söylüyordu.

Bugün aramızda iletişim kopukluğu başladı bile.

Belki de kilo alıyorum.

Çok mu vır vır yapıyorum?

Elini tuttum.

Elimi okşadı,ama eller hissiz, parmak uçları soğuk...

Stepe başlasam? Çocuk istesem? Yalan, yalan, yalan.

Kendimi kandırmaktan başka bir şey değil bunlar.

Bitti...Bittti. ..Bitti.

Tanrım, ölmek istiyorum.

Kendimi son kez onun kollarına attım.

Ağlaya ağlaya uykuya dalmışım.





Kocanın Günlüğüne Yazdıkları :

Öff be, fenerbahçe yine yenildi. Ama, kuru fasülye güzeldi.


_COLT_ 27 Mayıs 2012 21:35

1 kadin + 1 erkek = Haftasonu inzivasi


sade 29 Kasım 2012 17:17

Erkeklerin kendilerinden uzak tuttukları kadınlar...


Aşırı makyaj yapan, aşırı takı kullanan kadınları sevmiyorlar.

Otoriter kadınlar erkeklerin daha çok ilgisini çekiyor.

Moda diyerek giyinen kadınlara şans vermiyorlar. Onlar için önemli olan üzerine yakışması.

Yarısı çıkmış ojelerle gezinen ve bakımsız kadınlara tahammül edemiyorlar.

Erkeklerin hatalarını sürekli gündeme getiren kadınlar baş ağrısı yapıyor.

Özellikle dedektif gibi peşlerinde olan, sürekli takip eden kadınlara dayanamıyorlar.

Küçük şeyler dağ gibi yapıp abartan ve paralarının hesabını soran kadınlara sinir oluyorlar.

En ufak şeyde bile ağlayan kadınların tehlikeli olduklarını düşünüyorlar.

Çapkınlık erkeklerin tekelinde kalması gereken bir özellik olarak algılanırken, çapkın kadınlardan erkekler korkuyorlar.

Tırnaklarını yiyen ve çok uzatan kadınlardan tiksiniyorlar.





Saat: 00:36
Sayfa 4 / 5

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık