MsXLabs
Sayfa 4 / 14

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Ekonomi (https://www.msxlabs.org/forum/ekonomi/)
-   -   Dünyada ve Türkiye'de Ekonomi Gündemi, Güncel Haberler (https://www.msxlabs.org/forum/ekonomi/7297-dunyada-ve-turkiyede-ekonomi-gundemi-guncel-haberler.html)

ass 12 Ekim 2006 18:29

Türkiye’yi kaybederizhttp://www.vatanim.com.tr/pics/news/89898000.jpg http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gifFransa Meclisi bugün “Ermeni soykırımı yoktur” diyenlerin hapse atılmasını öngören yasayı oylayacak... Avrupa Birliği ve Avrupa Parlamentosu yetkilileri “Yasa geçerse Türkiye ile ilişkiler kopma noktasına gelir” diyerek Fransa’yı sorumlu olmaya davet etti
http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif
12.10.2006
Beş yıl önce Ermeni soykırımını tanıyan Fransa bugün bir adım daha ileri gidiyor. Sosyalist Parti’nin sunduğu “Ermeni Soykırımını İnkar Yasa” tasarısı bugün Meclis’te oylanacak. “Ermeni soykırımı olmamıştır” diyenlerin hapis veya 45 bin euro para cezasına çarptırılmasını öngören yasanın Meclis’ten geçmesine artık kesin gözüyle bakılıyor. Tasarının gündeme geldiği ilk günlerde sessizliği koruyan Avrupa Birliği yetkilileri, dün Fransa’ya net bir mesaj verdi. En etkili uyarı İngiltere’nin eski AB İşlerinden Sorumlu Bakanı ve AP üyesi Dennis MacShane’den geldi. MacShane, Financial Times gazetesine yazdığı makalede şu yorumlara yer verdi:

BU YASA KABUL EDİLEMEZ
“Türkiye’nin AB’de yeri olmadığını söylemek konusunda Avrupalı liderler elinden geleni yapıyor. Bu laik, demokratik Müslüman ülke daha ne kadar zaman yüzünü doğuya dönmek yerine Avrupalı bir geleceğe bakacak? Fransa lideri Chirac, tek taraflı olarak Ermeni soykırımını Türkiye’nin AB üyeliği için bir önkoşul olarak ilan etti. Ermeniler’i modern Türkler değil, çöküşteki Osmanlı’nın kokuşmuş unsurları öldürdü. AB, bırakın potansiyel üyelerini, halen var olan üyelerinden tarihteki hataları için özür isteyecekse, kendini feshetmek zorunda kalabilir.”

* Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk: Yıllardır Türkiye’de ifade özgürlüğü için çalışırken aynı özgürlüğün Fransa tarafından kısıtlanmasını kabul edemeyiz. Türkiye’yi gerçekten kendi tarihini tartışması yönünde desteklemek istiyorsanız, bu tasarıyı geri çekin.

* AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn: Türkler, Fransa’nın şimdi düşünce özgürlüğünü kısıtladığını savunuyor. Fransız parlamenterler Türkiye ve AB ilişkilerinin kopmaması için sorumlu davranmalı.

* AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso: Soykırım iddialarının Türkiye’nin önüne bir şart olarak konulması kabul edilemez. Ermeni soykırımını inkar yasası ilişkilere ağır bir darbe vuracak.

DR. CENGİZ AKTAR
Avrupalı’nın bakışı değişiyor
Fransız Sosyalist Partisi’nin yasa önergesi kabul edilse de iş bugün bitmeyecek ve bu sayede belki Avrupa’nın Türkiye’ye bakışında yeni bir dönem başlayacak.

Teknik olarak yasa önergesi Meclis onayından sonra Senato’nun onayına sunulacak. Halk tarafından doğrudan seçilmeyen senatörlerin kendilerini kimseye beğendirmek gibi bir kaygısı olmadığından, yasa Senato’da takılabilir. Takılmadı diyelim, yasayı son olarak onaylayacak olan Cumhurbaşkanı Chirac’ta takılabilir. Önergeye karşı olan Fransız hükümeti, her halükarda bu metni Mayıs’taki Meclis ve Cumhurbaşkanlığı seçimine dek oyalayıp yasalaşmasını en azından bu dönemde engelleyecek.

Buna paralel olarak yasa önergesi belki ilk kez Avrupa’da Türkiye’ye bakışı farklı bir mecraya taşıyor. Sayısız sorunumuza Avrupa’daki yaklaşım bugüne dek hep Türkiye’yi hor görmek, aşağılamak ve daima yalnız bırakmak biçiminde olurdu. Son günlerde yasa önergesi Fransızlar da dahil olmak üzere pek çok Avrupalı kanaat önderi ve karar vericiyi telaşlandırmaya başladı. İngilizlerin eski AB Bakanı MacShane, Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso, genişlemeden sorumlu üye Rehn ve ekonomiden sorumlu üye Verheugen Türkiye’nin artık Avrupa’nın bir ortağı olduğunu ve o şekilde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen beyanlar vermeye başladılar.

Örneğin Brüksel’de ülkemizin önüne binbir engel çıkartan Fransız Dışişleri Bakanlığı’nın sözcüsü yasa önergesi konusunda “Türkiye AB’ye aday bir ülkedir. Türkiye’nin Avrupa perspektifini göz önünde bulunduran ilişkiler söz konusudur ve biz bu perspektifi destekliyoruz zira bunun Türkiye için doğru bir yol olduğuna inanıyoruz” demek durumunda kalmıştır.

Tüm bunlar Türkiye antipatisinin Türkiye empatisine dönüşmeye başladığının ilk emareleri. Fransız Sosyalistlerinin girişimi ters tepiyor ve belki yeni bir dönemi başlatıyor.



AreX 13 Ekim 2006 14:56

13 Ekim 2006

TÜRKSAT, TMSF'YE BORCUNU ÖDEDİ (1) -TMSF BAŞKANI AHMET ERTÜRK: -''TÜRKSAT'IN BORCUNDAN 2,5 MİLYON YTL BUGÜN HESABIMIZA GİRDİ''

İSTANBUL (A.A) - Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Ahmet Ertürk, Türksat'ın Kablonet ve İnteraktif'e olan borçlarından 2,5 milyon YTL'lik kısmın bugün hesaba yatırıldığını bildirdi.

Ertürk, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, kablo TV konusunda hizmet veren söz konusu iki şirketin yönetiminin Erol Aksoy'un borçları nedeniyle TMSF'ye geçtiğini ve banka borçlarından dolayı da Fon'a borçlu olduklarını hatırlatarak, söz konusu şirketlerin gelir paylaşımı sözleşmesinden dolayı Türksat'tan 4 milyon YTL'nin üzerinde alacağının bulunduğunu belirtti.

Ahmet Ertürk, Türksat Genel Müdürü Osman Duru ile yaptıkları görüşmede bu borcun ödenmesinin kabul edildiğini ve kendilerinin de para hesaba yatırılmadan önce vatandaşların mağduriyet yaşamaması için cihazları yerine taktıklarını söyledi.

TMSF Başkanı Ertürk, ''Türksat'ın borcundan 2,5 milyon YTL bugün hesabımıza girdi. Kalan bakiyenin ise bir iki gün içinde hesabımıza girmesini bekliyoruz'' dedi.


Misafir 13 Ekim 2006 15:15

Türk uçaklarına Yunan tacizi http://www.e-kolay.net/haber/images/trans.gifGenelkurmay Başkanlığı, Ege Denizi'nin uluslararası hava sahasında planlı eğitim uçuşu yapan Türk Hava Kuvvetlerine ait uçakların uçuş rotasının, Yunan uçakları tarafından 3 kez taciz edildiğini bildirdi.
Genelkurmay Başkanlığı açıklamasında, Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığının Ege Denizi'nin uluslararası hava sahasında planlı eğitim uçuşu icra eden F-16 koluna, Yunanistan'ın Skiros meydanından kalkan 2 adet Mirage-2000 uçağıyla Sakız Adası'nın kuzeybatısında dün saat 12.06'ta reaksiyon gösterilerek, "uçuş rotasının taciz edildiği" belirtildi.

Açıklamada, dün saat 13.23'te Yunanistan'ın Tanagra meydanından kalkan 2 adet Mirage-2000 savaş uçağıyla Midilli Adası'nın kuzeybatısında ikinci kez, Yunanistan'ın Limni meydanından kalkan 2 adet F-16 uçağıyla da Sakız Adası'nın kuzeybatısında saat 15.55'te üçüncü kez uluslararası hava sahasında planlı eğitim uçuşu yapan Türk Hava Kuvvetlerine ait F-16 koluna reaksiyon gösterilerek, uçuş rotasının taciz edildiği kaydedildi.


http://www.e-kolay.net/haber/images/trans.gifhttp://www.e-kolay.net/haber/images/trans.gifhttp://www.e-kolay.net/haber/images/trans.gifhttp://www.e-kolay.net/haber/images/trans.gifhttp://www.e-kolay.net/haber/images/trans.gifhttp://www.e-kolay.net/haber/images/bobrekhastasi13106_ic.jpg
40 bin kişi böbrek bekliyor http://www.e-kolay.net/haber/images/trans.gifTürkiye'de, organ ve doku nakli bekleyen hastaların sayısı her geçen gün artıyor. Özellikle kalp ve karaciğer nakli bekleyen hastalar, uygun organ bulunamaması nedeniyle hayatlarını kısa süre içinde kaybediyor. 13.10.2006Yeterli sayıda organ nakli merkezi ve deneyimli bilim adamı olmasına rağmen nakil sayısının istenilen düzeye ulaşamadığı belirtiliyor. Gelişmiş ülkelerde organ bağışı yapan kişilerin sayıları yüz binlerle ifade edilirken, Türkiye genelinde 2002-2006 yılları arasında toplam 16 bin 547 kişi organ bağışında bulundu.

Sağlık Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, Türkiye'de yaklaşık 40 bin kronik böbrek hastası bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık 34 bini haftanın 3 günü diyaliz cihazına bağlı olarak böbrek nakli bekliyor.

Türkiye'de diyaliz hastası sayısının önceki yıla göre artış oranı ise yaklaşık yüzde 10. Böbrek hastalarının yılda sadece yaklaşık 950'sine böbrek nakli yapılabiliyor.

Öte yandan Türkiye'de kadavradan böbrek nakli yapılan kişilerin yıllara göre dağılımına bakıldığında, 2000 yılında 92 , 2001'de 162, 2002'de 189, 2003'de 177, 2004'te 243, 2005'te 275, 2006 yılının ilk 9 ayında ise 197 kadavradan böbrek nakli yapıldığı gözleniyor.


AreX 13 Ekim 2006 15:28

13 Ekim 2006

İŞSİZLİK VE İŞE YERLEŞTİRMELER

ANKARA - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, Haziran sonu itibariyle Türkiye'de 2 milyon 245 bin işsiz olduğunu, İŞKUR'un da Temmuz itibariyle kamudan 20 bin, özel sektörden 68 bin iş talebi aldığını bildirdi.


13 Ekim 2006

ADANA OSB'DE, 232 FABRİKA BACASI TÜTÜYOR -SANAYİ ODASI BAŞKANI ÖZGÜMÜŞ: -''SANAYİCİ HER ŞEYE RAĞMEN ÜRETMEYE DEVAM EDİYOR'' -''SATILDIĞI HALDE BOŞ BEKLETİLEN 115 PARSELİN SAHİBİ UYARILDI, YATIRIMLAR CANLANDI'' -''OSB'LER KAMU GÜCÜ KULLANMA YETKİSİNE SAHİP OLMALI, ÇOK BAŞLILIK ORTADAN KALKMALI''

ADANA (A.A) - Türkiye'nin en büyük organize sanayi bölgeleri arasında yer alan Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi'nde (HSOSB) 232 fabrika bacasının tüttüğü, satıldığı halde boş bekletilen parsellerin sahiplerinin uyarılmasıyla yeni bir yatırım hamlesinin başladığı bildirildi.

Adana-Ceyhan D-400 Karayolu üzerinde, Yakapınar (Misis) beldesinin kuzeyinde tarıma elverişli olmayan 1225 hektar alan üzerine 1984 yılında kurulan bölge, kentin teşvikli iller kapsamında olmamasına rağmen yatırımcının ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Adana Organize Sanayi Bölgesi Başkan Vekili ve Sanayi Odası Başkanı Ümit Özgümüş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sanayicinin her şeye rağmen üretmeye devam ettiğini belirterek, ''Yüzde 35'i tekstil alanında faaliyet gösteren firmaların yer aldığı bölgede, bu sektörün yaşadığı büyük sıkıntılar ve Çin darbesine rağmen korktuğumuz çöküş yaşanmadı. Bu da Türk sanayicisinin dirayeti ve özverisinden kaynaklandı'' dedi.

Özgümüş, bu yıl 15 fabrikanın faaliyete geçtiği bölgede halen 232 fabrika bacasının tüttüğünü belirterek, şunları söyledi:

''Bölgede, satıldığı halde yıllardır boş bekletilen 115 parsel bulunuyordu. OSB Yasası'na göre, bunların satıldıktan sonra bir yıl içinde projelendirilmesi, ondan sonraki 2 yılda ise inşaatın bitmesi gerekiyordu. Bugüne kadar müsamaha gösterilmesine rağmen hiçbir hareket yaşanmayınca, Sayın Valimizin de gayretleri ve yönlendirmeleriyle bir çalışma başlattık. Parsel sahiplerine mektup göndererek, (ya yatırım yapın ya da satın) çağrısında bulunduk. Bu çalışmadan sonra 50 yatırım parseli el değiştirdi, yatırımda canlılık başladı. Bunlardan 8-10'u inşaatını tamamlayarak faaliyete geçti. 50 parsel sahibi de biraz daha süre istedi.''

Özgümüş, karayolu, demiryolu ve havayolu imkanı, doğal gazı, Adana havalimanı, İskenderun ve Mersin Limanlarına yakınlığıyla yatırım için cazibe merkezi olan Adana Organize Sanayi Bölgesi'nin yoğun göç alan kente adeta kucak açtığını vurguladı.

-OSB YASA TASARISI-

Organize Sanayi Bölgelerine ilişkin olarak hazırlanan Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) Kanun Tasarısı taslağına da değinen Özgümüş, organize sanayi bölgelerinin mutlaka kamu gücünü kullanma yetkisine sahip olması ve çok başlılığın ortadan kalkması gerektiğini ifade etti.

Özgümüş, istimlak yetkisi bile bulunmayan bölgelerin yönetiminde odaların etkin hale getirilmesini istediklerini savunarak, ''Şu anda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği kanalıyla bu yetki kullandırılmaya çalışılıyor'' dedi.

Yasa tasarısında odaların eleştirileri dikkate alındığı takdirde organize sanayi bölgelerinin ekonomiye katkılarının artacağını ifade eden Özgümüş, ''Şu anda ekonomik sıkıntılara, gerekli reformların yapılmamasına rağmen fabrikasına kilit vurmayan, ithal ürünler, dövizdeki düşük seyre rağmen ülkesine hizmet eden sanayicilerin önü açılmalı'' diye konuştu.

Özgümüş, Türkiye'de 200'ün üzerinde OSB bulunduğunu, bunların 107'sinin işletmeye açıldığını ve yaklaşık 60'ının tam olarak faaliyet gösterdiğini belirterek, ülke ekonomisinde önemli bir işlev üstlenen bölgelerin sorunlarına kulak verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.


AreX 13 Ekim 2006 19:31

13 Ekim 2006

GÜMRÜKLERDE KAÇAKÇILIK...

ANKARA (A.A) - Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü ekipleri, 30 Eylül-6 Ekim tarihleri arasında toplam 19 olayda, 1 milyon 282 bin 208,9 YTL kaçakçılık olayı ortaya çıkardı.

Gümrük Müsteşarlığından yapılan açıklamaya göre, Ankara'da 120 bin YTL, Edirne'de 215 bin 934 YTL, Gaziantep'te 1500 YTL, Habur'da 356 bin 316 YTL, İstanbul'da 586 bin 958,9, Trabzon'da da 1500 YTL tutarında kaçakçılık tespit edildi.

Çay, sigara, içki, motorin, muhtelif ilaç, sabun, kaban, elektronik eşya oyun alet ve makinaları gibi ürünler ile tanker, otomobil, kamyon gibi araçların ele geçirildiği kaçakçılık olaylarında, ele geçirilen mallar zapt edilirken, ilgili kişiler gözlem altına alınarak, Cumhuriyet başsavcılıklarına sevk ediliyor.

13 Ekim 2006

HAZİNE İHALESİ -HAZİNE GELECEK HAFTA, 5 YIL VADELİ SABİT KUPONLU TAHVİL İHALESİ DÜZENLEYECEK

ANKARA (A.A) - Hazine gelecek hafta, 5 yıl vadeli sabit kuponlu tahvil ihalesi düzenleyecek.

Hazine, 17 Ekim Salı günü YTL cinsinden 5 yıl (1554 gün) vadeli, sabit kuponlu tahvil ihalesi yapacak.

Söz konusu ihalede satılacak kağıtlar 18 Ekim Çarşamba günü ihraç edilirken, geri ödeme tarihi 19 Ocak 2011 olarak öngörüldü.

Bu arada Hazinenin gelecek hafta, toplam 1,1 milyar YTL iç borç ödemesi bulunuyor.

Hazine 18 Ekim Çarşamba günü 1 milyar 73,5 milyon YTL'si piyasaya, 32,4milyon YTL'si de kamu kurumlarına yapılan satışların geri ödemesi olmak üzere, toplam 1 milyar 105,9 milyon YTL iç borç ödemesinde bulunacak.

Söz konusu ödemenin 445,6 milyon YTL'si YTL cinsinden, 660,3 milyon YTL'si de döviz cinsinden olacak.


Misafir 14 Ekim 2006 12:22

LC Waikiki'den Fransız değiliz ilanıBoykot listelerinde adı geçen, giyim firması LC Waikiki bugün bazı gazetelere tam sayfa olarak verdiği ilanlarda, Bir Fransız markası değil Türk markası olduğunu bildirdi.
Bazı e-forum ve web sitelerinde LC Waikiki'nin bir Fransız markası olarak belirtilmesi üzerine açıklama yapma gereğinin duyulduğunun belirtildiği ilanlarda, LC Waikiki'nin, Tema Tekstil A.Ş. tarafından Fransız D.D.K.A firmasından 1997 yılında satın alınarak bir Türk markası haline getirildiği vurgulandı.
İlanlarda LC Waikiki'nin Türk firması olduğuna dair Türk Patent Enstitüsünden (TPE) alınan marka tescil belgesine yer verildi.

Unakıtan: Yeni vergi gelmeyecekMaliye Bakanı Kemal Unakıtan, faizlerdeki yükselmesi, enerji fiyatları ve memur maaş zamlarının, 2007 bütçesindeki yükü artırdığını söyleyerek 'Üzerine basa basa söylüyorum, yeni vergi gelmeyecek, vergi artışı da olmayacak" dedi.14 Ekim 2006 11:09

Sorularını yanıtlayan Unakıtan, 2007 bütçesiyle ilgili çalışmaların devam ettiğini belirtti. Orta Vadeli Programda 2007 bütçesi için yaklaşık 190 milyar YTL'lik bir büyüklük öngörüldüğüne işaret eden Unakıtan, ancak ondan sonraki süreçte ekonomide yaşanan bazı gelişmelerin, bu rakamların değiştirilmesini zorunlu kıldığını vurguladı.
Unakıtan, şöyle devam etti: “Bu süreçte faizler yükseldi. Bir defa faizlerin yükselmesi elde olmayan sebeplerden dolayı, önümüzdeki sene faiz yükümüzü arttırdı. Onun dışında enerji fiyatları bizi etkiledi. Memurlarımızla ilgili maaş zamları da bütçeyi etkiledi. Bir de, onlara (enflasyon farkını ödeyeceğiz) dedik. Bunların bir maliyeti var. Hepsi, bütçeyi olumsuz etkiledi ve bütçenin yükünü artırdı.”

Unakıtan, bütçe ödeneklerindeki artışın, yüzde 6,5'lik faiz dışı fazla hedefinde bir sapmaya yol açıp, yol açmayacağı konusunda da, “Olacağını tahmin etmiyorum. Çünkü mali disiplinden taviz vermeyeceğiz. Seçime gidiyoruz diye asla popülist politika yapmayacağız. Seçimler olacak diye hiçbir programımızı değiştirmeyeceğiz. Bütçe disiplinine de, özelleştirmeye de aynen devam” dedi. Kemal Unakıtan, Halk Bankasının özelleştirilmesinin, 2007'deki en önemli özelleştirme uygulamalarından biri olacağını da vurguladı.

YENİ VERGİ YOK

Unakıtan, harcama kalemlerindeki artış sonrasında, faiz dışı fazla hedefini tutturmak için bütçede yeni vergi ayarlamalarına gidilmeyeceğini de bildirdi. ”Üzerine basa basa söylüyorum, yeni vergi gelmeyecek, yeni vergi olmayacak” diyen Unakıtan, 2007'de genel bütçe kapsamında ne yeni vergi getireceklerini, ne de mevcut vergilerde artışa gideceklerini ifade etti. Bakan Unakıtan, Belediye Gelirleri Kanun Tasarısı konusunda da, “O Başbakanlıkta hazırlanmış bir Kanun. Meclis'e de sunuldu biliyorsunuz. Meclis'teki safhasında bir görelim bakalım” diye konuştu.

IMF İLE GÖRÜŞMELER

Maliye Bakanı Unakıtan, bütçe ve diğer ekonomik göstergelerdeki gelişmelerin halen 5. gözden geçirme için Ankara'da bulunan IMF Heyeti ile görüşmeleri nasıl etkilediği konusunda da şu değerlendirmeyi yaptı: “IMF ile görüşmelerde sıkıntı olmuyor demek doğru değil de... Karşılıklı olarak tabii onların bazı kabulleri var. Bizim bazı kabullerimiz var. Onlar üzerinde sürekli olarak görüşüyoruz. Biz fikrimizi onlara kabul ettirmek istiyoruz. Onlar kendi fikirlerini söylüyor. Bunlar her zaman böyle geçer. Sonunda da bir noktaya varılır.”

Unakıtan, yeni Gelir Vergisi Kanun Taslağına ilişkin çalışmaların sürdüğünü de belirtti. Maliye bürokratları ile Vergi Konseyinin bu konuda çalışma yaptığına dikkat çeken Maliye Bakanı, “Daha iyi bir reform yapmak istiyoruz. Birkaç maddeyi değiştirmek değil de. O bakımdan biraz vakit alır onlar. Hemen şu an, şu tarihte olacak, bu tarihte olacak diye kesin bir şey söylemek mümkün değil. Ama arkadaşlarımız çalışmalarına devam ediyor” açıklamasında bulundu.

AKARYAKIT ŞİRKETLERİNE KESİLEN CEZALAR

Maliye Bakanı, akaryakıt dağıtım şirketlerine kesilen cezalarla ilgili bir soru üzerine de, bunun Maliyenin dışında bir konu olduğunu söyledi. Cezalarla ilgili kararın Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından verildiğine işaret eden Unakıtan, “Ama onun uygulanmasında Kanunen bize ne vazife verilmişse, biz Kanuni vazifelerimizi yerine getiririz” dedi.

YENİ NUMARAMIZ

Unakıtan, vergi kayıp ve kaçağı ile mücadelenin de tüm hızıyla devam ettiğini bildirdi. Vergi İstihbarat Merkezinde bir düğmeye basıldığında kimin ne yaptığının anında ortaya çıktığını kaydeden Unakıtan, şöyle konuştu: “Ben de bazen gidip orada çalışıyorum. Çok geniş bir bilgi ağına sahibiz. Sonra denetim elemanlarımız inceleme için çeşitli yerlere gidiyor. Hemen ardından (Sayın Bakanım biz yandık) diyerek beni arıyorlar. (Ne oldu) diyorum, (Denetim elemanları geldi) karşılığını veriliyor. Kaç kişi? 5 kişi. (5 kişi nedir ki, koca bir şehir için) dediğimde, (Olur mu, ellerinde her şeyimiz var, bütün bilgiler var) deniliyor. 8 ayda sadece Hesap Uzmanlarının incelemeleri sonrasında uzlaşma ile 230 trilyon lira kasamıza para girdi. Son numaramız da bu.”

Naylon fatura ile mücadeleye de değinen Unakıtan, 30 milyon lirayı geçen alış ve satışların kendilerine bildirilmesini istediklerini hatırlattı. Maliye Bakanı, “Bilgiler geldi, bir baktık, adam faturayı kesmiş ama malı alan biri yok. Böyle 14 bin kişi çıkardık. Yüzde 95'inin bilgileri doğru çıkmadı, naylon fatura. Bunun da onlara yüz trilyonlarca lira faturası var. Artık herkes bunu bilsin.”
(aa)


Pancar üreticisine avans müjdesiPancar üreticilerine 51 milyon YTL tutarındaki üçüncü nakdi söküm avansı ödemesine, 18 Ekim'de başlanacak.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından 2006-2007 kampanya döneminde pancar üreticilerine bugüne kadar toplam 255 milyon YTL avans ödemesi yapılmış olup, 51 milyon YTL tutarındaki üçüncü nakdi söküm avansı ödemelerine 18 Ekim 2006 tarihinde başlanacak.
Böylelikle bugüne kadar ürün bedellerine karşılık ödenen avansların toplamı 306 milyon YTL'ye ulaştı.


AreX 14 Ekim 2006 14:12

14 Ekim 2006

YATIRIMCI REHBERİ -GEÇEN HAFTA HİSSE SENETLERİ ORTALAMA YÜZDE 4,76 DEĞER KAZANDI -YENİ TÜRK LİRASI KARŞISINDA ABD DOLARI YÜZDE 2,00, AVRO DA YÜZDE 2,80 DEĞER YİTİRDİ -24 AYAR KÜLÇE ALTININ GRAM SATIŞ FİYATI YÜZDE 1,84, CUMHURİYET ALTINININ SATIŞ FİYATI DA YÜZDE 2,19 ARTTI -YATIRIM FONLARI GEÇEN HAFTA ORTALAMA YÜZDE 0,69 DEĞER KAZANDI -AYLIK MEVDUAT FAİZİNİN HAFTALIK NET GETİRİSİ YÜZDE 0,27, HAFTALIK REPONUN NET GETİRİSİ YÜZDE 0,31 OLDU

İSTANBUL (A.A) - İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) işlem gören hisse senetleri, geçen hafta ortalama yüzde 4,76 oranında değer kazandı.

Haftaya siyasi alanda yoğunlaşan gündemin yarattığı tedirginlikle kararsız ve oldukça sıkışık bir seyirle başlayan İMKB, yönünü yurt dışı ve alternatif piyasalardaki görünüme bağlı olarak belirledi. Siyasi alanda yaşanan olumsuz gelişmelere karşın, dış piyasalarda devam eden yukarı yönlü hareket ve faiz-döviz cephesinde hız kazanan gevşeme eğiliminin etkisiyle hafta boyunca yükseliş trendi izleyen endeks, güçlenen işlem hacmi ve ciddi düzeyde artan nakit girişinin de desteğiyle, haftanın son günü itibariyle 38.500 direncine ulaştı.

Kuzey Kore tarafından gerçekleştirilen nükleer deneme, sözde Ermeni soykırımının inkarını suç sayan yasa tasarısının Fransa parlamentosunda kabulü, enflasyona yönelik kaygıların korunduğuna işaret eden FED Eylül ayı toplantı tutanakları, Uluslararası Para Fonu (IMF) heyetinin 9 Ekim'de başlayan Türkiye temasları ve faiz oranlarını değiştirmeme kararı ile sonuçlanan Japonya Merkez Bankası toplantısı, hafta içinde yakından takip edilen, ancak piyasanın seyri üzerinde önemli bir etki yaratmayan başlıca gündem maddeleri oldu.

Hisse senetleri Pazartesi günü yüzde 0,40'lık artışla haftaya başladı. Günlük bazda artışlar hafta boyunca devam etti. Hisse senetleri Salı günü ortalama yüzde 1,53, Çarşamba günü ortalama yüzde 0,56, Perşembe günü ortalama yüzde 1,74 ve Cuma günü de ortalama yüzde 0,44 oranında değer kazandı.

-GELECEK HAFTA-

Uzmanlar, teknik olarak korunan pozitif görünümün, mevcut yükseliş trendinin önümüzdeki hafta da devam edeceğine işaret ettiğini vurgulayarak, ciddi ölçüde artış gösteren nakit girişleri ve güçlenen işlem hacminin, piyasadaki iyimser havayı desteklediğini kaydediyor.

Ancak, siyasi alanda özellikle AB süreci ile ilgili yaşanması muhtemel sıkıntıların, bu hafta daha fazla ön plana çıkmasının beklenebileceğini ifade eden uzmanlar, öte yandan, Cuma günü beklentilerin altında açıklanan ABD ithalat ve perakende satış verilerini olumsuz karşılayan dış piyasalarda kar satışlarını hızlandırmasının İMKB'de satış baskısını ciddi ölçüde artırabileceğine işaret ediyor.

Uzmanlar, ABD ekonomisindeki yavaşlamaya yönelik beklentileri şekillendiren verilerin, bu hafta ağırlıklı olarak 3'üncü çeyrek yüksek kar rakamlarının etkisiyle pozitif görünümünü koruyan ABD ve Avrupa borsaları ile gelişmekte olan piyasaların seyri üzerinde doğrudan etkili olmaya devam edeceğini de belirtiyor.

-ÖZETLE PİYASALAR-

Borsa, geçen hafta yükseldi. İMKB Tahvil ve Bono Piyasası'ndaki oranlarda hafta ortasına kadar artış, daha sonra da düşüş eğilimi göze çarptı. Dövizde düşüş ağırlıklı bir seyir gözlendi. Altın fiyatları geçen haftayı artışla kapattı. Mevduat faizlerinin ortalamalarında herhangi bir değişim olmadı.

Hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 4,76 oranında değer kazandı. 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yüzde 1,84, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,19 arttı.

Yatırım fonlarının seyrini izleyen A.A Fon Endeksi geçen hafta ortalama yüzde 0,69 oranında yükseldi. Önceki hafta sonundaki oranlara göre, 1 aylık mevduat faizinin haftalık net getirisi yüzde 0,27, haftalık reponun net getirisi yüzde 0,31 olarak gerçekleşti.

-BORSA ENDEKSLERİ-

İMKB Ulusal-100 Endeksi, geçen hafta 1.748,47 puan artışla 36.737,62 puandan 38.486,09 puana çıktı. Hisse senetlerindeki haftalık ortalama artış yüzde 4,76 oldu.

İMKB Ulusal-Mali Endeksi 2.943,35 puan artışla 57.542,65 puandan 60.486,00 puana, İMKB Ulusal-Sanayi Endeksi 1.084,76 puan artışla 28.108,20 puandan 29.192,96 puana ve Ulusal-Hizmetler Endeksi 603,30 puan artışla 21.388,77 puandan 21.992,07 puana yükseldi.

Böylece, mali grup hisseleri ortalama yüzde 5,12, sanayi grubu hisseleri ortalama yüzde 3,86 ve hizmetler grubu hisseleri ortalama yüzde 2,82 oranında değer kazandı.

-KAZANANLAR VE KAYBEDENLER-

Borsada geçen hafta işlem gören 323 hisse senedinden 232'si değer kazanırken, 57 hisse senedi değer yitirdi, 34 hisse senedinin değeri de değişmedi.

Geçen hafta en yüksek oranlı artış, yüzde 27,38 ile Esem Spor Giyim hisselerinde gerçekleşti. Yüzde 22,60'lık artışla Marmaris Altınyunus hisseleri ikinci ve yüzde 20,51'lik artışla Egeplast hisseleri üçüncü oldu.

En yüksek oranlı düşüş ise yüzde 18,18 ile Ünal Tarım hisselerinde oldu. Arçelik hisseleri yüzde 8,16'lık kayıpla ikinci, yüzde 7.28'lik kayıpla da Kordsa hisseleri üçüncü sırada yer aldı.

-DÖVİZ-

Geçen hafta YTL karşısında, tüm döviz türleri değer yitirdi. İstanbul serbest döviz piyasasında alınıp satılan ABD Doları Yeni Türk Lirası karşısında yüzde 2,00, avro da yüzde 2,80 geriledi. İngiliz Sterlini'ndeki düşüş yüzde 1,79, İsviçre Frangı'ndaki düşüş de yüzde 4,13 olarak gerçekleşti.

Serbest piyasada önceki hafta sonuna göre ABD Doları'nın Yeni Türk Lirası satış fiyatı 0,0300 YTL düşerek 1,4700 YTL'ye, avronun satış fiyatı 0,0530 YTL düşerek 1,8400 YTL'ye, İngiliz Sterlinin satış fiyatı 0,0500 YTL düşerek 2,7500 YTL'ye ve İsviçre Frangının fiyatı 0,0500 YTL düşerek 1,1600 YTL'ye indi.

Bugün öğle saatlerinde ise İstanbul serbest piyasada ABD Doları 1,4750 YTL'den, Avro 1,8480 YTL'den, İngiliz Sterlini 2,7350 YTL'den ve İsviçre Frangı da 1,1570 YTL'den satılıyordu.

-ALTIN-

Kapalıçarşı'da alınıp satılan 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bir önceki hafta sonuna göre yüzde 1,84, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,19 arttı.

Dünkü kapanış itibariyle külçe altının gram satış fiyatı 27,70 YTL'ye, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da 187,00 YTL'ye çıktı.

İstanbul Altın Borsası'nda (İAB) 24 ayar altının gram fiyatı ise yüzde 0,02 düşerek 27,37 YTL'ye geriledi.

-YATIRIM FONLARI-

Yatırım fonlarına katılma belgeleri önceki hafta sonuna göre ortalama yüzde 0,69 oranında değer kazandı.

Yatırım fonlarının fiyat seyrini izleyen A.A Bileşik Fon Endeksi geçen hafta boyunca 4.666 puan artarak 675.452 puandan 680.118 puana yükseldi.

Geçen haftanın en çok değer kazanan katılma belgeleri, yüzde 4,59'luk artışla Fortis Yatırım A Tipi İMKB-30 Endeks Fon, yüzde 3,97'lik artışla Global A Tipi İMKB-100 Endeks Fon ve yüzde 3,71'lik artışla da Koçbank A Tipi Özel Bankacılık İMKB-30 Endeks Fon olarak sıralandılar.

Haftanın en çok değer yitiren katılma belgeleri ise yüzde 1,30'luk düşüşle İş B Tipi Euro Eurobond Fon, yüzde 0,94'lük düşüşle Eczacıbaşı Menkul B Tipi Tahvil-Bono Fon ve yüzde 0,82'lik düşüşle Akbank Özel Bankacılık Dengeli Fon oldular.

-TAHVİL-BONO-FAİZ-REPO-

Hazine geçen hafta ihale düzenlemedi. İMKB Tahvil ve Bono Piyasası'nda oluşan ağırlıklı ortalamalar üzerinden yapılan hesaplamalara göre, çeşitli vadelerdeki kağıtların haftalık net getirileri yüzde 0,27 ile yüzde 0,42 arasında gerçekleşti.

Mevduat faizlerinin ortalamalarında herhangi bir değişim olmadı. Önde gelen ve değerlendirmeye alınan 10 kamu ve özel bankanın faiz oranlarının ortalamaları üzerinden yapılan hesaplamalara göre, bir önceki hafta sonu geçerli olan oranlar itibariyle 1 ay vadeli mevduat faizinin haftalık net getirisi yüzde 0,27 olarak gerçekleşti.

Önceki hafta sonunda İMKB Repo Ters Repo Pazarı'nda ortalama faizi yüzde 17,9 dolayında bulunan haftalık reponun net getirisi de yüzde 0,31 oldu.


AreX 14 Ekim 2006 15:08

14 Ekim 2006

2007 YILINDA DA FAİZ DIŞI FAZLA HEDEFİ YÜZDE 6,5... -FAİZ DIŞI FAZLANIN BU YIL, TOPLAM BÜTÇE VE KİT'LER DAHİL, YÜZDE 7 OLARAK GERÇEKLEŞMESİ İHTİMALİ BULUNUYOR -HÜKÜMET YETKİLİLERİNE GÖRE, BU YIL DAHİL, DÖRT YILLIK ORTALAMA FAİZ DIŞI FAZLA YÜZDE 6,5 OLACAK -13-14 KASIM'DA PARİS PROGRAMI BULUNAN BABACAN'IN, PARİS'E GİDİP GİTMEYECEĞİ HENÜZ KESİNLEŞMEDİ

ANKARA (A.A) - Hükümet yetkililerinin üzerinde çalışmaya devam ettiği 2007 bütçesindeki makro hedefler çerçevesinde, 2007 yılında faiz dışı fazla hedefi 5 yıldır olduğu gibi yüzde 6,5 olarak öngörüldü.

Bütçede, temel hedefin faiz dışı fazla olmaya devam edeceği, bütçe büyüklüğünden çok faiz dışı fazla hedefinin korunmasının önemli olduğu kaydediliyor. Seçim yılında da yüksek oranlı bir faiz dışı fazla uygulanmasının, kamu finansmanı dengesi ve enflasyonla mücadele açısından çok önemli olduğu ifade ediliyor.

2007 bütçesi üzerindeki çalışmalar bugün sabaha kadar devam etti. Çalışmalara Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile Hazine, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve Maliye Bakanlığı müsteşarları katıldı.

-BU YIL FAİZ DIŞI FAZLA YÜZDE 7 ÇIKABİLİR...-

A.A muhabirinin aldığı bilgiye göre, Hükümet yetkilileri, bu yılki faiz dışı fazla performansının çok iyi olduğunu belirtirken, faiz dışı fazlanın yıl sonunda, toplam bütçe ve KİT'ler dahil yüzde 7 olarak gerçekleşmesinin sürpriz olmayacağını vurguluyorlar.

Hükümet yetkililerine göre, dört yıllık ortalama faiz dışı fazlanın ise yüzde 6,5 olacağı tahmin ediliyor.

2007 bütçesi üzerindeki teknik detay ve genel değerlendirme çalışmasının bugün yapılacağı da ifade ediliyor.

Öte yandan, Yeni Gelir Vergisi Kanunu ile emeklilerden sonra çalışanların vergi iadesinin de kalkacağı ve bunun yerine özel indirim uygulamaya konulmasının beklendiği ifade ediliyor.

-BABACAN'IN PARİS PROGRAMI...-

Öte yandan, 13-14 Kasım'da Paris programı bulunan Ali Babacan'ın Paris'e gidip gitmeyeceği ise henüz kesinleşmedi.

Fransa'daki gelişmeler nedeniyle, Babacan'ın Paris'e gitmeme ihtimali de bulunuyor.

Babacan, daha önce belirlenen programa göre, Paris'te Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası konferansına ve Fransa Uluslararası Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IFRI) toplantısına katılacaktı.

-FRANSA'YA KARŞI TEPKİLER...-

Bu arada, edinilen bilgiye göre, Babacan'ın Berlin'deki temasları sırasında, Alman yetkililer, Fransa'nın tutumunu ciddi bir biçimde eleştirerek, bunun Türkiye'nin, AB yolundaki istikrarını, dolayısıyla AB'nin de istikrarını bozabileceğine ilişkin kaygılarını ifade ettiler.

Fransa'ya karşı ekonomik yaptırımlara ilişkin olarak Hükümet düzeyinde henüz bir karar alınmadığı, bu konunun ilk Bakanlar Kurulu toplantısında gündeme geleceği, fakat Türkiye'ye de zarar verme ihtimali oluşturabilecek bir harekete gidilmeyeceği vurgulanıyor.

-TÜRKİYE'NİN TEPKİLERİNİN YARATTIĞI ETKİ...-

Öte yandan, edinilen bilgiye göre, Türkiye'nin tepkilerinin artması nedeniyle, Fransa'daki Parlamentonun sözde Ermeni soykırımını inkarı suç sayan yasa teklifini kabul etmesinin ardından, yasalaşma sürecinin Senatoya kadar uzun bir süre bekletilebileceği ya da tamamıyla reddedebileceği görüşü ağırlık kazanıyor.

Fransız Hükümetinin, sadece AB Hükümetleri ve basın kuruluşlarının eleştirisine maruz kalmadığı, ayrıca, bazı saygın sivil toplum kuruluşları ve düşünce kuruluşlarının da Fransa'nın düşünce özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik bu hareketine karşı eleştirilerde bulunmaya başladıkları da vurgulanıyor.

Fransız Hükümetinin, AB Komisyonu başta olmak üzere, AB ülkelerinden ve bu ülkelerdeki basın organlarında çıkan yazılardan oldukça etkilendiğini belirten yetkililer, Fransa'nın böylesine bir tepkiyi tahmin edemediğini de ifade ediyorlar.

Yetkililer, Avrupa'da son iki günde, ''Fransa'nın yaptığı doğru değil'' kanaatinin ortaya çıktığına da işaret ediyorlar.


evo 15 Ekim 2006 13:16

TİSK'TEN GELİR VERGİSİ İÇİN ÖNERİLER

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/tisk_logo.jpg

ANKARA - Hüseyin Tunçay - Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Vergi Konseyi tarafından hazırlanan gelir vergisi sisteminin oluşturulması çalışmaları ara raporuna ilişkin görüş ve önerilerini sundu.
Buna göre, sermaye kazançları ile diğer kazançlar arasında net bir ayrım yapılmasını isteyen TİSK, vergi oranlarının düşürülmesi ile vergi kaçağının azaltılacağını, kayıtdışının kayda alınacağını ve bunun sonucunda vergi hasılatının artacağını savundu.
Kaldırılması düşünülen özel gider indirimine de (vergi iadesi) değinilen öneriler demetinde, ''Vergi iadesi uygulaması -ne kadar eleştirilse de- belge düzeninin sağlanması ve vergi toplanmasında önemli bir uygulama olduğunu, bu nedenle kaldırılmasının beklenen sonuçları sağlamada etkili olmayacağını düşünmekteyiz'' denildi.

''ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ UYGULANSIN''

Asgari geçim indiriminin tüm mükellefler için uygulanması ve tutarının gerçekçi belirlenmesini de isteyen TİSK, ''Verginin tabana yayılması ve vergi dilimlerinin artırılarak vergi oranlarının düşürülmesi sağlanmalı'' önerisini sundu.

''ASGARİ ÜCRET VERGİ DIŞI KALMALI''

Asgari ücret üzerindeki vergi yükünün azaltılmasını ve uzun vadede asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını da öneren TİSK, ücretlilere yönelik özel indiriminin yeniden yürürlüğe konulması talebinde bulundu.
http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif


evo 17 Ekim 2006 16:15

OTOGAZIN LİTRE FİYATI 2 YKr UCUZLADI

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2007/lpg.jpg

ANKARA - Otogazın rafineri çıkış fiyatlarında bugünden geçerli yapılan indirimin ardından, perakende fiyatlar belli oldu.
Otogazın litre fiyatı 2 YKr düştü. Yeni ayarlamayla Ankara'da otogazın litre fiyatı 1,46 YTL'den 1,44 YTL'ye, İstanbul Anadolu yakasında 1,45 YTL'den 1,43 YTL'ye, Avrupa yakasında da 1,46 YTL'den 1,44 YTL'ye indi.
İzmir'de ise otogazın litre fiyatı 1,45 YTL'den 1,43 YTL'ye düştü.
Bu arada serbesti nedeniyle fiyatlar, otogaz dağıtım firmaları bazında küçük çaplı değişiklikler gösterebiliyor.


AreX 18 Ekim 2006 15:18

18 Ekim 2006

TMO, FINDIKTA REKOR ALIMA GİDİYOR -ÜRETİCİLERİN TMO'YA SATMAK İÇİN BEYAN VERDİĞİ FINDIK MİKTARI 165 BİN TONU GEÇTİ -FİİLİ ALIM 65 BİN TONU GEÇERKEN, EMANETE ALIM 5 BİN TONDA KALDI

ANKARA (A.A) - Fındık fiyatlarının daha da düşmesini, fındık üreticisinin mağdur olmasını önlemek için piyasaya giren Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), fındıkta rekor alıma doğru gidiyor.

TMO verilerine göre, TMO'ya fındık satmak için beyan veren üretici sayısı 53 bini, satış için beyan edilen ürün miktarı ise 165 bin tonu geçti.

Dün itibariyle 53 bin 69 üreticiye, 165 bin 37 ton fındık alımı için randevu verildi. Ofis'in üreticilere ''ürününü bekletmeleri'' için yaptığı çağrıya ve depoları ücretsiz kullandırmasına karşın, emanete alım ise sadece 5 bin tonda kaldı. Üreticiler, ürününü hemen satıp parasını almayı tercih ediyor.

FİSKOBİRLİK, geçen yıl 50 bin ton alım yaparken, TMO'nun şimdiye kadar yaptığı fiili alım miktarı 65 bin 88 tona ulaştı. Ofis'in aldığı fındığın 50,5 bin tonunu levant kalite fındık oluştururken, Giresun kalite fındık 12,8 bin tonda kaldı. Levant kalitede bin 700 ton fındık alındı.

TMO günde ortalama bin 100 üreticiden 2 bin 500 ton civarında ürün alıyor. Dün, 2 bin 795 bin ton ürün alımı gerçekleştirildi.
Depoların kiralanması ve alımda işbirliği konusunda FİSKOBİRLİK'le anlaşmaya varan Ofis, şimdiye kadar FİSKOBİRLİK'in aldığı 5 bin 502 ton ürün için de birliğe 4,7 milyon YTL avans ödedi.

-ÜRETİCİYE ÖDEME 128,1 MİLYON YTL

Bu arada şimdiye kadar 30 bin 348 üreticiden 65,1 bin ton fındık alan Ofis, 35 bin 271 ton fındığın bedelinin ödemesini yaptı. Üreticilere toplam 128 milyon 72,4 bin YTL ödenirken, ortalama fiyat 3,63 YTL düzeyinde gerçekleşti.


AreX 18 Ekim 2006 16:31

18 Ekim 2006

İSO 5'İNCİ SANAYİ KONGRESİ... -KONGRE, 1-2 KASIM TARİHLERİNDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK

İSTANBUL (A.A) - İstanbul Sanayi Odasının (İSO) düzenleyeceği 5'inci Sanayi Kongresi, 1-2 Kasım 2006 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek.

İSO'nun ''Sürdürülebilir Rekabet Gücü-Küresel Değişimde Yeni Dinamikler ve Türk Sanayinin Yol Haritası'' temasıyla gerçekleştireceği kongrenin programına ilişkin ayrıntılı bilgiler yarın düzenlenecek basın toplantısında İSO Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük tarafından kamuoyuna açıklanacak.

Başta KOBİ'ler olmak üzere sanayi kuruluşları yetkilileri, akademisyenler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katılacağı 5'inci Sanayi Kongresinde, dünya ekonomisindeki gelişmeler ışığında Türk sanayinin uluslararası alanda daha kalıcı ve etkin bir rol üstlenebilmesi için gereken koşullar, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri ele alınacak.

18 Ekim 2006

AB KOMİSYONUNDAN ÜYE ÜLKELERİN DEVLET VE HÜKÜMET BAŞKANLARINA ENERJİ UYARISI: -''TÜRKİYE'NİN ANA ENERJİ TERMİNALİ POTANSİYELİNDEN FAYDALANMAK İÇİN BU ÜLKEYİ HIZLA AB ENERJİ STANDARTLARINA VE POLİTİKALARINA UYUMLU HALE GETİRMEK GEREKİYOR''

BRÜKSEL (A.A) - AB devlet ve hükümet başkanlarının 20 Ekimde dönem başkanı Finlandiya'nın Lahti kentindeki gayrıresmi zirvesi için gündem maddeleriyle ilgili öneriler hazırlayan AB Komisyonu, ana enerji terminali potansiyelinden yeterince faydalanabilmek için Türkiye'nin hızla AB enerji standartlarına ve politikalarına uyumlu hale getirilmesini istedi.

''Üretici bölgelerden gelen arzla Türkiye çok önemli bir enerji terminali haline geliyor. Bu nedenle AB'nin enerji güvenliği açısından stratejik önem kazanıyor'' denilen tavsiye belgesinde, müzakere sürecinde Türkiye'nin erkenden (tam üye olmadan önce) AB enerji müktesebatıyla uyumlu hale gelebileceği vurgulandı.

Güneydoğu Avrupa Ülkeleri ve AB Komisyonu arasında imzalanan ve bölgesel bir enerji piyasasının oluşturularak AB enerji piyasasına entegre edilmesini amaçlayan 25 Ekim 2005 tarihli Enerji Topluluğu Anlaşması'na Türkiye'nin de öngörülenden önce katılımıyla bu sürecin hızlandırılabileceği ifade edilen belgede, Avrupa'ya doğal gaz taşıyacak Nabucco Boru Hattı'nın ve diğer projelerin özellikle Hazar havzası dahil edilerek işbirliği içinde gerçekleştirilmesi talep edildi.

AB Komisyonu tarafından devlet ve hükümet başkanlarına gönderilen tavsiye belgesinde ''Türkiye'nin ana enerji terminali potansiyelinden faydalanmak için buı ülkeyi hızla AB enerji standartlarına ve politikalarına uyumlu hale getirmek gerekiyor'' denildi.


AreX 19 Ekim 2006 15:45

19 Ekim 2006

TÜKETİCİ KREDİLERİ 43,7 MİLYAR YTL'YE ÇIKTI

ANKARA (A.A) - Tüketici kredileri, 13 Ekim itibarıyla 270,7 milyon YTL artarak 43 milyar 708,6 milyon YTL'ye çıktı. Söz konusu krediler, 6 Ekim tarihi itibarıyla 43 milyar 437,9 milyon YTL düzeyinde idi.

Tüketici kredileri kapsamında konut kredileri 21 milyar 220,9 milyon YTL, taşıt kredileri 6 milyar 475,7 milyon YTL, diğer krediler 16 milyar 11,9 milyon YTL olarak hesaplandı.

Bireysel kredi kartları ise 13 Ekim itibarıyla 20 milyar 279 milyon YTL'den 20 milyar 310,5 milyon YTL'ye geriledi.

YTL cinsinden bireysel kredi kartlarının 8 milyar 30,9 milyon YTL'si taksitli, 12 milyar 253,6 milyon YTL'si taksitsiz kredi kartından oluştu.

Tüketici kredilerinin 12 milyar YTL'si kamu bankaları, 27,6 milyar YTL'si özel bankalar, 4,1 milyar YTL'si de yabancı bankaları içeriyor.

Tasfiye olacak tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları toplamı da, bir hafta içinde yaklaşık 9 milyon YTL artarak 1 milyar 948,5 milyon YTL'ye çıktı.

19 Ekim 2006

BAŞBAKAN YARDIMCISI ŞENER: -''2007 YILINDA 95 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT, 149,5 MİLYAR DOLARLIK İTHALAT, 30,4 MİLYAR DOLARLIK DA CARİ AÇIK ÖNGÖRÜLÜYOR'' -''GELECEK YIL YÜZDE 6,5'LUK FAİZ DIŞI FAZLANIN YÜZDE 5'İNİN BÜTÇEDEN, GERİ KALAN KISMININ İSE KAMUDAN KARŞILANMASI HEDEFLENİYOR''

ANKARA (A.A) - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, 2007 yılı için 95 milyar dolarlık ihracat, 149,5 milyar dolarlık ithalat öngörülürken, cari açık rakamının da 30,4 milyar dolar olarak tahmin edildiğini açıkladı.

Yeni başbakanlık binasında düzenlenen ''e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu'' toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Şener, 2007 yılında faiz dışı fazlanın yüzde 6,5 oranında olduğunu da belirtirken, bunun yüzde 5'inin bütçeden geri kalan kısmının ise kamudan karşılanacağını bildirdi.

Bir gazetecinin Türk Telekom ve Tüpraş özelleştirmelerinin kamudan gelecek 1,5 puanlık faiz dışı fazlayı olumsuz etkileyip etkilemediği yönündeki sorusu üzerine de Şener, bu iki kuruluşun geçtiğimiz yıl KİT portföyünden çıktığını dolayısıyla, faiz dışı fazla hesabına girmediğini hatırlattı.

2006 yılı faiz dışı fazlasının yüzde 7,2 olarak beklendiğini hatırlatan Şener, 2006'da böyle bir durumun gerçekleştiğinden hareketle 2007'de dengelerin karşılanacağını sözlerine ekledi.


evo 21 Ekim 2006 09:38

ENFLASYON BEKLENTİSİ % 9,88'E İNDİ

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/enf_bek_20_10.jpg


ANKARA - Merkez Bankası tarafından düzenlenen beklenti anketine göre, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 9,96'den yüzde 9,88'e indi.
Merkez Bankası, Ekim ayının ikinci dönemine ilişkin beklenti anketi sonuçlarını açıkladı.
Buna göre, yıl sonu enflasyon beklentisi, tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) bazında Ekim ayının ilk anketine göre 0,08 puan azalarak yüzde 9,96'dan yüzde 9,88'e indi.

http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif


MEMUR EMEKLİSİNE "ENFLASYON FARKI"

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/emekli_banka_kuyruk_4.jpg

ANKARA - Memur Emeklilerine ''enflasyon farkı'' ödemelerine başlandı.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Bakanlar Kurulu kararı uyarınca Emekli Sandığından emekli olan adi malullük, vazife malullüğü, dul veya yetim aylığı alan 1 milyon 688 bin 486 kişinin, Temmuz 2006 tarihinden geçerli olmak üzere aylıklarında oluşan ve kamuoyunda ''enflasyon farkı'' olarak bilinen yüzde 2,32 oranındaki fark tutarları, aylık almakta oldukları banka şubelerine gönderildi.
Buna göre Emekli Sandığından aylıklarını üçer aylıklar halinde almakta olanlardan 1. grupta aylık alanlara temmuz-ağustos-eylül-ekim olmak üzere ''4 aylık'' tutarında, 2. grupta aylık alanlara, temmuz-ağustos-eylül-ekim-kasım olmak üzere ''5 aylık'' tutarında, 3. grupta aylık alanlara temmuz-ağustos- eylül-ekim kasım-aralık olmak üzere ''6 aylık'' tutarında, aylıklarını birer aylık olarak alanlara da temmuz-ağustos-eylül-ekim aylarına ait ''4 aylık'' tutarında aylık farkı tahukkuk ettirildi.
Bu arada Emekli Sandığından, Milli İstihbarat Hizmetleri ve Emniyet Hizmetleri Sınıfına dahil kadrolar ile çarşı ve mahalle bekçisi kadro unvanı itibariyle emekli aylığı veya 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun ek 77. maddesi kapsamına girenler (Sandıktan harp malüllüğü, nakdi tazminat ve aylık bağlanması hakkında kanun, terörle mücadele kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle vazife malüllüğü aylığı alanlara kanun gereği bu ödeme yapılmayacak.


AreX 21 Ekim 2006 12:49

21 Ekim 2006

IMF HEYETİ, TÜRKİYE'DEN AYRILDI -HEYET İLE YAPILAN GÖRÜŞMELERDE, 2007 BÜTÇE TASARISI VE MALİYE POLİTİKALARINDA TAM BİR MUTABAKATA VARILDIĞI, YÜZDE 6,5 FAİZ DIŞI FAZLA HEDEFİNİN DE SÜRDÜRÜLECEĞİ ÖĞRENİLDİ

ANKARA (A.A) - Uluslararası Para Fonu (IMF) heyeti, Türkiye'den ayrıldı.
Edinilen bilgiye göre, IMF Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni başkanlığındaki heyet, 2 haftalık temaslarını dün akşam tamamladı.

Stand-by düzenlemesi çalışmaları kapsamında 9 Ekim 2006'dan bu yana İstanbul ve Ankara'da temaslarda bulunan IMF heyeti, bu sabah Türkiye'den ayrıldı.

Heyet ile yapılan görüşmelerde, bu hafta TBMM'ye sunulan 2007 bütçe tasarısı ve maliye politikalarında tam bir mutabakata varıldığı, yüzde 6,5 faiz dışı fazla hedefinin de sürdürüleceği öğrenildi.

Görüşmelerde temel yapısal konularda ve makro ekonomik çerçeve üzerinde de görüş birliği sağlandığı kaydedildi.


AreX 21 Ekim 2006 13:17

21 Ekim 2006

ELEKTRİK PİYASASI YÖNETMELİKLERİNDE DEĞİŞİKLİK... -İTHALAT VE İHRACAT FAALİYETİNDE BULUNABİLMEK İÇİN ŞİRKETLER, ULUSAL ELEKTRİK SİSTEMİNİN, ELEKTRİK ENERJİSİNİN İTHAL VEYA İHRAÇ EDİLECEĞİ ÜLKENİN ELEKTRİK SİSTEMİ İLE SENKRON PARALEL ŞEKİLDE İŞLETİLMESİNİN MÜMKÜN OLMAMASI DURUMUNDA, ''KARŞI ÜLKEDE ELEKTRİK ENERJİSİ İTHALATI VEYA İHRACATI İLE İLGİLİ KURUMLA YAPILAN ÖN ANLAŞMA, PROTOKOL VEYA NİYET MEKTUBU''NU EPDK'YA BELGE OLARAK SUNACAK -AYNI ENTERKONNEKSİYON HATTINI YAPMAK VEYA MEVCUT NTK'YI ARTIRACAK İLETİM TESİSLERİ YAPMAK İÇİN BİRDEN FAZLA TALEP OLMASI HALİNDE, ''EN UCUZ FİYATLA YAPMAYI VE SÖZ KONUSU HATTIN MAHSUPLAŞMASINI EN KISA SÜREDE TAMAMLAMAYI TEKLİF EDEN'' TÜZEL KİŞİNİN TEKLİFİ KABUL EDİLECEK

ANKARA (A.A) - Elektrik piyasasında elektrik enerjisi ithalat ve ihracatında uygulanacak esasları belirleyen yönetmelikte değişiklik yapıldı.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun, ''Elektrik Piyasası İthalat ve İhracat Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliği'', Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayınlandı.

Söz konusu değişikliğe göre, ithalat ve ihracat faaliyetinde bulunabilmek için şirketler, ''ulusal elektrik sisteminin elektrik enerjisinin ithal veya ihraç edileceği ülkenin elektrik sistemi ile senkron paralel şekilde işletilmesinin mümkün olmaması durumunda, karşı ülkede elektrik enerjisi ithalatı veya ihracatı ile ilgili Bakanlık veya yetkili Kurumla yapılan ön anlaşma, protokol veya niyet mektubu''nu Kurum'a bilgi ve belge olarak sunacak.

-FAALİYET İZNİ-

Şirketlerin başvurusunun incelenmesi, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması aşamasında ise, ithalat veya ihracat faaliyetinde bulunması uygun bulunan lisans sahibi tüzel kişiye, ''başvuru sırasında sunulan belgelere uygun anlaşmaların, ulusal elektrik sisteminin elektrik enerjisinin ithal ya da ihraç edileceği ülkenin elektrik sistemi ile senkron paralel şekilde işletilmesinin mümkün olmaması durumunda ise karşı ülkedeki elektrik enerjisi ithalatı ve ihracatı ile ilgili Bakanlık veya yetkili kurumla yapılan anlaşmaların, enterkonneksiyon anlaşmasının ve lisans tadil bedelinin Kuruma ibraz edilmesi'' durumunda faaliyet izni verilecek.

Bu yükümlülüğün otuz gün içerisinde yerine getirilmesi yazılı olarak bildirilecek. Anlaşmalar söz konusu ülkedeki Türk Konsolosluğundan veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan, ''Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi'' hükümlerine göre onaylanmış olacak.

Yükümlülüklerin yerine getirilmesi halinde, ithalat veya ihracat faaliyetine izin verilmesine ilişkin hükümler, Kurum tarafından ilgili tüzel kişinin lisansına eklenecek ve Kurum internet sayfasında duyurulacak.

Yönetmelikle, yeni enterkonneksiyon hatlarının toptan satış lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından yapılmasına ilişkin maddede de değişiklik yapıldı.

Buna göre, enterkonneksiyon hatları inşaatı veya net transfer kapasiteyi (NTK) artıracak iletim tesisleri yapan tüzel kişilere, bu hatların bedeli Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda, ''sistem kullanım ve kısıt yönetim bedelinden mahsup etme yolu ile'' ödenecek.

-''MAHSUPLAŞMAYI KISA SÜREDE TAMAMLAMA'' TEKLİFİ KABUL EDİLECEK-

Ayrıca, ulusal elektrik sisteminin elektrik enerjisinin ithal veya ihraç edileceği ülkenin elektrik sistemi ile senkron paralel şekilde işletilmesinin mümkün olmaması ve yeni enterkonneksiyon hatlarının toptan satış lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından yapılması durumunda; ''mahsuplaşma tamamlanana kadar yapılan hattın NTK değerinin hangi oranlarda kullanılacağına, hattın durumu da göz önüne alınmak kaydıyla TEİAŞ veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından'' belirlenecek.

Aynı enterkonneksiyon hattını yapmak veya mevcut NTK'yı artıracak iletim tesisleri yapmak için birden fazla talep olması halinde ise söz konusu iletim tesisini onaylı projeye göre, ''en ucuz fiyatla yapmayı ve söz konusu hattın mahsuplaşmasını en kısa sürede tamamlamayı teklif eden'' toptan satış lisansı sahibi tüzel kişinin teklifi kabul edilecek.

-DAĞITIM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK-

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun bugünkü Resmi Gazete'de yayınlanan bir başka yönetmeliği ile de elektrik piyasası dağıtım yönetmeliğinde değişiklik yapıldı.

Değişiklikle, söz konusu yönetmeliğin üretim faaliyeti gösteren tüzel kişiler için bağlantı esaslarını düzenleyen maddesine ekleme yapıldı.

Buna göre, gerekli koşulları birlikte sağlayan üretim tesisleri ile tüketici tesisleri arasında, daha önce belirlenen şart aranmaksızın, mevzuat kapsamındaki teknik standartların sağlanması koşuluyla, direkt hat tesis edilmesine de TEİAŞ ve dağıtım şirketinin görüşleri alınmak suretiyle Kurum tarafından izin verilecek.

Bu izin için gerekli koşullar ise şöyle belirlendi:
''Bir üretim tesisinin barası veya halihazırda üretim tesisi barasından, bağlı bir diğer tüketim tesisi ile yeni bağlanacak tüketim tesisleri arasında tesis edilecek direkt hatların güzergahındaki taşınmaz malların mülkiyetinin ya da irtifak hakkının veya kullanım izninin, üretim lisansı sahibi tüzel kişiye ya da direkt hat tesis edilecek tüzel kişilere ait olması,

Direkt hat tesis edilecek tüketim tesislerinin; bir önceki takvim yılına ait toplam elektrik enerjisi tüketim miktarı itibarıyla ya da içinde bulunulan yılda gerçekleşen toplam elektrik enerjisi tüketim miktarı itibarıyla tek başına serbest tüketici limitini geçmesi.''


AreX 21 Ekim 2006 13:48

21 Ekim 2006

TÜRKİYE KAMU-SEN'İN VERGİ ARAŞTIRMASI... -ARAŞTIRMAYA GÖRE, ''TÜRKİYE, DÜŞÜK GELİR GRUBUNDAN EN YÜKSEK VERGİNİN ALINDIĞI ÜLKELERİN BAŞINDA GELİYOR''

ANKARA (A.A) - Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi'nce yapılan vergi araştırmasında, Türkiye'nin, düşük gelir grubundan en yüksek verginin alındığı ülkelerin başında geldiği saptandı.

Türkiye Kamu-Sen'den yapılan yazılı açıklamada, konfederasyonun yaptığı vergi araştırmasının, gelir dağılımı adaletsizliğinin temel nedenlerinden birisinin vergi politikalarındaki çarpıklık olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi.

Geliri çok yüksek olanlardan alınan verginin yüzde 40'tan yüzde 35'e indirilerek yüksek gelir sahiplerine 5 puanlık indirim yapıldığı kaydedilen açıklamada, daha önce yüzde 25 olan orta gelirli vatandaşların vergi yükünün ise yüzde 27'ye yükseltildiği, böylece dar gelirli vatandaşların üzerindeki vergi yükünün biraz daha artırıldığı savunuldu.

Türkiye'nin düşük gelir grubundan en yüksek, yüksek gelir grubunda bulunanlardan ise en düşük verginin alındığı ülkelerin başında geldiği, 531 YTL brüt kazancı olan bir çalışanın Fransa, Yunanistan ve Avustralya'da hiç vergi ödemezken, ABD'de 635, İngiltere'de 696, Türkiye'de ise 956 YTL yıllık gelir vergisi ödediği vurgulandı.

Buna karşılık aylık vergiye tabi kazancı 50 bin YTL olan bir mükellefin Avustralya'da 248.002, İngiltere'de 223.027, İtalya'da 225.897, Fransa'da 218.812 ve Yunanistan'da 230.545 YTL yıllık gelir vergisi ödediği, Türkiye'de bu rakamın 205.190 YTL'de kaldığı belirtildi.

Açıklamada, ''Avrupa ile kıyaslandığında açıkça görüldüğü gibi ülkemizde dar gelirli vatandaşlarımızdan alınan vergi ile gelişmiş ülkelerde düşük gelirli vatandaşlardan alınan vergiler kıyaslandığında neredeyse iki kat fark çıkmaktadır. Oysa ülkemizde yüksek gelir elde eden vatandaşlar Avrupa ülkelerinden daha az vergi ödemektedirler'' denildi.


AreX 21 Ekim 2006 17:25

21 Ekim 2006

YATIRIMCI REHBERİ -GEÇEN HAFTA HİSSE SENETLERİ ORTALAMA YÜZDE 3,01 DEĞER KAZANDI -YENİ TÜRK LİRASI KARŞISINDA ABD DOLARI YÜZDE 0,54 DEĞER YTİRİRKEN, AVRO YÜZDE 0,27 DEĞER KAZANDI -24 AYAR KÜLÇE ALTININ GRAM SATIŞ FİYATI YÜZDE 1,62, CUMHURİYET ALTINININ SATIŞ FİYATI DA YÜZDE 1,07 ARTTI -YATIRIM FONLARI GEÇEN HAFTA ORTALAMA YÜZDE 0,80 DEĞER KAZANDI -AYLIK MEVDUAT FAİZİNİN HAFTALIK NET GETİRİSİ YÜZDE 0,27, HAFTALIK REPONUN NET GETİRİSİ YÜZDE 0,31 OLDU

İSTANBUL (A.A) - İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) işlem gören hisse senetleri, geçen hafta ortalama yüzde 3,01 oranında değer kazandı.

Yurt dışı piyasalarda uzun süredir hakim olan pozitif hava nedeniyle, iç piyasada özellikle siyasi alanda kısa vadede yaşanabilecek muhtemel sıkıntıları arka plana iterek yönünü yukarı çeviren İMKB, önceki hafta etkili olan sert yükseliş trendini, geçen hafta ciddi seviyelere ulaşan nakit girişi ve işlem hacminin desteğiyle güçlenerek sürdürdü.

Piyasalardaki seyrin şekillenmesinde önemli rol oynayan ABD ekonomik verileri, Başbakan Erdoğan'ın ani rahatsızlığı ve Akbank'ın Citigroup ile bankacılık sektöründe yabancı ilgisinin devam ettiğini gösteren stratejik ortaklığı ve faiz oranlarını değiştirmeme kararı ile sonuçlanan Merkez Bankası PPK toplantısı, haftanın başlıca gündem maddeleri oldu.

Tüm piyasalar tarafından yakından takip edilen ABD enflasyon verileri, beklentilerin üzerinde düşüş göstermesi nedeniyle önce sert yavaşlama kaygılarını yeniden gündeme getirdi. Ancak, beklentilerin oldukça üzerinde gelen Eylül ayı konut başlangıçları ile bu tedirginliğin büyük ölçüde azaldığı gözlemlendi.

Hisse senetleri Pazartesi günü yüzde 1,33'lük artışla haftaya başladı. Salı günü ortalama yüzde 1,39 gerileyen İMKB Bileşik Endeksi, Çarşamba ve Perşembe günlerini artışla tamamladı. Günlük bazda artışlar Çarşamba günü ortalama yüzde 3,35'e ulaşırken, Perşembe günü ortalama yüzde 0,20'de kaldı. Perşembe günü 40.000 puan direnci test edildi. Mayıs ortalarından sonra ilk kez İMKB Bileşik Endeksi 40.188,87 puana kadar yükseldi ancak bu seviyelerde tutunamayarak geriledi. Hisse senetleri Cuma günü ise ortalama yüzde 0,45 oranında değer yitirdi.

-GELECEK HAFTA-

Uzmanlar, İMKB'de tatil sürecine denk gelen ABD Merkez Bankası(FED) toplantısının, önümüzdeki haftanın ana gündem maddesi olarak yerini aldığına işaret ederek, toplantıda alınacak faiz kararı ve değerlendirmelerin, önümüzdeki hafta piyasanın yönünü büyük ölçüde etkilemesinin bekleneceğini kaydediyor.

Uzmanlar, 8 Kasım AB ilerleme raporu öncesi yaşanacak gelişmelerin de yakından takip edileceğini belirtiyor.

-ÖZETLE PİYASALAR-

Borsa, geçen hafta yükseldi. İMKB Tahvil ve Bono Piyasası'ndaki oranlarda iniş-çıkışlı bir seyir izlendi. Dövizde sakin sayılabilecek bir seyir hakim oldu. Altın fiyatları geçen haftayı artışla kapattı. Mevduat faizlerinin ortalamalarında herhangi bir değişim olmadı.

Hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 3,01 oranında değer kazandı. 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yüzde 1,62, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,07 arttı.

Yatırım fonlarının seyrini izleyen A.A Fon Endeksi geçen hafta ortalama yüzde 0,80 oranında yükseldi. Önceki hafta sonundaki oranlara göre, 1 aylık mevduat faizinin haftalık net getirisi yüzde 0,27, haftalık reponun net getirisi yüzde 0,31 olarak gerçekleşti.

-BORSA ENDEKSLERİ-

İMKB Ulusal-100 Endeksi, geçen hafta 1.157,67 puan artışla 38.486,09 puandan 39.643,76 puana çıktı. Hisse senetlerindeki haftalık ortalama artış yüzde 3,01 oldu.

İMKB Ulusal-Mali Endeksi 2.149,92 puan artışla 60.486,00 puandan 62.635,92 puana, İMKB Ulusal-Sanayi Endeksi 818,22 puan artışla 29.192,96 puandan 30.011,18 puana ve Ulusal-Hizmetler Endeksi 172,92 puan artışla 21.992,07 puandan 22.164,99 puana yükseldi.

Böylece, mali grup hisseleri ortalama yüzde 3,55, sanayi grubu hisseleri ortalama yüzde 2,80 ve hizmetler grubu hisseleri ortalama yüzde 0,79 oranında değer kazandı.

-KAZANANLAR VE KAYBEDENLER-

Borsada geçen hafta işlem gören 324 hisse senedinden 202'si değer kazanırken, 94 hisse senedi değer yitirdi, 28 hisse senedinin değeri de değişmedi.

Geçen hafta en yüksek oranlı artış, yüzde 47,65 ile Yapı Kredi Finansal Kiralama hisselerinde gerçekleşti. Yüzde 37,66'lık artışla Metro Yatırım Ortaklığı hisseleri ikinci ve yüzde 28,40'lık artışla Euro Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı hisseleri üçüncü oldu.

En yüksek oranlı düşüş ise yüzde 11,17 ile Link Bilgisayar hisselerinde oldu. Ünal Tarım hisseleri yüzde 11,11'lik kayıpla ikinci, yüzde 9.57'lik kayıpla da Dardanel hisseleri üçüncü sırada yer aldı.

-DÖVİZ-

Geçen hafta YTL karşısında, dolar dışındaki tüm döviz türleri değer kazandı. İstanbul serbest döviz piyasasında alınıp satılan ABD Doları Yeni Türk Lirası karşısında yüzde 0,54 değer yitirirken, avro yüzde 0,27, İngiliz Sterlini yüzde 1,09 ve İsviçre Frangı da yüzde 2,16 oranında değer kazandı.

Serbest piyasada önceki hafta sonuna göre ABD Doları'nın Yeni Türk Lirası satış fiyatı 0,0080 YTL düşerek 1,4620 YTL'ye gerilerken, avronun satış fiyatı 0,0050 YTL artarak 1,8450 YTL'ye, İngiliz Sterlinin satış fiyatı 0,0300 YTL artarak 2,7800 YTL'ye ve İsviçre Frangının satış fiyatı 0,0250 YTL artarak 1,1850 YTL'ye çıktı.

Bugün öğle saatlerinde ise İstanbul serbest piyasada ABD Doları 1,4640 YTL'den, Avro 1,8470 YTL'den, İngiliz Sterlini 2,7600 YTL'den ve İsviçre Frangı da 1,1700 YTL'den satılıyordu.

-ALTIN-

Kapalıçarşı'da alınıp satılan 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bir önceki hafta sonuna göre yüzde 1,62, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,07 arttı.

Dünkü kapanış itibariyle külçe altının gram satış fiyatı 28,15 YTL'ye, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da 189,00 YTL'ye çıktı.
İstanbul Altın Borsası'nda (İAB) 24 ayar altının gram fiyatı da yüzde 2,16 artarak 28,17 YTL'ye yükseldi.

-YATIRIM FONLARI-

Yatırım fonlarına katılma belgeleri önceki hafta sonuna göre ortalama yüzde 0,80 oranında değer kazandı.

Yatırım fonlarının fiyat seyrini izleyen A.A Bileşik Fon Endeksi geçen hafta boyunca 5.421 puan artarak 680.118 puandan 685.539 puana yükseldi.

Geçen haftanın en çok değer kazanan katılma belgeleri, yüzde 6,32'lik artışla İş Bankası A Tipi İştirak Fon, yüzde 5,90'lık artışla Ziraat A Tipi Değişken Başak Fon ve yüzde 5,76'lık artışla da Akbank A Tipi Mali Kurumlar Sektör Fon olarak sıralandılar.

Haftanın en çok değer yitiren katılma belgeleri ise yüzde 1,57'lik düşüşle Oyakbank B Tipi Yabancı Menkul Kıymet Fon, yüzde 1,45'lik düşüşle Garanti B Tipi Yabancı Fon ve yüzde 1,31'lik düşüşle Vakıf B Tipi Eurobond Fon oldular.

-HAZİNE İHALESİ-

Hazine geçen hafta, 5 yıl vadeli altı ayda bir sabit kupon ödemeli tahvil ihalesi düzenledi.
17 Ekim Salı günü düzenlenen ihaleye nominal 2 milyar 484,2 milyon YTL teklif gelirken, nominal 666 milyon YTL, net ise 582,5 milyon YTL'lik satış yapıldı. İhalede, basit faiz yüzde 19,59, bileşik faiz yüzde 20,55 oldu. Yeniden ihraç edilen tahvilin geri ödemesi 19 Ocak 2011'de yapılacak.

-TAHVİL-BONO-FAİZ-REPO-

İMKB Tahvil ve Bono Piyasası'nda oluşan ağırlıklı ortalamalar üzerinden yapılan hesaplamalara göre, çeşitli vadelerdeki kağıtların haftalık net getirileri yüzde 0,28 ile yüzde 0,40 arasında gerçekleşti.

Mevduat faizlerinin ortalamalarında herhangi bir değişim olmadı. Önde gelen ve değerlendirmeye alınan 10 kamu ve özel bankanın faiz oranlarının ortalamaları üzerinden yapılan hesaplamalara göre, bir önceki hafta sonu geçerli olan oranlar itibariyle 1 ay vadeli mevduat faizinin haftalık net getirisi yüzde 0,27 olarak gerçekleşti.

Önceki hafta sonunda İMKB Repo Ters Repo Pazarı'nda ortalama faizi yüzde 17,9 dolayında bulunan haftalık reponun net getirisi de yüzde 0,31 oldu.


evo 26 Ekim 2006 11:54

PETROL FİYATLARI 60 DOLAR SINIRINDA

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2007/petrol_kuyusu_5.jpg

LONDRA - Uluslararası piyasalarda, ham petrolün varil fiyatı yükseldi.
Suudi Arabistan'ın ardından Petrol İhraç eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi Birleşik Arap Emirliklerinin de petrol üretiminde kısıntıya gideceğini açıklaması, petrol fiyatlarının az da olsa yükselmesine neden oldu.
Petrol fiyatlarında yaşanan yükselmelere, dünyanın en büyük petrol tüketicisi konumunda bulunan ABD'de yüksek düzeyde bulunan stoklar sekte vurdu.
Londra Borsası'nda Aralık ayı vadeli Batı Teksas türü petrolün fiyatı 10 cent artarak 59,45 dolara, Brent türü petrolün fiyatı da 14 cent yükselerek 60 dolara çıktı.


http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif


BOTAŞ'IN FİNANSMAN İHTİYACI BÜYÜYOR

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/botas.jpg

ANKARA - Hüseyin Tunçay - BOTAŞ'ın, 2007 yılında, finansman ihtiyacının 4 milyar YTL'yi aşması bekleniyor.
Petrol ve doğal gaz fiyatlarında yıl içinde yaşanan artış, doğal gaz fiyatlarına yeterince yansıtılamaması nedeniyle şirketin finansman ihtiyacını artırdı.
Yetkililer, BOTAŞ'ın kısa vadeli ticari kredi kullandığını da belirtirken, bunun yanında özellikle Ankara başta olmak üzere bazı belediyelerden alacaklarını tahsil edemediğine vurgu yapıyorlar.
Bunun üzerine BOTAŞ'ın Maliye'ye vergi borçlarını ödeyemeyeceği yönünde yazılar yazdığı da iddia edilirken, bu zamana kadar hiç nakit sıkıntısı olmamış KİT'lerden bir olan BOTAŞ'ın, uygulanan yanlış politikalar sonucu bu duruma geldiği iddia ediliyor.
Şu anda BOTAŞ'ın, 2007 yılı içinde ödemesi gereken kısa vadeli kredi borçları için 2 milyar YTL'nin üzerinde finansmana ihtiyaç duyacağı belirtiliyor.
Bunun yanında gerekli fiyat ayarlamalarının yapılmaması durumunda da 1,5 milyar YTL'ye yakın zarar edeceği savunulan şirketin, 0,5 milyar YTL düzeyinde de yatırıma ihtiyacı bulunuyor.


AreX 27 Ekim 2006 15:18

27 Ekim 2006

ZİYARETÇİLERİN TURİZM HARCAMALARI VE PROFİLİ... -TÜRKİYE'NİN TURİZM GELİRİ 2006 YILININ ÜÇÜNCÜ ÇEYREĞİNDE YÜZDE 8,9 AZALDI -OCAK-EYLÜL DÖNEMİNDE KİŞİ BAŞI ORTALAMA HARCAMA; YABANCILARDA 671 DOLAR, YURT DIŞINDA İKAMET EDEN VATANDAŞLARDA İSE 1.119 DOLAR OLDU

ANKARA (A.A) - Türkiye'nin turizm geliri, bu yılın üçüncü çeyreğinde (Temmuz, Ağustos, Eylül) yüzde 8,9 oranında geriledi.

Türkiye İstatistik Kurumunun ''Çıkış Yapan Ziyaretçiler ile Giriş Yapan Vatandaşların Turizm Harcamaları ve Profili, 2006 Yılı Üçüncü Çeyreği'' sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, Türkiye'nin turizm geliri bu yılın üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,9 oranında azalarak 8 milyar 36 milyon 970,9 bin dolar oldu.

Bu rakamın 5 milyar 878 milyon 550,6 bin doları yabancı ziyaretçilerden, 2 milyar 158 milyon 420,3 bin doları ise yurt dışında ikamet eden vatandaş ziyaretçilerden elde edildi. Geçen yılın aynı döneminde ise 8 milyar 819 milyon 210 bin dolar turizm geliri gerçekleşmişti.

Ziyaretçiler seyahatlerini kişisel olarak veya paket tur ile gerçekleştirdi. Turizm gelirinin 6 milyar 285 milyon 377,4 doları kişisel, 1 milyar 751 milyon 593,6 bin doları ise paket tur harcamalarından oluştu.

-EN YÜKSEK GELİR AĞUSTOS'TA

Bu dönemde en yüksek turizm geliri 3 milyar 162 milyon 678 dolar ile Ağustos ayında gerçekleşti. Eylül'de 2 milyar 518 milyon 556,8 bin dolar, Temmuz'da ise 2 milyar 355 milyon 736,2 doları gelir elde edildi.

Ocak-Eylül döneminde kişi başı ortalama harcama yabancılarda 671 dolar, vatandaşlarda ise 1.119 dolar oldu.

-ÇIKIŞ YAPAN ZİYARETÇİ SAYISI-

2006 yılının üçüncü çeyreğinde toplam çıkış yapan ziyaretçi sayısı 10 milyon 139 bin 451 olarak belirlendi.

Bu sayının 8 milyon 301 bin 649'u yabancı ziyaretçi, 1 milyon 837 bin 802'si ise yurt dışında ikamet eden vatandaşları kapsadı. Bu dönemde en fazla ziyaretçi 3 milyon 997 bin ile Ağustos ayında gerçekleşti. Eylül ayında 3 milyon 135 bin 379, Temmuz ayında ise 3 milyon 7 bin 73 kişi Türkiye'yi ziyaret etti.

-TURİZM GİDERİ GEÇEN YILIN AYNI DÖNEMİNE GÖRE YÜZDE 7,4 ARTTI-

Giriş Yapan Vatandaş Ziyaretçiler Anketi çalışması sonuçlarına göre, 2006 yılının 3. dönem turizm gideri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,4 oranında artarak 819 milyon 198 bin 733 doları çıktı. Bu rakamın 785 milyon 426 bin 596'ı kişisel, 33 milyon 772 bin 137'ı ise paket tur harcamalardan oluştu.

Aynı dönemde en yüksek turizm gideri 376 milyon 654 bin 201 dolar ile Temmuz ayında gerçekleşirken Ağustos ayında 256 milyon 349 bin 360 dolar, Eylül ayında ise 186 milyon 195 bin 171 dolar turizm gideri gerçekleşti. Ocak-Eylül döneminde kişi başı ortalama harcama 659 dolar oldu.


AreX 28 Ekim 2006 12:14

28 Ekim 2006

EMEKLİLERDEN BAŞBAKAN'A ''ENFLASYON FARKI'' MEKTUBU -TÜM İŞÇİ EMEKLİLERİ DERNEĞİ, MEMUR EMEKLİLERİNE VERİLEN ENFLASYON FARKININ İŞÇİ VE BAĞ-KUR EMEKLİLERİNE DE ÖDENMESİ İÇİN BAŞBAKAN ERDOĞAN VE BAZI BAKANLARA MEKTUP GÖNDERDİ -TÜM İŞÇİ EMEKLİLERİ DERNEĞİ GENEL BAŞKANI ÇALIŞKAN: -''HÜKÜMET BİR HAKSIZLIĞA İMZA ATMIŞTIR. HÜKÜMETİMİZDEN BU YANLIŞ UYGULAMADAN BİR AN ÖNCE DÖNMESİNİ İSTİYORUZ'' -EMEKLİ-SEN GENEL BAŞKANI BEYSÜLEN: -''BİR TARAF İÇİN ENFLASYON KAYBI VAR, DİĞER TARAF İÇİN YOK DEMEK DOĞRU DEĞİLDİR''

ANKARA (A.A) - Tüm İşçi Emeklileri Derneği, memur emeklilerine verilen enflasyon farkının işçi ve Bağ-Kur Emeklilerine de ödenmesi için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve bazı bakanlara mektup gönderdi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, derneğin, Başbakan Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'na gönderdiği mektupta, Bakanlar Kurulu kararnamesiyle yılın birinci yarısında enflasyondan kaynaklanan kayıpların telafisi için memur ve emeklisine yapılan artışın işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yansıtılmadığı anımsatıldı.

Sosyal Sigortalar Kanunu'na 4447 sayılı yasayla eklenen geçici 4. maddedeki ''Aynı dönemde memur aylıklarına yapılan artışlar kadar işçi ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıkları artırılır'' şeklindeki hükmün göz ardı edildiği ifade edilen mektupta, şöyle denildi:

''Her dönem memur ve emeklisine zaten çeşitli adlar altında artı 20-40 YTL verildiğinden aradaki farklar had safhaya varmıştır. İşçi ve Bağ-Kur emeklisinin yüzde 90'nına açlık sınırının altında aylık ödenmektedir.

Hükümet bu kararnameyle bir haksızlığa imza atmıştır. Hükümetimizden bu yanlış uygulamadan bir an önce dönmesini, işçi ve Bağ-Kur emeklilerinin bu kararnameden doğan mağduriyetleri gidermesini bekliyoruz.''

-''BİZİM ENFLASYONUMUZ FARKLI MI?''

Tüm İşçi Emeklileri Derneği Genel Başkanı Satılmış Çalışkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gönderdikleri mektupların yanı sıra başta Başbakan Erdoğan olmak üzere ilgili bakanlardan taleplerini anlatmak amacıyla randevu talep ettiklerini söyledi.

''Bizim enflasyonumuz, pazarımız farklı mı, piyasa gelen zamlar bizi etkilemiyor mu'' diyen Çalışkan, emeklinin enflasyon karşısındaki kaybının görünenin çok ötesinde olduğunu, aylıklardaki reel kaybın yüzde 25'leri bulduğunu savundu. Çalışkan, şunları kaydetti:

''Biz artı bir zam istemiyoruz, senelerdir farklı uygulamalardan gelen mağduriyetin giderilmesini, her emeklinin hizmet ve priminin aynı donelerle değerlendirilerek buna göre bir emekli aylığı ödenmesini istiyoruz.

Kimse bizden, işçi ve Bağ-Kur emeklilerine biraz da olsa huzur getirecek bu düzenlemeler karşısında kaynak yok sözüne inanmamızı beklemesin. Bu abartılacak bir yük getirmemekte. Emekli dışında her kesime kaynak bulunurken bu devletin her harcına alın terini döken emeklilere bulunamamasını kabul etmiyoruz.''

-''AYLIKLAR 700 YTL'YE ÇEKİLMELİ''-

Emekli-Sen Genel Başkanı Veli Beysülen de emeklilerin kayıplarının yalnızca enflasyondan kaynaklı olmadığını, vergi iadesinin aylıkların yüzde 4'ü oranında peşin ödenmeye başlanmasıyla yüzde 1'lik bir kayıpla daha karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

İşçi ve Bağ-Kur emekli aylıklarına yılın ilk 6 ayında yüzde 3 zam yapılmasına karşın enflasyonun yüzde 4,88'i bulduğuna işaret eden Beysülen, ''Enflasyon karşısındaki kayıptan dolayı bir düzenleme yapılacaksa herkes için yapılmalıdır. Bir taraf için enflasyon kaybı var, diğer taraf için yok demek doğru değildir. Memura, işçiye, memur emeklisine yansıtılan iyileştirme işçi emeklisine de yansıtılmalıdır'' diye konuştu.

Enflasyon oranı düşük açıklandığı için kayıplarının tam olarak ortaya konulmadığını öne süren Beysülen, reel kayıplarının enflasyon farkı olarak ödenen miktarların çok ötesinde olduğunu kaydetti. Veli Beysülen, emeklilerin ekonomik sıkıntılarının aşılması için bütçeden emeklilere ayrılan payın artırılması gerektiğini vurguladı.

Emekli aylıklarının açlık sınırı olarak hesaplanan 700 YTL'ye çekilmesi gerektiğini dile getiren Beysülen, oysa Bağ-Kur'da ortalama aylığın 350, SSK'da 500 YTL civarında olduğuna dikkati çekti.


AreX 28 Ekim 2006 13:43

28 Ekim 2006

TÜRKİYE'NİN İHRACATI 83 YILDA 1600 KAT ARTTI... -EGE İHRACATÇI BİRLİKLERİ BAŞKANLAR KURULU BAŞKANI MUSTAFA TÜRKMENOĞLU: -''TÜRKİYE İHRACATI İZMİR'DEN ÖĞRENDİ''

İZMİR (A.A) - Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Başkanlar Kurulu Başkanı Mustafa Türkmenoğlu, Türkiye'nin ihracatının 83 yılda 1600 kat arttığını bildirdi.

Türkmenoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Cumhuriyetin ilk kuruluş yılı olan 1923'te Türkiye'nin 51 milyon dolar ihracatı bulunduğunu belirtti.

Türkmenoğlu, Türk ihracatçısının Cumhuriyetin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, ''Arkadaşlar, ithalattan ziyade ihracattır ki, memleketi zengin yapacak'' sözünden hareketle, Türkiye'nin ihracatını 1600 kat artırarak 82,5 milyar dolara çıkardığını ifade etti.

Türkiye'de ihracatçıların bir çatı altında toplanması için Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 4 Mart 1937 tarihinde İhracatçı Birlikleri Kuruluş Kararnamesini imzaladığını anımsatan Türkmenoğlu, ''Bu gelişmenin akabinde 1939 yılında Türkiye'de ilk ihracatçı birliği İzmir'de kurulmuştur. Bu da Ege Bölgesi'nin ve İzmir'in ülkemiz ihracat karakterinde güçlü bir pozisyon almasını sağlamıştır'' görüşünü bildirdi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin, ilk kuruluş yıllarından 1980'lere kadar yaptığı ihracatta Ege Bölgesi'nin, dolayısıyla İzmir'in oransal olarak çok büyük bir payı temsil ettiğini hatırlatan Türkmenoğlu, şu bilgileri verdi:
''1923 yılında Türkiye'nin yaptığı 51 milyon dolarlık ihracattan 43,4 milyon dolar gibi oldukça önemli kısmı İzmir'den gerçekleştirildi. 1946 yılında Türkiye'nin ihracatı 215 milyon dolar iken bu ihracatın 123,1 milyon doları İzmir'den yapıldı. 1970 yılında Türkiye'nin ihracat 537 milyon dolar iken, İzmir'in ihracatının 200 milyon dolar seviyesindeydi. Bundan da açıkça anlaşıldığı gibi Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Ege Bölgesi ve İzmir, Türkiye'nin ihracatında önemli bir yere sahip oldu. Diğer bir ifade ile Türkiye, ihracatı İzmir'den öğrendi.''

Türkiye'nin 1980 sonrasında sanayileşme ve ihracata dayalı büyüme modelini benimsemesiyle birlikte Ege İhracatçı Birlikleri'nin Türkiye ihracatındaki payında yüzdesel olarak bir gerileme yaşanmakla birlikte, Ege Bölgesi'nin her zaman ihracat konusunda aktif bir bölge olduğunu kaydeden Türkmenoğlu, Ege İhracatçı Birlikleri tarafından kayda alınan ihracat rakamının 1980 yılında 523 milyon dolar iken, bu rakamın her yıl sürekli artarak 1990 yılında 1 milyar 495 milyon dolara, 2000 yılında 2 milyar 606 milyon dolara, 2005 yılında ise ilk kez 5 milyar doları aşarak 5 milyar 173 milyon dolara yükseldiğini, 2006 yılı sonundaysa 5,7 milyar dolar seviyesinde bir ihracat beklediklerini ifade etti.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kuruluş yıllarında ihracatında ağırlığın tarım ürünlerinden oluştuğuna değinen Türkmenoğlu, açıklamada şu ifadelere yer erdi:
''Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde Türkiye'de sanayileşme hamlesinin başlaması ile birlikte sanayi ürünleri ihracatımız her geçen yıl artış göstermiş ve günümüzde Türkiye ihracatının yüzde 85'ini yapar hale gelmiştir. Son yıllarda Türkiye'nin toplam ihracatında tarım ürünleri ihracatımız yüzde 13 seviyesine gerilemiştir.''

-İHRACATIN LOKOMOTİFİ TEKSTİL VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ-

İhracatta sanayi ürünlerinin ağırlığının artmasıyla tekstil ve konfeksiyon sektörünün öne çıktığını bildiren Türkmenoğlu, ''2005 yılı sonu itibariyle Türkiye'nin hazır giyim ihracatı 13 milyar 708 milyon dolar, tekstil ihracatı ise 4 milyar 861 milyon dolar olmuştur. Bu iki sektörümüzün Türkiye ihracatındaki payı yaklaşık yüzde 25 civarında gerçekleşmiştir'' görüşünü bildirdi.

Türkiye'nin ihracatında son yıllarda öne çıkan sektörlerin başında gelen taşıt araçları ve yan sanayi sektörünün 2005 yılında 13 milyar 59 milyon dolarlık ihracata imza atarak ikinci sıradaki konumu güçlendirdiğini ve zirveyi ciddi şekilde zorlamaya başladığını kaydeden Türkmenoğlu, Türkiye ihracatında üçüncü büyük sektörün ise 9 milyar 431 milyon dolarlık ihracat ile demir ve demir dışı metaller sektörü olduğunu söyledi.

Cumhuriyetin ilk yıllarından, Türkiye'nin sanayileşme hamlesine kadar ihracatta ağırlığı daha fazla olan tarım ürünleri ihracatımızın 2005 yılı sonunda 9 milyar 668 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirten Türkmenoğlu, şöyle konuştu:

''Türkiye'nin toplam ihracatında sadece yüzde 13,2'lik bir paya ulaşabilen tarım ürünleri ihracatı, Ege Bölgesi'nde daha başarılı bir performans ortaya koymaktadır. 2005 yılında Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki tarım ürünleri ihraç eden ihracatçı birliklerimiz 2 milyar 288 milyon dolarlık tarım ürünleri ihracatı gerçekleştirdiler.

Türkiye'nin toplam tarım ürünleri ihracatının yaklaşık yüzde 24'ü Ege İhracatçı Birlikleri aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Bölgemizden diğer illerde yerleşik ihracatçı birliklerine kayda aldırılan tarım ürünleri ihracatını da dikkate alırsak, Türkiye'nin tarım ürünleri ihracatı içerisinde Ege Bölgesi'nin payının yüzde 30'u bulduğunu söyleyebiliriz. Ege Bölgesi'nin geleneksel ihraç ürünleri çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir, zeytin ve zeytinyağı, pamuk, tütün, narenciye Cumhuriyet tarihimiz boyunca Türkiye'nin ihracatında çok önemli yer tutmuştur. Tarım ürünleri ihracatımızın bir diğer artısı ise neredeyse yüzde 100'e yakın net döviz girdisi sağlamasıdır.''

-100. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNDE 500 MİLYAR DOLAR İHRACAT-

Türkiye'nin dünya ile rekabet eden 40 bini aşan ihracatçı firmasıyla ihracatını her yıl artırdığına işaret eden Mustafa Türkmenoğlu, bu sayede Türkiye'nin 2005 yılında dünya dış ticaretinde yüzde 1'lik bir paya ulaştığını savundu.

Türkmenoğlu, şöyle devam etti:
''Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanımız Kürşad Tüzmen'in himayelerinde Dış Ticaret Müsteşarlığımız tarafından hazırlanan İhracat Stratejik Planı'na göre Türkiye'nin 2023 yılında bir başka ifade ile Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıl dönümündeki ihracat hedefi 500 milyar dolardır. Bu hedefe ulaşmak için Türk İhracatçısı olarak 24 saat kesintisiz çalışmaya devam ediyoruz. Aşırı değerli YTL, istihdam üzerindeki ağır kamu yükleri, dünyadaki rakiplerimizin 2-3 katı enerji maliyetleri ile bu hedefe ulaşılabilmesinin çok kolay olmadığını da kamuoyunun bilgisine sunmaktan kendimi alamıyorum.''

Türkmenoğlu, Türk ihracat sektörünün dünyadaki rakipleriyle rekabet etmesine olanak tanıyacak düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesi halinde Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in ''Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıl dönümü için ortaya koyduğu 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşılmasının çok daha kolay olacağını'' bildirdi.


evo 29 Ekim 2006 16:07

TURİZM GELİRLERİNDE TÜRKİYE 8. SIRADA

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2007/avro.jpg

ANKARA - Zeynep Akyıl - Konumu itibariyle hemen hemen her mevsim turist çeken Türkiye, en fazla turizm geliri elde eden ülkeler sıralamasında 8. sırada bulunuyor.
Türkiye, 2005 yılında elde ettiği 18,2 milyar dolarlık turizm geliri ile sıralamada, Almanya ile Avusturya arasında yer alıyor.
Dünya Turizm Örgütü (WTO) verilerinden derlenen bilgiye göre, dünyada en fazla turizm gelirini 81,7 milyar dolar ile ABD elde ediyor. 2004 yılında da 74,5 milyar dolar ile zirvede bulunan ABD'nin turizm gelirleri 2005 yılında yüzde 9,6 oranında artış gösterdi.
ABD'yi turizm gelirleri 2004 yılına göre yüzde 5,8 artışla 47,9 milyar dolar gerçekleşen İspanya ve turizm geliri 40,8 milyar dolardan 42,3 milyar dolara yükselen Fransa izliyor.
Geçen yıl turizmden 35,4 milyar dolar kazanan İtalya, sıralamada dördüncü sırada bulunuyor.
Almanya 29,2 milyar dolarlık geliri ile 2005 yılında 18,2 milyar dolar turizm geliri elde eden Türkiye'nin bir ön sırasında yer alıyor.
Türkiye'yi 15,5 milyar dolarlık turizm hasılatı ile Avusturya, 14,9 milyar dolarlık geliri ile de Avustralya izliyor.
Öte yandan sıralamadaki en yüksek turizm geliri elde eden ilk 10 ülke arasında geliri 2004 yılına göre en fazla artan ülke Türkiye.
Buna göre, bir önceki yıl 15,9 milyar dolar elde eden Türkiye'nin turizm geliri 2005 yılında yüzde 14,2 oranında arttı. Türkiye'yi yüzde 13,8 oranında turizm gelir artışıyla Çin ve yüzde 9,6'lık artış ile de ABD izliyor.

a.a.


Hi-LaL 29 Ekim 2006 18:34

En iyi borsa Türkiye'de
 
En iyi borsa Türkiye'de!!!
http://www.internethaber.com/images/news/16768.jpg

Son 10 yıllık dönemde en iyi performans gösteren borsaların Rusya ve Türkiye borsaları olduğu belirlendi.

İngiltere'nin en büyük yatırım fonu yönetim şirketi Fidelity tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, son on yıllık dönemde her yılda en iyi borsa performansının yükselen bir piyasada görüldüğünü, ligin ön sıralarında daha çok Rusya ve Türkiye'nin yer aldığını gösterdi.

Pazar günlerinde İngiltere'de yayınlanan The Observer gazetesi, Fidelity şirketince gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarını yansıtırken Rusya ve Türkiye'nin performansına dikkat çekti.

Buna karşın, çoğu yıllarda en kötü borsa performansı gösteren ülkeler arasında yükselen piyasaların da yer aldığına işaret eden gazete, bu çerçevede, Türkiye'nin en parlak yıllarının birinden sadece üç yıl sonra dibe vurduğunu belirtti.

The Observer, Fidelity'nin araştırmasının yükselen piyasaların yatırımcılar için riskli olduğunu teyid ettiğini vurgularken yatırım için yanlış yükselen piyasayı seçmenin yol açtığı zararın çok acı olabileceğini yazdı.

Çin ve Hindistan'a yönelik yatırımlardaki artışa dikkat çeken gazete, 10 yıllık bir ufuğu olan yatırımcılar açısından bu iki pazarın geleceğin büyüyen piyasaları olacağı konusunda pek bir kuşku bulunmadığını kaydetti.
Kaynak : İnternethaber


AreX 1 Kasım 2006 17:19

01 Kasım 2006

HAZİNE'NİN DIŞ BORÇ ÖDEMELERİ... -HAZİNE GELECEK 5 YIL İÇİNDE, TOPLAM 54 MİLYAR DOLAR DIŞ BORÇ ÖDEMESİ YAPACAK -HAZİNE'NİN GELECEK YIL YAPACAĞI DIŞ BORÇ ÖDEMESİ TOPLAMI İSE 17,2 MİLYAR DOLAR

ANKARA (A.A) - Hazine gelecek 5 yıl içinde, yaklaşık 54 milyar dolar dış borç ödemesi yerine getirecek.
Hazine'nin gelecek yıl yapacağı dış borç ödemesi toplamı ise 17,2 milyar dolar.

Hazine Müsteşarlığının Ekim ayına ilişkin Kamu Borç Yönetimi Raporuna göre, Hazine 2007-2011 yılları arasında 37,8 milyar doları anapara, 16,1 milyar doları fazi olmak üzere yaklaşık 54 milyar dolar dış borç ödemesi yapacak

Verilere göre önümüzdeki beş yılda en büyük dış borç ödemesi 12,6 milyar doları anapara, 4,5 milyar doları da faiz olmak üzere, toplam 17,2 milyar dolar ile gelecek yıl yerine getirilecek.

Hazine'nin 2008 yılında 12,7 milyar dolar, 2009'da 9,8 milyar dolar, 2010 yılında 8,3 milyar dolar ve 2011 yılında da 6 milyar dolar dış borç servisi bulunuyor.

-ARALIK İÇ BORÇ ÖDEMESİ 5,6 MİLYAR YTL

Öte yandan Hazine, 2006 yılının Aralık ayında 4,5 milyar YTL'si anapara, 1,2 milyar YTL'si faiz olmak üzere, toplam 5,6 milyar YTL iç borç ödemesi yapacak.

Verilere göre, Hazine'nin 2006 Aralık - 2007 Eylül tarihleri arasında ise toplam 110 milyar YTL iç borç ödemesi bulunuyor.

Söz konusu iç borç ödemesinin 75,9 milyar YTL'sini anapara, 34,4 milyar YTL'sini faiz ödemesi oluşturacak.

Bu çerçevede Hazine, 2007 yılında Ocak ayında 16,1 milyar YTL, Şubatta 6 milyar YTL, Martta 14,9 milyar YTL, Nisanda 9,7 milyar YTL, Mayısta 14,9 milyar YTL, Haziranda 13,7 milyar YTL, Temmuzda 10,6 milyar YTL, Ağustosta 4,2 milyar YTL ve Eylülde 14,3 milyar YTL iç borç ödemesi yapacak.


AreX 1 Kasım 2006 18:00

01 Kasım 2006

AKBANK'TAN TMO'YA 50 MİLYON DOLAR KREDİ... -TMO, 18 AY VADELİ KREDİYİ FINDIK ALIM VE TİCARETİNDE KULLANACAK -TMO GENEL MÜDÜRÜ KEMALOĞLU: ''FINDIĞA GEREKEN 250 MİLYON DOLAR FİNANSMAN İHTİYACI İÇİN ÜÇ BANKADAN DIŞ KREDİ TEMİN EDİLDİ''

İSTANBUL (A.A) - Akbank, Toprak Mahsulleri Ofisine (TMO) 50 milyon dolar tutarında kredi sağladı.
Akbank'tan yapılan açıklamaya göre, kredinin vadesi 18 ay olarak belirlendi. TMO, söz konusu krediyi fındık alım ve ticaretinde kullanacak.

Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul, kredinin imza töreninde yaptığı konuşmada, Akbank'ın tarım sektörüne verdiği öneme dikkat çekerek, Türkiye'nin üretici gücünün büyük bölümünü tarım kesiminin oluşturduğunu kaydetti.

Akbank olarak tarımın en büyük destekçisi konumundaki TMO'ya kredi sağlamanın kendilerine gurur verdiğini ifade eden Kurtul, işletme sermayesi kredisi olarak sağlanan 50 milyon dolar tutarındaki bu kredinin Türkiye'nin önemli bir ihraç tarım ürünü olan fındığın alım ve ticaretinde kullandırılacağını bildirdi.

Akbank olarak 2005 yılında toplam 631 milyon YTL, 2006 yılı başından bugüne kadar da 120 milyon YTL'lik TMO ödemesinin hububat, fındık ve haşhaş üreticisine ulaşmasına aracılık ettiklerini belirten Kurtul, şunları söyledi:

''TMO ile Ağustos 2006 tarihinde imzaladığımız sözleşme kapsamında ise TMO makbuz senetlerine istinaden şimdiye kadar doğrudan üreticilere 3 milyon YTL kredi kullandırılmıştır. TMO dışında tarım sektörüne doğrudan kredi vererek destek vermekteyiz. Başta küçük üreticiler olmak üzere Akbank tarafından tarım kesimine bugün itibariyle toplam 500 milyon YTL kredi kullandırılmıştır.''

-KREDİ KARŞILIĞINDA FINDIK TEMİNATI-

TMO Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu da konuşmasında, TMO'nun fındık alımları ile görevlendirildiğini hatırlattı.

Fındık alımlarının finansmanında kullanılmak üzere ihtiyaç duyulan 250 milyon dolar finansman ihtiyacı için Akbank'ın da içinde bulunduğu üç bankadan dış kredi temin edildiğini belirten Kemaloğlu, Akbank'ın bu finansman içerisinde tek yerli banka olmasının son derece önemli olduğunu kaydetti.

Söz konusu kredinin TMO'ca geliştirilen ve bugüne kadar hububat alımlarının finansmanında kullanılan varlığa dayalı finansman tekniği çerçevesinde, fındık ürünü teminatına dayalı, Hazine garantisi içermeyen bir kredi olduğuna dikkati çeken Kemaloğlu, şunları kaydetti:

''Finans piyasasında bir ilktir. Akbank'tan temin edilen 50 milyon dolar kredi bu hafta içinde, diğer iki bankadan sağlanan 200 milyon dolar kredi ise Kasım ayının ikinci haftası içinde kullanılacaktır. Fındık alımlarının fiilen başladığı 11 Eylül 2006 tarihinden bu güne kadar üreticilerden 84 bin ton ürün alınmış üreticilerin doğrudan banka hesaplarına 225 milyon YTL aktarılmıştır.''


evo 2 Kasım 2006 10:12

MOTORİN, GAZYAĞI VE JET YAKITINDA İNDİRİM

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/petrol_rafineri_2.jpg

ANKARA - Motorin, gazyağı ve jet yakıtının rafineri çıkış fiyatlarında indirime gidildi.
Bugünden geçerli düzenlemeyle motorinin çıplak rafineri çıkış fiyatı yüzde 4,8 oranında indirimle, metreküpü (bin litre) 737,83 YTL'den 702,52'ye geriledi.
Vergili rafineri çıkış fiyatı dikkate alındığında ise söz konusu indirimin pompa fiyatlarına yüzde 2,2 oranında yansıması bekleniyor.
Bu arada gazyağının çıplak rafineri çıkış fiyatında yüzde 5 indirim yapılırken, metreküp fiyatı 736,68 YTL'den 699,70 YTL'ye indi. İndirimin perakende fiyatlara yüzde 2,4 oranında yansıması bekleniyor.
Aynı şekilde jet yakıtının çıplak rafineri fiyatı da, metreküpte yüzde 5 azalarak 736,68 YTL'den 699,70 YTL'ye indi.


evo 3 Kasım 2006 01:31

SSK, BAĞ-KUR VE EMEKLİ SANDIĞI TARİH OLUYOR

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2009/ssk_es_bagkur.jpg

ANKARA - SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığının yerini alacak olan Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) olağanüstü genel kurulu 24 Kasım 2006'da yapılacak.
Genel kurulla birlikte SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı yönetim kurullarının yetkileri ve bu kurumların tüzel kişilikleri sona erecek.
Genel kurulda oy kullanacak 66 delege, SGK'nın 5 yönetim kurulu asil ve yedek üyelerini seçecek. Toplam 10 kişiden oluşan yönetim kurulunun diğer üyeleri ise atama yoluyla belirlenecek.
5502 Sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'na göre, SGK'nın yönetim kurulu 10 üyeden oluşacak. Kurumun en yüksek karar, yetki ve sorumluluğunu taşıyacak olan yönetim kurulundaki başkan, başkan yardımcısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından gelecek 5 temsilci müşterek kararname ile atanacak.
Genel kuruldaki işveren, işçi, kamu görevlisi, emekli ile esnafları temsil edecek 5 üye ise genel kurulda belirlenecek.


AreX 3 Kasım 2006 10:45

IMF TÜRKİYE TEMSİLCİSİ BREDENKAMP: -''ÖZELLİKLE SAĞLIK SEKTÖRÜNDEKİ HARCAMALAR ÇOK FAZLA ARTTI. O NOKTADA YENİ ÖNLEMLER ALINABİLİR''

İSTANBUL (A.A) - Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye Temsilcisi Hugh Bredenkamp, sağlık sektöründeki harcamaların çok fazla arttığını ve o noktada yeni önlemlerin alınabileceğini bildirdi.

Bredenkamp, ''Kayıtlı Ekonomiye Geçiş Sempozyumu''nda gazetecilerin doğal gaz zammı konusundaki bir sorusu üzerine, şunları kaydetti:

''KİT'lerin finansmanı faiz dışı fazla anlamında çok önemli. Bunların katkısı verimlilik artışı kadar fiyat ayarlamalarıyla da olacak. Doğal gaz zammı hükümetin adım attığının bir göstergesi... Elektrik finansmanını da mantıklı yere oturtmak için hesaplamaların iyi yapılması gerekiyor.''

Gelir artırıcı önlemler yerine harcamaların kısılması gerektiğini, rakamların bunu gösterdiğini belirten Bredenkamp, ''Özellikle sağlık sektöründeki harcamalar çok fazla arttı. O noktada yeni önlemler alınabilir. Sosyal güvenlik ve sağlık tarafından harcamalar kısılmalı'' diye konuştu.


AreX 3 Kasım 2006 11:03

03 Kasım 2006

ASGARİ ÜCRET VE İŞSİZLİK ORANI ÖNGÖRÜSÜ -RESMİ GAZETE'NİN MÜKERRER SAYISINDA YAYIMLANAN 2007 YILI PROGRAMI'NDA, ''2007 YILINDA PRİME ESAS KAZANÇ ALT SINIRININ, ASGARİ ÜCRETTEKİ ARTIŞA PARALEL OLARAK OCAK VE TEMMUZ AYLARINDA YÜZDE 4 OLARAK ARTIRILMASININ'' ÖNGÖRÜLDÜĞÜ BİLDİRİLDİ -GELECEK YIL İŞSİZLİĞİN YÜZDE 9.8 OLMASI BEKLENİYOR

ANKARA (A.A) - Asgari ücretin Ocak ve Temmuz 2007'de yüzde 4 artırılması öngörülüyor.

İşsizliğin ise gelecek yıl yüzde 9.8 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan 2007 Yılı Programı'nda, ''2007 yılında prime esas kazanç alt sınırının, asgari ücretteki artışa paralel olarak Ocak ve Temmuz aylarında yüzde 4 olarak artırılmasının'' öngörüldüğü bildirildi.

SSK'da prime esas kazancın alt sınırı 16 yaşından büyükler için tespit edilen brüt asgari ücret kadar, üst sınırı ise alt sınırın 6,5 katı kadar uygulanıyor.

Asgari ücret halen 16 yaşından büyük işçiler için aylık brüt 531 YTL, net ise 380 YTL 46 YKr düzeyinde bulunuyor.

Yüzde 4 artırılması durumunda asgari ücret brüt 552 YTL 24 YKr, net ise yaklaşık 395 YTL 68 YKr'ye yükselecek.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun bu ayın içinde toplanması bekleniyor.

-İŞSİZLİK ORANI BEKLENTİSİ YÜZDE 9.8-

İşsizlik oranının bu yıl yüzde 10.1 oranında gerçekleşeceğinin öngörüldüğüne yer verilen programda, gelecek yıl, öngörülen büyüme ve yatırım artışlarına bağlı olarak istihdamın yaklaşık 330 bin kişi artması ve işsizlik oranının bu yılki seviyesinin altında kalarak, yüzde 9.8 oranında gerçekleşmesinin beklendiği kaydedildi.


AreX 3 Kasım 2006 12:23

03 Kasım 2006

DOĞAL GAZ ZAMMINA DAVA... -TÜKETİCİLER BİRLİĞİ, ZAMMIN İPTALİ İÇİN BÖLGE İDARE MAHKEMESİNE DAVA AÇTI -TÜKETİCİLER BİRLİĞİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI BOL: -''BOTAŞ'IN TAHSİL EDEMEDİĞİ ALACAKLARINDAN DOLAYI BORÇLARINI ÖDEYEMEYECEK OLMASI, YURTTAŞLARIN SORUMLULUĞUNDA DEĞİLDİR''

ANKARA (A.A) - Tüketiciler Birliği Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Şube Başkanı Üstün Bol, doğal gaza yapılan zammın iptali için Bölge İdare Mahkemesi'ne dava açtıklarını bildirdi.

Bol, yaptığı yazılı açıklamada, BOTAŞ'ın alacaklarını tahsil edememesinin idari bir kusur olduğunu ve yalnızca BOTAŞ'ı ilgilendirdiğini ifade etti.

Tüketicilerin, harcayacakları doğal gazın parasını peşin olarak ödediklerine, dolayısıyla BOTAŞ'a tek kuruş borçları bulunmadığına işaret eden Bol, şunları kaydetti:

''Kurumun tahsil edemediği alacaklarından dolayı borçlarını ödeyemeyecek olması, yurttaşların sorumluluğunda değildir. İlgili kurumların ihmalinden kaynaklanan zararların yurttaşlara ödetilmeye çalışılması devletin sosyal devlet ilkesiyle çelişmektedir.''

BOTAŞ yöneticileri hakkında dün suç duyurusunda bulunduklarını hatırlatan Bol, bugün de söz konusu zammın iptali için Bölge İdare Mahkemesi'ne dava açtıklarını bildirdi.

Davanın tüketiciler lehine sonuçlanması halinde, doğal gaz kullanıcılarının idari mahkemelere başvurarak zamlı olarak ödedikleri meblağın iadesini talep edebileceklerini belirten Bol, bunun için tüketicilerin satın alma belgelerini saklamaları gerektiğini kaydetti.


AreX 3 Kasım 2006 14:21

03 Kasım 2006

MECLİS LOJMANLARI AÇIK SATIŞA ÇIKIYOR -AÇIK ARTIRMADA SATILMAYAN 66 KONUT, 15 KASIM-15 ARALIK ARASINDA AÇIK SATIŞA SUNULACAK -DAİRE FİYATLARI, AÇIK ARTIRMAYA ESAS FİYATLARA GÖRE, 3 GÜNDE YÜZDE 2,1-2,4 ARTIRILDI -LOJMANLARIN OLDUĞU ARAZİDE UYGULANACAK GELİR PAYLAŞIMI PROJESİ İÇİN DE 22 KASIMDA İHALE YAPILACAK -TOKİ'NİN, ADANA VE KAYSERİ'DE YOKSUL VATANDAŞLAR İÇİN YAPTIĞI 644 KONUTA, 7 BİN 97 BAŞVURU GELDİ

ANKARA (A.A) - Toplu Konut İdaresi (TOKİ), açık artırmada satılamayan eski TBMM lojmanlarını açık satışa çıkarıyor.

A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, 15 Kasım'dan itibaren açık satışa sunulacak dairelerin fiyatı, 31 Ekim'de yapılan açık artırmaya esas olan fiyatlara göre yüzde 2,1-2,4 artırıldı. Böylece, 31 Ekim'deki açık artırmada muhammen bedelden alım yapanların daireleri, 3 günde yüzde 2,1-2,4 prim yapmış oldu.

TOKİ'nin, 163 adet eski TBMM lojmanının satışı için 31 Ekim'de yaptığı ihalede 75 daire satılırken, kalan 88 daire, 15 Kasım-15 aralık arasında açık satışa çıkarılıyor. Açık satışta, önce gelen istediği konutu seçiyor ve alıcılarda herhangi bir şart aranmıyor.

Büyüklükleri 90-220 metrekare arasında değişen konutların fiyatları 185 bin-411 bin YTL arasında değişiyor. Peşin alımlarda yüzde 22 fiyat indirimi yapılacak.

Ziraat Bankası'nın aracılık edeceği satışlarda, vadeli satışlar için de 3 alternatif bulunuyor. Yüzde 25 peşinat ödenmesi halinde 48 ay vade yapılacak. Yüzde 35 peşinat ödenmesi halinde 60 ay vade uygulanacak ve fiyattan yüzde 5 indirim yapılacak. Yüzde 45 peşinat ödenmesi halinde 72 ay vade uygulanacak ve fiyat üzerinden yüzde 10 indirime gidilecek. Vadeli satışlarda, konutların başlangıç taksitleri bin 272-6 bin 422 YTL arasında değişiyor. Taksit tutarları, 6 ayda bir, önceki dönem memur maaş artış oranı kadar artırılacak.

Daireler 6 ay içinde alıcılara teslim edilecek.

-GELİR PAYLAŞIMI PROJESİ İÇİN İHALE

Diğer taraftan, eski TBMM lojmanlarının bulunduğu alanda uygulanacak gelir paylaşımı projesi için de ihaleye çıkılıyor.

Toplam 146 bin 352 metrekare alanda arsa karşılığı yapılacak gelir paylaşımı projesi için teklifler, 22 Kasım'da alınacak. İhale şartnamesi 2 bin 500 YTL karşılığı TOKİ'den satın alınabilecek.

Yerli ve yabancı inşaat firmaları ile bunların kendi aralarında ya da finans kuruluşlarıyla yapacakları ortak girişimlere açık olan ihalenin ''uluslararası'' nitelikte olmadığı belirtiliyor.

Firmalar, proje kapsamında yapacakları ''Akıllı Konut'' sistemlerine ilişkin alternatif tekliflerini de sunacak.

TOKİ, 22 Kasım'da alacağı teklifleri değerlendirdikten sonra, uygun görülecek isteklilerle 29 Kasım'da ikinci oturumu yapacak.

İhalenin geçici teminatı, teklif edilen bedelin yüzde 2'si olarak belirlenirken, ihaleyi kazanan firma, idare hesabına 30 milyon YTL yatıracak.

İmar planı uyarınca, proje alanına konut yanında iş merkezi de yapılacak. İhaleyi alan firma, satışı özendirici ve hasılatı artırıcı projeler uygularken İdare'nin onayını alacak.

TOKİ'nin ihalesine katılacak firmalardan, vergi ve sosyal güvenlik prim borcunun olmadığına, son 5 yıl içinde kamu ve özel sektörde o işe ait sözleşme bedelinin en az yüzde 70'ini gerçekleştirdiğine veya yüzde 50'si oranında denetlediğine ilişkin belgeler istiyor. Ayrıca, makina-ekipman parkı ve mali durumuna ilişkin da bazı şartlar arıyor.

-YOKSULUN EV DERDİ: 1 KONUTA 11 BAŞVURU-

Gelir sağlamak amacıyla lüks konutlar yapan TOKİ'nin yoksul vatandaşlara yönelik yaptığı konut projelerine ise ''olağanüstü'' başvuru geliyor.

Adana ve Kayseri'de alt gelir grubu için yapılan toplam 644 konuta, Ekim ayı içinde toplam 7 bin 97 başvuru geldi. Her konut için ortalama 11 başvuru yapılırken, konut alabilecek şanslılar, bu ay içinde çekilecek kuralarla belirlenecek.

Edinilen bilgiye göre, Adana-Yüreğir'de alt gelir grubuna yönelik, 2 oda 1 salondan oluşan brüt 84,63 metrekare büyüklüğündeki toplam 168 konut için, 2-20 Ekim günleri arasında, 4'ü şehit ailesi, 5'i gazi kategorisinde olmak üzere toplam 978 başvuru geldi. Konut alım hakkı için 5 Kasım'da kura çekilecek. Projede, konut satış fiyatları 42 bin 117-49 bin 112 YTL ve taksitler 222,87-261,73 YTL arasında değişiyor.

Kayseri-Melikgazi'de yoksul vatandaşlar için yapılan 84,43 metrekare büyüklüğünde 476 konut için ise 18 Eylül-6 Ekim günleri arasında, 3'ü şehit ailesi, 17'si gazi kategorisinde olmak üzere toplam 6 bin 119 vatandaş başvurdu. Kura çekimi 7 Kasım'da yapılacak konutların satış fiyatları 30 bin 168- 40 bin 756 YTL, taksitleri ise 156,4-215,3 YTL arasında değişiyor.

-YOKSULUN KONUTUNUN METREKARESİ 357 YTL-

A.A muhabirinin, TOKİ'nin konut satış fiyatları üzerinden yaptığı hesaplamaya göre, yoksul vatandaşlara yönelik konutların metrekare satış fiyatı 357-584 YTL arasında değişirken, lüks konutların metrekare satış fiyatı 2 bin YTL'nin de üzerine çıkıyor.

Eski TBMM lojmanlarının metrekare satış fiyatı bin 868-2 bin 55 YTL arasında değişirken, Ankara Turkuaz Vadisindeki konutların metrekare fiyatı 791,3-bin 223 YTL arasında bulunuyor. 31 Ekim'de açık artırma ile satışa çıkarılan eski TBMM lojmanlarından 3'ü, ''kat ve manzara farkı'' nedeniyle 500 bin YTL'nin üzerinde fiyatla müşteri bulmuştu. Bu dairelerin metrekare satış fiyatı ise 2 bin 272 YTL'nin üzerinde oldu.


AreX 3 Kasım 2006 23:43

T.C.
BAŞBAKANLIK
HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI

Sayı: 2006/ 126
03 KASIM 2006

BASIN DUYURUSU

Bilindiği üzere, 31.10.2006 tarihinde kamuoyuna duyurulan “Kasım 2006 İç Borçlanma
Stratejisi” çerçevesinde Müsteşarlığımızca düzenlenecek olan ihalelerin detaylarının, ihale
gününden en az bir gün önce kamuoyuna ilan edilmesi öngörülmektedir.
Bu kapsamda,
• 07.11.2006, 08.11.2006 valör ve 12.12.2007 itfa tarihli olmak üzere, 399 gün vadeli Yeni
Türk Lirası cinsinden iskontolu Devlet Tahvili ihalesi yapılacaktır. Piyasa Yapıcılığı Sistemi çerçevesinde, söz konusu ihale için değişim işlemine konu geri alınacak DİBS’lere ilişkin fiyat listesi aşağıdaki şekildedir:

İSKONTOLU DİBS'LER
İTFA TARİHİ ISIN GERİ ALIM FİYATI

06.12.2006 TRT061206T12 98,983
13.12.2006 TRB131206T13 98,712
03.01.2007 TRB030107T17 97,273
17.01.2007 TRB170107T11 96,157
24.01.2007 TRT240107T12 96,915
21.02.2007 TRB210207T14 94,635
07.03.2007 TRT070307T11 95,188
14.03.2007 TRB140307T12 93,398
18.04.2007 TRT180407T17 94,346
09.05.2007 TRT090507T17 93,424
16.05.2007 TRT160507T18 93,394
13.06.2007 TRT130607T10 90,334
27.06.2007 TRT270607T14 92,096
04.07.2007 TRT040707T10 88,272
05.09.2007 TRT050907T17 89,852
07.11.2007 TRT071107T11 82,106

KUPONLU DİBS'LER
İTFA TARİHİ ISIN GERİ ALIM FİYATI

17.10.2007 TRT171007T10 104,069
17.10.2007 TRT171007T28 104,069

• 07.11.2006, 08.11.2006 valör ve 13.08.2008 itfa tarihli olmak üzere, 644 gün vadeli Yeni
Türk Lirası cinsinden iskontolu Devlet Tahvili ihalesi yapılacaktır. Söz konusu tahvil TRT130808T17 tanımlı senedin yeniden ihracı olacaktır. Piyasa Yapıcılığı Sistemi çerçevesinde, söz konusu ihale için değişim işlemine konu geri alınacak DİBS’lere ilişkin fiyat listesi aşağıdaki şekildedir:

İSKONTOLU DİBS'LER
İTFA TARİHİ ISIN GERİ ALIM FİYATI

06.12.2006 TRT061206T12 98,983
13.12.2006 TRB131206T13 98,712
03.01.2007 TRB030107T17 97,273
17.01.2007 TRB170107T11 96,157
24.01.2007 TRT240107T12 96,915
21.02.2007 TRB210207T14 94,635
07.03.2007 TRT070307T11 95,188
14.03.2007 TRB140307T12 93,398
18.04.2007 TRT180407T17 94,346
09.05.2007 TRT090507T17 93,424
16.05.2007 TRT160507T18 93,394
13.06.2007 TRT130607T10 90,334
27.06.2007 TRT270607T14 92,096
04.07.2007 TRT040707T10 88,272
05.09.2007 TRT050907T17 89,852
07.11.2007 TRT071107T11 82,106
09.04.2008 TRT090408T17 78,100
16.07.2008 TRT160708T15 73,311

KUPONLU DİBS'LER
İTFA TARİHİ ISIN GERİ ALIM FİYATI

17.10.2007 TRT171007T10 104,069
17.10.2007 TRT171007T28 104,069
02.07.2008 TRT020708T11 101,932
02.07.2008 TRT020708T29 101,932

Kamuoyuna duyurulur.


AreX 4 Kasım 2006 11:24

04 Kasım 2006

TÜRKİYE'NİN İLK ''ÖĞRENCİ SENDİKASI'' KURULUYOR -DİSK BÜNYESİNDE KURULACAK ''ÖĞRENCİ SENDİKASI''NIN İSMİNİN ''GENÇ-SEN'' OLMASI PLANLANIYOR -ÜNİVERSİTE VE LİSE ÖĞRENCİLERİNİN YAŞADIKLARI SORUNLARA MÜDAHİL OLMAYI AMAÇLAYAN SENDİKA, ''PARALI EĞİTİME'' VE ''DİPLOMALI İŞSİZLİĞE'' KARŞI MÜCADELEYİ ESAS ALACAK -KURULUŞ GEREKÇESİNDEN: -''KENDİ HAK VE ÇIKARLARIMIZ İÇİN OKUL YÖNETİMLERİYLE, YÖK'LE VE HÜKÜMETLE TOPLU PAZARLIK YAPMA HAKKINI KULLANACAĞIZ''

ANKARA (A.A) - Türkiye'nin ilk ''öğrenci sendikası'' DİSK bünyesinde kuruluyor.
Alınan bilgiye göre, DİSK'in 28-30 Temmuz 2000 tarihindeki 11. Genel Kurulda, ''Gençlik ve Sendikal Hareket'' üzerine aldığı karar doğrultusunda öğrenci gençliğin örgütlenmesi için başlatılan ''öğrenci sendikası'' kurma girişiminde sona gelindi.

Diğer siyasal-demokratik örgütlenme biçimlerine bir alternatifi olmadığı vurgulanan sendikanın, isminin ''Genç-Sen'' olması planlanıyor.

Sendikanın demokratik merkezinin oluşturulmasının ardından DİSK'in kurucu rolü sona erecek ve ''öğrenci sendikası'' ile DİSK arasındaki ilişki, konfederasyona bağlı diğer sendikalarla olduğu gibi devam edecek.

Sendikanın kuruluş gerekçesinde, eğitimin bir bütün olarak ticaret alanı haline geldiği savunularak, bu süreçte, katkı payları, harçlar, yurt ve kredi gibi sorunların öğrenciler ve aileleri için içinden çıkılmaz hale geldiği belirtiliyor.

Gerekçede, sermayeye nitelikli iş gücü taşıma amacıyla oluşturulduğu savunulan eğitim müfredatıyla yeniden organize edilen meslek liseleri, yüksek okul ve fakültelerin, geleceğin işçi ve kamu emekçisi olacak öğrencileri, daha öğrencilik yıllarında emek-sermaye çelişkisinin ''acımasız kollarına'' ittiği ifade ediliyor.

Birçok öğrencinin yetersiz krediler ve yurtlar, yüksek harçlar, kayıt paraları, belge paraları, kırtasiye masrafları yüzünden eğitime ayırması gereken zamanı eğitim giderlerini karşılamak için ayırmak zorunda kaldıklarına işaret edilen gerekçede, giderek daha fazla öğrencinin ucuz iş gücü olarak piyasada çalışmak zorunda kaldığı vurgulanıyor.

-''UCUZ İŞGÜCÜ''-

Sendikanın kuruluş gerekçelerinde şu ifadelere yer veriliyor:
''Piyasa bizleri ucuz iş gücü olarak emiyor, işçi ücretlerini düşük tutmanın, kuralsız çalışmanın bir aracı olarak kullanıyor.

Eğitim hayatımız bittiğinde bizi bekleyense büyük bir çoğunluğumuz için işsizlik oluyor. Üniversite diploması hem bizler hem ailelerimiz için yoksulluktan kurtuluş ve iş garantisi olarak görülüyordu. Kriz kuşaklarıyla birlikte daralan istihdam olanakları, artan nüfus ve art arda gelen özelleştirme dalgaları ile birlikte bizler daha eğitim sürecimizde 'işsizler' ya da 'çalışan yoksullar' ordusunun birer bireyi haline getiriliyoruz. Birçoğumuz düşük ücretlerle çalışmaya razı hale geldi.''

-''YÖK VE HÜKÜMETLE PAZARLIK''-

''Öğrenci sendikası'' ile öğrencilerin, sorunlarını çözmek için bir adrese sahip olacakları ifade edilen kuruluş gerekçesinde, yürütülen çalışma sonunda lise ve üniversite öğrencilerinin birlik ve dayanışması için sendikaları olacağı, geleceğin işçi ve emekçilerinin öğrencilik yıllarında sendikayla tanışacağı kaydediliyor.

Kuruluş gerekçesinde, eğitim sisteminde öğrencilerin yaşadığı sıkıntıların sendikal örgütlenmeyi olanaklı kıldığı ifade edilirken, ''öğrenci sendikası''nın çeşitli biçimlerde engellenmeye çalışılacağı savunuluyor.

-''SENDİKA KURMA HAKKIMIZ VAR''-

''Öğrenci sendikası''nın yasal bir zemin üzerinden örgütlendiği'' savunulurken, Türkiye'nin altına imza attığı uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'nın 90. maddesinin öğrencilere sendika kurma hakkı tanıdığı ileri sürülüyor. Kuruluş gerekçesinde şunlar kaydediliyor:

''Bizler, tüm zorluk ve engellemelere rağmen, kendi hak ve çıkarlarımız için okul yönetimleriyle, YÖK'le ve Hükümetle toplu pazarlık yapma hakkını kullanacağız. ''Öğrenci sendikası''nın kurulmasıyla ile artık YÖK'ün ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın bizlerle ilgili kararları tek taraflı olarak belirleme dönemleri son bulacaktır. Bu çerçevede sendikamızın örgütlenmesi, örgütlenme özgürlüğümüzün önüne çıkarılacak engellere karşı fiili mücadele perspektifi yürütülecektir.''

-ÖSS VE LİSELERDEKİ ŞİDDET-

''Öğrenci sendikası''nın, öğrencilerin ve ailelerinin ''en yakıcı sorunları'' olarak gösterilen ''paralı eğitim'' ve ''diplomalı işsizliğe'' karşı mücadeleyi esas alacağı belirtiliyor.

''Öğrenci sendikası''nın çözümü için mücadele edeceği bazı sorunlar şöyle:
''-Üniversiteye giriş ve Öğrenci Seçme Sınavı
-Özelleştirme
-Burslar
-Barınma, beslenme, ulaşım sorunu
-Harçlar
-Soruşturmalar, disiplin cezaları, kimlik kontrolleri
-Üniversitenin para karşılığı verdiği hizmetler
-Diplomalı işsizlik
-Liselerde şiddet ve yozlaşma
-Meslek liselerinde emek sömürüsü''

-''KENDİ MODELİMİZİ OLUŞTURACAĞIZ''-

''Öğrenci sendikası''nın kuruluş çalışmaları yürüten ekipte yer alan DİSK Araştırma Uzmanı Serkan Öngel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrenci sendikaları konusunda dünyada çeşitli deneyimler bulunduğu söyledi.

Öğrenci sendikaları açısında geçen yıl Fransa'da ortaya konan deneyimin oldukça önemli olduğunu vurgulayan Öngel, öğrenci sendikasının, genç işçilerin iş güvencesini ortadan kaldıran yasal düzenlemelere karşı ciddi bir direniş gösterdiğini ifade etti. Öngel, İngiltere'de de ülkenin en büyük işçi konfederasyonu, öğrencilerin giderek daha fazla çalışma hayatında yer almasından dolayı öğrenci sendikası ile birlikte hareket etme kararı aldığını kaydetti.

Serkan Öngel, kuracakları ''öğrenci sendikası''nın Türkiye'ye özgü bir model olmasını amaçladıklarını ve bunun dünyaya örnek olmasını hedeflediklerini dile getirdi.

İstanbul ağırlıklı olmak üzere çeşitli illerden gelen üniversite öğrencileriyle kuruluş toplantılarını sürdüklerini anlatan Öngel, çalışmaları kapsamını önümüzdeki günlerde ülke geneline yayacaklarını dile getirdi.

Öngel, sendikanın kuruluş çalışmalarının, yayına başlamak üzere olan ''gencsen.org'' ve ''ogrencisendikasi.org'' isimli internet sitelerinden de takip edilebileceğini bildirdi.


AreX 4 Kasım 2006 11:43

04 Kasım 2006

EMEKLİ AYLIKLARINA YAPILACAK ZAM... -EMEKLİ AYLIKLARINA OCAK AYINDA YÜZDE 4.7, TEMMUZ AYINDA YÜZDE 2.18 ZAM YAPILMASI ÖNGÖRÜLÜYOR

ANKARA (A.A) - Emekli aylıklarına Ocak ayında yüzde 4.7, Temmuz ayında yüzde 2.18 oranında zam yapılması öngörülüyor.

Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan 2007 Yılı Programı'nda, ''emekli aylıklarının önceki 6 aylık kümülatif tüketici fiyat endeksi artışını yansıtacak şekilde Ocak ayında yüzde 4.7, Temmuz ayında ise yüzde 2.18 oranında artırılmasının öngörüldüğü'' bildirildi.

Emekli aylıklarına Ocak ayında yüzde 4.7 oranında zam yapılması halinde en düşük SSK emekli aylığı yaklaşık 498 YTL'ye, 6. basamaktaki asgari Bağ-Kur aylığı ise yaklaşık 412 YTL'ye yükselecek.

İşçi ve Bağ-Kur emeklileri ise bu yılın ilk 6 ayında emekli aylıklarına yapılan yüzde 3'lük zammın enflasyon oranının gerisinde kalmasından kaynaklanan kayıplarının karşılanmasını talep ediyor.

Tüm İşçi Emeklileri Derneği, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'na gönderdiği mektuplarda enflasyon kaybının karşılanmasını istemişti.

İşçi ve Bağ-Kur emeklileri, memur ve memur emeklililerine verilen yüzde 2.32'lik enflasyon farkının, kendi aylıklarına da yansıtılmasını talep ediyor.


AreX 4 Kasım 2006 20:02

04 Kasım 2006

GIDA GÜVENLİĞİ KONFERANSI ANKARA'DA YAPILACAK

ANKARA (A.A) - Gıda Güvenliği Konferansı, 8-9 Kasım 2006 tarihlerinde Ankara'da yapılacak.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü ile Almanya Tüketiciyi Koruma, Gıda ve Tarım Federal Bakanlığınca ortaklaşa yürütülen Türkiye'de Gıda Güvenliği ve Kontrol Sisteminin Yeniden Yapılandırılması ve Güçlendirilmesi AB Eşleştirme Projesi etkinlikleri çerçevesinde, söz konusu tarihlerde Gıda Güvenliği Konferansının düzenleneceği bildirildi.

Açıklamaya göre, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşar Vekili Vedat Mirmahmutoğulları'nın açılışını yapacağı konferansa, Avrupa Komisyonu SANCO ve Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu uzmanları, Almanya ve Litvanya'nın ilgili bakanlık temsilcileri, Tarım Bakanlığı uzmanları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri katılacak.

Konferanstaki oturumlarda gıda güvenliğinin AB yaklaşımı, eşleştirme projeleri, projenin politik açıdan desteklenmesi, Türkiye'de gıda üretimi ve tüketicinin korunması, Türkiye'de gıda güvenliği sistemi, AB üyesi ülkelerde gıda güvenliği yaklaşımlarının uygulanması gibi konular tartışılacak.


AreX 7 Kasım 2006 13:07

07 Kasım 2006

VERGİ KAYIP VE KAÇAĞI... -GELİRLER KONTROLÖRLERİNİN 2005 BAŞINDAN BU YILIN TEMMUZ AYI SONUNA KADAR YAPTIĞI DENETİMLERDE 44,3 MİLYAR YTL'LİK GELİRİN SADECE 12,5 MİLYARININ BEYAN EDİLDİĞİ ANLAŞILDI -GELİRLER KONTROLÖRLERİ DERNEĞİ: -''SONUÇLAR, ÜLKEMİZDE VERGİ KAYIP VE KAÇAĞININ NE DENLİ ÜRKÜTÜCÜ BOYUTLARA ULAŞTIĞINI ORTAYA KOYUYOR'' -''BU DURUM, VERGİ SİSTEMİNDE YENİ GÜVENLİK MÜESSESELERİNİN DEVREYE SOKULMASINI ZORUNLU KILIYOR''

ANKARA (A.A) - Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörlerinin 2005 yılı başından bu yılın Temmuz ayı sonuna kadar yaptığı vergi denetimleri, incelemeye alınan mükelleflerin, 44,3 milyar YTL'lik gelirin sadece 12,5 milyar YTL'sini beyan ettiğini ortaya koydu.

Gelirler Kontrolörleri Derneği'nden yapılan açıklamaya göre, kontrolörler, bu yılın Ocak-Temmuz döneminde büyük mükellefler nezdinde yürüttükleri vergi incelemelerinin 839'unu tamamladı. İncelemeler, bu mükelleflerin devlete 2 milyar 768 milyon 98 bin YTL gelir beyan ederken, 1 milyar 559 milyon 143 bin YTL'yi gizlediği sonucunu verdi.

-KAÇAK ORANI YÜZDE 71,8-

Gelirler Kontrolörleri, 2005 yılı başından bu yılın Temmuz ayı sonuna kadar olan dönemde ise 4 bin 782 vergi incelemesi yaptı.

İncelemeye alınan mükelleflerin devlete 12 milyar 517 milyon 72 bin YTL gelir bildiriminde bulunduğu, buna karşılık 31 milyar 793 milyon 6 bin YTL gelirin ise kaçırıldığı anlaşıldı.

Böylece, incelenen mükelleflerin, 44 milyar 310 milyon 78 bin YTL'lik gelirin sadece yüzde 28,2'lik bölümünü beyan ederek vergisini ödediği, gelirin yüzde 71,8'inin ise devletten kaçırıldığı belirlendi.

Gelirler Kontrolörleri Derneği açıklamasında, inceleme sonuçlarının, vergi kayıp ve kaçağının ne denli ürkütücü boyutlara ulaştığını ortaya koyduğu belirtilerek, ''Bu durum, vergi sisteminde yeni güvenlik müesseselerinin devreye sokulmasını zorunlu kılmaktadır'' denildi.

Açıklamada, kontrolörlerin 2005 yılında tamamladıkları 3 bin 943 vergi incelemesine ilişkin tarhiyat öncesi uzlaşmalar sonucunda devletin kasasına, vergi, ceza ve gecikme zammı olarak yaklaşık 650 milyon YTL girdiği de vurgulandı.


AreX 7 Kasım 2006 13:46

07 Kasım 2006

Bütçe Hedefleri Tutacak

Eylül 2006 Bütçe Sonuçlarının Değerlendirildiği Mali İzleme Raporu Yayımlandı...

Eylül ayı Mali İzleme Raporu'nda, Merkezi yönetim bütçesinin Eylül ayı sonunda Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre 1,38 milyar YTL düzeyinde açık verdiği hatırlatılarak, mahalli idare ve fon paylarının tahsilat ve ödeme dönemlerindeki kayma düzeltildiğinde ise açığın 2,4 milyar YTL düzeyine çıktığı belirtildi.

Rapor’da, Eylül sonu itibariyle bütçe dengesinde yıl sonu hedeflerine ulaşılması açısından bir sorun görünmediği açıklandı.

Rapor:


evo 8 Kasım 2006 11:57

YTL, EKİMDE TÜFE BAZINDA DEĞER KAZANDI

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/para_4.jpg

ANKARA - Ekim ayında Yeni Türk Lirası (YTL), bir önceki aya kıyasla Tüketici fiyatları (TÜFE) bazında değer kazandı, üretici fiyatları (ÜFE) bazında ise değer kaybetti.
Merkez Bankası verilerine göre, 1995=100 TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru endeksi Ekim ayında, bir önceki aya göre yaklaşık yüzde 1,15 artarak, 155,5'den 157,3'e çıktı.
Aynı dönemde 1995=100 ÜFE bazlı reel efektif döviz kuru endeksi de, 0,2 puan değer (yüzde 0,14) kaybederek 138,5'dan 138,3'e indi.
Öte yandan YTL'nin değeri, Ekim ayı itibariyle bir yılda TÜFE bazında yüzde 1,15 değer kazanırken, ÜFE bazında ise yüzde 0,14 geriledi.


http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif


SANAYİ ÜRETİMİ EYLÜL'DE %4 ARTTI


http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2009/sanayi_uretimi_9.jpg


ANKARA - Türkiye'nin sanayi üretimi, bu yılın Eylül ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4 oranında arttı.
2005 yılının Eylül ayında sanayi üretimi yüzde 8,3 artmıştı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2006 Eylül ayı Sanayi Üretim Endeksi sonuçlarını açıkladı.
Buna göre Eylül'de madencilik sektöründe yüzde 6,6, imalat sanayi sektöründe yüzde 3,5, elektrik, gaz ve su sektöründe de yüzde 8,3 oranında artış yaşandı.
Geçen yıl Eylül ayında üretim artışları, madencilik sektöründe yüzde 1,4, elektrik, gaz ve su yüzde 5,6, imalat sanayi sektöründe yüzde 8,7 artmıştı.
Sanayi üretimi Ağustos ayında ise yüzde 4,8 artmıştı.

a.a


Misafir 8 Kasım 2006 12:56

Cari açık patladı: 25.3 milyar dolar





MERKEZ
Bankası, Ocak-Eylül dönemi Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Raporunu açıkladı. Buna göre; cari açık, bu yıl eylül sonu itibarıyla son bir yılda, yüzde 56,1 artışla 32 milyar 619 milyon dolara yükseldi. Açık geçen yıl eylül itibarıyla, son bir yılda 20 milyar 891 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Aylık bazda cari açık da geçen yılın eylüllünde 360 milyon dolar olan cari açık, bu eylülde 1 milyar 921 milyon dolar odu. Ocak-Eylül dönemi cari açığı ise yüzde 59,6 artışla 25 milyar 334 milyon dolara ulaştı.

İHRACAT HIZLI ARTTI YETMEDİ: Ocak-Eylül dönemi ödemeler dengesi verilerine göre, ihracat gelirleri yüzde 13.4 artarak 60 milyar 697 milyon dolara ve tahmini bavul ticareti gelirlerinin yüzde 30.4 oranında artarak 3 milyar 219 milyon dolara yükseldi. Ancak, altın dahil ithalat harcamalarının yüzde 17.8 oranında artması ve 100 milyar 540 milyon dolara ulaşması açığı büyüttü.

HİZMETLER DENGESİ VE TURİZM: Ocak-Eylül 2005 döneminde 11 milyar 632 milyon dolar fazla veren Hizmetler Dengesi kalemi, 2006 yılının aynı döneminde 10 milyar 103 milyon dolar fazla verdi. Türkiye İstatistik Kurumunun turizmle ilgili gerçekleştirdiği anket çalışmalarının sonuçlarına göre ise 2006’nın dokuz aylık döneminde turizm gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 5.8 azalarak 13 milyar 733 milyon dolarına düştü. Turizm giderleri ise yüzde 0.7 artarak 2 milyar 134 milyon dolara yükseldi. Böylece net turizm gelirleri yüzde 6.9 oranında azalarak 11 milyar 599 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde taşımacılık kaleminde net giderler, 2005 yılının dokuz aylık toplamına göre yüzde 13.9 artarak 1 milyar 124 milyon dolarına yükseldi.

DOĞRUDAN SERMAYE PATLADI: Doğrudan yatırımlar kalemi altında, doğrudan yatırımlar kaleminde gerçekleşen net girişler, 2005 yılının Ocak-Eylül döneminde 3 milyar 102 milyon dolardan, 2006 yılının aynı döneminde 12 milyar 443 milyon dolara yükseldi. 2005 yılının Ocak-Eylül döneminde 4 milyar 326 milyon dolar net çıkışla sonuçlanan yatırım geliri kalemi, 2006 yılının aynı döneminde 4 milyar 628 milyon doları net ödemeyle sonuçlandı. 2006 yılının Ocak-Eylül döneminde finans hesaplarında gerçekleşen net sermaye girişi de 2005 yılının aynı dönemine göre yüzde 96,8 artarak 25 milyar 993 milyon doları oldu.


MARLON 8 Kasım 2006 13:00

ABD Ekonomisinin baskısı altında iç dinamiklerden yoksun vaziyette durumu seyretmeye devam ediyoruz...piyasaların yaşadığı sıkışıklığı giderebilecek tek konu abd verileri olunca!!!!!!seyre devam.....özellikle belirsizliği sevmeyen borsalar adına koşullar pekte içaçıcı değil.......

dikkatinizi çekmek istediğim nokta şudurki,,,abd verileri her seferinde farklı şekilde tablolar içeriyor buda sağlıklı bir ekonomik tahmini engellliyor,,bu engelde istikrarlı bir piyasanın oluşması adına uzun bir zamana ihtiyaç olduğunu gösteriyor....
kolay değil kolayı kolayca bulmak.zor olanı zorla.anladıklarını kolay.anlayamadıklarınıda zor diye alğılama.
DİKKAT! Burada yer alan her türlü bilgi, haber ve yorum sadece bilgi paylaşımından ibaret olup, YATIRIM DANIŞMANLIĞI kapsamında değildir!


AreX 8 Kasım 2006 15:33

08 Kasım 2006

EN KÖTÜ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN ÖNLENMESİ PROJESİ... ÇALIŞMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER KOORDİNATÖRÜ DEMİRCAN: -''TÜRKİYE'NİN İMZALADIĞI SÖZLEŞME GEREĞİ 2015 YILINA KADAR EN KÖTÜ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİ SONLANDIRMAYI HEDEFLİYORUZ'' -''AB'DE USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİ YOKTUR. BİR MESLEK SAHİBİYSENİZ, BUNU SERTİFİKAYLA GÖSTERMENİZ GEREKİYOR''

(A.A) - Çalışma ve Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörü İbrahim Demircan, Türkiye'nin imzaladığı sözleşme gereği 2015 yılına kadar en kötü çocuk işçiliğini sonlandırmayı hedeflediklerini söyledi.

Demircan, ''En kötü çocuk işçiliğinin önlenmesi projesi'' konusunda düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'de çocukların ağırlıkla tarım, sanayi ve sokakta çalıştıklarını söyledi.

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) Türkiye'yi çocuk işçiliğiyle mücadelede örnek gösterdiğini, projeler aracılığıyla modeller oluşturmaya çalıştıklarını, ikinci aşama olarak modeli Türkiye geneline yayarak, en kötü çocuk işçiliğini ortadan kaldırmayı amaçladıklarını belirten Demircan, ''Türkiye'nin imzaladığı sözleşme gereği 2015 yılına kadar en kötü çocuk işçiliğini sonlandırmayı hedefliyoruz'' dedi.

Proje kapsamında ulaştıkları çocukların çalışma hayatlarını iyileştirmeyi, şartlarını hafifleştirmeyi, bir yandan da bu çocukları eğitime kazandırmayı ön gördüklerini ifade eden Demircan, şöyle konuştu:

''Proje kapsamında özellikle tarım, sanayi ve sokakta çalışan çocuklara ulaşacağız. Sanayide çalışan çocuğun çalışma şartlarını iyileştirirken, bir yandan da mesleki eğitim almasını, tarımda çalışan çocuğun ailesiyle birlikte yaptığı seyahatlerden etkilenmemesini, bu seyahatlere katılmamasını sağlayacağız.''

-AB'DE DE USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİ YOK-

Yaptıkları araştırmalarda küçük sanayi sitelerindeki iş verenlerin, ''Ben de küçükken çalışmaya başladım şimdi yanımda adam çalışıyor'' dediğini ifade eden Demircan, ''Biz çocukları üretimden çekmeyecek, şartlarını iyileştirip, bu yönde eğitim almalarını sağlayacağız. AB'de usta-çırak ilişkisi yoktur. Bir meslek sahibiyseniz, bunu sertifikayla göstermeniz gerekiyor. Bizim de bu yönde olmamız lazım'' dedi.

Toplumda insanların söylediği, ''Ben küçükken ayakkabı boyadım, koyun güttüm'' gibi sözlerin kötü örnek olduğunu belirten Demircan, konuyla ilgili özellikle toplumsal duyarlılık oluşmasını, aileye çocuğunun çalıştığı ortamda karşı karşıya olduğu riski anlatmak istediklerini söyledi.

Suça bulaşmış çocukların tümümün sokakta çalışmaya, daha sonra sokakta yaşamaya başladığını vurgulayan Demircan, ''Proje aracılığıyla sokakta çalışan çocukların varlığını tüm kurum ve toplumun gündemine sokmak istiyoruz. Sokakta çalışan çocuk, ilerledikçe bir şekilde suça bulaşıyor. O zaman sorunu çözmek daha da zorlaşıyor'' diye konuştu.

Demircan, Bakanlığın, sanatsal faaliyetlerde bulunan çocukların psikolojileri bozulmadan, eğitimlerini aksatmayacak şekilde çalışmaları için izin ve denetleme mekanizmalarını içeren yasal düzenleme yaptığını da sözlerine ekledi.

08 Kasım 2006

AB KOMİSYONU İLERLEME RAPORUNU AÇIKLADI

Brüksel - Türkiye İlerleme Raporu'nu yayımlayan AB Komisyonu, imzalanan Ek Protokol'e (Ankara Anlaşması) karşın limanların ve havaalanlarının Kıbrıs Rum kesiminin kullanımına açılmadığı tespitinde bulunarak, AB'nin gelişmeleri yakından izlemeyi sürdüreceğini ve 2006 yılı bitmeden değerlendirme yapılacağını bildirdi.

Geçen yıl 140 sayfalık rapor yayımlayan, bu yılki raporunu 75 sayfada tutan AB Komisyonu, Türkiye'nin AB'ye üyelik hazırlığını hem siyasi ve ekonomik açıdan, hem de fasıllar itibariyle inceleyerek son 1 yılda bu doğrultuda kaydedilen gelişmelere değindi.

Türkiye'de reform sürecinin yavaşladığından bahsedilen ve halen çalışmaları süren 9'uncu reform paketinin bu rapor dönemine yetiştirilemediği anlatılan İlerleme Raporu'nda, Ombudsmanlık müessesesinin getirilmesinden övgüyle söz edildi.

Sivil-asker ilişkileri kapsamında Türkiye'nin AB standartlarını yakalama yolunda bazı ilerlemeler sağladığı, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasının önüne geçildiği belirtilen raporda, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin siyaseti önemli oranda etkilemeyi sürdürdüğüne vurgu yapıldı.

Yargı alanında Türkiye'nin yaptığı düzenlemelere ve yargı mensuplarının eğitilmesine rağmen, özellikle Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesinin şiddet içermeyen fikirlerin ifadesini kısıtlamaya yönelik kullanılmasından şikayet edilen raporda, Şemdinli olayları örnek gösterilerek, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun işleyişinin şüphe uyandırdığı ifade edildi.

İlerleme Raporu'nda, Türkiye'nin imzaladığı Ek Protokol (Ankara Anlaşması) uyarınca Kıbrıs Rum kesimi dahil 10 yeni AB üyesi için ulaşım üzerindeki kısıtlamalar dahil, malların serbest dolaşımını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilerek, "AB bunu yakından izlemeyi sürdürecek ve 2006 yılı içinde tam uygulama yapılıp yapılmadığını değerlendirecek" ifadesine yer verildi.

Raporda, Türkiye'nin Ek Protokol'ü tam olarak uygulamadığı ve limanlarını Kıbrıs Rum kesimi bayraklı gemilere açmamayı sürdürdüğü tespitleri yapılarak, bunun malların serbest dolaşımını kısıtladığı ve Gümrük Birliği anlaşmasının ihlali anlamına geldiği iddia edildi.

Raporda, Ek Protokol'ün uygulanmasının Türkiye'nin yasal yükümlülüğü olduğu ileri sürüldü.

AB Komisyonu İlerleme Raporu'nda Türkiye'nin Kıbrıs için "Eylem Planından" da bahsedildi.

Raporda, Türkiye'nin Kıbrıs Rum kesiminin OECD gibi uluslararası örgütlere katılımını veto etmeyi sürdürdüğü de dile getirildi.


AreX 8 Kasım 2006 16:13

08 Kasım 2006

BİNEK OTO VE TİCARİ ARAÇ PAZARI GERİLEDİ... -ODD VERİLERİNE GÖRE EKİM AYINDA SATIŞLARDA, GEÇEN YILIN AYNI DÖNEMİNE GÖRE BİNEK ARAÇLARDA YÜZDE 39,2 HAFİF TİCARİ ARAÇLARDA İSE YÜZDE 31,1 DÜŞÜŞ GÖRÜLDÜ

(A.A) - Türkiye'de 2006 yılı Ekim ayında satışlarda, geçen yılın aynı dönemine oranla binek araçlarda yüzde 39,2, hafif ticari araçlarda ise yüzde 31,1 düşüş gerçekleşti. Toplamda ise yüzde 36,1 azalma yaşandı.

Otomotiv Distribütörleri Derneğinin (ODD) Ekim ayı verilerine göre, 2006 yılı binek otomobil ve hafif ticari araç satışları Ekim sonunda 489 bin 198 adete ulaştı.

550 bin 628 adet olan aynı dönem 2005 yılı toplam pazarına göre yüzde 11,6 düşüş gösterdi.

2006 yılı toplam pazarda 2005 yılına göre binek araç satışlarında yüzde 11,6, hafif ticari araç satışlarında ise yüzde 10,5 azalma yaşandı.

2006 yılı Ekim ayında, geçen yılın aynı dönemine göre binek araçlarda yüzde 39,2, hafif ticari araçlarda ise yüzde 31,1 düşüş görüldü. Toplamda ise yüzde 36,1 azalma yaşandı.

Otomotiv pazarında bir önceki ay olan Eylül 2006'ya göre binek otomobil satışlarında yüzde 22,8, hafif ticari araç satışlarında ise yüzde 20,7 düşüş görüldü. Toplamda ise yüzde 20,7 düşüş oldu.

-DÜŞÜK VERGİLİ ARAÇLARA TALEP YÜKSEK-

2006 yılında da özellikle 1600 cc üzerindeki araçlara uygulanan yüksek vergiler nedeniyle bu araçların yer aldığı D,E ve F kategorilerinde yer alan araçların pazar oranının yüzde 15 ile sınırlı kaldığına dikkat çekilen raporda, daha ucuz olarak değerlendirilebilecek A,B ve C kategorilerinde yer alan araçların satışlarının ise toplam satışların yüzde 85'ini oluşturduğu bildirildi.

Kasa tiplerine göre değerlendirme yapıldığında da 2006 yılında 2005 yılına göre en hızlı düşüş yüzde 38'lik oranla S/W araçlarda olurken yalnızca SUV araçlarda yüzde 2'lik bir artış görüldüğü kaydedildi.

Raporda, binek otomobil pazarının motor hacmi bazında incelendiğinde Ekim sonu itibariyle en yüksek paya 1600cc altındaki düşük vergili araçların sahip olduğu, bu grubun toplam otomobil pazarı içindeki payının yüzde 78 seviyesinde gerçekleştiği bildirildi.

2006 yılında toplam satışlar içerisindeki dizel araç satışlarındaki artış trendinin devam ettiği, Ekim sonu itibariyle toplamda geçen yılın aynı dönemine oranlar dizel araç satışlarındaki artışın yüzde 19 oranında olduğu kaydedildi.

Toplam pazarda Ekim sonu itibariyle otomatik şanzımanlı araç satışlarının 2005 yılına oranla yüzde 7 düşüş kaydettiği belirtildi.

-EKİM AYINDA 2 ADET FERRARİ SATILDI-

Ekim ayı satışlarına göre, toplamda 6 bin 499 adetle Ford ilk sırada yer alırken, Ford'u 5 bin 319 adet ile Renault, 3 bin 762 adet ile Volkswagen takip etti.

Binek satışlarında ise 3 bin 670 adet ile Renault birinci, 2 bin 1 adet ile Ford ikinci, 1885 adet ile de Toyota üçüncü sırada yer aldı.

Geçtiğimiz ay 2 adet Ferrari, 85 adet Jaguar, 1 adet Maserati, 17 adet Porsche marka otomobil satıldı.

Ocak-Ekim döneminde ise toplamda 84 bin 788 adet Ford, 64 bin 832 adet Renault, 57 bin 777 adet Fiat satıldı.

Aynı dönemde binek satışlarında ise Renault 44 bin 509 adet ile ilk sırada yer aldı. Renault'u 31 bin 711 adet ile Ford, 27 bin 617 adet ile de Fiat takip etti.

Yılın 10 aylık döneminde 19 adet Ferrari, 189 adet Porsche, 15 adet Maserati satıldı.


AreX 8 Kasım 2006 18:10

08 Kasım 2006

TBMM İÇİŞLERİ KOMİSYONU...

Komisyonda, Emniyet Genel Müdürlüğüne 2007 yılı ve sonrası için 20 bin yeni polis kadrosu verilmesini öngören kanun tasarısı benimsendi.

TBMM İçişleri Komisyonunda, Emniyet Genel Müdürlüğüne 2007 yılı ve sonrası için 20 bin yeni polis kadrosu verilmesini öngören kanun tasarısı benimsendi.

İçişleri Komisyonu, Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin, Emniyet Genel Müdürlüğüne Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısını, tali komisyon olarak görüştü. İçişleri Komisyonu, Emniyet Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatına 2007 yılı ve sonrası için
20 bin polis kadrosu ihdas edilmesini öngören tasarıyı kabul etti.

5. KEZ YER DEĞİŞTİRME

İçişleri Komisyonu, Çoruh Nehri üzerinde inşa edilecek baraj dolayısıyla Artvin'in Yusufeli ilçe merkezinin başka yere nakledilmesine ilişkin tasarıyı ise esas komisyon olarak benimsedi.

Hükümet adına toplantıya katılan İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Alim Barut, Yusufeli'nde 1984-1986 yıllarında kaymakamlık yaptığını ifade ederek, ''Hafızam beni yanıltmıyorsa, Yusufeli'nin merkezi 1876 yılından bu yana, daha önce 4 kez değişmiş. Bu, 5. kez olacak'' diye konuştu.

Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısını da tali komisyon olarak ele alan İçişleri Komisyonu, tasarıyı kabul etti.



08 Kasım 2006

10'UNCU ULUSLARARASI İŞ FORUMU KONGRESİ... -MÜSİAD TARAFINDAN, 22-25 KASIM ARASINDA KONGRE, 23-26 KASIM TARİHLERİ ARASINDA DA FUAR DÜZENLENECEK -İSTANBUL'DAKİ ORGANİZASYONA 50 ÜLKEDEN 1.500 YABANCI İŞ ADAMI VE 2700 MÜSİAD ÜYESİ KATILACAK

(A.A) - Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından düzenlenecek ''10'uncu Uluslararası İş Forumu (IBF) Kongresi'' 22-25 Kasım, ''11'inci MÜSİAD Uluslararası Fuarı'' da 23-26 Kasım tarihleri arasında İstanbul'da yapılacak.

CNR Expo Center Fuar Merkezi ve Grand Cevahir Otelde eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek ve İpek Yolunun tarihi misyonunun günümüze taşınacağı uluslararası iki organizasyona, 50 ülkeden 1.500 civarında yabancı iş adamı ve devlet adamı ile 2 bin 700 MÜSİAD üyesi katılacak.

Açılışını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yapmasının beklendiği kongre ve fuara, İslam Ticaret ve Sanayi Odası, İslam Kalkınma Bankası ve İKÖ başkanlarının yanı sıra Suriye, Mısır, Kuveyt, BAE, Suudi Arabistan, Cezayir, Fas, İran, Pakistan, Kazakistan, G. Afrika, Avustralya ve Singapur'dan bakanlar ve oda başkanlarının katılımı bekleniyor.

''Afro-Avrasya'nın Ticaret ve Yatırım Arenası'' olarak nitelendirilen IBF'nin bu yılki ana teması ''İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Üyeleri Arasındaki Yatırım Ortaklıkları'' olarak belirlendi.

Forumda, İKÖ üyesi 57 ülkenin ekonomik işbirliği ve ortak yatırımların önündeki engellerin nasıl kaldırılabileceği konuşulacak.

İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun da özel davetli olarak katılacağı forumun, petrol zengini Körfez sermayesi ile Anadolu Kaplanları arasındaki ortak yatırımları tetiklemesi bekleniyor.
Bu yıl, ''21. Yüzyılın İpek Yolu'' konseptiyle tasarlanan fuar ise 23-26 Kasım tarihleri arasında CNR Expo'da 4 bine yakın yerli ve yabancı iş adamını buluşturacak. Ana teması ''Rekabetin İtici Gücü Yenilikçilik'' olarak belirlenen Afro-Avrasya'nın en büyük referans fuarını Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen açacak.

27 bin metrekarelik kapalı alanda 350 firmanın katılımıyla gerçekleşecek fuarı bu yıl 150 bini aşkın kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.

-REEL EKONOMİYE 2 MİLYAR DOLAR KATKI-

MÜSİAD Başkanı Ömer Bolat, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, organizasyonun ilk ayağını, 50'si yabancı 350 firmanın katılacağı ''Uluslararası Güç Birliği Fuarı''nın, ikinci ayağını ise 15 ülkeden başbakan ve bakanların katılımının beklendiği uluslararası iş forumunun oluşturduğunu belirtti.

Fuar ve forumun; İslam Konferansı Örgütü (İKÖ), ve İslam Kalkınma Bankasının (İKB) yanı sıra DTM, KOSGEB, İTO, İBB ve THY'nin desteğiyle gerçekleştirileceğini bildiren Bolat, organizasyonla hem ülke tanıtımına hem de yapılacak ticaret ve yatırım bağlantılarıyla reel ekonomiye en az 2 milyar dolarlık katkı sağlanacağını vurguladı.

-SURİYE PARTNER ÜLKE-

MÜSİAD Başkanı, Türkiye'ye her yıl 8-10 milyar dolar Körfez sermayesi çekmenin mümkün olduğunu, 10. IBF Kongresi'nin, son yıllarda rotasını Türkiye'ye çeviren petrol zengini Körfez sermayesi ile küresel pazarları zorlamaya başlayan Anadolu Kaplanları arasındaki ortak yatırımları tetikleyeceğini belirtti.

Bolat, IBF kongresinde Türkiye'nin yabancı sanayi ve portföy yatırımlarını çekebilmesi için ticari avantajlarına ilişkin sunumlar ve ikili görüşmeler yapılacağını vurguladı.

Her yıl fuar öncesinde bir ''partner ülke'' seçildiğini hatırlatan Ömer Bolat, 2006'nın ''partner ülke''sinin Suriye olduğunu kaydetti.

Ömer Bolat, Suriye Başbakan Yardımcısı Dr. Abdullah Dardari'nin 100 iş adamıyla katılacağı fuarda 400 metrekarelik alanda ''Şam Ticaret Köyü'' kurulacağını, ülkeye has ürün ve hizmetlerin sergileneceğini bildirdi.


AreX 9 Kasım 2006 12:20

09 Kasım 2006


BDT ÜLKELERİ, YILIN 9 AYINDA ORTALAMA YÜZDE 6 BÜYÜDÜ

(AA) - 09.11.2006 - Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerindeki ekonomik büyüme, yılın 9 ayında yüzde 6 oldu.

BDT Devletlerarası İstatistik Komitesinden yapılan açıklamada, bu dönem içinde BDT ülkelerindeki en fazla büyümenin yüzde 34 ile Azerbaycan?da, en düşük büyümenin ise yüzde 3.2 ile Kırgızistan?da gerçekleştiği bildirildi.

Açıklamada, bu dönemde Ermenistan?da yüzde 12.5, Belarus?ta yüzde 9.6, Gürcistan?da yüzde 7.8, Tacikistan?da yüzde 7.6, Özbekistan?da yüzde 6.6, Ukrayna?da yüzde 6.2, Rusya?da yüzde 5.7, Moldavya?da yüzde 5 büyüme gerçekleştiği ifade edildi.

Bu dönem içerisinde BDT ülkelerindeki en yüksek enflasyonun yüzde 12.2 ile Moldavya?da, en düşük enflasyonun ise yüzde 5.8 ile Kırgızistan?da meydana geldiği kaydedildi.

Açıklamada, bu yılın 9 ayında enflasyonun Tacikistan?da yüzde 10.8, Rusya?da yüzde 9.9, Gürcistan?da yüzde 9, Kazakistan?da yüzde 8.7, Azerbaycan?da yüzde 7.3, Ukrayna?da yüzde 5.9 olarak hesaplandığı belirtildi.

Açıklamada, Türkmenistan?la ilgili istatistik verilerinin BDT Devletlerarası İstatistik Komitesine ulaşmadığı kaydedildi.


Misafir 9 Kasım 2006 12:36

Geçici vergi beyanname süresi uzatıldıMaliye Bakanlığı geçici vergi beyanname verme süresini 13 Kasım'a kadar uzattı.

09.11.2006 10:25http://www.haberturk.com/kuturesim/borsa1.jpg Maliye Bakanlığı yayımladığı bir sirkülerle, 10 Kasım olan Temmuz-Ağustos-Eylül 2006 dönemine ait üçüncü üç aylık geçici gemir ve kurumlar vergisi beyannamelerinin verilme süresini 13 Kasım Pazartesi gününe kadar uzattı. Tahakkuk eden verginin ise 17 Kasım akşamına kadar ödenmesi gerektiği hatırlatıldı.
ANKA

IMF: Cari açık alarm vermiyorHugh Bredenkamp: Cari açığın 30 milyar doları geçmesinin ’alarm’ göstergesi değil

09.11.2006 11:05http://www.haberturk.com/kuturesim/imfhugh.jpgIMF Türkiye Temsilcisi Hugh Bredenkamp, cari açığın 30 milyar doları geçmesinin ’alarm’ göstergesi olmayacağını savunarak, "Cari açıklar her zaman yanlış olacak diye bir şey yok. Türkiye gibi ülkelerin hızlı büyüme dönemlerinde cari açık vermesi doğal sonuç olabilir. Türkiye’de cari açığın finansmanı açısından iyi bir ortam var. Doğrudan yabancı yatırımlarda artış var" dedi.
ULUSLARARASI Para Fonu (IMF) Türkiye Temsilcisi Hugh Bredenkamp, bu yıl GSYH’nin yüzde 8’i civarında gerçekleşmesi beklenen cari açıktan korkulmaması gerektiği mesajını vererek, "Cari açıklar her zaman yanlış olacak diye bir şey yok. Türkiye ve benzeri ülkelerin hızlı büyüme dönemlerinde cari açık vermesi doğal sonuç olabilir. Yurt içi mevduatın da bu anlamda dikkate alınması gerekiyor" dedi. Bu yıl sonunda cari açığın 30 milyar doları geçmesinin bir alarm göstergesi olmayacağını da vurgulayan Bredenkamp, "Cari açık alarm vermiyor, çünkü cari açığın finansmanı açısından Türkiye’de iyi bir ortam bulunuyor. Doğrudan yabancı yatırımlarda artış var. Geçen yıl da kısa vadeli finansmandan uzun vadeli finansmana bir geçiş oldu. Böylelikle borç stokunda artış olmadı. Türkiye’de nefes alınabilecek bir boşluk bulunuyor. Bu da politikaların güçlendirilmesi, yapısal reformların devamı anlamında zaman tanıyor" diye konuştu.
YABANCI SERMAYE BAĞIMLILIĞI: Stratejik Teknik Ekonomik Araştırmalar Merkezi’nin (STEAM) tarafından İstanbul’da düzenlenen "Uluslararası Finans Arenası: Küresel İlişkiler ve Risk Yönetimi" konferansındaa konuşan Hugh Bredenkamp, 1998-2000 arası Türkiye’de GSYH’nin yüzde 2.15 oranında büyüdüğünü, bunun yanı sıra ekonomide bazı riskler ortaya çıktığını söyledi. Cari açık gibi risklerin iyi yönetilmesi gerektiğini anlatan Bredenkamp, risk yönetiminin yolunun da makroekonomik reformların sürdürülmesinden geçtiğini kaydetti. Bredenkamp, "Cari açığın uzun vadeli çözümü için makroekonomik politikaların yanı sıra orta vadede ekonomideki rekabeti ve verimliliği artıracak yapısal reformlara devam edilmeli. İşgücü piyasasının serbestleştirilmesine yönelik önlemler olabilir. Ayrıca yabancı sermayeye bağımlılığı azaltacak olan yurtiçi tasarrufların geliştirilmesinin yanı sıra daha uygun bir tahvil sistemi de iyi olabilir" dedi.
DALGALANMA TABİİ Kİ ŞOKTU: Cari açığa bakıldığında Türkiye açısından bir takım sorunlu alanlar olduğunu belirten Bredenkamp, şöyle konuştu: "Ancak mayıs-haziran döneminde dalga tüm yükselen piyasaları etkileyen bir şoktu. Bu süreçte Türkiye için iki tane burgu gördü. Özellikle piyasa, politikaların sıkıştırılması açısından kendini çabuk toparladı. Şimdiye kadar kredi kalitesiyle ilgili herhangi bir kötüleşme göstermedi. Konut sektöründeki dalgalanmalar dışında çok fazla etkisi olmadı. Bu direnç risk yönetiminin iyi bir şekilde uygulandığını gösteriyor. Ekonomi için risk yönetimi önemli, bu da olumsuz etkileri geri çekti."
EN FAZLA TÜRKİYE ETKİLENDİ: Bredenkamp, dalgalanmadan Türkiye’nin diğer yükselen pazarlara göre daha fazla etkilendiğine dikkat çekerek, "Türkiye özellikle döviz piyasası açısından ciddi etkilendi. Hisse senedi piyasası, yerel iç borçlanma kağıtları piyasası da aynı etkiyi gördü. Nisan ayında Türkiye, Brezilya ile aynı değeri gösterirken, daha sonra bir açıklık meydana geldi. Bu açık, toparlanma döneminde de devam etti" diye konuştu. Dalgalanma sürecinde Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflerinin sağlamlaştırılması gerektiğini vurguladığını, döviz kurlarının sıkı bir şekilde korunması gerektiğini ortaya koyduğunu anlatan Bredenkamp, böyle süreçlerde güvenilir bir para politikası ve bütçe politikalarının uygulanması gerektiğini kaydetti.
Krizde IMF’yi suçlayanlar oldu ekonomi 5 yılda cevabını verdi
GLOBAL finans sisteminin bir parçası olmak isteyen her ülkenin kendi risklerini değerlendirme ve yönetme yetkisine sahip olması gerektiğini anlatan Hugh Bredenkamp, şunları söyledi: "Türkiye ekonomisi son 5 yıl içerisinde önemli cevaplar verdi. Çok fazla kriz yaşandığında bu krizin bizim yüzümüzden olduğunu söyleyen insanlar olmuştu. Aslında ekonomide birtakım ayarlamaların yapılması ve bu politikalara devam edilmesi gerektiğini söylemiştik. Savunma mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini Türkiye ekonomisine söyledik. Bunlar da Türkiye’yi dünya ekonomisine entegre olmasını sağlayacaktır."


AreX 9 Kasım 2006 17:36

09 kasım 2006

DEVLET BAKANI BABACAN: (2) -''BİZ AB ZİRVESİNDE, ÇOK KÖTÜ BİR SENARYO BEKLEMİYORUZ VE 15 ARALIK'TAN SONRA, AB İLE MÜZAKERELERİN ASKIYA ALINMASINI ÇOK OLASI GÖRMÜYORUZ'' -''RASYONALİTE, TÜRKİYE'NİN AB SÜRECİNİN CİDDİ BİR SIKINTIYA UĞRAMAMASINI GEREKTİRİYOR'' -''TÜRKİYE'NİN AB SÜRECİNİN TIKANMASININ OLUMSUZ SONUÇLARI, HEM AB'Yİ HEM DE DOĞU-BATI İLİŞKİLERİNİ ETKİLER. ZATEN RUMLAR VE YUNANİSTAN DAHİL HİÇ KİMSE ÇOK CİDDİ BİR TIKANIKLIK İSTEMİYOR''

(A.A) - Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Aralık ayında yapılacak AB Liderler Zirvesinde, çök kötü bir senaryo beklemediklerini, böyle bir senaryonun gerçekleşme ihtimalinin zayıf olduğunu söyledi.

Babacan, CNN TÜRK televizyonundaki ''Manşet'' programında yaptığı açıklamada, AB Liderler Zirvesi'nin ardından Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerin askıya alınmasını çok olası görmediklerini vurguladı.

Kıbrıs konusunda, AB'nin KKKTC'deki izolasyonları kaldırma taahhüdünü henüz yerine getirmediğini belirten Babacan, bu nedenle, Kıbrıs konusunun çözümünde, AB yerine, daha objektif olduğunu düşündükleri BM'yi geniş kapsamlı ve nihai bir çözüm için tercih ettiklerini ifade etti.

-RUMLAR, GÜCÜ KÖTÜYE KULLANIYOR...-

Rumların yaptığını, ''üye olmanın verdiği gücü kötüye kullanma'' olarak ifade eden Babacan, AB üyelerinin de Rumların tutumlarından memnun olmadığını vurguladı.

Kıbrıs konusu üzerindeki görüşmelerin Finlandiya tarafından öne sürülen fikirler dizisi üzerinde ikili görüşmeler şeklinde devam ettiğini hatırlatan Babacan, izolasyonların, verilen taahhütler çerçevesinde kaldırılmasını istediklerini, ancak AB'nin sözünü yerine getirmesi halinde, havaalanları ve limanlarını açabileceklerini kaydetti.

Finlilerin çabalarıyla ilgili beklentileri yükseltmemek gerektiğini, ikili görüşmelerin devam ettiğini, Finlandiya'nın önerilerini halen yazılı hale getirmediğini belirten Babacan, ''Finliler açık, dürüst insanlar ama tüm muhataplarını öyle zannediyorlar'' dedi. Babacan, Finlilerin, Kıbrıs ile ilgili tarafların tarihlerini de inceleyerek, biraz daha iyi anlamaları gerektiğini söyledi.

Ali Babacan, AB'nin 25 üyesinden birinin Rumlar olduğunu, bu nedenle AB'in Kıbrıs ile ilgili konularda artık objektif olamadığını belirterek, ''biz de bunu anlayışla karşılamalıyız'' dedi.

AB'nin Birlik olarak üyelerinden birini eleştiren bir tutum içine giremeyeceğini belirten Babacan, ''Kıbrıs Sorunu, sorunlu bir adanın çözüm bulunmadan tek taraflı olarak AB'ye üye yapılmasıdır'' şeklinde konuştu.

-TANIMA ŞARTI...-

Ali Babacan, ''BM zemininde, karşılıklı uzlaşmayla kapsamlı bir çözüm olmadan Türkiye, Kıbrıs'ı tanımayacaktır'' dedi.

Üye ülkelerin, Liderler Zirvesi'nde ortaya çıkacak olan tavsiyelerini henüz yapmadıklarını belirten çünkü Kıbrıs konusundaki görüşmelerin halen devam ettiğini belirten Babacan, AB'nin bir uzlaşma kültürü olduğunu ve bu nedenle uzun bir süre olarak değerlendirdiği Liderler Zirvesi'ne kadar bir çözümün bulunabileceğini, son günü kadar ümidin kaybedilmemesi gerektiğini işaret etti.

AB Komisyonu, Kıbrıs konusunda bir sonuca ulaşılamaması halinde, Aralık ayında yapılacak liderler zirvesinde tavsiye kararı alacak.

''Rasyonalite, Türkiye'nin AB sürecinin ciddi bir sıkıntıya uğramamasını gerektiriyor'' diyen Babacan, ''Türkiye'nin AB sürecinin tıkanmasının olumsuz sonuçları, hem AB'yi hem de doğu-batı ilişkilerini etkiler, zaten Rumlar ve Yunanistan dahil hiç kimse çok ciddi bir tıkanıklık istemiyor'' şeklinde konuştu.

-REFORMLAR YAVAŞLADI İDDİASI...-

Babacan, AB sürecindeki reformların yavaşladığına ilişkin iddiaların bulunduğunu, reformlarda bir yavaşlamanın olmadığını, ancak bazı uygulamaların yavaş gittiğini söyledi.

TBMM'nin son dört yılda tarihinde çıkartmadığı kadar reform yasası çıkarttığını hatırlatan Babacan, sadece uygulamalar için biraz zaman gerektiğini vurguladı.

-HÜKÜMET, STK'LARDAN 301. MADDE İÇİN ÖNERİ BEKLİYOR...-

301. madde konusunda son günlerde bir gelişme yaşandığını hatırlatan Babacan, Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK), Başbakan ile görüşerek bu maddenin değiştirilmesi konusunda toplu irade beyanında bulunduklarını söyledi.

STK'ların, 301. madde konusunda ortak bir görüş oluşturarak Hükümete sunmalarını istediklerini, birkaç güne kadar STK temsilcileriyle yeniden görüşebileceklerini belirten Babacan, STK'ların bu konudaki ortak önerilerini birkaç gün içinde sunabileceklerini de vurguladı.


AreX 9 Kasım 2006 20:07

09 Kasım 2006

TARIM ve KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU KURULUYOR

Avrupa Birliği (AB) ve uluslararası kuruluşlardan sağlanacak kaynakları kapsayacak şekilde, kırsal kalkınma programlarının uygulanmasına yönelik faaliyetleri gerçekleştirmek üzere Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu kurulmasını öngören tasarı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda kabul edildi.

TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda Tarım ve Kırsal Kakınmayı Destekleme Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı kabul edildi.

Kabul edilen tasarıya göre, kurum; ulusal kalkınma plan, program ve stratejilerindeki ilke ve hedefler çerçevesinde, AB ve uluslararası kuruluşlardan sağlanan kaynakları da kapsayacak şekilde, kırsal kalkınma programlarının uygulanmasına yönelik faaliyetleri gerçekleştirecek. Kurum, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli olacak.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ilgili kuruluşu olacak Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu, desteklerden yararlanabilinmesi amacıyla tanıtım, eğitim, danışmanlık ve yönlendirme faaliyetlerini yürütecek. Kurum, proje ve faaliyet başvurularını alacak, ön incelemeleriyle yerinde kontrollerini yapacak. Proje ve faaliyetleri, başvuru şartlarını, değerlendirme ve seçim kriterlerine göre değerlendirecek.

Desteklenecek proje ve faaliyetleri belirleyecek, uygulama sözleşmelerini hazırlayacak ve başvurusu uygun görülenler ile sözleşme imzalayacak olan kurum, merkez ve taşra teşkilatından oluşacak. Kurum, görevleriyle ilgili konularda tüzel ve gerçek kişiler ile sivil toplum örgütleri, Avrupa Komisyonu ve uluslararası kuruluşlarla gerekli işbirliği ve koordinasyonu sağlayacak.

İZLEME VE YÖNLENDİRME KOMİTESİ

Oluşturulan İzleme ve Yönlendirme Komitesi, kırsal alandaki gelişmelerle kırsal kalkınma program ve desteklerinin ulusal politika ve stratejilere uygun, birbirleriyle tutarlı, uyumlu ve etkin bir şekilde uygulanması amacıyla; proje ve faaliyet başvuru şartları, seçim ve değerlendirme kriterlerinin kırsal kalkınma hedeflerine uygunluğu konusunda görüş oluşturacak. Proje Değerlendirme ve Seçim Komisyonu ise program kapsamında desteklenecek proje ve faaliyet listelerini ve bunlara ilişkin raporları görüşecek ve desteklenecek projeleri onaylayacak.

Kırsal kalkınma program ve destekleme uygulamaları başlatılmadan, yapılanma süreci de dikkate alınarak, illerde il koordinatörlüğü kurulacak. İl koordinatörlükleri, ilde duyuru ve tanıtımlar yapacak. Kurumun merkez teşkilatında 150'den fazla kişi istihdam edilemeyecek.

AB tarafından kırsal kalkınma için sağlanan mali kaynakların programlanması, kullanılması ve mali yönetimine ilişkin usul ve esaslar ile kurumun yetki ve sorumlulukları, AB ile imzalanan anlaşmalar çerçevesinde belirlenecek.

Kurumun dış denetimi, AB ile yapılan anlaşmalarda belirlenen hükümlerin dışında Sayıştay tarafından yapılacak. Kurumun nitelikli personel ihtiyacının karşılanması amacıyla 1 yıl süreyle istihdam edilen personelde yabancı dil şartı aranmayacak, ancak merkez ve il koordinatörlüğünde istihdam edilecek personelin KPDS'de belirli bir düzeyde puan almaları istenecek.

AK PARTİ'LİLERİN ÖNERGESİ

Bu arada AK Parti milletvekillerinin ''Kurumun gelir ve giderlerle ilgili bütün işlemlerin Kamu Mali Yönetimi ve Kontrolü, Devlet İhale Kanunu, Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerine tabi tutulmaması'' yönündeki önergesi tartışma yarattı.


Devlet Planlama Teşkilatı, Maliye ve Hazine uzmanları, böyle bir düzenlemenin AB tarafından da eleştirileceğini dile getirerek, önerge aleyhinde görüş belirtti. Uzmanlar, AB kaynaklarından tahsis edilecek fonları birliğin kendisinin denetlediğini dile getirerek, böyle bir maddenin sadece kurumun hizmet alımlarıyla ilgili olduğunu kaydetti.

CHP Şanlıurfa Milletvekili Vedat Melik, Avrupa Komisyonu tarafından sağlanacak 750 milyon Avro'luk bir kaynağın kullanımı konusunda bir düzenleme yapıldığını hatırlatarak, kontrolsüz iş olamayacağını, paranın olduğu her yerde sorun yaşanacağını söyledi.

Komisyon Başkanı AK Parti Adana Milletvekili Vahit Kirişçi, verilen aranın ardından AK Parti'li milletvekillerinin önergelerini geri aldığını açıkladı. CHP milletvekilleri bu davranışlarından dolayı AK Parti'li milletvekillerini tebrik ettiklerini, ancak kanun tasarısı hakkında muhalefet şerhlerinin süreceğini belirtti.



AreX 10 Kasım 2006 16:28

10 Kasım 2006

ÇİN'İN YILLIK İHRACATI 1 TRİLYON DOLAR SINIRINA DAYANDI

(A.A) - ''Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi'' unvanını yıllardır kimseye kaptırmayan Çin'in yıllık ihracatı 1 trilyon dolar sınırına yaklaştı.

Ticaret bakanlığının açıklamasında, Çin'in bu yılki ihracat gelirinin 960 milyar dolar olmasının beklendiği bildirildi.

Açıklamada, Çin'in bu yıl 150 milyar dolarlık dış ticaret fazlası vereceği de belirtildi.

Çin'in, ''küresel dengeleri bozduğu'' gerekçesiyle, başta ABD olmak üzere büyük dünya ekonomilerinin tepkisini çeken ve azaltılması için önlemler alınması istenen dış ticaret fazlası, geçen yıl 102 milyar dolar olmuştu.


AreX 10 Kasım 2006 16:56

10 Kasım 2006

ÖZBEKİSTAN'DA, DOKUZ AYLIK ÖZELLEŞTİRME GELİRİ 44.8 MİLYON DOLAR

Özbekistan'da, yılın dokuz ayında, özelleştirme faaliyetleri sonucu 44 milyon 800 bin dolar gelir sağlandı.

Devlet Mülk Komitesinin açıklamasına göre, bu yılın Ocak-Eylül döneminde kamu işletmelerindeki özelleştirmelerden 44 milyon 800 bin dolar gelir elde edildi ve bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1.2'lik artışı ifade ediyor.

Özelleştirme gelirinin 31 milyon 700 bin dolarlık kısmını 13 işletmeyi alan yabancılardan sağlandı.

Özelleştirme şartlarına göre alıcılar ayrıca toplam 50 milyon 500 bin dolarlık yatırım yapmayı da üstleniyor.

Özbekistan hükümeti, geçen yıl yapılan özelleştirmeler sonucu yaklaşık 65 milyon 300 bin dolarlık gelir elde ederken, alıcılara da yaklaşık 51 milyon 900 bin dolarlık yatırım şartı getirmişti.

A.A.



Saat: 23:03
Sayfa 4 / 14

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık